ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2011/9
Karar Sayısı : 2012/44
Karar Günü : 22.3.2012
R.G. Tarih-Sayı :06.10.2012-28433
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Malatya İş Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 2.9.1971 günlü, 1479sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal SigortalarKurumu Kanunu'nun;
1- 24.7.2003 günlü, 4956 sayılı Kanun'un 15. maddesiyledeğiştirilen 25. maddesinin birinci fıkrasında yer alan ''talep tarihindenitibaren başlatılır.' ibaresinin,
2- 4956 sayılı Kanun'un 47. maddesiyle eklenen Geçici 18.maddesinin,
Anayasa'nın Başlangıç hükümleri ile 2., 10., 60. ve 138.maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Davanın açıldığı 7.5.2007 tarihine kadar Bağ-Kur'a hiçbir şekildekayıt ve tescili yapılmamış olan davacı şahsın, yapmış olduğu kasaplık mesleğisebebiyle vergi mükellefiyetinin başladığı 1.7.1978 tarihinden itibaren Bağ-Kursigorta kaydının tespitinin yapılarak, bu tarihten itibaren Bağ-Kur sigortalısısayılmasına karar verilmesi istemiyle açtığı davada, itiraz konusu kurallarınAnayasa'ya aykırı olduğu iddiasını ciddi bulan Mahkeme, iptali içinbaşvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralları
2.9.1971 günlü, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer BağımsızÇalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu'nun itiraz konusu ibareyi de içeren25. maddesi ile itiraz konusu Geçici Madde 18 şöyledir:
'Sigortalılığın başlangıçve bitiş tarihi
Madde 25- (Değişik: 24/7/2003-4956/15 md.) BuKanunun 24 üncü maddesine göre sigortalı sayılanlardan gelir vergisi mükellefiolanların sigortalılıkları, mükellefiyetin başlangıç tarihinden, gelirvergisinden muaf olanların sigortalılıkları ise Esnaf ve Sanatkâr Sicili ilebirlikte kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmak şartıyla taleptarihinden itibaren başlatılır.
Bu suretle sigortalı olanların hak ve yükümlülükleri sigortalısayıldıkları tarihte başlar.
Bu Kanuna tâbi sigortalılık;
a) Gelir vergisi mükellefi olanların, mükellefiyetlerinigerektiren faaliyetlerine son verdikleri,
b) Gelir vergisinden muaf olanların, Esnaf ve Sanatkâr Sicili ilebirlikte kanunla kurulu meslek kuruluşlarındaki üye kayıtlarının silindiği,
c) Şirketlerle ilgisi kalmayanların, çalışmalarına son verdikleriveya ilgilerinin kesildiği,
Tarihten itibaren,
d) Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığına tâbi olarak çalışmayabaşlayanların, emekli keseneği kesilmeye başladığı,
e) İflâsına karar verilmiş olan tasfiye halindeki özel işletmelerile şirket ortaklarının, özel işletmenin veya şirketin mahkemece tasfiyesinekarar verildiği, iflâsına karar verilmiş olan veya tasfiye halindeki özelişletmeler ile şirket ortaklarından hizmet akdi ile çalışanların çalışmayabaşladığı,
f) 2108 sayılı Kanuna göre 1479 sayılı Kanun kapsamına giren köyve mahalle muhtarlarından; kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasından dolayıgelir vergisi mükellefiyeti bulunanlar hariç, aynı zamanda hizmet akdi ileçalışanların çalışmaya başladığı,
g) Gelir vergisinden muaf olan, ancak Esnaf ve Sanatkârlar Siciliile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşlarındaki kayıtlara istinaden Bağ-Kursigortalısı olanlardan bu sigortalılıklarının devamı sırasında, hizmet akdi ileçalışanların çalışmaya başladığı,
Tarihten bir gün önce,
Sona erer.
Sigortalılığı sona erenler sigortalılıklarının sona erdiğitarihten itibaren üç ay içinde Kuruma başvurarak kayıtlarını sildirmekzorundadırlar.'
'Geçici Madde 18- (Ek: 24/7/2003-4956/47md.) Bu Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 4.10.2000tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılıkhak ve mükellefiyetleri 4.10.2000 tarihinden itibaren başlar. Ancak, bu Kanunagöre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanların sigortalılıkları, buKanun'un yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde Kuruma yazılı olarakbaşvurmaları ve 20.4.1982-4.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarınıbelgelemek ve belgelenen sürelere ilişkin olarak 49 uncu ve ek 15 incimaddelere göre hesaplanacak prim borçlarının tamamını, tebliğ tarihindenitibaren bir yıl içinde, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağınınyürürlükte olan prim tutarı üzerinden ödemek kaydıyla bu süreler sigortalılıksüresi olarak değerlendirilir.'
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın Başlangıç hükümleri ile 2., 10.,60. ve 138. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesigereğince, Haşim KILIÇ, Osman AlifeyyazPAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, MehmetERTEN, Fettah OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ,Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Alparslan ALTAN, Burhan ÜSTÜN, EnginYILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI ve Erdal TERCAN'ınkatılmalarıyla 3.2.2011 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle davada uygulanacakkural sorunu görüşülmüştür.
Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 28. maddesine göre, mahkemeler, bakmakta oldukları davalarda uygulayacakları kanun ya da kanun hükmündekararname kurallarını Anayasa'ya aykırıgörürler veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık savının ciddi olduğukanısına varırlarsa, o hükmün iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurmayayetkilidirler. Ancak, bu kurallar uyarıncabir mahkemenin Anayasa Mahkemesi'ne başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren birdavanın bulunması ve iptali istenen kurallarında o davada uygulanacak olması gerekmektedir. Uygulanacak yasa kuralları, davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunlarınçözümünde veya davayı sonuçlandırmadaolumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunan kurallardır.
Başvuran Mahkeme'nin bakmakta olduğu dava, davanınaçıldığı tarihe kadar Bağ-Kur'a hiçbir şekilde kayıt ve tescili yapılmamış olanşahsın, yapmış olduğu kasaplık mesleği sebebiyle vergi mükellefiyetininbaşladığı tarihten itibaren Bağ-Kur sigorta kaydının tespitinin yapılarak, butarihten itibaren Bağ-Kur sigortalısı sayılmasına karar verilmesi istemine ilişkindir.
1479 sayılı Yasanın 25. maddesinin birincifıkrasında yer alan ''gelir vergisinden muaf olanların sigortalılıklarıise Esnaf ve Sanatkar Sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşlarınakayıtlı olmak şartıyla talep tarihinden başlatılır.' şeklindekidüzenlemede yer alan itiraz konusu 'talep tarihinden başlatılır' ibaresi,gelir vergisinden muaf olan kişilerin durumunu ilgilendirmektedir. BaşvuranMahkeme'nin bakmakta olduğu davada, davacı şahsın kasaplık mesleğini icraetmeye başladığı tarihte vergi mükellefi olarak kaydedilmiş olduğuanlaşıldığından, iptali istenilen 'talep tarihinden başlatılır' ibaresibakılmakta olan davada uygulanacak kural değildir.
Bu nedenle;
A- 2.9.1971 günlü, 1479sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal SigortalarKurumu Kanunu'nun, 24.7.2003 günlü, 4956 sayılı Kanun'un 15. maddesiyledeğiştirilen 25. maddesinin birinci fıkrasında yer alan '' talep tarihindenitibaren başlatılır' ibaresinin, itiraz başvurusunda bulunan Mahkeme'ninbakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu ibareye ilişkinbaşvurunun Mahkeme'nin yetkisizliği nedeniyle reddine, OYBİRLİĞİYLE,
B- 1- 7.5.2010 günlü, 5982 sayılı TürkiyeCumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunuyarınca, 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun ile ilgili gerekli düzenlemeler yapılmadan, Mahkeme'nin çalışıpçalışamayacağına ilişkin ön meselenin incelenmesi sonucunda; Mahkeme'ninçalışmasına bir engel bulunmadığına, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, FettahOTO, Zehra Ayla PERKTAŞ ile Celal Mümtaz AKINCI'nın, gerekçesi 2010/68 esassayılı dosyada belirtilen karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2- Dosyada eksiklik bulunmadığından, 2.9.1971 günlü, 1479sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal SigortalarKurumu Kanunu'na 24.7.2003 günlü, 4956 sayılı Kanun'un 47. maddesiyle eklenenGeçici 18. maddesinin esasının incelenmesine, OYBİRLİĞİYLE,
karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu yasa kurallar, dayanılan Anayasa kuralları, bunların gerekçeleri ilediğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Anlam ve Kapsam
1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu'nun 24. maddesinde Bağ-Kur Kanunukapsamında sigortalı sayılmanın koşulları düzenlenmiştir. Buna göre, sigortalısayılmanın temel koşulu kişinin kendi ad ve hesabına bağımsız çalışmasınınolmasıdır. Bu koşul, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren varlığınısürdürmüştür. Bunun yanında sigortalı sayılmanın diğer bir kısım koşulları vesigortalılığa karine oluşturan olgular zaman içerisinde farklı şekillerdedüzenlenmiştir. Bir dönem bağımsız çalışma koşulunun gerçekleşmesi durumundasigortalılığın oluşacağı kabul edilirken, diğer bir dönem bağımsız çalışmaolgusunun gerçekleşmesinin yanında sigortalılığın oluşumu için ayrıca kanunlakurulan meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulu da aranmış, diğer bir dönemise bağımsız çalışanların sigortalı olabilmeleri yönünden vergi yükümlülüğüyeterli görülmüş, vergiden muaf olanların da kanunla kurulu meslekkuruluşlarına kayıtlı olmaları durumunda sigortalı sayılacakları kabuledilmiştir.
Bağ-Kur Kanunu'nun 25. maddesinin ilk iki fıkrasında Bağ-Kursigortalılığının başlangıcı ile sigortalıların hak ve yükümlülüklerininbaşlangıcı konuları düzenlenmiştir. Söz konusu bu fıkralarda, 'Bu Kanunun 24üncü maddesine göre sigortalı sayılanlardan gelir vergisi mükellefi olanlarınsigortalılıkları, mükellefiyetin başlangıç tarihinden, gelir vergisinden muafolanların sigortalılıkları ise Esnaf ve Sanatkârlar Sicili ile birlikte kanunlakurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmak şartıyla talep tarihinden itibarenbaşlatılır. Bu suretle sigortalı olanların hak ve yükümlülükleri sigortalısayıldıkları tarihte başlar.' denilmektedir.
1479 sayılı Kanun, vergi mükellefiyetinin başlangıç tarihini aynızamanda Bağ-Kur sigortalılığının sağladığı haklar ve getirdiği yükümlülüklerinde başlangıç tarihi olarak düzenlemiştir. Bağ-Kur Kanunu'nun 25. maddesi,sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin başlangıç tarihi bakımından geneldüzenleme niteliğindedir. 1479 sayılı Kanun'un itiraz konusu Geçici 18.maddesinde ise konuyla ilgili özel bir düzenleme yapılmıştır. Geçici 18.maddede, Bağ-Kur Kanunu'na göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde,4.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalılarınsigortalılık hak ve mükellefiyetlerinin 4.10.2000 tarihinden itibarenbaşlayacağı kurala bağlanmıştır. Bu düzenlemenin kapsamına girenlerinsigortalılık hak ve yükümlülükleri 4.10.2000 tarihinden itibarenbaşlatılmıştır.
Bağ-Kur Kanunu'nun 26. maddesinde de zorunlu sigortalı sayılanlarasigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç üç ay içinde Kuruma başvurarakkayıt ve tescillerini yaptırmak mükellefiyeti getirilmiştir. Ayrıca, Kanunda,kayıt ve tescil işlemlerini yasal süresi içinde yerine getirmeyen sigortalılarhakkında bir takım yaptırımlara yer verilmiştir.
İtiraza konu Geçici 18. maddede ayrıca, 1479 sayılı Kanun'a görezorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanlara 20.4.1982-4.10.2000 tarihleriarasındaki vergi kayıtlarını belgelemek koşuluyla bu sürelere yönelik borçlanmaimkanı getirilmiş ve bu borçlanma imkanının kullanılmasında Kanunun yürürlüğegirişinden itibaren Kuruma yazılı olarak yapılması öngörülen başvurular içinaltı aylık başvuru süresi ve hesaplanacak prim tutarlarının ödenmesi için detebliğ tarihinden itibaren bir yıllık ödeme süresi öngörülmüştür.
B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
Başvuru kararında, 1479 sayılı Kanun'a göre vergi kaydı bulunduğuhalde sigortalılık kayıt ve tescilini yaptırmayanların Bağ-Kur tarafındanre'sen ve zorunlu olarak tescil edilmesi gerektiği, 4956 sayılı Kanun ile 1479sayılı Kanun'a eklenen Geçici 18. maddeye göre zorunlu sigortalılık niteliğitaşıdığı halde 4.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamışolanların her türlü hak ve mükellefiyetlerinin 4.10.2000 tarihinden itibarenbaşlayacağı ve bunun ise kazanılmış haklara saygı ilkesini ihlal ettiği, bunedenlerle kuralın hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu; kanunlarda meydanagelen değişikliklerin aynı konumda fakat farklı haklara sahip sigortalılarınortaya çıkmasına sebep olduğu, bir kısım sigortalılar vergi ve oda kayıtlarıre'sen dikkate alınarak zorunlu sigortalı yapılırken bir kısım sigortalılaratalepte bulunma mükellefiyetinin yüklendiği, bunun ise eşitlik ilkesineaykırılık oluşturduğu; Anayasa'nın 60. maddesi gereğince herkesin sosyalgüvenlik hakkına sahip olduğu, itiraz konusu kuralın Anayasa ile güvence altınaalınan sosyal güvenlik hakkının ortadan kaldırılması anlamına da geldiği, buhakkı ölçüsüzce sınırlandırdığı ve özünden zedelediği belirtilerek kuralın,Anayasa'nın Başlangıç hükümleri ile 2., 10., 60. ve 138.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem veişlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyupgüçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren,Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıylakendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir. Hukuk devletiilkesinin önkoşullarından biri olan hukuk güvenliği ile kişilerin hukukigüvenliğinin sağlanması amaçlanmaktadır.
Kazanılmış haklara saygı ilkesi, hukukun genel ilkelerinden birisiolup hukuk güvenliği ilkesinin bir sonucudur. Kazanılmış bir haktan sözedilebilmesi için bu hakkın, yeni yasadan önce yürürlükte olan kurallara görebütün sonuçlarıyla fiilen elde edilmiş olması gerekir. Kanunlarda yapılandeğişiklikler kazanılmış hakları etkilemediği ve hukuk güvenliğini zedelemediğisürece bu değişikliklerin hukuk devleti ilkesine aykırı oldukları ilerisürülemez.
1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu'nun itiraz konusu Geçici 18. maddesi,Bağ-Kur sigortalılarının kazanılmış haklarını ihlal etmemiş, aksine belirtilentarihe kadar Bağ-Kur'a kaydını yaptırmayan ve sosyal güvenlik sistemi dışındakalan kimselerin, vergi kaydı, meslek kuruluşu kaydı vb. belgelere dayalıolarak Kuruma kayıt ve tescil edilmelerine imkan tanımış ve zorunlu sigortalıolarak tescil edilmiş olanlara 20.4.1982-4.10.2000 tarihleri arasındaki vergikayıtlarını belgelemek ve gösterilen süreler içinde başvurmak ve primleriniödemek şartıyla geçmişe dönük borçlanma imkanı da getirmiştir. Hukukdevletinde, belli bir hakkın kullanılabilmesi için belli sürelerin öngörülmesikazanılmış hakların ihlali olarak değerlendirilemez.
Anayasa'nın 10. maddesinde yer verilen eşitlik ilkesi hukuksaldurumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksaleşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerinyasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasınıve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişive topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin ihlaliyasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağıanlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar içindeğişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı,ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'da öngörüleneşitlik ilkesi zedelenmez.
İtiraz konusu kuralla, kişilerin geçmiş çalışmaları tamamen yoksayılmayıp, kendisinin ya da Kurumun ihmali veya kusuru nedeniyle Bağ-Kurkapsamında sosyal güvenlik sistemine dahil edilmemiş kişilerin Kuruma kayıt vetescil edilmelerine imkan tanındığı ve bunların belirtilen süreler içindebaşvurmaları ve primlerini ödemeleri şartıyla geçmiş çalışmalarının dasigortalılık süresine eklenmesi öngörüldüğü için itiraz konusu kuralla Bağ-Kursigortalıları arasında eşitsizliğe yol açıldığı yönündeki iddia isabetligörülmemiştir. Kaldı ki, yasal yükümlülüklerini yerine getiren sigortalılarlabunları yerine getirmeyenler aynı durumda olmadığından bunlar arasında eşitlikkarşılaştırması yapılamayacağı da açıktır.
Anayasa'nın 60. maddesinde, herkesin sosyal güvenlik hakkına sahipolduğu ve Devletin bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alacağı veteşkilatı kuracağı ifade edilmiştir.
Kural, Bağ-Kur sigortalılarına geçmişe dönük borçlanma imkanıgetirmiş, ancak geçmiş hizmetlerin sigortalılık süresi olarak sayılması içinbaşvuruda bulunulmasını ve bu sürelere isabet eden primlerin ödenmesini bellisürelere bağlamıştır. Böylece Bağ-Kur sigortalıların geçmiş çalışmaları tümüyleyok sayılmamıştır. İtiraza konu kuralda geçmiş sürelerin borçlanılması ve busürelere ait primlerin ödenmesi için belli hak düşürücü süreler öngörülmesinedeniyle sosyal güvenlik hakkının sınırlandırıldığı yönündeki iddialar daisabetli görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle dava konusu kural, Anayasa'nın 2., 10. ve 60.maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Serruh KALELİ, Engin YILDIRIM ve Celal Mümtaz AKINCI bu görüşekatılmamışlardır.
Kuralın, Anayasa'nın Başlangıç hükümleri ve 138. maddesi ileilgisi görülmemiştir.
VI- SONUÇ
2.9.1971 günlü, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer BağımsızÇalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu'nun, 24.7.2003 günlü,4956 sayılı Kanun'un 47. maddesiyle eklenen Geçici 18. maddesinin Anayasa'yaaykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Serruh KALELİ, Engin YILDIRIM ile CelalMümtaz AKINCI'nın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 22.3.2012 günündekarar verildi.
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN