ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2012/35
Karar Sayısı : 2012/203
Karar Günü : 27.12.2012
R.G. Tarih-Sayı :12.07.2013-28705
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Yargıtay İkinci HukukDairesi
İTİRAZIN KONUSU : 22.11.2001 günlü, 4721sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 319. maddesinde yer alan ''ve herhalde evlât edinme işleminin üzerinden beş yıl'' ibaresinin,Anayasa'nın 2., 11., 13. ve 36. maddelerine aykırılığı ileri sürülerekiptaline karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
Aile mahkemesince, evlat edinme işleminin üzerinden 4721 sayılıTürk Medeni Kanunu'nun 319. maddesinde öngörülen beş yıllık hak düşürücüsürenin geçmesi gerekçe gösterilerek reddedilen davanın temyiz incelemesiniyapan ve itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varanYargıtay İkinci Hukuk Dairesi sözkonusu ibarenin iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
22.11.2001 günlü, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun itiraz konusukuralın da yer aldığı 319. maddesi şöyledir:
'Hak düşürücü süre
Madde 319- Dava hakkı, evlâtlıkilişkisinin kaldırılması sebebinin öğrenilmesinden başlayarak bir yıl veher hâlde evlât edinme işleminin üzerinden beş yıl geçmekle düşer.'
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın 2., 11., 13. ve 36. maddelerinedayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Serruh KALELİ,Alparslan ALTAN, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, OsmanAlifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, EnginYILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI ve ErdalTERCAN'ın katılımlarıyla 18.4.2012 günü yapılan ilk incelemetoplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesineOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Fatma BABAYİĞİT tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılanAnayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, itiraz konusu kural ile Kanun'un kesin biçimdeyasakladığı bir evlatlık ilişkisinin kaldırılmasını dava etme hakkının, işlemtarihinden itibaren beş yılla sınırlandırılmasının Kanun'a aykırı bir ilişkiyiilelebet sürdürmek anlamına geleceği; bu durumun hukuk devleti ilkesiylebağdaşmayacağı gibi dava hakkını ölçüsüz şekilde sınırladığı ve hak aramaözgürlüğünün özüne dokunduğu belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2., 11., 13. ve 36. maddelerine aykırıolduğu ileri sürülmüştür.
Kanun'un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 319. maddesiuyarınca, evlatlık ilişkisinin kaldırılmasına ilişkin dava hakkı, ilişkininkaldırılmasını gerektiren sebebin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her hâldeevlat edinme işleminin üzerinden beş yıl geçmekle düşmektedir. Beş yıllık süre,evlat edinme kararının kesinleştiği tarihten itibaren başlamaktadır.
Evlatlık ilişkisinin kaldırılması için öngörülen süreler, hak düşürücüsüre olduğundan,hâkim tarafından yargılamanın her aşamasında kendiliğinden nazara alınacaktır.Bu nedenle Kanun'da öngörülen süre geçmiş ise dava, hak düşürücü sürenin geçirilmesi nedeniyle reddedilecektir.
Anayasa'nın2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak veözgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, heralanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'yaaykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemenkılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olandevlettir.
Kanunlarınkamu yararının sağlanması amacına yönelikolması, genel, objektif, adil kurallar içermesi ve hakkaniyet ölçütlerinigözetmesi hukuk devleti olmanın gereğidir. Bu nedenle kanun koyucunun hukukidüzenlemelerde kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal sınırlar içindeadalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde tutarak kullanmasıgerekir.
Anayasa'nın 36. maddesinde, hak arama özgürlüğü güvence altınaalınmıştır. Hak arama özgürlüğünün temel unsurlarından biri mahkemeye erişimhakkıdır. Bu hak, hukuki bir uyuşmazlığın bu konuda karar verme yetkisine sahipbir mahkeme önüne taşınması hakkını da kapsar. Anayasa'nın 36. maddesinde, hakarama özgürlüğü için herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmaklabirlikte, bunun hiçbir şekilde sınırlandırılması mümkün olmayan mutlak bir hakolduğu söylenemez. Özel sınırlama nedeni öngörülmemiş hakların da hakkındoğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunduğu kabul edilmektedir. Ayrıca,hakkı düzenleyen maddede herhangi bir sınırlama nedenine yer verilmemiş olsada, Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan kurallara dayanarak bu haklarınsınırlandırılması da mümkün olabilir. Dava açma hakkının kapsamına vekullanımına ilişkin düzenlemelerin hak arama özgürlüğünün doğasındankaynaklanan sınırları ortaya koyan ve hakkın norm alanını belirleyen kurallarolduğu açıktır. Ancak, bu sınırlamalar Anayasa'nın 13. maddesinde yer alangüvencelere aykırı olamaz.
Anayasa'nın 13. maddesine göre temel hak ve özgürlüklere yöneliksınırlamalar, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine veölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı gibi, hak ve özgürlüklerin özlerine dedokunamaz. Hak arama özgürlüğü demokratik hukuk devletinin vazgeçilmezunsurlarından biri olup tüm bireyler açısından mümkün olan en geniş şekildegüvence altına alınmalıdır. Diğer taraftan, hukuki işlem ve kuralların süreklidava tehdidi altında bulunması hukuk devletinin unsurları olan hukuki istikrarve hukuki güvenlik ilkeleriyle bağdaşmaz.
Anayasa'nın 41. maddesinde, Türk toplumunun temeli olaraktanımlanan aile ve çocukların yüksek çıkarının korunması için tedbirleralınması devlete verilmiş bir ödevdir. Çocuğun korunma ve bakımdan yararlanma,yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça biyolojik anne ve babası ile kişisel vedoğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahip olduğu düşünüldüğünde, bu hakkıve işlevselliğini koruyan hak arama özgürlüğünü zedeleyecek niteliktekikuralın, gözetilmesi gereken birey ve kamu yararı arasındaki adil dengeyikoruduğu söylenemeyecektir.
İtiraz konusu kuralda, evlatlık ilişkisinin kaldırılması davasınınbelli sürelerle sınırlandırılmasındaki amacın, çocuğun ve ailenin devamlıolarak dava tehdidi altında bulundurulmasını engelleyerek evlat edinmeilişkisine istikrar kazandırmak, aileyi ve çocuğu korumak, ailenin ve toplumunhuzurunun bozulmasını önlemek olduğu anlaşılmaktadır. Ancak, Kanun'da kişininkusuru olmaksızın, onu, vaktinde dava açmaktan alıkoyan haklı nedenlerinvarlığından dolayı evlat edinme işleminin ortadan kaldırılması davasınınsüresinde açılamaması durumu için herhangi bir düzenleme öngörülmemiştir.Kanun'a göre evlat edinme kararının kesinleştiği tarihten itibaren beş yıllıksüre geçtikten sonra, gecikmeyi haklı kılan bir neden olsa bile evlat edinmeişleminin kaldırılmasına ilişkin dava, süre yönünden reddedilecektir. Haklınedenlerle evlatlık ilişkisinin kaldırılması ile ilgili sebebi, evlat edinmekararının kesinleştiği tarihten itibaren beş yıllık süre dolduktan sonraöğrenen kişinin, durumu geç öğrenmesine yol açan haklı nedenin varlığıdeğerlendirilmeden dava hakkını beş yıllık hak düşürücü süreye bağlayan itirazkonusu kural ile kişinin dava açma hakkı ölçüsüz bir şekilde sınırlanmakta vehak arama hürriyetinin özü zedelenmektedir.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 2., 13. ve36. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Kuralın, Anayasa'nın 11. maddesi ile ilgisi görülmemiştir.
Mehmet ERTEN bu görüşe farklı gerekçeyle katılmıştır.
VI- İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, 'Kanun,kanun hükmünde kararname ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunlarınhükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlüktenkalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceğitarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığıgünden başlayarak bir yılı geçemez.' denilmekte, 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 66. maddesinin(3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanmaktadır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 319. maddesinde yer alan ''veher halde evlât edinme işleminin üzerinden 5 yıl'' ibaresinin iptaledilmesi nedeniyle, doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edeceknitelikte görüldüğünden, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216sayılı Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince iptalhükmünün, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonrayürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
VII- SONUÇ
1- 22.11.2001 günlü, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 319.maddesinde yer alan ''ve her hâlde evlât edinme işleminin üzerinden beşyıl'' ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,
2- 4721 sayılı Kanun'un 319. maddesinde yer alan ''ve herhâlde evlât edinme işleminin üzerinden beş yıl'' ibaresinin iptaledilmesi nedeniyle, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 66.maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince İPTAL HÜKMÜNÜN, KARARIN RESMÎGAZETE'DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK ALTI AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE,
27.12.2012 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
Zühtü ARSLAN
FARKLI GEREKÇE
İtiraz konusu kuralda, evlatlık ilişkisinin kaldırılmasıyla ilgilidava hakkının evlat edinme işleminin üzerinden beş yıl geçmekle düşeceğiöngörülmektedir.
Kuralda öngörülen hak düşürücü nitelikteki dava açma süresi,yargılama şartına ilişkin olup, bu süreyi belirleme yetkisi, Anayasa'dabelirlenen temel hukuk kurallarına bağlı kalmak ve adalet, hakkaniyet ve kamuyararı ölçütleri gözetilmek koşuluyla yasa koyucuya aittir.
Yasa koyucu, evlatlık ilişkisinin kaldırılmasıyla ilgili dava açmasüresini düzenlerken hukuk devleti olmanın gereği olan adaletli, hakkaniyeteuygun ve ölçülü olma ilkelerini de gözetmek durumundadır. Bu nedenle Devlet,sınırlamadan beklediği kamu yararı ile bireyin hak ve özgürlüklerinin korumasıiçin gereken adil ve hassas dengeyi sağlamak ve buna göre düzenleme yapmakyükümlülüğündedir. Anayasa'da düzenlenen kişinin maddi ve manevi varlığınıkoruma ve geliştirme hakkı ile Devlet'in herkesin maddi ve manevi varlığınıgeliştirmesi için gerekli şartları hazırlama görevi dikkate alındığında, evlatedinenin, evlatlığın, evlatlık işlemi ilgililerinin ve bu gibilerin evlatedinme işleminden doğan her türdeki haklardan yararlanmak gibi kişiliklerinebağlı temel haklarının bulunduğu ve bu haklarının korunması gerektiği açıktır.
İtiraz konusu kural ile evlatlık ilişkisinin kaldırılmasıylailgili dava hakkının, evlat edinme işleminin üzerinden beş yıl geçmekledüşeceği yolunda getirilen sınırlandırmanın, evlat edinmeyle ortayaçıkacak ihtilafların bir an önce ortadan kaldırılarak evlatlık ile evlat edinenarasındaki soy bağını korumaya, kişilerin sürekli olarak dava tehdidi altındakalmalarını önlemeye yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Yasa koyucu bir taraftankişilerin soy bağının korunmasına ve uzun süre dava tehdidi altındabulundurulmalarının önlenmesine ilişkin gerekliliği gözetirken, diğer taraftanda hak arama özgürlüklerinin zarar görmemesi için gerekli önlemleri almakyükümlülüğündedir. Bunun için, takdir yetkisi kullanılarak belirlenecek süreninilgililer açısından makul, adil ve kabul edilebilir bir süre olarakbelirlemesine ihtiyaç bulunmaktadır.
Kuralda öngörülen beş yıllık dava açma süresinin, küçük yaştaevlat edinilenlerin dava hakkını kullanmak için aranan yaşa gelinceye kadarsona erecek ya da kullanılamaz şekilde kısalacak olması, diğer ilgilileryönünden ise bu süre içinde evlatlık ilişkisinin kaldırılması sebebininvarlığının öğrenilebilmesinin güçlük arz etmesi, sürenin hak düşürücü nitelikteolması ve geçirilmesinden sonra evlatlık ilişkisinin kaldırılmasıylailgili sebebin varlığına rağmen dava açma imkânının ortadan kalkmasıbirlikte dikkate alındığında bu sürenin yetersiz, ölçüsüz ve kabuledilemez olduğu değerlendirilmektedir.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kural, Anayasa'nın adaletli veölçülü olma ilkelerine, kişileri maddi ve manevi varlığını geliştirme ve hakarama hürriyetine ilişkin hükümlerine aykırıdır. İptali gerekir.
Üye
Mehmet ERTEN