ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
EsasSayısı : 2012/30
KararSayısı : 2012/96
KararGünü : 15.6.2012
R.G.Tarih-Sayı : 01.01.2013-28515
İPTAL DAVASINI AÇAN : Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri Emine Ülker TARHAN,M. Akif HAMZAÇEBİ ile birlikte 115 milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU : 19.1.2012 günlü, 6271 sayılıCumhurbaşkanı Seçimi Kanunu'nun;
1) 'Seçimin geri bırakılması' başlıklı 5. maddesinin,
2) 'Adayların görevdenayrılması ve göreve dönmesi' başlıklı 11. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınbirinci cümlesinin '' hâkimler ve savcılar, yüksek yargı organları mensupları,yüksek öğretim kurumlarındaki öğretim elemanları, Yükseköğretim Kurulu, Radyove Televizyon Üst Kurulu üyeleri, kamu kurumu ve kuruluşlarının memurstatüsündeki görevlileri ile yaptıkları hizmet bakımından işçi niteliğitaşımayan diğer kamu görevlileri, belediye başkanları ve subaylar ileastsubaylar, siyasi partilerin il ve ilçe yönetim kurulu başkan ve üyeleri ilebelediye meclisi üyeleri, il genel meclisi üyeleri, kamu kurumu niteliğindekimeslek kuruluşları ile sendikalar, kamu bankaları ile üst birliklerin vebunların üst kuruluşlarının ve katıldıkları teşebbüs veya ortaklıkların yönetimve denetim kurullarında görev alanlar '' bölümünün,
3) 'Propaganda' başlıklı 13.maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan; '' ile Türkiye Radyo ve TelevizyonKurumu ' ' ibaresinin,
4) 'Adaylara yardım' başlıklı 14. maddesinin;
1- (2) numaralı fıkrasının 'Seçilen adayınmal bildirimi, seçim sonuçlarının kesinleşmesini müteakip Resmî Gazete'deyayımlanır.' biçimindeki son cümlesinin,
2- (3) numaralı fıkrasının 'Alınan bağış veyardımlar veraset ve intikal vergisinden müstesnadır. Adaylar ödünç niteliğindepara kabul edemez.' biçimindeki ikinci ve üçüncü cümlelerinin,
3- (4) numaralı fıkrasının 'Alınan bağış veyardımlar sadece seçim harcamalarında kullanılır ve başka bir amaç için tahsisedilemez.' biçimindeki son cümlesinin,
4- (6) numaralı fıkrasının;
a- Birinci cümlesinde yer alan '' seçimsonuçlarının kesinleşmesini izleyen on gün içinde '' ibaresinin,
b- İkinci cümlesinde yer alan '' seçim hesaplarını inceler vevarsa '', 've öngörülen limitlerin aşılıp aşılmadığını' 'ibarelerinin,
c- Üçüncü cümlesinde yer alan '' adaylara '' sözcüğünün,
d- 'Kurul bu görevi yerine getirirken Sayıştaydan ve gerekligörülen diğer ilgili kamu kurumlarından yardım alabilir.' biçimindeki soncümlesinin,
5) 'Cumhurbaşkanına tutanağın verilmesi ve andiçme töreni'başlıklı 21. maddesinin birinci cümlesinin 'Seçilen Cumhurbaşkanı adınadüzenlenen tutanak, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda, Türkiye BüyükMillet Meclisi Başkanı tarafından verilir'' bölümünün,
6) Geçici 1. maddesinin,
Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 6., 10., 11., 67., 68., 78., 79.,101., 102., 106. ve 175. maddelerine aykırılığı savıyla iptallerine veyürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi istemidir.
II- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen Yasa Kuralları
19.1.2012 günlü, 6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu'nuniptali istenen ibare ve cümlelerin de yer aldığı kurallar şöyledir:
'Seçimin geri bırakılması
MADDE 5- (1) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından savaşsebebiyle yeni seçimlerin yapılmasına imkân görülmediğine dair karar verilmesihâlinde, Cumhurbaşkanı seçimi bir yıl geriye bırakılır.
(2) Geri bırakma sebebi ortadan kalkmamışsa, erteleme kararındakiusule göre bu işlem tekrarlanabilir.
Adayların görevden ayrılması ve göreve dönmesi
MADDE 11- (1) Cumhurbaşkanı adayıgösterilen hâkimler ve savcılar, yüksek yargı organları mensupları,yüksek öğretim kurumlarındaki öğretim elemanları, Yükseköğretim Kurulu, Radyove Televizyon Üst Kurulu üyeleri, kamu kurumu ve kuruluşlarının memurstatüsündeki görevlileri ile yaptıkları hizmet bakımından işçi niteliğitaşımayan diğer kamu görevlileri, belediye başkanları ve subaylar ileastsubaylar, siyasi partilerin il ve ilçe yönetim kurulu başkan ve üyeleri ilebelediye meclisi üyeleri, il genel meclisi üyeleri, kamu kurumu niteliğindekimeslek kuruluşları ile sendikalar, kamu bankaları ile üst birliklerin vebunların üst kuruluşlarının ve katıldıkları teşebbüs veya ortaklıkların yönetimve denetim kurullarında görev alanlar, aday listesinin kesinleştiği tarihitibarıyla görevlerinden ayrılmış sayılır. Bu durum Yüksek Seçim Kurulunca adaygösterilenin bağlı bulunduğu bakanlığa veya kuruma derhal bildirilir.
(2) Yüksek mahkeme üyeleri, hâkimler, savcılar ve bu meslektensayılanlar ile subay ve astsubaylar hariç olmak üzere, Cumhurbaşkanı adayıgösterilen Devlet memurları ve diğer kamu görevlileri, adaylığı veya seçimikaybetmeleri hâlinde, Yüksek Seçim Kurulunca Cumhurbaşkanının seçildiğinin ilânedilmesini takip eden bir ay içinde müracaat etmeleri kaydıyla eski görevlerineveya kazanılmış hak aylık derecelerindeki başka bir göreve dönebilirler.
Propaganda
MADDE 13- (1) Propaganda dönemi, adaylistesinin kesinleştiği gün başlar ve oylamaların yapılacağı günden önceki günsaat 18.00'de sona erer.
(2) Propaganda döneminde, Türkiye Radyo ve Televizyonlarındayapılacak propaganda yayınlarının tam bir tarafsızlık ve eşitlik içindeyapılması, Yüksek Seçim Kurulu ile Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu tarafındansağlanır.
(3) Adayların, özel radyo ve televizyonlardaki propagandakonuşmalarında, süre ile ilgili sınırlamalar dışında, 298 sayılı Kanunun ilgilihükümleri uygulanır.
(4) Propaganda döneminde Başbakan, bakanlar ve milletvekilleriyleilgili yasaklara ilişkin hükümler dâhil olmak üzere propagandaya dair diğerhususlarda 298 sayılı Kanun hükümleri kıyasen uygulanır.
Adaylara yardım
MADDE 14- (1) Adaylar, yabancı devletlerden,uluslararası kuruluşlardan, tüzel kişilerden ve Türk uyrukluğunda olmayangerçek kişilerden bağış ve yardım alamazlar.
(2) Adaylar, Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenecek adaylıkbaşvurusu süresi içinde mal bildiriminde bulunmak zorundadır. Seçilenadayın mal bildirimi, seçim sonuçlarının kesinleşmesini müteakip Resmî Gazetedeyayımlanır.
(3) Her bir kişinin adaylara yapabileceği nakdî yardım miktarı,her bir tur için en yüksek Devlet memuruna mali haklar kapsamında fiilenyapılmakta olan her türlü ödemelerin bir aylık brüt tutarını geçemez. Alınanbağış ve yardımlar veraset ve intikal vergisinden müstesnadır. Adaylar ödünçniteliğinde para kabul edemez.
(4) Seçimlerde şeffaflığın sağlanması amacıyla, Yüksek SeçimKurulunca belirlenecek tutarın üzerindeki nakdî yardımlar adayların 'SeçimHesabı' olarak kendileri adına açtıracakları bir banka hesabına yatırılır.Yüksek Seçim Kurulunca belirlenecek tutarın altında kalan nakdî yardımlar isemakbuz karşılığında alınır ve seçim hesabına yatırılır. Alınan bağış veyardımlar sadece seçim harcamalarında kullanılır ve başka bir amaç için tahsisedilemez.
(5) Adaylığın kesinleşmesinden seçim sonuçlarının kesinleşmesinekadar geçen dönemde bağış ve yardımlar ile yapılan harcamalar Yüksek SeçimKurulu tarafından tasdik edilen listelere kaydedilir.
(6) Seçim hesapları ile bağış, yardım ve harcamalara ilişkin bilgive belgeler, seçim sonuçlarının kesinleşmesini izleyen on gün içinde YüksekSeçim Kuruluna sunulur. Yüksek Seçim Kurulu bir ay içinde, seçimhesaplarını inceler ve varsa usulsüzlükleri ve öngörülenlimitlerin aşılıp aşılmadığınıtespit eder. Bu aşamada tespit edileneksikliklerin giderilmesi amacıyla Yüksek Seçim Kurulu tarafından adaylara uygunbir süre verilir. Alınan bağış ve yardımlardan belirtilen limiti aşan miktarile harcanmayan kısım Hazineye intikal ettirilir. Kurul bu göreviyerine getirirken Sayıştaydan ve gerekli görülen diğer ilgili kamukurumlarından yardım alabilir.
(7) Yüksek Seçim Kurulunca yapılan inceleme sonuçları kesin olup,incelemenin tamamlanmasını müteakip bir ay içinde ilân edilir.
(8) Aday, Yüksek Seçim Kuruluna önceden bildirmek şartıyla, seçimhesapları ile gelir ve harcamalara ilişkin bilgi ve belgelerin kaydageçirilmesi ve ibrazına ilişkin hususlarda 1/6/1989 tarihli ve 3568 sayılıSerbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununa göre yetkialmış meslek mensuplarından veya avukatlardan birini ya da birkaçını yetkilikılabilir. Bu durumda, yetkilendirilen meslek mensubu, yukarıda belirtilenhususların yerine getirilmemesi veya eksik yerine getirilmesinde ilgili mevzuathükümlerine göre sorumlu tutulur.
(9) Aday tarafından verilecek mal bildiriminin usul ve esasları,adaylar tarafından kullanılacak listelerin şekil, içerik ve tasdiki,makbuzların şekil ve içeriği, bastırılması, bağış ve yardımların alınması,kayda geçirilmesi, harcanması, harcanmayan ya da bağış sınırını aşan kısmınHazineye intikali ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esaslarYüksek Seçim Kurulunca belirlenir.
Cumhurbaşkanına tutanağın verilmesi ve andiçme töreni
MADDE 21- (1) Seçilen Cumhurbaşkanıadına düzenlenen tutanak, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda, TürkiyeBüyük Millet Meclisi Başkanı tarafından verilir ve aynı oturumdaandiçme töreni yapılır. Bu oturum, eski Cumhurbaşkanının görev süresinindolduğu gün, makamın başka bir sebeple boşalması hâlinde ise seçim sonuçlarınınkesinleşmesinden itibaren üç gün içinde gerçekleştirilir.
GEÇİCİ MADDE 1- (1) Onbirinci Cumhurbaşkanının görev süresi yediyıldır.
(2) 31/5/2007 tarihli ve 5678 sayılı Türkiye CumhuriyetiAnayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun yürürlüğegirdiği tarihten önce seçilen Cumhurbaşkanları, iki defa seçilememeleri kuralıdâhil, Anayasanın değişiklik öncesi hükümlerine tabidir.'
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Dava dilekçesinde, Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 6., 10.,11., 67., 68., 78., 79., 101., 102., 106. ve 175.maddelerine dayanılmıştır.
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca, HaşimKILIÇ, Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN,Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, EnginYILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI ve ErdalTERCAN'ın katılımlarıyla yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurmaisteminin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına, 30.3.2012 günündeOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve ekleri, Anayasa Mahkemesi Raportörü Ali RızaÇOBAN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, iptali istenilen Yasakuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasamabelgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Kanun'un 5. Maddesininİncelenmesi
Dava dilekçesinde, savaş sebebiyle seçimlerin bir yıl geriyebırakılmasına ilişkin kuralın anayasal dayanağının bulunmadığı, bu nedenleAnayasa'nın 6. maddesine aykırı olduğu, ayrıca Anayasa'nın 78. maddesindeTürkiye Büyük Millet Meclisi seçimlerinin savaş sebebiyle ertelenmesine kararverilebileceği belirtilmişken iptali istenilen kuralda 'ertelenir' denilmekleTürkiye Büyük Millet Meclisinin iradesinin ortadan kaldırıldığı bu nedenlekuralın Anayasa'nın 78. maddesine aykırı olduğu, diğer taraftanCumhurbaşkanının seçimini düzenleyen Anayasa'nın 102. maddesinde seçimleringeri bırakılmasına ilişkin bir hüküm bulunmamasına rağmen iptali istenilenhükmün, Anayasa'da Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimlerinin geri bırakılmasınailişkin son derece istisnaî bir kuralı Cumhurbaşkanlığı seçimine teşmil edipAnayasa değişikliği yoluyla yapılması gereken bir düzenlemeyi kanun yoluylayaptığı belirtilerek düzenlemenin Anayasa'nın 102. maddesine aykırı olduğuileri sürülmüştür. Ayrıca Anayasa'nın 106. maddesinde Cumhurbaşkanlığınınboşalması hâlinde Cumhurbaşkanlığına Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanınınvekâlet etmesi öngörülmüş olmasına rağmen savaş hâlinde seçimlerinertelenmesine olanak tanıyan 6271 sayılı Kanun'un 5. maddesinin bu maddeye deaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İptali istenilen kural Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafındansavaş sebebiyle yeni seçimlerin yapılmasına imkân görülmediğine dair kararverilmesi hâlinde, Cumhurbaşkanı seçiminin bir yıl geriye bırakılmasına, biryılın sonunda geri bırakma sebebi ortadan kalkmamışsa aynı usulle tekrarerteleme kararı verilmesine imkân tanımaktadır.
Anayasa'nın 102. maddesinde Cumhurbaşkanı seçimine ilişkin temelhususlar düzenlenmiş ve son fıkrada Cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin usûl veesasların kanunla düzenleneceği hükmüne yer verilmiştir. Ayrıca maddedeCumhurbaşkanı göreve başlayıncaya kadar görev süresi dolan Cumhurbaşkanınıngörevinin devam edeceği hükme bağlanmıştır. Dolayısıyla Anayasa koyucu yeniCumhurbaşkanının seçilememesini bir boşalma hali olarak değerlendirmemiş ve bunedenle de görev süresi bitmiş olsa bile yeni seçilen Cumhurbaşkanı görevebaşlayıncaya kadar eski Cumhurbaşkanının görevine devam etmesini Anayasa'nın102. maddesinde hüküm altına almıştır. Bu nedenle savaş ya da başka birnedenden kaynaklanan bir zaruret hâlinde seçimlerin fiilen yapılamamasıdurumunda herhangi bir erteleme kararı olmasa da süresi biten Cumhurbaşkanıgörev yapmaya devam edecektir.
Anayasa'nın 102. maddesinde savaş sebebiyle seçimlerinertelenmesine ilişkin bir hüküm yer almamaktaysa da savaş gibi milletinvarlığının tehlike altında olduğu bir dönemde serbest seçimlerin yapılmasıimkânı bulunmasa da her durumda yapılması gerektiği söylenemez. Maddenin sonfıkrasında yer alan Cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin usûl ve esasların kanunladüzenleneceği hükmüne dayanarak kanun koyucunun Cumhurbaşkanı seçimine ilişkindiğer hususların yanı sıra savaş gibi bir mücbir sebep nedeniyle seçiminyapılmasına imkân bulunmayan hâllerde seçimin ertelenmesini düzenlemesindeAnayasa'ya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle kural Anayasa'nın 102. maddesine aykırıdeğildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Osman Alifeyyaz PAKSÜT bu görüşe katılmamıştır.
Kuralın, Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 6., 78. ve 106. maddeleriyleilgisi görülmemiştir.
B- Kanun'un 11. Maddesinin(1) Numaralı Fıkrasının Birinci Cümlesinin İlgili Bölümününİncelenmesi
Dava dilekçesinde iptali istenilen kuralda kamu görevlileri ilesiyasi kuruluşlarda, bankalarda ve sivil toplum kuruluşlarında çalışan diğerbazı kişilerin Cumhurbaşkanı seçimlerinde aday olmaları halinde adaylığınkesinleştiği tarihten itibaren görevlerinden ayrılmalarının zorunlu tutulduğu,buna karşılık yeniden aday olan Cumhurbaşkanı ile Başbakan ve Bakanlar içinböyle bir zorunluluğun öngörülmediği, görevden çekilme zorunluluğunun sebebininbu kişilerin görevleri nedeniyle sahip oldukları imkânlardan seçimkampanyalarında yararlanarak diğer adaylara karşı avantaj sağlamalarınınönlenmesi ise bu mahzurun mevcut Cumhurbaşkanı ile Başbakan ve Bakanlar için degeçerli olduğu belirtilerek kuralın Anayasa'nın 2., 10. ve 11. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İptali istenen kuralın da yer aldığı 11. maddede kamugörevlilerinin Cumhurbaşkanı seçimine katılma esasları belirlenmiştir. Bunagöre yargı mensupları, üniversite öğretim elemanları, YükseköğretimKurulu ve Radyo ve Televizyon Üst Kurulu üyeleri, siyasi partilerin il ve ilçeyöneticileri, belediye başkanları ile belediye ve il genel meclisiüyeleri, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, sendikalar ve kamubankalarının yönetim kurulları üyelerinin cumhurbaşkanlığına aday olmalarıhalinde aday listesinin kesinleştiği tarih itibariyle görevlerinden ayrılmışsayılacakları hüküm altına alınmıştır. Ayrıca maddede bu kişilerinseçimlerden sonra görevlerine geri dönmeleri ve geri dönme hakkından istisnatutulanlar düzenlenmiştir.
Anayasa'nın 10. maddesinde eşitlik ilkesi düzenlenmiştir. AnayasaMahkemesinin yerleşik içtihadına göre 'eşitlik' ilkesi ile eylemli değil,hukukî eşitlik öngörülmüş olup, eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunankişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrımyapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumdabulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak hukuk karşısındaeşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin her yöndenaynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler,kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir.Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlıtutulursa Anayasa'da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.
Anayasa'nın 76. maddesinde milletvekili seçimleriyle ilgili olarakaday olan kamu görevlilerine görevden çekilme zorunluluğu getirilmiştir. Benzeryükümlülükler diğer seçim kanunlarında da yer almaktadır. Seçimlerde aday olankamu görevlileri ile siyasi partilerin, sivil toplum örgütleri ve özel sektörkuruluşlarının bazı yöneticilerinin görevlerinden çekilme zorunluluğugetirilmesinin nedeninin bir taraftan seçim sürecinde kamu hizmetlerininaksamasını engellemek, diğer taraftan bu kişilerin görevleri sebebiyle sahipoldukları imkânları seçim sürecinde kullanarak diğer adaylara karşı avantajsağlamalarını engellemek olduğu anlaşılmaktadır.
Anayasa'nın 114. maddesinde Türkiye Büyük Millet Meclisiseçimlerinden önce Adalet, İçişleri ve Ulaştırma bakanlarının görevlerindençekilmeleri öngörülmekle birlikte diğer Bakanlar ve Başbakan açısından böylebir çekilme yükümlülüğü getirilmemiştir. Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bakanlarınaday olmaları halinde görevden çekilme zorunluluğu getirilmemiş olmasının bukişilerin görevlerinin niteliğinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Kanunkoyucunun Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bakanların görevlerinden ayrılmaları ve bugörevlerin geçici olarak başkaları tarafından yürütülmesinin, seçim dönemindeaksaklıklara neden olabileceğini gözeterek tercihini dava konusu kuraldoğrultusunda kullanması takdir yetkisi içindedir.
Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bakanların diğer kamu görevlileri ileaynı hukuksal durumda oldukları söylenemeyeceğinden bu kişiler bakımındanCumhurbaşkanlığına aday olmaları halinde görevden çekilme zorunluluğugetirilmemiş olmasında eşitlik ilkesine aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle kural Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerineaykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın, Anayasa'nın 11. maddesi ile ilgisi görülmemiştir.
C- Kanun'un 13. Maddesinin(2) Numaralı Fıkrasında Yer Alan '' ile Türkiye Radyo ve TelevizyonKurumu'' İbaresinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, Cumhurbaşkanı seçimlerinde Türkiye Radyo veTelevizyon Kurumuna görev veren dava konusu kuralın Anayasa'da yer alanseçimlerin yargı organlarının gözetim ve denetimi altında yapılacağı ilkesiylebağdaşmadığı gibi, böyle bir hükmün Kanun'a konulmasının Türkiye BüyükMillet Meclisi açısından kaynağını Anayasa'dan almayan bir yetki kullanımıanlamına geleceği belirtilerek kuralın Anayasa'nın 6., 67. ve 79. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kanun'un 'Propaganda' kenar başlıklı 13. maddesinde, Cumhurbaşkanıseçimi sürecinde uygulanacak propaganda dönemi, propaganda döneminde adaylarınTürkiye Radyo ve Televizyonlarından yapılacak propaganda yayınlarından eşit birşekilde yararlanmasının güvence altına alınması, propaganda yasakları vepropagandaya ilişkin diğer hususlar düzenlenmektedir. İptali istenen ibareninde yer aldığı ikinci fıkrada ise propaganda döneminde, Türkiye Radyo veTelevizyonlarında yapılacak propaganda yayınlarının tam bir tarafsızlık veeşitlik içinde yapılmasının, Yüksek Seçim Kurulu ile Türkiye Radyo veTelevizyon Kurumu tarafından sağlanacağı hükme bağlanmıştır.
Anayasa'nın 67. maddesinin ikinci fıkrası ile 79. maddesininbirinci fıkrasında seçimlerin yargı organlarının genel yönetim ve denetimialtında yapılacağı hükmü yer almaktadır. Seçimlerin yargı organlarının yönetimve denetimi altında yapılmasını öngören kuralların amacı seçimlerin dürüstlükiçinde ve Anayasa'nın 67. maddesinde yer alan ilkelere uygun bir şekildeyapılmasını güvence altına almaktır.
İptali istenen kuralla Cumhurbaşkanı seçimi sürecinde propagandadöneminde, Türkiye Radyo ve Televizyonlarında yapılacak propaganda yayınlarınıntam bir tarafsızlık ve eşitlik içinde yapılması hususunda Yüksek SeçimKurulunun yanı sıra Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumuna da ödev yüklenmiştir.Adayların Türkiye Radyo ve Televizyonlarında yapılacak propaganda yayınlarındantarafsızlık ve eşitlik içinde yararlanabilmesi için yayın süresi, yayın saatleri,yayının yapıldığı kanalın izlenme oranı, yayının kalitesi gibi pek çok faktöründikkate alınarak adaletli bir propaganda yayını imkânı tanınması gerekmektedir.Yayınlara ilişkin belirtilen hususlarda uzman kuruluş Türkiye Radyo veTelevizyon Kurumu olduğundan propaganda adaletinin sağlanmasında Yüksek SeçimKurulunun yanı sıra Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumuna da ödev yüklendiğianlaşılmaktadır. Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu bu yayınların planlayıcısıve uygulayıcısı olduğundan, propaganda yayınlarının düzenlenmesinde adaletinsağlanması ödevinin doğrudan muhatabıdır. İptali istenilen kural ile YüksekSeçim Kurulunun denetim ve gözetim yetkilerine herhangi bir sınırlamagetirilmemiştir. Yüksek Seçim Kurulu, Cumhurbaşkanı adaylarının Türkiye Radyo veTelevizyonlarında yapılan propaganda yayınlarından eşitlik ve tarafsızlıkilkelerine uygun olarak yararlanıp yararlanmadığını denetleme ve herhangi biraksaklık tespit etmesi hâlinde kanuni yetkilerini kullanma konusunda herhangibir sınırlamaya tâbi tutulmamıştır. Bu nedenle Türkiye Radyo ve TelevizyonKurumuna propaganda yayınlarının tam bir tarafsızlık ve eşitlik içindeyapılması hususunda ödev yüklenmesinde seçimlerin yargının yönetimi ve denetimialtında yapılması ilkesine aykırılık yoktur.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 67. ve 79. maddelerineaykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın, Anayasa'nın 6. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
D- Kanun'un 14. Maddesininİncelenmesi
1- (2) Numaralı Fıkranın 'Seçilen adayınmal bildirimi, seçim sonuçlarının kesinleşmesini müteakip Resmi Gazete'deyayımlanır.' Biçimindeki Son Cümlesi
Dava dilekçesinde, Cumhurbaşkanı seçiminde adayların malbildiriminde bulunmalarının temel nedeninin finansal şeffaflığı sağlamak olduğuve bu şeffaflığın ancak adayların seçimden önce bildirimde bulunmaları halindesağlanabileceği belirtilerek iptali istenen kuralda öngörüldüğü gibi malbildiriminin seçimden sonra yayınlanmasının şeffaflığı sağlamaktan uzak olduğu,bu nedenle kuralın Anayasa'nın 67., 68. ve 79. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
Kanun'un 14. maddesinin (2) numaralı fıkrasında Cumhurbaşkanıseçimine katılan adayların mal bildiriminde bulunması düzenlenmiştir. Kural,adayların, Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenecek adaylık başvuru süresiiçinde mal bildiriminde bulunmalarını zorunlu tutmuştur. İptali istenen kuraldaise seçim sonuçlarının kesinleşmesinden sonra seçimi kazanarak Cumhurbaşkanıseçilen adayın mal bildiriminin, Resmî Gazete'de yayımlanması öngörülmüştür.
Anayasa'nın 67. maddesinde seçimler ve halkoylamasının serbest,eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre, yargıyönetim ve denetimi altında yapılacağı öngörülmektedir. Anayasa'nın 68. maddesiise siyasi parti özgürlüğünü düzenlemektedir. Anayasa'nın 79. maddesindeseçimlerin yargı organlarının genel yönetim ve denetimi altında yapılacağıbelirtilerek Yüksek Seçim Kurulunun oluşumu ve yetkileri düzenlenmektedir. Bumaddelerden hiçbirisinde seçim kampanyalarının finansal şeffaflığına ilişkinbir hüküm bulunmamaktadır. Anayasa'nın 67. maddesinde yer alan ve demokratikseçimin unsurlarını oluşturan ilkelerin bütününden seçim kampanyalarınınşeffaflığının sağlanması gerekliliği çıkarılabilirse de bu şeffaflığın nasılsağlanacağını belirlemek önemli ölçüde yasama organının takdir yetkisiiçindedir. Kanun'un 14. maddesinin gerekçesinden bu kuralın getirilmesinintemel nedeninin bu şeffaflığı sağlama düşüncesi olduğu anlaşılmaktadır. Ancakkural tüm adayların mal bildiriminin seçimden önce yayımlanmasını değil,yalnızca seçimi kazanarak Cumhurbaşkanı seçilen kişinin mal bildiriminin seçimdensonra yayımlanmasını öngörmektedir. Bu düzenlemeden kanun koyucunun amacınınadayların mal varlığı üzerinden bir seçim propagandası yapılmasını sağlamakdeğil, Cumhurbaşkanı seçilen kişinin mal varlığının kamuoyu tarafındanöğrenilmesine ve Cumhurbaşkanlığı süresince meydana gelecek değişikliklerindenetimine imkân vererek kamu yönetiminde açıklığı ve demokratik hesapverebilirliği sağlamak olduğu anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 67. maddesine aykırıdeğildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 68. ve 79. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
2- (3) Numaralı Fıkranın 'Alınanbağış ve yardımlar veraset ve intikal vergisinden müstesnadır. Adaylar ödünçniteliğinde para kabul edemez.' Biçimindeki İkinci veÜçüncü Cümleleri
Dava dilekçesinde, genel olarak adayların gerçek kişilerden yardımalmasına izin veren bir sistemin geleneklerimize aykırı olduğu ve bununCumhurbaşkanı seçilen kişi ile yardım edenler arasında bazı çıkar ilişkilerineyol açacağı belirtilerek kuralların Anayasa'nın 6., 67., 68., 79., 101. ve 102.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kanun'un 14. maddesinin (3) numaralı fıkrasında adaylara yapılacaknakdi yardımların miktarı ve bunların tâbi olduğu esaslar düzenlenmiştir. Herbir kişinin adaylara yapabileceği nakdî yardım miktarının, her bir tur için enyüksek Devlet memuruna malî haklar kapsamında fiilen yapılmakta olan her türlüödemelerin bir aylık brüt tutarını geçemeyeceği öngörülmüştür. İptali istenenkuralda ise alınan bağış ve yardımların veraset ve intikal vergisinden müstesnaolduğu ve adayların ödünç niteliğinde para kabul edemeyeceği hükmebağlanmıştır. Devam eden fıkralarda ise seçim hesaplarında toplanan paralarınyalnızca seçim harcamalarında kullanılacağı ve başka bir amaca tahsisedilemeyeceği ve harcanmayan kısmın Hazineye intikal ettirileceğibelirtilmiştir.
Anayasa'nın 6. maddesinde egemenlik yetkisi, 67. maddesindeseçimler ve halkoylamasının serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açıksayım ve döküm esaslarına göre, yargı yönetim ve denetimi altında yapılacağı,68. maddesinde siyasi parti özgürlüğü, 79. maddesinde seçimlerin yargıorganlarının genel yönetim ve denetimi altında yapılacağı belirtilerek YüksekSeçim Kurulunun oluşumu ve yetkileri, 101. maddesinde Cumhurbaşkanınınnitelikleri ve tarafsızlığı, 102. maddesinde ise Cumhurbaşkanının seçimidüzenlenmektedir.
Vergilendirme Devletin temel yetkilerinden biri olup hangi gelirve varlıklardan ne ölçüde vergi alınacağını ya da alınmayacağını belirlemekyasama organının takdir yetkisi içindedir. Diğer taraftan adayların ödünçniteliğinde para kabul etmesini yasaklayan kuralın amacının adayların seçimkampanyası döneminde yüksek meblağlarda borçlanmasını önleyerek, özellikleCumhurbaşkanı seçilen kişinin tarafsızlığını ve bağımsızlığını güvence altınaalmak olduğu anlaşılmaktadır. Büyük miktarlarla borçlanarak Cumhurbaşkanıseçilen bir kişinin alacaklılarının baskısı altında tam bir bağımsızlıklahareket etmesi zorlaşacaktır. Bu nedenle Kanun seçim sürecinde yalnızca bağışyapılmasına olanak tanımış ve bu bağışların şeffaflığını sağlamak amacıyla hembağış miktarına bir tavan öngörmüş hem de Yüksek Seçim Kurulu tarafındanbelirlenecek miktarın üzerindeki bağışların bankada açılan seçim hesabınayatırılmasını zorunlu tutmuştur.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'ya aykırı değildir. İptalisteminin reddi gerekir.
Kuralın, Anayasa'nın 6., 67., 68., 79., 101. ve 102. maddeleri ileilgisi görülmemiştir.
3- (4) Numaralı Fıkranın 'Alınanbağış ve yardımlar sadece seçim harcamalarında kullanılır ve başka bir amaçiçin tahsis edilemez.' Biçimindeki SonCümlesi
Dava dilekçesinde, genel olarak adayların gerçek kişilerden yardımalmasına izin veren bir sistemin geleneklerimize aykırı olduğu ve bununCumhurbaşkanı seçilen kişi ile yardım edenler arasında bazı çıkar ilişkilerineyol açacağı belirtilerek 14. maddede yer alan düzenlemeler bir bütün olarakdikkate alındığında kuralın Anayasa'nın 6., 67., 68., 79., 101. ve 102.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kanun'un 14. maddesinin (4) numaralı fıkrasında seçimlerdefinansal şeffaflığın sağlanması amacıyla, Yüksek Seçim Kurulunca belirlenecektutarın üzerindeki nakdî yardımların adayların 'seçim hesabı' olarak kendileriadına açtıracakları bir banka hesabına yatırılması öngörülmüştür. Yüksek SeçimKurulunca belirlenecek tutarın altında kalan nakdî yardımların ise makbuzkarşılığında alınarak seçim hesabına yatırılması düzenlenmiştir. İptali istenenson cümlede alınan bağış ve yardımların sadece seçim harcamalarındakullanılacağı ve başka bir amaç için tahsis edilemeyeceği hükme bağlanmıştır.Cumhurbaşkanı seçimi sürecinde kişiler tarafından adaylara yapılan bağışlarınseçim çalışmaları dışında kullanılması yasaklanmıştır. Anılan maddenin (6)numaralı fıkrasında ise seçim hesabında toplanan paralardan harcanmayan kısmınHazineye intikal ettirileceği öngörülmüştür.
Anayasa'nın 6. maddesinde egemenlik yetkisi, 67. maddesindeseçimler ve halkoylamasının serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açıksayım ve döküm esaslarına göre, yargı yönetim ve denetimi altında yapılacağı,68. maddesinde siyasi parti özgürlüğü, 79. maddesinde seçimlerin yargıorganlarının genel yönetim ve denetimi altında yapılacağı belirtilerek YüksekSeçim Kurulunun oluşumu ve yetkileri, 101. maddesinde Cumhurbaşkanınınnitelikleri ve tarafsızlığı, 102. maddesinde ise Cumhurbaşkanının seçimi düzenlenmektedir.
Kanun'un 14. maddesinde Cumhurbaşkanı seçimine ilişkinkampanyaların finansmanı konusunda kamu finansmanına yer vermeyen ancak özelkişilerin yardımına olanak tanıyan bir sistem benimsenmiştir. Özel kişilertarafından yapılan bağışların toplandığı seçim hesaplarında biriken paralarınseçim çalışmaları dışında kullanılmasının yasaklanmasının, bağışların amacınauygun şekilde kullanılmasını güvence altına almaya ve seçim yardımı adı altındabaşka amaçlarla para transferi yapılmasını önlemeye yönelik olduğuanlaşılmaktadır. Özel kişiler tarafından yapılan yardımlar yoluyla seçimhesaplarında toplanan paraların seçim çalışmaları dışında kullanılmasınıyasaklayan hükmün seçim kampanyalarının finansmanının şeffaflığını veseçimlerin dürüstlüğünü sağlama amacına yönelik olduğu görülmektedir.
Açıklanan nedenlerle seçim kampanyalarının şeffaflığının nasılsağlanacağını belirlemek yasama organının takdir yetkisi içindedir. Kural,Anayasa'nın 67. maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın, Anayasa'nın 6., 68., 79., 101. ve 102. maddeleri ileilgili görülmemiştir.
4- (6) Numaralı Fıkranın
a- Birinci Cümlesinde Yer Alan '' seçimsonuçlarının kesinleşmesini izleyen on gün içinde '' İbaresi
Dava dilekçesinde, seçim hesaplarına ilişkin denetimin seçimdensonra yapılmasının Kanun'un amacı olan şeffaflığı sağlayamayacağı belirtilerekseçim hesapları ile bilgi ve belgelerin seçim sonuçlarının kesinleşmesindensonra on gün içinde Yüksek Seçim Kuruluna sunulmasını öngören hükmün seçimlerdeşeffaflığın sağlanması ilkesi ile çeliştiği ve kuralın Anayasa'nın 67., 68. ve79. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kanun'un 14. maddesinin (6) numaralı fıkrasında seçim hesaplarıile bağışların ve harcamaların Yüksek Seçim Kurulu tarafından denetlenmesiöngörülmektedir. Fıkranın birinci cümlesinde bu amaçla seçim hesapları, bağışve harcamalara ilişkin bilgi ve belgelerin seçim sonuçlarının kesinleşmesiniizleyen on gün içinde Yüksek Seçim Kuruluna sunulması hükme bağlanmıştır.
Anayasa'nın 67. maddesinde seçimler ve halkoylamasının serbest,eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre, yargıyönetim ve denetimi altında yapılacağı öngörülmektedir. Anayasa'nın 68. maddesiise siyasi parti özgürlüğünü düzenlemektedir. Anayasa'nın 79. maddesindeseçimlerin yargı organlarının genel yönetim ve denetimi altında yapılacağıbelirtilerek Yüksek Seçim Kurulunun oluşumu ve yetkileri düzenlenmektedir.
İptali istenen kuralda seçim hesaplarının denetiminin seçimsonuçlarının kesinleşmesinden sonra yapılması öngörülmüştür. Bu kuralınamacının da seçim hesaplarının şeffaflığını sağlamak olduğu anlaşılmaktadır. Buşeffaflığın nasıl sağlanacağını belirlemek yasama organının takdir yetkisi içindedir.
Açıklanan nedenlerle kural Anayasa'nın 67. maddesine aykırıdeğildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın, Anayasa'nın 6., 68., 79., 101. ve 102. maddeleri ileilgisi görülmemiştir.
b- İkinci Cümlesinde Yer Alan '' seçimhesaplarını inceler ve varsa'' ve '' ve limitlerin aşılıpaşılmadığını...' İbareleri
Dava dilekçesinde Anayasa'nın 79. maddesinde Yüksek Seçim Kurulunaseçim hesaplarını denetleme yetkisi tanınmadığı belirtilerek Yüksek SeçimKuruluna seçim hesaplarını denetleme yetkisi tanıyan kuralların, (6) numaralıfıkradaki diğer hükümlerle birlikte Anayasa'nın 6., 67., 68., 79., 101. ve 102.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kanun'un 14. maddesinin (6) numaralı fıkrasında seçim hesaplarınınYüksek Seçim Kurulu tarafından incelenmesi düzenlenmiştir. Bu çerçevede seçiminkesinleşmesinden itibaren on gün içinde bilgi ve belgelerin Yüksek SeçimKuruluna sunulması, Kurulun da bir ay içinde, seçim hesaplarını inceleyerekvarsa usulsüzlükleri ve belirlenen limitlerin aşılıp aşılmadığını tespit etmesiöngörülmüştür.
Anayasa'nın 79. maddesinde Yüksek Seçim Kuruluna, seçimlerinbaşlamasından bitimine kadar düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgilibütün işlemleri yapma ve yaptırma, seçim süresince ve seçimden sonra seçim konularıylailgili bütün yolsuzlukları, şikâyet ve itirazları inceleme ve kesin kararabağlama yetkisi tanınmıştır.
Seçim kampanyasının finansmanının şeffaflığının sağlanmasıseçimlerin demokratik bir şekilde yapılması açısından büyük önem taşımaktadır.Bu nedenle pek çok ülkede seçimin finansmanına ilişkin özel kanunlarçıkarılmıştır. Ülkemizde de 6271 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile bu yöndedüzenlemeler yapılmıştır. Seçimin başlamasından bitimine kadar düzen içindeyönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma, seçimsüresince ve seçimden sonra seçim konularıyla ilgili bütün yolsuzlukları,şikâyet ve itirazları inceleme ve kesin karara bağlama yetkisi Anayasa ileYüksek Seçim Kuruluna verildiğinden seçim hesaplarının denetimi bu yetkilerkapsamındadır. Kaldı ki yasama yetkisi asli bir yetki olup yasama organınınherhangi bir konuda bir yasal düzenleme yapabilmesi için Anayasa tarafındanözel olarak yetkilendirilmiş olmasına gerek yoktur. Bu nedenle bir kanunlaYüksek Seçim Kuruluna seçim hesaplarını denetleme yetkisi tanınabilmesi içinöncelikle böyle bir yetkinin Anayasa tarafından tanınması gerektiği söylenemez.
Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa'nın 79. maddesine aykırıdeğildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralların Anayasa'nın 6., 68., 79., 101. ve 102. maddeleri ileilgisi görülmemiştir.
c- Üçüncü Cümlesinde Yer Alan '' adaylara...' Sözcüğü
Dava dilekçesinde üçüncü cümlede belirtilen düzenlemenin seçimdensonraki bir döneme ait olduğu belirtilerek seçimden sonra adaylık statüsününortadan kalktığı, seçimi kazanan kişinin artık Cumhurbaşkanı statüsükazandığından bahisle düzenlemede 'adaylar' kavramına yer verilmesinin dil veanlatım kurallarına, kanun yapım tekniğine, hukuka ve mantığa ters olduğu gibiAnayasa'nın Cumhurbaşkanı seçimini düzenleyen 101. ve 102. maddelerine deaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kanun'un 14. maddesinin (6) numaralı fıkrasında seçim hesaplarınınYüksek Seçim Kurulu tarafından incelenmesi düzenlenmiştir. Bu çerçevede seçiminkesinleşmesinden itibaren on gün içinde bilgi ve belgelerin Yüksek SeçimKuruluna sunulması, Kurulun da bir ay içinde, seçim hesaplarını inceleyerekvarsa usulsüzlükleri ve öngörülen limitlerin aşılıp aşılmadığını tespit etmesiöngörülmüştür. Bu aşamada Yüksek Seçim Kurulu tarafından bir eksiklik tespitedilmesi halinde tespit edilen eksikliklerin giderilmesi amacıyla adaylarauygun bir süre verilmesi hükme bağlanmıştır.
Anayasa'nın 101. maddesinde Cumhurbaşkanı adayı olma koşulları,aday gösterme usulü, Cumhurbaşkanının görev süresi ve tarafsızlığı, 102.maddesinde ise Cumhurbaşkanı seçimi düzenlenmektedir.
Kanun'un 14. maddesinin (6) numaralı fıkrasında seçim hesaplarınınYüksek Seçim Kurulu tarafından denetlenmesi öngörülmüştür. İptali istenenkelimenin bulunduğu üçüncü cümlede de Yüksek Seçim Kuruluna sunulan belge vebilgilerde eksiklik bulunması hâlinde, bu eksikliğin giderilmesi için belli birsüre verilmesi düzenlenmiştir. Söz konusu denetim seçimden sonra yapılmış olsada seçim sürecinde yapılan bağışlar ve harcamalara ilişkin bilgi ve belgelerüzerinden ve seçim öncesindeki işlemlere ilişkin bir denetimdir. Her ne kadarseçim sonuçlarının kesinleşmesiyle adaylık statüsü sona ermekte ve seçimikazanan aday Cumhurbaşkanı statüsü elde etmekteyse de bu kural seçime katılanbütün adaylarla ilgili olduğundan Kanun'da 'aday' kavramına yer verildiğianlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle kural Anayasa'ya aykırı değildir. İptalisteminin reddi gerekir.
Kuralın, Anayasa'nın 101. ve 102. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
d- 'Kurul bu görevi yerine getirirken Sayıştay'dan ve gerekligörülen diğer ilgili kamu kurumlarından yardım alabilir.' BiçimindekiSon Cümlesi
Dava dilekçesinde Anayasa'nın 79. maddesinin ikinci fıkrasındaYüksek Seçim Kurulunun seçim hesaplarını inceleme görevine yer verilmediğibelirtilerek iptali istenen kuralla Yüksek Seçim Kuruluna Anayasada yer almayanbir görev ve kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi verildiğibelirtilerek kuralın Anayasa'nın 6. maddesi ile 79. maddesinin ikinci fıkrasınaaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İptali istenen kural seçim hesaplarının, yardım ve bağışlar ileharcamaların Kanun'a uygunluğunun denetiminde Yüksek Seçim KurulununSayıştaydan ve diğer ilgili kamu kurumlarından yardım almasına imkântanımaktadır.
Anayasa'nın 79. maddesinde Yüksek Seçim Kuruluna seçimlerinbaşlamasından bitimine kadar düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgilibütün işlemleri yapma ve yaptırma, seçim süresince ve seçimden sonra seçimkonularıyla ilgili bütün yolsuzlukları, şikâyet ve itirazları inceleme ve kesinkarara bağlama yetkisi tanınmıştır. Yukarıda açıklandığı gibi seçimhesaplarının denetiminin Yüksek Seçim Kurulunca yapılması ve bu denetimsırasında Sayıştaydan ya da diğer kamu kurumlarından yardım almasınınAnayasa'nın 79. maddesinde yer alan yetkiler kapsamı dışında olduğu söylenemez.Yüksek Seçim Kurulu seçimin başlangıcından sonuna kadar dürüst ve düzenli birşekilde yapılmasını ve yönetimini sağlamaktan sorumlu olduğuna göre seçimkampanyalarının ve bu kampanyaların finansmanının düzenini ve dürüstlüğünüsağlamak üzere seçim hesaplarını denetlemesi ve kendi uzmanlık alanı olmayanhesap denetimi konusunda uzman kamu kuruluşlarından yardım alması doğaldır.Kaldı ki, Anayasa'nın 160. maddesine göre Sayıştayın görevleri arasındakanunlarla verilen inceleme ve denetlemeleri yapmak da bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 79. maddesine aykırıdeğildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın, Anayasa'nın 6. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
E- Kanun'un 21. Maddesinin(1) Numaralı Fıkrasının Birinci Cümlesinde Yer Alan 'SeçilenCumhurbaşkanı adına düzenlenen tutanak, Türkiye Büyük Millet Meclisi GenelKurulunda, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı tarafından verilir''Bölümünün İncelenmesi
Dava dilekçesinde, Kanun'da Cumhurbaşkanlığı seçim tutanaklarınıdüzenleme yetkisi ile tutanağın ayrılarak farklı organlara verilmesininAnayasa'nın 79. maddesinde yer alan Cumhurbaşkanlığı seçim tutanaklarını kabuletme görevinin Yüksek Seçim Kuruluna ait olduğu hükmüne ve Anayasa'nınBaşlangıç'ının dördüncü paragrafında belirtilen kuvvetler ayrılığı ilkesineaykırı olduğu ileri sürülmüştür. Ayrıca kuralın, kanunların Anayasa'ya aykırıolamayacağı ilkesini düzenleyen Anayasa'nın 11. maddesine de aykırı olduğuileri sürülmüştür.
Kanun'un 20. maddesinde seçim sonuçlarının kesinleşmesinden sonraYüksek Seçim Kurulu tarafından seçilen kişi adına bir tutanak düzenleneceğiöngörülmüştür. Kanun'un 21. maddesinde ise Cumhurbaşkanı seçilen kişi adınaYüksek Seçim Kurulunca hazırlanan tutanağın, Türkiye Büyük Millet Meclisindeandiçmesinden önce Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı tarafından seçilenCumhurbaşkanına verilmesi ve andiçme töreni düzenlenmektedir. Ayrıca kuraldaandiçme töreninin ne zaman yapılacağı da hükme bağlanmıştır.
Anayasa'nın 79. maddesinde seçimlerin yargının yönetim ve denetimialtında yapılacağı, bu bağlamda seçimlerin başlamasından bitimine kadar seçimindüzen içinde yönetiminin ve her türlü uyuşmazlığın nihai olarak kararabağlanmasının, seçim tutanaklarını ve Cumhurbaşkanlığı seçimi tutanaklarınıkabul etme görevinin Yüksek Seçim Kuruluna ait olduğu öngörülmüştür.
Kanun'un 'Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılması' başlıklı 20.maddesinde Cumhurbaşkanı seçiminin kesin sonuçları ortaya çıktıktan sonra busonuçların Yüksek Seçim Kurulu tarafından Türkiye Büyük MilletMeclisi Başkanlığına ve Cumhurbaşkanlığına bildirileceği ve seçimi kazananaday adına Cumhurbaşkanı seçildiğine dair bir tutanak düzenleneceği hükmü yeralmaktadır. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı seçimi tutanaklarını kabul etme yetkisiYüksek Seçim Kuruluna aittir. İptali istenen kuralda ise seçilenCumhurbaşkanı Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde andiçmeden önce bututanağın Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı tarafından kendisineverilmesi öngörülmektedir. Tutanağın Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanıtarafından Cumhurbaşkanına verilmesinin Cumhurbaşkanlığı seçiminin yönetimi vedenetimi ile bir ilgisi olmayıp Devletin başı sıfatını kazanan bir kimseyeseçildiğinin resmî olarak bildiriminin o makama en yakın olan ve yokluğunda onavekâlet etme yetkisi bulunan Meclis Başkanı tarafından yapılmasını öngörensembolik ve törensel bir anlam taşımaktadır.
Diğer taraftan, Anayasa'nın 104. maddesine göre Cumhurbaşkanıdevletin başı olup bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletininbirliğini temsil etmektedir. Ayrıca bu madde ile Anayasa'nın uygulanması,Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetme yetkisiCumhurbaşkanına verilmiştir. Anayasa'nın Başlangıç'ının dördüncü paragrafındakuvvetler ayrılığının Devlet organları arasında bir üstünlük sıralaması olmayıpbelli yetki ve görevlerin paylaşılmasından ibaret medeni bir işbölümü veişbirliği olduğu belirtilmektedir. Cumhurbaşkanının nitelikleri dikkatealınarak Cumhurbaşkanı seçilen kişiye, seçildiğine ilişkin tutanağın TürkiyeBüyük Millet Meclis Başkanı tarafından verilmesinin Anayasa'da medeni birişbölümü ve işbirliği şeklinde tanımlanan kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırıbir yönü yoktur.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın Başlangıç'ına ve 79.maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın, Anayasa'nın 11. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
F- Kanun'un Geçici 1.Maddesinin İncelenmesi
1- (1) Numaralı Fıkra
Dava dilekçesinde, Cumhurbaşkanının görev süresinin anayasalmesele olduğu ve bütün Cumhuriyet tarihimiz boyunca Cumhurbaşkanının görevsüresinin Anayasalarda düzenlendiği belirtilerek 2007 yılında 5678sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinin DeğiştirilmesiHakkında Kanun ile Anayasa'nın 101. maddesinde yapılan değişiklikleCumhurbaşkanının görev süresinin 5 yıl olarak öngörüldüğü ve bu konuda kanunladüzenleme yapılmasının mümkün olmadığı belirtilerek kuralın Anayasa'nınBaşlangıç'ı ile 2., 6., 11., 101., 102. ve 175. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
Kanun'un geçici 1. maddesinin (1) numaralı fıkrası OnbirinciCumhurbaşkanının görev süresinin yedi yıl olduğu hükmünü içermektedir. Budüzenlemenin 31.5.2007 günlü, 5678 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının BazıMaddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun'un 4. maddesiyle Anayasa'nın 101.maddesinde yapılan değişiklik sonrasında Onbirinci Cumhurbaşkanının görevsüresine ilişkin olarak doğan tereddütlerin giderilmesi amacıyla getirildiğianlaşılmaktadır. 2007 yılında Onuncu Cumhurbaşkanının görev süresinindolmasından sonra Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini ve görevsüresinin beş yıl olmasını öngören bir anayasa değişikliği teklifi TürkiyeBüyük Millet Meclisinde 31.5.2007 tarihinde kabul edilmiştir. Cumhurbaşkanıtarafından 16.6.2007 tarihinde halkoyuna sunulmak üzere Resmî Gazete'deyayınlanan 5678 sayılı Kanun henüz halkoyuna sunulmadan TürkiyeBüyük Millet Meclisi erken seçim kararı almış ve 22.7.2007 tarihinde yapılan seçimlersonucu oluşan Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 28.8.2007 tarihindeOnbirinci Cumhurbaşkanı seçilmiştir. 21.10.2007 tarihinde yapılan halkoylamasıile 5678 sayılı Kanun kabul edilmiş ve halkoylaması sonuçlarının 31.10.2007tarihli Resmî Gazete'de yayınlanmasıyla yürürlüğe girmiştir.
Onbirinci Cumhurbaşkanının seçildiği tarihte görev süresiAnayasa'nın 101. maddesinde yedi yıl olarak öngörülmüştür. Cumhurbaşkanınınseçildiği tarihte, görev süresini değiştirecek olan kural, Türkiye Büyük MilletMeclisi'nde kabul edilmiş ancak henüz halkoylamasına sunulmamış, dolayısıylahukuken henüz tamamlanmamış ve yürürlüğe girmemiştir. Onbirinci Cumhurbaşkanıseçildikten sonra yürürlüğe giren değişiklikle Cumhurbaşkanının görev süresibeş yıl olarak değiştirilmiştir. İptali istenen kuralın gerekçesinde OnbirinciCumhurbaşkanı'nın görev süresinin kaç yıl olacağı konusundaki tereddüdünortadan kaldırılması amacıyla bu düzenlemenin getirildiği belirtilmiştir.
Anayasa'nın değişik 101. maddesinde Cumhurbaşkanının görevsüresinin beş yıl olduğu hükmü yer almaktadır. Bu hükmün yürürlüğe girmesindensonra halkoyu ile seçilecek cumhurbaşkanları açısından görev süresinin beş yılolduğu konusunda bir kuşku bulunmamaktadır. Ancak aynı şeyi değişiklikyürürlüğe girmeden önce Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilmiş olan OnbirinciCumhurbaşkanının görev süresi bakımından söylemek mümkün değildir.Zira Anayasa'nın önceki 101. maddesinde Cumhurbaşkanının Türkiye BüyükMillet Meclisince yedi yıllık bir süre için seçileceği öngörülmüştür. OnbirinciCumhurbaşkanı bu kurala göre seçilmiş olup seçimiyle birlikte görev süresi debelirlenmiştir. Anayasa değişikliğine ilişkin 5678 sayılı Kanun'da OnbirinciCumhurbaşkanının görev süresine ilişkin özel bir düzenleme yer almadığındanAnayasada yapılan bu değişiklikle Onbirinci Cumhurbaşkanının görev süresininkısaltıldığı sonucuna varılamaz. Görev süresinin kısaltıldığına ilişkin birdüzenleme olmadığına göre Onbirinci Cumhurbaşkanının görev süresi Anayasa'yagöre yedi yıldır. İptali istenen düzenlemede de Onbirinci Cumhurbaşkanının görevsüresinin yedi yıl olduğu vurgulanarak konuya açıklık getirilmiştir.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 101. maddesine aykırıdeğildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Osman Alifeyyaz PAKSÜT ve ZehraAyla PERKTAŞ bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralın, Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 6., 11., 102. ve 175.maddeleri ile ilgisi görülmemiştir.
2- (2) Numaralı Fıkra
Dava dilekçesinde, 5678 sayılı Kanun'la Anayasa'nın 101. ve102. maddelerinin değiştirildiği ve Cumhurbaşkanının seçimi, görev süresi veiki kez seçilebileceğine ilişkin yeni bir statünün öngörüldüğü, Anayasa'nınbelirlediği bu statüde kanunla değişiklik yapılmasının mümkün olmadığıbelirtilerek kuralın mevcut ve eski cumhurbaşkanlarının ikinci kez cumhurbaşkanlığınaaday olmalarını yasaklayarak eşitlik ilkesine aykırı bir şekilde seçilmehakkından mahrum bıraktığı belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 10., 67., 101., ve175. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kanun'un geçici 1. maddesinin (2) numaralı fıkrasında 31.5.2007günlü, 5678 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı MaddelerininDeğiştirilmesi Hakkında Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce seçilenCumhurbaşkanlarının iki defa seçilememeleri dâhil, Anayasa'nın değişikliköncesi hükümlerine tabi oldukları belirtilmektedir. Kuralın temel olarak mevcutve önceki cumhurbaşkanlarının bundan sonra yapılacak cumhurbaşkanlığıseçimlerinde aday gösterilmelerini engellemeyi amaçladığı anlaşılmaktadır.
5678 sayılı Kanun'la değiştirilen Anayasa'nın 101. maddesininikinci fıkrasının bir kimsenin en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebileceğinidüzenleyen hükmü, maddenin eski metninde yer alan bir kimsenin iki defaCumhurbaşkanı seçilmesini yasaklayan kuralı ortadan kaldırmıştır. Yenidüzenleme Cumhurbaşkanı adayı olmaya ilişkin diğer koşulları taşıyanlara ikincikez aday gösterilme hakkını tanımaktadır. Bu hak bakımından Anayasada mevcut veönceki Cumhurbaşkanları açısından herhangi bir istisna öngörülmemiştir. Bunedenle mevcut ve önceki Cumhurbaşkanlarının bu haktan yararlanmaları doğaldır.Ayrıca seçme ve seçilme hakkı Anayasa'nın 67. maddesinde vatandaşlar açısındanbir temel hak olarak öngörülmüştür. Cumhurbaşkanı seçimlerinde aday olma ve oyverme hakkının da bu madde kapsamında temel bir hak olduğu konusunda bir kuşkubulunmamaktadır.
Anayasa değişikliği ile kaldırılan iki defa Cumhurbaşkanı seçilmeyasağının kanunla geçmişe dönük olarak uygulanabilir hale getirilmesi anayasakoyucunun bu konudaki iradesiyle bağdaşmamaktadır. Anayasada iki defaCumhurbaşkanı seçilebilme imkânının öngörülmesi mevcut ve geçmişte bu göreviyapmış olanların seçilme haklarını ileriye dönük olarak olumlu yönde etkileyenbir düzenlemedir. Anayasanın tanıdığı temel bir hakkın kanunla ortadankaldırılması mümkün değildir.
Açıklanan nedenlerle kural Anayasa'nın 67. ve 101. maddelerineaykırıdır. İptali gerekir.
Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN ve Zehra Ayla PERKTAŞ bu sonucafarklı gerekçeyle katılmışlardır.
Kural, Anayasa'nın 67. ve 101. maddelerine aykırı bulunarak iptaledildiğinden Anayasa'nın 10. ve 175. maddeleri yönünden ayrıca incelemeyapılmasına gerek görülmemiştir.
V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
19.01.2012 günlü, 6271 sayılı 'Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu' nun:
A) Geçici 1. maddesinin ikinci fıkrasının yürürlüğünündurdurulması isteminin, koşulları oluşmadığından REDDİNE,
B) 1- 'Seçimin geri bırakılması' başlıklı 5. maddesine,
2- 'Adayların görevden ayrılması ve göreve dönmesi' başlıklı 11.maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin ''hâkimler ve savcılar,yüksek yargı organları mensupları, yüksek öğretim kurumlarındaki öğretimelemanları, Yükseköğretim Kurulu, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu üyeleri, kamukurumu ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri ile yaptıkları hizmetbakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri, belediye başkanlarıve subaylar ile astsubaylar, siyasi partilerin il ve ilçe yönetim kurulu başkanve üyeleri ile belediye meclisi üyeleri, il genel meclisi üyeleri, kamu kurumuniteliğindeki meslek kuruluşları ile sendikalar, kamu bankaları ile üstbirliklerin ve bunların üst kuruluşlarının ve katıldıkları teşebbüs veyaortaklıkların yönetim ve denetim kurullarında görev alanlar'' bölümüne,
3- 'Propaganda' başlıklı 13. maddesinin (2) numaralıfıkrasında yer alan ''ile Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu'' ibaresine,
4- 'Adaylara yardım' başlıklı 14. maddesinin;
a- (2) numaralı fıkrasının 'Seçilen adayın malbildirimi, seçim sonuçlarının kesinleşmesini müteakip Resmî Gazetedeyayımlanır.' biçimindeki son cümlesine,
b- (3) numaralı fıkrasının 'Alınan bağış ve yardımlar veraset veintikal vergisinden müstesnadır. Adaylar ödünç niteliğinde para kabul edemez.'biçimindeki ikinci ve üçüncü cümlelerine,
c- (4) numaralı fıkrasının 'Alınan bağış ve yardımlar sadece seçimharcamalarında kullanılır ve başka bir amaç için tahsis edilemez.' biçimindekison cümlesine,
d- (6) numaralı fıkrasının;
aa- Birinci cümlesinde yer alan '' seçim sonuçlarınınkesinleşmesini izleyen on gün içinde '' ibaresine,
bb- İkinci cümlesinde yer alan '' seçim hesaplarını incelerve varsa '', ''ve öngörülen limitlerin aşılıp aşılmadığını' ' ibarelerine,
cc- Üçüncü cümlesinde yer alan '' adaylara '' sözcüğüne,
dd- 'Kurul bu görevi yerine getirirken Sayıştaydan ve gerekligörülen diğer ilgili kamu kurumlarından yardım alabilir.' biçimindeki soncümlesine,
5- 'Cumhurbaşkanına tutanağın verilmesi ve andiçme töreni'başlıklı 21. maddesinin birinci cümlesinin 'Seçilen Cumhurbaşkanı adınadüzenlenen tutanak, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda, Türkiye BüyükMillet Meclisi Başkanı tarafından verilir'' bölümüne,
6 - Geçici 1. maddesinin birinci fıkrasına,
yönelik iptal istemleri, 15.6.2012 günlü, E. 2012/30, K. 2012/96sayılı kararla reddedildiğinden, bu madde, fıkra, bölüm, cümle, ibare vesözcüklere ilişkin yürürlüğün durdurulması isteminin REDDİNE,
15.6.2012 gününde OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
VI- SONUÇ
19.01.2012 günlü, 6271 sayılı 'Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu' nun:
A- 'Seçimin geri bırakılması' başlıklı 5. maddesininAnayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman AlifeyyazPAKSÜT'ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
B- 'Adayların görevden ayrılması ve göreve dönmesi' başlıklı11. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin ''hâkimler vesavcılar, yüksek yargı organları mensupları, yüksek öğretim kurumlarındaki öğretimelemanları, Yükseköğretim Kurulu, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu üyeleri, kamukurumu ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri ile yaptıkları hizmetbakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri, belediye başkanlarıve subaylar ile astsubaylar, siyasi partilerin il ve ilçe yönetim kurulu başkanve üyeleri ile belediye meclisi üyeleri, il genel meclisi üyeleri, kamu kurumuniteliğindeki meslek kuruluşları ile sendikalar, kamu bankaları ile üstbirliklerin ve bunların üst kuruluşlarının ve katıldıkları teşebbüs veyaortaklıkların yönetim ve denetim kurullarında görev alanlar'' bölümünün,Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
C- 'Propaganda' başlıklı 13. maddesinin (2) numaralıfıkrasında yer alan ''ile Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu'' ibaresininAnayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
D- 'Adaylara yardım' başlıklı 14. maddesinin;
1- (2) numaralı fıkrasının 'Seçilen adayın malbildirimi, seçim sonuçlarının kesinleşmesini müteakip Resmî Gazetedeyayımlanır.' biçimindeki son cümlesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalisteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
2- (3) numaralı fıkrasının 'Alınan bağış ve yardımlar verasetve intikal vergisinden müstesnadır. Adaylar ödünç niteliğinde para kabuledemez.' biçimindeki ikinci ve üçüncü cümlelerinin Anayasa'ya aykırı olmadığınave iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
3- (4) numaralı fıkrasının 'Alınan bağış ve yardımlar sadeceseçim harcamalarında kullanılır ve başka bir amaç için tahsis edilemez.'biçimindeki son cümlesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
4- (6) numaralı fıkrasının;
a- Birinci cümlesinde yer alan '' seçim sonuçlarınınkesinleşmesini izleyen on gün içinde '' ibaresinin Anayasa'ya aykırı olmadığınave iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
b- İkinci cümlesinde yer alan '' seçim hesaplarınıinceler ve varsa '', ''ve öngörülen limitlerin aşılıp aşılmadığını' 'ibarelerinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE,OYBİRLİĞİYLE,
c- Üçüncü cümlesinde yer alan '' adaylara '' sözcüğününAnayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
d- 'Kurul bu görevi yerine getirirken Sayıştaydan vegerekli görülen diğer ilgili kamu kurumlarından yardım alabilir.' biçimindekison cümlesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE,OYBİRLİĞİYLE,
E- 'Cumhurbaşkanına tutanağın verilmesi ve andiçme töreni'başlıklı 21. maddesinin birinci cümlesinin 'Seçilen Cumhurbaşkanı adınadüzenlenen tutanak, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda, Türkiye BüyükMillet Meclisi Başkanı tarafından verilir'' bölümünün Anayasa'ya aykırıolmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
F- Geçici 1. maddesinin;
1- Birinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalisteminin REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Osman AlifeyyazPAKSÜT ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2- İkinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,OYBİRLİĞİYLE,
15.6.2012 gününde karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
KARŞIOY GEREKÇESİ ve FARKLI GEREKÇE
19.11.2012 günlü, 6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu'nunGeçici 1. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, 'Onbirinci Cumhurbaşkanının görevsüresi yedi yıldır' (2) numaralı fıkrasında da '31.5.2007 tarihli ve 5678sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik YapılmasıHakkında Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce seçilen Cumhurbaşkanları, ikidefa seçilememeleri kuralı dahil, Anayasa'nın değişiklik öncesi hükümlerinetabidir' denilmektedir.
Anayasa'nın 31.5.2007 günlü, 5678 sayılı Yasa ile değiştirilen101. maddesinin ikinci fıkrasında, Cumhurbaşkanı'nın görev süresinin beş yılolduğu, bir kimsenin en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebileceğibelirtilmiş, ancak 5678 sayılı Yasada, bu Anayasa değişikliğinin yürürlüğegirdiği sırada, 101. maddenin önceki düzenlemesi uyarınca, Türkiye Büyük MilletMeclisi tarafından yedi yıllık bir süre için seçilmiş bulunan OnbirinciCumhurbaşkanı'nın ne kadar süre ile görev yapacağına ilişkin geçici bir kuralayer verilmemiştir. Buna göre, kamu hukuku alanında genel olarak kişilerinbulunduğu statülerin kazanılmış hak oluşturmadığı ve Cumhurbaşkanı seçilmeninbir hak değil, onurlu bir görev ve bu görevin gerektirdiği yetkileri kullanmaolanağı sağladığı gözetildiğinde, kanunların derhal uygulanması ilkesiuyarınca, Onbirinci Cumhurbaşkanı'nın görev süresinin beş yıla indirilmişolduğunun kabulü gerekir.
Dava konusu kural ile Onbirinci Cumhurbaşkanı'nın görev süresininyedi yıl olarak belirlenmesi, Anayasa'nın konuya ilişkin 101. maddesindeki beşyıllık sürenin, yürürlük tarihinin ertelenmesi, başka bir anlatımla tali kurucuiktidarın bu konudaki iradesinin yasa ile değiştirilmesi sonucunudoğurmaktadır. Anayasa'yı değiştiren tali kurucu iktidarın, OnbirinciCumhurbaşkanı'nın yedi yıl görevde kalmasını istemesi halinde, bunu geçici birkuralla gerçekleştirmesi olanağı varken bu yola başvurmaması, söz konusukuralın derhal uygulanması iradesine sahip olduğunu göstermektedir. Ayrıca,Cumhurbaşkanlığı görev süresine ilişkin genel düzenleme Anayasa'da yer aldığıhalde, bunun istisnasını oluşturan geçici hüküm, yasa ile getirilerek OnbirinciCumhurbaşkanı bakımından Anayasa kuralı değiştirilmiştir. Oysa, bir konuAnayasa'da düzenlenmişse o konudaki geçici kural da ancak Anayasa ilegetirilebilir. Anayasa'da, 5678 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikleoluşturulan veya yeniden düzenlenen statülere ilişkin Geçici hükümlere de aynıYasa'da yer verilmesi bu görüşü doğrulamaktadır.
Sonuç olarak Anayasa'da, genel kurala, geçici kural ile istisnagetirilmesi, Anayasal sorun oluşturmadığı halde, aynı istisnanın yasa ilegetirilmesi, Anayasa'nın üstünlüğü ve bağlayıcılığı ilkesiyle bağdaşmamaktadır.Bu bağlamda, yasa hükmü ile Anayasa buyruğunu etkisiz kılacak her düzenlemeninAnayasa'ya aykırılık oluşturacağında duraksamaya yer yoktur.
Açıklanan nedenlerle dava konusu (1) numaralı fıkranın,Anayasa'nın 2. ve 101. maddelerine aykırı olduğu ve iptali gerektiğidüşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Öte yandan, Geçici 1. maddenin ilk fıkrasının iptali istemininreddine ilişkin çoğunluk görüşü, 'Onbirinci Cumhurbaşkanı, Anayasa'nın 101.maddesinin önceki düzenlemesi uyarınca yedi yıllık bir süre için seçildiğinden,bu tarihteki Anayasal iradenin geçerli olacağı düşüncesine' dayandırılmıştır.Madde'nin (1) numaralı fıkrası yönünden geçerli olan bu görüşün, tutarlılığınıkoruyabilmesi için (2) numaralı fıkrası yönünden de geçerli olması gerektiğikuşkusuzdur. Ancak, (2) numaralı fıkra bakımından bu görüşe itibar edilmemiş,konu, seçme ve seçilme hakkı bağlamında değerlendirilerek Anayasa değişikliğiile getirilen iki defa seçilme hakkından Onbirinci Cumhurbaşkanı'nın dayararlanması gerektiğine karar verilmiştir. Bu durum, görev süresi bakımındanönceki Anayasal iradeye; birden fazla seçilme konusunda ise yeni Anayasaliradeye itibar edilmesi gibi ciddi bir çelişki oluşturduğundan, (2) numaralıfıkranın iptal gerekçesine katılmak olanaklı değildir.
(1) numaralı fıkraya ilişkin karşı oy gerekçesinde açıklandığıgibi, (2) numaralı fıkra bakımından da statü hukukunun gereği olarak, Anayasadeğişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, bu tarihten önce seçilenCumhurbaşkanlarının da iki kez seçilme olanağından yararlanmaları ve yenikurallara tâbi olmaları gerekir.
Dava konusu (2) numaralı fıkra yönünden belirtilen farklı gerekçeile çoğunluk görüşüne katılıyorum.
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
KARŞIOY ve DEĞİŞİK GEREKÇE
6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu GEÇİCİ MADDE 1'in iptaliistenilen birinci ve ikinci fıkraları şöyledir;
'(1) Onbirinci Cumhurbaşkanının görev süresi yedi yıldır.
(2) 31/5/2007 tarihli ve 5678 sayılı Türkiye CumhuriyetiAnayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun yürürlüğegirdiği tarihten önce seçilen Cumhurbaşkanları, iki defa seçilememeleri kuralıdâhil, Anayasanın değişiklik öncesi hükümlerine tabidir.'
Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu'na eklenen bu Geçici Madde ileOnbirinci Cumhurbaşkanı'nın görev süresinin yedi yıl olduğu, 5678sayılı Kanun'un yürürlüğegirdiği tarihten önce seçilen Cumhurbaşkanlarının ise iki defa seçilememelerikuralı dâhil, Anayasa'nın değişiklik öncesi hükümlerine tabi tutulacaklarıhüküm altına alınmıştır.
Anayasa'nın, 101. maddesinin ikinci fıkrasında;
'Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır. Bir kimse en fazlaiki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir'
denilmektedir.
31/5/2007 tarihli ve 5678 sayılı Türkiye Cumhuriyeti AnayasasınınBazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile Anayasa'nın 101.maddesinin ikinci fıkrası değiştirilmiştir. Bu değişiklikle Cumhurbaşkanı'nıngörev süresinin beş yıl olduğu ve bir kimsenin en fazla iki defa Cumhurbaşkanıseçilebileceği genel bir Anayasa kuralı olarak yürürlüğe konulmuş, ancak,Onbirinci Cumhurbaşkanının görev süresi, önceki Cumhurbaşkanlarının iki defaseçilememeleri ve değişiklik öncesi hükümlere tabi tutulmaları konularında, bugenel kurala istisna sayılabilecek her hangi bir geçiş hükmü konulmamıştır.
Anayasa'nın 101. maddesinin ikinci fıkrasında, 5678 sayılıKanun'la yapılan bu değişiklik, kanunların derhal uygulanması gerektiğineilişkin temel hukuk kuralı uyarınca, yayımı tarihinde yürürlüğe girmiş ve bununsonucu olarak değişiklik öncesi Anayasa'daki yedi yıllık süre beş yıla inmiş,ikinci kez seçilme yasağı da kalkmıştır. Değişiklik yapılırken öncekiCumhurbaşkanları ve Onbirinci Cumhurbaşkanı için geçiş hükmüne yer verilmediğiiçin, Onbirinci Cumhurbaşkanı'nın görev süresi beş yıla inmiş, bir kimseninikinci kez Cumhurbaşkanı seçilemeyeceğine ilişkin yasak da kalkmıştır.
6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu GEÇİCİ MADDE 1'in iptaliistenilen birinci ve ikinci fıkraları, Anayasa'nın 101. maddesininikinci fıkrasını, Onbirinci Cumhurbaşkanı ve önceki Cumhurbaşkanlarıyönünden değiştirmek ya da uygulanmasını engellemek isteyen bir Kanunhükmü olduklarında duraksama bulunmamaktadır.
Anayasal kuralların değiştirilmesi ya da bu kurallara geçiş hükmükonulması ancak, Anayasa'nın 175. maddesinde öngörülen 'Anayasanındeğiştirilmesine' ilişkin usulle olabilir. Anayasada yapılacak bu türdeğişikliklerin kanunla gerçekleştirilmeleri 175. maddesine uygunolmayacağı gibi, önceki Cumhurbaşkanlarını da kapsayan bu değişikliğin yinekanunla düzenleme yapılarak önceki Anayasa hükümlerine tabitutulmaları da olanaklı değildir. Aksinin kabulü, Anayasal kurallarınkanunlarla değiştirilmesini olanaklı hale getirir. Bu da Anayasa'da öngörülendemokratik hukuk devletine, egemenliğin millete ait olduğuna, hiçbir organınanayasadan kaynaklanmayan bir yetkiyi kullanamayacağına, kanunların Anayasa'yaaykırı olamayacağına, Anayasa değişikliklerinde izlenmesi gereken yöntemeilişkin temel nitelikteki Anayasal ilkelere ve Anayasa'nın 101. maddesininikinci fıkrasındaki açık hükme aykırılık oluşturur.
İptali istenilen kurallar, açıklanan halleriyle Anayasa'nın 2.,6., 11., 101. ve 175. maddelerine aykırıdır.
İptalleri gerekir.
Bu nedenlerle
6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu GEÇİCİ MADDE 1'in;
1- Birinci fıkrasındaki, on birinci Cumhurbaşkanı'nın görevsüresini yedi yıl olarak düzenleyen kural, Anayasa'nın belirtilen hükümlerineaykırı olduğu ve iptali gerektiği için çoğunluğun redde ilişkinkararına;
2- İkinci fıkrasındaki, önce seçilen Cumhurbaşkanları iki defaseçilememeleri kuralı dâhil, Anayasa'nın değişiklik öncesi hükümlerine tabidirbiçimindeki düzenlemenin de aynı gerekçeyle iptali gerektiği içinçoğunluğun bunun dışındaki iptal gerekçesine;
katılmadım.
Üye
Mehmet ERTEN
KARŞIOY YAZISI
1- 6721 sayılı Kanun'un 5. maddesine ilişkin karşıoy gerekçesi:
Kanun'un 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasında Türkiye BüyükMillet Meclisi (TBMM) tarafından savaş sebebiyle yeni seçimlerin yapılmasınaimkan görülmediğine dair karar verilmesi halinde, Cumhurbaşkanı seçiminin biryıl geriye bırakılacağı; (2) numaralı fıkrasında ise geri bırakma sebebiortadan kalkmamışsa, erteleme kararındaki usule göre bu işlemintekrarlanabileceği öngörülmüştür.
Cumhurbaşkanı adayı olabilmek için gereken nitelikler ve adaygösterilme şekli Anayasa'nın 101. maddesinde gösterilmiş, seçim de 102. maddededüzenlenmiştir. Anayasa'da 12 Eylül 2010 tarihli referandumla kabul edilendeğişikliklerden önce yürürlükte olan ve Cumhurbaşkanı'nın TBMM tarafındanseçilmesini öngören sistemden farklı olarak, yeni düzenlemelerleCumhurbaşkanı'nın halk tarafından seçilmesi esası getirilmiş ve bu seçimdeTBMM'nin rolü aday gösterme aşaması ile sınırlandırılmıştır. Anayasa'nın 101.maddesinin üçüncü fıkrasına göre, Cumhurbaşkanı seçimi için yirmimilletvekilinin teklifi ile aday gösterilebilecek, ayrıca, en son yapılanmilletvekili genel seçimlerinde geçerli oylar toplamı birlikte hesaplandığındayüzde onu geçen siyasi partiler ortak aday gösterebileceklerdir. Buna göre,Cumhurbaşkanlığı için aday gösterilmesi işleminin TBMM ile doğrudan birbağlantısı olmadan gerçekleştirilmesi mümkündür.
6721 sayılı Kanun'un 2. maddesinin (6) numaralı fıkrası ileCumhurbaşkanlığı seçiminin başlamasından bitimine kadar düzen içinde yönetimive dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapmak ve yaptırmak amacıyla gerekliilke kararları almaya, seçimle ilgili olarak Kanunda ve Kanunda sayılan diğerkanunlarda yer alan bütün süreleri gerektiğinde kısaltarak tespit ve ilanaYüksek Seçim Kurulu'nun yetkili olduğu belirtilmiştir. Yüksek Seçim Kurulu,Anayasa'nın 79. maddesinde düzenlenmiş olup, seçimlerin genel yönetim vedenetimi konusunda tam yetkilidir. 6271 sayılı Yasa'nın (6) numaralı fıkrası dabuna paralel olarak düzenlenmiştir.
Anayasa'nın 102. maddesinde 'Cumhurbaşkanlığıseçimi, Cumhurbaşkanının görev süresinin dolmasından önceki altmış gün içinde;makamın herhangi bir sebeple boşalması halinde ise boşalmayı takip eden altmışgün içinde tamamlanır' denilmiş, bu sürelerde herhangi birnedenle erteleme veya değişiklik öngörülmemiş, bir istisna getirilmemiştir.
Mücbir sebep, hukukun evrensel ilkelerindendir. Cumhurbaşkanlığıseçiminin de mücbir sebeple ertelenmesi kuşkusuz akla gelebilir. Savaş hali,mücbir sebeplerden yalnızca bir tanesidir. Türkiye'nin katılmadığı ancakülkemizi de etkileyen nükleer bir savaş veya nükleer bir kazanın yolaçabileceği nükleer bir felaket, büyük illerimizi vurabilecek çok şiddetli birdeprem gibi nedenlerle milyonlarca seçmenin güven içinde ve düzenli olarak oykullanmasının mümkün olamayacağı haller de seçimlerin ertelenmesi için mücbirsebeptir. Bu gibi hallerde Anayasanın verdiği genel yetkiye dayalı olarak,seçim takvimini Yüksek Seçim Kurulunun belirleyeceği açıktır. Savaş hali iseuluslar arası hukuka uygun olarak TBMM'nin vereceği kararla belirlenir. Savaşhali olan her durumun kendiliğinden mücbir sebep oluşturmaması da mümkündür(topraklarımızı doğrudan etkilemeyen, çok uzak bir bölgede katıldığımız birsavaş gibi). Tarihsel nedenlerle Anayasamıza girmiş olan, savaş halinde TBMMseçimlerinin ertelenebileceğine ilişkin hükümlerin, TBMM ile ilişkisi olmayanve doğrudan adaylarla halk arasında, Yüksek Seçim Kurulu denetim ve gözetimindegerçekleşen Cumhurbaşkanlığı seçimlerine de uygulanmasının Anayasal dayanağıbulunmamaktadır. Kuralın daha ziyade, TBMM'de çoğunluğu temsil eden siyasalgörüşün Cumhurbaşkanı seçiminde oy kullanacak seçmen çoğunluğu ile deörtüşeceği ve bu nedenle TBMM'nin Cumhurbaşkanlığı seçimi üzerinde de, kendigenel seçimlerinde olduğu gibi, erteleme hakkı bulunmasının doğal görüleceğialgı ve varsayımıyla yasalaştırıldığı anlaşılmaktadır. Böyle bir varsayımınsiyaseten bir ölçüde değeri olsa bile hukuki ve Anayasal bakımdan geçerliliğiolmadığı açıktır.
Kuralın, yasama organının genel yetkisi ve takdir hakkı içerisindekabul edilmesi de mümkün değildir. TBMM'nin görev ve yetkileri Anayasa'nın 87.maddesinde sayılmış, maddede açıkça sayılanlar dışında 'Anayasanındiğer maddelerinde öngörülen yetkileri kullanmak ve görevleri yerinegetirmektir'denilmiştir. Buna göre, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin savaşnedeniyle ertelenmesine karar vermek, TBMM'nin görev ve yetkileri arasındadeğildir. Her ne kadar Anayasa'nın 102. maddesinde 'Cumhurbaşkanlığıseçimine ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir' denilmekte isede, seçimin ne zaman yapılacağı doğrudan Anayasa tarafından düzenlenmiş ve biristisnaya yer verilmemiş olduğundan, bu konuda yasama organının bir takdirhakkı bulunmamaktadır.
Belirtilen nedenlerle kural, Anayasa'nın 102. ve 87. maddelerineaykırıdır.
2- Yasa'nın Geçici 1. maddesinin birinci fıkrasına ilişkinkarşıoy:
İptali istenen kural, Onbirinci Cumhurbaşkanı'nın görev süresininyedi yıl olacağını öngörmektedir.
Onbirinci Cumhurbaşkanı, Anayasa'nın 101. maddesinin 21/10/2007tarihli ve 5678 sayılı Yasa ile değiştirilmesinden önce TBMM tarafından yediyıl için seçilmiş, Anayasa değişikliğini takiben statüsü yeni Anayasakurallarına tabi hale gelmiştir. Anayasa değişikliği sırasında süre ile ilgilibir geçiş hükmü öngörülmemiştir. Buna göre Cumhurbaşkanı'nın görev süresibeşinci yılın sonunda dolmuştur.
Konu her iki görüş (5-7) yönünden hukuk ve siyaset camiasıncaetraflıca tartışılmış ve kamuoyunda kanaat tesis edilmiş olmakla, 5 yıllehindeki doktrindeki görüşlere de katılmakla yetiniyorum.
Terazi Aylık Hukuk Dergisi 7. Sayı Şubat 2012 nüshasında yer alan'Cumhurbaşkanı Abdullah GÜL'ün Görev Süresi Ne Kadardır ve Bu Görev SüresiKanunla Belirlenebilir mi'' konulu Prof. Kemal GÖZLER'in incelemesinde bugörüşler ayrıntılarıyla anlatılmıştır.
Kuralın iptali gerekir.
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
KARŞIOY ve DEĞİŞİK GEREKÇE
19.1.2012 günlü, 6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu'nungeçici 1. maddesinde;
'1) Onbirinci Cumhurbaşkanının görev süresi yedi yıldır.
2) 31.5.2007 günlü, 5678 sayılı Türkiye Cumhuriyeti AnayasasınınBazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun yürürlüğe girdiğitarihten önce seçilen Cumhurbaşkanları, iki defa seçilememeleri kuralı dahil,Anayasa'nın değişiklik öncesi hükümlerine tabidir.' denilmektedir.
Anayasa'nın 21.10.2007 günlü, 5678 sayılı Yasa ile değişik 101.maddesinin ikinci fıkrasında; 'Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır. Birkimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir.' hükmü yer almıştır.
Anayasa'nın bağlayıcılığı ve üstünlüğü başlıklı 11. maddesinde'Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını vediğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.
Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.' denilmektedir.
Diğer taraftan Anayasa'nın 2. maddesinde 'Hukuk devleti', 6.maddesinin üçüncü fıkrasında ise; 'hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadanalmayan bir devlet yetkisi kullanamayacağı' düzenlemelerine yer verilmiştir.
Bilindiği gibi Cumhurbaşkanlığı bir anayasal kurum olup, 1924Anayasası dahil bütün Anayasalarda Cumhurbaşkanı'nın görev süresi Anayasahükümleri ile düzenlenmiştir.
Cumhurbaşkanı'nın görev süresi 1982 Anayasası'nda 'yedi yıl' ve'görev süresi bitiminde bir daha seçilememe' şeklinde düzenlenmişken,21.10.2007 tarihinde halkoylamasına sunularak kabul edilen 31.5.2007 günlü,5678 sayılı Kanun'la yapılan Anayasa değişikliği ile görev süresi 'beş yıl' ve'beş yıllık sürenin sonunda ikinci kez seçilebileceği' şeklinde değiştirilmişolup, 5678 sayılı Yasa'nın 157. maddesinde de 'Bu Anayasa halkoyuna sunulupkabul edilince Türkiye Cumhuriyeti'nin Anayasası olur ve derhal Resmi Gazetedeyayınlanır.' denilmektedir.
Anayasa değişiklikleri, Anayasa hükümlerinin 'derhal etki ilkesi'gereği yürürlüğe girdiği tarihte uygulanması gereken, genel ve bağlayıcıkurallardır. Bu nedenle bir Anayasa hükmünün 'uygulanmasının ertelenmesi',ancak yine Anayasa'da yapılan bir düzenleme ile mümkündür. Nitekim 31.5.2007günlü, 5678 sayılı Anayasa değişikliğinde bazı hükümlerin uygulanması geçicimaddeler konulmak suretiyle bir süre ertelendiği halde, Cumhurbaşkanının görevsüresine ilişkin olarak Anayasa'da yer alan hükmün ertelenmesi konusunda ayrıbir düzenleme bulunmamaktadır.
Bu durumda Anayasa'nın 101. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan;'Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır. Bir kimse en fazla iki defaCumhurbaşkanı seçilebilir.' düzenlemesi karşısında; 19.1.2012 günlü, 6271sayılı Yasa'nın geçici 1. maddesi hükmü Anayasa'nın 2., 6., 11. ve 101.maddelerine aykırıdır, iptali gerekmektedir.
Bu nedenlerle, 19.1.2012 günlü, 6271 sayılı Cumhurbaşkanı SeçimiKanunu'nun geçici 1. maddesinin;
1- Birinci fıkrasındaki, Onbirinci Cumhurbaşkanı'nın görevsüresini yedi yıl olarak düzenleyen kural, yukarıda belirtilen Anayasahükümlerine aykırı olduğu ve iptali gerektiği düşüncesiyle redde ilişkinkarara;
2- İkinci fıkrasındaki, önce seçilen Cumhurbaşkanları iki defaseçilememeleri kuralı dahil, Anayasa'nın değişiklik öncesi hükümlerine tabidirşeklindeki düzenlemenin de yukarıda belirtilen gerekçe ile iptali gerektiğindenverilen karara iptal gerekçesi yönünden katılmıyorum.
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ