ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2011/4
Karar Sayısı : 2012/154
Karar Günü : 18.10.2012
R.G. Tarih-Sayı : 28.03.2013-28601
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Danıştay Onüçüncü Daire
İTİRAZINKONUSU : 24.5.2007günlü, 5667 sayılı Bankacılık İşlemleri Yapma ve Mevduat Kabul Etme İzniKaldırılan Türkiye İmar Bankası Türk Anonim Şirketince Devlet İç BorçlanmaSenedi Satışı Adı Altında Toplanan Tutarların Ödenmesi Hakkında Kanun'un 3.maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan ''imzaları bankayı ilzam edenmemurları ile şube müdürleri'' ibaresinin, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
Türkiye İmar Bankası T.A.Ş. Sakarya Şubesi Müdürü, BankacılıkDüzenleme ve Denetleme Kurumu kararı ile bankacılık yapma ve mevduat kabul etmeizni kaldırılan, yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunadevredilen Türkiye İmar Bankası T.A.Ş.'ye karşılığında Devlet iç borçlanmasenedi bulunmamasına rağmen Devlet iç borçlanma senedi alımı amacıyla yatırdığıtutarın ödenmesi için Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna başvurmuştur. Adı geçenKurumca talebin reddi üzerine davacı tarafından red işleminin iptali istemiyleaçılan davanın temyiz incelemesinde, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırıolduğu kanısına varan Danıştay Onüçüncü Daire, iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
24.5.2007günlü, 5667 sayılı Bankacılık İşlemleri Yapma ve Mevduat Kabul Etme İzniKaldırılan Türkiye İmar Bankası Türk Anonim Şirketince Devlet İç BorçlanmaSenedi Satışı Adı Altında Toplanan Tutarların Ödenmesi Hakkında Kanun'un itirazkonusu kuralı da içeren 3. maddesinin (1) numaralıfıkrası şöyledir:
'MADDE3- (1) Hak sahibi olmadığı anlaşılanlara, Türkiye İmar Bankası TürkAnonim Şirketinin bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme iznininkaldırıldığı tarihten sonra karşılıksız Devlet iç borçlanma senedi aldığıtespit edilenlere, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunca bankacılıkişlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılan Türkiye İmar Bankası TürkAnonim Şirketi ortakları ile bunların ana, baba, eş ve çocukları ile bankanınyönetim kurulu ve kredi komitesi başkan ve üyeleri, genel müdür veyardımcıları, imzaları bankayı ilzam eden memurları ile şube müdürleriveyabunlar adına hareket eden kişilerce alınan veya bu kişilerin ayrı ayrı veyabirlikte doğrudan veya dolaylı olarak yönetim ve denetimine sahip olduklarıkuruluşlarca alınan, Türkiye İmar Bankası Türk Anonim Şirketinin personelininkurmuş olduğu munzam veya yardımlaşma sandık ve vakıflarca alınan karşılıksızDevlet iç borçlanma senetlerine ilişkin olarak Tasarruf Mevduatı SigortaFonunca herhangi bir ödeme yapılmaz.'
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Haşim KILIÇ,Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN,Fettah OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ,Alparslan ALTAN, Burhan ÜSTÜN, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN ve Celal MümtazAKINCI'nın katılımıyla 20.1.2011 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında;
1- 7.5.2010 günlü, 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti AnayasasınınBazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun uyarınca, 2949 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile ilgiligerekli düzenlemeler yapılmadan, Mahkeme'nin çalışıp çalışamayacağına ilişkinön meselenin incelenmesi sonucunda; Mahkeme'nin çalışmasına bir engelbulunmadığına, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Zehra Ayla PERKTAŞile Celal Mümtaz AKINCI'nın, gerekçesi 2010/68 esas sayılı dosyada belirtilenkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2- Dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine,OYBİRLİĞİYLE,
karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Murat ARSLAN tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılanAnayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Genel Açıklamalar
4.1.1985 tarihli karar ile Sermaye Piyasası Kurulu (SPK)tarafından Türkiye İmar Bankası T.A.Ş.'ye, borsa üyelik belgesi verilmiş,SPK'nın 25.10.1990 günlü, 50/183 sayılı kararı ile de borsa üyelik ve aracılıkfaaliyetlerinde bulunma yetkisi kaldırılmıştır. Bu karar, 22.11.1990'da Hazineve Dış Ticaret Müsteşarlığına bildirilmiştir.
2002 yılının Ekim ayından itibaren, anılan Banka, sistematikşekilde önemli miktarda açığa Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS)satış işlemi gerçekleştirmiştir. Banka yönetim ve denetiminin Fona geçmesindensonra Bankanın yetkisiz ve kayıt dışı hazine bonosu satışı yapmış olduğu tespitedilmiştir. Yetkisiz satış ile ilgili olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu(TMSF) tarafından suç duyurusunda bulunulmuştur.
TMSF'nin el koymadan sonra yaptığı incelemeler üzerine; SPKtarafından 1990 yılında aracılık faaliyetleri durdurulan ve aracı kuruluşniteliğini kaybeden Bankanın, Sermaye Piyasası Kanunu'na aykırı bir şekildeHazine bonosu ve Devlet tahvili alım satımı yaptığı, Hazine bonosu ve devlettahvili alım satım işlemlerine yoğun olarak başladığı 21.10.2002 tarihindenitibaren sistematik bir şekilde satışını yaptığı DİBS'in önemli bir kısmınıportföyünden düşmediği, emanet hesaplarına geçmediği, bu tutarları İMKB'yebildirmediği, bir başka ifade ile müşteriler adına yapılan bu işlemlerin önemlibir kısmını açığa gerçekleştirdiği, gerçek anlamda satışını yaptığı Hazinebonosu ve Devlet tahvillerinin ise 3.7.2003 tarihi itibarıyla mevcut olmadığı,30.6.2003 tarihi itibarıyla DİBS portföyünün Türkiye Cumhuriyeti MerkezBankasının (TCMB) açıkladığı fiyatlar üzerinden 15 bin TL'lik düzeye kadardüşmüş olmasına rağmen, 30.6.2003 ila 3.7.2003 tarihleri arasında bu tutarlarınçok üzerinde bono ve tahvil satışını gerçekleştirdiği hususları tespitedilmiştir.
İşlem hacminin, muavin kayıtları silmede kullanılan bir yazılımprogramıyla saklandığı, işlemlere ilişkin tüm fiş ve belgelerin Bankanın GenelMüdürlüğüne gönderildiği, şubelerde hiç bir fiş veya belge tutulmadığı,şubelerden gönderilen fişlerin çok az bir kısmının Genel Müdürlükyetkililerince imzalandığı, imzalı fişlerin 'emanet menkul değerler'hesabına yansıtıldığı, bu suretle resmi kayıtlara geçirilen tutarların İMKB'yetescil ettirildiği tespit edilmiştir.
Diğer taraftan, Türkiye İmar Bankası T.A.Ş., açığa satışmahiyetinde olmayan gerçek anlamda müşterilere satışını yaptığı Devlettahvillerini ve Hazine bonolarını ise Bankanın Fona devri öncesinde müşteritalimatı olmadan elden çıkarmış ve 3.7.2003 tarihi itibariyle İMKB'ye tescil ettirilen,yani gerçek anlamda satışı yapılan DİBS'lerin de Bankada olmadığı ortayaçıkmıştır.
Bankaya el konulduktan sonra TMSF tarafından önceleri bututarların TMSF'nin garanti kapsamında olmadığından bahisle hak sahiplerineödeme yapılmamış ancak, daha sonra söz konusu iç borçlanma senedi alanyatırımcılar tarafından çok sayıda dava açılması üzerine mağduriyetleriningiderilmesi amacıyla 5667 sayılı Kanunla ödenmesine karar verilmiştir.
B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
Başvuru kararında, muvazaalı olup olmadığı ortaya konulmaksızınmudilere ait hesapların sigorta fonunca ödenmeyeceğinin kurala bağlanmasının,hukuk devletinde kuralların sonuçlarının öngörülebilir olmasını gerektirenhukuk güvenliği ilkesi ile bağdaşmadığı, TMSF'den yararlanma açısından bankaçalışanları ile diğer hesap sahipleri arasında bir fark bulunmadığından, bunlararasında muvazaalı durumlar dışında ayırım yapılmasının eşitlik ilkesine aykırıolduğu, bu nedenle imzaları bankayı ilzam eden memurları ile şube müdürlerincealınan karşılıksız DİBS'lere ilişkin olarak TMSF tarafından herhangi bir ödemeyapılmayacağı hükmünü içeren kuralın, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırıolduğu ileri sürülmüştür.
5667 sayılı Kanun, bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabuletme izni kaldırılan Türkiye İmar Bankası T.A.Ş.'ce DİBS satışı adı altındatoplanan tutarların hak sahiplerine ödenmesinin esas ve usullerinidüzenlemektedir.
Bankalar Kanunu'na tabi bankalarda usulüne uygun olarak açılanbireysel tasarruf mevduat hesapları dışında hiçbir bankacılık işlemi (ticarikuruluşlar ve diğer kuruluşlar mevduatı ya da hisse senedi işlemleri gibi)mevduat sigortası kapsamında değildir. Dolayısıyla, bu hisse senetleri alınırkenanılan hisse senedi sahiplerince, banka tarafından ödemelerin yapılmaması riskiüstlenilmiş olmaktadır. 5667 sayılı Kanun ise bu durumun istisnasınıdüzenlemektedir.
Kanun'un itiraz konusu kuralı da içeren 3. maddesinde ise haksahibi olmadığı anlaşılanlara, Türkiye İmar Bankası T.A.Ş.'nin bankacılıkişlemleri yapma ve mevduat kabul etme izninin kaldırıldığı tarihten sonrakarşılıksız DİBS aldığı tespit edilenlere, Bankacılık Düzenleme ve DenetlemeKurulunca bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılanTürkiye İmar Bankası T.A.Ş. ortakları ile bunların ana, baba, eş ve çocuklarıile bankanın yönetim kurulu ve kredi komitesi başkan ve üyeleri, genel müdür veyardımcıları, imzaları bankayı ilzam eden memurları ile şube müdürleri veyabunlar adına hareket eden kişilerce alınan veya bu kişilerin ayrı ayrı veyabirlikte doğrudan veya dolaylı olarak yönetim ve denetimine sahip olduklarıkuruluşlarca alınan, Türkiye İmar Bankası T.A.Ş. personelinin kurmuş olduğumunzam veya yardımlaşma sandık ve vakıflarca alınan karşılıksız DİBS'lereilişkin olarak TMSF tarafından herhangi bir ödeme yapılmayacağı hükmebağlanmıştır. Kanun koyucu, burada sözü edilen ve Türkiye İmar BankasıT.A.Ş.'nin işleyişinde, yönetilmesinde ve tasarruflarında fonksiyonu, yetkisiveya katkısı bulunan kişilerin işlemleri için özel bir düzenleme yapmış ve bukişileri kötü niyetli, yapılan işlemleri de bir nevi muvazaalı işlem gibi kabuletmiştir.
Anayasa'nın 10. maddesinde yer verilen eşitlik ilkesi hukuksaldurumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksaleşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerinkanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, haklı bir nedenedayanmayan ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle,aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanunkarşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin heryönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındakiözellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları veuygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksaldurumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'da öngörülen eşitlik ilkesizedelenmez.
Yukarıda belirtilen şekilde özel düzenleme öngörülmesininnedeninin, finans sektöründen kaynaklı üst üste yaşanan ekonomik krizlersonrası kamuoyunda 'banka hortumlamak' şeklinde kavramlaştırılmış olanve krizlerin tetikleyicisi olan fiillere karşı kamuoyunun duyarlılığına cevapvermek olduğu, bu düzenleme ile amaçlananın 'banka yöneticileri'nineylem ve işlemlerinin toplumsal etkileri ve kamu düzeni üzerindeki sonuçlarıgözetilerek özel bir hükümle daha ağır bir yaptırıma tâbi tutulmalarınınsağlanması olduğu anlaşılmaktadır.
Haklı bir nedene dayanmaksızın, Devlet güvencesindenyararlanılmasını önlemek ve Bankaya hakim sermaye sahiplerinin ya dayöneticilerinin kendi kusurlarından kaynaklanan hak taleplerini kapsam dışıbırakmak amacıyla böyle bir madde düzenlendiği anlaşılmaktadır. Kamu yararı,bankalara duyulan güveni artırmak suretiyle tasarrufları korumak, malipiyasalarda güven ve istikrarı sağlamak ve somut olayda da kusuru olmaksızınoluşan mağduriyetleri gidermek amacıyla getirilen mevduat sigortası sisteminin,bankanın kötü yönetilmesinde ve mağduriyetlerin oluşmasında katkısı olanlarcakullanılmasının önlenmesi Devletin, Anayasa'nın 5. maddesinde belirtilen temelamaç ve görevlerine de uygundur.
Hisse senedi satışları bizzat şubeler aracılığıyla yapılmaktadolayısıyla şube müdürlerinin de birinci derecede sorumluluğu bulunmaktadır.Hukukun genel ilkeleri gereğince de kimse kendi kusuruna dayanarak bir hakiddiasında bulunamaz ve hukuk devletinde bir hakkın kötüye kullanılması korumagöremez. Kanun koyucu, banka yöneticilerinin işlemleri nedeniyle bankanıniçinin boşaltıldığını ve mevduat sahiplerinin bu nedenle mağdur olduğunugözeterek bu düzenlemeyi yapmıştır. Düzenleme bu şekliyle iyi niyetli hesapsahiplerini dikkate almış, güvence kapsamında olmamasına rağmen Bankanınyöneticileri dışında tüm DİBS alıcılarının sahip oldukları senet tutarlarınınödenmesini öngörmüştür. Banka yöneticileri ile diğer hesap sahipleri arasındamuvazaa, kötü niyet ya da kendi kusurlarıyla zararın oluşması durumunda ayırımyapılması haklı bir nedene dayandığından eşitlik ilkesinin ihlal edildiğindensöz edilemez.
Bu nedenle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 10. maddesine aykırıdeğildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın, Anayasa'nın 2. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
Bu görüşe, Fulya KANTARCIOĞLU ile Mehmet ERTEN katılmamışlardır.
VI-SONUÇ
24.5.2007günlü, 5667 sayılı Bankacılık İşlemleri Yapma ve Mevduat Kabul Etme İzniKaldırılan Türkiye İmar Bankası Türk Anonim Şirketince Devlet İç BorçlanmaSenedi Satışı Adı Altında Toplanan Tutarların Ödenmesi Hakkında Kanun'un 3.maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan ''imzaları bankayı ilzameden memurları ile şube müdürleri'' ibaresinin Anayasa'yaaykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU ile Mehmet ERTEN'inkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 18.10.2012 gününde karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
Zühtü ARSLAN
KARŞIOYGEREKÇESİ
Esas:2011/3, Karar: 2012/153 sayılı karardaki karşıoy gerekçesinde belirtilengerekçe doğrultusunda, itiraz konusu kuralın iptali gerektiği düşüncesiyleçoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
KARŞIOYGEREKÇESİ
Kural,Türkiye İmar Bankası T.A.Ş.'tini imzalarıyla ilzam eden memurları ile şubemüdürlerine ait Devlet iç borçlanma senetleri için, Tasarruf Mevduatı SigortaFonunca herhangi bir ödeme yapılmayacağını hükme bağlamaktadır.
Anayasa'nın2. maddesinde;
'TürkiyeCumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insanhaklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temelilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.' denilmektedir.
Maddedebelirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, her alanda adil,güvenilir bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukukun üstünkurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
Hukukdevletinin önemli unsurlarından olan hukukî güvenlik ilkesi, sadece bireylerindevlet faaliyetlerine duyduğu güveni değil, yürürlükte bulunan mevzuatınsüreceğine duyulan güveni de kapsar.
İtirazkonusu kural, Türkiye İmar Bankası T.A.Ş.'tini imzalarıyla ilzam eden memurlarıile şube müdürlerine ait Devlet iç borçlanma senetlerinin, salt Türkiye İmarBankası'nın imza yetkili memuru ya da şube müdürü olmalarını muvazaanın varlıknedeni saymakta ve söz konusu senetlerin muvazaaya dayalı olarak edinildiğinikabul ederek Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunca herhangi bir ödemeyapılmayacağını öngörmektedir.
Birbankanın salt imza yetkili memuru ya da şube müdürü olmak muvazaanın varlığıiçin tek başına yeterli kanıt olmayacağı gibi, bir olayda muvazaanın var olupolmadığının hukuki sonuç doğuracak şekilde ve kesin olarak saptanabilmesi deyasama organın değil yargı organlarının işidir.
TasarrufMevduatı Sigorta Fonu tarafından ediniliş biçiminde ciddi muvazaa şüphesiolduğu saptanan Devlet iç borçlanma senetleri için ödeme yapılmayabilir, ancak,bu konuda dahi çıkabilecek bir uyuşmazlığın yargı organları tarafından kararabağlanması hukuk devleti olmanın gereğidir.
Öteyandan, Türkiye İmar Bankası T.A.Ş.'nin, Bankacılık Düzenleme ve DenetlemeKurumu kararı ile bankacılık yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılarak,yönetim ve denetiminin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na varlıklarıyla birliktedevredilmiş olması dikkate alındığında, dava konusu kuraldaki hesap ya daişlemlerin, mevduat sigortası kapsamında kalıp kalmamasının bir önemininolmadığı, hukuki güvenlik gereği mağdurlara yapılan ödemelerin de atıfet olarakkabul edilemeyeceği açıktır.
Yasakoyucu ihtiyaç duyduğu bir alanı düzenlerken, Anayasa ve hukukun genelilkelerine uymak ve keyfi olarak nitelendirilecek düzenlemelerden kaçınmakdurumundadır.
İtirazkonusu kuralın, muvazaanın varlığını peşinen kabul edip buna göre uygulamayapılmasını sağlaması nedeniyle adil olduğundan, dolayısıyla da Anayasa'yauygunluğundan söz edilemez.
Açıklanannedenle kural Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesineaykırıdır. İptali gerekir.
Üye
Mehmet ERTEN