ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2012/22
Karar Sayısı : 2012/133
Karar Günü : 27.9.2012
R.G. Tarih-Sayı :11.10.2012-28494
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Yargıtay 4. HukukDairesi
İTİRAZIN KONUSU : 6.1.1982 günlü, 2577 sayılıİdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesinin (4) numaralı fıkrasında yeralan '...kararı yerine getirmeyen kamu görevlisi aleyhine detazminat davası açılabilir.' ibaresinin, Anayasa'nın 129.maddesine aykırılığı savıyla iptali istemidir
I- OLAY
İdari yargı kararının uygulanmaması nedeniyle açılan manevitazminat davasının kısmen kabulüne ilişkin kararın, davalı vekili tarafındantemyizi üzerine itiraz konusu ibarenin Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varanYargıtay 4. Hukuk Dairesi, iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
6.1.1982 günlü, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nunitiraz konusu ibareyi de içeren 28. maddesi şöyledir:
'Kararların sonuçları:
Madde 28- 1.(Değişik:10/6/1994-4001/13 md.) Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare vevergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarınınicaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmayamecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuzgünü geçemez. Ancak, haciz veya ihtiyati haciz uygulamaları ile ilgilidavalarda verilen kararlar hakkında, bu kararların kesinleşmesinden sonraidarece işlem tesis edilir.
2. (Değişik: 2/7/2012 - 6352/58 md.) Konusu belli bir miktarparanın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile her türlüdavalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veyavekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bubildirim tarihinden itibaren, birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslarçerçevesinde yatırılır. Birinci fıkrada belirtilen süreler içinde ödemeyapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.
3. Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerikararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idarealeyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davasıaçılabilir.
4. Mahkeme kararlarının otuz gün içinde kamu görevlilerince kastenyerine getirilmemesi halinde ilgili, idare aleyhine dava açabileceğigibi, kararı yerine getirmeyen kamu görevlisi aleyhine de tazminatdavası açılabilir.
5. Vergi uyuşmazlıklarına ilişkin mahkeme kararlarının idareyetebliğinden sonra bu kararlara göre tespit edilecek vergi, resim, harçlar vebenzeri mali yükümler ile zam ve cezaların miktarı ilgili idarece mükellefebildirilir.
6. (Değişik: 2/7/2012 - 6352/58 md.) Tazminat ve vergi davalarındaidarece, mahkeme kararının tebliğ tarihi ile ödeme tarihi arasındaki süreye21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü HakkındaKanunun 48 inci maddesine göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacakfaiz ödenir. Ancak mahkeme kararının davacıya tebliği ile banka hesapnumarasının idareye bildirildiği tarih arasında geçecek süre için faizişlemez.'
B- Dayanılan Anayasa Kuralı
Başvuru kararında, Anayasa'nın 129. maddesine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Haşim KILIÇ,Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, SerdarÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, BurhanÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI veErdal TERCAN'ın katılımlarıyla 15.3.2012 gününde yapılan ilk incelemetoplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesineOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Anayasa Mahkemesi Raportörü AyşegülATALAY tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasakuralı, dayanılan Anayasa kuralı ve bunların gerekçeleri ile diğer yasamabelgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, Anayasa'nın 129. maddesinin beşinci fıkrasında,memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanmalarından kaynaklananzararlar nedeniyle kendilerine tazminat davası açılamayacağının belirtildiği,Anayasa'da bunun istisnasının da düzenlenmediği, ancak, itiraz konusu ibare ileAnayasa'nın bu hükmünün aksine kamu görevlisine karşı dava açma hakkınıntanındığı, bu nedenle, itiraz konusu ibarenin Anayasa'nın 129. maddesininbeşinci fıkrasına aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesininbirinci fıkrasında; Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergimahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarınınicaplarına göre idarenin, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemdebulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğindenbaşlayarak otuz günü geçemeyeceği, ancak, haciz veya ihtiyati hacizuygulamaları ile ilgili davalarda verilen kararlar hakkında, bu kararlarınkesinleşmesinden sonra idarece işlem tesis edileceği belirtilmektedir. Maddeninüçüncü fıkrasında; Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergimahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayanhallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevitazminat davası açılabileceği hüküm altına alınmaktadır. Maddenin itiraz konusuibarenin de bulunduğu dördüncü fıkrasında ise; mahkeme kararlarının otuz güniçinde kamu görevlilerince kasten yerine getirilmemesi halinde ilgilinin, idarealeyhine dava açabileceği gibi, kararı yerine getirmeyen kamu görevlisialeyhine de tazminat davası açılabileceği öngörülmektedir. Bu hüküm uyarınca,idarenin yanı sıra, mahkeme kararını kasten uygulamayan kamu görevlisininsorumluluğu da kabul edilmiş olmaktadır.
Anayasa'nın 129. maddesinin beşinci fıkrasında; 'Memurlarve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardandoğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunungösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir.' denilmektedir.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem veişlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyupgüçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirereksürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukunüstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.Hukukun ve adaletin en somut yansıması olan mahkeme kararlarının uygulanması,hukuk devleti ilkesi ve onun vazgeçilmez koşullarından biri olan hukuka bağlıidare anlayışının gereğidir.
Anayasa'nın 138. maddesinin dördüncü fıkrasında, 'Yasama veyürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlarve idare, mahkeme kararlarını hiçbir surette değiştiremez ve bunların yerinegetirilmesini geciktiremez.' denilmektedir. Bu hükme göre, kamugörevlileri de mahkeme kararlarını yerine getirmek zorunda olup, bu konudaseçim hakları bulunmamaktadır. Kaldı ki, mahkeme kararlarını kasten yerinegetirmeyen memur ve diğer kamu görevlilerinin eylemleri suç oluşturmaktadır. Bubağlamda, Anayasa'nın 138. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca mahkemekararlarını uygulayıp uygulamama konusunda seçim hakkı bulunmayan kamu görevlilerinin,yargı kararlarını kasten yerine getirmeme eylemleri, Anayasa'nın 129.maddesinin beşinci fıkrası kapsamında değildir.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu ibare Anayasa'nın 129.maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Alparslan ALTAN, Erdal TERCAN ve Zühtü ARSLAN bu görüşekatılmamışlardır.
VI- SONUÇ
6.1.1982 günlü, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28.maddesinin (4) numaralı fıkrasında yer alan ''kararı yerine getirmeyen kamugörevlisi aleyhine de tazminat davası açılabilir.' ibaresinin Anayasa'ya aykırıolmadığına ve itirazın REDDİNE, Alparslan ALTAN, Erdal TERCAN ile ZühtüARSLAN'ın karşıoyları ve OYÇOKLUGUYLA, 27.9.2012 gününde karar verildi.
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
Zühtü ARSLAN
KARŞIOY GEREKÇESİ
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun itiraz konusu ibareyide içeren 28. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir: 'Mahkemekararlarının otuz gün içinde kamu görevlilerince kasten yerine getirilmemesihalinde ilgili, idare aleyhine dava açabileceği gibi, kararı yerinegetirmeyen kamu görevlisi aleyhine de tazminat davası açılabilir.'
Mahkememiz çoğunluk görüşünde, kamu görevlisinin mahkemekararlarını yerine getirip getirmeme konusunda bir takdir yetkisininolmadığı ve kasıtlı olarak mahkeme kararının yerinegetirilmemesinin Anayasa'nın 129. maddesi kapsamı dışındabırakıldığı gerekçesi ile itiraz konusu kural Anayasa'yaaykırı bulunmamıştır.
'Mahkemelerin bağımsızlığı' başlığını taşıyan, Anayasa'nın 138.maddesi, dördüncü fıkrasında mahkeme kararlarının yerine getirilmesinidüzenlemiştir. Buna göre, 'Yasama ve yürütme organları ile idare,mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarınıhiçbir surette değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.' Görüldüğügibi, mahkeme kararlarının değiştirilmeksizin ve geciktirilmeksizin yerinegetirilmesi, mahkemelerin bağımsızlığı kapsamında kabul edilmiş, yasama veyürütme organlarına bu konuda kesin bir emir verilmiştir. Hukuk devletiilkesinin de bir gereği olan mahkeme kararlarının yerine getirilmesi, herkesiçin bir zorunluluk olmakla birlikte, idare için daha da farklı bir özellik arzetmektedir. Bu nedenle kanun koyucu, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28.maddesini kabul etmiştir.
Şu halde, itiraz konusu kural gereğince bir kamu görevlisininmahkeme kararını kasten yerine getirmemesi halini görev yahut hizmet kusurukapsamında değerlendirmek ve ona göre Anayasa'ya aykırı olup olmadığınıbelirlemek gerekmektedir.
Anayasa'nın 129. maddesinin beşinci fıkrasına göre, 'Memurlarve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardandoğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunungösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir.'Bu hüküm, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri her türlükusurdan kaynaklanan tazminat davalarının muhatabının idare olduğunu açıkçaifade etmektedir. Ancak, kusurlarıyla idareyi zarara uğratan kamu görevlisininsorumluluğu ortadan kaldırılmamıştır. Anayasa'nın 129. maddesi uğranılan idarizararın sorumlu kamu görevlisine rücu edilmesini zorunlu kılmaktadır. Maddeningerekçesinde bu husus, 'Kamu hizmeti görevlilerinin görevleri ile ilgili olarakkusurlu eylem ve işlemleri ile idareye verdikleri zarardan sorumlu olacaklarıise esasen uygulanmakta olan bir ilkenin tekrarıdır' şeklinde ifade edilmiştir.
Uyuşmazlık Mahkemesi'nin kararlarında belirtildiği gibi,Anayasa'nın 129. maddesinin beşinci fıkrası, hem kamu görevlilerinin gereksizdavalarla karşı karşıya bırakılarak tedirgin edilmelerini engellemeyi ve kamuhizmetlerinin sekteye uğratılmadan yürütülmesinin teminini, hem de zarargörenlerin memura göre ödeme gücü çok daha yüksek olan idareye karşı dava açmaksuretiyle zararlarını daha kolay telafi etmelerini sağlamayı amaçlamıştır.(Bkz. E.1992/15, K.1992/18, K.T: 18.5.1992; E.1997/16, K.1997/15, K.T:14.4.1998). Nitekim, Anayasa'nın 'Temel hak ve hürriyetlerin korunması'başlığını taşıyan 40. maddesi de aynı amaca yönelik paralel bir düzenlemeiçermektedir. Bu maddenin son fıkrasına göre, 'Kişinin, resmi görevlilertarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçetazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.'Aynı şekilde, Devlet Memurları Kanunu da bu sorumluluk rejimine uygun olarak,memurun görevini yerine getirirken verdiği zararlara karşı ancak ilgili kurumadava açılacağını düzenlemiştir. Bu Kanunun 13. maddesine göre, 'Kişiler kamuhukukuna tabi görevlerle ilgili olarak uğradıkları zararlardan ötürü, bugörevleri yerine getiren personel aleyhine değil, ilgili kurum aleyhine davaaçarlar. Kurumun genel hükümlere göre sorumlu personele rücu hakkı saklıdır.'
Anayasa'nın 129. maddesinin beşinci fıkrasında kusurun mahiyeti,kaynağı ya da 'kişisel kusur- hizmet kusuru' gibi çeşitleri konusunda herhangibir sınırlamaya veya istisnaya yer verilmemiştir. Maddede geçen 'kusur'kavramının, sorumluluk hukuku açısından sadece kusurlu davranışı değil; kastıve kusurun diğer türü olan ihmali de ifade edecek şekilde, 'kusurlu davranış'anlamında kullanıldığı açıktır. Bu nedenle, itiraz konusu kuralda geçen'kasten' ibaresinden hareketle, kuralı Anayasa'nın 129. maddesinin beşincifıkrasında öngörülen sorumluluk rejiminin dışına çıkarmak mümkün değildir.
Mahkeme kararının kasten yerine getirilmemesi halinde, kamugörevlisinin kastı aslında bir kişisel kusurdur. Ancak bu durum, onu hizmetkusuru olmaktan çıkarıp, görevle ilişkisi olmayan kişisel kusur halinegetirmez. Mahkeme kararı, kasıtlı da olsa, yine görev kapsamında yerinegetirilmemiştir. Bu gibi durumlar için ayrıca 'görev kusuru' kavramı dakullanılmaktadır. Görev kusuru da, hizmet kusurunun bir tezahür şeklidir. Kamugörevlisinin kusurlu davranışı yahut kusurun türü, o fiilin suç teşkil edipetmemesinde veya kusurlu kamu görevlisine rücu davasında etkili olabilir.Ancak, kamu görevlisi görevini yerine getirirken kasıtlı olarak hukuka aykırıdavranıp, üçüncü kişilere zarar vermişse, bu kasıt o fiili görevden bağımsızhale getirici bir etkiye sahip değildir.
Doktrinde de, kamu görevlisinin yargıkararlarını yerine getirmemesinin bir kişisel kusur olmakla birlikte bu kusurunkendisine kanunla verilen yetki kullanılırken işlenmiş olduğu, buradankaynaklanan bir zararın tazmini için Anayasa'nın 129. maddesinin beşincifıkrası gereğince ancak idareye karşı dava açılabileceği, dolayısıyla 2577sayılı Kanunun 28. maddesinin dördüncü fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğu yönündeki görüş büyük ölçüdebenimsenmiştir. (Örneğin bkz. MetinGünday, İdare Hukuku,Ankara: İmaj Yayınevi, 2011, s. 378; Kemal Gözler, İdareHukuku, Cilt II, 2. Baskı, Bursa: Ekin Basım Yayın Dağıtım, 2009, s.1143).
Diğer yandan, itiraz konusu kuralla getirilen sorumlulukrejiminde, mahkeme kararını yerine getirmeyen kamu görevlisinin kusur türü,açılacak tazminat davasının nerede ve kime karşı açılacağının belirlenmesindeetkili olmaktadır. Buna göre, eğer kamu görevlisi kasıtlı ise, davacınıntercihine göre, dava idari yargıda idare aleyhine yahut adli yargıda kamugörevlisi aleyhine açılacaktır. Kamu görevlisi, kasıtlı değil de kusurlu olarakmahkeme kararını yerine getirmemişse, bu takdirde dava sadece idari yargıdaidare aleyhine açılabilecektir. Oysa, adli ve idari yargının görev kapsamınınbelirlenmesinde, bu şekilde ilgilinin kusurunun türü gibi subjektif kriterleregöre değil, taraflar ve işlemin niteliği gibi tümüyle objektif kriterlere görehareket edilmektedir.
Bu gerekçelerle, dava konusu kuralın Anayasa'nın 129. maddesineaykırı olduğu ve iptali gerektiği kanaatinde olduğumuzdan, çoğunluk görüşünekatılmıyoruz
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Zühtü ARSLAN