ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2013/10
Karar Sayısı : 2013/130
Karar Günü : 14.11.2013
R.G. Tarih-Sayı :17.12.2014-29208
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Ankara 11. İdareMahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 29.5.2009 günlü, 5901sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 25. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c)bendinde yer alan ".veya askerlik hizmeti." ibaresininAnayasa'nın 10., 13. ve 66. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptalinekarar verilmesi istemidir.
I- OLAY
Türk vatandaşı olup aynı zamanda Alman vatandaşlığını da kazanandavacının, Türk vatandaşlığından çıkma talebinin reddine ilişkin işlemin iptaliistemiyle açılan davada, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğukanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
Kanun'un 25. maddesinin itiraz konusu kuralın da yer aldığı (1)numaralı fıkrası şöyledir:
"Madde 25- (1) Türk vatandaşlığından çıkmak içinizin isteyen kişilere aşağıdaki şartları taşımaları halinde Bakanlıkça çıkmaizni veya çıkma belgesi verilebilir.
a) Ergin ve ayırt etme gücüne sahip olmak.
b) Yabancı bir devlet vatandaşlığını kazanmış olmak veyakazanacağına ilişkin inandırıcı belirtiler bulunmak.
c) Herhangi bir suç veya askerlik hizmeti nedeniylearanan kişilerden olmamak.
ç) Hakkında herhangi bir mali ve cezai tahdit bulunmamak."
B- Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralları
Başvuru kararında Anayasa'nın 10., 13. ve 66. maddelerinedayanılmış, Anayasa'nın 2. maddesi ise ilgili görülmüştür.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Haşim KILIÇ, SerruhKALELİ, Alparslan ALTAN, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT,Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN,Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL ve Zühtü ARSLAN'ınkatılımlarıyla 31.1.2013 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Selim ERDEM tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan veilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasamabelgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, vatandaşlığın kişiler için bir hak olmasınınyanında bir takım ödevleri de barındırdığı, ancak öncelikle bir hak olarakdüşünülmesinin vatandaşlığın özüne daha uygun olduğu, zira kişilerin bellikoşullar altında bu haktan yararlanmamayı tercih edebileceği, temel bir hakolduğu hususunda tereddüt bulunmayan vatandaşlıktan çıkmanın askerlik hizmetinedeniyle aranan kişilerden olmamak koşuluna bağlanmasının bu hakkın özünüzedelediği, askerliğini yapmamış kişilerden askerlik nedeniyle aranmayanlarınvatandaşlıktan çıkmaları için bir engel bulunmadığı hâlde, bu hizmet nedeniylearanan kişilerin vatandaşlıktan çıkmalarının olanaksız kılınmasının eşitlikilkesine de aykırı olduğu belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 10., 13. ve 66.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 43. maddesine göre, ilgisi nedeniyle itiraz konusu kuralAnayasa'nın 2. maddesi yönünden de incelenmiştir.
Kanun'un 25. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, Türkvatandaşlığından çıkmanın İçişleri Bakanlığının iznine bağlı olduğu belirtilmişve Bakanlığın çıkma izni veya çıkma belgesi verebilmesi için gereken koşullardört bent hâlinde sayılmıştır. Fıkranın (c) bendinde yer alan itirazkonusu ".veya askerlik hizmeti." ibaresiyle, Türkvatandaşlığından çıkmak için izin veya çıkma belgesi isteyen kişilere yönelikolarak, askerlik hizmeti nedeniyle aranan kişilerden olmamak şartıgetirilmiştir.
İtiraz konusu kurala ilişkin madde gerekçesinden, düzenlemeninDevletin askerlik hizmeti nedeniyle aranan kişiler üzerindeki tasarrufununortadan kalkmaması amacıyla kanunlaştırıldığı anlaşılmaktadır.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem veişlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyupgüçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirereksürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukunüstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.Kanunların kamu yararının sağlanması amacına yönelik olması, genel, objektif,adil kurallar içermesi ve hakkaniyet ölçütlerini gözetmesi hukuk devletiolmanın gereğidir.
Anayasa'nın "Türk Vatandaşlığı" başlıklı66. maddesinde de "Vatandaşlık, kanunun gösterdiği şartlarlakazanılır ve ancak kanunda belirtilen hallerde kaybedilir. Hiçbir Türk, vatanabağlılıkla bağdaşmayan bir eylemde bulunmadıkça vatandaşlıktan çıkarılamaz.Vatandaşlıktan çıkarma ile ilgili karar ve işlemlere karşı yargı yolukapatılamaz." denilmiştir. Buna göre, Anayasa'nın 66.maddesinde vatandaşlığın kanunda belirtilen hâllerde kaybedileceği kuralabağlanmış olup bunun dışında vatandaşlıktan çıkma konusunda başka bir anayasalhüküm bulunmamaktadır. Dolayısıyla, vatandaşlığın kaybedilmesiyle ilgili diğerhususlar kanun koyucunun takdirine bırakılmaktadır. Kanun koyucunun iseAnayasa'da belirtilen esaslara aykırı olmamak kaydıyla, vatandaşlıktan çıkmanınşartlarını ve hangi hâllerde vatandaşlığın kaybedileceğini gösteren kurallarkoyabileceği hususunda takdir yetkisine sahip olduğu izahtan varestedir.
Vatandaşlıktan çıkma, vatandaşlık hukukunun temel esaslarındanolan ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 15. maddesiile Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi'nin 7. ve 8. maddelerinde yer alan, herkesinvatandaşlığını değiştirmede serbest olması ve hiç kimsenin keyfi olarakvatandaşlığını değiştirme hakkından yoksun bırakılamaması esasından kaynaklananbir hak olarak görülmektedir. Uluslararası hukukta, İnsan Hakları EvrenselBeyannamesi'nin 15. maddesi ile Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi'nin 4. maddesindede yer alan herkesin mutlaka bir vatandaşlığının olması ve vatansızlığınönlenmesi gerektiği yönündeki esas uyarınca kişinin vatansız kalmamasıkoşuluyla, vatandaşlıktan çıkmasının mümkün olduğu kabul edilmektedir. Kanun'unitiraz konusu ibareyi de içeren 25. maddesinde de vatandaşlıktan çıkmak isteyenkişilerin yabancı bir devlet vatandaşlığını kazanmış olması veya kazanacağınailişkin inandırıcı belirtilerin bulunması şartını da taşıması gerektiği ifadeedilerek söz konusu esasa uyulmuştur.
Anayasa'nın 66. maddesinin, kişilerin vatandaş olma hakkınıgüvence altına alırken, bu haktan yararlanmak istemeyen kişilerin belirlikoşullar altında bu haktan yararlanmamayı ve vatandaşlıktan çıkmayı tercih etmehaklarının korunması gereğini dışladığı söylenemez. Bu nedenle, kişilerinhaklarının korunması için vatandaşlığın kazanılması ve kaybedilmesi şartlarınailişkin olarak kimi düzenlemeler yapılması mümkündür.
Demokratik hukuk devletinde temel hak ve özgürlüklerin en genişölçüde sağlanıp güvence altına alınması esastır. Temel hak ve özgürlükler ancakAnayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen nedenlere bağlı olaraksınırlandırılabilir. Anayasa'nın 66. maddesinde veya başka bir maddesinde, vatandaşlıktançıkmanın ne şekilde sınırlandırılabileceği konusunda herhangi bir kural yer almamıştır. Ancak bu,düzenlendiği maddede hiçbir sınırlama nedenine yer verilmeyen haklarıntamamının mutlak olduğunu ve bu hakların hiçbir şekilde sınırlandırılamayacağıanlamını taşımamaktadır. Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında dabelirtildiği gibi temel hak ve hürriyetlerin doğasından kaynaklanan bazısınırları bulunduğu gibi Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan kurallar veDevlete yüklenen kimi ödevlerin ifasına dayalı olarak da temel hak ve hürriyetlerinsınırlandırılması mümkündür. Ancak, öngörülen sınırlamaların Anayasa'nın 13.maddesinde yer alan güvencelere aykırı olmaması gerekir.
Anayasa'nın 13. maddesinde, temel hak ve hürriyetlerin bazışartlar altında sınırlandırılabileceği kabul edilmiştir. Buna göre, bu hak veözgürlükler sınırlandırılırken sınırlamanın, Anayasa'nın ilgili maddelerindebelirtilen nedenlere bağlı olarak kanunla yapılması ve hakların özünedokunmaması, Anayasa'nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olmaması gerekir.
Vatandaşlığın kişiler için öncelikle bir hak olmasının yanında birtakım ödevleri de barındırdığı kuşkusuzdur. Anayasa'nın "Vatanhizmeti" başlıklı 72. maddesinde, vatan hizmetinin, TürkiyeCumhuriyeti vatandaşları için bir hak ve ödev olduğu kuralı yer almış ve buhizmetin silahlı kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceğiya da yerine getirilmiş sayılacağının kanunla düzenleneceği belirtilmiştir. Bumadde, kanuni düzenlemelerle birlikte ele alındığında, vatan hizmetinin bugüniçin fiilen askerlik yükümlülüğü şeklinde yerine getirildiği görülmektedir.Kanun koyucunun, Anayasa'nın 72. maddesine göre bir vatan hizmeti olan askerlikgörevinin ifası amacıyla hak ve özgürlüklerde sınırlama yapması mümkündür.
Türk vatandaşlığından çıkmak için izin isteyen kişilere askerlikhizmeti nedeniyle aranan kişilerden olmamak şartını taşımaları hâlindevatandaşlıktan çıkma izni veya çıkma belgesi verilebileceğini öngören itirazkonusu kuralın, vatandaşlıktan çıkma hakkına sınırlama getirdiği açıktır.İtiraz konusu kuralda, askerlik hizmeti nedeniyle aranan kişilerinvatandaşlıktan çıkmasına izin verilmemesinin, Devletin, Anayasa'nın 72.maddesinden kaynaklanan ve askerlik hizmeti nedeniyle aranan kişiler üzerindekitasarrufunun ortadan kalkmaması amacına dayandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıylaaskerlik hizmeti nedeniyle aranan kişilerin vatandaşlıktan çıkma hakkınınsınırlandırılmasının, kanunla, kamu yararı ve kamu düzeni gereği yapıldığı,meşru bir amaca dayandığı ve kamu düzeninin sağlanması amacıyla demokratiktoplum düzeni bakımından alınması gereken tedbirler kapsamında kaldığındatereddüt bulunmamaktadır.
Ayrıca Türk vatandaşlığından çıkmak için izin isteyen kişilerinaskerlik hizmeti nedeniyle aranan kişilerden olmaması yeterli olup askerlikhizmeti nedeniyle aranırken bir şekilde aranma durumu ortadan kalkan kişilerinTürk vatandaşlığından çıkmak için izin alabileceği hususu dikkate alındığında,kamu yararı ile kişi hak ve özgürlükleri arasında adil bir denge kurulduğu,kamu düzeni ve güvenliğinin sağlanmasına yönelik sınırlamanın ölçülülükilkesine ve demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olmadığı açıktır.
Anayasa'nın 10. maddesinde belirtilen "kanun önündeeşitlik ilkesi" hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Builke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesininamacı, aynı durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlıtutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir.Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallaruygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlâli yasaklanmıştır. Askerlik yükümlülüğünüyerine getirmemiş ancak askerlik hizmeti nedeniyle aranan kişilerle, askerlikyükümlülüğünü yerine getirmemiş fakat askerlik hizmeti nedeniyle aranmayankişiler aynı hukuksal durumda bulunmadıklarından bunlar arasında eşitlik karşılaştırması yapılamaz.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 2., 10., 13.ve 66. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
Serruh KALELİ, Engin YILDIRIM, Hicabi DURSUN, Erdal TERCAN ileZühtü ARSLAN bu görüşe katılmamışlardır.
VI- SONUÇ
29.5.2009 günlü, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 25.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendinde yer alan "...veyaaskerlik hizmeti..." ibaresinin Anayasa'ya aykırı olmadığına veitirazın REDDİNE, Serruh KALELİ, Engin YILDIRIM, Hicabi DURSUN,Erdal TERCAN ile Zühtü ARSLAN'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 14.11.2013gününde karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
Zühtü ARSLAN
Üye
M. Emin KUZ
KARŞIOY GEREKÇESİ
5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 25. maddesinin (1)numaralı fıkrasının (c) bendinde yer alan "...veya askerlik hizmeti..."ibaresinin iptali istenmiştir.
Kanunun itiraz konusu ibarenin de içinde yer aldığı ve "TürkVatandaşlığından Çıkma" başlıklı 25. maddesi şu şekildedir: "(1)Türk vatandaşlığından çıkmak için izin isteyen kişilere aşağıdaki şartlarıtaşımaları halinde Bakanlıkça çıkma izni veya çıkma belgesi verilebilir.
a)Ergin veya ayırt etme gücüne sahip olmak.
b)Yabancı bir devlet vatandaşlığını kazanmış olmak veyakazanacağına ilişkin inandırıcı belirtiler bulunmak.
c) Herhangi bir suç veya askerlik hizmeti nedeniylearanan kişilerden olmamak.
d ) Hakkında herhangi bir mali ve cezai tahdit bulunmamak."
İtiraz konusu kuralın gerekçesinde "Herhangi bir suçnedeniyle arananlar ile mali ve cezai tahdidi bulunanlara, Devletin bu kişilerüzerindeki tasarrufunun ortadan kalkmaması için çıkma izni verilmesi söz konusuolmayacaktır" denilmek suretiyle, esasen "askerlik hizmeti"nedeniyle arananlar ile herhangi bir suç nedeniyle arananlar aynı kategoridedeğerlendirilmiştir. Buna göre, "askerlik hizmeti" nedeniylearananların kendi istekleriyle vatandaşlıktan çıkmaları, Devletin bu kişilerüzerindeki tasarrufunu korumak için engellenmektedir.
Anayasanın 66. maddesinde güvence altına alınan vatandaşlık, baştaseçme ve seçilme hakları olmak üzere bazı anayasal haklara sahip olmanın önşartıdır. Vatandaşlık aynı zamanda bir hak olup, bu hak vatandaşlıktan çıkmayıda içermektedir. Nitekim, Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi'nin 15. maddesininbirinci fıkrası, herkesin "vatandaşlık hakkına sahip" olduğunu,ikinci fıkrası ise hiç kimsenin "keyfi olarak vatandaşlıktan vevatandaşlığını değiştirme hakkından mahrum bırakılamayacağı"nıbelirtmektedir. Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi'nin 8. maddesinin birinci fıkrasıda "Her Taraf Devlet, vatansız kalmalarını engellemek şartıyla,kişilerin kendi rızalarıyla vatandaşlıktan çıkmalarına izin verir"demek suretiyle, vatandaşlıktan çıkma izni için kişilerin vatansız kalmamasıdışında herhangi bir şart öngörmemiştir.
Anayasanın 66. maddesi her ne kadar vatandaşlıktan çıkma hakkınınkullanılmasına yönelik özel bir sınırlama sebebine yer vermemekteyse de, buhakkın kullanılması bazı şartlara bağlanabilir. Nitekim, aynı madde gereğince"Vatandaşlık, kanunun gösterdiği şartlarla kazanılır ve ancak kanundabelirtilen hallerde kaybedilir". Diğer yandan, Anayasanın vatandaşlaraaynı zamanda ödev olarak yüklediği bir takım yükümlülüklerin yerine getirilmeside vatandaşlıktan çıkma hakkının kullanılabilmesi için aranan şartlar arasındayer alabilir. Bu anlamda itiraz konusu kuralın Anayasanın "Vatanhizmeti" başlıklı 72. maddesine dayandırıldığı anlaşılmaktadır. Bu maddeyegöre, "Vatan hizmeti, her Türkün hakkı ve ödevidir. Buhizmetin Silahlı Kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceğiveya getirilmiş sayılacağı kanunla düzenlenir".
İster 66. maddenin lafzı ve amacından, ister 72. maddeningereklerinden çıkarılsın, vatandaşlıktan çıkma hakkına yönelik söz konususınırlamaların Anayasanın 13. maddesine uygun olması, başka bir deyişlesınırlanan temel hakkın özüne dokunmaması, demokratik toplum düzeninde gereklive ölçülü olması zorunludur.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, Anayasanın 72. maddesinde düzenlenenyükümlülük "askerlik hizmeti" değil, "vatan hizmeti" olaraknitelendirilmiş, bu hizmetin de "Silahlı Kuvvetlerde" veya "kamukesiminde" ne şekilde yerine getirileceği veya "getirilmişsayılacağı" hususunun kanunla düzenleneceği belirtilmiştir. Buradanhareketle, itiraz konusu kuralda yer alan "askerlik hizmeti"nedeniyle aranıyor olmama şartının Anayasanın 72. maddesinin zorunlu kıldığıbir şart olduğu söylenemez. Böyle olsaydı, kanun koyucu genel olarak askerlikhizmetini yerine getirmeyenlerin vatandaşlıktan çıkmalarına izin vermeyen birdüzenleme yapardı. Halbuki, kural askerlik hizmetini yapmayanların tamamınıdeğil, sadece bu hizmet nedeniyle arananları kapsamaktadır.
Vatandaşlık kanunlarımız, askerlik hizmetiyle vatandaşlığın kaybettirilmesive vatandaşlıktan çıkma arasındaki ilişki konusunda değişkenlik arz etmektedir.29.5.2009 tarihli, 5901 sayılı mevcut Kanunun yürürlükten kaldırdığı mülga 403sayılı Kanunun 20. maddesinin (b) fıkrasında vatandaşlıktan çıkma için "muvazzafaskerlik hizmetini yapmış olmak veya yapmış sayılmak" şartınınarandığı, bu şartın 7.6.1995 tarihli, 4112 sayılı Kanunla kaldırıldığı, dahasonra da 5901 sayılı Kanunun itiraz konusu hükmünün getirildiği bilinmektedir.Dahası, mülga 403 sayılı Kanunun 25. maddesi uyarınca, yurt dışında bulunup damuvazzaf askerlik görevini yapmak için yapılan çağrıya üç ay içindeuymayanların, sevk sırasında veya kıtalarına katıldıktan sonra yurt dışınakaçıp, kanuni süresi içinde dönmeyenlerin ve askerlik görevini yapmaktaykengörev, izin hava değişimi veya tedavi için yurt dışında bulunup da süresibittiği halde mazeretsiz olarak üç ay içinde geri dönmeyenlerin vatandaşlığıkaybettiklerine Milli Savunma Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kuruluncakarar verilebilmekteydi.
İtiraz konusu kural, askerlik hizmeti nedeniyle aranan kişilerinkendi istekleriyle bile vatandaşlıktan çıkmasına izin verilmeyeceğiniöngörmektedir. 25. maddenin (b) bendinde öngörülen "Yabancı bir devletvatandaşlığını kazanmış olmak veya kazanacağına ilişkin inandırıcı belirtilerbulunmak" şartını sağlayan, dolayısıyla vatansız kalması sözkonusu olmayan kişilerin askerlik hizmeti nedeniyle aranıyor olması durumundavatandaşlıktan çıkmaları mümkün olmayacaktır.
Özellikle, yurt dışında doğup orada yaşayan kişilerin yaşadıklarıülkenin vatandaşlığına geçtiklerinde veya geçmek istediklerinde, Türkvatandaşlığından çıkma taleplerinin askerlik hizmeti nedeniyle aranıyor olmamaşartına bağlanması ölçüsüz bir sınırlama niteliğindedir. Nitekim, itirazbaşvurusuna konu olan davada Türk vatandaşı olup aynı zamanda Almanvatandaşlığını da kazanan davacının Türk vatandaşlığından çıkma talebininreddine ilişkin işlemin iptali istenmiştir. Vatandaşlıktan çıkma izni veyabelgesi verilmemesinin sonuçları, talep eden kişi açısından ağır olabilir.Bunun "aynı anda iki vatandaşlığa sahip olma" ya da vatandaşlığınıalmak istediği devletin vatandaşlığından çıkarılma ya da vatandaşlığı alamamagibi sonuçları olacağı açıktır. Bu haliyle, vatandaşlıktan çıkma hakkınagetirilen sınırlamanın demokratik toplum düzeninde gerekli ve ölçülü olduğusöylenemez.
İtiraz konusu kuralın doğuracağı bu ağır sonuçların, tasarınıngenel gerekçesinde kanun koyucunun açıkladığı amaçla da bağdaştığı söylenemez.Genel gerekçede vatandaşlıkla ilgili yasal düzenlemelerin yeniden elealınmasını zorunlu kılan gelişmelerden biri şu şekilde ifade edilmiştir: "Türkiyedışında yaşayan Türk vatandaşları, bulundukları ülkelerde siyasi, ekonomik,kültürel ve sosyal açıdan daha etkin olabilmek için yaşadıkları ülkelerinvatandaşlığına sahip olma çabası içindedirler. Almanya ve Avusturya gibiülkelerde yaşayan Türk vatandaşları ancak Türk vatandaşlığından izinle çıkarakbulundukları ülkelerin vatandaşlığını kazanabilmektedirler."
Öte yandan, askerlik yükümlülüğünü yerine getirmemiş kişilerarasında "aranan", "aranmayan" şeklinde bir ayrım yapmak,adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşır nitelikte değildir. Bu kişilerinortak yanı, aransa da aranmasa da, askerlik hizmetini yerine getirmişolmamaları ya da getirmiş sayılmamalarıdır. Esasen, kuralın gerekçesinde ifadeedildiği şekilde, amaç "Devletin bu kişiler üzerindeki tasarrufununortadan kalkmaması" ise askerliğini yapmadığı halde aranankişiler arasında olmayanların vatandaşlıktan çıkmalarına izin vermekle butasarrufun ortadan kalktığı da ortadadır. Bu nedenle, askerlik hizmetini yerinegetirmediği halde aranmayan kişilerin istedikleri takdirde vatandaşlıktan çıkmalarınaizin verilirken, aynı şekilde bu hizmeti yerine getirmeyen ve bir şekildeyoklama kaçağı ya da bakaya kalmak suretiyle aranıyor hale gelen kişilerinvatandaşlıktan çıkmalarına izin verilmemesi hukuk devletinin olmazsa olmazlarıolan adalet ve hakkaniyet ilkelerine de aykırılık teşkil etmektedir.
Açıklanan gerekçelerle, itiraz konusu kuralın Anayasanın 2., 13.ve 66. maddelerine aykırı olduğunu düşündüğümüzden aksi yöndeki çoğunlukkararına katılmıyoruz.
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Zühtü ARSLAN