ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2011/111
Karar Sayısı : 2012/56
Karar Günü : 11.4.2012
R.G. Tarih-Sayı :06.10.2012-28433
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN MAHKEMELER :
1- Askeri Yargıtay 4. Dairesi (Esas: 2011/111)
2- Kara Kuvvetleri Komutanlığı, 5. Kolordu Komutanlığı AskeriMahkemesi (Esas: 2012/5)
İTİRAZLARIN KONUSU : 1- 22.5.1930 günlü, 1632sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 49. maddesinin (A) fıkrasında yer alan '' firarfiilleri hakkında dava müruru zamanı, bütün askeri mükellefiyetlerin veyabizzat girmiş oldukları taahhüdün bitmesinden itibaren işlemeğe başlar.'ibaresinin Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine,
2- 22.5.1930 günlü, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 49.maddesinin (A) fıkrasında yer alan '' firar fiillerihakkında dava müruru zamanı, bütün askeri mükellefiyetlerin ' bitmesinden itibarenişlemeğe başlar.' ibaresinin Anayasa'nın 2., 10. ve 38. maddelerine
aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Firar suçundan açılan davalarda, dava zamanaşımı süresininişlemeye başlaması hakkında itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğukanısına varan mahkemeler iptali için başvurmuşlardır.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun itirazlara konu ibarelerin deyer aldığı 49. maddesi aşağıdaki şekildedir.
'Madde 49- (Değişik: 11/12/1935 - 2862/4 md.)
Aşağıdaki fıkralarda yazılı hükümler mahfuz olmak üzere askerisuçlarda dava ve cezanın düşmesi hususlarında Türk Ceza Kanununun birincikitabının 9 uncu babı hükümleri tatbik olunur.
A) Yoklama kaçağı, bakaya, saklı ve firar fiilleri hakkında davamüruru zamanı, bütün askeri mükellefiyetlerin veya bizzat girmiş olduklarıtaahhüdün bitmesinden itibaren işlemeğe başlar.
B) Hıyanet cürümlerile maznun ve mahkum olanlar hakkında müruruzaman yoktur.
C) (Ek : 14/6/1989 - 3574/1 md.) Sırf askeri suçlarda Türk CezaKanununun 119 uncu maddesi hükümleri uygulanmaz.'
[Bu maddenin (A) fıkrasının '' fiilleri hakkında dava müruruzamanı, bütün askeri mükellefiyetlerin ' bitmesinden itibaren işlemeğe başlar'biçimindeki bölümü, Anayasa Mahkemesi'nin 30/3/2011 tarihli ve E.: 2007/95, K.:2011/61 sayılı kararı ile bakaya suçu yönünden iptal edilmiştir.]
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararlarında Anayasa'nın 2., 10. ve 38. maddelerinedayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
A- E. 2011/111 Sayılı Dosyanın İlk İnceleme Kararı
Anayasa Mahkemesi'nin İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca, HaşimKILIÇ, Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN,Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ,Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN,Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN'ın katılımlarıyla 17.11.2011 günü yapılan ilkinceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasınınincelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
B- E. 2012/5 Sayılı Dosyanın İlk İnceleme Kararı
Anayasa Mahkemesi'nin İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca, HaşimKILIÇ, Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, SerdarÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, BurhanÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI,Erdal TERCAN'ın katılımlarıyla 26.1.2012 günü yapılan ilk incelemetoplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesineOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- BİRLEŞTİRME KARARI
22.5.1930 günlü, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 11.12.1935günlü, 2862 sayılı Kanun'un 4.maddesi ile değiştirilen 49. maddesinin Afıkrasında yer alan ''firar fiilleri hakkında dava müruru zamanı, bütün askerimükellefiyetlerin '. bitmesinden itibaren başlar' ibaresinin iptaline kararverilmesi istemiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkin davanın, aralarındakihukuki irtibat nedeniyle 2011/111 esas sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE,2012/5 esas sayılı dosyanın esasının kapatılmasına, esas incelemenin 2011/111esas sayılı dosya üzerinden yürütülmesine, 26.1.2012 gününde OYBİRLİĞİ ilekarar verildi.
VI- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararları ve ekleri, Anayasa Mahkemesi Raportörü ÜmitDENİZ tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasakuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasamabelgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Uygulanacak Kural Sorunu
Anayasa'nın 152. ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 40. maddesine göre, mahkemeler, bakmaktaoldukları davalarda uygulayacakları kanun ya da kanun hükmünde kararnamekurallarını Anayasa'ya aykırı görürler veya taraflardan birinin ileri sürdüğüaykırılık savının ciddi olduğu kanısına varırlarsa, o hükmün iptali içinAnayasa Mahkemesi'ne başvurmaya yetkilidirler. Ancak, bu kurallar uyarınca birmahkemenin Anayasa Mahkemesi'ne başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmışve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması ve iptali istenen kurallarında o davada uygulanacak olması gerekmektedir. Uygulanacak yasa kuralları,davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayısonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunankurallardır.
İtiraz yolunan başvuran Askeri Yargıtay 4. Dairesi, 1632 sayılıAskeri Ceza Kanunu'nun 49. maddesinin (A) fıkrasının 'firar fiilleri hakkındadava müruru zamanı, bütün askeri mükellefiyetlerin veya bizzat girdikleritaahhüdün bitmesinden itibaren işlemeye başlar' bölümünün iptalini talepetmektedir.
1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 49. maddesinin (A) fıkrasıhükmü, firar suçlarında askerlik görevi yapanlar için durum ve statülerine göredava zamanaşımının başlangıcı yönünden iki farklı tarih öngörmüştür. Bu süre,Anayasa'nın 72. maddesinde belirtilen vatan hizmeti olarak zorunlu er ya daerbaş statüsünde askerlik görevini yapan kişiler yönünden bütün askerimükellefiyetlerin bitmesi ile başlarken, zorunlu askerlik hizmeti dışında görevyapan sözleşmeli er ve erbaşlar ile subay ve astsubaylar yönünden bizzatgirdikleri taahhütlerin bitmesi ile başlatılmaktadır.
'Bizzat girilen taahhüt' kavramı bir sözleşme veya mecburi hizmetnedeni ile askerlik görevi yapan kişilerle ilgilidir. Sözleşmeli er veerbaşların yaptıkları sözleşmelerle süreli olarak girdikleri ya da subay veastsubayların askeri okullardan mezun olduktan sonra yasalara göre belirlenensürede zorunlu olarak görev yapmak üzere verdikleri taahhütlerkastedilmektedir. Bu şekilde görev yapanlar subay, astsubay, sözleşmeli er yada erbaşlardır.
2011/111 esas sayılı dava dosyasındaki somut olayda firar suçunuişlediği iddia edilen sanık, er statüsünde zorunlu askerlik hizmetini yerinegetirmektedir. Sanık açısından bütün askeri mükellefiyetler askerlik çağınınsonunda bitecektir. Dolayısıyla Mahkeme tarafından firar suçundan yapılanyargılamada, dava zamanaşımı süresinin başlangıcı konusunda 'bütün askerimükellefiyetlerin bitmesi' dikkate alınacaktır. 'Bizzat girilen taahhüt'kavramı somut dava uygulanacak nitelikte değildir. Mahkeme bakmakta olduğudavada bu ibareyi uygulamayacaktır. Bu ibarenin inceleme dışında tutulmasıdurumunda firar suçunun sözleşmeli er ve erbaşlar ile subay ve astsubaylartarafından işlenmesi halinde zamanaşımı süresinin başlangıcı konusunda yasalboşluk doğmayacak ve süre başlangıcı için bizzat girilen taahhüdün bitmesibeklenecektir.
Belirtilen nedenlerle '' veya bizzat girmiş oldukları taahhüdün''ibaresinin, itiraz başvurusunda bulunan Mahkeme'nin bakmakta olduğu davadauygulanma olanağı bulunmadığından, bu ibareye ilişkin başvurunun Mahkeme'ninyetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
B- Sınırlama Sorunu
Anayasa'nın 152. ve 6216 sayılı Kanun'un 40. maddesine göre,Anayasa Mahkemesi'ne yapılacak başvurular, itiraz yoluna başvuran Mahkemeninbakmakta olduğu davada uygulayacağı yasa kuralları ile sınırlıdır.
1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 49. maddesinin (A) fıkrasında 'Yoklamakaçağı, bakaya, saklı ve firar fiilleri hakkında dava müruru zamanı, bütünaskeri mükellefiyetlerin veya bizzat girmiş oldukları taahhüdün bitmesindenitibaren işlemeğe başlar' denilmektedir. Bu kuralla firar suçu dışındayoklama kaçağı ve saklı suçları da düzenlenmiş, bu suçlarda zamanaşımısüresinin başlangıcının ise bütün askeri mükellefiyetlerin veya ilgililerinbizzat girmiş oldukları taahhüdün bitmesinden itibaren işlemeye başlayacağıbelirtilmiştir. Bu maddenin (A) fıkrasının '' fiilleri hakkında davamüruru zamanı, bütün askeri mükellefiyetlerin ' bitmesinden itibaren işlemeğebaşlar' bölümü, bakaya suçu yönünden Anayasa Mahkemesi'nin 30/3/2011tarihli ve E.2007/95, K.2011/61 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
İtiraz yoluna başvuran Mahkemeler, sanıkların firar suçunuişledikleri iddiası ile açılan kamu davaları nedeniyle yargılama yapmaktadır.Dolayısıyla kuralda yer alan yoklama kaçağı ve saklı suçlarından açılmış birkamu davası bulunmamaktadır.
Belirtilen nedenle, '' firar fiilleri hakkında dava müruruzamanı, bütün askeri mükellefiyetlerin' bitmesinden itibaren işlemeğe başlar.'ibaresine ilişkin esas incelemenin, 'firar suçu' yönünden sınırlı olarakyapılması gerekir.
C- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
Başvuru kararlarında; İtiraza konu kural ile düzenlenen ve davazamanaşımını süresinin başlangıcı için bütün askeri mükellefiyetlerin yerinegetirilmesinin beklenmesini öngören düzenlemenin, hukuk devletinde bulunmasıgereken, ölçülülük dolayısıyla 'elverişlilik', 'gereklilik' ve 'orantılılık'ilkelerinin ihlali nedeniyle Anayasa'nın 2. maddesine, asker kişiler tarafındanişlenebilecek benzer suçlarda farklı süre başlangıçları öngörülerek eşitlikilkesinin ihlali nedeniyle Anayasa'nın 10. maddesine aykırı olmasının yanında2012/5 esas sayılı başvuru kararında, askerlik çağına ilişkin sürenin,Genelkurmay Başkanlığının göstereceği lüzum, Milli Savunma Bakanlığı'nınteklifi ve Bakanlar Kurulu kararıyla 5 yıla kadar uzatılabileceğini ya dakısaltılabileceğini öngören kural nedeniyle zamanaşımının başlangıcı ile ilgilisürenin yürütmenin tekeline bırakıldığı belirtilerek kuralınayrıca Anayasa'nın 38. maddesine aykırılık teşkil ettiği ilerisürülmüştür.
Sırf askeri suç niteliğindeolan firar suçu, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 66. maddesinin birincifıkrasının (a) bendinde, kıt'asından veya görevi icabı bulunmak zorunda olduğuyerden izinsiz olarak altı günden fazla uzaklaşmak olarak tanımlanan, kesintisiz(temadi eden) bir suçtur. Görev mahallinden izinsiz uzaklaşma ile işlenmeyebaşlanılan firar suçu, yakalanma veya birliğine katılma ile son bulmaktadır.
İtiraza konu kuralı da içeren 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun49. maddesi ile Türk Ceza Kanunu'nda yer alan dava ve cezanın düşmesi ileilgili hükümlerin askeri suçlarda da uygulanacağı öngörülmüştür. Kanun koyucu,atıf yapılan Türk Ceza Kanunu'nun genel ilkelerinden ayrılarak, 49. maddenin(A) fıkrası ile sınırlı sayıda suçu belirtmek suretiyle dava zamanaşımısüresinin başlangıcı konusunda istisna getirmiştir. Bu istisnaya göre, firaredenler hakkındaki dava zamanaşımı süresi, kesintinin gerçekleştiği (temadininbittiği) tarihten değil bütün askeri mükellefiyetlerin bittiği tarihtenitibaren işlemeye başlamaktadır.
1632 sayılı Kanun'un 49.maddesinin (A) fıkrasında geçen 'bütün askeri mükellefiyetlerin bitmesi'terimi, 1111 sayılı Askerlik Kanunu'nun hükümleri birlikte değerlendirilerek'askerlik çağı' kavramına göre belirlenecektir. 1111 sayılı Kanun'un 5.maddesinin dördüncü fıkrasına göre askerlik görevini yapmayan ya da yapmışsayılmayan hiçbir fert askerlik çağı dışına çıkarılamamaktadır. Yoklama,muvazzaflık ve yedeklik olmak üzere üç devreye ayrılan askerlik çağının bitmesiiçin muvazzaflık ve yedeklik dönemlerinin tamamlanması ya da tamamlanmışsayılması gerekmektedir. Yedeklik dönemi dâhil olmak üzere askerliğe elverişliolmadığına karar verilenler için karar tarihinde askerlik çağı da bitmişolmaktadır. Askerliğe elverişli olanlar için ise askerlik çağı, 1111sayılı Kanun'un 2. maddesinin ilk fıkrasına göre belirlenir ve fıkrada budurum, 'Askerlik çağı her erkeğin esas nüfus kütüğünde yazılı olan yaşınagöredir ve yirmi yaşına girdiği sene Ocak ayının birinci gününden başlayarak 41yaşına girdiği sene Ocak ayının birinci gününde bitmek üzere en çok yirmibirsene sürer' şeklinde belirtilmiştir. 1111 sayılı Kanun'un 5. maddesinindördüncü fıkrası nedeniyle askerlik görevi yapmayan ya da yapmışsayılmayanlar için süre hiçbir şekilde işlemeye başlamayacaktır.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem veişlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyupgüçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirereksürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukunüstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
Yasakoyucu, zamanaşımıkurumunu düzenlerken hukuk devleti ilkesinin bir gereği ve ceza hukukunun temelprensiplerinden olan ölçülülük ilkesiyle bağlıdır. Bu ilke ise 'elverişlilik','gereklilik' ve 'orantılılık' olmak üzere üç alt ilkedenoluşmaktadır. 'Elverişlilik', başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaçiçin elverişli olmasını, 'gereklilik' başvurulan önlemin ulaşılmakistenen amaç bakımından gerekli olmasını ve 'orantılılık' ise başvurulanönlem ve ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken ölçüyü ifadeetmektedir.
Ölçülülük ilkesiyle devlet, cezalandırmanın sağladığı kamu yararıile bireyin hak ve özgürlükleri arasında adil bir dengeyi sağlamaklayükümlüdür. Askeri disiplinin tesisinde zafiyeti önlemek amacıyla itiraza konukural getirilmiş ise de firar eden failin yaşı ne olursa olsun askerlikgörevini yerine getirmediği ya da getirmiş sayılmadığı sürece bu yükümlülüktenkurtulamayacak olması nedeniyle dava zamanaşımı süresinin başlamaması buna birkatkı sağladığı söylenemez. Bu nedenle itiraza konu kural amaca ulaşmadaelverişli görülmemiştir. Ayrıca kesintisiz bir suç olan firar suçunda davazamanaşımı süresinin, failin askeri hiyerarşi ve disiplin altına girdiğiyakalanması veya kıtasına katılması değil, onun bütün askerimükellefiyetlerinin bitmesinden itibaren başlatılması askeri disiplininsağlanması açısından gerekli bir tedbir olarak değerlendirilemez. Aynı zamandafaillerin lehine olan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda en ağır cezayı gerektirensuçlarda bile zamanaşımı süresinin 20 yıl olması karşısında itiraz konusukuralın orantılı olmadığını kabul etmek gerekir. İtiraz konusu kural kişileri,işledikleri suçla orantısız ve makul olmayan bir süre içinde davalarının neşekilde sonuçlanacağı endişesiyle de yaşamak durumunda bırakmaktadır.
İtiraz konusu kural, suçun ağırlığını, ona verilen cezanınsüresini, cezadan beklenen sosyal faydanın zaman içinde azalacağını dikkatealmaması, disiplinin yeniden tesisine etkin bir katkı sağlamayacak olmasınarağmen faili uzun ve aynı zamanda belirsiz olan süre ile ceza tehdidi altındabırakması nedeniyle kamu yararı ile bireyin hak ve özgürlükleri arasında adilbir denge oluşturamadığından ölçülülük ilkesine aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle, itiraza konu kural Anayasa'nın 2. maddesineaykırıdır. İptali gerekir. Konunun, Anayasa'nın 10. ve 38. maddeleri yönündenincelenmesine gerek görülmemiştir.
VII- SONUÇ
22.5.1930 günlü, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 11.12.1935günlü, 2862 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile değiştirilen 49. maddesinin (A)fıkrasında yer alan;
1- '' veya bizzat girmiş oldukları taahhüdün'' ibaresinin,itiraz başvurusunda bulunan Mahkeme'nin bakmakta olduğu davada uygulanmaolanağı bulunmadığından, bu ibareye ilişkin başvurunun Mahkeme'nin yetkisizliğinedeniyle REDDİNE,
2- '' firar fiilleri hakkında dava müruru zamanı, bütün askerimükellefiyetlerin' bitmesinden itibaren işlemeğe başlar.' ibaresine ilişkinesas incelemenin, 'firar suçu' yönünden yapılmasına,
3- '' fiilleri hakkında dava müruru zamanı, bütün askerimükellefiyetlerin' bitmesinden itibaren işlemeğe başlar.' ibaresinin, 'firarsuçu' yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,
11.4.2012 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN