ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2011/3
Karar Sayısı : 2012/153
Karar Günü : 18.10.2012
R.G. Tarih-Sayı : 28.03.2013-28601
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Danıştay OnüçüncüDaire
İTİRAZIN KONUSU : 16.12.2003 günlü, 5021sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Bankalar Kanunu Hükümlerineİstinaden Bankacılık İşlemleri Yapma ve Mevduat Kabul Etme İzni KaldırılanTürkiye İmar Bankası Türk Anonim Şirketi Hakkında Tesis Edilecek Bazı İşlemlerHakkında Kanun'un geçici 1. maddesinin (a) fıkrasının ikinci paragrafının '...Türkiyeİmar Bankası T.A.Ş.'nin personelinin kurmuş olduğu munzam veya yardımlaşmasandık ve vakıflarına ait mevduat...'bölümünün, Anayasa'nın 2. ve 10.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
Türkiye İmar Bankası T.A.Ş. Memur ve Müstahdemleri Yardım ve EmekliSandığı Vakfı, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu kararı ile bankacılıkyapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılan, yönetim ve denetimi TasarrufMevduatı Sigorta Fonu'na devredilen Türkiye İmar Bankası T.A.Ş.'nde bulunanmevduatının ödenmesi için Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna başvurmuştur. Adıgeçen Kurumca bu talebe süresi içerisinde cevap verilmeyerek talebin zımnenreddi üzerine davacı Vakıf tarafından red işleminin iptali istemiyle açılandavanın temyiz incelemesinde, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğukanısına varan Danıştay Onüçüncü Daire, iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
16.12.2003günlü, 5021 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Bankalar KanunuHükümlerine İstinaden Bankacılık İşlemleri Yapma ve Mevduat Kabul Etme İzniKaldırılan Türkiye İmar Bankası Türk Anonim Şirketi Hakkında Tesis EdilecekBazı İşlemler Hakkında Kanun'un itiraz konusu kuralı da içeren geçici 1.maddesinin (a) fıkrası şöyledir:
'GEÇİCİMADDE 1- a) 4389 sayılı Bankalar Kanununun 14 üncümaddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca Bankacılık Düzenleme ve DenetlemeKurulunun 3.7.2003 tarihli ve 1085 sayılı Kararı ile bankacılık işlemleri yapmave mevduat kabul etme izni kaldırılan Türkiye İmar Bankası T.A.Ş. tarafındankabul edilen ticari kuruluşlar mevduatı ile diğer kuruluşlar mevduatınınsigortaya tabi tasarruf mevduatı için uygulanan faiz hesaplama yöntemikullanılmak suretiyle belirlenecek 3.7.2003 tarihli tutarları Bazı Kanun veKanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 4969sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarıncamevduatların ödenmesinde izlenecek usul ve esaslara göre Tasarruf MevduatıSigorta Fonu aracılığıyla ödenir. Bu amaçla Hazine Müsteşarlığınca, TasarrufMevduatı Sigorta Fonuna özel tertip Devlet iç borçlanma senedi ihraç edilir.
Ancak,Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunca bankacılık işlemleri yapma vemevduat kabul etme izni kaldırılan Türkiye İmar Bankası T.A.Ş.'nin doğrudan vedolaylı olarak banka sermayesinde payı olan her türlü ortakları ile bunlarınana, baba, eş ve çocukları ile bankanın yönetim kurulu ve kredi komitesi başkanve üyeleri, genel müdür ve yardımcıları, imzaları bankayı ilzam eden memurlarıile şube müdürleri veya bunlar adına hareket eden kişiler veya bu fıkradabelirtilen kişilerin ayrı ayrı veya birlikte doğrudan veya dolaylı olarakyönetim ve denetimine sahip oldukları kuruluşlara ait ticari kuruluşlar vediğer kuruluşlar mevduatı, Türkiye İmar Bankası T.A.Ş.'nin personelininkurmuş olduğu munzam veya yardımlaşma sandık ve vakıflarına ait mevduat ilemuvazaalı olduğu Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından tespit edilenhesaplar için Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunca herhangi bir ödeme yapılmaz.'
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Haşim KILIÇ,Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN,Fettah OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ,Alparslan ALTAN, Burhan ÜSTÜN, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN ve Celal MümtazAKINCI'nın katılımıyla 20.1.2011 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında;
1- 7.5.2010 günlü, 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti AnayasasınınBazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun uyarınca, 2949 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile ilgiligerekli düzenlemeler yapılmadan, Mahkeme'nin çalışıp çalışamayacağına ilişkinön meselenin incelenmesi sonucunda; Mahkeme'nin çalışmasına bir engelbulunmadığına, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Zehra Ayla PERKTAŞile Celal Mümtaz AKINCI'nın, gerekçesi 2010/68 esas sayılı dosyada belirtilenkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2- Dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine,OYBİRLİĞİYLE,
karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Murat ARSLAN tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılanAnayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, muvazaalı olup olmadığı ortaya konulmaksızınTürkiye İmar Bankası T.A.Ş.'nin personelinin kurmuş olduğu munzam veyayardımlaşma sandık ve vakıflarına ait hesapların, Tasarruf Mevduatı SigortaFonu (TMSF) tarafından ödenmeyeceğinin kurala bağlanmasının, hukuk devletindekuralların sonuçlarının öngörülebilir olmasını gerektiren hukuk güvenliğiilkesi ile bağdaşmadığı; TMSF'den yararlanma açısından anılan Vakfa aithesaplar ile diğer hesap sahipleri arasında bir fark bulunmadığından, bunlar arasındamuvazaalı durumlar dışında ayrım yapılmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğubelirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
5021 sayılı Kanun, bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabuletme izni kaldırılan Türkiye İmar Bankası Türk Anonim Şirketi nezdindeki ticarikuruluşlar ve diğer kuruluşlar mevduatı hesaplarında bulunan tutarların haksahiplerine ödenmesinin esas ve usullerini düzenlemektedir.
Bankalar Kanunu'na tabi bankalarda usulüne uygun olarak açılanbireysel tasarruf mevduat hesapları dışında hiçbir bankacılık işlemi (ticarikuruluşlar ve diğer kuruluşlar mevduatı ya da hisse senedi işlemleri gibi)mevduat sigortası kapsamında değildir. Dolayısıyla, bu hesaplar açılırkenanılan mevduat sahiplerince, banka tarafından ödemelerin yapılamaması riskiüstlenilmiş olmaktadır. 5021 sayılı Kanun ise bu durumun istisnasınıdüzenlemektedir.
Kanun'un itiraz konusu kuralı da içeren geçici 1. maddesinin (a)bendinin ikinci fıkrasında, Türkiye İmar Bankası T.A.Ş.'nin doğrudan ve dolaylıolarak banka sermayesinde payı olan her türlü ortakları ile bunların ana, baba,eş ve çocukları ile bankanın yönetim kurulu ve kredi komitesi başkan veüyeleri, genel müdür ve yardımcıları, imzaları bankayı ilzam eden memurları ileşube müdürleri veya bunlar adına hareket eden kişiler veya bu fıkradabelirtilen kişilerin ayrı ayrı veya birlikte doğrudan veya dolaylı olarakyönetim ve denetimine sahip oldukları kuruluşlara ait ticari kuruluşlar vediğer kuruluşlar mevduatı, Türkiye İmar Bankası T.A.Ş.'nin personelinin kurmuşolduğu munzam veya yardımlaşma sandık ve vakıflarına ait mevduat ile muvazaalıolduğu TMSF tarafından tespit edilen hesaplar için TMSF tarafından herhangibir ödeme yapılmayacağı hükme bağlanmıştır. Kanun koyucu, burada sözüedilen ve Türkiye İmar Bankası T.A.Ş.'nin işleyişinde, yönetilmesinde vetasarruflarında fonksiyonu, yetkisi veya katkısı bulunan kişilerin işlemleriiçin özel bir düzenleme yapmış ve bu kişileri kötü niyetli, yapılan işlemleri debir nevi muvazaalı işlem gibi kabul etmiştir.
Anayasa'nın 10. maddesinde yer verilen eşitlik ilkesi hukuksaldurumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksaleşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerinkanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, haklı bir nedenedayanmayan ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle,aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanunkarşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin heryönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındakiözellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları veuygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksaldurumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'da öngörülen eşitlik ilkesizedelenmez.
Yukarıda belirtilen şekilde özel düzenleme öngörülmesininnedeninin, finans sektöründen kaynaklı üst üste yaşanan ekonomik krizler sonrasıkamuoyunda 'banka hortumlamak' şeklinde kavramlaştırılmış olan vekrizlerin tetikleyicisi olan fiillere karşı kamuoyunun duyarlılığına cevapvermek olduğu, bu düzenleme ile amaçlananın 'banka yöneticileri'nineylem ve işlemlerinin toplumsal etkileri ve kamu düzeni üzerindeki sonuçlarıgözetilerek özel bir hükümle daha ağır bir yaptırıma tabi tutulmalarınınsağlanması olduğu anlaşılmaktadır.
Türkiye İmar Bankası T.A.Ş. Memur ve Müstahdemleri Yardım ve EmekliSandığı Vakfı, üyelerinin tamamını banka çalışanlarının oluşturduğu vesermayesinin % 50'sinin banka tarafından karşılandığı, sosyal güvenlik kuruluşuniteliğinde bir sandıktır. Dolayısıyla, Vakıf ile Banka arasında organik birbağ kurulmuş olup Bankaya el konulma sürecinde Vakıf yöneticilerinin birkısmının aynı zamanda Bankanın da yöneticileri arasında olduğu görülmektedir.
Haklı bir nedene dayanmaksızın, Devlet güvencesindenyararlanılmasını önlemek ve Bankaya hakim sermaye sahiplerinin ya da yöneticilerininkendi kusurlarından kaynaklanan hak taleplerini kapsam dışı bırakmak amacıylaböyle bir madde düzenlendiği anlaşılmaktadır. Kamu yararı, bankalara duyulangüveni artırmak suretiyle tasarrufları korumak, mali piyasalarda güven veistikrarı sağlamak ve somut olayda da kusuru olmaksızın oluşan mağduriyetlerigidermek amacıyla getirilen mevduat sigortası sisteminin, bankanın kötüyönetilmesinde ve mağduriyetlerin oluşmasında katkısı olanlarca kullanılmasınınönlenmesi Devletin, Anayasa'nın 5. maddesinde belirtilen temel amaç vegörevlerine de uygundur.
İtiraz konusu kuralda bahsedilen Vakfın sermayesinin % 50'si Bankatarafından karşılanmıştır ve yöneticileri aynı zamanda Türkiye İmar BankasıT.A.Ş.'nin de üst düzey yöneticileridir. Kanun koyucu, Banka yöneticilerininişlemleri nedeniyle Bankanın içinin boşaltıldığını ve mevduat sahiplerinin bunedenle mağdur olduğunu düşünerek bu düzenlemeyi yapmıştır. Düzenleme buşekliyle iyi niyetli hesap sahiplerini dikkate almış, güvence kapsamındaolmamasına rağmen Bankanın yöneticileri ve onların yönetiminde bulunduklarıvakıf hesabı dışında tüm ticari ya da diğer kuruluş mevduatı sahiplerininhesaplarındaki tutarların ödenmesini öngörmüştür. Banka yöneticileri ilekusurdan sorumlu olmayan diğer hesap sahipleri arasında ayırım yapılması haklıbir nedene dayandığından eşitlik ilkesinin ihlal edildiğinden söz edilemez.Kaldı ki, hukukungenel ilkeleri gereğince de kimse kendi kusuruna dayanarak bir hak iddiasındabulunamaz ve hukuk devletinde bir hakkın kötüye kullanılması koruma göremez.
Anılan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 10. maddesineaykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın, Anayasa'nın 2. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
Bu görüşe, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR ileOsman Alifeyyaz PAKSÜT katılmamışlardır.
VI- SONUÇ
16.12.2003günlü, 5021 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Bankalar KanunuHükümlerine İstinaden Bankacılık İşlemleri Yapma ve Mevduat Kabul Etme İzniKaldırılan Türkiye İmar Bankası Türk Anonim Şirketi Hakkında Tesis EdilecekBazı İşlemler Hakkında Kanun'un geçici 1. maddesinin (a) fıkrasının ikinciparagrafının ''Türkiye İmar Bankası T.A.Ş.'nin personelinin kurmuşolduğu munzam veya yardımlaşma sandık ve vakıflarına ait mevduat'' bölümününAnayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU, MehmetERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR ile Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA, 18.10.2012 gününde karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
Zühtü ARSLAN
KARŞIOYGEREKÇESİ
16.12.2003günlü, 5021 sayılı Yasa'nın Geçici 1. maddesinin (a) fıkrasının ikinciparagrafında, Türkiye İmar Bankası T.A.Ş.'nin personelinin kurmuş olduğu munzamveya yardımlaşma sandık ve vakıflarına ait mevduat ile muvazaalı olduğuTasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından tespit edilen hesaplar içinTMSF'ca herhangi bir ödeme yapılmayacağı hükme bağlanmıştır.
Yasakoyucu tarafından, finansal piyasalardaki güven ve istikrarın sağlanması, kredisisteminin düzenli olarak yürütülmesi, bu bağlamda tasarruf sahiplerininbankacılık sektörüne güveninin sarsılmaması amacıyla İmar Bankası nezdindemevduat sigortası kapsamında olmayan ticari kuruluşlar ve diğer kuruluşlarmevduat hesabı sahiplerinin mağduriyetlerinin önlenmesi için geri ödemeyleilgili 5021 sayılı Yasa çıkarılarak, İmar Bankasında ticari kuruluşlar ve diğerkuruluşlar mevduat hesabı olan hak sahiplerine ödeme yapılması öngörülmüştür.Bu düzenleme uyarınca, muvazaalı olduğu tespit edilen hesaplar için TMSF'caherhangi bir ödeme yapılmayacağında, uyuşmazlık çıkması durumunda da konununyargı organlarınca açıklığa kavuşturulacağında duraksamaya yer yoktur. Ancak,muvazaalı olup olmadığı araştırılmaksızın bu yönde bir varsayıma dayanılarakTürkiye İmar Bankası T.A.Ş.'nin personelinin kurduğu munzam veya yardımlaşmasandık ve vakıflarına ait hesapların sigorta fonunca ödenmeyeceğininöngörülmesi, adil bir hukuk düzeni kurup bunu sürdürmekle yükümlü olan hukukdevletinde kişilerin hukuk güvenliğini sarsan hak ve adalet duygularınızedeleyen bir sonuç doğurmaktadır.
Öteyandan, Türkiye İmar Bankası T.A.Ş.'nin personelinin kurduğu munzam veyayardımlaşma sandık ve vakıflarına ait hesap sahipleri ile diğer hesap sahipleriarasında Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonundan yararlanma bakımından bir farkbulunmamaktadır. Banka personelin muvazaa veya başka bir hukuka aykırılıknedeniyle diğer hesap sahiplerinden farklı durumda bulundukları kanıtlanamadığısürece bunlar arasında ayırım yapılması, Anayasa'nın 10. maddesinde belirtileneşitlik ilkesiyle bağdaşmamaktadır.
Devletinkurduğu ve yasalara uygun olarak sürdürülmesinden sorumlu olduğu hukuk düzeninegüvenerek işlem yaptığı kabul edilen iyi niyetli hesap sahiplerinin uğradıklarızararın tazmini amacıyla bir çeşit atıfet olarak getirilmesi, itiraz konusu düzenlemedehukuka aykırı biçimde ayırımlar yapılmasının haklı nedeni olamaz. Yasa koyucutakdir yetkisi kapsamında bir zararın tazminini, farklı hukuki gerekçelerleuygun bulmayabilir. Buna karşın, atıfet biçiminde de olsa böyle bir yolöngörülüyor ise hukuk düzeni tarafından kabul görmüş hukuka aykırılıklardışında bireyler arasında ayırım yapılması eşitlik ilkesine aykırılıkoluşturur.
Açıklanannedenlerle itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırıolduğu ve iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
KARŞIOYGEREKÇESİ
Kural,Türkiye İmar Bankası T.A.Ş.'ti personelinin kurmuş olduğu munzam veyayardımlaşma sandık ve vakıflarına ait karşılıksız Devlet iç borçlanma senetleriiçin, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunca herhangi bir ödeme yapılmayacağınıhükme bağlamaktadır.
Anayasa'nın2. maddesinde;
'TürkiyeCumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insanhaklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temelilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.' denilmektedir.
Maddedebelirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, her alanda adil,güvenilir bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukukun üstünkurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
Hukukdevletinin önemli unsurlarından olan hukukî güvenlik ilkesi, sadece bireylerindevlet faaliyetlerine duyduğu güveni değil, yürürlükte bulunan mevzuatınsüreceğine duyulan güveni de kapsar.
İtirazkonusu kural, Türkiye İmar Bankası personelinin kurmuş olduğu munzam veya yardımlaşmasandık ve vakıflarına ait Devlet iç borçlanma senetlerinin, bu sandık vevakıfların salt Türkiye İmar Bankası personeli tarafından kurulmuş olmasınımuvazaanın varlık nedeni saymakta ve söz konusu senetlerin muvazaaya dayalıolarak edinildiğini kabul ederek, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuncaherhangi bir ödeme yapılmayacağını öngörmektedir.
Birbankanın salt personeli olmak muvazaanın varlığı için tek başına yeterli kanıtolmayacağı gibi, bir olayda muvazaanın var olup olmadığının hukuki sonuçdoğuracak şekilde ve kesin olarak saptanabilmesi de yasama organın değil yargıorganlarının işidir.
TasarrufMevduatı Sigorta Fonu tarafından ediniliş biçiminde ciddi muvazaa şüphesiolduğu saptanan Devlet iç borçlanma senetleri için ödeme yapılmayabilir, ancak,bu konuda dahi çıkabilecek bir uyuşmazlığın yargı organları tarafından kararabağlanması hukuk devleti olmanın gereğidir.
Öteyandan, Türkiye İmar Bankası T.A.Ş.'nin, Bankacılık Düzenleme ve DenetlemeKurumu kararı ile bankacılık yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılarak,yönetim ve denetiminin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na varlıklarıyla birliktedevredilmiş olması dikkate alındığında, dava konusu kuraldaki hesap ya daişlemlerin, mevduat sigortası kapsamında kalıp kalmamasının bir önemininolmadığı, hukuki güvenlik gereği mağdurlara yapılan ödemelerin de atıfet olarakkabul edilemeyeceği açıktır.
Yasakoyucu ihtiyaç duyduğu bir alanı düzenlerken, Anayasa ve hukukun genelilkelerine uymak ve keyfi olarak nitelendirilecek düzenlemelerden kaçınmakdurumundadır.
İtirazkonusu kuralın, muvazaanın varlığını peşinen kabul edip buna göre uygulamayapılmasını sağlaması nedeniyle adil olduğundan, dolayısıyla da Anayasa'yauygunluğundan söz edilemez.
Açıklanannedenle kural Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesineaykırıdır. İptali gerekir.
Üye
Mehmet ERTEN
KARŞIOYGEREKÇESİ
İtirazbaşvurusuna konu olan 16.12.2003 günlü, 5021 sayılı Kanun'un geçici 1.maddesinin (a) fıkrasının ikinci paragrafında '' Türkiye İmar BankasıT.A.Ş.'nin personelin kurmuş olduğu munzam veya yardımlaşma sandık vevakıflarına ait mevduat'' için Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuncaherhangi bir ödeme yapılmayacağı hüküm altına alınmaktadır.
Anılangeçici 1. madde metni incelendiğinde, maddede sayılan tüm durumların yasakoyucutarafından 'muvazaalı işlem' kabul edildiği ve bu meyanda İmar BankasıPersonelinin (çalışanlarının) üyesi olduğu munzam veya yardımlaşma sandık vevakıflarına ait mevduatın da bu kapsamda değerlendirildiği, bunun doğal sonucuolarak, anılan banka çalışanlarının aylıklarından kesilen aidatlar ile işverenbankanın yatırdığı karşılıklar toplamından oluşan mevduat tutarının da'muvazaalı' sayılarak, bunların TMSF aktifine dahil edildiği anlaşılmaktadır.
İtirazbaşvurusunda bulunan Mahkeme kararında da işaret edildiği üzere, muvazaalı olupolmadığı ortaya konulmaksızın, anılan banka personelinin kurmuş olduğu munzamveya yardımlaşma sandık ve vakıflarına ait hesapların TMSF'ca ödenmeyeceğininkurala bağlanması, hukuk devletinde kuralların sonuçlarının öngörülebilirolmasını gerektiren hukuk güvenliği ilkesi ile bağdaşmaz. Ayrıca bu banka mevduathesapları arasında ayrım yapılarak, sigorta kapsamındaki mevduat sahiplerineödeme yapılmasının öngörülmesi; dava konusu sandık ve vakıf mevduatsahiplerinin bu birikimlerinin ise 'muvazaalı' varsayılarak, bunların sahipleriolan banka çalışanlarına hiçbir ödeme yapılmayarak, bu hesaplara TMSF'ca elkonulması Anayasa'nın eşitlik ilkesine de aykırılık oluşturur.
Kaldıki Anayasa Mahkemesi'nin 4.5.2005 günlü, E. 2004/4, K.2005/25 (R.G. 23.6.2005,Sayı:25854) kararında; aynı Bankanın Off-Shore (Kıyı Bankacılığı)hesaplarındaki mevduatlara el konulmasını öngören 16.12.2003 günlü, 5021 sayılıKanun'un ilgili hükmü iptal edilirken şu gerekçeye dayanılmıştır:
''Mevduatsahiplerinin söz konusu mevduatlarının Türkiye'deki muhatabı olduğu bankayaödenip ödenmediğini takip etme zorunluluğu yoktur. Kaldı ki muvazaalı olduğuTasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından tespit edilen hesaplar için TasarrufMevduatı Sigorta Fonu'nca herhangi bir ödeme yapılmayacağı, bu konudauyuşmazlık çıkması durumunda da konunun yargı organlarınca karara bağlanacağıkuşkusuzdur. Bu nedenle, Mudinin bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabuletme izninin kaldırıldığı tarihten geriye doğru bir ay içinde karşılığıödenmeksizin aktarılan hesaplarının sigorta fonunca ödenmeyeceğinin kuralabağlanması, hukuk devletinde kuralların sonuçlarının öngörülebilir olmasınıgerektiren hukuk güvenliği ilkesi ile bağdaşmaz' Kıyı bankalarındakihesaplarında bankacılık işlemi yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılanbankaların yurt içi kayıtlarına karşılığı nakden ödenmeksizin aktarılan mevduatsahipleriyle aynı bankanın diğer mevduat sahipleri arasında Tasarruf MevduatıSigorta Fonu'ndan yararlanma açısından bir fark bulunmadığından, bunlararasında muvazaalı durumlar dışında ayırım yapılması eşitlik ilkesine aykırılıkoluşturur. Açıklanan nedenlerle dava konusu kural, Anayasa'nın 2. ve 10.maddelerine aykırıdır. İptali gerekir''
AnayasaMahkemesi'nce sonuçlandırılan benzer bir ihtilafta; bankaların fona devrindensonraki işlemler nedeniyle üçüncü kişilerin iyi niyet iddiasında bulunmalarınıyasaklayan 18.6.1999 günlü, 4389 sayılı Kanun'un 15. maddesinin (7) numaralıfıkrasının değişik (b) bendinin ilgili ibaresi iptal edilirken, AnayasaMahkemesi'nce şu gerekçe ortaya konulmuştur:
''İtiraz konusu kuralda, bankaların Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devrindensonra üçüncü kişilere yapılan satış, devir ve temlik, sınırlı ayni hak tesisi gibi işlemler nedeniyle, söz konusu işlemleretaraf olan üçüncü kişilerin iyiniyet iddiasında bulunamayacaklarıbelirtilmiştir'Kişinin, kendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksızbir uygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin enetkili ve güvenceli yolu, yargı mercileri önünde haklılığını arayabilmesi vedavada ileri sürülen iddiaların ve delillerin karşı tarafın iddia vedelilleriyle eşit imkânlarda araştırılması ve eşit değerlemeye tâbitutulmasıdır. 'Kamu alacağının tahsilinin hızlandırılması gibi soyut birgerekçe, iyiniyete, ilişkin ispat kuralını uygulanmamasının nedeni olmaz.Kuralda geçen tüm üçüncü kişilerin işlemleri muvazaalı kabul edilerek,iyiniyetli üçüncü kişilerin dava açma haklarının özü zedelenmekte, mahkemeyeetkili erişim ve savunma hakları engellenmekte, korunmasında kamu yararıbulunan iyiniyetli kimsenin, idare ve mahkeme yönünde iyiniyetli olduğunu iddiave ispat etme hakkı elinden alınmaktadır. Açıklanan nedenlerle itiraz konusukural, üçüncü kişiler yönünden Anayasa'nın 2. ve 36. maddelerine aykırıdır.İptali gerekir'' (Any. Mah. 20.1.2011 tarih ve E. 2009/53, K.2011/19 sayılıkararı; RG. 14.4.2011, Sayı: 27905)
Konunundiğer bir cephesi, 'Banka sandıklarının işlem tarihi itibariyle özel bir statüteşkil ettiği ve SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı dışında ayrı bir sosyalgüvenlik kuruluşu teşkil ettikleri gerçeğidir. Nitekim 5510 sayılı SosyalGüvenlik Kanunu'nun Geçici 20. maddesiyle, bu sandıkların mensupları yenisosyal güvenlik sistemine intibak ettirilmişlerse de, bu sandıklar kapatılmamışve mensuplarına ek sosyal güvenlik sağlama fonksiyonlarına müdahaleedilmemiştir. Oysa dava konusu kural, adı geçen bankanın mensuplarının kurmuşolduğu Sandık ve Vakfın tüm mevduatlarına el atma suretiyle, Anayasa'nın 60.maddesiyle korunan sosyal güvenlik hakkının da ihlaline yol açmıştır.
Yukarıdaaçıklanan nedenlerle, dava konusu kuralın Anayasa'nın 2., 10. ve 60.maddelerine aykırı olmak nedeniyle iptal gerektiği kanaatine ulaştığımdan; aksiyöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
KARŞIOYYAZISI
16.12.2003günlü, 5201 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin (a) fıkrasının ikinciparagrafında Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunca bankacılık işlemleriyapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılan Türkiye İmar Bankası T.A.Ş.'nindoğrudan veya dolaylı olarak banka sermayesinde payı olan her türlü ortaklarıile bunların yakınlarının ve Banka'nın yönetici ve imzaları ile ilzam edenyetkililerinin yanı sıra, Banka personelinin kurmuş olduğu munzam veyayardımlaşma sandık ve vakıflarına ait mevduat için herhangi bir ödemeyapılmayacağı öngörülmüştür.
İptaliistenen kural, düzenlemenin ''Türkiye İmar Bankası T.A.Ş.'ninpersonelinin kurmuş olduğu munzam veya yardımlaşma sandık ve vakıflarına aitmevduat'' bölümüdür.
Düzenlemegenel olarak, Bankanın içine düşürüldüğü durumla ilgili olarak Bankanın hakimsermaye sahiplerinin ve yöneticilerinin kendi kusurlarından kaynaklanan haktaleplerini Bankanın tasfiyesi sürecinde hak sahiplerine sağlanan korumanınkapsamı dışında bırakmayı amaçlamıştır. Buna göre kuralla, belli kişi vegrupların mülkiyet hakkı kapsamında olan alacak haklarına bir sınırlamagetirilmiştir.
Anayasa'nın2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olduğu belirtilmiş, 13.maddesinde temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması ilke ve esaslarına yerverilmiş, 35. maddesinde ise mülkiyet hakkı düzenlenmiştir. Buna göre mülkiyethakkı ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabilecek olup,öngörülebilecek sınırlamanın mülkiyet hakkının özüne dokunmaması, demokratiktoplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmamasıgerekmektedir.
İptaliistenen kuralla, Türkiye İmar Bankası personelinin kurmuş olduğu munzam veyayardımlaşma sandık ve vakıflarına ait mevduat için herhangi bir ödemeyapılmayacağı hükme bağlanmıştır. Her ne kadar Banka personelinin kurduğuvakfın sermayesinin %50'si Banka tarafından karşılanmış ise de geri kalan%50'nin muvazaalı bir işlem konusu olup olmadığı araştırılmadan malvarlığınınbu bölümünün de bloke edilmesi, adil olmayan, ölçüsüz bir düzenlemedir. Kuralgereğince mülkiyet haklarına sınırlama getirilen sandık ve vakıflar ilebunların Banka yöneticisi veya sermayedarı olmayan personelleri, Bankanın içinedüşürüldüğü durumdan sorumlu tutulamazlar. Bu nedenle bunlar hakkında daBankayı zarara uğratan sermayedar ve yetkililerin mevduatları için öngörülenönlemlerin uygulanması, bu gruptaki kişilerin mülkiyet hakkını ağır biçimdeihlal eden, ölçüsüzce bir müdahaledir. Kaldı ki Kanun'da, muvazaalı olanhesaplar için ödeme yapılmayacağı esasen hükme bağlanmıştır. Bu nedenle kural,amacın gerçekleştirilmesi için zorunlu da değildir.
Açıklanannedenlerle kural Anayasa'nın 2. ve 35. maddelerine aykırıdır.
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT