ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2012/98
Karar Sayısı : 2013/92
Karar Günü : 17.7.2013
R.G. Tarih-Sayı :31.12.2013-28868
İPTAL DAVASINI AÇAN : TürkiyeBüyük Millet Meclisi Üyeleri Emine Ülker TARHAN, Levent GÖK ile birlikte117 milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU : 21.6.2012 günlü, 6332sayılı Türkiye İnsan Hakları Kurumu Kanunu'nun;
1- 3. ve 4. maddelerinin,
2- 5. maddesinin;
a- (3) numaralı fıkrasının,
b- (4) numaralı fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin,
c- (8) ve (9) numaralı fıkralarının,
3- 6., 12. ve 21. maddelerinin,
Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 5., 6., 7., 8., 11., 12., 19.,36., 40., 90., 112., 123., 128., 161. ve 163. maddelerine aykırılığı ilerisürülerek iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesiistemidir.
II- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenen Yasa Kuralları
6332 sayılı Kanun'un iptali istenen kuralları da içeren maddelerişöyledir:
'Kuruluş ve statü
MADDE 3- (1) Bu Kanunla veilgili diğer mevzuatla verilen görevleri yerine getirmek ve yetkileri kullanmaküzere, kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip ve özelbütçeli, Türkiye İnsan Hakları Kurumu kurulmuştur.
(2) Kurum Başbakanlıkla ilişkilidir.
(3) Kurumun merkezi Ankara'dadır. Kurum yurt içinde ve sayısıikiyi geçmemek üzere yurt dışında büro açabilir.
(4) Kurum, bu Kanunla ve diğer mevzuatla verilen görev veyetkilerini kendi sorumluluğu altında, bağımsız olarak yerine getirir vekullanır. Görev alanına giren konularla ilgili olarak hiçbir organ, makam,merci veya kişi, Kurula emir ve talimat veremez, tavsiye ve telkinde bulunamaz.
(5) Kurum, faaliyetleri hakkında kamuoyunu bilgilendirir.
Görevler ve yetkiler
MADDE 4- (1) Kurum, insanhaklarının korunmasına, geliştirilmesine ve ihlallerin önlenmesine yönelikçalışmalar yapmak; işkence ve kötü muamele ile mücadele etmek; şikâyet vebaşvuruları incelemek ve bunların sonuçlarını takip etmek; sorunların çözümekavuşturulması doğrultusunda girişimlerde bulunmak; bu amaçla eğitimfaaliyetlerini yürütmek; insan hakları alanındaki gelişmeleri izlemek vedeğerlendirmek amacıyla araştırma ve incelemeler yapmakla görevli veyetkilidir.
(2) Kurum, bu Kanun ve diğer mevzuatla Kuruma verilen inceleme,araştırma, ziyaret ve başvuruları inceleme görevi esnasında bir suçunişlendiğini öğrenmesi hâlinde, genel hükümlere göre işlem yapılabilmesi içingerekli gördüğünde ihbar veya şikâyette bulunabilir.
İnsan Hakları Kurulu
MADDE 5- (1) İnsan HaklarıKurulu, Kurumun karar organıdır. Kurul, biri Başkan, biri İkinci Başkan olmaküzere onbir üyeden oluşur.
(2) Kurula Başkan ve üye olabilmek için;
a) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak,
b) Kamu haklarından mahrum bulunmamak,
c) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncümaddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtandolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsabile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzeninişleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık,sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma,edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerleriniaklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak,
ç) Askerlik ile ilişiği bulunmamak,
d) 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 53üncü maddesi hükümleri saklı kalmak kaydı ile görevini devamlı yapmasına engelolabilecek akıl hastalığı bulunmamak,
e) Üyelik başvurusu yaptığı tarih itibarıyla herhangi bir siyasipartinin yönetim ve denetim organlarında görevli veya yetkili bulunmamak,
f) En az lisans düzeyinde yükseköğrenim yapmış olmak,
gerekir.
(3) İkinci fıkrada belirtilen nitelikleri taşıyanlardan Kurulüyesi olmak isteyenler bu taleplerini yazılı olarak Kuruma iletirler. İnsanhakları alanında çalışmalar yapan; sivil toplum kuruluşları, sendikalar, sosyalve mesleki kuruluşlar, akademisyenler, avukatlar, görsel veya yazılı basınmensupları ve alan uzmanları da Kurul üyesi olabilecek nitelikteki kimseleriyazılı olarak teklif edebilirler. Kurum, üye olma niteliklerine sahip olanlarıilgisine göre Cumhurbaşkanlığına, Bakanlar Kuruluna sunulmak üzereBaşbakanlığa, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına ve baro başkanlarınca seçilecekbir üye için Türkiye Barolar Birliğine bildirir.
(4) a) İki üye insan hakları alanında temayüz etmiş kişilerarasından Cumhurbaşkanı tarafından seçilir.
b) Yedi üye insan hakları alanında temayüz etmiş kişiler arasındanBakanlar Kurulu tarafından seçilir.
c) Bir üye üniversitelerin hukuk ve siyasal bilgilerfakültelerinde insan hakları alanında temayüz etmiş öğretim üyeleri arasındanYükseköğretim Kurulu tarafından seçilir.
ç) Bir üye en az 10 yıl avukatlık yapmış ve insan hakları alanındatemayüz etmiş avukatlar arasından baro başkanları tarafından seçilir. Kurumtarafından adayların bildirildiği tarihten itibaren on gün içinde TürkiyeBarolar Birliği Başkanlığı tarafından belirlenen yer ve zamanda baro başkanlarıtarafından seçim yapılır. Her bir baro başkanının bir oy kullanabileceği buseçimde, en fazla oy alan aday üye seçilmiş sayılır.
(5) Başkan ve İkinci Başkan, Kurul üyeleri tarafından seçilir.
(6) Kurul üyesi seçimlerinde, insan hakları alanında çalışmalaryapan; sivil toplum kuruluşları, sendikalar, sosyal ve mesleki kuruluşlar,akademisyenler, avukatlar, görsel veya yazılı basın mensupları ve uzmanlarınçoğulcu bir şekilde temsiline özen gösterilir.
(7) Başkan ve üyelerin görev süresi dört yıldır. Süresi bitenleren fazla bir dönem daha yeniden seçilebilir.
(8) Başkan ve üyelerin görev sürelerinin sona ereceği tarihten engeç iki ay önce durum, Kurum tarafından uygun iletişim araçlarıyla kamuoyunaduyurulur. Duyuruyu takip eden bir ay içinde ikinci fıkrada belirtilen şartlarıtaşıyanların başvuruları, Kurum tarafından Cumhurbaşkanlığına, BakanlarKuruluna sunulmak üzere Başbakanlığa, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına ve barobaşkanlarınca seçilecek bir üye için Türkiye Barolar Birliğine iletilir.Cumhurbaşkanı, Bakanlar Kurulu, Yükseköğretim Kurulu ve baro başkanlarıtarafından üye olarak seçilenler, yerlerine seçildikleri kişilerinüyeliklerinin sona ermesini takiben göreve başlar.
(9) Başkan ve üyelerin görev süreleri dolmadan görevlerininherhangi bir sebeple sona ermesi durumunda, sona erme tarihinden itibaren enfazla bir hafta içinde durum, Kurum tarafından kamuoyuna duyurulur ve duyuruyutakip eden onbeş gün içinde ikinci fıkrada belirtilen şartları taşıyanlarınbaşvuruları, Kurum tarafından Cumhurbaşkanlığına, Bakanlar Kuruluna sunulmaküzere Başbakanlığa, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına ve baro başkanlarıncaseçilecek bir üye için Türkiye Barolar Birliğine iletilir. Bu şekildeseçilenler, yerlerine seçildikleri kişilerin kalan süresini tamamlar vebunlardan iki yıl veya daha az süreyle görev yapanların bu görevleri seçilmedönemi olarak değerlendirilmez.
(10) Kamu görevlisi iken Kurul Başkanlığına ve İkinci Başkanlığaseçilenlerin önceki kurumları ve görevleriyle ilişikleri sona erer. Bunlar,memuriyete giriş şartlarını kaybetmemeleri kaydıyla, hâkimler ve savcılardâhil, görev sürelerinin sona ermesi veya görevden ayrılma isteğindebulunmaları ve otuz gün içinde önceki kurumlarına başvurmaları durumunda,atamaya yetkili makam tarafından başvuru tarihinden itibaren en geç bir ayiçinde mükteseplerine uygun kadrolara atanır. Görevin sona erdiği tarihtenatama yapılıncaya kadar, almakta oldukları aylık ücret ile sosyal hak veyardımların Kurum tarafından ödenmesine devam olunur. Bunların Kurumdageçirdiği süreler, özlük ve diğer hakları açısından önceki kurum veyakuruluşlarında geçirilmiş sayılır.
Üyelik teminatı
MADDE 6- (1) Kurul Başkanı,İkinci Başkan ve üyelerin süreleri dolmadan herhangi bir nedenle görevlerineson verilemez. Ancak, seçilmeleri için gerekli şartları taşımadıkları ya dakaybettikleri Kurulca tespit edilen Başkan ve üyelerin görevlerine BakanlarKurulunca son verilir. Kurul tutanak ve kararlarını süresi içinde imzalamayanveya karşı oy gerekçesini süresi içinde yazılı olarak bildirmeyen Başkan veüyelerin üyeliklerine de aynı usul çerçevesinde son verilir.
(2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü hâlleri dışında,münhasıran insan haklarının korunması ve geliştirilmesine ilişkin görevleriyleilgili olarak suç işlediği ileri sürülen Başkan, İkinci Başkan ve üyeleryakalanamaz, üstleri ve konutları aranamaz, sorguya çekilemez. Ancak, durumBaşbakanlığa derhâl bildirilir. Bu fıkra hükümlerine aykırı hareket eden kollukkuvvetleri amir ve memurları hakkında yetkili Cumhuriyet başsavcılığıtarafından genel hükümlere göre doğrudan doğruya soruşturma ve kovuşturmayapılır.
(3) Kurul tarafından kabul edilebilir mazereti olmaksızın birtakvim yılı içinde toplam üç Kurul toplantısına katılmayan; ağır hastalık veyasakatlık nedeniyle iş göremeyecekleri sağlık kurulu raporuyla tespit edilen;görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlardan dolayı haklarında verilenmahkûmiyet kararı kesinleşen; geçici iş göremezlik hâli üç aydan fazla sürenveya üç aydan fazla hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm edilip de cezasınıninfazına fiilen başlanan üyelerin üyelikleri düşer.
Başvurular
MADDE 12- (1) İnsan haklarıihlalinden zarar gördüğü iddiasında bulunan her gerçek ve tüzel kişi Kurumabaşvurabilir. Bu hakkın etkin bir şekilde kullanılmasına hiçbir surette engelolunamaz.
(2) Başvurulara ilişkin usul ve esaslar Kurum tarafındançıkarılacak yönetmelikle belirlenir.
Kurumun gelirleri
MADDE 21- (1) Kurumun gelirlerişunlardır:
a) Genel bütçeden tahsis edilecek ödenekler.
b) Kuruma yapılacak her türlü bağış, yardım ve vasiyetler.
c) Kurum gelirlerinin değerlendirilmesinden elde edilen gelirler.
ç) Diğer gelirler.'
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Dava dilekçesinde, Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 5., 6., 7., 8.,11., 12., 19., 36.,40.,90., 112., 123., 128., 161. ve 163. maddelerinedayanılmıştır.
III- İLK İNCELEME
A- Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri gereğince Haşim KILIÇ,Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, SerdarÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, BurhanÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI,Erdal TERCAN, Muammer TOPAL ve Zühtü ARSLAN'ın katılımlarıyla 20.9.2012 günündeyapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle dava konusu kuralların bazılarınayönelik olarak iptal davasının açılmış sayılıp sayılmayacağı sorunu görüşülmüştür.
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 38. maddesinin (6) numaralı fıkrasında 'İptal davalarında,Anayasaya aykırılıkları ileri sürülen hükümlerin Anayasanın hangi maddelerineaykırı olduğunun ve gerekçelerinin belirtilmiş olması zorunludur.' kuralıyer almış, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 45. maddesinde de 'İptali istenenkurallar ve bunların her birinin Anayasanın hangi maddelerine aykırılıkoluşturduğu', 'Anayasaya aykırılıkları ileri sürülen hükümlerin herbirinin Anayasanın hangi maddelerine, hangi nedenlerle aykırı olduğunun ayrıayrı ve gerekçeleriyle birlikte açıkça gösterilmesi' dava dilekçesinde yeralması gereken hususlar arasında sayılmıştır.
6216 sayılı Kanun'un 39. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, davadilekçesinin, 38. maddede gösterilen şartları taşıyıp taşımadığının kayıttarihinden itibaren on gün içinde inceleneceği, başvuru dilekçesindeki varsaeksikliklerin kararla saptanarak onbeş günden az olmamak üzere verilecek süreiçinde tamamlatılması için ilgililere tebliğ olunacağı, aynı maddenin (3)numaralı fıkrasında ise birinci fıkrada belirtilen süre içinde eksikliklerintamamlanmaması hâlinde Genel Kurulca iptal davasının açılmamış sayılmasınakarar verileceği belirtilmiştir.
Dava dilekçesinde, 6332 sayılı Kanun'un;
1- 3. maddesinin (4) ve (5) numaralı fıkralarıyla ilgili herhangibir gerekçe belirtilmediği,
2-5. maddesinin (3) numaralı fıkrası ile (4) numaralı fıkrasının(a) ve (b) bentlerinin, Anayasa'nın 5., 6., 7., 8., 11., 12., 19., 40. ve 90.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmekte ise de, iptali istenen kurallarınAnayasa'nın 19. ve 40. maddelerine hangi nedenlerle aykırı oldukları konusundave ayrıca 5. maddenin (8) ve (9) numaralı fıkralarıyla ilgili herhangi birgerekçeye yer verilmediği,
3- 6. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile ilgili gerekçeleraçıklanırken İnsan Hakları Kurulu üyelerinin görevlerine Bakanlar Kurulutarafından son verilmesinin Anayasa'ya aykırılığı üzerinde durulduğu, ancakKurul üyelerinin üyeliklerinin düşmesini düzenleyen (3) numaralı fıkra ileilgili herhangi bir gerekçeye yer verilmediği,
4- 12. maddesinin tamamının Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülmüşise de, maddenin (1) numaralı fıkrasıyla ilgili herhangi bir gerekçeye yerverilmediği,
saptanmıştır.
Açıklanan nedenle, 6216 sayılı Kanun'un 39. maddesinin (1)numaralı fıkrası gereğince, Ankara Milletvekilleri Emine Ülker TARHAN ileLevent GÖK'e bildirimde bulunulmasına ve yukarıda belirtilen eksiklikleringiderilmesi için kararın tebliğinden başlayarak 15 (onbeş) gün süre verilmesineOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
B- Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri gereğince Haşim KILIÇ,Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, SerdarÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, BurhanÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI,Erdal TERCAN ve Muammer TOPAL'ın katılımlarıyla 8.11.2012 gününde yapılan ilkinceleme toplantısında ise dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasınınincelenmesine, yürürlüğü durdurma isteminin esas inceleme aşamasında kararabağlanmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçeleri ve ekleri, Raportör Hakan ATASOY tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, iptali istenen yasa kuralları, dayanılanAnayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Ulusal İnsan Hakları Kurumları Hakkında Genel Açıklama
Ulusal insan hakları kurumları, devlet tarafından insanhaklarının geliştirilmesi ve korunması amacıyla anayasa veya kanun niteliğindekibir düzenleyici işleme dayanarak, kurulan, kuruluş kanununda görev veyetkilerinin açıkça tanımlandığı, görevine giren konularda ulusal veyauluslararası mercilerle bağımsız ve tarafsız olarak danışma ve işbirliğifaaliyetlerinde bulunan ulusal kurumlardır.
Ulusal insan hakları kurumu kavramı, bir ülkede insan hakları ileilgilenen herhangi bir kuruma değil, oluşum ve işlev bakımından özel bir kurumaişaret eder. Kurumların, anayasa veya kanunla kurulması gerekliliği, onlarıgönüllülük esasına dayalı olarak serbestçe kurulan sivil toplum kuruluşlarındanayırır. Kuruluşlarında aranan bağımsızlık özelliği nedeniyle, idari ve maliyönden hükümete bağımlı olan kamu kuruluşlarından farklılık gösterirler.Ulusal insan hakları kurumları, insan haklarını ilke olarak ihlalingerçekleşmesinden sonra koruyan yargı yerlerinden farklı olarak, insanhaklarını önleyici ve düzeltici koruma yanında geliştirme işlevine desahiptirler. İnsan haklarının korunması ve geliştirilmesinde, idare ve siviltoplumla işbirliği rolü üstlenerek, idarenin diğer kuruluşlarının ürettiğindenfarklı bir kamu hizmeti üretirler. Uluslararası insan hakları denetim organlarıile işbirliğinde devleti temsilen değil, özerk bir kurum olarak hareketederler. Bu kurumlar, tüm bu özellikleri nedeniyle 'hükümet dışı kamu kurumu'olarak da nitelendirilmektedirler.
Ulusal insan hakları kurumları, uluslararası alanda, yeni veönemli bir paydaş olarak kabul edilmektedir. Bu kurumların insan hakları korumasistemindeki ana rolü, ulusal ve uluslararası koruma mekanizmaları arasında birköprü vazifesi görmektir.
Ulusal insan hakları kurumlarının yetki ve görevleri, oluşturulmabiçimleri, bağımsızlık ve çoğulculuk güvenceleri ile işleyiş şekillerineilişkin uluslararası standartlar, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun20.12.1993 günlü, 48/134 sayılı kararıyla kabul edilen Paris Prensipleri ilebelirlenmiştir.
Paris Prensipleri ile bu kurumlara yönelik ortak ilkelerbelirlenmiş olmakla birlikte, herhangi bir kurumsal model önerilmemiştir. Bunedenle, ülkelerin ihtiyaçlarına uygun kurumsal yapıyı belirlemeleri kenditercihlerine bağlıdır. Ancak, uluslararası standartlara uygun olmayan kurumlar,uluslararası insan hakları sisteminde ulusal insan hakları kurumu olarak kabulgörmemektedir.
B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
1- Kanun'un 3. Maddesinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, insan hakları ihlallerinin temel sorumlusunundevletler ve hükümetler olması nedeniyle, ihlalleri önlemeye, hakları korumayayönelik olarak oluşturulacak bir kurumun, mutlak surette devletin yönetimhiyerarşisinden bağımsız, onu dışarıdan gözlemleyebilen ve denetleyebilen birörgütlenme modeline sahip olması gerekirken, Kanun'un 3. maddesinin (2)numaralı fıkrası ile Kurumun yürütmeye bağlandığı, tarafsızlığına vebağımsızlığına, dolayısıyla da Paris Prensipleri ile uyumuna ciddi bir şekildegölge düşürüldüğü; Paris Prensipleri'nin, ulusal insan hakları kurumlarınainsan haklarının geliştirilmesi ve korunması konularında mümkün olduğunca genişbir görev alanı verilmesini öngörmesine rağmen, 3. maddenin (3) numaralıfıkrasındaki düzenleme ile Kuruma yurt içinde ve yurt dışında yetersiz sayıdabüro açma imkânı tanındığı ve büro açılmasına kimin tarafından, hangikoşulların oluşması hâlinde karar verileceği, açılan büroların kaynak ve personelihtiyacının nasıl karşılanacağı hususlarına yer verilmediği, dolayısıylayürütmeye geniş bir düzenleme yetkisi tanındığı; 3. maddenin (5) numaralıfıkrası ile Kurumun, faaliyetleri hakkında kamuoyunu bilgilendireceğibelirtilmiş olmakla birlikte, kamuoyunun, sivil toplum örgütlerinin ve insanhakları derneklerinin desteğini almaksızın kurulmuş olan bu Kurumun kamuoyunubilgilendirme görevinin sözde kalacağı, Devletin insan hakları ihlalleriniDevlet adına denetleyecek olan bir kurumdan kamuoyunu doğru bilgilendirmesininbeklenemeyeceği, bu durumda, insan hakkı ihlallerine uğrayan yurttaşlarınseslerini duyuracak olan bağımsız organların görevlerini ifa edemeyecekleribelirtilerek kuralın, Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 5., 12., 90., 123. ve128. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kanun'un 1. maddesinde, İnsan Hakları Kurumunun, insan haklarınınkorunması ve geliştirilmesi konusunda çalışmalar yapmak üzere kurulduğubelirtilmiş; Kurumun kuruluşu ve statüsünü düzenleyen 3. maddesinin (1)numaralı fıkrasında, bu Kanunla ve ilgili diğer mevzuatla verilen görevleriyerine getirmek ve yetkileri kullanmak üzere kurulan Türkiye İnsan HaklarıKurumunun, kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip ve özelbütçeli olduğu; (2) numaralı fıkrasında, Kurumun Başbakanlıkla ilişkili olduğu;(3)numaralı fıkrasında, Kurumun merkezinin Ankara'da olduğu, Kurumun yurt içindeve sayısı ikiyi geçmemek üzere yurt dışında büro açabileceği; (4) numaralıfıkrasında, Kurumun, bu Kanunla ve diğer mevzuatla verilen görev ve yetkilerinikendi sorumluluğu altında, bağımsız olarak yerine getireceği ve kullanacağı;görev alanına giren konularla ilgili olarak hiçbir organ, makam, merci veyakişinin, Kurula emir ve talimat veremeyeceği, tavsiye ve telkindebulunamayacağı;(5) numaralı fıkrasında, Kurumun, faaliyetleri hakkındakamuoyunu bilgilendireceği hükme bağlanmıştır.
Anayasa'nın;
2. maddesinde, 'Türkiye Cumhuriyeti, toplumunhuzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı,Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan,demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.';
123. maddesinde, 'İdare, kuruluş ve görevleriyle birbütündür ve kanunla düzenlenir.
İdarenin kuruluş ve görevleri, merkezden yönetim ve yerindenyönetim esaslarına dayanır.
Kamu tüzelkişiliği, ancak kanunla veya kanunun açıkça verdiğiyetkiye dayanılarak kurulur.';
128. maddesinde, 'Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri vediğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlüoldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevler, memurlar vediğer kamu görevlileri eliyle görülür.
Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları,görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğerözlük işleri kanunla düzenlenir. Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkintoplu sözleşme hükümleri saklıdır.
Üst kademe yöneticilerinin yetiştirilme usul ve esasları, kanunlaözel olarak düzenlenir.'
denilmiştir.
Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti, eylem veişlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyupgüçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirereksürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukunüstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık devlettir.
Hukuk devletinin temel ilkelerinden biri de 'belirlilik'tir.Bu ilkeye göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangibir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır veuygulanabilir olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşıkoruyucu önlem içermesi gereklidir. Belirlilik ilkesi, bireylerin hukuksalgüvenliğinin sağlanması bakımından da önem arz etmektedir
Dava dilekçesinde, İnsan Hakları kurumunun Paris Prensipleri'ndebelirtilen kriterlere uygun olarak kurulan, tarafsız ve bağımsız bir Kurumolmaması nedeniyle, kendisinden beklenen işlevi yerine getiremeyeceği ilerisürülmüştür. Anayasa'da Devletin insan haklarına saygı temeli üzerindekurulduğu belirtilmiş olmakla birlikte, uluslararası standartlara uygun birinsan hakları kurumu kurulmasını öngören herhangi bir hüküm yeralmamaktadır. Kanun koyucu, yasamanın asliliği ve genelliği ilkesinin birgereği olarak, Anayasa'da düzenlenmeyen bir alanı doğrudandüzenleyebilir. Bu nedenle, kanun koyucunun insan haklarını koruma vegeliştirme amacı doğrultusunda yasal düzenlemeler yapmak, bu kapsamda öngördüğükuruluşları kurmak ve bunların görev ve yetkilerinin sınırları ile işlevlerinibelirlemek konusunda, Anayasal sınırlar içinde takdir yetkisi bulunmaktadır. Bubağlamda kanunun bir konuyu uluslararası bir belgeden farklı şekildedüzenlemesi, anayasal bir zorunluluk bulunmadıkça, söz konusu kanunun sırf busebeple Anayasa'ya aykırı olması sonucunu doğurmaz.
Öte yandan, Kanun'un 3. maddesinde, İnsan Hakları Kurumunun kamutüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip, özel bütçeli veBaşbakanlıkla ilişkili olduğu belirtilmek suretiyle, Kurumun kendisine verilengörevleri bağımsız bir şekilde yerine getirmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır.Türk idari teşkilatı içinde yer alan ilişkili kuruluşlar, kamudaki bazıalanları düzenlemek ve korumak amacıyla kurulan, kamu tüzel kişiliğine sahip,kararları hiyerarşik açıdan denetime tabi olmayan, üyeleri bağımsız,yönetimleri idari ve mali açıdan özerk olan kuruluşlardır. Bu kuruluşlarınÜlkemiz için tipik örneği bağımsız idari otoritelerdir.
Ayrıca, Kanun'un 11. maddesinin (5) numaralı fıkrasında bürolarınkurulması veya kaldırılması, Kurumun teklifi üzerine Bakanlar Kurulunun yetkiliolduğu, büroların görev ve yetkileri ile diğer hususlara ilişkin usul veesasların Kurul tarafından belirleneceği hükme bağlanmıştır. Bu nedenle, yurtiçi ve yurt dışında büro açılmasına kimin tarafından karar verileceği konusundabir belirsizlik bulunmadığı gibi Kanun'un geçici 1. maddesinin (6) numaralıfıkrasında Kurum teşkilatı bu Kanun'a göre yeniden düzenleninceye kadar, Kurumtarafından yürütülecek hizmetlerin İnsan Hakları Başkanlığında görevli personeleliyle yürütülmesine devam edileceği;(7) numaralı fıkrasında ise Kurum bürolarıkuruluncaya kadar, il ve ilçe insan hakları kurullarının, Kurum bürosu olarakgörev yapacakları ifade edilerek, bu konudaki ihtiyacın nasıl karşılanacağınada açıklık getirilmiştir. Yukarıdaki hükümlerden Kurumun işleyişi, hizmetlerinine şekilde yürüteceği, görev yapacağı alanların Kanun ile düzenlendiği ve bukonuda herhangi bir belirsizlik bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın 2., 123. ve128. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın, Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 5., 12. ve 90. maddeleriyleilgisi görülmemiştir.
2- Kanun'un 4. Maddesinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, Kanun'un 4. maddesinde, Türkiye İnsan HaklarıKurumuna geniş bir yetki alanı sunulmuş olmakla birlikte, bu alanın ParisPrensipleri'nde öngörülenin aksine spesifik ve ayrıntılı olarak belirlenmediği;maddenin (1) numaralı fıkrasında Kurumun şikâyet ve başvuruları inceleyeceğidüzenlenmiş ise de şikâyet ve başvuru sahiplerinin bu başvurularından dolayızarar görmeyeceklerine dair herhangi bir güvence içermemesi nedeniyle Kurumunönleme işlevini tam olarak yerine getiremeyeceği; ayrıca 4. maddedekidüzenlemenin B.M. İşkenceye Karşı Sözleşme'ye Ek Protokol'ün (Seçmeli Protokol)öngördüğü nitelikte, bağımsız, işlevli ve etkin bir önleme mekanizmanınoluşturulmasına da izin vermediği, bu nedenlerle maddenin Devletin kişinin hakve hürriyetlerini sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacaksurette sınırlayan siyasal sosyal ve ekonomik engelleri kaldırma, insanın maddive manevi varlığını geliştirmesi için gerekli şartları hazırlama görevineaykırı durumlar yaratacağı gibi Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlâledilen herkesin, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasınıisteme hakkını da sınırlandırdığı belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2., 5.,11., 12. ve 40. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İnsan Hakları Kurumunun görev ve yetkilerini düzenleyen Kanun'un4. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, Kurumun, insan haklarının korunmasına,geliştirilmesine ve ihlallerin önlenmesine yönelik çalışmalar yapmak; işkenceve kötü muamele ile mücadele etmek; şikâyet ve başvuruları incelemek vebunların sonuçlarını takip etmek; sorunların çözüme kavuşturulmasıdoğrultusunda girişimlerde bulunmak; bu amaçla eğitim faaliyetlerini yürütmek;insan hakları alanındaki gelişmeleri izlemek ve değerlendirmek amacıylaaraştırma ve incelemeler yapmakla görevli ve yetkili olduğu; (2) numaralıfıkrasında ise Kurumun, Kanun ve diğer mevzuatla Kuruma verilen inceleme,araştırma, ziyaret ve başvuruları inceleme görevi esnasında bir suçunişlendiğini öğrenmesi hâlinde, genel hükümlere göre işlem yapılabilmesi içingerekli gördüğünde ihbar veya şikâyette bulunabileceği hükme bağlanmıştır.
Kanun'un 3. maddesinin incelendiği bölümde belirtilen gerekçelerle,dava konusu kural Anayasa'nın 2. maddesine aykırı değildir. İptalisteminin reddi gerekir.
Kuralın, Anayasa'nın 5., 11., 12. ve 40. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
3- Kanun'un 5. Maddesinin (3) Numaralı Fıkrasının, (4) NumaralıFıkrasının (a) ve (b) Bentlerinin, (8) ve (9) Numaralı Fıkralarının İncelenmesi
Dava dilekçesinde, ihlalleri önlemeye ve hakları korumaya yönelikolarak oluşturulacak Kurumun mutlak surette yönetim hiyerarşisinden bağımsız,onu dışarıdan gözlemleyebilen ve denetleyebilen bir örgütlenme modelinesahip olmasının zorunlu olduğu, oysa onbir üyeden oluşan İnsan HaklarıKurulunun iki üyesinin Cumhurbaşkanı, yedi üyesinin ise Başbakanlığındenetiminden geçtikten sonra Bakanlar Kurulu tarafından seçilecek olmasınınKurumun bağımsızlığını güvence altına almaktan uzak olduğu, Kurumun ilişkisininyürütmeyle değil TBMM ile olmasının bağımsızlık açısından çok büyük önemtaşıyacağı gözetilmeden, Kanun'un 5. maddesinin (6), (8) ve (9) numaralıfıkralarında öngörülmüş olan düzenlemelerle,Kurumun, Paris Prensipleri'ndebelirtilen bağımsızlık, özerklik ve çoğulculuk ilkelerinin aksine, var olandiğer insan hakları kurumları gibi bir Hükümet kurumu olarakteşkilatlandırıldığı, böyle bir Kurulun insan hakları ihlali konusundayetersiz, etkisiz ve işlevsiz kalacağı, bu nedenle özellikle cezaevlerinde,hükümlü ve tutuklulara yönelik uygulamalara ve insan hakları ihlallerine gözyumulmaya devam edileceği, bu durumda da Anayasa'nın 19. maddesinde ifadeedilen herkesin kişi hürriyeti ve güvenliği olduğu yönündeki emredici hükmünbir anlamının kalmayacağı, Kurulun yapısındaki bu mahzurların, Kurul üyelerininSTK'ların ve meslek örgütlerinin dâhil olduğu geniş katılımlı bir adaybelirleme sürecinin sonunda TBMM tarafından nitelikli çoğunluk ile seçilmesiyolu ile giderilebileceğibelirtilerek kuralın, Anayasa'nın 5., 6., 7., 8., 11.,12., 19., 40. ve 90. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Dava konusu kural ile Kurumun karar organı olan İnsanHakları Kurulu üyelerinin seçimine ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiştir.
Anayasa'nın 6. maddesinde, hiçbir kimsenin veya organınkaynağını Anayasa'dan almayan bir Devlet yetkisi kullanamayacağı; 7. maddesindeise, yasama yetkisinin Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisine aitolduğu ve bu yetkinin devredilemeyeceği belirtilmiştir.
Kanun'un 3. maddesinin incelendiği bölümde açıklandığıüzere, kanun koyucu, yasamanın asliliği ve genelliği ilkesinin bir gereğiolarak, Anayasa'da düzenlenmeyen bir alanı doğrudan düzenleyebilir. Bubağlamda, kanun koyucunun insan haklarını koruma ve geliştirme amacıdoğrultusunda yasal düzenlemeler yapmak, bu kapsamda öngördüğü kuruluşlarıkurmak ve bunların görev ve yetkilerinin sınırları ile işlevlerini belirlemekkonusunda, Anayasal sınırlar içinde takdir yetkisi bulunmaktadır. İnsan HaklarıKurulunun oluşumu ile Kurul üyelerinin seçimine ilişkin usul ve esaslarıbelirlemek de kanun koyucunun sahip olduğu takdir yetkisi kapsamındadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın 6. ve 7.maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın, Anayasa'nın 5., 8., 11., 12., 19., 40.ve 90.maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
4- Kanun'un 6. Maddesininİncelenmesi
Dava dilekçesinde, Kanun'da, Başkan, Başkan Yardımcısı veüyelerin görevleri nedeniyle yargılanmayacaklarına ilişkin herhangi bir hükümbulunmadığı, bu nedenle öngörülen üyelik teminatının yargı bağışıklığıniteliğinde olmadığı,maddede Kurul Başkan ya da üyelerinin görevlerine hiçbirbiçimde keyfi olarak son verilemeyeceğine dair açık ve objektif kriterlerinbulunmamasının Kurumun bağımsızlığını ciddi şekilde zedelediği; Kurumda çalışanuzman ve uzman yardımcıları için hiçbir güvencenin getirilmediği; üyelerinsüreleri dolmadan, herhangi bir nedenle, hiçbir şekilde görevlerine sonverilmemesi gerekirken, seçilmeleri için gerekli koşulları taşımadıkları ya dakaybettikleri Kurulca tespit edilen üyelerin görevlerine Bakanlar Kurulunca sonverilmesinin, üyelerin idari bağımsızlığını ortadan kaldırdığı ve savunmahaklarını sınırlandırdığı belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 5., 6., 7., 8., 11.36., 90. ve 112. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 43. maddesine göre, ilgisi nedeniyle dava konusu kuralAnayasa'nın 2. maddesi yönünden de incelenmiştir.
Kanun'un 6. maddesinde İnsan Hakları Kurulu Başkanı, İkinciBaşkanı ve üyelerinin üyelik teminatı düzenlenmiştir.
Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, 'Herkes,meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.'denilmiştir.
Kanun'un 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, Kurul Başkanı,İkinci Başkan ve üyelerin süreleri dolmadan herhangi bir nedenle görevlerineson verilemeyeceği belirtilerek, üyelik teminatı getirilmiş; fıkranın devamındaise üyelik görevinin sona ermesine yol açan sebepler somut olarak belirtilerek,Bakanlar Kurulunun Kurul üyelerinin görevine keyfi olarak son vermesinin; (2)numaralı fıkrasında, Kurul Başkanı, İkinci Başkanı ve üyelerine münhasırangörevleriyle ilgili olarak işledikleri iddia olunan suçlar nedeniyleyakalanamayacakları, üstleri ve konutlarının aranamayacağı ve sorguyaçekilemeyeceklerine dair bağışıklıklar getirilerek, bu işlemlerin, söz konusukişilerin görevlerini yapmalarına engel olmasının; (3) numaralı fıkrasında,Kurul üyelerinin üyeliklerinin düşeceği haller somut olarak belirtilerek,üyeliğe keyfi olarak son verilmesinin önüne geçilmiştir.
Öte yandan, Kanun'un 6. maddesi Kurul üyelerinin üyeliğine sonverilmesi ve üyeliklerinin düşmesine dair usul ve esasları düzenlemekte olupdisiplin soruşturmasına ilişkin bir düzenleme değildir. Kanun'da belirtilen veüyeliğin sonra ermesini gerektiren sebepler vuku bulduğunda Bakanlar Kuruluncaüyelik sona erdirilecek ya da Kanun'da öngörülen sebepler gerçekleştiğindeüyelik düşecektir. Dolayısıyla, ortada bir disiplin soruşturması olmadığından,ilgili üyeye savunma hakkı verilmesi de söz konusu değildir. Ancak bu husus,üyeliğine son verilen ya da üyeliği düşen kişilerin, bu işlemlere karşı yargıyerlerine müracaat etme haklarının bulunmadığı anlamına gelmez. Buna göre, davakonusu 6. madde, görevlerine son verilen ya da üyeliği düşen Başkan veüyelerin, yargı mercilerine müracaat ederek haklarını aramalarına vekendilerini savunmalarına engel olan bir düzenleme içermemektedir.
Kanun'un 3. maddesinin incelendiği bölümde açıklandığıüzere, kanun koyucunun insan haklarını koruma ve geliştirme amacı doğrultusundayasal düzenlemeler yapmak, bu kapsamda öngördüğü kuruluşları kurmak ve bunlarıngörev ve yetkilerinin sınırları ile işlevlerini belirlemek konusunda, Anayasalsınırlar içinde takdir yetkisi bulunmaktadır.İnsan Hakları Kurulu Başkan,Başkan Yardımcısı ve üyelerinin üyelik teminatlarının ve Kurumda çalışan uzmanve uzman yardımcıları için öngörülecek güvencelerin kapsamının belirlenmesi ileüyelik görevine son verilmesi ve üyeliğin düşmesini gerektiren sebeplerintespit edilmesi hususları da kanun koyucunun sahip olduğu takdir yetkisikapsamındadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın 2. ve 36.maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 5., 6., 7., 8., 11., 90. ve112. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
5- Kanun'un 12. Maddesinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, Anayasa'da öngörülen ayrık durumlar dışında,yürütme organına kanunlarla düzenlenmemiş bir alanda genel nitelikte kuralkoyma yetkisi verilemeyeceği, ayrıca yürütme organına düzenleme yetkisi verenbir yasa kuralının, Anayasa'nın 7. maddesine uygun olabilmesi için, temelilkelerin konulması, çerçevenin çizilmesi, düzenleme için sınırsız, belirsiz,geniş bir alanın bırakılmaması gerektiği, oysa Kanun'un 12. maddesinin (2)numaralı fıkrasıyla yürütmeye asli düzenleme niteliği taşıyan geniş birdüzenleme yetkisi verildiği; maddenin (1) numaralı fıkrasıyla, hakları ihlaledilen vatandaşların birtakım bürokratik engellemelere maruz bırakılıpbırakılmayacağı, başvurular esnasında külfetli ve masraflı başvuru koşullarınınmecburi tutulup tutulmayacağı hususlarının özellikle belirsiz bırakılarak insanhakları ihlalinden zarar gördüğü iddiasında bulunan her gerçek ve tüzel kişininKuruma başvurabileceği ve bu hakkın etkin bir şekilde kullanılmasına hiçbirsurette engel olunamayacağı yönündeki düzenlemenin içinin tamamen boşaltılarakanlamsız hale getirildiği belirtilerek kuralın, Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2.,5., 6., 7., 8., 11. ve 123. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kanun'un 12. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, insan haklarıihlalinden zarar gördüğü iddiasında bulunan her gerçek ve tüzel kişinin Kurumabaşvurabileceği, bu hakkın etkin bir şekilde kullanılmasına hiçbir suretteengel olunamayacağı; (2) numaralı fıkrasında ise başvurulara ilişkin usul veesasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği hükmebağlanmıştır.
Anayasa'nın 7. maddesinde, yasama yetkisinin Türkiye Büyük MilletMeclisine ait olduğu ve bu yetkinin devredilemeyeceği öngörülmüştür. Buna göre,kanun ile düzenlenmesi öngörülen konularda, yürütme organına, genel, sınırsız,esasları ve çerçevesi belirsiz bir düzenleme yetkisi verilmesi, yasamayetkisinin devri anlamına geleceğinden Anayasa'nın 7. maddesine aykırı düşer.Ancak, kanunda temel esasların ve çerçevenin belirlenmesi koşuluyla, uzmanlıkve teknik konulara ilişkin ayrıntıların düzenlenmesinin yürütmeye bırakılmasıAnayasa'ya aykırılık oluşturmaz. Esasen Anayasa'nın 8. maddesinde yer alan, 'yürütmeyetkisi ve görevi Anayasa'ya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerinegetirilir' hükmünün anlamı da budur.
Dava konusu kuralla, Kuruma verilen başvurulara ilişkin usul veesasları belirleme yetkisi, Kurumun faaliyet alanının kapsamında bulunan insanhakları ihlallerine ilişkin başvuruların yapılabileceği merciler, başvurudilekçesinde bulunması gereken hususlar ve dilekçeye eklenecek belgeler,başvuru süresi, başvurunun kabul edilebilirlik koşulları, başvurununincelenmesi, verilecek kararlar ve bu kararlara karşı öngörülen kanun yollarıgibi teknik konuları içeren ve bu yönüyle uzmanlık gerektiren bir yetkidir.Kanun koyucu bu yetkiyi Kuruma kendi faaliyet alanı olan insan haklarınınkorunması ve geliştirilmesi amacıyla vermiş ve bu yetki ile ancak insan haklarıihlalinden zarar gördüğü iddiasında bulunan gerçek ve tüzel kişiler tarafındanyapılacak başvurulara ilişkin usul ve esasların belirlenebileceğini belirterek,yetkinin sınırlarını da çizmiştir. Dava konusu kural ile Kuruma verilen yetkinintemel esasları ve çerçevesi belirlenmiş olduğundan, Kurumun bu yetkiyedayanarak yapmış olduğu düzenlemeler asli düzenleme olarak nitelendirilemez.
Öte yandan, Kanun'un 12. maddesinin (2) numaralı fıkrasıyla,Kuruma insan hakları ihlallerine ilişkin başvurularla ilgili usul ve esaslarıyönetmelikle belirleme yetkisi verilmesinin, insan hakları ihlalinden zarargördüğü iddiasında bulunan gerçek ve tüzel kişilerin Kuruma başvurma haklarınıetkin bir şekilde kullanmalarına engel olan bir yönü de bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın 2., 6., 7. ve8. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 5., 11. ve 123. maddeleriyleilgisi görülmemiştir.
6- Kanun'un 21. Maddesinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, Kanun'un 21. maddesinde finansal özerkliğinnasıl ve hangi düzeyde olacağının belli olmadığı, başka bir ifadeyle maddeninKurumun uygun ve bağımsız bir bütçeye sahip olmasını güvence altına almadığı,oysa uluslararası kriterlere göre Kurumun bağımsızlığının sağlanması içinbütçesinin önceden belli olması ve herhangi bir mali arayış içerisinde olmadançalışmalarını sürdürmesinin ön koşul olduğu, ayrıca maddede yer alan 'Kurumungelirlerinin değerlendirilmesinden elde edilecek gelirler' düzenlemesinin,Kurumun gelir elde etmek üzere bütçeyi yatırım aracına dönüştürme riskinitaşıdığı belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 161. ve 163. maddelerine aykırıolduğu ileri sürülmüştür.
6216 sayılı Kanun'un 43. maddesine göre, ilgisi nedeniyle davakonusu kural Anayasa'nın 2. maddesi yönünden de incelenmiştir.
Kanun'un 21. maddesinde, Kurumun gelirlerinin, genel bütçedentahsis edilecek ödenekler, Kuruma yapılacak her türlü bağış, yardım vevasiyetler, Kurum gelirlerinin değerlendirilmesinden elde edilen gelirler vediğer gelirlerden oluştuğu belirtilmiştir.
Anayasa'da uluslararası standartlara uygun bir insan haklarıkurumu kurulmasını öngören herhangi bir hüküm yer almaması nedeniyle, kanunkoyucunun bağımsız bütçeli bir insan hakları kurumu kurmak gibi biryükümlülüğünden söz edilemez. Dava konusu kuralın Kurumun bağımsız bir bütçeyesahip olmasına engel olan bir yönü de bulunmamaktadır. Zira, ulusal insanhakları kurumlarının mali özerkliklerine engel olan husus, bu kurumların bütçeyönetim ve denetimlerinin hükümetin kontrolünde olmasına izin verendüzenlemelerin varlığıdır.
Kanun'da Kurum bütçesinin nasıl yapılacağına dair bir hükümbulunmamakla birlikte, bu konudaki düzenlemeye 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimive Kontrol Kanunu'nda yer verilmiştir. 5018 sayılı Kanun'un 12. maddesinde özelbütçe, 'bir bakanlığa bağlı veya ilgili olarak belirli bir kamuhizmetini yürütmek üzere kurulan, gelir tahsis edilen, bu gelirlerden harcamayapma yetkisi verilen, kuruluş ve çalışma esasları özel kanunla düzenlenen vebu Kanuna ekli (II) sayılı cetvelde yer alan her bir kamu idaresininbütçesidir.' denilerek tanımlanmış; 19. maddesinde 'Türkiye BüyükMillet Meclisi, merkezî yönetim bütçe kanun tasarısının metnini maddeler, giderve gelir cetvellerini kamu idareleri itibarıyla görüşür ve bölümler halindeoylar. Merkezî yönetim bütçe kanunu malî yılbaşından önce Resmî Gazetedeyayımlanır.' denilerek merkezi yönetim bütçesinin kanunlaonaylanacağı; 20. maddesinin (b) bendinde ise 'özel bütçeli idareler vesosyal güvenlik kurumları ayrıntılı finansman programlarını hazırlar veharcamalarını bu programa uygun olarak yaparlar.' denilerek, bütçeödeneklerinin kullanılmasında uyulacak esaslar belirtilmiştir.
Görüldüğü üzere, özel bütçeli kurumların bütçeleri TBMMtarafından onaylanmakta olup bu kurumların bütçelerini kullanmaları herhangibir şekilde hükümet ile ilişkilendirilmemiştir. Oysa, 5018 sayılı Kanun'un 20.maddesinin (a) bendinde, 'genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri,ayrıntılı harcama programlarını hazırlar ve vize edilmek üzere MaliyeBakanlığına gönderirler. Bütçe ödenekleri, Maliye Bakanlığınca belirlenecekesaslar çerçevesinde, nakit planlaması da dikkate alınarak vize edilenayrıntılı harcama programları ve serbest bırakma oranlarına göre kullanılır.' denilerekgenel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin bütçelerini kullanmaları MaliyeBakanlığının vizesine bağlı kılınmıştır.
Ayrıca, dava dilekçesinde 'Kurum gelirlerinindeğerlendirilmesinden elde edilecek gelirler' biçimindeki düzenlemenin,Kurumun gelir elde etmek üzere bütçeyi yatırım aracına dönüştürme riskitaşıdığı ileri sürülmüş ise de Anayasa'da özel bütçeli kurumların gelirlerinideğerlendirerek gelir elde etmelerini yasaklayan bir hüküm bulunmadığı gibi5018 sayılı Kanun'un 3. maddesinin kamu gelirini tanımlayan (i) bendinde, 'Kamugeliri: Kanunlarına dayanılarak toplanan vergi, resim, harç, fon kesintisi, payveya benzeri gelirler, faiz, zam ve ceza gelirleri, taşınır ve taşınmazlardanelde edilen her türlü gelirler ile hizmet karşılığı elde edilen gelirler,borçlanma araçlarının primli satışı suretiyle elde edilen gelirler, sosyalgüvenlik primi kesintileri, alınan bağış ve yardımlar ile diğer gelirleri 'ifade eder' denilerek faiz gelirleri ile taşınır ve taşınmaz mallardanelde edilen her türlü gelirin de kamu geliri olduğu hükme bağlanmıştır.
Kanun'un 3. maddesinin incelendiği bölümde açıklandığıüzere, kanun koyucunun insan haklarını koruma ve geliştirme amacı doğrultusundayasal düzenlemeler yapmak, bu kapsamda öngördüğü kuruluşları kurmak ve bunlarıngörev ve yetkilerinin sınırları ile işlevlerini belirlemek konusunda, Anayasalsınırlar içinde takdir yetkisi bulunmaktadır.İnsan Hakları Kurumunun gelirkaynaklarının belirlenmesi hususu da kanun koyucunun sahip olduğu takdiryetkisi kapsamındadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın 2. maddesineaykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 161. ve 163. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
21.6.2012 günlü, 6332sayılı Türkiye İnsan Hakları Kurumu Kanunu'nun;
A- 3. ve 4. maddelerine,
B- 5. maddesinin;
1- (3) numaralı fıkrasına,
2- (4) numaralı fıkrasının (a) ve (b) bentlerine,
3- (8) ve (9) numaralı fıkralarına,
C- 6., 12. ve 21. maddelerine,
yönelik iptal istemleri, 17.7.2013 günlü, E.2012/98, K.2013/92sayılı kararla reddedildiğinden, bu maddelere, fıkralara ve bentlere ilişkinyürürlüğün durdurulması istemlerinin REDDİNE, 17.7.2013 gününde OYBİRLİĞİYLEkarar verilmiştir.
VI- SONUÇ
21.6.2012 günlü, 6332sayılı Türkiye İnsan Hakları Kurumu Kanunu'nun;
A- 3. ve 4. maddelerinin,
B- 5. maddesinin;
1- (3) numaralı fıkrasının,
2- (4) numaralı fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin,
3- (8) ve (9) numaralı fıkralarının,
C- 6., 12. ve 21. maddelerinin,
Anayasa'ya aykırı olmadıklarına ve iptal istemlerinin REDDİNE,17.7.2013 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
Zühtü ARSLAN
Üye
M. Emin KUZ