ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2012/73
Karar Sayısı : 2013/107
Karar Günü : 3.10.2013
R.G. Tarih-Sayı :27.3.2014-28954
İPTAL DAVASINI AÇAN : TürkiyeBüyük Millet Meclisi üyeleri Emine Ülker TARHAN ve M. Akif HAMZAÇEBİ ilebirlikte 119 milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU : 26.4.2012günlü, 6300 sayılı Bazı Kanunlar ile Kamu Gözetimi, Muhasebe ve DenetimStandartları Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun HükmündeKararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 10. maddesiyle, 24.11.1994günlü, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’a eklenen ek 5.maddenin “…özelleştirme uygulamaları sonucunda kuruluşların nihai devirsözleşmelerinin imzalanarak devir ve teslim işlemlerinin tamamlanmasından sonraözelleştirme işlemlerinin bütün sonuçlarıyla birlikte tamamlanmış bulunması,söz konusu kuruluşları devralanlar tarafından üretim, yatırım, modernizasyon,istihdam ve bunlara bağlı her türlü hukuki, ticari ve mali tasarruflardabulunulması nedeniyle oluşacak fiili imkansızlık karşısında geri dönülemeyecekbir yapının ortaya çıkması halinde yargı kararlarının…” bölümünün,Anayasa’nın Başlangıç’ı ile 2., 6., 9., 11., 125. ve 138. maddelerineaykırılığı ileri sürülerek iptaline ve yürürlüğünün durdurulmasına kararverilmesi istemidir.
II- YASA METİNLERİ
A-İptali İstenilen Yasa Kuralı
Kanun’un 10. maddesiyle, 4046 sayılı Kanun’a eklenen ve davakonusu bölümü de içeren ek 5. madde şöyledir:
“Ek Madde 5- Tabii afetler nedeniyle zarar görençiftçilerin özelleştirme kapsam ve programındaki Türkiye Şeker FabrikalarıA.Ş.’ye olan borçlarının vade farkı alınmaksızın ertelenmesi veyavadelendirilmesi ile özelleştirme uygulamaları sonucunda kuruluşlarınnihai devir sözleşmelerinin imzalanarak devir ve teslim işlemlerinintamamlanmasından sonra özelleştirme işlemlerinin bütün sonuçlarıyla birliktetamamlanmış bulunması, söz konusu kuruluşları devralanlar tarafından üretim,yatırım, modernizasyon, istihdam ve bunlara bağlı her türlü hukuki, ticari vemali tasarruflarda bulunulması nedeniyle oluşacak fiili imkânsızlık karşısındageri dönülemeyecek bir yapının ortaya çıkması halinde yargı kararlarının uygulanmasınayönelik olarak, Bakanlar Kurulu tesis edilecek iş ve işlemler konusunda kararalmaya yetkilidir.”
B-Dayanılan Anayasa Kuralları
Dava dilekçesinde, Anayasa’nın Başlangıç’ı ile 2., 6., 9., 11.,125. ve 138. maddelerine dayanılmıştır.
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Haşim KILIÇ, SerruhKALELİ, Alparslan ALTAN, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR,Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, EnginYILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, MuammerTOPAL ve Zühtü ARSLAN’ın katılımlarıyla 18.7.2012 gününde yapılan ilk incelemetoplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine,yürürlüğü durdurma isteminin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasınaOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve ekleri, işin esasına ilişkin Raportör SinanÇINAR tarafından hazırlanan esas inceleme raporu, iptali istenilen yasa kuralı,dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleriokunup incelendikten ve Anayasa’nın 149. maddesinin altıncı fıkrası ile 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un43. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince konu hakkında bilgi alınması içinçağrılan Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanvekili Ahmet AKSU, 1.Hukuk Müşaviri Vekili Nadir AKSOY ve Hukuk Müşaviri Müzeyyen EKMEKÇİ’nin 2.10.2013 gününde yaptıkları sözlü açıklamaları dinlendikten sonra gereğigörüşülüp düşünüldü:
Dava dilekçesinde, iptali istenilen düzenleme ile bağımsızmahkemelerce verilmiş yargı kararlarının Bakanlar Kurulu kararına dayalı olarakuygulanmadığı, hukuka aykırılığı yargı kararı ile tescil edilmiş olan iş veişlemlerin yargı kararlarına rağmen sürdürüldüğü, Bakanlar Kurulu kararlarıyladeğiştirilmesinin öngörüldüğü, özelleştirme işlemlerinin iptaline ilişkin yargıkararlarının geciktirildiği, böylece yargı kararlarına uyulmayarak yargıkararlarının değiştirildiği, yargı yolu açık olan özelleştirme iş veişlemlerinde son sözü söyleme yetkisinin Bakanlar Kuruluna verilmek suretiyleyargı yoluna başvurulmasının anlamsızlaştırıldığı, özelleştirme iş ve işlemlerisonucunda verilen yargı kararlarının uygulanması konusunda Bakanlar Kuruluna kaynağınıAnayasa’dan almayan yetkiler verildiği, özelleştirme iş ve işlemlerinde yargıyetkisinin kullanımının ortadan kaldırılarak egemenliğin bütünüyle yürütmeorganında merkezîleştirildiği belirtilerek kuralın, Anayasa’nın Başlangıç’ı ile2., 6., 9., 11., 125. ve 138. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Dava konusu kuralda, özelleştirme uygulamaları sonucundakuruluşların nihai devir sözleşmelerinin imzalanarak devir ve teslimişlemlerinin tamamlanmasından sonra özelleştirme işlemlerinin bütünsonuçlarıyla birlikte tamamlanmış bulunması durumunda, söz konusu kuruluşlarıdevralanlar tarafından üretim, yatırım, modernizasyon, istihdam ve bunlarabağlı her türlü hukuki, ticari ve mali tasarruflarda bulunulması nedeniyleoluşacak fiili imkânsızlık karşısında geri dönülemeyecek bir yapının ortayaçıkması hâlinde, yargı kararlarının uygulanmasına yönelik olarak, BakanlarKurulunun tesis edilecek iş ve işlemler konusunda karar almaya yetkili olduğubelirtilmiştir. Böylece, iptale konu düzenleme ile özelleştirme işlemlerininbütün sonuçlarıyla birlikte tamamlanması suretiyle özelleştirme uygulamalarısona eren kuruluşlar hakkında verilen yargı kararlarının uygulanması konusundayürütme organına yetki verilmesi öngörülmektedir.
Anayasa’nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti, bir hukuk devletiolarak nitelendirilmiştir. Hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun,insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren her alandaadaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırıdurum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan,Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayıp yargı denetimine açıkolan devlettir.
Anayasa’nın 138. maddesinin son fıkrası, “Yasama veyürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlarve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerinegetirilmesini geciktiremez.” hükmünü içermektedir.
Mahkeme kararlarının değiştirilememesi, yasamanın ve yürütmeninkesinleşmiş yargı kararlarıyla oluşmuş hukuksal durumlara dokunamaması ya daortadan kaldıramaması hukuk devletinin temel ilkelerindendir. Aksi hâlde,yargılama sürecinde taraflara tanınan anayasal güvencelerin varlık nedenlerininkaybedildiğinin kabulü gerekir.
Hukuk devleti ilkelerinin yerine geldiğini bilmek, hukukunüstünlüğü prensibinden doğar. Devlete ve adalete olan inancı, güven duygusunuve de saygıyı pekiştirir. Adalete erişim ve hak arama hürriyetini korur.
Adalete olan inancın ve güven duygusunun sarsıldığı hâller, Devletin temeli sayılan adaleti koruyan ve sağlamakla görevli yargı organınıişlevsiz hâle getirecek, kararının bağlayıcılık ifade etmemesi algısıyaratıldığında ise idareye keyfi davranış sergileme imkânı verilmiş demekolacaktır.
Bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme, mahkemece verilen kararınuygulanmasını isteme, yargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan hak aramahürriyetinin olmazsa olmaz koşuludur. Mahkemeye erişim hakkı, yargılamasonucunda verilen kararın etkili bir şekilde uygulanmasını da gerektirmektedir.Mahkeme kararlarını uygulanamaz hâle getiren düzenlemeler, mahkemeye erişimhakkını da anlamsız kılacaktır.
Kişilerin, Devlete güven duymaları, maddi ve manevi varlıklarınıgeliştirebilmeleri, temel hak ve özgürlüklerden yararlanabilmeleri ancak hukukgüvenliği ve üstünlüğünün sağlandığı bir hukuk düzeninde gerçekleşebilir. Hukukgüvenliği ve hukukun üstünlüğünün sağlanabilmesi için ise Devletin her türlüişlem ve eyleminin yargı denetimine açık olması gerekir. Nitekim, Anayasa’nın125. maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesinde “İdarenin her türlü eylemve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır.” denilmek suretiyle bu hususanayasal güvenceye kavuşturulmuştur. Ancak, hukuk güvenliğinin ve hukukunüstünlüğünün sağlanması için Devletin işlem ve eylemlerine karşı yargı yolununaçık tutulması yeterli olmayıp yargı mercileri tarafından verilen kararlarıngecikmeksizin uygulanması da gerekir. Bir işlemin hukuka aykırı olduğu yapılanyargısal denetim neticesinde tespit edilmesine rağmen işlemin iptali yönündekiyargısal kararın uygulanmaması, Devletin işlem ve eylemlerine karşı yargıyolunun açık tutulmasını anlamsız hâle getirir. Zira, hukuk güvenliği vehukukun üstünlüğü sadece hukuka aykırılıkların tespit edilmesiyle değil,bunların tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasıyla sağlanabilir.
Dava konusu kuralla, özelleştirme uygulamaları sonucunda verilenyargı kararlarının Başbakanlık ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafındanuygulanması engellenmekte, özelleştirme uygulamaları sona eren kuruluşlarhakkında verilen yargı kararlarının uygulanmasına yönelik olarak tesis edilecekişlemler konusunda Bakanlar Kurulu’na yetki verilmesi öngörülmektedir. Böylece,özelleştirme uygulamaları sonucunda verilen yargı kararlarının ilgiliidarelerce gecikmeksizin ve derhal yerine getirilmesinin yolu kapatılmış veözelleştirme uygulamaları sona eren kuruluşlar hakkında verilen yargıkararlarının Bakanlar Kurulu kararı ile uygulanması öngörülmek suretiyle adliveya idari yargı mercilerince verilmiş olan mahkeme kararlarının sonuçsuzkalmasının yolu açılmaktadır. Bakanlar Kurulu kararına karşı yeniden yargıyoluna başvurulabilmesi de bu sonucu değiştirmeyecektir.
İdarenin, mahkeme kararlarını yerine getirmesi, Anayasa’nın 138.maddesinde öngörülen bağlayıcılık ilkesi gereği temel bir ödevi olup kararlarıuygulamama gibi bir tercih hakkı bulunmamaktadır.
Açıklanannedenlerle, dava konusu kural Anayasa’nın 2., 125. ve 138. maddelerineaykırıdır. İptali gerekir.
HaşimKILIÇ, Alparslan ALTAN, Nuri NECİPOĞLU, Zühtü ARSLAN ve M. Emin KUZ bu görüşekatılmamışlardır.
Kural, Anayasa’nın 2., 125. ve 138. maddelerine aykırı görülerekiptal edilmiş olduğundan,ayrıca Anayasa’nın Başlangıç’ı ile 6., 9. ve 11. maddeleri yönündenincelenmesine gerek görülmemiştir.
V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
26.4.2012 günlü, 6300 sayılı Bazı Kanunlar ile Kamu Gözetimi,Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında KanunHükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 10. maddesiyle,24.11.1994 günlü, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’aeklenen ek 5. maddenin “…özelleştirme uygulamaları sonucundakuruluşların nihai devir sözleşmelerinin imzalanarak devir ve teslimişlemlerinin tamamlanmasından sonra özelleştirme işlemlerinin bütünsonuçlarıyla birlikte tamamlanmış bulunması, söz konusu kuruluşları devralanlartarafından üretim, yatırım, modernizasyon, istihdam ve bunlara bağlı her türlühukuki, ticari ve mali tasarruflarda bulunulması nedeniyle oluşacak fiiliimkansızlık karşısında geri dönülemeyecek bir yapının ortaya çıkması halindeyargı kararlarının…” bölümüne yönelik yürürlüğün durdurulmasıisteminin, koşulları oluşmadığından REDDİNE, 3.10.2013 gününde OYBİRLİĞİYLEkarar verilmiştir.
VI- SONUÇ
26.4.2012günlü, 6300 sayılı Bazı Kanunlar ile Kamu Gözetimi, Muhasebe ve DenetimStandartları Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun HükmündeKararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 10. maddesiyle, 24.11.1994günlü, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’a eklenen ek 5.maddenin “…özelleştirme uygulamaları sonucunda kuruluşların nihai devirsözleşmelerinin imzalanarak devir ve teslim işlemlerinin tamamlanmasından sonraözelleştirme işlemlerinin bütün sonuçlarıyla birlikte tamamlanmış bulunması,söz konusu kuruluşları devralanlar tarafından üretim, yatırım, modernizasyon,istihdam ve bunlara bağlı her türlü hukuki, ticari ve mali tasarruflardabulunulması nedeniyle oluşacak fiili imkansızlık karşısında geri dönülemeyecekbir yapının ortaya çıkması halinde yargı kararlarının…” bölümününAnayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Haşim KILIÇ,Alparslan ALTAN, Nuri NECİPOĞLU, Zühtü ARSLAN ile M. Emin KUZ’un karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA, 3.10.2013 gününde karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
Zühtü ARSLAN
Üye
M. Emin KUZ
KARŞIOYGEREKÇESİ
6300sayılı Kanunla 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’a ilaveedilen ek 5. maddedeki “... özelleştirme uygulamaları sonucundakuruluşların nihai devir sözleşmelerinin imzalanarak devir ve teslimişlemlerinin tamamlanmasından sonra özelleştirme işlemlerinin bütünsonuçlarıyla birlikte tamamlanmış bulunması, söz konusu kuruluşları devralanlartarafından üretim, yatırım, modernizasyon, istihdam ve bunlara bağlı her türlühukuki, ticari ve mali tasarruflarda bulunulması nedeniyle oluşacak fiiliimkansızlık karşısında geri dönülemeyecek bir yapının ortaya çıkması halindeyargı kararlarını...” şeklindeki bölümün iptaline kararverilmiştir.
Anayasa’nın2. maddesinde ifadesini bulan hukuk devleti ilkesi, yargı kararlarına tümgerçek ve tüzel kişilerin uyması zorunluluğunu beraberinde getirmektedir.Nitekim, Anayasa’nın 138. maddesinin son fıkrasına göre “Yasama ve yürütmeorganları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar veidare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerinegetirilmesini geciktiremez.” Yargı kararlarının uygulanması konusundaAnayasa’da istisna öngörülmemekle birlikte, bu esasın uygulanma kabiliyetinesahip yargı kararları için geçerli olduğu da açıktır. Yargı kararlarınınkonusundan kaynaklanan imkansızlık veya uygulanamazlık durumu, 138. maddedeaçıkça ifade edilmese de, yargı kararlarının uygulanması zorunluluğununistisnasını oluşturmaktadır.
İdariyargıda “hukuki” ve “maddi (fiili)” imkansızlık durumlarında yargı kararlarınınuygulanamayacağı hususu genel kabul görmektedir. Hukuki ve fiili imkansızlıkhali kararın infaz kabiliyetini ortadan kaldırdığından, bunun aksinindüşünülmesi de mümkün değildir. Nitekim, Danıştay da bazı kararlarında hukukiveya fiili imkansızlık halinin olup olmadığını değerlendirmiş, imkansızlığınbulunduğu durumlarda yargı kararlarının uygulanamamasında hukuka aykırılıkgörmemiştir. Örneğin Danıştay Onüçüncü Dairesine göre “davalı idarenin tektaraflı işlemi ile dava konusu işlemin tesisinden önceki hukukî durumunyaratılmasının hukuken veya fiilen mümkün olmadığı hallerde yargı kararınınuygulanmaması söz konusu olabilmektedir” (E.2005/5545, K.2005/5698,29/11/2005).
Benzerşekilde, Mahkememiz Birinci Bölümü de nihai mahkeme kararından önce kendiisteğiyle emekli olan kişinin görevdeyken tayini işleminin iptaline ilişkinyargı kararını “uygulanamaz karar” olarak görmüştür. Buna göre, “Naklenatama işleminin iptaline ilişkin mahkeme kararı verilmeden önce başvurucu emekliolduğundan iptal kararının, verildiği anda uygulama kabiliyetinden yoksunolduğu anlaşılmaktadır. Verildiği anda uygulanma kabiliyeti bulunmayan birmahkeme kararına ilişkin olarak süregelen ihlalden söz edilmesi mümkün değildir”(B. No: 2012/144, 2/10/2013, § 30).
Yukarıdabelirtilen kararlarda hukuki ve fiili imkansızlığın sebebinin statü değişikliğiolduğu görülmektedir. Benzer şekilde, dava konusu kuralda belirtilen fiiliimkansızlığın sebebini de esasen özelleştirme uygulamaları sonucundakuruluşların hukuki durumlarının geri dönülemeyecek şekilde değiştirilmişolması oluşturmaktadır.
Davakonusu kural Anayasa’nın “Devletleştirme ve özelleştirme” başlıklı 47.maddesinin üçüncü fıkrası gereğince kanunlaştırılmıştır. Bu fıkraya göre, “Devletin,kamu iktisadî teşebbüslerinin ve diğer kamu tüzelkişilerinin mülkiyetindebulunan işletme ve varlıkların özelleştirilmesine ilişkin esas ve usullerkanunla gösterilir.”
Yargıkararlarının fiili veya hukuki imkansızlık sebebiyle uygulanmayabileceği idariyargı yerlerince de kabul edildiğine göre, buna ilişkin şartların ve kararverecek merciin kanunla önceden belirlenmesi hukuk devleti ilkesiningereklerine de uygundur. Bu ilke, devletin faaliyetlerinin hangi şartlarda vene şekilde gerçekleştirileceğinin önceden belirlenmesini gerektirir.
Buçerçevede, dava konusu kuralın, özelleştirme ihalelerine girecek yerli veyabancı kuruluşların özelleştirmeden sonraki süreçlerde karşılaşabileceklerihukuki belirsizliği gidermeye yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Özelleştirmepolitikalarının başarıyla uygulanması, hukuk güvenliğinin sağlanmasınabağlıdır. Özelleştirmenin tamamlanmasının üzerinden uzun yıllar geçtikten sonraverilen yargı kararlarının nasıl uygulanacağı konusundaki belirsizlik güvenizedelemekte, özellikle yabancı yatırımcılar üzerinde caydırıcı bir etkiyapmaktadır. Bu nedenle kanun koyucunun, muhtemel hukuki belirsizlikleriortadan kaldırmak suretiyle özelleştirmelerin başarıyla yapılmasını ve buanlamda kamu yararını amaçladığı görülmektedir.
Yasamasürecinde yapılan açıklamalardan ve kuralın gerekçesinden, dava konusu kuralınidari yargı içtihatlarında ve doktrinde kabul edilen “fiili imkansızlık”halinin özelleştirme bağlamında şartlarını belirlemeyi ve kanuni dayanağınıoluşturmayı amaçladığı anlaşılmaktadır. Kural, Bakanlar Kurulunun yargıkararlarının uygulanmasına ilişkin olarak karar alabilmesi için üç şartınbirlikte gerçekleşmesini öngörmektedir. Buna göre, özelleştirmenin bütünsonuçlarıyla birlikte tamamlanmış olması, özelleştirilen kuruluşlarıdevralanlarca her türlü hukuki, ticari ve mali tasarruflarda bulunulmasınedeniyle oluşacak fiili imkansızlık halinin bulunması ve buna bağlı olarakgeri dönülemeyecek bir yapının ortaya çıkması gerekir.
BakanlarKurulunun fiili imkansızlık da dahil olmak üzere yukarıdaki şartlara ilişkindeğerlendirmeleri sonunda yargı kararlarının uygulanması konusunda aldığıkararlarda hukuka aykırılık olduğu ileri sürülebilir. Bu durumda yargı yolununaçık olduğunda ve Bakanlar Kurulunun söz konusu kararı yargıya taşındığıtakdirde, fiili imkansızlığın bulunup bulunmadığı hususunda nihai kararıDanıştay’ın vereceğinde kuşku yoktur. Bu sebeple, söz konusu Bakanlar Kurulukararlarına karşı yeniden yargı yoluna başvurulabilmesinin mahkeme kararlarınınsonuçsuz bırakılması durumunu değiştirmeyeceği şeklindeki çoğunluk kararına dakatılmak mümkün değildir.
Açıklanangerekçelerle iptali istenen kuralın Anayasa’ya aykırı olmadığınıdüşündüğümüzden çoğunluğun iptal yönündeki kararına katılmıyoruz.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Zühtü ARSLAN
Üye
M. Emin KUZ