ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2011/43
Karar Sayısı : 2012/10
Karar Günü : 19.1.2012
R.G. Tarih-Sayı :05.04.2012-28225
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURANLAR:
1- Mersin 4. Asliye Ceza Mahkemesi (Esas Sayısı: 2011/43)
2- Bakırköy 28. Asliye Ceza Mahkemesi (Esas Sayısı:2011/50)
İTİRAZIN KONUSU: 23.3.2005 günlü, 5320 sayılıCeza Muhakemesi Kanununun Yürürlük Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a,31.3.2011 günlü, 6217 sayılı Kanun'un 26. maddesiyle eklenen Geçici Madde 3'ün,Anayasa'nın 2., 10., 36., 38., 138. ve 141. maddelerine aykırılığı savıylaiptali ve yürürlüğünün durdurulması istemidir.
I- OLAY
Mersin 4. Asliye Ceza Mahkemesine hırsızlık suçundan, Bakırköy 28.Asliye Ceza Mahkemesine sahtecilik suçundan açılan kamu davalarında,itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan mahkemeler iptaliiçin başvurmuşlardır.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
23.3.2005 günlü, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük VeUygulama Şekli Hakkında Kanun'un, 31.3.2011 günlü, 6217 sayılı Kanun'un 26.maddesiyle eklenen geçici 3. maddesi şöyledir:
'(1) 1/1/2014 tarihine kadar, asliye ceza mahkemelerinde yapılanduruşmalarda Cumhuriyet savcısı bulunmaz ve katılma hususunda Cumhuriyetsavcısının görüşü alınmaz. Ancak, verilen hükümler ile tutuklamaya veyasalıverilmeye ilişkin kararlara karşı Cumhuriyet savcısının kanun yolunabaşvurabilmesi amacıyla dosya Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir.'
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararlarında, Anayasa'nın 2., 10., 36., 38., 138. ve 141.maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
A- 2011/43 Esas Sayılı Başvuru
İçtüzüğün 8. maddesi uyarınca, Haşim KILIÇ, Osman AlifeyyazPAKSÜT, Serruh KALELİ, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, FettahOTO, Serdar ÖZGÜLDÜR, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Alparslan ALTAN,Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal MümtazAKINCI ile Erdal TERCAN'ın katılımlarıyla 18.5.2011 günü yapılan ilk incelemetoplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine,oybirliğiyle karar verilmiştir.
B- 2011/50 Esas Sayılı Başvuru
İçtüzüğün 8. maddesi uyarınca, Haşim KILIÇ, Osman AlifeyyazPAKSÜT, Serruh KALELİ, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Fettah OTO, SerdarÖZGÜLDÜR, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Alparslan ALTAN, Burhan ÜSTÜN,Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI ile ErdalTERCAN'ın katılımlarıyla 2.6.2011 günü yapılan ilk inceleme toplantısında,dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, oybirliğiylekarar verilmiştir.
V- BİRLEŞTİRME KARARI
23.3.2005 günlü, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük veUygulama Şekli Hakkında Kanun'a, 31.3.2011 günlü, 6217 sayılı Kanun'un 26.maddesiyle eklenen geçici 3. maddesinin iptaline ve yürürlüğünün durdurulmasınakarar verilmesi istemiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkin 2011/50 esassayılı davanın, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle 2011/43 Esas sayılı davadosyası ile birleştirilmesine, esasının kapatılmasına, esas incelemenin 2011/43Esas sayılı dosya üzerinden yürütülmesine, 2.6.2011 gününde oybirliği ile kararverilmiştir.
VI- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararları ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ilediğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararlarında, itiraz konusu kural ile asliye cezamahkemelerinde yapılmakta olan duruşmalarda Cumhuriyet savcısınınbulunmamasının adil yargılama ilkesini ihlâl ettiği, adil yargılamanınancak iddia, savunma, karar üçlüsünden oluşan bir yargılamanın mevcudiyeti veyargılamanın çelişikliği ilkesinin gerçekleştirilmesi halinde mümkünolduğu, Cumhuriyet savcısının duruşmalara katılmamasının çelişmeliyargılama ilkesine aykırı olacağı, bir yargılamada mahkemenin kararının oluşturabilmesiiçin çelişmeli yargılama ilkesinin bir gereği olarakiddia ve savunmamakamlarının delil sunması ve bu delillerin tartışılmasının gerektiği,Cumhuriyet savcısının bulunmadığı bir yargılamada çelişmeli yargılamagerçekleştirilemeyeceğinden adil yargılanma ilkesinin ihlâl edilmiş olacağı,Cumhuriyet savcısının şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplamasınedeniyle Cumhuriyet savcısının bulunmadığı bir yargılamada delil toplanmasınakarar verecek bir makamın bulunmayacağı, tarafsız olması gereken hâkimin deliltoplamak zorunda kalacağı bir durumun hâkim bağımsızlığı ilkesi ilebağdaşmadığı belirtilerek kuralın Anayasa'nın 2., 10., 36., 38.,138. ve 141. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Anayasa'nın 'Hak Arama Hürriyeti' başlıklı 36. maddesinin birincifıkrasında, 'Herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargımercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanmahakkına sahiptir' denilerek yargı organlarına davacı ve davalı olarakbaşvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak da iddia, savunma ve adil yargılanmahakkı güvence altına alınmıştır.
Anayasa'nın 9. maddesinde 'Yargı yetkisi, Türk Milletiadına bağımsız mahkemelerce kullanılır'; 142. maddesinde 'Mahkemelerinkuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunladüzenlenir' denilmekte; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6.maddesinin birinci fıkrasında da her şahsın kanuni, müstakil ve tarafsız birmahkeme tarafından davasının dinlenilmesini isteme hakkı olduğu ifadeedilmektedir.
Yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız mahkeme ilkesi, adilyargılanma ve savunma haklarının temelidir. Anayasa'da ve uluslararasısözleşmelerde 'mahkeme' kavramı için belirli bir şekil şartı aranmamakta,yasayla kurulmuş, bağımsız, tarafsız ve yargılama usulü güvencesine sahip yargıyeri, mahkeme olarak kabul edilmektedir. Bu ilkelere aykırı olmamak şartı ileyasa koyucunun mahkemelerin oluşum, kuruluş ve çalışma usullerini serbestçebelirlemesi mümkündür. Dolayısıyla Cumhuriyet savcısının duruşmalarakatılmadığı bir yargı yeri, sırf bu yüzden mahkeme sıfatını kaybetmez.
Cumhuriyet savcısı, ceza muhakemesinin gayesini gerçekleştirmekiçin sanığın lehine ve aleyhine deliller ileri sürebilen, taleplerde bulunabilen,asıl amacı muhakeme diyalektiğinin sağlanması olan, kendine has statü içindebir ceza muhakemesi süjesidir.
Ceza muhakemesinin gayesi maddi gerçeği araştırmaktır. Cezamuhakemesi hukukunda hakikati araştırarak gerçeğe ulaşma, kolektif yargılamayöntemi ile sağlanmaktadır. Kolektif yargılama, hükmün verilmesine, iddia,savunma ve yargılama makamlarının birlikte katılmasını ifade eder. Kolektifyargılama yapmanın metodu, hüküm verme faaliyetine katılacakların düşüncelerinikarşılıklı olarak bildirerek, bütün süjelerin birbirlerinin fikirleriniöğrenmeleridir.
Günümüzde iddia, kolektif hüküm verme faaliyetinin ve bununsonucunda maddi gerçeğe ulaşmanın vazgeçilmez bir unsuru olarak kabuledilmektedir. İddia makamı bu görevini yalnızca duruşmalara katılarak yerinegetirmez. Bununla birlikte maddi gerçeğin araştırılmasını amaç edinen birsoruşturma yapılması, böyle bir soruşturmadan elde edilen, sanığın lehindeki vealeyhindeki bütün delillerin hâkim veya mahkemeye sunulması, bu delillerintartışılmasının sağlanması, kararlara karşı yasa yollarına gidilmesi suretiylede iddia makamı fonksiyonunu yerine getirir.
Diğer taraftan, ceza muhakemesinde mahkeme, dava açıldıktan sonrapasif konumda olmayıp, hüküm vermek için yeterli kanaate ulaşıncaya kadar maddigerçeği araştırmaya devam etmek zorundadır. Resen araştırma ilkesi uyarıncamahkemeler, Cumhuriyet savcısının ortaya koyduğu delillerle bağlı olmadıklarıgibi, savcı olmasa bile kendiliklerinden, hüküm için gerekli tüm araştırmalarıyapmak ve tarafların haklarını korumak zorundadırlar.
Anayasa Mahkemesi'nin pek çok kararında vurgulandığı gibi, yasakoyucunun Anayasa'nın temel ilkelerine ve ceza hukukunun ana kurallarına bağlıkalmak koşuluyla, soruşturma ve yargılamaya ilişkin olarak hangi yöntemlerinuygulanacağının belirlenmesinde takdir yetkisi bulunmaktadır. Yasakoyucu bu yetkisini Anayasa'da öngörülen temel ilkelere ve güvencelere aykırıolmamak koşuluyla, kamu yararı ve kamu düzeni gibi nedenleri gözeterekkullanır.
Yasama belgelerinden itiraz konusu kuralın, adaletinhızlandırılmak, makul süre içerisinde yargılamaları sonuçlandırmak, Cumhuriyetsavcılarının soruşturmaları daha etkin ve süratli bir şekilde yürütebilmelerineimkân sağlamak amacıyla getirildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda 1.1.2014 tarihine kadar asliye ceza mahkemelerindeyapılan duruşmalarda Cumhuriyet savcısının bulunmamasını ve katılma hususundagörüşünün alınmamasını öngören itiraz konusu kuralın, savunma hakkınıkısıtlamadığı ve verilen hükümler ile tutuklamaya veya salıverilmeye ilişkinkararlara karşı Cumhuriyet savcısının kanun yoluna başvurabilmesine olanaksağladığı da gözetildiğinde, Anayasa'nın 2., 36. ve 141. maddelerine aykırıolmadığı sonucuna varılmıştır. İptal isteminin reddi gerekir.
Yukarıda belirtilen gerekçe karşısında itiraz konusu kuralınAnayasa'nın 10., 38., ve 138. maddeleri ile ilgisi görülmemiştir.
VII- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
23.3.2005 günlü, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük veUygulama Şekli Hakkında Kanun'a, 31.3.2011 günlü, 6217 sayılı Kanun'un 26.maddesiyle eklenen Geçici Madde 3'e yönelik iptal istemi, 19.1.2012 günlü, E.2011/43, K. 2012/10 sayılı kararla reddedildiğinden, bu maddeye ilişkinyürürlüğün durdurulması isteminin REDDİNE, 19.1.2012 gününde OYBİRLİĞİYLE kararverildi.
VIII- SONUÇ
23.3.2005 günlü, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük veUygulama Şekli Hakkında Kanun'a, 31.3.2011 günlü, 6217 sayılı Kanun'un 26.maddesiyle eklenen Geçici Madde 3'ün Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazınREDDİNE, 19.1.2012 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN