ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2012/108
Karar Sayısı : 2013/64
Karar Günü : 22.5.2013
R.G. Tarih-Sayı :12.07.2013-28705
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Şirvan Asliye HukukMahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 31.8.1956 günlü, 6831sayılı Orman Kanunu'nun, 5.11.2003 günlü, 4999 sayılı Orman KanunundaDeğişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 6. maddesiyle değiştirilen 11. maddesininbirinci fıkrasının 'Bu müddet içinde itiraz olmaz ise komisyonkararları kesinleşir. Bu süre hak düşürücü süredir.' biçimindekiüçüncü ve dördüncü cümlelerinin Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine aykırılığı ilerisürülerek iptallerine karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
Maliye Hazinesine karşı açılan tapu iptali ve tescil davasında,itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasını ciddi bulan Mahkeme,iptali için başvurmuştur.'
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
31.8.1956 günlü, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun, 5.11.2003 günlü,4999 sayılı Kanun'un 6. maddesiyle değiştirilen ve itiraz konusu kuralı daiçeren 11. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
'Madde 11- (Değişik: 5/11/2003-4999/6 md.) Ormankadastro komisyonlarınca düzenlenen tutanakların askı suretiyle ilânı,ilgililere şahsen yapılan tebliğ hükmündedir. Tutanak, harita ve kararlarakarşı askı tarihinden itibaren bir ay içinde kadastro mahkemelerine, kadastromahkemesi olmayan yerlerde kadastro davalarına bakmakla görevli mahkemeyemüracaatla sınırlamaya ve 2 nci maddeye göre orman sınırları dışına çıkarmaişlemlerine Çevre ve Orman Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü ve hak sahibigerçek ve tüzel kişiler itiraz edebilir. Bu müddet içinde itiraz olmazise komisyon kararları kesinleşir. Bu süre hak düşürücü süredir. Ancak,tapulu gayrimenkullerde tapu sahiplerinin, on yıllık süre içerisinde dava açmahakları mahfuzdur.'
B- Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine dayanılmış,36. maddesi ise ilgili görülmüştür.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Haşim KILIÇ, SerruhKALELİ, Alparslan ALTAN, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR,Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, EnginYILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN,Muammer TOPAL ve Zühtü ARSLAN'ın katılımlarıyla 11.10.2012 gününde yapılan ilk incelemetoplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesineOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Hakan ATASOY tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan veilgili görülen Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve diğer yasamabelgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- İtiraz Konusu Kuralın Anlam ve Kapsamı
Kanun'un 11. maddesinin birinci fıkrasının itiraz konusu üçüncücümlesinde, orman kadastro komisyonlarınca düzenlenen tutanaklara karşı maddedebelirtilen bir aylık süre içinde itiraz olmaz ise komisyon kararlarınınkesinleşeceği, aynı maddenin dördüncü cümlesinde ise bu sürenin hak düşürücüsüre olduğu hükme bağlanmıştır.
Hak arama yolunu kısıtlayan hak düşürücü süre, hakkı ortadankaldırıcı, yok edici işleve sahip olduğundan, süre geçtikten sonra hakkınvarlığından söz edilemez. Hak düşürücü süre ile kanunun belirlediği sürede davaaçılmaması hâlinde hakkın sona ereceği ve bu nedenle de hâkimin süreyikendiliğinden göz önünde bulunduracağı açıktır.
Kanun'un 11. maddesinin birinci fıkrasının itiraz konusu üçüncücümlesinde 'bu müddet' denilerek, sürenin miktarı ve başlangıcıkonusunda 11. maddenin birinci fıkrasının itiraza konu olmayan diğerkısımlarına atıfta bulunulması; fıkranın son cümlesinde ise hak düşürücü olduğubelirtilen sürenin geçirilmesi hâlinde, tapulu gayrimenkullerde tapusahiplerinin, on yıllık süre içinde dava açma haklarının mahfuz olduğunun, aksiifadeyle, tapusuz gayrimenkul sahiplerinin dava açma haklarının bulunmadığınınbelirtilmesi nedeniyle, itiraz konusu kuralın düzenlendiği cümleler yanında,ayrıca ilgili oldukları diğer yasa kuralları ile birlikte değerlendirilmesigerekmektedir.
Kanun'un 9. maddesinin ikinci fıkrasına göre, orman kadastrotutanakları, sınırlandırılan ormanların işletme şeklini, ihtiva ettikleri ağaçtürlerini, mülkiyet ve diğer ayni hakları, sınırda bulunan taşınmaz mallarıncinsini, maliklerinin ve işgal edenlerin ad ve soyadını, gösterilen veyaverilen belgelerin tarih, numara ve nitelikleri ile ilgililer tarafındanyapılan itirazları kapsayacak şekilde düzenlenen belgelerdir.
Kanun'un 10. maddesinin birinci fıkrasında, kadastro tutanaksuretlerinin haritaları ile birlikte orman kadastro komisyonlarınca ilgili köy,belde veya mahallelerde uygun yerlere asılmak suretiyle ilan edileceği; 11.maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde, bu tutanakların askısuretiyle ilanının, ilgililere şahsen yapılan tebliğ hükmünde olduğu; ikincicümlesinde ise tutanak, harita ve kararlara karşı itiraz süresinin askıtarihinden itibaren başlaması öngörülmüştür. Dolayısıyla, itiraz konusu üçüncücümlede yer alan müddet, orman kadastro tutanaklarının askı suretiyle ilanı ilebaşlamakta ve bu ilan, ilgililere şahsen yapılan tebliğ hükmünde olmaktadır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 1. maddesinde, 'Kazaîmerciler, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve KontrolKanununa ekli (I) sayılı cetvelde yer alan genel bütçe kapsamındaki kamuidareleri, (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idareler, (III) sayılıcetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumlar, (IV) sayılı cetvelde yeralan sosyal güvenlik kurumları ile il özel idareleri, belediyeler, köy hükmîşahsiyetleri, barolar ve noterler tarafından yapılacak elektronik ortam dadâhil tüm tebligat, bu Kanun hükümlerine göre Posta ve Telgraf Teşkilatı GenelMüdürlüğü veya memur vasıtasıyla yapılır.' denilerek, kamu kurum vekuruluşlarının tebligatlarını 7201 sayılı Kanun hükümlerine göre yapmalarıgerektiği belirtilmiş, Kanun'un devam eden maddelerinde tebligatların hangiusullerle yapılacağı düzenlenmiştir. Buna göre, 6831 sayılı Kanun'un 11.maddesinde öngörülen askı suretiyle ilanın, 7201 sayılı Kanun'da belirtilen tebligatusulleri arasında yer almadığı görülmektedir.
Öte yandan, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesininbirinci fıkrasında, 'Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazıdavasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğindebulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindekimülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir' denilerek,kişilerin olağanüstü kazandırıcı zamanaşımıyla tapu kütüğüne kayıtlı olmayanbir gayrimenkul üzerinde mülkiyet hakkına sahip olabilecekleri ve bu haklarınıtapu kütüğüne kaydettirebilecekleri hükme bağlanmıştır. 6831 sayılı Kanun'un11. maddesinin birinci fıkrasının son cümlesinde, 'Ancak, tapulugayrimenkullerde tapu sahiplerinin, on yıllık süre içerisinde dava açma haklarımahfuzdur.' denildiğinden, cümlenin aksi ifadesinden, maddedebelirtilen bir aylık süre içinde dava açmayan tapusuz gayrimenkul sahiplerinin,tapulu gayrimenkul sahiplerinden farklı olarak, on yıllık süre içerisinde davaaçma haklarının bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Bu durumda, itiraz konusukuralda yer alan bir aylık hak düşürücü süre, tapulu gayrimenkullerde ormankadastro tutanaklarına itiraz süresi olup, sürenin geçirilmesi sadece bututanakların kesinleşmesine yol açarken; tapusuz gayrimenkullerde mülkiyethakkından doğan dava hakkının ortadan kalkmasına sebep olmakta ve mülkiyethakkına dayalı dava açma süresi hâline gelmektedir.
Daha önce altı ay olan süreyi bir aya indiren 19.4.2012 günlü,6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine AdınaOrman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye AitTarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'un 13. maddesinin gerekçesinde, busürenin Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce yapılan kadastro çalışmalarındaolduğu gibi bir aya indirilerek, hem Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ile ortakhareket imkânının artırılmasının hem de çalışmaların hızlandırılmasınınamaçlandığı belirtilmiştir. Ancak, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12. maddesinde,30 günlük ilan süresi geçtikten sonra, dava açılmayan kadastro tutanaklarınaait sınırlandırma ve tespitlerin kesinleşeceği belirtilmekle birlikte, 'Bututanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanaklarınkesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan öncekihukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz' denilerek,hem tapulu hem de tapusuz gayrimenkul sahiplerine dava açma hakkıtanındığından, buradaki otuz günlük süre, 6831 sayılı Kanun'un 11. maddesindeyer alan süreden farklı olarak, sadece kadastro tutanaklarının kesinleşmesineyol açmaktadır.
B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
Başvuru kararında, kişilerin kadimden beri zilyetliklerindebulunan taşınmazları iktisap koşulları oluşmasına rağmen Devletin bölgedekadastro çalışması yapmaması nedeniyle tapu siciline kaydettiremedikleri,kadastro işlemlerinin hızlı ve özensiz yapılmasının yanı sıra, askı ilanlarınınsadece köyde yapılması nedeniyle köyde ikamet etmeyen hak sahiplerinin kadastroişlemlerinden haberdar olmadıkları ve Kanun'da belirtilen bir aylık süre içindekadastro işlemlerine itiraz etme imkânı bulamadıkları, bunun sonucunda damülkiyet haklarının tapuya dayanmaması nedeniyle 10 yıllık süre içinde davaaçamadıkları, bu nedenle itiraz konusu kuralın mülkiyet hakkının özünedokunduğu belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine aykırıolduğu ileri sürülmüştür.
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 43. maddesine göre, itiraz konusu kural ilgisi nedeniyle,Anayasa'nın 36. maddesi yönünden de incelenmiştir.
Kişiye başkasının hakkına zarar vermemek ve kanunların koyduğusınırlamalara uymak koşuluyla, sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma,ürünlerinden yararlanma ve tasarruf olanağı veren mülkiyet hakkı, Anayasa'nın35. maddesinde bir temel hak olarak güvence altına alınmış ve bu hakka ancakkamu yararı nedeniyle ve kanunla sınırlama getirilebileceği belirtilmiştir.
Anayasa'nın 36. maddesinde, hak arama özgürlüğü güvence altınaalınmıştır. Hak arama özgürlüğünün temel unsurlarından biri mahkemeye erişimhakkıdır. Mahkemeye erişim hakkı, hukuki bir uyuşmazlığın bu konuda kararverme yetkisine sahip bir mahkeme önüne götürülmesi hakkını dakapsar. Anayasa'nın 36. maddesinde, hak arama özgürlüğü için herhangi birsınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte, bunun hiçbir şekildesınırlandırılması mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez. Özelsınırlama nedeni öngörülmemiş hakların da hakkın doğasından kaynaklanan bazısınırları bulunduğu kabul edilmektedir. Ayrıca hakkı düzenleyen maddedeherhangi bir sınırlama nedenine yer verilmemiş olsa da, Anayasa'nın başkamaddelerinde yer alan kurallara dayanarak bu hakların sınırlandırılması damümkün olabilir. Dava açma hakkının kapsamına ve kullanım koşullarına ilişkinbir kısım düzenlemelerin hak arama özgürlüğünün doğasından kaynaklanansınırları ortaya koyan ve hakkın norm alanını belirleyen kurallar olduğuaçıktır. Ancak, bu sınırlamalar Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan güvencelereaykırı olamaz.
Anayasa'nın 13. maddesine göre temel hak ve özgürlüklere yöneliksınırlamalar, demokratik toplum düzeninin ve laik cumhuriyetin gereklerine veölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı gibi hak ve özgürlüklerin özlerine dedokunamaz.
Çağdaş demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüdesağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir. Temel hak ve özgürlükleri büyükölçüde kısıtlayan ve kullanılamaz hale getiren sınırlamalar hakkın özünedokunur. Temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamaların yalnız ölçüsüdeğil, koşulları, nedeni, yöntemi, kısıtlamaya karşı öngörülen kanun yollarıgibi güvenceler hep demokratik toplum düzeni kavramı içindedeğerlendirilmelidir. Bu nedenle, temel hak ve özgürlükler, istisnai olarak veancak özüne dokunmamak koşuluyla demokratik toplum düzeninin gerekleri içinzorunlu olduğu ölçüde ve ancak kanunla sınırlandırılabilirler. Demokratik birtoplumda temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamanın, bu sınırlamaylagüdülen amacın gerektirdiğinden fazla olması düşünülemez. Demokratik hukukdevletinde güdülen amaç ne olursa olsun, kısıtlamaların, bu rejimlere özgüolmayan yöntemlerle yapılmaması ve belli bir özgürlüğün kullanılmasını önemliölçüde zorlaştıracak ya da ortadan kaldıracak düzeye vardırılmaması gerekir.
Hak arama özgürlüğü demokratik hukuk devletinin vazgeçilmezunsurlarından biri olup tüm bireyler açısından mümkün olan en geniş şekildegüvence altına alınmalıdır. Diğer taraftan, hukuki işlem ve kuralların süreklidava tehdidi altında bulunması hukuk devletinin unsurları olan hukuki istikrarve hukuki güvenlik ilkeleriyle bağdaşmaz. Bu nedenle hak arama özgürlüğü ilehukuki istikrar ve hukuki güvenlik gerekleri arasında makul bir dengegözetilmelidir. Dava konusu kuralla getirilen süre sınırlamasının, kamu düzeniyleilgili olan kadastro işlemlerinin hızlandırılmasını ve düzenli bir tapusicilinin oluşmasını amaçladığı anlaşılmaktadır. Orman kadastro tutanaklarınınher an dava tehdidi altında bulunması, tutanakların kesinleşmesine engel olarakkamu hizmetinin aksamasına neden olacağından, açılacak davalar için bir süresınırlaması getirilmesinde kamu yararı bulunmaktadır.
Tutanakların askı suretiyle ilan edilerek başlayan ve ilgililereşahsen yapılan tebliğ hükmünde olduğu kabul edilen bir aylık hak düşürücü süre,tapusuz gayrimenkul sahiplerinin kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarakdava açma hakkını ortadan kaldırdığından, kişilerin mülkiyet haklarının sonaermesine sebep olmaktadır. Bu niteliği ile itiraz konusu kural, kişisel yararile kamu yararı arasındaki dengeyi bozarak, hak arama özgürlüğünün ve mülkiyethakkının ölçüsüz biçimde sınırlandırılmasına, hakkın özüne dokunarakkullanılamaz hale gelmesine yol açacak niteliktedir.
Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de 10.3.2009 günlü, 'Rimerve diğerleri/Türkiye'kararında, Kanun'da orman kadastro komisyonlarıncadüzenlenen tutanaklara karşı dava açmak için öngörülen sürenin ancak ilgilişahsın etkin ve yeterli bir şekilde bilgi sahibi olmasından sonrabaşlayabileceği, bu tutanakların köy kahvesinde ilan edilmesinin doğru vegerektiği şekilde tebliğ için yeterli olmadığı, tabiat ve ormanların, dahagenel anlamda çevrenin korunması amacıyla mülkiyet hakkı gibi bazı temelhaklara müdahalede bulunulabileceği ancak mülkün gerçek değerine göre makulkabul edilebilecek bir tazminat ödemeden mülkiyetten mahrum bırakmanın 1 No'luEk Protokol'ün 1. maddesi bakımından aşırı zarar oluşturduğu, dolayısıyla, mülksahiplerine hiçbir tazminat ödenmemesinin, kamu yararı ile temel insanhaklarının korunması arasında oluşturulması gereken doğru dengeyi başvuranlaraleyhine bozduğu sonucuna varmıştır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 13., 35. ve36. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
VI- İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, 'Kanun, kanunhükmünde kararname ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunlarınhükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlüktenkalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceğitarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığıgünden başlayarak bir yılı geçemez' denilmekte, 6216 sayılı Kanun'un 66.maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanmaktadır.
31.8.1956 günlü, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun, 5.11.2003 günlü,4999 sayılı Kanun'un 6. maddesiyle değiştirilen 11. maddesinin birincifıkrasının 'Bu müddet içinde itiraz olmaz ise komisyon kararlarıkesinleşir. Bu süre hak düşürücü süredir' biçimindeki üçüncü ve dördüncücümlelerinin iptal edilmesi nedeniyle doğacak hukuksal boşluk, kamu yararınıihlal edecek nitelikte görüldüğünden, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncüfıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğincebu bende ilişkin iptal hükmünün, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasındanbaşlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
VII- SONUÇ
31.8.1956 günlü, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun, 5.11.2003 günlü,4999 sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 6. maddesiyledeğiştirilen 11. maddesinin birinci fıkrasının 'Bu müddet içinde itirazolmaz ise komisyon kararları kesinleşir. Bu süre hak düşürücü süredir.' biçimindekiüçüncü ve dördüncü cümlelerinin Anayasa'ya aykırı olduklarına ve İPTALLERİNE,iptal hükümlerinin, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30.3.2011günlü, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri HakkındaKanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince, KARARIN RESMÎ GAZETE'DEYAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK ALTI AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE, 22.5.2013gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
Zühtü ARSLAN
Üye
M. Emin KUZ