ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2012/75
Karar Sayısı : 2013/88
Karar Günü : 10.7.2013
R.G. Tarih-Sayı :25.7.2014-29071
İPTALDAVASINI AÇAN : Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri Emine Ülker TARHAN, M.Akif HAMZAÇEBİ ve Muharrem İNCE ile birlikte 119 milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU : 3.5.2012 günlü, 6302sayılı Tapu Kanunu ve Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkinKanun'un 1. maddesiyle değiştirilen 22.12.1934 günlü, 2644 sayılı TapuKanunu'nun 35. maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları ile dördüncüfıkrasının birinci cümlesinin Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 3., 5., 6., 7.,8., 9., 10., 11., 16., 35., 43., 44., 45., 57., 123., 138., 152. ve 153.maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine ve yürürlüklerinindurdurulmasına karar verilmesi istemidir.
II- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen Yasa Kuralları
3.5.2012 günlü, 6302 sayılı Kanun'un iptali istenilen kuralları daiçeren 1. maddesi şöyledir:
"Madde 1- 22.12.1934 tarihli ve 2644 sayılı TapuKanununun Anayasa Mahkemesince iptal edilen 35 inci maddesi aşağıdaki şekildedeğiştirilmiştir.
"Mdde35- Kanuni sınırlamalara uyulmak kaydıyla, uluslararası ikili ilişkileryönünden ve ülke menfaatlerinin gerektirdiği hallerde Bakanlar Kurulutarafından belirlenen ülkelerin vatandaşı olan yabancı uyruklu gerçek kişilerTürkiye'de taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinebilirler. Yabancı uyruklu gerçekkişilerin edindikleri taşınmazlar ile bağımsız ve sürekli nitelikteki sınırlıayni hakların toplam alanı, özel mülkiyete konu ilçe yüz ölçümünün yüzde onunuve kişi başına ülke genelinde otuz hektarı geçemez. Bakanlar Kurulu kişi başınaülke genelinde edinilebilecek miktarı iki katına kadar artırmaya yetkilidir.
Yabancıülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahipticaret şirketleri ancak özel kanun hükümleri çerçevesinde taşınmaz ve sınırlıayni hak edinebilirler. Bu ticaret şirketleri dışındakiler taşınmaz edinemez velehlerine sınırlı ayni hak tesis edilemez. Bu ticaret şirketleri ile yabancıuyruklu gerçek kişiler lehine taşınmaz rehni tesisinde bu maddede yer alansınırlamalar uygulanmaz.
BakanlarKurulu, ülke menfaatlerinin gerektiği hallerde yabancı uyruklu gerçek kişilerile yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğesahip ticaret şirketlerinin taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinimlerini; ülke,kişi, coğrafi bölge, süre, sayı, oran, tür, nitelik, yüzölçüm ve miktar olarakbelirleyebilir, sınırlandırabilir, kısmen veya tamamen durdurabilir veyayasaklayabilir.
Yabancıuyruklu gerçek kişiler ve yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına görekurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketleri, satın aldıkları yapısıztaşınmazda geliştireceği projeyi iki yıl içinde ilgili Bakanlığın onayınasunmak zorundadır. İlgili Bakanlıkça başlama ve bitirilmesüresi belirlenerek onaylanan proje tapu kütüğünün beyanlar hanesinekaydedilmek üzere taşınmazın bulunduğu tapu müdürlüğüne gönderilir. Onaylananprojenin süresi içinde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği ilgili Bakanlıkça takipedilir.
Askeriyasak bölgeler, askeri güvenlik bölgeleri ile stratejik bölgelere ait harita vekoordinat değerleri bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren en geç bir yıliçinde ve bu yerlere ait değişiklik kararlarına ait harita ve koordinatdeğerleri değişikliklerin yapıldığı tarihten itibaren bir ay içinde MillîSavunma Bakanlığınca, özel güvenlik bölgeleri ve değişiklik kararlarına aitharita ve koordinat değerleri ise İçişleri Bakanlığınca aynı sürede Tapu veKadastro Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakanlığa verilir. Bu Kanunun yürürlüktarihinden itibaren bir yıl sonra bu fıkra uyarınca gönderilen belge vebilgilere göre tapu işlemleri yürütülür.
Bumadde hükümlerine aykırı olarak edinilen, edinim amacına aykırı kullanıldığıilgili Bakanlık ve idarelerce tespit edilen, süresi içinde ilgili Bakanlığabaşvurulmayan veya süresi içinde projeleri gerçekleştirilmeyenler ile bumaddenin birinci fıkrası kapsamındaki sınırlamalar dışında miras yoluyla edinilentaşınmazlar ve sınırlı ayni haklar, Maliye Bakanlığınca verilecek bir yılıgeçmeyen süre içinde maliki tarafından tasfiye edilmediği takdirde tasfiyeedilerek bedele çevrilir ve bedeli hak sahibine ödenir."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Dava dilekçesinde, Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 3., 5.,6., 7.,8., 9., 10., 11., 16., 35., 43., 44., 45., 57., 123., 138., 152. ve 153.maddelerine dayanılmıştır.
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Serruh KALELİ,Alparslan ALTAN, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR OsmanAlifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, EnginYILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN,Muammer TOPAL ve Zühtü ARSLAN'ın katılımlarıyla 12.9.2012 günü yapılan ilkinceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasınınincelenmesine ve yürürlüğü durdurma isteminin esas inceleme aşamasında kararabağlanmasına, OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve ekleri, Raportör Esat Caner YILMAZOĞLUtarafından işin esasına ilişkin hazırlanan rapor, iptali istenilen yasakuralları, dayanılan Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve diğer yasamabelgeleri okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Kanun'un 1. Maddesiyle Değiştirilen 2644 Sayılı Kanun'un 35.Maddesinin Birinci Fıkrasının İncelenmesi
1- Fıkranın Birinci Cümlesi
Dava dilekçesinde, dava konusu kuralda "karşılıklılık"esası aranmadığı, yabancılara taşınmaz mal edinme konusunda tanınan haklaraçısından "karşılıklılık" esasının diğer hak kategorileriaçısından farklı bir yönü olduğu, toprak mülkiyetinin devletin ülke adı verilenasli ve maddi unsuru ile de ilgili olduğu, iptali istenen kuralda bu ilkeye yerverilmediği, Bakanlar Kuruluna karşılıklılık şartı aranmaksızın vatandaşıtaşınmaz mal ediniminde bulunabilecek ülkeleri belirleme yetkisi verilerek yasamayetkisinin devredilmezliği ilkesinin ihlal edildiği, fıkranın birincicümlesindeki"kanuni sınırlamalar" ve "uluslararası ikiliilişkiler ve ülke menfaatleri" ibaresinin kapsamınınaçıkça ortaya konulmayaraköngörülemezlik ve belirsizlik yaratıldığı, BakanlarKuruluna, karşılıklılık şartı aranmaksızın taşınmaz mal edinebilme hakkıverilecek ülkeler ileülke menfaatinin ne olduğunu belirlemeyetkisi verilmesininçok geniş ve sınırları belirsiz bir yetki devri anlamına geldiği, mülkiyethakkını sınırlayan esasların Kanun ile düzenlenmesi gerektiğibelirtilerekkuralın, Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2.,5., 7. ve 35. maddelerine aykırı olduğuileri sürülmüştür.
6302sayılı Tapu Kanunu ve Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkinKanun'un 1. maddesiyle değiştirilen 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 35. maddesininbirinci fıkrasında, önceki düzenlemeden farklı olarak "karşılıklılıkilkesine" yer verilmemiştir. Bu ilke,devletlerarası ilişkilerin gereği olarak kullanılmakta olup, genel olarakyabancı devletlerin, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ile tüzel kişileretanıdığı haklar ölçüsünde, Türkiye Cumhuriyetinin de yabancı gerçek ve tüzelkişilere haklar tanıması esasına dayanır.
Anayasa'nın Başlangıç kısmında Türkiye Cumhuriyeti'nin "Dünyamilletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi" olduğubelirtilmiştir. Anayasa'nın 176. maddesiuyarınca, Anayasa'nın dayandığı temelgörüş ve ilkeleri belirten Başlangıç, Anayasa metnine dahildir. Ancak,Başlangıçta ifadesini bulan görüş ve ilkelerin, soyutnitelikleri gereğibağımsız birer hüküm olarak uygulanmalarından ziyade, Anayasa'nın maddelerindeyeralan hükümlerin yorumlanmasında dikkate alınmaları gerektiği açıktır. Kaldı ki"Dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi"ifadesi, Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsızlığını vurgulamakta olup, bu ifadedendevletin yabancılar hukukuyla ilgili yapacağı düzenlemelerde mutlaka karşılıklılık(mütekabiliyet)şartına yer verilmesi gerektiği sonucu çıkarılamaz.
Öte yandan, Anayasa'nın 16. maddesinde temel hak ve hürriyetlerinyabancılar için, milletlerarası hukuka uygun olarak kanunla sınırlanabileceğibelirtilmiş, ancak bu sınırlamada karşılıklılık ilkesinin dikkate alınacağınadair bir hükme yer verilmemiştir. Benzer şekilde, Anayasa'nın 35. maddesinde,herkesin mülkiyet ve miras hakkına sahip olduğu ve bu hakların ancak kamuyararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği hükme bağlanmış ise de yabancılarınbu haklardan istifadesi için mütekabiliyet şartı öngörülmemiştir.
Buna göre, Anayasa'nın yukarıda ifade edilen hükümlerinde ya dadiğer maddelerinde açık ya da zımni olarak karşılıklılık ilkesinin anayasal birölçü norm olduğunu gösteren herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir. İnsanhakları hukuku açısından bakıldığında da karşılıklılık ilkesinin her durumdauygulanması zorunlu bir ilke olduğu söylenemez.
Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin Başlangıçtabelirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletiolduğu, 7.maddesinde de yasama yetkisinin Türk Milleti adına Türkiye Büyük MilletMeclisine ait olduğu vebu yetkinindevredilemeyeceği belirtilmiştir.
Hukuk devleti, tüm işlem ve eylemleri hukuka uygun olan, heralanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdürmeyi amaçlayan,hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa'ya aykırı durum vetutumlardan kaçınan, insan haklarına saygı duyarak bu hak ve özgürlüklerikoruyup güçlendiren, yargı denetimine açık devlettir.
Anayasa'dakanunla düzenlenmesi öngörülen konularda, yürütme organına genel ve sınırlarıbelirsiz bir düzenleme yetkisinin verilmesi olanaklı değildir. Yürütmenindüzenleme yetkisi, sınırlı, tamamlayıcı ve bağımlı bir yetkidir. Ayrıca,yürütme organına düzenleme yetkisi veren bir yasa kuralının Anayasa'nın 7.maddesine uygun olabilmesi için temel ilkeleri koyması, çerçeveyi çizmesi,sınırsız, belirsiz, geniş bir alanı yürütmenin düzenlemesine bırakmamasıgerekir.
Dava konusu kuralda geçen "kanuni sınırlamalar"ibaresine, yabancı gerçek kişilerin taşınmaz ediniminin düzenlendiği 2644sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 1934 tarihinden bu güne kadar kanunlarımızdayer verilmiştir. Nitekim dava konusu kuralda da kanuni sınırlamalara uyulmasıöngörülmüştür. Buna göre, 2644 sayılı Kanun ve bunun dışında 2565sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu, 1062 sayılıHudutları Dahilinde Tebaamızın Emlakine Vaziyet Eden Devletlerin Türkiye'dekiTebaaları Emlakine Karşı Mukabele-i Bilmisil Tedabiri İttihazı Hakkında Kanun,HanedanıOsmaninin Türkiye Cumhuriyeti Memaliki Haricine Çıkarılmasına Dair Kanun, 3083sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu ve5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu gibi kanunlarla getirilen konu ileilgili sınırlamalara uyulacağı açık olduğundan, kuralın Anayasa'nın 2. ve 7.maddelerineaykırı bir yönü bulunmamaktadır.
Diğer taraftan "uluslararası ikili ilişkiler" ve"ülke menfaatlerinin gerektirdiği hâllerin" neler olduğununtespitinde Bakanlar Kurulu yetkili kılınmıştır. Yürütmenin icrai bir organıolan Bakanlar Kurulu, değişen koşullara ve devletlerarası ilişkilerin dinamikniteliğine uygun olarak "uluslararası ikili ilişkiler" ve"ülke menfaatlerinin" gerektirdiği hâllerin neler olduğunudeğerlendirecektir.
Bu nedenlerle kural, Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2. ve 7.maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra AylaPERKTAŞ ile Celal Mümtaz AKINCI bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralın, Anayasa'nın 5. ve 35. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
2- Fıkranın İkinci Cümlesi
Dava dilekçesinde, dava konusu kuralda belirtilen "toplam"ibaresinin sınırlı ayni haklar ile edinilecek taşınmazların birlikte mi, yoksaayrı ayrı mı toplamlarını ifade ettiğinin açıkça anlaşılamadığı, bu nedenle debelirsizlik içerdiği belirtilerek kuralın, Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2. ve 5.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Anayasa'nın 2.maddesinde ifadesini bulan hukuk devleti ilkesi, bütün uygar ve demokratikrejimlerin temel özelliklerinden biridir. Hukuk devleti kavramı, vatandaşlarınhukukî güvenlik içinde bulundukları, devletin işlem ve eylemlerinin hukukkurallarına bağlı olduğu devleti ifade eder. Hukuk devletinin en önemlişartlarından biri"belirlilik"tir. Buna göre, yasal düzenlemelerin hemkişiler, hem de idare yönünden herhangi bir duraksama ve kuşkuya yer vermeyecekşekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasıgereklidir.
Dava konusu kuralda,yabancı uyruklu bir gerçek kişinin ülkegenelinde edinebileceği taşınmazlar ile bağımsız ve sürekli nitelikte sınırlıayni hakların toplam yüzölçümünün otuz hektarı geçemeyeceği öngörülmüştür. Bunagöre kuralda yer verilen "ile" ve "toplam" ibarelerinden,30 hektarlık sınırın hem taşınmazlar hem de sınırlı ayni hakların birliktetoplamının anlaşılmasının gerektiği açıktır. Dolayısıyla, kuralda bu yönde birbelirsizlikbulunmadığından birinci fıkranın ikinci cümlesiAnayasa'nın 2.maddesineaykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ ileCelal Mümtaz AKINCI bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralın, Anayasa'nın Başlangıç'ı ve 5. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
3- Fıkranın Üçüncü Cümlesi
Dava dilekçesinde, fıkranın ikinci cümlesindebelirtilen 30hektarlık sınırın, dava konusu kuralla 60 hektara kadar arttırılması konusundaBakanlar Kuruluna yetki verilmesinin, asli düzenleme yetkisinin devriniteliğini taşıdığı belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2., 6., 7., 8. ve 123.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Dava konusu kural ile, Bakanlar Kurulu kişi başına ülke genelindeedinilebilecek miktarı iki katına kadar artırmaya yetkili kılınmıştır. Bunagöre, kuralla, birinci fıkrada belirtilen koşullarla yabancı uyruklu gerçekkişilere tanınan haklar miktar yönünden belirlenmiş 30 hektarlık sınırın BakanlarKurulunca 60 hektara kadar arttırılabilmesi öngörülmüştür.
Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin Başlangıçtabelirtilentemel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletiolduğu vurgulanmıştır. Hukuk devleti, tüm işlem ve eylemleri hukuka uygun olan,her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdürmeyiamaçlayan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa'ya aykırı durumve tutumlardan kaçınan, insan haklarına saygı duyarak bu hak ve özgürlüklerikoruyup güçlendiren devlettir.
Anayasa'nın 6. maddesinde, "Egemenlik, kayıtsız şartsızMilletindir. Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre,yetkili organları eliyle kullanır. Egemenliğin kullanılması, hiçbir surettehiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organkaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz."; 7.maddesinde, "Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük MilletMeclisinindir. Bu yetki devredilemez."; 8. maddesinde, "Yürütmeyetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasaya vekanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir." denilmektedir.
Anayasa'nın 7. maddesinde "Yasama yetkisi Türk Milletiadına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez."denilmektedir. Buna göre, kanun koyucunun temel ilkeleri koymadan, çerçeveyiçizmeden yürütmeye yetki vermemesi, sınırsız, belirsiz bir alanı, yönetimindüzenlemesine bırakmaması gerekir.
Dava konusu kural ile, Kanun'un yabancı uyruklu gerçek kişileretanıdığı taşınmaz edinme sınırının (otuz hektarın) Bakanlar Kurulu kararıylaiki katına kadar (altmış hektar) arttırılabilmesi öngörülmektedir. Bu kural ileBakanlar Kuruluna tanınan iki kata kadar arttırılabilme yetkisinin, kanunisınırı Bakanlar Kurulu kararı ile etkisiz kılacak derece ve ölçüde olmadığı;yürütme organına, genel, sınırsız, esasları ve çerçevesi belirsiz bir düzenlemeyetkisi verilmediği görülmektedir. Açık ve anlaşılır olan kuralın yasamayetkisinin devri niteliğini haiz bir yönü bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural, Anayasa'nın 2., 6., 7. ve8. maddelerineaykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ ileCelal Mümtaz AKINCI bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralın, Anayasa'nın123. maddesiyleilgisi görülmemiştir.
B- Kanun'un 1. Maddesiyle Değiştirilen 2644 Sayılı Kanun'un 35.Maddesinin İkinci Fıkrasının İncelenmesi
1- Fıkranın Birinci Cümlesi
Dava dilekçesinde, yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarınagöre kurulan ve tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketlerine yabancı gerçekkişiler için aranan sınırlama ve karşılıklılık koşulu aranmadan taşınmaz vesınırlı ayni hak edinme imkanı verilmesinin Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 5.,10., 11., 16. ve 35. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Dava konusu kuralda, yabancı ülkelerde kendi ülkelerininkanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketlerinin, ancak özelkanun hükümleri çerçevesinde taşınmaz mülkiyeti ve taşınmazlar üzerinde sınırlıaynî hak edinebilecekleri belirtilmektedir.
Dava konusu cümlede, yabancı ülkelerde kendi ülkelerininkanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketlerinin "özelkanun hükümleri çerçevesinde" olmakkaydıyla taşınmaz mülkiyeti vetaşınmazlar üzerinde sınırlı ayni hak edinebilecekleri anlaşılmaktadır.
Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin Başlangıç'dabelirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletiolduğu belirtilmiş, 5. maddesinde de kişilerin ve toplumun refah, huzur vemutluluğunu sağlamak Devletin amaç ve görevleri arasında sayılmıştır.Anayasa'nın 10. maddesinde, herkesin, kanun önünde eşit olduğu, 16. maddesindede temel hak ve hürriyetlerin yabancılar için milletlerarası hukuka uygunolarak kanunla sınırlanabileceği belirtilmiştir.
Yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzelkişiliğe sahip ticaret şirketlerinin taşınmaz edinimi ile ilgili olarak davakonusu düzenlemede "özel kanun hükümleri çerçevesinde" olmakdenilmek suretiyle, yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına görekurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketleri içinözel kanunlarla taşınmazedinim hakkı tanınmakta ve özel kanunlara gönderme yapılmaktadır.
Buna göre, yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına görekurulan tüzelkişiliğe sahip ticaret şirketleri; 2634 sayılı Turizmi TeşvikKanunu, 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu, 6326 sayılı PetrolKanunu ve 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu gibi yürürlükteki özel kanunhükümleri ve bunların dışında çıkartılabilecek başka özel kanun hükümleriçerçevesinde taşınmaz mülkiyeti ve taşınmazlar üzerinde sınırlı ayni hakedinebileceklerdir.
Dolayısıyla, belirtilen bu kanunlardaki edinim amaçları dışındayabancı ticaret şirketlerinin taşınmaz edinimi bulunmamaktadır. Böylece amaçyönünden bir sınırlama getirilmiş olmakta, bunların dışında ve sadece taşınmazedinimine dönük olmak üzere taşınmaz edinimi imkânı ortadan kaldırılmışolmaktadır.
Taşınmaz mülkiyeti ve taşınmazlar üzerinde sınırlı ayni hak edinenyabancı uyruklu gerçek kişiler ile yabancı ülkelerde kendi ülkelerininkanunlarına göre kurulan tüzelkişiliğe sahip ticari şirketlerin aynı konumdaolmadıkları ve sözkonusu edinimlerin nedenlerinin de farklı olduğugözetildiğinde aralarında eşitlik karşılaştırması yapılamayacağı ve bu konudafarklı sınırlamalar getirilmesinin kanun koyucunun takdir alanı içinde kaldığıaçıktır
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural, Anayasa'nın 2.,10., 16.maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Sedar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ ileCelal Mümtaz AKINCI bu görüşlere katılmamışlardır.
Kuralın, Anayasa'nın Başlangıç'ı, 5., 11. ve 35.maddeleriyleilgisi görülmemiştir.
2- Fıkranın İkinci Cümlesi
Dava dilekçesinde, dava konusu kuralda yer alan hükümden yabancıuyruklu gerçek kişiler ile yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına görekurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketleri dışındaki yabancılarınTürkiye'de taşınmaz edinemeyeceği anlaşılmakla beraber, aynı zamanda TürkiyeCumhuriyeti vatandaşlarının da taşınmaz edinemeyeceği şeklinde anlaşılabileceği,bunun ise belirsizliğe yol açacağı, bu nedenle de kuralın belirli veöngörülebilir olmadığı ve dolayısıyla hukuki güvenirlik sağlamadığıbelirtilerek, Anayasa'nın 2. ve 11. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
Dava konusu kural uyarıncayabancı uyruklu gerçek kişiler ileyabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğesahip ticaret şirketleri dışındakiler Türkiye'de taşınmaz edinemez ve lehlerinesınırlı ayni hak tesis edilemez.
Maddenin gerekçesinde de yabancı uyruklu gerçek kişiler ileyabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzelkişiliğesahip ticaret şirketleri dışındakilerin (tüzelkişiliği olan veya olmayan vakıf,dernek, kooperatif, cemiyet, topluluk, cemaat vb.) Türkiye'de taşınmazedinemeyeceklerive bunlar lehine sınırlı ayni hak tesis edilemeyeceğibelirtilmiştir.
Madde gerekçesi ile birliktedeğerlendirildiğinde, kanun koyucununyabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzelkişiliğesahip ticaret şirketleri dışında kalan tüzelkişilerin taşınmaz edinmeleriniengellediği açıktır.
Bir başka ifadeyle, dava dilekçesinde ileri sürüldüğü şekildeiptali istenen kuraldan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için de taşınmaz vesınırlı ayni hak edinemeyecekleri gibi bir anlam çıkarılamaz. Zira, fıkrayıiçeren Tapu Kanunu'nun 35. maddesi, yabancıların Türkiye'deki taşınmaz vesınırlı ayni hak edinimlerine ilişkin bir düzenleme niteliğindedir.
Bu nedenlerle, dava konusu kuraldabelirsizlik olmadığı gibi hukukgüvenliğini sağlamaktan da yoksun bulunmadığından, Anayasa'nın 2. maddesineaykırı değildir.İptal isteminin reddi gerekir.
Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ ileCelal Mümtaz AKINCI bu görüşlere katılmamışlardır.
Kuralın, Anayasa'nın 11. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
3- Fıkranın Üçüncü Cümlesi
Dava dilekçesinde, yabancı uyruklu gerçek kişiler ile yabancıülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahipticaret şirketleri lehine Türkiye'de taşınmaz rehni tesisinde birinci ve ikincifıkralarda yer alan kayıt ve sınırlamaların aranmamasının, taşınmaz rehnitesisini sınırsız hâle getirdiği, böylece karşılıklılık ilkesinin taşınmazrehni bakımından etkisizleştirildiği, bunun ise Türk milletinin bağımsızlığı,ülke güvenliği ve toplum huzuru ilkeleri ile bağdaşmadığı belirtilerek kuralın,Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2.,5., 10., 11. ve 16. maddelerine aykırı olduğuileri sürülmüştür.
Dava konusu kuralda, yabancı uyruklu gerçek kişiler ile yabancıülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahipticaret şirketleri lehine Türkiye'de taşınmaz rehni tesisinde birinci ve ikincifıkralarda yer alan kayıt ve sınırlamaların aranmayacağı belirtilmektedir.
Genel olarak rehin hakkı, rehne konu hakkı paraya çevirmek ve eldeedilen paradan öncelikle alacağını alma yetkisi veren ayni bir haktır.
Rehin hakkı ile hak sahibine eşyanın değeri tahsis edilmiştir. Buhak da diğer sınırlı ayni haklar gibi mülkiyetin muhtevasından oluşmuştur.Malik paraya çevirme yetkisini rehinli alacaklıya tahsis etmekte; alacaklı daalacak ifa edilmezse eşyayı paraya çevirerek öncelikle alacağını eldeedebilmektedir. Rehin hakkının bir türü olan taşınmaz rehni ise hak sahibinebir taşınmaz malın değerinden alacağını elde etme yetkisini veren sınırlı birayni haktır. Taşınmaz rehni, hem kişisel alacağı teminat altına almakta hem dearazi değerinin tedavül ettirilmesini sağlamaktadır. Türk Medenî Kanunu'na göretaşınmaz rehni ancak, ipotek, ipotekli borç senedi veya irat senedi şeklindekurulabilir.
Alacaklı sıfatıyla bir rehin hakkının tesisi, rehne konu teşkileden taşınmaz malın iktisabı anlamına gelmez. Alacak ödenmediği takdirde,taşınmaz mal paraya çevrilirse, rehinli alacaklı olan ve Türkiye'detaşınmaz maledinme imkânı bulunmayan yabancı kişi, bu taşınmaz mal mülkiyetini eldeedemeyecek ve ancak alacağını satış bedelinden temin edebilecektir. Bu nedenleyabancının, alacağına karşılık olmak amacıyla, Türkiye'de bulunan bir taşınmazmal üzerinde ipotek, ipotekli borç senedi ve irat senedi biçiminde rehin hakkıelde edebilmesi mülkiyetin, kanunlarda öngörülen izinlerdışında devrine yolaçmayacağındantaşınmaz rehninde sınırlama aranmamasında Anayasa'ya aykırılıkbulunmamaktadır.
Öte yandan rehin hakkının tesisinde karşılıklılık şartınınaranmaması yukarıda belirtilen gerekçelerle Anayasaya aykırı görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın 2. ve 16.maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ ileCelal Mümtaz AKINCI bu görüşlere katılmamışlardır.
Kuralın, Anayasa'nın Başlangıç'ı, 5., 10. ve 11. maddeleriyleilgisi görülmemiştir.
C- Kanun'un 1. Maddesiyle Değiştirilen 2644 Sayılı Kanun'un 35.Maddesinin Üçüncü Fıkrasının İncelenmesi
Dava dilekçesinde, dava konusu kuralla, yabancıların taşınmazedinemeyecekleri alanları belirlemede Bakanlar Kurulunun yetkili kılındığıancak, bu düzenlemede sınırlamanıniçeriğinin belirsiz ve takdire dayalıkavramlarla ifade edildiği, Bakanlar Kuruluna verilen bu yetkinin yeterli birasli düzenlemeye dayanmadığı, bu nedenle de asli düzenleme yetkisinin devriniteliğitaşıdığı, hiçbir organın kaynağını Anayasa'danalmayan bir Devlet yetkisikullanamayacağı, fıkranın birinci cümlesinde yabancıların taşınmazedinemeyecekleri alanları belirlemede ve il yüzölçümüne göre oranını tespitteBakanlar Kurulu yetkili kılınmakla beraber belirtilen alanların içeriğininbelirsiz ve takdire dayalı olduğu, Bakanlar Kuruluna verilen bu yetkinin asli düzenlemeyetkisi niteliğini taşıdığı belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2., 6., 7., 8.,11. ve 123. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Dava konusu kuralda, yabancı uyruklu gerçek kişiler ile yabancıülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahipticaret şirketlerinin taşınmaz edinimlerinin, Bakanlar Kurulu tarafındanülke,kişi, coğrafi bölge, süre, sayı, oran, tür, nitelik, yüzölçümü ve miktar olarakbelirlenebileceği, sınırlandırılabileceği, kısmen veya tamamendurdurulabileceği veya yasaklanabileceği belirtilmek suretiyle BakanlarKurulunun hangi sınırlandırma kriterlerini ve yöntemlerini kullanabileceğiaçıkça belirtilmiştir.
Bakanlar Kurulu'nun söz konusu yetkiyi maddeninbirinci ve ikincifıkralarındayer verilen sınırlamaları gözeterekkullanacağı açık olduğundankuralda bir belirsizlik bulunmamaktadır.
Açıklanannedenlerle dava konusu kuralAnayasa'nın 2. ve 7.maddelerineaykırıdeğildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra AylaPERKTAŞ ile Celal Mümtaz AKINCI bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralın, Anayasa'nın6., 8., 11. ve 123.maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
D- Kanun'un 1. Maddesiyle Değiştirilen 2644 sayılı Kanun'un 35.Maddesinin Dördüncü Fıkrasının Birinci Cümlesinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, Kanun'un 1. maddesiyle yeniden düzenlenen 2644sayılı Kanun'un 35. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarındabelirtilen gerekçelerle belirsizlik içeren kuralın, Anayasa'nın 2. maddesineaykırıolduğu ileri sürülmüştür.
Dava konusu kuralda, yabancı uyruklu gerçek kişiler ve yabancıülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahipticaret şirketlerinin, satın aldıkları yapısız taşınmazda geliştireceği projeyiiki yıl içinde ilgili Bakanlığın onayına sunması gerektiği ifade edilmiştir.
İptali istenen kuralda yabancılar tarafından satın alınan yapısıztaşınmaz üzerinde geliştirilen projenin, projenin niteliğine göre ilgiliBakanlığın onayına sunulması öngörülmüş olup bununla yabancıların salt arazi vearsa edinmek için taşınmaz mal ediniminde bulunmasınıngetirebileceği sakıncalarönlenmiştir.
Kuralda yabancı uyruklu gerçek kişiler ve yabancıülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahipticaret şirketlerinin satın aldıkları yapısız taşınmazda geliştireceğiprojeyi iki yıl içinde ilgili Bakanlığın onayına sunacağının belirtilmesi,böylece şirketin ve taşınmazın niteliği ve projenin kaç yıl içinde onayasunulacağının açıkça ifade edilmesi karşısında kuralın belirsiz olduğundansözedilemez.
Açıklanan nedenlerle dava konusu kural Anayasa'nın 2. maddesineaykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
3.5.2012günlü, 6302 sayılı Tapu Kanunu ve Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılmasınaİlişkin Kanun'un 1. maddesiyle değiştirilen 22.12.1934 günlü, 2644 sayılı TapuKanunu'nun 35. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları ile dördüncüfıkrasının birinci cümlesine yönelik iptal istemleri, 10.7.2013günlü, E.2012/75, K.2013/88 sayılı kararla reddedildiğinden, bu fıkralara vecümleye ilişkin yürürlüğün durdurulması istemlerinin REDDİNE, 10.7.2013 günündeOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VI- SONUÇ
3.5.2012 günlü, 6302 sayılı Tapu Kanunu ve Kadastro KanunundaDeğişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un 1. maddesiyle değiştirilen 22.12.1934günlü, 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 35. maddesinin;
A-Birinci fıkrasının,
1-Birinci cümlesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra AylaPERKTAŞ ile Celal Mümtaz AKINCI'nın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2-İkinci ve üçüncü cümlelerinin Anayasa'ya aykırı olmadıklarına ve iptalistemlerinin REDDİNE, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra AylaPERKTAŞ ile Celal Mümtaz AKINCI'nın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
B-İkinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE,Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ ile Celal MümtazAKINCI'nın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
C-Üçüncü fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE,Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ ileCelal Mümtaz AKINCI'nın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
D-Dördüncü fıkrasının birinci cümlesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalisteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
10.7.2013gününde karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
Zühtü ARSLAN
Üye
M. Emin KUZ
KARŞIOYGEREKÇESİ
2644sayılı Tapu Kanunu'nun 35. maddesinin iptali istenen hükümlerinden Anayasa'yaaykırı olduğunu düşündüğüm birinci fıkranın birinci cümlesinde;
"Kanunisınırlamalara uyulmak kaydıyla, uluslararası ikili ilişkiler yönünden ve ülkemenfaatlerinin gerektirdiği hallerde Bakanlar Kurulu tarafından belirlenenülkelerin vatandaşı olan yabancı uyruklu gerçek kişiler Türkiye'de taşınmaz vesınırlı ayni hak edinebilirler.,
üçüncüfıkrasında da;
.BakanlarKurulu, ülke menfaatlerinin gerektiği hallerde yabancı uyruklu gerçek kişilerile yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğesahip ticaret şirketlerinin taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinimlerini; ülke,kişi, coğrafi bölge, süre, sayı, oran, tür, nitelik, yüzölçüm ve miktar olarakbelirleyebilir, sınırlandırabilir, kısmen veya tamamen durdurabilir veyayasaklayabilir."
denilmektedir.
Yabancılarıntaşınmaz ve sınırlı ayni hak edinmeleriyle ilgili olarak 2644 sayılı Kanun'un35. maddesinde müteaddit kez yapılan düzenlemeler, Anayasa aykırı olduğu ilerisürülerek Anayasa Mahkemesinin önüne getirilmiştir.
AnayasaMahkemesi de 31.1.1987-19358 sayı ile Resmî Gazete'de yayımlanan 9.10.1986günlü,E.1986/18-K.1986/24 sayılı, 24.8.1995-18852 sayı ile Resmî Gazete'deyayımlanan 13.6.11985 günlü,E.1984/14-K.1985/7 sayılı, 26.4.2005-25797 sayı ileResmi Gazetede yayımlanan 14.3.2005 günlü, E.2003/70-K.2005/14 sayılı,16.1.2008-26758 sayı ile Resmî Gazete'de yayımlanan 11.4.2007 günlü,E.2006/35-K.2007/48 sayılı kararlarıyla bu düzenlemeleri Anayasa aykırı bularakiptal etmiştir.
TapuKanunu'nun 35. maddesinin iptali istenen birinci fıkrasının birincicümlesinde, yabancı uyruklu gerçek kişilerin Türkiye'de taşınmaz vesınırlı ayni hak edinebilmeleri için mütekabiliyet (Karşılıklılık) şartına yerverilmemiş, belirsiz olan kanuni sınırlamalar sözcüğüne cümlede yer verilmiş,önemi olan bu konu ayrı bir kanun yerine Tapu Kanunu'nun bir maddesindedüzenlenmiş, ayrıca taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinebilecek ülke vatandaşıyabancı gerçek kişilerin Bakanlar Kurulunca belirlenmesi öngörülmüştür.
Sözkonusu kuralın mütekabiliyet (Karşılıklılık) şartını içermemesi, ayrıcataşınmaz ve sınırlı ayni hak edinebilecek yabancı ülke vatandaşı gerçekkişilerin Bakanlar Kurulunca belirlenmesi 9.10.1986 günlü,E.1986/18-K.1986/24sayılı, 13.6.11985 günlü,E.1984/14-K.1985/7 sayılı Anayasa Mahkemesikararlarında ayrıntıları yazılı gerekçelerle;
Belirsizlikiçeren kanuni sınırlamalar sözcüğünün kuralda yer alması, ayrı bir kanunladüzenlenmesi gereğinin yerine getirilmemesi ise 14.3.2005 günlü,E.2003/70-K.2005/14 sayılı Anayasa Mahkemesi kararının "DEĞİŞİK VEEK GEREKÇE" kısmının birinci ve ikinci paragraflarındabelirttiğim gerekçe ve 11.4.2007 günlü, E.2006/35-K.2007/48 sayılı AnayasaMahkemesi kararının "KARŞIOY"başlığı altında belirttiğimgerekçe ile;
Yine, TapuKanunu'nun 35. maddesinin iptali istenen üçüncü fıkrasında, ülkemenfaatlerinin gerektiği hallerde yabancı uyruklu gerçek kişiler ile yabancıülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahipticaret şirketlerinin taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinebilmeleri ile ilgilikimi değerlendirmelerle Bakanlar Kurulu'na yetki verilmiştir.
BakanlarKuruluna yetki veren bu kuralda da mütekabiliyet (Karşılıklılık) şartıöngörülmeyerek kimi değerlendirmelerle yabancıların taşınmaz ve sınırlı aynihak edinebilmelerine imkân tanınması, 9.10.1986 günlü,E.1986/18-K.1986/24sayılı, 13.6.11985 günlü,E.1984/14-K.1985/7 sayılı Anayasa Mahkemesikararlarında ayrıntıları yazılı gerekçelerle;
Anayasa'yaaykırı olduklarından, söz konusu kuralların iptalleri gerekir.
Açıklanannedenlerle çoğunluğun redde ilişkin görüşlerine katılmadım.
Üye
Mehmet ERTEN
KARŞIOYGEREKÇESİ
1-Yabancıların Türkiye'de taşınmaz edinmeleri konusunu düzenleyen ve 1934-1984tarihleri arasında yürürlükte kalan 22.12.1934 tarih ve 2644 sayılı TapuKanunu'nun 35. maddesi şu hükmü taşımaktaydı:
"Tahdidimutazammın kanuni hükümler yerinde kalmak ve karşılıklı olmak şartı ileyabancı hakiki şahıslar Türkiye'de gayrimenkul mallara temellük vetevarüs edebilirler."
21.6.1984tarih ve 3029 sayılı Kanun'la, 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 35. maddesine şufıkra ilave edilmiştir:
"Ancakhangi ülkelere yukarıdaki fıkradaki mütekabiliyet şartının uygulanmayacağını,alım ve satımlarda %25'i geçmiyecek şekilde Toplu Konut Fonuna alınacak fonnisbetini ve uygulamaya ait esasları tespite Bakanlar Kurulu yetkilidir."
Belirtilenbu hükmün Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıyla açılan iptal davası sonundaAnayasa Mahkemesi, şu özet gerekçe ile bu düzenlemenin iptaline kararvermiştir:
".Toprak edinme kanunundaki mütekabiliyet esasının başka konulardakimütekabiliyet esasından farklı yönü, Devletin, ülke denilen asli maddiunsuruyla olan ilişkileridir. Sözkonusu ilişki bu noktada farklı bir düşünce vehassasiyeti zorunlu kılar. Bu koşullardan herhangi bir nedenle tek taraflıvazgeçmek, Devletler Hususi Hukukunda Yabancılar Hukuku alanına etkisi zarurieşitlik prensibini benimsememek anlamı taşır. Kaldı ki, bu alanda hakkın sujesibireylerdir. Kendi vatandaşına yabancı ülkede aynı hakkı sağlamadan, ülkesindeyabancıya hak tanıması kolaylıkla savunulamaz. Yabancı bir ülkede mülk edinmek,çoğu kez o ülkede seyahat etmek, çalışmak veya yerleşmek gibi isteklerin biruzantısıdır. Ülkede mülk edinerek yaşamını kısmen ya da tamamen oradasürdürecek olan yabancının her türlü davranışına katlanacak olan onunla bellibir yöne ya da çevrede yaşamı paylaşmak zorunda kalan vatandaş olacaktır. Buitibarla vatandaşımızın, kendi ülkesinde mülk edinmesine katlanamayan birdevlet uyruğundan her halde bu hakkın esirgenmesi gerekir. Aksine bir durum iseyabancıya tanınmış bir imtiyaz sayılır. Yabancı hakiki şahıslarınmütekabiliyet şartı aranmaksızın Türkiye'de gayrimenkul edinmeleri hakkında3029 sayılı Kanun'un uygulanmasına ilişkin esasların sadece yabancı gerçekkişiler açısından ve sınırlı bir biçimde ele alınmış bulunmasının isabetikuşkusuzdur. İktisadi konjonktürün neden olabileceği sıkıntılıdönemlerde, aynı mülahazalarla uygulama esaslarında yapılacak bir değişikliklesözkonusu hakkın kimi ülkeler ve yabancı tüzel kişilere tanınması olasılığıgözden uzak tutulamaz. Bu takdirde ise durumun bazı olumsuz sonuçlardoğuracağını açıklamaya gerek görülmemiştir. Yabancıya satılmış topraklarınyasal yollardan yerine göre geri alınabilmesi olanağının varlığına güvenilemez.Yabancının her an kendi devletinin himayesinde olduğu dikkate alındığında böylebir yola başvurmanın devletlerarası çetin sorunları davet etmesi kaçınılmazdır.Başlangıç'ın 4. paragrafındaki; Türkiye Cumhuriyeti'nin Dünya milletlerailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olduğu ilkesiyle, devletinbeşeri unsurunu oluşturan milletin diğer milletlerle hak eşitliğine sahipbulunduğu vurgulanmıştır. Başlangıç'ın 7. paragrafında ise 'Hiçbir düşünce vemülahazanın Türk milli menfaatlerinin . karşısında korunma göremeyeceği' ilkesiile de Anayasa'nın öngördüğü hukuk düzeni içinde milli menfaatlerin her şeyinüstünde tutulması gereği belirlenmiştir. Ülkede yabancının arazi ve emlakedinmesi salt bir mülkiyet sorunu gibi değerlendirilemez. Toprak, devletinvazgeçilmesi olanaksız temel unsuru, egemenlik ve bağımsızlığınsimgesidir. Karşılıklı muamele (mütekabiliyet) esası uluslararasıilişkilerde eşitliği sağlayan bir denge aracıdır. Yukarıda açıklanannedenlerle, değişik iktisadi politikalar ve kendi olanaklarımızlagerçekleştirebileceğimiz konut sorununda önemsiz bir kaynak yaratmak maksadıylaülke topraklarının yabancı unsurlar eline geçmesine imkan tanıyan 3029sayılı Kanun'un düzenlemesi Anayasa'nın Başlangıç Bölümüne aykırıbulunmuştur. 3029 sayılı Yasa ile Bakanlar Kuruluna tanınanyetki son derece sınırsızdır ve açık değildir. Yasada sadece Toplu Konut Fonunaalınacak miktar belirlenmiş, diğer hususların tespiti yürütme organınabırakılmıştır. Bunlar arasında kanunla düzenlenmesi gereken yönler vardır.Yabancının alacağı arazinin azami miktarı, emlakın adedi, alınma amaçları,Bakanlar Kuruluna verilen yetkinin devamı süresi, satın alınacak arazi ya da emlakınyeri, satın almanın koşulları, devir ve ferağda uygulanacak ilkeler hep yasaile düzenlenmesi gereken hususlardandır. Bütün bu yönlerde yasama organınınserinkanlı ve objektif değerlendirilmesine gereksinim vardır. 3029 sayılı Yasaile uygulamaya ilişkin esasların tesbiti yönünden yürütmeye verilen yetkiningenişliği ve belirsizliği apaçık ortadadır. Yasada, esasla alakalı bir çokyönler düzenlenmemiştir. Bu durum, açıkça bir yetki devridir ve Anayasa'nın'Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Buyetki devredilemez.' biçimindeki 7. maddesine aykırıdır. (Any.Mah.nin 13.6.1985 tarih ve E.1984/14, K.1985/7 sayılı kararı; RG. 24.8.1985)
2-Anayasa Mahkemesinin bu iptal kararından sonra 22.4.1986 tarih ve 3278 sayılıKanun'la 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 35. maddesine şu fıkralar eklenmiştir:
"Ancak,milli menfaatlere ve/veya milli ekonomiye faydalı görüldüğü hallerde, BakanlarKurulu; hangi ülkelerin ve/veya hangi ülkeler uyruğundaki gerçek kişilerinmütekabiliyet şartından istisna edileceğine karar verebilir. Bu hususlarlailgili usul ve esaslar Bakanlar Kurulunca tespit edilir.
Ayrıca,bu alım-satımlarda satış bedelinin %25'ini geçmiyecek miktarda Toplu KonutFonuna alınacak fon nispetini ve uygulamaya ait esasları tespite BakanlarKurulu Yetkilidir."
Buyeni yasal düzenlemenin Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıyla açılan iptal davasısonunda Anayasa Mahkemesi, şu özet gerekçe ile bu düzenlemenin iptaline kararvermiştir:
".AnayasanınBaşlangıç bölümünün 'Türk varlığının Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esası'nıgetiren yedinci fıkrası ve 'Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez birbütündür' kuralını içeren 3. maddesinin birinci fıkrası karşısında hiçbirorganın yabancı ülkelere Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları içinde taşınmazmal edinmesi için izin vermeye ya da bu yolda Bakanlar Kuruluna takdir hakkıtanımaya yetkisi bulunmamaktadır. Bu nedenlerle 3278 sayılı Kanun'un 1. ve 2.maddeleri öncelikle bu bakımdan Anayasa'nın Başlangıç Bölümünün yedincifıkrasına ve 3. maddesinin birinci fıkrasına aykırı görülmüştür. 3278 sayılıKanun'un gerekçesininde; Türkiye'nin uluslararası ekonomik alandakiilişkilerinin hızla artmakta olmasının bazı yabancı uyruklu gerçek veya tüzelkişilerin, milli menfaatlerimiz çerçevesinde memleketimizde taşınmaz maledinmelerini zorunlu kıldığı, yapılan düzenleme ile bu konuda Bakanlar Kurulunayetki verildiği, diğer yandan yabancı uyruklu kişilerin taşınmaz mal edinmelerisırasında Toplu Konut Fonuna belirli bir miktar para ödemeleri öngörülmeksuretiyle de, inşaat sektörü için yeni imkanlar yaratıldığı ifade edilmektedir.Bu gerekçelere göre yasalaşmış olan 3278 sayılı Kanun yabancı ülkelerin veyabancı ülke uyruğundaki gerçek veya tüzel kişilerin ülkemizde taşınmaz malsatın alabilmelerinde tüm yetki ve insiyatifi Bakanlar Kuruluna bırakmıştır.Bakanlar Kurulunun günün politik ve ekonomik koşullarına göre uygulama esaslarınıgenişletmesi durumunda zaman içerisinde ülke topraklarından önemli kısmınınyabancı ülkelerin veya yabancı ülkeler uyruğundaki gerçek kişilerin elinegeçmesi kaçınılmaz olacaktır. Devletlerarası ilişkilerde karşılıklılıkesası, devletlerin ülkeleri üzerindeki egemenlik haklarının doğalsonuçlarındandır. ülke topraklarının karşılıklılık koşulu aranmadanyabancı ülkeler uyruğundaki gerçek kişilere satışına imkan veren 3278 sayılıKanun'un 1. ve 2. maddelerinin birinci fıkraları bu noktadan da Anayasa'nın 2.maddesi karşısında Başlangıç bölümünün dördüncü paragrafında yer alan veAnayasa'nın yorumu ve uygulamasında siyasal kadroların özneldeğerlendirmelerini etkisiz bırakmak amacıyla getirildiği kuşkusuz olan temelilkeye aykırı görülmüştür. Yasalarda öngörülen sınırlayıcı hükümlere uyulmuşolmak kaydıyla, karşılıklı muamele esasının aranmayacağı belirtilen ya da yasakhükmünden istisna edilen yabancı ülkeler ve/veya yabancı ülkeler uyruğundakigerçek kişiler Türkiye'nin her yerinden miktar kaydı olmaksızın dilediklerikadar taşınmaz mal edinme imkanına olabileceklerdir. Keyfiyet, 3278sayılı Yasa'nın 1. ve 2. maddelerine göre tamamıyla Bakanlar Kurulunun politiktakdir ve tercihine bırakılmıştır. Bu kanunla Bakanlar Kuruluna tanınanyetkilerin kullanımı, yabancılara taşınmaz mal edinme hakkının verilmesininTürkiye açısından milli menfaatlere ve/veya milli ekonomiye faydalı görülmesihallerine bağlı tutulmaktadır.
.Sözkonusu kavramlara yasada yer vermekle yasakoyucu yürütme organına, tanınanyetkileri kullanmasında, bir sınır çizilmiş olmamakta aksine bu kanunla verilenyetkilerin kullanımı büsbütün subjektif nitelik taşıyan kıstaslara bağlamışolmaktadır. Öte yandan bu kavramların Yasa'da yer almasının ya da almamasınınAnayasal açıdan büyük bir önem taşıdığı da savunulamaz. Çünkü hükümetler tümkarar ve işlemlerinde ulusal çıkarları gözetmek ve korumak, ulusal birliği,ulusal güvenliği ve ulusal ekonomiyi güçlendirme yönünde çaba göstermekzorundadırlar. Özellikle dış ilişkilerde ve bu arada yabancılar hukukualanında tesis edilen işlemlerde en geniş anlamda ulusal çıkarların gözönündetutulması işin doğası gereğidir. Bu kavramlar her yana çekilebilen,soyut ve sınırları belli olmayan, zamana ve kişiye, siyasal iktidarlara göredeğişebilen, dolayısıyla değişik siyasal iktidarlar elinde çok değişikamaçlarla kullanılma olanağı bulunan kavramlardır. 3278 sayılı Yasa'dayer alan bu kavramlar bu Yasa ile Bakanlar Kuruluna verilenyetkinin amacını ve kapsamını ve sınırlarını belirlemekten uzaktır. 3278 sayılıYasa ile Bakanlar Kuruluna tanınan yetki sınırları net ve açık değildir.Anayasa'da ifadesini bulan ayrık haller dışında, yasalarla düzenlenmemiş biralanda yürütmenin sübjektif hakları etkileyen bir kural koymayetkisi bulunmamaktadır. Yasa ile yetkili kılınmış olması da bu sonuca etkilideğildir. Bu itibarla 3278 sayılı Yasa'nın 1. ve 2. maddelerininbirinci fıkralarıyla uygulamaya ilişkin esasların tesbiti yönünden yürütmeyeverilen yetkinin genişliği ve belirsizliği apaçık ortadadır.Bu durum açıkçabir yetki devridir ve Anayasa'nın 7. maddesine aykırıdır." (Any. Mah.nin9.10.1986 tarih ve E.1986/18, K.1986/24 sayılı; RG. 31.1.1987)
3-Anayasa Mahkemesinin bu iptal kararından sonra 3.7.2003 tarih ve 4916 sayılıKanun'la 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 35. maddesi aşağıdaki şekildedeğiştirilmiştir:
"Madde35- Karşılıklı olmak ve kanuni sınırlamalara uyulmak kaydıyla, yabancıuyruklu gerçek kişiler ile yabancı ülkelerde bu ülkelerin kanunlarına görekurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketleri, Türkiye Cumhuriyeti sınırlarıiçinde taşınmaz edinebilirler. Karşılıklılık ilkesinin uygulamasında, yabancıdevletin taşınmaz ediniminde kendi vatandaşlarına veya yabancı ülkelerde buülkelerin kanunlarına göre konulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketlerinetanıdığı hakların, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına veya ticaret şirketlerinede tanınması esastır.
TürkiyeCumhuriyeti ile arasında karşılıklılık olmayan devlet vatandaşlarının kanunimiras yoluyla edindikleri taşınmazlar ile kanuni kısıtlamalara tabi alanlardakitaşınmazlar, intikal işlemleri yapılarak tasfiye edilir ve bedele çevrilir.
Yabancıuyruklu gerçek kişiler ile yabancı ülkelerde bu ülkelerin kanunlarına görekurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketlerinin otuz hektardan fazlataşınmaz edinebilmesi Bakanlar Kurulunun iznine tabidir. Kanuni miras yoluylaintikal eden taşınmazlar için bu hüküm uygulanmaz. Yabancı uyruklu gerçekkişilerin, kanuni miras dışında ölüme bağlı tasarruflar yoluyla otuz hektardanfazla taşınmaz edinebilmesi de Bakanlar Kurulunun iznine bağlıdır. İzinverilmez ise fazla miktar tasfiye edilerek bedele çevrilir.
Yabancıuyruklu gerçek kişiler ile yabancı ülkelerde bu ülkelerin kanunlarına görekurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketleri lehine, taşınmaz üzerindesınırlı ayni hak tesis edilmesi halinde karşılıklılık aranmaz.
Kamuyararı ve ülke güvenliği bakımından, bu maddenin uygulanmayacağı yerleribelirlemeye Bakanlar Kurulu yetkilidir."
Buyasal düzenlemenin Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıyla açılan iptal davasısonunda Anayasa Mahkemesi, şu özet gerekçe ile maddenin birinci ve ikincifıkraları ile üçüncü fıkrasının birinci, ikinci ve üçüncü tümcelerinin,dördüncü ve beşinci fıkralarının iptaline karar vermiştir:
".Maddeyle karşılıklı olmak ve yasal sınırlamalara uyulmak koşuluyla yabancıuyruklu gerçek kişiler ile yabancı ülkelerde bu ülkelerin kanunlarına görekurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketlerinin Türkiye Cumhuriyetisınırları içinde taşınmaz edinebilmelerine olanak sağlanırken bunların otuzhektardan fazla taşınmaz mal alımları Bakanlar Kurulunun iznine bağlıtutulmaktadır. Kanuni miras yoluyla intikal eden taşınmazlar hakkında ise bukuralın uygulanmayacağı öngörülmekte, yabancı uyruklu gerçek kişilerin kanunimiras dışında ölüme bağlı tasarruflar yoluyla taşınmaz edinebilmelerine desınırlamalar getirilmektedir. Yabancıların gayrimenkul edinmelerinde aranankarşılıklılık şartı ise sınırlı ayni hak tesis edilmesi halinde aranmamaktadır.Ayrıca, kamu yararı ve ülke güvenliği bakımından, bu maddelerin uygulanmayacağıyerleri belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkili kılınmaktadır. Dava konusu 35.maddenin ilk fıkrasıyla yabancı gerçek ve tüzel kişilerin taşınmaz edinmeleri,karşılıklı olmak ve kanuni sınırlamalara uyulmak koşuluna bağlı tutulmuş, ancakbu edinimin usul ve esasları gösterilmemiştir. Oysa hukuk devletinin yukarıdabelirtilen işlemlerinin yaşama geçirilebilmesi için, ülkenin bütünlüğü, güvenliği,coğrafi özellikleri, stratejik konumu öncelikleri gözetilerek yabancılarınalacağı taşınmazın yeri, arazi, arsa veya bina olmasının getireceğifarklılıklar ile satın almanın amacı, koşulları ve devirde uyulacak usul veesaslar gibi hususların yasada belirtilmesi gerekir. Bunların yasadadüzenlenmemiş olması, ülke bütünlüğü ve egemenliği ile doğrudan ilgiliolduğunda duraksama bulunmayan yabancıların taşınmaz edinimi konusunda, yetkidevrine yol açacağı gibi, yasaların açık, anlaşılabilir ve sınırlarıbelirli kurallar içermesi gereğinin hukuk güvenliğinin gerçekleşmesi için önkoşul kabul edildiği hukuk devleti anlayışına da aykırı düşer. Dava konusumaddedeki yabancılar lehine taşınmaz üzerinde sınırlı ayni hak tesisedilmesinde de kuşkusuz aynı Anayasal sakıncalar söz konusudur. Çünkü burada datesis edilecek sınırlı ayni hak süresinin çok uzun olması halinde, mülkiyethakkının kullanılmasından doğan sonuçlara benzer bir duruma yol açılacağındanbu hakkın da, amacı, süresi, türü gibi özellikler ile buna ilişkin usul veesasların Yasa'da belirlenmemiş olması bu konularda yasama yetkisinin yürütmeyedevri anlamına gelmektedir. Dava konusu 35. maddenin son fıkrasında da 'Kamuyararı ve ülke güvenliği bakımından bu maddenin uygulanmayacağı yerleribelirlemeye Bakanlar Kurulu yetkilidir' denilmesi, böylece 'ülkegüvenliği' yanında 'kamu yararı' gibi sınırları belirsiz bir kavrama dayanarakBakanlar Kuruluna bu maddenin uygulanmayacağı yerleri saptama konusunda genişbir takdir yetkisi verilmesi, yasama yetkisinin devrine yol açmaktadır. Yabancılarındurumunun özel olarak düzenlendiği Anayasa'nın 16. maddesinde, temel hak veözgürlüklerin yabancılar için, milletlerarası hukuka uygun olarak kanunlasınırlanabileceği öngörülmektedir. Dava konusu maddenin son fıkrasıyla BakanlarKuruluna verilen yetkinin kullanılmasının ise yabancılar yönünden sınırlamaiçerdiği açıktır. Bu sınırlamanın doğrudan yasaylayapılmaması veya uygulamaya yönelik yetkilendirmenin sınırlarının veilkelerinin belirlenmemesi Anayasa'nın 16. maddesiyle debağdaşmamaktadır. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2., 7. ve16. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir." (Any. Mah.nin 14.3.2005 tarihve E.2003/70, K.2005/14 sayılı kararı.)
4-Anayasa Mahkemesinin bu iptal kararından sonra 29.12.2005 tarih ve 5444 sayılıKanun'la 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 35. maddesi aşağıdaki şekildedeğiştirilmiştir:
"Madde35- Yabancı uyruklu gerçek kişiler, karşılıklı olmak ve kanunisınırlamalara uyulmak kaydıyla, Türkiye'de işyeri veya mesken olarak kullanmaküzere, uygulama imar planı veya mevzi imar planı içinde bu amaçlarla ayrılıptescil edilen taşınmazları edinebilirler. Sınırlı ayni hak tesis edilmesinde deaynı koşullar aranır. Yabancı uyruklu bir gerçek kişinin ülke genelindeedinebileceği taşınmazlar ile bağımsız ve sürekli nitelikte sınırlı aynihakların toplam yüzölçümü iki buçuk hektarı geçemez. Bu fıkrada belirtilenkoşullarla, yüzölçümü miktarını otuz hektara kadar artırmaya Bakanlar Kuruluyetkilidir.
Yabancıülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahipticaret şirketleri, ancak özel kanun hükümleri çerçevesinde taşınmaz mülkiyetive taşınmazlar üzerinde sınırlı ayni hak edinebilirler.
Yabancıuyruklu gerçek kişiler ile yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına görekurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketleri lehine Türkiye'de taşınmazrehni tesisinde birinci ve ikinci fıkralarda yer alan kayıt vesınırlamalararanmaz.
Yabancıuyruklu gerçek kişiler ile yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına görekurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketleri dışındakiler Türkiye'detaşınmaz edinemez ve lehlerine sınırlı ayni hak tesis edemez.
TürkiyeCumhuriyeti ile arasında karşılıklılık olan devlet vatandaşlarının kanuni mirasyoluyla intikal eden taşınmazları için birinci fıkrada belirtilen kayıt vesınırlamalar uygulanmaz. Ölüme bağlı tasarruflarda yukarıdaki fıkralardabelirtilen kayıt ve sınırlamalar uygulanır. Türkiye Cumhuriyeti ile arasındakarşılıklılık olmayan devlet vatandaşlarının kanuni miras yoluyla edindikleri taşınmazve sınırlı ayni hakların intikal işlemleri yapılarak tasfiye edilir.
Karşılıklılığıntespitinde hukuki ve fiili durum esas alınır. Bu ilkenin kişilere toprakmülkiyeti hakkının tanınmadığı ülke uyruklarına uygulanmasında, yabancıdevletin taşınmaz ediniminde kendi vatandaşlarına tanıdığı hakların, TürkiyeCumhuriyeti vatandaşlarına da tanınması esastır.
Yabancıuyruklu gerçek kişiler ile yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına görekurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketlerinin; sulama, enerji, tarım,maden, sit, inanç ve kültürel özellikleri nedeniyle korunması gereken yerlerdekamu yararı ve ülke güvenliği bakımından taşınmaz ve sınırlı ayni hakedinemeyecekleri alanları, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının tescile esaskoordinatlı harita ve planları içeren teklifi üzerine belirlemeye ve yabancıuyruklu gerçek kişilerin il bazında edinebilecekleri taşınmazların, illere veil yüzölçümüne göre binde beşi geçmemek üzere oranını tespite Bakanlar Kuruluyetkilidir. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakanlıkbünyesinde ilgili idare temsilcilerinden oluşan komisyon tarafından, bu maddeuyarınca Bakanlar Kuruluna verilen yetkiler dahilinde çalışmalar yapılmaksuretiyle kamu kurum ve kuruluşlarının bu kapsamdaki teklifleri incelenipdeğerlendirilerek Bakanlar Kuruluna sunulur.
BuKanun yürürlüğe girdiği tarihten sonra belirlenecek askeri yasak bölgeler,askeri ve özel güvenlik bölgeleri ile stratejik bölgelere ve değişiklikkararlarına ait harita ve koordinat değerleri Milli Savunma Bakanlığıncageciktirilmeksizin Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakanlığaverilir.
Bumadde hükümlerine aykırı edinilen ve kanuni zorunluluk dışında edinim amacınaaykırı kullanıldığı tespit edilen taşınmazlar ile sınırlı ayni haklar, MaliyeBakanlığınca verilecek süre içerisinde maliki tarafından tasfiye edilmediğitakdirde tasfiye edilerek bedele çevrilir ve bedeli hak sahibine ödenir."
Buyasal düzenlemenin Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıyla açılan iptal davasısonunda Anayasa Mahkemesi, şu özet gerekçe ile 35. maddenin birinci fıkrasının"Bu fıkrada belirtilen koşullarda, yüzölçümü miktarını otuz hektara kadarartırmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir." şeklindeki dördüncü tümcesi ileyedinci fıkrasının ".ve yabancı uyruklu gerçek kişilerin il bazındaedinebilecekleri taşınmazların, illere ve il yüzölçümüne göre binde beşigeçmemek üzere oranını tespite." bölümünün iptaline, maddenin kalankısımlarının iptal isteminin reddine karar vermiştir:
".Devletlerarasıilişkilerde geçerli olan vazgeçilmez ilkelerden biri de, Anayasa Mahkemesikararlarında da belirtildiği gibi karşılıklılık koşuludur. AnayasaMahkemesi kararlarında da belirtildiği gibi, karşılıklılık esası, en az ikidevlet arasında uygulanan ve her birinin ülkesinde diğerinin vatandaşlarınaaynı mahiyetteki hakları karşılıklı tanımalarını ifade eden bir ilke olaraktanımlanmaktadır. Buna göre, bir yabancının Türkiye'de bir haktanyararlanabilmesi, Türk vatandaşlarının da o yabancının ülkesinde aynı tür venitelikte olanaklardan yararlanmasına bağlıdır. Birinci fıkranındördüncü tümcesinde 'Bu fıkrada belirtilen koşullarla yüzölçümü miktarını otuzhektara kadar artırmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir' denilmektedir. Kuralla,birinci fıkrada belirtilen koşullarla yabancı uyruklu gerçek kişilere tanınanhaklar miktar yönünden belirlenmiş 2,5 hektarlık sınırın Bakanlar Kurulunca 30hektara kadar arttırılabilmesi öngörülmüştür. Dava konusu kural ile BakanlarKuruluna tanınan yetkinin sınırı esasları ve çerçevesi fıkrada belirlenmişolmakla beraber, verilen yetki 2,5 hektarlık yasal sınırın on iki katına kadararttırabilmeyi olanaklı kıldığından, düzenleme, sınırlamanın işlevselliğinietkisiz bırakacak derecede ölçüsüzdür. Buna göre Bakanlar Kuruluna tanınan oniki katına kadar arttırma yetkisinin ölçüsüz olması yasama yetkisinin yürütmeorganına devri sonucunu doğuracağından kabul edilemez. Bu nedenle kural,Anayasa'nın 2. ve 7. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir. Dava konusu kurallayabancı uyruklu gerçek kişilerin il bazında edinebilecekleri taşınmazlarınillere ve il yüzölçümüne göre binde beşi geçmemek üzere oranını tespiteBakanlar Kurulu yetkili kılınmaktadır. İller coğrafi ve stratejik olduğu kadaryerleşim alanları ve konumları itibariyle de birbirinden farklılıklargöstermektedir. Kimi illerin yerleşim alanlarının tamamı veya birçok büyükilçenin tamamı binde beşlik sınırın altında kalabilmektedir. Buna karşılık ilyüzölçümleri, ilin ormanları, dağları ve meraları gibi yerleşim alanlarıdışındaki kısımlarını da kapsamaktadır. İller için geçerli koşulların ilçelerve beldeler için de geçerli olmadığından söz edilemez. Bu durumdaBakanlar Kuruluna bırakılan düzenleme yetkisinin Anayasal sınırlar dagözetilerek çerçevesinin belirlenmediği açıktır. Ülke bütünlüğü ve egemenliğiile doğrudan ilgili olduğunda duraksama bulunmayan yabancıların taşınmazedinimi konusunda, yasaların açık, anlaşılabilir ve sınırları belirli kurallariçermesi gerekir. İptali istenen kural ise yeterli açıklık vebelirlilikten uzak olduğundan, Anayasa'nın 2. ve 7. maddelerine aykırıdır.İptali gerekir." (Any. Mah.nin 11.4.2007 tarih ve E.2006/35, K.2007/48sayılı kararı; RG. 16.1.2008, Sayı:26758)
5-Anayasa Mahkemesinin bu iptal kararından sonra iptal istemine konu 3.5.2012tarih ve 6302 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 35.maddesi yeniden düzenlenmiştir.
Buson yasal tasarruf ile 35. madde altı fıkra halinde ve esas olarak BakanlarKurulunun belirleyeceği ilkeler çerçevesinde yabancı gerçek ve tüzel kişilerinTürkiye'de taşınmaz edinebilecekleri şeklinde düzenlenmiştir.
6302sayılı Kanun'la değişik 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 35. maddesininincelenmesinde; yukarıda işaret edilen Anayasa Mahkemesinin dört iptalkararının gerekçelerinde ortaya konulan ve Anayasa'ya aykırı olduğuna işaretedilen hususların yeniden madde metnine dahil edildiği, bu meyanda"karşılıklılık ilkesi"nin kaldırıldığı, yabancı gerçek kişilerintaşınmaz edinimindeki "taşınmazı işyeri veya mesken olarak" kullanmakşartına yeni kuralda yer verilmediği evvelce yabancı uyruklu gerçek kişilerinTürkiye'de edinebilecekleri taşınmazların toplam 2,5 hektar olması sınırımevcutken ve bu miktar Bakanlar Kurulunca 30 hektara çıkarılabilecekken (ki bukural da Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir.) İptal istemine konu kuralda2,5 hektarlık sınırın tarım arazisi, köy arazisi vb. herhangi bir ayırımyapılmaksızın 30 hektara çıkarıldığı (Bakanlar Kurulunca bu limit iki kata-yani 60 hektara- çıkarılabilecektir), Yine Anayasa Mahkemesince iptal edilenönceki düzenlemede yer alan 'yabancı uyruklu gerçek kişilerin il bazındaedinebilecekleri taşınmazların, illere ve il yüzölçümüne göre binde beşigeçmemek üzere oranını tespite' Bakanlar Kurulunu yetkili kılan hükmün yerine,'Özel mülkiyete konu ilçe yüzölçümünün yüzde onu' kriterinin getirildiği,evvelce Anayasa Mahkemesinin denetiminden geçerek Anayasa'ya aykırı olmadığınakarar verilen önceki düzenlemedeki "yabancı uyruklu gerçek kişiler ile yabancıülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahipticaret şirketlerinin; sulama, enerji, tarım, maden, sit, inanç ve kültürelözellikleri nedeniyle korunması gereken alanlar özel koruma alanları ile florave sauna özelliği nedeniyle korunması gereken hassas alanlarda ve stratejikyerlerde kamu yararı ve ülke güvenliği bakımından taşınmaz mal edinemeyeceklerialanlar" kriterine yeni düzenlemede yer verilmediği, "uluslararasıikili ilişkiler yönünden ve ülke menfaatlerinin gerektirdiği hallerde BakanlarKurulu tarafından belirlenen ülkelerin vatandaşı olan yabancı uyruklu gerçekkişiler.", "Bakanlar Kurulu ülke menfaatlerinin gerektiği hallerdeyabancı uyruklu gerçek kişiler ile yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarınagöre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketlerinin taşınmaz ve sınırlıayni hak edinimlerini; ülke, kişi, coğrafi bölge, sayı, oran, tür, nitelik,yüzölçüm ve miktar olarak belirleyebilir, sınırlandırabilir, kısmen veyatamamen durdurabilir veya yasaklayabilir" şeklindeki düzenlemelerleyürütme organına sınırları çok geniş ve belirsiz yetki devrinde bulunulduğugörülmektedir.
Yukarıdakiaçıklamalar ışığında, 2644 sayılı Kanun'un 6302 sayılı Kanun'la değişik 35.maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarının Anayasa'nın Başlangıç, 2. ve7. maddelerine aykırı düştüğü ve iptali gerektiği kanaatine ulaştığımızdan,çoğunluğun davanın reddi yolundaki kararına katılmıyoruz.
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
KARŞIOYYAZISI
6302sayılı Tapu ve Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un 1.maddesiyle değiştirilen 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 35. maddesinin,
-Birinci fıkrasının birinci cümlesinde "Kanuni sınırlamalarauyulmak kaydıyla, uluslar arası ikili ilişkiler yönünden ve ülke menfaatleriningerektirdiği hallerde Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen ülkelerin vatandaşıolan yabancı uyruklu gerçek kişiler Türkiye'de taşınmaz ve sınırlı ayni hakedinebilirler",
-İkinci fıkrasının ikinci ve üçüncü cümlelerinde "Yabancı uyruklugerçek kişilerin edindikleri taşınmazlar ile bağımsız ve sürekli niteliktekisınırlı ayni hakların toplam alanı, özel mülkiyete konu ilçe yüz ölçümününyüzde onunu ve kişi başına ülke genelinde otuz hektarı geçemez. Bakanlar Kurulukişi başına ülke genelinde edinilebilecek miktarı iki katına kadar arttırmayayetkilidir",
-İkinci fıkrasında "Yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarınagöre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketleri ancak özel kanun hükümleriçerçevesinde taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinebilirler. Bu ticaret şirketleridışındakiler taşınmaz edinemez ve lehlerine sınırlı ayni hak tesis edilemez. Buticaret şirketleri ile yabancı uyruklu gerçek kişiler lehine taşınmaz rehnitesisinde bu maddede yer alan sınırlamalar uygulanmaz",
-Üçüncü fıkrasında "Bakanlar Kurulu, ülke menfaatleriningerektirdiği hallerde yabancı uyruklu gerçek kişiler ile yabancı ülkelerdekendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaretşirketlerinin taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinimlerini; ülke, kişi, coğrafibölge, süre, sayı, oran, tür, nitelik, yüzölçüm ve miktar olarakbelirleyebilir, sınırlandırabilir, kısmen veya tamamen durdurabilir veyayasaklayabilir"
Denilmektedir.
KurallarınAnayasa'ya aykırılığı meselesini kurallarla getirilen sistemin bütünlüğü içindeincelemek icap eder.
Anayasa'nınyabancıların toprak edinimi konusunda öngördüğü sistemin, çağın ve globalekonominin gereklerine aykırı bir nitelik taşıdığı, bir siyasal tercih veyerindelik meselesi olarak, kuşkusuz tartışılabilir. Ancak, iptali istenenkurallarla yabancıların taşınmaz mülkiyeti konusunda eskisine oranla bazıönlemler getirilmişse de kuralların, Anayasa Mahkemesinin E:1986/18,K:1986/24;E:1984/14, K:1985/7;E:1997/36, K:1997/52;E:2006/35, K:2007/48;E:2003/70,K:2005/14;E:2003/71, K:2008/79 sayılı kararlarında etraflıcatartışılıp hükme bağlandığı üzere, Anayasa'nın 2., 16., 35., 43., 44. ve 153.maddelerine aykırılıklar içermesi nedeniyle iptalleri gerektiğidüşüncesindeyim.
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT