ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı: 2012/97
Karar Sayısı : 2013/51
Karar Günü : 3.4.2013
R.G. Tarih-Sayı :31.12.2013-28868
İPTAL DAVASINI AÇAN :Türkiye Büyük Millet MeclisiÜyeleriEmine Ülker TARHAN ve Levent GÖK ile birlikte 117 milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU :20.6.2012 günlü, 6331 sayılıİş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun:
1-2. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (d) bendinin,
2-3. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendinin,
3-6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının,
4-8. maddesinin (1), (2), (4) ve (7) numaralı fıkralarının,
5-30. ve 31. maddelerinin,
Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 17., 18., 49., 50., 56., 90.,130., 131. ve 135. maddelerine aykırılığını ileri sürerek iptallerine veyürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi istemidir.
II- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenen Yasa Kuralları
6331 sayılı Kanun'undava konusu kuralların da yer aldığı maddelerişöyledir:
'MADDE 2-(1) Bu Kanun; kamu ve özelsektöre ait bütün işlere ve işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri ileişveren vekillerine, çırak ve stajyerler de dâhil olmak üzere tüm çalışanlarınafaaliyet konularına bakılmaksızın uygulanır.
(2) Ancak aşağıda belirtilen faaliyetler ve kişiler hakkında buKanun hükümleri uygulanmaz:
a) Fabrika, bakım merkezi, dikimevi ve benzeri işyerlerindekilerhariç Türk Silahlı Kuvvetleri, genel kolluk kuvvetleri ve Milli İstihbaratTeşkilatı Müsteşarlığının faaliyetleri.
b) Afet ve acil durum birimlerinin müdahale faaliyetleri.
c) Ev hizmetleri.
ç) Çalışan istihdam etmeksizin kendi nam ve hesabına mal ve hizmetüretimi yapanlar.
d) Hükümlü ve tutuklulara yönelik infaz hizmetleri sırasında,iyileştirme kapsamında yapılan işyurdu, eğitim, güvenlik ve meslek edindirmefaaliyetleri.
MADDE 3-(1) Bu Kanununuygulanmasında;
a) Bakanlık: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığını,
b) Çalışan: Kendi özel kanunlarındaki statülerine bakılmaksızınkamu veya özel işyerlerinde istihdam edilen gerçek kişiyi,
c) Çalışan temsilcisi: İş sağlığı ve güvenliği ile ilgiliçalışmalara katılma, çalışmaları izleme, tedbir alınmasını isteme, tekliflerdebulunma ve benzeri konularda çalışanları temsil etmeye yetkili çalışanı,
ç) Destek elemanı: Asli görevinin yanında iş sağlığı ve güvenliğiile ilgili önleme, koruma, tahliye, yangınla mücadele, ilk yardım ve benzerikonularda özel olarak görevlendirilmiş uygun donanım ve yeterli eğitime sahipkişiyi,
d) Eğitim kurumu: İş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğersağlık personelinin eğitimlerini vermek üzere Bakanlıkça yetkilendirilen kamukurum ve kuruluşlarını, üniversiteleri ve Türk Ticaret Kanununa göre faaliyetgösteren şirketler tarafından kurulan müesseseleri,
e) Genç çalışan: Onbeş yaşını bitirmiş ancak onsekiz yaşınıdoldurmamış çalışanı,
f) İş güvenliği uzmanı: İş sağlığı ve güvenliği alanında görevyapmak üzere Bakanlıkça yetkilendirilmiş, iş güvenliği uzmanlığı belgesinesahip mühendis, mimar veya teknik elemanı,
g) İş kazası: İşyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydanagelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen özreuğratan olayı,
ğ) İşveren: Çalışan istihdam eden gerçek veya tüzel kişi yahuttüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşları,
h) İşyeri: Mal veya hizmet üretmek amacıyla maddi olan ve olmayanunsurlar ile çalışanın birlikte örgütlendiği, işverenin işyerinde ürettiği malveya hizmet ile nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altındaörgütlenen işyerine bağlı yerler ile dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku,yıkanma, muayene ve bakım, beden ve mesleki eğitim yerleri ve avlu gibi diğereklentiler ve araçları da içeren organizasyonu,
ı) İşyeri hekimi: İş sağlığı ve güvenliği alanında görev yapmaküzere Bakanlıkça yetkilendirilmiş, işyeri hekimliği belgesine sahip hekimi,
i) İşyeri sağlık ve güvenlik birimi: İşyerinde iş sağlığı vegüvenliği hizmetlerini yürütmek üzere kurulan, gerekli donanım ve personelesahip olan birimi,
j) Konsey: Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyini,
k) Kurul: İş sağlığı ve güvenliği kurulunu,
1) Meslek hastalığı: Mesleki risklere maruziyet sonucu ortayaçıkan hastalığı,
m) Ortak sağlık ve güvenlik birimi: Kamu kurum ve kuruluşları,organize sanayi bölgeleri ile Türk Ticaret Kanununa göre faaliyet gösterenşirketler tarafından, işyerlerine iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini sunmaküzere kurulan gerekli donanım ve personele sahip olan ve Bakanlıkça yetkilendirilenbirimi,
n) Önleme: İşyerinde yürütülen işlerin bütün safhalarında işsağlığı ve güvenliği ile ilgili riskleri ortadan kaldırmak veya azaltmak içinplanlanan ve alınan tedbirlerin tümünü,
o) Risk: Tehlikeden kaynaklanacak kayıp, yaralanma ya da başkazararlı sonuç meydana gelme ihtimalini,
ö) Risk değerlendirmesi: İşyerinde var olan ya da dışarıdangelebilecek tehlikelerin belirlenmesi, bu tehlikelerin riske dönüşmesine yolaçan faktörler ile tehlikelerden kaynaklanan risklerin analiz edilerekderecelendirilmesi ve kontrol tedbirlerinin kararlaştırılması amacıylayapılması gerekli çalışmaları,
p) Tehlike: İşyerinde var olan ya da dışarıdan gelebilecek,çalışanı veya işyerini etkileyebilecek zarar veya hasar verme potansiyelini,
r) Tehlike sınıfı: İş sağlığı ve güvenliği açısından, yapılan işinözelliği, işin her safhasında kullanılan veya ortaya çıkan maddeler, işekipmanı, üretim yöntem ve şekilleri, çalışma ortam ve şartları ile ilgilidiğer hususlar dikkate alınarak işyeri için belirlenen tehlike grubunu,
s) Teknik eleman: Teknik öğretmen, fizikçi ve kimyager unvanınasahip olanlar ile üniversitelerin iş sağlığı ve güvenliği programı mezunlarını,
ş) İşyeri hemşiresi: 25/2/1954 tarihli ve 6283 sayılı HemşirelikKanununa göre hemşirelik mesleğini icra etmeye yetkili, iş sağlığı ve güvenliğialanında görev yapmak üzere Bakanlıkça yetkilendirilmiş işyeri hemşireliğibelgesine sahip hemşire/sağlık memurunu,
ifade eder.
(2) İşveren adına hareket eden, işin ve işyerinin yönetimindegörev alan işveren vekilleri, bu Kanunun uygulanması bakımından işverensayılır.
İş sağlığı ve güvenliği hizmetleri
MADDE 6-(1) Mesleki risklerinönlenmesi ve bu risklerden korunulmasına yönelik çalışmaları da kapsayacak, işsağlığı ve güvenliği hizmetlerinin sunulması için işveren;
a) Çalışanları arasından iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi vediğer sağlık personeli görevlendirir. Çalışanları arasında belirlenenniteliklere sahip personel bulunmaması hâlinde, bu hizmetin tamamını veya birkısmını ortak sağlık ve güvenlik birimlerinden hizmet alarak yerinegetirebilir. Ancak belirlenen niteliklere ve gerekli belgeye sahip olmasıhâlinde, tehlike sınıfı ve çalışan sayısı dikkate alınarak, bu hizmetin yerinegetirilmesini kendisi üstlenebilir.
b) Görevlendirdikleri kişi veya hizmet aldığı kurum vekuruluşların görevlerini yerine getirmeleri amacıyla araç, gereç, mekân vezaman gibi gerekli bütün ihtiyaçlarını karşılar.
c) İşyerinde sağlık ve güvenlik hizmetlerini yürütenler arasındaiş birliği ve koordinasyonu sağlar.
ç) Görevlendirdikleri kişi veya hizmet aldığı kurum ve kuruluşlartarafından iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili mevzuata uygun olan ve yazılıolarak bildirilen tedbirleri yerine getirir.
d) Çalışanların sağlık ve güvenliğini etkilediği bilinen veyaetkilemesi muhtemel konular hakkında; görevlendirdikleri kişi veya hizmetaldığı kurum ve kuruluşları, başka işyerlerinden çalışmak üzere kendi işyerinegelen çalışanları ve bunların işverenlerini bilgilendirir.
(2) 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamındakikamu kurum ve kuruluşları; iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini, SağlıkBakanlığına ait döner sermayeli kuruluşlardan doğrudan alabileceği gibi 4734sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde de alabilir.
(3) Tam süreli işyeri hekimi görevlendirilen işyerlerinde, diğer sağlıkpersoneli görevlendirilmesi zorunlu değildir.
MADDE 8-(1) İşyeri hekimi ve işgüvenliği uzmanlarının hak ve yetkileri, görevlerini yerine getirmelerinedeniyle kısıtlanamaz. Bu kişiler, görevlerini mesleğin gerektirdiği etikilkeler ve mesleki bağımsızlık içerisinde yürütür.
(2) İşyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanları; görevlendirildikleriişyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili alınması gereken tedbirleriişverene yazılı olarak bildirir; bildirilen hususlardan hayati tehlike arzedenlerin işveren tarafından yerine getirilmemesi hâlinde, bu hususu Bakanlığınyetkili birimine bildirir.
(3) Hizmet sunan kuruluşlar ile işyeri hekimi ve iş güvenliğiuzmanları, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin yürütülmesindeki ihmallerindendolayı, hizmet sundukları işverene karşı sorumludur.
(4) Çalışanın ölümü veya maluliyetiyle sonuçlanacak şekilde vücutbütünlüğünün bozulmasına neden olan iş kazası veya meslek hastalığının meydanagelmesinde ihmali tespit edilen işyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanının yetkibelgesi askıya alınır.
(5) İş güvenliği uzmanlarının görev alabilmeleri için; çoktehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde (A) sınıfı, tehlikeli sınıfta yer alanişyerlerinde en az (B) sınıfı, az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde iseen az (C) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesine sahip olmaları şartı aranır.Bakanlık, iş güvenliği uzmanlarının ve işyeri hekimlerinin görevlendirilmesikonusunda sektörel alanda özel düzenleme yapabilir.
(6) Belirlenen çalışma süresi nedeniyle işyeri hekimi ve iş güvenliğiuzmanının tam süreli görevlendirilmesi gereken durumlarda; işveren, işyerisağlık ve güvenlik birimi kurar. Bu durumda, çalışanların tabi olduğu kanunhükümleri saklı kalmak kaydıyla, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununagöre belirlenen haftalık çalışma süresi dikkate alınır.
(7) Kamu kurum ve kuruluşlarında ilgili mevzuata göre çalıştırılanişyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanı olma niteliğini haiz personel, gereklibelgeye sahip olmaları şartıyla asli görevlerinin yanında, belirlenen çalışmasüresine riayet ederek çalışmakta oldukları kurumda veya ilgili personelinmuvafakati ve üst yöneticinin onayı ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarındagörevlendirilebilir. Bu şekilde görevlendirilecek personele, görev yaptığı hersaat için (200) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı tutarındailave ödeme, hizmet alan kurum tarafından yapılır. Bu ödemeden damga vergisihariç herhangi bir kesinti yapılmaz. Bu durumdaki görevlendirmeye ilişkin ilaveödemelerde, günlük mesai saatlerine bağlı kalmak kaydıyla, aylık toplam seksensaatten fazla olan görevlendirmeler dikkate alınmaz.
(8) Kamu sağlık hizmetlerinde tam süreli çalışmaya ilişkin mevzuathükümleri saklı kalmak kaydıyla, işyeri hekimlerinin ve diğer sağlık personelininişyeri sağlık ve güvenlik birimi ile ortak sağlık ve güvenlik birimlerindegörevlendirilmelerinde ve hizmet verilen işyerlerinde çalışanlarla sınırlıolmak üzere görevlerini yerine getirmelerinde, diğer kanunların kısıtlayıcıhükümleri uygulanmaz.
MADDE 30-(1) Aşağıdaki konular ilebunlara ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerledüzenlenir:
a) İlgili bakanlıkların görüşü alınarak, iş sağlığı vegüvenliğinin sağlanması, sürdürülmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesiamacıyla; işyeri bina ve eklentileri, iş ekipmanı, işin her safhasındakullanılan ve ortaya çıkan maddeler, çalışma ortam ve şartları, özel risktaşıyan iş ekipmanı ve işler ile işyerleri, özel politika gerektiren gruplarınçalıştırılması, işin özelliğine göre gece çalışmaları ve postalar hâlindeçalışmalar, sağlık kuralları bakımından daha az çalışılması gereken işler, gebeve emziren kadınların çalışma şartları, emzirme odaları ve çocuk bakımyurtlarının kurulması veya dışarıdan hizmet alınması ve benzeri özel düzenlemegerektirebilecek konular ve bunlara bağlı bildirim ve izinler ile bu Kanununuygulanmasına yönelik diğer hususlar.
b) İş sağlığı ve güvenliği hizmetleri ile ilgili olarak;
1) Çalışan sayısı ve tehlike sınıfı göz önünde bulundurularakhangi işyerlerinde işyeri sağlık ve güvenlik biriminin kurulacağı, bubirimlerin fiziki şartları ile birimlerde bulundurulacak donanım.
2) İşyeri sağlık ve güvenlik birimi ile ortak sağlık ve güvenlikbiriminde görev alacak işyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı ve diğer sağlıkpersonelinin nitelikleri, işe alınmaları, görevlendirilmeleri, görev, yetki vesorumlulukları, görevlerini nasıl yürütecekleri, işyerinde çalışan sayısı veişyerinin yer aldığı tehlike sınıfı göz önünde bulundurularak asgari çalışmasüreleri, işyerlerindeki tehlikeli hususları nasıl bildirecekleri, sahipoldukları belgelere göre hangi işyerlerinde görev alabilecekleri.
3) İş sağlığı ve güvenliği hizmeti sunacak kişi, kurum vekuruluşların; görev, yetki ve yükümlülükleri, belgelendirilmeleri veyetkilendirilmeleri ile sunulacak hizmetler kapsamında yer alan sağlık gözetimive sağlık raporları, kuruluşların fiziki şartları ile kuruluşlardabulundurulacak personel ve donanım.
4) İş sağlığı ve güvenliği hizmeti sunan kişi, kurum vekuruluşlardan işyeri tehlike sınıfı ve çalışan sayısına göre; hangi şartlardahizmet alınacağı, görevlendirilecek veya istihdam edilecek kişilerin sayısı,işyerinde verilecek hizmet süresi ve belirlenen görevleri hangi hallerdeişverenin kendisinin üstlenebileceği.
5) İşyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı ve diğer sağlık personelinineğitimleri ve belgelendirilmeleri, unvanlarına göre kimlerin hangi sınıf belgealabilecekleri, işyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı ve diğer sağlık personelieğitimi verecek kurumların belgelendirilmeleri, yetkilendirilmeleri ile eğitimprogramlarının ve bu programlarda görev alacak eğiticilerin niteliklerininbelirlenmesi ve belgelendirilmeleri, eğitimlerin sonunda yapılacak sınavlar vedüzenlenecek belgeler.
c) Risk değerlendirmesi ile ilgili olarak; risk değerlendirmesininhangi işyerlerinde ne şekilde yapılacağı, değerlendirme yapacak kişi vekuruluşların niteliklerinin belirlenmesi, gerekli izinlerin verilmesi veizinlerin iptal edilmesi.
ç) Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak, işverenlerin işyerlerindebu Kanun kapsamında yapmakla yükümlü oldukları kişisel maruziyete ve çalışmaortamına yönelik gerekli kontrol, inceleme ve araştırmalar ile fiziksel,kimyasal ve biyolojik etmenlerle ilgili ölçüm ve laboratuvar analizlerinin usulve esasları ile bu ölçüm ve analizleri yapacak kişi ve kuruluşlarınniteliklerinin belirlenmesi, gerekli yetkilerin verilmesi ve verilen yetkileriniptali ile yetkilendirme ve belgelendirme bedelleri.
d) Yapılan işin niteliği, çalışan sayısı, işyerinin büyüklüğü,kullanılan, depolanan ve üretilen maddeler, iş ekipmanı ve işyerinin konumugibi hususlar dikkate alınarak acil durum planlarının hazırlanması, önleme,koruma, tahliye, ilk yardım ve benzeri konular ile bu konulardagörevlendirilecek kişiler.
e) Çalışanlara ve temsilcilerine verilecek eğitimler, bueğitimlerin belgelendirilmesi, iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verecek kişi vekuruluşlarda aranacak nitelikler ile mesleki eğitim alma zorunluluğu bulunanişler.
f) Kurulun oluşumu, görev ve yetkileri, çalışma usul ve esasları,birden çok kurul bulunması hâlinde bu kurullar arasındaki koordinasyon ve işbirliği.
g) İçişleri Bakanlığı ile müştereken, işyerlerinde işindurdurulması, hangi işlerde risk değerlendirmesi yapılmamış olması durumundaişin durdurulacağı, durdurma sebeplerini gidermek için mühürlerin geçici olarakkaldırılması, yeniden çalışmaya izin verilme şartları, acil hallerde işindurdurulmasına karar verilinceye kadar geçecek sürede alınacak tedbirlerinuygulanması.
ğ) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile müştereken, büyük endüstriyelkazaların önlenmesi ve etkilerinin azaltılması için alınacak tedbirler, büyükendüstriyel kaza oluşabilecek işyerlerinin belirlenmesi ve sınıflandırılması,büyük kaza önleme politika belgesi veya güvenlik raporunun hazırlanması veuygulanması, güvenlik raporunun olmaması, incelenmek üzere Bakanlığagönderilmemesi veya Bakanlıkça yetersiz bulunması durumunda işin durdurulmasıve işin devamına izin verilmesi.
(2) Birinci fıkranın (b) bendine göre işyeri hekimi ve diğersağlık personeline dair çıkarılan yönetmelikte yer alan işyeri hekimi ve diğersağlık personelinin eğitim programları, çalışma süreleri, görev ve yetkilerineilişkin hususlarda Sağlık Bakanlığının uygun görüşü alınır.
MADDE 31-(1) İş sağlığı ve güvenliğihizmeti sunan, ölçüm ve analizleri yapan kişi, kurum, kuruluşlar ve eğitimkurumları ile ilgili olarak yetkilendirme ve belgelendirme bedelleri, bu kişive kurumlara getirilen kuralların ihlali hâlinde hafif, orta ve ağır ihtarolarak kayda alınması ile yetki belgelerinin geçerliliğinin doğrudan veya ihtarpuanları esas alınarak askıya alınması ve iptaline dair usul ve esaslar Bakanlıkçabelirlenir.'
B- Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralları
Dava ve ek dava dilekçesinde, Anayasa'nınBaşlangıç'ı ile 2., 17.,18., 49., 50., 56., 90., 130., 131. ve 135. maddelerinedayanılmış, Anayasa'nın7. maddesi ise ilgili görülmüştür.
III- İLK İNCELEME
A- Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri gereğince Serruh KALELİ,Alparslan ALTAN, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, OsmanAlifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, EnginYILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN,Muammer TOPAL ve Zühtü ARSLAN'ın katılımlarıyla 27.9.2012 gününde yapılan ilkinceleme toplantısında öncelikle dava konusu kuralların bazılarına yönelikolarak iptal davasının açılmış sayılıp sayılmayacağı sorunu görüşülmüştür.
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 38. maddesinin (6) numaralı fıkrasında 'İptal davalarında,Anayasaya aykırılıkları ileri sürülen hükümlerin Anayasanın hangi maddelerineaykırı olduğunun ve gerekçelerinin belirtilmiş olması zorunludur.' kuralıyer almış, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 45. maddesinde de 'İptali istenenkurallar ve bunların her birinin Anayasanın hangi maddelerine aykırılıkoluşturduğu', 'Anayasaya aykırılıkları ileri sürülen hükümlerin herbirinin Anayasanın hangi maddelerine, hangi nedenlerle aykırı olduğunun ayrıayrı ve gerekçeleriyle birlikte açıkça gösterilmesi' dava dilekçesinde yeralması gereken hususlar arasında sayılmıştır.
6216 sayılı Kanun'un 39. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, davadilekçesinin, 38. maddede gösterilen şartları taşıyıp taşımadığının kayıttarihinden itibaren on gün içinde inceleneceği, başvuru dilekçesindeki varsaeksikliklerin kararla saptanarak onbeş günden az olmamak üzere verilecek süreiçinde tamamlatılması için ilgililere tebliğ olunacağı, aynı maddenin (3)numaralı fıkrasında ise birinci fıkrada belirtilen süre içinde eksikliklerintamamlanmaması hâlinde Genel Kurulca iptal davasının açılmamış sayılmasınakarar verileceği belirtilmiştir.
Dava dilekçesinde, 6331 sayılı Kanun'un;
1- 2. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (d) bendinin, Anayasa'nın17. ve 56. maddelerine,
2- 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının Anayasa'nın 17. ve 56.maddelerine,
3- 8. maddesinin (1) numaralı fıkrasının Anayasa'nın Başlangıç'ıile 2. ve 90. maddelerine,
4- 30. ve 31. maddelerinin Anayasa'nın 2., 17., 49., 50. ve 56.maddelerine de aykırı oldukları belirtilerek iptallerinin istenmesine karşın buhükümlerin her birinin aykırı olduğu ileri sürülen her bir Anayasa maddesineilişkin gerekçelerini gösterilmediği,
saptanmıştır.
Açıklanan nedenlerle, 6216 sayılı Kanun'un 39. maddesinin (1)numaralı fıkrası ile İçtüzüğün 49. maddesi uyarınca Ankara MilletvekilleriEmine Ülker TARHAN ile Levent GÖK'e bildirimde bulunulmasına ve yukarıdabelirtilen eksikliklerin giderilmesi için kararın tebliğinden başlayarak 15(onbeş) gün süre verilmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
B-Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Haşim KILIÇ, SerruhKALELİ, Alparslan ALTAN, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR,Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, EnginYILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN veMuammer TOPAL'ın katılımlarıyla 8.11.2012 gününde yapılan ilk incelemetoplantısında:
20.6.2012 günlü, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun;
A-8. maddesinin (1) numaralı fıkrasına ilişkin iptal davasının,dava dilekçesine sehven yazıldığının bildirilmiş olması nedeniyle açılmamışsayılmasına,
B- 1- 2. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (d) bendinin,
2- 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendinin,
3- 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının,
4- 8. maddesinin (2), (4) ve (7) numaralı fıkralarının,
5- 30. ve 31. maddelerinin,
dosyada eksiklik bulunmadığından esasının incelenmesine,yürürlüklerinin durdurulması isteminin esas inceleme aşamasında kararabağlanmasına,
OYBİRLİĞİYLEkarar verilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ
Dava ve ek dava dilekçesi ile ekleri, Raportör Ömer DURANtarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, iptali istenilen yasakuralları, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunlarıngerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereğigörüşülüp düşünüldü:
A- Kanun'un 2. Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasının (d) Bendininİncelenmesi
Dava dilekçesinde, ceza infaz kurumları ile Tutukevleri İşyurtlarıKurumu bünyesinde çalışan çok sayıda hükümlü ve tutuklunun bulunduğu, Kurumdaciddi miktarda üretimin yapıldığı buna bağlı olarak da önemli bir ekonomikbüyüklüğe ulaşıldığı, çalışanların sağlık ve güvenliğinin korunması içingerekli tedbirlerin alınmasının sosyal devletin de bir gereği olduğu, Anayasa'nın17. maddesinde yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkınınherkese tanındığı, bu bağlamda işyurtlarında çalışan hükümlülerin de bu hakkınkapsamında olduğu, yaşama hakkının gereği olarak çalışanların iş kazaları ilemeslek hastalıklarından korunması ve sosyal güvenliğin sağlanmasının Devleteverilmiş bir yükümlülük olduğu, cezaevlerinin işyurtlarında çalışan tutuklu vehükümlülerin iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması ve dolayısıyla çalışanlarıniş kazaları ile meslek hastalıklarından korunması amacıyla çıkarılmış Kanunhükümlerinden istisna tutulmalarının anayasal koruma altındaki yaşama hakkı ilemaddî ve manevî varlığı koruma haklarını zedelediği, Anayasa'nın 56.maddesinde, Devlete, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içindesürdürmesini sağlamak görevinin verildiği, getirilen istisnanın ise kişilerinhayatını beden ve ruh sağlığı içinde sürdürme hakkının özünü zedelediğibelirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2., 17. ve 56. maddelerine aykırı olduğuileri sürülmüştür.
Kanun'un 'Kapsam ve İstisnalar' başlıklı 2. maddesinde,Kanun'un kapsamı belirtilmektedir. Davaya konu kural ise hükümlü ve tutuklularayönelik infaz hizmetleri sırasında, iyileştirme kapsamında yapılan işyurdu,eğitim, güvenlik ve meslek edindirme faaliyetlerinin Kanun'un kapsamı dışındaolduğunu belirlemekte ve kapsam bakımından istisna getirmektedir.
Anayasa'nın 2. maddesine göre, Türkiye Cumhuriyeti, toplumunhuzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı,Atatürk milliyetçiliğine bağlı, Başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan,demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Bu maddede nitelikleribelirtilen sosyal hukuk devleti, insan haklarına dayanan, kişilerin huzur,refah ve mutluluk içinde yaşamalarını güvence altına alan, kişi hak veözgürlükleriyle kamu yararı arasında adil bir denge kurabilen, çalışma hayatınıgeliştirmek ve ekonomik önlemler alarak çalışanlarını koruyan, onların insanonuruna uygun hayat sürdürmelerini sağlayan, milli gelirin adalete uygunbiçimde dağıtılması için gereken önlemleri alan, sosyal güvenlik hakkını yaşamageçirebilen, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak sosyal adaleti vetoplumsal dengeleri gözeten devlettir. Çağdaş devlet anlayışı sosyal hukukdevletinin tüm kurum ve kurallarıyla Anayasa'nın özüne ve ruhuna uygun biçimdekurularak işletilmesini, bu yolla bireylerin refah, huzur ve mutluluğununsağlanmasını gerekli kılar.
Anayasa'nın 17. maddesinin ilk fıkrasında da herkesin, yaşama,maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu; 56.maddesinde de Devletin herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içindesürdürmesini sağlayacağı belirtilmiştir.
4301 sayılı Ceza İnfaz Kurumları İle Tutukevleri İşyurtlarıKurumunun Kuruluş ve İdaresine İlişkin Kanunla hükümlü ve tutukluların meslekve sanatlarının korunup geliştirilmesi veya bir meslek ve sanat öğrenmeleriamacına yönelik olarak çalışmalarını sağlamak üzere işyurtları açmak vebunların bütün mali ve idari işlerini bir merkezden düzenlemek ve yönetmekAdalet Bakanlığına bir görev olarak verilmiş olup anılan Bakanlıkta bu göreviaynı Kanunla kendisine bağlı olarak kurulmuş olan Ceza İnfaz Kurumları ileTutukevleri İşyurtları Kurumu aracılığı ile yürütmektedir.
Kanun'da işyurtları, hükümlü ve tutukluların meslek ve sanatlarınıkoruyup geliştirmek veya bunlara bir meslek ve sanat öğretmek, bu suretleüretilen ekonomik değerleri pazarlamak için ceza infaz kurumları iletutukevleri bünyesinde oluşturulan tesis, atölye ve benzeri üniteler olaraktanımlanmıştır.
İşyurtlarında yürütülen hizmetler esasen hükümlü ve tutuklularabir mesleğin ya da sanatın öğretilmesi, bu meslek ve sanatların korunupgeliştirilmesine yönelik olarak yürütülmektedir. Bununla birlikte infazhizmetleri sırasında yürütülen bu meslek ve sanatlar aslında esenlendirme verehabilitasyon amaçlı olarak yürütülmekte, hükümlü ve tutukluların infazlarınındaha rahat, güvenli yapılması ve topluma kazandırılması amaçlanmaktadır. Bundandolayı hükümlü ve tutukluların işyurtlarında çalıştırılmaları işçi terimikapsamında değerlendirilmemektedir. Zira, anılan kişiler için aslolan hukukivasıf işçi olmalarından ziyade hükümlülük ve tutukluluk hâlidir. Bunun doğalsonucu olarak hak ve yükümlülükleri de ayrı düzenlemelerle belirlenmektedir.Benzer şekilde bu kişilerin istihdamı, çalışma ya da çalıştırma olmaktan ötebir iyileştirme ve esenlendirme olarak kabul görmektedir. Nitekim, Ceza İnfazKurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı HakkındaTüzük'te de hükümlü ve tutukluların istihdamı, iyileştirme olarak kabuledilmiştir.
Diğer taraftan, kişilerin maddi ve manevi varlıklarınıgeliştirilebilmelerinin, mutlu, huzurlu, beden ve ruh sağlığına sahipolabilmelerinin başlıca şartı, ihtiyaç duydukları anda sağlık hizmetlerineulaşıp ihtiyaç duydukları oranda bu hizmetlerden yararlanabilmeleridir. Buamacın gerçekleştirilmesi kuşkusuz Devlet için bir görev ve kişiler için de birhaktır. Kanun, işçiler için işyerlerinde, iş sağlığı ve güvenliğini temin etmeküzere çıkarılmış bulunmaktadır. Devletin gözetim ve denetimi altında rehabiliteamacıyla çalıştırılan hükümlü ve tutukluların, gerek kendilerinin işçisayılmamaları ve gerekse Devletin de bu kişiler açısından işveren olarak kabuledilememesi nedeniyle Kanun'un getirmiş olduğu iş sağlığı ve güvenliğini temineilişkin düzenlemelerden farklı bir uygulamaya tabi tutulabilmeleri mümkündür.Bir başka ifadeyle hükümlü ve tutukluların işçi sayılmamaları nedeniyle Kanunkapsamı dışında tutulması bu kişilerin iş sağlığı ve güvencelerinin olmadığıanlamına gelmemekte, bu durum sadece kendi hukuki vasıflarına uygun olarak elealınmaktadır. Dolayısıyla, hükümlü ve tutukluların hukuki durumları göz önünealındığında diğer işçilerden farklı bir rejime tabi tutulmalarında Anayasa'yaaykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın 2., 17. ve 56.maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Engin YILDIRIM bu görüşe katılmamıştır.
B- Kanun'un 3. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının (d) Bendininİncelenmesi
Dava dilekçesinde, iş güvenliği ve sağlık personeline yönelikeğitimlerle ilgili olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının doğrudanyetkili kılındığı, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, özelliklede Türk Tabipler Birliğinin, bu süreçte yok sayıldığı, anılan kuruluşlar veayrıca sendikaların bu alanda eğitim vermelerinin engellendiği, işyerihekimliğinin normal hekimlik üstüne bir ihtisas ve yan dal olarak kabuledildiği ve yükseköğretim niteliğinde olduğu, Anayasa'ya göre yükseköğretiminüniversiteler tarafından verilmesinin şart olduğu, buna göre bu eğitimin sadeceüniversiteler ya da uzmanlık eğitimi vermekle yetkili olan eğitim ve araştırmahastanelerinde verilebileceği, lisans ve lisansüstü eğitim konusunda anayasalkuruluşlar olan üniversitelerin anayasal yetkilerini kullanabilmelerininÇalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından yetki almış olmalarıyla mümkün hâlegeldiği, Kanun ile getirilen düzenlemelerle Çalışma ve Sosyal GüvenlikBakanlığının özel şirketleri lisansüstü öğrenim niteliğindeki işyeri hekimliğieğitimi verme konusunda yetkilendirebileceği belirtilerek kuralın, Anayasa'nın130., 131. ve 135. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kanun'un 'Tanımlar' başlıklı 3. maddesinde, Kanun'da geçenkavramlar tanımlanmaktadır. Maddenin (1) numaralı fıkrasının dava konusu (d)bendinde, 'Eğitim Kurumu'nun tanımı yapılmıştır. Dava konusu kural,Kanun ile gelen ve işyerinde iş sağlığı ve güvenliğini temin etmek açısındanişletmelerde görevlendirilmesi öngörülen başta iş güvenliği uzmanı ve işyerihekimi olmak üzere diğer sağlık personelinin eğitimlerinin yapılması konusundaÇalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yetkilendirilecek kamu kurum vekuruluşlarının, üniversitelerin ve Türk Ticaret Kanunu'na göre faaliyetgösteren şirketler tarafından kurulan müesseselerin Kanun'un uygulanmasındaeğitim kurumu olarak kabul edileceğini ifade etmektedir.
Anayasa'nın 130. maddesinde, çağdaş eğitim-öğretim esaslarınadayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücüyetiştirmek amacıyla ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğretim,bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmetetmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimselözerkliğe sahip üniversitelerin Devlet tarafından kanunla kurulacağı hükümaltına alınmıştır.
İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinde görev yapacak olan hekim,mühendis, mimar ve teknik elemanlar tıp, mühendislik ve teknik bölümlerleilgili lisans, lisansüstü veya uzmanlık eğitimlerini tamamlamış belirliunvanlardaki kişilerdir. Bu kişilere iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili olarakverilecek eğitim, bir sertifika programı çerçevesinde bu kişilerin, iş sağlığıve güvenliği konusunda bilgi sahibi olmalarını sağlayan teorik ve uygulamalıkısımlardan oluşan bir eğitim olup yüksek öğretim kurumları tarafından verilentıp, mühendislik ve teknik eğitim alanındaki lisans ve lisansüstü eğitimle birbenzerliği ve ilgisi bulunmamaktadır. Ayrıca, bu kişilere iş sağlığı vegüvenliğiyle ilgili olarak verilecek eğitim sonucunda tıp veya mühendislikeğitimiyle ilgili bir belge de verilmemektedir.
İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinde görev yapacak olan hekim,mühendis, mimar ve teknik elemanlara bir sertifika programı çerçevesindeverilen teorik ve uygulamalı kısımlardan oluşan eğitimin, yükseköğretimkurumları tarafından verilen lisans ve lisansüstü eğitimle ilgisibulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın 130. maddesineaykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın, Anayasa'nın 131. ve 135. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
C- Kanun'un 6. Maddesinin (3) Numaralı Fıkrasının İncelenmesi
Dava dilekçesinde, işyeri hekimlerinin hangi işyerlerinde tamsüreli olarak görevlendirileceklerine dair yasal düzenlemeye yer verilmediği vebu konunun Kanun'un 30. maddesiyle yönetmeliğe bırakıldığı, buna göre işyerihekiminin tam süreli olarak görevlendirildiği işyerlerinin çok sayıda işçininçalıştığı işyerleri olarak belirlendiği, işyeri hekimi ve işgüvenliği uzmanınıntam süreli görevlendirilmesi gereken durumlarda işverenin işyeri sağlık vegüvenlik birimi kurması gerektiği ancak bu birimde işyeri hekiminin tek başınaçalışmasının anılan birimden beklenilen faydanın sağlanamamasına neden olacağı,işyeri hekimliği hizmetinin aslında bir sağlık ekibi işi olduğu, kârlılıkbeklentisi içinde olan işverenin maliyet arttırıcı bir unsur olarak göreceğidiğer sağlık personelini istihdam etmekten kaçınacağı, bundan dolayı işçisağlığı ve iş güvenliği tedbirlerine ilişkin temel düzenlemelerin ihtiyarideğil zorunlu düzenlemeler olması gerektiği belirtilerek kuralın, Anayasa'nın17. ve 56. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kanun'un 'İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri' başlıklı 6.maddesi, genel olarak mesleki risklerin önlenmesi ve bu risklerdenkorunulmasına yönelik çalışmaları da kapsayacak şekilde, iş sağlığı ve güvenliğihizmetlerinin sunulması için işveren tarafından sağlanması gerekliyükümlülükleri düzenlemektedir. Davaya konu kural ise anılan maddenin işvereneyüklediği yükümlülüklere dair getirmiş olduğu bir kolaylık olup belirlidurumlarda diğer sağlık personelinin görevlendirilmesi mecburiyetine esnekliksağlamaktadır. Buna göre, tam süreli işyeri hekimi görevlendirilen işyerlerindediğer sağlık personelinin görevlendirilme zorunluluğunun kaldırılması diğersağlık personelinin hiçbir suretle görevlendirilemeyeceği anlamına gelmemekteve bu husus işverenin tercihine bırakılmaktadır. Dolayısıyla, Kanunla getirilendiğer yükümlülükler varlığını devam ettirmektedir.
Anayasa'nın 56. maddesinde, Devletin, herkesin hayatını, beden veruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlayacağı belirtilmiştir. Kişilerinhayatlarını mutlu, huzurlu, beden ve ruh sağlığına sahip olaraksürdürebilmeleri, ihtiyaç duydukları anda sağlık hizmetlerine ulaşıp ihtiyaçduydukları oranda bu hizmetlerden yararlanabilmeleri ile sağlanılabilecektir.Burada gözetilmesi gereken işyerinde iş sağlığı için gerekli olan işyerihekiminin varlığıdır. İşyeri hekimi, sağlık konusunda, sahip olduğu bilgi,birikim ve donanımla süreç içerisinde en yetkin olan kişidir. Kanun koyucununişyerinde iş sağlığı için işyeri hekiminin tam süreli olarak görevlendirilmesihâlinde diğer sağlık personelinin istihdamını işverenin tercihine bırakmasıhususu kanun koyucunun takdirinde olup kuralın, Anayasa'ya aykırı bir yönübulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın 56. maddesineaykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın, Anayasa'nın 17. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
D- Kanun'un 8. Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasının İncelenmesi
Dava dilekçesinde, hiçbir ek güvence sağlanmaksızın işyeri hekimive iş güvenliği uzmanına işverenin denetlenmesinde kamusal bir görevyüklendiği, böylesi bir sorumluluğun işçi sağlığının korunmasında hiçbir etkiyapmayacağı ve kamusal makamların sorumluluklarının önüne geçeceği belirtilerekkuralın, Anayasa'nın 49. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Dava konusu kural, işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanlarına,görevlendirildikleri işyerlerinde mesleklerini icra ederken, iş sağlığı vegüvenliğiyle ilgili olarak alınmasını gerekli gördükleri tedbirleri, işvereneyazılı olarak bildirmeleri yükümlülüğünü getirmekte ve bildirilen butedbirlerden, niteliği itibariyle hayati derecede tehlikeli olanlardan işverentarafından yerine getirilmeyenlerin,işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanlarıtarafındanÇalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının yetkili birimine bildirilmesinidüzenlemektedir.
Anayasa'nın 49. maddesinde, çalışmanın, herkesin hakkı ve ödeviolduğu belirtilmiş; Devlete, çalışanların yaşam düzeyini yükseltmek, çalışmayaşamını geliştirmek için çalışanları korumak, çalışmayı denetlemek veişsizliği gidermeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak için gerekliönlemleri almak ödevi verilmiştir. Devlet, kişinin çalışma hakkınıkullanabilmesi için iş alanında gerekli önlemleri alacak ve sınırlamalarıkaldırarak görevini yerine getirecek, birey de çalışarak topluma yük olmaktankurtulacaktır.
İşyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanları, kamu gücü kullanankişiler olmayıp görmüş oldukları eksikliklere doğrudan Devletin üstün buyurmagücünü kullanmak suretiyle müdahale edebilmeleri de mümkün değildir. Bubakımdan anılan kişilere, düzeltilmesi talebiyle işverene bildirmiş olduklarıtedbirlerden işveren tarafından yerine getirilmeyenlerden hayati tehlike arzedenleri Bakanlığın ilgili birimine bildirme görev ve yükümlülüğügetirilmiştir. Bu yükümlülük yalnızca bildirim niteliğinde olup, kurallaDevletin iş ve işçi sağlığına ilişkin görevlerine son verilmesi gibi bir durumsöz konusu değildir.
İşyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanlarına ek bir güvenceverilmemesinin bu kişilerin hizmetlerinden beklenen yararı ortadankaldırabileceği iddia edilmiş ise de yasalarla verilen görevleri yerine getirenkişilerin himayesini sağlayan hukuki ve cezai kuralların işyeri hekimi ve işgüvenliği uzmanları yönünden de geçerli olduğu gözetildiğinde ayrı bir güvencegetirilmemiş olmasının kuralı anayasaya aykırı hale getirmeyeceği açıktır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın 49. maddesineaykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
E- Kanun'un 8. Maddesinin (4) Numaralı Fıkrasının İncelenmesi
Dava dilekçesinde, yetki belgesinin askıya alınması için gereklieylem, 'iş kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesinde ihmalin'tespit edilmesi olarak tanımlanmış olup, bu tanımlamada geçen ihmalin netolmadığı, hukuk devletinin temel ilkelerinden birinin belirlilik olduğu, builkeye göre yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi birduraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır,uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarınakarşı koruyucu önlem içermesinin gerekli olduğu belirtilerek kuralın,Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Davaya konu kural ile işyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanınınihmali sonucunda, görev yaptığı işyerinde çalışanın ölümü veya maluliyetiylesonuçlanacak bir şekilde vücut bütünlüğünün bozulmasına neden olan iş kazasıveya meslek hastalığının gerçekleşmesinde ihmalin tespiti hâlinde, ilgilipersonelin sahip olduğu yetki belgesinin askıya alınacağı düzenlenmektedir.
Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temelilkelerinden birisi 'belirlilik'tir. Bu ilkeye göre, yasaldüzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya vekuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması,ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesigerekir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup bireyin,kanundan, belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangihukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahaleyetkisini verdiğini bilmesini zorunlu kılmaktadır. Birey ancak bu durumdakendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını belirler.
İşyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanının görev, yetki vesorumluluk alanlarının Kanun'un 30. maddesinin vermiş olduğu yetki ileyönetmelikle düzenleneceği ve bu yönetmeliğin açıkça anılan kişilerin yetki,sorumluluk, hak ve ödevlerini düzenlediği düşünüldüğünde ihmalin tespitinde birbelirsizliğin bulunduğu söylenemez. Dava konusu kuralda işaret edilen tespitedilecek ihmal de; aynı maddenin iki ve üç numaralı fıkralarında yer alandüzenlemeler ile birlikte değerlendirildiğinde kusur sorumluluğuna işaretedildiği görülmektedir. Kaldı ki ihmali tespit edilen işyeri hekimi ve işgüvenliği uzmanının yetki belgesinin askıya alınması işlemlerinin Kanun'undiğer maddeleri de dâhil olmak üzere, çıkarılacak yönetmelikler ve diğerdüzenleyici işlemler çerçevesinde yürütüleceği açıktır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın 2. maddesineaykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
F- Kanun'un 8. Maddesinin (7) Numaralı Fıkrasının İncelenmesi
Dava dilekçesinde, kamu kurum ve kuruluşlarında görevlendirilen vekamu görevlisi olan işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanlarına yetersiz de olsailave bir ödemenin yapılacağı ancak, bu ödemede aylık 80 saatten fazlaçalışmanın dikkate alınmayacağı ve hiçbir karşılık ödenmeyeceği, karşılığıödenmeksizin yaptırılan bu çalışmanın angarya olduğu belirtilerek kuralın,Anayasa'nın 18. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Dava konusu kural, kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen işyerihekimi veya iş güvenliği uzmanı olma niteliğini haiz personelin gerekli belgeyesahip olmaları şartıyla asli görevlerinin yanında çalışmakta olduklarıkurumlarda ya da kendilerinin muvafakati ve üst yöneticinin onayı ile diğerkamu kurum ve kuruluşlarında da görevlendirileceğini, bu görevlendirmelerdendolayı görev yaptığı her saat için (200) gösterge rakamının memur aylıkkatsayısı ile çarpımı tutarında ilave ödemenin hizmet alan kurum tarafındanyapılacağını, damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesinti yapılamayacakolan bu ödemenin ise günlük mesai saatlerine bağlı kalmak kaydıyla, aylıktoplam seksen saate kadar yapılabileceğini, fazlası için ise ödemedebulunulamayacağını düzenlemektedir.
Anayasa'nın 18. maddesinde, hiç kimsenin zorla çalıştırılamayacağıve angaryanın yasak olduğu; şekil ve şartları kanunla düzenlenmek üzerehükümlülük veya tutukluluk süreleri içindeki çalıştırmalar, olağanüstü hâllerdevatandaşlardan istenecek hizmetler, ülke ihtiyaçlarının zorunlu kıldığı alanlardaöngörülen vatandaşlık ödevi niteliğindeki beden ve fikir çalışmalarının zorlaçalıştırma sayılamayacağı belirtilmiştir.
Angarya, kişinin emeğinin karşılığını almadan zorlaçalıştırılmasıdır. Buna göre, angaryanın varlığından söz edebilmek için,öncelikle kişinin emeğinin karşılığı ödenmeden çalıştırılması ve buçalıştırılmanın zorla gerçekleşmesi gerekmektedir. Dava konusu kuralda iseaylık karşılığında istihdam olunan kamu görevlileri, gerekli şartlarıtaşımaları hâlinde işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı olarak günlük mesaisaatlerine bağlı şekilde çalıştırılabilmektedirler. Bu açıdan anılan kişilereyapılan ödeme, mesai saatleri içerisinde icra edilen bir faaliyet karşılığıyapılan bir ödeme olup aylık veya ücret olarak değil ancak ilave ödeme olarakadlandırılmıştır. Angarya yasağının oluşabilmesi için emeğin karşılığınınödenmemesi gerekmektedir. Dava konusu kural iş sağlığı ve güvenliğihizmetlerinde çalışacak olan işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı personeleödeme yapılmaması bir yana ilave ödeme öngörmektedir. İşyeri hekimi ve işgüvenliği uzmanlarına ödenmekte olan aylık ve ücretin çalışmanın karşılığıolduğu düşünüldüğünde, seksen saati aşan kısım da dâhil olmak üzere, yapılanhizmetin mesai saatleri içerisinde gerçekleştirilmesi karşısında bedeliödenmeyen bir hizmetin bulunmadığı görülmektedir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın 18. maddesineaykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
G- Kanun'un 30. ve 31. Maddelerinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, Kanun'un konusunu oluşturan uygulamaya ilişkinteknik konulara ek olarak esas ve usule ilişkin bütün hususların, temel esaslartespit edilmeden, çerçeve çizilmeden, hiçbir ölçü getirilmeden bütünüyleyönetmeliğe bırakıldığı, yasama yetkisinin Türk Milleti adına Türkiye BüyükMillet Meclisine ait olduğu ve bu yetkinin devredilemeyeceği, idarenin kuruluşve görevleriyle bir bütün olduğu ve kanunla düzenleneceği, Anayasa'daCumhuriyetin temel nitelikleri arasında sosyal hukuk devleti ilkesininbelirtildiği, bu ilkeyle devletin iş sağlığı ve güvenliği ile sosyal güvenliksorunlarını çözme görevini yüklendiği, ülkenin kalkınmasıyla birlikte ulusalgelirin sosyal katmanlar arasında adaletli biçimde sağlanmasını amaç edindiği,herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını geliştirme, sağlıklı ve dengeli birçevrede yaşama hakkına sahip olduğu, yaşama hakkı ile maddi ve manevi varlığınıkoruma hakkının birbirleriyle sıkı bağlantıları olan, devredilmez vevazgeçilmez haklar olduğu, devlete, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek,çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri koruma görevleriverildiği, küçükler ve kadınlar ile bedeni ve ruhi yetersizliği olanlarınçalışma şartları bakımından özel olarak koruma altına alındığı belirtilerekkuralın, Anayasa'nın 2., 17., 49., 50. ve 56. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 43. maddesine göre, ilgisi nedeniyle dava konusu kurallar, Anayasa'nın7. maddesi yönünden de incelenmiştir.
Dava konusu kurallardan 30. madde ile Çalışma ve Sosyal GüvenlikBakanlığına, iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması, sürdürülmesi, işyeri sağlıkve güvenlik birimleri, iş sağlığı ve güvenliği kurulu ve ortak sağlık vegüvenlik birimlerinin nitelikleri, iş sağlığı ve güvenliği hizmeti sunacakkişi, kurum ve kuruluşların görev, yetki ve yükümlülükleri, işyeri hekimi, işgüvenliği uzmanı ve diğer sağlık personelinin nitelikleri, sayısı, işealınmaları, görev, yetki ve sorumlulukları, risk değerlendirmesinin hangiişyerlerinde ne şekilde yapılacağı, çalışma ortamına yönelik gerekli kontrol,inceleme ve araştırmalar, acil durum planlarının hazırlanması, önleme, koruma,tahliye, ilk yardım ve benzeri konular, işyerlerinde işin durdurulması, büyükendüstriyel kazaların önlenmesi ve etkilerinin azaltılması için alınacaktedbirler, büyük kaza önleme politika belgesi veya güvenlik raporununhazırlanması ve uygulanması konularında yönetmelikle düzenleme yapma yetkisiverilmekte; 31. madde ile de iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili olaraköngörülmüş olan hizmetleri sunmakla yükümlü olan kişi, kurum ve kuruluşlar ileeğitim kurumlarının yetkilendirilme ve belgelendirilme bedellerininbelirlenmesini, ayrıca anılan kişi ve kurumların kendileri ile ilgili olarak getirilmişolan kuralları ihlal etmeleri hâlinde bu ihlallerin hafif, orta ve ağır ihtarolarak kayda alınmasını, yetki belgelerinin geçerliliğinin doğrudan veya ihtarpuanları esas alınarak askıya alınması ve iptaline dair usul ve esaslarınÇalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca belirleneceği öngörülmektedir.
Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temelilkelerinden biri 'belirlilik'tir. Bu ilkeye göre, yasal düzenlemelerinhem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yervermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması, ayrıca kamuotoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi degereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup bireyin,kanundan, belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangihukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahaleyetkisini verdiğini bilmesini zorunlu kılmaktadır.
Anayasa'nın 7. maddesinde, yasama yetkisinin Türkiye Büyük MilletMeclisine ait olduğu ve bu yetkinin devredilemeyeceği öngörülmüştür. Buna göre,kanun ile düzenlenmesi öngörülen konularda, yürütme organına, genel, sınırsız,esasları ve çerçevesi belirsiz bir düzenleme yetkisi verilmesi, yasamayetkisinin devri anlamına geleceğinden Anayasa'nın 7. maddesine aykırı düşer.Ancak, kanunda temel esasların ve çerçevenin belirlenmesi koşuluyla, uzmanlıkve teknik konulara ilişkin ayrıntıların düzenlenmesinin yürütmeye bırakılmasıAnayasa'ya aykırılık oluşturmaz. Bu bağlamda, sık sık değişik önlemleralınmasına veya bunların kaldırılmasına gerek görülen ekonomik, teknik veyabenzeri alanlarda temel kurallar saptandıktan sonra ayrıntılarındüzenlenmesinin idareye verilmesi, yasama yetkisinin devri olaraknitelendirilemez.
Dava konusu kurallarda yürütme organı tarafından yönetmeliklebelirlenmesi öngörülen hususların Kanun'un diğer maddelerindeki hükümler de gözönüne alınarak yapılacağı şüphesizdir. Bu bağlamda, dava konusu kurallardayönetmelik ve diğer düzenleyici işlemler ile belirlenecek olan hususlar mutlakakanun ile düzenlenmesi gerekmeyen teknik ve ayrıntıyı içeren kurallardır. Bunedenle, Kanun'da belirtilen genel çerçeve ve esaslar doğrultusunda, teknik veuygulamayı esas alan detayların belirlenmesi konusunda idareye yetki verilmesiyasama yetkisinin devri niteliğinde değildir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kurallar Anayasa'nın 2. ve 7.maddelerine aykırı değildir. İptal istemlerinin reddi gerekir.
Kuralların, Anayasa'nın 17., 49., 50. ve 56. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
Zehra Ayla PERKTAŞ 30. maddenin (1) numaralı fıkrasının (a)bendinin sonunda yer alan 'ile bu Kanunun uygulanmasına yönelik diğerhususlar' ibaresi yönünden bu görüşe katılmamıştır.
V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
20.6.2012günlü, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun;
A- 2. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (d) bendine,
B- 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendine,
C- 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasına,
D- 8. maddesinin (2), (4) ve (7) numaralı fıkralarına,
E-30. ve 31. maddelerine,
yönelik iptal istemleri, 3.4.2013 günlü, E.2012/97, K.2013/51sayılı kararla reddedildiğinden, bu maddelere, fıkralara ve bentlere ilişkinyürürlüğün durdurulması istemlerinin REDDİNE, 3.4.2013 gününde OYBİRLİĞİYLEkarar verilmiştir.
VI- SONUÇ
20.6.2012günlü, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun;
A- 2. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (d) bendinin Anayasa'yaaykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Engin YILDIRIM'ın karşıoyu veOYÇOKLUĞUYLA,
B- 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendininAnayasa'yaaykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
C- 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının Anayasa'ya aykırıolmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
D- 8. maddesinin (2), (4) ve (7) numaralı fıkralarının Anayasa'yaaykırı olmadıklarına ve iptal istemlerinin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
E- 30. maddesinin;
1- (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde yer alan''ile bu Kanununuygulanmasına yönelik diğer hususlar'ibaresinin Anayasa'ya aykırıolmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyu veOYÇOKLUĞUYLA,
2- Kalan bölümünün Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalisteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
F- 31. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
3.4.2013 gününde karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
Zühtü ARSLAN
KARŞIOYGEREKÇESİ
20.6.2012 günlü, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun30. maddesinin 1/a fıkrasının son cümlesinde 'bu Kanunun uygulanmasına yönelikdiğer hususlar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenir.'denilmektedir.
Söz konusu ibarenin yer aldığı 'İş sağlığı ve güvenliği ile ilgiliçeşitli yönetmelikler başlıklı' 30. madde de, ilgili Bakanlıkların görüşüalınarak, iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması, sürdürülmesi ve mevcutdurumunun iyileştirilmesi amacıyla teknik ve detaya ilişkin konulardayönetmelikle düzenleme yapılabileceği belirtilmektedir. Nitekim maddeninfıkralarında yönetmelikle düzenleme yapılacak konularda çerçeve hükümlerininyer aldığı görülmektedir.
Ancak kuralın 1/a fıkrasının sonunda yer alan 'ile bu Kanununuygulanmasına yönelik diğer hususlar' ibaresinin ise çerçevesinin belliolmadığı ve 6331 sayılı Kanun'un tamamına ilişkin olarak yönetmelikle düzenlemeyapılması konusunda çerçevesi belli olmayan bir yetki verildiği görülmektedir.
Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti, siyasal iktidarıhukukla sınırlayarak ve devlet etkinliklerinin düzenli sürdürülebilmesi içingerekli olan hukuksal alt yapıyı oluşturmak suretiyle aynı zamanda istikrara dahizmet eder. Bu istikrarın özü hukuki güvenlik ve öngörülebilirliktir. Hukukigüvenlik ve öngörülebilirlik sağlanabilmesi ise kuralların genel, eşit venesnel olmalarına bağlıdır. Nitekim Anayasa Mahkemesi 27.9. 2012 tarih, 131sayılı kararında da 'yasa ile yürütme organına genel ve sınırları belirsiz birdüzenleme yetkisinin verilebilmesi olanaklı değildir. Yürütmenin düzenlemeyetkisi sınırlı, tamamlayıcı ve bağımlı bir yetkidir. Temel ilkeleribelirlenmeksizin ve çerçevesi çizilmeksizin yürütme organına düzenleme yetkisiveren bir yasa kuralı ile sınırsız, belirsiz geniş bir alanın yönetimindüzenlemesine bırakılması Anayasa'nın 2. maddesine aykırılık oluşturur.'denilmektedir.
Bu durumda dava konusu kuralda yer alan 'ile bu Kanununuygulanmasına yönelik diğer hususlar' ibaresi ile yasada temel ilkeleribelirtilmeden ve çerçevesi çizilmeden yönetmelikle düzenleme konusunda idareyeverilen yetkinin Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti ilebağdaşmadığı açıktır.
Açıklanan nedenle 20.6.2012 günlü, 6331 sayılı İş Sağlığı veGüvenliği Kanunu'nun 30. maddesinin, 1/a fıkrasının son cümlesinde yer alan'ile bu Kanunun uygulanmasına yönelik diğer hususlar' ibaresinin, Anayasa'nın2. maddesine aykırı olduğu ve iptali gerektiği düşüncesi ile çoğunluk görüşünekatılmıyorum.
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
KARŞIOY GEREKÇESİ
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 2. maddesininikinci fıkrasında bu Kanun hükümlerinin uygulanmayacağı faaliyetlerbelirtilirken (d) bendinde, 'Hükümlü ve tutuklulara yönelik infaz hizmetlerisırasında, iyileştirme kapsamında yapılan iş yurdu, eğitim, güvenlik ve meslekedindirme faaliyetleri' de sayılmıştır.
Çoğunluk kararında, hükümlü ve tutukluların iş yurtlarında,'çalıştırılmalarının meslek ve sanatın öğretilmesi, esenlendirme verehabilitasyon amaçlı olduğu' belirtildikten sonra, 'bu kişilerin istihdamıçalışma ya da çalıştırma olmaktan öte bir iyileştirme ve esenlendirme' olaraknitelendirilmektedir. Görüldüğü üzere çoğunluk, hükümlü ve tutukluların işyurtlarındaki istihdamının esenlendirme ve rehabilitasyon amacı taşıyan birçalışma veya çalıştırma olduğunu kabul etmekle birlikte, bu kişilerin asılhukuki sıfatlarının işçiden ziyade hükümlü ve tutuklu olduğundan hareketle,işçi sayılmadıklarını, Adalet Bakanlığı'nın da işverenleri olmadığınıvurgulamakta ve işçi olmanın olmazsa olmaz koşulları olan iş sözleşmesininbulunması, iş ilişkisinin ve iş sözleşmesinin serbestçe kurulması unsurlarınınhükümlü ve tutuklular açısından bulunmadığına dikkat çekerek, bunların kanunungetirmiş olduğu iş sağlığı ve güvenliği düzenlemelerinden farklı bir muameleyetabi tutulmalarının mümkün olduğu sonucuna varmaktadır. Hükümlü ve tutuklularınçalıştırılmaları sırasında neden İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunudüzenlemelerinden muaf tutulduğunun makul ve nesnel gerekçelerinden ziyadesadece hükümlü ve tutuklu olma statüsünün gerekçe gösterildiği çoğunlukkararından anlaşılmaktadır. Çoğunluk, 'Hükümlü ve tutukluların hukuki durumlarıgöz önüne alındığında diğer işçilerden farklı bir rejime tabi tutulmalarındaanayasaya aykırılık yoktur' derken bu kişilerin işçi olduklarını kabuletmektedir.
İşyurtlarında çalışan sayısı ve iş yoğunluğu düşünüldüğünde işsağlığı ve güvenliği hizmetlerinden istisna tutulmalarını gerektiren bir nedenyoktur. Bu kurumlarda çeşitli özelliklerde çok sayıda makine bulunmakta veendüstriyel ürünler de imal edilmektedir. Faaliyet alanları arasında inşaatişleri de yer almaktadır. Sürekli olarak 8.880 civarında ve geçici olarak da 17bin kadar hükümlü ve tutuklu çalışmaktadır.[i]İlginç olan nokta,İşyurtları Kurumu Daire Başkanlığı'nın web sayfasında özel sektörle yapılanişbirliği tanımlanırken ''tutuklu ve hükümlülerin, özel sektörün işindeişçiolarakçalıştırmasıdır', şeklinde bir ibareye ve 'Özel Sektör Çalışma İşbirliğiİlkeleri'nden bahsedilirken de, 'Çalışan hükümlü işyurdunda çalışan, rehabiliteedilenişçistatüsündedir' denilmesidir.[ii]Görüldüğü üzereişyurtlarında çalışan hükümlü ve tutuklular ilgili kurumca işçi statüsündedeğerlendirilmektedir.
BM Ekonomik ve Sosyal Konseyi tarafından 1977'de onaylanan'Mahkumlara Uygulanacak Muameleye İlişkin Standart Asgari Kurallar' içerisindeyer alan Kural 74'ün birinci maddesi, 'Özgür işçilerin sağlık ve güvenliği içinalınan önlemler aynen mahkumlar içinde uygulanacaktır' hükmünü içermektedir.
Aynı şekilde Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin 'Avrupa CezaeviKuralları' Başlıklı (87) 3 No'lu Tavsiye Kararı'nda Kural 75'in ilk fıkrasında,'Çalışılan yerin güvenliği ve sağlık koşulları, aynı iş ve koşullarda çalışanserbest işçilerinkine benzer şekilde organize edilir', denilmektedir.[iii]Aynı Komite'ninüye devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları hakkında (2006)2 nolu Tavsiye Kararı26.13 bendi de, 'Mahpuslar için alınacak iş sağlığı ve güvenlik önlemlerionları korumaya yeterli düzeyde ve en az dışarıdaki işçilere uygulanan önlemlerkadar sıkı olmalıdır' ve 105.3 bendi de,'Hükümlülerin çalıştırılmaları halindesöz konusu işin şartları normalde dışarıda uygulanan standart ve düzenlemelereuygun olmalıdır' ibarelerine yer vermektedir.[iv]
AİHM devletin özgürlüğünden mahrum bırakılmış kişilerin fizikselselametini korumakla yükümlü olduğunu sık sık vurgulamaktadır.[v]Avrupa SosyalHaklar Komitesi de mahkûmların özel teşebbüslerce çalıştırılması halinde işkoşullarının mümkün olduğunca özel istihdam ilişkisi ile ilişkilendirilmesigerektiğini belirtmiştir.[vi]
Hükümlü ve tutukluların istihdamı, özellikle de özel sektörişbirliği programı çerçevesinde yürütülen faaliyetler, basit bir iyileştirme veesenlendirme faaliyeti olarak düşünülemez. İşyurtları Kurumu faaliyet raporlarıda bu durumu gözler önüne sermektedir. Hükümlü ve tutukluların sağlık vegüvenliğinin sağlanması çerçevesinde iş kazaları ve meslek hastalıklarına karşıkorunmaları için gerekli tedbirlerin alınması sosyal devlet olmanın birgereğidir. Bu kişilerin 6331 sayılı Yasa hükümlerinden muaf tutulmaları,devlete herkesin 'sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı' ve 'hayatınıbeden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak' görevini veren Anayasa'nın56. maddesine aykırıdır. Kişilerin tutuklu veya hükümlü olmaları çalışansıfatlarıyla sağlık ve güvenlik haklarının ihlal edilmesi anlamınagelmemelidir. Sosyal devlet ilkesi gereğince tutuklu ve hükümlü çalışanlarınekonomik katkı yaparken, meslek öğrenirken sağlık ve güvenliklerinin korunmasıiçin gerekli tedbirlerin alınması şarttır. 6331 sayılı Yasa da bu amaç içinçıkarılmıştır. Dolayısıyla, hükümlü ve tutukluların çalışmalarının butedbirlerden muaf tutulması 56. maddede belirtilen hakkın özünün zedelenmesianlamına gelmektedir.
Bu nedenlerden dolayı söz konusu düzenlemenin Anayasa'nın 2. ve56. maddelerine aykırı olduğu düşüncesiyle çoğunluk görüşüne muhalifkalınmıştır.
Üye
Engin YILDIRIM
[i]http://www.iydb.adalet.gov.tr/haberdosyalar/FaaliyetRaporu2012.pdf,erişim tarihi 25.12.2013.
[ii]http://www.iydb.adalet.gov.tr/default.asp'islem=tanitim,erişim tarihi 25.12.2013, vurgu eklenmiştir.
[iii]http://www.tbmm.gov.tr/komisyon/insanhaklari/pdf01/413-433.pdf,erişim tarihi 25.12.2013.
[iv]http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php't=31817,erişim tarihi 25.12.2013.
[v]Örneğin bkz.Khudobin-Rusya, 26.10 2006, para 93.,http://hudoc.echr.coe.int/sites/eng/pages/search.aspx'i=001-77692,erişim tarihi 25.12.2013.
[vi]Digest of theCase Law of the European Committee of Social Rights, 2008: 23,http://www.coe.int/t/dghl/monitoring/socialcharter/digest/DigestSept2008_en.pdf,erişim tarihi 25.12.2013)