ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı :2013/1
Karar Sayısı : 2014/161
Karar Tarihi : 22.10.2014
R.G. Tarih-Sayı : 11.11.2015-29529
İPTAL DAVASINI AÇAN :Türkiye Büyük Millet Meclisiüyeleri İzzet ÇETİN, Süleyman ÇELEBİ, Musa ÇAM ile birlikte 115 milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU :18.10.2012 tarihli ve 6356sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun;
A- 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b), (g), (ğ) ve (ı)bentlerinin,
B- 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasının,
C- 5. maddesinin,
D- 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının,
E- 9. maddesinin (1) numaralı fıkrasının,
F- 11. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç) bendinin,
G- 12. maddesinin (3) numaralı fıkrasının,
Ğ- 25. maddesinin (4) ve (5) numaralı fıkralarının,
H- 29. maddesinin (2), (3) ve (5) numaralı fıkralarının,
I- 33. maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarının,
İ- 41. maddesinin (1), (2), (3) ve (5) numaralı fıkralarının,
J- 43. maddesinin (2) ve (4) numaralı fıkralarının,
K- 58. maddesinin (2) ve (3) numaralı fıkralarının,
L- 60. maddesinin (6) numaralı fıkrasının,
M- 61. maddesinin (3) ve (5) numaralı fıkralarının,
N- 62. maddesinin (1) numaralı fıkrasının,
O- 63. maddesinin,
Ö- 72. maddesinin (1) numaralı fıkrasının,
P- 73. maddesinin (1) numaralı fıkrasının,
R- 74. maddesinin (1) numaralı fıkrasının,
S- Geçici 6. maddesinin,
Anayasa'nın 2., 5., 7., 8., 10., 12., 13., 14., 49., 51., 52.,53., 54., 55. ve 90. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine ve yürürlüklerinindurdurulmasına karar verilmesi talebidir.
I- İPTALİ İSTENİLEN KANUN HÜKÜMLERİ
Kanun'un iptali istenilen kuralları içeren maddeleri şöyledir:
"Tanımlar
MADDE 2-(1) Bu Kanununuygulanmasında;
a) Bakanlık: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığını,
b) Çerçeve sözleşme: Ekonomik ve Sosyal Konseyde temsil edilenişçi ve işveren konfederasyonlarına üye işçi ve işveren sendikaları arasındaişkolu düzeyinde yapılan sözleşmeyi,
c) Görevli makam: İşyeri toplu iş sözleşmesi için işyerinin,işletme toplu iş sözleşmesi için işletme merkezinin bağlı bulunduğu Çalışma veİş Kurumu İl Müdürlüğünü, aynı Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünün yetkialanına giren işyerleri için yapılacak grup toplu iş sözleşmelerinde buişyerlerinin bağlı bulunduğu Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünü, birden fazlaÇalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünün yetki alanına giren işyerlerini kapsayacakgrup toplu iş sözleşmesi için ise Bakanlığı,
ç) Grup toplu iş sözleşmesi: İşçi sendikası ile işveren sendikasıarasında, birden çok üye işverene ait aynı işkolunda kurulu işyerlerini veişletmeleri kapsayan toplu iş sözleşmesini,
d) İşletme toplu iş sözleşmesi: Bir gerçek veya tüzel kişiye ya dabir kamu kurum veya kuruluşuna ait aynı işkolundaki birden çok işyerinikapsayan sözleşmeyi,
e) İşveren vekili: İşveren adına işletmenin bütününü yönetenleri,
f) Konfederasyon: Değişik işkollarında en az beş sendikanın biraraya gelerek oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kuruluşu,
g) Kuruluş: Sendika ve konfederasyonları,
ğ) Sendika: İşçilerin veya işverenlerin çalışma ilişkilerinde,ortak ekonomik ve sosyal hak ve çıkarlarını korumak ve geliştirmek için en azyedi işçi veya işverenin bir araya gelerek bir işkolunda faaliyette bulunmaküzere oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kuruluşları,
h) Toplu iş sözleşmesi: İş sözleşmesinin yapılması, içeriği vesona ermesine ilişkin hususları düzenlemek üzere işçi sendikası ile işverensendikası veya sendika üyesi olmayan işveren arasında yapılan sözleşmeyi,
ı) Üst kuruluş: Konfederasyonları,
i) Yönetici: Kuruluşun ve şubesinin yönetim kurulu üyelerini,
ifade eder.
(2) İşveren vekilleri, bu Kanunun uygulanması bakımından işverensayılır.
(3) Bu Kanunun uygulanması bakımından işçi, işveren ve işyerikavramları 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununda tanımlandığı gibidir.
(4) İş sözleşmesi dışında ücret karşılığı iş görmeyi taşıma, eser,vekâlet, yayın, komisyon ve adi şirket sözleşmesine göre bağımsız olarakmeslekî faaliyet olarak yürüten gerçek kişiler de bu Kanunun ikinci ila altıncıbölümleri bakımından işçi sayılır.
Kuruluş serbestisi
MADDE 3-(1) Kuruluşlar, bu Kanundakikuruluş usul ve esaslarına uyarak önceden izin almaksızın kurulur. Sendikalarkuruldukları işkolunda faaliyette bulunur.
(2) Kamu işveren sendikalarının, aynı işkolundaki kamu işverenleritarafından kurulması ve faaliyette bulunması şartı aranmaz.
İşkolunun tespiti
MADDE 5-(1) Bir işyerinin girdiğiişkolunun tespiti Bakanlıkça yapılır. Bakanlık, tespit ile ilgili kararınıResmî Gazete'de yayımlar. Bu tespite karşı ilgililer, kararın yayımındanitibaren on beş gün içinde dava açabilir. Mahkeme iki ay içinde kararını verir.Kararın temyiz edilmesi hâlinde Yargıtay uyuşmazlığı iki ay içinde kesin olarakkarara bağlar.
(2) Yeni bir toplu iş sözleşmesi için yetki süreci başlamış iseişkolu değişikliği tespiti bir sonraki dönem için geçerli olur. İşkolu tespittalebi ve buna ilişkin açılan davalar, yetki işlemlerinde ve yetki tespitdavalarında bekletici neden sayılmaz.
(3) İşkolu değişikliği yürürlükteki toplu iş sözleşmesinietkilemez.
Kuruculuk şartları
MADDE 6-(1)Fiil ehliyetine sahipve fiilen çalışan gerçek veya tüzel kişiler sendika kurma hakkına sahiptir.Ancak 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesindebelirtilen süreler geçmiş olsa bile; zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık,dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesatkarıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan mal varlığıdeğerlerini aklama ve kaçakçılık suçlarından birinden mahkûmiyeti bulunanlar sendikakurucusu olamaz.
(2) İşveren sendikası kurucusunun tüzel kişi olması hâlinde tüzelkişiyi temsil eden gerçek kişide de birinci fıkrada belirtilen şartlar aranır.
Organlara dair ortak hükümler
MADDE 9-(1) Kuruluşun ve şubelerininorganları; genel kurul, yönetim kurulu, denetleme kurulu ve disiplin kuruludur.Bu organlardan genel kurul dışında kalanların üye sayıları üçten az dokuzdanfazla; konfederasyonların yönetim kurullarının üye sayıları beşten az yirmiikiden fazla ve şubelerin genel kurul dışındaki kurullarının üye sayıları üçtenaz beşten fazla olamaz. Genel kurul dışındaki organlara asıl üye sayısı kadaryedek üye seçilir.
(2) Kuruluşlar ihtiyaca göre başka organlar da kurabilir. Ancakgenel kurul ile yönetim, denetim ve disiplin kurullarının görev ve yetkileri buorganlara devredilemez.
(3) Kuruluşların genel kurul dışındaki organlarına seçilebilmekiçin 6 ncı maddede aranan şartlara sahip olmak gerekir. Bu şartlara sahipolmayan birinin seçildiğini tespit eden valiliğin veya Bakanlığın başvurusuüzerine mahkeme, bu kişinin görevine son verir. Mahkemenin kararı kesindir.
(4) Genel kurul dışındaki organlara seçilen üyelerin ad vesoyadları ile açılan ve kapatılan şubeler, ilgili valiliğe bildirilir ve 7 ncimaddenin ikinci fıkrasına göre ilan edilir.
(5) Genel kurul dışındaki organlara seçilenlerin 6 ncı maddedesayılan suçlardan biri ile mahkûm olmaları hâlinde görevleri kendiliğinden sonaerer.
(6) Kuruluş ve şube yönetim, denetleme ve disiplin kuruluüyelerinin görevleri, milletvekili veya belediye başkanı seçilmeleri hâlindekendiliğinden son bulur.
(7) Tüzükte daha yüksek bir yeter sayı öngörülmemişse, genel kuruldışında kalan organlar için; toplantı yeter sayısı kurul üye sayısının saltçoğunluğu, karar yeter sayısı toplantıya katılanların salt çoğunluğudur.
Genel kurulun görev ve yetkileri
MADDE 11-(1) Genel kurulun görev veyetkileri şunlardır:
a) Organların seçimi
b) Tüzük değişikliği
c) Yapılacak ilk genel kurula sunulması ve geçmişe etkili olmamasıkaydıyla ilgili makamlar veya mahkemelerce kanuna aykırı görülerek düzeltilmesiistenen konular hakkında yönetim kuruluna yetki verilmesi
ç) Yönetim kurulu ve denetleme kurulu raporları ile yeminli malimüşavir raporlarının görüşülmesi
d) Yönetim kurulu ve denetleme kurulunun ibrası
e) Bütçenin kabulü
f) Yönetim kurulu, denetleme kurulu ve disiplin kurulu üyelerineverilecek ücret, tazminat, ödenek ve yolluklar ile sosyal hakların belirlenmesi
g) Taşınmaz satın alınması veya mevcut taşınmazların satılmasıhususunda yönetim kuruluna yetki verilmesi
ğ) Üst kuruluş kurucusu olma, üst kuruluşlara üye olma veyaüyelikten çekilme
h) Şube açma, birleştirme veya kapatma, bu konuda tüzüktebelirlenen esaslar doğrultusunda yönetim kuruluna yetki verilmesi
ı) Birleşme veya katılma
i) Uluslararası kuruluşun kurucusu olma, uluslararası kuruluşlaraüye olma veya üyelikten çekilme
j) Kuruluşun feshi
k) Mevzuat veya tüzükte genel kurulca yapılması öngörülen diğerişlemleri yerine getirme ve başka bir organa bırakılmamış konuları kararabağlama
2) Şube genel kurulları, sadece birinci fıkranın (a), (ç), (d) ve(k) bentlerinde belirtilen görevleri yerine getirir. Şube genel kurullarınınmali ibra yetkisi yoktur.
Genel kurulun toplantı zamanı
MADDE 12-(1) Kuruluşların ilk genelkurulu tüzel kişiliğin kazanılmasından, şubelerin ilk genel kurulu ise kuruluştarihinden itibaren altı ay içinde yapılır.
(2) Olağan genel kurul en geç dört yılda bir toplanır.
(3) İki genel kurul toplantısı arasındaki döneme ait faaliyet vehesap raporu, yeminli mali müşavir raporu, denetleme kurulu raporu ve gelecekdöneme ait bütçe teklifi toplantı tarihinden on beş gün önce genel kurulakatılacaklara gönderilir.
(4) Olağanüstü genel kurul, yönetim kurulu veya denetlemekurulunun gerekli gördüğü hâllerde ya da genel kurul üye veya delegelerininbeşte birinin yazılı isteği üzerine altmış gün içinde yazılı istekteki konularıöncelikle görüşmek üzere toplanır. Talep tarihi itibarıyla olağan genel kurultoplantı tarihine altı aydan az bir süre kalması hâlinde olağanüstü genelkurula gidilemez; ancak, isteğe konu olan hususlar olağan genel kurul gündeminealınır.
(5) Genel kurula çağrı yönetim kurulu tarafından yapılır.
(6) Yukarıdaki hükümlere aykırı hareket eden kuruluş veya şubeyönetim kuruluna; kuruluşun üyelerinden birinin veya durumu tespit edenBakanlığın başvurusu üzerine, mahkeme kararıyla işten el çektirilir. Mahkeme,ayrıca genel kurulu kanun ve tüzük hükümlerine göre en kısa zamanda toplamak veyeni yönetim kurulu seçilinceye kadar kuruluşu yönetmekle görevli olmak üzere22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümleri gereğince birveya üç kayyım tayin eder.
Sendika özgürlüğünün güvencesi
MADDE 25-(1) İşçilerin işealınmaları; belli bir sendikaya girmeleri veya girmemeleri, belli birsendikadaki üyeliği sürdürmeleri veya üyelikten çekilmeleri veya herhangi birsendikaya üye olmaları veya olmamaları şartına bağlı tutulamaz.
(2) İşveren, bir sendikaya üye olan işçilerle sendika üyesiolmayan işçiler veya ayrı sendikalara üye olan işçiler arasında, çalışmaşartları veya çalıştırmaya son verilmesi bakımından herhangi bir ayrım yapamaz.Ücret, ikramiye, prim ve paraya ilişkin sosyal yardım konularında toplu işsözleşmesi hükümleri saklıdır.
(3) İşçiler, sendikaya üye olmaları veya olmamaları, iş saatleridışında veya işverenin izni ile iş saatleri içinde işçi kuruluşlarınınfaaliyetlerine katılmaları veya sendikal faaliyette bulunmalarından dolayıişten çıkarılamaz veya farklı işleme tabi tutulamaz.
(4) İşverenin fesih dışında yukarıdaki fıkralara aykırı hareketetmesi hâlinde işçinin bir yıllık ücret tutarından az olmamak üzere sendikaltazminata hükmedilir.
(5) Sendikal bir nedenle iş sözleşmesinin feshi hâlinde işçi, 4857sayılı Kanunun 18, 20 ve 21 inci madde hükümlerine göre dava açma hakkınasahiptir. İş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiğinin tespit edilmesihâlinde, 4857 sayılı Kanunun 21 inci maddesine göre işçinin başvurusu,işverenin işe başlatması veya başlatmaması şartına bağlı olmaksızın sendikaltazminata karar verilir. Ancak işçinin işe başlatılmaması hâlinde, ayrıca 4857sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen tazminatahükmedilmez. İşçinin 4857 sayılı Kanunun yukarıdaki hükümlerine göre davaaçmaması ayrıca sendikal tazminat talebini engellemez.
(6) İş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiği iddiası ileaçılacak davada, feshin nedenini ispat yükümlülüğü işverene aittir. Feshinişverenin ileri sürdüğü nedene dayanmadığını iddia eden işçi, feshin sendikalnedene dayandığını ispatla yükümlüdür.
(7) Fesih dışında işverenin sendikal ayrımcılık yaptığı iddiasınıişçi ispat etmekle yükümlüdür. Ancak işçi sendikal ayrımcılık yapıldığını güçlübiçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, işveren davranışının nedeniniispat etmekle yükümlü olur.
(8) Yukarıdaki hükümlere aykırı olan toplu iş sözleşmesi ve işsözleşmesi hükümleri geçersizdir.
(9) İşçinin iş kanunları ve diğer kanunlara göre sahip olduğuhakları saklıdır.
Kuruluşların denetimi ve şeffaflık
MADDE 29-(1) Kuruluşların denetimi,kanun ve kuruluşun tüzük hükümlerine göre denetleme kurulları tarafındanyapılır. Denetimde, yönetim ve işleyişin, gelir, gider ve bilançoların vebunlarla ilgili işlemlerin kanun, tüzük ve genel kurul kararlarına uygunluğuincelenir.
(2)Kuruluşların gelir ve giderlerine ilişkin mali denetimleri, engeç iki yılda bir 1/6/1989 tarihli ve 3568 sayılı Serbest Muhasebeci MaliMüşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununa göre denetim yetkisine sahipyeminli mali müşavirlerce yapılır. Bu denetimin yapılmış olması, denetlemekurulunun yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
(3)Kuruluşlar; faaliyet, dış denetim ve denetleme kurulu raporlarıile genel kurul kararlarını uygun vasıtalarla derhâl yayınlar.
(4) Kuruluşların ve şubelerin kurucu ve yöneticileri, kendileri,eşleri ve velayetleri altında bulunan çocuklarına ait mal bildirimlerini19/4/1990 tarihli ve 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet veYolsuzluklarla Mücadele Kanunu ve ilgili yönetmeliklere göre vermek zorundadır.
(5)İç ve dış denetim esasları, işçi ve işverenkonfederasyonlarının görüşleri alınarak Bakanlıkça çıkarılacak bir yönetmelikledüzenlenir.
Toplu iş sözleşmesi ve çerçeve sözleşmenin içeriği
MADDE 33-(1) Toplu iş sözleşmesi, işsözleşmesinin yapılması, içeriği ve sona ermesine ilişkin hükümleri içerir.
(2) Toplu iş sözleşmesi, tarafların karşılıklı hak ve borçları ilesözleşmenin uygulanması ve denetimini ve uyuşmazlıkların çözümü içinbaşvurulacak yolları düzenleyen hükümleri de içerebilir.
(3)Çerçeve sözleşme, sözleşmenin tarafı olan işçi ve işverensendikasının üyeleri hakkında uygulanır ve meslekî eğitim, iş sağlığı vegüvenliği, sosyal sorumluluk ve istihdam politikalarına ilişkin düzenlemeleriiçerebilir.
(4) Çerçeve sözleşme, taraflardan birinin çağrısı ve karşı tarafınçağrıya olumlu cevap vermesi ile en az bir, en çok üç yıl için yapılır.
(5) Toplu iş sözleşmeleri ve çerçeve sözleşmeler, Anayasaya vekanunların emredici hükümlerine aykırı düzenlemeler içeremez.
Yetki
MADDE 41-(1) Kurulu bulunduğuişkolunda çalışan işçilerin en az yüzde üçünün üyesi bulunması şartıyla işçisendikası, toplu iş sözleşmesinin kapsamına girecek işyerinde başvuru tarihindeçalışan işçilerin yarıdan fazlasının, işletmede ise yüzde kırkının kendi üyesibulunması hâlinde bu işyeri veya işletme için toplu iş sözleşmesi yapmayayetkilidir.
(2) İşletme toplu iş sözleşmeleri için işyerleri bir bütün olarakdikkate alınır ve yüzde kırk çoğunluk buna göre hesaplanır.
(3) İşletmede birden çok sendikanın yüzde kırk veya fazla üyesininolması durumunda başvuru tarihinde en çok üyeye sahip sendika toplu işsözleşmesi yapmaya yetkilidir.
(4) Bir işveren sendikası, üyesi işverenlere ait işyeri veyaişyerleri, sendika üyesi olmayan bir işveren ise kendi işyeri veya işyerleriiçin toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkilidir.
(5) Bir işkolunda çalışan işçilerin yüzde üçünün tespitindeBakanlıkça her yıl ocak ve temmuz aylarında yayımlanan istatistikler esasalınır. Bu istatistiklerde her bir işkolundaki toplam işçi sayısı ileişkollarındaki sendikaların üye sayıları yer alır. Yayımlanan istatistik, topluiş sözleşmesi ve diğer işlemler için yeni istatistik yayımlanıncaya kadargeçerlidir. Yetki belgesi almak üzere başvuran veya yetki belgesi alan işçisendikasının yetkisini daha sonra yayımlanacak istatistikler etkilemez.
(6) Yayımından itibaren on beş gün içinde itiraz edilmeyenistatistik kesinleşir. İstatistiğin gerçeğe uymadığı gerekçesiyle bu süreiçinde Ankara İş Mahkemesine başvurulabilir. Mahkeme bu itirazı on beş güniçinde sonuçlandırır. Mahkemece verilen karar, ilgililerce veya Bakanlıkçatemyiz edilebilir. Yargıtay temyiz talebini on beş gün içinde kesin olarakkarara bağlar.
(7) Bakanlık, yetkili sendikanın belirlenmesinde veistatistiklerin düzenlenmesinde kendisine gönderilen üyelik ve üyeliktençekilme bildirimleri ile Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılan işçi bildirimleriniesas alır.
Yetki itirazı
MADDE 43-(1) Kendilerine 42 nci maddeuyarınca gönderilen tespit yazısını alan işçi veya işveren sendikaları veyasendika üyesi olmayan işveren; taraflardan birinin veya her ikisinin yetkişartlarına sahip olmadığı veya kendisinin bu şartları taşıdığı yolundaki itirazını,nedenlerini de göstererek yazının kendilerine tebliğ edildiği tarihten itibarenaltı iş günü içinde mahkemeye yapabilir.
(2) İtiraz dilekçesi görevli makama kayıt ettirildikten sonramahkemeye verilir. Kurulu bulunduğu işkolunda çalışan işçilerin yüzde üçündendaha az üyesi bulunan işçi sendikası, yetki itirazında bulunamaz.
(3) İtiraz dilekçesinde veya ekinde somut delillerin yer almamasıhâlinde itiraz incelenmeksizin reddedilir. İşçi ve üye sayılarının tespitindemaddi hata ve süreye ilişkin itirazları mahkeme altı iş günü içinde duruşmayapmaksızın kesin olarak karara bağlar. Bunların dışındaki itirazlar içinmahkeme, duruşma yaparak karar verir ve karar temyiz edildiği takdirde Yargıtaytarafından on beş gün içinde kesin olarak karara bağlanır.
(4) 42 nci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca kendisine yetkişartlarına sahip olmadığı bildirilen işçi sendikası, altı iş günü içindeyetkili olup olmadığının tespiti için dava açabilir. Mahkeme açılan davayı oişkolunda çalışan işçilerin en az yüzde üçünü üye kaydeden işçi sendikaları ileişveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işverene de bildirir. Mahkemedavayı iki ay içinde sonuçlandırır.
(5) İtiraz, karar kesinleşinceye kadar yetki işlemlerini durdurur.
Grevin tanımı
MADDE 58-(1) İşçilerin, toplucaçalışmamak suretiyle işyerinde faaliyeti durdurmak veya işin niteliğine göreönemli ölçüde aksatmak amacıyla, aralarında anlaşarak veya bir kuruluşun aynıamaçla topluca çalışmamaları için verdiği karara uyarak işi bırakmalarına grevdenir.
(2) Toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında uyuşmazlık çıkmasıhâlinde, işçilerin ekonomik ve sosyal durumları ile çalışma şartlarını korumakveya geliştirmek amacıyla, bu Kanun hükümlerine uygun olarak yapılan grevekanuni grev denir.
(3) Kanuni grev için aranan şartlar gerçekleşmeden yapılan grevkanun dışıdır.
Kanuni grev ve lokavt kararının alınması ve uygulamaya konulması
MADDE 60-(1) Grev kararı, 50 ncimaddenin beşinci fıkrasında belirtilen uyuşmazlık tutanağının tebliği tarihindenitibaren altmış gün içinde alınabilir ve bu süre içerisinde altı iş günüönceden karşı tarafa bildirilecek tarihte uygulamaya konulabilir. Bu süreiçerisinde, grev kararının alınmaması veya uygulanacağı tarihin karşı tarafabildirilmemesi hâlinde toplu iş sözleşmesi yapma yetkisi düşer.
(2) Uyuşmazlığın tarafı olan işveren sendikası veya sendika üyesiolmayan işveren, grev kararının kendisine tebliğinden itibaren altmış güniçinde lokavt kararı alabilir ve bu süre içerisinde altı iş günü önceden karşıtarafa bildirilecek tarihte uygulamaya koyabilir.
(3) Grev ve lokavt kararları, kararı alan tarafça işyeri veyaişyerlerinde derhâl ilan edilir.
(4) Bildirilen tarihte başlamayan grev hakkı veya lokavt düşer.Süresi içinde grev kararı uygulamaya konulmamışsa ve alınmış bir lokavt kararıda yoksa veya lokavt da süresi içinde uygulamaya konulmamışsa yetki belgesininhükmü kalmaz.
(5) Grev ve lokavt kararlarının uygulanacağı tarih, kararı alantarafça karşı tarafa tebliğ edilmek üzere notere ve bir örneği de görevlimakama tevdi edilir. Uygulama tarihi, kararı alan tarafça ayrıca işyeri veyaişyerlerinde derhâl ilan edilir.
(6) Grup toplu iş sözleşmesine ilişkin uyuşmazlıklarda grevkararı, uyuşmazlığın kapsamındaki işyerlerinin bir kısmı için alınmış olsa dahilokavt kararı uyuşmazlığın kapsamındaki başka işyerleri için de alınabilir.
(7) Kanuni grev kararı alınan bir uyuşmazlıkta Çalışma ve SosyalGüvenlik Bakanı uyuşmazlığın çözümü için bizzat arabuluculuk yapabileceği gibibir kişiyi de arabulucu olarak görevlendirebilir.
Grev oylaması
MADDE 61-(1) Grev kararının işyerindeilan edildiği tarihte o işyerinde çalışan işçilerin en az dörtte birinin ilantarihinden itibaren altı iş günü içinde işyerinin bağlı bulunduğu görevlimakama yazılı başvurusu üzerine, görevli makamca talebin yapılmasından başlayarakaltı iş günü içinde grev oylaması yapılır.
(2) Oylamaya ilişkin itirazlar, oylama gününden başlayarak üç işgünü içinde mahkemeye yapılır. İtiraz, mahkemece üç iş günü içinde kesin olarakkarara bağlanır.
(3) Oylamada grev ilanının yapıldığı tarihte işyerinde çalışanişçilerden oylamaya katılanların salt çoğunluğu grevin yapılmaması yönündekarar verirse, bu uyuşmazlıkta alınan grev kararı uygulanamaz. Bu durumda 60ıncı maddenin birinci fıkrasında belirtilen sürenin sonuna kadar anlaşma sağlanamazsaveya 51 inci maddenin birinci fıkrasında belirtilen süre içerisinde işçisendikası Yüksek Hakem Kuruluna başvurmazsa yetki belgesinin hükmü kalmaz.
(4) İşletme toplu iş sözleşmesi yapılmasına ilişkin uyuşmazlıktagrev oylaması talebi, işletmenin her bir işyerinin bağlı bulunduğu görevlimakama yapılır. Grev oylaması isteyen işçilerin sayısının yeterli orana ulaşıpulaşmadığının tespiti ile grev oylamasının sonuçları işletme merkezinin bağlıbulunduğu görevli makamda toplanır ve toplu sonuç orada belirlenir.
(5) Grup toplu iş sözleşmesi yapılmasına ilişkin uyuşmazlıkta grevoylaması talebi, grubun her bir işyerinin bağlı bulunduğu görevli makama yapılır.Grev oylaması isteyen işçilerin sayısının yeterli orana ulaşıp ulaşmadığınıntespiti ile grev oylamasının sonuçları her işyeri için ayrıca belirlenir.
(6) Grev oylamasının usul ve esasları Bakanlıkça çıkarılacak biryönetmelikle düzenlenir.
Grev ve lokavt yasakları
MADDE 62-(1) Can ve mal kurtarmaişlerinde; cenaze işlerinde ve mezarlıklarda; şehir şebeke suyu, elektrik,doğal gaz, petrol üretimi, tasfiyesi ve dağıtımı ile nafta veya doğalgazdanbaşlayan petrokimya işlerinde; bankacılık hizmetlerinde; Millî SavunmaBakanlığı ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığıncadoğrudan işletilen işyerlerinde; kamu kuruluşlarınca yürütülen itfaiye ve şehiriçi toplu taşıma hizmetlerinde ve hastanelerde grev ve lokavt yapılamaz.
(2) Bakanlar Kurulu, genel hayatı önemli ölçüde etkileyen doğaolaylarının gerçekleştiği yerlerde bu durumun devamı süresince yürürlüktekalmak kaydıyla gerekli gördüğü işyerlerinde grev ve lokavtı yasaklayabilir.Yasağın kalkmasından itibaren altmış gün içinde altı iş günü önce karşı tarafabildirilmek kaydıyla grev ve lokavt uygulamasına devam edilir.
(3) Başladığı yolculuğu yurt içindeki varış yerlerinde bitirmemişdeniz, hava, demir ve kara ulaştırma araçlarında grev ve lokavt yapılamaz.
Grev ve lokavtın ertelenmesi
MADDE 63-(1) Karar verilmiş veyabaşlanmış olan kanuni bir grev veya lokavt genel sağlığı veya millî güvenliğibozucu nitelikte ise Bakanlar Kurulu bu uyuşmazlıkta grev ve lokavtı altmış günsüre ile erteleyebilir. Erteleme süresi, kararın yayımı tarihinde başlar.
(2) Erteleme kararının yürürlüğe girmesi üzerine, 60 ıncı maddeninyedinci fıkrasına göre belirlenen arabulucu, uyuşmazlığın çözümü için ertelemesüresince her türlü çabayı gösterir. Erteleme süresi içerisinde taraflararalarında anlaşarak uyuşmazlığı özel hakeme de götürebilir.
(3) Erteleme süresinin sonunda anlaşma sağlanamazsa, altı iş günüiçinde taraflardan birinin başvurusu üzerine uyuşmazlık Yüksek Hakem Kuruluncaçözülür. Aksi takdirde işçi sendikasının yetkisi düşer.
Grev hakkının ve lokavtın kötüye kullanılması
MADDE 72-(1) Taraflardan birinin veyaÇalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanının başvurusu üzerine mahkemece, grev hakkıveya lokavtın iyi niyet kurallarına aykırı tarzda toplum zararına veya millîservete zarar verecek şekilde kullanıldığının tespit edilmesi hâlinde,uygulanmakta olan grev veya lokavtın durdurulmasına karar verilir.
(2) Kanuni bir lokavtın işyerini temelli olarak kapalı tutmakamacıyla yapıldığı kesinleşmiş mahkeme kararıyla belirlenirse, mahkemekararının lokavt yapmış işverene veya işveren sendikasına bildirilmesi ilebirlikte lokavt durdurulur. Mahkeme kararına rağmen lokavtın uygulanmaya devamedilmesi, işçilere 70 inci madde hükümlerinden yararlanma hakkı verir.
Grev ve lokavt gözcüleri
MADDE 73-(1) İşyerinde grev ilanetmiş olan işçi sendikası, kanuni bir grev kararına uyulmasını sağlamak içingüç kullanmaksızın ve tehditte bulunmaksızın kendi üyelerinin grev kararınauyup uymadıklarını denetlemek amacıyla, işyerinin giriş ve çıkış yerlerine, kendiüyeleri arasından en çok dörder grev gözcüsü koyabilir.
(2) Grev gözcüleri, işyerine giriş ve çıkışlara engel olamaz,giren ve çıkanları kontrol amacıyla dahi durduramaz.
(3) İşyerinde lokavt ilan etmiş olan işveren sendikası, kanuni birlokavt kararına uyulmasını sağlamak için güç kullanmaksızın ve tehdittebulunmaksızın kendi üyelerinin lokavt kararına uyup uymadıklarını denetlemekamacıyla lokavtın kapsamına giren işyerlerine gözcüler gönderebilir.
Grev ve lokavt hâlinde mülkî amirin yetkileri
MADDE 74-(1) Mahallin en büyük mülkîamirleri halkın günlük yaşamı için zorunlu olan ve aksaması muhtemel hizmet veihtiyaçları karşılayacak, işyerinde faaliyetin devamlılığını sağlayacaktedbirleri alır.
(2) Grev ve lokavtın uygulanması sırasında mahallin en büyük mülkîamirinin kamu düzenine ilişkin alacağı tedbirler, kanuni bir grev veya lokavtınuygulanmasını engelleyici nitelik taşıyamaz.
GEÇİCİ MADDE 6-(1)41 inci maddenin birincive beşinci fıkraları ile 43 üncü maddenin ikinci ve dördüncü fıkralarında yeralan kurulu bulunduğu işkolunda en az yüzde üç üye şartı, Ekonomik ve SosyalKonseye üye konfederasyonlara bağlı işçi sendikaları için Ocak 2013istatistiğinin yayımı tarihinden 1/7/2016 tarihine kadar yüzde bir, 1/7/2018tarihine kadar yüzde iki olarak uygulanır.
(2) En son yayımlanan 2009 istatistiği sonrasında, 15/9/2012tarihine kadar kurulmuş ve Ekonomik ve Sosyal Konseye üye konfederasyonlara üyeolmuş işçi sendikalarının bu Kanunun yürürlük tarihinden Ocak 2013istatistiklerinin yayımlandığı tarihe kadar yapacakları yetki tespit talepleri,41 inci maddenin birinci fıkrasında yer alan işyeri veya işletme çoğunluğuşartlarına göre Bakanlıkça sonuçlandırılır.
(3) Ocak 2013 istatistiklerinin yayımlandığı tarihe kadar,Bakanlığa yapılmış olan yetki tespit başvuruları ile taraf oldukları bu Kanununyürürlüğünden önce imzalanmış toplu iş sözleşmesi Ocak 2013 istatistiklerininyayımı tarihinden sonra sona erecek olan sendikaların, bir sonraki toplu işsözleşmesiyle sınırlı olmak üzere yapacakları yetki tespit başvuruları mülga2822 sayılı Kanunun 12 nci maddesine göre Bakanlıkça yayımlanmış Temmuz 2009istatistiklerine ve mülga 2822 sayılı Kanunda belirtilen hükümlere göresonuçlandırılır.
(4) Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce başlamış toplu işsözleşmesi görüşmeleri ve toplu iş uyuşmazlıkları mülga 2822 sayılı Kanun ve buKanuna dayalı tüzük ve yönetmeliklere göre sonuçlandırılır."
II- İLK İNCELEME
A- Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Haşim KILIÇ,Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman AlifeyyazPAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, HicabiDURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL ve Zühtü ARSLAN'ınkatılımlarıyla 31.1.2013 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında,6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un39. maddesi uyarınca dava dilekçesinin Kanun'un 38. maddesinde gösterilenşartları taşıyıp taşımadığı incelenmiştir.
1. 6216 sayılı Kanun'un 38. maddesinin (6) numaralı fıkrasında"İptal davalarında, Anayasaya aykırılıkları ileri sürülen hükümlerinAnayasanın hangi maddelerine aykırı olduğunun ve gerekçelerinin belirtilmişolması zorunludur." kuralına yer verilmiştir. Anayasa Mahkemesiİçtüzüğü'nün 45. maddesinin birinci fıkrasının ilgili hükümleri de şuşekildedir:
"(1) İptal davası başvuru dilekçesinde şu hususlar yeralır:
a) İptali istenen kurallar ve bunların her birinin Anayasanınhangi maddelerine aykırılık oluşturduğu,
b)Anayasaya aykırılıkları ileri sürülen hükümlerin her birininAnayasanın hangi maddelerine, hangi nedenlerle aykırı olduğunun ayrı ayrı vegerekçeleriyle birlikte açıkça gösterilmesi,
c) Yürürlüğü durdurma talebi varsa, yürürlüğün durdurulmamasıdurumunda doğacak olan telafisi imkânsız zararların açıklanması,
.
d) Dava dosyasında sunulan belgelerin tarih sırasına görebaşlıklar hâlinde sıralandığı dizi pusulası."
2. 6216 sayılı Kanun'un 39.maddesi ile İçtüzüğün 49. maddesinde,dava dilekçesinde eksikliklerin bulunması hâlinde, bu hususun kararlasaptanarak onbeş günden az olmamak üzere verilecek süre içinde tamamlatılmasıiçin ilgililere tebliğ olunacağıve belirtilensüre içinde eksikliklerin tamamlanmaması hâlinde Genel Kurulca iptal davasınınaçılmamış sayılmasına karar verileceğihükme bağlanmıştır.
3. 18.10.2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İşSözleşmesi Kanunu'nun bazı maddelerinin Anayasa'ya aykırılığı savıyla açılaniptal davasının 31.1.2013 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında,
Dava dilekçesinde, 6356 sayılı Kanun'un;
a- 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendine ilişkinolarak dilekçenin sonuç kısmında, bendin tamamının iptali ve yürürlüğünündurdurulmasının istenmesine rağmen, iptal gerekçelerinin anlatıldığı kısımdaanılan bent içerisinde geçen sadece "Ekonomik ve Sosyal Konsey'detemsil edilen" ibaresinin,
b- 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ğ) bendine ilişkinolarak dilekçenin sonuç kısmında, bendin tamamının iptali ve yürürlüğünündurdurulmasının istenmesine rağmen, iptal gerekçelerinin anlatıldığı kısımdaanılan bent içerisinde geçen sadece "bir işkolunda faaliyette bulunmaküzere" ibaresinin,
c- 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasına ilişkin olarak dilekçeninsonuç kısmında, fıkranın tamamının iptali ve yürürlüğünün durdurulmasınınistenmesine rağmen, iptal gerekçelerinin anlatıldığı kısımda anılan fıkraiçerisinde geçen sadece "Sendikalar kuruldukları işkolunda faaliyettebulunur" cümlesinin,
d- 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasına ilişkin olarak dilekçeninsonuç kısmında, fıkranın tamamının iptali ve yürürlüğünün durdurulmasınınistenmesine rağmen, iptal gerekçelerinin anlatıldığı kısımda anılan fıkraiçerisinde geçen sadece "ve fiilen çalışan" ibaresinin,
e- 9. maddesinin (1) numaralı fıkrasına ilişkin olarak dilekçeninsonuç kısmında, fıkranın tamamının iptali ve yürürlüğünün durdurulmasınınistenmesine rağmen, iptal gerekçelerinin anlatıldığı kısımda anılan fıkraiçerisinde geçen sadece "Bu organlardan genel kurul dışında kalanlarınüye sayıları üçten az dokuzdan fazla; konfederasyonların yönetim kurullarınınüye sayıları beşten az yirmi ikiden fazla ve şubelerin genel kurul dışındakikurullarının üye sayıları üçten az beşten fazla olamaz." cümlesinin,
f- 11. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (ç) bendine ilişkinolarak dilekçenin sonuç kısmında, bendin tamamının iptali ve yürürlüğünündurdurulmasının istenmesine rağmen, iptal gerekçelerinin anlatıldığı kısımdaanılan bent içerisinde geçen sadece "ile yeminli mali müşavirraporlarının" ibaresinin,
g- 12. maddesinin (3) numaralı fıkrasına ilişkin olarak dilekçeninsonuç kısmında, fıkranın tamamının iptali ve yürürlüğünün durdurulmasınınistenmesine rağmen, iptal gerekçelerinin anlatıldığı kısımda anılan fıkraiçerisinde geçen sadece "yeminli mali müşavir raporu"ibaresinin,
ğ- 25. maddesinin (4) numaralı fıkrasına ilişkin olarak dilekçeninsonuç kısmında, fıkranın tamamının iptali ve yürürlüğünün durdurulmasınınistenmesine rağmen, iptal gerekçelerinin anlatıldığı kısımda anılan fıkraiçerisinde geçen sadece "fesih dışında" ibaresinin,
h- 25. maddesinin (5) numaralı fıkrasına ilişkin olarak dilekçeninsonuç kısmında, fıkranın tamamının iptali ve yürürlüğünün durdurulmasınınistenmesine rağmen, iptal gerekçelerinin anlatıldığı kısımda anılan fıkraiçerisinde geçen "18" ibaresi ve "Ancak işçinin işebaşlatılmaması hâlinde, ayrıca 4857 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birincifıkrasında belirtilen tazminata hükmedilmez." cümlesinin,
ı- 29. maddesinin (3) numaralı fıkrasına ilişkin olarak dilekçeninsonuç kısmında, fıkranın tamamının iptali ve yürürlüğünün durdurulmasınınistenmesine rağmen, iptal gerekçelerinin anlatıldığı kısımda anılan fıkraiçerisinde geçen sadece "dış denetim" ibaresinin,
i- 29. maddesinin (5) numaralı fıkrasına ilişkin olarak dilekçeninsonuç kısmında, fıkranın tamamının iptali ve yürürlüğünün durdurulmasınınistenmesine rağmen, iptal gerekçelerinin anlatıldığı kısımda anılan fıkraiçerisinde geçen sadece "ve dış" ibaresinin,
j- 33. maddesinin (3) numaralı fıkrasına ilişkin olarak dilekçeninsonuç kısmında, fıkranın tamamının iptali ve yürürlüğünün durdurulmasınınistenmesine rağmen, iptal gerekçelerinin anlatıldığı kısımda anılan fıkraiçerisinde geçen sadece "ve mesleki eğitim, iş sağlığı ve güvenliği,sosyal sorumluluk ve istihdam politikalarına ilişkin düzenlemeleri içerebilir"ibaresinin,
k- 33. maddesinin (4) numaralı fıkrasına ilişkin olarak dilekçeninsonuç kısmında, fıkranın tamamının iptali ve yürürlüğünün durdurulmasınınistenmesine rağmen, iptal gerekçelerinin anlatıldığı kısımda anılan fıkraiçerisinde geçen sadece "ve karşı tarafın çağrıya olumlu cevap vermesiile" ibaresinin,
l- 41. maddesinin (1) numaralı fıkrasına ilişkin olarak dilekçeninsonuç kısmında, fıkranın tamamının iptali ve yürürlüğünün durdurulmasınınistenmesine rağmen, iptal gerekçelerinin anlatıldığı kısımda anılan fıkraiçerisinde geçen "Kurulu bulunduğu işkolunda çalışan işçilerin en azyüzde üçünün üyesi bulunması şartıyla" ibaresi, "çalışanişçilerin yarıdan fazlasının"ibaresi ve "ise yüzde kırkının"ibarelerinin,
m- 41. maddesinin (5) numaralı fıkrasına ilişkin olarak dilekçeninsonuç kısmında, fıkranın tamamının iptali ve yürürlüğünün durdurulmasınınistenmesine rağmen, iptal gerekçelerinin anlatıldığı kısımda anılan fıkraiçerisinde geçen sadece "yüzde üçünün" ibaresinin,
n- 43. maddesinin (2) numaralı fıkrasına ilişkin olarak dilekçeninsonuç kısmında, fıkranın tamamının iptali ve yürürlüğünün durdurulmasınınistenmesine rağmen, iptal gerekçelerinin anlatıldığı kısımda anılan fıkraiçerisinde geçen sadece "yüzde üçünden" ibaresinin,
o- 43. maddesinin (4) numaralı fıkrasına ilişkin olarak dilekçeninsonuç kısmında, fıkranın tamamının iptali ve yürürlüğünün durdurulmasınınistenmesine rağmen, iptal gerekçelerinin anlatıldığı kısımda anılan fıkraiçerisinde geçen sadece "en az yüzde üçünü" ibaresinin,
ö- 60. maddesinin (6) numaralı fıkrasına ilişkin olarak dilekçeninsonuç kısmında, fıkranın tamamının iptali ve yürürlüğünün durdurulmasınınistenmesine rağmen, iptal gerekçelerinin anlatıldığı kısımda anılan fıkraiçerisinde geçen sadece "lokavt kararı uyuşmazlığın kapsamındaki başkaişyerleri için de alınabilir" ibaresinin,
p- 61. maddesinin (3) numaralı fıkrasına ilişkin olarak dilekçeninsonuç kısmında, fıkranın tamamının iptali ve yürürlüğünün durdurulmasınınistenmesine rağmen, iptal gerekçelerinin anlatıldığı kısımda anılan fıkraiçerisinde geçen sadece "oylamaya katılanların" ibaresinin,
r- 62. maddesinin (1) numaralı fıkrasına ilişkin olarak dilekçeninsonuç kısmında, fıkranın tamamının iptali ve yürürlüğünün durdurulmasınınistenmesine rağmen, iptal gerekçelerinin anlatıldığı kısımda anılan fıkraiçerisinde geçen "cenaze işlerinde ve mezarlıklarda", "doğalgaz, petrol üretimi, tasfiyesi ve dağıtımı ile nafta veya doğalgazdan başlayanpetrokimya işlerinde; bankacılık hizmetlerinde; Millî Savunma Bakanlığı ileJandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığınca doğrudan işletilenişyerlerinde"ve "ve şehir içi toplu taşıma hizmetlerinde"ibarelerinin,
s- 73. maddesinin (1) numaralı fıkrasına ilişkin olarak dilekçeninsonuç kısmında, fıkranın tamamının iptali ve yürürlüğünün durdurulmasınınistenmesine rağmen, iptal gerekçelerinin anlatıldığı kısımda anılan fıkraiçerisinde geçen sadece "en çok dörder" ibaresinin,
ş- 74. maddesinin (1) numaralı fıkrasına ilişkin olarak dilekçeninsonuç kısmında, fıkranın tamamının iptali ve yürürlüğünün durdurulmasınınistenmesine rağmen, iptal gerekçelerinin anlatıldığı kısımda anılan fıkraiçerisinde geçen sadece "işyerinde faaliyetin devamlılığını sağlayacak"ibaresinin,
Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülerek iptallerinin talep edildiği,dolayısıyla dava dilekçesinin sonuç kısmı ile Anayasa'ya aykırılıkgerekçelerinin açıklandığı kısımda farklılık bulunduğu ve dava dosyasında sunulanbelgelerin tarih sırasına göre başlıklar hâlinde sıralandığı dizi pusulasınınbulunmadığı anlaşılmıştır.
4. Açıklanan nedenlerle, 6216 sayılı Kanun'un 39. maddesinin (1)numaralı fıkrası ile İçtüzüğün 49. maddesi uyarınca Ankara Milletvekili İzzet ÇETİN,İstanbul Milletvekili Süleyman ÇELEBİ, İzmir Milletvekili Musa ÇAM'a bildirimdebulunulmasına ve yukarıda belirtilen eksikliklerin giderilmesi için kararıntebliğinden başlayarak 30 (otuz) gün süre verilmesine, OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
5. Söz konusu kararın 13.2.2013 tarihinde muhataplarına tebliğiüzerine 13.3.2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine verilen dilekçeyle, belirtilenkuralların tamamına yönelik iptal isteminin sehven yazıldığı belirtilerek iptaltalebinin, dava dilekçesinde yer verilen Anayasaya aykırılık gerekçeleridoğrultusunda, kuralların ilgili kısımları ile sınırlı olduğunun kabulü talepedilmiştir.
B) Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Haşim KILIÇ,Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman AlifeyyazPAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, NuriNECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL veZühtü ARSLAN'ın katılımlarıyla 28.3.2013 tarihinde yapılan ilk incelemetoplantısında:
18.10.2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İşSözleşmesi Kanunu'nun;
A-2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının;
1-(b) bendinde yer alan "...Ekonomik ve Sosyal Konseydetemsil edilen..."ibaresinin,
2-(g) bendinin,
3-(ğ) bendinde yer alan "...bir işkolunda faaliyettebulunmak üzere..."ibaresinin,
4-(ı) bendinin,
B-3. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan "Sendikalarkuruldukları iş kolunda faaliyette bulunur." cümlesinin,
C-5. maddesinin,
D-6. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan "...vefiilen çalışan..."ibaresinin,
E-9. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan "Buorganlardan genel kurul dışında kalanların üye sayıları üçten az dokuzdanfazla; konfederasyonların yönetim kurullarının üye sayıları beşten az yirmiikiden fazla ve şubelerin genel kurul dışındaki kurullarının üye sayıları üçtenaz beşten fazla olamaz." cümlesinin,
F-11. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç) bendinde yer alan".ile yeminli mali müşavir raporlarının..."ibaresinin,
G-12. maddesinin (3) numaralıfıkrasında yer alan"...yeminli mali müşavir raporu,..."ibaresinin,
H-25. maddesinin;
1- (4) numaralı fıkrasında yer alan "...fesih dışında..."ibaresinin,
2-(5) numaralı fıkrasında yeralan "18"ibaresi ve"Ancak işçinin işe başlatılmamasıhâlinde, ayrıca 4857 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrasındabelirtilen tazminata hükmedilmez." cümlesinin,
I-29. maddesinin;
1- (2) numaralı fıkrasının,
2- (3) numaralı fıkrasında yer alan "...dış denetim..."ibaresinin,
3-(5) numaralı fıkrasında yeralan "...ve dış..."ibaresinin,
J-33. maddesinin;
1-(3) numaralı fıkrasında yeralan "...ve meslekî eğitim, iş sağlığı ve güvenliği, sosyal sorumlulukve istihdam politikalarına ilişkin düzenlemeleri içerebilir."ibaresinin,
2-(4) numaralı fıkrasında yeralan "...ve karşı tarafın çağrıya olumlu cevap vermesi ile..."ibaresinin,
K-41. maddesinin;
1-(1) numaralı fıkrasında yer alan "Kurulu bulunduğuişkolunda çalışan işçilerin en az yüzde üçünün üyesi bulunması şartıyla..."ibaresi,"...çalışanişçilerin yarıdan fazlasının..."ibaresi ve"...ise yüzdekırkının..."ibaresinin,
2-(2) numaralı fıkrasının,
3-(3) numaralı fıkrasının,
4-(5) numaralı fıkrasında yer alan "...yüzde üçünün..."ibaresinin,
L-43. maddesinin;
1-(2) numaralı fıkrasında yeralan "...yüzde üçünden..."ibaresinin,
2-(4) numaralı fıkrasında yeralan "...en az yüzde üçünü..."ibaresinin,
M-58. maddesinin (2) ve (3)numaralı fıkralarının,
N-60. maddesinin (6) numaralı fıkrasında yer alan "...lokavtkararı uyuşmazlığın kapsamındaki başka işyerleri için de alınabilir."ibaresinin,
O-61. maddesinin;
1-(3) numaralı fıkrasında yer alan"...oylamayakatılanların..."ibaresinin,
2-(5) numaralı fıkrasının,
P-62. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan "...cenazeişlerinde ve mezarlıklarda;" ibaresi,"...doğal gaz, petrolüretimi, tasfiyesi ve dağıtımı ile nafta veya doğalgazdan başlayan petrokimyaişlerinde; bankacılık hizmetlerinde; Millî Savunma Bakanlığı ile Jandarma GenelKomutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığınca doğrudan işletilen işyerlerinde;..."ibaresive"...ve şehir içi toplu taşıma hizmetlerinde..."ibaresinin,
R-63. maddesinin,
S-72. maddesinin (1) numaralı fıkrasının,
T-73. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan "...ençok dörder..."ibaresinin,
U-74. maddesinin (1) numaralıfıkrasında yer alan "... işyerinde faaliyetin devamlılığınısağlayacak..."ibaresinin,
V-Geçici 6. maddesinin,
dosyada eksiklik bulunmadığından esasının incelenmesine,yürürlüklerinin durdurulması isteminin ise esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına,OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III- ESASIN İNCELENMESİ
6. Dava dilekçesi ve ek dilekçe, Raportör Ömer DURAN tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, iptali istenilen kanun hükümleri,dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleriokunup incelendikten ve Anayasa'nın 149. maddesinin altıncı fıkrası ile 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un43. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca Çalışma ve Sosyal Güvenlik BakanıFaruk ÇELİK, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı MahmutBALLI, Çalışma Genel Müdürü Ali Kemal SAYIN, Türkiye İşveren SendikalarıKonfederasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Yağız EYÜBOĞLU, Genel Sekreter BülentPİRLER, Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu Genel Sekreteri Pevrul KAVLAK,HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut ARSLAN, Türkiye Devrimci İşçiSendikaları Konfederasyonu Genel Başkanı Kani BEKO, Sinema Emekçileri SendikasıGenel Başkanı Zafer AYDEN, Gedik Üniversitesi İktisadi ve İdari BilimlerFakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Metin KUTAL, İstanbul Üniversitesi HukukFakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülsevil ALPAGUT ve Gazi Üniversitesiİktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aydın BAŞBUĞ'un 14.10.2014tarihli sözlü açıklamaları dinlendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Kanun'un 2. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının (ğ) Bendinde YerAlan".bir işkolunda faaliyette bulunmak üzere." İbaresinin, 3.Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasında Yer Alan "Sendikalar kurulduklarıişkolunda faaliyette bulunur." Cümlesinin ve 5. Maddesinin İncelenmesi
a- Anlam ve Kapsam
7. Sendikalar, işçilerin veya işverenlerin çalışma ilişkilerinde,ortak ekonomik ve sosyal hak ve çıkarlarını korumak ve geliştirmek için en azyedi işçi veya işverenin bir araya gelerek bir işkolunda faaliyette bulunmaküzere oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kuruluşlardır. Sendikalar örgütlenmebiçimine göre üçe ayrılmakta olup bunlar meslek sendikaları, işyeri sendikalarıve işkolu esasına göre örgütlenen sendikalardır.
8. İşyeri sendikaları; aynı işyerinde çalışan işçileri bir arayagetiren ve faaliyeti o işyeri ile sınırlı olan sendikalardır. İşyerisendikalarının kurulmasında, işçilerin büyük işletmelerde yoğunlaşması önemlirol oynamıştır.
9. Meslek sendikaları; işkolu ve işyeri ayrımı yapmaksızın aynımeslekte çalışan işçileri bir araya getiren sendikalar olup sendikal hareketintemelini oluşturmaktadır.
10. İşkolu sendikaları; mesleki farklılıklarını dikkate almaksızınbir işkolunda ya da endüstride çalışanların tümünü örgütleyen sendikalardır.Aynı işkolunda çalışanların benzer çalışma koşulları ve ortak çıkarlarıbulunduğu düşüncesinin ürünü olan bu sendikalar, güçlü bir sendikal hareketoluşturma amacını gütmektedir.İşkolu düzeyinde örgütlenmiş sendikalarfaaliyetlerini yerel, bölgesel veya ulusal düzeylerde yürütebilmektedir.
11. Bir örgütlenme modeli olarak sendika, bir meslek grubuna aitişçilerin mesleki menfaatlerini korumayı amaçlayabileceği gibi, bir işkolundaçalışan bütün işçilerin çalışma yaşamındaki ekonomik ve sosyal hak vemenfaatlerini korumayı ve kollamayı da amaçlayabilir. Tarihsel olarak mesleksendikaları şeklinde ortaya çıkan sendikaların, endüstrileşmenin de etkisiylegünümüzde ağırlıklı olarak işkolu esasına göre örgütlendiği görülmektedir.
b- İptal Taleplerinin Gerekçeleri
12. Dava dilekçesinde özetle, iptali istenilen kurallar nedeniyleişkolu sendikaları dışında işyeri sendikaları ile meslek sendikalarınınkurulması ve faaliyet göstermesine imkan kalmadığı, sendika özgürlüğünün,sendikaya üye olmak, çekilmek, üst kuruluşlar kurmak ve sendikal faaliyetlerikapsayan bir özgürlük olduğu, sendika hakkını sınırlama nedenlerinin genelsınırlama nedenleri yanında Anayasa'nın 51. maddesinde özel olarakdüzenlendiği, Türkiye'de yalnızca işkolu sendikacılığını zorunlu kılan sözkonusu düzenlemelerin sendika kurma ve örgütlenme hak ve özgürlüklerine yönelikağır, ölçüsüz, demokratik toplum niteliklerine aykırı bir sınırlama getirdiği,bu durumun Anayasa ve tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmeler ilebağdaşmadığı belirtilerek kuralların Anayasa'nın 13., 51. ve 90. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
c- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
13. Kanun'un 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ğ) bendindesendika; işçilerin veya işverenlerin çalışma ilişkilerinde, ortak ekonomik vesosyal hak ve çıkarlarını korumak ve geliştirmek için en az yedi işçi veyaişverenin bir araya gelerek bir işkolunda faaliyette bulunmak üzereoluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar şeklinde ifade edilmiş olup".bir işkolunda faaliyette bulunmak üzere." ibaresi, davakonusu kuralı oluşturmaktadır.
14. Kanun'un 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan,sendikaların kuruldukları işkolunda faaliyette bulunacağına ilişkin kural dadava konusu bir diğer kuraldır.
15. Kanun'un dava konusu 5. maddesinde ise; bir işyerinin girdiğiişkolunun tespitinin Bakanlıkça yapılacağı, Bakanlığın bu tespit ile ilgilikararını Resmî Gazete'de yayımlayacağı, bu tespite karşı ilgililerin kararınyayımından itibaren on beş gün içinde dava açabileceği, mahkemenin iki ayiçinde kararını vereceği, kararın temyiz edilmesi hâlinde Yargıtay'ınuyuşmazlığı iki ay içinde kesin olarak karara bağlayacağı, yeni bir toplu işsözleşmesi için yetki süreci başlamış ise işkolu değişikliği tespitinin birsonraki dönem için geçerli olacağı, işkolu tespit talebi ve buna ilişkin olarakaçılan davaların, yetki işlemlerinde ve yetki tespit davalarında bekleticineden sayılmayacağı ve işkolu değişikliğinin yürürlükteki toplu iş sözleşmesinietkilemeyeceği düzenlenmektedir.
16. Buna göre dava konusu kurallar; sendikal örgütlenmenin işkoluesasına göre olacağını, bir işyerinin girdiği işkolunun tespiti konusundakiyetkinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına ait olduğunu, bu tespite karşıbaşvuru yollarını ve toplu iş sözleşmesi için yetki sürecinin başlamış olmasıdurumunda yapılacak işkolu değişikliklerinin geçerlilik usulünüdüzenlemektedir.
17. İşkolu sendikacılığı, işyerindeki temel faaliyetin esasalındığı bir örgütlenme modeli olup, sendika işkolu esasına dayalı olarakkurulur ve mesleklerini dikkate almaksızın o işkolunda çalışan bütün işçilerinörgütlenmesini amaçlar. Bu çerçevede ele alındığında işkolu, örgütlenmeninhedefleri ve faaliyet alanı ile doğrudan ilgilidir. İşkolu düzeyindeörgütlenmiş sendikalar faaliyetlerini yerel, bölgesel veya ulusal farklıdüzeylerde yürütebilir.
18. İşkolu sendikacılığı lehine dile getirilen görüşlerin çoğu,haklar mücadelesinde etkili olabilmenin ve sonuç alabilmenin ancak güçlü birsendika ile mümkün olabileceği, bunun ise daha fazla işçinin aynı sendikadaörgütlenmesi ile mümkün olabileceği gerekçesine dayanmaktadır.
19. Çalışanların ve işverenlerin ortak ekonomik ve toplumsalçıkarlarını korumak ve geliştirmek amacıyla kurdukları sendikalar, demokratiksosyal hukuk devletinin vazgeçilmez öğelerinden birini oluşturmaktadır.
20. Sendikalar, çalışanların hak ve menfaatlerini korumakamacıyla, yine bunların üretimden gelen güçlerine dayanarak faaliyet gösterenörgütlü yapılardır. Bireysel olarak zayıf durumda bulunan çalışanlar,örgütlenmek ve sendikalaşmak suretiyle işveren karşısındaki pazarlık güçleriniartırmakta, gerek hak ve menfaatlerinin korunmasında gerekse sorunlarınınçözümünde etkin bir konum elde etmektedirler.
21. Demokrasilerde vatandaşların bir araya gelerek ortak amaçlarıizleyebileceği örgütleri kurabilmeleri sosyal hayat için oldukça önemlidir.Demokrasilerde böyle bir "örgüt", devlet tarafından saygıgösterilmesi ve korunması gereken temel haklara sahiptir.Çalışma hayatındakendiüyelerinin menfaatlerinin korunmasını amaçlayan örgütler olan sendikalar,bireylerin kendi menfaatlerini korumak için kolektif oluşumlar meydanagetirerek bir araya gelebilme özgürlüğü olan örgütlenme özgürlüğünün önemli birparçasıdır (B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 31). (Bu konuda AİHM kararı içinbkz.Belçika Ulusal Polis Sendikası/Belçika, B. No: 4464/70, 27/10/1975 §38).
22. Sendika kurma hakkının düzenlendiği Anayasa'nın 51.maddesinde;
"Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışmailişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmekiçin önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlaraserbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimsebir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.
Sendika kurma hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suçişlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir.
Sendika kurma hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart veusuller kanunda gösterilir." denilmektedir.
23. Anayasa'nın 51. maddesinde güvenceye bağlanan sendika hakkı,demokratik toplumun temeli olan örgütlenme özgürlüğünün bir parçasıdır.Örgütlenme özgürlüğü, bireylerin kendi menfaatlerini korumak için kollektifoluşumlar meydana getirerek bir araya gelebilme özgürlüğüdür. Bu özgürlük,bireylere topluluk hâlinde siyasal, kültürel, sosyal ve ekonomik amaçlarınıgerçekleştirme imkânı sağlar. Sendika hakkı da çalışanların, bireysel ve ortakçıkarlarını korumak amacıyla bir araya gelerek örgütlenebilme serbestîsinigerektirmekte ve bu niteliğiyle örgütlenme özgürlüğünün bir parçası olarakgörülmektedir.
24. Sendika hakkı, çalışanların ve çalıştıranların sadeceistedikleri sendikaları kurmaları ve bunlara üye olmaları yolunda bir haklasınırlı kalmamakta, aynı zamanda oluşturdukları tüzel kişiliklerin varlığınınve bu tüzel kişiliklerin kendine özgü faaliyetlerinin garanti altına alınmasınıda içermektedir. Üyelerinin ekonomik, sosyal ve kültürel ortak menfaatlerinikorumak ve geliştirmek amacıyla kurulan sendikalar ve bunların üstkuruluşlarının, iş uyuşmazlığı çıkarması, toplu görüşme ve toplu sözleşmeyapması, grev ve lokavt kararı vermesi ve uygulaması da sendika hakkıkapsamında yer almaktadır.
25. Sendika kurma hakkı Anayasa'nın 51. maddesinin ikinci fıkrasıuyarınca millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlıkve genel ahlâk ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinedayanılarak kanunla sınırlanabilir.
26. Sınırlanabilir bir hak olan sendika hakkı Anayasa'da yer alantemel hak ve özgürlüklerin sınırlama rejimine tabidir. Anayasa'nın 51.maddesinin ikinci ve izleyen fıkralarında sendika hakkına yönelik sınırlamasebeplerine yer verilmiştir. Ancak bu özgürlüklerin sınırlandırılmasındaAnayasa'nın 13. maddesindeki ölçütler göz önüne alınmak zorundadır. Bu sebeplesendika hakkına getirilen sınırlandırmaların denetiminin Anayasa'nın 13.maddesinde yer alan ölçütler çerçevesinde ve Anayasa'nın 51. maddesi kapsamındayapılması gerekmektedir (B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 38).
27. Temel hak ve özgürlükler özlerine dokunulmaksızın yalnızcaAnayasa'da öngörülen sebeplerle ve ancak kanunla sınırlanabilir.Dokunulamayacak "öz", her temel hak ve özgürlük açısındanfarklılık göstermekle birlikte kanunla getirilen sınırlamanın hakkın özünedokunmadığının kabulü için temel hakların kullanılmasını ciddî surettegüçleştirip, amacına ulaşmasına engel olmaması ve etkisini ortadan kaldırıcıbir nitelik taşımaması gerekir.
28. Temel hak ve özgürlüklerin özlerine dokunulmaksızın yapılansınırlamalar yönünden ise bu sınırlamaların, demokratik toplum düzeniningerekleri ile ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Bir başkadeyişle, öze dokunan sınırlamalar, "demokratik toplum düzeniningerekleri" ve "ölçülülük" ilkelerine evleviyetleaykırı olacağından, temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunan sınırlamalaryönünden "demokratik toplum düzeninin gerekleri" ve "ölçülülük"ilkeleri bakımından ayrıca inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
29. Öze dokunma yasağını ihlal etmeyen müdahaleler yönündengözetilmesi öngörülen "demokratik toplum düzeninin gerekleri"kavramı, öncelikle ilgili hak yönünden getirilen sınırlamaların zorunlu ya daistisnai tedbir niteliğinde olmalarını, başvurulabilecek en son çare ya daalınabilecek en son önlem olarak kendilerini göstermelerini gerektirmektedir."Demokratik toplum düzeninin gerekleri"nden olma, birsınırlamanın demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanmasıamacına yönelik ve ölçülü olmasını ifade etmektedir.
30. Ölçülülük, temel hak ve özgürlüklerin sınırlanma amaçları ilesınırlama araçları arasındaki ilişkiyi yansıtır. Ölçülülük denetimi, ulaşılmakistenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmak için seçilen aracındenetlenmesidir. Bu sebeple, kuralın hedeflenen amaca ulaşabilmek içinelverişli, gerekli ve orantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir.
31. Belirtilen nitelikleri gereği, Anayasa'nın 13. maddesinde yeralan ve aralarında sıkı bir ilişki bulunan, "temel hak ve hürriyetlerinözü", "demokratik toplum düzeninin gerekleri" ve"ölçülülük ilkesi" kavramları, bir bütünün parçaları olup,"demokratik bir hukuk devleti"nin özgürlükler rejimindegözetilmesi gereken temel ölçütleri oluşturmaktadır.
32. Anılan ilke, hak ve özgürlükleri sınırlama ve güvence rejimibakımından temel öneme sahip olup Anayasa'da yer alan bütün hak veözgürlüklerin kanun koyucu tarafından hangi ölçütler göz önünde bulundurularaksınırlandırılabileceğini ortaya koymaktadır. Anayasa'nın bütünselliği ilkesiçerçevesinde, Anayasa kurallarının bir arada ve hukukun genel kuralları gözönünde tutularak uygulanması zorunlu olduğundan, belirtilen düzenlemede yeralan başta kanun ile sınırlama kaydı olmak üzere tüm güvence ölçütlerinin,Anayasa'nın 51. maddesinde yer verilen hakkın kapsamının belirlenmesinde degözetilmesi gerekmektedir.
33. Hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanması ölçütü Anayasayargısında önemli bir yere sahiptir. Hak ya da özgürlüğe bir müdahale söz konusuolduğunda öncelikle tespiti gereken husus, müdahaleye yetki veren bir kanunhükmünün mevcut olup olmadığıdır. Buna göre sendikaların işkolu esasına görekurulacağını öngören ve iptali istenilen kurallar ile yapılan müdahaleninkanuni dayanağının var olduğu anlaşılmaktadır.
34. Anayasa'nın 51. maddesinin dördüncü fıkrasında "Sendikakurma hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanundagösterilir." denilmek suretiyle, kanun koyucunun Anayasa'da yer alansendikal hakların sınırlandırılması kurallarına bağlı kalmak şartıyla, sendikakurma hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usulleri belirlemekonusunda takdir yetkisine sahip olduğu belirtilmiştir. Hiç kuşkusuz bu takdiryetkisi Anayasa'nın öngördüğü sınırlama kriterlerine uygun kullanılmalıdır.
35. 6356 sayılı Kanun'da işkolu esasına göre sendikal örgütlenmeesası benimsenmiştir. Kanun'un 3. maddesinde yer alan "Sendikalarkuruldukları işkolunda faaliyette bulunur." ibaresinin gerekçesinde budurum".maddede sendikaların ülkemiz endüstri ilişkileri sistemininbenimsediği ve uygulandığı biçimde işkolu esasına göre kurulacağı."şeklinde açıklanmıştır.
36. Aynı işkolunda çalışanların benzer çalışma koşulları ve ortakçıkarları bulunduğu düşüncesinden hareketle, mesleki farklılıkları dikkatealmaksızın bir işkolunda ya da endüstride çalışanların tümünü örgütleyen işkolusendikalarına eğilim artmış ve bunun sonucunda işkolu sendikaları temel örgütmodeli haline gelmiştir. Haklar mücadelesinde etkili olabilme ve sonuçalabilmenin ancak güçlü bir sendika ile mümkün olabileceği, bunun ise dahafazla işçinin aynı sendikada örgütlenmesine bağlı olduğu düşüncesi, işkolusendikacılığının gelişmesine yol açmıştır.
37. Bu çerçevede, sendikaların işkolu esasına göre kurulacağınıöngören kuralların, kamu düzenini sağlamak ve devam ettirmek, daha etkin vedaha güçlü bir sendikacılığı temin etmek için çıkarılmış olduğuanlaşılmaktadır. Zira mevcut sistem içerisinde güçlü yapılar haline gelensendikalar işkolu esasına göre faaliyette bulunan sendikalardır. Bununlabirlikte diğer sendikal örgütlenme biçimlerinin açıkça yasaklanmadığı, nitekimdiğer örgütlenme modelleri ile kurulup faaliyette bulunan sendikaların mevcutolduğu ve şartlar sağlandığında toplu iş sözleşmesi imzalayabilme haklarınınbulunduğu gerçeği göz önüne alındığında getirilen sınırlamaların meşrutemellere dayandığı, hakkın özünü zedelemediği ve ölçüsüz bir müdahaleoluşturmadığı görülmektedir.
38. Diğer yandan kural, sendikaların görevlerini yerinegetirmeleri ve sendikal hakların kullanılması sırasında bağımsızlığınamüdahalede bulunmamakta, işçilerin bir sendikaya üye olma ya da üyeliktenayrılma serbestîsine zarar vermemektedir.
39. Açıklanan nedenlerle, dava konusu kurallar Anayasa'nın 13. ve51. maddelerine aykırı değildir. İptal taleplerinin reddi gerekir.
40. Kanun'un 2. maddesinin (ğ) bendinde yer alan ".birişkolunda faaliyette bulunmak üzere." ibaresi ile 3. maddesinin (1)numaralı fıkrasında yer alan "Sendikalar kuruldukları işkolundafaaliyette bulunur." cümlesi yönünden Serruh KALELİ, Osman AlifeyyazPAKSÜT, Engin YILDIRIM ve Erdal TERCAN bu görüşe katılmamışlardır.
41. Kanun'un 5. maddesinin (2) ve (3) numaralı fıkraları yönündenErdal TERCAN bu görüşe katılmamıştır.
42. Kuralların Anayasa'nın 90. maddesi ile ilgisi görülmemiştir.
B- Kanun'un 2. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının (g) ve (ı)Bentlerinin İncelenmesi
a- İptal Taleplerinin Gerekçeleri
43. Dava dilekçesinde özetle, iptali istenilen kurallar nedeniylesendikaların üst kuruluş olarak sadece konfederasyon olarak örgütlenebileceği,dolayısıyla federasyon olarak örgütlenmelerinin engellendiği, bu durumun sendikakurma ve örgütlenme hakkına yönelik uluslararası sözleşme ve normlara,demokratik toplum düzenine aykırı, hakkın özünü zedeleyen, aşırı ve ölçüsüz birsınırlama niteliği taşıdığı, Anayasa'da üst kuruluşlarla ilgili olarak birsınırlama yapılmadığı, bunun da Anayasa'ya ve tarafı olduğumuz uluslararasısözleşmelere aykırı olduğu belirtilerek kuralların, Anayasa'nın 13., 51. ve 90.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
b- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
44. Dava konusu kurallar; 6356 sayılı Kanun'da geçen "kuruluş"ve "üst kuruluş"u tanımlamaktadır. Buna göre "kuruluş",sendika ve konfederasyonları,"üst kuruluş"isekonfederasyonları ifade etmektedir.
45. Sendika ve konfederasyon tanımları, 2. maddenin (1) numaralıfıkrasının (ğ) ve (f) bentlerinde yapılmıştır. Buna göre, sendikalar, işçilerinveya işverenlerin çalışma ilişkilerinde, ortak ekonomik ve sosyal hak veçıkarlarını korumak ve geliştirmek için en az yedi işçi veya işverenin biraraya gelerek bir işkolunda faaliyette bulunmak üzere oluşturdukları tüzelkişiliğe sahip kuruluşları; konfederasyon ise değişik işkollarında en az beşsendikanın bir araya gelerek oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kuruluşu ifadeetmektedir. Kanun'a göre konfederasyonlar, en üst sendikal örgütlenme modeliolup farklı işkollarında faaliyet gösteren sendikaların bir araya gelmesiylekurulmaktadır.
46. Sendikalar, üst birlik kurarak ya da bu tür birliklerekatılarak, kendilerini olumlu yönde geliştirme olanağı elde ederler. Birliğeüye sendikaların tecrübe ve bilgilerini diğer sendikalarla paylaşmaları, sözkonusu birliklerin kuruluşlarında temel etkendir.
47. Dava konusu kurallar nedeniyle yasaklandığı ileri sürülenfederasyonlar, bölgesel ya da ulusal düzeyde aynı meslekte ya da aynı işyerindefaaliyet gösteren sendikaların bir araya gelmesiyle kurulan üst örgütlerdir.
48. Kanun, sendikaların oluşum ve teşkilatlanmasını işkolu esasınagöre belirlemiştir. Doktrinde federasyon tipi örgütlenme modelinin, işyeriesaslı örgütlenen sendikalar için daha uygun olan bir üst yapılanma olduğukabul görmektedir. Bu bakımdan kanun koyucunun işkolu esaslı örgütlenensendikalar için üst kuruluş modeli olarak konfederasyon tipi örgütlenmeyitercih ettiği görülmektedir.
49. Sendika hakkının anayasal güvence altında olduğu ve bu hak ilehakkın sınırlandırılmasında uyulacak kurallar 22 ila 33. paragraflarda ifadeedilmiştir.
50. Anayasa'nın 51. maddesinin dördüncü fıkrasında "Sendikakurma hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanundagösterilir." denilmek suretiyle, kanun koyucunun Anayasa'da yer alansendikal hakların sınırlandırılması kurallarına bağlı kalmak şartıyla, sendikakurma hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usulleri belirlemekonusunda takdir yetkisine sahip olduğu belirtilmiştir. Kanun koyucununAnayasaya aykırı olmamak kaydıyla takdir yetkisi kapsamında getirdiğidüzenlemelerin yerinde olup olmadığı hususu ise anayasallık denetiminin kapsamıdışındadır.
51. Kuruluşları, sendika ve konfederasyonlar olarak, üst kuruluşlarıise konfederasyonlar olarak tanımlayan kuralların, kamu düzenini sağlamak vedevam ettirmek, daha etkin ve daha güçlü bir sendikacılığı temin etmek içinçıkarılmış olduğu anlaşılmaktadır. Bununla birlikte diğer sendikal üstörgütlenme biçimi olan federasyonların açıkça yasaklanmadığı gerçeği göz önünealındığında getirilen sınırlamaların meşru temellere dayandığı, hakkın özünüzedelemediği ve ölçüsüz bir müdahale oluşturmadığı görülmektedir.
52. Açıklanan nedenlerle, dava konusu kurallar Anayasa'nın 13. ve51. maddelerine aykırı değildir. İptal taleplerinin reddi gerekir.
53. Serruh KALELİ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Engin YILDIRIM ve ErdalTERCAN bu görüşe katılmamışlardır.
54. Kuralların Anayasa'nın 90. maddesi ile ilgisi görülmemiştir.
C- Kanun'un 6. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının BirinciCümlesinde Yer Alan ".ve fiilen çalışan." İbaresininİncelenmesi
a- İptal Talebinin Gerekçesi
55. Dava dilekçesinde özetle,çalışanların sendika kurabileceğiyönündeki Anayasa hükmünün daraltılarak fiilen çalışma düzeyine indirgendiği,bu durumun geçici olarak işsiz kalanlar, kayıt dışı çalışanlar ya da bağımlıçalışmayan kişiler yönünden örgütlenme hakkına aykırı olduğu, bu durumunAnayasa ve tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelerle çeliştiği belirtilerekkuralın, Anayasa'nın 51. ve 90. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
b- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
56. Kanun'un 6. maddesinde, fiil ehliyetine sahip ve fiilençalışan gerçek veya tüzel kişilerin sendika kurma hakkına sahip olduklarıbelirtilmiş olup "fiilen çalışan" ibaresi, dava konusu kuralıoluşturmaktadır.
57. Sendikalar, çalışanlar ve işverenlerin hak ve menfaatlerinikorumak amacıyla, yine bunların üretimden gelen güçlerine dayanarak faaliyetgösteren örgütlü yapılardır. Bireysel olarak zayıf durumda bulunan çalışanlar,örgütlenmek ve sendikalaşmak suretiyle işveren karşısındaki pazarlık güçleriniartırmakta, gerek hak ve menfaatlerinin korunmasında gerekse sorunlarının çözümündeetkin bir konum elde etmektedirler.
58. Sendika kurma hakkının düzenlendiği Anayasa'nın 51. maddesininbirinci fıkrasında "Çalışanlarve işverenler, üyelerininçalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak vegeliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma,bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir.Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz."denilmektedir.
59. 6356 sayılı Kanun'un 2. maddesinde sendikalar "işçilerinveya işverenlerin çalışma ilişkilerinde, ortak ekonomik ve sosyal hak veçıkarlarını korumak ve geliştirmek için en az yediişçiveya işverenin biraraya gelerek bir işkolunda faaliyette bulunmak üzere oluşturdukları tüzelkişiliğe sahip kuruluşlar" olarak tanımlanmışlardır. Söz konusutanımda "işçi" kavramına yer verilmiş olup bir kişinin işçiolarak kabulü için çalışıyor olması gerekmektedir.Nitekim Anayasa'nın 51.maddesinin birinci fıkrasında da bu hak açıkça çalışanlara tanınmış bir hakolarak kabul edilmiştir.
60. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 51. maddesine aykırıdeğildir. İptal talebinin reddi gerekir.
61. Osman Alifeyyaz PAKSÜT ve Engin YILDIRIM bu görüşekatılmamışlardır.
62. Kuralın Anayasa'nın 90. maddesi ile ilgisi görülmemiştir.
D- Kanun'un 9. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının İkinciCümlesinin İncelenmesi
a- İptal Talebinin Gerekçesi
63. Dava dilekçesinde özetle, sendikaların örgütsel yapıları veorganlarını serbestçe düzenleyebilmesinin temel sendikal haklardan biri olduğu,iptali istenilen kuralın sendikaların yapılarını ve iç işleyişlerini özgürcedüzenleme haklarına dair uluslararası sözleşme ve normlara, demokratik toplumdüzenine aykırı olduğu, ölçüsüz ve aşırı bir sınırlama niteliği taşıdığıbelirtilerek kuralın, Anayasa'nın 13., 51. ve 90. maddelerine aykırı olduğuileri sürülmüştür.
b- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
64. Dava konusu kural, sendika ve konfederasyonlar ile şubelerininorganlarının üye sayılarını belirlemektedir. Buna göre genel kurul dışındakalan organların üye sayıları üçten az dokuzdan fazla; konfederasyonlarınyönetim kurullarının üye sayıları beşten az yirmi ikiden fazla ve şubeleringenel kurul dışındaki kurullarının üye sayıları üçten az beşten fazlaolamayacaktır.
65. 6356 sayılı Kanun'un 8. maddesiyle, sendikaların oluşumu veteşkilatlanması, yönetim, denetleme ve disiplin kurullarının oluşumu, görev, yetkive sorumlulukları gibi hususlar da dâhil olmak üzere daha pek çok konununkuruluş tüzüğü ile belirlenmesi esası getirilmiştir. Kanun koyucu bu sayedeanılan konularda belirleme yapmak yerine sendika ve konfederasyonların kuruluştüzükleri ile organlarını belirleme serbestîsi getirmiştir.
66. Kanun koyucu iptali talep edilen kural ile sadece kurullardagörev alabilecek alt ve üst üye sayısı sınırını belirlemiş olup bunun dışında,organların oluşumu, görev, yetki ve sorumlulukları, çalışma usul ve esaslarıile toplantı ve karar yeter sayılarını tamamen kuruluş tüzüklerine bırakmıştır.
67. Anayasa'nın 51. maddesi, Devlet için hem negatif hem depozitif yükümlülükler getirmektedir. Devletin, bireylerin ve sendikalarınörgütlenme özgürlüğüne müdahale etmeme konusundaki negatif yükümlülüğü,maddenin ikinci ve altıncı fıkralarında yer alan nedenlerle esnetilmiştir. Öteyandan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin belirttiği gibi, her ne kadar sendikahakkının asıl amacı, "bireyi, korunan hakkın kullanılmasında kamumakamlarının keyfi müdahalelerine karşı korumak ise de, bundan başka, korunanhaklardan etkili bir şekilde yararlanmayı güvence altına almaya yönelik pozitifyükümlülükler de olabilir" (bkz.Wilson, Ulusal GazetecilerSendikası ve Diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 30668/96, 30671/96 ve30678/96, 2/10/2002, § 41).
68. Devletin pozitif ve negatif yükümlülükleri arasında kesinayrımlar yapmak her zaman mümkün değildir. Buna karşın Devletin her ikiyükümlülüğüne ilişkin olarak uygulanacak ölçütlerde bir değişiklikolmamaktadır. Devletin ister pozitif ve isterse negatif yükümlülüğü söz konusuolsun bireyin ve bir bütün olarak toplumun çatışan menfaatleri arasında adilbir denge kurulması gerekmektedir (bkz.Sorensen ve Rasmussen/Danimarka,B. No: 52562/99 ve 52620/99, 11/1/2006 § 58). Anayasa Mahkemesi bu adildengenin kurulup kurulmadığına karar verirken, kamu gücünü kullanan organlarınbu alanda belirli bir takdir marjına sahip olduğunu göz önünde bulunduracaktır.
69. Ölçülülük ilkesi, hak ve özgürlükleri sınırlama ve güvencerejimi bakımından temel öneme sahip olup Anayasa'da yer alan bütün hak veözgürlüklerin kanun koyucu tarafından hangi ölçütler göz önünde bulundurularaksınırlandırılabileceğini ortaya koymaktadır.
70. Hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanması ölçütü anayasayargısında önemli bir yere sahiptir. Hak ya da özgürlüğe bir müdahale sözkonusu olduğunda öncelikle tespiti gereken husus, müdahaleye yetki veren birkanun hükmünün, yani müdahalenin hukuki bir temelinin mevcut olup olmadığıdır.Buna göre sendika ve konfederasyonlar ile şubelerinin organları olarakbelirlenen genel kurul, yönetim kurulu, denetleme kurulu ve disiplinkurullarının üye sayılarının alt ve üst sınırlarını belirleyen ve iptaliistenilen kural ile yapılan müdahalenin bir kanuna dayandığı anlaşılmaktadır.
71. Anayasa'nın 51. maddesinin üçüncü fıkrasında "Sendikakurma hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanundagösterilir." denilmiştir. Buna göre kanun koyucu, Anayasa'da yer alansendikal hakların sınırlandırılması kurallarına bağlı kalmak şartıyla, sendikakurma hakkının kullanılması ile ilgili olarak kuruluş organlarının üyesayısının alt ve üst sınırını düzenleme konusunda takdir yetkisine sahiptir.Kanun koyucunun Anayasa'ya aykırı olmamak kaydıyla takdir yetkisi kapsamındagetirdiği düzenlemelerin yerinde olup olmadığı hususu ise anayasallıkdenetiminin kapsamı dışındadır.
72. Sendika ve konfederasyonlar ile şubelerinin organlarının üyesayılarının alt ve üst sınırlarının; kamu düzenini sağlamak ve devam ettirmek,daha etkin, daha güçlü bir sendikacılığı temin etmek ve karar alma süreçleridaha hızlı çalışan bir sendikal yapı oluşturmak için düzenlenmiş olduğuanlaşılmaktadır. Kural ile getirilen sınırlamaların meşru temellere dayandığı,hakkın özünü zedelemediği ve ölçüsüz bir müdahale oluşturmadığı görülmektedir.
73. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 13. ve 51. maddelerineaykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
74. Osman Alifeyyaz PAKSÜT bu görüşe katılmamıştır.
75. Kuralın Anayasa'nın 90. maddesi ile ilgisi görülmemiştir.
E- Kanun'un 11. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının (ç) BendindeYer Alan ".ile yeminli mali müşavir raporlarının." İbaresinin,12. Maddesinin (3) Numaralı Fıkrasında Yer Alan ".yeminli mali müşavirraporu,." İbaresinin, 29. Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasının ve (3)Numaralı Fıkrasında Yer Alan ".dış denetim." İbaresi ile (5)Numaralı Fıkrasında Yer Alan ".ve dış." İbaresinin İncelenmesi
a- İptal Taleplerinin Gerekçeleri
76. Dava dilekçesinde özetle, sendikaların gerek idari gerek maliyönden iç denetiminin sendikaların denetim kurullarınca gerçekleştirildiği,sendikaların iş ve işlemlerinin açık ve şeffaf olduğu, olağan ve olağanüstügenel kurullarında üyeleri, seçilmiş denetim kurulları ve yargı organlarıtarafından denetlendiği, sendikaların işlev ve etkilerinin gözardı edilerekkanun ile dıştan yeni bir denetim şeklinin getirilmesinin demokratik meşruiyetsorununun bulunduğu, işçi sendikaları açısından düşünüldüğünde dışarıdanyapılacak bir denetimin ve mali raporların açıklanmasının ekonomik açıdan zayıfolan işçi tarafının temsilcisi olan sendikaları baskı altında tutabileceği, budurumun Anayasa ve tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelerle çeliştiğibelirtilerek kuralların, Anayasa'nın 51. ve 90. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
b- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
77. Kanun'un 11. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç) bendinde;yönetim kurulu ve denetleme kurulu raporları ile yeminli mali müşavirraporlarının görüşülmesi, genel kurulun görev ve yetkileri arasında sayılmışolup anılan bentte yer alan "...ile yeminli mali müşavirlerinin..."ibaresi dava konusu kuraldır.
78. Kanun'un 12. maddesinin (3) numaralı fıkrasında, kuruluşlarıniki genel kurul toplantısı arasındaki döneme ait faaliyet ve hesap raporu,yeminli mali müşavir raporu, denetleme kurulu raporu ve gelecek döneme aitbütçe teklifinin toplantı tarihinden on beş gün önce genel kurula katılacaklaragönderileceği düzenlenmiş olup anılan fıkrada yer alan "...yeminli malimüşaviri raporu..." ibaresi dava konusu kuraldır.
79. Kanun'un 29. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, kuruluşlarıngelir ve giderlerine ilişkin mali denetimlerinin, en geç iki yılda bir 1/6/1989tarihli ve 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli MaliMüşavirlik Kanununa göre denetim yetkisine sahip yeminli mali müşavirlerceyapılacağı ve bu denetimin yapılmış olmasının, denetleme kurulununyükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı düzenlenmiştir.
80. Kanun'un 29. maddesinin (3) numaralı fıkrasında, kuruluşlarınfaaliyet, dış denetim ve denetleme kurulu raporları ile genel kurul kararlarınıuygun vasıtalarla derhâl yayınlayacağı düzenlenmiş olup, anılan fıkrada yeralan "...dış denetim..." ibaresi dava konusu kuraldır.
81. Kanun'un 29. maddesinin (5) numaralı fıkrasında ise, iç ve dışdenetim esaslarının, işçi ve işveren konfederasyonlarının görüşleri alınarakBakanlıkça çıkarılacak bir yönetmelikle düzenleneceği ifade edilmiş olup anılanfıkrada yer alan "...ve dış..." ibaresi dava konusu kuraldır.
82. Buna göre dava konusu kurallar, sendikaların kendilerinceyapılacak iç denetimin dışında ayrıca dış denetime tabi tutulacağını, bu dışdenetimin yeminli mali müşavirler tarafından yerine getirileceğini,hazırlanacak raporların ise gelir ve giderlere ilişkin mali denetimleriiçereceğini düzenlemektedir.
83. Sendikalar üzerinde gerçekleştirilecek dış denetim, sendikayaüye olanları bilgilendirme ve şeffaflık ilkeleri üzerinden yürümektedir. Bunoktada önemli olan, sendikalar üzerinde gerçekleştirilecek dış denetimin usulve esaslarının kimler tarafından belirlenerek uygulanacağı ile sendikalarıdenetleyecek yeminli mali müşavirlerin kim ya da hangi makam tarafındangörevlendirileceğidir.
84. 6356 sayılı Kanun, sendikalar üzerinde yapılacak denetiminkuruluşların gelir ve giderlerine ilişkin mali denetimleri kapsayacağını, budenetimler sonucu hazırlanacak raporların tıpkı yönetim kurulu ve denetlemekurulu raporları gibi sendika genel kurulları tarafından görüşülerek kararabağlanacağını, ayrıca hazırlanan diğer raporlar ile birlikte yeminli malimüşavir raporlarının da genel kurul toplantı tarihinden en az on beş gün öncegenel kurula katılacaklara gönderileceğini, diğer yandan kuruluşların gelir vegiderlerine ilişkin mali denetimlerinin en geç iki yılda bir yapılacağını, budenetimin 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli MaliMüşavirlik Kanunu'na göre denetim yetkisine sahip yeminli mali müşavirlercegerçekleştirileceğini ve bu denetimin yapılmış olmasının denetleme kurulununyükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağını düzenlemektedir.
85. Öte yandan, sendikaların denetimi konusunda denetimin niteliğide önemlidir. Zira yeminli mali müşavirlerce yapılacak denetim, sendikalfaaliyet ve hareketlere veya sendikaların kurulmasına ya da sendikalara üyeolabilecekleri belirlemeye yönelik bir denetim değil, yalnızca kuruluşlarıngelir ve giderlerine ilişkin mali denetimdir. Dolayısıyla iptali talep edilenkurallarda öngörülen denetim, sendikal hareketin denetimi değil, hareketemensup olanlarca finansmanı sağlanan sendikaların gelir ve giderlerinindenetlenmesidir.
86. Ayrıca, denetim faaliyetinin teknik bilgi ve donanımgerektirmesi nedeniyle yetkin denetim elemanlarınca gerçekleştirilecek olandenetimlerin hem sendika üyeleri açısından doğru, zamanlaması uygun ve şeffafbilgi sahibi olunabilmesini, hem üçüncü şahıslar açısından kamuoyununaydınlatılmasını ve Devlet veya diğer kamu tüzel kişilerince yürütülmesigereken idari, mali ve sosyal güvenliğe ilişkin tutarlı ve yerinde bilgi sahibiolmayı sağlayacağı açıktır.
87. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa'nın 51. maddesineaykırı değildir. İptal taleplerinin reddi gerekir.
88. Kuralların Anayasa'nın 90. maddesi ile ilgisi görülmemiştir.
F- Kanun'un 25. Maddesinin (4) Numaralı Fıkrasında Yer Alan ".fesihdışında." İbaresinin ve (5) Numaralı Fıkrasının Birinci Cümlesinde YerAlan ".18." İbaresinin İncelenmesi
a- İptal Taleplerinin Gerekçeleri
89. Dava dilekçesinde özetle, sendikal tazminata hakkazanılabilmesinin sadece İş Kanunu'nun belli maddelerindeki koşulları sağlayanişçiler için güvence altına alınmış olduğu, İş Kanunu'na göre iş güvencesikapsamında olmayan işçilerin sendikal güvence kapsamı dışında tutulduğu, bunagöre sendikal nedenle fesih halinde işçilerin hem işe iade davası açma hem desendikal tazminat talep etme hakkından mahrum bırakıldıkları, işçilerinsendikal nedenle feshe karşı korunmadığı durumlarda sendika üyeliği hakkınıngüvence altında olduğundan söz edilemeyeceği, bunun sosyal devlet ve eşitlikilkeleri ile devletin temel amaç ve görevleriyle bağdaşmadığı, temel hak vehürriyetlere herkesin sahip olduğu, devletin çalışanların hayat seviyesini yükseltmekve çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları korumak zorunda olduğu,sendika kurma ve üye olma hakkının anayasal koruma altında olduğu, bu hakkınzedelenmesinin toplu iş sözleşmesi yapma, grev ve lokavt hakları ileçalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleriniengellediği, bu durumun Anayasa'ya ve tarafı olduğumuz uluslararasısözleşmelere aykırı olduğu belirtilerek kuralların Anayasa'nın 2., 5., 10.,12., 13., 49., 51., 53., 54., 55. ve 90. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
b- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
90. Kanun'un 25. maddesinin (4) numaralı fıkrasında, işvereninfesih dışında sendika özgürlüğünün güvencesini düzenleyen Kanun'un 25.maddesinin ilk üç fıkrasına aykırı hareket etmesi hâlinde işçinin bir yıllıkücret tutarından az olmamak üzere sendikal tazminata hükmedileceğidüzenlenmektedir.
91. Kanun'un 25. maddesinin (5) numaralı fıkrasında ise, sendikalbir nedenle iş sözleşmesinin feshi hâlinde işçinin, 4857 sayılı Kanun'un 18.,20. ve 21. madde hükümlerine göre dava açma hakkına sahip olduğu, işsözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiğinin tespit edilmesi hâlinde, 4857sayılı Kanun'un 21. maddesine göre işçinin başvurusu, işverenin işe başlatmasıveya başlatmaması şartına bağlı olmaksızın sendikal tazminata karar verileceği,ancak işçinin işe başlatılmaması hâlinde, ayrıca 4857 sayılı Kanun'un 21.maddesinin birinci fıkrasında belirtilen tazminata hükmedilmeyeceği ve işçinin4857 sayılı Kanun'un yukarıdaki hükümlerine göre dava açmamasının ayrıca sendikaltazminat talebini engellemeyeceği düzenlenmektedir.
92. Dava konusu kurallar ise işverenin sendikal güvencekurallarına aykırı hareket etmesi hâlinde, işçinin bir yıllık ücret tutarındanaz olmamak üzere ödemesi gereken sendikal tazminatın "fesih dışında"olacağına ve sendikal bir nedenle iş sözleşmesinin feshi hâlinde işçinin, 4857sayılı İş Kanunu'nun "18." madde hükmüne göre dava açmahakkına sahip olduğuna yönelik düzenlemelerdir.
93. Sendikalara üye olma, üyelikte kalma ve üyelikten ayrılmayı işilişkisinin başlangıcında, devamında ve sona erdirilmesinde güvence altına alanhükümler, sendika hakkının en esaslı unsurlarındandır. Nitekim bu durum 6356sayılı Kanun'un "Sendika özgürlüğünün güvencesi" başlıklı 25.maddesinin (1) numaralı fıkrasında, işçilerin işe alınmalarının,belli birsendikaya girmeleri veya girmemeleri, belli bir sendikadaki üyeliğisürdürmeleri veya üyelikten çekilmeleri veya herhangi bir sendikaya üyeolmaları veya olmamaları şartına bağlı tutulamayacağı belirtilmiş;(2) numaralıfıkrasında,işverenin, bir sendikaya üye olan işçilerle sendika üyesi olmayanişçiler veya ayrı sendikalara üye olan işçiler arasında, çalışma şartları veyaçalıştırmaya son verilmesi bakımından herhangi bir ayrım yapamayacağı ifadeedilmiş;(3) numaralı fıkrasında ise, işçilerin sendikaya üye olmaları veyaolmamaları, iş saatleri dışında veya işverenin izni ile iş saatleri içinde işçikuruluşlarının faaliyetlerine katılmaları veya sendikal faaliyettebulunmalarından dolayı işten çıkarılamayacağı veya farklı işleme tabitutulamayacağı hüküm altına alınmıştır.
94. Belirtilen maddede işe girişte, iş ilişkisinin devamısırasında ve iş ilişkisinin sona ermesi aşamalarında sendika özgürlüğü güvencealtına alınmıştır. Tüm bu aşamalarda sendikal nedenlerle farklı muameleye tabitutulan işçilere sendikal tazminat ödenmesi kabul edilmiştir.
95. Sendikal tazminat, bireysel sendika özgürlüğüne güvencegetiren hükümlere aykırılığın yaptırımı olarak 6356 sayılı Kanun'da da yeralmış ve işçinin bir yıllık ücretinden az olmayacak bir tazminat olarakbelirlenmiştir.
96. Uygulamada, bireysel sendika özgürlüğünün çiğnendiği iddiasıile açılan davalar "sendikal tazminat davası", yaptırımı ise"sendikal tazminat" olarak adlandırılmış ve sendikal tazminatkavramı yerleşmiştir.
97. Kanun'a göre sendikal tazminatın ödenmesi için esas olan,fesih dışında sendikal nedenlerle iş akdinin sona ermesidir. Sendikaltazminatın ödenebilmesi için aranan şartta geçen sendikal neden ise, işçilerin,sendikaya üye olmaları veya olmamaları, iş saatleri dışında veya işvereninrızası ile iş saatleri içinde işçi kuruluşlarının faaliyetlerinekatılmalarından dolayı işten çıkarılması veya farklı bir işleme tâbi tutulmasıolarak tanımlanmıştır.
98. İş akitleri sona erdirilen işçilerin tümü iptali talep edilenkurallar nedeniyle yukarıda ifade olunan sendikal tazminattan doğrudan doğruyafaydalanamamaktadır. Sendikal nedenle iş akitleri feshedilen işçilerin sendikaltazminata hak kazanabilmeleri 25. maddenin (5) numaralı fıkrasında düzenlenmişolup anılan fıkraya göre sendikal nedenlerle iş akitleri feshedilen işçilerdensadece iş güvencesine sahip olanlar bu haktan faydalanabileceklerdir.
99. 29. maddenin (5) numaralı fıkrasındaki iptali talep edilen"18" ibaresi ile atıf yapılan 4857 sayılı Kanun'un 18.maddesinin ilk fıkrasında "Otuz veya daha fazla işçi çalıştıranişyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli işsözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından yada işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebedayanmak zorundadır." denilmektedir. Buna göre sendikal nedenlerle işakitleri feshedilen işçilerin sendikal tazminat davası açarak tazminattalebinde bulunabilmesi için, otuz veya daha fazla işçi çalıştıran birişyerinde çalışması, işyerinde en az altı aylık kıdeme sahip olması ve belirsizsüreli iş sözleşmesi ile çalışıyor olması gerekmektedir.
100. Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen sosyal hukuk devleti,insan hak ve hürriyetlerine saygı gösteren, kişilerin huzur, refah ve mutlulukiçinde yaşamalarını güvence altına alan, kişi ile toplum arasında denge kuran,güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak sosyal adaleti gerçekleştiren devletolarak tanımlanmıştır.
101. Anayasa'nın 10. maddesinde herkesin dil, ırk, renk, cinsiyet,siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrımgözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğu, hiçbir kişiye, aileye, zümreye veyasınıfa imtiyaz tanınamayacağı, Devlet organları ile idare makamlarının bütünişlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundaoldukları ifade edilmiştir. Kanun önünde eşitlik, herkesin her yönden aynıkurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durum ve konumlarındaki özellikler,kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları gerekli kılabilir. Aynıhukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursaAnayasa'nın öngördüğü eşitlik ilkesi ihlâl edilmiş olmaz.
102. Çalışanların sendika kurma, sendikaya üye olma ve üyeliktençekilme hakkının anayasal güvence altında olduğu ve bu haklarınsınırlandırılmasında uyulacak kurallar 22 ila 33. paragraflarda ifadeedilmiştir.
103. Sendika kurma hakkı Anayasa'nın 51. maddesinin ikinci fıkrasıuyarınca millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlıkve genel ahlâk ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinedayanılarak kanunla sınırlanabilir.
104. Sınırlanabilir bir hak olan sendika hakkı Anayasa'da yer alantemel hak ve özgürlüklerin sınırlama rejimine tabidir. Anayasa'nın 51. maddesininikinci ve izleyen fıkralarında sendika hakkına yönelik sınırlama sebeplerineyer verilmiştir. Ancak bu özgürlüklere yönelik sınırlamaların da bir sınırınınolması gerektiği açıktır. Temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasındaAnayasa'nın 13. maddesindeki ölçütler göz önüne alınmak zorundadır. Bu sebeplesendika hakkına getirilen sınırlandırmaların denetiminin Anayasa'nın 13.maddesinde yer alan ölçütler çerçevesinde ve Anayasa'nın 51. maddesi kapsamındayapılması gerekmektedir (B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 38).
105. Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi, amaç vearaç arasında hakkaniyete uygun bir dengenin bulunması gereğini ifade eder.Ölçülülük, aynı zamanda yasal önlemin sınırlama amacına ulaşmaya elverişliolmasını, amaç ve aracın ölçülü bir oranı kapsamasını ve sınırlayıcı önlemindemokratik toplum düzeni bakımından zorunluluk taşımasını da içeren birilkedir.
106. Anılan ilke, hak ve özgürlükleri sınırlama ve güvence rejimibakımından temel öneme sahip olup Anayasa'da yer alan bütün hak veözgürlüklerin kanun koyucu tarafından hangi ölçütler göz önünde bulundurularaksınırlandırılabileceğini ortaya koymaktadır.
107. Hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanması ölçütü anayasayargısında önemli bir yere sahiptir. İptali istenilen kurallar ile sendikaltazminatın "fesih dışında" olacağını ve sendikal bir nedenleiş sözleşmesinin feshi hâlinde işçinin, 4857 sayılı Kanun'un 18. madde hükmünegöre dava açma hakkına sahip olduğunu öngören düzenlemelerin sendika hakkınamüdahale niteliği taşıdığı açıktır. Dava konusu kurallar ile yapılandüzenlemeler iş güvencesi kapsamında olan işçilerin sendikal tazminatalabilmelerini düzenlediğinden anayasal açıdan meşru bir amaca dayanmaktadır.
108. Ancak sendika hakkına yapılan müdahalenin Anayasa'nın 13.maddesinde belirtilen ilkelere uygun olması gerekmektedir. Anayasa'nın 13.maddesi uyarınca, temel hak ve özgürlüklere yapılacak müdahaleler, demokratiktoplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz. Ölçülülükilkesi, kanuni önlemin öngörülen amaç için zorunlu ve amaca ulaşmaya elverişliolmasını, ayrıca amaç ve araç arasında hakkaniyete uygun bir dengenin bulunmasıgereğini ifade eder.
109. İşyerinde çalışan işçilerin taleplerini işverene kabulettirebilmeleri için sahip oldukları en önemli örgütlenme modeli olan sendikahakkı, çağdaş hukuk sistemlerinde en geniş biçimde kullanılabilmesine imkânsağlayacak şekilde düzenlenmiştir. Dolayısıyla demokratik düzenin ayrılmaz birparçası olan sendikal örgütlenme hakkının anlam kazanması yasak vesınırlamaların en aza indirilmesi ile mümkündür.
110. Demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüdesağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir. Temel hak ve özgürlüklerin özünedokunup tümüyle kullanılamaz hale getiren sınırlamalar, demokratik toplumdüzeninin gerekleriyle uyum içinde sayılamaz. Bu nedenle, temel hak veözgürlükler, istisnaî olarak ve ancak özüne dokunmamak koşuluyla demokratiktoplum düzeninin sürekliliği için zorunlu olduğu ölçüde ve ancak kanunlasınırlandırılabilirler. Başka bir ifadeyle yapılan sınırlama hak ve özgürlüğünözüne dokunarak, kullanılmasını durduruyor veya aşırı derecede güçleştiriyorsa,etkisiz hale getiriyorsa veya ölçülülük ilkesine aykırı olarak sınırlama aracıile amacı arasındaki denge bozuluyorsa demokratik toplum düzenine aykırıolacaktır (B. No: 2013/409, 25/6/2014, § 94).
111. Demokratik bir toplumda temel hak ve özgürlüklere getirilensınırlamanın, bu sınırlamayla güdülen amacın gerektirdiğinden fazla olmasıdüşünülemez. Demokratik hukuk devletinde güdülen amaç ne olursa olsun,kısıtlamaların, bu rejimlere özgü olmayan yöntemlerle yapılmaması ve belli birözgürlüğün kullanılmasını önemli ölçüde zorlaştıracak ya da ortadan kaldıracak düzeyevardırılmaması gerekir.
112. Sendikal tazminatın "fesih dışında" sözkonusu olması ve sendikal bir nedenle iş sözleşmesinin feshi hâlinde işçinin,4857 sayılı Kanun'un 18. madde hükmüne göre dava açma hakkına sahip olmasışeklinde sendikal örgütlenmeyi engelleyecek olan yasaklar demokratik toplumdüzeninin gerekleriyle örtüşmemektedir.
113. Hak ve özgürlüklere yapılacak her türlü sınırlamada devreyegirecek bir başka güvence de Anayasa'nın 13. maddesinde ifade edilen "ölçülülükilkesi"dir. Bu ilke, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasınailişkin başvurularda öncelikli olarak dikkate alınması gereken bir güvencedir.Anayasa'nın 13. maddesinde demokratik toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülükkriterleri iki ayrı ölçüt olarak düzenlenmiş olmakla birlikte bu iki ölçütarasında ayrılmaz bir ilişki vardır. Nitekim Anayasa Mahkemesi amaç ile araçarasında makul bir ilişki ve dengenin bulunup bulunmadığını inceler (B. No:2013/409, 25/6/2014, § 96).
114. Hakkın özü, dokunulduğunda söz konusu temel hak ve özgürlüğüanlamsız kılan çekirdek alanı ifade etmekte olup, bu yönüyle her temel hakaçısından kişiye dokunulmaz asgari bir alan güvencesi sağlamaktadır. Buçerçevede, hakkın kullanılmasını önemli ölçüde güçleştiren, hakkı kullanılamazhale getiren veya ortadan kaldıran sınırlamalar, hakkın özüne dokunmaktadır.Sendika hakkı bağlamında da, bu hakkın ortadan kaldırılması, kullanılamaz halegetirilmesi veya kullanılmasının aşırı derecede güçleştirilmesi sonucunudoğuran müdahalelerin, bu hakkın özünü zedeleyeceği açıktır. Ölçülülükilkesinin amacı da, temel hak ve özgürlüklerin gereğinden fazlasınırlandırılmasının önlenmesidir.
115. Kurallara göre iş güvencesi kapsamı dışında kalan işçiler,sendikaya üye oldukları ya da sendikal faaliyetlere katıldıkları için iştençıkarıldıklarında sendikal tazminat almaya hak kazanamayacaklardır. Sendikayaüye olmanın güvenceye kavuşturulmasının temelini, işçilerin sendikal nedenleayrımcılığa karşı teminat altına alınması ve en önemlisi de feshe karşı korunmatedbirleri oluşturur. Dolayısıyla, iş güvencesi kapsamı dışında kalan işçilerinsendikal nedenle fesih halinde sendikal tazminattan yoksun bırakılması,yalnızca sendika üyeliği hakkının sınırlandırılması ve güvenceden mahrumbırakılmasını değil, aynı zamanda bir bütün olarak sendikal hak veözgürlüklerin sınırlandırılması ve teminattan yoksun bırakılması sonucunudoğurmaktadır.
116. Sendikalı olarak çalışmakta olan işçileri sendikalayrımcılığa karşı korumak için getirilen sendikal tazminatın, iş güvencesinesahip olan ve olmayan işçiler yönünden farklı şekilde düzenlenmesi eşitlikilkesi ile de bağdaşmaz. Zira iş güvencesine sahip olsun ya da olmasın sendikaltazminat ödenmesini gerektiren husus, sendikalı olarak çalışmaktaykenayrımcılığa tabi tutulmaktır. Bu bakımdan aynı hukuki statüye sahip olarakçalışan işçilere, sendikal tazminata hak kazanılması açısından farklı muameledebulunulması, Anayasa'nın 10. maddesinde ifadesini bulan eşitlik ilkesiylebağdaşmamaktadır.
117. Öte yandan ölçülülük ilkesiyle Devlet, sendikal örgütlenmeyemüdahale edebilecek düzenlemelerin topluma sağlayacağı genel yarar ilebireylerin hak ve özgürlükleri arasında adil bir dengeyi sağlamakla yükümlüdür.İş akitleri sona erdirilen işçilerin tümü iptali talep edilen kurallar nedeniyleyukarıda ifade olunan sendikal tazminattan doğrudan doğruyafaydalanamamaktadır. Sendikal nedenle iş akitleri feshedilen işçilerden sadeceiş güvencesine sahip olanlar bu haktan faydalanabilecektir. Buna göre sendikalnedenlerle iş akitleri feshedilen işçilerin, sendikal tazminat davası açaraktazminat talebinde bulunabilmesini, sadece otuz veya daha fazla işçi çalıştıranbir işyerinde çalışan, işyerinde en az altı aylık kıdeme sahip olan ve belirsizsüreli iş sözleşmesi ile çalışan işçilere tanıyıp diğer işçileri bu haktanmahrum bırakan kurallar hukuk devleti ilkesine aykırıdır. Getirilendüzenlemeler Anayasa'nın 51. maddesinde yer alan sendika hakkına ölçüsüz birmüdahale teşkil etmektedir.
118. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa'nın 2., 10., 13. ve51. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
119. Kurallar Anayasa'nın 2., 10., 13. ve 51. maddelerine aykırıbulunarak iptal edildiğinden, ayrıca Anayasa'nın 5. ve 49. maddeleri yönündenincelenmesine gerek görülmemiştir.
120. Kuralların Anayasa'nın 12., 53., 54., 55. ve 90. maddeleriyleilgisi görülmemiştir.
G- Kanun'un 25. Maddesinin (5) Numaralı Fıkrasının ÜçüncüCümlesinin İncelenmesi
a- İptal Talebinin Gerekçesi
121. Dava dilekçesinde özetle, iş sözleşmesinin sendikal nedenlefeshi halinde işe iade davası veya bu davayı açmayıp sadece sendikal tazminatdavası açma hakkının işe iade davası açma hakkı olanlara tanınmasının sosyaldevlet ilkesine aykırı olduğu, sendikal hak ve özgürlüğün kullanılamaz halegeldiği, sendika kurma ve üye olma hakkının anayasal koruma altında olduğubelirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2. ve 49. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
b- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
122. Kanun'un 25. maddesinin dava konusu kuralın yer aldığı (5)numaralı fıkrasında,sendikal bir nedenle iş sözleşmesinin feshi hâlindeişçinin, 4857 sayılı Kanun'un 18., 20. ve 21. maddelerine göre dava açmahakkına sahip olduğu, iş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiğinin tespitedilmesi hâlinde, 4857 sayılı Kanun'un 21. maddesine göre işçinin başvurusu,işverenin işe başlatması veya başlatmaması şartına bağlı olmaksızın sendikaltazminata karar verileceği, ancak işçinin işe başlatılmaması hâlinde, ayrıca4857 sayılı Kanun'un 21.maddesinin birinci fıkrasında belirtilen tazminatahükmedilmeyeceği, işçinin 4857 sayılı Kanun'un yukarıdaki hükümlerine göre davaaçmamasının ayrıca sendikal tazminat talebini engellemeyeceğiöngörülmektedir.
123. Anayasa'nın 49. maddesinde, çalışmanın herkesin hakkı veödevi olduğu belirtilmiş, Devlete, çalışanların yaşam düzeyini yükseltmek,çalışma yaşamını geliştirmek için çalışanları korumak, çalışmayı denetlemek veişsizliği gidermeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak için gerekliönlemleri almak ödevi verilmiştir.
124. Sendika özgürlüğü, 6356 sayılı Kanun'un 25. maddesinde işegirişte, iş ilişkisinin devamı sırasında ve iş ilişkisinin sona ermesiaşamalarında güvence altına alınmıştır. Kanun'a göre tüm bu aşamalarda sendikalnedenlerle farklı muameleye tabi tutulan işçilere sendikal tazminat ödenmesikabul edilmiştir.
125. Kuralda atıfta bulunulan 4857 sayılı İş Kanunu'nun "Geçersizsebeple yapılan feshin sonuçları" başlıklı 21. maddesinin ilkfıkrasında "İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilensebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerekfeshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir ay içinde işebaşlatmak zorundadır. İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işebaşlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarındatazminat ödemekle yükümlü olur." denilmektedir. Buna göre işveren,geçerli bir sebep olmaksızın iş akitleri feshedilen işçilere en az dört aylıkve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle mükelleftir.
126. Dava konusu kural, iş sözleşmesinin sendikal nedenlefeshedildiğinin tespit edilmesi hâlinde işçiye ödenen sendikal tazminat dışındaaynı fiilden dolayı 4857 sayılı İş Kanunu'nun 21. maddesinin birinci fıkrasındabelirtilen ve haksız fesih nedeniyle işveren tarafından işçiye ödenmekte olaniş güvencesi tazminatının ayrıca ödenmeyeceğini düzenlemektedir. Böylece, işsözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiğinin tespiti hâlinde, işçiye ödenensendikal tazminat dışında aynı fiilden dolayı haksız fesih nedeniyle işgüvencesi tazminatının ayrıca ödenmesinin önüne geçilmektedir.
127. İşverenin iş akdini sendikal nedenle feshetmesi durumunda,sendikal tazminat, işçinin işyerine başvurması, işe başlatılması veya başlatılmamasınabağlı olmaksızın kendisine ödenecektir. Yine sendikal bir nedenle işsözleşmesinin feshi hâlinde işçinin 4857 sayılı Kanun hükümlerine göre davaaçmaması sendikal tazminat talep edebilmesini engellememekte, bu da işçiyegerçekçi bir seçim imkanı vermektedir.
128. Öte yandan,iş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiğiiddiası ile açılacak davada, feshin nedenini ispat yükümlülüğü işverene aittir.Aksiiş sözleşmeleri ve toplu iş sözleşmeleriyle kararlaştırılamayacaktır. Endüstriilişkileri sistemi sosyal tarafların tümünden oluşmaktadır. Aynı fiile iki ayrıyaptırımın öngörülmemesi, Devletin korumak ve devamını sağlamakla yükümlüolduğu çalışma hayatı ve çalışma barışını temin etme amacına dayanmaktadır. Bubakımdan işçi lehine zaten sendikal tazminata hükmedilmiş olduğu için aynınedenle ikinci bir tazminat ödenmesinin önüne geçilmek istenmesi kuralıAnayasa'ya aykırı hale getirmez.
129. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2. ve 49. maddelerineaykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
H- Kanun'un 2. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının (b) Bendinde YerAlan ".Ekonomik ve Sosyal Konseyde temsil edilen." İbaresinin,33. Maddesinin (3) Numaralı Fıkrasında Yer Alan ".ve meslekî eğitim, işsağlığı ve güvenliği, sosyal sorumluluk ve istihdam politikalarına ilişkindüzenlemeleri içerebilir." İbaresinin ve (4) Numaralı Fıkrasında YerAlan "...ve karşı tarafın çağrıya olumlu cevap vermesi ile."İbaresinin İncelenmesi
a- İptal Taleplerinin Gerekçeleri
130. Dava dilekçesinde özetle, sendikaların sendikal faaliyettebulunmak için herhangi bir konfederasyona üye olma zorunluluklarınınbulunmadığı, buna rağmen çerçeve sözleşme imzalama yetkisinin sadece Ekonomikve Sosyal Konseyde temsil edilen sendikalara tanındığı, işçiler ve işverenlerinkarşılıklı olarak toplu iş sözleşmesi yapma yetkisine sahip oldukları ancakkarşı tarafın çağrıya olumlu cevap vermesi şartı ile çerçeve sözleşme yapmayetkisinin işverenin olumsuz cevap vermesi halinde kullanılamayacağı, budüzenlemenin hem toplu iş sözleşmesi hakkını hem de grev hakkını demokratiktoplum düzenine aykırı ve ölçüsüz bir şekilde sınırlandırdığı, toplu işsözleşmesinin, iş sözleşmesinin yapılmasını, içeriğini ve sona ermesinidüzenleyen normatif kurallar içermesi gerektiği ancak kurallar nedeniyle buiçeriğin sınırlandırılmış olduğu ve çalışma koşulları, iş güvencesi, ücret,sosyal ve mali hakların çerçeve sözleşme yoluyla düzenlenebilmesininengellenmiş olduğu belirtilerek kuralların, Anayasa'nın 10., 13., 51., 53., 54.ve 90. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
b- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
131. Kanun'un 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendindeçerçeve sözleşme, Ekonomik ve Sosyal Konseyde temsil edilen işçi ve işverenkonfederasyonlarına üye işçi ve işveren sendikaları arasında işkolu düzeyindeyapılan sözleşme olarak tanımlanmış olup anılan bentte yer alan "...Ekonomikve Sosyal Konseyde temsil edilen." ibaresi dava konusudur. Kanun'un33. maddesinin (3) numaralı fıkrasında, çerçeve sözleşmelerin, sözleşmenintarafı olan işçi ve işveren sendikasının üyeleri hakkında uygulanacağı vemeslekî eğitim, iş sağlığı ve güvenliği, sosyal sorumluluk ve istihdampolitikalarına ilişkin düzenlemeleri içerebileceği düzenlenmiştir. Anılanfıkrada yer alan ".ve meslekî eğitim, iş sağlığı ve güvenliği, sosyalsorumluluk ve istihdam politikalarına ilişkin düzenlemeleri içerebilir."ibaresi dava konusudur. Kanun'un 33. maddesinin (4) numaralı fıkrasında iseçerçeve sözleşmenin, taraflardan birinin çağrısı ve karşı tarafın çağrıyaolumlu cevap vermesi ile en az bir, en çok üç yıl için yapılacağı düzenlenmişolup fıkra içerisinde yer alan ".ve karşı tarafın çağrıya olumlu cevapvermesi ile." ibaresi dava konusudur.
132. Buna göre dava konusu kurallar, işkolu düzeyinde yapılacakolan çerçeve sözleşme yapma yetkisini Ekonomik ve Sosyal Konseyde temsil edilenişçi ve işveren konfederasyonlarına üye işçi ve işveren sendikaları olarakbelirlemekte ve çerçeve sözleşmenin meslekî eğitim, iş sağlığı ve güvenliği,sosyal sorumluluk ve istihdam politikalarına ilişkin düzenlemeleriiçerebileceğini ve anılan sözleşmenin taraflardan birinin çağrısı ve karşıtarafın çağrıya olumlu cevap vermesi ile en az bir, en çok üç yıl içinyapılabileceğini düzenlemektedir.
133. Kanun, çerçeve sözleşmeyi ve çerçeve sözleşme yapma yetkisinitoplu iş sözleşmesinden ve toplu iş sözleşmesi yapma yetkisinden ayrı olarakdüzenlemiştir. Kanun'a göre"toplu iş sözleşmesi"işsözleşmesinin yapılması, içeriği ve sona ermesine ilişkin hususları düzenlemeküzere işçi sendikası ile işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işverenarasında yapılan sözleşme olarak ifade edilmişken;"çerçevesözleşme"Ekonomik ve Sosyal Konseyde temsil edilen işçi ve işverenkonfederasyonlarına üye işçi ve işveren sendikaları arasında işkolu düzeyindeyapılan ve ücrete ilişkin haklar dışında; mesleki eğitim, iş sağlığı vegüvenliği, sosyal sorumluluk ve istihdam politikalarına ilişkin düzenlemeleriiçeren sözleşme olarak tanımlanmıştır.
134. Ekonomik ve Sosyal Konsey, 4641 sayılı Ekonomik ve SosyalKonseyin Kuruluşu, Çalışma ve Yöntemleri Hakkında Kanun ile kurulmuş, görev veyetkileri de Kanun'un 3. maddesinde sayılmıştır. Söz konusu maddeninincelenmesinden Konsey'in, toplumun genelini ilgilendiren bütüncül konularda vedaha ziyade sosyal güvenlik ve sosyal politika ile ekonomik konularda yetkiliolduğu ve hazırlanan raporlar ile yapılan çalışmaları Hükümete, Türkiye BüyükMillet Meclisine, Cumhurbaşkanına ve kamuoyuna sunmak, görüş bildirilirkenuzlaşılan ve uzlaşılamayan hususları ayrı ayrı belirtmek gibi görev veyetkilerinin olduğu görülmektedir.
135. Toplu iş sözleşmelerinin içereceği unsurlar ise Kanun'un 33.maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir:
"(1) Toplu iş sözleşmesi, iş sözleşmesinin yapılması,içeriği ve sona ermesine ilişkin hükümleri içerir.
(2) Toplu iş sözleşmesi, tarafların karşılıklı hak ve borçları ilesözleşmenin uygulanması ve denetimini ve uyuşmazlıkların çözümü içinbaşvurulacak yolları düzenleyen hükümleri de içerebilir."
136. Buna göre maddede, toplu iş sözleşmesinde yer alması zorunlu(iş sözleşmesinin yapılması, içeriği ve sona ermesine ilişkin) hükümler ileisteğe bağlı olarak yer alabilecek (tarafların karşılıklı hak ve borçları,sözleşmenin uygulanması ve denetimi, uyuşmazlıkların çözümü için başvurulacakyolları düzenleyen) hükümler belirtilmiştir.
137. Çerçeve sözleşme ile toplu iş sözleşmesi, nitelikleri vekapsamları farklı, ayrı ayrı sözleşmelerdir. Aynı zaman dilimini kapsayacakşekilde çerçeve sözleşmenin imzalanmasının ayrıca toplu iş sözleşmesi imzalamayetkisini sınırlandırıcı bir yönü bulunmamaktadır. Bir başka ifadeyle toplu işsözleşmesi imzalama yetkisi olan sendika ve konfederasyonların bu yetkilerinikullanabilmeleri, çerçeve sözleşmeler ile sınırlandırılmamaktadır. Her ikisözleşme türü de kendi kapsamındaki konularla ilgili düzenlemeleriçerebilecektir. Böylelikle bir işyerinde aynı dönemde uygulanmak üzere işkoludüzeyinde imzalanacak çerçeve sözleşme ile anılan sözleşmede düzenlenebilecekhususlar karara bağlanabileceği gibi yine toplu iş sözleşmesi akdetmeye yetkiliolan sendika ile işveren arasında da toplu iş sözleşmesi imzalanabilecektir.
138.Nitekimbu husus madde gerekçesinde "Madde ile ayrıca,taraflardan birinin çağrısı ve karşı tarafın çağrıya olumlu cevap vermesi ileen az bir en çok üç yıl için, isteğe bağlı olarak sözleşmenin tarafı olan işçive işveren sendikalarının üyeleri arasında yazılı olarak, mesleki eğitim, işsağlığı ve güvenliği, sosyal sorumluluk ve istihdam politikalarına ilişkinçerçeve sözleşmelere imkân tanınmıştır." şeklinde açıklanmıştır.
139. Öte yandan çerçeve sözleşmede, meslekî eğitim, iş sağlığı vegüvenliği, sosyal sorumluluk ve istihdam politikalarına ilişkin düzenlemelerinyer alması, toplu iş sözleşmesi ile başkaca bir düzenleme yapmaya da engeldeğildir. Toplu iş sözleşmesinin tanımı Kanun'un 2. maddesinin (1) numaralıfıkrasının (h) bendinde "İş sözleşmesinin yapılması, içeriği ve sonaermesine ilişkin hususları düzenlemek üzere işçi sendikası ile işverensendikası veya sendika üyesi olmayan işveren arasında yapılan sözleşme"şeklinde yapılarak toplu iş sözleşmesi ile düzenlenebilecek hususlarbelirlenmiştir.
140. Diğer taraftan çerçeve sözleşmeler, taraflardan birininçağrısı ve karşı tarafın çağrıya olumlu cevap vermesi ile en az bir, en çok üçyıl için yapılabilecektir. Burada önemli olan çerçeve sözleşme yapılmasınınihtiyarî bir durum olmasıdır. İşçi sendikasının, işvereni ya da işverenin işçisendikasını çerçeve sözleşme yapmak üzere davet etmesi durumunda, karşı tarafınmasaya oturmasını kanun marifetiyle mecbur kılmak, taraflardan birini diğerinemahkûm etmek anlamına gelebileceği gibi, pazarlık sürecinde sadece masayaoturmada direnme suretiyle elde edilebilecek kazanımların da yitirilebilecekolmasına neden olabilecektir. Toplu iş sözleşmeleri için olmazsa olmaz olanhususlar, toplu iş sözleşmesinin doğası gereği sahip olunan, iş sözleşmesininyapılması, içeriği ve sona ermesini düzenleyen hükümler olup bunlar için zatenkarşı tarafın çağrıya olumlu cevap vermesi şartı aranmamakta, bu şart sadeceçerçeve sözleşmelerde aranmaktadır.
141. Anayasa'nın 53. maddesinde "İşçiler ve işverenler,karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarınıdüzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler. Toplu işsözleşmesinin nasıl yapılacağı kanunla düzenlenir." hükmüne yerverilmiştir.
142. İş dünyasında var olan toplu iş sözleşmesi yapma hakkına ekbir hak olarak çerçeve sözleşme yapma hakkı getirilmesi, işçilere ilave birimkân sunulması anlamına gelmektedir. Buna göre, çerçeve sözleşmenin meslekîeğitim, iş sağlığı ve güvenliği, sosyal sorumluluk ve istihdam politikalarınailişkin düzenlemeleri içerebilmesi ve anılan sözleşmenin, taraflardan birininçağrısı ve karşı tarafın çağrıya olumlu cevap vermesi ile en az bir, en çok üçyıl için yapılabilmesi ve işkolu düzeyinde yapılacak olan çerçeve sözleşmeyapma yetkisini Ekonomik ve Sosyal Konseyde temsil edilen işçi ve işverenkonfederasyonlarına üye işçi ve işveren sendikaları olarak belirlemek kanunkoyucunun takdirindedir. Kurallar ile toplu iş sözleşmesi yapma hakkının özüzedelenmediği gibi toplu iş sözleşmesi hakkı sınırlanmamakta ve hakka birmüdahalede bulunulmamaktadır.
143. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa'nın 13. ve 53.maddelerine aykırı değildir. İptal taleplerinin reddi gerekir.
144. Kuralların Anayasa'nın 10., 51., 54. ve 90. maddeleri ileilgisi görülmemiştir.
I- Kanun'un 41. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasında Yer Alan "Kurulubulunduğu işkolunda çalışan işçilerin en az yüzde üçünün üyesi bulunmasışartıyla." İbaresinin,".çalışanişçilerin yarıdan fazlasının."İbaresinin,".iseyüzde kırkının."İbaresinin,(5) Numaralı Fıkrasının BirinciCümlesinde Yer Alan ".yüzde üçünün." İbaresinin, 43.Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasının İkinci Cümlesinde Yer Alan ".yüzdeüçünden." İbaresinin ve (4) Numaralı Fıkrasının İkinci Cümlesinde YerAlan ".en az yüzde üçünü." İbaresinin İncelenmesi
145. Kanun'un 41. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan"yüzde üçünün" ibaresi, (5) numaralı fıkrasında yer alan".yüzde üçünün." ibaresi, 43. maddesinin (2) numaralıfıkrasının ikinci cümlesinde yer alan ".yüzde üçünden."ibaresi ve (4) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan ".en azyüzde üçünü." ibaresi 10.9.2014 tarihli ve 6552 sayılı İş Kanunu ileBazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile BazıAlacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi iledeğiştirildiğinden, bu değişikliklerin yer aldığı dava konusu ibarelere yönelikiptal talebinin konusu kalmadığından söz konusu ibareler yönünden kararverilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir.
146. Osman Alifeyyaz PAKSÜT ve Engin YILDIRIM".çalışanişçilerin yarıdan fazlasının." ibaresi ve ".ise yüzdekırkının." ibaresi yönünden bu görüşe katılmamışlardır.
İ- Kanun'un 41. Maddesinin (2) ve (3) Numaralı Fıkralarınınİncelenmesi
a- İptal Taleplerinin Gerekçeleri
147. Dava dilekçesinde özetle, işyeri ve işletme barajsistemlerinin eşitlik ilkesine aykırı olduğu, bazı sendikalar için ayrıcalıklıbir durum oluşturulduğu, toplu iş sözleşmesi imzalayabilmeyi olumsuzetkilediği, bu durumun sosyal devlet, eşitlik ve devletin temel amaç vegörevleriyle bağdaşmadığı, herkesin temel hak ve hürriyetlere sahip olduğu vebu hakların özüne dokunulamayacağı, işyeri ve işletme baraj sistemleri ilesendika kurma hakkının zedelenmesinin toplu iş sözleşmesi yapma, grev ve lokavthakları ile çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret eldeetmelerini engellediği, bu durumun Anayasa'ya ve tarafı olduğumuz uluslararasısözleşmelere aykırı olduğu belirtilerek kuralların, Anayasa'nın 2., 5., 10.,12., 13., 49., 51., 53., 54., 55. ve 90. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
b- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
148. Kanun'un 41. maddesinin dava konusu (2) numaralı fıkrasında,işletme toplu iş sözleşmeleri için işyerlerinin bir bütün olarak dikkatealınacağı ve yüzde kırk çoğunluğun buna göre hesaplanacağı, (3) numaralıfıkrasında ise işletmede birden çok sendikanın yüzde kırk veya fazla üyesininolması durumunda başvuru tarihinde en çok üyeye sahip sendikanın toplu işsözleşmesi yapmaya yetkili olduğu öngörülmüştür.
149. Örgütlenme özgürlüğünün bir parçası olan sendika hakkınınkapsamı (23) ila (25) numaralı paragraflarda ifade edilmiştir.
150. Anayasa, sendika hakkının bir unsuru olan toplu sözleşmehakkını, 53. maddede özel olarak düzenlemiştir. Anılan maddenin birincifıkrasında, "İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik vesosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu işsözleşmesi yapma hakkına sahiptirler."denildikten sonra sonfıkrasında,"Toplu sözleşme hakkının kapsamı, istisnaları, toplusözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü veyürürlüğü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılması, KamuGörevlileri Hakem Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğerhususlar kanunla düzenlenir." hükmüne yer verilmiştir.
151. Anayasa'nın 53. maddesinin son fıkrasında, toplu sözleşmehakkının kapsamının, istisnalarının, toplu sözleşmeden yararlanacakların, toplusözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğünün kanunla düzenleneceğibelirtilmekle birlikte bu hakkın sınırlama sebeplerine yer verilmemiştir. Ancaktoplu sözleşme hakkı, sendika hakkının bir unsuru olarak görüldüğündenAnayasa'nın 51. maddesinin ikinci fıkrasında sendika hakkı için öngörülensınırlama nedenlerinin toplu sözleşme hakkı yönünden de geçerli olduğununkabulü gerekir. Buna göre, toplu sözleşme hakkının, millî güvenlik, kamudüzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ilebaşkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerine dayanılarak kanunlasınırlanması mümkündür.
152. Kanun'un 41. maddesinin ilk fıkrasında işçi sendikasınıntoplu iş sözleşmesi yapabilmesi için ülke barajı ve işyeri barajı olarakadlandırılan oranlar düzenlenmiştir. Buna göre işçi sendikasının yetkiliolabilmesi için öncelikle kurulu bulunduğu veya toplu iş sözleşmesi yapılacakişyerinin girdiği işkolunda başvuru tarihinde çalışan toplam işçilerin en azyüzde birini üye kaydetmiş olması gerekir. Bundan başka sendika, toplu işsözleşmesinin kapsamına girecek işyeri veya işyerlerinde çalışan işçilerinyarısından fazlasını üye kaydetmiş olması hâlinde, bu işyeri veya işyerleriiçin yapılacak toplu iş sözleşmesinde yetkili olacaktır. Ülke barajınıgeçemeyen sendikaların o işyeri veya işyerlerindeki üye sayılarınabakılmaksızın toplu iş sözleşmesi yapma yetkisi yoktur. İşletme toplu işsözleşmesinde ise, yarıdan fazla çoğunluk yerine yüzde kırk çoğunlukgetirilmiştir. Yüzde kırkı birden çok sendikanın aşması durumunda en çok üyesiolan sendikanın yetkili olacağı düzenlenmiştir. Yüzde kırkı geçen sendikalarıneşit üyeliği halinde ise yetki talebi olumsuz karşılanacaktır. İşletme toplu işsözleşmeleri için işyerleri bir bütün olarak dikkate alınacak ve yüzde kırkveya fazla üyesi olması durumunda en çok üyeye sahip sendika toplu işsözleşmesi yapmaya yetkili olacaktır.
153. İşletme toplu iş sözleşmesi yapma yetkisi konusunda işyerininbir bütün olarak dikkate alınarak yüzde kırk çoğunluğun buna göre hesaplanmasıve işletmede birden çok sendikanın yüzde kırk veya fazla üyeye sahip olmasıdurumunda başvuru tarihinde en çok üyeye sahip sendikanın toplu iş sözleşmesiyapmaya yetkili olması toplu sözleşme hakkının norm alanını daralttığı içinsendika hakkına müdahale niteliği taşıdığı açıktır.
154. İşletme toplu iş sözleşmesi için belli bir barajın aranması,sözleşme imzalayacak olan sendikanın güçlü bir sendika olması amacınadayanmaktadır. Bağımsız ve güçlü sendikaların işletme toplu iş sözleşmesinintarafı olabilmelerinin temin edilmesi, çalışanların işyerlerinde sendikalhaklardan daha etkin bir şekilde yararlanmaları sonucunu doğuracağından, budurumun sendikal hak ve özgürlüklerin korunmasına hizmet edeceği açıktır. Dolayısıylaişletme toplu iş sözleşmesi için baraj öngörülmesinde, anayasal açıdan meşrubir amaca dayanıldığı anlaşılmaktadır.
155. Ancak toplu sözleşme yapılabilmesi için işkolu barajıöngörülmek suretiyle sendika hakkına yapılan müdahalenin Anayasa'nın 13.maddesinde belirtilen ilkelere uygun olması gerekmektedir. Anayasa'nın 13.maddesi uyarınca, temel hak ve özgürlüklere yapılacak müdahaleler, demokratiktoplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz. Ölçülülükilkesi, yasal önlemin öngörülen amaç için zorunlu ve amaca ulaşmaya elverişliolmasını, ayrıca amaç ve araç arasında hakkaniyete uygun bir dengenin bulunmasıgereğini ifade eder.
156. Toplu sözleşme hakkı, çalışanlara, üyesi bulunduklarısendikalar aracığıyla işverenle karşılıklı olarak ekonomik ve sosyaldurumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla görüşme ve anlaşmayapabilme yetkisi tanıyan sendikal bir haktır. Toplu sözleşme hakkı sendikaözgürlüğünün önemli bir parçasını oluştursa da sendikal özgürlükler toplu sözleşmehakkından ibaret olmayıp bunun dışında başka araçlar da bulunmaktadır.Anayasa'nın 51. maddesinin birinci fıkrasında, sendikaların, çalışanların"ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek"amacıyla faaliyet gösterecekleri ifade edilmiş, ancak hangi araçlarla bu amacıgerçekleştirecekleri hususunda bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Dolayısıylatüm sendikalara toplu sözleşme hakkı tanınmasının, çalışanların "ekonomikve sosyal hak ve menfaatlerinin korunması" amacı bakımından zorunlulukolduğu söylenemez. Bu itibarla, en yüksek temsil gücüne sahip sendikalara toplugörüşme yapma yetkisi tanınması, kanun koyucunun takdirindedir. Bununlabirlikte, toplu sözleşme yapma yetkisini haiz bulunmayan diğer sendikaların,üyelerinin ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerinin korunmasını temin edecekaraçlardan tamamen yoksun bırakılmamaları gerekir. Çoğunluğu sağlayamayansendikaların, toplu pazarlığa katılamasalar da en azından üyelerinin hak veçıkarlarını dile getirme imkânından tamamen mahrum bırakılmamaları gerekir.Aksi hâlde sendikal haklara yapılan müdahale ölçülü olmaz.
157. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi'nin (AİHS) örgütlenme özgürlüğünü düzenleyen 11. maddesininbirinci fıkrasında geçen "çıkarlarını korumak amacıyla"başkalarıyla birlikte sendikalar kurma ve sendikalara üye olma kavramını,sendikalara "danışılma/dinlenilme" hakkını tanıdığı biçimindeyorumlamakta ve toplu görüşmeyi, danışılma hakkının araçlarından biri olarakgörmektedir. AİHM, her sendikanın toplu sözleşme yetkisine sahip olmasının birzorunluluk olmadığını, taraf devletlerin, gerekli gördükleri takdirde temsilcisendikalara özel statü tanıyacak şekilde düzenleme yapabileceklerini kabuletmektedir (Demir ve Baykara/Türkiye, B. No: 34503/97, K.T. 12.11.2008, §154).
158. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) denetim organları da AİHMiçtihatlarına uygun bir şekilde, "en çok temsil gücüne sahip örgütlere"mevzuat yoluyla bazı ayrıcalıklar tanınabileceğini kabul etmekte, ancak çoğunluğusağlayamayan sendikaların da üyelerinin çıkarlarını koruma yönünden işlevsizkalmaması, toplu pazarlığa katılamasalar da en azından üyelerin hak veçıkarlarını dile getirip bireysel şikâyet ve başvurularda üyelerini temsilenhareket edebilmeleri gerektiğini ifade etmektedirler.
159. Tüm sendikalara toplu sözleşme hakkı tanınması, çalışanların"ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerinin korunması" amacıbakımından zorunluluk olmadığı gibi en yüksek temsil gücüne sahip sendikalaratoplu görüşme yapma yetkisi tanınması da kanun koyucunun takdirindedir. Bununlabirlikte toplu sözleşme yapma yetkisini haiz bulunmayan diğer sendikalar,üyelerinin ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerinin korunmasını temin edecekaraçlardan yoksun bırakılmamaktadır. Sendikaların, sendikal faaliyetin asgariiçeriğini oluşturan, üyelerin hak ve çıkarlarını dile getirme ve bireyselşikâyet ve başvurularda üyelerini temsilen hareket edebilme olanağına sahipoldukları dikkate alındığında, güçlü sendikaların işletme toplu iş sözleşmesinintarafı olabilmeleri için öngörülen yüzde kırk çoğunluk aranmasında çalışanlaraaşırı veya olağanüstü bir yük yüklenmediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, yüzdekırklık oranın, toplu iş sözleşmesi yapma hakkına ölçüsüz bir müdahale teşkilettiği söylenemez.
160. Açıklanan nedenlerle, dava konusu kurallar Anayasa'nın 13.,51. ve 53. maddelerine aykırı değildir. İptal taleplerinin reddi gerekir.
161. Osman Alifeyyaz PAKSÜT ve Engin YILDIRIM (2) numaralı fıkrayönünden bu görüşe katılmamışlardır.
162. Kuralların Anayasa'nın 2., 5., 10., 12., 49., 54., 55. ve 90.maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
J- Kanun'un 58. Maddesinin (2) ve (3) Numaralı Fıkralarınınİncelenmesi
a- İptal Taleplerinin Gerekçeleri
163. Dava dilekçesinde özetle, kurallar ile toplu iş sözleşmesininyapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde yapılan grevlerin kanuni grev,bunun dışındaki tüm grevlerin ise kanun dışı grev olarak tanımlandığı, genelgrev, hak grevi, dayanışma grevi, protesto grevi ve kısa süreli iş bırakma gibifarklı grev türlerinin kanun dışı ilan edildiği, böylelikle grev hakkınayönelik demokratik toplum düzenine aykırı, ölçüsüz, aşırı ve hakkın özünüzedeleyen bir sınırlama getirildiği, bu durumun Anayasa'ya ve tarafı olduğumuzuluslararası sözleşmelere aykırı olduğu belirtilerek kuralların, Anayasa'nın2., 5., 13., 54. ve 90. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
b- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
164. Kanun'un 58. maddesinin dava konusu (2) numaralı fıkrasında,toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması hâlinde,işçilerin ekonomik ve sosyal durumları ile çalışma şartlarını korumak veyageliştirmek amacıyla, Kanun hükümlerine uygun olarak yapılan greve kanuni grevdenileceği; (3) numaralı fıkrasında ise kanuni grev için aranan şartlargerçekleşmeden yapılan grevin kanun dışı olacağı ifade edilmiştir.
165. Anayasa'nın 54. maddesinde "Toplu iş sözleşmesininyapılması sırasında, uyuşmazlık çıkması halinde işçiler grev hakkınasahiptirler. Bu hakkın kullanılmasının. usul ve şartları ile kapsam veistisnaları kanunla düzenlenir." denilerek, grevin ancak toplu işsözleşmesi yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde mümkün olacağı ve buhakkın sadece kanun ile çizilen çerçevede kullanılabileceği hükme bağlanmıştır.6356 sayılı Kanun'un 58. maddesi de bu düzenleme gereği aynı ilkeyi benimsemiş,ayrıca "grevin sadece işçilerin ekonomik ve sosyal durumları ileçalışma şartlarını korumak ve geliştirmek amacıyla kanun hükümlerine uygunolarak yapılabileceğini", bu kurallara uymadan bir grev kararıalınırsa bunun kanuni olmayacağını kabul etmiştir. Toplu iş sözleşmesi yapmayetkisine sahip bir sendika, bu koşullara uyması halinde kanuni grev kararıalabilecektir. Bu nedenle grev kararını, sadece grevin uygulanacağı işyeri veyaişyerleri için toplu iş sözleşmesi yapma yetkisine sahip bir sendikaalabilecektir.
166. Anayasa'nın grev hakkı ve lokavtı düzenleyen 54. maddesininikinci fıkrasında "Grev hakkı ve lokavt iyi niyet kurallarına aykırıtarzda, toplum zararına ve millî serveti tahrip edecek şekilde kullanılamaz."denilmiş, dördüncü fıkrasında da "Grev ve lokavtın yasaklanabileceğiveya ertelenebileceği haller ve işyerleri kanunla düzenlenir."denilerek,bunların kimi yasaklamalar ve sınırlamalara tabi tutulabileceğine işaretolunmuştur. Fıkrada geçen "haller" sözcüğü ile anılan haklarıngeçici ya da sürekli olarak yasaklanabileceği tüm durumlar ifade edilmekistenmiştir.
167. Anayasa'nın 54. maddesinin gerekçesinde ise "Grev velokavt hakları sadece toplu sözleşme yapılırken uyuşmazlık çıkması halindetanınmış; başka deyişle hak grevi yolu tıkanmıştır. Mahkemelere saygı veçalışma barışı ilkeleri hak grevinin yasaklanmasına amil olmuştur. Bir toplu işsözleşmesi döneminde mutlak iş barışı esası kabul edilmiştir."denilmiştir.
168. Grev, 6356 sayılı Kanun'un 58. maddesinin (1) numaralıfıkrasında tanımlanmıştır. Buna göre"İşçilerin, topluca çalışmamaksuretiyle işyerinde faaliyeti durdurmak veya işin niteliğine göre önemli ölçüdeaksatmak amacıyla, aralarında anlaşarak veya bir kuruluşun aynı amaçla toplucaçalışmamaları için verdiği karara uyarak işi bırakmalarına grev denir."
169. Bir grevden söz edebilmek için işçilerin topluca çalışmamaksuretiyle işi bırakmaları gerekmektedir. Topluca işi bırakmanın, işyerinde işiveya üretimi ve böylece çalışma barışını önemli ölçüde aksatmış bulunupbulunmaması önem taşımaktadır. Bu anlamda tek bir işçinin işi bırakması grevolamaz, zira grev toplu bir harekettir. Bununla birlikte işçilerin topluca işibırakmış bulunmaları da yeterli değildir. Topluca işi bırakmak suretiyle, oişyerinde işi durdurma veya işin niteliğine göre önemli ölçüde aksatma amacınında bulunması gerekir. Son olarak grev için işçilerin aralarında anlaşması veyabir kuruluşun aynı amaçla topluca çalışmamaları için verdiği bir karara uymasıgerekmektedir.
170. Kanuni grev; işçilerin, kanunda belirlenen amaç içinde veyine kanunda öngörülen usul, şekil, yasak ve sürelere uyarak topluca çalışmamaksuretiyle bir işyerinde faaliyeti durdurmak veya işin niteliğine göre önemliölçüde aksatmak amacıyla, toplu iş sözleşmesi ehliyet ve yetkisine sahip birişçi sendikasının topluca çalışmamaları için verdiği karara uyarak işi bırakmalarıdır.
171. Çalışma hayatını düzenleyen hukuk sistemi içinde toplu işsözleşmesi özerkliğinin ayrı bir yeri vardır. Bu bağlamda toplu iş sözleşmesiözerkliğinin temel unsurları olan sendika özgürlüğü, grev ve toplu işsözleşmesi haklarının Anayasa ve kanunlar ile ayrıntılı bir biçimdedüzenlenmesi gerekir. Bu gereklilik anılan hak ve özgürlüklerin güvence altınaalınmasını sağlama bakımından oldukça önemlidir.
172. Anayasa'nın 54. maddesinde, toplu iş sözleşmesinin yapılmasısırasında, uyuşmazlık çıkması halinde işçilerin grev hakkına sahip oldukları,bu hakkın kullanılmasının usul ve şartlarının ise kanunla düzenleneceğibelirtilmekle birlikte bu hakkın sınırlama sebeplerine yer verilmemiştir.
173. Grev hakkı, sendika hakkının bir unsuru olarak görüldüğündenAnayasa'nın 51. maddesinin ikinci fıkrasında sendika hakkı için öngörülensınırlama nedenlerinin grev hakkı yönünden de geçerli olduğunun kabulü gerekir.Buna göre, grev hakkının, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesininönlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hak ve özgürlüklerininkorunması sebeplerine dayanılarak kanunla sınırlanması mümkündür.
174. Demokratik bir ülkede işçi ve işveren kuruluşları arasındaortaya çıkan uyuşmazlığın çözümünde grev hakkı ve lokavtın tanınması gerekliolmakla beraber, yerine göre başvurulan bu mücadele araçlarının ulusal ekonomive kamu düzenine olumsuz yönde etkileri nedeniyle bazı sınırlama vekısıtlamalara tabi tutulmaları da kaçınılmazdır.
175. İşçilerin ekonomik ve sosyal durumları ile çalışma şartlarınıkorumak veya geliştirmek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapmaları sırasındauyuşmazlık çıkması hâlinde 6356 sayılı Kanun'un ilgili hükümlerine uygun olarakyapacakları grevin kanuni grev, kanuni grev için aranan şartlar gerçekleşmedenyapılan grevin ise kanun dışı grev olarak kabulünün grev hakkına müdahaleniteliği taşıdığı açıktır.
176. Öte yandan grev hakkına getirilen söz konusu sınırlamadoğrudan doğruya Anayasa'da hüküm altına alınmış bulunmaktadır. Anayasanın 54.maddesinde toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında uyuşmazlık çıkmasıhalinde işçilerin grev hakkına sahip oldukları, bu hakkın kullanılmasının usulve şartlarının ise kanunla düzenleneceği belirtilmiştir. Buna göre ülkemizdegrev ve lokavt serbestîsi geçerlidir. Ancak 6356 sayılı Kanun'da grevebaşvurmadan önce arabuluculuk aşamasından geçme zorunluluğu, yani barışçıyolların denenmesine rağmen uyuşmazlığın giderilememiş olması koşuluöngörülmüştür.
177. Ayrıca, 5982 sayılı Kanun ile Anayasa'nın 54. maddesininyedinci fıkrasında yer alan siyasî amaçlı grev ve lokavt, dayanışma grev velokavtı, genel grev ve lokavtyasağının yürürlükten kaldırılmış olması maddeninbirinci fıkrasında yer alan grev hakkı ile ilgili hükümleri değiştirmemektedir.
178. Kural ile grev hakkına ilişkin olarak getirilen düzenlemelerdayanağını doğrudan doğruya Anayasadan almaktadır. Somut anayasal bir güvenceolarak öngörülen bu hak, yine anayasal kriterlere uygun olmak koşuluyla kanunkoyucunun düzenleme yetkisine bırakılmaktadır.
179. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa'nın 2., 13. ve 54.maddelerine aykırı değildir. İptal taleplerinin reddi gerekir.
180. Osman Alifeyyaz PAKSÜT bu görüşe katılmamıştır.
181. Kuralın Anayasa'nın 5. ve 90. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
K- Kanun'un 60. Maddesinin (6) Numaralı Fıkrasında Yer Alan ".lokavtkararı uyuşmazlığın kapsamındaki başka işyerleri için de alınabilir."İbaresinin İncelenmesi
a- İptal Talebinin Gerekçesi
182. Dava dilekçesinde özetle, grev hakkı ile lokavt arasındakibağımlılık ilişkisinin koparılmış olduğu, grup toplu iş sözleşmelerinde grevkararı alınmamış işyerleri veya işletmeler için de doğrudan lokavt kararıalınabilmesinin mümkün hale geldiği, ekonomik ve sosyal açıdan hem sendika hemde işçilerin özgür toplu pazarlık haklarının engellendiği, tek yanlı yeni birdüzenlemeyle işverene sosyal dengeyi bozacak bir ayrıcalık getirildiği, buhaliyle grevin işçi ve sendika üzerinde yaratacağı ücret kaybı ve diğer mali veekonomik kayıpların baskısı nedeniyle uygulanamaz hale geldiği, bu durumunAnayasa ve tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelerle çeliştiği belirtilerekkuralın, Anayasa'nın 10., 51., 54. ve 90. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
b- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
183. 6216 sayılı Kanun'un 43. maddesi uyarınca, dava konusu kuralilgisi nedeniyle Anayasa'nın 13. maddesi yönünden de incelenmiştir.
184. Dava konusu kural, grup toplu iş sözleşmesine ilişkinuyuşmazlıklarda, uyuşmazlığın kapsamındaki işyerlerinin bir kısmı için grevkararı alınmış olsa dahi lokavt kararının uyuşmazlığın kapsamındaki başkaişyerleri için de alınabileceğini düzenlemektedir.
185. Anayasa'nın 54. maddesinde "Toplu iş sözleşmesininyapılması sırasında, uyuşmazlık çıkması halinde işçiler grev hakkınasahiptirler. Bu hakkın kullanılmasının ve işverenin lokavta başvurmasının usulve şartları ile kapsam ve istisnaları kanunla düzenlenir. Grev hakkı ve lokavtiyi niyet kurallarına aykırı tarzda, toplum zararına ve millî serveti tahripedecek şekilde kullanılamaz..." denilmektedir.
186. Anayasa'nın 54. maddesinin gerekçesi ise şu şekildedir:"Lokavtın anayasal hak olarak tanınması bir denge fikrinin sonucudur.Lokavtın yasaklanması yolunda belirlenen düşüncelerin uygulanması halinde,işverenlerin elinden tek mücadele ve mukabele aracının alınması sonucu doğardı.Varlığı tartışılan lokavt hakkının anayasal güvenceye kavuşturulması bu nedenlegerekmiştir. Sosyal alanda işçi ve işveren mücadele ederlerken eşit araçlarkullanılırsa, ancak o zaman, bu mücadele topluma zarar verici olmaktan çıkar.Aksi halde grevsiz lokavt ve lokavtsız grev ayrı sonuçları verir.Lokavt ancakgreve karşı uygulanabilecektir."
187. Gerekçeden de görülebileceği gibi, işçiler ve işverenler içineşit araçlar kullanılması esası benimsenmiş ve grevsiz lokavt ile lokavtsızgrevin sonuçlarının farklı olduğu vurgulanmış, ayrıca lokavtın ancak grevekarşı uygulanabileceği açık bir şekilde ifade edilmiştir.
188. Kanun'da öngörülen toplu sözleşme türleri; işyeri toplu işsözleşmesi, grup toplu iş sözleşmesi, işletme toplu iş sözleşmesi ve çerçevesözleşmedir.
189. Grup toplu iş sözleşmesi, Kanun'un 2. maddesinin (ç)bendinde, "işçi sendikası ile işveren sendikası arasında, birden çoküye işverene ait aynı işkolunda kurulu işyerlerini ve işletmeleri kapsayantoplu iş sözleşmesi" olarak tanımlanmıştır. Burada çoğunluklabenimsendiği üzere, işveren tarafı bir sendikadır.
190. Lokavt ise Kanun'un "Lokavtın tanımı"başlıklı 59. maddesinde tanımlanmıştır. Buna göre, işyerinde faaliyetin tamamendurmasına neden olacak tarzda, işveren veya işveren vekili tarafından kendikararıyla veya bir kuruluşun verdiği karara uyarak, işçilerin topluca iştenuzaklaştırılmasına lokavt denmektedir. Lokavtta öne çıkan başlıca iki özellik,işçilerin topluca işten uzaklaştırılmaları ve bu uzaklaştırmanın işyerindekifaaliyetin büsbütün durmasına sebep olacak tarzda yapılmasıdır.
191. Lokavt, işçilerin grev hakkını kullanması sırasında işvereniçin getirilmiş bir karşı yaptırımdır. Ancak işverenin bu yola başvurabilmesianayasal düzlemde ve lokavtın kendine has özellikleri çerçevesindedeğerlendirilmelidir.
192. Lokavt uygulamasında esas olan, toplu iş sözleşmesininyapılması sırasında çıkabilecek uyuşmazlıklar üzerine işçi sendikasının grevkararı alması halinde işverenlerin bu yola başvurabilecek olmasıdır. Nitekimlokavt kararının alınması, alınmış olan bir grev kararının, uyuşmazlığın diğertarafı olan "işveren sendikasına" veya "sendika üyesiolmayan işverene" tebliğ edilmesi şartına bağlanmıştır. Bu yönüylelokavt uygulaması bağlı bir yetki şeklinde gerçekleşebilecektir. Dolayısıylaortada alınmış bir grev kararı yoksa ya da işverene ait işyerlerinin herhangibirinde grev kararı alınmış olmasına rağmen grev kararı alınmamış başka birişyerinde lokavta başvurulması lokavtın özü ile bağdaşamaz.
193. Grup toplu iş sözleşmesine ilişkin olarak ortaya çıkanuyuşmazlıklarda, uyuşmazlığın kapsamındaki işyerlerinin bir kısmı için işçisendikası tarafından grev kararı alınmış olması hâlinde işveren tarafından oişyerinde lokavt uygulamasına başvurulabilmesi mümkündür. Ancak bunun ötesindeişverenin uyuşmazlığın kapsamında olan, fakat grev kararı alınmamış işyerleriiçin de lokavta başvurabileceğini benimseyen kural Anayasa ile düzenlenenlokavt ile bağdaşmayacağı gibi grev hakkının kullanılabilmesini de engelleyiciniteliktedir. Bu hüküm bir işyerinde greve gitme istek ve yetkisine sahip olanlarıetkileyebilir. Hak ve özgürlüklere yapılacak her türlü sınırlamada Anayasa'nın13. maddesinde ifade edilen"ölçülülük ilkesi"devredegirecektir.Bu ilke, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkinbaşvurularda öncelikli olarak dikkate alınması gereken bir güvencedir.Anayasa'nın 54. maddesinde koruma altına alınan grev hakkına yöneliksınırlamaların 13. madde kapsamında görülebilmesi, getirilen düzenlemelerinöncelikle ölçülü ve demokratik toplumda gerekli olması şartına bağlıdır. Diğerişyerlerinde çalışmakta olan işçiler için de lokavt uygulamasınıngerçekleşebilecek olması nedeniyle greve karar vermek ya da uygulamak hakkınıkullanmaktan imtina edilmesine yol açabilecek bu düzenleme Anayasa koyucunun bukonudaki iradesiyle uyumlu olmayan hukuki sonuçların ortaya çıkmasına nedenolacaktır. Bu yönüyle kural, grev hakkına ölçülü ve demokratik toplum düzenindegerekli olmayan bir sınırlama teşkil etmektedir.
194. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 13. ve 54.maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
195. Kural Anayasa'nın 13. ve 54. maddelerine aykırı bulunarakiptal edildiğinden, ayrıca Anayasa'nın 10. maddesi yönünden incelenmesine gerekgörülmemiştir.
196. Kuralın Anayasa'nın 51. ve 90. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
L- Kanun'un 61. Maddesinin (3) Numaralı Fıkrasının BirinciCümlesinde Yer Alan ".oylamaya katılanların." İbaresi ve (5)Numaralı Fıkrasının İncelenmesi
a- İptal Taleplerinin Gerekçeleri
197. Dava dilekçesinde özetle, grev hakkına yönelik olarakyapılacak sınırlamaların Anayasa'nın sözüne, ruhuna, ölçülülük ilkesine vedemokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamayacağı, Türkiye'deki grevoylaması uygulamasına hemen hemen her zaman işverenin işçilere baskı yaparakdilekçe toplatması neticesinde gidildiği, işverenlerin çoğu zaman işçileri"Greve Hayır" oyu kullanmaya zorladığı, işverenlerin grevilanı tarihi ile grev oylaması tarihi arasında sendikalı işçilerin tümünü ya dabir kısmını işten çıkararak grev oylamasına katılabilecek sendikalı işçisayısını azaltabileceği, böylece grev oylamasında "Hayır"oyunun çoğunlukta olmasını sağlamak için haksız bir avantaj elde edilmişolacağı ve kendine özgü bir niteliğe sahip olan grup toplu iş sözleşmesindegrev oylaması uygulamasının fiilen imkânsız hale geldiği, bu durumun Anayasa'yave tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelere aykırı olduğu belirtilerekkuralların, Anayasa'nın 13., 51., 54. ve 90. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
b- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
198. Kanun'un 61. maddesinin (3) numaralı fıkrasının birincicümlesinde, grev oylamasında grev ilanının yapıldığı tarihte işyerinde çalışanişçilerden oylamaya katılanların salt çoğunluğu grevin yapılmaması yönündekarar verirse, bu uyuşmazlıkta alınan grev kararının uygulanmayacağıdüzenlenmiş olup cümle içerisinde geçen ".oylamaya katılanların."ibaresi dava konusu kuraldır. Dava konusu bir diğer kural olan 61. maddenin (5)numaralı fıkrasında ise grup toplu iş sözleşmesi yapılmasına ilişkinuyuşmazlıklarda grev oylaması talebinin, grubun her bir işyerinin bağlıbulunduğu görevli makama yapılacağı, grev oylaması isteyen işçilerin sayısınınyeterli orana ulaşıp ulaşmadığının tespiti ile grev oylamasının sonuçlarınınher işyeri için ayrıca belirleneceği düzenlenmiştir.
199. Anayasa'nın 54. maddesinde, toplu iş sözleşmesinin yapılmasısırasında, uyuşmazlık çıkması halinde işçilerin grev hakkına sahip oldukları,bu hakkın kullanılmasının usul ve şartları ile kapsam ve istisnalarının kanunladüzenleneceği belirtilmekle birlikte, bu hakkın sınırlama sebeplerine yerverilmemiştir.
200. Grev hakkı, sendika hakkının bir unsuru olarak görüldüğündenAnayasa'nın 51. maddesinin ikinci fıkrasında sendika hakkı için öngörülensınırlama nedenlerinin grev hakkı yönünden de geçerli olduğunun kabulü gerekir.Buna göre, grev hakkının, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesininönlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hak ve özgürlüklerininkorunması sebeplerine dayanılarak kanunla sınırlanması mümkündür.
201. Demokratik bir ülkede işçi ve işveren kuruluşları arasındaortaya çıkan uyuşmazlığın çözümünde grev hakkı ve lokavtın tanınması rejimingereği olmakla beraber, yerine göre başvurulan bu mücadele araçlarının ulusalekonomi ve kamu düzenine olumsuz yönde etkileri nedeniyle bazı sınırlama vekısıtlamalara tabi tutulmaları da kaçınılmazdır.
202. Kanun'un "Grev oylaması" başlıklı 61.maddesinde işçilerin grev oylaması talebi düzenlenmiş, grev oylamasınakatılanların salt çoğunluğunun grev yapılmaması yönünde oy kullanması halindegrevin yapılamayacağı hüküm altına alınmış, böylece önceki Kanunda yer alan"Grev oylamasında, grev ilânının yapıldığı tarihte işyerinde çalışanişçilerin salt çoğunluğu grevin uygulanmamasına karar verirse o işyerinde grevuygulanamaz." hükmü değiştirilmiştir. Mülga düzenlemeye göre, grevoylaması talebinde işçilerin tümü dikkate alınarak karar verilirken, davakonusu kuralla grev oylamasında oylamaya katılanların salt çoğunluğu dikkatealınacaktır.
203. Grev kararının işyerinde ilan edildiği tarihte o işyerindeçalışan işçilerin en az dörtte birinin ilan tarihinden itibaren altı işgünüiçinde işyerinin kayıtlı bulunduğu görevli makama yazılı başvurusu halindetalebin yapılmasından başlayarak altı işgünü içinde grev oylaması yapılacaktır.Düzenleme ile sendikalı ya da sendikasız işçi ayrımı yapılmamaktadır.
204. İşyerinde çalışan işçilerden oylamaya katılanların saltçoğunluğunun grevin uygulanmamasına karar vermesi durumunda alınan grev kararıuygulanamayacak ve işçi sendikasının Yüksek Hakem Kuruluna başvurmaması halindeyetki belgesinin hükmü kalmayacaktır.
205. Grup toplu iş sözleşmesi yapılmasına ilişkin uyuşmazlıklardaise grev oylaması talebi, grubun her bir işyerinin bağlı bulunduğu görevlimakama yapılacak ve grev oylaması isteyen işçilerin sayısının yeterli oranaulaşıp ulaşmadığının tespiti ile grev oylamasının sonuçları her işyeri içinayrıca belirlenecektir.
206. İşçilerin toplu iş sözleşmesi yapılırken uyuşmazlık çıkmasıhâlinde Kanun'un ilgili hükümlerine uygun olarak yapacakları grev içinöngörülen oylamada, grev ilanının yapıldığı tarihte işyerinde çalışanişçilerden oylamaya katılanların salt çoğunluğunun grevin yapılmaması yönündekarar vermeleri halinde grev kararının uygulanamaması ve grup toplu işsözleşmesi yapılmasına ilişkin uyuşmazlıkta grev oylaması isteyen işçilerinsayısının yeterli orana ulaşıp ulaşmadığının tespiti ile grev oylamasınınsonuçlarının her işyeri için ayrıca belirlenmesinin grev hakkına müdahaleniteliği taşıdığı açıktır.
207. Grev için öngörülen oylamada, grev ilanının yapıldığı tarihteişyerinde çalışan işçilerden oylamaya katılanların salt çoğunluğunun grevinyapılmaması yönünde karar vermeleri halinde grev kararının uygulanmaması,grevin işyerinde çalışmakta olan işçilerin büyük bir çoğunluğu tarafındangerçekten istenilmesi halinde uygulanması amacına dayanmaktadır. Grev ilanı vegrev oylamasının farklı zamanlarda gerçekleştiriliyor olması ise grevin sonçare olarak görülmesinden kaynaklanmaktadır. Grevde asıl olan grev oylamasısırasında çalışmakta olan ve grev yapmak isteğinde olan işçiler tarafındangreve karar verilmesidir. Zira grev ilanı tarihi ile grev oylaması sırasındaişyerinde çalışmakta olan işçiler farklı olabileceği gibi arada geçen zamaniçerisinde grev yapma isteğinden vazgeçebilecek işçiler de bulunabilecektir. Bubakımdan grevin yapılabilmesi için grev ilanı tarihi yerine grev oylamasıtarihinde çalışmakta olan işçilerden oylamaya katılanların salt çoğunluğununaranmasında meşru bir amaca dayanıldığı anlaşılmaktadır.
208. Ancak belirtilen bu meşru amaca rağmen grev hakkına yapılanmüdahalenin Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen ilkelere uygun olmasıgerekmektedir. Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca, temel hak ve özgürlüklereyapılacak müdahaleler, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülükilkesine aykırı olamaz. Ölçülülük ilkesi, yasal önlemin öngörülen amaç içinzorunlu ve amaca ulaşmaya elverişli olmasını, ayrıca amaç ve araç arasındahakkaniyete uygun bir dengenin bulunması gereğini ifade eder.
209. Anayasa'nın 54. maddesinin birinci fıkrasında "Topluiş sözleşmesinin yapılması sırasında, uyuşmazlık çıkması halinde işçiler grevhakkına sahiptirler. Bu hakkın kullanılmasının ve işverenin lokavtabaşvurmasının usul ve şartları ile kapsam ve istisnaları kanunla düzenlenir."denilerek, grevin ancak toplu iş sözleşmesi yapılması sırasında uyuşmazlıkçıkması halinde kanuni olacağı ve bu hakkın sadece kanun ile çizilen çerçevedekullanılabileceği hükme bağlanmıştır.
210. Grev hakkı, sendikaların üyelerinin ekonomik ve sosyaldurumları ile çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla kullanabilecekleri önemlibir haktır. Grev hakkı, sendika özgürlüğünün önemli bir parçasını oluştururancak sendikal özgürlükler anılan haktan ibaret değildir.
211. Kanun koyucu bir kanun çıkarırken Anayasa kuralları ile bağlıolduğundan anılan kuralların gözardı edilmesi suretiyle yapılacak düzenlemelerAnayasa'ya aykırıolmayacaktır. Kurallar ile getirilen ve yukarıda meşru biramaca dayandığı vurgulanan sınırlamaları Anayasa'nın 54. maddesinde yer alan".Bu hakkın kullanılmasının. usul ve şartları ile kapsam ve istisnalarıkanunla düzenlenir." ifadesi kapsamında değerlendirmek gerekir.
212. Madde ile bir işyerinde grev kararının ilan edilmesindeherhangi bir engel ya da zorlama öngörülmemekte, kararın ilan edildiği tarihteo işyerinde çalışan işçilerin, sendikalı olsun veya olmasın, en az dörttebirinin işyerinin bağlı bulunduğu makama yazılı olarak başvurması üzerinebelirlenecek günde oylama yapılması esası benimsenmekte, oylamada ise grevilanının yapıldığı tarihte işyerinde çalışan işçilerden oylamaya katılanlarınsalt çoğunluğunun grev yapılmaması yönünde karar vermesi halinde alınan grevkararının uygulanamayacağı belirtilmektedir. Burada önemli olan sendika üyesiolsun veya olmasın, grev ilanında bulunsun veya bulunmasın, grev ilanınınyapıldığı tarihte işyerinde çalışan tüm işçilerin oylamaya katılabilmesininönünde bir engelin var olup olmadığıdır. Maddede buna dair bir yasak veya engelbulunmamakta; grev yapılması ya da yapılmamasını isteyen işçiler oylamayakatılıp özgürce oylarını kullanabilmektedir. Bu nedenle, grevin yapılabilmesiiçin grev ilanı tarihi yerine grev oylaması tarihinde çalışmakta olanişçilerden oylamaya katılanların salt çoğunluğunun aranmasının, grev hakkınaölçüsüz bir müdahale teşkil ettiği söylenemez.
213. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa'nın 13. ve 54.maddelerine aykırı değildir. İptal taleplerinin reddi gerekir.
214. Serruh KALELİ ".oylamaya katılanların."ibaresi yönünden, Osman Alifeyyaz PAKSÜT ve Engin YILDIRIM ise kuralların tümüyönünden bu görüşe katılmamışlardır.
215. Kuralın Anayasa'nın 51. ve 90. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
M- Kanun'un 62. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasında Yer Alan ".cenazeişlerinde ve mezarlıklarda;.", ".doğal gaz, petrol üretimi,tasfiyesi ve dağıtımı ile nafta veya doğalgazdan başlayan petrokimyaişlerinde;..." ve "...Millî Savunma Bakanlığı ile JandarmaGenel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığınca doğrudan işletilenişyerlerinde;." İbarelerinin İncelenmesi
a- İptal Taleplerinin Gerekçeleri
216. Dava dilekçesinde özetle, grev yasaklarının kapsamınınuluslararası normlara aykırı bir biçimde belirlenmesinin hem grev hakkına hemde örgütlenme hakkına yönelik ciddi ve ağır bir sınırlama teşkil ettiği,kurallarla örgütlenme, toplu pazarlık ve grev haklarının demokratik toplumdüzenine ve ölçülülük ilkesine aykırı biçimde sınırlandırıldığı ve grevhakkının yalnızca devlet adına yetki kullanan kamu görevlileri içinsınırlandırılabileceği ya da yasaklanabileceğinin ifade edilmesinin Anayasa'yave tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelere aykırı olduğu belirtilerekkuralların, Anayasa'nın 10., 13., 14., 51., 52., 54. ve 90. maddelerine aykırıolduğu ileri sürülmüştür.
b- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
217. Kanun'un 62. maddesinde, hangi işlerde, hangi hizmetlerde vehangi işyerlerinde grev ve lokavtın yasaklanabileceği düzenlenmiştir. Maddenin,cenaze işlerinde ve mezarlıklarda, doğal gaz, petrol üretimi, tasfiyesi vedağıtımı ile nafta veya doğalgazdan başlayan petrokimya işlerinde; MillîSavunma Bakanlığı ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil GüvenlikKomutanlığınca doğrudan işletilen işyerlerinde grev ve lokavt yapılamayacağınailişkin kısımları, dava konusu kuralları oluşturmaktadır.
218. Anayasa'nın 54. maddesinin birinci fıkrasında grev hakkı,toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında, uyuşmazlık çıkması hâlinde kabuledilmiş, ancak grev hakkını sınırlayacak nedenler gösterilmemiştir. Maddeninikinci fıkrasında ise "Grev hakkı ve lokavt iyi niyet kurallarınaaykırı tarzda, toplum zararına ve millî serveti tahrip edecek şekildekullanılamaz." denilerek grev hakkı kullanılırken göz önüne alınacakhususlar gösterilmiş, dördüncü fıkrasında da "Grev ve lokavtınyasaklanabileceği veya ertelenebileceği haller ve işyerleri kanunla düzenlenir."denilerek, grev hakkının kimi yasaklamalar ve sınırlamalara tabitutulabileceğine işaret olunmuş ve bu konuda kanun koyucuya yetki tanınmıştır.
219. Grev, işçilerin, topluca çalışmamak suretiyle işyerindefaaliyeti durdurmak veya işin niteliğine göre önemli ölçüde aksatmak amacıyla,aralarında anlaşarak veya bir kuruluşun aynı amaçla topluca çalışmamaları içinverdiği karara uyarak işi bırakmalarıdır. Bu eylemler Anayasa'nın 54.maddesinin birinci fıkrası kapsamında kaldığı sürece, işçiler bu güvencedenyararlanmakta ve herhangi bir yaptırımla karşılaşılmamaktadır.
220. Greve ilişkin yasal sınırlandırmalardan biri, bu yola ancaktoplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halindegidilebilmesi, diğerleri ise grevin kesin olarak yasaklandığı işler veişyerleri ile geçici olarak yasaklanmasını gerektiren durumlardır. Ayrıcagrevin ertelenmesine ilişkin esaslara da Kanun'da yer verilmiştir.
221. Birçok farklılıklara rağmen çoğu ülkede, temel hizmetlerolarak kabul edilen işlerde grev hakkını yasaklayan ya da kısıtlayan hükümlerbulunmaktadır. Burada önemli olan temel hizmetlerin net çizgilerle tanımlanmasıve bu tanımlamanın geniş anlamda yapılmamasıdır. Aksi halde grev hakkı anlam veiçeriğini kaybedecektir. Temel hizmetler olarak kabul edilen işlerin, kesintiyeuğraması durumunda halkın geneli veya bir bölümünün yaşamı, güvenliği ya dakişisel sağlığı tehlikeye düşebileceği için grev ve lokavt kısıtlanabilir.Bunun yanında, uygulanan grevin süresi ve kapsamı nedeniyle topluma ciddizararlar vereceği de değerlendirilebilir. Ayrıca, temel hizmetlerinbelirlenmesinde evrensel standartlar kadar, her ülkenin özel koşullarının dadikkate alınması gerekir.
222. İptali istenilen kurallar ile cenaze işlerinde vemezarlıklarda, doğal gaz, petrol üretimi, tasfiyesi ve dağıtımı ile nafta veyadoğalgazdan başlayan petrokimya işlerinde ve Millî Savunma Bakanlığı ileJandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığınca doğrudan işletilenişyerlerinde getirilen yasağın grev ve lokavt hakkına müdahale niteliğitaşıdığı açıktır. Söz konusu alanlarda getirilen yasak, ulusal ekonominin,insan sağlığının ve millî güvenliğin korunmasına hizmet ettiğinden anayasalaçıdan meşru bir amaca dayanmaktadır.
223. Kurallar ile belirli iş, işyeri ve hizmetler için grev yasağıgetirilirken bir bütün olarak memlekete sağladıkları ekonomik yararları, insansağlığına doğrudan etki eden yönleri, millî savunma ve güvenlik ile ilgilinitelikleri, toplumun tümünü doğrudan etkileyen yönleri ve millî ekonomiyekatkılarının dikkate alındığı anlaşılmaktadır. Öte yandan söz konusu iş, işyerive hizmetlerin kamu düzeni ve toplum hayatını doğrudan etkileyen faaliyetler ileilgili oldukları da açıktır. Bu durum kuralların gerekçesinde de, "Maddeninilk fıkrasında grev ve lokavtın yasak olduğu işler ve yerler ILO'nun talepleride dikkate alınarak yaşamsal nitelik gösteren temel kamu hizmetleri ilesınırlandırılmıştır." şeklinde ifade edilmiştir. Bu yolla grev velokavtın yasak olduğu işler ve yerlerin yaşamsal nitelik gösteren temel kamuhizmetleri olduğu belirtilmiş ve ILO taleplerinin dikkate alındığıvurgulanmıştır. Kanun koyucu tarafından, söz konusu işyerleri ve sektörlerintoplumun tümünü doğrudan etkileyen hizmetler sunduğundan bahislefaaliyetlerinin sürekliliğini sağlamak ve üçüncü kişilerin haklarını korumakamacıyla sundukları hizmetler bakımından grev ve lokavt yasağı getirilmiştir.
224. Söz konusu hak bakımından getirilen yasakların gerekçesiniyaşamsal ve stratejik öneme sahip olan kamusal çıkarlar oluşturmaktadır. Böylebir nedene dayalı olarak kanun koyucunun belirli iş, işyeri ve hizmetler içingrev ve lokavt yasağı getirmiş olması demokratik toplum düzeninin gerekleriyleçelişmez.
225. Yürütülecek iş ya da hizmetin durması, nüfusun tümünün ya dabir kısmının yaşamını, can güvenliğini veya sağlığını tehlikeye atabilecekse,kısacası zorunlu ve temel hizmet niteliği ağır basıyorsa, grevinyasaklanabilmesi anayasal açıdan mümkündür.
226. Dava konusu kuralların bir bütün olarak memleketesağladıkları ekonomik yararlar ve millî ekonomiye katkıları, söz konusu iş,işyeri ve hizmetlerin kamu düzeni ve toplum hayatını doğrudan etkileyenfaaliyetler olması ile sahip oldukları önem dikkate alındığında, kanun koyucutarafından kural ile belirlenen alanlarda getirilen yasağın grev hakkınaölçüsüz bir müdahale teşkil ettiği söylenemez.
227. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa'nın 13. ve 54.maddelerine aykırı değildir. İptal taleplerinin reddi gerekir.
228. Osman Alifeyyaz PAKSÜT ve Engin YILDIRIM bu görüşekatılmamışlardır.
229. Kuralların Anayasa'nın 10., 14., 51., 52. ve 90. maddeleriyleilgisi görülmemiştir.
N- Kanun'un 62. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasında Yer Alan"...bankacılık hizmetlerinde;...", ".ve şehir içitoplu taşıma hizmetlerinde." İbarelerinin İncelenmesi
a- İptal Taleplerinin Gerekçeleri
230. Dava dilekçesinde özetle, grev yasaklarının kapsamınınuluslararası normlara aykırı biçimde belirlenmesinin hem grev hakkına hem deörgütlenme hakkına yönelik ciddi ve ağır bir sınırlama teşkil ettiği,kurallarla örgütlenme, toplu pazarlık ve grev haklarının demokratik toplumdüzenine ve ölçülülük ilkesine aykırı biçimde sınırlandırıldığı ve grevhakkının yalnızca devlet adına yetki kullanan kamu görevlileri içinsınırlandırılabileceği ya da yasaklanabileceğinin ifade edilmesinin Anayasa'yave tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelere aykırı olduğu belirtilerekkuralların, Anayasa'nın 10., 13., 14., 51., 52., 54. ve 90. maddelerine aykırıolduğu ileri sürülmüştür.
b- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
231. Kanun'un 62. maddesinde, hangi işlerde, hangi hizmetlerde vehangi işyerlerinde grev ve lokavtın yasaklanabileceği düzenlenmiştir. Maddenin,bankacılık hizmetlerinde ve şehir içi toplu taşıma hizmetlerinde grev ve lokavtyapılamayacağına ilişkin kısımları, dava konusu kuralları oluşturmaktadır.
232. İptali istenilen kurallar ile bankacılık hizmetlerinde veşehir içi toplu taşıma hizmetlerinde getirilen yasağın grev ve lokavt hakkınamüdahale niteliği taşıdığı açıktır. Söz konusu alanlarda getirilen yasak ulusalekonomi ve kamu yararına yönelik olduğundan anayasal açıdan meşru bir amacadayanmaktadır.
233. İşyerinde çalışan işçilerin taleplerini işverene kabulettirebilmeleri için sahip oldukları en önemli silah olan grev hakkı, çağdaşhukuk sistemlerinde en geniş bir biçimde kullanılabilmesine imkân sağlayacakşekilde düzenlenmiştir. Dolayısıyla demokratik düzenin ayrılmaz bir parçasıolan grev hakkının anlam kazanması grev yasak ve sınırlamalarının en azaindirilmesi ile mümkündür.
234. Temel hizmetlerin kesintiye uğraması durumunda nüfusuntümünün ya da bir kısmının yaşamı, güvenliği ya da kişisel sağlığının tehlikeyedüşeceği, kısacası zorunlu ve temel hizmet niteliği ağır basan iş vehizmetlerde grevin yasaklanabilmesi anayasal çerçevede mümkündür. Temelhizmetler konusunda her ülkenin kendi koşulları dikkate alınır. Bazen uygulanangrevin süresi ve kapsamı nedeniyle topluma ciddi zararlar vereceği dedeğerlendirilebilir.
235. Grevin yasaklanabileceği işler ve işyerleri geniş toplumkesimlerini ilgilendiren ve yaşamsal nitelik gösteren temel kamu hizmetleridir.Buna göre kesilmesi halinde toplumun ciddi ölçüde zarara uğrayabileceğiyaşamsal nitelikteki hizmetler, insan sağlığını, milli savunma ve güvenliğiilgilendiren işler için grev ve lokavt yasaklanabilecektir. İptali istenilenkurallar ile getirilen yasak kamu düzeni ve toplum hayatını doğrudan etkileyenfaaliyetler değildir. Kurallar ile grev ve lokavt yasağı kapsamına alınanalanlar; yaşamsal nitelik taşımayan, insan sağlığına doğrudan etki etmeyen,millî savunma ve güvenlik ile ilgili yönleri bulunmayan ve toplumun tümünüdoğrudan etkilemeyen hizmetlerdir. Dolayısıyla bu tarz hizmetlerde toplumuntümünü ilgilendiren stratejik öneme sahip olan kamusal çıkarlarbulunmamaktadır.
236. Demokratik bir toplumda temel hak ve özgürlüklere getirilensınırlamanın, bu sınırlamayla güdülen amacın gerektirdiğinden fazla olmasıdüşünülemez. Demokratik hukuk devletinde güdülen amaç ne olursa olsun,kısıtlamaların, bu rejimlere özgü olmayan yöntemlerle yapılmaması ve belli birözgürlüğün kullanılmasını önemli ölçüde zorlaştıracak ya da ortadan kaldıracakdüzeye vardırılmaması gerekir.
237. Buna göre kanun koyucunun kurallar ile getirmiş olduğu grevyasağı temel hizmetler kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmayan hizmetleriçindir ve bu hizmetlere getirilen grev yasakları demokratik toplum düzeniningerekleriyle bağdaşmamaktadır.
238. Kuralların gerekçesinde "Maddenin ilk fıkrasında grevve lokavtın yasak olduğu işler ve yerler ILO'nun talepleri de dikkate alınarakyaşamsal nitelik gösteren temel kamu hizmetleri ile sınırlandırılmıştır."şeklinde ifade edilmiştir. Bu yolla grev ve lokavtın yasak olduğu işler veyerlerin yaşamsal nitelik gösteren temel kamu hizmetleri olduğu belirtilmiş veILO taleplerinin dikkate alındığı vurgulanmış ise de bankacılık hizmetleri veşehir içi toplu taşıma hizmetleri söz konusu gerekçe kapsamında bulunmayıpyaşamsal nitelik gösteren temel kamu hizmetleri değillerdir.
239. Ölçülülük ilkesiyle devlet, grev yasaklamanın toplumasağladığı kamu yararı ile bireylerin hak ve özgürlükleri arasında adil birdengeyi sağlamakla yükümlüdür. İtiraz konusu kurallar, bankacılık hizmetleri veşehir içi toplu taşıma hizmetlerinde grev hakkını sınırlandırmanın ötesinde,hakkı tamamen ortadan kaldırmakta olduğundan ve kamu yararı ile bireylerin hakve özgürlükleri arasında adil bir denge oluşturamadığından ölçülülük ilkesineaykırıdır. Bu bakımdan, bankacılık hizmetleri ve şehir içi toplu taşımahizmetlerinde grev yasağının, korunması düşünülen yarar ile çatışan hak veözgürlükler arasında adil ve makul bir denge gözetmemesi ve stratejik öneme sahipolmaması nedeniyle Anayasa'nın 54. maddesinde yer alan grev hakkına ölçüsüz birmüdahale olduğu açıktır.
240. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa'nın 13. ve 54.maddelerine aykırıdır. İptalleri gerekir.
241. Nuri NECİPOĞLU ve M. Emin KUZ bu görüşe katılmamışlardır.
242. Kuralların Anayasa'nın 10., 14., 51., 52. ve 90. maddeleriyleilgisi görülmemiştir.
O- Kanun'un 63. Maddesinin İncelenmesi
a- İptal Talebinin Gerekçesi
243. Dava dilekçesinde özetle, kuralla grevin ertelenmesidüzenlense de Bakanlar Kurulu tarafından grev ertelemesi kararı verilmesihalinde erteleme süresi sonunda sendikanın grev uygulamasını yaşama geçirmeolanağının bulunmadığı, grev hakkının demokratik toplum düzenine ve ölçülülükilkesine aykırı biçimde sınırlandırıldığı, yürütmeye ancak yargınınkullanabileceği bir yetki verildiği, toplu iş sözleşmesi masasının birtarafında işveren olarak yer alan idarenin aynı zamanda toplu sözleşmegörüşmelerinde anlaşmazlık olması halinde grevi erteleyebilme yetkisi bulunduğusürece güç dengesinin idare lehine bozulduğu, bu durumun Anayasa'ya ve tarafıolduğumuz uluslararası sözleşmelere aykırı olduğu belirtilerek kuralın,Anayasa'nın 2., 5., 13., 14., 51., 54. ve 90. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
b- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
244. Kanun'un dava konusu 63. maddesinin (1) numaralı fıkrasında,karar verilmiş veya başlanmış olan kanuni bir grev veya lokavtın genel sağlığıveya millî güvenliği bozucu nitelikte olması hâlinde Bakanlar Kurulu'nunuyuşmazlıkta grev ve lokavtı altmış gün süre ile erteleyebileceği, ertelemesüresinin kararın yayımı tarihinde başlayacağı; (2) numaralı fıkrasında,erteleme kararının yürürlüğe girmesi üzerine, belirlenen arabulucunun,uyuşmazlığın çözümü için erteleme süresince her türlü çabayı göstereceği,erteleme süresi içerisinde tarafların aralarında anlaşarak uyuşmazlığı özelhakeme de götürebileceği; (3) numaralı fıkrasında ise, erteleme süresininsonunda anlaşma sağlanamazsa, altı iş günü içinde taraflardan birinin başvurusuüzerine uyuşmazlığın Yüksek Hakem Kurulunca çözüleceği, aksi takdirde işçisendikasının yetkisinin düşeceği düzenlenmiştir.
245. Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukukdevleti olduğu belirtilmiştir. Hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygunolan, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, heralanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'yaaykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlısayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.
246. Anayasa'nın 5. maddesiyle Devlet "kişilerin vetoplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak vehürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacaksurette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanınmaddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya"çalışmakla yükümlü kılınmaktadır.
247. Anayasa'nın 54. maddesinin birinci fıkrasında grev hakkı velokavt güvenceye alınmış, dördüncü fıkrasında ise açıkça, grev ve lokavtınyasaklanabileceği veya ertelenebileceği haller ve işyerlerinin kanunladüzenleneceği ifade edilerek, bunların kimi yasaklamalar ve sınırlamalara tabitutulabileceğine işaret olunmuştur.
248. Söz konusu hüküm, Anayasa'da yer alan kurallara bağlı kalmakşartıyla, grev ve lokavtın yasaklanabileceği veya ertelenebileceği haller veişyerlerinin belirlenmesinde uygulanacak şekil, şart ve usulleri belirleme konusundakanun koyucunun takdir yetkisine sahip olduğunu belirlemektedir. NitekimAnayasa'nın 54. maddesinin yukarıda yer verilen dördüncü fıkrasınıngerekçesinde de "Kanunla grevin ertelenebileceği ve yasaklanabileceğimaddede ifade olunmuştur." şeklinde grevin ertelenebilmesinin kanunidüzenleme yapılarak Anayasa'da kabul gördüğü açıklanmıştır. Buna göre bellişartlar dahilinde grev ve lokavtın Bakanlar Kurulu kararı ile ertelenmesinekarar verilebilmesi yolunda düzenleme getirilmesi kanun koyucunun takdirindedir.
249. Karar verilmiş veya başlanmış olan kanuni bir grev veyalokavtın Bakanlar Kurulu tarafından ertelenebilmesi grev hakkına ve lokavta birmüdahale niteliğinde olup, bu durum genel sağlığı veya millî güvenliği bozucuniteliğe sahip uyuşmazlıkların önüne geçilmesi amacını taşımakta olduğundananayasal açıdan meşru bir amaca dayanmaktadır.
250. Grev hakkı ve lokavt bakımından getirilen ertelemeningerekçesini genel sağlık ve millî güvenlik sebepleri oluşturmaktadır. Böyle birnedene dayalı olarak kanun koyucunun grev hakkı ve lokavtı ertelemeye yönelikolarak tedbir alınabilmesine imkân tanıyan düzenleme yapması demokratik toplumdüzeninin gereklerine aykırılık oluşturmaz.
251. Yürütülecek iş ya da hizmetin durması, nüfusun tümünün ya dabir kısmının yaşamını, can güvenliğini veya sağlığını tehlikeye atabilecek,kısacası zorunlu ve temel hizmet niteliği ağır basan işlerse, grev ve lokavtınyasaklanabilmesi veya ertelenebilmesi anayasal çerçevede korunmaktadır.
252. Dava konusu kural ile Bakanlar Kuruluna verilmiş olan yetkimutlak bir yetki olmayıp grevin ertelenmesi yoluna gidilebilmesi için kararverilmiş veya başlanmış olan bir grevin genel sağlığı veya millî güvenliğibozucu nitelikte olması şarttır. Diğer yandan Bakanlar Kuruluncakullanılabilecek olan yetki, grevi yasaklama yetkisi olmadığı gibi süresiz biryetki de değildir ve altmış gün ile sınırlıdır. Ayrıca Bakanlar Kurulunun sözkonusu işlemleri yargı denetimine açık olup, uyuşmazlık yargı organlarınezdinde de çözümlenebilme imkânına sahiptir. Buna göre kural ile getirilendüzenlemenin grev hakkına ölçüsüz bir müdahale teşkil ettiği söylenemez.
253. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2., 5., 13. ve 54.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
254. Serruh KALELİ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT ve Engin YILDIRIM bugörüşe katılmamışlardır.
255. Kuralın Anayasa'nın 14., 51. ve 90. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
Ö- Kanun'un 72. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının İncelenmesi
a- İptal Talebinin Gerekçesi
256. Dava dilekçesinde özetle, uzun ve detaylı bir prosedürizlenerek kullanılan ve kullanılmadığı takdirde sendikanın yetkisinin düşmesiyaptırımına bağlanmış olan grev hakkının toplum zararına veya millî servetezarar verecek şekilde kullanılmasının mantığa ve eşyanın tabiatına aykırıolduğu, grev hakkının demokratik toplum düzeni ve ölçülülük ilkesine aykırıbiçimde sınırlandırıldığı, bu durumun Anayasa ve tarafı olduğumuz uluslararasısözleşmelerle çeliştiği belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 5., 13., 51., 54. ve90. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
b- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
257. Dava konusu kural, grev hakkı veya lokavtın iyi niyetkurallarına aykırı tarzda toplum zararına veya millî servete zarar verecekşekilde kullanıldığının taraflardan birinin veya Çalışma ve Sosyal GüvenlikBakanının başvurusu üzerine mahkemece tespit edilmesi hâlinde, uygulanmaktaolan grev veya lokavtın durdurulmasına karar verileceğini düzenlemektedir.
258. Anayasa'nın 54. maddesinin ikinci fıkrasında grev hakkı velokavtın iyi niyet kurallarına aykırı tarzda, toplum zararına ve millî servetitahrip edecek şekilde kullanılamayacağı açıkça belirtilmiş; dördüncü fıkrasındada grev ve lokavtın yasaklanabileceği veya ertelenebileceği haller ve işyerlerininkanunla düzenleneceği ifade edilmiştir.
259. Söz konusu hükümler, Anayasa'da yer alan kurallara bağlıkalmak şartıyla, grev ve lokavtın yasaklanabileceği veya ertelenebileceğihaller ve işyerlerinin belirlenmesinde uygulanacak şekil, şart ve usulleribelirleme konusunda kanun koyucunun takdir yetkisine sahip olduğunubelirtmektedir.
260. Grev hakkı veya lokavtın durdurulmasına karar verilmesimüdahaleniteliğinde olup, bu durum toplum zararına veya millî servete zararverilmesinin önüne geçilmesi amacını taşımakta olduğundan anayasal açıdan meşrubir amaca dayanmaktadır.
261. Grev hakkı ve lokavt bakımından getirilen durdurmanıngerekçesini toplum zararına olmasının veya millî servete zarar verilmesininönüne geçilmesi oluşturmaktadır. Böyle bir nedene dayalı olarak kanun koyucunungrev hakkı ve lokavt için durdurma kararı verilebilmesine imkân tanıyandüzenleme yapması demokratik toplum düzeninin gerekleriyle çelişmez.
262. Kural ile getirilen durdurma yetkisi, grev hakkı ve lokavtınkötü niyetle yapıldığının tespit edilmesi halinde kullanılacak bir yetki olupbu düzenleme aslında bütün bir toplumun korunması amacını taşımaktadır. Diğeryandan bu şekilde bir durdurma kararının verilebilmesi, grev hakkının veyalokavtın iyi niyet kurallarına aykırı bir tarzda yürütülmesi yanında toplumzararına veya millî servete zarar verecek şekilde gerçekleşmiş olmasınabağlanmıştır. Bununla birlikte kural ile verilen yetki mutlak bir yetki olmayıpgrev veya lokavtın durdurulmasına, taraflardan birinin veya Çalışma ve SosyalGüvenlik Bakanı'nın başvurusu üzerine mahkemece karar verilebilmektedir. Bunagöre kural ile getirilen düzenlemenin grev hakkına ölçüsüz bir müdahale teşkilettiği söylenemez.
263. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 5., 13. ve 54.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
264. Kuralın Anayasa'nın 51. ve 90. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
P- Kanun'un 73. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasında Yer Alan ".ençok dörder." İbaresinin İncelenmesi
a- İptal Talebinin Gerekçesi
265. Dava dilekçesinde özetle, grev gözcülerinin sayısının kanunlabelirlenmesinin yanlış, konulan üst sınırın ise yetersiz olduğu, lokavtkararını alan işverence belirlenecek gözcü sayısında herhangi bir sınırkonulmadığı, Anayasa'da kanun önünde eşitlik ilkesinin benimsenmiş olduğu,sosyal bir hukuk devletinde toplumsal taraflardan birisine açıkça çıkarsağlayan bir düzenlemenin hukuk devleti mantığıyla bağdaşmadığı, grev hakkınınuygulanabilmesine yönelik olarak devletin tarafsız ve hakkı koruyucu tasarruflardabulunması gerektiği, bu durumun Anayasa ve tarafı olduğumuz uluslararasısözleşmelerle çeliştiği belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2., 5., 10., 53., 54.ve 90. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
b- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
266. Kanun'un 73. maddesinin (1) numaralı fıkrasında,grev ilanetmiş olan işçi sendikasının kanuni bir grev kararına uyulmasını sağlamak içinkendi üyelerinin grev kararına uyup uymadıklarını denetlemek amacıyla, güçkullanmaksızın ve tehditte bulunmaksızın işyerinin giriş ve çıkış yerlerine,kendi üyeleri arasından en çok dörder grev gözcüsü koyabileceği belirtilmekteolup,grev gözcüsü sayısını en çok dört kişiyle sınırlayan "en çokdörder" ibaresi, dava konusu kuralı oluşturmaktadır.
267. Anayasa'nın 54. maddesinde, toplu iş sözleşmesinin yapılmasısırasında, uyuşmazlık çıkması hâlinde işçilerin grev hakkına sahip oldukları,bu hakkın kullanılmasının usul ve şartlarının ise kanunla düzenleneceğibelirtilmiştir.
268. Söz konusu hüküm uyarınca kanun koyucu, Anayasa'da yer alankurallara bağlı kalmak şartıyla, grev hakkının kullanımının belirlenmesindeuygulanacak usul ve şartları belirleme konusunda takdir yetkisine sahiptir.
269. Yasamanın genelliği ilkesi uyarınca Anayasa'da bir konudaemredici ya da yasaklayıcı bir kural konulmamışsa, bu konunun düzenlenmesianayasal ilkeler içinde kanun koyucunun yetkisindedir. Buna göre grev ilanetmiş olan işçi sendikasının kanuni bir grev kararına uyulmasını sağlamak vekendi üyelerinin grev kararına uyup uymadıklarını denetlemek amacıyla, güçkullanmaksızın ve tehditte bulunmaksızın işyerinin giriş ve çıkış yerlerine,kendi üyeleri arasından koyabileceği grev gözcüsü sayısını en çok dört kişiolarak sınırlamak kanun koyucunun takdirindedir. Bu düzenlemenin kanun koyucunungözettiği amacı yerine getirip getiremeyeceği hususu yerindeliğe ilişkin olupanayasallık denetiminin kapsamı dışındadır.
270. Bununla birlikte grev hakkı ve lokavt uygulaması arasındahakkın kullanımı açısından bir eşitliğin olup olmadığının ayrıcadeğerlendirilmesi gerekmektedir. Lokavt tek başına veya doğrudanbaşvurulabilecek bir yol değildir. Lokavt uygulamasında esas olan, toplu işsözleşmesinin yapılması sırasında çıkabilecek uyuşmazlıklar üzerine işçisendikasının grev kararı alması durumunda işverenlerin bu yola başvurabilecekolmasıdır. Nitekim lokavt kararının alınması, alınmış olan bir grev kararının,uyuşmazlığın diğer tarafı olan "işveren sendikasına" veya"sendika üyesi olmayan işverene" tebliğ edilmesi şartınabağlanmıştır. Bu yönüyle lokavt uygulaması bağlı bir yetki şeklindegerçekleşmektedir. Grev hakkı anayasal bir hak, lokavt ise bu hakka dayanılarakkullanılabilecek olan karşı bir yaptırımdır.
271. Diğer yandan mevcut bir grev uygulamasında işçilerin grevekatılıp katılmama hakları bulunmaktadır. Greve katılmayan veya grev devamederken greve katılmaktan vazgeçen işçilerin işyerinde çalışmaları hiçbirşekilde engellenemeyecektir. Lokavtta ise, işyerinde faaliyetin tamamen durmasısöz konusu olup işçilerin topluca işten uzaklaştırılması yoluna gidilmektedir.Lokavt süresince işyerinde üretim söz konusu değildir. Görüleceği üzerenitelikleri itibariyle farklılıklar taşıyan bu iki yöntemi, görevlendirilecekgrev gözcülerinin sayısı açısından kıyaslamak mümkün değildir. Buna göre sosyaltaraflar olarak işçi ve işveren aynı şartlara sahip olmayıp aralarında grevgözcülerinin sayıları açısından eşitlik incelemesi yapılamaz.
272. Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın 2., 10.ve 54. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
273. Osman Alifeyyaz PAKSÜT bu görüşe katılmamıştır.
274. Kuralın Anayasa'nın 5., 53. ve 90. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
R- Kanun'un 74. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasında Yer Alan ".işyerindefaaliyetin devamlılığını sağlayacak." İbaresinin İncelenmesi
a- İptal Talebinin Gerekçesi
275. Dava dilekçesinde özetle, mülkî amirlere grev hakkını fiilenengelleme hakkını da veren sınırsız, soyut ve geniş bir yetki tanındığı,sınırları belirsiz bu yetkinin yasama yetkisinin devri anlamına geldiği vehukuki güvenliğe aykırı olduğu, toplu pazarlık hakkının kullanımında işçinintek güvencesi olan grev hakkının kullanımını fiilen ortadan kaldırıcı nitelikteolan bu durumun Anayasa'ya ve tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelere aykırıolduğu belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2., 7., 8., 13., 49., 53., 54. ve 90.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
b- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
276. Kanun'un 74. maddesinin (1) numaralı fıkrasında,mahallin enbüyük mülkî amirlerinin halkın günlük yaşamı için zorunlu olan ve aksamasımuhtemel hizmet ve ihtiyaçları karşılayacak, işyerinde faaliyetin devamlılığınısağlayacak tedbirleri alacağı belirtilmekte olup,".işyerinde faaliyetindevamlılığını sağlayacak." ibaresi, dava konusu kuralıoluşturmaktadır.
277. Anayasa'nın 7. maddesinde, "Yasama yetkisi TürkMilleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez."denilmektedir. Yasama yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olması vebu yetkinin devredilememesi, kuvvetler ayrılığı ilkesinin bir gereğidir. Buhükme yer veren Anayasa'nın 7. maddesinin gerekçesinde yasama yetkisininparlamentoya ait olması "demokrasi rejimini benimseyen siyasirejimlerde kaçınılmaz bir durum" olarak nitelendirilmiştir.
278. Madde gerekçesinden de anlaşılacağı üzere, yasama yetkisinindevredilemezliği esasen kanun koyma yetkisinin TBMM dışında başka bir organcakullanılamaması anlamına gelmektedir. Anayasa'nın 7. maddesi ile yasaklananhusus, kanun yapma yetkisinin devredilmesi olup bu madde, yürütme organınahiçbir şekilde düzenleme yapma yetkisi verilemeyeceği anlamına gelmemektedir.Kanun koyucu, yasama yetkisinin genelliği ilkesi uyarınca, bir konuyu doğrudankanunla düzenleyebileceği gibi bu hususta düzenleme yapma yetkisini Anayasa'yaaykırı olmamak kaydıyla yürütme organına bırakabilir.
279. Anayasa'nın 54. maddesinin ikinci fıkrasında açıkça grevhakkı ve lokavtın iyi niyet kurallarına aykırı tarzda, toplum zararına ve millîserveti tahrip edecek şekilde kullanılamayacağı belirtilmiştir. Buna göre,Anayasa'da yer alan kurallara bağlı kalmak şartıyla, grev hakkı ve lokavttauygulanacak şekil, şart ve usulleri belirleme konusunda kanun koyucunun takdiryetkisine sahip olduğu açıktır.
280. Dava konusu kural uyarınca, grev hakkı veya lokavtınuygulanması sırasında işyerinde faaliyetin devamını sağlayacak tedbirlerinalınmasıgrev hakkı ve lokavtamüdahale niteliğinde olup, bu durum halkın günlükyaşamı için zorunlu olan hizmet ve ihtiyaçları karşılama düşüncesiyleolduğundan anayasal açıdan meşru bir amaca dayanmaktadır.
281. Halkın günlük yaşamı için zorunlu olan hizmet ve ihtiyaçlarıkarşılama amacına dayalı olarak kanun koyucunun grev hakkı ve lokavta yöneliktedbir alınabilmesine imkân tanıyan düzenleme yapması takdir yetkisikapsamındadır.
282. Kural ile getirilen, işyerinde faaliyetin devamını sağlayacaktedbirler alınması yetkisi, halkın günlük yaşamı için zorunlu olan ve aksamasımuhtemel hizmet ve ihtiyaçları karşılayacak olan tedbirler ile sınırlıdır.Burada koruma altına alınan, işyerinde üretilen ya da sunulan mal veya hizmetinkullanıcıları olan toplumun tümüdür. Grevin işverene karşı kullanılabilecek birhak, lokavtın ise greve karşı geliştirilmiş bir araç olduğu düşünüldüğünde,sosyal taraflar dışında toplumun korunması gerekliliği doğmaktadır.
283. Diğer yandan, 6356 sayılı Kanun'un 74. maddesinin (2)numaralı fıkrasında, "Grev ve lokavtın uygulanması sırasında mahallin enbüyük mülkî amirinin kamu düzenine ilişkin alacağı tedbirler, kanuni bir grevveya lokavtın uygulanmasını engelleyici nitelik taşıyamaz." hükmü yeralmaktadır. Buna göre kural ile mahallin en büyük mülkî amiri tarafındanalınacak tedbirler kanuni bir grev veya lokavtın uygulanmasını engelleyicinitelik taşıyamayacaktır. Bununla birlikte, grev süresince işçilerin grevekatılıp katılmama hakları bulunduğundan, greve katılmayan veya grev devamederken greve katılmaktan vazgeçen işçilerin işyerinde çalışmaları durumunda,"işyerinde faaliyetin devamlılığı" söz konusu olduğundan budevamlılığı sağlayacak önlemlerin alınması da zorunludur.
284. Kanun'un 74. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca mülkîamirlerce alınacak tedbirler kanuni bir grev veya lokavtın uygulanmasınıengelleyici nitelik taşıyamayacağından kuralın, grev hakkının özünü zedeleyenbir yönü de bulunmamaktadır. Getirilen düzenlemenin grev hakkı ve lokavtaölçüsüz bir müdahale teşkil ettiği de söylenemez.
285. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2., 7., 13. ve 54.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
286. Osman Alifeyyaz PAKSÜT ve Engin YILDIRIM bu görüşekatılmamışlardır.
287. Kuralın Anayasa'nın 8., 49., 53. ve 90. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
S- Kanun'un Geçici 6. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasınınİncelenmesi
288. Kanun'un geçici 6. maddesinin (1) numaralı fıkrası, 6552sayılı Kanun'un 144. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ile yürürlüktenkaldırıldığından, konusu kalmayan bu fıkraya ilişkin iptal talebi hakkındakarar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir.
Ş- Kanun'un Geçici 6. Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasınınİncelenmesi
289. Kanun'un geçici 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasının, atıfyapmış olduğu 41. maddenin (1) numaralı fıkrası 6552 sayılı Kanun'un 20.maddesiyle değiştirildiğinden, bu fıkraya ilişkin iptal talebi hakkında kararverilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir.
T- Kanun'un Geçici 6. Maddesinin (3) ve (4) Numaralı Fıkralarınınİncelenmesi
a- İptal Taleplerinin Gerekçeleri
290. Dava dilekçesinde özetle, baraj sisteminin eşitlik ilkesineaykırı olduğu, bazı sendikalar için ayrıcalıklı bir durum oluşturulduğu, budurumun sosyal devlet, eşitlik ve Devletin temel amaç ve görevleriylebağdaşmadığı, herkesin temel hak ve hürriyetlere sahip olduğu ve bu haklarınözüne dokunulamayacağı, Devletin çalışanların hayat seviyesini yükseltmek,çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları korumak zorunda olduğu, sendikakurma ve üye olma hakkının anayasal koruma altında olduğu, işkolu, işyeri veişletme baraj sistemleri ile bu hakkın zedelenmesinin toplu iş sözleşmesiyapma, grev ve lokavt hakları ile çalışanların yaptıkları işe uygun adaletlibir ücret elde etmelerini engellediği, bu durumun Anayasa ve tarafı olduğumuzuluslararası sözleşmelerle çeliştiği belirtilerek kuralların, Anayasa'nın 2.,10., 12., 13., 49., 53. ve 90. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
b- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
291. Kanun'un geçici 6. maddesinin dava konusu (3) numaralıfıkrası, 6356 sayılı Kanun'un yürürlüğünden önce imzalanmış olan ancak Ocak2013 istatistiklerinin yayımı tarihinden sonra sona erecek olan toplu işsözleşmelerini imzalayan sendikaların, bir sonraki toplu iş sözleşmesiylesınırlı olmak üzere yapacakları yetki tespit başvurularının mülga 2822 sayılıKanun'un 12. maddesine göre Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca yayımlanmışTemmuz 2009 istatistiklerine ve mülga 2822 sayılı Kanun'da belirtilen hükümleregöre sonuçlandırılacağını; (4) numaralı fıkrası ise 6356 sayılı Kanun'un yürürlüktarihinden önce başlamış toplu iş sözleşmesi görüşmeleri ve toplu işuyuşmazlıklarının mülga 2822 sayılı Kanun ve ikincil mevzuatına göresonuçlandırılacağını düzenlemektedir.
292. Sendikalar, mensuplarının hak ve menfaatlerini korumakamacıyla, yine bunların üretimden gelen güçlerine dayanarak faaliyet gösterenörgütlü yapılardır. Bireysel olarak zayıf durumda bulunan çalışanlar,örgütlenmek ve sendikalaşmak suretiyle işveren karşısındaki pazarlık güçleriniartırmakta, gerek hak ve menfaatlerinin korunmasında gerekse sorunlarınınçözümünde etkin bir konum elde etmektedirler. Bu bakımdan sendikalar, sosyaladaletin tesisine hizmet eden önemli demokratik araçlardır.
293. 6356 sayılı Kanun'da sendikal örgütlenmenin Türkiye'de işkoluesasına göre yapılması esası benimsenmiştir. Kanun'un 3. maddesinde yer alan"Sendikalar kuruldukları işkolunda faaliyette bulunur."ibaresinin gerekçesinde bu durum".maddede sendikaların ülkemiz endüstriilişkileri sisteminin benimsediği ve uygulandığı biçimde işkolu esasına görekurulacağı." şeklinde açıklanmıştır.
294. İşkolu sendikacılığı, işyerindeki temel faaliyetin esasalındığı bir örgütlenme modeli olup, sendika işkolu esasına dayalı olarakkurulur ve mesleklerini dikkate almaksızın o işkolunda çalışan bütün işçilerinörgütlenmesini amaçlar. Bu çerçevede ele alındığında işkolu, örgütlenmeninhedefleri ve faaliyet alanı ile doğrudan ilgilidir. İşkolu düzeyindeörgütlenmiş sendikalar faaliyetlerini yerel, bölgesel veya ulusal farklıdüzeylerde yürütebilir.
295. İşkolu sendikacılığı lehine dile getirilen görüşlerin çoğu,haklar mücadelesinde etkili olabilmenin ve sonuç alabilmenin ancak güçlü birsendika ile mümkün olabileceği, bunun ise daha fazla işçinin aynı sendikadaörgütlenmesi ile mümkün olabileceği gerekçesine dayanmaktadır.
296. Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem veişlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyupgüçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirereksürdüren, hukuk güvenliğini sağlayan, bütün etkinliklerinde hukuka veAnayasa'ya uyan, işlem ve eylemleri bağımsız yargı denetimine bağlı olandevlettir.
297. Hukuk devletinin olmazsa olmaz ilkelerinden biribelirliliktir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup bireyin,kanundan, belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangihukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisiniverdiğini bilmesini zorunlu kılmaktadır. Birey ancak bu durumda kendisine düşenyükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını ayarlar.
298. Kanun'un 41. maddesinin ilk fıkrasında işçi sendikasınıntoplu iş sözleşmesi yapabilmesi için ülke barajı ve işyeri barajı olarakadlandırılacak oranlar düzenlenmiştir. Buna göre işçi sendikasının yetkiliolabilmesi için öncelikle kurulu bulunduğu veya toplu iş sözleşmesi yapılacakişyerinin girdiği işkolunda başvuru tarihinde çalışan toplam işçilerin en az yüzdebirini üye kaydetmiş olması gerekir. Bundan başka sendika, toplu işsözleşmesinin kapsamına girecek işyeri veya işyerlerinde çalışan işçilerinyarısından fazlasını üye kaydetmiş olması hâlinde, bu işyeri veya işyerleriiçin yapılacak toplu iş sözleşmesinde yetkili olacaktır. Ülke barajınıgeçemeyen sendikaların o işyeri veya işyerlerindeki üye sayılarınabakılmaksızın toplu iş sözleşmesi yapma yetkisi yoktur. İşletme toplu işsözleşmesinde ise, yarıdan fazla çoğunluk yerine yüzde kırk çoğunluk getirilmiştir.Yüzde kırkı birden çok sendikanın aşması durumunda en çok üyesi olan sendikanınyetkili olacağı düzenlenmiştir. Yüzde kırkı geçen sendikaların eşit üyeliğihalinde ise yetki talebi olumsuz karşılanacaktır. İşletme toplu iş sözleşmeleriiçin işyerleri bir bütün olarak dikkate alınacak ve yüzde kırk veya fazla üyesiolması durumunda en çok üyeye sahip sendika toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkiliolacaktır.
299. Dava konusu kurallar ile geçici bir düzenleme yapılmaksuretiyle, yukarıda ifade edilen toplu iş sözleşmesi imzalayabilme konusundayetki tespiti için gerekli olan istatistiklerden, Kanun'un yürürlüğünden önceimzalanmış, ancak Ocak 2013 istatistiklerinin yayımı tarihinden sonra sonaerecek olan toplu iş sözleşmelerini imzalayan sendikaların, yetki tespitbaşvurularının mülga 2822 sayılı Kanun'a göre Bakanlıkça yayımlanmış Temmuz2009 istatistiklerine göresonuçlandırılacağı;6356 sayılı Kanun'un yürürlüktarihinden önce başlamış toplu iş sözleşmesi görüşmeleri ve toplu işuyuşmazlıklarının mülga 2822 sayılı Kanun ve ikincil mevzuatına göreyürütüleceğihükümaltına alınmıştır. Böylelikle yeni Kanun yürürlüğe girdikten sonraki geçişdöneminde yetki tespiti ve uyuşmazlıkların çözümü konusunda hangi esas veusullerin belirleneceği konusunda yasal düzenleme yapılarak hukuki belirliliksağlanmıştır.
300. Anayasa, sendika hakkının bir unsuru olan toplu sözleşmehakkını, 53. maddede özel olarak düzenlemiştir. Anılan maddenin birincifıkrasında, "İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik vesosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu işsözleşmesi yapma hakkına sahiptirler."denildikten sonra sonfıkrasında,"Toplu sözleşme hakkının kapsamı, istisnaları, toplusözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü veyürürlüğü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılması, KamuGörevlileri Hakem Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğerhususlar kanunla düzenlenir." hükmüne yer verilmiştir.
301. Anayasa'nın 53. maddesinin son fıkrasında, toplu sözleşmehakkının kapsamının, istisnalarının, toplu sözleşmeden yararlanacakların, toplusözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğünün kanunla düzenleneceğibelirtilmekle birlikte bu hakkın sınırlama sebeplerine yer verilmemiştir. Ancaktoplu sözleşme hakkı, sendika hakkının bir unsuru olarak görüldüğünden,Anayasa'nın 51. maddesinin ikinci fıkrasında sendika hakkı için öngörülensınırlama nedenlerinin toplu sözleşme hakkı yönünden de geçerli olduğununkabulü gerekir. Buna göre, toplu sözleşme hakkının, millî güvenlik, kamudüzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ilebaşkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerine dayanılarak kanunlasınırlanması mümkündür.
302. Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonraki geçiş döneminde topluiş sözleşmesi imzalanması konusunda yetki tespiti ve uyuşmazlıkların çözümühakkında hangi esas ve usullerin belirleneceği hususunda yasal düzenlemeyapılmasının toplu sözleşme hakkına müdahale niteliği taşıdığı açıktır.
303. İşletme toplu iş sözleşmesi imzalayabilmek için belli birbarajın aranması, sözleşme imzalayacak olan sendikanın güçlü bir sendika olmasıamacına dayanmaktadır. Bağımsız ve güçlü sendikaların toplu iş sözleşmesinintarafı olabilmelerinin temin edilmesi, çalışanların işyerlerinde sendikalhaklardan daha etkin bir şekilde yararlanmaları sonucunu doğuracağından, bunun,sendikal hak ve özgürlüklerin korunmasına hizmet edeceği açıktır. Dolayısıylatoplu iş sözleşmesi imzalayabilmek için baraj öngörülmesinde, anayasal açıdanmeşru bir amaca dayanıldığı anlaşılmaktadır.
304. Toplu sözleşme hakkı, çalışanlara, üyesi bulunduklarısendikalar aracığıyla işverenle karşılıklı olarak ekonomik ve sosyaldurumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla görüşme ve anlaşmayapabilme yetkisi tanıyan sendikal bir haktır. Toplu sözleşme hakkı sendikaözgürlüğünün önemli bir parçasını oluştursa da sendikal özgürlükler toplusözleşme hakkından ibaret olmayıp bunun dışında başka araçlar da bulunmaktadır.Buna göre, Kanun'un yürürlüğe gireceği geçiş döneminde toplu iş sözleşmesi imzalanmasıkonusunda yetki tespiti ve uyuşmazlıkların çözümü ile ilgili olarak esas veusullerin belirlenmesi, kanun koyucunun takdirindedir.
305. Sendikaların, sendikal faaliyetin asgari içeriğini oluşturan,üyelerin hak ve çıkarlarını dile getirme ve bireysel şikâyet ve başvurulardaüyelerini temsilen hareket edebilme olanağına sahip oldukları dikkatealındığında, Kanun'un yürürlüğe girdikten sonraki geçiş döneminde toplu işsözleşmesi imzalanması konusunda yetki tespiti ve uyuşmazlıkların çözümündeesas ve usullerin belirlenmesi ile ilgili olarak yapılan düzenlemelerin topluiş sözleşmesi hakkına ölçüsüz bir müdahale teşkil ettiği söylenemez.
306. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa'nın 2., 13. ve 53.maddelerine aykırı değildir. İptal taleplerinin reddi gerekir.
307. Kuralın Anayasa'nın 10., 12., 49. ve 90. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
IV- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ
308. Dava dilekçesinde özetle, sendikaların kurulması, sendikalaraüye olunması, sendikal örgütlenme modeli, sendikal üst kuruluşlar, işkollarınıntespiti, sendikaların organlarına dair getirilen düzenlemeler, sendikalarındenetimi, sendika özgürlüğünün güvencesi, toplu iş sözleşmesi ile çerçevesözleşmeler ve bu sözleşmelerin imzalanmasına dair yetki kurallarının, grevhakkı ve lokavtın kullanımı, ertelenmesi, getirilen yasaklar, grev hakkının velokavtın kötüye kullanılması halinde uygulanacak yaptırımlar ve grev ve lokavthâlinde mülkî amirlerin yetkileri konuları başta olmak üzere iptali talepedilen kurallar dolayısıyla; hukuk devleti ve eşitlik ilkeleri ile sendikakurma ve sendikalara üye olma hakkı, çalışma hakkı ve ödevi, toplu işsözleşmesi ve toplu sözleşme hakkı, grev hakkı ve lokavt ve ücrette adaletsağlanması haklarının demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmayanşekilde ve ölçüsüz olarak sınırlandığı ve anılan hakların kullanılamaz halegeldiği, bu durumun ileride telafisi güç ya da imkânsız maddî ve manevî zararve ziyanlarına yol açacağı belirtilerek dava konusu kuralların yürürlüklerinindurdurulması talep edilmiştir.
18.10.2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İşSözleşmesi Kanunu'nun;
A-1-25. maddesinin;
a-(4) numaralı fıkrasında yer alan"...fesihdışında..."ibaresine,
b-(5) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan"18"ibaresine,
2-60. maddesinin (6) numaralı fıkrasının"...lokavt kararıuyuşmazlığın kapsamındaki başka işyerleri için de alınabilir."bölümüne,
3-62. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan".bankacılıkhizmetlerinde;."ve"...ve şehir içi toplu taşımahizmetlerinde..."ibarelerine,
yönelik yürürlüğün durdurulması taleplerinin, koşullarıoluşmadığından REDDİNE,
B-1- 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının;
a-(b) bendinde yer alan"...Ekonomik ve Sosyal Konseydetemsil edilen..."ibaresine,
b-(g) bendine,
c-(ğ) bendinde yer alan"...bir işkolunda faaliyettebulunmak üzere..."ibaresine,
d-(ı) bendine,
2-3. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ikinci cümlesine,
3-5. maddesine,
4-6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yeralan"...ve fiilen çalışan..."ibaresine,
5-9. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ikinci cümlesine,
6-11. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç) bendinde yer alan".ileyeminli mali müşavir raporlarının..."ibaresine,
7-12. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan"...yeminlimali müşavir raporu,..."ibaresine,
8-25. maddesinin (5) numaralı fıkrasının üçüncü cümlesine,
9-29. maddesinin;
a-(2) numaralı fıkrasına,
b-(3) numaralı fıkrasında yer alan"...dış denetim..."ibaresine,
c-(5) numaralı fıkrasında yer alan"...ve dış..."ibaresine,
10-33. maddesinin;
a-(3) numaralı fıkrasında yer alan"...ve meslekî eğitim,iş sağlığı ve güvenliği, sosyal sorumluluk ve istihdam politikalarına ilişkindüzenlemeleri içerebilir..."ibaresine,
b-(4) numaralı fıkrasında yer alan"...ve karşı tarafınçağrıya olumlu cevap vermesi ile..."ibaresine,
11-41. maddesinin (2) ve (3) numaralı fıkralarına,
12-58. maddesinin (2) ve (3) numaralı fıkralarına,
13-61. maddesinin;
a-(3) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan"...oylamayakatılanların..."ibaresine,
b-(5) numaralı fıkrasına,
14-62. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan"...cenazeişlerinde ve mezarlıklarda;...","...doğal gaz, petrol üretimi,tasfiyesi ve dağıtımı ile nafta veya doğalgazdan başlayan petrokimyaişlerinde;"ve"Millî Savunma Bakanlığı ile Jandarma GenelKomutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığınca doğrudan işletilenişyerlerinde;..."ibarelerine,
15-63. maddesine,
16-72. maddesinin (1) numaralı fıkrasına,
17-73. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan"...ençok dörder..."ibaresine,
18-74. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan"...işyerindefaaliyetin devamlılığını sağlayacak..."ibaresine,
19-Geçici 6. maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarına,
yönelik iptal istemleri, 22.10.2014 tarihli ve E.2013/1,K.2014/161 sayılı kararla reddedildiğinden, bu maddelere, fıkralara, bentlere,cümlelere ve ibarelere ilişkin yürürlüğün durdurulması istemlerinin REDDİNE,
C-1-41. maddesinin;
a-(1) numaralı fıkrasında yer alan"Kurulu bulunduğuişkolunda çalışan işçilerin en az yüzde üçünün üyesi bulunmasışartıyla...", "...çalışan işçilerin yarıdan fazlasının..."ve"...iseyüzde kırkının..."ibareleri,
b-(5) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan"...yüzdeüçünün..."ibaresi,
2-43. maddesinin;
a-(2) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan"...yüzdeüçünden..."ibaresi,
b-(4) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan"en azyüzde üçünü"ibaresi,
3-Geçici 6. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları,
hakkında, 22.10.2014 tarihli ve E.2013/1, K.2014/161 sayılıkararla karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğinden, bu fıkralara veibarelere ilişkin yürürlüğün durdurulması istemleri hakkında KARAR VERİLMESİNEYER OLMADIĞINA,
22.10.2014 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- İPTALİN DİĞER KURALLARA ETKİSİ
309. 6216 sayılı Kanun'un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrasında,kanunun belirli kurallarının iptali, diğer kurallarının veya tümününuygulanmaması sonucunu doğuruyorsa, bunların da Anayasa Mahkemesince iptalinekarar verilebileceği öngörülmektedir.
309. 18.10.2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İşSözleşmesi Kanunu'nun 60. maddesinin (6) numaralı fıkrasında yer alan ".lokavtkararı uyuşmazlığın kapsamındaki başka işyerleri için de alınabilir."bölümünün iptali nedeniyle aynı fıkra içerisinde yer alan ve uygulanma olanağıkalmayan "Grup toplu iş sözleşmesine ilişkin uyuşmazlıklarda grevkararı, uyuşmazlığın kapsamındaki işyerlerinin bir kısmı için alınmış olsa dahi"ibaresinin de 6216 sayılı Kanun'un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğinceiptali gerekir.
VI- HÜKÜM
18.10.2012 tarihli ve6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş SözleşmesiKanunu'nun;
A- 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının;
1- (b) bendinde yer alan"...Ekonomik ve Sosyal Konseydetemsil edilen..."ibaresininAnayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalistemininREDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
2- (g) bendinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Serruh KALELİ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Engin YILDIRIM ile ErdalTERCAN'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
3- (ğ) bendinde yer alan"...bir işkolunda faaliyettebulunmak üzere..."ibaresinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalisteminin REDDİNE, Serruh KALELİ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Engin YILDIRIM ileErdal TERCAN'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
4- (ı) bendinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Serruh KALELİ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Engin YILDIRIM ile ErdalTERCAN'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
B- 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasının"Sendikalarkuruldukları işkolunda faaliyette bulunur."biçimindeki ikincicümlesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, SerruhKALELİ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Engin YILDIRIM ile Erdal TERCAN'ın karşıoylarıve OYÇOKLUĞUYLA,
C- 5. maddesinin;
1- (1) numaralı fıkrasınınAnayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalistemininREDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
2- (2) ve (3) numaralı fıkralarının Anayasa'ya aykırıolmadıklarına ve iptal istemlerinin REDDİNE, Erdal TERCAN'ın karşıoyu veOYÇOKLUĞUYLA,
D- 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yeralan"...ve fiilen çalışan..."ibaresinin Anayasa'ya aykırıolmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT ile EnginYILDIRIM'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
E- 9. maddesinin (1) numaralı fıkrasının"Bu organlardangenel kurul dışında kalanların üye sayıları üçten az dokuzdan fazla;konfederasyonların yönetim kurullarının üye sayıları beşten az yirmi ikidenfazla ve şubelerin genel kurul dışındaki kurullarının üye sayıları üçten azbeşten fazla olamaz."biçimindeki ikinci cümlesinin Anayasa'ya aykırıolmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoyu veOYÇOKLUĞUYLA,
F- 11. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç) bendinde yer alan".ileyeminli mali müşavir raporlarının..."ibaresininAnayasa'ya aykırıolmadığına ve iptal istemininREDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
G-12. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan"...yeminlimali müşavir raporu,..."ibaresininAnayasa'ya aykırı olmadığına veiptal istemininREDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
H-25. maddesinin;
1-(4) numaralı fıkrasında yer alan"...fesihdışında..."ibaresininAnayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,OYBİRLİĞİYLE,
2- (5) numaralı fıkrasının;
a- Birinci cümlesinde yer alan"18"ibaresininAnayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,
b-"Ancak işçinin işe başlatılmaması hâlinde, ayrıca 4857sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen tazminatahükmedilmez."biçimindeki üçüncü cümlesininAnayasa'ya aykırı olmadığınave iptal istemininREDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
I- 29. maddesinin;
1- (2) numaralı fıkrasının,
2- (3) numaralı fıkrasında yer alan"...dışdenetim..."ibaresinin,
3- (5) numaralı fıkrasında yer alan"...ve dış..."ibaresinin,
Anayasa'ya aykırı olmadıklarına ve iptal istemlerininREDDİNE,OYBİRLİĞİYLE,
J- 33. maddesinin;
1- (3) numaralı fıkrasında yer alan"...ve meslekî eğitim,iş sağlığı ve güvenliği, sosyal sorumluluk ve istihdam politikalarına ilişkindüzenlemeleri içerebilir..."ibaresinin,
2- (4) numaralı fıkrasında yer alan"...ve karşı tarafınçağrıya olumlu cevap vermesi ile..."ibaresinin,
Anayasa'ya aykırı olmadıklarına ve iptal istemlerininREDDİNE,OYBİRLİĞİYLE,
K-41. maddesinin;
1-(1) numaralı fıkrasında yer alan"yüzde üçünün"ibaresi,10.9.2014günlü, 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde KararnamelerdeDeğişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına DairKanun'un 20. maddesiyle değiştirildiğinden, konusu kalmayan;
a-"Kurulu bulunduğu işkolunda çalışan işçilerin en azyüzde üçünün üyesi bulunması şartıyla..."ibaresine ilişkin iptalistemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, OYBİRLİĞİYLE,
b-"...çalışan işçilerin yarıdan fazlasının..."ve"...iseyüzde kırkının..."ibarelerine ilişkin iptal istemleri hakkında KARARVERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, Osman Alifeyyaz PAKSÜT ile Engin YILDIRIM'ınkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2- (2) numaralı fıkrasınınAnayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalistemininREDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT ile Engin YILDIRIM'ın karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA,
3- (3) numaralı fıkrasınınAnayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalistemininREDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
4- (5) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan"...yüzdeüçünün..."ibaresi, 6552 sayılı Kanun'un 20. maddesiyledeğiştirildiğinden, konusu kalmayan bu ibareye ilişkin iptal istemi hakkındaKARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, OYBİRLİĞİYLE,
L-43. maddesinin;
1- (2) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan"...yüzdeüçünden..."ibaresi, 6552 sayılı Kanun'un 20. maddesiyledeğiştirildiğinden, konusu kalmayan bu ibareye ilişkiniptal istemi hakkındaKARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, OYBİRLİĞİYLE,
2- (4) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan"yüzdeüçünü"ibaresi,6552 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle değiştirildiğinden,konusu kalmayan"...en az yüzde üçünü..."ibaresineilişkin iptalistemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, OYBİRLİĞİYLE,
M-58. maddesinin (2) ve (3) numaralı fıkralarının Anayasa'yaaykırı olmadıklarına ve iptal istemlerinin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ünkarşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
N- 60. maddesinin (6) numaralı fıkrasının;
1-"...lokavt kararı uyuşmazlığın kapsamındaki başkaişyerleri için de alınabilir."bölümünün Anayasa'ya aykırı olduğuna veİPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,
2- Kalan bölümünün, 30.3.2011 günlü, 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 43. maddesinin(4) numaralı fıkrası gereğince İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,
O-61. maddesinin;
1- (3) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan"...oylamayakatılanların..."ibaresinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalisteminin REDDİNE, Serruh KALELİ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT ile Engin YILDIRIM'ınkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2- (5) numaralı fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalisteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT ile Engin YILDIRIM'ın karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA,
P- 62. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan;
1-".bankacılık hizmetlerinde;."ve"...veşehir içi toplu taşıma hizmetlerinde..."ibarelerinin Anayasa'ya aykırıolduklarına ve İPTALLERİNE, Nuri NECİPOĞLU ileM. Emin KUZ'unkarşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA,
2-"...cenaze işlerinde ve mezarlıklarda;...","...doğalgaz, petrol üretimi, tasfiyesi ve dağıtımı ile nafta veya doğalgazdan başlayanpetrokimya işlerinde;"ve"Millî Savunma Bakanlığı ile JandarmaGenel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığınca doğrudan işletilenişyerlerinde;..."ibarelerinin Anayasa'ya aykırı olmadıklarına ve iptalistemlerinin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT ile Engin YILDIRIM'ın karşıoylarıve OYÇOKLUĞUYLA,
R-63. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Serruh KALELİ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT ile Engin YILDIRIM'ınkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
S-72. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınAnayasa'ya aykırıolmadığına ve iptal istemininREDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
T-73. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan"...ençok dörder..."ibaresinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalisteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
U-74. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan"...işyerindefaaliyetin devamlılığını sağlayacak..."ibaresinin Anayasa'ya aykırı olmadığınave iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT ile Engin YILDIRIM'ınkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
V- Geçici 6. maddesinin;
1- (1) numaralı fıkrası,6552 sayılı Kanun'un 144. maddesininbirinci fıkrasının (f) bendi ile yürürlükten kaldırıldığından,konusu kalmayanbu fıkraya ilişkiniptal istemi hakkındaKARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,OYBİRLİĞİYLE,
2- (2) numaralı fıkrasının, atıf yapmış olduğu 41. maddenin (1)numaralı fıkrası 6552 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle değiştirildiğinden, bufıkraya ilişkin iptal istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,OYBİRLİĞİYLE,
3-(3)ve (4) numaralı fıkralarının Anayasa'ya aykırı olmadıklarınave iptal istemlerinin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
22.10.2014 tarihinde karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
Zühtü ARSLAN
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN
KARŞIOY
6356 sayılı Yasa'nın 2. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendindeyer alan "Kuruluş: Sendika ve Konfederasyonları" (ı) bendinde yeralan "üst kuruluş konfederasyonları" (ğ) bendinde yer alan "biriş kolunda faaliyette bulunmak üzere" ve 3. maddesinin birinci fıkrasındayer alan "Sendikalar kuruldukları iş kolunda faaliyette bulunur"ibarelerinin Mahkememizce yapılan Anayasal denetiminde Anayasa'ya aykırıolmadığı yönünde oluşan çoğunluk görüşüne aşağıdaki açıklamalar nedeniyle katılınmamış,ibarelerin iptali gerektiği düşünülmüştür.
Yasa'nın 2. maddesinin (g) ve (ı) bendleri ile kuruluş ve üstkuruluş tanımlanmaktadır. Sendika, işçi ve işverenin çalışma ilişkilerindeortak hak ve çıkarlarını korumak, geliştirmek adına en az yedi işçi veişverenin bir araya gelerek bir iş kolunda faaliyette bulunmak üzere oluşantüzel kişi nitelikli, konfederasyonlar ise; en az beş sendikanın bir arayagelerek hükümet, siyasi parti, işveren örgütleri ile ilişkileri yürüten, en üstsendikal örgütlenme modeli olarak statülenmiş demokratik düzenle bütünleşmişAnayasal kuruluşlardır.
İptal davasını açan; sendikaların, sadece üst kuruluş olarakönceki yasal düzenlemelerde var olanfederasyonlarolmaksızın sadecekonfederasyon olarak örgütlenmesinin uluslararası normlara, örgütlenmeözgürlüğüne ilişkin Anayasal normlara aykırı ve hakkın özünü zedeleyen ölçüsüzbir sınırlama niteliği taşıdığını iddiası yanında,
Sendikal oluşumların üst birlik kurma hakkının, 1961 ve 1982Anayasa'larında açıkca güvence altına alındığı veüst birliğe üye olmakonusunda,Anayasa Mahkemesinin de kararları dakamu düzeni ya da yararı sözkonusu olmadıkça bir örgütü uluslararası işbirliğinin yararlarından yoksunbırakmamak gerektiği şeklinde özgürlükçü ve koruyucu yorumlar yapmış olduğugörülmektedir.
Ancak iptali istenen ibarelerin yer aldığı 6356 sayılı Yasa,işyeri sendikalarının üst kuruluşu olan federasyon tipi yapılanmaya yervermemiştir. Anayasal denetimde bulunan mahkememiz çoğunluk görüşü, gönüllülükesası ile demokratik zemini oluşan sendikaya üye olma hakkının yine Anayasa'nın51. maddesinde belirtilen sendika kurma hakkının kullanılmasındaki esaslarıbelirlemede yasa koyucunun takdir hakkı kapsamında kaldığı nedenleri iledüzenlemenin sendikal hak ve özgürlüklerle bağdaşmayan bir yönünün bulunmadığıgerekçesi ile Anayasa'ya aykırı olmadığını düşünmektedir.
Sendikal hak ve hürriyetlerin gelişim tarihçesi ve mevzuat, hakkınniteliğini, koruma alanını ve kapsamını yeterli derecede anlamaya katkıdabulunacak yoğunluktadır. Anayasamızın 90. maddesi uyarınca gelen yükümlülük, buhakka yönelik iç hukukta üstün tutulan uluslararası güvence kurallarınıhatırlamayı gerektirmektedir.
Günümüzde, sosyal bir hak olarak nitelenmiş sendika özgürlüğüülkemizcede onaylanmış 26/6/1945 tarihliBirleşmiş Milletler Antlaşması'nıninsanhakları ve temel özgürlükler başlığı ifadesiyle getirdiği güvenceler kapsamındaolup, bu haklara saygıyı geliştirme ve yüreklendirme niteliğinde bir teminatvermektedir.
10.12.1948 tarihliİnsan Hakları Evrensel Bildirgesi,sınırlama yapmaksızın herkesin çıkarlarını gözetecek bu sendikalara üye olmahakkını yasal sınırlarını çizerek tanımlamaktadır.
İkinci bir sosyal hak bildirgesi 30/1/1976 yürürlük tarihliEkonomikve Sosyal Haklar Uluslararası Sözleşmesi'dir.Ülkemizcede kabul ve onaylıbu sözleşmeye göretaraf devletlerin toplumda milli güvenlik ya da kamudüzeni ya da başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması açısından gerekliyasal sınırlama dışında sendika kurmaya bir sınır getirilemeyeceğini veFEDERASYONyada KONFEDERASYON kurma ve üye olma hakkını (M.8/1-b) üstleneceğini ifadeetmektedir.
Sözleşme, bireye sendika kurma hakkı yanında tüzel kişisendikalarınüst kuruluşlar seviyesinde örgütlenme hakkını da düzenlemiş,sendikaların serbest çalışma hakkını kabul etmiştir.
23/3/1976 tarihli ve ülkemizcede 2003'de onaylananMedeni veSiyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme'nin de aynı şekilde herkesinçıkarlarını korumak üzere serbestçe insan haklarını garanti altına alan birbelge olarak sendika hakkını herkese tanıdığı görülmektedir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 11. maddesinin sendika kurmave katılma hakkını tanımasının yanında, Avrupa Konseyi hukukunda sendikal hakve hürriyetlerin ikinci ve en önemli dayanağıAvrupa Sosyal Şartı'dır.14/10/1989'da ülkemizce onay ve yayın ile iç hukukta bağlayıcılık kazanansosyal şart çalışan ve çalıştıranların ekonomik ve sosyal çıkarlarını korumakiçin yerel veya ulusal ya da uluslararasıörgütler kurma ve bunlara üye olmaözgürlüğünü teminat altına almaktadır.1919'da sendika hürriyetinin Anayasalve kurucu ilke olarak anıldığı Versay Barış Antlaşması uyarınca kuruluBirleşmişMilletler uzmanlık örgütü olan İLO(Uluslararası Çalışma Örgütü) çalışma,örgütlenme, fırsat eşitliği, emek yönetimi ve haklar konusunda asgaristandartlar koyarak ve teknik yardım sağlayarak işçi ve işveren örgütleriningelişimini teşvik etmekte, Sosyal Devlet kavramını esas alarak şartların,koşulların iyileşmesi, çalışma hayatını ilgilendiren konularda sözleşme,tavsiye kararlar yoluyla gerekli tedbirlerin alınması için öncü bir güç teşkiletmektedir.
Türkiye halen aralarında temel çalışma haklarına ilişkin sekizsözleşmeninde bulunduğu ve halen elliikisi yürürlükte, ellialtı sözleşmeyiimzalayıp mevzuatına katmış bulunmaktadır.
Bu kapsamda 87, 98, ve 151 sayılı sözleşmeler,sendikal hürriyetlerin uluslararası çerçevesini belirleme amacı ile oluşanbelgelerdendir. Bunlar çalışan ve çalıştıranların bireysel ve kollektifyönleriyle haklarını tanımlayıp korumaya almakta, istenildiği gibi özgürceörgütlenipüye olunabilmeyi hak tanım ve kapsamına almaktadır. Çalışanların sendikahakkını engelleyici ya da zedeleyici her türlü eyleme karşı korunmalarınınyanında buhürriyeti tanımadaki her türlü ayrımcılığındareddedildiğinihükümleri arasına aldıkları görülmektedir.
Tüm bu mevzuatın yanında, Anaya'nın 51. maddesinde de önceden izinalmaksızınsendikalar ve üst kuruluşlar kurma hakkı tanınmış ve güvence altınaalınmış, buna uygun olarak da bu özgürlüğün şekillenmesinde rol alacaküstkuruluşların biçimini tarif eden birsınırlamaya dayer verilmemiştir.Anayasa'nın90. maddesi kapsamında gözetilmesi gereken Birleşmiş MilletlerEkonomik ve Toplumsal ve Kültürel HaklarSözleşmesi'nin 8. maddesinin birincifıkrasının (b) bendi, sendikaların ulusalfederasyonya da konfederasyonkurmabunlarakatılma hakkından, 87 No'lu uluslararası çalışma örgütü sözleşmesinin 5.maddesi, çalışanların ve işveren örgütlerininfederasyonyadakonfederasyonkurmaüye olma hakkından, açıkca bahsetmektedir.
İptali istenen maddenin (g) ve (ı) bentlerinde işçi ve işverensendikalarının çalışma ve örgütlenmesine ilişkin esaslar kapsamındaörgütlenmeye "kuruluş" denmiş, kuruluşda yer alan sendikanın üstkuruluşuda yanlızca konfederasyon olarak belirlenip, federasyon tipiörgütlenmelerinkuruluş kapsamında yer almadığı anlaşılmaktadır. Kapsam dışıtutulan federasyon tipi örgütlenmeler, bölgesel ya da ulusal düzeyde aynımeslek ya da aynı iş kolunda faaliyet gösteren sendikal kuruluşların birarayagelmesiyle kurulmuş üst örgüt kuruluşları olarak bilinmektedir.Konfederasyonlar ise farklı iş kolunda faaliyet gösteren sendikaların bir arayagelmesiyle kurdukları üst kuruluş kapsamındadır.
6356 sayılı Yasa, sendikaların oluşumu ve teşkilatlanmasını işyeriesaslı örgütlenen sendikalar için daha uygun bir üst yapı kabul edilenfederasyon tipi örgütlenme yerine İŞKOLU esaslı bir yapı unsuru olankonfederasyon yapılanmasını sendikaların üst kuruluşunu tek ve yegane modeliolarak kabul etmiştir.
Mahkememiz iptali istenen düzenlemede yer almayan, federasyon tipiörgütlenme biçiminin bulunmadığı ve işçi ve işveren kuruluşunu, sadece sendikave üst kuruluşunun konfederasyon olduğunun kabulüne yönelik maddelerinindenetiminde;
Anayasa'nın 51. maddesinin sendika kurma hakkının kullanımındauygulanacak şekil, şart ve usûller kanunda gösterilir hükmüne atıfta bulunarak,yasa koyucunun belirlediği yeni şeklin takdir kapsamında sınırlanabilir bir hakolduğu şeklindeki tek gerekçesi ile Anayasa'ya aykırı değildir derken,sınırlama sebebinin normatif varlığı YETERLİ görülmüş, Anayasa'nın 13. maddesikapsamında sınırlama ilkeleri ve güvenceleri yönünden, Anayasa'nın 90.maddesini de gözettiği bir testten geçirmemiştir.
Kanun koyucunun takdirinin yerindeliği sorgulaması yapılamasada,yasa hükmünün genelliği, objektifliği ve getirdiği varsayılan kamu yararındakikeyfiyet, Anayasal denetim ilkeleri yönünden gözden uzak tutulamaz.
Kararın52 inci paragrafına bakıldığında, tanım kuralının çıkarılışgerekçesini, yerindelik denetimiyle (daha güçlü sendikacılık temin etmek)amaçsal değerlendirmeye almış, yerinde gördüğü amacı Anayasaya uygunluk nedenikabul etmiştir. Bu aşamada Anayasa Mahkemesi'nin görevi kuralın amaçsallığıyönünden ziyade, kuralın Anayasal ilkelere uygunluğu yönünden denetlemekolmalıdır. Kaldı ki, Anayasa'nın açıkca yasaklamadığı bir örgütlenme biçimininseçilmiş olmasını, meşru bir temel görmüş ve bu temelin fonksiyoneleksikliklerini görmezden gelerek hakkın özünü zedelemediği sonucuna ulaşmış vekabul ettiği bu müdahaleyide ölçülü kabul etmiş ama ne yönden bu kritereoturduğunu, kapsamında kaldığını nitelememiştir.
Kamu düzenini sağlamak, etkin sendikacılık temin etmek ifadeleriyargısal denetimde ölçü birimi değildir. Aynı anlayış ve kararda kullanılangerekçe ile sendikaların işkolu esasında örgütlü yapısını ifade edenfederasyonlarıda kural kapsamında yasaklayan bir hüküm açıkça Anayasa'dabulunmadığına göre, doktrinde de kabul gören örgütlenmede etkin sendikacılıkiçin gözetilmesi gereken bu modelin yasada yer almamasıda Anayasal eksiklikolarak nitelenebilir ve kuruluşun sadece sendika ve konfederasyon olarak tanımıile sınırlandırması hakkın özünü zedeleyici demokratik toplum düzenindegereksiz bir müdahale denilebilirdi.
Sendika-işçi-işveren örgütlenme tarihi ve mevzuatıdeğerlendirmeleri dar yorumlar dışına çıkmak için hiçbir temel hak ve özgürlükalanında bulunmadığı kadar genişkapsamlı, derin, gelişime açık ve teminatlıdır.
Sendikalar demokrasilerin ayrılmaz parçalarıdırlar. İşçininişverenle yani güçle mücadelesini, hak ve menfaatini korumayı amaçlayarakgelişen örgütlenme mücadeleleri tüm dünyada yüksek koruma görmüş veteminatlandırılmıştır. Bugün Cumhuriyetin ve demokratik esaslara göre kurulanve faaliyette bulunan bağımsız özel hukuk tüzel kişisi gibide tanımlanansendikaların örgütlenme modeline iptali istenen kural ile getirilen sınırlama,önce Anayasa'nın 51. maddesinde bahse konu, milli güvenlik, kamu düzeni, suçişlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlak, başkalarının hak veözgürlüklerini koruma sebepleri engellenme kapsamında tutulmadıklarına göreAnayasa'nın 13. maddesindeki, sınırlamanın sınırlaması nedenlerinden demokratiktoplum düzenini ve Cumhuriyetin gereklerinin nesine aykırılık taşıdığı veölçülülük nedenleri ifade edilmeden Anayasal denetim taşıdığı söylenemez.
Sendikaların var oluş nedenleri, kendilerini diğer kuruluşlardanayırt eden özellikleri vardır. Sendikaların sosyal hak ve menfaat koruma vegeliştirme idealleri onları, ticari kazanç ortaklıklarından ayırır, Anayasa'nın51. maddesinde özellikle vurgulandığı üzere önceden izin almaksızın sendika veÜST KURULUŞ kurma hakkı, üyelikten serbestçe ayrılma hakkı ile onlar, izinmecburiyetli odalar, barolar, birlik örgütlenmelerinden, valiliğe bir dilekçevermek suretiyle kurulma özgürlüğü ile ayrılırlar. Bağımsızdırlar, hiç kimsedenemir almadan demokratik esaslara uygun sınırda hareket yetenekleri vardır.Sosyal anlamda toplumda denge unsurudurlar. Hal böyle iken serbestçe örgütlenmeözgürlüğünü sürdürülmesine getirilerek sınırlamanın basit usul ötesi yüksekkoruyucu bir nitelemesi ve toplumun her kesimini tatmin edici sosyal gerekçesiolmalıdır.
Çoğunluk görüşünü oluşturan gerekçe kuralın reddi sonucunu getirenbir niteleme taşımamaktadır. Anayasa'da var olan hak sınırlandırmasına yönelikdenetim ilkeleri, yasa koyucunun takdir hakkına getirilen önceleme ile ihmaledilmemelidir.
Anayasa Mahkemesi verdiği bir kararda,
"Sendika kurma özgürlüğü bir yandan demokrasiye dayalı düzenioluşturan kişiliğe bağlı hak ve ödevlerdendir. Öte yandan da toplumsalyaşantıyı çağdaş uygarlık düzeyine eriştirme amacını güden sosyal ve iktisadihak ve ödevlerdendir. Bunların yerine getirilmesinde gözönünde tutulacakbaşlıca temel ilkeler Anayasa'nın 10., 11. ve 12. maddelerinde gösterilmiştir.Eşit kullanılmayan, kişilere ve kamuya huzur ve adaletli bir düzen sağlamayansendika özgürlüğünün çağdaş uygarlık düzeyi ile ve hele batı uygarlığıncabenimsenen demokrasi anlayışı ile bağdaşması olanak dışıdır. Toplum yararınaolan özgür girişimlerde, bu arada sendika alanındaki kuruluşlarda, daha iyisinibulmak, kişi haklarını savunmada ve gerçekleştirmede en uygun çalışmaörgütlerini kurmak, yarışma duygusunun oluşmasına bağlıdır.Yarışma duygusunungelişmesi ve amaca ulaşabilmesi için girişimlerin tekel biçiminde değil, çoklukhalinde oluşması en önde gelen koşuldur." demektedir.
Anılan nitelemeler ve Mahkememizin sendika özgürlüğü konusundakiiçtihadı gözetilmeden düzenlemeninAnayasa'ya aykırı olmadığı yönde oluşançoğunluk görüşüne katılınmamıştır.
2. maddenin 1numaralı fıkrasını (ğ) bendinde ve 3. maddenin(1)numaralı fıkrasında yer alan iptali istenen ibareler yönünden dava açanın,işkolu sendikası dışında işyeri sendikalarının faaliyet gösterme imkanınınkalmadığını bunun sendika kurma ve örgütlenme özgürlüğüne yönelik ağır ölçüsüzbir sınırlama olduğunu ifade etmektedir.
Bu bölümde de Mahkememiz gerekçesinde,
Örgütlenme özgürlüğünün demokrasilerde saygı gösterilmesi vekorunması gerekli bir temel hak olduğu kabul edilmiş ise de sınırlanabilir buhakka yapılan müdahalenin meşru bir tabanın olduğu, aslolanın sendikaya üyeolma iradesi olup, işkolu (konfederasyon) faaliyet gösteren sendikal hareketekatılabiliyor ve ayrılabiliyor olmayı özgürlüğün engellenmediği şekilde görmeklazım geldiğini söylemektedir.
Bu denetleme gerekçesi, kendi dar sınırı içinde uygun olsadaişyeri sendikacılığının neden öngörülmediğine, bu tip örgütlenmeninengellenmesinde haklılığı, meşruluğu, ölçülülüğü, gerekliliği, araştıransorulara, denetim ölçülerine yanıt vermektedir.
Kaldı ki, kararın 26. paragrafında yer alan, daha güçlüsendikacılığı temin etmek amacı ile çıkarıldığının anlaşıldığı yönündekigerekçeye esas alınmış yerindelik değerlendirmesinin Anayasal bir gerekçeolarak kabulü mümkün değildir.
Sendikaların örgütlenme özgürlükleri ülkelerin siyasi ve ekonomikyapılarına göre değişebilmekle birlikte genelde sendikalar, meslek, işyeri veişkolu esasına göre örgütlenip kordinasyon, işbirliği ve merkezileşme için üstbirlikler oluşturmaktadırlar.
İşyeri ve işkolu sendikacılığı farklı niteliklere sahipliği açıkolan ancak birbirlerini tamamlayan örgütlenmeler olarak değerlendirilmekte,doktrinde uygulamadaki tek tip bir sendikacılığın, oligarşik yapılar ya daçokluğunun harekete dağınıklık getireceği şekilde belirlendiği görülmektedir.Kimisi Toplu İş Sözleşmesi ehliyetli ama yetkisiz ya da yığışmalıözgürlüksüzler sistemi olarak da nitelenen bu yapılar neticede, çalışanınekonomik sosyal hak ve menfaatini korumayı hedeflemiş, her türlü yasalgüvenceye sahip özgürlük alanlarıdır.
Tüm mevzuatlardan anlaşıldığı üzere tek tip sendikacılık yerinesendika serbestisi ve çokluğu ilkeleri mevzuatta benimsenen evrensel birilkedir. Tekrar edecek olursak İLO'nun 87 numaralı Sözleşmesi'nin 2. maddesi"Çalışanlar ve işverenler her hangi bir ayrım yapılmaksızın önceden izinalmadan istedikleri kuruluşları kurma hakkına sahip olduğunu söylerken, 6356sayılı Yasa ile bu hakkın temsil edildiği kuruluşun üstelik hiç bir Anayasalsınırlama nedeni ve ölçüsü yok iken sadece konfederasyon ile kuruluş tanımı vesendikaların kurulduğu işkolunun dışında örgütlenemeyeceğini söyleyen kural nekadar Anayasa'nın koruduğu örgütlenme özgürlüğü hak ve kapsamına uygundur.
1996/279 sayılı bir İLO kararı, işçilerin temel düzeyde işyeri yada işkolu veya meslek sendikası gibi ana örgütlenmelerin karar vermekte özgürolmaları gerektiğini söylemektedir.
Yine 1996/289 sayılıİLO kararı, sendikal çeşitliliğin önlenmesiişçilerin avantajına olabilsede devlet müdahalesi yolu ile sendikalhareketlerin birleştirilmesi taraf olduğumuz sözleşmenin 2. ve 11. maddelerikapsamındaki ilkeye ters düşmektedir demektedir. İşçi çıkarlarının maddi ve maneviölçüsü bu yorumla özgürlük alanına kavuşturulmuş ise de iptali istenendüzenlemenin bu kararları görmezden geldiği düşünülmektedir.
1947 yılında 5018 sayılı Yasa ile sendikalar hakkındaki ilk esaslıyasal düzenleme kapsamında aynı işkolunda çalışan işçiler işyeri sendikaları veEreğli Kömür Havzası Maden İşçileri Sendikası gibi bir işkolunda çalışanişçiler biraraya gelebilmişler işyeri ya da işletmenin ildeki şubesinde kurulansendikalar zaman içinde birlik ve konfederasyonlaşabilmişlerdir. 5018 sayılıyasayı kaldıran 274 sayılı Yasa aynı işyeri veya aynı işkolu sendikacılığını veörgütlenme modellerine olanak vermiş iken, 12 Eylül döneminin 2821-2822numaralı ve1983 tarihli yasaları-meslek ve işyeri esaslı sendikacılığıyasaklamış- işkolu esasını getirmiştir. Türkiye'nin taraf ve uymakla yükümlüolduğu İLO Sözleşme kurallarına aykırı bu tutum yeni yasa ile de sürdürülmektedir.
Ülkedeki sendikalı işçi sayısının, sendika çokluğu ilkesininyaşandığı 1970'li yıllara oranla bugün nüfusun iki kat artmış olmasına rağmen oyıllardaki sayısından yarıdan fazlaazalmış olması tespiti Mahkememiz gerekçesinekonu edilmiş güçlü sendikacılığın temini ifadesinin haklılığınısorgulatmaktadır.
Sendikaların kuruluş biçimleri, evrensel ilkelerde gözetildiğindegüçlü sendikal hareket yaratılması sorumluluğu yasa koyucudan ziyade sendikaserbestisi ve çokluğu ilkesinin benimsendiği koşullarda sendikalarabırakılmalıdır. Bu konuya müdahale sorunludur. Anayasa'nın 51. maddesinin (3)numaralı fıkrasında yer alan, hakkın kullanımının yasa koyucuya bırakılmışolması keyfiyetinin Anayasal ifadesinin kuralın denetimine gerekçe olmasındanziyade devlete bu alanı düzenlemede getirilmiş bir edim olarak anlaşılmasıgerekmektedir. Kanunun uluslararası genel kabul görmüş ilke ve prensipleri yoksayması beklenememeli ve Anayasal düzenlemede ki normatif keyfiyet hak veözgürlükleri koruyan gelişmelere engel görülmemeli dar bir yorumauğramamalıdır.
Dünya ölçeğinde, istihdam, üretim ve endüstriyel ilişkilerdeyaşanan dönüşüm sonuçları gözetilmeden sendikal faaliyet alanını daraltma,alana müdahale, demokratik toplum düzeni gereklerine uygunluk içermemektedir.Hak yönünden getirilen bu sınırlamanın zorunluve istisnai niteliği yoktur vebaşvurulacak son önlem, çare olmayıp hakkın gelişiminin önünde engel, hakkınkullanımının özünü zedeleyen bir sınırlamadır.
1980'li yıllara göre bile değişen çalışma koşulları, yaratılmışyeni mesleki alanlar ve meslekler arası ilişkiler, teknolojik zorunluluk,üretim, süreç ve stratejileri, nitelikli ancak yığışmalı çoğunluk olmayançalışma gruplarının kendi özgün ihtiyaçlarına cevap vermeyen sınıflar içindesendikacılık yapmalarını zorunlu hale getirmiştir. Sendikal pratiğinyaşanmadığı işkolu içinde örgütlenme özgürlüklerini engelleyen"kurulduğuişkolunda faaliyette bulunma fiili durumunun" adil bir sendikal birözgürlük düzeni ile bağdaşır yönü bulunmamaktadır.
Anayasa Mahkemesi 1982 Anayasası öncesinde verdiği bir kararda,sendikal özgürlük konusunu şu şekilde değerlendirmiştir: "Sendika kurmaözgürlüğü bir yandan demokrasiye dayalı düzeni oluşturan kişiliğe bağlı hak veödevlerdendir. Öte yandan da toplumsal yaşantıyı çağdaş uygarlık düzeyineeriştirme amacını güden sosyal ve iktisadi hak ve ödevlerdendir. Bunlarınyerine getirilmesinde göz önünde tutulacak başlıca temel ilkeler Anayasa'nın10., 11. ve 12. maddelerinde gösterilmiştir demiştir.
Bir diğer kararında, "Anayasada, bu hakkın sadecedüzenlenmesi görevinin yasa koyucuya verilmiş olduğu, yapılacak düzenlemede,kamu hizmeti gereklerinin zorunlu kıldığı sınırlamalar dışında, hakkın gereğikullanılmasına olanak sağlayacak ortamın ve koşulların belirtilmesi gerektiği,düzenleme yetkisinin, demokratik bir düzen içinde sendikalardan beklenen amaçve yararların yok olmasını sonuçlandıracak nitelikli sınırlama ve kayıtlamalarabağlı tutulamayacağı, hakkın tümünü ortadan kaldırmaya veya engellemeye kadarvarabilecek sınırlamaların sendikaları sadece göstermelik birer kuruluşhüviyetine indirebileceği üzerinde durulmuştur. Mahkemeye göre, bu kuruluşlara,demokratik bir düzendeki "sendika" ve "sendikacılık"kavramına giren çalışma alanı ve metotları, kamu hizmeti ile bağdaştırılacakbir ölçüde tanınmazsa, bunlara ne ad verilirse verilsin, Anayasanın 46.maddesinde yer alan sendika kurma hakkının bu maddeye uygun biçimde düzenlenmişolduğu öne sürülemez." şeklindeki içtihadı denetlemede gözden ıraktutulamaz.
Tüm bu açıklamalar dışında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi veAvrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararları ile de sendika kurma ve birlikoluşturma özgürlüğü, sözleşmenin 11. maddesinde yer alan dernek kurma özgürlüğüiçinde kabul edilmiş ve madde herkesin örgüt kurma ve katılma hakkına sahipolduğunu ifade ettiği görülmektedir.
Konu ile ilgili Anayasa Mahkememiz gerekçesine konu edilenAnayasa'nın 51. maddesinin ilgili fıkrasısendikaların nasıl bir yapı bünyesindekurulması gerektiğine dair bir sınırlama da getirmemekte, sadece normun genelsınırlama nedenleri sıralanmaktadır. Sendikaların çalışma alanıyla ilgiliolarak daha kuruluş aşamalarında bazı sınırlamaların öngörülmesi, sendikalarınkuruluşunu yakından ve derinden etkilemesi nedeniyle hakkın özünüzedelemektedir. Hakkın özüne dokunulmasını bir temel hak ve özgürlüğünkullanılmasını açıkça yasaklamasının yanında kısmen kullanılmaz durumagetirilmesi ya da amacına uygun kullanılmasını güçleştirme olarakdeğerlendirdiğimizde söz konusu yasal düzenlemenin hakkın özüne dokunmayasağını ihlal ettiğini söylememiz mümkündür.
İptali istenen düzenleme, sendika kurma hakkının yukarıda da izahedilen açıklamalar dahilinde fonksiyonelliğini ve hakkın kullanılmasını ölçüsüzbir şekilde sınırladığından Anayasa'nın 51. ve 13. maddelerine aykırıdır.Anılan nedenler ile çoğunluk görüşüne katılınmamıştır.
Başkanvekili
Serruh KALELİ
KARŞIOYYAZISI
18.10.2012 tarihli, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş SözleşmesiKanunu'nun iptali istenen çok sayıdaki hükümlerinden önemli bir bölümühakkındaki iptal istemleri Anayasa Mahkemesi çoğunluğunca reddedilmiş ise deaşağıda belirtilen iptal istemleri yönünden çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.Bu konuda hem genel mahiyette bazı hususların hem de özel iptal nedenlerininbelirtilmesinde yarar olduğu düşüncesindeyim.
Genel gerekçeler bağlamında öncelikle, Anayasa'nın 2. maddesindeyer alan Türkiye Cumhuriyetinin nitelikleri, daha açık bir ifadeyle insanhaklarına dayalı, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti oluşu anayasaldenetimde temel bir ölçüt olarak alınmalı; ayrıca, çalışma hayatına ilişkin Türkiye'nintaraf olduğu uluslar arası sözleşmelerin gerekleri, Türk sendikacılıkhareketinin önceki anayasalar döneminden gelen müktesebatı ve çağdaş demokratikbir düzende emeğe saygının demokratik temsil yanında ulusal refah ve kalkınmaaçısından taşıdığı önem göz önünde tutulmalıdır. Unutulmamalıdır ki çağdaşdemokratik ve refah toplumları emeğe en yüksek saygıyı göstererek bugünkünoktalara gelmişlerdir. Emeğe saygının olmadığı, çalışanın modern köledurumunda olduğu toplumlarda ise işsizlik, suç, kanunsuzluk ve bunların sonucuolarak da despotluk, tiranlık, terör, iç savaş, çatışma ve her türlü insanhakları ihlalleri adeta ahvali-i adiyeden sayılan, gündelik hayattan ayrılmayanolgular haline gelebilmektedir. Türkiye Cumhuriyeti kuruluş felsefesi ve Anayasasıböyle bir durumu kesinlikle reddeder. Anayasa, bu tür olumsuzlukların TürkMilletine musallat olmasını önlemek görevini Devlet organlarına vermiş veherkesin temel hak ve hürriyetlerden en geniş şekilde faydalanmasını sağlayacakönlemlerin alınmasını öngörmüştür. Bu nedenle, Anayasa'nın 5. maddesindebelirtilen Devletin temel amaç ve görevlerinin, sendikal özgürlükleri ve grevhakkını kısıtlayan yasalar çıkarma konusunda yasa koyucuya geniş bir takdiralanı bıraktığının kabulü mümkün değildir.
Her biri hakkında pek çok eser yazılmış ve yüzlerce sayfalık birkülliyatı oluşturan uluslararası mevzuat, belge ve kararın konusu olan sendikalhaklar, grev hakkı ve bunun sınırları gibi konularda, hukuki bir çekinceninkarar metnine eklenmesinden ibaret olan bu karşı oyda akademik nitelikteayrıntıya girilemeyecektir. Ancak şunu belirtmek gerekir ki, iptali istenenkurallar topluca ve sistematik olarak, kalkınma, refah ve insan mutluluğununbaşlıca kaynağı olan emeğe ve emeğin karşılığının alınması için gerekli olanörgütlenme özgürlüğüne, daha somut olarak grev ve toplu iş sözleşmesi hakkınagösterilmesi gereken saygıdan uzaktır. Anayasa'nın sendikal faaliyet, grev velokavtı düzenleyen 51., 52., 53. ve 54. maddelerinin,Anayasa'nın 2. maddesindeyer alan ve değişmez nitelikte olan sosyal devlet ilkesiyle, 5. maddesindevurgulanan devletin temel amaç ve görevleriyle ve 33. maddesindeki örgütlenmeözgürlüğüyle birlikte değerlendirilmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesininkabul ettiği standartların gözetilmesi halinde, Mahkememiz çoğunluğunca iptaledilenlerin yanı sıra, aşağıdaki kuralların da iptali gerekeceğidüşüncesindeyim.
1. Kanun'un 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) bendinde"kuruluş"tanımıaltında sendika ve konfederasyonlar, (ı) bendinde de"üst kuruluş"olarakkonfederasyonlar belirtilmiş, (ğ) bendinde sendikaların bir iş kolundafaaliyette bulunmak üzere kurulacakları, yine 3. maddenin (1) numaralıfıkrasının ikinci cümlesinde sendikaların kuruldukları işkolunda faaliyettebulunacakları öngörülmüştür. Kanun'un bu düzenlemelerine göre işyeri ve mesleksendikaları kurulamamakta, kurulsa da yasal olarak faaliyet gösterememektedir.
Anayasa'nın 51. maddesinde yer alan sendika kurma hakkınınsınırlanabileceği haller madde metninde belirtilmiş olup, sendika vekonfederasyonların işyeri veya meslek esasına göre kurulmasına anayasal birengel bulunmamaktadır. Ancak iptali istenen kurallarla, anayasada mevcutolmayan yeni bir sınırlama getirilmiştir. Bu tür bir sınırlamanın, Anayasa'nınilgili maddelerinde dayanağı olmadığı gibi, hak ve özgürlüklerin doğasındankaynaklanan makul bir sınırlanma nedeni de ortaya konamamıştır. Bu nedenle 2.maddenin (1) numaralı fıkrasının (g), (ğ) ve (ı) bentleri ile 3. maddenin (1)numaralı fıkrasının ikinci cümlesi Anayasa'nın 51. ve 33. maddelerineaykırıdır.
2. Kanun'un 9. maddesinin (1) numaralı fıkrasının"Buorganlardan genel kurul dışında kalanların üye sayıları üçten az dokuzdanfazla; konfederasyonların yönetim kurullarının üye sayıları beşten az yirmiikiden fazla ve şubelerin genel kurul dışındaki kurullarının üye sayıları üçtenaz beşten fazla olamaz"biçimindeki ikinci cümlesinde yer alandüzenlemelerin asgari üye sayısı bakımından bir sorun yaratmasa da üye sayısınagetirilen üst sınır nedeniyle örgütlenme özgürlüğüne bir müdahale teşkil ettiğiaçıktır. Üye sayısının ihtiyaca göre ilgili kuruluş tarafından belirlenmesineyasa ile yapılan müdahalenin bir zorunluluktan kaynaklandığını ve ölçülüolduğunu söylemek güçtür. Bu nedenle kuralın, Anayasa'nın 33. ve 51.maddelerine aykırı olduğundan iptali gerekir.
3. Kanun'un 41. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan".çalışanişçilerin yarıdan fazlasının."ve".ise yüzde kırkının."ibarelerihakkında, fıkrada 6552 sayılı Kanunla değişiklik yapılarak fıkrada geçen"kurulubulunduğu işkolunda çalışan işçilerin en az yüzde üçünün üyesi bulunması"şartıdaha sonraki yasa ile yüzde bir olarak değiştirildiğinden, karar verilmesineyer olmadığına karar verilmiş ise de,toplu iş sözleşmesinin kapsamına girecekişyerinde başvuru tarihinde çalışan işçilerin yarıdan fazlasının ve işletmedeise yüzde kırkının kendi üyesi bulunması şartı geçerliliğini korumaktadır. Buoranların çok yüksek olması ve başvuru tarihinde çalışanlarla sınırlanıp iştençıkarılmış ve yargıda hakkını aramakta olan işçileri de kapsamaması nedeniyle,toplu sözleşme özgürlüğüne yapılmış ölçüsüz bir müdahale olduğuanlaşılmaktadır.Bu nedenle kural, Anayasa'nın 51. maddesine aykırıdır.
4. Kanun'un 41. maddesinin (2) numaralı fıkrasında işletme topluiş sözleşmeleri için işyerlerinin bir bütün olarak dikkate alınacağı ve yüzdekırk çoğunluğun buna göre hesaplanacağı öngörülmüştür. Toplu iş sözleşmesinedemokratik bir toplumda zorunlu olmayan, Anayasa'da belirtilen sınırlamanedenlerine dayanmayan ve ölçüsüz olan müdahalenin toplu iş sözleşmesi hakkınınkullanılmasını önemli ölçüde güçleştirdiği ve bu nedenle iptal edilmesigerektiği açıktır.
5. Kanun'un 58. maddesinin (2) ve (3) numaralı fıkraları"kanuni"grevve"kanun dışı"grev tanımlarını yapmaktadır. Bu tanımlara göregrev ancak toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında uyuşmazlık çıkmasıhalinde, işçilerin ekonomik ve sosyal durumları ile çalışma şartlarını korumakveya geliştirmek amacıyla, aynı Kanun hükümlerine uygun olarak yapılabilecek;bunun dışındaki hallerde kanun dışı sayılacaktır. Daha açık bir ifadeyle,"dayanışma grevi" olarak bilinen ve çalışanların ifade özgürlüğünün entabii bir icabı olmasının yanı sıra emeğin pazarlık gücünü artırmak içindemokratik toplumlarda meşru bir araç olduğunda tereddüt bulunmayan bir grevtürü, kanun dışı hale getirilmiştir.
Dayanışma grevi 1982 Anayasası'nın 54. maddesinin yedincifıkrasında yasaklanmış iken, bu fıkra 12 Eylül 2010 tarihli referandumla kabuledilen 5982 sayılı Kanunla ilga edilmiştir. Bu değişiklik demokratikleşme veözgürlüklerin geliştirilmesi adına yapılmıştır. Dolayısıyla Anayasadeğişikliğini yapan tali kurucu iktidar iradesi, dayanışma grevinin meşruluğunukabul etmiştir. Bu grev türünün yasaklanması için yasa koyucunun takdiryetkisinin devam ettiği söylenemez. Bu nedenle iptali istenen fıkralar,Anayasa'nın 54. maddesine aykırıdır.
6. Kanun'un 61. maddesinin (3) numaralı fıkrasında, grevoylamasında, grev ilanının yapıldığı tarihte işyerinde çalışan işçilerdenoylamaya katılanların salt çoğunluğu grevin yapılmaması yönünde karar verirse,alınan grev kararının uygulanamayacağı belirtilmektedir. İptal istemi,"oylamayakatılanların"ibaresine ilişkindir.Bu ibareye göre, bir grev kararınıniptali için o kararı alanların salt çoğunluğu değil, iptal için yapılacakoylamaya katılanların salt çoğunluğu yeterli olacaktır. Buna göre, daha çoksayıda işçinin aldığı bir grev kararı daha az sayıda işçinin kararıyla iptaledilebilecektir.
Demokratik ilkelere ve örgütlenme özgürlüğüne aykırı olan, grevhakkının kullanılmasını pratikte güçleştirmek suretiyle bu hakkın özünüzedeleyen düzenleme Anayasa'nın 2., 33. ve 54. maddelerine aykırıdır.
Aynı maddenin (5) numaralı fıkrasında grup toplu iş sözleşmesiyapılmasına ilişkin uyuşmazlıkta grev oylaması düzenlenmektedir. Kuralla, grevoylaması talebinin yapılacağı makam, grev oylaması isteyen işçilerin sayısı veoylama sonuçlarının her işyeri için ayrı belirlenmesi öngörülmektedir.Dolayısıyla, grup toplu iş sözleşmesinde grev oylaması yapılması, sürecin küçükparçalara bölünmesi suretiyle fiilen kullanılamaz hale getirilmiştir. Bunedenle kural, Anayasa'nın 54. maddesine aykırıdır.
7. Kanun'un 62. maddesinin (1) numaralı fıkrasında".cenazeişlerinde ve mezarlıklarda.", "doğal gaz, petrol üretimi, tasfiyesive dağıtımı ile nafta veya doğalgazdan başlayan petrokimya işlerinde;" ve"Milli Savunma Bakanlığı ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil GüvenlikKomutanlığınca doğrudan işletilen işyerlerinde."grev yapılamayacağıbelirtilmiştir.
Cenaze işleri ve mezarlıklar özelliği dolayısıyla sendikalfaaliyete çok müsait olmayan, toplumun ahlaki değerleri, kültür ve inançlarınedeniyle esasen terk edilmesi, uzun süre yerine getirilmemesi söz konusuolmayan yerlerdendir. Yine de cenaze defni dışındaki işlerde toplu sözleşmeyapılması ve grev hakkının kullanılması gerekebilir. Bu konuda zorunlu birneden olmaksızın ve grev yasağını sadece defin işleriyle sınırlamak mümkün ikenbu yapılmayarak, yan faaliyetleriyle birlikte tüm cenaze ve mezarlık işlerinigrev yasağı kapsamına almak, grev hakkına demokratik bir toplumda zorunluolmayan ve ölçüsüz bir müdahale teşkil etmektedir. Kural bu nedenle Anayasa'nın54. maddesine aykırıdır.
Fıkrada yer alan diğer ibareler milli ekonomi için önemli görülenveya güvenlik ve kamu düzeni ile ilişkili değerlendirilen alanlardır. Bunedenle bu alanlarda grev hakkına kanunla yapılan müdahalenin haklı bir nedenedayandığı söylenebilir. Ancak yasa koyucu grev hakkına müdahalede bulunurkençalışanların hakları ile toplumun genelinin ihtiyaçları arasında adil bir dengekurmak zorundadır. Milli ekonomiyi, kamu düzenini veya ulusal güvenliğitehlikeye düşürmeyen yerlerde ve boyutlarda da olsa kuralda sayılanişyerlerinde grevin tamamen yasaklanması ölçüsüzdür. Kaldı ki ciddi bir sakıncadoğması halinde yürürlükteki kurallar çerçevesinde grevin ertelenmesi her zamanmümkündür.Bu nedenle ibarelerin, Anayasa'nın 54. maddesine aykırı olduklarıdüşünülmektedir.
8. Kanun'un 63. maddesinde, karar verilmiş veya başlanmış olankanuni bir grevin ertelenmesi düzenlenmektedir.
Düzenlemeler bütünlük içinde değerlendirildiğinde, adı her nekadar erteleme olsa da gerçekte madde ile öngörülenin, grevin Bakanlar Kurulukararıyla bir süre sürüncemede bırakıldıktan sonra, 60 günlük bir süreninsonunda Yüksek Hakem kuruluna gidilmesi ve uyuşmazlık çözülemediği takdirdesendikanın yetkisinin düşmesi, yani grev sürecinin tamamen iptal edilmesiolduğu görülmektedir. Bu düzenleme pratikte grevin gerçekleşmesini son derecegüçleştirmekte, grev hakkının özünü zedelemektedir. Anayasa'nın 54. maddesineaykırı olan düzenlemenin iptali gerekir.
9. Kanun'un 73. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, işyerinde grevilan etmiş olan işçi sendikasının, kendi üyelerinin grev kararına uyupuymadıklarını denetlemek için işyerinin giriş ve çıkış yerlerine en çok dördergrev gözcüsü koyabileceği belirtilmektedir. İptal istemi"en çokdörder"ibaresine ilişkindir.
Grev hakkının kullanılmasının usul ve şartlarının kanunladüzenlenecek olması, yasa koyucunun makul bir nedeni olmayan, zorunluluktankaynaklanmayan ve amacı belli olmayan düzenlemeler yapabileceği anlamınagelmez. Grev gözcülerinin işyerinde giriş ve çıkışlara engel olamayacakları,güç kullanamayacakları ve tehditte bulunamayacakları da aynı maddedebelirtildiğinden bu gözcülerin sayısına ayrıca sınırlama getirilmesinin zorunluveya ölçülü olduğundan söz edilemez. Grev gözcülüğünün bir amacı da bir işyerinde grev yapılmakta olduğunun çevreden geçen herkesçe görülmesini, o işyerindeki uyuşmazlığa ait toplumda bir farkındalık yaratılmasını, toplumdaçalışanlar lehine empati kazanılmasını sağlamaktır. Grev gözcülerinin asgaribir sayı ile sınırlandırılmasının, grevin görünürlüğünü engellemeye yönelikolduğu anlaşılmaktadır. Bu da grev hakkının kullanılmasıyla ulaşılmak istenenamaca aykırıdır. Yasa koyucunun böyle bir takdir yetkisi olduğundan sözedilemez.Kural bu nedenle Anayasa'nın 54. maddesine aykırıdır.
10. Kanun'un 74. maddesinin (1) numaralı fıkrasında grev halindemahallin en büyük mülki amirinin halkın günlük yaşamı için zorunlu olan veaksaması muhtemel hizmet ve ihtiyaçları karşılayacak,"işyerindefaaliyetin devamlılığını sağlayacak tedbirleri"alması öngörülmüştür.
Her grevin mahiyeti icabı halkın günlük yaşamı üzerinde olumsuzetkiler yaratabileceği kuşkusuzdur.Dolayısıyla mülki amirlerin bu konudagerekli tedbirleri almaları esasen görevleridir. Ne var ki bu tedbirlerinişyerinde faaliyetin devamını sağlayacak tarzda alınması bizatihi grevinamacına ters düşer; uygulamada devlete verilmiş bir grev kırıcılığı görevianlamına gelir. Bu durum, grevin etkisini yitirmesine yol açabileceğinden grevhakkının özünü zedeleyici niteliktedir. Öte yandan, devletin işçi ile işverenarasındaki bir uyuşmazlığa bu şekilde müdahalesi, bir hukuk devletindevazgeçilmez olan idarenin tarafsızlığı ilkesiyle de bağdaşmaz.
Kural, bu nedenlerle Anayasa'nın 2. ve 54. maddelerine aykırıdır.
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
KARŞIOYGEREKÇESİ
Emek Bir Meta Değildir
ILO Philadelphia Bildirgesi
6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun çeşitlimaddeleriyle ilgili açılan iptal davasını görüşen Anayasa Mahkemesinin ulaştığısonuçlardan aşağıda belirtilenlerine katılmak, ne yazık ki, mümkün olmamıştır.Karşıoy yazımızda, düzenlemenin çeşitli maddeleri ilgilendirmesi ve bunlararasında ilişkiler olması nedeniyle bağlantılı maddeler ve fıkralar bir bütünolarak değerlendirilmiştir.
A. 6536 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 2.Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının (g) Bendi, (ğ) Bendinde Yer Alan".birişkolunda faaliyette bulunmak üzere." İbaresi, (ı) Bendi ve 3.Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının İkinci Cümlesi ile İlgili Karşıoy Gerekçesi
6356 sayılı Kanun'un 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının"Tanımlar"başlığı altında yer alan (g) bendinde "Kuruluş: Sendika veKonfederasyonları", ğ) bendinde ".bir işkolunda faaliyettebulunmak üzere."(ı) bendinde "Üst Kuruluş: Konfederasyonları"ve 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde de "Sendikalarkuruldukları işkolunda faaliyette bulunur" hükümleri yer almaktadır.Bu düzenlemelerle sendikaların sadece işkolu düzeyinde kurulması ve faaliyettebulunması söz konusu olmakta, işkolu sendikaları dışında yer alan işyeri,meslek, vs. esasına dayanan sendikaların kurulmasına hukuken imkân tanınmamaktave sendikaların üst kuruluş olarak sadece konfederasyon kurabilecekleri hükmebağlanmaktadır.
Demokratik toplumun temellerinden birini meydana getirenörgütlenme özgürlüğünün bir parçası olan sendika kurma hakkı, ekonomik, siyasive toplumsal olarak sermaye karşısında zayıf konumda olan emek kesimininbireysel ve ortak çıkarlarını korumak ve geliştirmek amacıyla bir arayagelmelerine imkân tanımaktadır. Kapitalist sanayileşme sürecinde emek ilesermaye arasındaki çıkar farklılıklarının bir sonucu olarak tarih sahnesineçıkan sendikalar, sadece üyelerinin ve alt toplumsal sınıfların maddiçıkarlarını koruyan ve geliştiren dar anlamlı çıkar örgütlenmesinin çok ötesinegeçerek demokrasinin toplumsal temelde kökleşmesine önemli katkılar sağlayansosyal hareketlere dönüşmüştür. Emeğin serbest piyasa sisteminde bir metaolarak değerlendirilmesi sosyal insan haklarını bünyesinde barındırandemokratik bir toplumsal sisteme aykırı olacaktır. Tarihsel olarak sendikalhareket, emeğin bir meta olarak görülmesinin önündeki en büyük engellerdenbirini oluşturarak demokratik toplum düzeninin vazgeçilmez unsurlarından birihaline gelmiştir.
Anayasa'nın 51. maddesi "Çalışanlar ve işverenler,üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerinikorumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlarkurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarınasahiptir. Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmayazorlanamaz" şeklinde sendika kurma hakkını düzenlenmiştir. Maddeyegöre sendika özgürlüğü, sendikaya üye olmak, çekilmek, üst kuruluşlar kurmak vesendikal faaliyetleri gerçekleştirmeyi içeren bir özgürlük olaraktanımlanmıştır. Aynı maddede sendika kurma hakkına yönelik sınırlama nedenleriarasında millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlıkve genel ahlâk ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sayılmıştır.Başka bir ifadeyle sendika hakkına yapılan bir müdahalenin meşru olabilmesiiçin bu müdahalenin yukarıda belirtilen sınırlamalar nedeniyle yapılmış olmasıgerekir. Açıktır ki, bu sınırlamaların hiçbirinde sendikaların sadece işkoludüzeyinde kurulması ve faaliyet yürütmesini zorunlu kılan bir nedenbulunmamaktadır. Anayasa'da iptali istenen kurallarla ilgili herhangi bir yasakolmamasına rağmen yasa ile getirilen bu hüküm, Anayasa ve taraf olunanuluslararası sözleşmelere aykırı olarak sendika kurma hakkını demokratik toplumdüzeni için gerekli olmayacak bir şekilde sınırlandıran, bu toplum düzeniyleuyuşmayan ölçüsüz bir müdahale anlamına gelmektedir.
Çoğunluk görüşünde, sendikaların işkolu esasına göre kurulacağınıöngören kuralların, "kamu düzenini sağlamak ve devam ettirmek, daha etkinve daha güçlü bir sendikacılığı temin etmek için çıkarılmış olduğu"belirtilmektedir. Bu görüşün devamında da "mevcut sistem içerisinde güçlüyapılar haline gelen" sendikaların işkolu esasına göre faaliyette bulunansendikalar olduğu vurgulanmakta ve diğer sendikal örgütlenme biçimlerininaçıkça yasaklanmadığı da ileri sürülerek, bu şekilde kurulan sendikaların şartlarısağlamak koşuluyla toplu sözleşme imzalama hakkına sahip olduklarına işaretedilmektedir. Bütün bu gerekçelerden hareketle Çoğunluk, iptali istenenkurallarla getirilen sınırlamaların meşru temellere dayandığını, hakkın özünüzedelemediğini ve ölçüsüz bir müdahale oluşturmadığını savunmaktadır.
Her şeyden önce sendikaların işkolu düzeyinde kurulmasıyla kamudüzeninin sağlanması ve sürdürülmesi arasında nasıl bir ilişki olduğu veyaolabileceği açık değildir. Bu yaklaşımın kaçınılmaz bir sonucu meslek veyaişyeri esasına göre kurulan sendikaların kamu düzenine tehdit oluşturduğununvarsayılmasıdır. Elbette, bu varsayım son derece hatalıdır. Neden ve nasılişkolu sendikaları kamu düzeninin sağlanması ve sürdürülmesi için gerekli oluyorda, diğer sendikal örgütlenme biçimleri kamu düzenine aykırılık teşkiledebiliyor' Çoğunluk görüşünde bu soruya bir cevap verilmemiştir. Herhalükarda, sendikaların örgütlenme düzeyiyle kamu düzeni arasında doğrudan birilişki kurmak çok zordur. Kurulabilecek dolaylı ilişki ise zayıf bir niteliktaşımakta olup, sendika özgürlüğü gibi temel bir hakkın daha ilk adımında, yanikuruluş aşamasında, sınırlandırılmasına gerekçe olmamalıdır.
Daha etkin ve güçlü bir sendikacılık için iptali istenenkuralların getirildiği iddiasına gelince. İşkolu sendikalarının diğerörgütlenme biçimlerine göre daha güçlü sendikalar oluşturacağı düşüncesi genelolarak kabul görmekle beraber bunun güçlü ve etkili bir sendikacılığa nedenolacağı sonucuna hemen varılmamalıdır. Nitekim zorunlu işkolu esaslı birsendikal yapılanmanın, güçlü bir sendikal hareket meydana getirmediğinin ensomut örneklerinden biri Türkiye'deki durumdur. Neredeyse, otuz yıldan fazlabir süredir uygulanan işkolu modeli ülkemizde güçlü bir sendikacılık oluşturmakbir yana, üyeleriyle bağı kopuk, merkeziyetçi, hiyerarşik, bürokratik, hattabazı örneklerde oligarşik ve endüstri ilişkileri sistemi içinde etkinol(a)mayan sendikal yapılar türemesine neden olmuştur. İşkolu esasına dayanansendikaların mevcut sistem içerisinde "güçlü yapılar" olduğunusavunmak Türk endüstri ilişkileri sisteminin saha gerçekleriyle uyuşmamaktadır.[1]
İşkolu dışındaki diğer sendikal biçimlerin açıkça yasaklanmamasımeslek veya işyeri sendikacılığına evrensel olarak bu kavramlardan anlaşıldığışekilde izin verildiği anlamına gelmez. Örneğin, fiilen meslek esasına göre birsendika kurulsa bile hukuken tek bir işkolu içinde faaliyet göstermekzorundadır ve bu anlamda o sendika bir işkolu sendikasıdır.
Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'nin 22.maddesinin birinci fıkrası, Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve KültürelHaklar Sözleşmesi'nin 8. maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 11.maddesi, Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı'nın 5. maddesi[2]veUluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) 87 Sayılı Sözleşmesi'nin 2. ve 3.maddeleri sendika kurma ve sendikaya üye olma hakkı güvence altına almıştır.Değişik sendika türlerinin, farklı seviyelerde kurulması ve faaliyet göstermesiyukarıda değinilen maddelerin doğal bir yansımasıdır. 87 sayılı ILOSözleşmesi'nin 2. maddesinde "Çalışanlar ve işverenler, herhangi birayırım yapılmaksızın önceden izin almadan istedikleri kuruluşları kurmak veyalnız bu kuruluşların tüzüklerine uymak koşuluyla bunlara üye olmak hakkınasahiptirler" hükmü yer almaktadır. Burada, çalışanların"istedikleri kuruluşları" kurma hakları olduğuna vurgu yapılmaktadır.Dolayısıyla, çalışanlar ister işyeri, ister işkolu, isterse meslek esasına göresendika kurabilmelidirler. Bu, onların kendi hür iradeleriyle verecekleri birkarardır. ILO Örgütlenme Özgürlüğü Komitesi de çalışanların hangi düzeyde(işyeri, işkolu, bölgesel gibi) ve hangi şekilde (meslek gibi) örgütlenmelerikonusunda karar vermekte özgür olmaları gerektiğini vurgulamıştır.[3]Benzerşekilde, Birleşmiş Milletler Ekonomik Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi'nin8. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile ILO 87 sayılı Sözleşmesi'nin 5.maddesinde sendikaların federasyon kurma hakkına sahip oldukları dabelirtilmiştir.ILO Örgütlenme Özgürlüğü Komitesi de sendikaların federasyonlarşeklinde üst kuruluş kurabileceklerini ifade etmiştir.[4]
Anayasa'nın 90. maddesinde "Usulüne göre yürürlüğekonulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Usulüne göre yürürlüğekonulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarlakanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecekuyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır" hükmüyer almaktadır. İptali konusu kurallar yukarıda belirtilen Türkiye'nin tarafolduğu uluslararası antlaşmalarla uyumlu olmadığından Anayasa'nın 90. maddesinede aykırıdır.
Sendika kurma hakkına yönelik bu müdahalenin demokratik birtoplumda gerekli olup olmadığı, bu müdahalenin acil bir toplumsal ihtiyaçtankaynaklanıp, kaynaklanmadığı ve takip edilen amaç bakımından orantılı olup,olmadığının incelenmesi gerekmektedir. Gereklilik, zorlayıcı bir toplumsalnedene veya acil bir toplumsal ihtiyaca işaret etmektedir.[5]O haldesendika hakkına yapılan müdahalenin, toplumsal bir ihtiyaç baskısını karşılayıpkarşılamadığına bakılması gerekecektir. Sendika örgütlenme biçimlerine dahakuruluş aşamasında faaliyet alanlarıyla ilgili sınırlamalar getirilmesidemokratik toplum düzeni için gerekli acil bir toplumsal ihtiyacı karşılayanbir düzenleme olmadığından Anayasa'nın 13. maddesine aykırılık oluşturmaktadır.Yasanın, işkolu sendikaları ile konfederasyonlar dışında başka hiçbir sendikalörgütlenmeye olanak tanımamış olması, Anayasa'nın "temel hak" olarakgüvenceye aldığı sendika kurma hakkının özüne dokunan bir sınırlamadır.
Anayasa'nın 13. maddesinde temel hak ve hürriyetlerin, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilmesi ve bu sınırlamaların, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesineaykırı olmamasını öngörmektedir. Ölçülülük ilkesi sınırlamada başvurulan aracınsınırlama amacını gerçekleştirmeye elverişli olmasını; bu aracın sınırlamaamacı açısından gerekli olmasını ve araçla amacın ölçüsüz bir oran içindebulunmamasını ifade eder. Burada kısıtlama için kullanılan araçla amaç arasındahak ve özgürlüğü en az sınırlayacak dengeli bir orantı aranmaktadır.
Yukarıda değinilen ölçülülük testinin alt unsurlarından olanelverişlilik bakımından konuya yaklaştığımızda yasanın genel gerekçesindenhareketle yasa koyucunun amacının güçlü bir sendikacılık oluşturmak olduğu, buhedefe ulaşmak için de işkolu sendikacılığını en uygun araç olarak gördüğüsöylenebilir. İkinci aşama olan gereklilik testinde sınırlayıcı aracınsınırlama amacını gerçekleştirme açısından zorunlu olup, olmadığı aranmaktadır.İptali istenen kurallarla belli bir örgütsel yapının dayatılması yasa koyucununamacını gerçekleştirmeye dönük zorunlu bir tedbir değildir. Üçüncü aşama olanorantılılık testinde ise gerçekleştirilmesi istenen amaç ile kullanılan araçarasında ölçüsüz bir oran olup, olmadığına bakılmaktadır. Burada da amaç ilearaç arasında sendika kurma hakkını en az sınırlayacak makul bir orantıdan sözetmek mümkün değildir.
Anayasal demokrasilerde özgürlüğün kural, sınırlamanın istisnaolduğunu düşünürsek, sendikaların hangi biçimde kurulacağı ve faaliyetgöstereceği konularında karar verme hakkının öncelikle sendikalara ve onlarımeydana getiren üyelerine ait olduğunu kabul etmemiz gerekmektedir. Yasa koyucuistikrarlı veya öngörülebilir bir endüstri ilişkileri sistemi oluşturmakamacıyla işkolu sendikacılığını teşvik edebilir. Burada sorun, çalışanların hembirey hem de kollektivite olarak özgür iradelerinin ve tercihlerinin dikkatealınmadan belli bir şekilde örgütlenmelerinin zorunlu tutulmasıdır. Özgür birtoplumda devletin temel görevi mümkün olduğunca yasaklamadan, zor kullanmadanbireylerin tercihlerine saygı göstermektir. Çalışanlar hak ve çıkarlarınıkoruyup geliştirecek sendikal örgütlenmenin biçimini ve düzeyini seçmede özgürolmalıdırlar. Hangi tip yapının hak ve çıkarlarını koruma ve geliştirmede eniyi sonuçlar yaratacağına, çalışanlar hür iradeleriyle kendileri kararvermelidir. Sosyal hukuk devleti ilkesini kabul etmiş demokratik bir siyasi vetoplumsal düzene yakışan da budur. Çalışanları tek bir düzeyde örgütlenmeyezorlamak birey özerkliğini, özgürlüğünü ve irade serbestîsini esas alandemokratik toplum düzeniyle bağdaşmamaktadır.
Belirtilen nedenlerle, ilgili kuralların Anayasa'nın 13., 51. ve90. maddelerini ihlal ettiği sonucuna ulaşılmıştır.
B. 6536 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 6.Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasındaki".ve fiilen çalışan."İbaresiyleİlgili Karşıoy Gerekçesi
Bu fıkrada sendika kurucularında ve bağlantılı olarak sendikayöneticilerinde aranacak şartlardan birisi olarak fiilen çalışma şartıgetirilmiştir. Anayasa'nın 51. maddesine göre sendika kurma hakkı çalışanlaratanınmışken, iptali istenen kuralla çalışan kavramı daraltılarak sadece fiilençalışanlara sendika kurma hakkı tanınmıştır. Bu düzenlemeyle çeşitli nedenlerlefiilen çalış(a)mayan, mesela geçici olarak işsiz kalan çalışanların sendikakurma hakları ihlal edilmektedir. Fiilen çalışma şartı çalışanların hepsinikapsamadığından Anayasa'nın 51. maddesine aykırılık oluşturmaktadır.
Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'nin 22.maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 11. maddesinde örgütlenmeözgürlüğü ve sendika hakkı herkese tanınmıştır. 87 ve 98 sayılı ILOSözleşmelerinde de çalışan kavramı geniş anlamda kabul edilerek sadece fiilençalışanlarla sınırlandırılmamıştır. Örneğin, işsizler, mevsimlik çalışanlar veemeklilerde örgütlenme hakkı kapsamında hak öznesi olarak görülebilmektedir.
Avrupa Sosyal Haklar Komitesi'ne (ASHK) göre çalışanlar kavramıaktif olarak çalışma hayatı içinde olanlarla sınırlı tutulmamalıdır. Polonyaile ilgili bir şikâyette emeklilerin ve işsizlerin sendika kurmasının yasaklanmasınınGözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı'nın 5. maddesine aykırı olduğunu Komitetespit etmiştir.[6]ASHK için çalışanlar kavramı çalışmaya dayalıhakları kullanan kişileri de kapsamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, ilgili kuralların Anayasa'nın 51. ve 90.maddelerini ihlal ettiği kanaatine varılmıştır.
C. 6536 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 41.Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasındaki ".çalışan işçilerin yarıdanfazlasının." ve ".ise yüzde kırkının." İbareleriyle(2) Numaralı Fıkrasının Tümüyle İlgili Karşıoy Gerekçesi
41. maddenin (1) numaralı fıkrasında toplu iş sözleşmesi yapmayayetkili sendikanın aşması gereken barajlar tanımlanmıştır. Kurulu bulunduğuişkolunda en az yüzde üç üyeye sahip bir sendika, toplu iş sözleşmesininkapsamına girecek işyerinde çalışan işçilerin yarıdan fazlasının, işletmede iseyüzde kırkının kendi üyesi bulunması halinde bu işyeri veya işletme için topluiş sözleşmesi yapmaya yetkili olacaktır. Aynı maddenin ikinci fıkrasında iseişletme toplu iş sözleşmeleri için işyerlerinin bir bütün olarak dikkatealınıp, yüzde kırk çoğunluğun buna göre hesaplanacağı belirtilmiştir.
Kuralla, Anayasa'nın 53. maddesiyle güvence altına alınan toplupazarlık hakkına işyeri ve işletme düzeyinde demokratik toplum düzeniylebağdaşmayan ve ölçülü olmayan bir sınırlama getirilmektedir. Yasa koyucu takdiryetkisi kapsamında işkolu, işyeri ve işletme düzeyleri için sendikalara toplusözleşme yapma yetkisi konusunda baraj getirebilir ancak, barajın toplupazarlık hakkına zarar verecek seviyelerde olması gerekmektedir.
Sendikalar işkolu barajını aşsalar bile işyeri ve işletme barajlarınıgeçemedikleri takdirde üyeleri adına toplu iş sözleşmesi yapamamaktadırlar. ILOÖrgütlenme Özgürlüğü Komitesi herhangi bir sendikanın işyeri ya da işletmeölçeğinde çoğunluğu sağlayamadığı durumlarda işyerinde üyesi bulunan sendikayaen azından kendi üyeleri adına toplu sözleşme yapma yetkisinin verilmesinin 98Sayılı ILO sözleşmesinin bir gereği olduğuna dikkat çekmiştir.[7]
İşyeri ve işkolu barajlarını üst üste bir ya da birkaç dönemaşamayan bir sendika, üyelerinin hak ve çıkarlarını koruma ve geliştirmede enyaygın ve etkin yol olan toplu sözleşme yapma yetkisine sahip olamayacağından,bu hak ve çıkarları koruma ve geliştirme işlevini yerine getirmede yetersizkalabilecek ve üyelerinin toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkili başka birsendikaya geçmesi olasılığıyla karşı karşıya kalabilecektir. Bu durum daçalışanların sendika seçme özgürlüğüne zarar verecektir.
Açıklanan nedenlerle, ilgili kuralların Anayasa'nın 13., 53. ve90. maddelerini ihlal ettiği sonucuna ulaşılmıştır.
D. 6536 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 61.Maddesinin (3) Numaralı Fıkrasındaki ".oylamaya katılanların."İbaresiyle ve (5) Numaralı Fıkrasının Tümüyle İlgili Karşıoy Gerekçesi
61. maddenin (3) numaralı fıkrasında yer alan "oylamayakatılanlar" ibaresiyle işyerinde çalışan işçilerin tümü değil,yalnızca grev oylamasına katılan işçilerin salt çoğunluğunun "hayır"oyu kullanması halinde greve gidilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Sendika özgürlüğünün en önemli unsurlarından biri olan grevhakkına ilişkin sınırlamaların demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırıdüşmemesi gerekir. Grev oylaması grevin toplu eylem olarak uygulanmasınızorlaştıracak bir şekilde olmamalıdır. Sosyal taraflar arasındaki güçeşitsizliklerini dikkate aldığımızda oylamaya katılan işçilerin işveren veyayönetim tarafından çeşitli şekillerde baskı altında tutulma olasılığını gözardı etmemek gerekmektedir. İlgili düzenlemeye göre oylamada grev ilanınınyapıldığı tarihte işyerinde çalışan işçilerden oylamaya katılanların saltçoğunluğu esas alınacağından işverenler grev ilanı tarihi ile grev oylamasıtarihi arasında sendikalı işçi sayısını çeşitli yollarla azaltarak greveoylamasında "hayır" sonucunun çıkmasını sağlayabileceklerdir.
ILO Örgütlenme Özgürlüğü Komitesi'nin de grev oylamasıyla ilgiliböyle düzenlemelerin 87 sayılı Sözleşme'ye aykırı olacağı yönünde kararlarımevcuttur.[8]
Açıklanan nedenlerle, ilgili kuralların Anayasa'nın 13., 54. ve90. maddelerini ihlal ettiği sonucuna ulaşılmıştır.
E. 6536 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 62.Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasındaki".cenaze işlerinde vemezarlıklarda.", ".doğal gaz, petrol üretimi, tasfiyesi ve dağıtımıile nafta veya doğalgazdan başlayan petrokimya işlerinde", "MillîSavunma Bakanlığı ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığıncadoğrudan işletilen işyerlerinde."ve 63. Maddesinin TümüyleİlgiliKarşıoy Gerekçesi
Sendikal hak ve özgürlükler bakımından grev yasakları hayati biröneme sahip olup, ILO normlarına aykırı şekilde grev yasaklarının kapsamınınbelirlenmesi hem grev hakkına hem de örgütlenme hakkına yönelik ciddi birmüdahale ve sınırlama anlamına gelmektedir.ILO Örgütlenme Özgürlüğü Komitesikabul edilebilir grev yasaklarının çerçevesini değişik kararlarıyla çizmiştir.[9]"Kesilmesihalinde toplumun ciddi ölçüde zarara uğrayabileceği yaşamsal niteliktekihizmetler" Komite'nin kararlarında temel ölçüt olarak göze çarpmaktadır.Bu çerçevede Komite, grev yasağının olabileceği zorunlu hizmetler olarakhastane, elektrik, su, telefon, polis ve silahlı kuvvetler, itfaiye, ceza infazkurumları, okul çağındaki çocuklara yemek temini ve okulların temizliği ve havatrafik kontrolü gibi alan ve hizmetleri saymıştır. İptali istenen fıkradabelirtilen grev yasaklarından bankacılık ve kamu kuruluşlarınca yürütülen şehiriçi toplu taşıma hizmetleriyle ilgili yasaklar Mahkememiz tarafından oyçokluğuyla iptal edilirken, kuralda belirtilen diğer alanlardaki grev yasaklarıÇoğunluk tarafından Anayasa'ya uygun bulunmuştur. Söz konusu sektörlerdeki grevyasaklarıyla anayasal bir hak olan grev hakkının sınırlanması değil, doğrudanyasaklanması, yani grev hakkının özünün zedelenmek bir yana tamamen yokedilmesi söz konusudur.
Temel ekonomik ve sosyal haklardan biri olan ve demokratik toplumdüzeninin olmazsa olmaz gerekleri içinde yer alan grev hakkının tanınması vekorunmasının kural, yasaklanması ve sınırlandırılmasının ise istisna teşkiletmesi gerekmektedir. Anayasa'nın 54. maddesinde grev hakkı kural olarakişçilere tanınmış ancak bu hakkın kullanımının kanunla yasaklanabileceği veertelenebileceği de hükme bağlamıştır.
Çalışanların ekonomik, siyasi ve toplumsal çıkarlarını korumak vegeliştirmek amacıyla üretimden ve hizmet sunumundan kaynaklanan güçlerini toplubir şekilde kullanmaları anlamına gelen grev hakkının yasaklanması vesınırlandırılması milli güvenlik ve genel sağlık gibi kamu yararı içeren meşruamaçlar içerse bile, demokratik toplum düzeninin gerekliliklerine aykırılıktaşımamalıdır. Söz konusu grev yasakları demokratik toplum düzeni için zorunluolmayan ve ölçüsüz bir müdahale oluşturmaktadır.
İptali talep edilen 63. maddeye göre Bakanlar Kurulu tarafındangrev ertelemesi kararı verilmesi halinde erteleme süresi sonunda sendikanıngrev uygulaması imkânı bulunmamaktadır. Taraflar arasında grev ertelemesisüresinde anlaşma sağlanamaması durumunda sendikanın Yüksek Hakem Kurulu'nazorunlu olarak başvurması gerekeceğinden grev ertelenmesi grevin tamamendurdurulmasına yol açmaktadır. Bu nedenle grev hakkının fiilen kullanılmasıdemokratik toplum düzeniyle bağdaşmayacak şekilde ölçüsüz olarak ve hakkınözünü yok edecek şekilde engellenmektedir. Nitekim bir araştırmaya göre1983-2007 yılları arasında "milli güvenlik" gerekçesiyle 500'denfazla işyeri ve işletmede grevler ertelenmiş ve bunun sonucunda 300 bincivarında işçinin grev hakkı ihlal edilmiştir.[10]
Belirtilen nedenlerle, ilgili kuralların Anayasa'nın 13., 54. ve90. maddelerini ihlal ettiği sonucuna ulaşılmıştır.
F. 6536 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 74.Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasındaki ".işyerinde faaliyetindevamlılığını sağlayacak." İbaresiile İlgiliKarşıoyGerekçesi
Yukarıda belirtilen ibareyle mülki amirlere sınırsız ve grevhakkını fiilen engelleyebilecek soyut ve geniş bir yetki tanınmıştır. Amirlerinhangi şartlarda grevi fiilen durduracakları veya devamına karar verecekleribelli değildir. Bu haliyle, söz konusu yetki grev hakkının kullanımınıengelleyebilecek bir nitelik taşımaktadır ve ILO'nun 87 ve 98 SayılıSözleşmelerine de aykırıdır. Burada toplu pazarlık hakkına yürütme organıeliyle müdahale edilmektedir.
Sonuç olarak, yukarıdaki kuralın Anayasa'nın 7., 8., 13., 49.,53., 54. ve 90. maddelerini ihlal ettiği kanaatine varılmıştır.
Üye
Engin YILDIRIM
KARŞIOYGEREKÇESİ
6356 sayılı Kanunun 62. maddesinin birinci fıkrasında yer alan"... bankacılık hizmetlerinde; ..." ve "... ve şehir içi toplutaşıma hizmetlerinde ..." ibarelerinin Anayasanın 13. ve 54. maddelerineaykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
Kanunun "Grev ve lokavt yasakları" başlıklı 62.maddesinin birinci fıkrasında, can ve mal kurtarma işlerinde; cenaze işlerindeve mezarlıklarda; şehir şebeke suyu, elektrik, doğalgaz, petrol üretimi,tasfiyesi ve dağıtımı ile nafta veya doğalgazdan başlayan petrokimya işlerinde;bankacılık hizmetlerinde; Millî Savunma Bakanlığı ile Jandarma GenelKomutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığınca doğrudan işletilen işyerlerinde;kamu kuruluşlarınca yürütülen itfaiye ve şehir içi toplu taşıma hizmetlerindeve hastanelerde grev ve lokavt yapılamayacağı hükme bağlanmıştır.
Dava dilekçesinde, söz konusu grev yasaklarınıngrev ve örgütlenmehaklarına yönelik ciddî ve ağır bir sınırlama teşkil ettiği, bu haklarındemokratik toplum düzenine ve ölçülülük ilkesine aykırı biçimdesınırlandırıldığı iddia edilerek anılan iş, hizmet ve işyerleri için öngörülenyasaklardan bir bölümünün iptali talep edilmiş; Mahkememizce bunlardanbankacılık ve şehir içi toplu taşıma hizmetleri bakımından iptal kararıverilirken diğerleri yönünden Anayasaya aykırılık iddiası yerindegörülmemiştir.
Kararın gerekçesinde, temel hizmetlerde, yani kesintiye uğramasıdurumunda halkın geneli veya bir bölümünün yaşamı, güvenliği veya kişiselsağlığının tehlikeye düşeceği hizmetlerde grev hakkının kısıtlanabileceği vetemel hizmetlerin belirlenmesinde her ülkenin kendi şartlarının dikkatealınacağı, fıkrada yer alan ve iptali talep edilen "... cenaze işlerindeve mezarlıklarda; ...", "... doğal gaz, petrol üretimi, tasfiyesi vedağıtımı ile nafta veya doğalgazdan başlayan petrokimya işlerinde; ..." ve"... Millî Savunma Bakanlığı ile Jandarma Genel Komutanlığı ve SahilGüvenlik Komutanlığınca doğrudan işletilen işyerlerinde; ..." ibareleriylegetirilen yasağın "ulusal ekonominin, insan sağlığının ve millî güvenliğinkorunmasına" hizmet ettiği için anayasal açıdan meşru bir amaca dayandığı,yaşamsal ve stratejik öneme sahip olan kamusal çıkarlar nedeniyle mezkûr iş,işyeri ve hizmetler için grev ve lokavt yasağı getirilmesinin demokratik toplumdüzeninin gerekleriyle çelişmediği, dava konusu kuralların memlekete sağladığıekonomik yararlar ve millî ekonomiye katkıları, söz konusu iş, işyeri vehizmetlerin kamu düzeni ve toplum hayatını doğrudan etkileyen faaliyetlerolması ve sahip olduğu önem dikkate alındığında bu alanlarda getirilen yasağıngrev hakkına ölçüsüz bir müdahale teşkil etmediği belirtilirken, aynı fıkradaki"... bankacılık hizmetlerinde; ..." ve ". ve şehir içi toplutaşıma hizmetlerinde; ." ibareleri ile getirilen yasağın, anılanhizmetlerin temel hizmetler kapsamında değerlendirilemeyeceği gerekçesiyledemokratik toplum düzeninin gerekleriyle bağdaşmadığı, bankacılıkve şehir içitoplu taşıma hizmetlerinin stratejik öneme sahip olmaması ve bu hizmetlerdegrev yasağı getirilmesinin korunacak yarar ile çatışan hak ve özgürlüklerarasında adil ve makul bir denge gözetmemesi sebebiyle grev hakkına ölçüsüz birmüdahale oluşturduğu ifade edilmiştir.
Oysa, anılan fıkradaki dava konusu ibareler bir bütün olarakdeğerlendirildiğinde, iptal edilmeyen ibareler için yer verilen "memleketesağladıkları ekonomik yararları, insan sağlığına doğrudan etki eden yönleri,millî savunma ve güvenlik ile ilgili nitelikleri, toplumun tümünü doğrudan etkileyenyönleri ve millî ekonomiye katkılarının dikkate alındığı" şeklindekigerekçenin, iptaline karar verilen ibareler yönünden de geçerli olduğugörülmektedir.
Nitekim, Anayasa Mahkemesi 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunuuyarınca kurulup faaliyet gösteren borsalar ve teşkilatlanmiş diğer pazaryerleri, merkezî takas kuruluşları, merkezî saklama kuruluşları ile MerkezîKayıt Kuruluşu Anonim Şirketi tarafından yürütülen hizmetlerde öngörülen grevyasağını da Anayasaya aykırı bulmamıştır (14/11/2013 tarihli ve E.2013/24, K.2013/133 sayılı Karar). Anılan Kararda yer verilen gerekçelerin bankacılıkhizmetleri için de geçerli olduğunda şüphe bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, kamu kuruluşlarınca yürütülen şehir içi toplutaşıma hizmetlerinin de ülkemizin şartları dikkate alındığında ekonomikyararlar ve millî ekonomiye katkıları ile kamu düzeni ve toplum hayatıüzerindeki doğrudan etkileri ve kesintiye uğraması durumundan halkın geneliveya bir bölümünün yaşamını, güvenliğini ve sağlığını tehlikeye düşürebilecek,böylece topluma ciddî zararlar verebilecek nitelikte olması sebebiyle temelhizmetler arasında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu sebeplerle, anılan ibarelerin de iptal edilmemesi gerektiğidüşüncesiyle, iptal yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
M. Emin KUZ
KARŞIGÖRÜŞ
18.10.2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İşSözleşmesi Kanunu'nun bazı maddelerinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyleiptali istenmiştir.
İptali talep edilen ve çoğunluk kararına katılmadığım karşıgörüşün konusunu oluşturan hükümler vegerekçelerineaşağıda ayrı ayrıdeğinilmiştir.
1- 6356 sayılı Kanun'un 2. Maddesinin (ğ) Bendindeve 3. Maddesinin1. Fıkrasında Yer Alan İbareler
İptali istenen ibarelerinde yer aldığı kurallar şu şekildedir:
6356 sayılı Kanun'un 2. maddesinin (ğ) bendi:
"Sendika: İşçilerin veya işverenlerin çalışmailişkilerinde, ortak ekonomik ve sosyal hak ve çıkarlarını korumak vegeliştirmek için en az yedi işçi veya işverenin bir araya gelerekbir işkolundafaaliyette bulunmak üzereoluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kuruluşları.ifade eder."hükümdeki ".bir işkolunda faaliyette bulunmaküzere."ibarelerinin iptali istenmiştir.
6356 sayılı Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrası:
"Kuruluşlar, bu Kanundaki kuruluş usul ve esaslarınauyarak önceden izin almaksızın kurulur.Sendikalar kuruldukları işkolundafaaliyette bulunur." hükmün son cümlesinin iptali istenmiştir.
İptali istenen ibarelerin de yer aldığı kurallar, tanıma ilişkinolup, 6356 sayılı Kanun'un 2. maddesinin (ğ) bendi sendikayı tanımlamakta, 3.maddesinin birinci fıkrası da kuruluşu tanımlamakta ve sendikalarınkuruldukları iş kolunda faaliyette bulunacağını belirtmektedir. Görüldüğü gibi,her iki hüküm de sendikaların bir iş kolunda kurulabileceklerini vekuruldukları ilgili iş kolunda faaliyette bulunabileceklerini kabul etmektedir.
Mahkememiz çoğunluğu, söz konusu ibarelerin Anayasa'ya uygunolduğunu kabul etmiş ve iptal talebini reddetmiştir. Aşağıdaki gerekçelerle,hükmün Anayasa'ya aykırı olduğu kanaatindeyim.
Öncelikle tespit etmek gerekir ki, iptali talep edilen ibarelerinyer aldığı kurallara ve 6356 sayılı Kanun'a bakıldığında, gerçekten, işkolusendikacılığının esas alındığı, ancak bu alanda sendika kurulup faaliyettebulunulabileceği görülmektedir. Meslek yahut işyeri sendikası kurmayıyasaklayan açık bir hüküm olmamakla birlikte,bir an için bu alanlardasendikaların kurulabileceği kabul edilsebile,faaliyette bulunmaları mümkünolmayacaktır.Zira, sendikaların, iptali istenen 3. madde gereğince sadecekuruldukları işkolunda faaliyette bulunmaları kabul edilmiş, işyeri veya meslekalanında faaliyette bulunmaları kapsam dışı bırakılmıştır. O nedenle, iptaliistenen ibarelerin bulunduğu hükümlerle, sendika kurma konusundabir sınırlamagetirildiği, sadece işkolunda sendika kurulmasına izin verildiği, meslek veyaişyeri sendikasının yasaklandığını kabul etmek gerekmektedir.
Anayasa'nın "sendika kurma hakkı" başlığını taşıyan 51.maddesi şöyledir:"Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışmailişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmekiçin önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlaraserbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimsebir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.
Sendika kurma hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suçişlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir.
Sendika kurma hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart veusuller kanunda gösterilir.
İşçi niteliği taşımayan kamu görevlilerinin bu alandaki haklarınınkapsam, istisna ve sınırları gördükleri hizmetin niteliğine uygun olarakkanunla düzenlenir.
Sendika ve üst kuruluşlarının tüzükleri, yönetim ve işleyişleri,Cumhuriyetin temel niteliklerine ve demokrasi esaslarına aykırı olamaz".
Anayasa'nın 51. maddesinin birinci fıkrasında sendika kurma, üyeolma ve faaliyette bulunma özgürlüğü düzenlenmiştir. Maddenin ikinci fıkrasındasendika kurma hakkına bir takım sınırlamalar getirilmiştir; ancak bunlararasında kurulacak sendikanın türü açısından herhangi bir sınırlandırmaya yerverilmemiştir. Anayasa'da kurulacak sendikaların hangi esas üzerine kurulacağıkonusunda bir sınırlama yahut belirleme bulunmamaktadır. 6356 sayılı Kanunlaise işkolu sendikacılığı esas alınmış, işyeri ve meslek sendikacılığı kuralolarak yasaklanmıştır.
Sendika özgürlüğü, çalışanlar ve işverenlerin, önceden izinalmaksızın örgütlerini serbestçe kurabilme, kurulan bir sendikaya üye olabilme,iç işleyişe ilişkin kuralları belirleyebilme, temsilcileri serbestçe seçebilme,faaliyetlerini serbestçe düzenleyebilme hakkını ifade etmektedir. Sendikahakkı, niteliği gereği Devlete karşı da belirli bir serbestliği kapsamaktadır.
Sendika kurma hakkı mutlak bir hak olmayıp Anayasa'nın 51.maddesinin ikinci fıkrası uyarınca millî güvenlik, kamu düzeni, suçişlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması sebeplerine dayanılarak kanunla sınırlanabilir.Ayrıca altıncı fıkrada da "Sendika ve üst kuruluşlarının tüzükleri,yönetim ve işleyişleri, Cumhuriyetin temel niteliklerine ve demokrasiesaslarına aykırı olamaz"denilmiştir. Anılan maddenin beşincifıkrasında, "İşçi niteliği taşımayan kamu görevlilerinin bu alandakihaklarının kapsam, istisna ve sınırları gördükleri hizmetin niteliğine uygunolarak kanunla düzenlenir." hükmüne yer verilerek, ikinci fıkradakigenel sınırlama sebepleri dışında da bazı kamu görevlileri yönünden bu hakkınkapsamının daraltılması veya sınırlandırılması ya da hakkın kullanımının yasaklanmasımümkün kılınmışsa da, inceleme konumuzun dışında olduğundan bu sınırlamalarüzerinde durmaya gerek yoktur.
İşkolu sendikacılığının, daha güçlüsendikalar oluşturmak amacıylakabul edildiği, o nedenle kamu yararı amacıyla kanun koyucunun böyle birtercihte bulunduğu söylenebilir. Ancak, Anayasa'nın 51. maddesinin ikincifıkrasında getirilen "millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesininönlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk"sınırlama nedenleri arasındakamu yararı da bulunmamaktadır. Mevcut sınırlama hallerinin birisine de budurumu dahil etmek uygun görünmemektedir.
Anayasa'nın 51. maddesinde sendika kurma hakkına getirilensınırlandırmaların, Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca, demokratik toplumdüzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine de uygun olması gerekir. AnayasaMahkemesi ölçülülük ilkesine ilişkin olarak; "Anayasa'nın 13.maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi, amaç ve araç arasında hakkaniyete uygunbir dengenin bulunması gereğini ifade eder. Ölçülülük, aynı zamanda yasal önleminsınırlama amacına ulaşmaya elverişli olmasını, amaç ve aracın ölçülü bir oranıkapsamasını ve sınırlayıcı önlemin demokratik toplum düzeni bakımındanzorunluluk taşımasını da içeren bir ilkedir" (AYM, 18.6.2009,E.2006/121, K.2009/90) demektedir.
Sendika kurma hakkına iptali istenen ibarelerle getirilensınırlandırmalarbu açıdan değerlendirildiğinde, bunların kanunla getirildiğini,daha güçlü bir sendikacılık oluşturmak amacıyla kabul edildiğini ve o nedenlekamu yararını amaçladığını söylemek mümkündür. Ancak demokratik toplum düzeniaçısından zorunlu bir sınırlandırma olup olmadığı, keza ölçülülük ilkesiaçısından ölçülü bir sınırlandırma olup olmadığı değerlendirildiğinde,demokratik toplum düzeni açısından gerekli bir sınırlandırma olduğu dasöylenemez. Gerçekten, sendika kurmak isteyen kişiler, kendileri için hangi türsendikanın uygunolduğunu takdir edip, ona göre sendika kurabilmelidirler.Anayasa'da bu yönde bir sınırlandırma olmamasına rağmen, Kanun koyucununmüdahale edip, işyeri ve meslek sendikacılığının uygun olmadığını, o nedenleişkolu sendikası kurulması gerektiğini belirtmesi sendika kurma özgürlüğüne vedemokratik toplumun gereklerine uygun düşmemektedir. Keza, ölçülülük ilkesiaçısından değerlendirildiğinde, getirilen sınırlandırmanın ölçülü olduğunu dasöylemek mümkün değildir.
Sendika kurma özgürlüğünü, sendikaların yetkilerini kullanırken,görevlerini yerine getirirken özgür olmaları ve bireyler açısından da sendikayaüye olma ve ayrılma konusunda özgür olmalarıyla sınırlı tutmamak gerekir.Sendika kurma özgürlüğü, kurulacak sendikanın hangi alanda kurulacağını dakapsamalıdır.
Anayasa'nın 51. maddesinin üçüncü fıkrasında "Sendikakurma hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir"hükmü nedeniyle,kanun koyucunun sendikaların hangi alanda kurulabileceğinibelirleme konusunda takdir yetkisine sahip olduğu, bu kapsamda işkolusendikacılığını esas aldığı söylenebilirse de, Anayasada yer almayan, birsınırlandırma sebebini kanunla getirmek mümkün olmamalıdır.
Yukarıda belirtilen nedenlerle, 6356 sayılı Kanun'un 2. maddesinin(ğ) bendindeki ibarelerle, 3. maddesinin birinci fıkrasında iptali istenenibarelerin Anayasa'nın 13. ve 51. maddelerine aykırı olduğu ve iptali gerektiğikanaatinde olduğumdan, Mahkememiz çoğunluğunun görüşüne katılmam mümkünolmamıştır.
2- 6356 sayılı Kanun'un 5. Maddesi
İptali istenen 5. madde şu şekildedir:"(1) Bir işyeriningirdiği işkolunun tespiti Bakanlıkça yapılır. Bakanlık, tespit ile ilgilikararını Resmî Gazete'de yayımlar. Bu tespite karşı ilgililer, kararınyayımından itibaren on beş gün içinde dava açabilir. Mahkeme iki ay içindekararını verir. Kararın temyiz edilmesi hâlinde Yargıtay uyuşmazlığı iki ayiçinde kesin olarak karara bağlar.
(2) Yeni bir toplu iş sözleşmesi için yetki süreci başlamış iseişkolu değişikliği tespiti bir sonraki dönem için geçerli olur. İşkolu tespittalebi ve buna ilişkin açılan davalar, yetki işlemlerinde ve yetki tespitdavalarında bekletici neden sayılmaz.
(3) İşkolu değişikliği yürürlükteki toplu iş sözleşmesinietkilemez."
Hüküm, yukarıda incelenen işkolu esasına dayalı sendikacılığaparalel olarak, işkolunun tespitini, bu konuda uyuşmazlık çıkarsa ne şekildehareket edileceğini düzenlemektedir.
Hükmün gerekçesi şu şekildedir: "Maddede işkolunun tespitidüzenlenmiştir. Birinci fıkrada, bir işyerinin girdiği işkolunun tespitininBakanlık tarafından yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Bu tespite karşıilgililer iş davalarına bakmakla görevli mahkemede kararın yayımından itibarenonbeş gün içinde dava açabilirler.
İkinci fıkraya göre, işyeri veya işletme için yeni dönem yetkisürecinin başlamış olması halinde, yetki başvurusundan sonraki işkoludeğişikliğine ilişkin Bakanlık tespiti veya mahkeme kararı mevcut veyayapılacak toplu iş sözleşmesini etkilemeyecek, işkolu değişikliği bir sonrakidönem için geçerli olacaktır. Yeni bir toplu sözleşme için yetki sürecibaşlamış ise işkolu değişikliği tespiti bir sonraki dönem için geçerli olacak,işkolu tespiti talebi ve buna ilişkin açılan davalar, yetki işlemlerinde veyetki tespit davalarında bekletici neden sayılmayacak, işkolu değişiklikleriyürürlükteki toplu iş sözleşmelerinin uygulamasını etkilemeyecektir. İşkolutespit talebi ve buna ilişkin açılan davalar, yetki işlemlerinde ve yetkitespit davalarında bekletici neden sayılmayacaktır. Bu hüküm ile işkoluitirazlarının toplu sözleşme yapma sürecini gereksiz şekilde uzatması ve zamanzaman bu itirazların toplu sözleşme sürecini kilitlemek için kötüyekullanılması önlenmek istenmiştir."
Görüldüğü gibi, hüküm, toplu iş sözleşmesinin (TİS) imzalanmasınıhızlandırmak, gecikmesini engellemek için kabul edilmiştir. Birinci fıkrada,Bakanlığıniş kolu tespitine ilişkin kararının yayınlanmasında itibaren onbeşgün içinde dava açılabileceği, mahkemenin iki ay içinde davayı karara bağlamasıgerektiği, kararın temyizi halinde de Yargıtay'ın temyiz talebini iki ay içindekarara bağlaması gerektiği öngörülmüştür. İkinci fıkrada yeni bir TİSiçin yetkisürecibaşlamışsa iş kolu değişikliği tespitine ilişkin gerek bakanlığın kararı,gerekse bu kapsamda mahkemece karar verilmiş olsa dahi,karar o dönem içingeçerli olmayacak,bir sonraki dönem için geçerli olacaktır. Keza, iş kolutespitine ilişkin açılan davalar, yetki işlemlerinde ve dava açılmışsa açılanbu davalarda bekletici neden sayılamayacaktır. Üçüncü fıkraya göre ise,iş koludeğişikliği ortaya çıkmışsa, bundan yürürlükteki toplu iş sözleşmesininetkilenmeyeceği kabul edilmiştir.
Hükmün gerekçesinde belirtildiği üzere, TİS sürecini kilitlemekiçin, uygulamada özellikle bazı işverenler tarafındankötü niyetli olarak işkoluna itiraz edildiği, bunun bekletici mesele yapıldığı bunun da TİSimzalanmasını geciktirdiği, bu durumu engellemek amacıyla hükmün kabul edildiğianlaşılmaktadır. Hükmün, takip ettiği amaç gözetildiğinde kamu yararı amacıylakabul edildiği anlaşılmaktadır.
Dava dilekçesinde, iş koluyla bağlantılı olarak maddenin tümününiptali istendiği görülmektedir. Mahkememiz çoğunluğu tarafından hüküm,Anayasa'ya aykırı bulunmamıştır.
Hükmün birinci fıkrasında kanaatimce de Anayasa'ya aykırılıkbulunmamaktadır. Ancak, ikinci ve üçüncü fıkraların, mahkeme kararınıngereğinin yerine getirilmesi açısından Anayasa'ya aykırı olduğu ve iptaligerektiği kanaatindeyim.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, hükmün gerekçesinden iş kolutespitine itiraz eden ve dava açan kimseler önceden kötü niyetli olarak kabuledilmekte ve buna göre tedbir alınmakta bu duruma bağlı olarak, dava açılıpmahkemeden karar alınsa dahi, bu kararın o dönem için değil, bir sonraki dönemiçin uygulanması kabul edilmektedir. İş kolu tespitine, işveren itirazedebileceği gibi,kanunda öngörülen şartları taşıyan bir diğer sendika da itirazedebilir, dava açabilir. İşvereniniyi niyetli itiraz etmesi mümkün olduğu gibi,üçüncü kişi konumundaki sendikanın da daha baştan kötü niyetli kabul edilmesiuygun değildir. Bunların tümünün önceden kötü niyetli olarak kabul edilmesi veona göre düzenleme yapılması hukuk devleti ilkesine aykırıdır.
Hükmün ikinci fıkrasının birinci cümlesine göre, TİS yetki sürecibaşlamış ise iş kolu değişikliğine ilişkin mahkemeden karar alınsa dahi, bukarar ilişkin olduğuo dönem için uygulanamayacak bir sonraki dönemuygulanabilecektir. Oysa, iş kolu tespitine ilişkin açılan dava sonunda verilenkarar da, mahkeme kararı olması nedeniyle hemen uygulanmalıdır.Anayasa'nın 138.maddesinin dördüncü fıkrasında "Yasama ve yürütme organları ile idare,mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarınıhiçbir surette değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez"denilmektedir.Görüldüğü gibi yargı kararının gereğinin yerine getirilmesi Anayasa'daherhangibir kayıt veya şarta bağlanmamış; geciktirilmeksizin uygulanması emredilmiştir.Buradaise, alınan kararın bir sonraki dönem uygulanması öngörülerek, kararın yerinegetirilmesi en azından geciktirilmektedir.Bu durum, yargı bağımsızlığına aykırıolduğu gibi, hak arama hürriyetini düzenleyen Anayasa'nın 36. maddesine deaykırıdır. Bu bağlamda ayrıca belirtmek gerekir ki, bir sonraki dönem TİSiçinözellikle şartların da değişmesi halinde tekrar iş kolu tespitine itirazedilebilir ve dava açılabilir, böyle bir durumdada daha önceki dönem içinmahkemeden alınan karar hiçbir zaman uygulanamaz. Oysa o karar, bir sonrakidönem için uygulanmak üzere değil, ilişkin olduğu o dönem için uygulanmak üzerealınmıştı.
Anayasa m. 125,1 gereğince idarenin her türlü eylem ve işlemlerinekarşı yargı yolu açıktır. Bu hüküm gereğince idarenin eylem ve işlemlerinekarşı dava açılması ve alınan kararın da öngörüldüğü şekilde icra edilmesigerekir. Söz konusu hüküm gereğince, Bakanlık iş kolu tespiti kararı verdiktensonra, bu karara karşı dava açılabilse de, alınan kararın icrası, bu arada TİSyetki süreci başlamışsa artık o dönem mümkün olamayacaktır. Bu durumda daBakanlığın belirlemiş olduğu işkolundaki sendika TİS imzalayabilecektir. Oysayargı kararı ile o işyerinin bir diğer işkoluna girdiği tespit edilmişse, bakanlığınbelirlemiş olduğu işkolundaki sendikanın TİS imzalaması mümkünolmamalıdır.Buaçıdan hüküm 125. maddeye de aykırılık teşkil etmektedir.
Kanun'un yetki itirazını düzenleyen41. maddesininbeşincifıkrasında"itiraz karar kesinleşinceye kadar yetki işlemlerinidurdurur"denilmiş, TİS imzalamak için sendikanın yetkili olup olmamasıkonusunun açıklığa kavuşturulması istenmiştir.İş kolu tespiti ve bu durumabağlı olarak hangi sendikanın TİS imzalayabileceği konusu, yetki sürecindenöncelikli ve en az o süreç kadar önemlidir. Bu açıdan, TİS imzalamak için yetkisürecinin beklenmesi kabul edilirken, iş kolu tespitinin beklenmemesi ve alınankararın bir sonraki dönem uygulanmasının kabul edilmesi kendi içinde çelişki deoluşturmaktadır.
Kanun koyucu TİS imzalanmasının gecikmesinive işçilerin mağdurolmasını engellemek için şüphesiz tedbir alabilir, düzenleme yapabilir. Buamaçla kabul edilen düzenlemeler bir sınırlama getiriyorsa, bu düzenlemelerinayrıca demokratik hukuk devletinin gerekleriyle bağdaşması ve ölçülü olması dagereklidir. Söz konusu hüküm değerlendirildiğinde, mahkeme kararlarının yerinegetirilmesi açısından bir sınırlama getirdiği, bu durumun yukarıda belirtildiğiüzere hak arama hürriyetine bir müdahale oluşturduğu açıktır. Bu açıdangetirilen düzenlemenin ölçülülük ilkesine uygun olması gerekir. Hukukumuzda pekçok yerde kötü niyetli kişilerin itirazını bertaraf etmek için hükümkonulduğunu görüyoruz (Örneğin HMK m. 41; 182), benzer şekilde mahkemekararının uygulanmasını tümüyle bertaraf etmek yerine, daha hafif tedbiröngören hükümlerle kötü niyetli kişilerin itirazını bertaraf etmek ve TİSgörüşmelerinin gecikmesini engellemek mümkün olabilirdi. Bu açıdan getirilenhüküm Anayasa m. 2 gereğince ölçülük ilkesine de aykırıdır.
Kanun'un 5. maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde ise,"İşkolu tespit talebi ve buna ilişkin açılan davalar, yetkiişlemlerinde ve yetki tespit davalarında bekletici neden sayılmaz"denilerek,yetkiişlemlerine bakan bir mahkemenin iş kolu tespitine ilişkin açılan bir davayıbekletici sorun yapamayacağı kabul edilmiştir. Anayasa m. 138, 2'ye göre"Hiçbirorgan, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere vehâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkindebulunamaz".Bu hükümle mahkemelerin yargı yetkisinin kullanılmasındabağımsız olduğu kabul edilmiştir. Bu açıdan sendikanın yetki işlemlerine bakanbir mahkemenin, iş kolu tespitine ilişkin davayı ciddi görmesi, kendi önündekidavayı etkileyeceğini de düşünmesi halinde bekletici sorun yapabilmesi gerekir.Kanun koyucunun bu şekilde müdahale ederek mahkemenin takdir yetkisinikaldırması, yargı yetkisinin kullanılmasına müdahale niteliği taşımaktadır. Onedenle Anayasa'nın 138. maddesinin ikinci fıkrasına aykırıdır.
İptali talep edilen beşinci maddenin üçüncü fıkrası ise, iş koludeğişikliğinin yürürlükteki TİS sözleşmesini etkilemeyeceğini düzenlemiştir. Buhüküm gereğince de, iş kolu değişikliği yargı kararı ile gerçekleşse dahiuygulanmayacak, TİS imzalanmışsa artık geçerli olacaktır. Yukarıda ikincifıkranın birinci cümlesi açısından yargı kararının gereğinin yerinegetirilmemesi konusunda belirtilen gerekçelere dayanarak bu hükmün deAnayasa'ya aykırı olduğu kanaatindeyim.
Yukarıda belirtilen nedenlerle,6356 sayılı Kanun'un 5. maddesininikinci ve üçüncü fıkralarının Anayasa'nın 2., 36., 125. ve 138. maddelerineaykırı olduğu ve iptali gerektiği kanaatinde olduğumdan, çoğunluk görüşünekatılmıyorum.
3- 6356 Sayılı Kanun'un 2. Maddesinin (g) ve (ı) Bentleri
İptali istenen hükümler şu şekildedir:
"(g)Kuruluş: Sendika ve konfederasyonları,
(ı)"Üst kuruluş: Konfederasyonları.ifadeeder."
Görüldüğü gibi iptali istenen kurallar tanımlara ilişkindir.Maddenin, (g) bendi 'kuruluş'u, (ı) bendi 'üst kuruluş'u tanımlamaktadır. Bunagöre kuruluş; sendika ve konfederasyonları, üst kuruluş ise konfederasyonlarıifade etmektedir.
Kanun'a göre Konfederasyon, değişik işkollarında en az beşsendikanın bir araya gelerek oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kuruluşubelirtmektedir. Konfederasyonlar, en üst sendikal örgütlenme modelidir. Farklıişkollarında faaliyet gösteren sendikaların bir araya gelmesiylekurulmaktadırlar.
İptali istenen kurallarda, üst kuruluş olarak sadecekonfederasyonlara yer verildiği, federasyonlara yer verilmediği görülmektedir.
Mahkememiz çoğunluğu, sendikaların üst kuruluşları arasındafederasyonların da mutlaka bulunmasının zorunlu olmadığı, bu konuda kanunkoyucunun takdir yetkisi bulunduğu gerekçesiyle kuralları Anayasa'ya aykırıbulmamıştır.
Yukarıda (1 numaralı başlıkta) incelendiği üzere, Anayasa'nın 51.maddesinde düzenlenen sendika kurma hakkı, sendikaları ve bunların üstkuruluşlarını kurmayı ve bunlara üye olmayı, o şekilde örgütlenebilmeyi dekapsamaktadır. Anayasa'nın 51. maddesinde sendikaların üst kuruluşlar kurmahakkından söz edilmiş, üst kuruluşların neler olduğu belirtilmemiştir.
Bilindiği gibi, sendikaların kurabilecekleri üst kuruluşlar olarakfederasyonlar ve konfederasyonlar olmak üzere iki tür üst kuruluşbulunmaktadır. İptali istenen kurallarla, konfederasyonların kurulmasına izinverilirken, federasyonlar kapsam dışı bırakılmış, dolayısıyla kurulmalarınaizin verilmemiştir.
Federasyonlar; bölgesel ya da ulusal düzeyde aynı meslekte ya daaynı işyerinde faaliyet gösteren sendikaların bir araya gelmesiyle kurulan üstkuruluşlardır. O nedenle, federasyonlar özellikle meslek veya işyerisendikacılığında önem kazanmaktadır.
6356 sayılı Kanun'un, sendikaların kurulmasında ve faaliyettebulunmasında işkolunu esas aldığı; federasyon tipi örgütlenme modelinin iseişyeri esaslı örgütlenen sendikalar için daha uygun olan bir üst yapılanmaolduğu, bu bakımdan kanun koyucunun, işkolu esaslı örgütlenen sendikalar içindaha uygun olduğu düşünülen üst kuruluş modeli olan konfederasyon tipiörgütlenmeyi benimsediği, işyeri sendikacılığının Kanun'da kabul edilmediği,kabuledilmeyen bir sendikacılık düzeni olan işyeri sendikalarının üst kuruluşu olanfederasyonlara da yer verilmediği söylenebilir.
Ancak, yukarıda (1 numaralı başlıkta) incelendiği üzere,Anayasa'da herhangi bir sınırlama olmamasına rağmen, Kanun koyucunun işkolusendikacılığını kabul edip,işyeri ve meslek sendikacılığını yasaklaması,demokratik hukuk devleti açısından gerekli olmayan, ayrıca ölçüsüz birsınırlama olarak kabul edildiğinden, meslek veya işyeriesasına dayanan sendikakurulmak istenmesi halinde, bu sendikalar için gerekli olan üst kuruluş olarakfederasyonların kapsam dışı bırakılarak kurulmalarına izin verilmemesi,demokratik toplum açısından gerekli olmayan bir sınırlamadır, ayrıca ölçülülükilkesine de uygun değildir.
Yukarıda belirtilen nedenlerle, 6356 sayılı Kanun'un 2. maddesinin(g) ve (ı) bentleri Anayasa'nın 13. ve 51. maddelerine aykırı olduğu ve iptaligerektiği kanaatinde olduğumdan, Mahkememiz çoğunluğunun görüşüne katılmammümkün olmamıştır.
Üye
Erdal TERCAN
[1]Yorgun, S., 2013, "Sosyal Politika Açısından 6356 SayılıSendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu",Çalışma ve Toplum, sayı39, s. 366.
[2]Türkiye bu maddeye çekince koymuştur.
[3]Freedom of Association: Digest of decisions and principles of theFreedom of Association Committee of the Governing Body of the ILOFifth(revised) edition, 2006, para. 309, 310, 333 ve 334;http://www.ilo.org/wcmsp5/groups/public/---d_norm/---normes/documents/publication/wcms_090632.pdf,erişim tarihi 1 Eylül 2015.
[4]Freedom of Association: Digest of decisions and principles of theFreedom of Association Committee of the Governing Body of the ILOFifth(revised) edition, 2006, para. 710, 711 ve 713;http://www.ilo.org/wcmsp5/groups/public/---d_norm/---normes/documents/publication/wcms_090632.pdf,erişim tarihi 1 Eylül 2015.
[5]Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi,Handyside/Birleşik Krallık,BaşvuruNo: 5493/72, Karar Tarihi: 7/12/1976, § 48.
[6]http://hudoc.esc.coe.int/eng#{"fulltext":["polandpensioner"],"ESCDcIdentifier":["XV-1/def/POL/5//EN"]},erişim tarihi 29 Eylül 2015.
[7]Freedom of Association: Digest of decisions and principles of theFreedom of Association Committee of the Governing Body of the ILOFifth(revised) edition, 2006, para. 977 ve 978;http://www.ilo.org/wcmsp5/groups/public/---d_norm/---normes/documents/publication/wcms_090632.pdf,erişim tarihi 1 Eylül 2015.
[8]Freedom of Association: Digest of decisions and principles of theFreedom of Association Committee of the Governing Body of the ILO,Fifth(revised) edition, 2006, para. 556, 557 ve 558;http://www.ilo.org/wcmsp5/groups/public/---d_norm/---normes/documents/publication/wcms_090632.pdf,erişim tarihi 1 Eylül 2015.
[9]Freedom of Association: Digest of decisions and principles of theFreedom of Association Committee of the Governing Body of the ILO,Fifth(revised) edition, 2006, para. 581, 582 ve 585;http://www.ilo.org/wcmsp5/groups/public/---d_norm/---normes/documents/publication/wcms_090632.pdf,erişim tarihi 1 Eylül 2015.
[10]Çelik, A.2008, "Milli Güvenlik Gerekçeli GrevErtelemeleri",Çalışma ve Toplum, sayı 18, s.109.