ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2012/1
Karar Sayısı : 2012/147
Karar Günü : 11.10.2012
R.G. Tarih-Sayı :22.11.2013-28829
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : HavaKuvvetleri Komutanlığı Hava Eğitim Komutanlığı Askeri Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 22.5.1930 günlü,1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 169. maddesinin Anayasa'nın 2. ve 19.maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
Sanığın firar suçundan cezalandırılmasına ve tutukluluktageçirdiği sürenin de mahsubuna karar verilmesi talebiyle açılan kamudavasında, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varanMahkeme, iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
1632 sayılı Kanun'un itiraz konusu kural olan 'DisiplininTemini İçin Tevkif Selahiyeti' başlıklı 169. maddesişöyledir:
'Madde 169- 168 inci maddehükümlerini bozmamak şartiyle, her mafevk emir altında olmayanları dadisiplinin temini için muvakkat olarak tevkif etmeğe veya ettirmeğesalahiyetlidir. Ancak bu tevkif keyfiyeti gün ve saatiyle derhal mevkufundisiplin amirine bildirilmelidir.'
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın 2. ve 19. maddelerinedayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi hükmü uyarınca SerruhKALELİ, Alparslan ALTAN, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR,Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, EnginYILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI ve Erdal TERCAN'ınkatılımlarıyla 12.1.2012 gününde yapılan ilk incelemetoplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasınınincelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Recep BENLİ tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılanAnayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, Kanun'un 169. maddesiyle üste verilen yetkinin,kişiyi hürriyetinden yoksun kılacak şekilde bir yere veya çoğunlukla da askeridisiplin cezaevine kapatılması sonucunu doğuran şahsi hürriyeti sınırlayan birdurum olduğu, bu yetkinin kullanılmasının tutuklamanın doğuracağı netice ileaynı sonucu meydana getirmesi nedeniyle 'kişi hürriyeti ve güvenliği' ileilgili Anayasa'daki 'tutuklama' veya 'yakalama' hukukiişlemleri ile birlikte ve aynı nitelikte mütalaa edilmesi gerektiği,Anayasa'nın 19. maddesinde hangi hâllerde kişi güvenliği ve dokunulmazlığınınsınırlanacağının belirtildiği, usulüne uygun verilmiş hâkim kararı olmadıkçakişinin hürriyetinin kısıtlanamayacağı, itiraz konusu kural uyarınca 'muvakkattevkif' ile kişi hürriyetinin hâkim kararı olmadan kısıtlanabildiği,bu durumun hukuk devleti ilkesini düzenleyen Anayasa'nın 2. maddesi ile kişihürriyeti ve güvenliğini düzenleyen Anayasa'nın 19. maddesine aykırı olduğuileri sürülmüştür.
Kanun'un 169. maddesinde, disiplinin ihlâl edildiğini gören herüst'ün ve tabii amirin, disiplini ihlâl edeni geçici olarak tevkif edebileceğikurala bağlanmıştır. Maddede öngörülen geçici tevkif, disiplini temin içinbaşvurulan bir tedbir olmakla birlikte kişi hürriyetini sınırlayan idari bir işlemniteliğindedir. İtiraz konusu kuralla, disiplin amacıyla kendine özgü geçicibir kontrol altına alma tedbiri düzenlenmiş ancak kuralda kontrol altınaalınmanın süresine ilişkin bir sınırlama öngörülmemiştir.
Anayasa'nın 19. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında, 'Herkes,kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir. Şekil ve şartları kanunda gösterilen:Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerininyerine getirilmesi; bir mahkeme kararının veya kanunda öngörülen biryükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması veya tutuklanması; bir küçüğüngözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüne çıkarılması için verilen birkararın yerine getirilmesi; toplum için tehlike teşkil eden bir akıl hastası,uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseri veya hastalık yayabilecek birkişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahı için kanunda belirtilen esaslarauygun olarak alınan tedbirin yerine getirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeyegirmek isteyen veya giren, ya da hakkında sınır dışı etme yahut geri vermekararı verilen bir kişinin yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimsehürriyetinden yoksun bırakılamaz.'; 38. maddesinin onbirincifıkrasında da 'İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuranbir müeyyide uygulayamaz. Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükmekanunla istisnalar getirilebilir.' denilmektedir.
Anayasa'nın 19. maddesinde sayılan ve kişi hürriyetininkısıtlanması sonucunu doğuran hâller arasında itiraz konusu geçici tevkiftedbiri sayılmamıştır. Ancak, Anayasa'nın 38. maddesindeki 'İdare kişihürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz.' genelilkesinden sonra 'Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunlaistisnalar getirilebilir.' denilmiştir. Böylelikle Anayasa'nın 38.maddesinin onbirinci fıkrasındaki bu kural ile Silahlı Kuvvetlerin iç düzenibakımından gerekli olan hâllerde kanunla kişi hürriyetinin kısıtlanmasısonucunu doğuracak düzenlemeler yapılmasına imkân tanınmıştır. Bununla birlikteaskeri disiplinin müesses hale getirilmesi amacına yönelik itiraz konusukuralda yer alan tevkif hâli ile, Anayasa'nın 19. maddesinde yer alan suçlulukhâllerine yönelik kişi hürriyetine müdahale niteliği taşıyan tutuklamakurumunun unsurları ve mahiyetleri itibariyle aynı nitelikte olduklarısöylenemez.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem veişlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyupgüçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirereksürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukunüstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olandevlettir.
Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temelilkelerinden biri 'belirlilikilkesi'dir. Belirlilik ilkesi, yasaldüzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya vekuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını,ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesiniifade etmektedir. Bu bakımdan, kanunun metni, bireylerin, gerektiğindehukuki yardım almak suretiyle, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksalyaptırımın veya sonucun bağlandığını belli bir açıklık ve kesinlikteöngörebilmelerine imkân verecek düzeyde kaleme alınmış olmalıdır. Dolayısıyla,uygulanması öncesinde kanunun, muhtemel etki ve sonuçlarının yeterli derecedeöngörülebilir olması gereklidir.
İtiraz konusu kuralla disiplini temin amacıyla kendine özgü birkontrol müessesesi düzenlenmiş olmakla birlikte, kuralda üst'ün ve tabiiamirin, disiplini ihlâl edeni ne kadar süre zarfında tutabileceğine dair birsınırlama bulunmaması kişilerin belirsiz süreyle özgürlüklerinden mahrumbırakılması tehlikesini ortaya çıkarmaktadır. Anayasa'nın 38. maddesinin onbirinci fıkrasında Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından gerekli olanhallerde kanunla kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuracak düzenlemeleryapılmasına imkân tanınmışsa da, idareye geniş bir takdir yetkisi tanıyan itiraz konusu kuralın, süreyönünden öngörülebilir olmadığı gibi ilgiliye idarenin keyfi yorum veuygulamalarına karşı yeterince koruma sağlayacak nitelikte olmadığı daortadadır. Bu yönüyle kural, hukuk devleti ilkesinin alt unsuru olan belirlilikilkesine aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 2. maddesineaykırıdır. İptali gerekir.
Kural Anayasa'nın 2. maddesine aykırı görülerek iptaledildiğinden, Anayasa'nın 19. maddesi yönünden incelenmesine gerekgörülmemiştir.
Mehmet ERTEN bu görüşe farklı gerekçeyle katılmıştır.
Alparslan ALTAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman AlifeyyazPAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ ve Nuri NECİPOĞLU bugörüşe katılmamıştır[A1] .
VI- İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, 'Kanun, kanunhükmünde kararname ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunlarınhükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlüktenkalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceğitarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığıgünden başlayarak bir yılı geçemez.' denilmekte, 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 66. maddesinin(3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanmaktadır.
1632 sayılı Kanun'un 169. maddesinin iptal edilmesi nedeniyledoğacak hukuksal boşluk, kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden,Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 66.maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince bu maddeye ilişkin iptal hükmünün,kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğegirmesi uygun görülmüştür.
VII- SONUÇ
1- 22.5.1930 günlü, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 169.maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Alparslan ALTAN, SerdarÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ ile NuriNECİPOĞLU'nun karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2- 1632 sayılı Kanun'un 169. maddesinin iptal edilmesinedeniyle, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 66. maddesinin(3) numaralı fıkrası gereğince İPTAL HÜKMÜNÜN, KARARIN RESMÎ GAZETE'DEYAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK ALTI AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,
11.10.2012 gününde karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
Zühtü ARSLAN
KARŞIOY GEREKÇESİ
1- İtiraz istemine konu 22.5.1930 günlü, 1632 sayılı Askeri CezaKanunu'nun 'Disiplinin temini için tevkif salahiyeti' başlıklı 169. maddesininiptali istemiyle evvelce iptal davası ve itiraz yoluyla yapılan iki başvuruAnayasa Mahkemesi'nin 28.6.1966 tarih ve E.1963/132, K.19636/29; 28.6.1966tarih ve E.1965/42, K.1966/30 sayılı kararlarıyla reddedilmiştir. Her ikikararda müşterek mahiyet arzeden gerekçenin ilgili bölümlerinden alıntıyapmakta yarar bulunmaktadır:
''Askeri Ceza Kanununa göre disiplin cezasının verilmesinde, önceen yakın ve gerektiğinde daha yükseği olmak üzere, ancak disiplin âmirleriyetkilidir. (Madde 170) Âmir olmayan üstlere bu yetki tanınmamıştır. Bununlabirlikte daima ve her yerde disiplin kurma ve koruma her rütbeliye düşen birgörevdir. (4.1.1961 günlü ve 211 sayılı Kanun Madde 75) Çünkü disiplinin,askerlik hizmetinde ölüm, kalım derecesinde önemi vardır. İtiraz konusumadde işte bu görevin yerine getirilme şeklini göstermekte; asker disiplininibozan bir olayda üstlerin, emirleri altında bulunmayanlara doğrudan doğruyadisiplin cezası vermeğe yetkili olmayışlarından doğabilecek sakıncalarıgidermektedir. Maddenin işleyebilmesi için disiplinin sağlanmasınıngerekli oluşu ve müdahalede böyle bir maksadın güdülüşü şarttır. 'Disiplininsağlanması için' deyimi, hükmün ereğini ve kapsamını açıkça ve kesinlikleçizmektedir. Bu, disiplini bozan eyleme, olayı gören bir üstün elkoyması, eylemi durdurması ve disiplini yeniden kurması demek olup, disiplinhukuku kapsamına giren bir davranıştır ve Anayasa'nın 30. maddesinde kabuledilen kavramı içinde tutuklama ve yakalama ile hiçbir ilişkisi yoktur. YineAnayasa'nın 14. maddesinin ikinci fıkrasındaki kişi dokunulmazlığı ve hürriyetiile ilgili kurala gelince, askeri disiplin hukuku alanında bu kuralın118. maddenin son fıkrası hükmü ile yumuşatılmış olduğunu kabul etmek gerekir.Hükmün, Askeri Ceza Kanunu'nun disiplin cezalarına ilişkin 2. Kısmının aynıbaşlığı taşıyan 2. Babı içinde yer alışı ve ceza hukuku kapsamına girentutuklamanın 353 sayılı ve 25.10.1963 günlü Askeri Mahkemeler Kuruluşu veYargılama Usulü Kanunu'nun 1. Kısım 10. Bölümü ile düzenlemekte oluşu da bugörüşü ayrıca desteklemektedir. Bilindiği üzere tutuklamaya ve yakalamayailişkin hükümlerin yeri, ceza kanunları değil, usul kanunlarıdır. Askeridisiplinin korunmasını sağlamak için yapılacak tutuklamaların 353 sayılıKanun'un 71. maddesinin (c) bendi ve 69. maddesiyle düzenlenmiş ve yetkininmahkemelere verilmiş bulunması ortaya itiraz konusu hükümle bir çelişmeçıkarmış değildir. Çünkü 169. maddenin, yukarıda da belirtildiği gibi,tutuklama ile ilgisi yoktur. Nitekim eski 22.5.1930 günlü ve 1631sayılı Askeri Mahkeme Usulü Kanununda da askeri disiplinin korunması içintutuklama hükmüne yer verilmiş ve bu konuda adli amirlere yetki tanınmışbulunuyordu (Sözü geçen kanun: Madde 105/1-c ve 104). 169. maddede'muvakkat tevkif, mevkuf' gibi hükmün ereğini aşan deyimlerin yer alışı,bunların sadece sözlük anlamları ile kullanılmış olmalarını akla getirir.Aksini düşünmek kendini apaçık gösteren bir erek ve anlamı, sözcüklerin darkalıbına göre biçime sokmak olur ki böyle bir tutum hukukta olumlu, makûl biryol değildir. Eğer 169. maddenin niteliği ve kapsamı bakımındanyanlış anlamlar ve uygulamalar olmuşsa, böyle bir durumun, hükmün gerçek anlamve kapsamını değiştirmesi düşünülemez. Özetlenecek olursa: 169.maddenin Anayasa'ya aykırı bir yönü yoktur; itirazın reddi gerekir''
2- Anayasa Mahkemesi'nin sözkonusu kararlarının gerekçelerindetemas edilen 1961 Anayasası'nın 'Memur teminatı' başlıklı 118. maddesinin 'Askerkişiler hakkındaki hükümler saklıdır.' hükmünü öngören son fıkrasına göre,disiplin soruşturması yönünden asker kişiler için farklı yasal düzenlemelergetirilebilecektir. Paralel bir düzenleme 1982 Anayasası'nın 129. maddesinindördüncü fıkrasında yer almakta olup, anılan fıkra 'Silahlı Kuvvetlermensupları ' hakkındaki hükümler saklıdır.' şeklindedir.
Öte yandan, yine 1982 Anayasası'nın 'Suç ve cezalara ilişkinesaslar' başlıklı 38. maddesinin onbirinci fıkrası 'İdare, kişihürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz. SilahlıKuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebilir.'hükmünü öngörmektedir.
Askeri Ceza Kanunu'nun iptal istemine konu 169. maddesi, sonucuitibariyle asker kişiler yönünden hürriyetlerinin 'geçici' kısıtlanmasısonucunu doğurmakla birlikte; askeri disiplin hukuku alanına özgü bu müeyyidenin,yine Anayasa'nın yukarıda işaret edilen iki maddesinin tanıdığı yasal istisnakapsamında olduğunda kuşku bulunmamaktadır. Nitekim işaret olunan AnayasaMahkemesi'nin iki kararının gerekçesinde de bu hususa açıkça temasedilmektedir. Dolayısıyla itiraz istemine konu kuralın Anayasal dayanağıkarşısında, disiplin hukuku dışında bir düzenlemeyi öngören Anayasa'nın 19.maddesi ile bir ilgisi bulunmamaktadır. Belirtilen mahiyeti itibariyle dekuralın Anayasa'nın 19. maddesine aykırı bir yönü yoktur.
3- İtiraza konu kuralın 'Hukuk Devleti' yönünden birbelirsizliğe yol açtığı ya da ölçülü olmadığı da söylenemez. Gerçekten, kural,askeri disiplinin zorunlu kıldığı, müstacel hallere özgü bir disiplinmüeyyidesi mahiyetinde olup; Askeri Ceza Kanunu'nun disiplin hukukunudüzenleyen 165-191. maddeleri bir bütün halinde dikkate alındığında ve aynışekilde 'disiplin suçları'nı düzenleyen 477 sayılı Kanun'un ilgili hükümlerigöz önünde bulundurulduğunda, bir keyfiliğe yol açabilmesi mümkün değildir. Herne kadar bu disiplin müeyyidesinin ne kadar süre devam ettirileceği maddemetninde gösterilmemişse de, anılan yasal düzenlemeler dikkate alındığındabunun cevabının 'en kısa sürede; mümkün olan ilk fırsatta bu tedbirinin sonbulacağı' şeklinde olduğu çok açıktır. Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni dikkatealınarak getirilen bu kuralın, izah olunan gerekçelerle belirlilik ve ölçülülükilkelerini ihlâl etmediği, dolayısıyla Anayasa'nın 2. maddesindeki hukukdevleti ilkesine aykırı düşmediği görülmektedir.
Açıklanan nedenlerle, kuralın Anayasa'ya aykırı bir yönübulunmadığı ve iptal isteminin reddi gerektiği kanaatine vardığımızdan;çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyoruz.
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Nuri NECİPOĞLU
FARKLI GEREKÇE
İtiraz yoluyla iptali istenen kuralda '168 inci maddehükümlerini bozmamak şartiyle, her mafevk emir altında olmayanları dadisiplinin temini için muvakkat olarak tevkif etmeğe veya ettirmeğesalahiyetlidir. Ancak bu tevkif keyfiyeti gün ve saatiyle derhal mevkufundisiplin amirine bildirilmelidir.' denilmektedir.
Kural, disiplin amirleri dışındaki üstlerin de emri altındaolmayan asker kişileri disiplinin temini için, muvakkat olarak tevkif etmeyeveya ettirmeye yetkili olduklarını öngörmektedir.
Kuralda yer alan 'muvakkat tevkif' sözcüğü ile 'geçicitutuklama'nın kastedildiği açıktır.
Tevkif (Tutuklama), yakalama ve gözaltına alma sözcüklerinin herbirinin hukuken farklı anlamlarının ve buna bağlı olarak da hukuki sonuçlarınınbulunduğu kuşkusuzdur.
Anayasa'nın 19. maddesinde 'Herkes, kişi hürriyeti vegüvenliğine sahiptir.
'
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancakkaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıylaveya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerdehâkim kararıyla tutuklanabilir. Hâkim kararı olmadan yakalama, ancak suçüstü halindeveya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılabilir; bunun şartlarını kanungösterir'' hükmü yer almaktadır.
Tutuklanmanın da yakalama, gözaltına alma ve benzeri haller gibikişi hürriyeti ve güvenliğini ihlâl eden hukuki bir tasarruf olmasınarağmen, doğuracağı hukuki sonuçları gözeten anayasa koyucunun,Anayasa'nın 19. maddesinde yaptığı düzenlemede tutuklamayı diğerlerindenayırarak, ancak, hâkim kararıyla gerçekleştirilebileceğine işaret etmekte ve bukurala her hangi bir istisna da getirmemektedir. Söz konusu düzenlemeden, hâkimdışında hiç kimsenin tutuklama kararı verme yetkisinin bulunmadığı sonucuçıkmaktadır.
İtiraz konusu kuralla her üste verilen tevkif etme veya ettirmeyetkisinin, kişiyi hürriyetinden yoksun edecek şekilde bir yere kapatılmasınısağlayacağı, böylece şahsi hürriyeti sınırlayacağı, bu yetkinin kullanılmasınıntutuklama ile aynı sonuçları doğuracağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Bunedenle sözü edilen yetkinin, Anayasa'nın 'kişi hürriyeti ve güvenliği' ileilgili düzenlemede yer alan 'tutuklama' ile aynı nitelikte olduğununkabulü gerekir.
Anayasa'nın 19. maddesinde usulüne uygun olarak verilmiş hâkimkararı olmadıkça kimsenin tutuklanamayacağı belirtildiği halde, iptali istenenkural gereğince muvakkat tevkif (geçici tutuklama) suretiyle kişi hürriyetihâkim kararı olmadan da kısıtlanabilecektir. Bu durum, Anayasa'nın kişihürriyeti ve güvenliğini düzenleyen 19. maddesine aykırıdır.
Açıklanan nedenle kuralın, kişi hürriyeti ve güvenliğinidüzenleyen Anayasa kuralına aykırı olduğu için iptali gerekir.
İptal kararına bu gerekçeyle katılıyorum.
Üye
Mehmet ERTEN
KARŞIOY YAZISI
Askeri Ceza Kanunu'nun itiraz konusu 169. maddesinde, hermafevkin, emir altında olmayanları da disiplinin temini için muvakkat olaraktevkif etmeğe veya ettirmeğe selahiyetli olduğu, ancak bu tevkif keyfiyetiningün ve saatiyle derhal mevkufun disiplin amirine bildirilmesi gerektiğibelirtilmiştir.
Kuralla, Anayasa'nın 38. maddesin onuncu fıkrasında yer alan,idarenin kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyideuygulayamayacağı ilkesinin, fıkranın ikinci cümlesinde silahlı kuvvetleryönünden öngörülen istisnaları kapsamında bir düzenleme yapıldığı açıktır.Kuralda bu yönüyle Anayasa'ya aykırılık bulunmadığı muhterem çoğunlukça dasaptanmış olmakla birlikte, kuralın belirsiz süreyle kişilerin özgürlüklerindenmahrum bırakılması tehlikesini ortaya çıkardığı gerekçesiyle iptaline kararverilmiştir.
Kural gereğince bir mafevkin yetkili olduğu geçici tevkif 'ki,burada yakalama anlamında kullanıldığında kuşku yoktur- keyfi ve süresiz olarakkullanılabilecek bir yetki olmayıp, maddenin içerisinde yer alan 'tevkifkeyfiyeti gün ve saatiyle derhal mevkufun disiplin amirine bildirilmelidir'ibaresiylesınırlandırılmıştır. 'Derhal' kelimesinin hukuktaki ve askerlikteki anlamı açıkolup, bu konuda geçici tevkifi yapan veya yaptırana her hangi bir takdir hakkıverilmemiştir.
Mevkufun disiplin amirinin keyfiyeti öğrendiği anda, mevkufunözgürlüğünün kısıtlanmasına ilişkin tedbirin sorumluluğu da disiplin amirinegeçecektir. Disiplin amirinin gerekli işlemleri yapmakta ve koşulları mevcutdeğilse tevkifi kaldırmakta gecikmesi halinde bundan doğacak sorumluluğunkendisine ait olacağında tereddüt yoktur. Bu nedenle, her hangi bir mafevkegeçici tevkif yetkisi veren kuralın, kişilerin belirsiz sürelerleözgürlüklerinden mahrum bırakılmasına yol açacağından söz edilemez.
Bu nedenle belirsizlik içermeyen kuralın Anayasa'ya aykırı biryönü bulunmadığından iptal isteminin reddi gerekir.
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
[A1]Anayasa'nın 19. maddesindende başvuru var ve bu madde yukarıda değerlendirmeye tabi tutularak kuralın, 19.madde ile ilgisinin olmadığına dair gerekçe yazılmış. Bu durumda, sonuca da buhususun konulması gerekir. Yani kuralın, Anayasa'nın 19. maddesiyle ilgiliolmadığı yazılmalı.