ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2011/8
Karar Sayısı : 2011/35
Karar Günü : 10.2.2011
R.G. Tarih-Sayı : TebliğEdildi.
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN:Ankara Birinci İdareMahkemesi
İTİRAZIN KONUSU:12.4.1991 günlü,3713 sayılıTerörle Mücadele Kanunu'nun 21. maddesinin birinci fıkrasının 8.7.1999 günlü,4404 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle değiştirilen (h) bendinde yer alan '... (d),(e), (f) ve (g) bentlerindeki...' ibaresinin Anayasa'nın 10. maddesineaykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Davacının, yaralanmasına neden olan olayın 3713 sayılı Yasakapsamında değerlendirilerek faizsiz konut kredisinden faydalandırılması içinhak sahipliği belgesi verilmesi istemiyle yapmış olduğu başvurunun reddiüzerine açtığı davada; itiraz konusukuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısınavaran Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
II- İTİRAZ KONUSU YASA KURALI
İtiraz konusu kuralı da içeren Terörle Mücadele Kanunu'nun 'Malulolanlarla aylığa müstehak dul ve yetimlere yardım' başlıklı 21. maddesişöyledir:
'Madde 21- Kamu görevlilerinden yurtiçinde ve yurtdışındagörevlerini ifa ederlerken veya sıfatları kalkmış olsa bile bu görevleriniyapmalarından dolayı terör eylemlerine muhatap olarak yaralanan, sakatlanan, ölenveya öldürülenler hakkında 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık BağlanmasıHakkında Kanun hükümleri uygulanır. Ayrıca;
a) (Değişik: 28/2/1995 - 4082/6 md.) Malul olanlarla, ölenlerinaylığa müstehak dul ve yetimlerine bağlanacak aylığın toplam tutarı, bunlarıngörevde olan emsallerinin almakta oldukları aylıklardan; emekli olanlarınöldürülmeleri halinde ise,dul ve yetimlerine bağlanacak aylığın toplam tutarıve Kanuna göre kendisine bağlanabilecek emekli aylığından az olamaz. Yaşamakiçin gereken hareketleri yapamayacak ve başkasının yardım ve desteğine muhtaçolacak derecede malül olanlar ile ölenlerin dul ve yetimlerine en yüksek devletmemuru aylığı üzerinden, diğerlerine mevcut aylıkları üzerinden, 30 yıl hizmetyapmış gibi emekli ikramiyesi ödenir. Bu bent hükümlerine göre ilgililere fazlaolarak yapılan ödemeler, faturası karşılığı ilgili sosyal güvenlik kuruluşlarıncaHazineden tahsil edilir.
b) Yurtiçinde ve yurtdışında kamu konutlarından yararlanmakta ikenmalul olanların kendileri, ölenlerin aylığa müstehak dul ve yetimleri, KamuKonutları Kanununda gösterilen özel tahsisli konutlarda oturanlar hariç olmaküzere, bir yıl süreyle kamu konutlarından yararlanmaya devam ederler. Bu süresonunda kamu konutundan çıkacaklar ile kamu konutundan yararlanmayanlar ve özeltahsisli konutlarda oturanların istekleri halinde ikametgah olarakkullanacakları yurtiçindeki taşınmazın kira bedeli on yıl süre ile Devletçekarşılanır. Yurtdışındaki özel tahsisli konutlarda oturanların yurtdışı kirabedelleri de istekleri halinde bir yıl süre ile Devletçe karşılanır.
c) Konut kredisinden istifade bakımından 2559 sayılı Polis Vazifeve Selahiyet Kanununun Ek 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasındaki hüküm; malulolanlar ile bunların dul kalan eşi, eşi hayatta değilse veya evlenmiş iseçocukları hakkında da uygulanır.
d) (Değişik: 8/7/1999 - 4404/1 md.) Malül olanlar, ölenlerin dulkalan eşleri, T.C. Emekli Sandığı dışındaki sosyal güvenlik kuruluşlarına tabiolarak çalışmıyan ve bu kuruluşlardan aylık almayan kız çocukları, çalışarakhayatını kazanamayacak derecede malül ve muhtaç olan erkek çocukları, reşitolmayan çocukları ile anne ve babaları, yurtiçinde Devlet Demiryollarında,Denizyolları Şehir Hatlarında ve belediye toplu taşım araçları ile belediyetarafından kurulan şirketler veya özel firmalar aracılığıyla yaptırılan toplutaşım işinde kullanılan araçlarda ücretsiz seyahat ederler.
e) (Ek: 28/2/1995 - 4082/6 md.; Değişik: 29/6/2006-5532/15 md.)Malûl olanlar ile ölenlerin dul ve yetimleri, Türkiye Cumhuriyeti EmekliSandığınca kendilerine verilen tanıtım kartlarını ibraz etmeleri durumunda,kamu kurum ve kuruluşlarına ait bütün hastanelerde muayene ve tedavi edilirler.Bunların her türlü tedavi giderleri; ilgililerin herhangi bir kamu kurumu veyakuruluşunda çalışmaları halinde bu kurum veya kuruluşça, emekli, yaşlılık,malûllük veya dul ve yetim aylığı almaları halinde bağlı bulundukları sosyalgüvenlik kurumunca, herhangi bir kuruma tâbi olarak çalışmamaları, 1/7/1976tarihli ve 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz TürkVatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun kapsamında aylık alanlar hariçemekli, yaşlılık, malûllük veya dul ve yetim aylığı almamaları durumunda MillîSavunma veya İçişleri Bakanlığınca karşılanır. Malûl olanların eksilen vücutorganları, yurt içi veya yurt dışında en son teknik usûllere göre yapılmasımümkün sunileriyle tamamlatılır ve gerekirse tamir ettirilir veya yenisiyaptırılır.
f) (Ek: 28/2/1995 - 4082/6 md.) Yurtiçinde tedavileri mümkünolmayanlar, yetkili sağlık kuruluşlarının raporlarına istinaden yurtdışında(')(Bentte yer alan 've tedavi ettirilirler.' ibaresi 5510 sayılı Sosyal Sigortalarve Genel Sağlık Sigortası Kanun'un değişik 106/18. maddesiyle yürürlüktenkaldırılmıştır.)
g) (Ek: 28/2/1995 - 4082/6 md.) Yaşamak için gerekli hareketleriyapmaktan aciz olanlar ile kimsesizler, kamu kurum ve kuruluşlarına ait, bunlarbulunmadığı takdirde özel rehabilitasyon ve bakım merkezleri, yurtlar vehuzurevlerinde parasız olarak veya masrafları devlet tarafından karşılanmaküzere barındırılır, baktırılır (') (Bentte yer alan 've tedavileri yaptırılır.'ibaresi 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun'undeğişik 106/18. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.)
h) (Değişik: 8/7/1999 - 4404/1 md.) Terörle mücadele görevi ifaederken yaralanarak veya sakatlanarak haklarında 3.11.1980 tarihli ve 2330sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanmışolan erbaş ve erler, yukarıdaki(d), (e), (f) ve (g) bentlerindekihaklardan;ölen erbaş ve erlerin dul kalan eşleri ve T.C. Emekli Sandığı dışındaki sosyalgüvenlik kuruluşlarına tabi olarak çalışmayan ve bu kuruluşlardan aylık almayankız çocukları, çalışarak hayatını kazanamayacak derecede malül ve muhtaç olanerkek çocukları, reşit olmayan çocukları ile anne ve babaları ise, yukarıdaki(d) bendindeki haklardan aynen yararlanırlar.
ı) (Ek: 13/11/1995 - 4131/1 md.; Değişik: 29/6/2006-5532/15 md.)Terörle mücadeleden dolayı köyleri boşaltılan üniversite çağındaki öğrencilereve ölenlerin çocuklarına yüksek öğrenimleri süresince Devletçe karşılıksız bursverilir.
Kendilerine aylık bağlanan dul ve yetimler; ilgili sosyal güvenlikkurumları mevzuatı gereği aylıklarının kesilmesi halinde, bu madde ile verilendiğer haklardan da yararlanamazlar.'
III- İLK İNCELEME
7.5.2010 günlü, 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının BazıMaddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun uyarınca, 2949 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile ilgili gereklidüzenlemeler yapılmadan, Mahkeme'nin çalışıp çalışamayacağına ilişkin önmeselenin incelenmesi sonucunda; Mahkeme'nin çalışmasına bir engelbulunmadığına Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Zehra Ayla PERKTAŞile Celal Mümtaz AKINCI'nın karşıoyları ve oyçokluğuyla karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince yapılan ilkinceleme toplantısında, başvuru kararı ve ekleri, ilk inceleme raporu, itirazkonusu Yasa kuralı ve gerekçesi ile diğer yasama belgeleri okunup incelendiktensonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 28. maddesine göre, bir davaya bakmaktaolan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya kanun hükmündekararnamenin hükümlerini Anayasa'ya aykırı görürse veya taraflardan birininileri sürdüğü aykırılık savının ciddi olduğu kanısına varırsa, bu hükmün iptaliiçin Anayasa Mahkemesi'ne başvurmaya yetkilidir. Ancak, bu kurallar uyarıncabir mahkemenin Anayasa Mahkemesi'ne başvurabilmesi için, elinde yönteminceaçılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması ve iptali istenenkuralın o davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak yasa kuralları ise,davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayısonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak niteliktekikurallardır.
Başvuru kararında;itiraz konusu kuralın da bulunduğu3713 sayılıYasa'nın 21. maddesinin bir bütün olarak incelenmesinden, kamu görevlilerinin,bu görevi yapmalarından dolayı terör eylemlerine maruz kalarak malul durumadüşmeleri halinde kendilerinin, ölmeleri halinde ise dul ve yetimlerinin buyasa hükmü ile tanınan bütün haklardan yararlanabileceği, buna karşın anılanmadde hükmünün (h) bendindeki düzenleme ile haklarında 2330 sayılı NakdiTazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanmış olan erbaş veerlerin ise sadece aynı maddenin (d), (e), (f) ve (g) bentlerinde düzenlenenhaklardan yararlanabilecekleri kabul edilerek askerliği ücret karşılığında kamugörevlisi olarak yapanlarla bunu ödev olarak yapanlar arasında farklıuygulamaya gidildiği ve erler yönünden sınırlama getirildiği, bu durumunAnayasa'nın10. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
3713 sayılı Yasa'nın 21. maddesinde; kamu görevlilerindenyurtiçinde ve yurtdışında görevlerini ifa ederlerken veya sıfatı kalkmış olsabile, bu görevlerini yapmalarından dolayı terör eylemlerine muhatap olarakyaralanan, sakatlanan, ölen veya öldürülenler hakkında 2330 sayılı NakdiTazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun'da hüküm altına alınan haklardan veayrıca söz konusu maddede belirtilen diğer haklardan yararlanabileceklerikurala bağlanmıştır. Anılan maddenin (h) bendinde ise terörle mücadele göreviifa ederken yaralanarak veya sakatlanarak haklarında 2330 sayılı Yasa hükümleriuygulanmış olan erbaş ve erlerin sadece aynı maddenin (d), (e), (f) ve (g)bentlerinde düzenlenen haklardan yararlanabilecekleri belirtilmiştir.
Başvuru dosyasının incelenmesinden, askerlik görevinin ifasısırasında operasyon bölgesine yaya olarak intikal ederken başka bir askerin elbombasının patlaması sonucu yaralanan davacıya, bu olay sonucunda 5434 sayılıTürkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat veAylık Bağlanması Hakkında Kanunu'nun ilgili hükümleri uyarınca vazife malulükabul edilerekanılan mevzuat hükümleri uyarınca nakdi tazminat ödendiği vevazife malullüğü aylığı bağlandığı, davacının yaralanmasına neden olan olayın3713 sayılı Yasa kapsamında değerlendirilerek faizsiz konut kredisindenfaydalandırılması için hak sahipliği belgesi verilmesi istemiyle yapmış olduğubaşvurunun, 3713 sayılı Yasa kapsamında aylık bağlanmadığından bahisle reddiüzerine dava açıldığı anlaşılmaktadır.
3713 sayılı Yasanın 21. maddesinde sayılan haklardan yararlanmakiçin kamu görevlilerinin bu görevlerinin ifası sırasında veya görevlerindendolayı terör eylemine muhatap olma veya terörle mücadele görevinin yerinegetirilmesi esnasında ölüm, yaralanma veya sakatlanma durumunun meydana gelmesigerekmektedir.
Dava konusu olayda ise davacının böyle bir görevin ifası veyateröre maruz kalma sonucunda yaralanmadığı, güven ve asayişi korumakla görevliolduğu sırada ifa ettiği askerlik hizmeti nedeniyle yaralandığı anlaşıldığından3713 sayılı Yasa'nın 21. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde yer alan''(d), (e), (f) ve (g) bentlerindeki '' ibaresinindavada uygulanacak kuralniteliğinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; itiraz konusu kural, bakılmakta olan davadauygulanacak kural değildir.Başvurunun, Mahkeme'nin yetkisizliği nedeniyle reddigerekir.
IV- SONUÇ
1-7.5.2010 günlü, 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti AnayasasınınBazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun uyarınca, 2949 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile ilgiligerekli düzenlemeler yapılmadan, Mahkeme'nin çalışıp çalışamayacağına ilişkinön meselenin incelenmesi sonucunda; Mahkeme'nin çalışmasına bir engelbulunmadığına, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Zehra Ayla PERKTAŞile Celal Mümtaz AKINCI'nın, gerekçesi 2010/68 esas sayılı dosyada belirtilenkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2-12.4.1991 günlü, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 21.maddesinin birinci fıkrasının 8.7.1999 günlü, 4404 sayılı Kanun'un 1.maddesiyle değiştirilen (h) bendinde yer alan '' (d), (e), (f) ve (g)bentlerindeki '' ibaresinin, itiraz başvurusunda bulunan Mahkeme'nin bakmaktaolduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu ibareye ilişkin başvurununMahkeme'nin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE, Alparslan ALTAN, Engin YILDIRIM ileErdal TERCAN'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
10.2.2011 gününde karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Fettah OTO
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Alparslan ALTAN
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
KARŞIOY GEREKÇESİ
Ankara 1. İdare Mahkemesince bakılmakta olan davada, 3713 sayılıTerörle Mücadele Kanunu'nun 21. maddesinin birinci fıkrasının 8.7.1999 günlü,4404 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle değiştirilen (h) bendinde yer alan '... (d),(e), (f) ve (g) bentlerindeki...' ibaresinin Anayasa'nın 10. maddesine aykırıolduğu iddiasıyla iptali için başvurulmuş, ancak, çoğunluğun görüşüyle,'kuralın bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından Mahkemeninyetkisizliği nedeniyle başvurunun reddine' karar verilmiştir.
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluş ve Yargılama UsulleriHakkındaki Kanun'un 28. maddesi hükmü uyarınca yapılacak ilk incelemede itirazkonusu kuralın, itiraz yoluna başvuran Mahkemenin bakmakta olduğu davada'uygulanacak yasa kuralı' olup olmadığı hususunun belirlenmesi gerekmektedir.'Uygulanacak yasa kuralı' kavramı, bir davanın değişik evrelerinde ortaya çıkansorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yöndeetki yapacak nitelikte bulunan ya da tarafların istek ve savunmalarıçerçevesinde bir karar vermek için göz önünde tutulması gereken kuralları ifadeetmekte olup, uygulanacak yasa kuralı, bakılmakta olan davayı yürütmeye,uyuşmazlığı çözmeye, davayı sona erdirmeye veya kararın dayanağını oluşturmayayarayacak kural olarak tanımlanmaktadır.
Başvuruya konu olayda, piyade er olarak askerlik hizmetiniyapmakta iken ve operasyon bölgesine yaya olarak intikal ederken, başka birpiyade erin üzerinde bulunan el bombasının patlaması sonucunda yaralanandavacıya, bu olay sonucunda, nakdi tazminat ödendiği ve 5434 sayılı Yasahükümleri vazife malullüğü aylığı bağlandığı, ancak, davacının faizsiz konutkredisinden yararlanmak için tarafına hak sahipliği belgesi verilmesi istemiyleyapmış olduğu başvurunun, kendisine 3713 sayılı Yasa hükümlerine göre aylıkbağlanmadığından bahisleitiraz konusu kurala dayanılarakSosyal GüvenlikKurumunca reddedildiği, bu işlemin iptali istemiyle açılan davada başvuranmahkemenin re'sen itiraz konusu kuralın iptali isteminde bulunduğugörülmektedir.
3713 sayılı Yasanın 21. maddesinde,yaptıkları görevden dolayıterör eylemlerine maruz kalarak malul duruma düşmeleri halinde sağlanacakhaklar bakımından kamu görevlileri ile erbaş ve erler arasında farklılıkoluşturacak bir düzenlemeye yer verilmiştir. Kamu görevlilerinin, kendileri,ölmeleri halinde ise dul ve yetimlerinin bu yasa hükmü ile tanınan bütünhaklardan yararlanabileceği, buna karşın anılan madde hükmünün (h) bendinde,haklarında 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümleriuygulanmış olan erbaş ve erlerin ise sadece aynı maddenin (d), (e), (f) ve (g)bentlerinde düzenlenen haklardan yararlanabilecekleribelirtilmiştir.
3713 sayılı Yasanın 21. maddesinin(c) bendindeise 'Konutkredisinden istifade bakımından 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunununek 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasındaki hüküm; malul olanlar ile bunların dulkalan eşi, eşi hayatta değilse veya evlenmiş ise çocukları hakkında dauygulanır.' hükmüne yer verilmiştir.
Başvuru gerekçesinde itiraz konusu kuralla kamu görevlilerinekanunda sayılan tüm haklardan yaralanma imkânı getirilirken, er ve erbaşlarınsadece sayılı haklardan yararlanabilmelerine imkân tanınmasının,bu kapsamda erve erbaşlara 21. maddenin (c) bendinden yararlanma imkânı tanınmamasının kamugörevlileri ile er ve erbaşlar arasında ayrımcılığa neden olduğuve bunun daAnayasa'nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesine aykırı bulunduğu ilerisürülmüştür.
İtiraz yolunabaşvuran Ankara 1. İdare Mahkemesibakmakta olduğudavada, Sosyal Güvenlik Kurumunca ilgilinin isteminin reddine ilişkin işleminiptal istemini değerlendirirken verilen kararın dayanaklarını belirlemek vemevzuat hükümlerine uygun olup olmadığını denetlemek zorundadır. Dava konusured işlemi doğrudan 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 21. maddesininbirinci fıkrasının 8.7.1999 günlü, 4404 sayılı Kanun'un 1. maddesiyledeğiştirilen (h) bendine dayandırıldığından, başvuran mahkeme davanın kabulünede reddine de karar verse her iki halde de bu kuralı uygulayarak uyuşmazlığıdavacı açısından olumlu veya olumsuz biçimde çözümleyecektir. Bu durumda,Mahkemenin davada; bu kuralı uygulayarak uyuşmazlığı çözeceği açık olup,başvuran Ankara 1. İdare Mahkemesi tarafından re'sen Anayasa Mahkemesinebaşvurulan bu kuralın Anayasal denetiminin yapılmasındaki hukuki yarar açıktır.
İtiraz konusu kural, kamu görevlilerinin, bu görevi yapmalarındandolayı terör eylemlerine maruz kalarak malul duruma düşmeleri halindekendileri, ölmeleri halinde ise dul ve yetimlerinin bu yasa hükmü ile tanınanbütün haklardan yararlanabileceğini, buna karşın erbaş ve erlerin ise sadeceaynı maddenin (d), (e), (f) ve (g) bentlerinde düzenlenen haklardanyararlanabileceklerini öngören ve erbaş ve erlerin kamu görevlilerine tanınanhaklardan yararlanmalarını engelleyen 'olumsuz- eksik bir düzenleme'mahiyetindedir.
Anayasa Mahkemesi birçok kararında, eksik düzenleme nedeniyleilgili yasa kurallarının iptali yoluna gitmiştir. Örneğin, 27.11.1984 günlü,3086 sayılı Kıyı Kanunu'nun 4. maddesinde tanımlanan kıyı çizgisi ve kıyıtanımlarını, bu tanımlarda jeolojik bakımdan kıyı sayılması gereken'kayalıklar'a yer verilmemesi nedeniyle iptal etmiştir. (Anayasa Mahkemesinin25.2.1986 tarih ve E.1985/1, K.1986/4sayılı kararı)
Bu konuda Mahkemenin başka bir kararı Türk Ceza Kanunu'nun 3255sayılı Kanun'la değişik olan ve semavi dinlere mensup olanlara ait kutsaldeğerlere hakaret etmeyi suç sayan 175. maddesinin iptaline ilişkindir. BuradaMahkeme, söz konusu kuralla kanun koyucunun semavi dinlere mensup olanlara aitkutsal değerleri koruma altına alırken, semavi olmayan dinlerin mensuplarını bukoruma dışında bırakmasını laiklik ve eşitlik ilkelerine aykırı görerek iptalkararı vermiştir. (Anayasa Mahkemesinin 4.11.1986 tarih ve E. 1986/11, K.1986/26 sayılı kararı)
Eksik düzenlemenin eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmasınedeniyle iptal edilen başka bir kural da, hâkim ve savcıların noterlikstajından muaf tutulmalarına ilişkindir. 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 6.maddesine göre, adli veya askeri hâkimlik yahut savcılıklarına atanmış olanlarnoterlik stajına tâbi tutulmuyorlardı. Bir itiraz başvurusu sonucunda AnayasaMahkemesi, adli ve askeri yargı hâkim ve savcıları noterlik stajına tâbitutulmaz iken, idari yargı hâkim ve savcılarının noterlik stajına tâbitutulmaları ile ilgili yasa kuralını incelemiş ve iptal etmiştir. (AnayasaMahkemesinin 12.11.2002 tarih ve E.2001/252, K.2002/102 sayılı kararı)
Eksik düzenleme niteliğinde olup, eşitlik ilkesine aykırıbulunarak iptal edilen diğer bir kural, 506 sayılı SSK'nun EK- 5. maddesininbirinci fıkrasının IV numaralı bendinde yer alan 'azotlu gübre ve şekersanayiinde' çalışanların 90 gün itibari hizmet süresinden yararlanmalarıhükmüdür. Anayasa Mahkemesi, iptal kararının gerekçesinde; itiraz konusu yasakuralının ağır, riskli ve sağlığa zararlı işlerde çalışan kişilere itibarihizmet süresinden yararlanma olanağı tanımak amacıyla kabul edilmiş olduğu,oysa bu nitelikteki işlerin sadece azotlu gübre ve şeker sanayiindebulunmadığı, diğer pek çok sanayi dalında da bu nitelikte işlerinmevcudiyetinin görülebileceği, bu durumda itibari hizmet süresindenyararlanılabilecekler belirlenirken yapılan işin niteliğinin dikkatealınmasının, böylece hangi iş kolunda çalışıyor olursa olsun ağır, riskli vesağlığa zararlı işleri yapan bütün sigortalıların bu olanaktan yararlanmalarınısağlayacak bir düzenlemeye gidilmesinin Anayasa'da öngörülen eşitlik ilkesiningereği olduğu, dolayısıyle aynı hukuksal durumda bulunanların farklı kurallaratâbi tutulmasının eşitlik ilkesine aykırılık oluşturacağı sonucuna varmıştır.(Anayasa Mahkemesinin 4.10.2006 tarih ve E.2002/157, K.2006/97 sayılı kararı)
Yine, 6.4.2001 günlü 4638 sayılı Yasa ile 3201 sayılı EmniyetTeşkilatı Kanunu'na eklenen Geçici Madde 20'de yer alan,"Bu Kanun'unyürürlüğe girdiği tarihten önce, dört yıllık yükseköğretim kurumlarından mezunolarak komiser yardımcılığı kursunu bitirenler ile bulunduğu rütbede dörtyıllık yükseköğretim kurumlarından mezun olup (B) grubundan (A) grubuna geçenpolis amirleri, (A) grubunda değerlendirilir"şeklindeki kuralla ilgiliolarak, bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce, dört yıllık yükseköğretimkurumlarından mezun olarak komiser yardımcılığı kursuna başlayanların da maddekapsamına alınması gerekirken alınmamasının hukuk devleti ve eşitlik ilkelerineaykırı olduğu iddiasıyla yapılan başvuru üzerine verdiği kararda,'komiseryardımcılığı kursu devam etmekte iken çıkarılan 4638 sayılı Yasa ile EmniyetTeşkilatı Kanunu'na eklenen Geçici 20. maddede, bu Yasa'nın yürürlüğe girdiğitarihten önce dört yıllık yüksek öğretim kurumlarından mezun olarak komiseryardımcılığı kursunu bitirenlerin (A) grubunda değerlendirileceği yolundakidüzenlemenin kapsamına anılan Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihte komiseryardımcılığı kursuna devam edenlerin alınmamış olması(nın), hukuk güvenliğiilkesine aykırılık oluştur(duğu)' sonucuna varılarak kural iptaledilmiştir. (Anayasa Mahkemesinin 7.2.2008 tarih ve E.2005/38, K.2008/53 sayılıkararı)
Belirtilen kararlar da gözetildiğinde, 'eksik düzenleme' ileilgili sorunun Anayasal öneme haiz görüldüğü durumlarda Anayasa Mahkemesininişin esasını incelediği ve gereğinde sözkonusu düzenlemenin iptaline kararverdiği görülmektedir.
Anayasa yargısının en önemli işlevi, iptal ve itiraz davalarısırasında Anayasa'ya aykırılığı saptanan kuralları ayıklayarak hukuk devletinintüm çağdaş nitelikleriyle gerçekleşmesine katkıda bulunmaktır. Çoğunluktarafından benimsenen görüş esas alınmak suretiyle, eksik düzenleme ile ilgiliaykırılık iddiası içeren her başvurunun 'bakılmakta olan davada uygulanacakkural olmaması' gerekçesiyle esası incelenmeksizin reddine karar verilmesihalinde, bu nitelikte olan, Anayasaya aykırılığı açık birçok düzenleme yönündenitiraz yoluyla başvuru yolu kapatılmış olacaktır. Böyle bir uygulamanın ise,Anayasa Mahkemesinin varlık nedeni, itiraz yoluna başvuru yolununtanınmasındaki temel espri ve Anayasa'ya aykırı düzenlemelerin evleviyetlehukuk aleminden ayıklanması düşüncesi ile bağdaşmayacağı açıktır.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu ibareye ilişkin incelemeninsürdürülerek sonuçlandırılması gerektiği düşüncesiyle 'uygulanma olanağıbulunmadığı gerekçesiyle istemin Mahkeme'nin yetkisizliği nedeniyle reddi'yolundaki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Üye
Alparslan ALTAN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Erdal TERCAN