ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2011/21
Karar Sayısı : 2013/36
Karar Günü : 28.2.2013
R.G. Tarih-Sayı : 06.03.2014-28933
İPTALDAVASINI AÇAN : AnamuhalefetPartisi (Cumhuriyet Halk Partisi) TBMM Grubu adına Grup Başkanvekilleri KemalANADOL ile M. Akif HAMZAÇEBİ
İPTALDAVASININ KONUSU : 3.12.2010 günlü, 6085 sayılı Sayıştay Kanunu'nun;
1-2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendi ile 36. maddesinin (3) numaralıfıkrasının,
2-2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (f) bendinde yer alan “…tespitedilen kamu zararına ilişkin…”, 23. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a)bendinde yer alan “…kamu zararına ilişkin…” ve 48. maddesinin(1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…kamu zararına yolaçan…” ibarelerinin,
3-2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (k) bendinin,
4-7. maddesinin (6) numaralı fıkrasının,
5-17. maddesinin;
a-(6) numaralı fıkrasının (c), (ç) ve (d) bentlerinin,
b-(6) numaralı fıkrasının, “Bunun dışında mülakat ile ilgili herhangi birkayıt sistemi kullanılmaz.” biçimindeki son cümlesinin,
c-(7) numaralı fıkrasının, “Mülakatta başarılı sayılmak için, komisyonbaşkan ve üyelerinin yüz tam puan üzerinden verdikleri puanların aritmetikortalamasının en az yetmiş olması şarttır.”biçimindeki son cümlesinin,
6-21. maddesinin (7) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…başkanyardımcılarından birine vekâlet verir.” ve ikinci cümlesinde yeralan “…başkan yardımcılarından kıdemli olanı…” ibareleri ile22. maddesinin (1) numaralı fıkrasının “Başkan yardımcıları dairebaşkanı statüsündedir.” biçimindeki son cümlesinin ve 25. maddesinin(5) numaralı fıkrasının,
7-23. maddesinin (4) numaralı fıkrasında yer alan “…ve ahizler…” ibaresinin,
8-28. maddesinin ve 11. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendinde yeralan “Rapor Değerlendirme Kurulu,” ibaresinin; 26. maddesinin(1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…RaporDeğerlendirme Kuruluna seçilenler dışında kalan…” ibaresinin; 27.maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan “…Rapor DeğerlendirmeKurulu ile…” ibaresinin; 38. maddesinin (2) numaralı fıkrasınınbirinci cümlesinde yer alan “…ve Rapor Değerlendirme Kurulunun görüşüalınır.”ibaresi ile ikinci cümlesinde yer alan “…Kurulca görüşbildirilen…” ibaresinin; 39. maddesinin (2) numaralı fıkrasınınbirinci cümlesinde yer alan “…Rapor Değerlendirme Kurulunun görüşüalındıktan sonra…” ibaresinin; 40. maddesinin (2) numaralı fıkrasınınbirinci cümlesinde yer alan “…Rapor Değerlendirme Kurulunun görüşü dealındıktan sonra…” ibaresinin; 42. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınikinci cümlesinde yer alan “…ve Rapor Değerlendirme Kurulu…” ibaresinin;43. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…eylülayı sonuna kadar Rapor Değerlendirme Kuruluna gönderilir.” ibaresi ileikinci cümlesinde yer alan “…Rapor Değerlendirme Kurulu…” ibaresinin;64. maddesinin (3) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “…RaporDeğerlendirme Kurulu ile…” ibaresinin; Geçici 3. maddesinin (3)numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…Rapor DeğerlendirmeKurulu ve…” ibaresinin,
9-31. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (b) ve (ç) bentlerinin,
10-32. maddesinin (6) numaralı fıkrasının,
11-35. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde yer alan “Sayıştaytarafından yerindelik denetimi yapılamaz, idarenin takdir yetkisinisınırlayacak ve ortadan kaldıracak karar alınamaz.” biçimindeki soncümlesinin,
12-35. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinin ve 37. maddesinin (2)numaralı fıkrasında yer alan “…genel kabul görmüş uluslararası…” ibaresinin,
13-35. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç) bendinde yer alan “…güncel…” sözcüğünün,
14-38. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…düzenlilikve performans…” ile “…idareler itibariyle birleştirilir ve birörneği…” ibarelerinin,
15-39. maddesinin (2) numaralı fıkrasının son cümlesinde yer alan “…birörneği de ilgili mahallî idarenin meclisine…” ibaresinin,
16- 45. maddesinin,
17-51. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendinde yer alan “…ilgilikamu idaresinin adı ve denetim dönemi,” ibaresinin,
18-79. maddesinin,
Anayasa'nın2., 6., 9., 10., 36., 70., 87., 125., 138., 160. ve 165. maddelerine aykırılığıileri sürülerek iptallerine ve iptal davası sonuçlanıncaya kadaryürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi istemidir.
II-YASA METİNLERİ
A-İptali İstenen Yasa Kuralları
6085sayılı Kanun'un, dava konusu sözcük, ibareler, cümleler, bentler, fıkralar vemaddeleri de içeren;
1- 2. maddesinin(1) numaralı fıkrasının (d), (f) ve (k) bentleri şöyledir:
“ (1)Bu Kanunun uygulanmasında;
(…)
d)Performans denetimi: Hesap verme sorumluluğu çerçevesinde idarelerce belirlenenhedef ve göstergeler ile ilgili olarak faaliyet sonuçlarının ölçülmesini,
(…)
f)Yargılamaya esas rapor: Sayıştay dairelerince yapılacak yargılamaya esas olmaküzere, denetçiler tarafından genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin hesapve işlemlerinin denetimi sırasında tespit edilen kamu zararına ilişkin düzenlenenraporu,
(…)
k)Kamu zararı: Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununda belirtilen kamu zararını
(…)
ifadeeder.”
2- 7. maddesinin(6) numaralı fıkrası şöyledir:
“(6)Sayıştay tarafından gerçekleştirilen performans denetimleri mali ve hukukisorumluluk doğurmaz.”
3- 11. maddesinin(1) numaralı fıkrasının (e) bendi şöyledir:
“(1)Sayıştayın kuruluşuna dahil organlar şunlardır:
(…)
e)Rapor Değerlendirme Kurulu,”
4- 17. maddesinin(6) ve (7) numaralı fıkraları şöyledir:
“(6)Mülakat, adayın;
a)Bir konuyu kavrayıp özetleme, ifade yeteneği ve muhakeme gücü,
b)Liyakati, temsil kabiliyeti, davranış ve tepkilerinin mesleğe uygunluğu,
c)Özgüveni, ikna kabiliyeti ve inandırıcılığı,
ç)Genel yetenek ve genel kültürü,
d)Bilimsel ve teknolojik gelişmelere açıklığı,
yönlerindendeğerlendirilerek, ayrı ayrı puan verilmek suretiyle gerçekleştirilir. Adaylar,komisyon tarafından (a) ila (d) bentlerinde yazılı özelliklerin her biri içinyirmişer puan üzerinden değerlendirilir ve verilen puanlar ayrı ayrı tutanağageçirilir. Bunun dışında mülakat ile ilgili herhangi bir kayıt sistemikullanılmaz.
(7)Mülakat komisyonu; Sayıştay Başkanının veya görevlendireceği bir dairebaşkanının başkanlığında, iki üye ve üç uzman denetçi olmak üzere altı kişidenoluşur. Mülakatta başarılı sayılmak için, komisyon başkan ve üyelerininyüz tam puan üzerinden verdikleri puanların aritmetik ortalamasının en azyetmiş olması şarttır.”
5- 21. maddesinin(7) numaralı fıkrası şöyledir:
“(7)Sayıştay Başkanı görevinde bulunamayacağı zaman başkan yardımcılarındanbirine vekâlet verir. Vekil tayin etmemiş olduğu veya görevindebulunamayacağı hallerde başkan yardımcılarından kıdemli olanı, SayıştayBaşkanlığının açık bulunduğu hallerde ise en kıdemli daire başkanı SayıştayBaşkanlığına vekâlet eder. Kıdemde esas, üyeliğe veya daire başkanlığınaseçilmedir.”
6- 22. maddesinin(1) numaralı fıkrası şöyledir:
“(1)Sayıştay Başkanı, biri denetim diğeri yönetim ile ilgili işlerde kendisineyardımcı olmak üzere üyeler arasından iki başkan yardımcısıgörevlendirir. Başkan yardımcıları daire başkanı statüsündedir.”
7- 23. maddesinin(2) ve (4) numaralı fıkraları şöyledir:
“(2)Daireler;
a)Hesap mahkemesi olarak sorumluların hesap ve işlemlerine ilişkin düzenlenenyargılamaya esas raporlarda yer alan kamu zararına ilişkin hususlarıhükme bağlar.
b)Denetim raporları hakkında görüş bildirir.
c)Sayıştay Başkanı tarafından görüşülmesi istenilen konular hakkında görüşbildirir veya karar verir.”
“(4)Yargılamaya esas raporların görüşülmesi sırasında açıklamalarda bulunmak üzereilgili grup başkanı, raporu düzenleyen denetçi, sorumlular ve ahizler çağrılabilir.”
8- 25. maddesinin(5) numaralı fıkrası şöyledir:
“(5)Sayıştay Başkanının katılamadığı hallerde Genel Kurula, Kurula katılan başkanyardımcılarından kıdemli olanı başkanlık eder.”
9- 26. maddesinin (1)numaralı fıkrası şöyledir:
“(1)Temyiz Kurulu; Sayıştay Genel Kurulunca, Rapor Değerlendirme Kuruluna seçilenlerdışında kalan daire başkanları ile üyeler arasından dört yıl içinseçilecek dört daire başkanı ve her daireden seçilecek ikişer üyenin katılımıile kurulur. Her yıl Kurul üyelerinin dörtte biri yenilenir. Üyeliği sonaerenler dört yıl geçmeden tekrar seçilemez. Kurula en kıdemli daire başkanıbaşkanlık eder.”
10- 27. maddesinin(1) numaralı fıkrası şöyledir:
“(1)Daireler Kurulu, Rapor Değerlendirme Kurulu ile TemyizKuruluna seçilen daire başkanı ve üyelerin dışında kalan daire başkanı veüyelerden kurulur. En kıdemli daire başkanı Kurula başkanlık eder.”
11- 28. maddesişöyledir:
“(1)Kurul, Sayıştay Genel Kurulu tarafından iki yıl için seçilen iki daire başkanıve her daireden birer üye ile denetimden sorumlu başkan yardımcısından oluşur.Kurul üyeliğinde boşalma olması halinde kalan süreyi tamamlamak üzere GenelKurul tarafından boşalan yer için seçim yapılır.
(2)Kurulun başkanı Sayıştay Başkanıdır. Başkanın katılamadığı durumlarda Kuruladenetimden sorumlu başkan yardımcısı başkanlık eder.
(3)Kurul, üye tamsayısının en az üçte ikisi ile toplanır. Kanuni izin ve boşüyelik sebebiyle toplantı yeter sayısının sağlanamadığı hallerde, Kurulagörevlendirilmiş üye sayısını aşmamak ve o toplantıya münhasır olmak kaydı ileKurul Başkanı tarafından katılamayan üyelerin yerine her daireden bir üyeyiaşmamak koşuluyla kıdem esasına göre yeter sayıyı sağlayacak kadar üyetoplantıya davet edilebilir. Kurul, mevcudun salt çoğunluğu ile karar verir.Oyların eşitliği halinde Başkanın bulunduğu taraf çoğunluğu sağlamış sayılır.
(4)Rapor Değerlendirme Kurulu, Sayıştay raporları ile Sayıştay Başkanı tarafındanincelenmesi istenen konular hakkında görüş bildirir.
(5)Sayıştay raporlarının Kurulda görüşülmesi sırasında ilgili grup başkanı veya raporundenetçisi katılarak görüşünü açıklar.
(6)Sayıştay raporlarının görüşülmesi sırasında açıklamalarda bulunması için ilgilikamu idaresinin üst yöneticisi veya görevlendireceği yardımcısı çağrılabilir.”
12- 31. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“(2)Denetim, Planlama ve Koordinasyon Kurulunun görevleri şunlardır:
a)Kurum stratejik planı ve yıllık performans programını hazırlamak.
b)Türkiye Büyük Millet Meclisinin, kamuoyunun ve denetlenen kamu idarelerininbeklentileri de dikkate alınarak denetim stratejik planlarını ve yıllık denetimprogramlarını yapılacak risk analizleri doğrultusunda hazırlamak.
c)Plan ve programların uygulanmasını izlemek, değerlendirmek, gereklikoordinasyonu sağlamak, performans ölçüm sistemlerini oluşturmak ve Sayıştayfaaliyet raporunu hazırlamak.
ç)Denetime ilişkin yönetmelik, standart, rehberleri hazırlamak ve mesleki etikkurallarını belirlemek.
d)Sayıştay Başkanının görüşülmesini istediği konularda görüş bildirmek.”
13- 32. maddesinin(6) numaralı fıkrası şöyledir:
“(6)Sayıştay Başkanının teklifi ve Sayıştay Genel Kurulunun kararı ile gerekgörülen illerde denetim grup başkanlıkları kurulabilir.”
14- 35. maddesinin(1) numaralı fıkrası şöyledir:
“(1)Denetimin genel esasları şunlardır:
a)Denetim; kamu idarelerinin hesap, mali işlem ve faaliyetleri ile iç kontrolsistemlerinin incelenmesi ve kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukukauygun olarak kullanılmasının değerlendirilmesidir. Sayıştay tarafındanyerindelik denetimi yapılamaz, idarenin takdir yetkisini sınırlayacak veortadan kaldıracak karar alınamaz.
b)Denetim genel kabul görmüş uluslararası denetim standartlarına uygun olarakyürütülür.
c)Sayıştay ve denetçiler denetim faaliyetini bağımsız ve tarafsız olarak yürütür.Sayıştaya denetim görevinin planlanması, programlanması ve yürütülmesindetalimat verilemez.
ç)Denetimler, güncel denetim metodolojilerinin uygulanmasındagerekli özen gösterilerek gerçekleştirilir.
d)Denetim görevinin etkin bir biçimde yerine getirilmesi için Kurum mensuplarınınteknik ve mesleki yeterlikleri geliştirilir.
e)Kalite güvencesinin sağlanması için, denetimin her aşaması denetimstandartlarına, stratejik planlara, denetim programlarına ve mesleki etikkurallarına uygunluğu açısından sürekli gözden geçirilir.”
15- 36. maddesinin(3) numaralı fıkrası şöyledir:
“(3)Performans denetimi; hesap verme sorumluluğu çerçevesinde idarelerce belirlenenhedef ve göstergelerle ilgili olarak faaliyet sonuçlarının ölçülmesi suretiylegerçekleştirilir.”
16- 37. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“(2)Denetim sürecine ilişkin hususlar, kanunlar dikkate alınmak ve genelkabul görmüş uluslararası denetim standartlarından yararlanmaksuretiyle hazırlanacak yönetmelik, standart ve rehberlerde belirtilir.”
17- 38. maddesinin(1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
“(1)Kamu idarelerinin düzenlilik ve performans denetimlerisonucunda denetim grup başkanlıklarınca düzenlenen denetim raporları, idareleritibariyle birleştirilir ve bir örneği Sayıştay Başkanlığınca ilgilikamu idaresine gönderilir. Denetim raporları, kamu idaresinin üst yöneticisitarafından, raporun alındığı tarihten itibaren otuz gün içinde cevaplandırılır.Bu cevaplar da dikkate alınarak yeniden düzenlenen denetim raporları Sayıştaydairelerinin görüşleri alınmak üzere raporun ilgili olduğu yılın bitimini takipeden mayıs ayı sonuna kadar Sayıştay Başkanlığına sunulur. Bu raporlara kamuidarelerinin cevapları da eklenir. Daireler, raporlar hakkındaki görüşlerinitemmuz ayının onbeşine kadar Sayıştay Başkanlığına sunar. Daireler denetimraporları hakkında görüş oluştururken, söz konusu raporların bu Kanundaöngörülen amaç, çerçeve ve sınırlar içinde olup olmadığı yönünden incelemeyapar ve bu hususlara uygunluk taşımayan raporların düzeltilmesine ilişkingörüşünü Sayıştay Başkanlığına sunar.
(2)Dairelerce görüş bildirilen denetim raporları ile Sayıştayca mali konulardabelirtilmesi uygun görülen diğer hususları da içeren dış denetim geneldeğerlendirme raporu hazırlanır ve Rapor Değerlendirme Kurulunun görüşüalınır. Dış denetim genel değerlendirme raporu ile Kurulcagörüş bildirilen kamu idarelerine ilişkin denetim raporları SayıştayBaşkanınca genel uygunluk bildirimi ile birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisinesunulur.”
18- 39. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“(2)Denetim grup başkanlıklarınca bu konuda hazırlanan değerlendirme raporları esasalınarak hazırlanan faaliyet genel değerlendirme raporu, RaporDeğerlendirme Kurulunun görüşü alındıktan sonra Sayıştay Başkanıtarafından mahallî idarelere ait olanlar hariç olmak üzere idare faaliyetraporları, genel faaliyet raporu ve mahallî idareler genel faaliyet raporu ilebirlikte Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulur ve bir örneği MaliyeBakanlığına gönderilir. Mahallî idarelerin idare faaliyet raporları hakkındakiSayıştay değerlendirmesinin bir örneği İçişleri Bakanlığına, bir örneğideilgili mahallî idarenin meclisine gönderilir.”
19- 40. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“(2)Bu amaçla düzenlenen değerlendirme raporu, Sayıştay Başkanınca RaporDeğerlendirme Kurulunun görüşü de alındıktan sonra TürkiyeBüyük Millet Meclisine sunulur ve Maliye Bakanlığına gönderilir. Bu raporda yeralan değerlendirmelere ilişkin olarak Maliye Bakanı gerekli önlemleri alır.”
20- 42. maddesinin(1) numaralı fıkrası şöyledir:
“(1)Denetim ve incelemeler sonucunda hazırlanan ve bu Kanunun diğer maddelerindeöngörülenler dışında kalan raporlardır. İlgili daire ve RaporDeğerlendirme Kurulu Sayıştay Başkanı tarafından belirlenen süreleriçinde bu raporlar hakkında görüş bildirir.”
21- 43. maddesinin(1) numaralı fıkrası şöyledir:
“(1)Denetim grup başkanlıklarınca bu Kanunun 4 üncü maddesinin son fıkrasıkapsamında bulunan kuruluşların denetimi sonucunda hazırlanan yıllık denetimraporları, en geç ilgili olduğu yılın bitimini takip eden eylül ayısonuna kadar Rapor Değerlendirme Kuruluna gönderilir. Rapor DeğerlendirmeKurulu, ekim ayı sonuna kadar rapora son şeklini verir. Bu raporlar,Sayıştay Başkanlığınca denetlenen kuruluşa ve bir örneği de ilgili bakanlığagönderilir. Kuruluşlar hazırlayacakları cevaplarını varsa yönetim kurullarındanyoksa yetkili organlarından geçirmek kaydıyla, raporun alındığı tarihtenitibaren otuz gün içinde Sayıştaya ve ilgili bakanlığa gönderir. İlgili bakanlıkbu cevapları kendi görüşleri ile birlikte en geç onbeş gün içinde Sayıştayagönderir.”
22- 45. maddesişöyledir:
“(1)Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı; araştırma, soruşturma ve ihtisaskomisyonlarının kararına istinaden Sayıştaydan, talep edilen konuyla sınırlıolmak kaydıyla denetimine tâbi olup olmadığına bakılmaksızın özelleştirme,teşvik, borç ve kredi uygulamaları dahil olmak üzere, tüm kamu kurum vekuruluşlarının hesap ve işlemleri ile aynı usule bağlı olarak, kullanılan kamukaynak ve imkânlarından yararlanma çerçevesinde, her türlü kurum, kuruluş, fon,işletme, şirket, kooperatif, birlik, vakıf ve dernekler ile benzeriteşekküllerin hesap ve işlemlerinin denetlenmesini talep edebilir. Denetimsonuçları Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulur.
(2)Türkiye Büyük Millet Meclisinden gelen denetim taleplerine öncelik verilir.
(3)Cumhurbaşkanlığı bu madde kapsamı dışındadır.”
23- 48. maddesinin(1) numaralı fıkrası şöyledir:
“(1)Genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin hesap ve işlemlerinin denetimisırasında denetçiler tarafından kamu zararına yol açan birhusus tespit edildiğinde sorumluların savunmaları alınarak mali yıl sonuitibariyle yargılamaya esas rapor düzenlenir. Ancak bu Kanunun 6 ncı maddesinindördüncü fıkrasında belirtilen hususlara ilişkin düzenlenen yargılamaya esasraporlar için mali yıl sonu beklenmez. Yargılamaya esas raporundüzenlenmesinde, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde cevap vermeyensorumluların savunmaları dikkate alınmaz.”
24- 51. maddesinin(2) numaralı fıkrasının (a) bendi şöyledir:
“(2)İlamlarda;
a)Daire ve karar numarası, ilgili kamu idaresinin adı ve denetim dönemi,
(…)
yeralır.”
25- 64. maddesinin(3) numaralı fıkrası şöyledir:
“(3)(Değişik birinci cümle: 8/8/2011-KHK-650/31 md.) Sayıştay Genel Kurulu,Temyiz Kurulu, Daireler Kurulu ve daireleri her yıl bir eylülde başlamak üzere,yirmi temmuzdan otuzbir ağustosa kadar çalışmaya ara verirler. Bu müddetiçinde Rapor Değerlendirme Kurulu ile Sayıştaya gelecek ivediişlere bakmak ve gereken kararları vermek üzere sıra ile bir daire çalışmayadevam eder.”
26- 79. maddesişöyledir:
“(1)Sayıştayın denetlenmesi, her yıl Türkiye Büyük Millet Meclisi adına TürkiyeBüyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı tarafından görevlendirilen ve gereklimesleki niteliklere sahip denetim elemanlarından oluşan bir komisyontarafından, hesaplar ve bunlara ilişkin belgeler de esas alınarak yapılır.”
27- Geçici 3.maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:
“(3)Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren Rapor DeğerlendirmeKurulu ve Temyiz Kurulu üyelikleri için en geç üç ay içinde seçimyapılır. 26 ncı madde gereğince Temyiz Kurulu üyelerinin dörtte birininyenileneceği ilk seçimde en az oy alan üyelerin yerine seçim yapılır.”
B-Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralları
Davadilekçesinde, Anayasa'nın 2., 6., 9., 10., 36., 70., 87., 125., 138.,160. ve 165. maddelerine dayanılmış, 7. maddesi ise ilgili görülmüştür.
III-İLK İNCELEME
AnayasaMahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT,Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR,Serruh KALELİ, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Alparslan ALTAN, BurhanÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI veErdal TERCAN'ın katılımlarıyla 24.2.2011 gününde yapılan ilk incelemetoplantısında;
1- 7.5.2010günlü, 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı MaddelerindeDeğişiklik Yapılması Hakkında Kanun uyarınca, 2949 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile ilgili gerekli düzenlemeleryapılmadan, Mahkeme'nin çalışıp çalışamayacağına ilişkin ön meseleninincelenmesi sonucunda; Mahkeme'nin çalışmasına bir engel bulunmadığına, FulyaKANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Zehra Ayla PERKTAŞ ile Celal MümtazAKINCI'nın, gerekçesi 2010/68 esas sayılı dosyada belirtilen karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA,
2- Dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, OYBİRLİĞİYLE,
3- Yürürlüğüdurdurma isteminin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE,
kararverilmiştir.
IV-ESASIN İNCELENMESİ
Davadilekçesi ve ekleri, Raportör Ayşegül ATALAY tarafından hazırlanan işin esasınailişkin rapor, iptali istenen yasa kuralları, dayanılan ve ilgili görülenAnayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A-Sayıştayın Anayasal Konumu
Sayıştay,1982 Anayasası'nın “Cumhuriyetin Temel Organları” başlıklıüçüncü kısmının, “Yargı” başlıklı üçüncü bölümünde, 160.maddesinde düzenlenmiştir.
Anayasa'nın160. maddesinin birinci fıkrasında, Sayıştayın görevleri ;
-Merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki kamu idareleri ile sosyal güvenlikkurumlarının bütün gelir ve giderleri ile mallarını Türkiye Büyük MilletMeclisi (TBMM) adına denetlemek,
-Sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamak,
-Kanunla verilen inceleme, denetleme ve hükme bağlama işlerini yapmak,
şeklindesayılmıştır.
Denetlemeve kesin hükme bağlama görevleri bulunan Sayıştay, denetleme işleri bakımındanbir mahkeme niteliğinde olmadığı açık olmakla birlikte, sorumluların hesap veişlemlerini kesin hükme bağlama açısından yargısal bir faaliyetgerçekleştirmektedir.
Şöyleki; yargısal faaliyetin en önemli unsuru, bir hukuki uyuşmazlığın tümyönleriyle esastan çözümlenerek karara bağlanması ve bu kararın kesin hükümniteliğini taşımasıdır. Kesin hüküm, davanın tarafları arasındaki hukukiilişkinin, bütün bir gelecek için kesin olarak tespiti veya düzenlenmesi veaynı davanın hükmün kesinleşmesinden sonra yeniden açılamamasıdır. Sayıştay,sorumluların hesap ve işlemlerinin hukuka uygun olup olmadığı, hukuka aykırıise kamu zararı doğurup doğurmadığı ve hukuka aykırı mali işlem ile kamu zararıarasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı yolunda, 6085 sayılı Kanun'daöngörülen yargılama usullerini izleyerek bir inceleme yaptıktan sonra, her üçkoşulun da gerçekleşmesi durumunda kamu zararının hesap sorumlusundan tazmininekarar vermektedir. Sayıştayın tazmin kararı vermesi, hukuka aykırılığınmüeyyidesidir. Anayasa'nın 160. maddesinin birinci fıkrasında, Sayıştayın bukararının kesin hüküm niteliğinde olduğunun açıkça belirtilmesi ve bu kararakarşı yargı organları dâhil hiçbir makam ve merciye başvurma yolununöngörülmemiş olması, Sayıştay kararının yargısal anlamda kesin hükümniteliğinde olduğunu göstermektedir.
Ayrıca,Anayasa'nın 164. maddesinin son fıkrasında yer alan “Kesinhesap kanunutasarısı ve genel uygunluk bildiriminin Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmişolması, ilgili yıla ait Sayıştayca sonuçlandırılmamış denetim ve hesapyargılamasını önlemez ve bunların karara bağlandığı anlamına gelmez.” şeklindekihükümde, hesap yargılamasından söz edilmesi, Sayıştayın, sorumluların hesap veişlemlerine ilişkin olarak verdiği kararların yargısal kimliğe sahip olduğununönemli bir göstergesidir.
Öteyandan, Anayasa'nın 160. maddesinin ikinci fıkrasında, “Vergi, benzeri maliyükümlülükler ve ödevler hakkında Danıştay ile Sayıştay kararları arasındakiuyuşmazlıklarda Danıştay kararları esas alınır.” denilmektedir. Biryargı mercii olan Danıştay ile Sayıştay kararları arasında uyuşmazlığın sözkonusu olabilmesi için Sayıştayın bir yargı mercii olması gerekir. Anayasakoyucunun Sayıştay ile Danıştay kararları arasında bu şekilde bir kıyaslamayapması, ikisini de yargı organı olarak görmesinin bir sonucudur.
Sayıştayınyargısal fonksiyon ifa edip etmediğinin saptanmasında dikkate alınması gerekendiğer bir unsur da, bağımsızlık ve tarafsızlıktır. Sayıştay, Anayasa'nın 160.maddesinin birinci fıkrası uyarınca, merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki kamuidareleri ile soysal güvenlik kurumlarının bütün gelir ve giderleri ilemallarını denetleme görevini TBMM adına yapmaktadır. Ancak, sorumluların hesapve işlemlerini kesin hükme bağlama görevini TBMM'den bağımsız ve tarafsızolarak yerine getirmektedir. Kaldı ki, Sayıştayın TBMM adına görev ifa etmesi,TBMM'ye bağlı olduğu anlamına da gelmemektedir. Sayıştay mensupları, TBMMBaşkanlığıyla herhangi bir hiyerarşik ilişki içerisinde bulunmadıkları gibisorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlama faaliyeti sırasında,TBMM'den telkin, tavsiye ve talimat almadan tamamen bağımsız bir şekildehareket etmektedirler.
Bununyanında, Anayasa'nın 160. maddesinin dördüncü fıkrasında, bir yandan Sayıştayınişleyişi ve denetim usulleri ile Başkan ve üyelerinin teminatının kanunladüzenleneceği belirtilmek suretiyle yargılama usulleri kanunilik güvencesinebağlanmış, öte yandan da Başkan ve üyelerinin diğer kamu görevlilerinden farklıteminatlarla donatılması gerektiği belirtilerek karar mercilerinde görev yapacakkişilerin bağımsızlık ve tarafsızlıkları güçlendirilmiştir.
Bütünbu açıklamalar ve Anayasa Mahkemesi'nin 27.12.2012 günlü, E.2012/102,K.2012/207 sayılı kararı da dikkate alındığında Sayıştayın, sorumluların hesapve işlemlerini kesin hükme bağlama görevi yönünden yargısal bir faaliyetgerçekleştirdiği ve bu çerçevede verdiği kararların maddi anlamda kesin hükümteşkil eden yargı kararı niteliğinde olup, bu kararlarına karşı yargıorganları dâhil hiçbir makam ve merciye başvurma olanağının bulunmadığı veyargısal sonuçlu kararlar veren bir hesap mahkemesi olduğu sonucunaulaşılmaktadır.
B-Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
1-Kanun'un 2. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının (d) Bendi ile 36. Maddesinin (3)Numaralı Fıkrasının İncelenmesi
Davadilekçesinde, Kanun'da yer alan hükümlerin birbirleri ile çeliştiği, davakonusu kuralların Kanun'un 1., 7. maddesinin ikinci fıkrası ve 35. maddesininbirinci fıkrası ile birlikte değerlendirildiğinde, performans denetimikonusunda karmaşa, tutarsızlık ve belirsizliğe yol açtığından hukuk devletiilkesine aykırılık oluşturduğu, öte yandan Sayıştayın idarelerin hazırladığıfaaliyet raporları üzerinden yapacağı performans bilgilerinin doğruluğunun vegüvenilirliğinin test edilmesinin kamu idarelerinin tamamını kapsamadığı,Sayıştayın söz konusu kurul, kurum, bakanlık ve kamu idareleri üzerindefaaliyet raporlarının değerlendirilmesini yapamadığı, böylece performansdeğerlendirmesinin kapsamı dışında bulunan savunma ve güvenlik harcamaları iledüzenleyici ve denetleyici kurumların faaliyetleri üzerinde Sayıştayın INTOSAIDenetim Standartlarına göre performans denetimi yapılması engellenerek TBMM'ninbütçe hakkının sınırlandığı, bu yönden de dava konusu kuralların hukuk devletiilkesine aykırı olduğu, siyasi iktidarın, performans ölçümünü performansdenetimi olarak tanımlayarak INTOSAI Denetim Standartlarına göre düzenlilikdenetimi ile performans denetiminden oluşan Sayıştay denetimini düzenlilikdenetimiyle sınırlandırması ve iki ayak üzerinde duran yürütmenin yasamayahesap verme sorumluluğunun ayaklarından birini kırarak TBMM'nin “bütçehakkı”ndan kaynaklanan denetim yetkisini değersizleştirmesinin Anayasa'nın6. ve 160. maddelerine aykırılık oluşturduğu, ayrıca Anayasa'nın 160.maddesinde Sayıştayın “ölçme” görevinden söz edilmediği,dava konusu kuralların ölçme görevi vermek suretiyle kamu idarelerininyükümlülüğünü Sayıştaya yüklediği, bu nedenlerle kuralların, Anayasa'nın 2., 6.ve 160. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kanun'un2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının dava konusu (d) bendinde; performansdenetiminin, hesap verme sorumluluğu çerçevesinde idarelerce belirlenen hedefve göstergeler ile ilgili olarak faaliyet sonuçlarının ölçülmesini ifade ettiğibelirtilmiştir. Kanun'un dava konusu 36. maddesinin üçüncü fıkrasında iseperformans denetiminin hesap verme sorumluluğu çerçevesinde idarelercebelirlenen hedef ve göstergeler ile ilgili olarak faaliyet sonuçlarınınölçülmesi suretiyle gerçekleştirileceği hükme bağlanmıştır.
Anayasa'nın2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri “belirlilik”tir.Bu ilkeye göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangibir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır,uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarınakarşı koruyucu önlem içermesi de gereklidir.
Anayasa'nın160. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde, “Sayıştay,merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki kamu idareleri ile sosyal güvenlikkurumlarının bütün gelir ve giderleri ile mallarını Türkiye Büyük MilletMeclisi adına denetlemek ve sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükmebağlamak ve kanunlarla verilen inceleme, denetleme ve hükme bağlama işleriniyapmakla görevlidir.” denilmektedir.
Bunagöre Sayıştay, merkezî yönetim bütçesi kapsamındaki kamu idareleri ve sosyalgüvenlik kurumlarının bütün gelir ve giderleri ile mallarını TBMM adınadenetlemekle yükümlüdür. Anayasa'da, Sayıştay denetiminin kapsamı ve niteliğineilişkin bir hüküm bulunmamakla birlikte bu denetimin, demokrasinin temelgereklerinden olan şeffaflık, saydamlık, yasamanın yürütmeyi denetleme hakkı veyürütmenin yasamaya ve halka hesap verme sorumluluğu anlayışına uygun olarakyapılması gerektiği ve kanun koyucunun bu konuda takdir hakkının bulunduğuaçıktır.
Yasamaorganının, halk adına kamu gelirlerini toplama ve yine halk adına bu gelirleriharcama konusunda yürütme organına sınırları belirleyerek yetki vermesi vesonuçlarını denetlemesine “bütçe hakkı” denilmektedir. Bütçehakkı, vergi ve benzeri gelirlerle kamu harcamalarının çeşit ve miktarınıbelirleme ve onaylama hakkıdır. Bu hak, demokratik parlamenter yönetimsistemini benimsemiş olan ülkelerde, halk tarafından seçilen temsilcilerdenoluşan ve en yetkili organ olan yasama organına ait bulunmaktadır. Anayasa'nın87., 160., 162. ve 164. maddelerine göre bütçe hakkı TBMM'nindir. Bütçe,hükümetin Meclis'e karşı temel sorumluluk mekanizmasıdır. Meclis, bütçe ilehükümete gelir toplama ve gider yapma yetkisi vermekte, bu yetkinin uygunkullanılmasını da bütçe sürecinin bir parçası olan kesin hesap faaliyeti iledenetlemektedir. Bütçe uygulamalarının denetimi görevi, bütçe işlemlerinin güngeçtikçe nitelik ve nicelik itibariyle artması ve karmaşıklaşması nedeniyleyasama organı adına tarafsız ve uzman kuruluşlar tarafından yerinegetirilmektedir. Ülkemizde de bu görev, Anayasa'nın 160. maddesiyle Sayıştayaverilmiştir. Yasama organının, yürütme organı üzerindeki bütçe denetimi büyükölçüde Sayıştay tarafından yapılan bu denetimlere dayanmaktadır. Dolayısıyla,yasama organının işlevini etkin ve sağlıklı bir biçimde yürütmesinde Sayıştaydenetiminin önemi yadsınamaz. Öte yandan, Sayıştay denetimi, demokratik devletilkesinin bir gereği olarak yürütmenin, halka ve yasama organına hesap vermesorumluluğunun işlevselleştirilmesinin en önemli araçlarındandır.
Bütçeninsağlıklı bir biçimde denetlenebilmesi, denetimin bütçenin teknik özelliklerineuygun olarak yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Geleneksel bütçe sistemlerindençağdaş bütçelere geçilmekle kamu kesiminin denetim kapsamı da genişlemiş,harcamaların yasallık ve maddi doğruluklarının yanı sıra, kamu kesimininverimli, etkin ve tutumlu çalışma derecesi de denetim kapsamına girmiştir.Çağdaş bütçe sistemleri, kamusal kaynakların daha etkin kullanımınıamaçladığından çağdaş mali denetimin de bu amaca paralel olarak yenidenyapılandırılması zorunlu hale gelmiştir. Bu anlayışın bir sonucu olarakSayıştayın, performans denetimi yapması gereği ortaya çıkmıştır. Kamukaynaklarının en ekonomik koşullarda elde edilip edilmediğinin, kaynaklardan enverimli şekilde yararlanılıp yararlanılmadığının ve planlanan amaçların etkinolarak gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin incelenmesi olarak tanımlananperformans denetiminin temel amacı, kamu kurum ve kuruluşlarının kaynaklarınıverimli, etkin ve tutumlu bir şekilde kullanıp kullanmadıkları konusunda yasamaorganına bağımsız bilgi sağlamak ve önerilerde bulunmaktır. Bu yolla halkın veyasama organının, yürütmenin bütçe uygulamaları konusunda sağlıklı bir şekildedeğerlendirme yapabilmesine olanak sağlanmaktadır.
Kanun'un “Amaçve kapsam” başlıklı 1. maddesinde; “Bu Kanunun amacı; kamuda hesapverme sorumluluğu ve mali saydamlık esasları çerçevesinde, kamu idarelerininetkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak çalışması ve kamukaynaklarının öngörülen amaç, hedef, kanunlar ve diğer hukuki düzenlemelereuygun olarak elde edilmesi, muhafaza edilmesi ve kullanılması için TürkiyeBüyük Millet Meclisi adına yapılacak denetimleri…düzenlemektir.” denilmiş,35. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinin birinci cümlesinde dedenetim, “kamu idarelerinin hesap, malî işlem ve faaliyetleri ile içkontrol sistemlerinin incelenmesi ve kaynakların etkili, ekonomik, verimli vehukuka uygun olarak kullanılmasının değerlendirilmesi” olaraktanımlanmış; (b) bendinde ise “denetim, genel kabul görmüş uluslararasıdenetim standartlarına uygun olarak yürütülür.” hükmüne yerverilmiştir. Yine Kanun'un “Sorumlular ve sorumluluk halleri” başlıklı7. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, her türlü kamu kaynağının elde edilmesive kullanılmasında görevli ve yetkili olanların, kaynakların etkili, ekonomik,verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, kullanılmasından,muhasebeleştirilmesinden, raporlanmasından ve kötüye kullanılmaması içingerekli önlemlerin alınmasından sorumlu oldukları hükme bağlanmıştır.
5018sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 9. maddesinde, kamuidarelerinin bütçelerini, stratejik planlarında yer alan misyon, vizyon,stratejik amaç ve hedeflerle uyumlu ve performans esasına dayalı olarakhazırlayacakları düzenlenmiş, aynı Kanun'un 68. maddesinin ikinci fıkrasında da,dış denetimin, kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli olarak kullanılıpkullanılmadığının belirlenmesi, faaliyet sonuçlarının ölçülmesi ve performansbakımından değerlendirilmesini kapsayacağı belirtilmiştir.
6085ve 5018 sayılı kanunların ilgili maddeleri birlikte ele alındığında,hukukumuzda öngörülen performans denetiminin uluslararası standartlarlabelirlenen performans denetimi ile aynı içeriğe sahip olduğu ve sadeceperformans ölçümünden ibaret olmayıp, verimlilik, etkililik ve tutumlulukyönlerinden bir değerlendirme yapmayı da kapsadığı anlaşılmaktadır.Dolayısıyla, dava konusu kuralların da bu şekilde anlaşılması gerekir. Buyönüyle kuralların belirsizliğinden söz edilemez. Öte yandan, denetimin neşekilde yapılacağı konusunda kanun koyucu takdir yetkisine sahiptir.
Açıklanannedenlerle, dava konusu kurallar Anayasa'nın 2. ve 160. maddelerine aykırıdeğildir. İptal istemlerinin reddi gerekir.
KurallarınAnayasa'nın 6. maddesiyle bir ilgisi görülmemiştir.
2-Kanun'un 2. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının (f) Bendinde Yer Alan “…tespitedilen kamu zararına ilişkin…”, 23. Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasının (a)Bendinde Yer Alan “…kamu zararına ilişkin…” ve 48. Maddesinin(1) Numaralı Fıkrasının Birinci Cümlesinde Yer Alan “…kamu zararına yolaçan…” İbarelerinin İncelenmesi
Davadilekçesinde, dava konusu ibarelerin bulunduğu kurallar birliktedeğerlendirildiğinde, Sayıştay denetçilerinin genel yönetim kapsamındaki kamuidarelerini “kamu zararı” açısından denetleyecekleri,yargılamaya esas raporlarında, “kamu zararı” tespit ettiklerihususlara yer verecekleri ve yargılama dairelerinin de “kamu zararınayol açan” hususları hükme bağlayacağının anlaşıldığı, budüzenlemelerle, Sayıştayın genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri üzerindeyapacağı düzenlilik denetiminin, kamu zararına indirgendiği, Sayıştaydenetçileri tarafından yapılacak düzenlilik denetiminin kamu zararını tespiteyönelik olmadığı, gelir ve giderler ile mal hesap ve işlemlerinin kanun vediğer hukuki düzenlemelere uygunluğunu incelemeye yönelik olup kamu zararının,mevzuata aykırılık nedeniyle ortaya çıkan sonuçlardan sadece birisiolduğu, her mevzuata aykırılığın kamu zararı ile sonuçlanmayabileceği,kamu zararının ortaya konamamış olmasının söz konusu işlemin mevzuata uygunolduğu anlamına gelmeyeceği, Anayasa'nın 160. maddesinde sorumluların hesap veişlemlerini kesin hükme bağlama görevi Sayıştaya verildiğine göre, kamu zararıolmayan veya tespit edilemeyen tüm mevzuata aykırılıkların denetçi raporuna alınarakyargılama dairelerine intikal ettirilmesi ve yargılama dairelerinin de ilgisinegöre, mevzuata aykırı uygulamalara son verilmesinin sağlanması veya ilgililerhakkında disiplin soruşturması yürütülmesi için Bakanlığına yazılmasına veyaCumhuriyet savcılıklarına suç duyurusunda bulunulmasına karar vermesininSayıştayın anayasal görevi kapsamında kaldığı, bu nedenlerle dava konusuibarelerin, Anayasa'nın 160. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un43. maddesine göre, ilgisi nedeniyle dava konusu ibareler Anayasa'nın 2.maddesi yönünden de incelenmiştir.
Kanun'un2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının dava konusu ibareyi içeren (f) bendinde;yargılamaya esas raporun, Sayıştay dairelerince yapılacak yargılamaya esasolmak üzere, denetçiler tarafından genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerininhesap ve işlemlerinin denetimi sırasında tespit edilen kamu zararına ilişkindüzenlenen raporu ifade ettiği öngörülmüştür.
Kanun'un23. maddesinin (2) numaralı fıkrasının dava konusu ibarenin bulunduğu (a)bendinde, dairelerin, hesap mahkemesi olarak sorumluların hesap ve işlemlerineilişkin düzenlenen yargılamaya esas raporlarda yer alan kamu zararına ilişkinhususları hükme bağlayacağı belirtilmiştir.
Kanun'un48. maddesinin dava konusu ibareyi içeren (1) numaralı fıkrasının birincicümlesinde ise genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin hesap veişlemlerinin denetimi sırasında denetçiler tarafından kamu zararına yol açanbir husus tespit edildiğinde sorumluların savunmaları alınarak mali yılsonuitibariyle yargılamaya esas raporun düzenleneceği hükme bağlanmıştır.
Anayasa'nın2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insanhaklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alandaadaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırıdurum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendinibağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
Anayasa'nın160. maddesinde, merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki kamu idareleri ile sosyalgüvenlik kurumlarının bütün gelir ve giderleri ile mallarını TBMM adınadenetleme ve sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlama görevininSayıştaya verildiği, Sayıştayın kuruluşu, işleyişi, denetim usulleri v.b.hususların da kanunla düzenleneceği öngörülmektedir.
Anayasa'nın160. maddesinde, Sayıştayın sorumluların hesap ve işlemlerinin kesin hükmebağlanmasından bahsedilmekte, Sayıştayın sorumluların hesap ve işlemlerinikesin hükme bağlama görevini nasıl ve ne şekilde yerine getireceğibelirtilmemektedir. Anayasa, kesin hükme konu teşkil eden hesap ve işlemleri,sorumlulara izafe etmekte ve bu konuda bir sınırlamada da bulunmamaktadır.
5018sayılı Kanun'dan önceki mevzuatımızda mali sorumluluk için gereken şart, genelolarak mevzuata aykırılık olup, buna ilaveten zarar, kusur gibi başkaca birşart öngörülmemekte, sorumlulukta sadece mevzuata aykırılık yeterli sayılmakta,bu kapsamda mülga 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu'na göre harcamasürecinde görevlilerin mali sorumluluklarının tespitinde, ita amirlerinin kuralolarak sorumsuzluğu, tahakkuk memuru ve saymanların ise kusursuz sorumluluklarıkabul edilmekte idi. Ancak, yeni getirilen düzenlemelerle subjektif sorumlulukesası benimsenmekte ve ilgililerin sorumlu olup olmadıkları incelenerek hesapve işlemler kesin hükme bağlanmaktadır.
Davakonusu ibarelerin yer aldığı kuralların getirilmesindeki amacın, hukuka uygunolup kamu zararı olmayan hesap ve işlemlerin Sayıştay daireleri önünegetirilerek boş yere zaman ve emek kaybedilmesinin önüne geçmek ve mevzuataaykırı hiçbir işlemi bulunmayan sorumluların hesap ve işlemlerinin kesin hükmebağlanmasını önlemek olduğu anlaşılmaktadır.
Bununlabirlikte, yargılamaya esas raporun hangi hükümleri içereceği ve Sayıştaydairelerinin sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlarken hangihususları hükme bağlayacağının belirlenmesi anayasal sınırlar içinde kanunkoyucunun takdirindedir. Bu bağlamda kanun koyucu, Anayasa'nın 160. maddesiuyarınca, Sayıştayın, sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamagörevini, Kanun çerçevesinde sorumluların yasal düzenlemelere uygun olmayan vekamu zararına yol açan hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamak olarakbelirleme yetkisine sahiptir. Bu nedenle, dava konusu ibareler Anayasa'nın 2. ve160. maddelerine aykırı değildir.
Ayrıca,dava dilekçesinde, Sayıştayın genel yönetim kapsamındaki kamu idareleriüzerinde yapacağı düzenlilik denetiminin kamu zararına indirgendiği ilerisürülmüş ise de denetçiler tarafından yapılan düzenlilik denetimi; malidenetimi ve uygunluk denetimini içermektedir. Yargılamaya esas rapor, uygunlukdenetimi sonucunda düzenlenmektedir. Bunun dışında uygunluk denetimi sonucuyalnızca yargılamaya esas rapor değil, gelir ve giderler ile mal, hesap veişlemlerin kanun ve diğer hukuki düzenlemelere uygunluğuna ilişkin denetimraporu da düzenlenmektedir. Düzenlilik denetiminde, yargılamaya esas rapordışında düzenlenecek olan denetim raporunda, kamu zararı dışındaki hususlarlailgili olarak açıklamalara yer verilmektedir. Kaldı ki, Kanun'un 23. maddesinin(2) numaralı fıkrasının (b) bendinde, dairelerin, denetim raporları hakkında dagörüş bildireceği öngörülmektedir.
Bununyanında, 5018 sayılı Kanun'un 75. maddesinde geçen “kamu zararınayönelik emare” kavramı içinde denetçiler tarafından düzenlenen denetimraporlarında “kamu zararı” niteliğinde bulunmamaklabirlikte “kamu zararına yönelik emare” niteliğini taşıyankonularda, Sayıştay daireleri tarafından ilgili idarelerin harekete geçirilmesisöz konusu olabilmektedir. Öte yandan, Sayıştay denetçileri tarafından yapılandenetimde, kamu zararının bulunmadığı durumlarda, eğer adli veya idari birhusus var ise bu durum ilgili mercilere Sayıştay dairesi tarafındanbildirilerek bu hususlara dikkat çekilmesi ve işlem yapılması sağlanmaktadır.
Açıklanannedenlerle, dava konusu ibareler Anayasa'nın 2. ve 160. maddelerine aykırıdeğildir. İptal istemlerinin reddi gerekir.
3-Kanun'un 2. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının (k) Bendinin İncelenmesi
Davadilekçesinde, 5018 sayılı Kanun'un 71. maddesinin birinci fıkrasında belirtilenkamu görevlileri ibaresi ile 6085 sayılı Kanun'un 7. maddesinin (3) numaralıfıkrasında belirtilen sorumlular ifadesinin hukuksal olarak birbirinden çokfarklı olduğu, kamu görevlilerinin kasıt, kusur ve ihmallerinden kaynaklananmevzuata aykırılıklarda sorumluluğun saptanacağı yetkili mercilerin adlimahkemeler ile idari makam ve disiplin kurulları olmasına rağmen Anayasa'nın160. maddesinde Sayıştaya sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamagörevi verildiği, Anayasa'nın 160. maddesinde yer alan sorumlular ifadesininbidayetten sorumluluğu/zimmettarlığı ortaya koyduğu, bidayetten sorumlularınise TBMM'nin yürütme organına tahsis ettiği bütçe ödeneklerinin teslim edildiğikamu görevlileri olduğu, söz konusu kamu görevlilerinin 5018 sayılı Kanun'daharcama yetkilisi, gerçekleştirme görevlisi ve muhasebe yetkilisi ile diğersorumlular olarak yer aldığı, bütçe ödeneklerinin zimmetlerine verildiği, sözkonusu sorumluların, hesap ve işlemlerinin yargılanması sonucunda mevzuatauygun bulunan kısımları için Sayıştayca beraat hükmü tesis edilereksorumluluklarının sona erdirildiği, mevzuata uygun bulunmayan kısımları içinise zimmettarlıklarının devamına yönelik olarak tazmin hükmü tesisedildiği, objektif sorumluluğun esas alındığı bu kararda da sorumlularınmevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri ile kamu zararı arasındanedensellik bağının kurulması gerektiği, bütçe ödeneklerinin teslim edildiğisöz konusu sorumluların hesap ve işlemlerinin Sayıştay tarafındanyargılanmasında, kasıt, kusur, ihmal gibi suçun unsurları aranacak ise kamugörevlilerinin sübjektif sorumluluğunun saptanmasına ilişkin yargılama adlimahkemelerde yapıldığından sorumluların hesap ve işlemlerinin de adlimahkemelerde yargılanması ve dolayısıyla Sayıştaya sorumluların hesap veişlemlerini kesin hükme bağlama görevi verilmemesinin gerektiği, Sayıştaytarafından yapılacak sorumluların hesap ve işlemlerinin kesin hükmebağlanmasında, Sayıştaya kamu görevlilerinin kasıt, kusur ve ihmallerinisaptama yetkisi veren kuralın, Anayasa'nın 2., 9. ve 160. maddelerine aykırıolduğu ileri sürülmüştür.
Davakonusu kuralda, kamu zararının tanımı yapılmış ve kamu zararının Kamu MaliYönetimi ve Kontrol Kanunu'nda belirtilen kamu zararını ifade ettiği hükmebağlanmıştır.
5018sayılı Kanun'un 71. maddesinin birinci fıkrasında ise kamu zararı; kamu görevlilerininkasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veyaeylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıbiçiminde tanımlanmıştır. Bu çerçevede kamu zararından veya mali sorumluluktanbahsedilebilmesi için her somut olayda; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veyaihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemin bulunması;mevzuata aykırı karar, işlem veya eylem sonucunda kamu kaynağında artışa engelveya eksilmeye neden olunması ve kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeyeneden olunması durumu ile mevzuata aykırı karar, işlem veya eylem arasında birilliyet bağının olması şartları birlikte aranacaktır.
Kanun'un7. maddesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere, 6085 sayılı Kanun'dan önceki832 sayılı Sayıştay Kanunu'ndaki sorumlular ve sorumluluk halleri 1050 sayılıKanun esas alınarak düzenlenmiş idi. Mülga 1050 sayılı Kanun'a göre sorumluluk,sayman denilen kamu görevlisinin sorumluluğu üzerine kurulmuştu. Bu sorumluluk anlayışındasayman, hesap ve işlemlerden dolayı peşinen zimmetdar kabul edilmekte, busorumluluk ancak verilecek beraat kararı veya hükmen onanma suretiyle ortadankalkmaktaydı. Ancak, 1050 sayılı Kanun yerine çıkarılan 5018 sayılı Kanun,peşinen zimmetdar olma anlayışını tamamıyla değiştirmiş ve kamu görevlilerinikusuru oranında sorumlu tutan bir anlayışı benimsemiştir. Bu sorumlulukanlayışına göre her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasındagörevli ve yetkili olanlar, kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukukauygun olarak elde edilmesinden, kullanılmasından, muhasebeleştirilmesinden,raporlanmasından ve kötüye kullanılmaması için gerekli önlemlerin alınmasındansorumlu tutulmaktadırlar.
Anayasa'nın160. maddesinde, Sayıştayın sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükmebağlayacağı belirtilmekte, ancak bu görevi nasıl ve ne şekilde yerinegetireceği konusunda bir kural yer almamaktadır. Ayrıca Anayasa'da bu konudabir sınırlamaya da yer verilmemiştir. Kanun koyucu, Sayıştay yargılamasındasorumluların hesap ve işlemlerinin kesin hükme bağlanmasında sübjektifsorumluluk esasını benimseyerek, adaletsizlikleri engellemek, emek ve zamankaybını önlemek amacıyla söz konusu düzenlemeyi yapmıştır. Böyle birdüzenlemenin de anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdirinde olduğuaçıktır.
Sayıştaysorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamakla görevli olup bugörevini yerine getirirken yargısal sonuçlu kararlar veren bir hesapmahkemesidir. Dolayısıyla, Sayıştay tarafından sorumluların hesap veişlemlerinin kesin hükme bağlanmasında, Sayıştaya kamu görevlilerinin kasıt,kusur ve ihmallerini saptama yetkisi veren dava konusu kural, Anayasa'nın 9.maddesine aykırı değildir.
Açıklanannedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın 2., 9. ve 160. maddelerine aykırıdeğildir. İptal isteminin reddi gerekir.
4-Kanun'un 7. Maddesinin (6) Numaralı Fıkrasının İncelenmesi
Davadilekçesinde, dava konusu kural ile Kanun'un 7. maddesinin (5) numaralıfıkrasının birbiriyle çelişik hükümler ifade ettiği ve hesap verme sorumluluğuçevriminin anlaşılmadığını ortaya koyduğu, performans denetimlerinin kamukaynaklarının verimli, etkin ve ekonomik kullanımı ile ilgili olduğuna göre,bakanların TBMM'ne karşı sorumluluklarının tespitinde performansdenetimlerindeki bulguların taban oluşturacağı, dava konusu kuralın, bir yandanTBMM'nin bütçe hakkından kaynaklanan denetim yetkisine Anayasa'ya aykırı birsınırlama getirirken diğer yandan Sayıştay denetimini hiçbir sonuç doğurmayan,boşa kaynak ve emek harcanan ve TBMM adına yapılmayan bir denetim durumunadüşürdüğü, Anayasa'nın 87. maddesinde “Bakanlar Kurulunu ve bakanlarıdenetlemek” TBMM'nin görev ve yetkileri arasında sayıldığı, 160.maddesinde de Sayıştayın TBMM adına denetim yapmakla görevli olduğununbelirtildiği, bu denetim görevinin Anayasa ile verilmiş olup denetiminAnayasa'nın öngördüğü denetim bütünlüğü içinde yapılması gerektiği, Anayasa'nınöngördüğü denetim bütünlüğünün kanunla değiştirilmesinin Anayasa'ya aykırılıkoluşturduğu, bu nedenlerle kuralın, Anayasa'nın 87. ve 160. maddelerine aykırıolduğu ileri sürülmüştür.
Davakonusu kuralda, Sayıştay tarafından gerçekleştirilen performans denetimlerininmali ve hukuki sorumluluk doğurmayacağı öngörülmektedir.
Performansdenetimi, kaynakların en ekonomik koşullarda elde edilip edilmediğinin,kaynaklardan en verimli şekilde yararlanılıp yararlanılmadığının ve plânlananamaçların etkin olarak gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin incelenmesifaaliyetidir.
Sayıştaytarafından yapılan performans denetimleri sonucunda herhangi bir yargısal kararalınmamakta, sadece idarenin yapmış olduğu işlemlerin verimlilik, etkililik vetutumluluk ilkelerine uygun olup olmadığı incelenmekte ve sonucuna göre rapordüzenlenmekte, bu raporda da sorumlu kişi ve kişiler belirtilmeden sorun ortayakonulmaktadır. Performans denetiminin yapısı gereği hukuki ve mali sorumlulukdoğurmayacağı şüphesiz ise de dava konusu kuralın, bu hususa açıklıkkazandırmak için konulduğu, kuralın gerekçesinden anlaşılmaktadır.
Bununyanında Sayıştay tarafından yapılan denetim, sadece performans denetimiolmayıp, düzenlilik denetimini de içermektedir. Performans denetiminde hukukive mali sonuç doğuracak hususların bulunması hâlinde bu durumun düzenlilikdenetimini yapacak olan denetim görevlilerine bildirilerek, hukuki ve maliaçıdan sorumlular hakkında gerekenin yapılması sağlanmakta ve TBMM'nin bütçehakkından kaynaklanan denetim yetkisine bir sınırlandırma da getirilmemektedir.
Açıklanannedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın 160. maddesine aykırı değildir. İptalisteminin reddi gerekir.
KuralınAnayasa'nın 87. maddesiyle bir ilgisi görülmemiştir.
5-Kanun'un 17. Maddesinin;
a-(6) Numaralı Fıkrasının (c), (ç) ve (d) Bentleri ile (7) Numaralı Fıkrasının “Mülakattabaşarılı sayılmak için, komisyon başkan ve üyelerinin yüz tam puan üzerindenverdikleri puanların aritmetik ortalamasının en az yetmiş olması şarttır.”Biçimindeki Son Cümlesinin İncelenmesi
Davadilekçesinde; dava konusu kuralların, hukuk güvenliğini ortadan kaldırmayıamaçladığı, mülakatta kayırmacılığı teşvik ettiği, mülakat komisyonuna özneltercihlerde bulunma imkânı sağladığı ve Anayasa'nın 70. maddesinde belirtilengörevin gerektirdiği nitelikleri nesnel olarak ölçme ve değerlendirmeye uygunolmadığı belirtilerek kuralların, Anayasa'nın 2., 10., 70. ve 160. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kanun'un17. maddesinin dava konusu kuralların da bulunduğu (6) numaralı fıkrasının ilkcümlesinde, mülâkatın, adayın; bir konuyu kavrayıp özetleme, ifade yeteneği vemuhakeme gücü, liyakati, temsil kabiliyeti, davranış ve tepkilerinin mesleğeuygunluğu, özgüveni, ikna kabiliyeti ve inandırıcılığı, genel yetenek vekültürü, bilimsel ve teknolojik gelişmelere açıklığı yönlerindendeğerlendirilerek, ayrı ayrı puan vermek suretiyle gerçekleştirileceğibelirtilmiştir. Kanun'un 17. maddesinin dava konusu (7) numaralı fıkrasının soncümlesinde ise mülâkatta başarılı sayılmak için, komisyon başkan ve üyelerininyüz tam puan üzerinden verdikleri puanların aritmetik ortalamasının en azyetmiş olmasının şart olduğu hükme bağlanmıştır.
Anayasa'nın2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devleti olarak nitelendirilmiştir.Hukuk devletinde kanunların kamu yararı gözetilerek çıkarılması zorunludur.Kanun koyucu, Anayasa'ya ve hukukun genel ilkelerine aykırı olmamak kaydıylaher türlü düzenlemeyi yapmak yetkisine sahiptir. Düzenlemenin kamu yararına,başka bir anlatımla ülke koşullarına uygun olup olmadığının belirlenerek takdiredilmesi kanun koyucuya aittir. Anayasa'ya uygunluk denetiminde, kanunkoyucunun kamu yararı anlayışının isabetli olup olmadığı değil, incelenenkuralın kamu yararı dışında belli bireylerin ya da grupların çıkarları gözetilerekyasalaştırılmış olup olmadığının incelenebileceği açıktır.
Anayasa'nın10. maddesinde yer verilen eşitlik ilkesi hukuksal durumları aynı olanlar içinsöz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür.Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısındaaynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalıktanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi vetopluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlaliyasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlıtutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya datopluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynıhukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursaAnayasa'da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.
Anayasa'nın70. maddesinde, her Türk'ün kamu hizmetlerine girme hakkının bulunduğu, hizmetalımında, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayrımgözetilemeyeceği; 160. maddenin son fıkrasında da, Sayıştay'ın kuruluşu,işleyişi, denetim usulleri, mensuplarının nitelikleri, atanmaları, ödev veyetkileri, hakları ve yükümlülükleri ve diğer özlük işleri, Başkan veüyelerinin teminatının kanunla düzenleneceği öngörülmektedir.
Davakonusu kurallarda, mülâkatta, adayların hangi yönlerden değerlendirileceğine vemülakatta başarılı sayılmak için alınması gereken puana ilişkin düzenlemeleryer almaktadır. İptali istenilen kuralların, eleme ve yazılı sınavlarındabaşarılı olanlar arasından görevin gerektirdiği niteliklere sahip en iyi adayıseçebilmek için kamu yararı amacıyla öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Sayıştaydenetçi yardımcılığına alınmada mülâkat yapılmasının öngörüldüğü durumlarda,adayların hangi özelliklerinin değerlendirileceği ve mülakatta başarılı olmakiçin geçerli olan puanı belirleme konusunda kanun koyucunun takdir yetkisininbulunduğu açıktır. Bu düzenlemeler, herkes için geçerli, soyut ve genelhükümler içermektedir. Kanun koyucunun belirlediği kurallar, Sayıştay denetçiyardımcılığı mülakatına katılan aynı durumda bulunan adayların tamamınauygulanacağına ve bu konuda bir ayrım yapılmadığına göre dava konusu kurallar,hukuk devleti ve eşitlik ilkesine aykırı değildir.
Öteyandan, Sayıştay denetçi yardımcılığının gerektirdiği kişisel koşullarındeğerlendirilmesini sağlamak amacıyla öngörülen dava konusu kurallar,Anayasa'nın 70. maddesinde belirtilen hizmete alınmada, görevin gerektirdiğinitelikler kapsamında bulunmaktadır.
Açıklanannedenlerle, dava konusu kurallar Anayasa'nın 2., 10., 70. ve 160. maddelerineaykırı değildir. İptal istemlerinin reddi gerekir.
b-(6) Numaralı Fıkrasının “Bunun dışında mülakat ile ilgili herhangi birkayıt sistemi kullanılmaz.” Biçimindeki Son Cümlesininİncelenmesi
Davadilekçesinde, dava konusu kuralın, Danıştay Onikinci Dairesinin 7.7.2009 günlü,E.2009/1043 sayılı kararında idari işlemin yürütmesini durdurma nedenisaydığı “sınavın sesli ve görüntülü kayıt yapılmak suretiylegerçekleştirilmemesi” gerekçesini hükümsüz kılmak ve usulsüz yapılansınavların bundan sonra yargı mercilerince bu gerekçeye dayalı olarak iptaledilmesini engellemek için teknolojinin kullanımını yasakladığı, adaylarınhukuki güvenliğini ortadan kaldırdığı, belirli ideolojiler lehine adaylararasında yaratılan ve gelecekte de başka ideolojiler adına yaratılacak olankanuna aykırı eşitsizliklerin üstünün örtülmesine imkan sağladığı, mesleğingerektirdiği niteliklerden başka öznel özelliklerin değerlendirilmesine güvenceoluşturduğu, adil yargılanma hakkını kısıtladığı, idari işlemin tümunsurlarıyla yargı denetimine tabi olmasını sınırladığı, Danıştay OnikinciDairesinde görülmekte olan henüz sonuçlanmamış bir dava hakkında YasamaMeclisinde bir görüşme yapıldığı, yasama organının Danıştay Onikinci Dairesininsöz edilen yürütmeyi durdurma kararını değiştirdiği ve Sayıştay denetiminindürüstlük, bağımsızlık, tarafsızlık, güvenirlik ve yeterlik ilkelerine sahipdenetçilerce yapılmasını engellediği belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2., 10.,36., 70., 125., 138. ve 160. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kanun'un17. maddesinin dava konusu kuralın da bulunduğu (6) numaralı fıkrasında;Sayıştay denetçi yardımcılığı mülâkatının, adayın; bir konuyu kavrayıpözetleme, ifade yeteneği ve muhakeme gücü, liyakati, temsil kabiliyeti,davranış ve tepkilerinin mesleğe uygunluğu, özgüveni, ikna kabiliyeti veinandırıcılığı, genel yetenek ve genel kültürü ve bilimsel ve teknolojikgelişmelere açıklığı yönlerinden değerlendirilerek, ayrı ayrı puan verilmeksuretiyle gerçekleştirileceği, adayların, komisyon tarafından (a) ila (d)bentlerinde yazılı özelliklerin her biri için yirmişer puan üzerindendeğerlendirileceği ve verilen puanların ayrı ayrı tutanağa geçirileceği, bunundışında mülâkat ile ilgili herhangi bir kayıt sistemi kullanılmayacağıöngörülmektedir.
Anayasa'nın70. maddesinde, “Her Türk, kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir.Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırımgözetilemez.” denilmektedir.
Anayasa'nın125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolununaçık olduğu, yargı yetkisinin, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunundenetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklindekullanılamayacağı, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslarauygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idarî eylem ve işlemniteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararıverilemeyeceği kurala bağlanmıştır.
Anayasa'nın138. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Görülmekte olan bir dava hakkındaYasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz,görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.” denilmektedir.
Kanunkoyucunun, devlet memurluğuna girişte yapılacak sınavların türü, biçimi veusulleri hakkında takdir yetkisi bulunmakta olup bu takdir yetkisinikullanırken kamu yararını gözeteceği açıktır. Ancak, Anayasa'ya uygunlukdenetiminde, kanun koyucunun kamu yararı anlayışının isabetli olup olmadığıdeğil, incelenen kuralın kamu yararı dışında belli bireylerin ya da gruplarınçıkarları gözetilerek yasalaştırılmış olup olmadığının incelenebileceğiaçıktır. İptali istenilen kuralda öngörülen düzenlemenin tüm Sayıştay denetçiadayları için geçerli, soyut ve genel hükümler içerdiği, Kanun'da mülâkatkomisyonu üyelerinin adayı değerlendirirken esas alacakları kriterlerin ayrıayrı gösterildiği, her bir aday için yapılacak değerlendirmede mülâkatkomisyonu üyelerinin verdikleri puanların aritmetik ortalamasının alınacağınınbelirtildiği dikkate alındığında kuralın kamu yararı amacı dışında bir amaçlagetirildiği söylenemez.
Davakonusu kural, mülâkat sırasında herhangi bir kayıt sistemi kullanılamayacağınıhükme bağlamaktadır. Kimi yargı kararlarında yer alan mülâkat veya sözlüsınavların kamerayla kayıt altına alınması ve böylece yargısal denetimin dahakolay bir şekilde yapılabilmesine olanak tanınması yönündekideğerlendirmelerin, anayasal denetimde bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Kuralda,idari yargı yolunu kapatan veya zorlaştıran bir hükme yer verilmediğindenAnayasa'nın 125. maddesine aykırı bir durumun varlığından söz edilemez.
Kuralın,Sayıştay denetçi yardımcılığı mülâkatına girecek tüm kişiler için geçerli genelve objektif bir düzenleme olduğu ve kamu hizmetine girmeyi engelleyici birözellik de taşımadığı görülmektedir. Bu durumda, yargı kararlarına uyulmaması,değiştirilmesi veya yerine getirilmemesi de söz konusu olmadığından kuralın,Anayasa'nın 2., 10., 70. ve 138. maddelerine aykırı bir yönü bulunmamaktadır.
Açıklanannedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın 2., 10., 70., 125. ve 138. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
MehmetERTEN, Osman Alifeyyaz PAKSÜT ile Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşekatılmamışlardır.
Kuralın,Anayasa'nın 36. ve 160. maddeleriyle bir ilgisi görülmemiştir.
6- Kanun'un 21. Maddesinin (7) Numaralı Fıkrasının Birinci Cümlesinde YerAlan “…başkan yardımcılarından birine vekâlet verir.” veİkinci Cümlesinde Yer Alan “…başkan yardımcılarından kıdemli olanı…” İbareleriile 22. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının “Başkan yardımcıları dairebaşkanı statüsündedir.” Biçimindeki Son Cümlesinin ve 25. Maddesinin(5) Numaralı Fıkrasının İncelenmesi
Davadilekçesinde, Sayıştay Başkanlığında daire başkanlığının kadrolu bir görevolduğu ve kadro unvanlı daire başkanlığına Sayıştay Genel Kurulunun kolektifiradesinin tezahürüyle gelindiği, oysa Sayıştay Başkanlığında başkanyardımcılığı diye bir kadro olmadığından, başkan yardımcılığının görev unvanıolduğu, görev unvanlı başkan yardımcılığına ise seçimle değil, SayıştayBaşkanının bireysel tercihi üzerine gelindiği, Sayıştay Başkanının bireyseltercihini, Sayıştay Genel Kurulunun kolektif iradesiyle eşdeğer gören veSayıştay Genel Kurulunun kolektif iradesiyle gelinen daire başkanlığı kadrounvanının statüsü ile özlük haklarının, Sayıştay Başkanının bireysel tercihiylegelinen başkan yardımcılığı görevine de tanınmasının, Sayıştay Başkanlığınavekâlet görevi verilmesinin ve Sayıştay Başkanının katılamadığı hallerdeSayıştay Genel Kuruluna başkan yardımcılarından kıdemli olanının başkanlıketmesinin ve bu yolla kadrosu ve dolayısıyla statüsü üye olan başkanyardımcılarına, kanunla Sayıştayı temsil etme ve Genel Kurula başkanlık etmegörevi verilmesinin, adaletli hukuk düzenini bozduğu, statü hukukundakifarklılığı kanun yoluyla eşitleyerek, farklı hukuksal konumda olanların farklıkurallara tabi olması ilkesini ortadan kaldırdığı belirtilerek dava konusuibareler ve kuralların, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
Kanun'un22. maddesinin dava konusu kuralı da içeren (1) numaralı fıkrasında, SayıştayBaşkanının biri denetim diğeri yönetim ile ilgili işlerde kendisine yardımcıolmak üzere Sayıştay üyeleri arasından iki başkan yardımcısı görevlendireceği,başkan yardımcılarının daire başkanı statüsünde olduğu belirtilmiştir. Kanun'un21. maddesinin dava konusu ibareleri de içeren (7) numaralı fıkrasının birincive ikinci cümlelerinde ise Sayıştay Başkanının görevinde bulunamayacağı zamanbaşkan yardımcılarından birine vekâlet vereceği, vekil tayin etmemiş olduğuveya görevinde bulunamayacağı hâllerde başkan yardımcılarından kıdemliolanının, Sayıştay Başkanlığının açık bulunduğu hâllerde ise en kıdemli dairebaşkanının Sayıştay Başkanlığına vekâlet edeceği öngörülmüştür. Kanun'un25. maddesinin (5) numaralı fıkrasında da, Sayıştay Başkanının katılamadığıhallerde Genel Kurula, Kurula katılan başkan yardımcılarından kıdemli olanınınbaşkanlık edeceği hükme bağlanmıştır.
Anayasa'nın2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olduğu belirtilmiştir.Hukuk devleti, yönetilenlere hukuk güvencesi sağlar. Bu bağlamda kanun koyucusosyal yaşamı düzenlemek için kamu yararı amacı ile kimi kurallar koyabilir.Zaman içinde değişen toplumsal gereksinmeleri karşılamak, kişi ve toplumyararının zorunlu kıldığı düzenlemeleri yapmak, toplumdaki değişikliklere koşutolarak bu yönde alınan önlemleri güçlendiren, geliştiren, etkilerini daha çokartıran ya da tam tersine bunları hafifleten veya tümüyle ortadan kaldıranişlemlerde bulunmak, kanun koyucunun görevidir.
Anayasa'nın10. maddesinde yer verilen eşitlik ilkesi hukuksal durumları aynı olanlar içinsöz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür.Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısındaaynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalıktanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi vetopluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin ihlaliyasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlıtutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya datopluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynıhukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursaAnayasa'da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.
Başkanyardımcıları Sayıştay üyeleri arasından Sayıştay Başkanı tarafından seçilmekteve başkan yardımcılarının görevleri de Kanun'un 22. maddesinin (2) ve (3)numaralı fıkralarında belirtilmektedir.
Kanunkoyucunun, anayasal sınırlar içinde Sayıştayın idari teşkilatının ne şekildekurulacağı, kimlerin görevlendirileceği, görevleri, yönetim usulleri,mensuplarının statüleri gibi konularda takdir yetkisi bulunmaktadır. Davakonusu kuralların, Sayıştay başkan yardımcılarının bulundukları konum veyürüttükleri görev kapsamı itibariyle Sayıştay Başkanı tarafından bilinmesigereken hususlara da vakıf olmaları nedeniyle, işlerin konuyu bilen kişilertarafından daha iyi yürütülmesi, denetimde etkinliğin arttırılması vebürokrasinin azaltılması için kamu yararı amacıyla öngörüldüğü anlaşılmaktadır.Ayrıca başkan yardımcıları, bulundukları konum ve yapmış oldukları görevleraçısından Sayıştay üyelerinden farklı konumda olduklarından statülerindefarklılık yaratılmak istenmiş ve bu amaçla daire başkanı ile aynı statüye sahipolmaları amaçlanmıştır. Dava konusu kurallar da anayasal sınırlar içinde kanunkoyucunun takdir yetkisi kapsamındadır.
Öteyandan, Sayıştay başkan yardımcıları, Sayıştay Başkanı tarafından Sayıştayüyeleri arasından seçilseler de yapmış oldukları görevler nedeniyle Sayıştayüyelerinden farklı konumdadırlar. Sayıştay başkan yardımcıları ile Sayıştaydaire başkanları da seçilme usulleri, yaptıkları görevler v.b. hususlarbakımından aynı konumda değildirler. Bu nedenle, Sayıştay başkan yardımcılarıile daire başkanları ve Sayıştay üyeleri aralarında eşitlik karşılaştırmasıyapılamaz.
Açıklanannedenlerle, dava konusu kurallar ile ibareler Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerineaykırı değildir. İptal istemlerinin reddi gerekir.
7-Kanun'un 23. Maddesinin (4) Numaralı Fıkrasında Yer Alan “…ve ahizler…”İbaresininİncelenmesi
Davadilekçesinde, Sayıştayın hesap yargısının kendine özgü olup muhatabınınsorumlular olduğu, hesap mahkemesi olan Sayıştay yargılama dairelerinde denetçiraporları üzerinden sorumluların hesap ve işlemlerinin görüşülmesine, fazlaödeme veya eksik tahsilatın (kamu zararının) yapıldığı ahizlerin deçağrılmasının ve dolayısıyla en azından görüşlerinin sorulmasının Sayıştayınhesap yargılamasını kendine özgülükten çıkaran ve sorumluların hesap veişlemleri yerine kişiler arası hukuki ilişkilerin yargılandığı adli mahkemeleredönüştürdüğü, sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamakla görevliSayıştayın, sorumluluğu bulunmayan ahizleri çağırmasının, Anayasa'nın 160.maddesindeki denetim bütünlüğünü ihlal edebileceği gibi Anayasa'nın 9. maddesiylebağımsız mahkemelere verilen yargı yetkisinin de bağımsız mahkemeler dışındakullanılması yolunu açacağı belirtilerek dava konusu ibarenin, Anayasa'nın 9.ve 160. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kanun'un23. maddesinin dava konusu ibarenin de bulunduğu (4) numaralı fıkrasında,yargılamaya esas raporların görüşülmesi sırasında açıklamalarda bulunmak üzereilgili grup başkanı, raporu düzenleyen denetçi, sorumlular ve ahizlerinçağrılabileceği öngörülmektedir.
Anayasa'nın160. maddesinde, “Sayıştay, merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki kamuidareleri ile sosyal güvenlik kurumlarının bütün gelir ve giderleri ilemallarını Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetlemek ve sorumluların hesapve işlemlerini kesin hükme bağlamak ve kanunlarla verilen inceleme, denetlemeve hükme bağlama işlerini yapmakla görevlidir.… Sayıştay'ın kuruluşu, işleyişi,denetim usulleri, mensuplarının nitelikleri, … kanunla düzenlenir.” denilmektedir.
Sayıştayınbütün denetim faaliyetlerinde sorumluluk konusu birincil derecede öneme sahipolmakla birlikte, özellikle uygunluk denetimi sonucunda ortaya çıkan kamuzararının sorumlularının tespiti, gerek denetim gerekse kesin hükme bağlamafaaliyetlerinde önemli bir yere sahiptir. Mali iş ve işlemlerden sorumlu kamugörevlilerinin, kontrol, denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargıkararı sonucu tespit edilen kamu zararından hangi hâllerde sorumlututulacakları hem denetlenenler hem de denetleyenler açısından açık olmalıdır.
Sayıştayınyargı yetkisi gerek konu gerekse kişi bakımından sınırlıdır. Anayasanın “hesapyargılaması” olarak isimlendirdiği bu yargılama, sorumlularınhesap ve işlemlerinin kesin hükme bağlanması ile sınırlıdır. Sorumlular vesorumluluk hâlleri ise kanunla belirlenmektedir. Söz konusu sorumluluk ise malisorumluluktur. Ahizler ise bu sorumluluk kapsamında yer almamaktadır. Ancakahizler, Sayıştay yargılamasında sorumlular kapsamında olmasa da verilenkarardan doğrudan etkilenen kişilerdendir. Bu nedenle, yargılamaya esas raporundairelerce görüşülmesi sırasında kamu zararı ile ilgili olarak grup başkanı,raporu düzenleyen denetçi ve sorumlular yanında hukuk tekniğiaçısından müdahil konumunda bulunan ahizlere Sayıştay yargılamasına katılma vesavunma hakkının tanınması, Sayıştay tarafından yapılan hesap yargılamasınınsağlıklı olmasını sağlayacağı, kalitesini arttıracağı gibi bu yargılamadandoğrudan etkilenen ahizlerin, haklarını ve çıkarlarını da koruyacağı açıktır.Böyle bir düzenleme de anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdirindedir.
Açıklanannedenlerle, dava konusu ibare Anayasa'nın 160. maddesine aykırı değildir. İptalisteminin reddi gerekir.
KuralınAnayasa'nın 9. maddesiyle bir ilgisi görülmemiştir.
8-Kanun'un 28. Maddesinin ve 11. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının (e) BendindeYer Alan “Rapor Değerlendirme Kurulu,” İbaresinin; 26.Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının Birinci Cümlesinde Yer Alan “…RaporDeğerlendirme Kuruluna seçilenler dışında kalan…”İbaresinin; 27. Maddesinin(1) Numaralı Fıkrasında Yer Alan “…Rapor Değerlendirme Kurulu ile…” İbaresinin;38. Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasının Birinci Cümlesinde Yer Alan “…veRapor Değerlendirme Kurulunun görüşü alınır.” İbaresi ile İkinciCümlesinde Yer Alan “…Kurulca görüş bildirilen…” İbaresinin;39. Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasının Birinci Cümlesinde Yer Alan “…RaporDeğerlendirme Kurulunun görüşü alındıktan sonra…” İbaresinin; 40.Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasının Birinci Cümlesinde Yer Alan “… RaporDeğerlendirme Kurulunun görüşü de alındıktan sonra…” İbaresinin; 42.Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının İkinci Cümlesinde Yer Alan “…veRapor Değerlendirme Kurulu…” İbaresinin; 43. Maddesinin (1) NumaralıFıkrasının Birinci Cümlesinde Yer Alan “…eylül ayı sonuna kadarRapor Değerlendirme Kuruluna gönderilir.” İbaresi ile İkinciCümlesinde Yer Alan “…Rapor Değerlendirme Kurulu…” İbaresinin;64. Maddesinin (3) Numaralı Fıkrasının İkinci Cümlesinde Yer Alan “…RaporDeğerlendirme Kurulu ile…” İbaresinin; Geçici 3. Maddesinin (3)Numaralı Fıkrasının Birinci Cümlesinde Yer Alan “…Rapor DeğerlendirmeKurulu ve…” İbaresinin İncelenmesi
Davadilekçesinde, Kanun'un iptali istenilen 28. maddesindeki düzenlemeye göre,Sayıştay raporları ile Sayıştay Başkanı tarafından incelenmesi istenen konularhakkında görüş bildirme görevinin Rapor Değerlendirme Kuruluna verildiği,Sayıştay Başkanı tarafından incelenmesi istenen konular hakkında görüş bildirmegörevinin, Kanun'un 23. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendine göreyargılama dairelerine, 25. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (d) bendine göreGenel Kurula, 27. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (b) bendine göre DairelerKuruluna ve 31. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (d) bendine göre ise DenetimPlânlama ve Koordinasyon Kuruluna da verildiğine göre Rapor DeğerlendirmeKurulunun asıl görevinin Sayıştay raporları hakkında görüş bildirmek olduğu,Kanun'da Sayıştay Genel Kurulunun, Rapor Değerlendirme Kurulu ile ikameedildiği, maddeye göre Rapor Değerlendirme Kurulunun bir başkan ve on üye olmaküzere 11 kişiden oluşacağı; üye tam sayısının üçte ikisi ile toplanacağı vemevcudun salt çoğunluğu ile karar vereceği, bu düzenlemeye göre beş üyeninSayıştay raporlarının TBMM'ye sunulmasına veya sunulmamasına karar verebileceğive bu kararın Sayıştayı bağlayacağı, Kanun'un 23. maddesinde yargılamadairelerinin de bir başkan ve dört üye ile toplanacağının yazılı olduğu, ancakyargılama dairelerinin verdiği kararların son hüküm merciinin yine Kanun'un 26.maddesine göre Temyiz Kurulu olduğu, yargılamaya ilişkin olunca birbaşkan ve dört üyenin verdiği karar temyize tabi tutulurken; Sayıştay görüşüneilişkin olunca bir başkan ve dört üyenin verdiği kararın nihai kabul edilmesive bu nihailiğin Sayıştayı bağlayacak nitelikte olmasının kabul edilemeyeceği,bir başkan ve dört üyenin görüşünün, hiçbir şekilde bir başkan ve elli altıüyeden oluşan Sayıştay Genel Kurulunun vereceği görüşün yerine geçemeyeceği,Kanun'un “Daireler” başlıklı 23. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (b)bendinde, “Denetim raporları hakkında görüş bildirir.” denilerekTBMM'ye sunulacak Sayıştay raporlarının nihai hali kararlaştırılmadan vedolayısıyla TBMM'ye sunulması veya sunulmaması görüşü verilmeden önce bütünyönleriyle incelenmesi, tartışılması ve teknik değerlendirilmesinin yapılmasıgörevinin yargılama dairelerine verildiği, bu bağlamda TBMM'ye sunulma veyasunulmama görüşü ister Sayıştay Genel Kurulu, ister Rapor Değerlendirme Kurulutarafından verilsin, Sayıştay raporlarının söz konusu kurulların önüne bütünyönleriyle incelenmiş, tartışılmış ve teknik değerlendirmesi yapılmış şekildegeleceği, bu durumda Sayıştayın en üst ve en yetkili karar organı olan SayıştayGenel Kurulunu, Sayıştay görüşünü içeren ve bu yanıyla da Sayıştayı bağlayıcınitelikte bulunan Sayıştay Raporları konusunda devreden çıkarmanın, fonksiyonelolmadığı gibi Sayıştayın anayasal konumuna ve misyonuna da uygun düşmediği,Anayasa'nın 164. maddesinde düzenlenen “Genel uygunluk bildirimi”ninTBMM'ye Sayıştay Genel Kurulunun görüşüyle sunulurken; aynı nitelikteki “Sayıştayraporları”nın TBMM'ye sunulması görevinin Sayıştay Genel Kurulundanalınarak Rapor Değerlendirme Kuruluna verilmesini düzenleyen Kanun'un 28.maddesinin Anayasa'nın 160. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Davakonusu diğer ibarelerin ise Kanun'un 28. maddesi ile ilgisi olup bu maddeniniptali hâlinde aynı gerekçelerle iptali istenilmiştir.
6216sayılı Kanun'un 43. maddesine göre, ilgisi nedeniyle dava konusu kuralAnayasa'nın 2. maddesi yönünden de incelenmiştir.
Kanun'undava konusu 28. maddesinin (1) numaralı fıkrasında; Rapor DeğerlendirmeKurulunun, Sayıştay Genel Kurulu tarafından iki yıl için seçilen iki dairebaşkanı ve her daireden birer üye ile denetimden sorumlu başkan yardımcısındanoluşacağı, Kurul üyeliğinde boşalma olması hâlinde kalan süreyi tamamlamaküzere Genel Kurul tarafından boşalan yer için seçim yapılacağı, (2) numaralıfıkrasında; Kurulun başkanının Sayıştay Başkanı olduğu, Başkanın katılamadığıdurumlarda Kurula denetimden sorumlu başkan yardımcısının başkanlık edeceği,(3) numaralı fıkrasında; Kurulun, üye tamsayısının en az üçte ikisi iletoplanacağı, kanuni izin ve boş üyelik sebebiyle toplantı yeter sayısınınsağlanamadığı hâllerde, Kurula görevlendirilmiş üye sayısını aşmamak ve otoplantıya münhasır olmak kaydı ile Kurul Başkanı tarafından katılamayanüyelerin yerine her daireden bir üyeyi aşmamak koşuluyla kıdem esasına göreyeter sayıyı sağlayacak kadar üyenin toplantıya davet edilebileceği, Kurulun,mevcudun salt çoğunluğu ile karar vereceği, oyların eşitliği halinde Başkanınbulunduğu tarafın çoğunluğu sağlamış sayılacağı, (4) numaralı fıkrasında; RaporDeğerlendirme Kurulunun, Sayıştay raporları ile Sayıştay Başkanı tarafındanincelenmesi istenen konular hakkında görüş bildireceği, (5) numaralı fıkrasında;Sayıştay raporlarının Kurulda görüşülmesi sırasında ilgili grup başkanı veyaraporun denetçisinin katılarak görüşünü açıklayacağı, (6) numaralı fıkrasındaise Sayıştay raporlarının görüşülmesi sırasında açıklamalarda bulunması içinilgili kamu idaresinin üst yöneticisi veya görevlendireceği yardımcısınınçağrılabileceği öngörülmektedir.
Davakonusu diğer ibarelerin ise Rapor Değerlendirme Kurulu ile ilgili olduğugörülmektedir.
Anayasa'nın2. maddesinde, “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışmave adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğinebağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik vesosyal bir hukuk Devletidir.” hükmü yer almaktadır. Hukukdevletinde kanun koyucu, Anayasa kurallarına bağlı olmak koşuluyla ihtiyaçduyduğu düzenlemeyi yapma yetkisine sahiptir.
Kanun'undava konusu 28. maddesinde; Rapor Değerlendirme Kurulunun oluşumuna,görevlerine ve işleyişine ilişkin düzenlemeler yer almaktadır. Kanun koyucununAnayasa'da belirlenen kurallara bağlı kalmak, adalet, hakkaniyet ve kamu yararıölçütlerini gözetmek koşuluyla, Sayıştay raporları ile Sayıştay Başkanıtarafından incelenmesi istenen konular hakkında görüş bildirilmesi amacıylaRapor Değerlendirme Kurulunu oluşturması ve bu Kurulun işleyişi ile ilgiliolarak düzenleme yapma yetkisi bulunmaktadır.
Kanunkoyucunun takdir yetkisi kapsamı içinde, Sayıştayın görevlerinden olan TBMM'yesunulacak raporların sürekli, düzenli, zaman kaybetmeden ve sistemli birbiçimde sunulabilmesi için kamu yararı amacıyla Rapor Değerlendirme Kurulununoluşumuna, işleyişine ve görevlerine ilişkin düzenlemeleri içeren dava konusukural ve ibarelerin, Anayasa'nın hukuk devleti ilkesi ile çelişen bir yönübulunmamaktadır.
Öteyandan, dava dilekçesinde Anayasa'nın 164. maddesinde düzenlenen “Geneluygunluk bildirimi”nin TBMM'ye Sayıştay Genel Kurulunun görüşüylesunulurken; aynı nitelikteki “Sayıştay raporları”nın TBMM'yesunulması görevinin Sayıştay Genel Kurulundan alınarak Rapor DeğerlendirmeKuruluna verilmesini düzenleyen dava konusu kuralın, Anayasa'nın 160. maddesineaykırı olduğu ileri sürülmüş ise de, her iki Kurulun da Sayıştay daire başkanıve üyelerinden oluşması ve Rapor Değerlendirme Kuruluna seçilecek olan dairebaşkanları ve üyelerinin de Sayıştay Genel Kurulu tarafından belirlenmesikarşısında, dava konusu kural ve ibarelerde Anayasa'ya aykırılıkbulunmamaktadır.
Açıklanannedenlerle, dava konusu kural ve ibareler Anayasa'nın 2. ve 160. maddelerineaykırı değildir. İptal istemlerinin reddi gerekir.
9-Kanun'un 31. Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasının (b) ve (ç) Bentlerininİncelenmesi
Davadilekçesinde; Sayıştayın en üst ve en yetkili karar organı olan Sayıştay GenelKurulunun, Sayıştay denetimi ve hesap yargılamasının bütünlüğüne ilişkin olanve Sayıştay denetimi ve hesap yargılamasının bağımsızlığı ile tarafsızlığınagüvence oluşturan, denetim stratejik plânları ve yıllık denetim programları iledenetime ilişkin yönetmelik, standart ve rehberleri hazırlama ve mesleki etikkuralları belirleme konularında devreden çıkarılarak, bu görevlerin, SayıştayBaşkanı'nın şahsında oluşturulan ve “Kurul” niteliklerinesahip olmayan Denetim Plânlama ve Koordinasyon Kuruluna verilmesini öngörenkuralların, Anayasa'nın 160. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
6216sayılı Kanun'un 43. maddesine göre, ilgisi nedeniyle dava konusu kurallarAnayasa'nın 2. ve 7. maddeleri yönünden de incelenmiştir.
Kanun'un31. maddesinin (2) numaralı fıkrasında; Denetim, Planlama ve KoordinasyonKurulunun görevleri sayılmakta, dava konusu kurallarda ise TBMM'nin, kamuoyununve denetlenen kamu idarelerinin beklentileri de dikkate alınarak denetimstratejik planlarını ve yıllık denetim programlarını yapılacak risk analizleridoğrultusunda hazırlamak, denetime ilişkin yönetmelik, standart, rehberleri hazırlamakve mesleki etik kurallarını belirlemek bu görevler arasında belirtilmektedir.
Anayasa'nın2. maddesinde “hukuk devleti” ilkesi, Türkiye Cumhuriyeti'ninnitelikleri arasında sayılmıştır. Hukuk devletinde kanun koyucu, Anayasa'dabelirlenen kurallara bağlı kalmak, adalet, hakkaniyet ve kamu yararıölçütlerini gözetmek koşuluyla ihtiyaç duyduğu düzenlemeyi yapma yetkisinesahiptir. Anayasa'da Sayıştayın kuruluşu, işleyişi, denetim usulleri v.b.hususların kanunla düzenleneceğine ilişkin hüküm dışında, bu işleyişin veusulün kimler tarafından ne şekilde yapılacağını belirleyen bir hükümbulunmamaktadır. Dolayısıyla, dava konusu kurallar kanun koyucunun takdiryetkisi içindedir. Yasama organının tercihinin yerindeliğinin yargısal denetimkonusu olması ise mümkün değildir.
Bununyanında, Denetim, Planlama ve Koordinasyon Kurulu tarafından denetim stratejikplânları ve yıllık denetim programları dava konusu kuralda belirtilen TBMM'nin,kamuoyunun ve denetlenen kamu idarelerinin beklentileri de dikkate alınarakyapılacak risk analizleri doğrultusunda hazırlanacaktır. Bu bağlamda, iptaliistenilen kuralda, denetim stratejik plânlarının ve yıllık denetimprogramlarının hazırlanması sırasında göz önünde bulundurulması gerekenhususlar belirtilmekle birlikte, Denetim, Planlama ve Koordinasyon Kurulutarafından belirlenecek olan hususlar mutlaka kanun ile düzenlenmesi gerekmeyenhususlardır. Bu nedenle, Kanun'da belirtilen genel çerçeve ve esaslardoğrultusunda, uygulamayı esas alan detayların belirlenmesi konusunda Denetim,Planlama ve Koordinasyon Kuruluna yetki verilmesi yasama yetkisinin devriniteliğinde değildir.
Öteyandan, Kurulun görevleri arasında gösterilen, denetime ilişkin yönetmelik,standart, rehberleri hazırlamak ve mesleki etik kurallarını belirlemenin ise6085 ve 5018 sayılı Kanunlarda ve bu kanunların yollama yaptığı INTOSAI DenetimStandartlarında yer alan hükümler gözetilerek yapılacağı da şüphesizdir. Bunedenle, dava konusu kural ile denetime ilişkin yönetmelik, standart,rehberleri hazırlamak ve mesleki etik kurallarını belirleme görevinin Denetim,Planlama ve Koordinasyon Kuruluna verilmesi, kanun koyucunun 6085 ve 5018sayılı Kanunlarda yer alan hükümler ile asli düzenlemeleri yaparak çerçeveyibelirlemiş olması nedeniyle yasama yetkisinin devri olarak nitelendirilemez.
Açıklanannedenlerle, dava konusu kurallar Anayasa'nın 2., 7. ve 160. maddelerine aykırıdeğildir. İptal istemlerinin reddi gerekir.
10-Kanun'un 32. Maddesinin (6) Numaralı Fıkrasının İncelenmesi
Davadilekçesinde, Anayasa'nın 126. maddesinin üçüncü fıkrasında, birden çok iliiçine alan merkezi idare teşkilatı kurulmasının kamu hizmetlerinin görülmesindeverim ve uyumun sağlanması koşuluna bağlandığı, ancak, Sayıştayın özelliğigereği kendine özgü anayasal bir kurum olup denetiminin en önemli özelliğininde bağımsızlık ve anayasal bütünlük olduğu, Anayasa'nın 160. maddesinin bubütünlük içinde ele alınarak değerlendirilmesi gerektiği, Anayasa'nın, idareiçin yerel ve bölgesel birimler oluşturma ya da coğrafi bölünme öngörmüş ikenSayıştay için böyle bir teşkilatlanmayı öngörmediği, kanun koyucunun bunuöngörmesinin, kaynağını Anayasa'dan almayan bir yetkinin kullanılması anlamınageleceği, dava konusu kuralın Sayıştay denetimi hizmetlerinin görülmesindeverim ve uyumu düşüreceği, uzun süreli görevlendirmelerden dolayı denetçilerinyerel ilişki ağları geliştirerek denetimin tarafsızlığını gölgeleyeceği,denetçilerin başka illerde görevlendirme baskısı altında çalışmalarına yolaçarak bağımsızlıklarını tehdit edeceği ve Anayasa'nın öngördüğü denetimbütünlüğünü bozacağı belirtilerek kuralın, Anayasanın 6. ve 160. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Davakonusu kuralda, Sayıştay Başkanının teklifi ve Sayıştay Genel Kurulunun kararıile gerek görülen illerde denetim grup başkanlıklarının kurulabileceğiöngörülmüştür.
İptaliistenilen kuralın, denetimin çok yoğun olarak yapıldığı yerlerde denetiminetkililiği ve verimliliğini sağlamak için kamu yararı amacıyla öngörüldüğüanlaşılmaktadır. Böyle bir düzenleme ise anayasal sınırlar içinde kanunkoyucunun takdirindedir.
Anayasa'nın160. veya diğer maddelerinde Sayıştayın merkezi teşkilatlanması gerektiğikonusunda bir hüküm bulunmamaktadır. Aksine Anayasa'nın 160. maddesinin sonfıkrasında, Sayıştayın kuruluşu ve işleyişine ilişkin hükümlerin kanunladüzenleneceği belirtilerek bu konuda kanun koyucuya takdir yetkisitanınmaktadır. Bu nedenle, kanun koyucunun takdir yetkisine dayanarak yapmışolduğu düzenlemede Anayasa'ya aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanannedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın 160. maddesine aykırı değildir. İptalisteminin reddi gerekir.
KuralınAnayasa'nın 6. maddesiyle bir ilgisi görülmemiştir.
11-Kanun'un 35. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının (a) Bendinde Yer Alan “Sayıştaytarafından yerindelik denetimi yapılamaz, idarenin takdir yetkisinisınırlayacak ve ortadan kaldıracak karar alınamaz.” Biçimindeki Son Cümlesininİncelenmesi
Davadilekçesinde, idari işlem ve eylemlerin idari yargı yoluyla denetiminde “yerindelikdenetimi yapılamayacağı” kuralının, güçler ayrılığı ilkesininteminatlarından biri olup bu manada önemli olduğu, burada önemli olan hususun,idarenin takdir yetkisini sınırlayacak ve ortadan kaldıracak karar alınmasının,yerindelik denetimi yapılmasının ancak uyulması zorunlu, bağlayıcı kararlar,yani yargı kararları için söz konusu olabileceği gerçeği olduğu, Sayıştayınbağlayıcı, uyulması zorunlu, yargısal kararlarının sadece düzenlilik denetimikapsamındaki hukuka aykırı mali işlemler için geçerli olduğu, ancak, hiçbirkamu idaresinin hukuka aykırı işlem yapma gibi bir takdir hakkından söz etmeninde şüphesiz mümkün olmadığı, yargılama konusu olmayan, tavsiyelerle sonlanan,hata ve sorumlu bulmaya değil, kamu yönetiminde geleceğe yönelik iyileştirmelereodaklanan ve bu amaçla tavsiyeler üreten, bu tavsiyelerin de ancak TBMM'ninbenimsemesiyle kamu idarelerine yine Sayıştay değil, TBMM tarafından iletildiğiperformans denetimi yoluyla yerindelik denetimi kavramınınilişkilendirilmesinin ise eşyanın tabiatına aykırı ve ancak bir kavramkarışıklığı sonucu olabileceği, iptali istenilen hükmün Anayasa'nın 125.maddesinde yer alan “Yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukukauygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklindekullanılamaz.” hükmünden esinlenerek yasalaştırıldığınınanlaşıldığı, ancak, Anayasa'nın 125. maddesindeki düzenlemenin Sayıştaytarafından yapılacak denetimlerle uzaktan ya da yakından herhangi bir ilgisininbulunmadığı, Sayıştayın yapacağı düzenlilik denetimi ile sorumluların hesap veişlemlerini kesin hükme bağlaması faaliyetlerinin, yerindelik denetimininkapsamına girmediği, öte yandan, iktisadi bir kavram olan “performansdenetimi” ile hukuki bir kavram olan “yerindelik denetimi”ninde uzaktan veya yakından hiçbir ilgisinin olmadığı, çünkü, yerindelikdenetiminin sonunda bir yargı kararı verileceği ya da yerindelik denetimininyargısal bir karar olarak ortaya çıkacağı, ancak, Sayıştay denetçilerinceyapılan performans denetimlerinin, Sayıştay yargılama dairelerinin kesinhükümlerine konu oluşturmadığı, Sayıştay denetçilerince hazırlanan performansdenetimi raporlarının, ilgili kurumların görüşünün alınması için SayıştayBaşkanı tarafından kurumlarına gönderildiği ve kurum görüşü alındıktan sonraSayıştay Genel Kuruluna indirildiği, Sayıştay Genel Kurulunun ise performansdenetimi raporu ile kurum görüşlerini değerlendirerek raporda yer alan bulgu veöneriler doğrultusunda gerekli önlemlerin alınmasının takdiri için raporunTBMM'ye gönderilmesine veya gönderilmemesine karar verdiği, Anayasa'nın 87.maddesindeki TBMM'nin denetim görev ve yetkisiyle 160. maddesindeki Sayıştaydenetiminin, Anayasanın “demokratik hukuk devleti” ilkesiyleve demokratik hukuk devletinin olmazsa olmazı “denetim” ilebirlikte değerlendirilmesinin gerektiği, parlamenter demokrasilerin en önemliöğesi olan bu denetimin, yargı denetiminden farklı özelliklere sahip olup,kaynağını, egemenlik yetkisinden ve bütçe hakkından aldığı, aslında,Anayasa'nın 165. maddesinde öngörülen denetimin de bu kapsamdadeğerlendirilmesinin gerektiği, dava konusu kuralın, Sayıştayın TBMM adınayapacağı denetimlere, Anayasa'nın 125. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alanhükme konu oluşturmayan ve söz konusu hükmün amacını aşan bir sınırlama getirdiğibelirtilerek, Anayasa'nın 2., 87., 160. ve 165. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
Davakonusu kuralda, Sayıştay tarafından yerindelik denetimi yapılamayacağı,idarenin takdir yetkisini sınırlayacak ve ortadan kaldıracak kararalınamayacağı belirtilmiştir.
Sayıştaydenetimi, düzenlilik denetimi ve performans denetimini kapsamaktadır.Düzenlilik denetimi de uygunluk ve mali denetimi içermektedir.
Düzenlilikdenetimi kapsamında belirtilen uygunluk denetimi, kamu idarelerinin gelir,gider ve mallarına yönelik hesap ve işlemlerinin hukuka uygunluğuna ilişkindir.Mali denetim ise kamu idarelerinin hesap ve işlemleri ile mali faaliyet, maliyönetim ve kontrol sistemlerinin değerlendirme sonuçları esas alınarak, malirapor ve tablolarının güvenilirliği ve doğruluğuna ilişkin denetimdir.Düzenlilik denetimi sonucunda düzenlenen raporlar, denetlenen eylem veişlemlerin hukuka uygun olup olmadığı ile mali rapor ve tabloların doğru olupolmadığına ilişkin olacaktır.
Uygunlukdenetimi sonucunda iki rapor düzenlenmektedir. Bunlardan ilki, kamuidarelerinin gelir ve giderleri ile ilgili hesap ve işlemlerin hukuka uygunolup olmadığının belirtildiği denetim raporu, diğeri ise kamu idarelerininhesap ve işlemlerinin denetimi sırasında tespit edilen kamu zararına ilişkinolarak düzenlenen yargılamaya esas rapordur. Denetim icrai bir işlem veya kararniteliğinde değildir. Sayıştay tarafından düzenlilik denetimi sonucuhazırlanacak olan denetim raporlarında yerindelik denetimi yapılması, idarenintakdir yetkisini sınırlayacak ve ortadan kaldıracak karar alınması denetiminiçeriği gereği mümkün değildir. Sayıştay dairelerince yargılamaya esas raporüzerinden yapılan yargılama sonucunda da; hesap ve işlemlerin yasaldüzenlemelere uygun olduğuna ya da kamu zararının sorumlulardan tazminine veyagerekli görülen hususların ilgili mercilere bildirilmesine karar verilmektedir.Sayıştay dairelerince yargılamaya esas raporlar sonucunda verilecek kararlar daniteliği gereği yerindelik denetimi yapılan, idarenin takdir yetkisini ortadankaldıracak ve sınırlandıracak kararlar değildir.
Diğerdenetim türü olan performans denetimlerinde de, yapılan harcamalarınyerindeliği sorgulanmamakta, ancak, performans denetiminin tanımı gereği,ilgili kamu idarelerinin işlemlerinin, faaliyetlerinin verimliliği, etkinliğive ekonomikliği gözetilerek bağımsız bir şekilde incelenmekte ve sonucundaulaşılan tespit, bulgu ve öneriler TBMM'ye sunulmaktadır. Performans denetimikapsamında olan verimlilik, etkinlik ve ekonomiklik hususları ise yerindelikdenetimi kavramı içinde yer almaz. Performans denetimi sonucunda da, idarenintakdir yetkisini sınırlayacak ve ortadan kaldıracak karar alınması mümkündeğildir. Yapılan işlem sadece raporlama olup durum tespitinde bulunulmaktadır.
İdarelerin,kanunlarla verilen görevleri yerine getirirken ne tür kararlar almalarıgerektiğinin, her türlü olay ve olgu göz önünde bulundurularak önceden hukukkurallarıyla belirlenmesi mümkün olmadığı gibi, kamu hizmetlerinin ve toplumsalihtiyaçların değişkenliği dikkate alındığında uygun bir yöntem de değildir. Bunedenle, idarelerin karşılaştıkları farklı durumlar karşısında en uygun çözümüüretebilmeleri için takdir yetkisiyle donatılmaları zorunludur. Takdiryetkisinin amacı, idareye farklı çözümler arasından uygun ve yerinde olanıseçme serbestîsi tanımaktır. İdarenin bulduğu çözümün uygun olup olmadığıhukuki bir mesele olmayıp, bir yerindelik sorunudur. Yargı organlarının veişlemleri hukuksal sonuç doğuran dış denetim organlarının, idarece bulunançözümün yerinde olup olmadığını denetlemesi düşünülemez. Aksi takdirde,gerçekte söz konusu idari kararı bu konuda sorumluluk sahibi olan idare değil,herhangi bir sorumluluk taşımayan yargı organı veya ilgili dış denetim kurumuvermiş olur. Dava konusu kuralın da bu konuya açıklık getirmek amacıylaçıkarıldığı anlaşılmaktadır.
Buitibarla, TBMM adına kamu idarelerinin gelir gider ve mallarını denetleyen vebu denetim sonucu elde edilen bulgulara istinaden aynı zamanda hesapyargılaması da yapan Sayıştay'ın, idarelerce yapılan iş ve işlemlerin yerindeolup olmadığını denetlemesi, idarenin takdir yetkisini sınırlayacak ve ortadankaldıracak şekilde belli bir yönde karar almasını zorunlu kılacak görüş vetespitlerde bulunması, Anayasa'yla ve Sayıştayın kuruluş amacıyla bağdaşmaz.
Açıklanannedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın 2. ve 160. maddelerine aykırıdeğildir. İptal isteminin reddi gerekir.
KuralınAnayasa'nın 87. ve 165. maddeleriyle bir ilgisi görülmemiştir.
12-Kanun'un 35. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının (b) Bendinin ve 37. Maddesinin(2) Numaralı Fıkrasında Yer Alan “…genel kabul görmüş uluslararası…” İbaresininİncelenmesi
Davadilekçesinde, Dünyada “Genel Kabul Görmüş Denetim Standartları” ile “UluslararasıDenetim Standartları” adlarıyla iki ayrı denetim standardıbulunmakla birlikte, söz konusu iki ayrı denetim standardının “GenelKabul Görmüş Uluslararası Denetim Standartları” adıyla bir arayagetirilmesinden oluşan bir denetim standardının bulunmadığı, Genel Kabul GörmüşDenetim Standartlarının (GAAS), ABD'de özel sektör kuruluşlarınca uygulananGenel Kabul Görmüş Muhasebe Prensiplerinden (GAAP) yola çıkılarak ABD özelsektör denetim otoriteleri tarafından yine ABD'de uygulanmak üzere hazırlanmışdenetim standartları olduğu, Uluslararası Denetim Standartları'nın (ISA) ise,merkezi ABD'de bulunan Uluslararası Muhasebeciler Federasyonu (IFAC) tarafındanyine özel sektör kuruluşları için geliştirilmiş Uluslararası MuhasebeStandartlarından (IAS – IFRS) yola çıkılarak özel sektör kuruluşlarınındenetiminde uygulanmak üzere hazırlanmış ve IFAC Konsey kararlarıyla yürürlüğekonulmuş denetim standartları olduğu, söz konusu iki ayrı muhasebestandartları/prensiplerinin ikisinin de özel sektör kuruluşları içinhazırlanmış olmakla birlikte birbirinden farklı oldukları için muhasebestandartlarından üretilen denetim standartlarından farklılıklar taşıdığı, 5018sayılı Kanun'un 68. maddesinin ikinci fıkrasında, “Dış denetim, genelkabul görmüş uluslararası denetim standartları dikkate alınarak;” ifadesigeçiyor diye, bunun bir çeviri hatası olabileceği düşünülmeden ve belirtilenhususlar hiç dikkate alınmadan aynı hükmün TBMM adına denetim yapan veAnayasa'da yüksek denetim kurumu ve hesap mahkemesi olarak düzenlenmiş bulunanSayıştay Kanunu'na alınmasının kabul edilemez bir hata olduğu, çünküSayıştayın mevcut olmayan bir denetim standardına uygun olarak denetimyürütmesinin söz konusu olamayacağı, öte yandan, “genel kabul görmüşuluslararası denetim standartları” ifadesi ile “genelkabul görmüş denetim standartları” ve “uluslararasıdenetim standartları” nın ikisinin birden ayrı ayrı anlaşılmasıgerekir de denemeyeceği, çünkü bunların birbirinden çok farklı standartlarolduğu, öte yandan, Sayıştayın denetimlerini, belli standartlara uygun olarakyürütmesinin ayrı bir şey, denetimlerinde standartları göz önündebulundurmasının ise farklı bir şey olduğu, Sayıştayın Anayasal göreviniAnayasa'ya uygun bir şekilde yerine getirebilmesi için, genel kabul görmüşdenetim standartlarını veya uluslararası denetim standartlarını aynenbenimsemesi değil, tüm Dünya Sayıştaylarının yaptığı gibi kendine uyarlamasıgerektiği, uyarlamanın yapılacağı yerin de Kanun olmayıp yönetmelik verehberler olması gerektiği, Sayıştayın mevcut olmayan denetim standartlarınagöre denetim yapmasını öngören, dava konusu kuralların hukuk devletininunsurlarından olan kurallarda belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerineuymadığı ve ayrıca INTOSAI Denetim Standartlarına uygun denetim yapmakdurumunda olan Sayıştayı, özel sektör kuruluşlarının denetimi içingeliştirilmiş bulunan denetim standartlarına uygun denetim yapmaya kayıtsızşartsız zorladığı ve Sayıştay denetimini kanunla sınırlandırdığı belirtilerekkural ve ibarenin, Anayasa'nın 2. ve 160. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
Kanun'un35. maddesinin (1) numaralı fıkrasının dava konusu (b) bendinde, denetimingenel kabul görmüş uluslararası denetim standartlarına uygun olarakyürütüleceği belirtilmiş; 37. maddenin dava konusu ibareyi içeren (2) numaralıfıkrasında ise denetim sürecine ilişkin hususların, kanunlar dikkate alınmak vegenel kabul görmüş uluslararası denetim standartlarından yararlanmak suretiylehazırlanacak yönetmelik, standart ve rehberlerde belirtileceği öngörülmüştür.
Denetim,dinamik ve sürekli değişime kapalı olmaması gereken bir olgudur. Yüksek denetimkurumları, küreselleşen dünyamızda yeni rollere ve değişimlere açıkolmalıdır. Yüksek denetim kurumları, ulusal boyutta gerçekleştirdikleriişler dışında uluslararası alanda da örgütlenmekte ve ulusal sınırları aşarakgloballeşen dünyada gerçekleştirdikleri işbirliği ve dayanışma ile ulusal veuluslararası alanda önemli bir yere sahip olmaktadırlar.
Davakonusu kuralların, denetçinin bağımsızlığının ve denetim sonuçlarınıngüvenirliliğinin korunmasını, keyfiliğin önüne geçilmesini ve denetimin dinamikve sürekli değişime açık bir olgu olması da gözetilerek, bu değişikliğinuygulanmasını sağlamak için kamu yararı amacıyla öngörüldüğü anlaşılmaktadır.Böyle bir düzenlemenin de anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdirindeolduğu açıktır.
Davakonusu 35. maddenin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde yer alan “Denetimgenel kabul görmüş uluslararası denetim standartlarına uygun olarak yürütülür.” hükmünün,5018 sayılı Kanun'un 68., 6085 sayılı Kanun'un 37. maddelerindeki hükümler veINTOSAI Denetim Standartlarında yer alan, standartların her birinin yüksekdenetim kuruluşunun kendi anayasal, yasal ve diğer şartları çerçevesindedeğerlendirilmesi ve uygulanması gerektiğine ilişkin açıklamasıgözetilerek, “Denetim, genel kabul görmüş uluslararası denetimstandartları dikkate alınarak yürütülür.” şeklinde anlaşılmasıgerekir.
Davakonusu kural ve ibarede geçen “genel kabul görmüş uluslararası” ibarelerininbelirli olmadığı ileri sürülmüş ise de, dava konusu kuralın gerekçesinden genelkabul görmüş uluslararası denetim standartlarının başta Lima Deklarasyonu olmaküzere, INTOSAI Denetim Standartlarına yer verilmiş olduğu gözetildiğinde, davakonusu kural ve ibarede belirsizlik ve hukuk devleti ilkesine aykırılıkbulunduğu söylenemez.
Diğeryandan, dava konusu kurallar Sayıştay tarafından yapılan denetimi sınırlamaktanöte denetimde meydana gelecek olan gelişmelerin uygulanmasına olanaksağladığından, Anayasa'nın 160. maddesinde belirtilen Sayıştay denetiminisınırlandırdığından söz edilemez.
Açıklanannedenlerle, dava konusu kural ve ibare Anayasa'nın 2. ve 160. maddelerineaykırı değildir. İptal istemlerinin reddi gerekir.
13-Kanun'un 35. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının (ç) Bendinde Yer Alan “…güncel…” Sözcüğününİncelenmesi
Dava dilekçesinde, Sayıştayın, bir haber ajansı, reklam veyakamuoyu araştırma şirketi değil, anayasal bir yüksek denetim kurumu ve hesapmahkemesi olduğu, Anayasa'nın 160. maddesinde Sayıştaya TBMM adına denetimyapma ve sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlama göreviverildiği, denetim metodolojisinin salt güncel olması nedeniyle Sayıştaytarafından uygulanmasının kanun ile öngörülmesinin doğru bir yaklaşım olmadığı,çünkü güncel olan her şeyin popüler olabileceği fakat, doğru olmasının sınanaraktest edilmesinden geçtiği, sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükmebağlama yetkisi olan anayasal bir kurumdan, ne olduğu belirsiz güncelin peşinetakılması değil, bilimselliği test edilerek sınanmış, tartışma götürmeyenmetodolojilere dayalı denetim yapmasının beklenmesi gerektiği, kaldı ki, güncelsözcüğünün, hukuksal anlamda, belirlilik içermediği gibi öngörülebilir deolmadığı, yasa kurallarının, hiçbir tartışmaya yer vermeyecek şekilde açık,anlaşılabilir ve öngörülebilir olması gerektiği belirtilerek dava konususözcüğün, Anayasa'nın 2. ve 160. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kanun'un davakonusu sözcüğün de yer aldığı 35. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç)bendinde, denetimlerin, güncel denetim metodolojilerinin uygulanmasında gerekliözen gösterilerek gerçekleştirileceği öngörülmektedir
Anayasa'nın2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri “belirlilik”tir.Bu ilkeye göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangibir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır veuygulanabilir olması gereklidir.
Davakonusu sözcüğün bulunduğu kuralın, denetimin; dinamik ve değişken olmasıgözetilerek, meydana gelen bilimsel ve teknolojik gelişmelerden faydalanmaksuretiyle değişen koşullara uyularak yapılabilmesi için kamu yararı amacıylaçıkarıldığı anlaşılmaktadır. Böyle bir düzenleme anayasal sınırlar içinde kanunkoyucunun takdirinde olduğu gibi Anayasa'nın 160. maddesinin de gereğidir.
Açıklanannedenlerle, dava konusu sözcük Anayasa'nın 2. ve 160. maddelerine aykırıdeğildir. İptal isteminin reddi gerekir.
14-Kanun'un 38. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının Birinci Cümlesinde YerAlan “…düzenlilik ve performans…” ile “…idareleritibariyle birleştirilir ve bir örneği…” İbarelerinin İncelenmesi
Davadilekçesinde, performans denetimi raporlarının idareler itibariyle ve yıllıkolarak birleştirilmesinin mümkün ve anlamlı olmadığı, çünkü performansdenetiminin düzenlilik denetiminden farkının, bütçe yılı ile bağlantısınınbulunmayışı ve yıllık, periyodik bir denetim olmayışından kaynaklandığı, performansdenetiminin, kurumların bazı faaliyetlerini, hatta çoğunlukla birden fazlakurumu ilgilendiren kamusal faaliyetleri konu aldığı ve konunun gerektirdiğizaman dilimine uzandığı, maddede geçen performans denetimi raporu ifadesiyleİNTOSAİ Denetim Standartlarında öngörülen performans raporu değil de, Kanun'un2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendinde tanımlanan performans ölçümükastediliyor ise, performans ölçümü/değerlendirmesinin Kanun'un “FaaliyetDeğerlendirme Raporu” başlıklı 39. maddesinin konusunuoluşturduğundan bu madde ile ilgisinin bulunmadığı, Kanun'un 38. maddesindebelirtildiği şekliyle genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin düzenlilikdenetimi sonucunda, gelir, gider ve mal hesap ve işlemlerine yönelik tespitedilen (kamu zararı dahil) mevzuata aykırılıkların idareler itibariylebirleştirilerek ilgili kamu idarelerine gönderilmesinin ve üst yöneticilerdenalınan cevaplarla birlikte yeniden düzenlenerek yargılama dairesi ve RaporDeğerlendirme Kurulunun görüşlerinden sonra TBMM'ye sunulmasının, anayasaldüzeyde bir çok önemli hukuki sorunlara yol açacağı, Anayasa'nın 160. ve 164.maddelerine göre, Sayıştayın sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükmebağlayabilmesi için Kanun'un 36. maddesine göre hesap ve işlemlerin incelenmesive 48. maddesine göre de mevzuata aykırı bulunan denetim bulguları hakkındasorgu düzenlenerek sorumluların savunmalarının alınması ve sorgu ve savunmalaragöre düzenlenen raporların yargılama dairelerine intikal ettirilmesi, raporunyargılama dairelerinde yargılanması ve temyiz aşamasından geçerek kesin hükümniteliğini kazanmasının gerektiği, ancak, 5018 sayılı Kanun'un 68. maddesi ileKanun'un 38. maddesinin söz konusu bulgular hakkında üst yöneticilerincevaplarını alarak üst yöneticilerin yönetsel sorumluluklarına esas oluşturmaküzere TBMM'ye sunulmasını öngördüğünü, bulguların Sayıştayda kesin hükmebağlanmadan TBMM'ye sunulmasının bir takım hukuki sorunları beraberindegetireceği, çünkü, TBMM'ye sunulmuş bulgular hakkında Sayıştay yargılamadaireleri sorumluların savunmalarını yerinde görerek beraatlerine kararverebilecekleri gibi, tazmin hükmü verilmiş olsa dahi sorumluların temyiziüzerine Temyiz Kurulu, daire kararının değiştirilerek onanmasına veya tamamenkaldırılmasına karar verebileceği, Sayıştayın mevzuata aykırı bularak TBMM'yeraporladığı bulguların, sonradan Sayıştay yargılama dairelerinde mevzuataaykırı bulunmamasının neden olacağı hukuki sorunların yanında, SayıştayınTBMM'ye sunduğu raporların doğruluğu ve güvenirliği hakkında derin kuşkularayol açarak Sayıştay denetim ve yargılamasını siyasi tartışma ve polemik konusuhâline getireceği ya da bulguların mevzuata aykırı görülerek TBMM'ye sunulmuşolmasının Sayıştay yargılama dairelerini hukuka aykırı tazmin kararı vermeyezorlayacağı, iptali istenilen ibarelerin, idareler itibariyle yıllık olarakbirleştirilmesi mümkün olmayan performans denetimi raporlarının düzenlilikdenetimi raporlarıyla birleştirilmesini ve genel yönetim kapsamındaki kamuidarelerinin gelir, gider ve mal hesap ve işlemlerinden mevzuata aykırı bulunanve bu yanıyla hesap yargılamasına konu oluşturan hususların da TBMM'yesunulmasını öngördüğünden dava konusu ibarelerin, Anayasa'nın 2. ve 160.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kanun'undava konusu ibarelerin de yer aldığı 38. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınbirinci cümlesinde, kamu idarelerinin düzenlilik ve performans denetimlerisonucunda denetim grup başkanlıklarınca düzenlenen denetim raporlarınınidareler itibariyle birleştirileceği ve bir örneğinin Sayıştay Başkanlığıncailgili kamu idaresine gönderileceği belirtilmektedir.
6085sayılı Kanun'a göre düzenlilik denetimi sonucu hazırlanacak raporlar denetimraporları ve yargılamaya esas rapordur. Düzenlilik ve performans denetimlerininbirlikte yapılması esas olup, yapılacak bu denetimlerde dava konusu ibarelerinbulunduğu kural uyarınca birleştirilecek olan raporlar, düzenlilik denetimindeyargılamaya esas rapor dışında kalan denetim raporları ve performans denetimisonucunda hazırlanan raporlardır.
Kanunkoyucunun dava konusu ibarelerin bulunduğu kural ile aynı idareye ilişkinolarak yapılan düzenlilik ve performans denetimleri sonucunda raporlarınbirleştirmesini öngörerek, söz konusu idare açısından ortaya çıkan durumun heridare bazında, her açıdan görülebilmesini sağlamak olduğu anlaşılmaktadır.Böyle bir düzenlemenin anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdirindeolduğu da açıktır.
Ayrıca,Anayasa'nın 160. maddesinde Sayıştay raporlarının neler olacağı ve ne şekildedüzenlenecekleri belirtilmemiştir. Yalnızca, Anayasa'nın 160. maddesinin sonfıkrasında, “Sayıştay'ın…işleyişi, denetim usulleri…..kanunladüzenlenir.” kuralına yer verilerek gerekli düzenlemeler kanunkoyucunun takdirine bırakılmıştır. Dava konusu ibareler ise bu kapsamdaolduğundan Anayasa'nın 160. maddesine aykırı değildir.
Açıklanannedenlerle, dava konusu ibareler Anayasa'nın 2. ve 160. maddelerine aykırıdeğildir. İptal istemlerinin reddi gerekir.
15-Kanun'un 39. Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasının Son Cümlesinde Yer Alan “…birörneği de ilgili mahallî idarenin meclisine…” İbaresinin İncelenmesi
Davadilekçesinde, Sayıştayın Anayasa'dan aldığı yetkiyle denetlediği mahallîidarelerin meclislerine, mahallî idarelerin idare faaliyet raporları hakkındakiSayıştay değerlendirmesini göndermesinin, mahallî idarelerin meclisleriniSayıştayın adına denetim yaptığı TBMM ile eş görmesi anlamına geldiğibelirtilerek dava konusu ibarenin, Anayasa'nın 160. maddesine aykırı olduğuileri sürülmüştür.
Kanun'un39. maddesinin (1) numaralı fıkrasında; kamu idareleri tarafından gönderilenidare faaliyet raporlarının, İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan mahallîidareler genel faaliyet raporu ve Maliye Bakanlığınca hazırlanan genel faaliyetraporunun denetim grup başkanlıklarınca denetim sonuçları da dikkate alınarakdeğerlendirileceği öngörülmektedir. Maddenin dava konusu ibarenin bulunduğu (2)numaralı fıkrasında ise denetim grup başkanlıklarınca bu konuda hazırlanandeğerlendirme raporları esas alınarak hazırlanan faaliyet genel değerlendirmeraporunun, Rapor Değerlendirme Kurulunun görüşü alındıktan sonra SayıştayBaşkanı tarafından mahallî idarelere ait olanlar hariç olmak üzere idarefaaliyet raporları, genel faaliyet raporu ve mahallî idareler genel faaliyetraporu ile birlikte TBMM'ye sunulacağı ve bir örneğinin Maliye Bakanlığınagönderileceği, mahallî idarelerin idare faaliyet raporları hakkındaki Sayıştaydeğerlendirmesinin bir örneğinin İçişleri Bakanlığına, bir örneğinin de ilgilimahallî idarenin meclisine gönderileceği hüküm altına alınmıştır.
Anayasa'nın160. maddesinde, “Mahallî idarelerin hesap ve işlemlerinin denetimi vekesin hükme bağlanması Sayıştay tarafından yapılır.” denilmektedir.
Anayasa'nın160. maddesinin birinci fıkrasında; TBMM adına Sayıştay tarafından denetlenecekkurumlar arasında mahallî idareler sayılmamış, maddenin üçüncü fıkrasındamahallî idarelerin Sayıştay tarafından denetleneceği belirtilmiştir. Mahallîidareler, yetkileri belirli bir coğrafi alan ve hizmetlerle sınırlı olarakkamusal faaliyet gösteren belediye, il özel idaresi ile bunlara bağlı veyabunların kurdukları veya üye oldukları birlik ve idareleri kapsamına almasınedeniyle merkezi hükümet bütçesi kapsamı dışında tutulmuşlardır. Ancak mahallîidarelerin, diğer kurumların bütçeleri ile bağlantılı olmasından dolayıfaaliyet, hedef ve sonuçları, bütçe ekinde TBMM'ye sunulmaktadır.
Mahallîidarelerin bütçeleri ve kesin hesap işlemleri kendi yerel meclislerinde görüşülmekteve onaylanmaktadır. Bu nedenle, dava konusu ibarenin, mahallî idarelerin idarefaaliyet raporları hakkındaki Sayıştay değerlendirmesinden mahallî idaremeclislerinin bilgi sahibi olması ve gereğinin yapılmasının sağlanması içinkamu yararı amacı ile düzenlendiği anlaşılmaktadır. Böyle bir düzenlemenin deanayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdirinde olduğu açıktır.
Sayıştayınmahallî idareleri denetlemesi Anayasa'nın 160. maddesinin üçüncü fıkrasıuyarınca verilen görevden kaynaklanmaktadır. Mahallî idarelerin idare faaliyetraporları hakkındaki Sayıştay değerlendirmesinin ilgili mahallî idareninmeclisine gönderilmesi, mahallî idarelerin meclislerini Sayıştay'ın adınadenetim yaptığı TBMM ile eş görmesi anlamına gelmez.
Öteyandan, Anayasa'nın 160. maddesinde Sayıştayın, mahallî idarelerin idarefaaliyetleri raporları hakkındaki değerlendirmesinin bir örneğini mahallîidarenin meclisine göndermesini yasaklayan bir hüküm de bulunmamaktadır.Aksine, Anayasa'nın 160. maddesinin son fıkrasında, Sayıştayın kuruluşu,işleyişi ve denetim usullerinin kanunla düzenleneceği öngörülmektedir. Davakonusu ibare de kanunla düzenlenmiştir.
Açıklanannedenlerle, dava konusu ibare Anayasa'nın 160. maddesine aykırı değildir. İptalisteminin reddi gerekir.
16-Kanun'un 45. Maddesinin İncelenmesi
Davadilekçesinde, Sayıştayın görevlerinin Anayasa'nın 160. maddesinde sayılmış ikendava konusu kural ile Sayıştaya kaynağını Anayasa'dan almayan yeni görevlerverildiği ve Anayasa'ya göre TBMM adına denetim yapan Sayıştayın, verilen bugörevler temelinde kanun ile adeta TBMM'ye bağlı görev yapan bir teftiş veyadenetleme kuruluna dönüştürüldüğü, bu durumun Sayıştayın bağımsızlığı vetarafsızlığına aykırılık teşkil edeceği, öte yandan, TBMM'de sadeceihtisas komisyonlarının sayısının 17 olup, bunlara kurulabilecek araştırma vesoruşturma komisyonları da eklenince TBMM Başkanlığından gelebilecek denetim veinceleme taleplerinin ulaşabileceği boyut ve söz konusu taleplere öncelikverilecek olmasının, Sayıştayın Anayasa'dan kaynaklanan ve belirli bir programtemelinde yürütülmesi gereken görevlerinin yapılmasını engelleyebileceğibelirtilerek dava konusu kuralın, Anayasa'nın 6. ve 160. maddelerine aykırıolduğu ileri sürülmüştür.
Davakonusu kuralda, TBMM Başkanlığının; araştırma, soruşturma ve ihtisaskomisyonlarının kararına istinaden Sayıştaydan, talep edilen konuyla sınırlıolmak kaydıyla denetimine tâbi olup olmadığına bakılmaksızın özelleştirme,teşvik, borç ve kredi uygulamaları dâhil olmak üzere, tüm kamu kurum vekuruluşlarının hesap ve işlemleri ile aynı usule bağlı olarak, kullanılan kamukaynak ve imkânlarından yararlanma çerçevesinde, her türlü kurum, kuruluş, fon,işletme, şirket, kooperatif, birlik, vakıf ve dernekler ile benzeriteşekküllerin hesap ve işlemlerinin denetlenmesini talep edebileceği, denetimsonuçlarının TBMM Başkanlığına sunulacağı ve TBMM'den gelen denetim taleplerineöncelik verileceği, Cumhurbaşkanlığının bu madde kapsamı dışında olduğuöngörülmüştür.
Anayasa'nın160. maddesinin birinci fıkrasında, “Sayıştay, merkezi yönetim bütçesikapsamındaki kamu idareleri ile sosyal güvenlik kurumlarının bütün gelir vegiderleri ile mallarını TBMM adına denetlemek ve sorumluların hesap veişlemlerini kesin hükme bağlamak ve kanunlarla verilen inceleme, denetleme vehükme bağlama işlerini yapmakla görevlidir….” denilmektedir.
Anayasa'nın87. ve 98. maddeleri uyarınca, TBMM'nin denetleme yetkisi bulunmaktadır. Davakonusu kuralda belirtilen tüm kamu kurum ve kuruluşları ile kullanılan kamukaynak ve imkânlarından yararlanma çerçevesinde her türlü kurum, kuruluş, fon,işletme, şirket, kooperatif, birlik, vakıf ve dernekler ile benzeriteşekküllerin hesap ve işlemlerinin denetlenmesini talep edebilmesi de bu yetkikapsamındadır. Anayasa'nın 160. maddesinin birinci fıkrasında, Sayıştayınanayasal görevleri yanında aynı fıkrada yer alan, kanunlarla verilen inceleme,denetleme ve hükme bağlama işlerini yapmakla görevlidir hükmü kapsamındaSayıştaya kanun ile yeni bir görev verilmesinde Anayasa'ya aykırılıkbulunmamaktadır.
Açıklanannedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın 160. maddesine aykırı değildir. İptalisteminin reddi gerekir.
17-Kanun'un 51. Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasının (a) Bendinde Yer Alan “…ilgilikamu idaresinin adı ve denetim dönemi,” İbaresinin İncelenmesi
Davadilekçesinde, Kanun'un 51. maddesinde Sayıştay ilâmlarının düzenlendiği ve (2)numaralı fıkrasının dava konusu ibarenin bulunduğu (a) bendinde ilâmlarda “ilgilikamu idaresinin adı ve denetim dönemi”nin yer alacağı hükmüne yerverilirken; “Kanun Yollarına Başvurma” başlıklı 54. maddesinin(1) numaralı fıkrasında, temyiz, yargılamanın iadesi ve karar düzeltmesitaleplerinin Sayıştay Başkanlığına hitaben yazılmış dilekçe ile yapılacağı; (2)numaralı fıkrasının (c) bendinde ise dilekçelerde “ilgili hesabın adıve yılı” hususlarının bulunacağının belirtildiği, kanunyollarına başvuru dilekçelerine “ilgili hesabın adı ve yılı”nınyazılması zorunlu olmakla birlikte yazılabilmesi için bilinmesi, bilinmesi içinde kanun yollarına başvurulan Sayıştay ilâmlarında yazılı olmasının gerektiği,Kanun'un ilâmlara ilişkin 51. maddesinde ilâmlarda yer alacak hususlar içinde “ilgilihesabın adı ve yılı”na yer verilmediği gibi bunun yerine geçmek üzere “ilgilikamu idaresinin adı ve denetim dönemi”ne yer verildiği, ancak, “İlgilikamu idaresinin adı ve denetim dönemi” ile “ilgilihesabın adı ve yılı” ifadelerinin birbirinden çok farklı olduğu,dava konusu ibarenin sorumluların hesap ve işlemlerinin kesin hükmebağlandığının belgesi olan Sayıştay ilâmlarında, kesin hükme bağlanan hesabailişkin açıklayıcı asgari bilgileri içermediği, sorumluların kanun yollarınabaşvurmalarına taban oluşturmak yerine, neyi neden amaçladığının ve ne işeyarayacağının belli olmadığı ve Kanun'un 54. maddesinin (2) numaralı fıkrasının(c) bendiyle çelişkili olduğu belirtilerek dava konusu ibarenin, Anayasa'nın 2.ve 160. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kanun'un51. maddesinde, Sayıştay daireleri tarafından verilen ilâmların ne şekildedüzenleneceği ve ilâmlarda yer alması gereken hususlar belirtilmektedir. Davakonusu ibarenin yer aldığı kuralda da, ilâmlarda daire ve karar numarası ileilgili kamu idaresinin adı ve denetim döneminin yer alacağı öngörülmektedir.
Anayasa'nın2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri “belirlilik”tir.Bu ilkeye göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangibir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır veuygulanabilir olması gereklidir.
Davadilekçesinde, Kanun'un ilâmlara ilişkin 51. maddesinde, ilâmlarda yer alacakhususlar içinde “ilgili kamu idaresinin adı ve denetim dönemi”neyer verildiği, ancak Kanun'un “Kanun yollarına başvurma” başlıklı54. maddesinin birinci fıkrasında, temyiz, yargılamanın iadesi ve karardüzeltilmesi taleplerinin Sayıştay Başkanlığına hitaben yazılmış imzalı dilekçeile yapılacağının belirtildiği, ikinci fıkrasının (c) bendinde ise budilekçede “ilgili hesabın adı ve yılı”nın bulunması gerektiğininyer aldığı, her iki kuralda farklı hükümlerin yer almasının sorumluların kanunyollarına başvurabilmelerini ve Sayıştay ilâmlarının takibini engellediği ilerisürülmüş ise de ilâmlarda ve kanun yollarına başvuru dilekçesinde yer almasıgereken hususlar gözetildiğinde, sorumluların kanun yollarına başvurabilmelerinive Sayıştay ilâmlarının takibini engelleyici bir hususun bulunmadığıanlaşılmaktadır. İncelenen kuralda belirtilen ilgili idarenin adı ve denetimdöneminin Kanun'un 54. maddesinde öngörülen hükümle uyumluluk içerip içermediğihususu ise anayasal denetime esas oluşturmaz.
Öteyandan, dava konusu ibarede yer alan ilgili kamu idaresinin adı ve denetimdöneminden ne anlaşılması gerektiği ise 5018 ve 6085 sayılı Kanun hükümleri ileaçık bir şekilde belirtildiğinden, dava konusu ibarenin belirlilik veöngörülebilirlik ilkelerine aykırı bir yönü bulunmamaktadır.
Açıklanannedenlerle, dava konusu ibare Anayasa'nın 2. ve 160. maddelerine aykırıdeğildir. İptal isteminin reddi gerekir.
18-Kanun'un 79. Maddesinin İncelenmesi
Davadilekçesinde, 5018 sayılı Kanun'a ekli Genel Bütçe Kapsamındaki Kamuİdarelerine İlişkin (I) Sayılı Cetvel'in 8. sırasında Sayıştayın sayıldığı,dolayısıyla Sayıştayın merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri içinde yeraldığı, bu bağlamda, Sayıştayın da Anayasa'nın 160. maddesinde öngörüldüğüşekilde Sayıştay tarafından denetlenmesi; ancak denetimin bağımsızlığının vetarafsızlığının güvence altına alınabilmesi için denetimi yürütecek ekibinSayıştay Başkanı tarafından değil, Sayıştay Genel Kurulu tarafındanbelirlenmesinin gerektiği, Anayasa Mahkemesinin 10.11.2009 günlü, E.2007/12,K.2009/153 sayılı kararında da belirtildiği üzere Anayasa'nın 87. maddesindeSayıştay bütçesinin uygulamasının denetlenmesinin TBMM'nin görev ve yetkileriarasında sayılmadığı, bu durumda kanun koyucunun kaynağını Anayasanın 6.maddesinden almayan düzenlemeler yaptığını kabul etmenin gerektiği belirtilerekkuralın, Anayasa'nın 6., 87. ve 160. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
Davakonusu kuralda, Sayıştayın denetlenmesinin, her yıl TBMM adına TBMM BaşkanlıkDivanı tarafından görevlendirilen ve gerekli mesleki niteliklere sahip denetimelemanlarından oluşan bir komisyon tarafından, hesaplar ve bunlara ilişkinbelgeler de esas alınarak yapılacağı öngörülmektedir.
Anayasa'nın87. maddesinde, “Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkileri,kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak; Bakanlar Kurulunu ve bakanlarıdenetlemek; Bakanlar Kuruluna belli konularda kanun hükmünde kararname çıkarmayetkisi vermek; bütçe ve kesin hesap kanun tasarılarını görüşmek ve kabuletmek; para basılmasına ve savaş ilânına karar vermek; milletlerarasıandlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyetamsayısının beşte üç çoğunluğunun kararı ile genel ve özel af ilânına kararvermek ve Anayasanın diğer maddelerinde öngörülen yetkileri kullanmak vegörevleri yerine getirmektir” denilerek, TBMM'nin görev veyetkileri açıkça belirtilmiştir.
Anayasa'nın160. maddesine göre, merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki kamu idareleri ilesosyal güvenlik kurumlarının bütün gelir ve giderleri ile mallarını TBMM adınadenetlemek ve sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamak vekanunlarla verilen inceleme, denetleme ve hükme bağlama işlerini yapmak göreviSayıştaya aittir.
Sayıştayın,bütçe bakımından merkezi yönetim bütçesi kapsamına giren bir kamu idaresiolduğu kuşkusuzdur. Nitekim, 5018 sayılı Kanun'un 3. maddesi ve ekli (I) SayılıCetvelin 8. sırasında Sayıştay merkezi yönetim kapsamındaki kamu idaresi olarakyer almaktadır.
Anayasa'nın87. maddesinde de, Sayıştayın denetlenmesi TBMM'nin görev ve yetkileri arasındabelirtilmemiştir. Bu durumda, Anayasa'nın 6. maddesine göre kanun koyucununkaynağını Anayasa'dan almadan dava konusu düzenlemeleri yapma yetkisi debulunmamaktadır.
Açıklanannedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın 6., 87. ve 160. maddelerineaykırıdır. İptali gerekir.
SerdarÖZGÜLDÜR, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU ile Zühtü ARSLAN bu görüşe katılmamışlardır.
V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
3.12.2010günlü, 6085 sayılı Sayıştay Kanunu'nun;
A- 79. maddesinin yürürlüğünün durdurulması isteminin, koşullarıoluşmadığından REDDİNE,
B- 1- 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendi, (f)bendinde yer alan “…tespit edilen kamu zararına ilişkin…” ibaresive (k) bendine,
2- 7. maddesinin (6) numaralı fıkrasına,
3-11. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendinde yer alan “RaporDeğerlendirme Kurulu,” ibaresine,
4-17. maddesinin (6) numaralı fıkrasının (c), (ç) ve (d) bentleri ile “Bunundışında mülakat ile ilgili herhangi bir kayıt sistemi kullanılmaz.” biçimindekison cümlesine, (7) numaralı fıkrasının, “Mülakatta başarılı sayılmakiçin, komisyon başkan ve üyelerinin yüz tam puan üzerinden verdikleri puanlarınaritmetik ortalamasının en az yetmiş olması şarttır.” biçimindeki soncümlesine,
5-21. maddesinin (7) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…başkanyardımcılarından birine vekalet verir.” ibaresi ile ikinci cümlesindeyer alan “…başkan yardımcılarından kıdemli olanı…” ibaresine,
6-22. maddesinin (1) numaralı fıkrasının “Başkan yardımcıları dairebaşkanı statüsündedir.” biçimindeki son cümlesine,
7-23. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendinde yer alan “…kamuzararına ilişkin…” ibaresi ile (4) numaralı fıkrasında yeralan “…ve ahizler…” ibaresine,
8-25. maddesinin (5) numaralı fıkrasına,
9-26. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…RaporDeğerlendirme Kuruluna seçilenler dışında kalan…” ibaresine,
10-27. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan “…Rapor DeğerlendirmeKurulu ile…”ibaresine,
11-28. maddesine,
12-31. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (b) ve (ç) bentlerine,
13-32. maddesinin (6) numaralı fıkrasına,
14-35. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde yer alan “Sayıştaytarafından yerindelik denetimiyapılamaz, idarenin takdiryetkisinisınırlayacak ve ortadan kaldıracak karar alınamaz.” biçimindekison cümlesine, (b) bendine ve (ç) bendinde yer alan “…güncel…” sözcüğüne,
15-36. maddesinin (3) numaralı fıkrasına,
16-37. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan “…genel kabul görmüşuluslararası…” ibaresine,
17-38. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…düzenlilikve performans…” ve “…idareler itibariyle birleştirilir ve birörneği…” ibaresine, (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yeralan “…ve Rapor Değerlendirme Kurulunun görüşü alınır.” ibaresiile ikinci cümlesinde yer alan “…Kurulca görüş bildirilen…” ibaresine,
18-39. maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…RaporDeğerlendirme Kurulunun görüşü alındıktan sonra…” ibaresi ile soncümlesinde yer alan “…bir örneği de ilgili mahalli idarenin meclisine…” ibaresine,
19-40. maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…RaporDeğerlendirme Kurulunun görüşü de alındıktan sonra…” ibaresine;
20-42. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “…verapor Değerlendirme Kurulu…” ibaresine,
21-43. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…eylülayı sonuna kadar Rapor Değerlendirme Kuruluna gönderilir.” ibaresi ileikinci cümlesinde yer alan “…Rapor Değerlendirme Kurulu …” ibaresine,
22- 45. maddesine,
23-48. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…kamuzararına yol açan…” ibaresine,
24-51. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendinde yer alan “…ilgilikamu idaresinin adı ve denetim dönemi,” ibaresine,
25-64. maddesinin (3) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “…RaporDeğerlendirme Kurulu ile…” ibaresine,
26-Geçici 3. maddesinin (3) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…RaporDeğerlendirme Kurulu ve…” ibaresine,
yönelikiptal istemleri, 28.2.2013 günlü, E.2011/21, K.2013/36 sayılı kararlareddedildiğinden, bu maddelere, fıkralara, bentlere, cümlelere, ibarelere vesözcüğe ilişkin yürürlüğün durdurulması istemlerinin REDDİNE,
28.2.2013gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VI- SONUÇ
3.12.2010günlü, 6085 sayılı Sayıştay Kanunu'nun;
A-2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendi ile 36. maddesinin (3) numaralıfıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadıklarına ve iptal istemlerinin REDDİNE,OYBİRLİĞİYLE,
B-2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (f) bendinde yer alan “…tespitedilen kamu zararına ilişkin…”, 23. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a)bendinde yer alan “…kamu zararına ilişkin…” ve 48. maddesinin(1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…kamu zararına yolaçan…” ibarelerinin Anayasa'ya aykırı olmadıklarına ve iptalistemlerinin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
C-2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (k) bendinin Anayasa'ya aykırı olmadığınave iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
D-7. maddesinin (6) numaralı fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalisteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
E-17. maddesinin;
1-(6) numaralı fıkrasının;
a-(c), (ç) ve (d) bentlerinin Anayasa'ya aykırı olmadıklarına ve iptalistemlerinin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
b- “Bunundışında mülakat ile ilgili herhangi bir kayıt sistemi kullanılmaz.” biçimindekison cümlesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, MehmetERTEN, Osman Alifeyyaz PAKSÜT ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA,
2-(7) numaralı fıkrasının, “Mülakatta başarılı sayılmak için, komisyonbaşkan ve üyelerinin yüz tam puan üzerinden verdikleri puanların aritmetikortalamasının en az yetmiş olması şarttır.” biçimindeki son cümlesininAnayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
F-21. maddesinin (7) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…başkanyardımcılarından birine vekalet verir.” ve ikinci cümlesinde yeralan “… başkan yardımcılarından kıdemli olanı…” ibareleri ile22. maddesinin (1) numaralı fıkrasının “Başkan yardımcıları dairebaşkanı statüsündedir.” biçimindeki son cümlesinin ve 25. maddesinin(5) numaralı fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadıklarına ve iptal istemlerininREDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
G-23. maddesinin (4) numaralı fıkrasında yer alan “…ve ahizler…” ibaresininAnayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
H-28. maddesinin ve 11. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendinde yeralan “Rapor Değerlendirme Kurulu,” ibaresinin; 26. maddesinin(1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…RaporDeğerlendirme Kuruluna seçilenler dışında kalan…” ibaresinin; 27.maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan “…Rapor DeğerlendirmeKurulu ile…” ibaresinin; 38. maddesinin (2) numaralı fıkrasınınbirinci cümlesinde yer alan “…ve Rapor Değerlendirme Kurulunun görüşüalınır.”ibaresi ile ikinci cümlesinde yer alan “…Kurulca görüşbildirilen…” ibaresinin; 39. maddesinin (2) numaralı fıkrasınınbirinci cümlesinde yer alan “…Rapor Değerlendirme Kurulunun görüşüalındıktan sonra…” ibaresinin; 40. maddesinin (2) numaralı fıkrasınınbirinci cümlesinde yer alan “… Rapor Değerlendirme Kurulunun görüşü dealındıktan sonra…” ibaresinin; 42. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınikinci cümlesinde yer alan “… ve rapor Değerlendirme Kurulu…” ibaresinin;43. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…eylülayı sonuna kadar Rapor Değerlendirme Kuruluna gönderilir.” ibaresi ileikinci cümlesinde yer alan “… Rapor Değerlendirme Kurulu…” ibaresinin;64. maddesinin (3) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “…RaporDeğerlendirme Kurulu ile…” ibaresinin; Geçici 3. maddesinin (3)numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…Rapor DeğerlendirmeKurulu ve…” ibaresinin Anayasa'ya aykırı olmadıklarına ve iptalistemlerinin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
I-31. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (b) ve (ç) bentlerinin Anayasa'ya aykırıolmadıklarına ve iptal istemlerinin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
J-32. maddesinin (6) numaralı fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalisteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
K-35. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde yer alan “Sayıştaytarafından yerindelik denetimi yapılamaz, idarenin takdir yetkisinisınırlayacak ve ortadan kaldıracak karar alınamaz.” biçimindeki soncümlesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE,OYBİRLİĞİYLE,
L-35. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinin ve 37. maddesinin (2)numaralı fıkrasında yer alan “…genel kabul görmüş uluslararası…” ibaresininAnayasa'ya aykırı olmadıklarına ve iptal istemleri REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
M-35. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç) bendinde yer alan “…güncel…” sözcüğününAnayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
N-38. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…düzenlilikve performans…” ile “…idareler itibariyle birleştirilir ve birörneği…” ibarelerinin Anayasa'ya aykırı olmadıklarına ve iptalistemlerinin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
O-39. maddesinin (2) numaralı fıkrasının son cümlesinde yer alan “…birörneği de ilgili mahalli idarenin meclisine…” ibaresinin Anayasa'yaaykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
P- 45. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE,OYBİRLİĞİYLE,
R-51. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendinde yer alan “…ilgilikamu idaresinin adı ve denetim dönemi,” ibaresinin Anayasa'ya aykırıolmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
S-79. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Serdar ÖZGÜLDÜR, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU ile Zühtü ARSLAN'ın karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA,
28.2.2013gününde karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
Zühtü ARSLAN
KARŞIOYGEREKÇESİ
6085sayılı Kanun'un 17. maddesinin (6) fıkrasının iptali istenilen son cümlesinde “Bunundışında mülâkat ile ilgili herhangi bir kayıt sistemi kullanılmaz” denilmektedir.
9.6.1930günlü, 1700 sayılı Dâhiliye Memurları Kanunu'nun 2. maddesinden sonra gelmeküzere eklenen 2/A maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesindeki “Bunundışında mülâkat ile ilgili herhangi bir kayıt sistemi kullanılmaz.” biçimindekikuralın iptal isteminin reddine ilişkin 14.04.2011 günlü, 2009/63 Esas,2011/66 Karar sayısı ile verilen ve 23.7.2011/28003 sayılı Resmi Gazete'deyayımlanan Anayasa Mahkemesi kararının “KARŞIOY GEREKÇESİ” yazısının(I) numaralı bendinde belirttiğim gerekçe ile Anayasa'nın36. ve 125. maddelerine aykırı olan kuralın iptali gerekir.
Açıklanannedenle çoğunluğun ret kararına katılmadım.
Üye
Mehmet ERTEN
KARŞIOYGEREKÇESİ
6085sayılı Sayıştay Kanunu'nun “Sayıştayın denetlenmesi, her yıl Türkiye BüyükMillet Meclisi adına Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı tarafındangörevlendirilen ve gerekli mesleki niteliklere sahip denetim elemanlarındanoluşan bir komisyon tarafından, hesaplar ve bunlara ilişkin belgeler de esasalınarak yapılır” şeklindeki 79. maddesi iptal edilmiştir.
Anayasa'nın160. maddesinde, Sayıştay'ın merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki kamuidareleri ile sosyal güvenlik kurumlarının bütün gelir ve giderleri ilemallarını Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) adına denetlemekve sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamak ve kanunlarda verileninceleme, denetleme ve hükme bağlama işlerini yapmakla görevli olduğubelirtilmektedir. Bu anayasal hükmün doğal sonucu olarak ve yine Anayasa'nın161. ve 164. maddeleri karşısında, tüm merkezi yönetim bütçesindeki kamuidareleri ile sosyal güvenlik kurumlarının harcama yetkilerinin kaynağı vetemeli, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu konudaki iradesinde tecellietmektedir. Harcama yetkisini veren bir makamın, bu yetki uyarınca tahsisedilmiş ödeneklerin usul ve kanuna uygunluğunu kendi adına denetleyecek birorganı (Sayıştay'ı) gerek görmesi halinde denetleyebileceği ve bunadair yasal hükümler getirebileceği izahtan varestedir.
Esasen,TBMM adına kamu idarelerini denetleyen bir organ olan Sayıştay'ın kendihesaplarının denetlenmesinin, kendisi dışında bir başka denetim mekanizmasınabırakılması gerekliliği eşyanın tabiatına daha uygundur. “Denetim” gibiobjektiflik gerektiren bir konuda, hesapları incelenecek “kurum” dışında birmekanizmanın olması, etkin ve verimli bir denetimin gereğidir. Nitekim,gelişmiş ülkelerin sayıştaylarının uluslararası meslektaş grupları ya dauluslararası bağımsız denetim kurumlarınca dış denetime tabi tutulması gittikçeyaygınlaşan bir yöntem haline gelmektedir. (Bu konuda bkz. H. Ömer Köse,“Sayıştay Denetiminin Denetlenmesi: Uluslararası Uygulama ÖrnekleriÇerçevesinde Bir Değerlendirme”, Sayıştay Dergisi, Sayı 70,Temmuz-Eylül 2008: 3-42.)
Davakonusu kuralla harcama yetkisinin asli sahibi olan TBMM'ye öngörülen yöntemleSayıştay hesaplarının denetlenmesi görevi verilmiştir. Anayasa'nın 87.maddesinde TBMM'nin görevleri arasında bu “denetim”in sayılmamış olmasının, butür bir düzenlemeye engel teşkil etmediği açıktır. Yukarıda ifade edildiğiüzere harcama ve denetim yetkisinin asli sahibi TBMM olup, Anayasa'nın 160.,161. ve 164. maddelerinin amir hükümleri karşısında, ayrıca 87. maddede yenidenbir belirleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
Diğeryandan, Anayasa'nın 160. maddesi Sayıştay'ın denetimi kapsamında bulunankurumları belirtmiş, ancak Sayıştay'ın kendisinin nasıl denetleneceğine dairbir düzenlemeye yer vermemiştir. Anayasa koyucu, Sayıştay'ın kendi kendisinidenetlemesini isteseydi Anayasa'nın 68. maddesinde başka bir bağlamdabelirttiği gibi “Sayıştay dahil” şeklinde bir ibareye yer verebilirdi. Budurumda, yasamanın asliliği ve genelliği ilkesi gereğince Sayıştay'ın nasıldenetleneceğine dair düzenleme yapma yetkisi kanun koyucuya aittir. Bu ilke,yasama organının Anayasa'da açıkça aksine hüküm olmadıkça her konuyu ilkelden düzenleyebilmesi anlamına gelmektedir. Anayasa'nın diğer hükümlerineaykırı olmamak kaydıyla yasama organı kendisine yeni görev ve yetkiler verebilir.Bu yetki TBMM'nin “kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak” yetkisi içindemündemiçtir. Mahkememizin daha önce belirttiği gibi, yasama organının düzenlemeyapma yetkisinin sınırı “o konuda izin verici değil yasaklayıcı bir hükmün olupolmadığı hususudur” (E. 2011/59, 2012/34, K.T. 1.3.2012). Anayasa'daSayıştay'ın hangi kurum tarafından denetleneceğine dair bir hükümbulunmadığından, kanun koyucu bu konudaki takdir yetkisini Sayıştay'ındenetiminin TBMM tarafından yapılması gerektiği yönünde kullanmıştır.
Açıklanannedenlerle, kuralın Anayasa'ya aykırı bir yönünün bulunmadığı ve iptalisteminin reddi gerektiği kanaatine vardığımızdan, çoğunluğun iptale yönelikkararına katılmıyoruz.
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Zühtü ARSLAN
KARŞIOY YAZISI
6085sayılı Sayıştay Kanunu'nun 17. maddesinin (6) numaralı fıkrasının “Bunundışında mülakat ile ilgili herhangi bir kayıt sistemi kullanılmaz” biçimindekison cümlesinin, E:2011/59, K:2012/34 sayılı Anayasa Mahkemesi Kararına ilişkinkarşıoy gerekçelerimin II. paragrafında belirtilen nedenlerle Anayasa'ya aykırıolduğu düşüncesindeyim.
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
KARŞIOYGEREKÇESİ
3.12.2010 günlü, 6085 sayılı Sayıştay Kanunu'nun 17. maddesinin (6)numaralı iptali istenilen “Bunun dışında mülakat ile ilgili herhangibir kayıt sistemi kullanılmaz.” cümlesinin de yer aldığıfıkrada;
(6) Mülakat, adayın;
a) Bir konuyu kavrayıp özetleme, ifade yeteneği ve muhakeme gücü,
b) Liyakati, temsil kabiliyeti, davranış ve tepkilerinin mesleğe uygunluğu,
c) Özgüveni, ikna kabiliyeti ve inandırıcılığı,
ç) Genel yetenek ve genel kültürü,
d) Bilimsel ve teknolojik gelişmelere açıklığı, yönlerindendeğerlendirilerek, ayrı ayrı puan verilerek gerçekleştirilir. Adaylar, komisyontarafından (a) ile (d) bentlerinde yazılı özelliklerin her biri için yirmişerpuan üzerinden değerlendirilir ve verilen puanlar ayrı ayrı tutanağageçirilir. Bunun dışında mülakat ile ilgili herhangi bir kayıtsistemi kullanılmaz.” denilmektedir.
Madde hükmü ile Sayıştay Başkanlığında görev yapacak denetçiyardımcılarının yazılı sınavdan sonra yapılacak mülakatta, şeffaflığı veobjektifliği sağlayacak ve herhangi bir uyuşmazlık çıkması halinde kanıtolabilecek bir kayıt sisteminin kullanılması yasaklanmıştır.
Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti eylem ve işlemleri hukukauygun olan her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirereksürdüren, tüm eylem ve işlemlerini objektif esaslara bağlayarakyargıdenetimine açan devlettir.
Anayasa'nın “kamu hizmetlerine girme hakkı”nı düzenleyen 70. maddesindeise “Her Türk, kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir. Hizmetealınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez.”denilmiş olup, buna göre hizmete alınmada hizmetin gerekli kıldığı niteliklerdışında öznel değerlendirmelere yol açabilecek davranışlardan kaçınmakgerekmektedir.
Bu durumda dava konusu kural idari işlemlerde objektifliği ve şeffaflığıengellediği gibi, uyuşmazlık çıkması halinde kanıt olabilecek bir kayıtsisteminden kaçınılması suretiyle idari işlemlerde yargısal denetim alanını dadaraltmaktadır.
Açıklanan nedenle kural Anayasa'nın 2. ve 70. maddelerine aykırı olduğu veiptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ