ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2011/145
Karar Sayısı : 2013/70
Karar Günü : 6.6.2013
R.G. Tarih-Sayı :23.11.2013-28830
İPTAL DAVASINI AÇANLAR : Türkiye BüyükMillet Meclisi Üyeleri Emine Ülker TARHAN ve Muharrem İNCE ilebirlikte 116 milletvekili (E.2011/145)
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURANLAR :
1- Batman İdare Mahkemesi (E.2012/34)
2- İzmir Bölge İdare Mahkemesi (E.2012/135)
DAVA VE İTİRAZLARIN KONUSU : 26.9.2011günlü, 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeliİdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun HükmündeKararname'nin;
A- İptal davası ile ilgili,30.3.2011 günlü, 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 59. ve 60.maddeleri uyarınca Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim KILIÇ'ın reddine;
B- Tümünün ve ayrı ayrı tüm maddeleri ile ekiListenin,
C- 1- 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan ''hukukbirimi amirleri, hukuk müşavirleri, muhakemat müdürleri''ibaresinin,
2- 9. maddesinin,
3- 10. maddesinin,
4- 11. maddesinin,
5- 12. maddesinin,
6- 14. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan ''hukukbirimi amirleri, muhakematmüdürleri, hukuk müşavirleri'' ibaresinin,
7- 17. maddesinin,
a- (1) numaralı fıkrasının (a), (b), (c) ve (ç)bentleri ile 14.7.1965 günlü, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda yapılandeğişikliklerin,
b- (4) numaralı fıkrasının (a) bendiyle başlığı ile birliktedeğiştirilen 11.10.2006 günlü, 5549 sayılı Suç Gelirlerinin AklanmasınınÖnlenmesi Hakkında Kanun'un 21. maddesinin,
c- (5) numaralı fıkrasının (c), (ç), (d), (e), (g), (ğ) ve (h)bentleri ile 13.12.1983 günlü, 178 sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat veGörevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'de yapılan değişikliklerin,
8- 19. maddesinin;
Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 5., 6., 7., 8., 10., 11.,36., 91., 135. ve 141. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine,Kararname'nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan ''hukuk birimiamirleri, hukuk müşavirleri, muhakemat müdürleri'' ibaresi ile14. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan ''hukuk birimiamirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri'' ibaresidışında kalan diğer dava konusu kuralların yürürlüklerinin durdurulmasına kararverilmesi istemidir.
II- YASA METİNLERİ
A- Dava ve İtiraz Konusu Kanun Hükmünde Kararname Kuralları
26.9.2011 günlü, 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamuİdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkinKanun Hükmünde Kararname'nin içerikleri itibariyle iptali istenen kuralları daiçeren maddeleri ve eki Liste şöyledir:
Amaç ve kapsam
MADDE 1- (1) Bu Kanun HükmündeKararnamenin amacı; genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ve özel bütçeliidarelerin hukuk hizmetlerinin etkili, verimli ve usul ekonomisine uygunşekilde yerine getirilmesine ve bu hizmetlerin yürütülmesinde uygulamabirliğinin sağlanmasına yönelik usul ve esasların belirlenmesidir.
Tanımlar
MADDE 2- (1) Bu Kanun HükmündeKararnamenin uygulanmasında;
a) Hukuk birimi: İdarelerde hukuk hizmetlerini yürüten birimi,
b) Hukuk hizmetleri: Muhakemat hizmetleri ile hukukdanışmanlığına ilişkin her türlü iş ve işlemleri,
c) Hukuki uyuşmazlık değerlendirme komisyonu: İdareler bünyesinde,üst yönetici tarafından oluşturulan, hukuk birimi amiri ve hukuki uyuşmazlıklailgili birim amirinin bulunduğu en az üç üyeden oluşan komisyonu,
ç) İdare: 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu MalîYönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I) ve (II) sayılı cetvellerde belirtilenkamu idarelerini,
d) İlgili bakan: İdarelerin bağlı, ilgili veya ilişkili olduğubakanı, Yükseköğretim Kurulu ile Ölçme, Seçme ve Yerleştirme MerkeziBaşkanlığı, üniversiteler ve yüksek teknoloji enstitüleri için Milli EğitimBakanını,
e) Üst yönetici: Milli Savunma Bakanlığında Bakanı, diğerbakanlıklarda müsteşarı ve kamu idarelerinde en üst yöneticiyi,
ifade eder.
İlkeler
MADDE 3- (1) Bu Kanun HükmündeKararnamenin uygulanmasında;
a) İdarelerin taraf oldukları uyuşmazlıkların, tarafların hak vemenfaatlerinin dengeli olarak değerlendirilerek, adil ve hakkaniyete uygunolarak çözümlenmesi,
b) İdarelerin taraf oldukları davaların, usul ekonomisine uygunolarak, imkânlar ölçüsünde idarelerde istihdam edilen hukuk müşavirleri veavukatları tarafından takibi,
c) Davaların takibinde, mahkeme kararlarının hukuka uygun olarak,adil, süratli ve en az masrafla verilebilmesine yardımcı olunması,
esastır.
Hukuk birimlerinin görevleri
MADDE 4- (1) Hukuk birimleri;idarelerde muhakemat hizmetleri ile hukuk danışmanlığına ilişkin işve işlemleri yürütmekle görevli ve sorumludur.
(2) Hukuk birimleri muhakemat hizmetlerikapsamında;
a) İdarenin taraf olduğu adli ve idari davalarda, iç ve dış tahkimyargılamasında, icra işlemlerinde ve yargıya intikal eden diğer her türlühukuki uyuşmazlıklarda idareyi temsil eder, dava ve icra işlemlerini vekilsıfatı ile takip eder.
b)İdarece hizmet satın alma yoluyla temsil ettirilecek dava veicra takipleri ve tahkim ile ilgili işlemleri koordine eder, izler ve denetler.
(3) Hukuk birimleri hukuk danışmanlığı kapsamında;
a) İdare hizmetleriyle ilgili olarak diğer kamu kurum vekuruluşları tarafından hazırlanan mevzuat taslaklarını, idare birimleritarafından hazırlanan mevzuat taslakları ile düzenlenecek her türlü sözleşme veşartname taslaklarını, idare ile üçüncü kişiler arasında çıkan uyuşmazlıklarailişkin işleri ve idare birimlerince sorulacak diğer işleri inceleyip hukukimütalaasını bildirir.
b) Anlaşmazlıkları önleyici hukuki tedbirleri zamanında alır,uyuşmazlıkların sulh yoluyla çözümü konusunda mütalaa verir.
c) İdarenin amaçlarını daha iyi gerçekleştirmek, mevzuata, plan veprograma uygun çalışmalarını temin etmek amacıyla gerekli hukuki tekliflerihazırlar.
(4) Hukuk birimleri, hukuki uyuşmazlık değerlendirmekomisyonunun sekreterya hizmetlerini ve idaresince verilen diğergörevleri yürütür.
(5) Başbakanlık ve Maliye Bakanlığı hukuk birimlerinin teşkilatkanunlarındaki hükümler saklıdır.
(6) Teşkilat kanunlarına göre hukuk birimi kurulmayan idarelerde,bu Kanun Hükmünde Kararnamede belirtilen hukuk hizmetleri, istihdam edilenavukatlar tarafından yerine getirilir. İdarelerin merkez birimlerinde istihdamedilen avukatlardan birisi, üst yönetici onayı ile hukuk birimi amiri olarakgörevlendirilir.
Muhakemat hizmeti temini
MADDE 5- (1) İdareler, muhakemat hizmetleriihtiyaçlarını;
a) Hukuk birimlerinde istihdam edecekleri hukuk müşavirleri veavukatlardan,
b) İhtiyaç duyulması halinde Maliye Bakanlığındantalep etmek suretiyle,
sağlayabilirler.
(2) Bakanlıklar ve bağlı kuruluşları muhakemat hizmetleriniyürütmek üzere birbirlerinden hizmet talebinde bulunabilirler.
(3) Birinci ve ikinci fıkraya göre muhakemat hizmetlerinintemin edilememesi veya özel uzmanlık gerektirdiği ilgili bakanın onayı ilebelirlenen hallerde muhakemat hizmetlerini yürütmek üzere BakanlarKurulu kararıyla belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde, 4/1/2002 tarihlive 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 22 nci maddesine göre doğrudantemin usulüyle serbest avukatlardan veya avukatlık ortaklıklarından hizmetsatın alınabilir.
(4) Hizmet satın alınarak kendisine vekalet verilenserbest avukatlar ve avukatlık ortaklıkları kendilerine vekalet verilen dava veicra işlemlerinin takibiyle ilgili olarak, ilgili mevzuatla idareleri vekilsıfatıyla temsile yetkili olan görevlilerle aynı yetki ve sorumluluklarıhaizdir.
Takip ve temsil yetkileri ile bunların kapsamı, niteliği vekullanılması
MADDE 6- (1) İdareler, kendi iş veişlemleriyle ilgili olarak açılacak adli ve idari davalar ile tahkimyargılaması ve icra işlemlerinde taraf sıfatını haizdir.
(2) İdareleri adli ve idari yargıda, icra mercileri ve hakemlernezdinde vekil sıfatıyla doğrudan temsil yetkisi; hukuk birimiamirleri, hukuk müşavirleri, muhakemat müdürleri veavukatlara aittir.
(3) 5 inci maddenin birinci ve ikinci fıkralarında belirtilenusullere göre muhakemat hizmeti temin edilemeyen hallerde adli veidari davalar ile icra takiplerini yürütmek üzere merkez ve taşra birimamirlerine üst yönetici tarafından temsil yetkisi verilebilir. Üst yönetici buyetkisini hukuk birimi amirine devredebilir.
(4) İdari davalarda; gerekli görülmesi halinde, idarede görevlibir personel, uzmanlığından faydalanılmak üzere idare vekili veya temsilcisiile birlikte duruşmalara iştirak ettirilebilir.
(5) İdareleri vekil sıfatıyla temsile yetkili olan hukuk birimiamiri, hukuk müşaviri ve avukatların bir listesi, idaresince yazılı olarak veyaAdalet Bakanlığınca belirlenen esaslar dairesinde elektronik ortamda ilgiliCumhuriyet başsavcılığına, bölge idare mahkemesi başkanlıklarına; askerisavcılıklara ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başkanlığına verilir. Bu listeler,Cumhuriyet başsavcılığı tarafından adli yargı çevresinde, bölge idare mahkemesibaşkanlığınca idari yargı çevresinde bulunan mahkemelere gönderilir. Yüksekmahkemeler ve bölge adliye mahkemesindeki duruşmalarda temsil yetkisinikullanacakların isimleri ilgili mahkemelerin başsavcılıklarına veyabaşkanlıklarına bildirilir. Listede isimleri yer alanlar, baroya kayıt ve vekaletname ibrazıgerekmeksizin idare vekili sıfatıyla her türlü dava ve icra işlemlerini takipedebilirler. Vekil sıfatıyla temsil yetkisi sona erenlerin isimleri anılanmercilere aynı usulle derhal bildirilir.
Özel takip ve temsil yetkileri
MADDE 7- (1) Birden fazla idarenintaraf olduğu idari davalardan;
a) Müşterek kararnamelerle ilgili olarak açılanlar ve bunlarlailgili icra işlemleri, davaya taraf olan tüm idarelerin vekili sıfatıyla,müşterek kararnameyi teklif eden bakanlığın hukuk birimince takip ve müdafaaedilir.
b) Bakanlar Kurulu kararları ve düzenleyici işlemlerle ilgiliaçılan ve Başbakanlığın da taraf olduğu davalardan Başbakanlıkça bu husustatakip yetkisi verilenler ile bu davalarla ilgili icra işlemleri, Başbakanlığında vekili sıfatıyla, takip yetkisi verilen ilgili idare hukuk birimince takipve müdafaa edilir.
(2) Ulusal ve uluslararası mahkeme ve tahkim mercilerinde TürkiyeCumhuriyeti Hükümeti veya idarelerin taraf ya da müdahil oldukları, birincifıkrada belirtilen davalar dahil her türlü davadan, BaşbakanlıkçaBaşbakanlık hukuk birimi tarafından takibi gerekli görülenler ve bunlarlailgili icra işlemleri, ilgili idarenin de vekili sıfatıyla Başbakanlık hukukbirimince takip ve müdafaa edilir.
Davaların açılması
MADDE 8- (1) İdareler adına dava açmaveya icra takibine başlama talebi, üst yönetici veya iş ve işlemle ilgilimerkez veya taşra birim amiri tarafından yapılır. Merkez veya taşra birimamirince yapılan talep üzerine davayı açmakla yetkili ve görevli olanlarca,maddi ve hukuki sebeplerle dava açılmasında kamu menfaati bulunmadığı yönündegörüş belirtilmesi halinde, üst yöneticinin talimatına göre işlem yapılır.
(2) Dava açılması veya icra takibinde bulunulmasını isteyen idareveya birim, dava açılması talebi ile birlikte davaya dair bilgi ve belgelerizamanaşımı ve hak düşürücü süreleri dikkate alarak hukuk birimine gönderir.Süresinde gönderilmeyen veya eksik ya da yanlış gönderilen bilgi ve belgedenkaynaklanan sorumluluk bunu gönderen idareye veya birime aittir.
(3) İdarelere karşı açılan davaların takibine, dava takipleriylegörevli ve yetkili merkez veya taşra birimlerince doğrudan başlanır.
(4) Üst yönetici bu maddedeki yetkilerini sınırlarını belirterekyardımcılarına veya hukuk birimi amirine devredebilir.
Adli uyuşmazlıklarda sulh
MADDE 9- (1) İdarelerin adli yargıda dava açmadan veya icratakibine başlamadan önce karşı tarafı sulhe davet etmesi esastır.İdareler, kendi aleyhlerine dava açılacağını veya icra takibine başlanılacağınıöğrenmeleri durumunda da karşı tarafı sulhe davet edebilirler. Sulhe davet,uyuşmazlığın tarafı olan gerçek veya tüzel kişilerce de yapılabilir. İlgilimevzuatında daha uzun bir süre öngörülmediği takdirde, sulhe davettekarşı tarafa, ifa, itiraz veya sulh teklifinde bulunmak üzere otuz güne kadarsüre verilir.
(2) Gecikmesinde sakınca bulunan veya işin mahiyeti gereği süreverilmesinde fayda görülmeyen hallerde doğrudan dava ve icra yolunabaşvurulabilir.
(3) Dava konusu edilmiş veya icraya intikal etmiş uyuşmazlıklardada taraflarca sulh teklifinde bulunulabilir.
(4) 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme AlacaklarınınTahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamı dışında kalan tüm taksit tekliflerinindeğerlendirilmesi de bu madde kapsamında yapılır.
(5) Sulh başvurularının altmış gün içinde sonuçlandırılmasızorunludur. Sulh başvurusu altmış gün içinde sonuçlandırılmamışsa istekreddedilmiş sayılır.
Adli uyuşmazlıklarda sulhün usul ve esasları
MADDE 10-(1) Sulh anlaşması, anlaşma tutanağında belirtilen tutarkadar bir hakkın tanınması, menfaatin terki, bir şeyin verilmesi, yapılması yada yapılmaması konusunda anlaşmalar veya sözleşme değişikliklerinikapsar. Sulhe konu işte birden çok ihtilaf bulunduğu takdirde asılolan, ihtilafın tamamının çözümlenmesidir. Ancak kamu menfaati görüldüğündekısmi sulh de mümkündür.
(2) Maddi ve hukuki nedenlerle kamu menfaati görülmesi halinde, 11inci maddedeki yetkiler çerçevesinde asıl alacak ve fer'ilerinden kısmenya da tamamen vazgeçilebilir.
(3) Bu Kanun Hükmünde Kararname çerçevesinde yapılan sulhanlaşmalarına ilişkin tutanak ilam hükmünde olup ilamların icrasına dair genelhükümlere göre infaz olunur. Ancak vadeye bağlanmamış alacaklarda tutanağınimzalandığı tarihten itibaren iki aylık sürenin dolmasından, vadeye bağlanmışalacaklarda ise vadenin dolmasından önce tutanak icraya konulamaz. Sulhanlaşması hükümleri yerine getirilmediği takdirde alacak muaccel olur ve sulhekonuedilen hak veya alacaklar, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren 6183sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranındahesaplanan faizi ile birlikte takip ve tahsil edilir.
(4) Sulh halinde üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarcadava açılamaz.
(5) Tarafların sulhe davet yazısının diğer tarafatebliği ile uyuşmazlık konusu hak ve alacağın tabi olduğu kanuni sürelerdurur. Sulhün sağlanamaması halinde bu husus tutanağa bağlanır,tutanak tarihinden itibaren uyuşmazlığın niteliğine göre kanuni süreler yenidenişlemeye başlar. Mücbir sebep halinde genel hükümlere göre işlem yapılır.
Adli uyuşmazlıkların sulh yoluyla halli, uzlaşma ve vazgeçmeyetkileri
MADDE 11- (1) İdarelerin;
a) Kendi aralarında ortaya çıkan her türlü hukuki uyuşmazlığınsulh yoluyla hallinde, dava açılmasında, bunlardan yargı veya icra mercilerineintikal etmiş olanların takiplerinden veya davalarda verilen kararlara karşıkanun yollarına gidilmesinden vazgeçilmesinde, sözleşmelerin değiştirilmesindeveya sona erdirilmesinde,
b) Gerçek veya tüzel kişilerle aralarındaki sözleşmelerdebelirtilen sebeplerle yapılan her türlü sözleşme değişikliklerininyapılmasında, bu hususlarla ilgili olarak çıkabilecek uyuşmazlıkların sözleşmehükümleri çerçevesinde sulh yoluyla hallinde,
hukuk birimlerinin uyuşmazlığın bu şekilde sonlandırılmasındamaddi ve hukuki sebeplerle kamu menfaati bulunduğu yönündeki görüşü üzerine,buna dair onay ve anlaşmaları imzalamaya bakanlıklarda bakan, diğer idarelerdeüst yönetici yetkilidir. Bakan ya da üst yönetici bu yetkisini sınırlarınıaçıkça belirlemek suretiyle alt kademelere devredebilir.
(2) Birinci fıkrada belirtilenler dışında, idarelerin, herhangibir sözleşmeye dayanıp dayanmadığına, yargıya intikal edip etmediğinebakılmaksızın gerçek veya tüzel kişilerle aralarında çıkan her türlü hukukiuyuşmazlığın sulh yoluyla halline, her türlü dava açılmasından veya icratakibine başlanılmasından, bunlardan yargı veya icra mercilerine intikal etmişolanların takiplerinden veya verilen kararlara karşı karar düzeltme yolunagidilmesi dışındaki kanun yollarına gidilmesinden vazgeçmeye, davaları kabule,ceza uyuşmazlıklarında şikayetten vazgeçmeye veya uzlaşmaya, davadanferagat etmeye, sözleşmede belirtilmeyen sebeplerle sözleşmelerindeğiştirilmesinde veya sona erdirilmesinde maddi ve hukuki sebeplerle kamumenfaati görülmesi halinde, buna dair onay veya anlaşmaları imzalamaya,vazgeçilen veya tanınan ya da terkin edilen hak ve menfaatin değeri dikkatealınmak suretiyle;
a) Tutara ilişkin olmayanlar ile 1.000.000 Türk Lirasına kadarolanlarda (1.000.000 Türk Lirası dahil) hukuk biriminin görüşü alınarak,ilgili harcama yetkilisinin teklifi üzerine üst yönetici,
b) 1.000.000 Türk Lirasından fazla olanlardan 10.000.000 TürkLirasına kadar olanlarda (10.000.000 Türk Lirası dahil), hukuki uyuşmazlıkdeğerlendirme komisyonunun görüşü alınarak, üst yöneticinin teklifi üzerineilgili bakan, Milli Savunma Bakanlığında Müsteşarın teklifi üzerine Bakan,
c) 10.000.000 Türk Lirasından fazla olanlarda, ilgili bakanlıkhukuki uyuşmazlık değerlendirme komisyonunun ve Maliye Bakanlığının görüşüalınarak, ilgili bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu,
yetkilidir. Bakan ya da üst yönetici bu yetkisini sınırlarınıaçıkça belirlemek suretiyle alt kademelere, münhasıran taşra birimlerinin iş veişlemleriyle ilgili olup illerde valilik, ilçelerde kaymakamlık onayınabağlanan iş ve işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıklarda vali ve kaymakamlaradevredebilir.
(3) Açılmasında ve takibinde Hazine veya idareye ait herhangi birhak ve menfaat bulunmayan, yanlışlıkla açılan veya konusu kalmayan dava ve icratakipleri ile her türlü davada karar düzeltme yoluna başvurulmasındanvazgeçmeye, davayı takip eden hukuk müşaviri veya avukatın gerekçeli teklifiüzerine hukuk birimi amiri yetkilidir. Hukuk birimi amiri bu yetkisini altkademelere devredebilir.
(4) 7 nci maddeye göre başka idare tarafından takipedilen davalar ile Maliye Bakanlığı tarafından takip edilen diğer idarelere aitdava ve icra işlerindeki vazgeçme, feragat ve kabul işlemleri ile yargıyaintikal etmiş uyuşmazlıkların sulhen çözümlenmesine ilişkin işlemler,dava veya icra dosyasını takip eden idarenin tabi olduğu usulde yapılır.
İdari uyuşmazlıkların sulh yoluyla halli ve vazgeçme yetkileri
MADDE 12- (1) İdari işlemler dolayısıyla haklarının ihlaledildiğini iddia edenler idareye başvurarak, uğramış oldukları zararın sulhyoluyla giderilmesini dava açma süresi içinde isteyebilirler. İdari eylemlernedeniyle hakları ihlal edilenlerce, idari dava açmadan önce 6/1/1982tarihlive 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 13 üncü maddesinin birincifıkrası uyarınca yapılan başvurular da sulh başvurusu olarak kabul edilir ve bumaddede yer alan hükümler çerçevesinde incelenir.
(2) Sulh istemine ilişkin başvuru, işlemeye başlamış olan davaaçma süresini durdurur. Başvuru sonuçlanmadan dava açılamaz.
(3) Sulh başvurularının altmış gün içinde sonuçlandırılmasızorunludur. Sulh başvurusu altmış gün içinde sonuçlandırılmamışsa istekreddedilmiş sayılır.
(4) Sulh başvurusu, belli bir konuyu ve somut bir talebiiçermiyorsa, idari makam tarafından reddedilir. Bu Kanun Hükmünde Kararnameyeuygun olarak yapılan ve idare tarafından reddedilmeyen başvurular, hukukiuyuşmazlık değerlendirme komisyonuna gönderilir. Hak ihlaline neden olan birdenfazla idarenin varlığı halinde, ortak hukuki uyuşmazlık değerlendirme komisyonuoluşturulabilir.
(5) Sulh başvurularının incelenmesinde, başvurunun konusu, zararayol açan olay ve nedenleri, zararın idari eylem veya işlemden doğup doğmadığıve meydana geliş şekli, idarenin tazmin sorumluluğunun olup olmadığı, zararınmiktarı ve ödenecek tazminat tutarı tespit edilir. Hukuki uyuşmazlıkdeğerlendirme komisyonu tarafından, bilirkişi incelemesi dahil olmaküzere gerekli her türlü araştırma ve inceleme yapılır, olayla ilgili bilgisibulunan kişiler dinlenebilir.
(6) Hukuki uyuşmazlık değerlendirme komisyonunun inceleme sonundahazırlayacağı rapor 11 inci madde uyarınca karar vermeye yetkili mercileresunulur. Bu mercilerin sulh başvurusunu kabul etmesi halinde başvuru sahibine,hazırlanan sulh tutanağının imzalanması için en az onbeş günlük süreverilir. Davet yazısında, belirtilen tarihte gelmesi veya yetkili temsilcisinigöndermesi gerektiği, aksi takdirde sulh tutanağını kabul etmemiş sayılacağı veyargı yoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talep etme hakkının bulunduğubelirtilir.
(7) Tazminat miktarı ve ödeme şekli üzerinde idare ve istemdebulunanın sulh olmaları halinde buna ilişkin bir tutanak düzenlenir vetaraflarca imzalanır. Bu tutanak ilam hükmündedir. Sulh olunan miktar idarebütçesinden ödenir. Vadeye bağlanmamış alacaklarda tutanağın imzalandığıtarihten itibaren iki aylık sürenin dolmasından, vadeye bağlanmış alacaklardaise vadenin dolmasından önce tutanak icraya konulamaz.
(8) Sulh tutanağının kabul edilmemesi veya kabul edilmemişsayılması hallerinde bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliyeverilir.
(9) Sulh olunan konu ya da miktara ilişkin olarak dava yolunabaşvurulamaz.
(10) Bu madde kapsamındaki idari uyuşmazlıkların sulhen halliile idari davaların açılmasından, takibinden, davayı kabul ve feragatten, kanunyollarına başvurulmasından vazgeçilmesi, 11 inci maddede belirtilen esaslara vetutarlara göre belirlenir.
Dış temsilciliklerde görevlendirme
MADDE 13- (1) Avrupa İnsan HaklarıMahkemesine yapılan başvuruların incelenmesi sırasında Adalet veya DışişleriBakanlıklarınca ihtiyaç duyulması halinde Avrupa Konseyi nezdindekiTürkiyeDaimi Temsilciliğinde, başvuruyla ilgili idareden hukuk birimi amiri veya hukukmüşaviri ya da avukat görevlendirilebilir. {C}{C}{C}{C}{C}
Davalardaki temsilin niteliği ve vekalet ücretinehükmedilmesi ve dağıtımı
MADDE 14- (1) Tahkim usulüne tabiolanlar dahil adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerinvekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri,hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalariçin, bu davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafındantemsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesigereken tutar üzerinden idareler lehine vekalet ücreti takdir edilir.
(2) İdareler lehine karara bağlanan ve tahsil olunan vekaletücretleri, hukuk biriminin bağlı olduğu idarenin merkez teşkilatında bir emanethesabında toplanarak idare hukukbiriminde fiilen görev yapan personele aşağıdaki usul ve sınırlar dahilinde ödenir.
a) Vekalet ücretinin; dava ve icra dosyasını takip edenhukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü veya avukata%55'i, dağıtımın yapıldığı yıl içerisinde altı aydan fazla süreyle hukukbiriminde fiilen görev yapmış olmak şartıyla, hukuk birimi amiri, hukukmüşaviri, muhakematmüdürü ve avukatlara %40'ı, hukuk biriminde görev yapandiğer personele %5'i eşit olarak ödenir.
b) Ödenecek vekalet ücretinin yıllık tutarı; hukukbirimi amiri, hukuk müşaviri, muhakematmüdürü, avukatlar için (10.000)gösterge, diğerleri için (6.000) gösterge rakamının, memur aylıklarınauygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarının oniki katınıgeçemez.
c) Yapılacak dağıtım sonunda arta kalan tutar, hukuk birimindegörev yapan ve (b) bendindeki tutarları dolduramayan hukuk birimi amiri, hukukmüşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara ödenir. Bu dağıtım sonundaarta kalan tutar üçüncü bütçe yılı sonunda ilgili idarenin bütçesine gelirkaydedilir.
(3) Hizmet satın alınan avukatlara yapılacak ödemeler bu maddekapsamı dışındadır.
Parasal sınırlar
MADDE 15- (1) Bu Kanun HükmündeKararnamede yer alan parasal sınırlar, her takvim yılı başından geçerli olmaküzere, Bakanlar Kurulunca daha yüksek tutarlar belirlenmedikçe, o yıliçin 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerlemeoranında artırılarak uygulanır. Uygulanacak tutarlar her yıl Ocak ayıiçerisinde Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanır.
Yönetmelik
MADDE 16- (1) Bu KanunHükmünde Kararname kapsamında hukuki uyuşmazlık değerlendirme komisyonununçalışma usul ve esasları, avukatlık hizmeti satın alınmasıyla ilgili usul veesaslar ile bunların takip ve denetimine ilişkin hususlar ve vekalet ücretlerinindağıtımına dair usuller Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kuruluncayürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir.
Değiştirilen hükümler
MADDE 17- (1) 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı DevletMemurları Kanununun;
a) 36 ncı maddesinin 'Ortak Hükümler' bölümünün (A)fıkrasının (11) numaralı bendinde yer alan 'Devlet Bütçe Uzman Yardımcıları,Mali Suçları Araştırma Uzman Yardımcıları,', 'Muhasebe ve Milli Emlak DenetmenYardımcıları', 'Devlet Muhasebe Uzman Yardımcıları, Devlet Gelir PolitikalarıUzman Yardımcıları, Devlet Malları Uzman Yardımcıları,', 'Devlet BütçeUzmanlığına, Mali Suçları Araştırma Uzmanlığına,', 'Muhasebe ve MilliEmlak Denetmenliğine', 'Devlet Muhasebe Uzmanlığına, Devlet GelirPolitikaları Uzmanlığına,' ve 'Devlet Malları Uzmanlığına,' ibareleriyürürlükten kaldırılmış ve aynı bentte yer alan 'Milli Emlak UzmanYardımcıları,' ibaresi 'Defterdarlık Uzman Yardımcıları,' ve 'Milli EmlakUzmanlığına,' ibaresi 'Defterdarlık Uzmanlığına,' şeklinde değiştirilmiştir.
b) 152 nci maddesinin 'II ' Tazminatlar'kısmının '(A) Özel Hizmet Tazminatı' bölümünün (h) bendinde yer alan 'DevletBütçe Uzmanları,' ibaresi 'Maliye Uzmanları' şeklinde 'Maliye Bakanlığı Muhasebeve Milli Emlak Denetmenleri' ibaresi 'Defterdarlık Uzmanları' şeklindedeğiştirilmiş ve aynı bölümün (i) bendinde yer alan 'Mali Suçları AraştırmaUzmanları, Devlet Muhasebe Uzmanları, Devlet Gelir Politikaları Uzmanları,','Devlet Malları Uzmanları, Maliye Uzmanları' ve 'Milli Emlak Uzmanları,'ibareleri yürürlükten kaldırılmıştır.
c) Eki (I) sayılı Ek Gösterge Cetvelinin 'I ' Genelİdare Hizmetleri Sınıfı' bölümünün (g) bendinin sonuna ', Maliye Uzmanları'ibaresi eklenmiş, aynı bölümün (h) bendinde yer alan 'Maliye Uzmanı,' ibaresiyürürlükten kaldırılmış ve aynı bende 'Ürün Denetmenleri,' ibaresindensonra gelmek üzere 'Defterdarlık Uzmanları,' ibaresi eklenmiştir.
ç) Eki (IV) sayılı Makam Tazminatı Cetvelinin 8 inci sırasının (b)bendinde yer alan 'kazanılmış hak aylıkları birinci derecede' ibaresi 'birincidereceli kadroya atanmış' şeklinde değiştirilmiş ve aynı bende 'KalkınmaBakanlığı Planlama Uzmanları,' ibaresinden sonra gelmek üzere 'MaliyeUzmanları,' ibaresi eklenmiştir.
(2) 10/10/1984 tarihli ve 3056 sayılı BaşbakanlıkTeşkilatı Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü HakkındaKanunun;
a) 19 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan'Hukuk Müşavirliği' ibaresi 'Hukuk Hizmetleri Başkanlığı' şeklindedeğiştirilmiştir.
b) 22 nci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekildedeğiştirilmiştir.
'Hukuk Hizmetleri Başkanlığı:
MADDE 22-Hukuk Hizmetleri Başkanlığının görevleri şunlardır:
a) Makamca veya bakanlıklarca sorulan hukuki konular ile hukuki,mali ve cezai sonuçlar doğuracak işlemler ve diğer hukuki uyuşmazlıklarhakkında görüş bildirmek,
b) Başbakanlığın taraf olduğu hukuki uyuşmazlıkların sulh yoluylahalli veya vazgeçme işlemleri ile idarelerin taraf olduğu hukukiuyuşmazlıkların sulh yoluyla halli veya vazgeçme işlemlerinden Bakanlar Kurulukararı alınması gerekenler hakkında hukuki görüş bildirmek,
c) Başbakanlıkça Danıştay görüşü alınmasına ihtiyaç duyulankonularla ilgili işlemleri yürütmek,
d) Başbakanlığın taraf veya müdahil olduğu, tahkim usulüne tabiolanlar dahil her türlü adli ve idari davalar ile icra işlerini takipve müdafaa etmek, bunlara dair avukatlık hizmeti alınmasıyla ilgili işleriyürütmek ve bu hizmetleri denetlemek,
e) Ulusal ve uluslararası mahkeme ve tahkim mercilerinde TürkiyeCumhuriyeti Hükümeti ya da idarelerin taraf veya müdahil oldukları her türlüdavadan Başbakanlıkça takip edilmesi gerekli görülenleri ve bunlarla ilgiliicra işlemlerini davaya taraf idarenin vekili sıfatıyla takip ve müdafaa etmek,birden fazla idarenin taraf olduğu dava ve icra işlemlerinin takibini koordineetmek.
f) Makamca verilen benzeri görevleri yapmak.'
c) Eki 'Başbakanlık Merkez Teşkilatı' cetvelinin 'Danışma veDenetim Birimleri' bölümünde yer alan '3.Hukuk Müşavirliği' ibaresi '3.HukukHizmetleri Başkanlığı' şeklinde değiştirilmiştir.
(3) 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu MalîYönetimi ve Kontrol Kanununun;
a) 16 ncı maddesinin ikinci fıkrasında yer alan'Mayıs ayının sonuna kadar' ibaresi 'en geç Eylül ayının ilk haftası sonunakadar' şeklinde, üçüncü fıkrasında yer alan 'Haziran' ibaresi 'en geçEylül' şeklinde ve dördüncü fıkrasında yer alan 'Haziran ayınınsonuna kadar' ibaresi 'en geç Eylül ayının onbeşine kadar'şeklinde değiştirilmiştir.
b) 17 nci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan'Temmuz' ibaresi 'en geç Eylül' şeklinde değiştirilmiştir.
(4) 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç GelirlerininAklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanunun;
a) 21 inci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekildedeğiştirilmiştir.
'Bildirim ve bilgilerin değerlendirilmesi
MADDE 21- (1) Bu Kanun kapsamında alınan bildirim ve bilgilerBaşkanlıkta istihdam edilen Maliye Uzmanı ve Maliye Uzman Yardımcıları tarafındandeğerlendirilir.'
b) 28 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki ek maddeeklenmiştir.
'EK MADDE 1- Başkanlık, aklama suçunun araştırılması veincelenmesi ile yükümlülük denetimi görevlerini, denetim elemanları arasındanBaşkanın talebi üzerine ilgili birim amirinin teklifi ve bağlı veya ilgilibulundukları bakanın onayı ile belirlenerek Başkanlık emrinde üç yıla kadargeçici süreyle görevlendirilen denetim elemanları vasıtasıyla da yerinegetirebilir. Bu süre aynı usul ve esaslar dahilinde üç yıla kadardaha uzatılabilir. Başkanlık emrinde görevlendirilen denetim elemanlarına görevsüresi boyunca 25 inci madde uyarınca süre sınırlamasına tabi olmaksızın eködeme yapılır.' {C}{C}{C}{C}{C}
(5) 13/12/1983 tarihli ve 178 sayılı Maliye BakanlığınınTeşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin;
a) 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendiaşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
'b) Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ve özel bütçeliidarelerin hukuk danışmanlığını ve muhakemat hizmetlerini taleplerihalinde yerine getirmek,'
b) 9 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
'MADDE 9- Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat GenelMüdürlüğünün görevleri şunlardır:
a) Bakanlığın ve talep halinde genel bütçe kapsamındaki kamuidareleri ve özel bütçeli idarelerin hukuk danışmanlığını ve muhakemat hizmetleriniyapmak,
b) Talep halinde kanun, tüzük ve yönetmelik tasarı ve taslaklarıhakkında görüş vermek,
c) Uyuşmazlıkların sulh yoluyla çözümlenmesine ilişkin işlerdemütalaa vermek,
d) Hazinenin mülkiyetindeki taşınmazlar ile Devletin hüküm vetasarrufu altındaki taşınmazların ayn'ıyla ilgili her türlü davalarıtakip etmek ve icra işlemlerini yapmak,
e) Gerekli koordinasyonu sağlamak suretiyle Maliye Bakanlığınaveya Maliye Hazinesine ait her türlü davayı açmak ve takip etmek, MaliyeBakanlığı veya Maliye Hazinesi aleyhine açılan her türlü davayı takip etmek veicra takibini yapmak,
f) Özel kanun hükümlerine göre Hazine alacağı sayılan alacaklarailişkin davaları açmak, takip etmek ve alacakları tahsil etmek,
g) Mevzuatında başkaca bir takip mercii ve usulü öngörülmeyenalacaklar ile diğer kurumların taraf olamayacağı davaları açmak, takip etmek vealacağı tahsil etmek
h) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurulara karşıDevlet adına savunmaların hazırlanması çalışmalarına katılmak, dostane çözümönerilerini değerlendirmek, dostane çözüm mütalaaları düzenlemek, Adaletve Dışişleri Bakanlığınca ihtiyaç duyulması halinde oturumlara temsilci göndermek,
i) Gerekli koordinasyonu sağlamak suretiyle yabancı mahkemelerde,uluslararası yargı organlarında ve uluslararası tahkim mercilerinde açılandavalarda Maliye Bakanlığını temsil etmek,
j) Diğer kanunlarla verilen görevleri yapmak.
Yukarıda sayılan görevler Başhukuk Müşaviri ve Muhakemat GenelMüdürü, hukuk müşavirleri, muhakemat müdürleri, müşavir hazineavukatları ve hazine avukatları tarafından yerine getirilir.'
c) 10 uncu maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki benteklenmiştir.
's) Teşkilat ve görev alanına giren işlemleri maliye uzmanlarıvasıtasıyla incelemek ve denetlemek.'
ç) 11 inci maddesinin birincifıkrasının (m) bendinde yer alan 'kontrolörleri' ibaresi 'maliye uzmanları'şeklinde değiştirilmiştir.
d) 13 üncü maddesinin birincifıkrasının (p) bendinde yer alan 'kontrolörleri' ibaresi 'maliye uzmanları'şeklinde değiştirilmiştir.
e) 25 inci maddesinin birinci fıkrasına (f) bendinden sonra gelmeküzere aşağıdaki bent eklenmiş ve mevcut (g) bendi (ğ) bendi olarak teselsülettirilmiştir.
'g) Teşkilat ve görev alanına giren işlemleri maliye uzmanlarıvasıtasıyla incelemek ve denetlemek,'
f) 42 nci maddesinin (c) fıkrasında yer alan 'Teknikdaire başkanlıklarına atanacaklarda, Maliye Bakanlığında üç yıl çalışmış olmaşartı aranmaz.' cümlesi 'Defterdar Yardımcısı, Milli Emlak Dairesi Başkanı,Bilgi İşlem Merkezi Müdürü, Şube Müdürü, Muhakemat Müdürü, MuhasebeMüdürü, Saymanlık Müdürü, Malmüdürü, Milli Emlak Müdürü, Emlak Müdürü, PersonelMüdürü kadroları ile bunların yardımcılıklarına ilişkin kadrolara atanacaklarınyapılacak yazılı ve sözlü sınavlarda başarılı olmaları gerekir.' şeklindedeğiştirilmiştir.
g) 43 üncü maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekildedeğiştirilmiştir.
'Maliye Uzmanlığı ve Defterdarlık Uzmanlığı
MADDE 43- Bakanlık merkez teşkilatında Maliye Uzmanı ve MaliyeUzman Yardımcısı çalıştırılabilir. Maliye Uzmanı ve Maliye Uzman Yardımcılarınadiğer görevlerinin yanısıra görev yaptıkları başkanlık ve genelmüdürlüklerin görev alanına giren konularda ilgili kuruluşlar nezdindearaştırma, inceleme ve analiz işleri ile mevzuatla kendilerine verilen diğergörevler yaptırılabilir. Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü, Muhasebat GenelMüdürlüğü, Milli Emlak Genel Müdürlüğü ve Personel Genel Müdürlüğünde görevyapan Maliye Uzmanlarına, yönetmelikle belirlenen usul ve esaslar çerçevesindegenel müdürlüklerin görev alanına giren konularda teftiş, denetim, inceleme vesoruşturma işleri yaptırılabilir.
Bakanlık taşra teşkilatında Defterdarlık Uzmanı ve DefterdarlıkUzman Yardımcısı çalıştırılabilir. Defterdarlık Uzmanı ve Defterdarlık UzmanYardımcılarına diğer görevlerinin yanısıra genel bütçe kapsamındakikamu idareleri ile özel bütçeli idareler ve bunlara bağlı işletmelerdekisaymanlıklar ve defterdarlık birimlerinde yönetmelikle belirlenen usul veesaslar çerçevesinde denetim ve inceleme yaptırılabilir. Defterdarlık uzmanlarındandenetim yapmakla görevlendirilenler yer değiştirme suretiyle atamaya tabi olup,bunların görevlendirme, çalışma ve yer değiştirmelerine ilişkin usul ve esaslaryönetmelikle düzenlenir.
Maliye Uzman Yardımcılığına ve Defterdarlık Uzman Yardımcılığınaatanabilmek için 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesindesayılan genel şartlara ek olarak en az dört yıllık eğitim veren yükseköğretimkurumlarının hukuk, siyasal bilgiler, iktisat, işletme, iktisadi ve idaribilimler fakülteleri ile Bakanlığın görev alanına giren ve yönetmeliklebelirlenen yükseköğretim kurumlarından ya da bunlara denkliği YükseköğretimKurulunca kabul edilen yükseköğretim kurumlarından mezun olmak ve yapılacak özelyarışma sınavında başarılı olmak gerekir. Maliye Uzman Yardımcılığı veDefterdarlık Uzman Yardımcılığı yarışma sınavı, yazılı ve sözlü aşamalardanoluşur.
Maliye Uzman Yardımcılığına atananlar, en az üç yıl fiilençalışmak ve istihdam edildikleri birimlerce belirlenecek konulardahazırlayacakları uzmanlık tezinin oluşturulacak komisyon tarafından kabuledilmesi kaydıyla, yapılacak yeterlik sınavına girmeye hak kazanırlar. Süresiiçinde tezlerini sunmayan veya tezleri kabul edilmeyenlere tezlerini sunmalarıveya yeni bir tez hazırlamaları için altı ayı aşmamak üzere ilave süre verilir.Yeterlik sınavında başarılı olanların Maliye Uzmanı kadrolarına atanabilmeleri,Kamu Personeli Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavından asgari (C)düzeyinde veya dil yeterliği bakımından buna denkliği kabul edilen veuluslararası geçerliliği bulunan başka bir belgeye yeterlik sınavından itibarenen geç iki yıl içinde sahip olma şartına bağlıdır. Sınavda başarılı olamayanlarveya sınava girmeye hak kazandığı halde geçerli mazereti olmaksızın sınavhakkını kullanmayanlara, bir yıl içinde ikinci kez sınav hakkı verilir. Verilenilave süre içinde tezlerini sunmayan veya ikinci defa hazırladıkları tezlerikabul edilmeyenler, ikinci sınavda başarı gösteremeyen veya sınav hakkınıkullanmayanlar ile süresi içinde yabancı dil yeterliği şartını yerinegetirmeyenler Maliye Uzman Yardımcısı unvanını kaybederler ve durumlarına uygunmemur unvanlı kadrolara atanırlar.
Defterdarlık Uzman Yardımcılığına atananlar, en az üç yıl fiilençalışmak kaydıyla açılacak yeterlik sınavına girme hakkını kazanırlar. Sınavdabaşarılı olamayanlar veya geçerli mazereti olmaksızın sınav hakkınıkullanmayanlara, bir yıl içinde ikinci kez sınav hakkı verilir. İkinci sınavdabaşarı gösteremeyen veya sınav hakkını kullanmayanlar Defterdarlık UzmanYardımcısı unvanını kaybederler ve durumlarına uygun memur unvanlı kadrolaraatanırlar.
Bu madde kapsamında bulunan uzman ve uzman yardımcılarına teftiş,denetim, inceleme ve soruşturma işlerine ilişkin görevlendirmelerinde, 10/2/1954 tarihlive 6245 sayılı Harcırah Kanununun 33 üncü maddesinin (b) fıkrası hükmüuygulanır.
Maliye Uzmanı, Maliye Uzman Yardımcısı, Defterdarlık Uzmanı veDefterdarlık Uzman Yardımcılarının mesleğe alınmaları, yarışma sınavı,komisyonların oluşumu, yetiştirilmeleri, tez hazırlama ve yeterlik sınavları,atanmaları, eğitimleri, çalışma ve görevlendirilmelerine ilişkin usul veesaslar ile diğer hususlar yönetmelikle düzenlenir.'
ğ) Ek 32 nci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki ekmaddeler eklenmiştir.
'Sözlü sınavı
EK MADDE 33- 43 üncü madde, ek 29 uncu madde ve 10/12/2003 tarihlive 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun 60 ıncı maddesiuyarınca yapılacak giriş sınavlarının sözlü aşaması ile 42 nci maddenin(c) fıkrası uyarınca yapılacak sınavların sözlü aşaması, adayın;
a) Bir konuyu kavrayıp özetleme, ifade yeteneği ve muhakemegücünün,
b) Liyakati, temsil kabiliyeti, bilgi düzeyi, davranış vetepkilerinin mesleğe veya göreve uygunluğunun,
c) Özgüveni, ikna kabiliyeti ve inandırıcılığının,
ç) Genel yetenek ve genel kültürünün,
d) Bilimsel ve teknolojik gelişmelere açıklığının,
değerlendirilmesi suretiyle yapılır. Sınav komisyonu, adaylarhakkında yukarıda yazılı özelliklerin her biri için değerlendirme yapar.Yapılan değerlendirmeye göre verilen puanlar tutanağa geçirilir. Bunun dışındasözlü sınav ile ilgili herhangi bir kayıt sistemi kullanılmaz.
Kadrolar
EK MADDE 34- 13/12/1983 tarihli ve 190 sayılı GenelKadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) sayılı cetvelinMaliye Bakanlığına ait bölümünde yer alan 'Muhasebat Başkontrolörü','Milli Emlak Başkontrolörü', 'Başkontrolör', 'Muhasebat Kontrolörü','Milli Emlak Kontrolörü', 'Kontrolör', 'Devlet Bütçe Uzmanı', 'Mali SuçlarıAraştırma Uzmanı', 'Devlet Muhasebe Uzmanı', 'Devlet Gelir Politikaları Uzmanı've 'Devlet Malları Uzmanı' kadro unvanları 'Maliye Uzmanı' şeklinde; 'StajyerMuhasebat Kontrolörü', 'Stajyer Milli Emlak Kontrolörü', 'Stajyer Kontrolör','Devlet Bütçe Uzman Yardımcısı', 'Mali Suçları Araştırma Uzman Yardımcısı','Devlet Muhasebe Uzman Yardımcısı', 'Devlet Gelir Politikaları UzmanYardımcısı' ve 'Devlet Malları Uzman Yardımcısı' kadro unvanları 'Maliye UzmanYardımcısı' şeklinde; 'Muhasebe Denetmeni', 'Milli Emlak Denetmeni', 'MuhasebeUzmanı' ve 'Milli Emlak Uzmanı' kadro unvanları 'Defterdarlık Uzmanı' şeklindeve 'Muhasebe Denetmen Yardımcısı', 'Milli Emlak Denetmen Yardımcısı', 'MuhasebeUzman Yardımcısı' ve 'Milli Emlak Uzman Yardımcısı' kadro unvanları ise'Defterdarlık Uzman Yardımcısı' şeklinde değiştirilmiştir.'
h) Geçici 13 üncü maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki geçicimadde eklenmiştir.
'GEÇİCİ MADDE 14- Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yayımı tarihinde;
a) Muhasebat Başkontrolörü, Milli Emlak Başkontrolörü,Muhasebat Kontrolörü, Milli Emlak Kontrolörü, Devlet Bütçe Uzmanı, Mali SuçlarıAraştırma Uzmanı, Devlet Muhasebe Uzmanı, Devlet Gelir Politikaları Uzmanı veDevlet Malları Uzmanı kadrolarında bulunanlar, Maliye Uzmanı kadrolarına vebunların yardımcıları ile stajyerleri, Maliye Uzman Yardımcısı kadrolarına,
b) Muhasebe Denetmeni, Milli Emlak Denetmeni, Muhasebe Uzmanı veMilli Emlak Uzmanı kadrolarında bulunanlar, Defterdarlık Uzmanı kadrolarına vebunların yardımcıları Defterdarlık Uzman Yardımcısı kadrolarına,
başka bir işleme gerek kalmaksızın halen bulundukları kadrodereceleriyle atanmış sayılırlar.
Muhasebat Başkontrolörü, Milli Emlak Başkontrolörü,Muhasebat Kontrolörü, Milli Emlak Kontrolörü, Devlet Bütçe Uzmanı, Mali SuçlarıAraştırma Uzmanı, Devlet Muhasebe Uzmanı, Devlet Gelir Politikaları Uzmanı veDevlet Malları Uzmanı kadrolarında geçirilen süreler Maliye Uzmanı kadrosunda;Muhasebe Denetmeni, Milli Emlak Denetmeni, Muhasebe Uzmanı ve Milli EmlakUzmanı kadrolarında geçirilen süreler Defterdarlık Uzmanı kadrosunda; StajyerMuhasebat Kontrolörü, Stajyer Milli Emlak Kontrolörü, Devlet Bütçe UzmanYardımcısı, Mali Suçları Araştırma Uzman Yardımcısı, Devlet Muhasebe UzmanYardımcısı, Devlet Gelir Politikaları Uzman Yardımcısı ve Devlet Malları UzmanYardımcısı kadrolarında geçirilen süreler Maliye Uzman Yardımcısı kadrosunda; MuhasebeDenetmen Yardımcısı, Milli Emlak Denetmen Yardımcısı, Muhasebe Uzman Yardımcısıve Milli Emlak Uzman Yardımcısı kadrolarında geçirilen süreler ise DefterdarlıkUzman Yardımcısı kadrosunda geçmiş sayılır.
Bu maddenin yayımı tarihinden önce birinci fıkranın (a) bendindesayılan kontrolör ve uzman unvanlarını ihraz etmiş olanlardan Daire Başkanı veüstü kadrolarda görev yapanlar, bu maddenin yayımı tarihinde Maliye Uzmanıunvanını ihraz etmiş sayılır. Bunların stajyer veya yardımcılıklarına ilişkinkadrolarda geçirdikleri süreler Maliye Uzman Yardımcısı; Kontrolör veya Uzmankadrolarında geçirdikleri süreler Maliye Uzmanı kadrosunda geçmiş sayılır.
İlgili mevzuatında düzenleme yapılıncaya kadar, Maliye Uzmanı veMaliye Uzman Yardımcılarına 657 sayılı Kanunun 152 nci maddesine göreyapılacak zam ve tazminat ödemelerinde Devlet Bütçe Uzmanı ve Devlet BütçeUzman Yardımcıları için belirlenmiş olan puan ve oranlar esas alınır. Bumadde uyarınca Maliye Uzmanı ve Maliye Uzman Yardımcısı kadrolarına atanmışsayılan Başkontrolör, Kontrolör ve Stajyer Kontrolörler, bu maddeninyayımı tarihinde 657 sayılı Kanunun 152 nci maddesi uyarınca MaliyeBakanlığı merkez denetim elemanları için belirlenmiş olan zam puanları ile özelhizmet ve denetim tazminatı oranlarından, aynı usul ve esaslar çerçevesindeyararlanmaya devam ederler. Bu zam ve tazminatlardan yararlananlara MaliyeUzmanı ve Maliye Uzman Yardımcıları için öngörülen zamlar ile özel hizmet vedenetim tazminatı ödenmez.
Bu madde uyarınca Maliye Uzmanı, Maliye Uzman Yardımcısı,Defterdarlık Uzmanı ve Defterdarlık Uzman Yardımcısı kadrolarına atanmışsayılan personelin bu kadrolara atanmış sayıldıkları tarih itibarıyla eskikadrolarına ilişkin olarak en son ayda aldıkları aylık, ek gösterge, her türlüzam ve tazminatlar, makam tazminatı, görev tazminatı, ek ödeme ve benzeriadlarla yapılan her türlü ödemelerin (fazla mesai ücreti hariç) toplam nettutarının (bu tutar sabit bir değer olarak esas alınır); atanmış sayıldıklarıkadrolara ilişkin olarak yapılan aylık, ek gösterge, her türlü zam vetazminatlar, makam tazminatı, görev tazminatı, ek ödeme ve benzeri adlarlayapılan her türlü ödemelerin (fazla mesai ücreti hariç) toplam net tutarındanfazla olması halinde aradaki fark tutarı, herhangi bir vergi ve kesintiye tabitutulmaksızın fark kapanıncaya kadar ayrıca tazminat olarak ödenir. Atanmışsayıldıkları kadro unvanlarında isteğe bağlı olarak herhangi bir değişiklikolanlar ile kendi istekleriyle başka kurumlara atananlara fark tazminatıödenmesine son verilir.
Bu maddenin yayımı tarihinden önce; Muhasebat Başkontrolörü,Milli Emlak Başkontrolörü, Muhasebat Kontrolörü, Milli Emlak Kontrolörü,Devlet Bütçe Uzmanı, Mali Suçları Araştırma Uzmanı, Devlet Muhasebe Uzmanı,Devlet Gelir Politikaları Uzmanı ve Devlet Malları Uzmanı unvanını ihraz etmişolanlardan Bakanlık ve bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşlarının kadrolarındabulunanlar, talep etmeleri halinde durumlarına uygun Maliye Uzmanı kadrolarına;Muhasebe Denetmeni, Milli Emlak Denetmeni, Muhasebe Uzmanı ve Milli EmlakUzmanı unvanını ihraz etmiş olanlardan Bakanlık ve bağlı, ilgili ve ilişkilikuruluşlarının kadrolarında bulunanlar, talep etmeleri hâlinde durumlarınauygun Defterdarlık Uzmanı kadrolarına atanabilirler.
Birinci fıkraya göre Maliye Uzman Yardımcısı veya DefterdarlıkUzman Yardımcısı kadrolarına atanmış sayılanlar ile halen Maliye UzmanYardımcısı kadrosunda bulunanların yeterlik sınavları bu atamadan önce tabioldukları yönetmelik hükümlerine göre yapılarak başarılı olanlar ilgisine göreMaliye Uzmanı veya Defterdarlık Uzmanı kadrolarına atanırlar.
Mevzuatta Muhasebat Kontrolörü, Milli Emlak Kontrolörü, DevletBütçe Uzmanı, Mali Suçları Araştırma Uzmanı, Devlet Muhasebe Uzmanı, DevletGelir Politikaları Uzmanı ve Devlet Malları Uzmanı ve bunların yardımcıları ilestajyerlerine yapılan atıflar ilgisine göre Maliye Uzmanı veya Maliye UzmanYardımcısına; Muhasebe Denetmeni, Milli Emlak Denetmeni, Muhasebe Uzmanı veMilli Emlak Uzmanı ile bunların yardımcılarına yapılan atıflar ise ilgisinegöre Defterdarlık Uzmanı veya Defterdarlık Uzman Yardımcısına yapılmışsayılır. Atıflar, anılan yardımcılık ve stajyerlikler için açılmış olangiriş sınavları ve bu sınav sonucuna göre yapılacak atamalarda da dikkatealınır.
Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yayımı tarihinden önce yürürlüktebulunan 43 üncü maddenin (b) bendinin (5) numaralı alt bendine göre bu KanunHükmünde Kararnamenin yayımı tarihinden önce yapılmış olan özel sınavı kazanmışolanlardan ilgili mevzuatında öngörülen hükümlere göre uzmanlık eğitimindebaşarılı olarak Muhasebe Uzmanı veya Milli Emlak Uzmanı kadrolarına atanabilmehakkını elde edecekler Defterdarlık Uzmanı kadrolarına atanırlar.'
ı) Ek 20 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan 'muhakemat'ibaresi 'Hazine avukatlığı' şeklinde değiştirilmiştir.
i) Ek 24 üncü maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekildedeğiştirilmiştir.
'Muhakemat birimleri
EK MADDE 24- Muhakemat birimleri, muhakemat müdürlüklerive müdürlük olmayan yerlerde Hazine avukatlığı servisinden oluşur. {C}{C}{C}{C}{C}
Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat GenelMüdürlüğünün görevlerinin il ve ilçeye ilişkin olanlarını muhakemat müdürlüklerive Hazine avukatlıkları yürütür.'
(6) 3/6/2011 tarihli ve 641 sayılı Kalkınma BakanlığınınTeşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 31 inci maddesininikinci fıkrasında yer alan 'Mayıs ayı sonuna kadar' ibaresi 'en geç Eylülayının ilk haftası sonuna kadar' şeklinde değiştirilmiştir.
Yürürlükten kaldırılan ve uygulanmayacak hükümler ile atıflar
MADDE 18- (1) 2/2/1929 tarihlive 1389 sayılı Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat ve Saireye VerilecekÜcreti Vekâlet Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmıştır. Diğer mevzuatta 1389sayılı Kanuna yapılan atıflar bu Kanun Hükmünde Kararnameye yapılmış sayılır.
(2) 8/1/1943 tarihli ve 4353 sayılı MaliyeVekâleti Başhukuk Müşavirliğinin ve MuhakematUmum MüdürlüğününVazifelerine, Devlet Dâvalarının Takibi Usullerine ve Merkez veVilâyetler Kadrolarında Bazı Değişiklikler Yapılmasına Dair Kanun yürürlüktenkaldırılmıştır. Diğer mevzuatta 4353 sayılı Kanuna yapılan atıflar ilgisinegöre bu Kanun Hükmünde Kararnameye ve 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyeyapılmış sayılır.
(3) 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet MemurlarıKanununun 146 ncı maddesinin üçüncü fıkrası yürürlüktenkaldırılmıştır. Diğer mevzuatta vekalet ücretinin ödenmesine ilişkinolarak 657 sayılı Kanunun 146 ncı maddesine yapılan atıflar bu KanunHükmünde Kararnameye yapılmış sayılır.
(4) İdarelerin hukuk hizmetlerine, uyuşmazlıkların sulh yoluylahalline, avukatlık hizmeti satın alınmasına ve davalarla ilgili vazgeçmeyetkilerine dair diğer kanunlarda yer alan hükümlerden bu Kanun HükmündeKararname hükümlerine aykırı olanlar uygulanmaz.
(5) Diğer mevzuatta Başbakanlık Hukuk Müşavirliğine ve BaşbakanlıkI. Hukuk Müşavirine yapılan atıflar, Başbakanlık Hukuk Hizmetleri Başkanlığınave Başbakanlık Hukuk Hizmetleri Başkanına yapılmış sayılır.
(6) Ekli listede yer alan kadrolar ihdas edilerek 190 sayılı KanunHükmünde Kararnamenin eki (I) sayılı cetvelin Başbakanlığa ait bölümüneeklenmiştir.
Dosyaların devri
GEÇİCİ MADDE 1- (1) Bu Kanun HükmündeKararnamenin yayımı tarihinde diğer idarelere ait olan ve Maliye Bakanlığıncatakip edilen dava ve icra takiplerine ilişkin derdest dosyalardan ilgiliidarece talep edilenler, ilgili idare ile Maliye Bakanlığı tarafındanmüştereken belirlenen esaslara göre ilgili idarelere devredilir.
(2) Bu Kanun Hükmünde Kararname kapsamındaki derdest dosyalar ileözel takip yetkileri çerçevesinde devredilecek derdest dosyaların devirleri, buKanun Hükmünde Kararnamenin yayımı tarihinden itibaren bir yıl içindetamamlanır. Dosya devirleri yapılıncaya kadar bu dosyaların takibiyle ilgiliolarak devir öncesi dosyayı takip eden idarece yapılan işlemler, ilgiliidaresince yapılmış sayılır.
(3) Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yayımı tarihindensonra diğer idarelerle ilgili açılacak dava ve başlayacak icra takipleri,ilgili idarelere dosyalar devredilinceye kadar Maliye Bakanlığıtarafından takip edilir.
(4) Yukarıdaki fıkralar uyarınca Başbakanlık ve MaliyeBakanlığı tarafından diğer idareleri temsilen takip edilen dava ve icraişlerine ilişkin giderler, devir tarihine kadar Başbakanlık ve Maliye Bakanlığıbütçesinden karşılanır.
Kadrolar
GEÇİCİ MADDE 2- (1) İdarelerin hukukhizmetlerini yürütmek amacıyla avukatlık hizmetleri sınıfından dokuzuncudereceli yediyüzelli Avukat unvanlı kadro ihdas edilmiştir. Bukadroları, derece değişikliği yapmak suretiyle idarelerden uygun görülenleretahsis etmeye Devlet Personel Başkanlığının görüşü ve Maliye Bakanlığınınteklifi üzerine Bakanlar Kurulu yetkilidir. Bu madde hükmüne göre idareleretahsis edilen kadrolar 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ekli cetvellerinilgili bölümüne eklenmiş sayılır.
(2) Hazine avukatları talepleri halinde, idarelerinavukat kadrolarına 6091 sayılı 2011 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunundakisınırlamalara tabi olmadan atanabilir.
(3) 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) sayılı cetvelinBaşbakanlığa ait bölümünde yer alan 'I. Hukuk Müşaviri' kadrosunun unvanı'Hukuk Hizmetleri Başkanı' şeklinde değiştirilmiştir. Bu kadroda bulunanpersonel hiçbir işleme gerek kalmaksızın Hukuk Hizmetleri Başkanı kadrosunaatanmış sayılır.
Yürürlük
MADDE 19- Bu Kanun Hükmünde Kararname yayımı tarihinde yürürlüğegirer.
Yürütme
MADDE 20- Bu Kanun Hükmünde Kararnamehükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
LİSTE
KURUMU: BAŞBAKANLIK
TEŞKİLATI: MERKEZ
İHDAS EDİLEN KADROLARIN
Sınıfı
Unvanı
Derecesi
Serbest
Kadro Adedi
Toplam
GİH
Hukuk Müşaviri
1
3
3
GİH
Hukuk Müşaviri
3
2
2
GİH
Hukuk Müşaviri
5
5
5
TOPLAM
10
10
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Dava dilekçesi ve başvuru kararlarında, Anayasa'nın Başlangıç'ıile 2., 5., 6., 7., 8., 10., 11., 36., 91., 135. ve 141. maddelerinedayanılmıştır.
III- İLK İNCELEME
A- E.2011/145 Sayılı Başvuru Yönünden
1- Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Serruh KALELİ,Alparslan ALTAN, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman AlifeyyazPAKSÜT,Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, NuriNECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI ve Erdal TERCAN'ın katılımlarıyla12.1.2012 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle AnayasaMahkemesi Başkanı Haşim KILIÇ hakkındaki reddi hâkim talebi görüşülmüştür.{C}{C}{C}{C}{C}
Dava dilekçesinde, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim KILIÇ'ın,kamuoyunda Wikileaksbelgeleri olarak bilinen ve bir internet sitesinde yeralan bilgilere göre, 2003 yılında ABD Büyükelçisine Cumhuriyet Halk Partisialeyhinde bir takım beyanlarda bulunduğu, 25.4.2011 tarihinde AnayasaMahkemesinin 49. Kuruluş Yıldönümü'nde yaptığı açılış konuşmasında 'Ümitediyorum ki bu gayret, Anayasa Mahkemesine dava açmak suretiyle sorun çözmekolaycılığını da ortadan kaldıracaktır.' ifadelerine yer verdiği,ayrıca 6223 sayılı Yetki Kanunu'nun iptali istemiyle açılan davada verilenkararda açıklanan görüşünün daha önceki kararlarda yer alan görüşlerindenfarklı olduğu, bu nedenlerle Cumhuriyet Halk Partisinin tarafı olduğu davalardatarafsız olarak karar veremeyeceği ileri sürülerek 6216 sayılı Kanun'un 59.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendi ile 60. maddesinin (1) numaralıfıkrası uyarınca reddi talep edilmiştir.
Hâkimin reddi kurumu, hâkimin bakacağı davada tarafsızlığınısağlamaya yönelik olup temel bir hak olan adil yargılanma hakkıyla ilişkilidir.Nitekim herkesin, kanuni ve tarafsız bir mahkeme önünde yargılanma hakkıbulunmaktadır. Bu nedenle hukukumuzda, hâkimin tarafsız kalamayacağı varsayılanveya tarafsızlığından kuşku duyulabilecek durumlarda, hâkimin kendimahkemesinin yetki ve görevine giren belli bir davaya bakamayacağı veyareddedilebileceği kabul edilmiştir. Herkesin, tarafı olduğu davada hâkiminreddi talebinde bulunmak hakkı var ise de talebin incelenebilmesi için bazı usuli şartlarınyerine getirilmesi gerekmektedir. Bu şartların gerçekleşmesi durumunda talepiçerik yönünden incelenebilecektir.
6216 sayılı Kanun'un 59. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d)bendinde, Anayasa Mahkemesi Başkanı ve üyelerinin, istişarî görüş vedüşüncelerini ifade etmiş olduğu dava ve işlere bakamayacakları; 60. maddesinin(1) numaralı fıkrasında, Anayasa Mahkemesi Başkanı ve üyelerinin tarafsızhareket edemeyecekleri kanısını haklı kılan hallerin olduğu iddiası ilereddolunabileceği; (2) numaralı fıkrasında, bu takdirde, Genel Kurul ya dabölümlerde ilgili üye katılmaksızın ret konusu hakkında kesin karar verileceği;(5) numaralı fıkrasında ise ret talebinin kötü niyetle yapıldığının anlaşılmasıve esas yönünden kabul edilmemesi hâlinde, talepte bulunanların her birineMahkemece beşyüzTürk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadardisiplin para cezası verileceği kurala bağlanmıştır.
Dava dilekçesinde hâkimin reddi talebi yönünden dayanılanhususlardan biri Wikileaksbelgeleri olarak bilinen belgelerde yer aldığıileri sürülen bilgilerdir. Ancak, bu belgelerin gerçekte var olup olmadığıkanıtlanamadığı gibi içerdiği bilgilerin doğru olup olmadığı da ortayakonulabilmiş değildir. Aksine, belgelerde ismi geçen birçok kişi gibi AnayasaMahkemesi Başkanı Haşim KILIÇ tarafından da kamuoyunun bilgisine sunulduklarıilk andan itibaren anılan belgelerde var olduğu ileri sürülen bilgiler açıkçayalanlanmıştır. Ret talebi yönünden dayanılan hususlardan biri olan açılışkonuşmasındaki sözler, Türk siyasal yaşamındaki uzlaşma kültürü eksikliğine vetemel siyasal sorunların siyasi arenada çözümü yerine yargı kurumlarına havaleedilmesi eğilimine yönelik genel ve kişisel nitelikte bir eleştiri olup somutbir davaya ilişkin herhangi bir görüş veya düşünce içermediği gibi somut birsiyasi partiyi de hedef almamaktadır. Ret talebine dayanak yapılanhususlardan biri olan Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim KILIÇ'ın geçmiştekimi dava dosyalarında kullandığı oylar, tamamen hâkimin yargısal görevineilişkindir. Hâkimin geçmişte verdiği kararlar ve kullandığı oyların ret sebebiolarak kabul edilemeyeceği açıktır. Dolayısıyla, dava dilekçesinde hâkiminreddi nedeni olarak ileri sürülen hususlar, Kanun'da düzenlenen davayabakılması yasak bir hâl veya ret sebebi olarak kabul edilemez.
Öte yandan, her hak gibi hâkimin reddini talep etme hakkının daamacına uygun olarak kullanılması gerekir. Aksi halde hakkın kötüyekullanılması söz konusu olur. Somut dava dosyasında, varlığı ve içerdiğibilgilerin doğruluğu kanıtlanmamış aksine yalanlanmış olan ve hukuken delildeğeri bulunmayan bir takım bilgi ve belgelere, yine ret sebebi olmadığı açıkolan hâkimin önceki dava dosyalarında kullandığı oylara dayanılarak rettalebinde bulunulmuş olması, hâkimin reddini talep etme hakkının iyi niyetle veamacına uygun olarak kullanılmadığını ortaya koymaktadır. Buna göre, 6216sayılı Kanun'un 60. maddesinin (5) numaralı fıkrası gereğince ret talebindebulunanlara takdiren 500 Türk Lirası disiplin para cezasıuygulanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1- Hakimin reddi talebinin esastan REDDİNE,OYBİRLİĞİYLE,
2- Talebin kötü niyetle yapıldığının KABULÜNE ve 6216 sayılıKanun'un 60. maddesinin (5) numaralı fıkrası gereğince DİSİPLİN PARA CEZASIUYGULANMASINA, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Osman Alifeyyaz PAKSÜTile Zehra Ayla PERKTAŞ'ınkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
3- Disiplin para cezasının talepte bulunan davacıyaverilmesine, Serruh KALELİ, Burhan ÜSTÜN ile Nuri NECİPOĞLU'nun 'Paracezasının talepte bulunanların her birine verilmesi gerektiği'yolundaki karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
4- Para cezası miktarının 500 Türk Lirası olarak esas alınmasına,OYBİRLİĞİYLE,
12.1.2012 gününde karar verilmiştir.
2- Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca, dosyanın12.1.2012 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklikbulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma isteminin esasinceleme aşamasında karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
B- E.2012/34 Sayılı Başvuru Yönünden
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca HaşimKILIÇ, Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Fulya KANTARCIOĞLU, MehmetERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ,Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN,Celal Mümtaz AKINCI ve Erdal TERCAN'ın katılımlarıyla 11.4.2012 günüyapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işinesasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma isteminin esas inceleme aşamasındakarar bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
C- E.2012/135 Sayılı Başvuru Yönünden
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Haşim KILIÇ, Serruh KALELİ,Alparslan ALTAN, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman AlifeyyazPAKSÜT,Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, NuriNECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, MuammerTOPAL ve Zühtü ARSLAN'ın katılımlarıyla 22.11.2012 günü yapılan ilkinceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasınınincelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
IV- BİRLEŞTİRME KARARLARI
E.2012/34 sayılı itiraz başvurusunun 11.4.2012 gününde, E.2012/135sayılı itiraz başvurusunun ise 22.11.2012 gününde, aralarındaki hukuki irtibatnedeniyle E.2011/145 sayılı dava ile birleştirilmesine, esaslarınınkapatılmasına, esas incelemenin E.2011/145 sayılı dosya üzerinden yürütülmesineOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi, başvuru kararları ve ekleri,Raportör Berrak YILMAZtarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, iptali istenen kanun hükmündekararname kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ilediğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Kanun Hükmünde Kararnamelerin Yargısal Denetimi Hakkında GenelAçıklama
Anayasa'nın 91. maddesinde düzenlenen kanun hükmünde kararnameler,işlevsel yönden yasama işlemi niteliğinde olduğundan yargısal denetimlerininyapılması görev ve yetkisi Anayasa'nın 148. maddesi ile Anayasa Mahkemesineverilmiştir. Yargısal denetimde kanun hükmünde kararnamenin, öncelikle yetkikanununa sonra da Anayasa'ya uygunluğu sorunlarının çözümlenmesi gerekir. Herne kadar, Anayasa'nın 148. maddesinde kanun hükmünde kararnamelerin yetkikanunlarına uygunluğunun denetlenmesinden değil, yalnızca Anayasa'ya biçim veesas bakımlarından uygunluğunun denetlenmesinden söz edilmekte ise deAnayasa'ya uygunluk denetiminin içerisine öncelikle kanun hükmünde kararnameninyetki kanununa uygunluğunun denetimi de girer. Çünkü Anayasa'da, BakanlarKuruluna ancak yetki kanununda belirtilen sınırlar içerisinde kanun hükmündekararname çıkarma yetkisi verilmesi öngörülmüştür. Yetkinin dışına çıkılması,kanun hükmünde kararnameyi Anayasa'ya aykırı duruma getirir.
Dayanaklarını doğrudan doğruya Anayasa'dan alan olağanüstü halkanun hükmünde kararnamelerinden farklı olarak, olağan dönemlerdeki kanunhükmünde kararnamelerin bir yetki kanununa dayanması zorunludur. Bu nedenle,kanun hükmünde kararnameler ile dayandıkları yetki kanunu arasında çok sıkı birbağ vardır. Kanun hükmünde kararnamenin yetki kanunu ile olan bağı, kanunhükmünde kararnameyi aynen ya da değiştirerek kabul eden kanun ile kesilir.Kanun hükmünde kararnamenin Anayasa'ya uygun bir yetki kanununa dayanması,geçerliliğinin ön koşuludur. Bir yetki kanununa dayanmadan çıkartılan veyadayandığı yetki kanunu iptal edilen kanun hükmünde kararnamelerin içeriğiAnayasa'ya aykırılık oluşturmasa bile bunların Anayasa'ya uygunluğundan sözedilemez.
Kanun hükmünde kararnamelerin Anayasa'ya uygunluk denetimi,kanunların denetiminden farklıdır. Anayasa'nın 11. maddesinde, 'KanunlarAnayasaya aykırı olamaz.' denilmektedir. Bu nedenle kanunların denetiminde,onların yalnızca Anayasa kurallarına uygun olup olmadıkları saptanır. Kanunhükmünde kararnameler ise konu, amaç, kapsam ve ilkeleri yönünden hemdayandıkları yetki kanununa hem de Anayasa'ya uygun olmak zorundadırlar.
Anayasa'da kimi konuların kanun hükmünde kararnamelerledüzenlenmesi yasaklanmaktadır. Anayasa'nın 91. maddesinin birinci fıkrasında 'Sıkıyönetimve olağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasanın ikinci kısmının birinci veikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri iledördüncü bölümde yer alan siyasî haklar ve ödevler...'in kanun hükmündekararnamelerle düzenlenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kural gereğince, TürkiyeBüyük Millet Meclisi, 'Bakanlar Kurulu'na ancak kanun hükmünde kararnameyledüzenlenmesi yasaklanmış alana girmeyen konularda kanun hükmünde kararnameçıkarma yetkisi verebilir.
Anayasa'nın herhangi bir maddesinde kanunla düzenleneceğiöngörülen bir konunun, Anayasa'nın 91. maddesinin birinci fıkrasının açıkçayasakladığı hükümler ile ilgili olmadıkça ya da Anayasa'nın 163. maddesindeolduğu gibi kanun hükmünde kararname çıkarılamayacağı açıkça belirtilmedikçekanun hükmünde kararname ile düzenlenmesi Anayasa'ya aykırılık oluşturmaz.
B- Kanun Hükmünde Kararname'nin Ayrı Ayrı Tüm Maddeleriİle Eki Listenin 6223 Sayılı Yetki Kanunu Kapsamında Olup Olmadığınınİncelenmesi
Dava dilekçesinde, KHK'nin ayrı ayrı tüm maddeleri ileeki Listenin, 6223 sayılı Yetki Kanunu kapsamında olmadığı, amacına veilkelerine aykırılık taşıdığı belirtilerek Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 6.,7., 8., 10., 11., 36. ve 91.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
1- İptal Başvurusundan Sonra Yapılan Yasal Değişikliklerin DavaKonusu Kurallara Etkisi
KHK'nin 17. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının;
a- (a) bendiyle değişiklik yapılan 14.7.1965 günlü, 657 sayılı DevletMemurları Kanunu'nun 36. maddesinin 'Ortak Hükümler' bölümünün (A)fıkrasının (11) numaralı bendi, 24.10.2011 günlü, 661 sayılı Avrupa BirliğiBakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile BazıKanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair KanunHükmünde Kararname'nin 102. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi,11.10.2011 günlü, 662 sayılı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilatve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun HükmündeKararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname'nin 93.maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 11.10.2011 günlü, 666 sayılı KamuGörevlilerinin Mali Haklarının Düzenlenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve KanunHükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname'nin5. maddesinin (ç) fıkrasının (1) numaralı bendi ile değiştirildiğinden konusukalmayan (a) bendine,
b- (b) bendiyle değişiklik yapılan, 657 sayılı Kanun'un 152.maddesinin 'II-Tazminatlar' kısmının '(A) Özel Hizmet Tazminatı'bölümünün (h) ve (i) bentleri, 661 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 102.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi, 662 sayılı Kanun HükmündeKararname'nin 93. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 666 sayılı KanunHükmünde Kararname'nin 5. maddesinin (ç) fıkrasının (4) numaralı bendi iledeğiştirildiğinden konusu kalmayan (b) bendine,
c- (c) bendiyle değişiklik yapılan, 657 sayılı Kanun'un eki (l)sayılı Ek Gösterge Cetvelinin 'I- Genel İdare Hizmetleri Sınıfı'bölümünün (g) ve (h) bentleri, 661 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 102.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç) bendi, 662 sayılı Kanun HükmündeKararname'nin 93. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ve 666 sayılı KanunHükmünde Kararname'nin 5. maddesinin (ç) fıkrasının (5) numaralı bendi iledeğiştirildiğinden konusu kalmayan (c) bendine,
ç- (ç) bendiyle değişiklik yapılan, 657 sayılı Kanun'un eki(IV) sayılı Makam Tazminatı Cetvelinin 8. sırasının (b) bendi, 666 sayılı KanunHükmünde Kararname'nin 5. maddesinin (ç)fıkrasının (7) numaralı bendiyle değiştirildiğinden konusu kalmayan(ç)bendine,
ilişkin iptal istemleri hakkında karar verilmesine yerolmadığına karar vermek gerekir.
2- Kanun Hükmünde Kararname'nin 1., 2., 3., 4., 5., 6.,7., 8., 9., 10., 11., 12., 13., 14., 15., 16., 18., Geçici 1. ve Geçici 2.Maddeleri
KHK'nin 1., 2., 3., 4., 5., 6., 7., 8., 9., 10., 11., 12.,13., 14., 15., 16., 18., geçici 1. ve geçici 2. maddelerinde, genel bütçekapsamındaki kamu idarelerinde ve özel bütçeli idarelerde hukuk hizmetlerininyürütülmesine ilişkin esaslar düzenlenmiştir.
Dava konusu kurallar ile hukuk hizmetlerinin yürütülmesine ilişkinesasların düzenlendiği genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ve özel bütçeliidareleri, KHK'nin tanımlar maddesinde belirtildiği üzere 10.12.2003 günlü,5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na ekli (I) ve (II) sayılıcetvellerde belirtilen kamu idareleri olup hukuk hizmetlerinin yürütülmesineilişkin esasların düzenlendiği dava konusu kuralların, bu cetvellerde yer alantüm genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ve özel bütçeli idareleritarafından hüküm ifade edeceği sonucuna ulaşılmaktadır.
6223 sayılı Yetki Kanunu'nun amaç ve kapsamını düzenleyen 1.maddesinde Kanun'un amacı, kamu hizmetlerinin düzenli, süratli, etkin, verimlive ekonomik bir şekilde yürütülmesini sağlamak olarak belirlenmiş ve yetkininkapsamı iki başlık altında tespit edilmiştir. Yetkinin kapsamına ilk olarakkamu hizmetlerinin bakanlıklar arasındaki dağılımının yeniden belirlenmesigirmektedir. Bu çerçevede gerekli görülmesi halinde yeni bakanlıklar kurulması,var olan bakanlıkların birleştirilmesi, bakanlıkların bağlı, ilgili ve ilişkilikuruluşlarının yeniden belirlenmesi için kanun hükmünde kararname çıkarmayetkisi verilmiştir. Bu amaçla;
1- Mevcut bakanlıkların birleştirilmesine veya kaldırılmasına,yeni bakanlıklar kurulmasına, anılan bakanlıkların bağlı, ilgili ve ilişkilikuruluşlarıyla hiyerarşik ilişkilerine,
2- Mevcut bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşların bağlılık veilgilerinin yeniden belirlenmesine veya bunların mevcut, birleştirilen veyayeni kurulan bakanlıklar bünyesinde hizmet birimi olarak yenidendüzenlenmesine,
3- Mevcut bakanlıklar ile birleştirilen veya yeni kurulanbakanlıkların görev, yetki, teşkilat ve kadrolarının düzenlenmesine, taşrada veyurt dışında teşkilatlanma esaslarına,
ilişkin kanun hükmünde kararname çıkarılabilecektir.
İkinci olarak, kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilenmemurlar, işçiler, sözleşmeli personel ile diğer kamu görevlilerinin atanma,nakil, görevlendirilme, seçilme, terfi, yükselme, görevden alınma ve emekliyesevk edilme usul ve esaslarına ilişkin olarak değişiklikler ve yenidüzenlemeler yapılması için kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisiverilmiştir.
6223 sayılı Yetki Kanunuyla kamu hizmetlerinin bakanlıklararasındaki dağılımının yeniden belirlenmesi amacına yönelik olarak BakanlarKuruluna verilen kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi, Bakanlıklar ilebağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşları kapsamakta olup Bakanlık veya bağlı,ilgili ve ilişkili kuruluş niteliğinde olamayan kamu kurum ve kuruluşlarıkapsamına almamaktadır. Bakanlar Kurulunun, 6223 sayılı Yetki Kanunu'nadayanarak bakanlık veya bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluş niteliğinde olamayankamu kurum ve kuruluşlarının görev, yetki, teşkilat ve kadrolarına ilişkindüzenleme yapması mümkün değildir.
5018 sayılı Kanun'a ekli (I) ve (II) sayılı cetvellerde belirtilenkamu idareleri arasında Cumhurbaşkanlığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi, AnayasaMahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluda bulunmakta olup dava konusu kuralların bu kurumlar tarafından da uygulanmasıgerekecektir. Oysa, Cumhurbaşkanlığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi,Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay ve Hâkimler ve Savcılar YüksekKurulu 6223 sayılı Yetki Kanunu kapsamına giren bir bakanlık olmadığı gibi birbakanlığın bağlı, ilgili ya da ilişkili kuruluşu değildir.
6223 sayılı Yetki Kanunu'nun kapsamına giren iki konu açısındanKanunu kapsamı yönünden değerlendirildiğinde Cumhurbaşkanlığı, Türkiye BüyükMillet Meclisi, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay ve Hâkimler veSavcılar Yüksek Kurulu'na ilişkin kuralların kamu hizmetlerinin bakanlıklar arasındakidağılımının yeniden belirlenmesi ile bir ilgisinin bulunmadığı açıktır. Diğertaraftan, söz konusu kurallar kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilenmemurlar, işçiler, sözleşmeli personel ile diğer kamu görevlilerinin atanma,nakil, görevlendirilme, seçilme, terfi, yükselme, görevden alınma ve emekliyesevk edilme usul ve esaslarına ilişkin bir düzenleme olarak danitelendirilemez.
Açıklanan nedenlerle, KHK'nin 1., 2., 3., 4., 5., 6., 7., 8.,9., 10., 11., 12., 13., 14., 15., 16., 18., geçici 1. ve geçici 2. maddeleri,Cumhurbaşkanlığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay,Danıştay, Sayıştay ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu yönünden 6223 sayılıYetki Kanunu kapsamında değildir. İptalleri gerekir.
3- Kanun Hükmünde Kararname'nin Diğer Kuralları
Yukarıdaki açıklamalar ve yapılan inceleme sonucunda; KHK'nin,hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilenler ile 1., 2.,3., 4., 5., 6., 7., 8., 9., 10., 11., 12., 13., 14., 15., 16., 18., geçici 1.ve geçici 2. maddelerinin, Cumhurbaşkanlığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi,Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay ve Hâkimler ve Savcılar YüksekKurulu dışında kalan kurumlar yönünden ve kalan diğer kuralları 6223 sayılıYetki Kanunu kapsamındadır. İptal isteminin reddi gerekir.
C- Kanun Hükmünde Kararname'nin Ayrı Ayrı Tüm Maddeleriİle Eki Listenin Anayasa'nın 91. Maddesi Yönünden İncelenmesi
Dava dilekçesinde, KHK'nin ayrı ayrı tüm maddeleri ileeki Liste'nin, Anayasa'nın 91. maddesinin birinci fıkrasında kanun hükmündekararnameyle düzenlenmesi yasaklanmış alanlara ilişkin düzenleme içerdiği, bunedenle Anayasa'nın 2., 6. ve 91. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
1- 17. Maddesinin (5) Numaralı Fıkrasının (g) Bendiyle Başlığı ileBirlikte Değiştirilen 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 43. MaddesininÜçüncü Fıkrası ile Son Fıkrasında Yer Alan ''mesleğe alınmaları,'' İbaresive(ğ) Bendiyle 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye Eklenen Ek Madde 33
KHK'nin 17. maddesinin (5) numaralı fıkrasının; (g) bendiylebaşlığı ile birlikte değiştirilen 178 sayılı KHK'nin 43. maddesinin, üçüncüfıkrasında Maliye Uzman Yardımcılığı ve Defterdarlık Uzman Yardımcılığınaatanabilmek için gerekli koşullar, son fıkrasında Maliye Uzmanı, Maliye UzmanYardımcısı, Defterdarlık Uzmanı ve Defterdarlık Uzman Yardımcılarının mesleğealınmaları, yarışma sınavı, komisyonların oluşumu, yetiştirilmeleri, tezhazırlama ve yeterlik sınavları, atanmaları, eğitimleri, çalışma vegörevlendirilmelerine ilişkin esaslar, (ğ) bendiyle 178 sayılı KHK'ye eklenenek madde 33 ile 178 sayılı KHK'nin 43. madde ve ek 29. maddesi ile 5018 sayılıKanun'un 60. maddesi uyarınca yapılacak giriş sınavlarının sözlü aşaması ile42. maddenin (c) fıkrası uyarınca yapılacak sınavların sözlü aşamasınındeğerlendirilme koşullarının düzenlenmesi öngörülmüştür.
Anayasa'nın 91. maddesinin birinci fıkrasında 'Sıkıyönetim veolağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasanın ikinci kısmının birinci veikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri iledördüncü bölümde yer alan siyasî haklar ve ödevler...'in kanun hükmündekararnamelerle düzenlenemeyeceği belirtilmiştir. Öte yandan, Anayasa'nın 'Kamuhizmetlerine girme hakkı' başlıklı 70. maddesinin birinci fıkrasında, herTürk'ün, kamu hizmetlerine girme hakkına sahip olduğu belirtildikten sonraikinci fıkrasında hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başkahiçbir ayırım gözetilemeyeceği kurala bağlanmıştır. Buna göre, Anayasa'nın 70.maddesinde düzenlenen ve 'Siyasi Haklar ve Ödevler' başlıklı dördüncübölümünde yer alan kamu hizmetlerine girme hakkına ilişkin olarak kanunhükmünde kararname ile düzenleme yapılması mümkün değildir.
KHK'nin 17. maddesinin (5) numaralı fıkrasının (g) bendiylebaşlığı ile birlikte değiştirilen 178 sayılı KHK'nin 43. maddesinin üçüncüfıkrası ile son fıkrasında yer alan ''mesleğe alınmaları,'' ibaresi ve(ğ) bendiyle 178 sayılı KHK'ye eklenen ek madde 33 ile, bir kamu hizmeti olanMaliye Uzman Yardımcılığı ve Defterdarlık Uzman Yardımcılığına giriş koşullarınınbelirlenmiş olması, kamu hizmetine girme hakkına ilişkin bir düzenlemeniteliğinde olduğundan, kurallar, Anayasa'nın 91. maddesinin birinci fıkrasınaaykırıdır. İptali gerekir.
Haşim KILIÇ, Alparslan ALTAN, Engin YILDIRIM, NuriNECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI ile Muammer TOPAL bugörüşe katılmamışlardır.
Serdar ÖZGÜLDÜR ile Burhan ÜSTÜN bu görüşe değişik gerekçeylekatılmışlardır.
2- KHK'nin Diğer Kuralları
KHK'nin, hakkında karar verilmesine yer olmadığına kararverilenler ile 1., 2., 3., 4., 5., 6., 7., 8., 9., 10., 11., 12.,13., 14., 15., 16., 18., geçici 1. ve geçici 2. maddelerinin Cumhurbaşkanlığı,Türkiye Büyük Millet Meclisi, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Sayıştayve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu dışında kalan kurumlar yönünden, 17.maddesinin (2), (3), (4) numaralı fıkraları, (5) numaralı fıkrasının (g)bendiyle değiştirilen, 13.12.1983 günlü, 178 sayılı Maliye BakanlığınınTeşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 43. maddesininüçüncü fıkrası ve son fıkrasında yer alan ''mesleğe alınmaları'ibaresidışında kalan bölümü, (ğ) bendiyle 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'yeeklenen ek madde 34, (h), (ı), (i) bentleri, (6) numaralı fıkrası, 19. ve 20.maddeleri ile eki liste dışında kalan diğer kurallarında, Anayasa'nın91. maddesinin birinci fıkrası uyarınca kanun hükmünde kararname iledüzenlenmesi yasaklanmış alanlara ilişkin herhangi bir düzenlemeye yerverilmediğinden bu kurallara ilişkin iptal isteminin reddi gerekir.
Osman Alifeyyaz PAKSÜT bu görüşe katılmamıştır.
D- Kanun Hükmünde Kararname'nin İçerik Yönünden İncelenmesi
1- Kanun Hükmünde Kararname'nin 6. Maddesinin (2) NumaralıFıkrasında Yer Alan ''hukuk birimi amirleri, hukuk müşavirleri, muhakemat müdürleri'' İbaresiile 14. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasında Yer Alan ''hukuk birimiamirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri'' İbaresinin İncelenmesi
Başvuru kararlarında, kişilerin davalarını bizzat takipedebilecekleri gibi bir temsilci vasıtasıyla da takip edebilecekleri ancak butemsilcinin avukat olması gerektiği hâlde idarelerin, davalarda avukatlardışında, hukuk birim amirleri, muhakemat müdürleri ve hukukmüşavirleri tarafından da temsiline ve idareler lehine sonuçlanan davalardaidareler lehine vekalet ücreti takdir edilmesine olanak sağlayan kurallarınAnayasa'nın 2., 5., 10., 36., 135. ve 141. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
Dava konusu kurallarla, genel bütçe kapsamındaki kamu idareleriile özel bütçeli idareleri adli ve idari yargıda, icra mercileri ve hakemlernezdinde vekil sıfatıyla doğrudan temsil yetkisinin, avukatlar yanında, hukukbirimi amirleri, hukuk müşavirleri ve muhakemat müdürlerine aitolduğu ve bu kişiler tarafından takip edilen davaların idareler lehine neticelenmesihalinde, temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata görehükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekâlet ücreti takdiredilmesi öngörülmüştür.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem veişlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyupgüçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirereksürdüren, hukuk güvenliğini sağlayan, bütün etkinliklerinde hukuka veAnayasa'ya uyan, işlem ve eylemleri bağımsız yargı denetimine bağlı olandevlettir. Kanunların kamu yararının sağlanması amacına yönelik olması, genel,objektif, adil kurallar içermesi ve hakkaniyet ölçütlerini gözetmesi hukukdevleti olmanın gereğidir. Bu nedenle, kanun koyucunun hukuki düzenlemelerdekendisine tanınan takdir yetkisini anayasal sınırlar içinde adalet, hakkaniyetve kamu yararı ölçütlerini göz önünde tutarak kullanması gerekir.
Anayasa'nın 2. maddesindeki 'hukuk devleti' ilkesigereğince, yasama işlemlerinin kişisel yararları değil kamu yararınıgerçekleştirmek amacıyla yapılması zorunludur. Bir kuralın Anayasa'ya aykırılıksorunu çözümlenirken 'kamu yararı' konusunda AnayasaMahkemesinin yapacağı inceleme yalnızca kanunun kamu yararı amacıyla yapılıpyapılmadığı ile sınırlıdır. Kanun ile kamu yararının ne kadar gerçekleşipgerçekleşmeyeceğini denetlemenin anayasa yargısıyla bağdaşmayacağı, bunun kanunkoyucunun takdirinde olduğu açıktır.
Adli ve idari yargıda, icra mercileri ve hakemler nezdinde vekilsıfatıyla doğrudan temsil yetkisi kural olarak avukatlara aittir. Ancak, kanunkoyucu, kamu yararı ve hizmetin gereklerini dikkate alarak kamu idareleribakımından bu kurala istisna getirebilir. Zira, 1136 sayılı AvukatlıkKanunu'nun 35. maddesine göre, yargı mercilerinde asıl yerine dava açmak,savunmak, iş takip etmek yetkisi kural olarak baro levhasına kayıtlı avukatlaraaittir. Ancak, aynı maddede hukuk ve ceza muhakemeleri kanunları ile sairkanunlarda gösterilen hallerde avukat olmayan kimselerin de asıl yerinemahkemelerde iş ve işlemler yapabileceği belirtilmiştir. Bu durum tarihselsüreçte de böyle olmuş ve idarelerin taraf olduğu davalarda, idareleri temsilyetkisi kamu avukatları yanında daire amirleri, muhakemat müdürleri,hukuk müşavirleri ve ilgili şube müdürlerine devredilmiştir.
KHK'nin genel gerekçesinde, idarelerin taraf oldukları davaların,usul ekonomisine uygun olarak, imkânlar ölçüsünde idarelerin bünyesinde görevyapan kadrolu hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından takibi, davalarıntakibinde, mahkeme kararlarının hukuka uygun olarak, adil, süratli ve en azmasrafla verilebilmesine yardımcı olunması ve davaların kural olarak heridarenin bünyesindeki görevliler tarafından takibi sayesinde gereklikoordinasyon ve işbirliğinin daha iyi sağlanması, davaların takibinde konusuna göreuzmanlaşma sağlanarak verimin artırılmasının öngörüldüğü vurgulanmaktadır.
Temsile ilişkin genel kuralın istisnası niteliğinde olan davakonusu kuralların madde gerekçelerinden de, idarelerin hukuk birimlerindeçalışanların eğitim durumlarında ve usul mevzuatındaki değişikliklerkapsamında, işleyişin kolaylaştırılarak hukuk birimlerindeki çalışanlardanazami ölçüde istifade edilebilmesini teminen, hukuk birimi amirleri, hukukmüşavirleri ve muhakematmüdürlerinin, idareleri tahkim mercilerinde,mahkemelerde ve icra mercilerinde vekil sıfatıyla temsil edebilmesi veidarelerin taraf olduğu her türlü dava ve icra takibi sonrasında takibin idarelehine sonuçlanması hâlinde ise idare lehine vekalet ücreti takdiredilmesinin öngörüldüğü anlaşılmaktadır. İdarelerin, yargı mercileriönünde savunma hakkının en önemli parçası olan hukuki danışmanlık göreviniyerine getiren hukuk birimi amirleri, hukuk müşavirleri ve muhakemat müdürleritarafından da temsil edilebileceğini, bu kişiler tarafından takip edilendavaların idare lehine sonuçlanması durumunda idareler lehine yargılama gideriniteliğinde olan vekâlet ücreti takdir edileceğini öngören dava konusukurallarda kamu yararı olmadığı söylenemez. Yapılan somut düzenlemelerinbu amaçları etkin bir şekilde gerçekleştirmeye elverişli olup olmadığıyönündeki bir değerlendirme ise anayasallık denetiminin kapsamı dışındadır.Dolayısıyla, dava konusu kurallar, kanun koyucunun takdir yetkisi içinde oluphukuk devleti ilkesine aykırılık söz konusu değildir.
Anayasa'nın 10. maddesinde yer verilen eşitlik ilkesi hukuksaldurumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksaleşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerinyasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasınıve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişive topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin ihlaliyasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlıtutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklariçin değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlaraynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'daöngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.
Özel hukuk ilişkisine bağlı olarak avukatlık sözleşmesiyle avukattemin edebilen özel kişiler ile kamu hukuku kurallarına göre kurulan, işletilenve statü hukukuna göre memur kadrosunda görevini yerine getiren hukukbirimi amirleri, hukuk müşavirleri, muhakemat müdürlerinden hukukidanışmanlık hizmeti alan kamu idarelerinin konumu aynı değildir. Ayrıca kamuidareleri, kamu tüzel kişisi olmaları nedeniyle kamu gücünü kullanma yetkisinesahiptirler. Dolayısıyla, kamu idarelerini özel hukuk kişilerinden ayrıtutmak, ayrı düzenlemeye bağlı kılmak ya da genel bir düzenlemenin kapsamıdışında bırakmak, onlara ayrıcalık tanımak anlamında olmayıp hukukistatülerindeki farklılığın gereğidir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kurallar Anayasa'nın 2. ve 10.maddelerine aykırı değildir. İptal istemlerinin reddi gerekir.
Osman Alifeyyaz PAKSÜT bu görüşe katılmamıştır.
Kuralların, Anayasa'nın 5., 36., 135. ve 141. maddeleriyleilgisi görülmemiştir.
2- Kanun Hükmünde Kararname'nin 17. Maddesinin (4) NumaralıFıkrasının (a) Bendinin, (5) Numaralı Fıkrasının (c), (ç), (d), (e), (g),(ğ) ve (h) Bentlerinin ve 19. Maddesinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğü ileMilli Emlak Genel Müdürlüğü tarafından yürürlükteki mevzuata göre yapılan girişsınavları ile mesleğe atanan ve Kontrolörlük unvanını elde edenler için buhakkın kişiselleştiği ve kazanılmış bir hak statüsü kazandığı, aynı hususlarınMuhasebe Denetmenleri ve Milli Emlak Denetmenleri ile bunlarınyardımcıları için de geçerli olduğu, kazanılmış hakların korunmasının, mevcuthukuksal durumun, benimsenmiş yapının, edinilmiş statünün geçerliliğinisürdürmesini zorunlu kıldığı, kazanılmış bir hakkı tek yanlı hukukidüzenlemelerle kaldırmanın hukuka güveni zedeleyeceği, bu nedenle, muhasebatkontrolörleri ve bunların stajyerlerinin kontrolörlük unvanlarının ellerindenalınarak 'Maliye Uzmanlığı' kadrolarına atanmaları ve böylece doğrudanGenel Müdüre bağlı görev yapmakta iken şube müdürüne bağlı görev yapar halegetirilerek statü kaybına uğratılmalarına, özü ve niteliği itibarıyla idari birişlem olan ve idari işlemle yapılması gereken 'atama' işleminin, yasagücünde kararname ile yapılmasına ve gerek mesleğe giriş ve yetişme gerekseyeterlik sınavları açısından aralarında farklılıklar bulunan Milli EmlakKontrolörleri ve Muhasebat Kontrolörleri ile Bakanlıkta halen görev yapanuzmanların aynı unvan altında birleştirilmelerine ilişkin kuralların,Anayasa'nın 2., 10. ve 36. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Dava konusu kurallarla, Maliye Bakanlığı kadrolarında istihdamedilmekte olan kontrolör, denetmen ve uzmanlar, merkez ve taşra teşkilatlarıitibarıyla aynı çatı altında toplanarak, Bakanlık merkez teşkilatında MaliyeUzmanı, Bakanlık taşra teşkilatında Defterdarlık ve bunların yardımcılarışeklinde birleştirilmeleri ile bunların mali hakları, görev, yetki vesorumlulukları ile mesleğe alınma ve yetiştirilmelerine ilişkin hususlardüzenlenerek halen Maliye Bakanlığında Muhasebat Kontrolörü, Milli EmlakKontrolörü, Devlet Bütçe Uzmanı, Mali Suçları Araştırma Uzmanı, Devlet MuhasebeUzmanı, Devlet Gelir Politikaları Uzmanı ve Devlet Malları Uzmanlarının MaliyeUzmanlığı kadrolarına; Muhasebe Denetmeni, Milli Emlak Denetmeni, MuhasebeUzmanı ve Milli Emlak Uzmanlarının ise Defterdarlık Uzmanlığı kadrolarınaatanmaları ve bu atamalara ilişkin teknik düzenlemeler yapılmıştır.
Kanun koyucu, kamu yararı ve hizmetin gereklerini dikkate alarakkamu görevlilerinin statüsünde, bunların unvanlarında, görev ve yetkilerindedeğişiklikler yapabilir. KHK'nin genel gerekçesinden de anlaşılacağıüzere, Maliye Bakanlığı kadrolarında istihdam edilmekte olan kontrolör,denetmen ve uzmanların merkez ve taşra teşkilatları itibarıyla aynı çatıaltında toplanarak kontrolörler ve denetmenler eliyle yürütülmekte olan denetimhizmetinin, diğer görevlerinin yanında uzmanlarca yerine getirilmesi suretiyledaha etkin bir uzmanlaşma modelinin oluşturulması amacıyla MaliyeBakanlığının teşkilat yapısının değiştirildiği, bununla bağlantılı olarak yenibazı unvanların oluşturulduğu ve eski bazı unvanların ise kaldırıldığıanlaşılmaktadır. Bu amacın kamu yararına yönelik olmadığı söylenemez.Teşkilatın yenilenen bu yapısı ile kamu yararının gerçekleşip gerçekleşmeyeceğianayasallık denetiminin kapsamı dışındadır. Öte yandan, denetim elemanıolarak görev yapan bir kamu görevlisinin (kontrolör, denetmen) bütün meslekhayatı boyunca aynı konumunu sürdürmesini gerektiren bir anayasal zorunlulukbulunmadığından Muhasebat Kontrolörü ile Milli Emlak Kontrolörü unvanlarınınMaliye Uzmanı ve Muhasebe Denetmeni ile Milli Emlak Denetmeni unvanlarınınDefterdarlık Uzmanı olarak değiştirilmesinde Anayasa'ya aykırı bir yönbulunmamaktadır.
Öte yandan, KHK'nin 17. maddesinin (5) numaralı fıkrasının (h)bendiyle 178 sayılı KHK'ye eklenen geçici 14. madde, Muhasebat Kontrolörü veMilli Emlak Kontrolörü kadrolarında bulunanların Maliye Uzmanı kadrolarına,Muhasebe Denetmeni ve Milli Emlak Denetmeni kadrolarında bulunanlarınDefterdarlık Uzmanı kadrolarına atanmış sayılmalarını öngörmektedir. Söz konusudüzenleme, anılan kadroların kaldırılması sonucu ortaya çıkan hukuki ve fiilîzorunluluklar nedeniyledir. Hukuk aleminde meydanagelebilecek bu değişiklik, daha önce kural tasarrufların doğurmuş olduğuobjektif ve genel hukuki durumlara da uygulanabilecektir. Soyut ve genel hukukidurumların (statülerin) en önemli özelliği bunların daima değişebilmesi ve budeğişikliğin de herkese karşı geçerli olmasıdır. Hukuk alanında meydana gelenve hukuki statüde değişiklik yapan bu düzenlemeler, eski düzenleme uyarıncastatü kazanmış ve statüsü devam eden bireyleri de kapsar. Dolayısıyla, nesnelhukuki durumların (statülerin) kazanılmış hak bahşetmesi mümkün değildir. Davakonusu kurallarla, önceden Muhasebat Kontrolörü ve Milli EmlakKontrolörü unvanlı kadrolardaçalışmakta olan kişiler Maliye Uzmanı, Muhasebe Denetmeni ve MilliEmlak Denetmeni unvanlı kadrolardaçalışmakta olan kişiler Defterdarlık Uzmanı unvanlı kadrolara aktarılmışlardır. Kuralda,anılan kişilerin bulunduğu statülerden doğan, tahakkuk etmiş vekendileri yönünden kesinleşmiş ve kişisel alacak niteliğine dönüşmüş haklarailişkin bir düzenleme öngörülmediğinden kazanılmış hakları ihlal eden birmüdahale söz konusu değildir. Bu kişilerin yeni atandıkları kadrodaki malihaklarında herhangi bir değişiklik olmamış,bunların önceki maaş ve diğer özlük hakları aynen korunmuştur. Bunedenle maddede sayılan görevlerde bulunanların kadrolarının değiştirilmesiniöngören kuralın kazanılmış hakları ihlal ettiği söylenemez.
Kuralın dolaylı şekilde hak arama özgürlüğüyle ilgili olmasınedeniyle Anayasa'nın 36. maddesi yönünden de incelemesi yapılmıştır.
Anayasa'nın hak arama hürriyetini düzenleyen 36. maddesininbirinci fıkrasında, 'Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.' denilerek yargı mercilerine davacıve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak da iddia, savunma veadil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır. Dava konusukurallarla, Maliye Bakanlığının anılan kadrolarında yapılan değişiklikler, sözkonusu unvanların kaldırılması sonucu ortaya çıkan hukukî ve fiilizorunluluklar nedeniyledir. Buna göre söz konusu işlemin sebep unsuru, MaliyeBakanlığındaki bazı kadroların kaldırılması olup yürürlükte bulunan kanunlaradayanılarak ve kamu görevlisinin öznel durumu dikkate alınarak idarece tesisedilen naklen atama işlemlerinden farklıdır. Genel nitelikte olduğu sonucunaulaşılan yasal düzenlemeyle oluşturulan bu durumun, sebep unsuru yönündenhukuka uygun olup olmadığının tespitinin anayasal bir sorun olduğu ve buyöndeki denetimin Anayasa Mahkemesince yapılması gerektiği açıktır. Anılanatama işleminin doğrudan kanunla değil, idari işlemle yapılmasının öngörülmesidurumunda dahi kanunlara uygunluk denetimi yapmakla sınırlı bir yetkiye haizolan idari yargı yerlerinin, işlemin sebep unsurunun Anayasa'ya uygun olupolmadığını tartışması ve bu yönde bir denetim yapması mümkün olmadığından buişlemin doğrudan kanun hükmünde kararnameyle yapılmasının hak arama hürriyetinisınırladığı söylenemez.
Yürürlük maddesi, yasal düzenlemelerin yürürlüğe gireceği günügösteren ve yapım tekniği açısından her tür yasal düzenlemede bulunan birkuraldır. Yalnızca KHK'nin yayımı tarihinde yürürlüğe gireceğini öngören 19.maddesinin iptalini gerektirecek anayasal bir sorun görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kurallar Anayasa'nın 2. ve 36.maddelerine aykırı değildir. İptal istemlerinin reddi gerekir.
Kuralların Anayasa'nın 10. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
KHK'nin 17. maddesinin (5) numaralı fıkrasının (h) bendi yönündenSerdar ÖZGÜLDÜR, Zehra Ayla PERKTAŞ ile Celal Mümtaz AKINCI bu görüşekatılmamıştır.
VI- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
26.9.2011 günlü, 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamuİdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkinKanun Hükmünde Kararname'nin;
A- 17. maddesinin (1) numaralı fıkrasının;
1-(a) bendiyle, 14.7.1965 günlü, 657 sayılı Devlet MemurlarıKanunu'nun 36. maddesinin 'Ortak Hükümler' bölümünün (A) fıkrasının (11)numaralı bendinde yapılan değişiklikler,
2- (b) bendiyle, 657 sayılı Kanun'un 152. maddesinin 'II-Tazminatlar'kısmının '(A) Özel Hizmet Tazminatı' bölümünün (h) ve (i) bentlerindeyapılan değişiklikler,
3- (c) bendiyle, 657 sayılı Kanun'un Eki (l) sayılı Ek GöstergeCetvelinin 'I- Genel İdare Hizmetleri Sınıfı' bölümünün (g) ve (h)bentlerinde yapılan değişiklikler,
4- (ç) bendiyle, 657 sayılı Kanun'un Eki (IV) sayılı MakamTazminatı Cetvelinin 8. sırasının (b) bendinde yapılan değişiklikler,
hakkında, 6.6.2013 günlü, E.2011/145, K.2013/70 sayılı kararlakarar verilmesine yer olmadığına karar verildiğinden, bu bentlere ilişkinyürürlüğün durdurulması istemleri hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
B-1- Kapsam ve Anayasa'nın 70. ve 91. maddesinin birinci fıkrasıyönünden,1., 2., 3., 4., 5., 6., 7., 8., 9., 10., 11., 12., 13., 14., 15.,16., 18., geçici 1. ve geçici 2. maddelerinin Cumhurbaşkanlığı, Türkiye BüyükMillet Meclisi, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay ve Hâkimler veSavcılar Yüksek Kurulu dışında kalan kurumlar yönünden, 17. maddesinin (2),(3), (4) numaralı fıkraları, (5) numaralı fıkrasının (g) bendiyle değiştirilen,13.12.1983 günlü, 178 sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri HakkındaKanun Hükmünde Kararname'nin 43. maddesinin üçüncü fıkrası ve son fıkrasındayer alan ''mesleğe alınmaları'ibaresi dışında kalan bölümü, (ğ) bendiyle178 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen Ek Madde 34, (h), (ı), (i)bentleri, (6) numaralı fıkrası, 19. ve 20. maddeleri ile eki listeye yönelikiptal istemleri, 6.6.2013 günlü, E.2011/145, K.2013/70 sayılı kararlareddedildiğinden, bu maddelere, fıkralara, bentlere, bölüme ve listeye ilişkinyürürlüğün durdurulması istemlerinin REDDİNE,
2- Kapsam yönünden 1., 2., 3., 4., 5., 6., 7., 8., 9., 10.,11., 12., 13., 14., 15., 16., 18., geçici 1. ve geçici 2. maddelerinin,Cumhurbaşkanlığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay,Danıştay, Sayıştay ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu yönünden iptalhükümlerinin yürürlüğe girmesinin ertelenmesi nedeniyle bu maddelere ilişkinyürürlüğün durdurulması istemlerinin REDDİNE,
3- Anayasa'nın 70.ve 91. maddesinin birinci fıkrası yönünden;
a- 17. maddesinin (5) numaralı fıkrasının (g) bendiyle başlığı ilebirlikte değiştirilen, 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 43. maddesininüçüncü fıkrası ile son fıkrasında yer alan ''mesleğe alınmaları,'' ibaresine,
b-17. maddesinin (5) numaralı fıkrasının (ğ) bendiyle 178 sayılıKanun Hükmünde Kararname'ye eklenen Ek Madde 33'e,
ilişkin iptal hükümlerinin yürürlüğe girmesinin ertelenmesinedeniyle bu maddeye, fıkraya ve ibareye ilişkin yürürlüğün durdurulmasıistemlerinin REDDİNE,
C- İçerikleri itibariyle Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen;
1- 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan ''hukukbirimi amirleri, hukuk müşavirleri, muhakemat müdürleri'' ibaresine,
2- 14. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan ''hukukbirimi amirleri, muhakematmüdürleri, hukuk müşavirleri'' ibaresine,
3- 17. maddesinin;
a- (4) numaralı fıkrasının (a) bendiyle başlığı ile birliktedeğiştirilen,11.10.2006 günlü, 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının ÖnlenmesiHakkında Kanun'un 21. maddesine,
b- (5) numaralı fıkrasının;
ba- (c), (ç), (d) ve (e) bentlerine,
bb- (g) bendiyle değiştirilen, 178 sayılı Kanun HükmündeKararname'nin 43. maddesinin üçüncü fıkrası ile son fıkrasında yer alan ''mesleğealınmaları' ibaresi dışında kalan bölümüne,
bc- (ğ) bendiyle 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen EkMadde 34'e,
bd- (h) bendine,
4- 19. maddesine,
yönelik iptal istemleri, 6.6.2013 günlü, E.2011/145,K.2013/70sayılı kararla reddedildiğinden, bu maddelere, fıkraya, bentlere ve bölümeilişkin yürürlüğün durdurulması istemlerinin REDDİNE,
6.6.2013 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VII- İPTAL HÜKMÜNÜN YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, 'Kanun, kanunhükmünde kararname ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunlarınhükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlüktenkalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceğitarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığıgünden başlayarak bir yılı geçemez' denilmekte, 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 66. maddesinin(3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanmaktadır.
26.9.2011 günlü, 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamuİdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkinKanun Hükmünde Kararname'nin, 1., 2., 3., 4., 5., 6., 7., 8., 9., 10.,11., 12., 13., 14., 15., 16., 18., geçici 1. ve geçici 2. maddelerinin,Cumhurbaşkanlığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay,Danıştay, Sayıştay ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu yönünden, 17.maddesinin (5) numaralı fıkrasının; (g) bendiyle başlığı ile birliktedeğiştirilen 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 43. maddesinin üçüncüfıkrası ile son fıkrasında yer alan ''mesleğe alınmaları,'' ibaresive (ğ) bendiyle 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen Ek Madde 33'üniptal edilmeleri nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edeceknitelikte görüldüğünden, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216sayılı Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince bu maddelereilişkin iptal hükmünün, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarakdokuz ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
VIII- SONUÇ
26.9.2011 günlü, 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamuİdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkinKanun Hükmünde Kararname'nin;
A- 17. maddesinin (1) numaralı fıkrasının;
1- (a) bendiyle değişiklik yapılan 14.7.1965 günlü, 657 sayılıDevlet Memurları Kanunu'nun 36. maddesinin 'Ortak Hükümler' bölümünün(A) fıkrasının (11) numaralı bendi, 24.10.2011 günlü, 661 sayılı Avrupa BirliğiBakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile BazıKanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair kanunHükmünde Kararname'nin 102. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi,11.10.2011 günlü, 662 sayılı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilatve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun HükmündeKararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname'nin 93.maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 11.10.2011 günlü, 666 sayılı KamuGörevlilerinin Mali Haklarının Düzenlenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve KanunHükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun HükmündeKararname'nin 5. maddesinin (ç) fıkrasının (1) numaralı bendi iledeğiştirildiğinden konusu kalmayan (a) bendine,
2- (b) bendiyle değişiklik yapılan, 657 sayılı Kanun'un 152.maddesinin 'II-Tazminatlar' kısmının '(A) Özel Hizmet Tazminatı'bölümünün (h) ve (i) bentleri, 661 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 102.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi, 662 sayılı Kanun HükmündeKararname'nin 93. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 666 sayılı KanunHükmünde Kararname'nin 5. maddesinin (ç) fıkrasının (4) numaralı bendi iledeğiştirildiğinden konusu kalmayan (b) bendine,
3- (c) bendiyle değişiklik yapılan, 657 sayılı Kanun'un eki (l)sayılı Ek Gösterge Cetvelinin 'I- Genel İdare Hizmetleri Sınıfı'bölümünün (g) ve (h) bentleri, 661 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 102.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç) bendi, 662 sayılı Kanun HükmündeKararname'nin 93. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ve 666 sayılı KanunHükmünde Kararname'nin 5. maddesinin (ç) fıkrasının (5) numaralı bendi iledeğiştirildiğinden konusu kalmayan (c) bendine,
4- (ç) bendiyle değişiklik yapılan, 657 sayılı Kanun'un eki (IV)sayılı Makam Tazminatı Cetvelinin 8. sırasının (b) bendi, 666 sayılı KanunHükmünde Kararname'nin 5. maddesinin (ç)fıkrasının (7) numaralı bendiyle değiştirildiğinden konusu kalmayan(ç)bendine,
ilişkin iptal istemleri hakkında KARAR VERİLMESİNE YEROLMADIĞINA, OYBİRLİĞİYLE,
B- 1-1., 2., 3., 4., 5., 6., 7., 8., 9., 10., 11., 12., 13.,14., 15., 16., 18., geçici 1. ve geçici 2. maddelerinin Cumhurbaşkanlığı,Türkiye Büyük Millet Meclisi, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Sayıştayve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu dışında kalan kurumlar yönünden, 17. maddesinin(2), (3), (4) numaralı fıkraları, (5) numaralı fıkrasının (g) bendiyledeğiştirilen, 13.12.1983 günlü, 178 sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat veGörevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 43. maddesinin üçüncü fıkrasıve son fıkrasında yer alan ''mesleğe alınmaları'ibaresi dışındakalan bölümü, (ğ) bendiyle 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen EkMadde 34, (h), (ı), (i) bentleri, (6) numaralı fıkrası, 19. ve 20. maddeleriile eki listenin;
a- 6.4.2011 günlü, 6223 sayılı Kamu Hizmetlerinin Düzenli, Etkinve Verimli Bir Şekilde Yürütülmesini Sağlamak Üzere Kamu Kurum veKuruluşlarının Teşkilat, Görev ve Yetkileri ile Kamu Görevlilerine İlişkinKonularda Yetki Kanunu kapsamında olduğundan Anayasa'ya aykırı olmadıklarına veiptal istemlerinin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
b- Anayasa'nın 70. ve 91. maddesinin birinci fıkrası uyarıncaAnayasa'ya aykırı olmadıklarına ve iptal istemlerinin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
2-1., 2., 3., 4., 5., 6., 7., 8., 9., 10., 11., 12., 13.,14., 15., 16., 18., geçici 1. ve geçici 2. maddeleri, Cumhurbaşkanlığı, TürkiyeBüyük Millet Meclisi, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay veHâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu yönünden 6223 sayılı Kanun kapsamındaolmadığından, bu maddelerin Anayasa'ya aykırı olduklarına ve İPTALLERİNE; iptalhükümlerinin, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılıKanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince, KARARIN RESMÎ GAZETE'DEYAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,
3- 17. maddesinin (5) numaralı fıkrasının;
a- (g) bendiyle başlığı ile birlikte değiştirilen, 178 sayılıKanun Hükmünde Kararname'nin 43. maddesinin üçüncü fıkrası ile son fıkrasındayer alan ''mesleğe alınmaları,'' ibaresinin,
b-(ğ) bendiyle 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen EkMadde 33'ün,
Anayasa'nın 70. ve 91. maddesinin birinci fıkrasına aykırıolduklarına ve İPTALLERİNE, Haşim KILIÇ, Alparslan ALTAN, Engin YILDIRIM, NuriNECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI ile Muammer TOPAL'ın karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA; iptal hükümlerinin, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince, KARARINRESMÎ GAZETE'DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE,OYBİRLİĞİYLE,
C- İçerikleri itibariyle Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen;
1- 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan ''hukukbirimi amirleri, hukuk müşavirleri, muhakemat müdürleri'' ibaresininAnayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoyu veOYÇOKLUĞUYLA,
2- 14. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan ''hukukbirimi amirleri, muhakematmüdürleri, hukuk müşavirleri'' ibaresininAnayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoyu veOYÇOKLUĞUYLA,
3- 17. maddesinin;
a- (4) numaralı fıkrasının (a) bendiyle başlığı ile birliktedeğiştirilen,11.10.2006 günlü, 5549 sayılı Suç Gelirlerinin AklanmasınınÖnlenmesi Hakkında Kanun'un 21. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına veiptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
b- (5) numaralı fıkrasının;
ba- (c), (ç), (d) ve (e) bentlerinin Anayasa'ya aykırıolmadıklarına ve iptal istemlerinin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
bb- (g) bendiyle değiştirilen, 178 sayılı Kanun HükmündeKararname'nin 43. maddesinin üçüncü fıkrası ile son fıkrasında yer alan ''mesleğealınmaları' ibaresi dışında kalan bölümünün Anayasa'ya aykırıolmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
bc- (ğ) bendiyle 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen EkMadde 34'ün Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE,OYBİRLİĞİYLE,
bd- (h) bendinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Serdar ÖZGÜLDÜR, Zehra Ayla PERKTAŞ ile Celal Mümtaz AKINCI'nın karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA,
4- 19. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
6.6.2013 gününde karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Muammer TOPAL
Üye
Zühtü ARSLAN
Üye
M. Emin KUZ
KARŞIOY YAZISI
26.9.2011 günlü, 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamuİdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkinKanun Hükmünde Kararname'nin 17. maddesinin(5) numaralı fıkrasının (g) bendiylebaşlığı ile birlikte değiştirilen, 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 43.maddesinin üçüncü fıkrası ile son fıkrasında yer alan ''mesleğealınmaları,'' ibaresi ve (ğ) bendiyle 178 sayılı Kanun HükmündeKararname'ye eklenen Ek Madde 33 çoğunluk kararıyla Anayasa'nın 70. ve 91.maddelerine aykırı bulunarak iptal edilmiştir.
{C}{C}{C}{C}{C}
Kanun Hükmünde Kararname'nin 17. maddesinin (5) numaralıfıkrasının (g) bendiyle, başlığı ile birlikte değiştirilen 178 sayılı KanunHükmünde Kararname'nin 43. maddesinin üçüncü fıkrasında, Maliye UzmanYardımcılığı ve Defterdarlık Uzman Yardımcılığına atanabilmek için gereklikoşullarına yer verilmiş, son fıkrasında Maliye Uzmanı, Maliye UzmanYardımcısı, Defterdarlık Uzmanı ve Defterdarlık Uzman Yardımcılarının mesleğealınmaları, yarışma sınavı, komisyonların oluşumu, yetiştirilmeleri, tezhazırlama ve yeterlik sınavları, atanmaları, eğitimleri, çalışma vegörevlendirilmelerine ilişkin esaslar ile diğer hususların yönetmelikledüzenleneceği belirtilmiş ve (ğ) bendiyle 178 sayılı Kanun HükmündeKararname'ye eklenen Ek Madde 33 ile 43. madde, Ek 29. madde ve 10.12.2003tarihli ve 5018 sayılı Kanun'un 60. maddesi uyarınca yapılacak girişsınavlarının sözlü aşaması ile 42. maddenin (c) fıkrası uyarınca yapılacaksınavların sözlü aşamasının değerlendirilme koşulları düzenlenmiştir.
6223 sayılı Yetki Kanunu'nun 1. maddesinin birinci fıkrasının(a-3) bendinde, Kanun'un amaçlarından birinin kamu hizmetlerinin Bakanlıklararasındaki dağılımının yeniden belirlenerek, mevcut Bakanlıklar ilebirleştirilen veya yeni kurulan Bakanlıkların görev, yetki, teşkilat vekadrolarının düzenlenmesine, taşrada ve yurt dışında teşkilatlanma esaslarınailişkin konularda düzenlemelerde bulunmak üzere Bakanlar Kuruluna kanunhükmünde kararname çıkarma yetkisi vermek olduğu belirtilmiş ve aynı Kanun'unikinci fıkrasında da ilgili kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklikyapılabileceği belirtilmiştir.
659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 17. maddesinin (5)numaralı fıkrasının (g) bendiyle, başlığı ile birlikte değiştirilen 178 sayılıKHK'nin 43. maddesinin (3) numaralı fıkrası ile son fıkrasında Bakanlıkbirimlerinde Maliye Uzmanı, Maliye Uzman Yardımcısı, Defterdarlık Uzmanıve Defterdarlık Uzman Yardımcısı ünvanlarıyla eleman istihdamının öngörülmesiteşkilat ve kadroların belirlenmesine ilişkin bir husus olduğundan YetkiKanunu'na aykırılık bulunmamaktadır.{C}{C}{C}{C}{C}
Kamu görevlilerinin kadrolarının ve bu kadrolara atanacakkişilerde bulunması gereken niteliklerin de kanunla düzenlenmesi gerekmektedir.Ancak, kamu görevlisi olarak atanacak kişilerle ilgili tüm ayrıntıların sadeceyasayla düzenlenmesi gerektiği ve bu konuda idarî düzenlemeler yapılmasınınAnayasa'nın 128. maddesinin ikinci fıkrasına aykırı düşeceği iddiası yerindedeğildir. Anayasa'nın bir maddesinin yasayla düzenleneceğini öngördüğü birkonunun, Anayasa'nın 91. maddesinin birinci fıkrasının açıkça yasakladığıhükümler ile doğrudan ilgili olmadıkça, ya da KHK ile düzenlenemeyeceğiAnayasa'da özel olarak belirtilmedikçe KHK ile düzenlenmesi Anayasa'ya aykırıdeğildir.
Anayasa'nın 70. maddesine göre, 'her Türk kamu hizmetine girmehakkına sahiptir. Hizmete alınmada görevin gerektirdiği niteliklerden başkahiçbir ayırım gözetilemez'. Maddede Türkiye CumhuriyetiDevletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesin görevin gerektirdiğinitelikler dışında, dil, din, mezhep, renk, siyasi düşünce, cinsiyet ve benzeriayırım gözetilmeksizin kamu hizmetlerine girme hakkına sahip bulunduklarıbelirtilmiştir. Böylece 'kamu hizmetlerine girme hakkı' siyasihak ve ödevler kapsamında, vatandaşlık bağına bağlı olarak kullanılabilecek birhak olarak düzenlenmiştir. Düzenlemenin temel hakka ilişkin niteliği bundanibarettir. Yoksa, bunun dışında kamu görevlerine giriş, atanma, görevdeğişikliğine ilişkin tüm düzenleme ve uygulamaların temel hakkın düzenlenmesive 91. madde anlamında yasak alan kapsamında görülmesi yerinde değildir.
Anayasa'nın 91. maddesinin birinci fıkrasında, Anayasanın ikincikısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları veödevleri ile dördüncü bölümünde yer alan siyasî haklar ve ödevlerin kanunhükmünde kararnamelerle düzenlenemeyeceği belirtilmiştir. Anayasanın belirtilenbölümlerinde birçok temel hak ve özgürlük düzenlenmiş bulunmaktadır. Sözkonusu temelhak ve özgürlüklerin kapsama alanları ve ilgili oldukları hususlar geniş birbiçimde yorumlandığında KHK'lerle yapılacak tüm düzenlemelerin bu hak veözgürlüklerle bağlantılarının bulunduğu ileri sürülebilecektir. Böyle biryorumdan hareket edilmesi halinde yasak alan kapsamı oldukça genişleyecek veKHK ile düzenlenebilecek alan kalmayacaktır. Nitekim Anayasa Mahkemesinin,6.1.1987 günlü, E:1986/15 ve K:1987/1 sayılı kararında, dolaylı biçimde kişihak ve özgürlüklerini ilgilendirmeyecek bir düzenleme düşünmenin oldukça güçolduğu, bu nedenle de dolaylı bir ilginin varlığına dayanılarak sonuca gitmeninisabetli sayılamayacağı belirtilmiştir. Buna göre, yasak alanın kapsamının,temel hak ve özgürlüklerle doğrudan ilgili düzenlemeleri kapsayacak, dolaylıolarak ilgili düzenlemeleri ise kapsam dışında bırakacak şekilde belirlenmesigerekir.
Anayasa Mahkemesi, 16.5.1989 günlü, E:1989/4 ve K:1989/24 sayılıkararında,3.11.1988 günlü, 347 sayılı '233 Sayılı Kamu İktisadiTeşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Bir Maddesinde DeğişiklikYapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname'nin Genel Müdür olarakatanabilmek için, 'yükseköğrenim görmüş olmak, dört yılı kamuda, altı yılıözel sektörde geçmek şartıyla en az on yıl hizmeti bulunmak, kamu hizmetibulunmayanlarda ise özel sektörde asgari onbeşyıl çalışmış olmak, Genelmüdürlük görevini yerine getirebilecek yetenek, bilgi ve tecrübeye sahipolmak' şartlarını getiren 1. maddesine yönelik iptal isteminireddetmiştir.
Anayasa'nın 91'inci maddesi kapsamına giren alanlarda düzenlemeyapılmış olmasından söz edilebilmesi için 91'inci maddede belirtilen hak vealanlarla ilgili doğrudan bir düzenleme yapılmış olması gerekir.
İptaline karar verilen kurallarda Yetki Kanunu kapsamında ilgilikurumda Maliye Uzmanlığı, Maliye Uzman Yardımcılığı, Defterdarlık Uzmanlığı veDefterdarlık Uzman Yardımcılığı kadroları oluşturulduğundan, zorunlu olarak bukadrolara girişin koşulları da düzenlenmiştir. Bu nedenle anılan kurallarınAnayasa'nın 91. maddesinde belirtilen yasak alana ilişkin düzenlemeleriçerdiğinden söz etmek mümkün değildir.
Belirtilen nedenlerle, itiraz konusu kurallara yönelik iptalisteminin reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle kuralın iptalineyönelik çoğunluk görüşüne katılmadık.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Muammer TOPAL
KARŞIOY
(Reddi Hakim)
Mahkememize 2011/145 Esas sayısı ile T.B.M.M. üyesi 116milletvekili tarafından açılan 26.9.2011 tarih ve 659 sayılı Kanun HükmündeKararname'nin iptali davasın da Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim KILIÇ'ın redditalebi yer almış ise de, dosyanın 12.01.2012 tarihli ilk incelemesinde hakimin redditalebi esastan reddedilmiş, talebin kötü niyetle yapıldığı oyçokluğu ile kabuledilmiş ise de, bu gibi hallerde uygulanacak para cezasının talepte bulunanlardışında cezanın SOYUT bir niteleme ile sadece davacıya verilmesi yönündekiçoğunluk görüşüne aşağıdaki nedenler ile katılınmamıştır.
Reddi hakim talebinin kötü niyetle yapıldığının kabulühalinde, bu kasta yaptırım uygulanması hukuk düzenince makul kabul görmeyen birfiilin cezalandırılması isteminin gereğidir. Nitekim hukukun temel ilkelerindenbakıldığında HMK'nun 42. maddesi hukuksuz eyleme meşruiyetkazandırmamak için ceza öngörüsünde bulunmuş ve başvuruda bulunanlara bunlararasında nasıl bir hukuksal ilişki olduğuna bakmaksızın talepte bululanlaryönünden her birinin cezalandırılması gerektiğini ifade etmiştir.
Nitekim genel usul hukuku hükümleri yanında özel nitelik taşıyan6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri HakkındaKanun'un 60. maddesinin (5) numaralı fıkrasında Anayasa Mahkemesindeyapılacak hakimin reddi taleplerinin kötü niyetle yapıldığınınanlaşılması halinde BAŞVURUCULARIN HER BİRİNE disiplin para cezası verileceğihükmü çok açıktır.
Davacılar; Anayasanın 150. maddesince siyasi parti kimliklerinebakılmaksızın kendilerine iptal davası açma hakkı tanınan meclis üyetamsayısının 1/5 oranındaki asgari 110 milletvekilidir. Açılan davaların kabulgörebilmesi için alt sınır 110 olup beklenmeyip üstünde olması haline ilişkinbir sınırlama bulunmamaktadır. Nitekim Türkiye Büyük Milet Meclisi tarafındanimzalanarak tasdik edilen belge ile görülen bu davayı açanların Meclis üyelerioldukları teyit edilmiş ve görülen bu davayı da asgari 116 kişinin bir arayagelerek açtığı anlaşılmıştır.
Bir an için dava açma için bir araya gelen iradenin zorunlu birbirliktelik içinde oldukları kabul edilse bile bu beraberlik açılmış davanınmahkemece kabulünün ön şartıdır. Örneğin değişik siyasi gruplardan 140 kişininbir araya gelmesi ile açılan bir davada dava açan belgeye imza atanlardan 40kişinin diğer talepler yanında reddi hakim talebinde bulunmamış veyabilahare feragat olmaları halinde görülen davada dava, kalan 100 kişi davacıyönünden 110 kişilik dava açma şartını oluşturmadığı için açılmamış mısayılacaktır' veya dava tüm diğer talepler yönünden düşmüş müolacaktır'
Dava açanların iradesi açılmış davanın kabul şartından bağımsıznitelikte olup dava açanlar arasında ki hukuksal ilişkiden kaynaklı birzorunluluk değildir. Reddi hakim talebinden çekilenler yönünden kötüniyet araştırması yapılamayacak ve para cezası verilemeyecek olması ' taleptebulunan ve bulunmayanlar arasında nasıl bir hukuki tespit yapmayıgerektiriyorsa da dava açıp hakimin reddi talebinde bulunanların bu yöndekiiradesi dava açma için bir araya gelme zorunluluğunda bağımsız bir fikir 'birirade tezahürüdür.
Dava açanlar, açma yönünden gerekli biçimsel bir zorunluluk, davakonusu talepler yönünden ise ihtiyari bir birliktelik içindedirler. Davacılararasında şekli bakımından mecburi dava arkadaşlığı vardır.
Mecburi dava arkadaşlığında; dava konusu hukuki ilişkide farklıdavranmalarını önleyecek çok sıkı, iştirak halinde bir ortaklık olup, davaarkadaşları aynı şekilde ve birlikte hareket etmek zorundadırlar. İştirakhalinde mülkiyet, adi ortaklık, miras şirketi gibi veya ilgililer hakkında tekbir karar verilmesi zorunluluğunu doğuran davalarda davacılar şekli bakımındanmecbur dava arkadaşı durumundadırlar ve dava konusu hak ile aralarında zorunluilişki vardır.
Özel yasasına tabii olan Anayasa Mahkemesine iptal davası açmaşeklinde izah edildiği anlamda dava açan asgari 110 kişinin hukuk usulünitelemesi ile mecburi dava arkadaşı oldukları söylenemeyecektir. Aralarındaşekli bakımından olan bu zorunlu birliktelik nedeniyle dava açma şartı yerine getirildiktensonra dava açanlar yönünden dava açmada asgari sayısal zorunluluk şartınınaltına düşmedikçe talep konusu haklar yönünden bağımsız ihtiyaridavranmalarının önüne geçecek kısıtlayıcı bir hüküm mevzuatta yoktur.
Kaldı ki, davanın konusu, dava açanlar arası şahsa bağlı sıkı birmedeni hukuk ilişkisinden değil Kamu hukukundan doğan ve toplumun tümünüilgilendiren bir yasa uygulamasının, demokratik toplum öznelerinden Anayasaldenetim talebine ilişkin olup bu yönüyle de mecburi dava arkadaşlığınitelemesinden ayrıldığı düşünülmektedir.
Aktif süje olan davanın konusu, toplumun tümünü ilgilendireniçerik taşıdığından, pasif süje olan dava açanlar olup, dava açmada birliktelikzorunluluğu içinde iseler de hak,yetki ve taleplerini hukuka uygun sorumlulukbilinci dahilinde kullanmak zorundadırlar, Aksine davranışıncezalandırılacağının öngörüldüğü hallerde ceza vermenin sınırını adaletleşekillendirilmiş toplumsal yarar düşüncesi oluşturur, ve cezaların önlemeiyileştirme amaçları da göz önüne alınarak adaletli bir ölçü içinde biçimlenir.Hedef cezanın yaratacağı korkutuculuk ve caydırıcılıktan toplum adınayararlanma ilkesidir.
Ceza önlemi kimi suçlardan, niteliği, işleme biçimi, Devlet içinzarar alanı, SUÇTAN ZARAR GÖRENİN KİMLİĞİ vb nedenler ile farklı düzenlemeleriçerebilir.
Başkanvekili
SerruhKALELİ
KARŞIOY GEREKÇESİ
(Reddi Hakim)
6216 sayılı Kanun'un 60. maddesinin (5) numaralı fıkrasında rettalebinin 'kötü niyetle yapıldığının anlaşılması' ve 'esasyönünden kabul edilmemesi' hâlinde, 'disiplin paracezası'verileceği öngörülmekte, (6) numaralı fıkrasında da rettalebinin 'açıkça' kötüye kullanıldığının tespitiaranmaktadır.
Söz konusu kurallar uyarınca disiplin para cezasınahükmedilebilmesi için, ret talebinin kötü niyetle yapılması ve ret talebiolarak gösterilen sebeplerin esastan kabul edilmemesi şartlarının birliktegerçekleşmesi gerekmektedir.
Bu şartlardan birinin gerçekleşmesi disiplin para cezasıverilebilmesi için yeterli olamayacağı gibi ret talebinin açıkça kötüyekullanıldığının da tespit edilmesi gerekmektedir.
Davacı ret sebeplerini,
- Kamuoyunda 'WikiLeaks Belgeleri' olarakbilinen belgelere göre, 2003 yılında ABD Büyükelçisine Cumhuriyet Halk Partisialeyhinde bir takım beyanlarda bulunduğu iddiası,
- 'Ümit ediyorum ki bu gayret, Anayasa Mahkemesine davaaçmak suretiyle sorun çözme kolaycılığını da ortadan kaldıracaktır' biçimindeki25 Nisan 2011 tarihli konuşma metninden yapılan alıntı,
ve bunları pekiştiren
- 6223 sayılı Yetki Kanunu'nun iptali başvurusunda istikrarkazanmış görüşünden vazgeçerek iptal isteminin reddi yönünde kullandığı oy,
olarak gösterdikten sonra, bu sebeplerin Cumhuriyet HalkPartisi'nin tarafı olduğu davalarda, reddedilenin tarafsız davranamayacağınailişkin kuşkulara neden olduğunu ileri sürmüştür.
İleri sürülen bu iddia, 6216 sayılı Kanun'un 60. maddesinin (1)numaralı fıkrası çerçevesinde incelenerek, söz konusu sebeplerin tarafsızhareket edemeyeceği kanısını haklı kılan hâl kapsamında olmadığı düşüncesiyleDavacının ret talebi esastan reddedilmiştir.
Ret talebinin esastan reddedilmiş olması, talebin kötü niyetleyapıldığı anlamını taşımayacağı gibi salt reddedilme nedeniyle disiplin paracezası verilemeyeceği de açıktır. Disiplin para cezası verilebilmesi içinkanunun tanıdığı bu hakkın açıkça kötüye kullanıldığının (kötü niyetleyapıldığının)tespit edilmesi gerekmektedir.
Ret talebinin, kimi internet sitelerinden elde edilebilmesi mümkünolan ret sebeplerine dayanması, belirtilen ret sebeplerinin içerikleri, rettalebinin sunuluş biçimi, anlatım düzeni ve yargılama sürecindeki ileri sürülüşzamanı, Davacı tarafından açılan ve ret taleplerini de içeren diğer iptaldavalarının konuları arasındaki benzerlik ve bu iptal başvurularındaki rettaleplerinin başvuru yönteminin ve ret sebeplerinin ayırımsız aynı olmasıdikkatle incelendiğinde, ret talebi başvurusunun, kanunun tanıdığı birhakkın kanuni sınırlar içinde kullanıldığını ve yargılamanın düzenli biçimdeişleyişini önlemek ve kamu düzenini bozmak gibi bir amaç taşımadığını,dolayısıyla da bu hakkın açıkça kötüye kullanılmadığını göstermektedir.
Açıklanan nedenle Davacıya disiplin para cezası verilmesiyönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye
Mehmet ERTEN
KARŞIOY GEREKÇESİ
659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) 17. maddesinin (h)bendi ile 178 sayılı KHK'ye eklenen Geçici Madde 14 ile evvelce MaliyeBakanlığında merkez denetim elemanı olarak görev yapan Muhasebat Kontrolörleriile Milli Emlak Kontrolörleri (Başkontrolörler, kontrolörler ve kontrolöryardımcıları dahil) 'Maliye uzmanlığı' ve 'Maliye uzman yardımcılığı'kadrolarına geçirilmiş ve özlük hakları da buna göre yeniden düzenlenmiştir.
Maliye Bakanlığının kuruluş ve görevleriyle ilgili 178 sayılıKHK'nin önceki düzenlemesinde ilgili Genel Müdürlükler bünyesinde denetimgörevi yapmakta olan anılan kontrolörler, 'maliye uzmanı' statüsüneindirgenmiş; ancak Gelirler Genel Müdürlüğü bünyesinde görev yapan 'GelirlerKontrolörleri' ise 'vergi müfettişi' statüsüne intibak ettirilmiştir.
Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin nitelikleriarasında sayılan Hukuk Devleti ilkesi, hukuk güvenliğinin ve adaletinsağlanmasına yönelik hukuk anlayışını yaratmakta, yasaların kamu yararıamacıyla çıkarılmasını zorunlu kılmaktadır. Hukuk güvenliği ve adaletkavramları ile istikrar arasında sıkı bir bağ bulunmaktadır. Hukuk güvenliği veadalet, çağdaş kamu yönetimi anlayışında, istikrar olgusunun temelinioluşturmaktadır. Hukuk güvenliği, kamu görevlileri yönünden önemli birgüvencedir. 659 sayılı KHK değişikliğinden önceki düzenlemede, Maliye Bakanlığımerkez denetim elemanı olarak görev yapan Muhasebat Kontrolörleri ile MilliEmlak Kontrolörlerinin belli koşulları sağlayarak ve süre kaydı olmaksızınatandıkları anılan görevlerden yaş haddinden önce bu statülerinin sonaerdirilemeyeceği konusunda yasal bir güvenceye sahip oldukları anlaşılmaktadır.Yasayla elde edilen bu statünün anılan kontrolörler yönünden kazanılmış hakolarak değerlendirilmesi olanaklı olmasa da, statülerinin devam edeceğiyolunda meşru bir beklentiye sahip oldukları, bu beklentininise hukuki güvenlik, adalet ve belirlilik ilkeleri gereğince korunmasıgerektiğinin kabulü zorunludur. Nitekim Anayasa Mahkemesi'nin konuya ilişkiniçtihatları da bu doğrultudadır. (Any. Mah.nin 16.7.2010 tarih veE.2010/29, K.2010/90; 9.6.2011 tarih ve E.2008/31, K.2011/94 sayılı kararları)
Davanın somutunda da görüleceği üzere, dava konusu düzenlemeylemuhasebat kontrolörleri ile milli emlak kontrolörlerinin mevcut bu haklıbeklentileri hiç dikkate alınmadan bu statülerine son verildiği ve gelirlerkontrolörleri vergi müfettişi statüsüne geçirildikleri halde, bunların maliyeuzmanlığı unvanına intibak ettirildiği; bu unvanın ise 'kontrolör' unvanınagöre bir alt statüyü ifade ettiği açık olduğundan; bu düzenlemenin Anayasa'nın2. maddesine aykırı düştüğü ve iptali gerektiği kanısına vardığımızdan;çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyoruz.
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
DEĞİŞİK GEREKÇE
6.4.2011 günlü, 6223 sayılı Yetki Kanunu'nun 1. maddesinin birincifıkrasının (b) bendi 'Kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen memurlar,işçiler, sözleşmeli personel ile diğer kamu görevlilerinin çalışmalarındaetkinliği arttırmak üzere, bunların atanma, nakil, görevlendirme, seçilme,terfi, yükselme, görevden alınma ve emekliye sevk edilme usul ve esaslarına'ilişkin konularda düzenlemelerde bulunmak üzere, Bakanlar Kuruluna KanunHükmümde Kararname (KHK) çıkarma yetkisi vermektedir. 659 sayılı KHK'nin17. maddesinin (5) numaralı fıkrasının (g) bendi ile değiştirilen 178 sayılıKHK'nin 43. maddesi memuriyet statüsüne alınmasıyla ilgili bir düzenlemeniteliğindedir. Oysa yukarıda ifade edildiği üzere 6223 sayılı Yetki Kanunu'nunbelirtilen hükmü salt 'istihdam edilen' kamu görevlileri bakımından birdüzenleme yapılabilmesi konusunda yetki vermektedir. Diğer bir deyişle, sözkonusu kuralYetki Kanunu kapsamı dışında kalmakta ve bu mahiyeti itibariyle de Anayasa'nın91. maddesine aykırı düşmektedir.
Açıklanan nedenle, anılan kuralın iptaline bu gerekçeylekatılıyoruz.
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Burhan ÜSTÜN
KARŞIOY YAZISI
I- Reddi hakim talebinin kötü niyetle yapıldığıgerekçesiyle DİSİPLİN PARA CEZASI UYGULANMASINA yer olmadığına dair KARŞIOY:
İptal davasını açan Parti tarafından Başkan Haşim KILIÇ'ın redditalebinin kötü niyetle yapıldığına ve 6216 sayılı Kanun'un 60. maddesinin (5)numaralı fıkrası gereğince disiplin para cezası uygulanmasına ilişkin çoğunlukkararına aşağıdaki nedenlerle katılmıyorum:
6216 sayılı Kanun'un 60. maddesinin (5) numaralı fıkrasında 'Rettalebinin kötü niyetle yapıldığının anlaşılması ve esas yönünden kabuledilmemesi halinde, talepte bulunanların her birine Mahkemece beşyüz TürkLirasından beşbin Türk Lirasına kadar disiplin para cezasıverilir' denilmiş; (6) numaralı fıkrasında 'Bu Kanun anlamındadisiplin para cezasından maksat, bireysel başvuru hakkını veya rettalebini açıkça kötüye kullandığı tespit edilen başvurucularaleyhine verilen ' paracezası' olduğu belirtilmiştir. Bunagöre para cezası verilebilmesi için öncelikle talebin esastan reddedilmesigerekli olmakla birlikte yeterli değildir. Talepte kötü niyet olup olmadığıtalebin yerinde olup olmadığı hususundan bağımsız olarak ayrıca incelenecek,varlığı açıkça saptanmışsa kötü niyete ilişkin para cezasınahükmedilebilecektir.
Reddi hakim talep etme hakkı Anayasanın 36. maddesindeyer alan hak arama hürriyetinin ve adil yargılanma hakkının gereğincekullanılmasını güvence altına alan bir hukuk müessesesidir. Temel haklarınkötüye kullanılması gerekçesi, çoğu kez hakkın özüne dokunacak niteliktekısıtlayıcı düşüncelere yönelebildiğinden, ihtiyatla kullanılmalı ve ancakaçık, nesnel koşulların oluşması halinde başvurulmalıdır. Bu nedenlereddi hakim talepleri yönünden de kötü niyetin varlığı açık, somut venesnel delillere dayanmalıdır. Talebin gerekçelerinin yetersiz olması,davacının daha önce de benzeri nitelikte, kabul edilmeyen taleplerde bulunması,davacının mahkemeye ve hakime karşı itimatsızlığının bilinmesi, tekbaşına kötü niyetin kanıtlarını oluşturamazlar.
Olayda davacının reddi hakim talebinde bulunmasınınkendi açısından hassasiyet yaratan bazı beyan ve olgulara dayandığı, bubağlamda:
- Başkan Haşim KILIÇ'ın aleni bir konuşmada kullandığıifadeler siyaset alanına giren eleştirilerdir. İyi işleyen demokrasilerdeyüksek yargı başkanlarının siyaset alanına yönelik, ifade özgürlüğü kapsamındada olsa, yorum veya değerlendirme yapmaları olağan değildir. Öte yandan,Anayasa'nın 150. maddesine göre iptal davası açma hakkı Cumhurbaşkanına,iktidar ve ana muhalefet partisi Meclis gruplarına ve TBMM üye tamsayısının enaz beşte biri tutarındaki üyelere ait olup, bunlardan Cumhurbaşkanının davaaçması uygulamasına uzun süredir rastlanmadığı, iktidar partisinin davaaçtığının ise hiç görülmediği bilinmektedir. Bu durumda eleştirinin hedefininana muhalefet olduğu açıktır.
- WIKILEAKS belgeleri her ne kadar hukuki bir işleme veya kararaesas alınabilecek nitelikte değillerse de bunlarda geçen anlatımların davalıpartide menfi yönde sübjektif kanaat veya kuşku uyandırmaya elverişli oldukları
anlaşılmaktadır.
Başkan Haşim KILIÇ'ınderdest olan davada tarafsız hareketedemeyeceği yönünde somut bir ret nedeni bulunmamakla birlikte Sayın Başkan'dankaynaklanan nedenlerle davacıda bir hassasiyet doğmuş olduğu, dosyadakievraktan anlaşılmaktadır. Bu nedenle olayda açıkça kötü niyet bulunduğusöylenemez. Para cezasına hükmedilmemesi gerekir.
II- Kanun Hükmünde Kararname'nin, hakkında kararverilmesine yer olmadığına karar verilenler ile 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10,11, 12, 13, 14, 15, 16, 18, Geçici 1. ve 2. maddelerinin Cumhurbaşkanlığı,TBMM, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay ve HSYK dışında kalankurumlar yönünden, 17. maddesinin (2), (3), (4) numaralı fıkraları, (5)numaralı fıkrasının (g) bendiyle değiştirilen 13.12.1983 günlü, 178 sayılıMaliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin43. maddesinin üçüncü fıkrası ve son fıkrasında yer alan ''mesleğe alınmaları'ibaresi dışında kalan bölümü, (ğ) bendiyle 178 sayılı KHK'ye eklenen ek madde34, (h), (ı), (i) bentleri, (6) numaralı fıkrası, 19. ve 20. maddeleri ile ekiliste dışında kalan diğer kurallarına ilişkin iptal istemlerinin, AnayasaMahkemesinin Esas:2011/100, Karar:2012/191 sayılı kararındaki gerekçelerleiptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmıyorum.
III- Kanun Hükmünde Kararname'nin 6. maddesinin(2) numaralı fıkrasında yer alan ''hukuk birimleri amirleri, hukukmüşavirleri, muhakemat müdürleri''ibaresi ile 14. maddesinin (1)numaralı fıkrasında yer alan ''hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri,hukuk müşavirleri'' ibareleri:
İptali istenen kurallarla, idarelerin, adli ve idari yargıda, icramercileri ve hakemler nezdinde avukatlar dışında hukuk birim amirleri, muhakemat müdürleri,hukuk müşavirleri tarafından da temsiline ve idareler lehine sonuçlanandavalarda idareler lehine vekalet ücreti takdir edilmesine olanaksağlanmıştır.
Mahkemelerde taraflar, ilke olarak avukatlar tarafından temsiledilir. Avukatlık, Anayasa'nın 36. maddesinde yer alan adil yargılanma hakkıkapsamında vazgeçilmez bir hizmet ve yargının sav-savunma-hüküm ayaklarındanbiri olan savunmanın asli unsurudur. Bu nedenle kişilerin hak arama hürriyetinikullanmalarına işlevsellik kazandırmak amacıyla, hak ararken maddi külfetaltına girmek zorunda kalan tarafların, mahkemece de haklı bulunmaları halinde,avukata yaptıkları ödemenin kısmen de olsa haksız çıkan tarafa yükletilmesiuygulaması doğmuş ve kurumsallaşmıştır. Davayı kazanan taraf lehine hükmedilen vekalet ücretine davayı kaybeden tarafa verilen bir para cezası ne de avukata, davayıkazandığı için verilen bir ödüldür. Hukuktaki 'vekalet ücretine hükmetme'kurumu, kişilerin hak aramasının kolaylaştırılması, davaların avukatmevcudiyeti ve huzuruyla görülerek yargılamanın daha hızlı, etkin ve doğruhukuki sonuçlara ulaşacak şekilde gerçekleştirilmesi amaçlarına hizmet eder.
Hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri ve hukukmüşavirleri, hizmetinde bulundukları idarenin genel olarak hukuka uygundavranmasını, idarenin haklarının zayi edilmemesini olduğu kadar idareninkişiler aleyhine hukuka aykırı eylem ve işlemlerde bulunmamasını gözetmek vesağlamakla görevli, Anayasa'nın 128. maddesinde tanımlanankamu hizmetlileridir.Bunların durumları ve hukuki statüleri avukatlardan farklıdır.
Anayasa'nın 10. maddesinde yer alan eşitlik ilkesi hukuksaldurumları aynı olanlar için söz konusudur. Hukuksal durumları farklı olanavukatlar ile hukuk müşavirleri, hukuk birim amirleri gibi kişilerin aynıkurallara tabi tutulması eşitlik ilkesine aykırılık oluşturur.
İptali istenen kurallar idareye, davasını bizzat takip, avukatvasıtasıyla takip ve hukuk bilgisi ve deneyimi yeterli diğer kamu görevlileri(hukuk müşavirleri, muhakemat müdürleri, hukuk birimi amirleri)eliyle takip olmak üzere değişik seçenekler tanır ve avukat olmayan bu kişilerlehine vekalet ücretine hükmedilmesine olanak verirken,idareyle ihtiafa düşebilecek kişiler davalarını ancak bizzat veyaavukat marifetiyle takip emek zorundadırlar. Diğer bir ifadeyle idarekarşısında davacı veya davalı olan gerçek ve tüzel kişiler, yeterli hukukbilgisine sahip olsa da mahkeme önünde avukat dışında başka bir kişininyardımından faydalanma ve haklı çıkması halinde bu yardımcı kişiye vekaletücretiödenmesine ilişkin bir imkana sahip değildirler.
Adil yargılamanın temel ilkesi, tarafların mahkeme önündekieşitliğidir. Taraflardan biri olan idareye, mahkeme huzurunda temsil edilmeyönünden farklı kurallar uygulanırsa bu eşitlik bozulur. Bu nedenle kurallarAnayasa'nın 10. ve 36. maddelerine aykırı olup, iptalleri gerekir.
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
KARŞIOY GEREKÇESİ
(Reddi Hakim)
6216 sayılı Kanun'un 60. maddesinin (5) numaralı fıkrasında red talebinin'kötü niyetle yapıldığının anlaşılması' ve 'esas yönünden kabul edilmemesi'halinde talepte bulunanların her birine beşyüz Türk Lirasından beşbin TürkLirasına kadar 'disiplin para cezası' verileceği düzenlenmiştir. Aynı maddenin(6) numaralı fıkrasında ise, bu Kanun anlamında disiplin para cezasınınbireysel başvuru hakkını veya red talebini 'açıkça kötüyekullandığı' tesbit edilen başvurucular aleyhine verilen para cezasıolduğu belirtilmiştir.
Görüldüğü gibi disiplin para cezasına hükmedilebilmesi için red talebininkötü niyetle yapılması (açıkça kötüye kullanılması) ve talebin esastan kabuledilmemesi koşullarının birlikte bulunması gerekmektedir.
Bu durumda her somut olayda olayın özelliğine göre 'hakimin redditalebinin kötü niyetle yapıldığı' hususu mahkemece takdir edilecektir.
Davada, davacının hakimin reddi talebinin reddedildiğiaçıktır. Ancak dosyanın incelenmesinden bu talebin kötü niyetle yapıldığıkonusunda herhangi bir belge ve bilgi bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenle kararın 'hakimin reddi talebinin kötüniyetle yapıldığının kabulü ile talepte bulunanlar hakkında disiplin paracezası uygulanması' yolundaki kısmına katılmıyorum.
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ