ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2011/38
Karar Sayısı : 2012/89
Karar Günü : 31.5.2012
R.G. Tarih-Sayı :13.10.2012-28440
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Bursa2.Vergi Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 4.1.1961 günlü, 213sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3.4.2002 günlü, 4751 sayılı Kanun'un 1. maddesiile değiştirilen mükerrer 49. maddesinin (b) fıkrasının üçüncü paragrafında yeralan 'Takdir komisyonlarının bu kararlarına karşı kendilerine karartebliğ edilen daire, kurum, teşekküller ve ilgili mahalle ve köy muhtarlıklarıonbeş gün içinde ilgili vergi mahkemesi nezdinde dava açabilirler.' cümlesinin,Anayasa'nın 2., 36. ve 125. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Sahibi olduğu arsanın emlak vergisinin dayanağı olan takdirkomisyonu kararının yürürlüğünün durdurulması ve iptali için açılan davada,itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanaatine varan Mahkeme, iptaliiçin başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen Yasa Kuralı
4.1.1961 günlü, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3.4.2002 günlü,4751 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile değiştirilen ve dava konusu kuralı daiçeren Mükerrer 49. maddesi şöyledir:
'Emlak vergisine ait bedel ve değerlerin tespiti, ilanı vekesinleşmesi:
Mükerrer Madde 49- (Değişik: 3/4/2002-4751/1 md.)
a) Maliye ve Bayındırlık ve İskan bakanlıkları 1319 sayılıEmlâk Vergisi Kanununun 29. maddesi hükmü ile aynı Kanunun 31. maddesi uyarıncahazırlanan tüzük hükümlerine göre bina metrekare normal inşaat maliyetbedellerini, uygulanacağı yıldan dört ay önce müştereken tespit ve Resmî Gazeteile ilân eder.
Türkiye Ticaret, Sanayi, Deniz Ticaret Odaları ve TicaretBorsaları Birliği bu bedellere karşı Resmî Gazete ile ilânını izleyen onbeş güniçinde Danıştay'da dava açabilir.
b) Takdir komisyonlarının arsalara ve araziye ait asgari ölçüdebirim değer tespitine ilişkin dört yılda bir yapacakları takdirler, tarh vetahakkuk işleminin (Emlâk Vergisi Kanununun 33. maddesinin (8) numaralıfıkrasına göre yapılacak takdirler dahil) yapılacağı sürenin başlangıcından enaz altı ay önce karara bağlanarak, arsalara ait olanlar takdirin ilgilibulunduğu il ve ilçe merkezlerindeki ticaret odalarına, ziraat odalarına veilgili mahalle ve köy muhtarlıkları ile belediyelere, araziye ait olanlar ilmerkezlerindeki ticaret ve ziraat odalarına ve belediyelere imza karşılığındaverilir.
Büyükşehir belediyesi bulunan illerde takdir komisyonu kararları,vali veya vekalet vereceği memurun başkanlığında, defterdar veya vekaletvereceği memur, vali tarafından görevlendirilecek tapu sicil müdürü ile ticaretodası, serbest muhasebeci mali müşavirler odası ve esnaf ve sanatkârlar odalarıbirliğince görevlendirilecek birer üyeden oluşan merkez komisyonuna imzakarşılığında verilir. Merkez komisyonu kendilerine tebliğ edilen kararları onbeşgün içinde inceler ve inceleme sonucu belirlenen değerleri ilgili takdirkomisyonuna geri gönderir. Merkez komisyonunca farklı değer belirlenmesihalinde bu değerler ilgili takdir komisyonlarınca yeniden takdir yapılmaksuretiyle dikkate alınır.
Takdir komisyonlarının bu kararlarına karşı kendilerine karartebliğ edilen daire, kurum, teşekküller ve ilgili mahalle ve köy muhtarlıklarıonbeş gün içinde ilgili vergi mahkemesi nezdinde dava açabilirler. Vergimahkemelerince verilecek kararlar aleyhine onbeş gün içinde Danıştay'abaşvurulabilir.
Kesinleşen asgari ölçüde arsa ve arazi birim değerleri, ilgilibelediyelerde ve muhtarlıklarda uygun bir yere asılmak suretiyle tarh vetahakkukun yapıldığı yılın başından Mayıs ayı sonuna kadar ilân edilir.
Bakanlar Kurulu bu fıkrada yer alan dört yıllık süreyi sekiz yılakadar artırmaya veya iki yıla kadar indirmeye yetkilidir.
c) Yukarıdaki fıkralara göre, Danıştay ve vergi mahkemelerindedava açılması halinde, davalının onbeş gün içinde vereceği tek savunma iledosya tekemmül etmiş sayılır. Danıştay ve vergi mahkemelerince bu davalar,dosyanın tekemmül ettiği tarihten itibaren en geç bir ay içinde kararabağlanır.
d) (a) ve (b) fıkralarındaki bina metrekare normal inşaat maliyetbedelleri ile arsalara ve araziye ait asgari ölçüde birim değer tespitlerineilişkin süreleri gerektiği ölçüde kısaltmaya Maliye Bakanlığı yetkilidir.'
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın 2., 36. ve 125. maddelerinedayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca SerruhKALELİ, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, SerdarÖZGÜLDÜR, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Alparslan ALTAN, Engin YILDIRIM,Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI ve Erdal TERCAN'ınkatılımlarıyla 28.4.2011 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, oybirliğiyle kararverilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Anayasa Mahkemesi Raportörü Melek ACUtarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı,dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleriokunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 49.maddesninin (b) fıkrasının üçüncü pragrafı gereğince emlak vergisi tahakkukettirilmesine dair işlemin, dayanağı asgari ölçü birim tespitine ilişkin takdirkomisyonu kararına karşı emlak vergisi mükelleflerine dava açma hakkı tanımayanitiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2., 36. ve 125. maddelerine aykırı olduğuileri sürülmüştür.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun iptali istenilen 49. maddesindeemlak vergisine ait bedel ve değerlerin tespiti, ilanı, kesinleşmesi ve takdirkomisyonları kararlarına karşı kimlerin yargı yoluna başvurabilecekleridüzenlenmiştir. Buna göre maddede takdirkomisyonlarının kararlarına karşı kendilerine karar tebliğ edilen daire, kurum,teşekküller ve ilgili mahalle ve köy muhtarlıklarının onbeş gün içinde ilgilivergi mahkemesi nezdinde dava açma haklarının bulunmasınarağmen emlak vergisini ödeyecek olan mükelleflerin dava açma hakkınınbulunmadığı anlaşılmaktadır.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti eylem veişlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyupgüçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirereksürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukunüstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
Anayasa'nın hak arama hürriyetini düzenleyen 36. maddesininbirinci fıkrasında 'Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.' denilerek yargı mercilerine davacıve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak da iddia, savunma veadil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır. Kişinin uğradığı birhaksızlığa veya zarara karşı kendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldığıhaksız bir uygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüpkanıtlayabilmesinin, zararını giderebilmesinin en etkili ve güvenceli yolu,yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir. Kişilere yargı mercileriönünde dava hakkı tanınması hak arama özgürlüğünün bir gereğidir.
Kanun koyucu itiraz konusu kural ile, takdir komisyonlarıncabelirlenen değerlere karşı vergi mükellefi olan ve olaydan doğrudanetkilenebilecek kişilere dava açma hakkı verilmemekte sadece yasada değinilenkurum ve kuruluşları harekete geçirerek, asgari ölçüde arsa ve arazi birimdeğer tespitlerine karşı dava açılabilmesi imkanı tanınmaktadır. Emlak vergisimükelleflerinin ödeyeceği verginin hesaplanmasında esas alınan takdir komisyonukararları idari bir tasarruf olduğu için buna karşı mükelleflere yargı yolununkapatılması, Anayasayla güvence altına alınmış olan hak arama hürriyeti vehukuk devleti ilkesi ile bağdaşmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kural, Anayasa'nın 2. ve 36.maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Kural Anayasa'nın 2. ve 36. maddelerine aykırı görülerek iptaledildiğinden, Anayasa'nın 125. maddesi yönünden incelenmemiştir.
Muammer TOPAL bu görüşe katılmamıştır.
Serruh KALELİ bu görüşe ek gerekçeyle katılmıştır.
VI- SONUÇ
4.1.1961 günlü, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun, 3.4.2002 günlü,4751 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle değiştirilen Mükerrer 49. maddesinin (b)fıkrasının üçüncü paragrafının 'Takdir komisyonlarının bu kararlarına karşıkendilerine karar tebliğ edilen daire, kurum, teşekküller ve ilgili mahalle veköy muhtarlıkları onbeş gün içinde ilgili vergi mahkemesi nezdinde davaaçabilirler.' biçimindeki birinci cümlesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna veİPTALİNE, Muammer TOPAL'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA, 31.5.2012 gününde kararverildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
Zühtü ARSLAN
EK GEREKÇE
Mahkememiz itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2. ve 36. maddelerineaykırı olduğu, 125. maddesi yönünden incelemeye gerek görülmediği nedenleri ileiptal hükmü kurmuş ise de, iptal gerekçeleri arasında Anayasa'nın 125.maddesinin de bulunması gerektiği nedeniyle karara ek gerekçe ilekatılınmıştır.
Anayasa'nın 125. maddesi idarenin her türlü eylem ve işlemininyargı yoluna açık olması zorunluluğunu getirdiğinden, anayasada sayılan ayrıkdurumlar dışında idarenin eylem ve işlemlerinin kimi kişi ya da kurum yönündenyargı denetimine kapatma sonucu doğuracak yasal düzenleme Anayasa'nın 125.maddesi birinci fıkrası hükmüne açık aykırılık teşkil edecektir. Düzenlemede'takdir komisyonlarının arsalara ve araziye ait asgari ölçüde birim değertespitine ilişkin yapacakları takdir kararlarına karşı kendilerine karar tebliğedilen daire, kurum, teşekküller ve ilgili mahalle ve köy muhtarlıkları on beşgün içinde ilgili vergi mahkemesi nezdinde dava açabilirler' cümlesi idareninişlemine karşı yargı yolunun açık tutuyor gibi gözükse de, dava açabileceklerarasında işlemin muhatabı ihtilafda menfaattar olan, verginin muhatabı mükellefkişiler yönünden İDARENİN BU İŞLEM VE EYLEMİNİ yargı denetimine KAPATTIĞIAÇIKTIR. Açıklık ifadesi kamu-özel ayrımı yapılmaksızın 'herhangi' kimseleredeğil 'herkese' karşı açık olmayı ifade eder.
Demokratik hukuk devletinde kamu gücüne karşı zayıf bireyin etkinve genel denetim ile hukuki korunma olanaklarından, güvence alanlarınıngenişletilmesi yönünde yararlandırılması gerekir iken itiraz konusu idariişlemin denetlenmesine kimi kişiler yönünden sınırlama getiren kural ile bireyyönünden hak arama özgürlüğü yolu kapatılmakla birlikte idare yönünden debizatihi idari işleminin denetletilmesi de engellenmiş olup düzenlemeAnayasa'nın 36. maddesi yanında Anayasa'nın 125. maddesine de birlikteaykırılık taşır. Demokratik hukuk devletinde idari işleminin denetiminin asıl,Anayasal istisna olmadığı durumlarda ise bunu engelleyen itiraz konusu kuralgibi düzenlemelerinde Anayasa'nın 125. maddesine aykırı olmadığı ya da ilgisibulunmadığını söylemeye olanak yoktur. İdarenin kimi işlemlerinin kişi hukukunuetkilemeye başladığı andan itibaren yargı denetimine kapatılamayacağı dikkatealındığında (Anayasa Mahkemesi'nin 21.9.1995 tarih E.1995/96, K.1995/46)kimileri yönünden de kapatılamayacağı açıktır. Anayasa'nın 125. maddesinde yeralan kuralın yönetimin kamu hukuku ya da özel hukuk alanına giren tüm eylem veişlemlerini kapsadığı açık olduğunda mahkemenin itiraz konusu kuralı 125.maddesi yönünden incelememiş olması esasda bir eksikliktir.
Başkanvekili
Serruh KALELİ
KARŞIOY GEREKÇESİ
İtiraz konusu düzenlemede 'Takdir komisyonlarının bu kararlarınakarşı kendilerine karar tebliğ edilen daire, kurum, teşekküller ve ilgilimahalle ve köy muhtarlıkları onbeş gün içinde ilgili vergi mahkemesi nezdindedava açabilirler.' hükmü yer almaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesinin 3/dbendinde, dilekçelerin idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gerekenbir işlem olup olmadığı yönünden inceleneceği; 15. maddesinin 1/b bendinde ise,anılan maddenin 3/d bendinde yazılı halde davanın reddine karar verileceğihüküm altına alınmıştır.
Anılan kurala göre idari yargıda, idarenin kamu gücüne dayanarakyaptığı tek taraflı, kişilerin hukukunu etkileyen, kesin ve yürütülmesi zorunluişlemlerinin idari davaya konu olabileceği kabul edilmektedir. Vergiuyuşmazlıklarında kesin ve yürütülmesi zorunlu işlemler ise, ihbarname veyaödeme emri tebliği, tahakkuk fişi kesilmesi veya vergi tevkifatı yapılması gibiişlemlerdir. Bu durumda, vergi dairelerinin, idari işlevleriyle ilgili olarakvergi hukuku alanında tesis ettikleri uygulanabilir nitelikte, yükümlününhukukunu doğrudan etkileyen ve onların hak ve yükümlülüklerinde değişiklik veyayenilik yaratan irade açıklamalarının idari davaya konu teşkil edeceğinde kuşkuyoktur.
Bu bağlamda, ihbarname ve dayanağı olan takdir komisyonukararlarına karşı açılan davalarda takdir komisyonu kararının esasınınincelenmesi gerekmektedir ki, bu durum zaten Danıştay vergi dava dairelerininiçtihatlarındandır.
İtiraz konusu kuralda ise kanunkoyucu, emlak vergisi ile ilgilikarar ve işlemlerin tek tek mükelleflere tebliğinin zorluğunu ve bunlartarafından açılacak dava sayısının idari yargı yerlerinin kaldırabileceklerindençok fazla olacağını göz önünde bulundurarak, bu kararların, mükellefleri temsilettikleri varsayılan kurum, teşekkül ve muhtarlıklara tebliğini, davanın dabunlar tarafından açılabileceğini düzenlemiştir.
Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, dava konusu düzenleme ile,anılan kanun hükmü ve idari yargı ilkelerine göre dava konusu edilemeyen takdirkomisyonu kararlarına karşı, içeriği emlak vergisine ilişkin olmak kaydıyla,düzenlemede belirtilen kuruluşlarla sınırlı olarak dava açma imkanıgetirilmiştir. Bu duruma göre, mükelleflerin anılan komisyon kararlarına karşıdava açması Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından sonra da mümküngörülmemektedir. Mükelleflerin emlak vergisine ve dayanağı takdir komisyonukararına karşı dava açabilmesi ise, düzenlemenin iptalinden önce de idariyargının genel ilkelerine göre mevcuttur. Dolayısıyla iptal kararı dava açmahakkını genişletmemiş, mükelleflere dava açma hakkı yolunda yeni imkanlarsağlamamıştır. Çünkü itiraza konu düzenleme dava açma hakkını kısıtlamamakta,aksine, kamu yararına, düzenlemede yer verilen kuruluşlara, mükellefleretanınmayan dava açma hakkını tanımaktadır. Bu nedenle düzenlemenin Anayasa'nın2., 36. ve 125. maddelerine aykırı bir yönü bulunmamaktadır.
Yine dava konusu düzenlemenin iptali istemiyle açılan davadaAnayasa Mahkemesi'nin 19.3.1987 günlü, E.1986/5, K.1987/7 sayılıkararında; 'Bu metinden açıkça anlaşıldığı gibi takdir komisyonlarınınkararlarına karşı, Emlak Vergisi mükelleflerine doğrudan bir dava hakkı tanınmamıştır.Ancak, bu durumun, dilekçede öne sürüldüğü gibi Anayasa'nın 'hak aramahürriyeti'ni düzenleyen 36. maddesinin birinci fıkrasına, dilekçededeğinilmediği halde söz konusu iddia ile ilgili olan ve gerekçe ile bağlıolmayan mahkememizin re'sen dikkate aldığı 'idarenin her türlü eylem veişlemlerine karşı yargı yolu açıktır' diyen Anayasa'nın 125. maddesinin birincifıkrasına aykırı bir yönü yoktur. Çünkü, mükellefin dava hakkı; takdirkomisyonlarının kesinleşen asgari arsa ve arazi birim değerleri üzerinden vergitarhiyatı yapılıp, mükellefe tebliğ edildikten sonraki aşamada mevcuttur. Herne kadar beyan sahibinin beyan ettiği matraha itirazı söz konusu değilse de,asgari ölçüdeki beyanın, ihtirazi kayıtla verilmesi mümkün olduğu gibi, asgariölçünün altında beyanda bulunmayı engelleyen bir hüküm yoktur. Söz konusu maddeile takdir komisyonlarının kararlarına karşı mükellefe doğrudan itiraz ve davaaçma hakkı tanınmaması, milyonlarca mükellefi bulunan Emlak Vergisi'nintahakkuk ve tahsilini mümkün kılmak amacına yöneliktir. Verginin tarh ediliptebliğinden sonra, mükellefin takdir komisyonu kararlarını da kapsayan davahakkı doğmaktadır. Bu nedenle söz konusu fıkranın ikinci bendinin Anayasa'nın36. ve 125. maddelerine aykırı bir yönü yoktur' gerekçesiyle, söz konusumaddenin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin reddine kararverilmiştir.
Takdir komisyonlarınca belirlenen değerlere karşı, vergi mükellefiolan ve olaydan doğrudan etkilenen kişilere dava açma yetkisinin tanınmaması,anılan kararda da belirtildiği gibi, komisyonların kesinleşen asgari arsa vearazi birim değerleri üzerinden vergi tarhiyatı yapılıp, mükellefe tebliğedilmesinden sonra komisyon kararı ile birlikte dava açılmasına ve açılandavaya bakılmasına engel değildir.
Açıklanan nedenlerle, kuralın mükellefin hak arama hürriyetiniengelleyen, mükellefe yargı yolunu kapatan bir niteliğinin bulunmadığı veyasakoyucunun takdir hakkı çerçevesinde getirildiği anlaşıldığından,düzenlemenin iptali yönündeki karara katılmıyorum.
Üye
Muammer TOPAL