ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2012/40
Karar Sayısı : 2012/158
Karar Günü :18.10.2012
R.G. Tarih-Sayı :12.05.2013-28645
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Yargıtay 22. HukukDairesi
İTİRAZIN KONUSU : 22.5.2003 günlü, 4857sayılı İş Kanunu'nun 3. maddesinin, 15.5.2008 günlü, 5763 sayılı Kanun'un 1.maddesiyle değiştirilen ikinci fıkrasının 'İtiraz üzerine verilenkararlar kesindir.' biçimindeki beşinci cümlesinin, Anayasa'nın 2.,36. ve 49. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesiistemidir.
I- OLAY
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişleri tarafındanyapılan inceleme sonucunda düzenlenen rapora karşı 4857 sayılı İş Kanunu'nun 3.maddesine dayanılarak yerel mahkemede açılan davanın kabulüne ilişkin kararıntemyiz edilmesi üzerine itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısınavaran Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
22.5.2003 günlü, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 15.5.2008 günlü, 5763sayılı Kanun'un 1. maddesiyle değiştirilen ve itiraz konusu kuralı da içeren 3.maddesi şöyledir:
'Madde 3- Bu Kanunun kapsamına giren nitelikte birişyerini kuran, her ne suretle olursa olsun devralan, çalışma konusunu kısmenveya tamamen değiştiren veya herhangi bir sebeple faaliyetine son veren veişyerini kapatan işveren, işyerinin unvan ve adresini, çalıştırılan işçisayısını, çalışma konusunu, işin başlama veya bitme gününü, kendi adını vesoyadını yahut unvanını, adresini, varsa işveren vekili veya vekillerinin adı,soyadı ve adreslerini bir ay içinde bölge müdürlüğüne bildirmek zorundadır.
Bu Kanunun 2 nci maddesinin altıncı fıkrasına göre iş alan altişveren; kendi işyerinin tescili için asıl işverenden aldığı yazılı altişverenlik sözleşmesi ve gerekli belgelerle birlikte, birinci fıkra hükmünegöre bildirim yapmakla yükümlüdür. Bölge müdürlüğünce tescili yapılan buişyerine ait belgeler gerektiğinde iş müfettişlerince incelenir. İncelemesonucunda muvazaalı işlemin tespiti halinde, bu tespite ilişkin gerekçelimüfettiş raporu işverenlere tebliğ edilir. Bu rapora karşı tebliğ tarihindenitibaren altı işgünü içinde işverenlerce yetkili iş mahkemesine itirazedilebilir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir. Raporaaltı iş günü içinde itiraz edilmemiş veya mahkeme muvazaalı işlemin tespitinionamış ise tescil işlemi iptal edilir ve alt işverenin işçileri başlangıçtanitibaren asıl işverenin işçileri sayılır.
Ancak, şirketlerin tescil kayıtları ise ticaret sicilimemurluklarının gönderdiği belgeler üzerinden yapılır ve bu belgeler ilgiliticaret sicili memurluğunca bir ay içinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığıilgili bölge müdürlüklerine gönderilir.
Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kurulması, bildirimi veişyerinin tescili ile yapılacak sözleşmede bulunması gerekli diğer hususlarailişkin usul ve esaslar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafındançıkarılacak yönetmelikle belirlenir.'
B- İlgili Yasa Kuralı
4857 sayılı Kanun'un ilgili görülen 2. maddesinin altıncı fıkrası şöyledir:
'Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimineilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işingereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu işiçin görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştırandiğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-altişveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerinekarşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya altişverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden altişveren ile birlikte sorumludur.'
C- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın 2., 36. ve 49. maddelerinedayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Haşim KILIÇ,Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, SerdarÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, BurhanÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI,Erdal TERCAN, Muammer TOPAL ve Zühtü ARSLAN'ın katılımlarıyla 17.5.2012 günündeyapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işinesasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Hakan ATASOY tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu ve ilgili görülen yasakuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasamabelgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesinin altıncı veyedinci fıkralarına aykırı olarak kurulan veya muvazaaya dayalı asıl işverenalt işveren ilişkilerinin, işveren karşısında ekonomik ve sosyal açıdan güçsüzdurumdaki işçiyi mağdur etmeye yönelik olduğu, çalışma hakkının olumlu edimgerektiren ve bu konuda daha çok çalışma hayatını geliştirmek için çalışanlarıve işsizleri korumakla yükümlü olan devleti sorumluluk altına sokan bir hakniteliği taşıdığı, itiraz konusu kuralın kanuna aykırı veya muvazaalı işlemlerekarşı hak arama yolunu kapatması nedeniyle kuralın, Anayasa'nın 2. maddesindedüzenlenen sosyal hukuk devletine, 49. maddesinde düzenlenen çalışma hakkına ve36. maddesinde düzenlenen hak arama özgürlüğüne aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
4857 sayılı Kanun'un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 3.maddesinin ikinci fıkrasında, Kanun'un 2. maddesinin altıncı fıkrasına göre işalan alt işverenin; kendi işyerinin tescili için asıl işverenden aldığı yazılıalt işverenlik sözleşmesi ve gerekli belgelerle birlikte, birinci fıkra hükmünegöre bildirim yapmakla yükümlü olduğu, bölge müdürlüğünce tescili yapılan buişyerine ait belgelerin gerektiğinde iş müfettişlerince inceleneceği, incelemesonucunda muvazaalı işlemin tespiti halinde, bu tespite ilişkin gerekçelimüfettiş raporunun işverenlere tebliğ edileceği, işverenlerin bu rapora karşıtebliğ tarihinden itibaren altı iş günü içinde yetkili iş mahkemesine itirazedebilecekleri belirtilmiş, yapılan bu itiraz üzerine verilen kararların isekesin olduğu hükme bağlanmıştır.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insanhaklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem veişlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunugeliştirerek sürdüren, hukuk güvenliğini sağlayan, Anayasa'ya aykırı durumve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa veyasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
Hukuk devletinin niteliklerinden biri de 'sosyal hukuk devleti'dir.Sosyal hukuk devleti, vatandaşlarına asgari bir yaşama düzeyisağlamayı kendisine görev bilen ve bu yüzden devletin sosyal ve ekonomik yaşamaaktif müdahalesini meşru ve gerekli gören bir anlayışı ifade eder. Vatandaşlarınsosyal durumlarıyla ilgilenen sosyal hukuk devleti, 'insan onuru'nunkorunmasını amaçlar ve bunun için sosyal adaleti sağlamaya çalışır. Sosyalhukuk devleti, kişi ve toplum yararı arasında denge kuran, toplumsaldayanışmayı üst düzeyde gerçekleştiren, güçsüzleri güçlüler karşısındakoruyarak eşitliği, sosyal adaleti sağlayan ve toplumsal dengeleri gözetendevlettir.
Anayasa'nın hak arama hürriyetini düzenleyen 36. maddesininbirinci fıkrasında, 'Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.' denilerek yargı mercilerine davacı ve davalıolarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak da iddia, savunma ve adilyargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.
Anayasa'nın tüm maddeleri aynı etki ve değerde olup, aralarındabir üstünlük sıralaması bulunmadığından, uygulamada bunlardan birine önceliktanımak olanaklı değildir. Bu nedenle, kimi zaman zorunlu olarak birlikteuygulanan iki Anayasa kuralından biri, diğerinin sınırını oluşturabilmektedir.Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen hak arama hürriyeti için düzenlendiğimaddede herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş ise de, davaların mümkünolan süratle sonuçlandırılmasını ifade eden Anayasa'nın 141. ve mahkemelerinkuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usullerinin kanunladüzenleneceğini öngören Anayasa'nın 142. maddelerinin, hak arama hürriyetininkapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır. Buna göre, kanunkoyucu, uyuşmazlıkların niteliklerini gözeterek, Anayasa'daki yargı ile ilgilitemel ilkelere ve güvence kurallarına aykırı bulunmamak şartı ile yargıyerlerince verilecek kararlardan hangilerinin kesin olduğunubelirleyebilecektir.
Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı,her uyuşmazlığın zorunlu olarak iki ya da üç dereceli yargılamaya tabi olmasınıgerektirmez. Anayasa'da iki dereceli yargılamayı zorunlu tutan bir kuralolmadığı gibi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Türkiye'nin tarafolmadığı 7 Numaralı Protokolü'nün 2. maddesi ile Türkiye'nin taraf olduğuUluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'nin 14. maddesinin beşincifıkrasında yalnızca ceza davaları açısından iki dereceli yargılama öngörülmüş,hukuk davaları açısından ise iki dereceli yargılama zorunluluğugetirilmemiştir. Bu nedenle bazı hukuk uyuşmazlıklarının usul ekonomisi vb.nedenlerle iki dereceli yargılamaya kapatılması yasama organının takdir yetkisiiçinde olup hak arama hürriyetine aykırılık oluşturmaz.
Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin tanımı 4857 sayılı Kanun'un2. maddesinin yedinci fıkrasında yapılmıştır. Buna göre, 'Birişverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcıişlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojiknedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiğiişçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile işaldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisidenir.' İşyerinde alt işverene iş verilmesi, çalışma hayatınıngereksinimlerinden kaynaklanan ve hukuki dayanakları bulunan bir ilişkidir. Builişkide özellikle alt işveren işçilerinin bireysel ve kolektif haklarınınkorunması büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle işçi-işveren ilişkilerinidüzenleyen temel kanun niteliğindeki 4857 sayılı Kanun'da alt işverenişçilerinin çalıştırılmalarıyla ilgili ciddi önlemler getirilmiştir. Buönlemlerden biri de asıl işveren-alt işveren ilişkisinin amacına aykırı olarakkullanılmasını hedefleyen muvazaanın önlenmesidir. 4857 sayılı Kanun'un 2.maddesinin sekizinci fıkrasında 'Asıl işverenin işçilerinin alt işverentarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle haklarıkısıtlanamaz veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işverenilişkisi kurulamaz. Aksi halde ve genel olarak asıl işveren alt işverenilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçileribaşlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler.'denilerek,asıl işveren-alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayanılarak kurulmasıyasaklanmıştır.
4857 sayılı Kanun'un 3. maddesinin ikinci fıkrası, sosyal hukukdevleti ilkesinin bir gereği olarak, asıl işveren-alt işveren ilişkisininkötüye kullanılmasına fırsat yaratmamak, diğer bir ifadeyle, asıl işveren ilealt işverenin işçiler aleyhine muvazaalı işlem yapmalarına engel olmak vemuvazaalı işlem yapılmışsa, işçilerin bu işlemle yoksun bırakılan haklarınıkoruma altına almak amacıyla kabul edilmiştir. Bu kapsamda itiraz konusukuralın da, bir yandan iş müfettişlerinin muvazaalı işlem tespit etmeleriüzerine düzenledikleri rapora karşı açılan itiraz davasının en kısa zamandasonuçlandırılarak, uzayan yargılama nedeniyle işçilerin mağdur olmalarına engelolmak, diğer yandan da Yargıtayın iş yükünü azaltmak amacıyla kabul edildiğianlaşılmaktadır.
Bu nedenle, iş mahkemesi kararlarına karşı açılan davalarınhızlandırılarak, işçilerin haklarının korunması ve mahkemelerin iş yükününazaltılmasına yönelik kamu yararı amacıyla, temyiz yoluna gidilmesini önleyenitiraz konusu kuralın adalet duygusunu rencide eden, hak arama hürriyetini veçalışma hakkını aşırı derecede zorlaştıran ya da ortadan kaldıran, dolayısıylahakkın özüne dokunan bir sınırlama olmadığı açıktır.
Öte yandan, başvuru kararında iş müfettişlerince yapılan incelemesonucunda muvazaalı işlemi tespit eden rapora karşı iş mahkemesine açılanitiraz davasında, işçinin yer almadığı ve delil sunma olanağından yoksunbulunduğu, böyle bir yargılama sonucunda muvazaa bulunmadığına yönelik mahkemekararının kesin olduğunun kabul edilmesinin işverene kanuna aykırı uygulamayapması için adeta ruhsat vermek anlamına geldiği ileri sürülmüş ise de 4857sayılı Kanun'un itiraz konusu kuralı da içeren 3. maddesinin ikinci fıkrası,işçilerin lehine kabul edilmiş olup, haklarının ihlal edildiğini düşünen işçilerinmuvazaanın tespiti ya da başkaca nedenlerle bağımsız olarak dava açmalarına yada iş müfettişlerinin raporuna karşı işverenler tarafından açılan itirazdavasına müdahil olarak katılma talebinde bulunmalarına engel teşkiletmemektedir.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 2. ve 36.maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın, Anayasa'nın 49. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
VI- SONUÇ
22.5.2003 günlü, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 3. maddesinin,15.5.2008 günlü, 5763 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle değiştirilen ikincifıkrasının 'İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.' biçimindekibeşinci cümlesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 18.10.2012gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
Zühtü ARSLAN