ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı: 2011/65
Karar Sayısı : 2013/49
Karar Günü : 28.3.2013
R.G. Tarih-Sayı : 25.01.2014-28893
İPTAL DAVASINI AÇAN : Anamuhalefet Partisi(Cumhuriyet Halk Partisi) TBMM Grubu Adına Grup Başkanvekilleri M. AkifHAMZAÇEBİ ile Muharrem İNCE
İPTAL DAVASININ KONUSU : 6.4.2011 günlü, 6225sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına DairKanun'un;
A- 8. maddesiyle, 7.5.1987 günlü, 3359 sayılı Sağlık HizmetleriTemel Kanunu'na eklenen Ek Madde 10'un;
1- Dokuzuncu fıkrasının birinci cümlesinin,
2- Onuncu fıkrasının birinci cümlesinin,
B- 9. maddesiyle 11.4.1928 günlü, 1219 sayılı Tababet ve ŞuabatıSan'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'a eklenen Ek Madde 13'ün (b) bendininikinci paragrafının “…veya uzmanlık eğitimleri sırasında fiziksel tıpve rehabilitasyon rotasyonu yapmış veya uzmanlık sonrasında ilgili dalınrotasyon süresi kadar fiziksel tıp ve rehabilitasyon eğitimi almış uzmantabiplerin kendi uzmanlık alanları ile ilgili…” bölümünün,
C- 10. maddesiyle 1219 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 14'ün;
1- Birinci fıkrasının birinci cümlesinin,
2- İkinci fıkrasında yer alan “… ve EK-1 sayılı çizelgenin3 üncü sütununda belirtilen uzmanların ikinci uzmanlık eğitimlerine …”ibaresinin,
3- EK-1, EK-2 ve EK-3 sayılı çizelgelerinin,
D- 12. maddesiyle 1219 sayılı Kanun'a eklenen Geçici Madde 8'in,
E- 13. maddesiyle yeniden düzenlenen, 10.7.2003 günlü, 4924 sayılıEleman Temininde Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli Sağlık PersoneliÇalıştırılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde DeğişiklikYapılması Hakkında Kanun'un 5. maddesinin sekizinci fıkrasının,
F- 14. maddesiyle değiştirilen, 13.12.1983 günlü, 181 sayılıSağlık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin17/B maddesinin (d) bendinin,
G- 17. maddesiyle 16.5.2006 günlü, 5502 sayılı Sosyal Güvenlik KurumuKanunu'na eklenen Ek Madde 3'ün,
H- 18. maddesiyle 5502 sayılı Kanun'a eklenen Geçici Madde 9'un,
Anayasa'nın 2., 5., 10., 12., 17., 48., 55., 56., 90., 128., 135.,138. ve 153. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine veyürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi istemidir.
II- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen Yasa Kuralları
İptali istenilen kuralların yer aldığı 26.4.2011 günlü, 6225 sayılı Bazı Kanunve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un;
1- 8. maddesiyle, 7.5.1987 günlü, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri TemelKanunu'na eklenen Ek Madde 10'un dokuzuncu ve onuncu fıkraları şöyledir:
“Etik kurullar, en az biri sağlık mesleği mensubu olmayankişi ve biri de hukukçu olmak kaydıyla ve üyelerinin çoğunluğu doktora veyatıpta uzmanlık seviyesinde eğitimli sağlık mesleği mensubu olacak şekilde, enaz yedi ve en çok onbeş üyeden oluşturulur. Etik kurulüyelerinin görev süresi iki yıldır. Mazeretsiz olarak üst üste üç toplantıyaveya aralıklı olarak beş toplantıya katılmayan üyelerin üyeliği düşer.
Klinik Araştırmalar Danışma Kurulu ise; Sağlık Bakanlığı Müsteşarıveya uygun göreceği bir Müsteşar yardımcısının başkanlığında tıbbın cerrahi,dahili ve temel bilimlerinden Bakanlıkça seçilen uzmanlığını almış veyadoktorasını yapmış üçer kişi, birer klinik psikolog ve ilahiyatçı ileBakanlık 1. Hukuk Müşaviri veya görevlendireceği bir hukuk müşavirinden oluşur. Kurulilk toplantısında kendi üyeleri arasından bir başkan vekili seçer. İhtiyaçduyulması halinde Kurul ilgili uzmanlardan görüş alabilir veya Kurula davetederek dinleyebilir. Seçilen üyelerin görev süresi iki yıl olup, görev süresidolan üyeler yeniden seçilebilir. Mazeretsiz olarak üst üste üç toplantıyaveya aralıklı olarak beş toplantıya katılmayan üyelerin üyeliği düşer.”
2- 9. maddesiyle, 11.4.1928 günlü, 1219 sayılı Tababet ve ŞuabatıSan'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'a eklenen Ek Madde 13'ün (b) bendişöyledir:
“b) Fizyoterapist; fizyoterapi alanında lisans eğitimi verenfakülte veya yüksekokullardan mezun sağlık meslek mensubudur.
Fizyoterapist, hastalık durumları dışında, kişilerin fizikselaktivitelerini düzenlemek ve hareket kabiliyetlerini arttırmak için mesleğiyleilgili ölçüm ve testleri yaparak kanıta dayalı koruyucu ve geliştiriciprotokolleri belirler, planlar ve uygular. Hastalık durumlarında ise fizikseltıp ve rehabilitasyon uzmanı tabibin veya uzmanlık eğitimlerisırasında fiziksel tıp ve rehabilitasyon rotasyonu yapmış veya uzmanlıksonrasında ilgili dalın rotasyon süresi kadar fiziksel tıp ve rehabilitasyoneğitimi almış uzman tabiplerin kendi uzmanlık alanları ile ilgili teşhisineve tedavi için yönlendirmesine bağlı olarak hastaların hareket ve fizikselfonksiyon bozukluklarının ortadan kaldırılması veya iyileştirilmesi amacıylagerekli uygulamaları yapar. Hastalarıntedavisi yönünden rehabilitasyon ekibinin diğer üyeleri ile işbirliği içindeçalışır ve tedavinin gidişi hakkında ilgili uzman tabibe bilgi verir.”
3- 10. maddesiyle, 1219 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 14 ve EK-1,EK-2 ile EK-3 sayılı çizelgeler şöyledir:
“EK MADDE 14- Tıpta uzmanlık ana dalları ile eğitimsüreleri EK–1 sayılı çizelgede; diş tabipliğinde uzmanlık ana dalları ileeğitim süreleri EK–2 sayılı çizelgede; tıpta uzmanlık yan dalları, bağlı anadalları ve eğitim süreleri de EK–3 sayılı çizelgede belirtilmiştir. Buçizelgelerde belirtilen eğitim süreleri, Sağlık Bakanlığınca, Tıpta UzmanlıkKurulunun kararı üzerine üçte bir oranına kadar arttırılabilir.
Tıpta ve diş tabipliğinde ana uzmanlık dalı eğitimlerine, merkeziolarak yapılacak tıpta ve diş tabipliğinde uzmanlık sınavları ile girilir. Yandal uzmanlık eğitimlerine ve EK-1 sayılı çizelgenin 3 üncü sütunundabelirtilen uzmanların ikinci uzmanlık eğitimlerine girişleri merkeziolarak yapılacak yan dal uzmanlık sınavı ile olur.
Uzmanlık dallarının eğitim müfredatları ve bu müfredatlara göreuzmanlık dallarının temel uygulama alanları ile görev ve yetkilerinin çerçevesiTıpta Uzmanlık Kurulunca belirlenir.”
EK–1 Tıpta Uzmanlık Ana Dalları ve Eğitim Sürelerine Dair Çizelge
Ana Dallar
Eğitim
Süreleri
1- Acil Tıp
4 yıl
İç Hastalıkları uzmanları için 2 yıl
Genel Cerrahi uzmanları için 2 yıl
2- Adli Tıp
4 yıl
Patoloji uzmanları için 2 yıl
3- Ağız, Yüz ve Çene Cerrahisi
5 yıl
Kulak-Burun-Boğaz Hastalıkları uzmanları için 2 yıl
Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi uzmanları için 2 yıl
4- Aile Hekimliği
3 yıl
5- Anatomi
3 yıl
6- Anesteziyoloji ve Reanimasyon
4 yıl
7-Askeri Sağlık Hizmetleri*
3 yıl
8- Beyin ve Sinir Cerrahisi
5 yıl
9- Çocuk Cerrahisi
5 yıl
10- Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları
4 yıl
11- Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları
4 yıl
Ruh Sağlığı ve Hastalıkları uzmanları için 2 yıl
12- Deri ve Zührevi Hastalıkları
4 yıl
13- Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji
5 yıl
Tıbbi Mikrobiyoloji uzmanı tabibler için 3 yıl
14- Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon
4 yıl
15- Fizyoloji
3 yıl
16- Genel Cerrahi
5 yıl
17- Göğüs Cerrahisi
5 yıl
Kalp ve Damar Cerrahisi uzmanları için 2 yıl
Genel Cerrahi uzmanları için 3 yıl
18- Göğüs Hastalıkları
4 yıl
İç Hastalıkları uzmanları için 2 yıl
19- Göz Hastalıkları
4 yıl
20- Halk Sağlığı
4 yıl
21- Hava ve Uzay Hekimliği
3 yıl
22- Histoloji ve Embriyoloji
3 yıl
23- İç Hastalıkları
4 yıl
24- Kadın Hastalıkları ve Doğum
4 yıl
25- Kalp ve Damar Cerrahisi
5 yıl
Göğüs Cerrahisi uzmanları için 3 yıl
Genel Cerrahi uzmanları için 3 yıl
26- Kardiyoloji
4 yıl
İç Hastalıkları uzmanları için 2 yıl
27- Kulak Burun Boğaz Hastalıkları
4 yıl
28- Nöroloji
4 yıl
29- Nükleer Tıp
4 yıl
30- Ortopedi ve Travmatoloji
5 yıl
31- Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi
5 yıl
Genel Cerrahi uzmanları için 3 yıl
32- Radyasyon Onkolojisi
4 yıl
33- Radyoloji
4 yıl
34- Ruh Sağlığı ve Hastalıkları
4 yıl
35- Spor Hekimliği
4 yıl
Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon uzmanları için 2 yıl
Ortopedi ve Travmatoloji uzmanları için 2 yıl
36- Sualtı Hekimliği ve Hiperbarik Tıp
3 yıl
37- Tıbbi Biyokimya
4 yıl
38- Tıbbi Ekoloji ve Hidroklimatoloji
3 yıl
39- Tıbbi Farmakoloji
4 yıl
40- Tıbbi Genetik
4 yıl
41- Tıbbi Mikrobiyoloji
4 yıl
Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji uzmanları için 2 yıl
42- Tıbbi Patoloji
4 yıl
43- Üroloji
5 yıl
*Askeri Sağlık Hizmetleri alanındaki anadal uzmanlığı eğitimi Gülhane Askeri Tıp Akademisinde yapılır ve Türk SilahlıKuvvetlerinde geçerli olur.
EK–2 Diş HekimliğindeUzmanlık Ana Dalları ve Eğitim Sürelerine Dair Çizelge
Ana Dallar
Eğitim Süreleri
1- Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi
4 yıl
2- Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi
3 yıl
3- Çocuk Diş Hekimliği
3 yıl
4- Endodonti
3 yıl
5- Ortodonti
4 yıl
6- Periodontoloji
3 yıl
7- Protetik Diş Tedavisi
3 yıl
8- Restoratif Diş Tedavisi
3 yıl
EK–3 Tıpta Uzmanlık Yan Dalları, Bağlı Ana Dalları veEğitim Sürelerine Dair Çizelge
Yan Dallar
Bağlı Ana Dallar
Eğitim Süreleri
1- Algoloji
Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon
Nöroloji
Anesteziyoloji ve Reanimasyon
2 yıl
2 yıl
2 yıl
2- Askeri Psikiyatri *
Ruh Sağlığı ve Hastalıkları
2 yıl
3- Cerrahi Onkoloji
Genel Cerrahi
2 yıl
4- Çevre Sağlığı
Halk Sağlığı
2 yıl
5- Çocuk Acil
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları
3 yıl
6- Çocuk Endokrinolojisi
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları
3 yıl
7- Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları
3 yıl
8- Çocuk Gastroenterolojisi
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları
3 yıl
9- Çocuk Genetik Hastalıkları
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları
3 yıl
10- Çocuk Göğüs Hastalıkları
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları
3 yıl
11- Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları
3 yıl
12- Çocuk İmmünolojisi ve Alerji Hastalıkları
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları
3 yıl
13- Çocuk Kalp ve Damar Cerrahisi
Kalp ve Damar Cerrahisi
2 yıl
14- Çocuk Kardiyolojisi
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları
3 yıl
15- Çocuk Metabolizma Hastalıkları
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları
3 yıl
16- Çocuk Nefrolojisi
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları
3 yıl
17- Çocuk Nörolojisi
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları
3 yıl
18- Çocuk Radyolojisi
Radyoloji
2 yıl
19- Çocuk Romatolojisi
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları
3 yıl
20- Çocuk Ürolojisi
Üroloji
Çocuk Cerrahisi
3 yıl
3 yıl
21- Çocuk Yoğun Bakımı
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları
3 yıl
22- El Cerrahisi
Genel Cerrahi
Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi
Ortopedi ve Travmatoloji
2 yıl
2 yıl
2 yıl
23- Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları
İç Hastalıkları
3 yıl
24- Epidemiyoloji
Halk Sağlığı
Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji
2 yıl
2 yıl
25- Gastroenteroloji
İç Hastalıkları
3 yıl
26 - Gastroenteroloji Cerrahisi
Genel Cerrahi
2 yıl
27- Geriatri
İç Hastalıkları
3 yıl
28- Harp Cerrahisi *
Genel Cerrahi
2 yıl
29- Hematoloji
İç Hastalıkları
3 yıl
30- İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları
İç Hastalıkları
Göğüs Hastalıkları
Deri ve Zührevi Hastalıkları
3 yıl
3 yıl
3 yıl
31- İş ve Meslek Hastalıkları
Göğüs Hastalıkları
Halk sağlığı
İç Hastalıkları
3 yıl
3 yıl
3 yıl
32- Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi
Kadın Hastalıkları ve Doğum
3 yıl
33- Klinik Nörofizyoloji
Nöroloji
2 yıl
34- Nefroloji
İç Hastalıkları
3 yıl
35- Neonatoloji
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları
3 yıl
36- Perinatoloji
Kadın Hastalıkları ve Doğum
3 yıl
37- Romatoloji
Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon
İç Hastalıkları
3 yıl
3 yıl
38- Sitopatoloji
Tıbbi Patoloji
2 yıl
39- Temel İmmünoloji
Tıbbi Mikrobiyoloji
Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji
2 yıl
2 yıl
40- Tıbbi Mikoloji
Tıbbi Mikrobiyoloji
2 yıl
41- Tıbbi Onkoloji
İç Hastalıkları
3 yıl
42- Tıbbi Parazitoloji
Tıbbi Mikrobiyoloji
2 yıl
43- Tıbbi Viroloji
Tıbbi Mikrobiyoloji
2 yıl
44- Yoğun Bakım
Anesteziyoloji ve Reanimasyon
Genel Cerrahi
Göğüs Hastalıkları
İç Hastalıkları
Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji
Nöroloji
3 yıl
3 yıl
3 yıl
3 yıl
3 yıl
3 yıl
45- Gelişimsel Pediatri
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları
3 yıl
* Askeri Psikiyatri ve Harp Cerrahisi alanındaki yan dal uzmanlığıeğitimi Gülhane Askeri Tıp Akademisinde yapılır ve Türk Silahlı Kuvvetlerindegeçerli olur.
4- 12. maddesiyle, 1219 sayılı Kanun'a eklenen Geçici Madde 8şöyledir:
“GEÇİCİ MADDE 8- Bu Kanunun ek14 üncü maddesinin yürürlüğe girmesinden önce ilgili mevzuatına uygun olarakuzmanlık eğitimi yapmış, eğitime başlamış veya bir uzmanlık eğitimikontenjanına yerleşmiş olanların hakları saklıdır.
Ağız, Yüz ve Çene Cerrahisi ana dalında, bu maddenin yürürlüğegirdiği tarihten önce yurt içinde veya yurt dışında en az dört yılı eğitimkurumlarında olmak üzere altı yıl süreyle araştırma, uygulama ve incelemeyapmış bulunanlar, yaptıkları araştırma, uygulama ve incelemeler ile aldıklarıeğitimlere ait belgelerini ve bu alanda yurt içi ve yurt dışında yayımlanmışbilimsel yayınlarını ibraz ederek, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihtenitibaren üç ay içerisinde uzmanlık belgesi almak için Sağlık Bakanlığınabaşvurabilir. Tıpta Uzmanlık Kurulu, başvuru süresinin bitiminden itibaren biryıl içerisinde başvuruları değerlendirir. Çalışmaları yeterli görülenlerinuzmanlık belgeleri, Bakanlıkça düzenlenir ve tescil edilir.
Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce bu Kanunla diştabipliğinde uzmanlık dalı olarak belirlenen alanlardan birinde doktora eğitimiyapmış olanlar ile bu alanlarda doktora eğitimine başlamış olanlardaneğitimlerini başarı ile bitirenlere uzmanlık belgesi verilir.
Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce;
a) Göğüs Hastalıkları ana dalına bağlı Alerji Hastalıkları yandalında uzmanlık eğitimi yapmakta olanlar, eğitimlerine İmmünoloji ve AlerjiHastalıkları adı altında devam ederler.
b) Deri ve Zührevi Hastalıkları, Enfeksiyon Hastalıkları ve KlinikMikrobiyoloji ve Göğüs Hastalıkları ana dallarına bağlı Alerjik Hastalıklar,Alerjik Göğüs Hastalıkları ya da Alerji Hastalıkları adıyla uzmanlık belgesialmış olanların, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ayiçerisinde İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları alanında yaptıkları araştırma,uygulama ve incelemelere ait belgelerini ibraz ederek başvurmaları ve TıptaUzmanlık Kurulu tarafından uygun bulunması halinde uzmanlık belgeleriİmmünoloji ve Alerji Hastalıkları olarak değiştirilir.
c) Enfeksiyon Hastalıkları adıyla uzmanlık belgesi alanların bumaddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içerisinde başvurmalarıhalinde uzmanlık belgeleri Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyolojiolarak değiştirilir. Halen bu alanda uzmanlık eğitimlerine devam edenlerineğitimlerini başarıyla bitirmeleri halinde belgeleri Enfeksiyon Hastalıkları veKlinik Mikrobiyoloji adıyla tescil edilir.
ç) Çocuk Hematolojisi ya da Çocuk Onkolojisi adıyla uzmanlıkbelgesi almış olanların bu iki alanda yaptıkları araştırma, uygulama veincelemelere ait belgelerini ibraz ederek, bu maddenin yürürlüğe girdiğitarihten itibaren üç ay içerisinde başvurmaları ve Tıpta Uzmanlık Kurulutarafından uygun bulunması halinde uzmanlık belgeleri Çocuk Hematolojisi veOnkolojisi olarak değiştirilir. Çocuk Hematolojisi ya da Çocuk Onkolojisi yandallarında uzmanlık eğitimi yapmakta olanlar eğitimlerine Çocuk Hematolojisi veOnkolojisi adı altında devam ederler.
d) Çocuk Alerjisi ya da Çocuk İmmünolojisi adıyla uzmanlık belgesialmış olanların bu iki alanda yaptıkları araştırma, uygulama ve incelemelereait belgelerini ibraz ederek, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibarenüç ay içerisinde başvurmaları ve Tıpta Uzmanlık Kurulu tarafından uygunbulunması halinde uzmanlık belgeleri Çocuk İmmünolojisi ve Alerji Hastalıklarıolarak değiştirilir. Çocuk Alerjisi ya da Çocuk İmmünolojisi yan dallarındauzmanlık eğitimi yapmakta olanlar eğitimlerine Çocuk İmmünolojisi ve AlerjiHastalıkları adı altında devam ederler.
e) Gelişimsel Pediatri, Cerrahi Onkoloji, Yoğun Bakım, İş veMeslek Hastalıkları, Çocuk Metabolizma Hastalıkları ve El Cerrahisi yandallarında, bağlı ana dallarda uzman olduktan sonra o yan dal alanında yurtiçinde veya yurt dışında beş yıl süreyle araştırma, uygulama ve inceleme yapmışbulunanlar, yaptıkları araştırma, uygulama ve incelemeler ile aldıklarıeğitimlere ait belgelerini ve bu alanda yurt içi ve yurt dışında yayımlanmışbilimsel yayınlarını ibraz ederek, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihtenitibaren üç ay içerisinde uzmanlık belgesi almak için Sağlık Bakanlığınabaşvurabilir. Tıpta Uzmanlık Kurulu, başvuru süresinin bitiminden itibaren biryıl içerisinde başvuruları değerlendirir. Çalışmaları yeterli görülenlerinuzmanlık belgeleri, Bakanlıkça düzenlenir ve tescil edilir.”
5- 13. maddesiyle yeniden düzenlenen, 10.07.2003 günlü, 4924 sayılıEleman Temininde Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli Sağlık PersoneliÇalıştırılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde DeğişiklikYapılması Hakkında Kanun'un 5. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
“Sözleşmeli personel, istihdam edildiği hizmet biriminde, 657sayılı Devlet Memurları Kanunundaki hükümler çerçevesinde başhekim, başhekim yardımcısıve başhemşire olarak görevlendirilebilir. Bu görevleri yürüttükleri sürecekendilerine bu görevlerinden dolayı başkaca bir ücret ödenmez.”
6- 14. maddesiyle değiştirilen, 13.12.1983 tarihli ve 181 sayılıSağlık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin17/B maddesinin (d) bendi şöyledir:
“d) Sağlık Bakanlığının ihtiyaç duyduğu her türlü tesis, hastane,sağlık eğitim tesisi, sağlık kampüsü, sosyal donatılar ve diğer tesisleri,düzenlenecek protokol esasları çerçevesinde Toplu Konut İdaresi Başkanlığınaveya inşaat işleri ile ilgili araştırma, proje, taahhüt, finansman ve yapımişlemleri konusunda görevli ve yetkili kamu tüzelkişiliğine sahip diğer kurumve kuruluşlara doğrudan yaptırmak; bunların bedelini, Sağlık Bakanlığıbütçesinin ilgili tertiplerine bu amaçla konulan ödeneklerden, döner sermayegelirlerinden, Sağlık Bakanlığına tahsisli veya Hazinenin özel mülkiyetindekitaşınmazları üzerindeki yapılarla birlikte devrederek ödemek.”
7- 17. maddesiyle, 16.05.2006 günlü, 5502 sayılı Sosyal GüvenlikKurumu Kanunu'na eklenen Ek Madde 3 şöyledir:
“EK MADDE 3- Hakkında inceleme, soruşturma, teftiş işlemi devamedenler ile örnekleme için tespit edilen sağlık hizmet sunucuları tarafındanteslim edilen fatura, reçete ve eki belgeler hariç olmak üzere sağlık hizmetsunucularından temin edilen hizmet bedellerini gösterir fatura, reçete ve ekibelgelerden incelemesi tamamlanarak bütçeye gider kaydedilenler, ödemeninyapıldığı mali yılı izleyen beşinci yıldan sonra imha edilir. Bunlardan,hakkında inceleme, soruşturma, teftiş işlemi devam eden sağlık hizmet sunucularıtarafından teslim edilen fatura, reçete ve eki belgeler ise inceleme,soruşturma, teftiş işlemi tamamlandıktan sonra yargı süreci söz konusu değilseimha edilir.”
8- 18. maddesiyle, 5502 sayılı Kanun'a eklenen Geçici Madde 9şöyledir:
“GEÇİCİ MADDE 9- Hakkında inceleme,soruşturma, teftiş işlemi devam edenler ile örnekleme için tespit edilen sağlıkhizmet sunucuları tarafından teslim edilen fatura, reçete ve eki belgeler hariçolmak üzere sağlık hizmet sunucularından temin edilen hizmet bedellerinigösterir fatura, reçete ve eki belgelerden, bu maddenin yürürlük tarihine kadarincelemesi tamamlanarak bütçeye gider kaydedilenler, ödemenin yapıldığı maliyılı izleyen beşinci yıldan sonra imha edilir. Bunlardan, hakkında inceleme,soruşturma, teftiş işlemi devam eden sağlık hizmet sunucuları tarafından teslimedilen fatura, reçete ve eki belgeler ise inceleme, soruşturma, teftiş işlemitamamlandıktan sonra yargı süreci söz konusu değilse imha edilir.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Dava dilekçesinde, Anayasa'nın 2., 5., 10., 12., 17., 48., 55.,56., 90., 128., 135., 138. ve 153. maddelerine dayanılmıştır.
III-İLK İNCELEME
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 38. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, “İptaldavalarında, Anayasaya aykırılıkları ileri sürülen hükümlerin Anayasanın hangimaddelerine aykırı olduğunun ve gerekçelerinin belirtilmiş olması zorunludur.”kuralı yer almaktadır.
6216 sayılı Kanun'un 39. maddesinin, (1) numaralı fıkrasındaAnayasa Mahkemesi'nin iptal istemini on gün içinde inceleyeceği, varsaeksikliklerin kararla saptanarak onbeş günden az olmamak üzere verilecek süreiçinde tamamlattırılması için ilgililere tebliğ olunacağı, (3) numaralıfıkrasında ise belirtilen süre içinde eksikliklerin tamamlanmaması halindeiptal davasının açılmamış sayılacağı belirtilmiştir.
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Haşim KILIÇ,Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Serruh KALELİ, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, FettahOTO, Serdar ÖZGÜLDÜR, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Alparslan ALTAN,Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal MümtazAKINCI ve Erdal TERCAN'ın katılımlarıyla 30.6.2011 gününde yapılan ilk incelemetoplantısında; dava dilekçesinde, iptali istenen kuralların kimileriningerekçe içermediği, kimi kurallara yönelik gösterilen gerekçenin ise “yeterli”,“doyurucu” ve “açık” olmadığı ve Anayasa maddeleriyle yeterli bağlantınınkurulmadığı saptanmıştır.
Buna göre, 6225 sayılı Kanun'un;
A- 8. maddesiyle, 7.5.1987 günlü, 3359 sayılı Sağlık HizmetleriTemel Kanunu'na eklenen Ek 10. maddenin dokuzuncu ve onuncu fıkrasının birincicümleleri;
Dava dilekçesinde, etik kurullara ilişkin “kuruluş amacına vebağımsız olarak inceleme yapabilmesini sağlamaya uygun şekilde oluşturulmadığı”iddiasının açık olmadığı; kurulu oluşturan üyelerin ve sayılarının tek tekincelenerek niçin amacına ve bağımsız çalışmaya uygun olmadığınınaçıklanmadığı; Anayasa'nın 2., 5., 17. ve 56. maddeleriyle yeterli bağlantınınkurulmadığı; aynı nedenle Klinik Araştırmalar Danışma Kurulu'na yönelikgerekçenin de yeterli ve açık olmadığı,
B- 9. maddesiyle, 11.4.1928 günlü, 1219 sayılı Tababet ve ŞuabatıSan'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'a eklenen Ek 13. maddenin (b) bendininikinci paragrafında yer alan “…veya uzmanlık eğitimleri sırasında fiziksel tıpve rehabilitasyon rotasyonu yapmış veya uzmanlık sonrasında ilgili dalınrotasyon süresi kadar fiziksel tıp ve rehabilitasyon eğitimi almış uzmantabiplerin kendi uzmanlık alanları ile ilgili …” bölümü,
“Fizyoterapist”, “fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanı” ve“uzmanlık eğitimleri sırasında fiziksel tıp ve rehabilitasyon rotasyonu yapmışveya uzmanlık sonrasında ilgili dalın rotasyon süresi kadar fiziksel tıp verehabilitasyon eğitimi almış uzman tabiplerin” her birinin eğitimleri, eğitimiçerikleri, eğitim süreleri, rotasyon ve rotasyon süreleri göz önündebulundurulup karşılaştırılmak suretiyle ve fizyoterapistler ile fiziksel tıp verehabilitasyon uzmanı arasında teşhis ve tedavi için yönlendirme ilişkisi degözetilerek Anayasa'nın 2., 5., 10., 17. ve 56. maddelerine aykırılıkgerekçelerinin yeterli ve açık bulunmadığı,
C- 10. maddesiyle, 1219 sayılı Kanun'a eklenen Ek 14. maddenin,birinci fıkrasının birinci cümlesi, ikinci fıkrasında yer alan “… ve EK-1sayılı çizelgenin 3 üncü sütununda belirtilen uzmanların ikinci uzmanlıkeğitimlerine …” ibaresi ile EK- 1, EK- 2 ve EK - 3 sayılıçizelgeler;
1- Ek 14. maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinin,
2- Ek 14. maddenin ikinci fıkrasında yer alan “… ve EK-1 sayılıçizelgenin 3 üncü sütununda belirtilen uzmanların ikinci uzmanlık eğitimlerine…” ibaresinin,
Anayasa'nın 2., 5., 17., 56. ve 138. maddelerine aykırılığıylailgili herhangi bir gerekçe belirtilmediği,
3- Ek–1, Ek–2 ve Ek–3 sayılı çizelgelerle; tıpta, 43 ana uzmanlıkalanı, 45 yan dal uzmanlığı, diş hekimliğinde ise 8 uzmanlık alanı olmak üzeretoplam 96 farklı ana ve yan dal uzmanlığı oluşturulduğu ve ayrıca tıpta 45 yandal uzmanlığının bağlı olduğu ana dalların gösterildiği ve ayrı ayrı eğitimsüreleri belirlendiği halde dava dilekçesinde;
a- Tıpta uzmanlık ana dalları ve eğitim sürelerine ilişkin Ek-1sayılı çizelgede yer alan, tıpta 45 ana uzmanlık alanı (her bir alanın),bunların eğitim süreleri ve tıpta 17 ana uzmanlık alanında uzman olanlaraikinci bir ana dalda uzmanlık olanağının verilmesi ve bunların eğitimsürelerinin Anayasa'nın 2., 5., 17., 56. ve 138. maddelerine aykırılıkgerekçelerinin ayrı ayrı belirtilmediği,
b- Diş hekimliğinde uzmanlık ana dalları ile eğitim sürelerineilişkin Ek-2 sayılı çizelgede yer alan diş hekimliğinde 8 uzmanlık alanı (herbir alanın) ve bunların eğitim sürelerinin Anayasa'nın 2., 5., 17., 56. ve 138.maddelerine aykırılık gerekçelerinin ayrı ayrı belirtilmediği,
c- Tıpta uzmanlık yan dalları, bağlı ana dalları ve eğitimsürelerine ilişkin Ek-3 sayılı çizelgede yer alan tıpta 45 uzmanlık yan dalları(her bir alanın), bunların her birinin eğitim süreleri, yan dalların bağlıolduğu ana dalları, yan dalların birden fazla ana dala bağlı olmasınınAnayasa'nın 2., 5., 17., 56. ve 138. maddelerine aykırılık gerekçelerinin ayrıayrı belirtilmediği,
Öte yandan, Ek-1 sayılı çizelgenin 7. sırasında yer alan “AskeriSağlık Hizmetleri” ana dalına ilişkin olarak çizelgenin altında yer alan “AskeriSağlık Hizmetleri alanında ana dal uzmanlığı eğitimi Gülhane Askeri TıpAkademisinde yapılır ve Türk Silahlı Kuvvetlerinde geçerli olur” ibaresiile Ek-3 sayılı çizelgenin 2. sırasında yer alan “Askeri Psikiyatri” yan dalınailişkin olarak çizelgenin altında yer alan “Askeri Psikiyatri ve HarpCerrahisi alanındaki yan dal uzmanlığı eğitimi Gülhane Askeri Tıp Akademisindeyapılır ve Türk Silahlı Kuvvetlerinde geçerli olur” şeklindeki ibareyeyönelik Anayasa'nın hangi maddelerine aykırı olduğunun ve gerekçeleriningösterilmediği,
D- 12. maddesiyle, 1219 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 8. madde;
Geçici 8. maddeyi oluşturan dört fıkra ve dördüncü fıkranın a, b,c, ç, d, e (altı bent) bentlerine yönelik, uzmanlık ana dalları, yan uzmanlıkdalları, süreler, kapsamdaki uzmanlık belgelerini alabilmek için aranılanbelgeler, kimi alanlarda belirli süreyle inceleme, araştırma, uygulama yapmışolanlara uzmanlık belgesi verilmesi, uzmanlık alanlarında yeni oluşturulanalanlara göre geçişler, değişiklikler, bu tür uzmanlık alanlarının Ek-1, Ek-2,Ek-3 sayılı çizelgelerle bağlantısı gözetilerek her bir alan ve bunun usulüitibariyle Anayasa'nın 2., 5., 17., 56. ve 138. maddelerine aykırılıkgerekçelerinin ayrı ayrı belirtilmediği,
E- 13. maddesiyle yeniden düzenlenen, 10.7.2003 günlü, 4924 sayılıEleman Temininde Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli Sağlık PersoneliÇalıştırılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde DeğişiklikYapılması Hakkında Kanun'un 5. maddesinin sekizinci fıkrasının, Anayasa'nın 2.,128. ve 138. maddelerine aykırılık gerekçelerinin yeterli olmadığı,
F- 1- 14. maddesiyle, 13.12.1983 günlü, 181 sayılı SağlıkBakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 17/Bmaddesinin değiştirilen (d) bendinin,
2- 17. maddesiyle, 16.5.2006 günlü, 5502 sayılı Sosyal GüvenlikKurumu Kanunu'na eklenen Ek 3. maddenin,
3- 18. maddesiyle, 5502 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 9. maddenin,Anayasa'ya aykırılık gerekçesinin yeterli görülmediği,
Ayrıca, dava dilekçesinde, iptal isteminin yanı sıra, dava konusukuralların yürürlüğünün durdurulması da talep edilmiş, iptali istenenkuralların Anayasa'ya aykırılığı konusunda bazı gerekçelere yer verilmeklebirlikte bu kuralların uygulanması halinde sonradan giderilmesi olanaksız negibi durum veya zararların ortaya çıkacağının belirtilmediği,
sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, 6216 sayılı Kanun'un 39. maddesinin (1)numaralı fıkrası gereğince, İstanbul Milletvekili M. Akif HAMZAÇEBİ ile YalovaMilletvekili Muharrem İNCE'ye bildirimde bulunulmasına ve yukarıda belirtileneksikliklerin giderilmesi için kararın tebliğinden başlayarak bir ay süreverilmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin 30.6.2011 günlü ara kararında belirtileneksikliklerin tamamlanması suretiyle yenilenen 9.8.2011 günlü dava dilekçesiüzerine, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Haşim KILIÇ, OsmanAlifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Fettah OTO, SerdarÖZGÜLDÜR, Recep KÖMÜRCÜ, Alparslan ALTAN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU,Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI ve Erdal TERCAN'ın katılımlarıyla 22.9.2011gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığındanişin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma isteminin esas incelemeaşamasında karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve ekleri, Raportör Evren ALTAY tarafından hazırlanan işinesasına ilişkin rapor, iptali istenen yasa kuralları, dayanılan Anayasakuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- 6225 Sayılı Kanun'un 8. Maddesiyle, 3359 Sayılı SağlıkHizmetleri Temel Kanunu'na Eklenen Ek Madde 10'un Dokuzuncu Fıkrasının BirinciCümlesi İle Onuncu Fıkrasının Birinci Cümlesinin İncelenmesi
1- Genel Açıklama
6225 sayılı Kanun'un 8. maddesiyle 3359 sayılı Kanun'a eklenen ek10. madde ile insanlar üzerinde gerçekleştirilecek “klinik araştırmalar” konusudüzenlenmiştir. Buna göre, herhangi bir tedavi yöntemi veya araçlarının veyahutruhsat veya izin alınmış olsa dahi ilaç ve terkiplerinin, geleneksel bitkiseltıbbi ürünler ile tıbbi cihazların bilimsel araştırma amacıyla insanlarüzerinde kullanılabilmesi, maddede öngörülen koşulların varlığına bağlı olarakSağlık Bakanlığından izin alınmasını gerekli kılmaktadır.
Bu çerçevede, ilgili etik kurulun yapılacak araştırmayı uygungörmesi koşulu da, bireyin hakları ve sağlığının korunmasının her şeyin üstündetutulacağı belirtilen klinik araştırmaların yapılması için aranan koşullararasında sayılmıştır.
Maddenin sekizinci fıkrasında ise etik kurulların oluşumudüzenlenmiş ve insanlar üzerinde gerçekleştirilecek klinik araştırmalarakatılacak gönüllülerin haklarının, sağlık güvenliği ve esenliğinin korunmasınısağlamak ve klinik araştırmaları etik yönden değerlendirmek amacıyla SağlıkBakanlığınca etik kurullar oluşturulacağı belirtilmiştir.
Etik kurulların yanı sıra Sağlık Bakanlığınca, klinikaraştırmalarla ilgili konularda Bakanlığa görüş bildirmek üzere KlinikAraştırmalar Danışma Kurulu oluşturulması da anılan maddede öngörülmüştür.
2- Dokuzuncu Fıkranın Birinci Cümlesinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, araştırmaya katılacak gönüllülerin hakları,sağlık yönünden güvenliği ve esenliğinin korunması, araştırmanın mevzuata uygunşekilde yapılmasının ve takip edilmesinin sağlanması amacıyla kurulan etikkurullarının, araştırma protokolü, araştırmacıların uygunluğu, araştırmayapılacak yerlerin yeterliliği ve gönüllülerin bilgilendirilmesi ve bukişilerden alınacak aydınlatılmış onamlar ile araştırmalarla ilgili diğerkonularda bilimsel ve etik yönden görüş oluşturmak suretiyle klinikaraştırmanın yürütülmesi bakımından en önemli görevi üstlendiği, belirtilenniteliklerinin bir gereği olarak oluşumu, çalışmaları ve kararlarının her türlüdış etkiden uzak ve bilimsel ve kurumsal özerklik perspektifi içindeolması gerektiği, Biyoloji Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Haklarıve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi (BİYOTIP Sözleşmesi) ile DünyaTabipler Birliği Helsinki Bildirgesinde yer alan düzenlemelerin de bugerekliliği ifade ettiği, kişinin vücut bütünlüğü ve yaşama hakkı ile doğrudanilgili olan insan üzerinde klinik araştırmalar yapılabilmesi için buaraştırmaları uygun bulması gereken etik kurulun Sağlık Bakanlığı tarafındanoluşturulmasının kuruluş amacına uygun olmadığı ve bağımsız olarak incelemeyapabilmesine elverişli bulunmadığı, en az yedi olarak öngörülen etik kurul üyesayısının BİYOTIP Sözleşmesi'nde belirtilen “çok disiplinli bir gözden geçirme”için yeterli olmadığı, bir klinik araştırmanın değerlendirmesinin ikisi sağlıkalanından olmayan toplam yedi kişilik bir kurulca yapılmasının amaca uygunolmadığı belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2., 5., 12., 17., 56. ve90. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İptali istenilen kural, etik kurulların, en az biri sağlık mesleğimensubu olmayan kişi ve biri de hukukçu olmak kaydıyla ve üyelerininçoğunluğu doktora veya tıpta uzmanlık seviyesinde eğitimli sağlık mesleğimensubu olacak şekilde, en az yedi ve en çok onbeş üyedenoluşturulacağını düzenlemektedir.
Anayasa'nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyetinin bir hukuk devletiolduğu, 5. maddesinde insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gereklişartları hazırlamaya çalışmanın Devletin temel amaç ve görevleri arasındaolduğu, 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez,vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahip olduğu, 17. maddesinde ise herkesinyaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu vetıbbi zorunluluklar dışında ve kanunda yazılı haller dışında kişinin vücutbütünlüğüne dokunulamayacağı, rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabitutulamayacağı belirtilmiştir. Anayasa'nın 56. maddesinde de herkesinsağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu ve Devletin,herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak amacıylasağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleyeceği ifadeedilmiştir.
Etik kurulların, Sağlık Bakanlığı tarafından oluşturulmasınedeniyle kuruluş amacına uygun olarak bağımsız inceleme yapamayacakları ilerisürülmüş ise de etik kurulların Sağlık Bakanlığınca oluşturulacağına ilişkindüzenlemenin maddenin sekizinci fıkrasında yer alması ve anılan fıkraya yönelikbir iptal isteminin bulunmaması nedeniyle söz konusu Anayasa'yaaykırılık iddiasının, etik kurul üyelerinin niteliği ve sayısınıdüzenleyen dava konusu fıkra kapsamında incelenebilmesi olanaklı değildir.
Etik kurullarda görev yapmaları öngörülen üyelerin nitelikleriincelendiğinde ise üç farklı konumda üye bulunduğu görülmektedir. Buna görekurul, sağlık mesleği mensubu olmayan üye, hukukçu üye ve doktora veya tıptauzmanlık seviyesinde eğitimli sağlık mensubu üyelerden oluşmaktadır. Buüyelerden yalnızca hukukçu üye yönünden kesin bir belirleme yapılmış ve kurulunbir üyesinin mutlaka hukukçu olması gerektiği ifade edilmiştir. Kurulun diğerüyeleri yönünden ise doktora veya tıpta uzmanlık seviyesinde eğitimli sağlık mensubuüyelerin kurulun çoğunluğunu oluşturacağı, en az bir üyenin ise sağlık mesleğimensubu olmayacağı kuralına yer verilmiştir.
Etik kurulların üye sayısının en az yedi, en çok onbeş olacağıyolundaki kural uyarınca asgari üye sayısı olarak öngörülen yedi üye ileoluşturulması halinde dahi, kurul üyelerinden birinin hukukçu ve en az dördünündoktora veya tıpta uzmanlık seviyesinde eğitimli sağlık mensubu olacağıaçıktır. İnsan üzerinde yapılacak klinik araştırmaların etik boyutugözetilerek, kurulda sağlık mesleği mensubu olmayan en az bir üyenin bulunmasıda öngörülmekle birlikte, klinik araştırmalara katılacak gönüllülerinhaklarının korunmasının hukuksal açıdan, sağlık güvenliği ve esenliklerininkorunmasının ise insan sağlığı açısından taşıdığı önem kurulun oluşumundagözetilmiş ve asgari yedi kişilik bir etik kurulun en az beş üyesinin hukukçuve doktora veya tıpta uzmanlık seviyesinde eğitimli sağlık mensubu olmasıöngörülmüştür. Etik kurulların söz konusu oluşumunda, kişilerin sağlıklıyaşam hakkına ve bu alanda Devlete verilen görevlere ilişkin Anayasa'da yeralan düzenlemelere aykırılık bulunmamaktadır.
Etik kurulların üye yapısı ve maddenin onbirinci fıkrasında ifadeedildiği üzere kurul kararlarının üye tamsayısının salt çoğunluğu ile alınacakolması hususları birlikte değerlendirildiğinde, kurulların dava konusu kuraldaöngörülen asgari üye sayısı olan yedi üyeden oluşturulması ve bu üyelerdenikisinin sağlık alanından olmaması halinde dahi, klinik araştırmalar yönündenyapılacak inceleme ve değerlendirmelerde etik kurulların nitelik ve nicelikyönünden yetersiz olduğu söylenemez.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2., 5., 12., 17. ve 56.maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın, Anayasa'nın 90. maddesi ile ilgisi görülmemiştir.
3- Onuncu Fıkranın Birinci Cümlesinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, klinik araştırmalarla ilgili konularda SağlıkBakanlığına hem bilimsel hem de etik yönden görüş bildirecek olan KlinikAraştırmalar Danışma Kurulu'nun kuruluş amacına uygun olarak bağımsız şekildekarar verebilecek şekilde oluşturulması gerekirken Kurul'un, Sağlık Bakanlığımüsteşarı veya uygun göreceği bir müsteşar yardımcısının başkanlığındatoplanmasının ve tıbbın cerrahi, dahili ve temel bilimlerinden olan üyelerininSağlık Bakanlığınca seçilmesinin Kurul'un bağımsızlığıyla bağdaşmadığı, kuruluşamaçlarından birisi halk sağlığının korunması olan meslek kuruluşlarına KlinikAraştırmalar Danışma Kurulunda yer verilmemesinin Devletin demokratik olmaözelliğiyle bağdaşmadığı, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınınKlinik Araştırmalar Danışma Kurulu'nda temsil edilmemesinin bu kuruluşlarınanayasal statüsüne ve varlık nedenlerine uygun düşmediği, yaşam hakkı ileilgili bir alanda karar verecek olan Kurul'da Türk Tabipleri Birliği, TürkDişhekimleri Birliği ve Türk Eczacıları Birliği gibi kamu kurumu niteliğindekimeslek kuruluşlarına yer verilmemesinin anayasal açıdan eksiklik olduğu ilerisürülerek kuralın, Anayasa'nın 2., 5., 90. ve 135. maddelerine aykırı olduğuileri sürülmüştür.
İptali istenilen kuralla, Klinik Araştırmalar Danışma Kurulu'nun,Sağlık Bakanlığı müsteşarı veya uygun göreceği bir müsteşar yardımcısınınbaşkanlığında tıbbın cerrahi, dahili ve temel bilimlerinden Bakanlıkça seçilenuzmanlığını almış veya doktorasını yapmış üçer kişi, birer klinik psikolog veilahiyatçı ile Bakanlık 1. Hukuk Müşaviri veya görevlendireceği bir hukukmüşavirinden oluşacağı belirtilmiştir.
Anayasa'nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyetinin bir hukuk devletiolduğu, 5. maddesinde insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gereklişartları hazırlamaya çalışmanın Devletin temel amaç ve görevleri arasındaolduğu ifade edilmiştir.
Anayasa'nın 56. maddesinde de Devletin, herkesin hayatını, bedenve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf veverimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tekelden planlayıp hizmet vermesini düzenleyeceği kuralına yer verilmiştir.
Klinik Araştırmalar Danışma Kurulu, klinik araştırmalarla ilgilikonularda Sağlık Bakanlığına görüş bildirmek üzere oluşturulmuştur. Anayasa'nın5. ve 56. maddelerinde insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi veherkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesibakımındanDevlete verilen görevler, Klinik Araştırmalar Danışma Kurulu'nun kurulmasınınanayasal dayanağını oluşturmaktadır. Sağlık hizmetlerinin ülke genelinde yerinegetirilmesinde asli görevli olan Sağlık Bakanlığı bünyesinde KlinikAraştırmalar Danışma Kurulu kurulmasında Anayasa'ya aykırılık bulunmadığı gibiAnayasa'nın 123. maddesinde yer alan idarenin kanuniliği ilkesi uyarınca buKurul'un Sağlık Bakanlığı bünyesinde yer alabilmesi de bu yönde yasal birdüzenlemenin varlığını gerekli kılmaktadır.
Anayasa'nın 135. maddesinde, kamu kurumu niteliğindeki meslekkuruluşları ve üst kuruluşları, belli bir mesleğe mensup olanlarınmüşterek ihtiyaçlarını karşılamak, meslekî faaliyetlerini kolaylaştırmak,mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslekmensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güvenihâkim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlâkını korumak maksadı ile kanunlakurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göreyargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzelkişilikleri olaraktanımlanmıştır.
Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile üstkuruluşlarının, Anayasa'nın 135. maddesinde belirtilen kurulma amaçları dikkatealındığında Türk Tabipleri Birliği, Türk Dişhekimleri Birliği ve TürkEczacıları Birliği gibi kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının davakonusu kural ile oluşturulan Klinik Araştırmalar Danışma Kurulu'nda yeralmalarının zorunluluğundan söz edilemez.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2., 5. ve 135. maddelerineaykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın, Anayasa'nın 90. maddesi ile ilgisi görülmemiştir.
B- Kanun'un 9. Maddesiyle, 1219 Sayılı Tababet ve ŞuabatıSan'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'a Eklenen Ek Madde 13'ün (b) Bendininİkinci Paragrafının “…veya uzmanlık eğitimleri sırasında fiziksel tıpve rehabilitasyon rotasyonu yapmış veya uzmanlık sonrasında ilgili dalınrotasyon süresi kadar fiziksel tıp ve rehabilitasyon eğitimi almış uzmantabiplerin kendi uzmanlık alanları ile ilgili …” Bölümünün İncelenmesi
Dava dilekçesinde, 1219 sayılı Tababet ve ŞuabatıSan'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun hükümleri gereğince hastalarıtedavi edebilmek için tıp fakültesi mezunu hekim olmak ve bir alanda uzmanolabilmek için de o alanda uzmanlık eğitimi görüp uzmanlık diplomasına sahipolmak gerektiği, uzmanlık eğitimin içeriğiyle uzman hekimin görev veyetkilerinin kapsamı ile hangi uygulamaları yapabileceğinin belirlendiği,uzmanlık eğitimi sırasında uygulanması gereken çekirdek eğitim müfredatlarınıve eğitim müfredatlarına göre uzmanlık dallarının temel uygulama alanlarıile görev ve yetkilerinin çerçevesini belirleme yetkisinin Tıpta UzmanlıkKuruluna ait olduğu, ancak çalışmaların tamamlanamaması nedeniylemüfredatların henüz ilan edilmediği, tıpta uzmanlık ve yan dal uzmanlıkalanlarının hangi uzmanlık eğitimlerinde ne kadar süreyle rotasyonyapılacağının Tıpta Uzmanlık Kurulunca belirlenerek ilan edildiği, rotasyonuygulamasının öğrenciye rotasyon yaptığı diğer uzmanlık dalının görev veyetkisini kazandırmadığı, fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanlık dalınıneğitim süresinin 4 yıl olduğu, diğer uzmanlık alanlarında görmekte olduklarıeğitim kapsamında fiziksel tıp ve rehabilitasyon dalında rotasyon yapanlarınburadaki eğitimlerinin bir ile altı ay arasında değiştiği, 3153sayılı Radyoloji ve Radiyom ve Elektrikle Tedavi ve Diğer FizyoterapiMüesseseleri Hakkında Kanun ile Fizyoterapi ve Bunlara Benzer MüesseselerHakkında Tüzük hükümleri uyarınca fizyoterapi müesseselerini açmaya yetkiliuzmanlık dalının fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanlık dalı olduğu, davakonusu kuralla fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanı tabibin yetkilerinin hembaşka alanlardaki uzmanlara hem de fizyoterapistlere devredildiği, yeterlimesleki ulusal ve uluslararası standartlara sahip uzmandan nitelikli sağlıkhizmeti almanın yaşam hakkı ile kişinin maddi ve manevi bütünlüğünün korunmasıve geliştirilmesi hakkı ile doğrudan ilgili olduğu, fizyoterapistinuygulamalarında fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanının yönlendirmesinizorunlu kılmayan düzenlemenin kişinin hayatını beden ve ruh sağlığı içindesürdürme hakkını zayıflatarak özünü zedelediği, belirtilen niteliği nedeniyleölçülülük ilkesine, demokratik toplum düzeninin gereklerine, Anayasa'nınbütünlüğü ilkesi çerçevesinde Anayasa'nın ruhu ve sözüne, yaşam hakkı ile kişininmaddi ve manevi varlığını geliştirme hakkına aykırı olduğu, rehabilitasyonuzmanlığının etkisiz hale getirilerek ve zayıflatılarak nesnel ve bilimselolarak tartışmasız olan özgül niteliğinin yok sayılarak orta ve uzun vadede buuzmanlığın seçimini tehlikeye düşüren dava konusu kuralın fiziksel tıp verehabilitasyon uzmanlarının çalışma özgürlüğünün özünü ortadan kaldırdığı, özelyeterlilikleri, eğitim süreleri, eğitim yoğunlukları ve sürekli profesyonellikeğitimi uygulamaları yönünden fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanları ileaynı hukuki konumda olmayan diğer uzman tabiplerin fizyoterapistlerinyönlendirilmesinde yetki ve sorumluluk bakımından fiziksel tıp verehabilitasyon uzmanları ile eşit sayılmalarının eşitlik ilkesine aykırı olduğubelirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2., 5., 10., 17., 48. ve 56. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
1219 sayılı Kanun'un ek 13. maddesinin iptali istenilen kuralın dabulunduğu (b) bendinde fizyoterapistin tanımı yapılarak fizyoterapistleringörev ve yetkileri belirlenmiştir. Buna göre, fizyoterapi alanında lisanseğitimi veren fakülte veya yüksekokullardan mezun sağlık meslek mensubuolan fizyoterapistler, hastalık durumları dışında, kişilerin fizikselaktivitelerini düzenlemek ve hareket kabiliyetlerini arttırmak için mesleğiyleilgili ölçüm ve testleri yaparak kanıta dayalı koruyucu ve geliştiriciprotokolleri belirler, planlar ve uygularlar, hastalık durumlarında isefiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanı tabibin veya uzmanlık eğitimlerisırasında fiziksel tıp ve rehabilitasyon rotasyonu yapmış veya uzmanlıksonrasında ilgili dalın rotasyon süresi kadar fiziksel tıp ve rehabilitasyoneğitimi almış uzman tabiplerin kendi uzmanlık alanları ile ilgili teşhisine vetedavi için yönlendirmesine bağlı olarak hastaların hareket ve fizikselfonksiyon bozukluklarının ortadan kaldırılması veya iyileştirilmesi amacıylagerekli uygulamaları yaparlar ve hastaların tedavisi yönünden rehabilitasyonekibinin diğer üyeleri ile işbirliği içinde çalışır ve tedavinin gidişi hakkındailgili uzman tabibe bilgi verirler.
Hastalık durumlarında fizyoterapistlere, uzmanlık eğitimlerisırasında fiziksel tıp ve rehabilitasyon rotasyonu yapmış veya uzmanlıksonrasında ilgili dalın rotasyon süresi kadar fiziksel tıp ve rehabilitasyoneğitimi almış uzman tabiplerin, kendi uzmanlık alanları ile ilgili teşhisine vetedavi için yönlendirmesine bağlı olarak hastaların hareket ve fizikselfonksiyon bozukluklarının ortadan kaldırılması veya iyileştirilmesi amacıylagerekli uygulamaları yaptıracak olmaları, dava konusu kuralı oluşturmaktadır.
Anayasa'nın 5. maddesinde insanın maddi ve manevi varlığınıngelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmanın Devletin temel amaç vegörevleri arasında olduğu, 17. maddesinde herkesin, yaşama, maddî vemanevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu, 56. maddesinde iseherkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu veDevletin herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesinisağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğinigerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmetvermesini düzenleyeceği belirtilmiştir.
Her ne kadar dava dilekçesinde, alanında uzman olan fiziksel tıpve rehabilitasyon uzmanı tabiplerin yetkilerinin dava konusu kurallafizyoterapistlere ve başka alandaki uzmanlara devredildiği ileri sürülmüş isede dava konusu kural ile fizyoterapistlere devredilen herhangi bir yetki sözkonusu olmayıp, hastalık durumunda fizyoterapistlerin ancak uzman doktorlarınteşhis ve tedavi için yönlendirmesine bağlı olarak hareket ve fizikselbozuklukların ortadan kaldırılması veya iyileştirilmesi için uygulamayapabilecekleri belirtilmiştir.
Dava konusu kural, fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanı olmayanve fakat uzmanlık eğitimleri sırasında fiziksel tıp ve rehabilitasyonrotasyonu yapmış veya uzmanlık sonrasında ilgili dalın rotasyon süresi kadarfiziksel tıp ve rehabilitasyon eğitimi almış uzman tabipler yönündenincelendiğinde ise fizyoterapistlerin yetkilenen uzman tabiplerin kendiuzmanlık alanları ile ilgili teşhis ve tedavi için yönlendirmesine bağlı olarakhastalara gerekli uygulamayı yapabilecekleri anlaşılmaktadır.
Fiziksel tıp ve rehabilitasyon, temel olarak kas iskelet sistemihastalıklarının tanı, tedavi ve rehabilitasyonuyla uğraşan, ayrıca baştanörolojik olmak üzere tüm diğer sistemlere ait doğumsal ya da edinilmişhastalıklara bağlı fizyolojik ya da anatomik yetersizliği olan kişilerin,mevcut kapasitelerini en üst düzeye çıkarmak, bağımlılıklarını azaltmak veyaşam kalitelerini yükseltmek amacıyla yataklı ve yataksız kurumlardarehabilitasyon uygulayan tıp dalıdır.
Tıpta Uzmanlık Kurulu, öğrencilerin, eğitim gördükleri uzmanlıkdalı dışındaki uzmanlık dallarında da rotasyon yapmalarınıkararlaştırabilmektedir. Rotasyon, uzmanlık öğrencisinin, uzmanlık eğitimisüresi içinde, kendi dalı dışında Kurul tarafından belirlenen diğer dallardaalmak zorunda olduğu eğitimi ifade etmektedir.
Uzmanlık alanları “fiziksel tıp ve rehabilitasyon” olmayanuzmanların belirli bir süre “fiziksel tıp ve rehabilitasyon” uzmanlık alanındarotasyon yapmaları da, Tıpta Uzmanlık Kurulunca bu yönde alınan kararadayanmaktadır. Bu uzmanlık dalları ve rotasyon süreleri de zamanla değişkenlikgöstermektedir. Mevcut durumda, Algoloji Yan Dal Uzmanlığı, Çocuk NörolojisiUzmanlığı, El Cerrahisi Yan Dal Uzmanlığı, Gelişimsel Pediatri Uzmanlığı, İş veMeslek Hastalıkları Uzmanlığı, Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanlığı, RomatolojiYan Dal Uzmanlığı, Spor Hekimliği Uzmanlığı ve Tıbbi Ekoloji veHidroklimatoloji Uzmanlığı eğitimlerinde bir aydan dört aya kadar değişensürelerde fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanlık alanında rotasyon kapsamındaeğitim öngörülmüştür.
Kural, fiziksel tıp ve rehabilitasyon dalında eğitim gören diğeruzman doktorların kendi alanları ile ilgili teşhis ve tedavileri yönündenfizyoterapistleri yönlendirmesini öngörmekte ise de bu kural kapsamında bulunandoktorların uzmanlık alanlarını belirlememiştir. Tıpta Uzmanlık Kurulunun bukonuda aldığı kararlara göre dava konusu kuralın kapsamı da uygulamadabelirlenecek ve bilimsel gelişme ve değişmelere paralel olarak bu alanda yetkinolan Kurul'un gelecekte alacağı kararlar da değişebilecektir.
Fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanlık alanı ile yakın ilgilerigözetilerek bu alanda kısmi süreli de olsa eğitim almaları zorunlu tutulanuzman doktorların, aldıkları bu eğitim sonrasında kendi alanları ile sınırlıolarak teşhis ve tedavilerinde fizyoterapistleri yönlendirebilmelerinin,kişinin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma hakkını ihlal ettiği, herkesinhayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesine engel oluşturduğusöylenemez.
Anayasa'nın 48. maddesinde herkesin, dilediği alanda çalışma vesözleşme hürriyetlerine sahip olduğu belirtilmiştir.
Dava konusu kuralda, fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanıtabiplerin görev ve yetkileri yönünden bir sınırlama getirilmemektedir. Kendiuzmanlık alanları ile sınırlı olarak ilgili diğer uzman tabiplerefizyoterapistleri yönlendirme yetkisinin verilmesi, fiziksel tıp verehabilitasyon uzmanlarının belirli konularda yetkilerinin kısıtlanmasısonucunu doğurmamakta ve bazı hastalık durumları fiziksel tıp ve rehabilitasyonuzmanı tabiplerin görev alanı dışına çıkarılmamaktadır. Belirtilen nedenle,uzman olduğu alan ile fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanlık alanı arasındakiyakın ilişki gözetilerek fiziksel tıp ve rehabilitasyon dalında rotasyona tabitutulan uzmanlara dava konusu kural ile sınırlı bir yetki verilmesi, bu alandaasıl uzman olan fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanlarının çalışma alanınıdaraltmamakta ve çalışma özgürlüklerini kısıtlamamaktadır.
Anayasa'nın 10. maddesinde, “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet,siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırımgözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Kadınlar ve erkekler eşit haklarasahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Hiçbirkişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları veidare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarakhareket etmek zorundadırlar” denilmiştir.
“Kanun önünde eşitlik ilkesi” hukuksal durumları aynıolanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitliköngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalarkarşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını veayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi vetopluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitlik ilkesi ihlaledilmiş olmaz. Kanun önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlıtutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya datopluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynıhukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursaAnayasa'da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.
Fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanları, fiziksel tıp verehabilitasyon alanının tamamında yetkilidir. Uzmanlık eğitimleri sırasındabelirli bir süre fiziksel tıp ve rehabilitasyon alanında rotasyona tabi tutulantabiplere ise kendi uzmanlık alanları ile sınırlı olarak fizyoterapistleriyönlendirme yetkisi tanınmış, kendi uzmanlık alanları dışında böyle bir yetkiverilmemiştir. Fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanı olmamaklabirlikte kendi uzmanlık alanları ile ilgili teşhis ve tedavilerine bağlıolarak fizyoterapistleri yönlendirme yetkisi verilmesi, bukişileri fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanı yapmayacağı gibi, fizikseltıp ve rehabilitasyon uzmanları ile aynı kurallara tabi tutulduklarındanda söz edilemez.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 5., 10., 17., 48. ve 56.maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Serruh KALELİ ile Engin YILDIRIM bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralın, Anayasa'nın 2. maddesi ile ilgisi görülmemiştir.
C- Kanun'un 10. Maddesiyle 1219 Sayılı Kanun'a Eklenen EkMadde 14'ün;
1- Birinci Fıkrasının Birinci Cümlesi İle EK-1, EK-2 veEK-3 Sayılı Çizelgelerinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, tabiplerin mesleklerinin icrasına ilişkin yasakurallarının bireylerin yaşam hakkı ile bedensel ve ruhsal bütünlüğününkorunması ve geliştirilmesi ile yakından ilişkili olması nedeniyle kanunkoyucunun bu konudaki takdir yetkisinin özel bir dikkat ve sıkı bir yargılamagerektirdiği, kanun koyucunun tıpta uzmanlık alanları ile yan dal uzmanlıkalanları ve eğitim sürelerine ilişkin düzenleme yaparken takdir yetkisiniuzmanlık eğitimi sonucu topluma verilecek sağlık hizmetinden beklenen kamuyararını engelleyici biçimde kullandığı, kanun koyucunun kamu yararına yönelikolmayan kişisel, siyasi ya da saklı bir amaç doğrultusunda düzenleme yapmasınınyetki saptırması olduğu, amaç öğesi bakımından sakat olan ve uzmanlık dallarıile sürelerine ilişkin konularda verilen yargı kararlarının uygulanmasınıengellemek amacıyla getirilen düzenlemenin hukuk devleti ilkesine ve yargıkararlarına uyma yükümlülüğüne aykırı olduğu, yasama organının beğenmediğiyargı kararlarını kanun çıkarmak suretiyle etkisiz halegetiremeyeceği, diş hekimliği lisans eğitiminin genel olarak tüm dişhastalıklarının teşhis ve tedavisi için yeterli olduğu, yetersiz kalınansınırlı vakalar yönünden ise üniversitelerin ilgili bölümlerinin bu ihtiyacıgidermek için yeterli olduğu, ordodonti ile ağız, diş ve çene cerrahisialanları dışında kalan uzmanlık alanlarının bilimsel bir dayanak olmaksızıngetirilmesinin kamu yararına ve Devletin madde ve insan gücünden tasarrufedilecek biçimde sağlık hizmetlerinin organize etmesi konusundakiyükümlülüğüne aykırı olduğu, tıpta uzmanlık ana dalları, yan dallarıve bağlı ana dalları ile diş hekimliği uzmanlık dalları ve bu dalların eğitimsürelerine ilişkin düzenlemelerin Anayasa'nın 2., 5., 17., 56. ve 138.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
1219 sayılı Kanun'un ek 14. maddesinin birinci fıkrasının birincicümlesinde belirtildiği üzere tıpta uzmanlık ana dalları ile eğitim süreleriEK–1 sayılı çizelgede; diş tabipliğinde uzmanlık ana dalları ile eğitimsüreleri EK–2 sayılı çizelgede; tıpta uzmanlık yan dalları, bağlı ana dallarıve eğitim süreleri ise EK–3 sayılı çizelgede düzenlenmiştir.
Anayasa'nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyetinin bir hukuk devletiolduğu, 5. maddesinde insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gereklişartları hazırlamaya çalışmanın Devletin temel amaç ve görevleri arasındaolduğu, 17. maddesinde herkesin, yaşama, maddî ve manevî varlığını korumave geliştirme hakkına sahip olduğu, 56. maddesinde ise herkesin, sağlıklı vedengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu ve Devletin herkesinhayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve maddegücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıylasağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleyeceği belirtilmiştir.
“Hukuk devleti ilkesi” gereğince, yasamaişlemlerinin, kişisel yararları değil kamu yararını gerçekleştirmek amacıylayapılması gerekir. Bir kuralın Anayasa'ya aykırılık sorunu çözümlenirken “kamuyararı” konusunda Anayasa Mahkemesinin yapacağı inceleme de, kanunun kamuyararı amacıyla yapılıp yapılmadığını araştırmaktır. Anayasa'nın çeşitlihükümlerinde yer alan kamu yararı kavramının Anayasa'da bir tanımıyapılmamıştır. Ancak Anayasa Mahkemesinin kimi kararlarında da belirtildiğigibi, kamu yararı, bireysel, özel çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olantoplumsal yarardır. Bu saptamanın doğal sonucu olarak da, kamu yararı düşüncesiolmaksızın, yalnız özel çıkarlar için veya yalnız belli kişilerin yararınaolarak yasa kuralı konulamaz. Böyle bir durumun açık bir biçimde ve kesinolarak saptanması halinde, söz konusu yasa kuralı Anayasa'nın 2. maddesineaykırı düşer ve iptali gerekir. Açıklanan ayrık hal dışında, bir yasa kuralınınülke gereksinimlerine uygun olup olmadığı bir siyasi tercih sorunu olarak kanunkoyucunun takdirine ait olduğundan, salt bu nedenle kamu yararı değerlendirmesiyapmak Anayasa yargısıyla bağdaşmaz.
Bu nedenle, dava dilekçesinde ileri sürülen, kanunkoyucunun tıpta uzmanlık ve yan dal uzmanlık alanları ve eğitim sürelerineilişkin düzenleme yaparken takdir yetkisini uzmanlık eğitimi sonucu toplumaverilecek sağlık hizmetinden beklenen kamu yararını engelleyici biçimdekullandığı iddiasının anayasaya uygunluk denetimi kapsamında incelenebilmesineve bu incelemeye bağlı olarak kişilerin yaşama hakkının, maddi ve manevivarlığını geliştirme hakkı ile sağlık hakkının ihlal edildiğinin kabulüneolanak bulunmamaktadır.
Yasamanın genelliği ilkesi uyarınca kanun koyucu,Anayasa'ya ve hukukun genel ilkelerine aykırı olmamak kaydıyla her türlüdüzenlemeyi yapmak yetkisine sahiptir. Daha önce tüzük ve yönetmeliklerile düzenlenen tıpta uzmanlık dalları ve yan dal uzmanlık dalları ile dişhekimliğinde uzmanlık dallarına ve bu dalların eğitim süreleri, kanun koyucutarafından kanun konusu yapılarak bir bütün olarak yeniden düzenlenmiştir.
Anayasa'nın 138. maddesinin son fıkrasında, yasama ve yürütmeorganları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlarınve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunlarınyerine getirilmesini geciktiremeyeceği kurala bağlanmıştır. Anılan fıkradaöngörülen mahkeme kararlarının bağlayıcılığı ilkesi, kanun koyucunun Anayasa'yave hukukun genel ilkelerine uygun olması koşuluyla genel düzenleme yetkisiniortadan kaldırmaz.
Dava konusu kurallarla, daha önce idari davalara da konu olantıpta uzmanlık ana dalları, tıpta uzmanlık yan dalları, bağlı ana dalları vesöz konusu dalların eğitim sürelerine ilişkin hususlar, yasal düzenleme konusuyapılmıştır. Yukarıda da ifade edildiği üzere, yasamanın genelliği ilkesiuyarınca kanun koyucunun Anayasa'ya aykırı olmamak kaydıyla her konuyu kanunladüzenleyebileceği kuşkusuzdur. Bu kapsamda kanun koyucu tarafından getirilen vegenel, objektif nitelik taşıdığı görülen kuralın, Anayasa'nın 138. maddesineaykırılığından söz edilemez.
Öte yandan, ortodonti ile ağız, diş ve çene cerrahisialanları dışında diş hekimliğinde uzmanlık ana dallarınınbelirlenmesinin, Devletin insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarakişbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıphizmet vermesini düzenleme görevine aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de sözkonusu uzmanlık dallarının, bu uzmanlık dallarındaki hizmetlerin ülke genelindeverilmesine bağlı olarak kişilerin bu hizmete erişimini kolaylaştıracaknitelikte olduğu anlaşılmakta olup, diş hekimliği uzmanlık ana dallarınınyasamanın genelliği ilkesince kanun koyucu tarafından belirlenmesine engelbulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa'nın 2., 5., 17., 56. ve138. maddelerine aykırı değildir. İptal istemlerinin reddi gerekir.
2- İkinci Fıkrasında Yer Alan “…ve EK-1 sayılıçizelgenin 3 üncü sütununda belirtilen uzmanların ikinci uzmanlıkeğitimlerine…” İbaresinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, uzman doktorların uzmanlıklarıyla ilintilidiğer uzmanlık alanlarında daha kısa süreli eğitim görmelerinin süregelenuygulama olmakla birlikte bu kişilerin de ikinci uzmanlık eğitiminebaşlayabilmeleri için Tıpta Uzmanlık Eğitimine Giriş Sınavında (TUS) başarılıolma koşulunun arandığı, kişilere uzman oldukları alanlarda yapılan Yan DalUzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı (YDUS) ile uzmanlıklarıyla ilintili ikinciuzmanlığa girme imkanı tanıyan Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğihükmünün açıkça hukuka aykırı bulunarak Danıştay tarafından yürütülmesinindurdurulduğu, yargı kararıyla hukuka aykırılığı saptanan bir kuralın yasaldüzenlemeye konu edilmesinin kamu yararına ve adalet anlayışına aykırı olduğu,TUS ve YDUS sınavlarında adaylara sorulan soruların içerikleri ve kapsamlarınınfarklı olduğu, TUS'un kapsamı genel tıp bilimleri iken YDUS'da soruların yandalın bağlı olduğu ana dal genel eğitim programı çerçevesinde hazırlandığı,dava konusu kural uyarınca YDUS'a girerek bir ana dalda uzmanlık eğitimi görmekisteyen bir aday yalnızca uzmanı olduğu alana ilişkin konulardan sorumlututulup kendisine yalnızca bu konulara ilişkin sorular yöneltilirken TUS'agirerek aynı ana dalda uzmanlık eğitimi görmek isteyen bir başka adayın kapsamıson derece geniş olan birçok konudan sorumlu olacağı, bu nedenle YDUS'agireceklerin TUS'a girenlerden daha avantajlı konumda olacakları belirtilerekkuralın, Anayasa'nın 2., 10. ve 138. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
1219 sayılı Kanun'un ek 14. maddesinin ikinci fıkrasında uzmanlıkeğitimlerine girişler düzenlenmiş ve tıpta ve diş tabipliğinde ana uzmanlıkdalı eğitimlerine merkezi olarak yapılacak tıpta ve diş tabipliğinde uzmanlıksınavları ile girileceği, yan dal uzmanlık eğitimlerine ve EK-1 sayılıçizelgenin 3. sütununda belirtilen uzmanların ikinci uzmanlık eğitimlerine isemerkezi olarak yapılacak yan dal uzmanlık sınavı ile girileceği belirtilmiştir.İptali istenilen kural, EK-1 sayılı çizelgenin 3. sütununda belirtilen uzmanlarınikinci uzmanlık eğitimlerine yan dal uzmanlık sınavı ile girmeleriniöngörmektedir.
EK-1 sayılı çizelge, tıpta uzmanlık ana dallarını ve eğitimsürelerini göstermektedir. Söz konusu çizelgede uzmanlık ana dalları içinöngörülen eğitim süreleri, bazı uzmanlık ana dalları yönünden bu uzmanlık anadalıyla ilişkili bulunduğu kabul edilen diğer uzmanlık ana dallarındaeğitimlerini tamamlayan uzman doktorlar yönünden çizelgenin 3. sütununda normaleğitim süresinden daha kısa süreli olarak belirlenmiştir. Tıpta ana uzmanlıkdalı eğitimlerine kural olarak TUS ile girilmekte iken dava konusu kuralla,uzman doktor olan bir kişinin uzmanlığıyla ilişkili kabul edilen ve bu nedenleeğitim süresi daha kısa tutulan bir diğer uzmanlık ana dalında eğitimebaşlayabilmesinin YDUS ile olacağı belirtilmiştir.
Anayasa'nın 10. maddesinde öngörülen “kanun önünde eşitlikilkesi” hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ileeylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynıdurumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarınısağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle,aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasakarşısında eşitlik ilkesi ihlal edilmiş olmaz. Kanun önünde eşitlik, herkesinher yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındakiözellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları veuygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksaldurumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'da öngörülen eşitlik ilkesizedelenmez.
Eğitimini tamamladığı uzmanlık ana dalının, eğitimine başlamakistediği bir diğer uzmanlık alanı ile yakın ilişkisi gözetilerek ikinciuzmanlık dalında daha kısa süreli bir eğitim görmesi öngörülen bir uzmantabibin, daha önce hiç uzmanlık eğitimi görmeyen bir tabipten ya da başlamakistediği ikinci uzmanlık eğitimi yönünden farklı bir eğitim süresi öngörülmeyenuzman tabipten farklı bir hukuki konumda bulunduğu ve farklı kurallara tâbitutulabileceği açıktır. Bu durum, eşitlik ilkesinin ihlali olarak kabuledilemez. Bu nedenle, daha kısa süreli uzmanlık eğitimi öngörülen uzmantabiplerin, diğer tabip ve uzman tabiplerden farklı olarak TUS yerine YDUS ilebu uzmanlık dalı eğitimlerine girebilmelerinde eşitlik ilkesine aykırılıkbulunmamaktadır.
Anayasa'nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyetinin bir hukuk devletiolduğu belirtilmiş, 138. maddesinde de, yasama ve yürütme organları ileidarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organların ve idareninmahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerinegetirilmesini geciktiremeyeceği kurala bağlanmıştır.
Yasamanın genelliği ilkesi uyarınca kanun koyucuAnayasa'ya ve hukukun genel ilkelerine aykırı olmamak kaydıyla her türlüdüzenlemeyi yapmak yetkisine sahiptir. Bu kapsamda, düzenleyici bir idariişlemle getirilen bir kuralın daha sonra yasal düzenleme konusu yapılabilmesineengel bulunmadığı gibi, düzenleyici işlemin mahkemece yürürlüğünün durdurulmuşya da iptal edilmiş olması da aynı konuda genel, objektif nitelik taşıyan yasaldüzenleme yönünden Anayasa'nın 138. maddesine aykırılık oluşturmaz.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın 2., 10. ve138. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşe katılmamıştır.
D- Kanun'un 12. Maddesiyle 1219 Sayılı Kanun'a EklenenGeçici Madde 8'in İncelenmesi
Dava dilekçesinde, 1219 sayılı Kanun'un ek 14. maddesi içinbelirtilen Anayasaya aykırılık iddialarının söz konusu madde ile getirilendüzenleme ile ilgili geçiş hükmü niteliğinde olan geçici 8. madde yönünden degeçerli olduğu, Ağız, Yüz ve Çene Cerrahisi ana dalına, Çocuk Hematolojisiya da Çocuk Onkolojisi, Çocuk Alerjisi ya da Çocuk İmmünolojisi, CerrahiOnkoloji, Yoğun Bakım yan dallarına ilişkin olarak verilen yürütmeyi durdurmakararları bulunmasına rağmen dava konusu kuralla bu alanlarda uzmanlık eğitimigörmeksizin istisnai olarak uzmanlık ve yan dal uzmanlık belgeleri verilmesininöngörüldüğü, Danıştay kararlarında belirtildiği üzere doktora eğitimi iletıpta uzmanlık eğitimlerinin ayrı eğitimler olmalarına rağmen bu maddeninyürürlüğe girdiği tarihten önce bu Kanunla diş tabipliğinde uzmanlık dalıolarak belirlenen alanlardan birinde doktora eğitimi yapmış olanlar ile bualanlarda doktora eğitimine başlamış olanlardan eğitimlerini başarı ilebitirenlere uzmanlık belgesi verilmesinin öngörüldüğü, doktora eğitiminiuzmanlık eğitimi gibi pratik süreçlerle birlikte yapanlar ile akademik doktoraeğitimi yaparak bu unvanı elde edenler arasında hiçbir ayrım yapılmaksızınhepsine uzman unvanı verilmesine ilişkin yönetmelik hükmü hakkında Danıştaytarafından yürütmenin durdurulması kararı verilmesinden sonra aynı düzenlemeninkanun konusu yapıldığı, yasama yoluyla yargı kararlarının etkisiz durumagetirilmesinin kuvvetler ayrılığı ilkesine ve kesin hükmün uygulanmasıilkesine aykırı olacağı belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 17., 56.ve 138. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Dava konusu kural ile 1219 sayılı Kanun'un ek 14. maddesinde yerverilen tıp ve diş hekimliği uzmanlık ana dalları ile ilgili geçiş hükmügetirilmiş ve 14. maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce ilgili mevzuatınauygun olarak uzmanlık eğitimi yapmış, uzmanlık eğitimine başlamış veya biruzmanlık eğitimi kontenjanına yerleştirilmiş olanların haklarının saklı olduğu,yeni ihdas edilen Ağız, Yüz ve Çene Cerrahisi dalına ilişkin geçiş sürecindekiuzman ihtiyacının karşılanması amacıyla belirli süre ile araştırma, uygulama veinceleme yapanlar ile diş hekimliğinde doktora yapmış olanlara uzmanlık belgesiverileceği ve tıpta uzmanlık dallarından bazılarında eğitim görenlerin eğitimlerineyeniden adlandırılan uzmanlık dallarında devam edecekleri öngörülmüştür.
Anayasa'nın 17. maddesinde herkesin, yaşama, maddî ve manevîvarlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu, 56. maddesinde herkesin,sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu ve Devletin herkesinhayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak, insan ve maddegücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıylasağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleyeceği belirtilmiştir.
Anayasa'nın 138. maddesinin son fıkrasında da, yasama ve yürütmeorganları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlarınve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunlarınyerine getirilmesini geciktiremeyeceği kurala bağlanmıştır.
Kuralın, 1219 sayılı Kanun'un 14. maddesinin Anayasa'ya aykırılığıileri sürülerek aynı nedenlerle iptali istenilmiş ise de 14. maddeye yönelikiptal istemi reddedildiğinden, bu madde yönünden yukarıda belirtilen gerekçelerKanun'un geçici 8. maddesi yönünden de geçerli bulunmaktadır.
Yine yukarıda belirtildiği üzere, dava konusu kural benzer birkuralı içeren idari bir işlemin yürütülmesinin mahkemece durdurulması, aynıhususta kanun koyucu tarafından getirilen ve genel, objektif nitelik taşıyanyasa kuralını Anayasa'nın 138. maddesine aykırı hale getirmez.
Dava konusu kural, geçici bir maddedir ve geçici maddeler,genellikle geçiş dönemlerine ilişkin işlemlerin uygulama yöntemini ve kapsamınıgösteren ayrık hükümleri içerirler. Kanun koyucu, kuralın ayrıklığında kamuyararı gördüğü için genel kuraldan ayrılmaktadır.
Kanun'un geçici 8. maddesi, 14. maddenin yürürlüğe girdiğitarihten önce ilgili mevzuatına uygun olarak uzmanlık eğitimi yapmış, uzmanlıkeğitimine başlamış veya bir uzmanlık eğitimi kontenjanına yerleştirilmişolanların haklarının saklı olduğunu belirtmek suretiyle bu kişilerin kazanılmışhaklarını korumuştur. Geçici 8. maddesinin yürürlüğe girdiği tarihte doktoraeğitimini yapmış olan diş hekimleri ile doktora eğitimine başlamış olan dişhekimlerinden eğitimlerini başarı ile bitirenlere uzmanlık unvanı verilmeside bir geçiş düzenlemesidir ve kanun koyucunun bu konudaki takdiriniyansıtmaktadır. Bu çerçevede, diş hekimliği uzmanlık ana dalları yönündengetirilen yasal düzenlemeye geçiş kapsamında üniversitelerde verilen ve genelolarak uygulamalı eğitimi de içeren doktora programını tamamlayanlara, kendialanlarında uzmanlık belgesi verilmesinin hastaların sağlıklı yaşam hakkınıihlal ettiğinden söz edilemez.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 17., 56. ve 138.maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
E- Kanun'un 13. Maddesiyle Yeniden Düzenlenen 4924 sayılı ElemanTemininde Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli Sağlık Personeli Çalıştırılmasıİle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması HakkındaKanun'un 5. Maddesinin Sekizinci Fıkrasının İncelenmesi
Dava dilekçesinde, sözleşmeli personele mesai saatleri dışındayapacakları çalışma karşılığında herhangi bir ücret ödenmeyeceği yolunda hizmetsözleşmesinde yer alan hükmün Danıştay tarafından iptal edildiği, sözleşmelipersonelin ifa ettiği görevine ek olarak başhekim, başhekim yardımcısı ve başhemşireolarak görevlendirilmesi halinde gerçekleştirdiği ek çalışmanınücretlendirilmemesinin ücretin emeğin karşılığı olduğu ve ücrette adaletinsağlanması doğrultusundaki anayasal ilkelere aykırı olduğu gibi yargıkararlarının yasal düzenleme ile etkisiz kılınması anlamını taşıdığı, başhekim,başhekim yardımcısı ve başhemşire görevlerinin genel idare esaslarına göreyürütülmesi gereken asli ve sürekli görevler olmasına rağmen sözleşmelipersonel tarafından yürütülmesinin öngörülmesinin bu görevlerin kamugörevlileri eliyle görüleceğini düzenleyen Anayasa kuralına aykırı olduğu,sözleşmeli personelin istihdam edildiği hizmet biriminde gereği halindebaşhekim, başhekim yardımcısı ve başhemşire olarak görevlendirilebileceğiyolundaki kanun hükmünün Anayasa Mahkemesince iptal edilmesine rağmen iptaledilen kuralın dava konusu kuralla aynen kanunlaştırıldığı belirtilerek kuralın, Anayasa'nın2., 55., 128., 138. ve 153. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Dava konusu kuralla, sözleşmeli personelin, istihdam edildiğihizmet biriminde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'ndaki hükümler çerçevesindebaşhekim, başhekim yardımcısı ve başhemşire olarak görevlendirilebileceği ve bugörevleri yürüttükleri sürece kendilerine bu görevlerinden dolayı başkaca birücret ödenmeyeceği öngörülmüştür.
Anayasa'nın 128. maddesinde, “Devletin, kamu iktisadîteşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göreyürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekligörevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür. Memurlarınve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri,hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunladüzenlenir. Üst kademe yöneticilerinin yetiştirilme usul ve esasları, kanunlaözel olarak düzenlenir.” denilmektedir.
Devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü olduğu kamuhizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerde memur ve/veya diğer kamugörevlilerinden hangisinin çalıştırılacağına ilişkin tercih, kanun koyucununtakdir alanı içindedir. “Diğer kamu görevlileri” kavramı, sözkonusu asli ve sürekli görevlerde kamu hukuku ilişkisiyle çalışan, fakat memurolmayan kişileri kapsamaktadır.
Kamu hizmeti, geniş tanımıyla, devlet ya da diğer kamutüzelkişileri tarafından ya da bunların denetim ve gözetimleri altında, ortakgereksinimleri karşılamak ve kamu yararını sağlamak için topluma sunulmuşbulunan sürekli ve düzenli etkinliklerdir. Toplumsal yaşamın zorunlugereksinimlerinden olan düzenlilik ve süreklilik isteyen sağlık hizmeti deniteliği gereği bir kamu hizmetidir.
4924 sayılı Kanun ile eleman temininde güçlük çekilen yerlerde vehizmet dallarında sağlık hizmetlerinin etkili ve verimli bir şekildeyürütülebilmesini sağlamak üzere Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarıtarafından hizmet akdi ile sözleşmeli olarak sağlık personeli istihdam edilmesiöngörülmüştür. Bu kapsamda tabipler, uzman tabipler ve hemşireler, Kanun'un eki(1) sayılı cetvelde sözleşmeli personelin pozisyon unvanları arasındasayılmıştır.
Sağlık Bakanlığı'nın sözleşmeli olarak çalıştıracağı personeleliyle eleman temininde güçlük çekilen yerlerde yürüttüğü sağlık hizmetlerininniteliği itibariyle belli bir düzenlilik içinde sunulması gereken, kişilerin vetoplumun varlığı ve huzuru yönünden vazgeçilemez, ertelenemez ve ikame edilemezhizmetler olması, sözleşmeli personelin haftalık çalışma süresinin emsaliDevlet memuru ile aynı olması, izinleri hakkında kural olarak 657 sayılı DevletMemurları Kanunu'nun uygulanması, Devlet memurları için yasaklanmış fiil veeylemlerde bulunamayacaklarının ve siyasi partiye üye olamayacaklarınınbelirtilmesi, sözleşmeli personelin idare ile imzalayacakları sözleşmenin idarihizmet sözleşmesi niteliğinde bulunması, sözleşmeli personelin ücretlerininidarece ödenmesi, emsali Devlet memuru esas alınarak Harcırah Kanunu'ndanyararlandırılması, haklarında Kamu Konutları Kanunu, Mal Bildiriminde Bulunulması,Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu, Memurlar ve Diğer Kamu GörevlilerininYargılanması Hakkında Kanun ve Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu hükümlerininuygulanmasının öngörülmesi, görevi ile veya görevi başında işlenen suçlarınDevlet memuruna karşı işlenmiş sayılması, disiplin cezaları ve sicil konularıdâhil olmak üzere 4924 sayılı Kanun'da hüküm bulunmayan hallerde 657 sayılıKanun'un uygulanacak olması hususları gözetildiğinde, sözleşmeli personeltarafından sunulacak sağlık hizmetlerinin, Devletin genel idare esaslarına göreyürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerolduğu açıktır. Bu durumda, söz konusu asli ve sürekli görevleri yerine getirensözleşmeli personelin de “diğer kamu görevlileri” kapsamında yeraldığının ve bu kapsamda başhekim, başhekim yardımcısı ve başhemşire olarakgörevlendirilebileceklerinin kabulü gerekmektedir.
Anayasa'nın 138. maddesinin son fıkrasında, yasama ve yürütmeorganları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlarınve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunlarınyerine getirilmesini geciktiremeyeceği kurala bağlanmıştır.
İdari bir işlemin yargı yerlerince iptali, aynı hususta kanunkoyucu tarafından getirilen ve genel, objektif nitelik taşıyan yasa kuralınıAnayasa'nın 138. maddesine aykırı hale getirmez.
Anayasa'nın 153. maddesinde de Anayasa Mahkemesi kararlarınınyasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek vetüzelkişileri bağlayacağı belirtilmiştir.
4924 sayılı Kanun'un beşinci maddesine 5413 sayılı Kanun ileeklenen yedinci fıkrada yer alan “Sözleşmeli personel, istihdamedildiği hizmet biriminde gereği halinde başhekim, başhekim yardımcısı vebaşhemşire olarak görevlendirilebilir.” cümlesi Anayasa Mahkemesi'nin23.7.2009 günlü, E:2005/145, K:2009/112 sayılı kararı ile “Özlükhakkı kapsamında yer alan ve yasayla düzenlenmesi gereken, başhekim, başhekimyardımcısı ve başhemşire olarak yapılacak görevlendirmelerin usul veesaslarının Yasada belirtilmeksizin “gereği halinde” görevlendirme yapılacağısöylenmek suretiyle sınırları belirli olmayan bir şekilde idareye yetkitanınması, Anayasa'nın 128. maddesi anlamında bir yasal düzenleme niteliğitaşımamakta ve anılan maddeye aykırı bulunmaktadır. Belirtilen nedenle, kuralıniptali gerekir.” gerekçesiyle iptal edilmiştir.
Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararı sonrasında kanun koyucutarafından getirilen kuralda, sözleşmeli personelin 657 sayılı Devlet MemurlarıKanunu hükümleri çerçevesinde başhekim, başhekim yardımcısı ve başhemşireolarak görevlendirilebileceği belirtilmek suretiyle görevlendirmenin usul veesasları kanunla belirlenmiş olduğundan, Anayasa'nın 128. maddesine aykırılıkbulunmadığı gibi, iptal edilen kural ile aralarında “özdeşlik” yani amaç, anlamve kapsam yönlerinden benzerlik bulunmadığından dava konusu kuralın Anayasa'nın153. maddesine aykırılığından da söz edilemez.
Anayasa'nın 55. maddesinde, “Ücret emeğin karşılığıdır.Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri vediğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır…” denilmektedir.
Başhekim, başhekim yardımcılığı ve başhemşirelik görevleri, idarigörevlerdir. Mesai saatleri içinde yerine getirilen bu idari görevlerin ifası“fazla çalışma” olarak nitelendirilemeyeceğinden, bu kişilere almakta olduklarıaylık ücret dışında ek bir ücret verilmesini zorunlu kılan bir durum da sözkonusu değildir.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 55., 128., 138. ve 153.maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Zühtü ARSLAN Anayasa'nın 153. maddesine ilişkin bu sonuca farklıgerekçeyle katılmıştır.
Kuralın, Anayasa'nın 2. maddesi ile ilgisi görülmemiştir.
F- Kanun'un 14. Maddesiyle Değiştirilen 181 Sayılı SağlıkBakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 17/BMaddesinin (d) Bendinin İncelenmesi
6225 sayılı Kanun'un 14. maddesiyle değiştirilen, 13.12.1983günlü, 181 sayılı Sağlık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında KanunHükmünde Kararname'nin 17/B maddesinin (d) bendinin iptali istenilmiştir.
2.11.2011 günlü Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren11.10.2011 günlü, 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilatve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 58. maddesinin (14) numaralıfıkrasının (a) bendi uyarınca, bu maddenin yayımı tarihinde, 13.12.1983 günlü,181 sayılı Sağlık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun HükmündeKararname yürürlükten kaldırılmıştır.
Dava konusu kural, 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve BağlıKuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 58.maddesinin (14) numaralı fıkrasının (a) bendi ile yürürlükten kaldırılan 181sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında yer aldığından iptal istemininkonusu kalmamıştır. İptal istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığınakarar verilmesi gerekir.
G- Kanun'un 17. Maddesiyle 5502 sayılı Sosyal Güvenlik KurumuKanunu'na Eklenen Ek Madde 3 İle 18. Maddesiyle 5502 Sayılı Kanun'a EklenenGeçici Madde 9'un İncelenmesi
Dava dilekçesinde, dava konusu kuralların gerekçesi olarakbelgelerin arşivde muhafaza edilmesinin idari ve mali yüke neden olmasınıngösterildiği, muhafazasına lüzum kalmayan evrak ve malzemenin ayıklama ve imhaişlemlerine ilişkin usul ve esasların 3473 sayılı Muhafazasına Lüzum KalmayanEvrak ve Malzemenin Yok Edilmesi Hakkında Kanun Hükmünde KararnameninDeğiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun'la düzenlendiği, Sosyal GüvenlikKurumu'nun elinde bulunan ve arşivlerinde arşiv malzemesi ve arşivlik malzeme niteliğitaşımayan, muhafazasına lüzum görülmeyen, yok edilecek evrak ve her türlümalzemenin 3473 sayılı Kanun kapsamında yer aldığı, 3473 sayılı Kanun'un 2.maddesinde imha edilmesi öngörülen belgelerin “hukuki kıymetini ve bir delilolma vasfını kaybetmiş olması” ölçütünün dava konusu kurallarda gözetilmediği,ileride doğması muhtemel bir uyuşmazlık bakımından iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkının mutlak olarak ortadan kaldırıldığı ve hukuk devletininihlal edildiği, kaldı ki ödemesi yapılacak sağlık hizmeti belgelerinin 2007yılında getirilen bir başka düzenlemeyle örnekleme yoluyla denetlenmesininyeterli sayıldığı ve ilgili kuruluşun diğer belgeleri denetlenmeksizin ödemeyapılmasının mümkün hale geldiği, dava konusu maddelerle zaten sınırlı denetimsonucu ödemesi yapılan fatura, reçete ve eki belgelerin beş yıl sonra imhaedilmesine olanak sağlanarak sorumluluk süresinde başkaca bir denetime tabitutulabilmesinin engellendiği, Kanun'un 93. maddesinde yer alan Kurum'unprim ve diğer alacakları ödeme süresinin dolduğu tarihi takip eden takvim yılıbaşından başlayarak on yıllık zamanaşımına tâbi olduğu ve bu Kanuna dayanılarakKurum'ca açılacak tazminat ve rücû davalarının, on yıllık zamanaşımına tâbiolduğu hükmü uyarınca Kurum'un on yıl içinde takip edebileceği bir alacağınbelgesi yahut on yıl içinde Kurum'a karşı açılabilecek bir davada zamanaşımısüresinin dolmasına henüz beş yıl varken dava konusu kurallar uyarınca imhaedileceği ve bu durumun denetimi olanaksız hale getireceği ve sorumlu olanlarınsorumluluğunun saptanmasını olanaksız kılacağı, kamu görevlilerinin suç teşkileden en hafif eylemleri bakımından ceza zamanaşımının Türk Ceza Kanunu'ndasekiz yıl olduğu gözetildiğinde dava konusu kurallarla getirilen beş yıllıksürenin yetersizliğinin ortaya çıkacağı, Kanun'un 93. maddesinin (b) bendinegöre Kurum sağlık hizmet sunucularına kayıtlarını elektronik ortamda düzenleyipdayanak belgelerle birlikte elektronik ortamda göndermelerini isteyebilecekiken beş yıl sonra denetimi imkansız hale getirecek şekilde bir düzenlemeyegidilmesinin hukuka uygun bir dayanağının bulunmadığı, kamu kaynağının önemliölçüde transferi niteliğindeki sağlık hizmet bedellerinin denetlenebilmesiaçısından önem taşıyan bir takım belgelerin dava konusu maddelerle olağansüresinden önce imha edilmesinin hukuki güvenlik ilkesine ve dolayısıylaAnayasa'nın 2. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür
6225 sayılı Kanun'la 5502 sayılı Kanun'a eklenen ek 3. madde ilehakkında inceleme, soruşturma, teftiş işlemi devam edenler ile örnekleme içintespit edilen sağlık hizmet sunucuları tarafından teslim edilen fatura, reçeteve eki belgeler hariç olmak üzere sağlık hizmet sunucularından temin edilenhizmet bedellerini gösterir fatura, reçete ve eki belgelerden incelemesi tamamlanarakbütçeye gider kaydedilenlerin, ödemenin yapıldığı mali yılı izleyen beşinciyıldan sonra imha edileceği ve bunlardan, hakkında inceleme, soruşturma, teftişişlemi devam eden sağlık hizmet sunucuları tarafından teslim edilen fatura,reçete ve eki belgelerin ise inceleme, soruşturma, teftiş işlemi tamamlandıktansonra yargı süreci söz konusu değilse imha edileceği kurala bağlanmıştır.
6225 sayılı Kanun'la 5502 sayılı Kanun'a eklenen geçici 9. maddedeise aynı kurala yer verilmekle birlikte imha edileceği belirtilen fatura,reçete ve ekli belgelerin bu maddenin yürürlük tarihine kadar incelemesitamamlanarak bütçeye gider kaydedilenler olduğu belirtilmek suretiyle kuralıngeçmişe etkili olarak uygulanması da sağlanmıştır.
Anayasa'nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyetinin bir hukuk devletiolduğu belirtilmiştir. “Hukuk devleti ilkesi”nin gereklerinden olanhukuki güvenlik ilkesi ile kişilerin hukuki güvenliğinin sağlanmasıamaçlanmaktadır. Hukuk güvenliği ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilirolmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini,Devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerdenkaçınmasını gerekli kılar.
5502 sayılı Kanun'un ek 3. maddesi, bireyler ve idare yönündenaçık, belirli ve öngörülebilir olduğundan, “hukuki güvenlik ilkesi”neaykırılığından söz edilemez. Bu durum, Kanun'un geçici 9. maddesinde yer alandüzenleme yönünden de geçerlidir. Kanunların, yayımlanmalarından sonrakiolaylara ve durumlara uygulanması genel kural olmakla birlikte, bu kuralınistisnasını oluşturan geçici maddelerle, kazanılmışhak ve hukuki güvenlik ilkeleri ihlal edilmemek kaydıyla kanunun yürürlüğegirmesinden önceki döneme ilişkin düzenleme yapılabilmesi mümkündür. Geçici 9.madde ile yapılan düzenleme de bu nitelikte olup Anayasa'ya aykırılığı sözkonusu değildir.
Sosyal Güvenlik Kurumu'nun, 3473 sayılı Muhafazasına LüzumKalmayan Evrak ve Malzemenin Yok Edilmesi Hakkında Kanun Hükmünde KararnameninDeğiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun kapsamında yer alması nedeniyle ayrı birdüzenlemeye ihtiyaç bulunmadığı ve dava konusu kurallarda 3473 sayılı Kanun'agöre imha edilmesi öngörülen belgelerin taşıması gereken “hukuki kıymetini vebir delil olma vasfını kaybetmiş olması” ölçütünün gözetilmediği, 5502 sayılıKanun'un 93. maddesi uyarınca Sosyal Güvenlik Kurumunun alacaklarının on yıllıkzamanaşımına tabi olduğu, Türk Ceza Kanunu'nda ilgili suçlar yönünden öngörülenzamanaşımının beş yıldan daha fazla olduğu hususları yönünden dava dilekçesindebelirtilen iddiaların temelini dava konusu maddelerin diğer kanun hükümlerineaykırılığı hususu oluşturmaktadır.
Oysa bir yasa kuralı bir başka yasa kuralına göre ve onun varlığıya da yokluğu gözetilerek değil, ancak ilgili Anayasa kuralına göredeğerlendirilerek denetlenecektir. Kanun koymak, değiştirmek, kanunuyürürlükten kaldırmak ve yerindeliğini takdir etmek, tümüyle kanun koyucununyetkisi içindedir ve kanunlar arasında uyum ve uygunluk kanun koyucu tarafındangözetilmesi gereken hususlardır. Bu nedenle, dava dilekçesinde ileri sürülen,dava konusu kuralların yürürlükteki diğer kanun hükümleri ile uyumlu olmadığıiddiasının anayasaya uygunluk denetiminde esas alınabilmesi olanaklı değildir.
Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa'nın 2. maddesine aykırıdeğildir. İptal istemlerinin reddi gerekir.
V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
6.4.2011 günlü, 6225 sayılı Bazı Kanun ve Kanun HükmündeKararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un;
A- 1- 8. maddesiyle, 7.5.1987 günlü, 3359 sayılı Sağlık HizmetleriTemel Kanunu'na eklenen Ek Madde 10'un dokuzuncu fıkrasının birinci cümlesi ileonuncu fıkrasının birinci cümlesine,
2- 9. maddesiyle, 11.4.1928 günlü, 1219 sayılı Tababet ve ŞuabatıSan'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'a eklenen Ek Madde 13'ün (b) bendininikinci paragrafının “…veya uzmanlık eğitimleri sırasında fiziksel tıp verehabilitasyon rotasyonu yapmış veya uzmanlık sonrasında ilgili dalın rotasyonsüresi kadar fiziksel tıp ve rehabilitasyon eğitimi almış uzman tabiplerinkendi uzmanlık alanları ile ilgili…” bölümüne,
3- 10. maddesiyle 1219 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 14'ünbirinci fıkrasının birinci cümlesine, ikinci fıkrasında yer alan “…ve EK-1sayılı çizelgenin 3 üncü sütununda belirtilen uzmanların ikinci uzmanlıkeğitimlerine…” ibaresine, EK-1, EK-2 ve EK-3 sayılı çizelgelerine,
4- 12. maddesiyle 1219 sayılı Kanun'a eklenen Geçici Madde 8'e,
5- 13. maddesiyle yeniden düzenlenen, 10.7.2003 günlü, 4924 sayılıEleman Temininde Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli Sağlık PersoneliÇalıştırılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde DeğişiklikYapılması Hakkında Kanun'un 5. maddesinin sekizinci fıkrasına,
6- 17. maddesiyle, 16.5.2006 günlü, 5502 sayılı Sosyal GüvenlikKurumu Kanunu'na eklenen Ek Madde 3'e,
7- 18. maddesiyle 5502 sayılı Kanun'a eklenen Geçici Madde 9'a,
yönelik iptal istemleri, 28.3.2013 günlü, E.2011/65, K.2013/49sayılı kararla reddedildiğinden, bu maddelere, fıkraya, bölüme, cümlelere,ibareye ve çizelgelere ilişkin yürürlüğün durdurulması istemlerinin REDDİNE,
B- 14. maddesiyle değiştirilen, 13.12.1983 günlü, 181 sayılıSağlık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin17/B maddesinin (d) bendi hakkında, 28.3.2013 günlü, E.2011/65, K.2013/49sayılı kararla karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğinden, bu bendeilişkin yürürlüğün durdurulması istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YEROLMADIĞINA,
28.3.2013 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VI- SONUÇ
6.4.2011 günlü, 6225 sayılı Bazı Kanun ve Kanun HükmündeKararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un;
A- 8. maddesiyle, 7.5.1987 günlü, 3359 sayılı Sağlık HizmetleriTemel Kanunu'na eklenen Ek Madde 10'un;
1- Dokuzuncu fıkrasının birinci cümlesinin,
2- Onuncu fıkrasının birinci cümlesinin,
Anayasa'ya aykırı olmadıklarına ve iptal istemlerinin REDDİNE,OYBİRLİĞİYLE,
B- 9. maddesiyle, 11.4.1928 günlü, 1219 sayılı Tababet ve ŞuabatıSan'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'a eklenen Ek Madde 13'ün (b) bendininikinci paragrafının “…veya uzmanlık eğitimleri sırasında fiziksel tıp verehabilitasyon rotasyonu yapmış veya uzmanlık sonrasında ilgili dalın rotasyonsüresi kadar fiziksel tıp ve rehabilitasyon eğitimi almış uzman tabiplerinkendi uzmanlık alanları ile ilgili…” bölümünün Anayasa'ya aykırıolmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Serruh KALELİ ile Engin YILDIRIM'ınkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
C- 10. maddesiyle 1219 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 14'ün;
1- Birinci fıkrasının birinci cümlesinin Anayasa'ya aykırıolmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
2- İkinci fıkrasında yer alan “…ve EK-1 sayılı çizelgenin 3üncü sütununda belirtilen uzmanların ikinci uzmanlık eğitimlerine…”ibaresinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Zehra AylaPERKTAŞ'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
3- EK-1, EK-2 ve EK-3 sayılı çizelgelerinin Anayasa'ya aykırıolmadığına ve iptal istemlerinin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
D- 12. maddesiyle 1219 sayılı Kanun'a eklenen Geçici Madde8'in Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE,OYBİRLİĞİYLE,
E- 13. maddesiyle yeniden düzenlenen, 10.7.2003 günlü, 4924 sayılıEleman Temininde Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli Sağlık PersoneliÇalıştırılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde DeğişiklikYapılması Hakkında Kanun'un 5. maddesinin sekizinci fıkrasının Anayasa'yaaykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
F- 14. maddesiyle değiştirilen, 13.12.1983 günlü, 181 sayılıSağlık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin17/B maddesinin (d) bendi, 11.10.2011 günlü, 663 sayılı Sağlık Bakanlığıve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun HükmündeKararname'nin 58. maddesinin (14) numaralı fıkrasının (a) bendi ile yürürlüktenkaldırılan 181 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında yer aldığından,konusu kalmayan bu bende ilişkin iptal istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,OYBİRLİĞİYLE,
G- 17. maddesiyle, 16.5.2006 günlü, 5502 sayılı Sosyal GüvenlikKurumu Kanunu'na eklenen Ek Madde 3'ün Anayasa'ya aykırı olmadığına veiptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
H- 18. maddesiyle 5502 sayılı Kanun'a eklenen Geçici Madde9'un Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE,OYBİRLİĞİYLE,
28.3.2013 gününde karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
Zühtü ARSLAN
KARŞIOYGEREKÇESİ
Dava konusu kuralın 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarınınTarzı İcrasına Dair Kanun'un 13. maddesi (b) bendinin ikinci paragrafında yeralan ibarenin F.T.R (Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon) uzmanı olmadığı halde bualana rotasyonu bulunan alanlardan birinden uzman olan ya da rotasyon süresikadar F.T.R eğitimi almış bir uzmanın da fizyoterapistleri kendi uzmanlıkalanları ile ilgili tedavi için yönlendirme yetkisine sahip olabileceğini ifadeettiği anlaşılmaktadır.
Anayasa'nın 56. maddesi ile Devlet, herkesin hayatını beden ve ruhsağlığı içinde sürdürmesini sağlamakla ödevli kılınmış 17. maddesinde herkesinyaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğunu5. maddesinde ise bu maddi ve manevi varlığın gelişmesi için gerekli şartlarısağlama ve yaşam hakkı gibi temel hakları koruyup önündeki engellerikaldırmanın devletin temel amaç ve görevleri arasında sayıldığı, ve yineAnayasa'nın başlangıç bölümünün 6. paragrafında yer aldığı gibi her Türkvatandaşının kişiliğini, varlığını koruma ve geliştirme hak ve yetkisine sahipolduğunun ifade edildiği görülmektedir.
İptali istenen kuralda yer alan ibare, uzmanlık gerektiği kabuledilen alanda uzmanlık eğitimi almadan kısa süreli rotasyon bilgi ve eğitimiile alan bilgi ve beceri yeterliliği kazanıldığı kanısıyla o alanın tedaviyetkilerinin hasta üzerinde kullanılmasına izin vermekte, ve bu iş içinfizyoterapistlerin F.T.R uzmanı tabibin tedavi protokolüne ihtiyaç bırakmadanyetkili kılıp yönlendirebildikleri anlaşılmaktadır.
El cerrahisi yandal, Romatoloji yandal, Algoloji yandal uzmanlıkeğitimi alanlar ile, ortopedi, meslek hastalıkları, spor hekimliği, tıbbiekoloji, gelişimsel pediatri, çocuk nörolojisi gibi uzmanlık alanlarındaçalışan tabiplerin çok kısa süreli(1-4 ay arası) F.T.R uzmanlık alanına aitrotasyon sırasında edindikleri bilginin, kendi alanına ait hastalık tedavisindefizyoterapiste fizik tedavi rehabiliteye ilişkin tedavi ve protokolleriuygulatma yeterliliğine ulaştırdığı sonucu çıkmaktadır.
F.T.R formasyon bilgisi dışındaki bir alan uzmanı tabibin,fizyoterapiste erişmek için kullandığı ara birim ihtisas veren niteliğeulaştığı kabul edilen rotasyon bilgisi, F.T.R uzmanlığı alanını rotasyonu olanuzmanlık alanlarının doktorları yönünden ihtiyaç olmaktan çıkarmakta olduğugörülmektedir.
Bunun ise, F.T.R uzmanı olmak için 4 yıl ihtisas yapmak durumundaolan tabibin örneğin 3 aylık ortopedi rotasyonu sırasında Artroskopi tedavibilgisi edinmiş olması ile adeta onu bu alanda ortopedi uzmanı yapmış olmasınınbeklenmesi gibi kabul edilmez bir sonuca götürmektedir.
Fizyoterapistlerin faaliyetlerini FTR hekimlerinden tümüylebağımsız yürütmelerinin fizyoterapi ve rehabilitasyonun doğasına aykırılığıyanında, hastaya sağlık ve yüksek yaşam kalitesi hizmet sunumunun amaç olduğuyerde, uzmanlık eğitimi alanı fiziksel tıp ve rehabilitasyon olan tabibinönerileri ile düzenlenen teşhis ve tedavi pratiklerinin fizyoterapistle hayatageçirilmesi yerine iptal konusu kuralın getirdiği rotasyon eğitimli başka daluzmanı tabibin fizyoterapisti yönlendirmesi yetkisi tedavide şüphe vebelirsizlik içermekte, tıbbi alan bilgisi yeterliliği yanında FTR uzmanlıkalanında yetkilenmiş tabibe ihtiyacı sorgulatmaktadır.
Nitekim, F.T.R yüksek lisansını tamamlayan fizyoterapistlerinbile; tıp sağlık bilimleri eğitim konseyince kardiyoloji, göğüs hastalıkları,göğüs cerrahisi vb. anabilim dalı uzmanları gözetimi ve denetimi altındabağımsız çalışamayacakları ancak F.T.R uzman doktoru gözetiminde görevyapabileceklerine ve karar verildiği ve kararın üniversiteler arası kurulca daonandığı anlaşılmaktadır.
Bir meslek içinde yer alan çeşitli niteliklere sahip ihtisasalanlarından hangisinin hangi donanımda olması gerektiği ve bilgisini yetkialanlarının belirlenmesinde ülkenin sağlık politikasını oluşturanların ve yasakoyucunun kamu yararı mülahazasıyla takdir hakkı olduğu muhakkaktır. Ancak buhakkın insan yaşamını doğrudan ilgilendirdiği, yaşam ve sağlık hakkınınkorunmasını devlete pozitif bir görev olarak yüklediği düşünüldüğünde, bilimselgerçeklerin uluslar arası standartlara uygun ve keyfiyetten uzak kullanılmasıgerektiği açıktır. Doktor azlığı, farklı klinikte hasta takip zorluğu, işyükünü azaltma, sağlık harcaması artışı gibi algısal nitelemelerin, kuralınvarlık nedeninde kamusal yarar ihtiyacını karşılamada yeterli ve makul birgerekçe olması kabul edilemez.
İptali istenen kuralda yer alan ibarenin uygulama bulduğu yerinsan sağlığı yani yaşam alanıdır. Sair düzenlerde örneğin hukuki, ekonomik,siyasi hatanın tazmin, seçimler vb. yollar ile ikincil bir denetimlegiderilebilmesi olanağı yüksek iken, insan sağlığına ilişkin tıbbi bir hatadandönme ihtimali de o denli düşük belki de yoktur.
Çağımız demokratik toplumlarında sosyal devlet birey için vardır.Öncelikli görevi de onu korumak, yaşam hakkına saygı göstermek bunun içingerekli tedbirleri almaktır. Sağlıklı yaşam hakkının korunmasının yollarındanbiride, sağlık sorunu olan bireye iyi bir sağlık hizmeti anlayışı ile doğrutanı koymak, doğru tedavi etmek ve sosyal devlete en az maliyetle bu göreviyaptırmaktır.
İnsan vücudunun bilinebilen tüm fonksiyon bozuklukları için 6yıllık tıp eğitimi ile yetinilmeyip, klasik bir üniversite eğitim süresi kadarek bir ihtisas ve sonrasında ilgi duyanlar için yıllarca sürebilecek yandaleğitim süreci gerektiği bir bilimsel gerçek olarak karşımızda dururken, birkaç aylıkrotasyon süresine indirgenmiş F.T.R eğitimi ile yetkilenenlerin fizyoterapisteyönlendirme yeterliliği algısı, bu kişiler tarafından önerilen tedaviprotokoluna maruz kalanlar yönünden ve başarılı olmayan bir tedavi ilekarşılaşmak olasılığını yükseğe taşıyacak olup bununda adil, eşit vehakkaniyetli olduğu söylenemeyecektir.
Bireyin yaşamına saygılı devlet öncelikle hastayı varsa uzmanınatanı koydurup tedavi ettirmekle mükelleftir. Uzmanın bulunmadığı hizmet yerkoşullarında bireyin sağlıklı yaşam hakkı önündeki bu sosyal engelinkaldırılmak zorunluluğunun anayasal bir görev olduğu hatırlandığında, olumsuzkoşulları ortadan kaldırmak için gerekli tedbirleri almak bir ödevdir. Devletedüşen bu görevin yanında kendi maddi ve manevi varlığını koruma, kollama vegeliştirme hakkı karşısında, bireyin sağlığı konusunda ehil bir tabibe görünmekve tedavi olmak hakkının bulunması asıldır. Kuralda yer alan F.T.R Rotasyonluuzmanın, F.T.R uzmanına göre eşit özgül yeterliliğinden bahsedilemez. Nitekimtıpta uzmanlık kurulu 82 no'lu kararından öğrenildiği üzere kas iskeletrehabilitasyonu, elektroterapi ve eksersiz uygulamalarında F.T.R uzmanlık dalmensuplarının tedavi planlama, hasta değerlendirme, uygulama izleme ve eğitimfaaliyetlerine katılmalarının gerçekleştirilmesinin önerildiği görülmektedir.
Bireyin ihtiyaç içerisinde bulunduğu sağlık problemi konusundadaha çok katkıda bulunacağının yüksek olacağı düşünülen F.T.R. uzmanı yerine,onun çalışma alanını daraltan, bu alana; yetkinliği uzmanlığına göre eş değerdeolmayan rotasyon eğitimli bir uzmanın önereceği tedavi protokolu ile yönlendireceğifizyoterapist vasıtası ile müdahale yetkisi veren kuralın zorlayıcı toplumsalbir ihtiyaç olduğu yolunda da yasada hiçbir gerekçe yer almamaktadır.
Bir an için aksi düşünülürse, fizik tedavide anadal uzmanınınbulunmadığı bir sağlık kurumunda kendisine yetki verilen algoloji, elcerrahisi, romatoloji yandal uzmanının bulunabileceğini varsaymak ne kadargerçekçi olacaktır.
Bireyin uzmanından nitelikli sağlık hizmeti alma hakkının temeliyaşam ve maddi manevi varlığını koruma geliştirme hakkıdır. Anayasa MahkemesiE.1975/198, K.1976/18 sayılı kararında hukuk kurallarının konuluşunda veyorumlanmasında “ İnsan sağlığı en yüksek ve en önemli değer olup bu ilkesürekli göz önünde bulundurulmalıdır. “ demektedir.
Yasa koyucunun insan sağlığının ön planda olduğu düzenlemelerindeyasa ile ulaşılmak istenen meşru amacı şüpheye mahal bırakmayacak nitelikteortaya koymalı, düzenleme ile beklenen kamusal yarar ile müdahale edilen hastasağlık hakkı arasındaki dengenin ölçütü ve araçları belirlenmeli, kural ileöngörülen yolun gaye için en elverişli yol olduğunu şüpheden ari açıklamalıdır.Örneğin bir ay FTR rotasyon gören ortopedi ve travmatoloji uzmanının kendi bugeniş çalışma alanındaki bir operasyon sonrası fizyoterapisti yönlendirmeyeterliliği karşısında, FTR uzmanına ihtiyaç olmadığının bilimsel gerekçesikuralın ölçülüğünün kabulü için ortaya konulmalıdır.
Kişi hayatının beden ve ruh sağlığı içinde sürdürülmesinin devletegörev kişiye de hak olarak verildiği Anayasamıza göre hakkın gerçekleşmesiniengelleyen zorlayan ve zayıflatan bu düzenleme hukuk düzeninde korumagörmemelidir.
Mahkememiz kararı gerekçesinde F.T.R uzmanlık alanı ile yakınilgisi gözetildiği için kısmi süreli bu eğitimi alan başkaca uzmanlık alanıtabiplerin kendi alanları ile ilgili teşhis ve tedavide fizyoterapistyönlendirmesinin kişinin yaşam varlığını koruma hakkına engel olmayacağını,F.T.R uzmanının çalışma alanını da daraltmayacağını söylemekle yetinmiştir.Ancak hangi kriterlerin bu sonucu doğurduğuna ilişkin bir açıklamabulunmamaktadır.
Anılan nedenler ile, yeterli açıklık içermeyen, hasta sağlıkhakkına yönelik kural hakkında çoğunluk değerlendirmelerine kuralın Anayasa'nın2., 17. ve 56. maddelerine aykırı olduğu düşünceleri ile katılınmamıştır.
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Üye
Engin YILDIRIM
KARŞIOYGEREKÇESİ
6.4.2011 günlü, 6225 sayılı Bazı Kanun ve Kanun HükmündeKararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 10. maddesiyle, 1219 sayılıKanun'a eklenen ek 14. maddenin ikinci fıkrasında yer alan “…ve ek 1 sayılıçizelgenin 3 üncü sütununda belirtilen uzmanların ikinci uzmanlıkeğitimlerine…” ibaresinin iptali istenilmektedir.
İptali istenilen ibarenin yer aldığı ek 14. maddenin ikincifıkrasında tıpta ve diş tabipliğinde ana uzmanlık dalı eğitimlerine merkeziolarak yapılacak (TUS) sınavı, yan dal uzmanlık eğitimlerine ise ek 1 sayılıçizelgenin 3 üncü sütununda belirtilen uzmanların ikinci uzmanlık eğitimlerinegirişleri merkezi olarak yapılacak (YDUS) sınavında başarılı olmaları halindebaşlamaları öngörülmektedir. Fıkrada sözü geçen çizelgede bazı uzmanlıklar içinbu uzmanlık ana dalıyla yakınlığı bulunduğu düşünülen diğer uzmanlık anadallarında görev yapan uzman doktorlar yönünden eğitim süresini genel kuraldanfarklı şekilde özel olarak normal sürelerden daha kısa düzenlendiğigörülmektedir.
Anayasa'nın 138. maddesinde; “Yasama ve yürütme organları ileidare mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkemekararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesinigeciktiremez” hükmü yer almaktadır. Yargı kararlarına uyma zorunluluğunu içerenbu hüküm Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devletinin de gereğidir.
28.4.2007 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan Yan Dal UzmanlıkEğitimi Giriş Sınavı Yönetmeliğinin iptali istemiyle açılan dava, DanıştaySekizinci Dairesi'nin 1.10.2010 gün ve E.2010-3389 sayılı kararı ile “kendiuzmanlık alanları ile ilintili olan başka ana dallarda kısa süreli ana daluzmanlık eğitimi imkanı tanınan uzmanların Yan Dal Uzmanlık Eğitimi GirişSınavına (YDUS) girerek ana dal uzmanlık eğitimi imkanı tanıyan veya kontenjanaçıldığı takdirde uzman oldukları alanlarda yapılan YDUS” ibaresi hukuka aykırıbulunarak yürütmesinin durdurulduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda Danıştay Sekizinci Dairesince açıkca hukuka aykırıbulunarak hakkında yürütmenin durdurulması kararı verilen bir kuralın yasaldüzenlemeye konu edilmesi Anayasa'nın 2 ve 138. maddeleri ile bağdaşmamaktadır.
Anayasa'nın 10. maddesinde öngörülen “yasa önünde eşitlik ilkesi”hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil,hukuksal eşitlik öngörülmektedir.
Dava konusu ibarenin yer aldığı kural ile bir uzmanlık ana dalıeğitimine giriş yönünden istisnai bir düzenleme öngörülmekte ve uzmanlıkeğitimine başlanabilmesi kural olarak (TUS) sınavında başarılı olma koşulunabağlı iken, bazı uzmanlık ana dalları yönünden bu uzmanlık eğitimi içinbaşvuran kişinin daha önce bir başka uzmanlık ana dal eğitimini tamamlamışolması koşuluyla, uzmanlığının başvurduğu uzmanlık eğitimi ile yakınlığıgözetilerek ikinci uzmanlık eğitimine başlayabilmesini (YDUS) sınavında başarılıolma koşuluna bağlanmaktadır. Giriş sınavları, eğitim süreleri ve verilenuzmanlık belgeleri itibariyle farklı bir eğitim sürecini içerdiği açık olan anadal uzmanlık eğitimi ile yan dal uzmanlık eğitiminin giriş sınavlarının farklıolacağı açıktır. (YDUS) sınavı tamamlanan bir uzmanlık eğitimine bağlı olarak,bu uzmanlık alanına ait soruların sorulduğu daha dar kapsamlı bir sınavdır.
Bu durumda ikinci bir uzmanlık dalında eğitim görmek isteyen uzmantabipler yan dal uzmanlık eğitimi yapmak isteyen uzman tabiplerle aynı konumdaolmadıkları gibi, niteliği itibariyle yan dal olmayan bir uzmanlık dalı için(YDUS) sınavına tabi kılınmak suretiyle yan dal uzmanlık eğitimi yapmak isteyenuzman tabiblerle aynı sınava tabi tutulması Anayasa'nın 2. maddesinde öngörülenkanun önünde eşitlik ilkesine aykırı bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle dava konusu kuralın Anayasa'nın 2., 10., 138.maddelerine aykırı olduğu ve iptali gerektiği düşüncesi ile çoğunluk kararınakatılmıyorum.
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
FARKLIGEREKÇE
Dava dilekçesinde, 5413 sayılı Kanunla 4924 sayılı Kanunun 5.maddesine eklenen “Sözleşmeli personel, istihdam edildiği hizmet birimindegereği halinde başhekim, başhekim yardımcısı ve başhemşire olarakgörevlendirilebilir” şeklindeki hükmün Anayasa Mahkemesinin 23.7.2009 tarihlive E.2005/145, K.2009/112 sayılı kararıyla iptal edilmesine rağmen iptal edilenkuralın dava konusu kuralla aynen yasalaştırıldığı belirtilerek, kuralınAnayasa'nın 153. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Mahkememiz çoğunluğu, “iptal edilen kural ile aralarında“özdeşlik” yani amaç, anlam ve kapsam yönlerinden benzerlik bulunmadığı”gerekçesiyle dava konusu kuralın Anayasa'nın 153. maddesine aykırı olmadığınakarar vermiştir.
Anayasa'nın 153. maddesinin son fıkrasına göre AnayasaMahkemesinin kararları “yasama, yürütme ve yargı organlarını, idaremakamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar”. Bu bağlayıcılık, fıkrada sayılanorgan, makam ve kişilerin Anayasa Mahkemesinin kararlarına uyma ve kararlarıngereğini yerine getirme zorunluluğunu ifade etmektedir.
Yasama organı, Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği bir kanunhükmünün yerine hiç kuşkusuz yeni düzenleme yapabilir. Bunu yaparken de enazından yeni kanun hükmünün muhtemel iptalini engellemek amacıyla Mahkemeniniptal gerekçelerini dikkate alabilir. Ancak, bu durum yasama organının iptaledilen bir kuralın benzerini hatta aynısını yasalaştıramayacağı anlamınagelmez.
Yasama organının iptal edilen bir kuralın yerine yaptığı yenidüzenleme Anayasa Mahkemesinin önüne tekrar geldiğinde anayasallık denetimibakımından ilk defa gelen kuraldan farklı bir durum söz konusu değildir.Mahkeme daha önceki Anayasa'ya aykırılık gerekçelerinin halen geçerli olduğunudüşünüyorsa kuralın iptaline karar verebilecektir. Mahkemenin söz konusukuralı, Anayasa'nın diğer hükümleri bakımından incelemeden, sadece daha önceiptal edilen kural ile aralarında özdeşlik veya benzerlik bulunduğu gerekçesiyleiptal etmesi Anayasa'nın lafzıyla ve ruhuyla bağdaşmaz.
Böylesi bir yaklaşım, her şeyden önce, kuvvetler ayrılığı ilkesinizedeleyecektir. Anayasa Mahkemesince iptal edilen bir kuralın yasama organıtarafından yeniden yasalaştırılamayacağının kabulü, yasama organınınyetkilerine yönelik olarak Anayasa'da öngörülmeyen bir sınırlama anlamınagelecektir.
Diğer yandan bu kabul, Anayasa Mahkemesi içtihatlarınındinamizmini olumsuz yönde etkileyecektir. Gerek Mahkemenin üyekompozisyonundaki değişim gerekse zamana ve yeni şartlara göre görüşlerindeğişmesi, kararların da değişebileceğini göstermektedir. Bu nedenle 153.maddedeki bağlayıcılığı iptal edilen kuralın yeniden yasalaştırılamayacağışeklinde yorumlamak, iptal kararının ve gerekçelerinin mutlak doğru olduğu vedeğiştirilemeyeceği anlamına gelecektir. Böyle bir anlayışın da toplumsalhayatı ve hukuku donduracağı açıktır. (Bkz. Ergun Özbudun, Türk AnayasaHukuku, 13. Baskı, Ankara: Yetkin Yayınları, 2012, s. 442)
Toplumsal hayatın dinamizmi, zamanla mahkemelerin kararlarındadeğişimi zorunlu kılmaktadır. Nitekim Mahkememiz de benzer ya da aynı kurallarhakkında aradan uzun süre geçmeden farklı sonuçlara ulaşabilmektedir. Bunun ensomut örneklerinden biri bizatihi Anayasa'nın 153. maddesine ilişkinyaklaşımlardaki farklılıktır.
Mahkememiz, 4.7.2013 tarihli kararında, iptali istenen kuralınAnayasa Mahkemesinin 19.9.2000 tarihli ve E.1999/39, K.2000/23 sayılı kararıylaiptal edilen kuralın yeniden yasalaştırılmasından ibaret olduğu, dolayısıylaAnayasa'nın 153. maddesine aykırı olduğu yönündeki iddiayı reddederken“özdeşlik” incelemesine girmemiştir. Mahkeme, red kararını şöylegerekçelendirmiştir: “Anayasa'nın 153. maddesinin son fıkrasında, AnayasaMahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları ile idaremakamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlayacağı hükmüne yerverilmiştir.Anayasa'nın bu kuralı Mahkemenin somut olarak Anayasa'ya aykırıbularak iptal ettiği hükümlerin bağlayıcılığıyla sınırlı olup, bu bağlayıcılıkyasa koyucunun iptal edilen konuyla ilgili olarak ileriye yönelik farklı birkanunda yeni bir düzenleme yapamayacağı ve eğer yaparsa yeni düzenlemenin sırfbu nedenle Anayasa'ya aykırı hale geleceği anlamına gelmemektedir. Bu yönüylekuralın, Anayasa'nın 153. maddesine aykırılığından söz edilemez.” (E.2012/100, K.2013/84, K.T: 4.7.2013)
Bu gerekçenin, daha önce iptal edilen kuralın yenidenyasalaştırıldığı yönündeki tüm anayasaya aykırılık iddialarında geçerli olmasıgerekir. Anayasa Mahkemesinin iptali istenen kuralla daha önce iptal edilenkural arasında özdeşlik veya benzerlik incelemesi yapma yükümlülüğü yoktur.Anayasa'nın 153. maddesinin son fıkrası da böyle bir incelemeyigerektirmemektedir. Kaldı ki, bir başka açıdan bakıldığında, “sebep ve amaçunsurları da dikkate alınırsa, farklı tarihlerde çıkarılmış iki kanun hiçbirzaman “aynı” kanun olamaz.” (Kemal Gözler, Anayasa Hukukunun GenelTeorisi, Cilt II, Bursa: Ekin Basım Yayın Dağıtım, 2011, s.829)
Dava konusu kuralın Anayasa'nın 153. maddesine aykırı olmadığıyönündeki karara bu gerekçelerle katılıyorum.
Üye
Zühtü ARSLAN