ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2011/26
Karar Sayısı : 2012/41
Karar Günü : 15.3.2012
R.G. Tarih-Sayı :26.06.2012-28335
İTİRAZYOLUNA BAŞVURAN : Bakırköy 3. Çocuk Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 22.7.2010 günlü, 6008sayılı Terörle Mücadele Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına DairKanun'un;
1- 3. maddesiyle, 6.10.1983 günlü, 2911 sayılı Toplantı veGösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun 34. maddesinden sonra gelmek üzere eklenen 34/Amaddesinin,
2- 4. maddesiyle, 12.4.1991 günlü, 3713 sayılı TerörleMücadele Kanunu'nun 5. maddesine eklenen 'Bu madde hükümleri çocuklarhakkında uygulanmaz.' biçimindeki fıkranın,
3- 8. maddesiyle, 4.12.2004 günlü, 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu'nun 250. maddesine eklenen (4) numaralı fıkranın,
4- 9. maddesiyle, 13.12.2004 günlü, 5275 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 107. maddesinin (4) numaralı fıkrasınınsonuna eklenen 'Bu fıkra hükümleri çocuklar hakkında uygulanmaz.'biçimindeki cümlenin,
5- 10. maddesinin,
Anayasa'nın 10. maddesine aykırılığı savıyla iptallerine kararverilmesi istemidir.
I- OLAY
Suça sürüklenen çocuklar hakkında 'silahlı terör örgütüne üyeolma, örgüt propagandasını yapma, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurmaveya el değiştirme' suçlarını işledikleri iddiasıyla açılan kamu davasında,itiraz konusu kuralların Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme,iptalleri için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralları
1- 22.7.2010 günlü, 6008sayılı Kanun'un 3. maddesiyle, 6.10.1983 günlü, 2911 sayılı Toplantı ve GösteriYürüyüşleri Kanunu'na eklenen 34/A maddesi şöyledir:
'Çocuklar hakkında uygulanmayacak hüküm
MADDE 34/A- (Ek: 22/7/2010 - 6008/3 md.)
Bu Kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşlerine katılarakdirenme suçunu veya katıldıkları toplantı ve gösteri yürüyüşleri sırasındapropaganda suçunu işleyen çocuklar hakkında bu suçlara bağlı olarak ayrıca 3713sayılı Terörle Mücadele Kanununun 2 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmüuygulanmaz.'
2- 22.7.2010 günlü, 6008 sayılı Kanun'un 4. maddesiyle,12.4.1991 günlü, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'na eklenen ve itirazkonusu kuralı da içeren 5. maddesi şöyledir:
'Cezaların artırılması
Madde 5- (Değişik: 29/6/2006-5532/4 md.)
3 ve 4 üncü maddelerde yazılı suçları işleyenler hakkında ilgilikanunlara göre tayin edilecek hapis cezaları veya adlî para cezaları yarıoranında artırılarak hükmolunur. Bu suretle tayin olunacak cezalarda, gerek ofiil için, gerek her nevi ceza için muayyen olan cezanın yukarı sınırıaşılabilir. Ancak, müebbet hapis cezası yerine, ağırlaştırılmış müebbet hapiscezasına hükmolunur.
Suçun, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmiş olması dolayısıylailgili maddesinde cezasının artırılması öngörülmüşse; sadece bu madde hükmünegöre cezada artırım yapılır. Ancak, yapılacak artırım, cezanın üçte ikisindenaz olamaz.
(Ek fıkra: 22/7/2010 - 6008/4 md.) Bu madde hükümleri çocuklarhakkında uygulanmaz.'
3- 6008 sayılı Kanun'un 8. maddesiyle, 4.12.2004 günlü, 5271 sayılıCeza Muhakemesi Kanunu'na eklenen ve itiraz konusu kuralı da içeren 250.maddesi şöyledir:
'Görev ve yargı çevresinin belirlenmesi
Madde 250- (1) Türk Ceza Kanununda yer alan;
a) (Değişik: 26/6/2009 - 5918/7 md.) Örgüt faaliyeti çerçevesindeişlenen uyuşturucu ve uyarıcı madde imâl ve ticareti suçu veya suçtankaynaklanan malvarlığı değerini aklama suçu,
b) Haksız ekonomik çıkar sağlamak amacıyla kurulmuş bir örgütünfaaliyeti çerçevesinde cebir ve tehdit uygulanarak işlenen suçlar,
c) İkinci Kitap Dördüncü Kısmın Dört, Beş, Altı ve YedinciBölümünde tanımlanan suçlar (305, 318, 319, 323, 324, 325 ve 332 nci maddelerhariç),
Dolayısıyla açılan davalar; Adalet Bakanlığının teklifi üzerineHâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca yargı çevresi birden çok ili kapsayacakşekilde belirlenecek illerde görevlendirilecek ağır ceza mahkemelerindegörülür.
(2) Gelen iş durumu göz önünde bulundurularak birinci fıkradabelirtilen suçlara bakmakla görevli olmak üzere, aynı yerde birden fazla ağırceza mahkemesi kurulmasına, Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hâkimler veSavcılar Yüksek Kurulunca karar verilir. Bu hâlde, mahkemeler numaralandırılır.Bu mahkemelerin başkan ve üyeleri adlî yargı adalet komisyonunca, bumahkemelerden başka mahkemelerde veya işlerde görevlendirilemez.
(3) Birinci fıkrada belirtilen suçları işleyenler sıfat vememuriyetleri ne olursa olsun bu Kanunla görevlendirilmiş ağır cezamahkemelerinde yargılanır. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtayın yargılayacağıkişilere ilişkin hükümler ile (') askerî mahkemelerin görevlerine ilişkinhükümler saklıdır.
(4) (Ek fıkra: 22/7/2010 - 6008/8 md.) Çocuklar, bu maddehükümleri uyarınca kurulan mahkemelerde yargılanamazlar ve bu mahkemelere özgüsoruşturma ve kovuşturma hükümleri çocuklar bakımından uygulanmaz.'
4- 6008 sayılı Kanun'un 9. maddesiyle, 13.12.2004 günlü, 5275 sayılıCeza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'a eklenen ve itiraz konusukuralı da içeren 107. maddesi şöyledir:
'Koşullu salıverilme
Madde 107- (1) Koşullu salıverilmedenyararlanabilmek için mahkûmun kurumdaki infaz süresini iyi hâlli olarakgeçirmesi gerekir.
(2) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlarotuz yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar yirmidört yılını,diğer süreli hapis cezalarına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının üçte ikisiniinfaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler.
(3) Koşullu salıverilme için infaz kurumunda geçirilmesi gerekensüre;
a) Birden fazla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına veyaağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile müebbet hapis cezasına mahkûmiyethâlinde otuzaltı,
b) Birden fazla müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde otuz,
c) Bir ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile süreli hapiscezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla otuzaltı,
d) Bir müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasına mahkûmiyethâlinde en fazla otuz,
e) Birden fazla süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazlayirmisekiz,
Yıldır.
(4) Suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütünfaaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan dolayı mahkûmiyet hâlinde;ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuzaltı yılını,müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, süreli hapiscezasına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının dörtte üçünü infaz kurumundaçektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler. Ancak, busüreler;
a) Birden fazla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına veyaağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile müebbet hapis cezasına mahkûmiyethâlinde kırk,
b) Birden fazla müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlindeotuzdört,
c) Bir ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile süreli hapiscezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla kırk,
d) Bir müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasına mahkûmiyethâlinde en fazla otuzdört,
e) Birden fazla süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazlaotuziki,
Yıldır. (Ek cümle: 22/7/2010 - 6008/9 md.) Bu fıkrahükümleri çocuklar hakkında uygulanmaz.
(5) Koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasında, hükümlününonbeş yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdiği bir gün, iki günolarak dikkate alınır.
(6) Koşullu salıverilen hükümlünün tâbi tutulacağı denetim süresi,yukarıdaki fıkralara göre infaz kurumunda geçirilmesi gereken sürenin yarısıkadardır. Ancak süreli hapislerde hakederek tahliye tarihini geçemez.
(7) Hükümlü, denetim süresinde, infaz kurumunda öğrendiği meslekveya sanatı icra etmek üzere, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslekveya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında, ücret karşılığındaçalıştırılabilir.
(8) Onsekiz yaşından küçük olan hükümlüler, denetim süresindeeğitimlerine, gerektiğinde barınma imkânı da bulunan bir kurumda devam ederler.
(9) Hâkim, denetim süresinde hükümlüye rehberlik edecek bir uzmankişiyi görevlendirebilir. Bu kişi, kötü alışkanlıklar edinebileceği çevrelerdenuzak kalması ve sorumluluk bilinciyle iyi bir hayat sürmesini temin hususundahükümlüye öğütte bulunur; eğitim gördüğü kurum yetkilileri veya yanındaçalıştığı kişilerle görüşerek, istişarelerde bulunur; hükümlünün davranışları,sosyal uyumu ve sorumluluk bilincindeki gelişme hakkında üçer aylık sürelerlerapor düzenleyerek hâkime verir.
(10) Hâkim, koşullu salıverilen hükümlünün kişiliğini ve toplumauyumdaki başarısını göz önünde bulundurarak; denetim süresinin, denetimliserbestlik tedbiri uygulanmadan veya herhangi bir yükümlülük belirlemedengeçirilmesine karar verebileceği gibi, denetimli serbestlik tedbiriuygulanmasını veya belirlenen yükümlülükleri denetim süresi içindekaldırabilir.
(11) Bir hükümlünün koşullu salıverilmesi hakkında ceza infazkurumu idaresi tarafından hazırlanan gerekçeli rapor, hükmü veren mahkemeye;hükümlü başka bir yerde bulunuyorsa o yerde bulunan aynı derecedeki mahkemeyeverilir. Mahkeme, bu raporu uygun bulursa hükümlünün koşullu salıverilmesinedosya üzerinden karar verir. Mahkeme, raporu uygun bulmadığı takdirdegerekçesini kararında gösterir. Bu kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir.
(12) Koşullu salıverilen hükümlünün, denetim süresinde hapiscezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenenyükümlülüklere, hâkimin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi hâlindekoşullu salıverilme kararı geri alınır.
(13) Koşullu salıverilme kararının geri alınması hâlindehükümlünün;
a) Sonraki suçu işlediği tarihten itibaren kalan cezasının aynen,
b) (Değişik: 25/5/2005-5351/8 md.) Yükümlülüklerine aykırıdavranması hâlinde, bu yükümlülüklere uymama tarihi ile hak ederek salıverilmetarihi arasındaki süreyi geçmemek koşuluyla takdir edilecek bir sürenin,
Ceza infaz kurumunda çektirilmesine karar verilir. Koşullusalıverilme kararının geri alınmasından sonra aynı hükmün infazı ile ilgili birdaha koşullu salıverilme kararı verilmez.
(14) Denetim süresi yükümlülüklere uygun ve iyi hâlli olarakgeçirildiği takdirde, ceza infaz edilmiş sayılır.
(15) Koşullu salıverilme kararının geri alınmasına;
a) Hükümlü geri kalan süre içinde işlediği kasıtlı bir suçtandolayı hapis cezasına mahkûm edilirse, hükmü veren ilk derece mahkemesi veyabölge adliye mahkemesi tarafından,
b) Hükümlünün bağlı tutulduğu yükümlülükleri yerine getirmemesihâlinde koşullu salıverilme kararına esas teşkil eden hükmü veren ilk derece mahkemesiveya bölge adliye mahkemesi veya koşullu salıverilme kararını vermiş olanmahkeme tarafından,
Dosya üzerinden karar verilir. Bu kararlara karşı itiraz yoluaçıktır.
(16) 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap, Dördüncü Kısım,'Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar' başlıklı Dördüncü Bölüm, 'Anayasal Düzeneve Bu Düzenin İşleyişine
Karşı Suçlar' başlıklı Beşinci Bölüm, 'Milli Savunmaya KarşıSuçlar' başlıklı Altıncı Bölüm altında yer alan suçlardan birinin bir örgütünfaaliyeti çerçevesinde işlenmesi dolayısıyla ağırlaştırılmış müebbet hapiscezasına mahkûmiyet hâlinde, koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz.'
5- 6008 sayılı Kanun'un 10. maddesi şöyledir:
'A) Terörle Mücadele Kanununun;
1) 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi,
2) 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan'onbeş yaşını tamamlamamış' ibaresi,
B) İnfaz Hâkimliği Kanununun 2 nci maddesinin üçüncü fıkrası,
yürürlükten kaldırılmıştır.'
B- İlgili Yasa Kuralları
1- 12.4.1991 günlü, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun ilgiligörülen 9. ve 13. maddeleri şöyledir.
'Görev ve yargı çevresinin belirlenmesi
Madde 9- (Değişik: 29/6/2006-5532/8 md.)
Bu Kanun kapsamına giren suçlarla ilgili davalara, 4/12/2004tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 250 nci maddesinin birincifıkrasında belirtilen ağır ceza mahkemelerinde bakılır. (Mülga ikinci cümle:22/7/2010 - 6008/10 md.)'
'Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmemesi,seçenek yaptırımlara çevirme ve erteleme yasağı
Madde 13- (Değişik: 26/2/2008-5739/3md.)
Bu Kanun kapsamına giren suçlarla ilgili olarak Ceza MuhakemesiKanununun 231 inci maddesine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıverilemez; verilen hapis cezası seçenek yaptırımlara çevrilemez ve ertelenemez.Ancak bu hükümler (') çocuklar hakkında uygulanmaz.'
2- 16.5.2001 günlü, 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu'nun ilgiligörülen 2. maddesi şöyledir:
'İnfaz hâkimliklerinin kuruluşu
Madde 2- İnfaz hâkimlikleri, Adalet Bakanlığınca Hâkimler ve SavcılarYüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak, yargı çevresinde ceza infaz kurumu vetutukevi bulunan ağır ceza mahkemeleri ile coğrafî durum ve iş yoğunluğu gözönünde tutularak ilçe asliye ceza mahkemeleri nezdinde kurulur. İnfazhâkimliğinin yetki alanı, kurulduğu yer ağır ceza veya asliye ceza mahkemesininyargı çevresi ile sınırlıdır.
Gerektiğinde birinci fıkradaki usule göre bir yerde birden çokinfaz hâkimliği kurulabilir. Bu durumda infaz hâkimlikleri numaralandırılır.
(Mülga üçüncü fıkra: 22/7/2010 - 6008/10 md.)
İnfaz hâkimliklerinde bir yazı işleri müdürü ile yeteri kadarpersonel bulunur.'
C- Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın 10.maddesine dayanılmış, 2., 141. ve 142. maddeleri ise ilgili görülmüştür.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Haşim KILIÇ,Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN,Fettah OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ,Alparslan ALTAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN,Celal Mümtaz AKINCI ile Erdal TERCAN'ın katılımlarıyla 17.3.2011 günündeyapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle davada uygulanacak kural sorunugörüşülmüştür.
Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 28. maddesine göre, bir davaya bakmaktaolan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya kanun hükmünde kararnameninhükümlerini Anayasa'ya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğüaykırılık savının ciddi olduğu kanısına varırsa bu hükmün iptali için AnayasaMahkemesi'ne başvurmaya yetkilidir. Ancak bu kurallar uyarınca bir mahkemeninAnayasa Mahkemesi'ne başvurabilmesi için, elinde yöntemince açılmış vemahkemenin görevine giren bir davanın bulunması, iptali istenen kuralın da odavada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak yasa kuralları, davanın değişikevrelerinde, ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmadaolumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikteki kurallardır.
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, 6008 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle2911 sayılı Kanun'a eklenen 34/A maddesinin, 9. maddesiyle 5275 sayılı Kanun'un107. maddesinin (4) numaralı fıkrasına eklenen 'Bu fıkra hükümleri çocuklarhakkında uygulanmaz.' biçimindeki cümlesinin ve 10. maddesinin (B)fıkrasının da iptalini istemiştir.
6008 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle 2911 sayılı Kanun'a eklenen34/A maddesinde, 2911 sayılı Kanun'a aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşlerinekatılarak direnme suçunu veya katıldıkları toplantı ve gösteri yürüyüşlerisırasında propaganda suçunu işleyen çocuklar hakkında bu suçlara bağlı olarakayrıca 3713 sayılı Kanun'un 2. maddesinin ikinci fıkrası hükmününuygulanmayacağı kural altına alınmıştır.
5271 sayılı Kanun'un 225. maddesinin (1) numaralı fıkrasında,hükmün, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkındaverileceği belirtilmiştir. Buna göre iddianame ya da aşamalarda mahkemelerceverilen görevsizlik kararlarında unsurları gösterilmeyen suça ilişkin fiilhakkında hüküm kurulamayacaktır.
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme'de yargılanan suça sürüklenençocuklar hakkında düzenlenen iddianamede ve aşamalarda mahkemelerce verilengörevsizlik kararlarında anılan çocukların 2911 sayılı Kanun'a aykırı herhangibir toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılarak direnme veya propaganda suçunuişlediklerine dair bir anlatıma yer verilmediği gibi anılan Kanun'a muhalefetettiklerinden bahisle cezalandırılmaları da talep edilmemiştir. Bu nedenleitiraz yoluna başvuran Mahkemede yargılanan suça sürüklenen çocuklar hakkında6008 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle 2911 sayılı Kanun'a eklenen 34/A maddesininuygulanma olanağı bulunmamaktadır. Dolayısıyla itiraz konusu kural, bakılmaktaolan davada uygulanacak kural değildir.
5275 sayılı Kanun'un 'Koşullu Salıverilme' başlıklı 107.maddesinin (4) numaralı fıkrasında, suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmekya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan dolayı mahkûmiyet hâlinde,ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanların otuzaltıyılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanların otuz yılını, sürelihapis cezasına mahkûm edilmiş olanların cezalarının dörtte üçünü infazkurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilecekleri;ancak, bu sürelerin birden fazla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına veyaağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile müebbet hapis cezasına mahkûmiyethâlinde kırk, birden fazla müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde otuzdört,bir ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasına mahkûmiyethâlinde en fazla kırk, bir müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasınamahkûmiyet hâlinde en fazla otuzdört, birden fazla süreli hapis cezasınamahkûmiyet hâlinde en fazla otuziki yıl olacağı kural altına alınmıştır. 6008 sayılı Kanun'un 4. maddesiyle anılan fıkraya eklenen cümlede ise anılanfıkra hükümlerinin çocuklar hakkında uygulanmayacağı belirtilmiştir.
5275 sayılı Kanun'un 107. maddesinde düzenlenen koşullusalıverilme hükümlerinin uygulanabilmesi için, sanığın hapis cezası almış ve bucezanın infazına başlanılmış olması gerekmektedir. Diğer bir ifade ile koşullusalıverilme hükümleri, alınan cezanın infazı aşamasında uygulanmaktadır.Dolayısıyla itiraz yoluna başvuran Mahkemede henüz yargılaması devam eden suçasürüklenen çocuklar hakkında verilmiş ve kesinleşmiş bir hapis cezası sözkonusu olmadığı gibi bu hapis cezasının infazına başlanmasından da sözedilemez. Bu nedenle 6008 sayılı Kanun'un 9. maddesiyle, 5275 sayılı Kanun'un107. maddesinin (4) numaralı fıkrasının sonuna eklenen 'Bu fıkra hükümleriçocuklar hakkında uygulanmaz.' biçimindeki cümle bakılmakta olan davadauygulanacak kural değildir.
İnfaz Hakimliği Kanunu'nun 'İnfaz Hakimliklerinin Kuruluşu'başlıklı 2. maddesinde, infaz hakimliklerinin, Adalet Bakanlığınca Hakimler veSavcılar Yüksek Kurulu'nun olumlu görüşü alınarak, yargı çevresinde ceza infazkurumu ve tutukevi bulunan ağır ceza mahkemeleri ile coğrafi durum ve işyoğunluğu göz önünde tutularak ilçe asliye ceza mahkemeleri nezdindekurulacağı; İnfaz hakimliğinin yetki alanının, kurulduğu yer ağır ceza veyaasliye ceza mahkemesinin yargı çevresi ile sınırlı olacağı belirtilmiştir. 6008sayılı Kanun'un 10. maddesinin (B) fıkrası ile 4675 sayılı Kanun'un anılanmaddesinin üçüncü fıkrasında yer alan 'İnfaz hakimlikleri, kuruldukları yeradliye binasında görev yapar.' kuralı yürürlükten kaldırılmıştır.
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, 5395 sayılı Çocuk KorumaKanunu'nun 25. maddesine göre kurulup faaliyet gösteren özel bir mahkeme olup4675 sayılı Kanun kapsamında infaz hakimliği görev ve yetkisi bulunmamaktadır.Dolayısıyla 6008 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (B) fıkrası bakılmakta olandavada uygulanacak kural değildir.
Bu nedenlerle;
A- 22.7.2010 günlü, 6008 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ile BazıKanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un;
1- 3. maddesiyle, 6.10.1983 günlü, 2911 sayılı Toplantı veGösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun 34. maddesinden sonra gelmek üzere eklenen 34/Amaddesinin,
2- 9. maddesiyle, 13.12.2004 günlü, 5275 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 107. maddesinin (4) numaralı fıkrasınınsonuna eklenen 'Bu fıkra hükümleri çocuklar hakkında uygulanmaz.' biçimindekicümlenin,
3- 10. maddesinin (B) fıkrasının,
itiraz başvurusunda bulunan Mahkeme'nin bakmakta olduğu davadauygulanma olanağı bulunmadığından, bu madde, fıkra ve cümleye ilişkin başvurununMahkeme'nin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE;
B- 1- 7.5.2010 günlü, 5982 sayılıTürkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik YapılmasıHakkında Kanun uyarınca, 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun ile ilgili gerekli düzenlemeler yapılmadan, Mahkeme'ninçalışıp çalışamayacağına ilişkin ön meselenin incelenmesi sonucunda;Mahkeme'nin çalışmasına bir engel bulunmadığına, Fulya KANTARCIOĞLU, MehmetERTEN, Fettah OTO, Zehra Ayla PERKTAŞ ile Celal Mümtaz AKINCI'nın, gerekçesi2010/68 esas sayılı dosyada belirtilen karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2- Dosyada eksiklik bulunmadığından, 22.7.2010 günlü, 6008sayılı Terörle Mücadele Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına DairKanun'un;
a- 4. maddesiyle, 12.4.1991 günlü, 3713 sayılı TerörleMücadele Kanunu'nun 5. maddesine eklenen 'Bu madde hükümleriçocuklar hakkında uygulanmaz.' biçimindeki fıkranın,
b- 8. maddesiyle, 4.12.2004 günlü, 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu'nun 250. maddesine eklenen (4) numaralı fıkranın,
c- 10. maddesinin (A) fıkrasının,
esasının incelenmesine, OYBİRLİĞİYLE;
karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu ve ilgili görülen Yasa kuralları, dayanılan ve ilgili görülen Anayasakuralları, bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendiktensonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Kanun'un 4. Maddesiyle, 12.4.1991 Günlü, 3713 Sayılı TerörleMücadele Kanunu'nun 5. Maddesine Eklenen 'Bu madde hükümleri çocuklarhakkında uygulanmaz.' Biçimindeki Fıkranın İncelenmesi
Başvuru kararında, onsekiz yaşını bir gün geçen bir kişi ileonsekiz yaşından bir gün eksik olan kişiye verilecek cezalar arasında büyük birorantısızlığın bulunduğu, infaz hükümlerinin de gözetilmesi durumunda ceza veinfaz hukuku bakımından adaletsiz sonuçlara sebebiyet verildiği, terörörgütlerine çocukları kullanma fırsatının verildiği, ülkemizde birçok il veilçede toplumsal olayların çoğaldığı, toplumsal olayların aktörlerinin 6008sayılı Kanun ile ayrıcalık getirilen çocuklar olduğu, bu çocuklar hakkında itirazkonusu kuralın uygulanması halinde terör ile mücadelede zafiyete düşüleceği, buçocukların eylemlerinin yaptırımsız kalacağı, yetişkinler ile çocuklar arasındasuç işleme konusunda bir ayrım yapılmadığı, 3713 sayılı Kanun'un çocuklarauygulanmamasının hukuka ve Anayasa'ya aykırı olduğu, Türk Devleti'nin veCumhuriyeti'nin varlığını tehlikeye düşürecek her türlü eyleme karşı yasakoyucunun gerekli önlemleri almasının şart ve gerekli olduğu belirtilerekitiraz konusu kuralın, Anayasa'nın 10. maddesine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 43. maddesi uyarınca, ilgisi nedeniyle itiraz konusu kuralAnayasa'nın 2. maddesi yönünden de incelenmiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 6. maddesinin (1) numaralıfıkrasının (b) bendinde, henüz onsekiz yaşını doldurmamış kişi, çocuk; 5395sayılı Kanun'un 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasında ise kanunlarda suç olaraktanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkında soruşturma veya kovuşturmayapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilenkişi, suça sürüklenen çocuk olarak tanımlanmıştır.
3713 sayılı Kanun'un 'Cezaların Artırılması' başlıklı 5.maddesinin birinci fıkrasında, anılan Kanun'un 3. ve 4. maddelerinde yazılısuçları işleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayin edilecek hapiscezalarının veya adlî para cezalarının yarı oranında artırılarak hükmolunacağı,bu suretle tayin olunacak cezalarda, gerek o fiil için, gerek her nevi cezaiçin muayyen olan cezanın yukarı sınırının aşılabileceği, müebbet hapis cezasıyerine, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunacağı; ikinci fıkrasındasuçun, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmiş olması dolayısıyla ilgilimaddesinde cezasının artırılması öngörülmüşse sadece bu madde hükmüne görecezada artırım yapılacağı, yapılacak artırımın cezanın üçte ikisinden azolamayacağı belirtilmiştir. İtiraz konusu kuralda ise anılan 5. maddehükümlerinin çocuklar hakkında uygulanmayacağı kural altına alınmıştır.
Anayasa'nın 10. maddesinde yer verilen eşitlik ilkesihukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil,hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunankişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrımyapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumdabulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısındaeşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynıkurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimikişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamalarıgerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklıkurallara bağlı tutulursa Anayasa'da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.
Çocuk suçluların ya da diğer bir deyimle suça sürüklenençocukların, temyiz kabiliyeti, işlenen suçun sebep ve sonuçlarınıdeğerlendirebilecek akli, ruhi ve fiziki olgunluğa sahip olma, geçerli hukukiişlem yapabilme, kendini savunma ve kendini üçüncü kişilere karşı temsil etmebakımından reşit kişilerden farklı konumda oldukları için, reşit kişilerlefarklı ceza ve ceza usul kurallarına tâbi tutulmalarında Anayasa'nın eşitlikilkesine aykırı bir durum bulunmamaktadır. Nitekim, çağdaş devletlerin cezahukuku ve ceza usul hukuku uygulamalarında da reşit olan suçlular ile çocuksuçluların, farklı konumda oldukları kabul edildiğinden bunlar ceza yargılamasısürecinde soruşturma, kovuşturma ve infaz aşamalarında farklı kurallara tâbitutulmuşlardır. Buna göre terör ve terör amacı ile işlenen suçları işleselerbile farklı konumda bulunan suça sürüklenen çocuklar bakımından, aynı suçuişleyen reşit suçlular hakkında uygulanacak artırım maddesinin uygulanmamasıeşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaz.
Öte yandan, Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti,insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem veişlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunugeliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukutüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan,yargı denetimine açık olan devlettir.
Hukuk devletinde, ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirlerineilişkin kurallar, ceza hukukunun ana ilkeleri ile Anayasa'nın konuya ilişkinkuralları başta olmak üzere, ülkenin sosyal, kültürel yapısı, etik değerleri veekonomik hayatın gereksinmeleri göz önüne alınarak saptanacak cezasiyasetine göre belirlenir. Yasa koyucu, cezalandırma yetkisini kullanırkentoplumda hangi eylemlerin suç sayılacağı, bunun hangi tür ve ölçüdeki cezayaptırımı ile karşılanacağı, nelerin ağırlaştırıcı veya hafifletici sebepolarak kabul edilebileceği konularında takdir yetkisine sahiptir.
Kanun'un genel gerekçesinde de belirtildiği üzere uluslararasımevzuatta, çocuklar hakkında hapis veya para cezası verilmesinin en son çareolması gerektiği görüşü benimsenmiş ve çocukların yararının her zaman üstüntutulması ilkesi kabul edilmiştir. Dolayısıyla terör ve terör amacı ileişlenen suçları işleseler bile farklı konumda bulunan suça sürüklenen çocuklarbakımından, aynı suçu işleyen reşit suçlular hakkında uygulanacak artırım maddesininuygulanıp uygulanmayacağına karar verme hususu yasa koyucunun takdir yetkisiiçinde olduğu ve yasa koyucunun suça sürüklenen çocukların üstün yararınıgözeterek bu takdir yetkisini kullandığı açıktır.
Açıklanan nedenlerle dava konusu kural, Anayasa'nın 2. ve 10.maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
B- Kanun'un 8. Maddesiyle, 4.12.2004 Günlü,5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 250. Maddesine Eklenen (4) NumaralıFıkra İle Kanun'un 10. Maddesinin (A) Fıkrasının (1) Numaralı Bendininİncelenmesi
Başvuru kararında, Kanun'un 4. maddesiyle, 12.4.1991 günlü,3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5. maddesine eklenen 'Bu madde hükümleriçocuklar hakkında uygulanmaz.' biçimindeki fıkrayailişkin gerekçelerle kuralın, Anayasa'nın 10. maddesine aykırı olduğuileri sürülmüştür.
6216 sayılı Kanun'un 43. maddesi uyarınca, ilgisi nedeniyle itirazkonusu kural Anayasa'nın 141. ve 142. maddeleri yönünden de incelenmiştir.
5271 sayılı Kanun'un 'Görev ve Yargı ÇevresininBelirlenmesi' başlıklı 250. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, 5237 sayılıTürk Ceza Kanunu'nda yer alan hangi suçlardan dolayı açılan kamu davalarınınAdalet Bakanlığı'nın teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluncayargı çevresi birden çok ili kapsayacak şekilde belirlenecek illerdegörevlendirilecek ağır ceza mahkemelerinde görüleceği kural altına alınmıştır.Anılan maddeye eklenen itiraz konusu (4) numaralı fıkrada ise bu maddeye görekurulan ağır ceza mahkemelerinde çocukların yargılanamayacağı ve bu mahkemelereözgü soruşturma ve kovuşturma hükümlerinin çocuklara uygulanmayacağıbelirtilmiştir.
3713 sayılı Kanun'un 'Görev ve Yargı Çevresinin Belirlenmesi'başlıklı 9. maddesinde de 3713 sayılı Kanun kapsamına giren suçlarla ilgilidavalara, 5271 sayılı Kanun'un 250. maddesinin (1) numaralı fıkrasındabelirtilen ağır ceza mahkemelerinde bakılacağı kural altına alınmıştır. İtirazkonusu 6008 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (A) fıkrasının (1) numaralıbendi ile de anılan 9. maddenin ikinci fıkrasında yer alan 'Bu suçlardandolayı onbeş yaşın üzerindeki çocuklar hakkında açılan davalar da bumahkemelerde görülür.' biçimindeki cümle yürürlüktenkaldırılmıştır. Böylece itiraz konusu kuralla, suça sürüklenen çocuklarınanılan ağır ceza mahkemelerinde yargılanmaları bakımından 'onbeş yaşınıbitiren-onbeş yaşını bitirmeyen' şeklindeki ayrım kaldırılmıştır.
Anayasa'nın 142. maddesinde, 'Mahkemelerinkuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunladüzenlenir.', 141. maddesinin ikinci fıkrasında ise 'Küçüklerinyargılanması hakkında kanunla özel hükümler konulur.' denilmiştir.
Çağdaş devletlerin ceza hukuku ve ceza usul hukuku uygulamalarındareşit olan suçlular ile çocuk suçluların, farklı konumda oldukları kabuledildiğinden bunlar ceza yargılaması sürecinde soruşturma, kovuşturma ve infazaşamalarında farklı kurallara tâbi tutulmuşlardır. Nitekim, uluslararasıbelgelerde suça sürüklenen çocukların yetişkinler gibi yargılanmalarının vecezalandırılmalarının, çocukları suç ve benzeri risklerden koruyamadığı gibidaha fazla riske açık hale getirdiği gerçeğinden hareketle, çocuklara özgükanun, usul ve makamların oluşturulması gerektiğibelirtilmektedir. Ülkemizin de taraf olduğu Çocuk Haklarına Dair BirleşmişMilletler Sözleşmesi'nin 40. maddesi ile haklarında ceza kanunlarını ihlâlettiği ileri sürülen, bunlarla itham edilen ya da ihlâl ettikleri kabul olunançocuklar bakımından, yalnızca onlara uygulanabilir kanunların,usullerin, uygulayacak makamların ve kuruluşlarınoluşturulması gerekliliği hususu tüm taraf devletler için bir yükümlülük halinegetirilmiştir.
Çocuk suçluların ya da diğer bir deyimle suça sürüklenençocukların, temyiz kabiliyeti, işlenen suçun sebep ve sonuçlarınıdeğerlendirebilecek akli, ruhi ve fiziki olgunluğa sahip olma, geçerli hukukiişlem yapabilme, kendini savunma ve kendini üçüncü kişilere karşı temsil etmebakımından reşit kişilerden farklı konumda oldukları için, reşit kişilerlefarklı ceza ve ceza usul kurallarına tâbi tutulmalarında Anayasa'nın eşitlikilkesine aykırı bir durum bulunmadığı gibi Anayasa'nın 141. ve 142. maddelerigözetildiğinde işleyiş ve yargılama usulü olarak çocukların yargılanmasıylagörevlendirilmiş mahkemeler açısından, çocukların özel durumları dikkatealınarak kanunla ayrık hükümler konulması yasa koyucuya görev olarakverilmiştir.
İtiraz konusu kurallar birlikte değerlendirildiğinde terör veterör amacı ile işlenen suçları işleseler bile suça sürüklenen çocukların5271 sayılı Kanun'un 250. maddesinin (1) numaralı fıkrasında belirtilenağır ceza mahkemelerinde yargılanmalarının ve bu mahkemelere özgü soruşturma vekovuşturma hükümlerinin uygulanmasının imkanı kalmamıştır. Dolayısıyla buçocuklar, 5395 sayılı Kanun hükümlerine göre özel olarakkurulan vefaaliyet gösteren, uyguladıkları maddi ve usulî yasa hükümlerinde çocuğunyüksek yararını gözeten, bozulan kamu düzeninin sağlanmasından çok çocuğuntopluma yeniden kazandırılmasını hedefleyen, bu nedenle suça sürüklenençocukların cezalandırılmaları yerine haklarında güvenlik tedbirleriniuygulayan özel mahkemelerde yargılanacaklardır. Buna göre suça sürüklenençocukların hassasiyetlerinin gözetilerek çocuğun yüksek yararının esas alınmasıve bu amaçla özel olarak kurulan çocuk mahkemelerinde yargılanmalarınınsağlanması Anayasa'nın 141. ve 142. maddelerine uygun bir düzenleme olduğugibi Anayasa'nın eşitlik ilkesine de aykırı değildir.
Açıklanan nedenlerle dava konusu kurallar, Anayasa'nın 10., 141.ve 142. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
C- Kanun'un 10. Maddesinin (A) Fıkrasının (2) Numaralı Bendininİncelenmesi
Başvuru kararında, Kanun'un 4. maddesiyle, 12.4.1991 günlü, 3713sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5. maddesine eklenen 'Bu madde hükümleriçocuklar hakkında uygulanmaz.' biçimindeki fıkraya ilişkin gerekçelerlekuralın, Anayasa'nın 10. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
6216 sayılı Kanun'un 43. maddesi uyarınca, ilgisi nedeniyle itirazkonusu kural Anayasa'nın 2. maddesi yönünden de incelenmiştir.
3713 sayılı Kanun'un 'Hükmün Açıklanmasının Geri BırakılmasıKararı Verilmemesi, Seçenek Yaptırımlara Çevirme ve Erteleme Yasağı'başlıklı 13. maddesinin birinci cümlesinde, 3713 sayılı Kanun kapsamına girensuçlarla ilgili olarak 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesine göre hükmünaçıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyeceği, verilen hapis cezasınınseçenek yaptırımlara çevrilemeyeceği ve ertelenemeyeceği kural altınaalınmıştır. Anılan maddenin ikinci cümlesinde ise bu hükümlerin çocuklarauygulanmayacağı belirtilmiştir.
6008 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (A)fıkrasının itiraz konusu (2) numaralı bendi ile anılan 13. maddeninikinci cümlesinde yer alan 'onbeş yaşını tamamlamamış' biçimindekiibare yürürlükten kaldırılmıştır. Böylece itiraz konusu kuralla, suçasürüklenen çocuklar bakımından 'onbeş yaşını bitiren-onbeş yaşınıbitirmeyen' şeklindeki ayrım kaldırılmış, tüm suça sürüklenen çocuklarbakımından terör ve terör amacı ile işlenen suçları işleselerbile şartlarının bulunması durumunda hükmün açıklanmasının geribırakılabilmesi, hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilebilmesi veertelenebilmesi imkanı getirilmiştir.
6008 sayılı Kanun'un 4. maddesiyle, 12.4.1991 günlü, 3713 sayılıTerörle Mücadele Kanunu'nun 5. maddesine eklenen 'Bu madde hükümleriçocuklar hakkında uygulanmaz.' biçimindeki fıkraya ilişkin gerekçedebelirtilen nedenlerle kural, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırıdeğildir. İptal isteminin reddi gerekir.
VI- SONUÇ
22.7.2010 günlü, 6008 sayılı Terörle Mücadele Kanunu İle BazıKanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un;
1- 4. maddesiyle, 12.4.1991 günlü, 3713 sayılı Terörle MücadeleKanunu'nun 5. maddesine eklenen 'Bu madde hükümleri çocuklar hakkındauygulanmaz.' biçimindeki fıkranın,
2-8. maddesiyle, 4.12.2004 günlü, 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu'nun 250. maddesine eklenen (4) numaralı fıkranın,
3- 10. maddesinin (A) fıkrasının,
Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 15.3.2012gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN