ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2011/126
Karar Sayısı : 2012/110
Karar Günü : 18.7.2012
R.G. Tarih-Sayı :25.05.2013-28657
İPTAL DAVASINI AÇAN : Türkiye Büyük Millet Meclisiüyeleri Kemal KILIÇDAROĞLU ve Emine Ülker TARHAN ile birlikte 119milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU : A- İptal davası ileilgili, 30.3.2011 günlü, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun'un 59. ve 60. maddeleri uyarınca Anayasa MahkemesiBaşkanı Haşim KILIÇ'ın reddine;
B- 23.8.2011 günlü, 653 sayılı Ekonomi Bakanlığının Teşkilat veGörevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun HükmündeKararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname'nin;
1- 1., 2., 3., 4., 5. ve 21. maddeleri ile 20. maddesindeki, ''eki(I) sayılı Cetvelin Ekonomi Bakanlığına ait bölümünde yer alan boş ve dolu DışTicaret Kontrolörleri Kurulu Başkanı, Dış Ticaret Başkontrolörü, Dış TicaretKontrolörü ve Stajyer Dış Ticaret Kontrolörü kadroları iptal edilmiş ve''bölümünün,
2- 6. maddesiyle değiştirilen 29.6.2011 günlü, 644 sayılı Çevre veŞehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun HükmündeKararname'nin 2. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinin,
Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 7., 10., 36., 87., 91., 112.,125. ve 127. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine ve iptal davasısonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin durdurulmasına;
karar verilmesi istemidir.
II- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenen Kanun Hükmünde Kararname Kuralları
23.8.2011 günlü, 653 sayılı Ekonomi Bakanlığının Teşkilat veGörevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname İle Bazı Kanun ve Kanun HükmündeKararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname'nin davakonusu kuralları da içeren 1., 2., 3., 4., 5., 6., 20. ve 21. maddelerişöyledir:
'MADDE 1- 3/6/2011 tarihli ve637 sayılı Ekonomi Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun HükmündeKararnamenin 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi aşağıdaki şekildedeğiştirilmiştir.
ğ) Denetim Hizmetleri Başkanlığı.
MADDE 2- 637 sayılı KanunHükmünde Kararnamenin 15 inci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekildedeğiştirilmiştir.
Denetim Hizmetleri Başkanlığı
MADDE 15- (1) Denetim Hizmetleri Başkanlığı, bir Başkan ileBaşkanlığa tahsisli kadrolarda görev yapan yeterli sayıda Dış Ticaret Uzmanı veDış Ticaret Uzman Yardımcısından oluşur.
(2) Denetim Hizmetleri Başkanlığının görevleri şunlardır:
a) Bakanlık teşkilatının her türlü faaliyet ve işlemleriyle ilgiliolarak inceleme, denetim ve soruşturma yapmak.
b) Bakanlık teşkilatının denetimi altındaki her türlü kuruluşunfaaliyet ve işlemleri ile ilgili olarak Bakanlığın görev ve yetkileriçerçevesinde inceleme, denetim ve soruşturma yapmak.
c) Özel anlaşmalara dayalı olarak Bakanlığa verilmiş görevlereilişkin konularda ilgili merciler, gerçek ve tüzel kişiler nezdinde inceleme,denetim ve soruşturma yapmak.
ç) Bakanlığın amaçlarını daha iyi gerçekleştirmek, mevzuata, planve programa uygun faaliyet göstermesini sağlamak üzere çalışma yapmak vegerekli teklifleri hazırlamak.
d) Mevzuatın Bakanlığa tanıdığı inceleme, denetim ve soruşturmayetkilerini kullanmak.
e) Bakan tarafından verilen benzeri görevleri yapmak.
(3) Denetime tabi gerçek ve tüzel kişiler, gizli dahi olsa bütünbelge, defter ve bilgileri ibraz etmek, para ve para hükmündeki evrakı veayniyatı ilk talep halinde Başkanlıkta görevli Dış Ticaret Uzmanlarınagöstermek ve bu Dış Ticaret Uzmanlarının saymasına ve incelemesine yardımcıolmak zorundadır. Başkanlıkta görevli Dış Ticaret Uzmanları, görevlerisırasında tüm resmi daire, kurum, kuruluş ve kamuya yararlı derneklerle, gerçekve tüzel kişilerden gerekli yardım, bilgi, evrak kayıt ve belgeleri istemeyeyetkilidir. Kanuni bir engel olmadıkça bu isteğin yerine getirilmesizorunludur.
(4) Denetim Hizmetleri Başkanı müşterek kararla atanır.
(5) Denetim Hizmetleri Başkanlığına tahsisli kadrolara atanma,Başkanlığa tahsisli kadrolarda görev yapan Dış Ticaret Uzmanlarının görev,yetki ve sorumlulukları ile Başkanlığın çalışma usul ve esasları yönetmeliklebelirlenir.
MADDE 3- 637 sayılı Kanun HükmündeKararnamenin 35 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan 'Dış TicaretKontrolörleri Kurulu Başkanı' ibaresi 'Denetim Hizmetleri Başkanı' şeklindedeğiştirilmiştir.
MADDE 4- 637 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 3 üncümaddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
(16) Bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihte, Bakanlıkta Dış TicaretBaşkontrolörü ve Dış Ticaret Kontrolörü kadrolarında bulunanlar Dış TicaretUzmanı kadrolarına, Stajyer Dış Ticaret Kontrolörü kadrolarında bulunanlar DışTicaret Uzman Yardımcısı kadrolarına, bulundukları kadro dereceleriyle başkacabir işleme gerek kalmaksızın atanmış sayılır. Bu fıkranın yürürlüğe girdiğitarihten önce Dış Ticaret Kontrolörü unvanını ihraz etmiş olanlardan, İçDenetçi ve Bakanlık Müşaviri kadroları ile Daire Başkanı ve üstü kadrolardagörev yapanlar ve yurtdışı teşkilatı kadrolarına sürekli görevle atananlar, bufıkranın yürürlüğe girdiği tarihte Dış Ticaret Uzmanı unvanını ihraz etmişsayılır. Bunların Stajyer Dış Ticaret Kontrolörlüğünde geçirdikleri süreler DışTicaret Uzman Yardımcısı, Dış Ticaret Başkontrolörlüğü ve Dış TicaretKontrolörlüğünde geçirdikleri süreler Dış Ticaret Uzmanı kadrosunda geçmişsayılır.
(17) Bu Kanun Hükmünde Kararnameyle Denetim Hizmetleri Başkanlığıile Başkanlığa tahsisli kadrolarda görev yapan Dış Ticaret Uzmanlarına verilengörev ve yetkiler kapsamında olmak kaydıyla mevzuatta Dış TicaretKontrolörlerine yapılan atıflar Başkanlığa tahsisli kadrolarda görev yapan DışTicaret Uzmanlarına yapılmış sayılır.
(18) Dış Ticaret Kontrolörleri Kurulu Başkanının görevi, bufıkranın yürürlüğe girdiği tarihte sona erer ve bu personel ekli (1) sayılıliste ile ihdas edilen Bakanlık Müşaviri kadrosuna halen bulunduğu kadroderecesiyle atanmış sayılır. Bakanlık Müşaviri kadrosunun herhangi bir sebepleboşalması halinde bu kadro, hiçbir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmişsayılır. Bu fıkra ile onaltıncı fıkra uyarınca atanan veya atanmış sayılanpersonele ilişkin olarak bu maddenin onbirinci fıkrası hükümleri uygulanır.
MADDE 5- 637 sayılı KanunHükmünde Kararnamenin eki (I) sayılı cetvelin 'Hizmet Birimleri' bölümünde yeralan '9) Dış Ticaret Kontrolörleri Kurulu Başkanlığı' ibaresi '9) DenetimHizmetleri Başkanlığı' şeklinde ve (II) sayılı cetvelin 'Kadro Unvanı' bölümündeyer alan 'Dış Ticaret Kontrolörleri Kurulu Başkanı' ibaresi 'Denetim HizmetleriBaşkanı' şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 6- 29/6/2011 tarihlive 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri HakkındaKanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendiaşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
h) Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan veya mülkiyetiHazineye, kamu kurum veya kuruluşlarına veya gerçek kişilere veyahut özel hukuktüzel kişilerine ait olan taşınmazlar üzerinde kamu veya özel sektör tarafındangerçekleştirilecek olan yatırımlara ilişkin olarak ilgililerince hazırlandığıveya hazırlatıldığı halde yetkili idarece üç ay içerisinde onaylanmayan etüt,harita, her tür ve ölçekteki çevre düzeni, nazım ve uygulama imar planlarını,parselasyon planlarını ve değişikliklerini ilgililerinin valilikten talepetmesi ve valiliğin Bakanlığa teklifte bulunması üzerine bedeli mukabilindeyapmak, yaptırmak ve onaylamak, başvuru tarihinden itibaren iki ay içinde yetkiliidarece verilmemesi halinde bedeli mukabilinde resen yapı ruhsatı ve yapıkullanma izni ile işyeri açma ve çalışma ruhsatını vermek.
MADDE 20- 190 sayılı KanunHükmünde Kararnamenin eki (I) sayılı cetvelin Ekonomi Bakanlığına aitbölümünde yer alan boş ve dolu Dış Ticaret Kontrolörleri Kurulu Başkanı, DışTicaret Başkontrolörü, Dış Ticaret Kontrolörü ve Stajyer Dış Ticaret Kontrolörükadroları iptal edilmiş ve ekli (2) sayılı listede yer alan kadrolarihdas edilerek 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) sayılı cetvelinEkonomi Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığına ait bölümlerine eklenmiştir.
MADDE 21- Bu Kanun HükmündeKararname yayımı tarihinde yürürlüğe girer.'
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Dava dilekçesinde, Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 7., 10., 36.,87., 91., 112., 125. ve 127. maddelerine dayanılmıştır.
III- İLK İNCELEME
A- Dava dilekçesinde, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim KILIÇ'ınkamuoyunda Wikileaks belgeleri olarak bilinen ve bir internet sitesinde yeralan yazıda 'Kapsamlı reformların önde gelen savunucularından, AnayasaMahkemesi Hakimi Haşim Kılıç, 1 Ağustos tarihinde bize özel olarak CHP'ninmevcut problemleri için kendini suçlaması gerektiğini aktarmıştır. CHP,muhalefet etmek görüntüsünü vererek ya da çok çekişme yarattıktan sonraisteksizce 'her şeyi' ' demokrasi yanlısı ortaya atılan tüm reformları- kabulederek, kendisi için prensipsiz ve erişilemez bir imaj yaratmakta. CHP, Hükümetdoğru şeyi yapsa bile, sanki tek işinin AK Parti Hükümetinin yaptığı her şeyemuhalefet etmek gibi davranmak olduğunu söylemiştir. Bu da seçmenleri kaçırıyordemiştir.' ifadelerinin yer aldığı, kamuoyuna yansıyan ve AnayasaMahkemesi Başkanı Haşim KILIÇ tarafından da yalanlanmayan belgeye dayalıbilgilere göre, Cumhuriyet Halk Partisi hakkında Amerika Birleşik DevletlerininAnkara Büyükelçiliği yetkililerine olumsuz değer yargılarında bulunduğu, bukonudaki gizli görüşmenin kamuoyuna yansıması ile de Anayasa MahkemesiBaşkanı'nın Cumhuriyet Halk Partisinin tarafı olduğu bir davada tarafsız kararveremeyeceği izlenimi doğduğu, davanın tarafıyla ilgili gerçek bir önyargı veyatarafgirlik içerisinde olması nedeniyle bağımsızlığını koruyamadığı, bu nedenletarafsız olarak karar veremeyeceği ileri sürülmüş, 6216 sayılı Kanun'un 59.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendinde yer alan 'İstişari görüş vedüşüncesini ifade etmiş olduğu dava ve işlere, bakamazlar.' ve 60.maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki 'Başkan ve üyeler tarafsız hareketedemeyecekleri kanısını haklı kılan hâllerin olduğu iddiası ilereddolunabilirler.' şeklindeki hükümlere dayanarak reddi hâkim talebindebulunulduğu belirtilmiştir.
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Serruh KALELİ,Alparslan ALTAN, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, SerdarÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, BurhanÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI veErdal TERCAN'ın katılımlarıyla 8.12.2011 gününde yapılan ilk incelemetoplantısında öncelikle Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim KILIÇ hakkındaki reddihâkim talebi görüşülmüştür.
Hâkimin reddi kurumu, hâkimin bakacağı davada tarafsızlığınısağlamaya yönelik olup temel bir hak olan adil yargılanma hakkıyla ilişkilidir.Nitekim herkesin, kanuni ve tarafsız bir mahkeme önünde yargılanma hakkıbulunmaktadır. Bu nedenle hukukumuzda, hâkimin tarafsız kalamayacağı varsayılanveya tarafsızlığından kuşku duyulabilecek durumlarda, hâkimin kendimahkemesinin yetki ve görevine giren belli bir davaya bakamayacağı veyareddedilebileceği kabul edilmiştir. Herkesin, tarafı olduğu davada hâkiminreddi talebinde bulunmak hakkı var ise de talebin incelenebilmesi için bazıusuli şartların yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu şartların gerçekleşmesidurumunda talep içerik yönünden incelenebilecektir.
6216 sayılı Kanun'un 35. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c)bendi uyarınca, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az beşte birioranındaki üyeleri iptal davası açmaya yetkilidirler. Anılan Kanun'un 38.maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca, dava dilekçesinde kendilerinetebligat yapılmak üzere iki üyenin adının gösterilmesi ve dilekçeyi onlarınimzalaması yeterli olup davayı açan diğer milletvekillerinin imzalarınınbulunması aranmaz. Ancak, dava dilekçesinde imzaları bulunanmilletvekillerinin, diğer milletvekilleri adına hâkimin reddi talebindebulunabilmeleri için, içeriğinde yer alan talep konularının yanında hâkiminreddi konusunda verdikleri yetkiyi yansıtan açık iradelerinin de davadilekçesinden anlaşılması gerekir.
Dava dilekçesi ve eklerinin incelenmesinde dava dilekçesine imzaverenler yönünden iptali istenilen düzenlemeler yanında hâkimin reddi isteminide içeren bir yetkilendirme bulunmadığından, hâkimin reddi talebininOYBİRLİĞİYLE reddine karar verilmiştir.
B- Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca SerruhKALELİ, Alparslan ALTAN, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN,Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ,Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal MümtazAKINCI ve Erdal TERCAN'ın katılımlarıyla 8.12.2011 günü yapılan ilk incelemetoplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine,yürürlüğü durdurma isteminin esas inceleme aşamasında karar bağlanmasına OYBİRLİĞİYLEkarar verilmiştir.
C- Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim KILIÇ hakkındaki hâkiminreddi talebinin reddine yönelik karara karşı yapılan itiraz üzerine, SerruhKALELİ, Alparslan ALTAN, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, OsmanAlifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, EnginYILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI ve Erdal TERCAN'ınkatılımlarıyla 29.12.2011 gününde yapılan toplantı sonucunda:
İptal başvurusunda bulunanların, hâkimin reddi talebinin reddineyönelik kararın tebliği üzerine, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığıtarafından onaylanan imzalarını da içeren 22.12.2011 tarihli dilekçe ileyaptıkları itiraz başvurusunda; iptal davasının açılması ve başkan ile üyelerinreddinin, Anayasa'nın 150. maddesi ve 6216 sayılı Kanun ile düzenlendiğini,belirtilen mevzuatta başkan ve üyelerin reddi hakkında iptal davası içinbelirlenen kuralların dışında, ayrıca bir yetkilendirmede bulunmasınınöngörülmediğini, yürürlükteki mevzuat uyarınca ayrıca bir grup kararı ya dayetkilendirme yapılmasına gerek bulunmadığından Anayasa ve kanunlardaöngörülmeyen kuralların aranmasının hukukla bağdaşmadığını belirterek hâkiminreddi talebinin reddine ilişkin karara itiraz etmişler ve hâkimin reddikonusundaki istemlerinin yeniden görüşülmesini talep etmişlerdir.
Dava dilekçesinde imzaları bulunan milletvekillerinin, 22.12.2011günlü dilekçeleri incelendiğinde, taleplerinin hâkimin reddi talebinin reddineyönelik 8.12.2011 günlü, 2011/126 esas sayılı karara itiraz mahiyetinde olduğu,yeniden hâkimin reddi talebinde bulunulmadığı, usuli eksikliğin giderilmişolduğu ve itirazın kabul edilmesinden sonra hâkimin reddi talebinin tekrargörüşülmesini istedikleri anlaşılmıştır.
Anayasa'nın 153. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde,'Anayasa Mahkemesi kararları kesindir.'; 6216 sayılı Kanun'un 66.maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde, 'Mahkeme kararlarıkesindir.'; anılan Kanun'un 60. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise 'Butakdirde, Genel Kurul ya da bölümlerde ilgili üye katılmaksızın ret konusuhakkında kesin karar verilir.' denilmiştir. Bu kurallardan anlaşılacağıüzere, hâkimin reddine ilişkin verilecek kararlar da dâhil olmak üzere AnayasaMahkemesi kararları kesin niteliktedir. Bu nedenle, Anayasa Mahkemesininkararlarına karşı itiraz dâhil olmak üzere hiçbir kanun yoluna başvurulamaz.
Açıklanan nedenlerle, hâkimin reddi konusundaki istemin yenidengörüşülmesi talebinin, itiraz mahiyetinde olduğu, Anayasa'nın 153. maddesininbirinci fıkrası ve 6216 sayılı Kanun'un 60. maddesinin (2) numaralı, 66.maddesinin (1) numaralı fıkraları uyarınca Anayasa Mahkemesi kararlarının kesinolması ve kararlara karşı itiraz yolunun bulunmaması nedeniyle REDDİNE,Alparslan ALTAN, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, EnginYILDIRIM, Hicabi DURSUN ile Celal Mümtaz AKINCI'nın 'Başvurunun yenidenhâkimin reddi talebi niteliğinde olması nedeniyle esasının görüşülmesi'yolundaki karşıoyları ve 6216 sayılı Kanun'un 65. maddesinin (1) numaralıfıkrası gereğince OYÇOKLUĞUYLA karar verilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve ekleri, Raportör Ümit DENİZ tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, iptali istenen Kanun Hükmünde Kararnamekuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasamabelgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Kanun Hükmünde Kararnamelerin Yargısal Denetimi Hakkında GenelAçıklama
Anayasa'nın 91. maddesinde düzenlenen kanun hükmünde kararnameler,işlevsel yönden yasama işlemi niteliğinde olduğundan yargısal denetimlerininyapılması görev ve yetkisi Anayasa'nın 148. maddesi ile Anayasa Mahkemesineverilmiştir. Yargısal denetimde kanun hükmünde kararnamenin, öncelikle yetkikanununa sonra da Anayasa'ya uygunluğu sorunlarının çözümlenmesi gerekir. Herne kadar, Anayasa'nın 148. maddesinde kanun hükmünde kararnamelerin yetkikanunlarına uygunluğunun denetlenmesinden değil, yalnızca Anayasa'ya biçim veesas bakımlarından uygunluğunun denetlenmesinden söz edilmekte ise deAnayasa'ya uygunluk denetiminin içerisine öncelikle kanun hükmünde kararnameninyetki kanununa uygunluğunun denetimi de girer. Çünkü Anayasa'da, BakanlarKuruluna ancak yetki kanununda belirtilen sınırlar içerisinde kanun hükmünde kararnameçıkarma yetkisi verilmesi öngörülmüştür. Yetkinin dışına çıkılması, kanunhükmünde kararnameyi Anayasa'ya aykırı duruma getirir.
Dayanaklarını doğrudan doğruya Anayasa'dan alan olağanüstü halkanun hükmünde kararnamelerinden farklı olarak, olağan dönemlerdeki kanunhükmünde kararnamelerin bir yetki kanununa dayanması zorunludur. Bu nedenle,kanun hükmünde kararnameler ile dayandıkları yetki kanunu arasında çok sıkı birbağ vardır. Kanun hükmünde kararnamenin yetki kanunu ile olan bağı, kanunhükmünde kararnameyi aynen ya da değiştirerek kabul eden kanun ile kesilir.Kanun hükmünde kararnamenin Anayasa'ya uygun bir yetki kanununa dayanması,geçerliliğinin ön koşuludur. Bir yetki kanununa dayanmadan çıkartılan veyadayandığı yetki kanunu iptal edilen kanun hükmünde kararnamelerin içeriğiAnayasa'ya aykırılık oluşturmasa bile bunların Anayasa'ya uygunluğundan sözedilemez.
Kanun hükmünde kararnamelerin Anayasa'ya uygunluk denetimi,kanunların denetiminden farklıdır. Anayasa'nın 11. maddesinde, 'KanunlarAnayasaya aykırı olamaz.' denilmektedir. Bu nedenle kanunların denetiminde,onların yalnızca Anayasa kurallarına uygun olup olmadıkları saptanır. Kanunhükmünde kararnameler ise konu, amaç, kapsam ve ilkeleri yönünden hemdayandıkları yetki kanununa hem de Anayasa'ya uygun olmak zorundadırlar.
Anayasa'da kimi konuların kanun hükmünde kararnamelerledüzenlenmesi yasaklanmaktadır. Anayasa'nın 91. maddesinin birinci fıkrasında 'Sıkıyönetimve olağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasanın ikinci kısmının birinci veikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri iledördüncü bölümde yer alan siyasî haklar ve ödevler...'in kanun hükmündekararnamelerle düzenlenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kural gereğince, TürkiyeBüyük Millet Meclisi, 'Bakanlar Kurulu'na ancak kanun hükmündekararnameyle düzenlenmesi yasaklanmış alana girmeyen konularda kanun hükmündekararname çıkarma yetkisi verebilir.
Anayasa'nın herhangi bir maddesinde kanunla düzenleneceğiöngörülen bir konunun, Anayasa'nın 91. maddesinin birinci fıkrasının açıkçayasakladığı hükümler ile ilgili olmadıkça ya da Anayasa'nın 163. maddesindeolduğu gibi kanun hükmünde kararname çıkarılamayacağı açıkça belirtilmedikçekanun hükmünde kararname ile düzenlenmesi Anayasa'ya aykırılık oluşturmaz.
B- Kanun Hükmünde Kararname'nin Dava Konusu Maddelerinin 6223Sayılı Yetki Kanunu Kapsamında Olup Olmadığı ile Anayasa'nın 91. MaddesiYönünden İncelenmesi
Dava dilekçesinde, Bakanlar Kurulunun, 6223 sayılı YetkiKanunu'nun kapsamında olmayan 637 sayılı KHK ile düzenlenmiş alanlarda, 653sayılı KHK ile ivedilik taşımayan ve etkin önlemler ile zorunlu düzenlemeleriçermeyen hukuksal tasarruflara girişerek yasal düzenlemelerde bulunduğu,Anayasa'nın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temelhaklar ve kişi hakları ve ödevlerinin, kanun hükmünde kararnamelerledüzenlenemeyecek olması nedeniyle yasak alan içerisinde kaldığı ve 6223 sayılıYetki Kanunu'nun kapsamında olmadığı belirtilerek kuralların, Anayasa'nınBaşlangıç'ı ile 2., 7., 87. ve 91. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
1- KHK'nin 3. Maddesi
Dava konusu kuralın değişiklik yaptığı 637 sayılı KHK'nin 35.maddesi, 666 sayılı KHK'nin 1. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığından, bumaddeye ilişkin konusu kalmayan iptal istemi hakkında karar verilmesine yerolmadığına karar vermek gerekir.
2- KHK'nin 5. maddesiyle 637 sayılı KHK'nin Eki (II) Sayılı Cetvel'in'Kadro Unvanı' Bölümündeki Değiştirilen 'Denetim Hizmetleri Başkanı'İbaresi
637 sayılı KHK'nin Eki (II) sayılı Cetvel'in 'Kadro Unvanı'bölümündeki değiştirilen 'Denetim Hizmetleri Başkanı' ibaresi, 666sayılı KHK'nin 1. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığından, bu ibareye ilişkinkonusu kalmayan iptal istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına kararvermek gerekir.
3- KHK'nin Diğer Kuralları
6223 sayılı Yetki Kanunu'nun amaç ve kapsamını düzenleyen 1.maddesinde Kanun'un amacı, kamu hizmetlerinin düzenli, süratli, etkin, verimlive ekonomik bir şekilde yürütülmesini sağlamak olarak belirlenmiş ve yetkininkapsamı iki başlık altında tespit edilmiştir. Yetkinin kapsamına ilk olarakkamu hizmetlerinin bakanlıklar arasındaki dağılımının yeniden belirlenmesigirmektedir. Bu çerçevede gerekli görülmesi halinde yeni bakanlıklar kurulması,var olan bakanlıkların birleştirilmesi, bakanlıkların bağlı, ilgili ve ilişkilikuruluşlarının yeniden belirlenmesi için kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisiverilmiştir. Bu amaçla;
1- Mevcut bakanlıkların birleştirilmesine veya kaldırılmasına,yeni bakanlıklar kurulmasına, anılan bakanlıkların bağlı, ilgili ve ilişkilikuruluşlarıyla hiyerarşik ilişkilerine,
2- Mevcut bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşların bağlılık veilgilerinin yeniden belirlenmesine veya bunların mevcut, birleştirilen veyayeni kurulan bakanlıklar bünyesinde hizmet birimi olarak yenidendüzenlenmesine,
3- Mevcut bakanlıklar ile birleştirilen veya yeni kurulanbakanlıkların görev, yetki, teşkilat ve kadrolarının düzenlenmesine, taşrada veyurt dışında teşkilatlanma esaslarına,
ilişkin kanun hükmünde kararname çıkarılabilecektir.
İkinci olarak, kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilenmemurlar, işçiler, sözleşmeli personel ile diğer kamu görevlilerinin atanma,nakil, görevlendirilme, seçilme, terfi, yükselme, görevden alınma ve emekliyesevk edilme usul ve esaslarına ilişkin olarak değişiklikler ve yenidüzenlemeler yapılması için kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisiverilmiştir.
Belirtildiği üzere, Anayasa uyarınca kanunla düzenlenmesi uygungörülen bir konu, Anayasa'nın 91. maddesinin birinci fıkrasının açıkçayasakladığı hükümler ile ilgisi olmadığı veya hakkında Anayasa'da özel hükümbulunmadığı sürece kanun hükmünde kararname ile düzenlenebilecektir.
653 sayılı KHK'nin hakkında karar verilmesine yer olmadığına kararverilenler dışında kalan diğer kuralları, yukarıda belirtilen amaçlara uygunolarak, verilen süre içerisinde çıkarılmış olmaları, 6223 sayılı YetkiKanunu'nun kapsamında kalmaları, Anayasa'nın 91. maddesinin birinci fıkrasınınaçıkça yasakladığı hükümler ile ilgilerinin bulunmaması, Anayasa'nın 163. maddesindeolduğu gibi kanun hükmünde kararname ile düzenlenemeyeceklerinin açıkçaöngörülmemesi nedeniyle Anayasa'ya aykırılık oluşturmamaktadır.
Yukarıdaki açıklamalar ve yapılan incelemesonucunda; KHK'nin hakkında karar verilmesine yer olmadığına kararverilenler dışında kalan davaya konu kurallarına ilişkin iptal istemininreddi gerekir.
Fulya KANTARCIOĞLU 21. madde yönünden bu görüşe katılmış, diğermaddeler yönünden ise katılmamıştır.
C- Kanun Hükmünde Kararname'nin Anayasa'ya Aykırılığı İleri SürülenMaddelerinin İçerik Yönünden İncelenmesi
1- KHK'nin 1., 2. maddeleri ile 5. maddesiyle 637 sayılı KHK'ninEki (I) Sayılı Cetvel'in 'Hizmet Birimleri' Bölümündeki Değiştirilen '9)Denetim Hizmetleri Başkanlığı' İbaresi ve 20. maddesinin ''eki(I) sayılı cetvelin Ekonomi Bakanlığına ait bölümünde yer alan boş ve dolu DışTicaret Kontrolörleri Kurulu Başkanı, Dış Ticaret Başkontrolörü, Dış TicaretKontrolörü ve Stajyer Dış Ticaret Kontrolörü kadroları iptal edilmiş ve''Bölümünün İncelenmesi
Dava dilekçesinde, dava konusu kurallar ile dış ticaretkontrolörleri unvanının dış ticaret uzmanı olarak değiştirildiği, budeğişiklikler ile dış ticaret kontrolörlerinin, dış ticaret uzmanı yapılmaksuretiyle 657 sayılı Kanun ve diğer kanunların sözleşmeli personel hakkındakihükümlerine bağlı olmaksızın sözleşmeli olarak istihdam edilmelerinin veböylece görev güvencesinden mahrum olarak çalışmalarının amaçlandığı,görevlerini bağımsız ve tarafsız olarak yapmalarının engellendiği belirtilerekkuralların, Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 7., 36., 112. ve 125. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
653 sayılı KHK'nin 2. maddesi ile 637 sayılı KHK'nin 15. maddesibaşlığı ile birlikte değiştirilmiş, Dış Ticaret Kontrolörleri Kurulu Başkanlığıkaldırılarak yerine Denetim Hizmetleri Başkanlığı kurulmuştur. Kural, EkonomiBakanlığının merkez hizmet birimleri arasında yer alan Denetim HizmetleriBaşkanlığının görevlerini, bu görevi yerine getireceklerin dış ticaret uzmanıve dış ticaret uzman yardımcılarından oluşmasını, Denetim Hizmetleri Başkanınınmüşterek kararname ile atanmasının yanında denetim elemanlarının Başkanlığatahsisli kadrolara atamaları, atananların görev, yetki ve sorumlulukları ileBaşkanlığın çalışma usul ve esaslarının yönetmelikle belirlenmesini öngörmektedir.
Değişen 15. madde ile getirilen düzenlemelere uyum sağlanmasıamacıyla; 653 sayılı KHK'nin 1. maddesiyle, 637 sayılı KHK'nin 6. maddesininbirinci fıkrasında yer alan 'Dış Ticaret Kontrolörleri Kurulu Başkanlığı'ibaresi 'Denetim Hizmetleri Başkanlığı' olarak, 5. maddesiyle aynıKHK'nin eki (I) sayılı Cetvel'in 'Hizmet Birimleri' bölümünde yer alan '9)Dış Ticaret Kontrolörleri Kurulu Başkanlığı' ibaresi '9) DenetimHizmetleri Başkanlığı' biçiminde değiştirilmiştir. Bu değişikliklerin yanısıra KHK'nin dava konusu bölümünün de yer aldığı 20. maddesiyle, 190 sayılıKHK'nin eki (I) sayılı Cetvel'de bulunan Dış Ticaret Kontrolörleri Kurulu'nunkadroları iptal edilmiş ve yerine ekli (2) sayılı Listedeki kadrolar ihdasedilerek 190 sayılı KHK'nin eki (I) sayılı Cetvel'in Ekonomi Bakanlığı veDiyanet İşleri Başkanlığına ait bölümlerine eklenmiştir.
Ekonomi Bakanlığı kuruluncaya kadar Dış Ticaret Müsteşarlığındadenetim görevi, 9.12.1994 günlü, 4059 sayılı Hazine Müsteşarlığı İle DışTicaret Müsteşarlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun uyarınca Dış TicaretKontrolörleri Kurulu Başkanlığı aracılığıyla yerine getirilmiştir. Yeni kurulanDenetim Hizmetleri Başkanlığının Dış Ticaret Kontrolörleri Kurulundan,Başkan'ın kurul dışından seçilebilmesi ve Denetim Hizmetleri Başkanlığındaçalışacak olanların diğer idari görevlerden ayrı bir kariyer sayılan 'kontrolörlük'yerine 'dış ticaret uzmanı' statüsünde olanlar arasındanseçilmeleri dışında fark bulunmamaktadır. Denetim Hizmetleri Başkanlığındainceleme, denetim ve soruşturma görevi yapacak denetim elemanları, dış ticaretuzmanları arasından yönetmelikle belirlenecek usullere göre seçilecektir. Budoğrultuda 637 sayılı KHK'nin geçici 3. maddesinin (16) numaralı fıkrasıuyarınca dış ticaret başkontrolörleri ile dış ticaret kontrolörleri dış ticaretuzmanlığı kadrolarına, stajyer dış ticaret kontrolörleri ise dış ticaret uzmanyardımcısı kadrolarına atanmışlardır.
Anayasa'nın Başlangıç'ının dördüncü fıkrası, 'Kuvvetlerayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip,belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlımedeni bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa vekanunlarda bulunduğu'; 2. maddesi ise 'Türkiye Cumhuriyeti, toplumunhuzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı,Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan,demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.' biçimindedir. Belirtilenhukuk devleti eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hakve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurupbunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan,hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olandevlettir.
653 sayılı KHK'nin genel gerekçesinde düzenlemenin amacı, denetimhizmetlerinden beklentilerin değişmesi sonucunda, denetim görevinin idareye yolgösterici olması, idari işlem sürecinde karar alma mekanizmasını güçlendiren,buna ışık tutan bir yapıya kavuşmasının yanında, dış ticaret kontrolörlerinin,dış ticaret uzmanı kadrolarına atanması sağlanarak meslek grupları arasındakifarklılıkların giderilmesi, Bakanlıkta tek tip kariyer memurluğu sistemioluşturulması ve böylece kariyer memurluğunda homojen bir yapının meydanagelmesi ile iş verimliliğinin daha da arttırılması olarak açıklanmaktadır.Anayasa'nın 2. maddesinde vurgulanan hukuk devleti ilkesinin gereği olarakyasama işlemlerinin kişisel yarar için değil kamu yararı için yapılmasıgerekir. Bu nedenle kanun koyucu Anayasa'da öngörülen koşullar çerçevesindediğer alanlarda olduğu gibi kamu görevlilerinin durumları ile ilgili olarak dakamu yararı amacıyla bazı değişiklikler yapabilir. Ekonomi Bakanlığınınkurulması ve yeni yapılanma aşamasında olmasının gereği olarak, denetiminiçeriğinin ve denetim yapacakların belirlenmesinde farklı yöntemlerin tercihedilmesi doğaldır. Farklı yöntemlerin belirlenmesinde özel bir çıkarın ya dabelirli kişilerin hedef alındığı ya da kamu yararı dışında bir amaçla bu değişikliğinyapıldığını gösteren emare de bulunmamaktadır. Dava konusu kurallarıngerekçesinden kamu yararının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Ayrıca, yapılandüzenlemelerin amacı etkin bir şekilde gerçekleştirmeye elverişli olupolmadığını, sonuç doğurup doğurmayacağını değerlendirme anayasallık denetimininkapsamı dışında kalmaktadır.
Hukuk devletinin tam olarak gerçekleşmesi için yasama işlemlerininAnayasa'ya uygun olması gerekir. Hukuk devletinin somut uygulamasındabakanlıkların yapılarının farklılaştırılması, değiştirilmesi olağandır. Hukukdevleti ilkesinin ortadan kaldırılmasından ya da anlamsız hale getirilmesindensöz edebilmek için, devlet organlarının hukuka bağlılığı ilkesini veya bununkurumsal güvencelerini ortadan kaldıran bir değişikliğin yapılmış olmasıgerekir. KHK ile hukuk devleti içinde takdir hakkına dayanan farklı uygulamamodellerinden biri tercih edilmiştir.
Dış ticaret kontrolörlüğü ayrı meslek olarak kabul edildiğinden,kontrolörler kendi istekleri dışında ancak denetim hizmetlerinin gerekleriylebağdaşmayan sıhhi, ahlaki veya mesleki yetersizliklerinin yargı kararı, sağlıkkurulu veya teftiş raporu ile tespit edilmesi durumunda idari görevlereatanabilmektedirler. Dış ticaret kontrolörlerine sağlanan güvence kanuna değil,26.3.1995 günlü, 22239 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan ve yürürlüktenkaldırılan Dış Ticaret Kontrolörleri Yönetmeliği'ne dayanmaktadır.Yönetmelik'in değiştirilmesi durumunda güvencenin de ortadan kalkacağışüphesizdir. KHK'nin 2. maddesiyle yapılan değişiklik sonucu denetim görevineatanacak dış ticaret uzmanlarının belirlenmesi yöntemi yönetmeliğe bırakılmış,dolayısıyla yürütme organına yine dolaylı takdir hakkı verilmiştir. Çıkarılacakyeni yönetmelikle güvence sağlansın ya da sağlanmasın her durumda idari göreveatanma işlemine karşı yargı yoluna gidilebileceği açıktır. Bu nedenle denetimgörevi yapacak olan dış ticaret uzmanlarının hukuki güvenceden yoksunçalışacakları iddiası yerinde değildir. Bunun yanında dış ticaret uzmanlarınınkadro karşılığı sözleşmeli olarak çalışmaları hukuk güvencesi altında olmayaengel teşkil etmemektedir. Kadro karşılığı sözleşmeli çalışmak hem memurgüvencesine hem de sözleşmeliliğin yüksek ücretine sahip olmak anlamınagelmektedir. Sözleşme yapılması bu kişileri memur statüsünden çıkarmamaktadır.Bu nedenle görev güvencesinin olduğu açıktır. Ayrıca kadro karşılığı sözleşmeliçalışmak, tarafsız ve bağımsız çalışmayı engellemediğinden Anayasa'nın 2.maddesindeki hukuk devleti ilkesine aykırılık oluşturmaz.
Kuvvetler ayrılığı ilkesi, Anayasa'nın Başlangıç'ında belirtildiğigibi, devlet organları arasında işbölümü ve medeni bir işbirliği anlamına geliporganların karşılıklı olarak birbirlerini dengelemeleri esasına dayanır.Yürütmenin kanun hükmünde kararname ile düzenlenebilecek konularda Anayasa'danaldığı yetkiyi kullanarak denetim hizmetlerinde çalışacak personelin seçimineilişkin yöntemi değiştirmesi mümkündür. Daha önce yürürlükte olan kurallarlatemel olarak paralel şekilde düzenlenmiş, sadece denetim elemanlarının seçim yöntemikanunla değiştirilmiştir. 27.9.1984 günlü, 3046 sayılı Bakanlıkların Kuruluş veGörev Esasları Hakkında 174 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 13/12/1983 Günve 174 Sayılı Bakanlıkların Kuruluş ve Görev Esasları Hakkında Kanun HükmündeKararnamenin Bazı Maddelerinin Kaldırılması ve Bazı Maddelerinin DeğiştirilmesiHakkında 202 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü HakkındaKanun'un 21. maddesi uyarınca bakan, bakanlık kuruluşunun en üst amiri olup tümbakanlık teşkilatı ile bağlı ve ilgili kuruluşların iş ve işlemlerinidenetlemekle görevli ve yetkilidir. Ayrıca, Anayasa'ya göre siyasal, cezakanunlarına göre cezai ve nihayet özel hukuk çerçevesinde de mali sorumluluğubulunmaktadır. Asli denetleme görevi ve sorumluluğu bakana aittir. Denetimhizmetleri, hangi ad altında yapılırsa yapılsın temel olarak tüm denetlemelerbakan adına yapılmaktadır. Asli sorumluluğu taşıyan bakanın kendi adına denetimyapacak görevlileri belirlemesi kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırılıkoluşturmaz.
Anayasa'nın yasama yetkisi başlıklı 7. maddesinde yasamayetkisinin Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olduğu ve buyetkinin devredilemeyeceği kurala bağlanmıştır. KHK ile Denetim HizmetleriBaşkanlığına tahsisli kadrolara atanacakların belirlenmesi yönetmeliğebırakılmıştır. Belirtilen 'atanma' kavramı, Anayasa'nın 128. maddesianlamında ilk kez memuriyet görevine atanmaya ilişkin değildir. Bu kavram hâlendış ticaret uzmanı olarak çalışanların arasından denetim hizmetini yerinegetirecek olanların belirlenmesine yöneliktir. Kanun ile düzenlenmesine gerekbulunmayan denetim görevi yapacakların belirlenmesi yönteminin değiştirilmesisonucu yürütmeye takdir hakkı verilmesinin Anayasa'nın 7. maddesine aykırı yönübulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, 653 sayılı KHK'nin iptali istenilen 1., 2.maddeleri ile 5. maddesiyle eki (I) sayılı Cetvel'in 'Hizmet Birimleri'bölümünde değiştirilen '9) Denetim Hizmetleri Başkanı' ibaresive 20. maddesinin ''eki (I) sayılı Cetvelin Ekonomi Bakanlığınaait bölümünde yer alan boş ve dolu Dış Ticaret Kontrolörleri Kurulu Başkanı,Dış Ticaret Başkontrolörü, Dış Ticaret Kontrolörü ve Stajyer Dış TicaretKontrolörü kadroları iptal edilmiş ve'' bölümü Anayasa'nın Başlangıç'ıile 2. ve 7. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralların, Anayasa'nın 36., 112. ve 125. maddeleri ile ilgisigörülmemiştir.
Fulya KANTARCIOĞLU bu görüşe katılmamıştır.
2- KHK'nin 4. Maddesinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, dava konusu kural ile dış ticaret kontrolörlerininunvanlarının dış ticaret uzmanı olarak değiştirilmesi ve sözleşmeli olarakistihdam edilmelerinin görev güvencesinden mahrum bir şekilde çalıştırmalarınaneden olduğu, kontrolörlerin dış ticaret uzmanlığı kadrolarına, Dış TicaretKontrolörleri Kurulu Başkanının bakanlık müşaviri kadrosuna kanunlaatanmalarının kişilerin hukuk güvenliğini zedelediği, kazanılmış haklarıortadan kaldırdığı, bu durumun hukuk devleti ilkesine aykırılık teşkil ettiği,kanun ile atama yapıldığından yargı mercilerinde dava açma hakkının ortadankalktığı belirtilerek kuralın, Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 7., 36., 112. ve125. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Dava konusu kural ile 653 sayılı KHK uyarınca Denetim HizmetleriBaşkanlığına dönüştürülerek kadroları kaldırılan Dış Ticaret KontrolörleriKurulu Başkanının, bakanlık müşaviri kadrosuna, bu Kurulda görev yapanbaşkontrolör ve kontrolörlerin, dış ticaret uzmanı kadrolarına, stajyerkontrolörlerin ise dış ticaret uzman yardımcısı kadrolarına hiçbir işleme gerekolmaksızın atanmış sayılacakları, belirtilen kişilerin daha önceki görevlerdegeçirdikleri sürenin dış ticaret uzmanlığında geçirilmiş sayılması, dış ticaretkontrolörlerine yapılmış atıfların denetim görevi yapan dış ticaret uzmanlarınayapılmış sayılacağı öngörülmektedir. Ayrıca, dava konusu kuralla, EkonomiBakanlığında Dış Ticaret Kontrolörleri Kurulu Başkanı ve Kurulda görev yapanbaşkontrolör, kontrolör ve kontrolör yardımcılarının bu görevlerinin KHK'nin17.9.2011 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmesi ile sonaermesi düzenlenmektedir.
Kural ile geçici 3. maddenin (11) numaralı fıkrasına atıfyapılarak, bu madde uyarınca atanan ya da atanmış sayılan personelin maliolarak hak kaybına uğramaları engellenmiş, (11) numaralı fıkraya yapılan atıflaatandıkları ya da atanmış sayıldıkları kadro unvanlarında isteğe bağlı olarakherhangi bir değişiklik olanlarla kendi istekleriyle başka kurumlaraatananlara, fark tazminatı ödenmesine son verileceği hükme bağlanmıştır. Davakonusu kural uyarınca Dış Ticaret Kontrolörleri Kurulu Başkanlığı bünyesindekikadroları kaldırılan personel, kanun yoluyla yeni kadrolarına atanmışlardır.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem veişlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyupgüçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren,Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıylakendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
Hukuk devletinde kanunların kamu yararı gözetilerek çıkarılmasızorunludur. Kanun koyucu, Anayasa'ya ve hukukun genel ilkelerine aykırı olmamakkaydıyla her türlü düzenlemeyi yapmak yetkisine sahip olup, düzenlemenin kamuyararına, başka bir anlatımla ülke koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenerek takdir edilmesi kanun koyucuya aittir. Anayasa'ya uygunlukdenetiminde, kanun koyucunun kamu yararı anlayışının isabetli olup olmadığıdeğil, incelenen kuralın kamu yararı dışında belli bireylerin ya da gruplarınçıkarları gözetilerek yasalaştırılmış olup olmadığının incelenebileceğiaçıktır.
KHK'nin genel gerekçesinde, dış ticaret kontrolörlerinin, dışticaret uzmanı kadrolarına atanarak meslek grupları arasındaki farklılıklarıngiderilmesi ve Bakanlıkta tek tip kariyer memurluğu sistemi oluşturulmasınınhedeflendiği, bu şekilde kariyer memurluğunda homojen bir yapının meydanagelmesi ile iş verimliğinin arttırılacağı, düzenlemenin amacının kamu yararınaolduğu belirtilmiştir. Ancak somut düzenlemenin amaçlanan hedefi sağlamadaetkin ve elverişli olup olmadığı yönündeki değerlendirme anayasallıkdenetiminin kapsamı dışında kalmaktadır.
Kuralların genel ve soyut olması esastır. Ancak, bir kuralınuygulamada tek bir kişiyi ya da sınırlı sayıda kişiyi etkilemesi, kuralıngenelliği ilkesine zarar vermez. Dava konusu kuralın, birden çok kişi hakkındaişlem tesis etmekte olup emredici nitelikte olması yani idareye herhangi birtakdir yetkisi bırakmamış olması onun genel norm olma niteliğinietkilememektedir. Kural, yeni yapılanma sağlamak üzere yapılan düzenlemelernedeniyle kadrosu kaldırılan Dış Ticaret Kontrolörleri Kurulunda görevlikontrolörlerin görevlerinin, yasanın yürürlüğe girdiği tarihte sona ermesini vebu kişilerin dış ticaret uzmanı ya da dış ticaret uzman yardımcısı unvanlıkadrolara atanmalarını öngörmektedir. Mevcut olmayan kadrolarda bulunanlarınuygun başka kadrolara hak kaybına uğramadan atanmaları amaçlanmıştır.
Kazanılmış hak, kişinin bulunduğu statüden doğan, tahakkuk etmiş,kendisi yönünden kesinleşmiş kişisel alacak niteliğine dönüşmüş haktır.Kazanılmış haklara saygı gösterilmesi hukuk devleti ilkesinin temelgereklerinden biridir. Dava konusu kuralda, kişilerin bulunduğu statülerdendoğan, tahakkuk etmiş, kendileri yönünden kesinleşmiş ve kişisel alacakniteliğine dönüşmüş haklara yönelik bir düzenleme öngörülmediğinden kazanılmışhakları ihlal eden bir müdahale de söz konusu değildir. Kaldı ki bu kişilerin yeniatandıkları kadrodaki mali haklarının mevcut kadrolarındakine göre daha düşükolması halinde yeni kadrolarındaki gelirleri mevcut gelirlerine eşitleninceyekadar fark olarak ödenmesi öngörülmektedir. Bu şekilde mali olarak hak kaybınauğramaları engellenmiştir. Ayrıca, kamu görevlilerinin statülerine ilişkinkonularda kazanılmış haklarının olmayacağı açıktır. Bir kamu görevlisinin birstatüye atanmasıyla ömür boyu o statüde çalışacağı yönünde kazanılmış hak eldeettiği söylenemez. Bu nedenle dava konusu kuralın kazanılmış haklara müdahalesisöz konusu değildir.
Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinde olması gerekentemel unsurlardan biri de hukuk güvenliği ilkesidir. Hukuk güvenliği bireyinhukukî durumunun süreceği yönündeki beklentilerinin belli koşullar içindegüvence altına alınması anlamına gelir. Kamu görevlilerinin de hukukî güvenlikiçerisinde çalışmaları gerektiği şüphesizdir. Ancak hukuk güvenliği ilkesi,zaman içinde değişen koşul ve ihtiyaçlara göre kanunlarda değişiklik yapılmasınada engel değildir.
Anayasa'nın 128. maddesine göre, kamu hizmetlerinin gerektirdiğiasli ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür.Diğer kamu görevlilerinden anlaşılması gereken, memurlar ve işçiler dışındakamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerde idareye kamu hukukuilişkisiyle bağlı olarak çalışanlardır. Kadro karşılığı sözleşmeli çalışan kamugörevlileri de Anayasa'nın 128. maddesi kapsamındadır. Kadro karşılığısözleşmeli çalıştırmanın personelin görev güvencesini ortadan kaldırdığı,hukukî güvenlik ilkesine dolayısıyla hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu iddiaedilmiş ise de, bu iddia daha önce belirtilen gerekçelerle yerinde değildir.Kadro karşılığı sözleşmeli çalışan personel, memur güvencesinin yanındasözleşmeli olmanın sağladığı yüksek ücrete de sahip olmaktadır. Sözleşme olmasıbu kişileri memur statüsünden çıkarmamakta, sözleşmenin sona erdirilmesimemuriyet görevinin sona ermesi anlamına gelmemektedir. Bu durum kadrokarşılığı olmayan sözleşmeli personel ile arasındaki farkı oluşturmaktadır.Sözleşme sona erdiğinde yine aynı görevde kadrolu olarak çalıştırılmaktadırlar.Kadro karşılığı sözleşmeli çalışma ek haklar getirdiğinden görev güvencesiniortadan kaldırmamakta, hukukî güvenlik ilkesine dolayısıyla hukuk devletiilkesine aykırılık oluşturmamaktadır.
Anayasa'nın 'Hak arama hürriyeti' başlıklı 36. maddesininbirinci fıkrasında, 'Herkes meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.' denilerek yargı organlarına davacı ve davalıolarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak da iddia, savunma ve adilyargılanma hakkı güvence altına alınmıştır. Anayasa'nın 125. maddesinde ise 'İdareninher türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır.' denilmektedir.Her iki maddeyle güvence altına alınan dava yoluyla hak arama özgürlüğü,kendisi bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde diğer temel hak veözgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasınısağlayan en etkili güvencelerden biridir. Kişilere yargı mercileri önünde davahakkı tanınması adil bir yargılamanın ön koşulunu oluşturur.
Yürütme organı, gerçekleştirilecek kamu hizmetinin niteliğine görekoşullarını oluşturarak kadro düzenlemesi yapabilir, kamu hizmetine göre yenikadro oluşturabilir ya da kadroyu kaldırabilir. Teşkilat yapısı değişen, tektip kariyer memurluğu sistemi getirilmesi hedeflenen Ekonomi Bakanlığında, DışTicaret Kontrolörleri Kurulunun yerine Denetim Hizmetleri Başkanlığınınkurulması nedeniyle Kurula ait kadrolar kaldırılmıştır. Kadroların kaldırılmasıhukuki ve fiili imkânsızlık doğurmuş ve açığa çıkan personelin atamalarıdoğrudan genel ve soyut nitelikteki kanunla yapılmıştır. 657 sayılı DevletMemurları Kanunu'nun 91. maddesinin birinci fıkrası 'Kadrosu kaldırılanmemurlar, en geç altı ay içinde kendi kurumlarında niteliklerine uygun birkadroya atanırlar.' şeklindedir. Dava konusu kuralın olmadığıdüşünüldüğünde yürütme organının, kadrosuzluk nedeniyle bu kişileri dış ticaretuzmanlığına ya da uygun başka bir idari göreve atamak zorunda olduğukuşkusuzdur. Bu nedenle 657 sayılı Kanun'un belirtilen amir hükmü uyarınca,uygun bir statüye atamanın gerekliliği ve zorunluluğu karşısında, yenioluşturulan kadrolara doğrudan kanunla atama yapılmasının hak arama hürriyetinikısıtladığından söz etmek mümkün değildir. Oluşan zorunluluklar nedeniyleatamanın, kanun yoluyla ya da kanunla yürütmeye verilecek bağlı yetkiye göreyapılması arasında fark bulunmamaktadır. Kadroların kaldırılmış olmasınedeniyle atamalar konusunda idareye kanunla bağlı yetki verilse bile bununişlevsel bir yararı bulunmamaktadır. Yürütmeye verilecek bağlı yetkiye göreyapılacak atama işlemine karşı idari dava yolu açık ise de yargılamada atamanınsebep unsuru incelenemeyeceğinden bu yol etkin olmayacaktır. Üstelik bakanlıkmüşavirliği dâhil olmak üzere yeni kadrolara atananlar çıkarılacak yönetmelikuyarınca ya da idari takdirle yeniden denetim görevine ya da başka görevlereatanabileceklerdir. İdari takdir ile belirtilen görevlere atama yapılmamasıhalinde bu işleme karşı yargı yoluna başvurulabileceği, idarenin takdir hakkınıkanunlara uygun kullanıp kullanmadığının denetlenebileceği açıktır. Kaldırılankadrolara hangi yöntemle olursa olsun artık atama yapılamayacağından yargı yolukapatılmamış, hak arama özgürlüğü engellenmemiştir
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural, Anayasa'nın 2., 36. ve125. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın, Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 7. ve 112. maddeleriyleilgisi görülmemiştir.
Fulya KANTARCIOĞLU bu görüşe katılmamıştır.
3- KHK'nin 6. Maddesiyle Değiştirilen 644 sayılı KHK'nin 2.Maddesinin Birinci Fıkrasının (h) Bendinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, kural ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığınıngörevlerinin düzenlenmesi görüntüsü altında, 3194 sayılı İmar Kanunu, 5393sayılı Belediye Kanunu, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu, 2634 sayılı TurizmiTeşvik Kanunu ve 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nda örtülü değişiklikler yapıldığı,yatırımcılar lehine eşitliğe aykırı bir ayrımcılık yapılarak sermaye kesimineimtiyaz tanındığı, yerel yönetimlerin onaylamama veya ruhsatlandırmamakararlarına karşı yargı yolunun kullanılabileceği, kamu gücü ve otoritesinikullanarak sermaye sınıfına imtiyaz tanınmasının ve kamu yararının bertarafedilmesinin amaçlandığı, yerel yönetimlerce hazırlanan planların dengesinin vebütünlüğünün bozulduğu belirtilerek kuralın, Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2.,7., 10., 87. ve 127. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Dava konusu kuralda yer alan 'üç ay' ibaresi, 11.10.2011günlü, 662 sayılı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve GörevleriHakkında Kanun Hükmünde Kararname İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde KararnamelerdeDeğişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname'nin 13. maddesi ile 'dörtay' olarak değiştirildikten sonra 16.5.2012 günlü, 6306 sayılı Afet RiskiAltındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un 19. maddesi ile 'dörtay içerisinde' ibaresi 'üç ay içinde' olarak yenidendeğiştirilmiştir. Kuralda yer alan sürelere ilişkin yapılandeğişikliklerin kuralı anlamsız kılmaması ve anayasal denetime engel olmamasınedeniyle, kural bir bütün olarak içerik yönünden incelenmiştir.
Dava konusu kural ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığına devletinhüküm ve tasarrufu altında bulunan veya mülkiyeti Hazineye, kamu kurum veyakuruluşlarına veya gerçek kişilere veyahut özel hukuk tüzel kişilerine ait olantaşınmazlar üzerinde kamu veya özel sektör tarafından gerçekleştirilecek olanyatırımlara ilişkin olarak, ilgililerince hazırlandığı veya hazırlatıldığıhalde yetkili idarece üç ay içerisinde onaylanmayan etüt, harita, her tür veölçekteki çevre düzeni, nazım ve uygulama imar planlarını, parselasyon planlarınıve değişikliklerini ilgililerinin valilikten talep etmesi ve valiliğinBakanlığa teklifte bulunması üzerine bedeli mukabilinde yapma, yaptırma veonaylamanın yanı sıra başvuru tarihinden itibaren iki ay içinde yetkili idareceverilmemesi halinde bedeli karşılığında resen yapı ruhsatı ve yapı kullanmaizni ile işyeri açma ve çalışma ruhsatı verme yetkisi verilmiştir.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem veişlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyupgüçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren,Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıylakendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
Anayasa'nın 7. maddesinde ise 'Yasama yetkisi Türk Milletiadına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.' hükmü yeralmaktadır. Anayasa Mahkemesinin birçok kararında yasama yetkisinindevredilmezliği ilkesinden ne anlaşılması gerektiği açıklanmıştır. Buna görekanunla düzenleme ilkesi, düzenlenen konudan yalnız kavram, ad ve kurum olaraksöz edilmesi değil, bunların kanun metninde kurallaştırılmasıdır. Kurallaştırmaise düzenlenen alanda temel ilkelerin konulmasını ve çerçevenin çizilmişolmasını ifade eder. Ancak bu koşulla uzmanlık ve teknik konulara ilişkinayrıntıların belirlenmesi yürütme organının takdirine bırakılabilir. Yürütmeorganına düzenleme yetkisi veren bir kanun kuralının Anayasa'nın 7. maddesineuygun olabilmesi için temel ilkeleri koyması çerçeveyi çizmesi, sınırsız,belirsiz, geniş bir alanı yürütmenin düzenlemesine bırakmaması gerekir.
Belirtildiği üzere Çevre ve Şehircilik Bakanlığının yatırımkonusunda yerine getireceği iş ya da işlemler sınırlı konu ve sayıdadır. Davakonusu kural ile yetki verilirken sınırları belirli olduğundan Bakanlığasınırsız bir düzenleyici işlem yapma yetkisi tanınmamıştır. Dolayısıyla,Anayasa'nın 2. ve 7. maddelerine aykırılık söz konusu değildir.
Mahalli idarelere ilişkin Anayasa'nın 127. maddesinin birincifıkrasında, bunların il, belediye veya köy halkının mahalli müşterekihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve kararorganları gene kanunda gösterilen seçmenler tarafından seçilerek oluşturulankamu tüzelkişileri oldukları, ikinci fıkrasında yerel yönetimlerin kuruluş vegörevleri ile yetkilerinin, yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunladüzenleneceği belirtilmiştir. Maddenin beşinci fıkrasında ise merkezi idarenin,mahalli idareler üzerinde, mahalli hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesineuygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplumyararının korunması ve mahalli ihtiyaçların gereği gibi karşılanması amacıylakanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde idari vesayet yetkisine sahipolduğu belirtilmektedir. Anayasa'nın 123. maddesinde ise idarenin kuruluş vegörevleriyle bir bütün olduğu ve kanunla düzenleneceği öngörüldükten sonraidarenin kuruluş ve görevlerinin, merkezden yönetim ve yerinden yönetimesaslarına dayandığı hükme bağlanmıştır. İdarenin bütünlüğü, merkezi devletmodelinin yönetim alanındaki temel ilkesi olup, bu ilkeyle, idarenin yerinegetirdiği çeşitli görevlerle bu görevleri yerine getiren kurumları arasındabirlik sağlanması ve idari yapı içinde yer alan kurumların bir bütünlükiçerisinde çalışması öngörülmüştür.
Kuralla kamu ya da özel sektör tarafından yapılacak yatırımlarlailgili olarak ilgili idarelerin bazı imar, ruhsat ve izinlere ilişkinyetkilerinin belli koşullarda Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca kullanılmasınaolanak sağlanmıştır. İlgililerin talebinin bulunmaması veya valilikçe butalebin uygun görülmediğinden Bakanlığa iletilmemesi durumunda Bakanlıktarafından yetki kullanılması mümkün değildir. Kuralda belirtilen yetkilerancak kanunla tanınan sürede iş ya da işlemlerin yapılmaması durumunda ilgilinintalebinin ve valiliğin teklifte bulunması koşuluyla Bakanlık tarafındankullanılabilecektir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, 644 sayılı KHK'nin 2.maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca işlemi gerçekleştirmeden önce yetkiliolan yerel idareden konuya ilişkin görüşlerini soracaktır. İdareler, bu iş veişlemlerin yapılmama gerekçelerini etraflıca açıklayarak görüşlerini en geç onbeş gün içinde Bakanlığa bildirmek zorundadır. Böylece yapılacak iş veişlemlerde yetkili idare ile Bakanlık arasında koordinasyon ve eşgüdümünsağlanması, süreçteki suiistimallerin azaltılması ve yatırım ortamının yerelidarelerle işbirliği içerisinde iyileştirilmesi hedeflenmektedir. Merkeziidarenin yerinden yönetim kuruluşları yerine geçerek işlem yapması istisnaînitelikte yetki olup ancak yerel yönetimlerin ihmal veya temerrüdü halindekullanılabilecektir.
Anayasa'da mahallî müşterek ihtiyaçların nelerden ibaret olduğuyolunda bir kurala yer verilmemiştir. Mahallî müşterek ihtiyaçların saptanmasıkanun koyucunun takdirine bırakılmıştır. Kanun koyucu, kamu yararınıgözeterek belirtilen takdir yetkisi çerçevesinde belli bir toplumsalihtiyacın teminine yönelik kamu hizmetinin görülmesini merkezi idareyebırakabileceği gibi bu hizmetin görülmesini mahallî idarelerin yetki alanına dabırakabilir. Yerel yönetimleri ortadan kaldırma ya da etkisiz kılmaamacına yönelik olmaması ve belirli alanlar bakımından geçici bir süre içinkimi görev ve yetkilerin merkezi yönetim birimine bırakılması, yerinden yönetimilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.
Yatırım yapılması için kolaylıklar sağlanmasında önemli kamuyararı olduğu ve geciken bazı işlemlerin merkezi idare tarafından yapılmasınınöngörülmesinin meşru bir amaca dayandığı söylenebilir. Büyük ölçekliyatırımlar, yapıldığı coğrafi bölge açısından yerel, ancak tüm ülkeye getirdiğifaydalar açısından ulusal nitelik taşımaktadır. Bu nedenle günümüzde yatırımyapılması mahallî müşterek ihtiyaçları karşılamaktan öte tüm toplumu ve ülkeyiilgilendiren ulusal ihtiyaçtır. Ulusal ihtiyaçların öncelikle karşılanmasındakamu yararı olduğu kuşkusuzdur. Kamu yararı için gerekli hallerde belirli biralan ya da bölge ile ilgili olarak belirtilen plânları yapma ya da inşat izni,yapı kullanım izni, çalışma veya işyeri açma ruhsatı verme konusunda Çevre veŞehircilik Bakanlığına yetki ve görev verilmesinde Anayasa'nın 127. maddesiaçısından bir engel bulunmamaktadır.
Dava dilekçesinde, Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırılıkiddiasında bulunulmuş ise de Anayasa'nın 10. maddesinde yer verilen eşitlikilkesi hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemlideğil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumdabulunan kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak,ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Belirtilen ilkeyle, aynıdurumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasakarşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik, herkesin heryönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındakiözellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları veuygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksaldurumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'da öngörülen eşitlik ilkesizedelenmez.
Dava konusu kuralla yatırım yapacaklara eşitlik ilkesine aykırıolarak getirilmiş bir ayrıcalık bulunmamaktadır. Yerli ya da yabancıyatırımcıların, yatırım yapmayanlardan hukuken farklı oldukları açıktır. Kuralile yatırımcıya imar planı dışına çıkma ya da ruhsatsız işyeri açma gibiimtiyazlar tanınmamaktadır. Sadece dünya ekonomisinin ve uluslar arasırekabetin koşulları gereği yatırıma yönelik işlemlerin hızlandırılmasısağlanmakta, bu konuda yasa koyucunun yatırımları teşvik için kanunlarçıkardığı, yürütmenin teşvik politikaları oluşturduğu göz önüne alındığındafarklı kuralların uygulanması eşitlik dolayısıyla hukuk devleti ilkesineaykırılık oluşturmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural, Anayasa'nın 2., 7., 10.ve 127. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın, Anayasa'nın Başlangıç'ı ve 87. maddesi ile ilgisigörülmemiştir.
Fulya KANTARCIOĞLU bu görüşe katılmamıştır.
4- KHK'nin 21. Maddesinin İncelenmesi
Başvuru dilekçesinde, kuralın herhangi bir özel gerekçebelirtilmeden Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 7., 10., 87. ve 127. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
653 sayılı KHK'nin 21. maddesi yürürlük maddesidir. Yürürlükmaddesi, yasal düzenlemelerin ne zaman yürürlüğe gireceğini göstermekte veyapım tekniği açısından her tür yasal düzenlemede bulunmakta, yazılmamış olmasıyasal düzenlemelerin geçerliliğini de etkilememektedir. İptal istemine konu 21.maddenin, KHK'nin yayımı tarihinde yürürlüğe gireceğini öngördüğünden Anayasalilkelere aykırılık oluşturmadığı açıktır.
Açıklanan nedenlerle, iptal isteminin reddi gerekir.
V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
23.8.2011 günlü, 653 sayılı Ekonomi BakanlığınınTeşkilat Ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname İle Bazı Kanun Ve KanunHükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun HükmündeKararname'nin;
A) 1- 1., 2. ve 4. maddelerine,
2- 5. maddesiyle 3.6.2011 günlü, 637 sayılı Kanun HükmündeKararname'nin Eki (I) sayılı Cetvel'in 'Hizmet Birimleri' bölümündekideğiştirilen '9) Denetim Hizmetleri Başkanlığı' ibaresine,
3- 6., 20. ve 21. maddelerine,
yönelik iptal istemleri, 18.7.2012 günlü, E. 2011/126, K. 2012/110sayılı kararla reddedildiğinden, bu maddelere ve ibareye ilişkin yürürlüğündurdurulması isteminin REDDİNE,
B) 1- 3. maddesi,
2- 5. maddesiyle 3.6.2011 günlü, 637 sayılı Kanun HükmündeKararname'nin Eki (II) sayılı Cetvel'in 'Kadro Unvanı' bölümündekideğiştirilen 'Denetim Hizmetleri Başkanı' ibaresi,
hakkında, 18.7.2012 günlü, E. 2011/126, K. 2012/110 sayılı kararlakarar verilmesine yer olmadığına karar verildiğinden, bu madde ve ibareyeilişkin yürürlüğün durdurulması istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YEROLMADIĞINA, 18.7.2012 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VI- SONUÇ
23.8.2011 günlü, 653 sayılı Ekonomi Bakanlığının Teşkilat veGörevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve KanunHükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun HükmündeKararname'nin içerikleri itibariyle Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen;
1- 1. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU'nun karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
2- 2. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU'nun karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
3- 3. maddesi, 11.10.2011 günlü, 666 sayılı Kanun HükmündeKararname'nin 1. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığından, bu maddeye ilişkinkonusu kalmayan iptal istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,OYBİRLİĞİYLE,
4- 4. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU'nun karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
5- 5. maddesiyle 3.6.2011 günlü, 637 sayılı Kanun HükmündeKararname'nin;
a- Eki (l) sayılı Cetvel'in 'Hizmet Birimleri' bölümündekideğiştirilen '9) Denetim Hizmetleri Başkanlığı' ibaresininAnayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU'nunkarşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
b- Eki (ll) sayılı Cetvel'in 'Kadro Unvanı' bölümündekideğiştirilen 'Denetim Hizmetleri Başkanı' ibaresi, 666 sayılıKanun Hükmünde Kararname'nin 1. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığından, buibareye ilişkin konusu kalmayan iptal istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YEROLMADIĞINA, OYBİRLİĞİYLE,
6- 6. maddesiyle değiştirilen 29.6.2011 günlü, 644 sayılı Çevre veŞehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun HükmündeKararname'nin 2. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinin Anayasa'ya aykırıolmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU'nun karşıoyu veOYÇOKLUĞUYLA,
7- 20. maddesinin '' eki (1) sayılı cetvelin EkonomiBakanlığına ait bölümünde yer alan boş ve dolu Dış Ticaret Kontrolörleri KuruluBaşkanı, Dış Ticaret Başkontrolörü, Dış Ticaret Kontrolörü ve Stajyer DışTicaret Kontrolörü kadroları iptal edilmiş ve'' bölümünün Anayasa'yaaykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU'nun karşıoyuve OYÇOKLUĞUYLA,
8- 21. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
18.7.2012 gününde karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
Zühtü ARSLAN
KARŞIOY GEREKÇESİ
23.8.2011 günlü, 653 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK)'niniçerik yönünden iptal istemi reddedilen kurallarının, yasama yetkisinindevredilmezliği ilkesiyle bağdaşmaması nedeniyle E:2011/113, K:2012/108 sayılıkarara ilişkin karşıoy gerekçesi doğrultusunda iptali gerektiği düşüncesiyleçoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU