ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2011/125
Karar Sayısı : 2012/46
Karar Günü : 22.3.2012
R.G. Tarih-Sayı :13.02.2013-28558
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Bakırköy 13. İşMahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 12.1.2011 günlü, 6100sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 317. maddesinin 'Taraflar cevabacevap ve ikinci cevap dilekçesi veremezler.' biçimindeki (3) numaralıfıkrasının Anayasa'nın 2., 10. ve 36. maddelerine aykırılığı savıyla iptaliistemidir.
I- OLAY
Kıdem tazminatı, fazla mesai, genel tatil, hafta tatili ve yıllıkücretli izin alacağının tahsili talebine ilişkin olarak açılan davada, itirazkonusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanaatine varan Mahkeme, iptali içinbaşvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
12.1.2011 günlü, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun itirazkonusu kuralı da içeren 317. maddesi şöyledir:
'Dilekçelerin Verilmesi
MADDE 317- (1) Dava açılması ve davaya cevapverilmesi dilekçe ile olur.
(2) Cevap süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibareniki haftadır. Ancak mahkeme durum ve koşullara göre cevap dilekçesinin bu süreiçinde hazırlanmasının çok zor yahut imkânsız olduğu durumlarda, yine bu sürezarfında mahkemeye başvuran davalıya, bir defaya mahsus ve iki haftayı geçmemeküzere ek bir süre verebilir. Ek cevap süresi talebi hakkında verilen karartaraflara derhâl bildirilir.
(3) Taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesiveremezler.
(4) Dava ve cevap dilekçeleri yönetmelikte belirlenecek formundoldurulması suretiyle de verilebilir.'
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın 2., 10. ve 36. maddelerinedayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca HaşimKILIÇ, Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN,Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ,Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN,Celal Mümtaz AKINCI ve Erdal TERCAN'ın katılımıyla 30.11.2011 günü yapılan ilkinceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasınınincelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Anayasa Mahkemesi Raportörü ŞebnemNEBİOĞLU ÖNER tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusuYasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğeryasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, itiraz konusu kural gereğince basit yargılamausulüne tabi davanın taraflarına cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi sunmaimkânı verilmeyerek, bireylerin haklarını mahkeme önünde savunma imkanındanyoksun bırakıldıkları, basit yargılama usulünde davalı tarafa cevapdilekçesinde davacının iddialarına karşı beyanda bulunma imkânı tanınmaktayken,davacıya davalının iddialarına cevap verme imkânı tanınmadığı, ayrıca yazılıyargılama usulüne tabi davalarda tarafların ikişer dilekçe sunma imkânlarıbulunmaktayken basit yargılama usulünde ikinci dilekçelere yer verilmediği,böylece yazılı yargılama usulüne tabi davalar ile basit yargılama usulüne tabidavaların tarafları arasında ve benzer şekilde basit yargılama usulüne tabidavaların tarafları arasında eşitsizlik yaratıldığı, bu durumun doğru ve adilyargılanmayı da etkilediği belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2., 10. ve 36.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İtiraz konusu kuralda, basit yargılama usulüne tabi olan dava veişler açısından, tarafların cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi vermeimkânının bulunmadığı belirtilmiştir. Bu düzenlemenin gerekçesinde ise yazılıyargılama usulüne göre, basit yargılama usulüne tabi davaların daha kısa süredesonuçlanmasını sağlamak amacıyla, dilekçelerin verilmesi aşamalarınınkısaltıldığı, tarafların yalnızca dava ve cevap dilekçeleri verebilecekleri,cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçelerini veremeyeceklerinin açıkçadüzenlendiği ifade edilmiştir.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insanhaklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem veişlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunugeliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukutüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan,yargı denetimine açık olan devlettir.
Hukuk politikasının belirlenmesinde kanun koyucunun takdiryetkisinin bulunduğu açıktır. Anayasa'nın 142. maddesinde mahkemelerinkuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişleri ve yargılama usullerinin kanunladüzenleneceği belirtilmiş olup, itiraz konusu kural yargılama usullerikapsamında ele alınacak bir düzenlemedir. Bu nedenle kanun koyucu anayasalsınırlar içinde kalmak koşuluyla yargılama usullerine ilişkin hususlarda takdiryetkisi kapsamında birtakım düzenlemeler yapabilecektir. Ancak, kanunların kamuyararının sağlanması amacına yönelik olması, genel, objektif, adil kurallariçermesi ve hakkaniyet ölçütlerini gözetmesi hukuk devleti olmanın gereğidir.Bu nedenle kanun koyucunun hukuki düzenlemelerde kendisine tanınan bu takdiryetkisini anayasal sınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararıölçütlerini göz önünde tutarak kullanması gerekir.
İtiraz konusu düzenleme ile kanun koyucunun, nitelikleri veya acilhukuki korunma sağlanması ihtiyacı nedeniyle bazı dava ve işleri tabi tuttuğubasit yargılama usulünde, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçelerine yerverilmeyerek, bu tip uyuşmazlıklar açısından yargılama faaliyetininhızlandırılmasını amaçladığı anlaşılmaktadır. Özellikle mahkemelerin iş yükü,hukuki uyuşmazlıkların karara bağlanmasında geçen uzun sürelerin başka hakihlallerine neden olması ve bu sorunun yalnızca ülkemiz açısından geçerliolmayıp, birçok hukuk sistemi tarafından ortak bir sorun olarak paylaşılması vebu noktada yargılamayı hızlandıran usul hükümlerinin gerekliliğigözetildiğinde, basit yargılama usulüne tabi dava ve işler bakımından,yargılamayı basitleştirmek ve hızlandırmak düşüncesiyle cevaba cevap ve ikincicevap dilekçelerinin verilemeyeceğine ilişkin düzenleme kanun koyucunun takdiryetkisi içinde kalmaktadır.
Anayasa'nın 10. maddesinde öngörülen 'kanun önünde eşitlik'ilkesi, hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemlideğil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumdabulunan kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak,ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumdabulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısındaeşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yöndenaynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler,kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamalarıgerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklıkurallara bağlı tutulursa Anayasa'da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.
İtiraz konusu kurala bakıldığında, basit yargılama usulüne tabidava ve işlere ait yargılama faaliyetinin bir an önce tamamlanması amacıylayazılı yargılama usulünde dilekçeler safhasının bir bölümü olan cevaba cevap veikinci cevap dilekçelerinin basit yargılama usulüne tabi tüm davalar bakımındanverilmeyeceğinin hüküm altına alındığı görülmektedir. Kural uyarınca basityargılama usulüne tabi davalarda davacıya da davalıya da birer dilekçe ileiddia, savunma ve delillerini belirtme imkânı verilmiştir. Bunun yanı sıra,cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçelerine yer verilen yazılı yargılama usulüile basit yargılama usulü farklı nitelikleri gereği eşitlik karşılaştırmasınaelverişli değildir.
Anayasa'nın 'hak arama hürriyeti' başlıklı 36. maddesinde,herkesin gerekli araç ve yollardan yararlanarak yargı organları önünde davacıya da davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahip olduğu belirtilmektedir.Buna göre, hak arama özgürlüğünün en önemli iki öğesini oluşturan iddia vesavunma haklarının kısıtlanması, bu hakların noksansız kullanımının ve âdilyargılanmanın engellenmesi Anayasa'nın 36. maddesine aykırılık oluşturur.
Adil yargılanma hakkının ulusal üstü düzeyde genel kabul görmüşölçütleri arasında önemli bir yer tutan 'silahların eşitliği' ilkesi,davanın taraflarının yargılama sırasında usul hükümleri yönünden eşit konumdabulunmasını, taraflardan birine dezavantaj diğerine avantaj sağlayacakkurallara yer vermeme esasını öngörmekte, diğer bir deyişle davanın taraflarıarasında hakkaniyete uygun bir dengenin varlığını gerekli kılmaktadır.
Bu kapsamda, hak sahibinin öğrendiği isnat ve iddialara karşıyazılı veya sözlü şekilde açıklama yapabilmesi, karşı isnat ve beyanlardabulunabilmesi gerekmektedir. Ancak bu hak, davanın taraflarına her konudasınırsız konuşabilme veya açıklama yapabilme hakkının tanındığı anlamınagelmemelidir. Zira hak arama hürriyetinin mutlak ve sınırsız bir biçimdeuygulanması mümkün değildir.
Anayasa'nın tüm maddeleri aynı etki ve değerde olup, aralarındabir üstünlük sıralaması bulunmadığından, uygulamada bunlardan birine önceliktanımak olanaklı değildir. Bu nedenle, kimi zaman zorunlu olarak birlikteuygulanan iki Anayasa kuralından biri, diğerinin sınırını oluşturabilmektedir.Hak arama hürriyeti Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenmiş ve anılan maddedebunun için herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş ise de mahkemelerinkuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usullerinin kanunladüzenleneceğini öngören Anayasa'nın 142. ve davaların mümkün olan süratlesonuçlandırılmasını ifade eden Anayasa'nın 141. maddelerinin, hak aramahürriyetinin kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır.
İtiraz konusu kural ile basit yargılama usulüne tabi dava veişlerde, davacı ve davalıya birer dilekçe ile iddia, savunma ve delillerinibelirtme imkânı verilmiş olup, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi sunmaimkanı tanınmamış olmakla, basit yargılama usulüne tabi davaların basit ve hızlıbir şekilde sonuçlanmasını sağlayarak adil yargılanma hakkına ve bireyinmenfaatine hizmet ettiği açıkça anlaşılan bu sınırlandırmanın hakkın özünedokunduğu ve hakkı anlamsız kılacak dereceye vardığı söylenemez.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kural, Anayasa'nın 2., 10. ve36. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Celal Mümtaz AKINCI bu görüşe katılmamıştır.
VI- SONUÇ
12.1.2011 günlü, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 317.maddesinin 'Taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi veremezler.'biçimindeki (3) numaralı fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazınREDDİNE, Celal Mümtaz AKINCI'nın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,22.3.2012 günündekarar verildi.
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
MUHALEFET ŞERHİ
İtirazkonusu kural basit yargılama usulüne ilişkindir. HMK'nın altıncı kısmı(m.316-322), basit yargılama usulünü düzenlemektedir. Hangi dava ve işlerdebasit yargılama usulünün uygulanacağı, HMK'nın 316. maddesinde sayılmıştır.Basit yargılama usulünde dava, dava dilekçesiyle açılır ve davalı da iki haftaiçinde dilekçeyle cevap verir. Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesiveremezler (HMK.m.317, 1-3). Taraflar dilekçelerinde delillerini de göstermekzorundadırlar (HMK.m.318). Dava değiştirme yasağı davanın açılmasıyla;savunmayı değiştirme yasağı cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar(HMK.m.319). Hâkim, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleriinceledikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklamayapabilmeleri için söz verir. Mahkeme tarafların tahkikatın tümü hakkındakiaçıklamalarından sonra, tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını görürse,tahkikatın bittiğini taraflara tefhim eder (HMK. m.184).
Basityargılama usulünün amacı bazı çeşit davaların daha kısa, basit ve çabuksonuçlanmasıdır.
İtirazkonusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu iddiası ile iptali için başvuranmahkeme, İş Kanunu'ndan kaynaklanan her türlü ihtilafı halletmek ile görevlibir ihtisas mahkemesi olan iş mahkemesidir. Diğer iş davalarına göre özellikarz eden hizmet akdinden kaynaklanan davalar da dahil olmak üzere haftada üçgün ortalama 40'ar dava dosyası ile duruşma yapan hâkimin, yazılı yargılamausulüne nazaran henüz tahkikat safahatı tamamlanmamış bir dava dosyasındatarafların yazılı replik ve düplik hakkını sözlü olarak tamamlatmak durumundaolması, kanun koyucunun taraflara yazılı olarak cevaba cevap ve karşı cevaphakkı vermemiş olması adil yargılama hakkını kısıtlar niteliktedir. Diğeryandan adilane bir sonuca varabilmek tahkikatın iyi bir şekilde yapılmasınabağlıdır. İtiraz konusu kural ile getirilen yasak, tahkikatın daha iyiyapılmasına engel olduğundan daha adil bir sonucun da elde edilmesine engeldir.Kaldı ki replik ve düplik safahatının ne kadar süre içerisindeyapılabileceğini, basit yargılama usulünün genel mantığına uygun olarakdüzenlemek mümkündür. Diğer yandan sözlü olarak yapılan bir savunma veyaiddianın duruşma zaptına aynı ile geçirilemediği, hâkimin iddia ve savunmayıkendi ifade ve anlayışına göre zapta derç ettirdiği de bir gerçektir. Sözlübeyanın aynı ile dosya arasına alınmadığı, alınamamasının bir gerçeklik olduğuyahut alınamamasının her zaman ihtimal dahilinde olduğu bir zeminde yazılıolarak replik ve düplik hakkı verilmemesi hak arama hürriyetini tahdittir.
Çabukyargılama yapma bahasına hak arama hürriyetinin etkinliği ortadan kaldırılamaz.Çabukluk ihtiyacı, etkin hak arama özgürlüğünü takviye etmek için ortayaçıkmıştır. Hakkını etkin olarak arayamayabileceğinden endişe eden şahsa,uyuşmazlıkların hızla çözüme bağlanmasının sağlayabileceği bir yarar yoktur.Asıl olan hak arama hürriyetidir. Basit yargılama usulü hak arama hürriyetinietkin bir şekilde temine elverişli bir vasıta olmalıdır. Yargılama hukukununşekli gerçeği aramasına tutunarak, adaleti, asıl olanı, usule ve şekle fedaetmek doğru olamaz. Replik ve düplik safahatının yazılı olarak dakullanılabilmesi basit yargılama usulünde dahi neticeye müessir olacaktır.
Yasakçıbir anlayışla adalete erişmek mümkün değildir. Hukuk Devleti, adalete ulaşmayızorlaştırmayan, kolaylaştıran devlettir.
Nitekim,Anayasanın 2. maddesinde, "Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millidayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, AtatürkMilliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan,demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir." hükmü, 36.maddesinde, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davayabakmaktan kaçınamaz" hükmü yer almaktadır.
Hukukununamacı, toplumsal ilişkileri yaşanabilir kılıp ilerleme yolunu açık tutmak suretiile toplumun medeniyete erişmesini sağlamaktır. Hukukun amacınıngerçekleşebilmesinin esaslı umdelerden biri olan hak arama hürriyeti, bireyinhakkı olanı elde etme ve haksızlığa karşı mücadele etme gayretinin en medeniusulüdür. İnsan varlığını soyut ve somut değerleriyle koruyup geliştirmekamacıyla hukuki bütün imkânlardan faydalanma hakkını havi hak arama hürriyeti,hem hukuk devleti olma idesinin başlıca ölçüsü, hem de çağdaş demokrasiningereklerinden ve vazgeçilmez şartlarındandır. Kanun koyucuya düşen görev,hukuki himaye kapsamında hak arama hürriyetini etkin olarak kullanmayısağlayacak tüm imkânları temin etmektir.
Hakarama özgürlüğü ilkesine göre kişilerin yargı mercileri önünde iddia, savunma,adil yargılanma hakkına sahip olduğu güvence altına alınmış ve bu hürriyetemahsus özel sınırlama nedeni öngörülmemiştir. İtiraz konusu kural, cevaba cevapve ikinci cevap dilekçesi verme hakkını yasaklayarak hak arama hürriyetinesınırlama getirmektedir. Kişinin karşılaştığı bir suçlamaya karşı kendisinisavunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir eylem veya işleme karşıhaklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin en etkili yolu, yargı mercileriönünde dava hakkını kullanabilmek ve bu davada haklılığını ortaya koyabilmeimkânına sahip olabilmekle mümkündür.
Hakarama özgürlüğü, yalnız toplumsal barışı güçlendiren dayanaklardan biri değil,aynı zamanda bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme, haksızlığı önlemeuğraşının da aracıdır. Bu hakkın kullanılması, yerine getirilmesi olabildiğincekolaylaştırılmalı, olumlu ya da olumsuz sonuç almayı geciktiren, güçleştirenengeller kaldırılmalıdır. Adalete ulaşma hakkı, hak arama hürriyeti ilkesitemelinde, bireylerin kendilerini yargı organları önünde tam olarak ifadeedebilme ve savunabilmesini gerektirir.
İtirazkonusu HMK'nın 317. maddesinin, 'Taraflar cevaba cevap ve ikinci cevapdilekçesi veremezler.' şeklindeki (3) numaralı fıkrası ile öngörülen amaç davalarındaha kısa sürede sonuçlanmasını sağlamaktır. Bir kez daha vurgulamakgerekir ise, yargılamanın amacı adil bir yargılama sonucunda adaletlikarar vermektir. Bazen sade, kısa usul yargılaması ile de adil bir sonucaulaşmak mümkün ise de, itiraz konusu yasaklayıcı kuralın doğurduğu sakıncalar,davaların sadece çabuk bitmesi neticesini verebilmek faydasından daha fazladır.
Basityargılama usulünde de hak arama hürriyetinin gereği olarak cevaba cevap veikinci cevap dilekçeleri safahatının olması mümkündür. İtiraz konusu kural ileyasaklanan söz konusu hakkın, ne şekilde hangi süreler içerisindekullanılabileceğine ilişkin olarak kanun koyucu tarafından yasal düzenlemeleryapılabilir.
Sonuçolarak, yukarıda açıkladığım gerekçelerle itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2.ve 36. maddelerine aykırı olduğu ve iptali gerektiği düşüncesiyle, çoğunluk görüşünekatılmıyorum.
Üye
Celal Mümtaz AKINCI