ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2013/119
Karar Sayısı: 2013/141
Karar Günü: 28.11.2013
R.G. Tarih-Sayı:27.3.2014-28954
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Çaldıran Asliye HukukMahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 8.3.2012 günlü, 6284sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 13.maddesinin Anayasa'nın 2. maddesine aykırılığı ileri sürülerek iptalinekarar verilmesi istemidir.
I- OLAY
Kanun'un 13. maddesi uyarınca tedbir kararına aykırı davranılmasıüzerine “zorlama hapsine” karar verilmesi için açılan davada, itirazkonusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptaliiçin başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
Kanun'un itiraz konusu kural olan 13. maddesi şöyledir:
“Tedbir kararlarına aykırılık
MADDE 13- (1) Bu Kanunhükümlerine göre hakkında tedbir kararı verilen şiddet uygulayan, bu kararıngereklerine aykırı hareket etmesi hâlinde, fiili bir suç oluştursa bile ihlaledilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre hâkim kararıyla üçgünden on güne kadar zorlama hapsine tabi tutulur.
(2) Tedbir kararının gereklerine aykırılığın her tekrarında, ihlaledilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre zorlama hapsininsüresi onbeş günden otuz güne kadardır. Ancak zorlama hapsinin toplam süresialtı ayı geçemez.
(3) Zorlama hapsine ilişkin kararlar, Cumhuriyet başsavcılığıncayerine getirilir. Bu kararlar Bakanlığın ilgili il ve ilçe müdürlüklerinebildirilir.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralı
Başvuru kararında, Anayasa'nın 2. maddesine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Haşim KILIÇ, SerruhKALELİ, Alparslan ALTAN, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT,Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, NuriNECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL,Zühtü ARSLAN ve M. Emin KUZ'un katılımlarıyla 31.10.2013 gününde yapılan ilkinceleme toplantısında öncelikle uygulanacak kural sorunu görüşülmüştür.
Anayasa'nın 152. ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 40. maddesinegöre, mahkemeler, bakmakta oldukları davalarda uygulayacakları kanun ya dakanun hükmünde kararname kurallarını Anayasa'ya aykırı görürler veyataraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısınavarırlarsa, o hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidirler.Ancak, bu kurallar uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesiiçin elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunmasıve iptali istenen kuralların da o davada uygulanacak olması gerekmektedir.Uygulanacak yasa kuralları, davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunlarınçözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacaknitelikte bulunan kurallardır.
Başvuru kararında, Kanun'un 13. maddesinin tamamının iptaliistenmektedir. Bakılmakta olan dava, tedbir kararına aykırı davranılmasıüzerine zorlama hapsine karar verilmesine ilişkindir. Kanun'un 13. maddesinin(2) numaralı fıkrası zorlama hapsi kararı verildikten sonra tedbir kararınaaykırı eylemin tekrar etmesi durumunda verilecek zorlama hapsi kararlarını, (3)numaralı fıkrası da zorlama hapsine ilişkin kararların, Cumhuriyetbaşsavcılığınca yerine getirileceğini ve bu kararların Bakanlığın ilgili il veilçe müdürlüklerine bildirileceğini düzenlemektedir. Dolayısıyla, Kanun'un 13.maddesinin (2) ve (3) numaralı fıkraları zorlama hapsi kararı verilmesindensonraki aşamalara ilişkin olup davada uygulanacak kural niteliğinde değildir.
Bu nedenlerle, 8.3.2012 günlü, 6284 sayılı Ailenin Korunmasıve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 13. maddesinin;
A- (2) ve (3) numaralı fıkralarının, itiraz başvurusunda bulunanMahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından,bu fıkralara ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyleREDDİNE,
B- (1) numaralı fıkrasının ESASININ İNCELENMESİNE,
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Fatma BABAYİĞİT tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılanAnayasa kuralı ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, hukuk devleti ve ceza hukuku ilkeleri gereğikişinin aynı eylem nedeniyle birden fazla yargılanıp cezalandırılamayacağı,ancak itiraz konusu kural uyarınca, tedbir kararının gereklerine aykırıdavranan kimsenin zorlama hapsi ile cezalandırılmasının yanı sıra 5237 sayılıTürk Ceza Kanunu veya ilgili diğer özel ceza kanunlarına göre decezalandırılacağı, bu durumun hukuk devleti ilkesine aykırılık teşkil ettiğibelirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
İtiraz konusu kuralda, tedbir kararına aykırı davranılmasıdurumunda uygulanacak yaptırım düzenlenmektedir. Buna göre, 6284 sayılı Kanunhükümlerine göre hakkında tedbir kararı verilen kimse, bukararın gereklerine aykırı hareket etmesi hâlinde, fiili bir suç oluştursa bileihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre hâkim kararıylaüç günden on güne kadar zorlama hapsine tabi tutulacaktır.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem veişlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyupgüçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirereksürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukunüstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirlerine ilişkin kurallar,ceza hukukunun temel ilkeleri ile Anayasa'nın konuya ilişkin kurallarına aykırıolmamak kaydıyla, ülkenin sosyal, kültürel yapısı, ahlaki değerleri ve ekonomikhayatın gereksinimleri göz önüne alınarak saptanacak ceza politikasına görebelirlenir. Kanun koyucu, cezalandırma yetkisini kullanırken toplumda hangieylemlerin suç sayılacağı, bunun hangi tür ve ölçüdeki ceza yaptırımı ilekarşılanacağı, nelerin ağırlaştırıcı veya hafifletici sebep olarak kabuledilebileceği konularında takdir yetkisine sahiptir.
İtiraz konusu kuralda yer alan zorlama hapsi, bir suç karşılığıuygulanan ceza değildir. Zorlama hapsi, hukuki niteliği itibariyle tedbirkararına uyma yükümlülüğünü yerine getirmeye zorlayan ve bu yükümlülüğün ihlalihâlinde öngörülen bir disiplin hapsidir. Bu nedenle zorlama hapsi, bir hapiscezası olmayıp, şiddet uygulayanı tedbirlere uymaya zorlayarak neticesi ağırsuçların işlenmesinden önce suçun önlenmesini amaçlayan bir yaptırım olduğundanceza kavramı dışında değerlendirilmesi gerekir. İtiraz konusu kuralda, zorlamahapsi yaptırımına bağlanan eylem, tedbir kararına uymama eylemi olup tedbirkararına aykırı davranan kişi kamu otoritesi tarafından verilen bir kararaaykırı davrandığı için zorlama hapsi yaptırımı ile karşılaşmaktadır. Kişinintedbir kararına aykırı davranışı, aynı zamanda bir suç oluşturuyor ise budurum, hukuk düzeninin koruduğu farklı hukuksal menfaatlerin ihlali sonucunudoğuracağından mükerrer cezalandırmadan söz edilemez.
Tedbir kararlarının gereklerine uymaya zorlayarak şiddet mağdurunuetkin biçimde korumaya ve Kanun'un amacını gerçekleştirmeye yönelik itirazkonusu kural, kanun koyucunun takdir alanı içerisindedir ve itiraz konusukuralın hukuk devleti ilkesine aykırı bir yönü bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 2. maddesineaykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Serruh KALELİ, Mehmet ERTEN ile Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşekatılmamıştır.
VI- SONUÇ
8.3.2012 günlü, 6284 sayılı Ailenin Korunması veKadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 13. maddesinin (1)numaralı fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, SerruhKALELİ, Mehmet ERTEN ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 28.11.2013gününde karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
Zühtü ARSLAN
Üye
M. Emin KUZ
KARŞIOY
İptali istenen 6284 sayılı Yasa'nın 13. maddesi uyarınca hakimtarafından verilen önleyici tedbir kararı gerekleri ile yükümlü kişinin karargereklerine aykırı hareket etmesi halinde, fiili bir suç oluştursa bileihlal edilen tedbirin niteliğine ve ağırlığına göre “ZORLAMA HAPSİ” ne tabiitutulacağı hüküm altına alınmıştır.
Mahkememiz kararında, zorlama hapsinin bir suç karşılığı uygulananceza olmadığını, neticesi ağır suçun önlenmesine yönelik bir disiplin yaptırımıolduğunu, tedbire aykırı davranış aynı zamanda bir suç oluşturuyor ise farklıhukuksal menfaatlerin ihlali haline verilen ceza için mükerrer bircezalandırmadan bahsedilemeyeceği ayrı ayrı cezalandırılmanın kanunun amacınıgerçekleştirmeye yönelik olduğu ve kanun koyucunun takdir alanı içinde kaldığıve kuralın hukuk devleti ilkesine aykırı bir yönünün bulunmadığınısöylemektedir.
Bu gerekçeden bakıldığında, Türk Ceza Kanunu kapsamında bir suç daoluşturan tedbire aykırı davranış, Türk Ceza Kanunu'nca verilecek ceza yanındaayrıca zorlama hapsine de tabii tutulacaktır.
Örneğin, konuttan uzaklaştırılma yaptırımı alan şahıs konutunagelip ev eşyasına zarar verdiği ya da eşine karşı tehdit, hakaret ya da müessirfiil suçu işlemiş olduğunda hem eve gelmiş olmasından hem de sair fiiliyüzünden cezalandırılacaktır.
Her neticenin bağımsız bir suç teşkil etmesi, kaç fiil varsa okadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza vardır şeklindeki gerçek içtima ilkesinindoğal olarak Türk Ceza Kanunu'nun 42., 43., 44. maddelerindeceza hukuku temel prensiplerine uygun istisnaları da bulunmaktadır.
Sanığın fikri, tedbiren uzak tutulduğu eve girerek ve evde birzarar vermek ise failde amacın “konuta ulaşmış olma” suçu tamamlayıcı maddiunsurunda “ konut ” olduğu, eyleminde netice zarar (eşya veya insan) olduğusöylenebilecektir. Konuta ulaşmadıkça, konutta zarar eylemi gerçekleşmedikçetedbirin ihlal edildiği failin amacının da gerçekleştiği söylenemeyecektir.Yani, fiilin maddi sonuç yaratan suç kapsamında değerlendirilecek eylemi (evdezarar oluşmadıkça eve yaklaştığının tespiti düşünülemeyeceği için ) tek biriradi hareket sonucuna münhasırdır.
İşlediği fiil ile somut olayda ki gibi korunma altındaki eşinehakaret ve tehdit de bulunan fail, bir suç işleme icrasından olacak bir saikleamacına ulaşmaya çalışmış ve fiili hakaret hamiz sözler sarf etmekten ibaretkalmıştır.
6284 sayılı Kanun'un 5. maddesi mucibince, önleyici tedbir kararıile amacı eşin aşağılanma ve küçük düşürülme davranışına muhatap olmasınınengellenmesi olduğu düşünüldüğünde tek fiil, yani sanığın hakaret etme fiilihem tedbir kararı ile korunan amacı ihlal etmiş hem de muhatabını hakaretlekarşı karşıya bırakmakla Türk Ceza Kanunu karşısında bir suç işlenmiş olmasınasebebiyet vermiştir. Burada failde amacın eşe hakaret dışında, gizlenmiş ayrıca“önleyici tedbiri ihlal etmek” suçu da işlemek sonucunu doğuracak bir kasıtiçerdiğini ve tek fiilden başka bir hareket bulunduğunu da söylemek zordur.Somut olayın mahiyeti karşısında eylemin eşe karşı hakaret suçu işleme kasdıicrası kapsamında olduğu ve kanunun muhtelif ahkamını ihlal etse de tek bireylem olduğu açıktır.
Kişi işlediği tek bir fiil ile birden farklı suçun oluşmasınasebep olabilecekse de “non bis in idem” kuralı gereğince Türk Ceza Kanunu 44.maddesindeki gibi bu suçlardan en ağır cezayı gerektiren suç yönünden veyaağırlaştırılarak cezalandırılması ceza adaletinin bir gereğidir.
Mahkememiz çoğunluk görüşü, kuralın getirdiği zorlama hapsinin birsuç karşılığı uygulanan ceza olmayıp disiplin hapsi olduğu bu nedenle Türk CezaKanunu kapsamındaki diğer suçun ceza niteliği ile aynı kapsamda mütalaaedilemeyeceği değerlendirme yapmış ise de Türk Ceza Kanunu 45. maddesinde, suçkarşılığı uygulanan yaptırım olarak cezaların, hapis ve adli para cezalarıolduğu ifade edilmektedir. Bu durumda yaptırımı “zorlama hapsi” olan bireylemin kanunsuz suç ve ceza olmayacağına göre bir suç karşılığı olmadığını vehapis cezası olmadığını söylemeye olanak yoktur.
Hapis, kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılmasıdır. Amaç, suçteşkil eden haksızlığa kusuru ile sebep olanın eylemin kefaretini ödetmek,sorumluluğun kendi uhdesinde olduğunu hissettirmek, toplumun diğer fertleriüzerinde ikaz ve suç işleyeni toplum için yeniden zararsız güvenilir halegetirmek ise, adı ne olursa olsun tek hareketle ulaşılan suç teşkil edenkarşılığında sonucu hapis olan cezaların toplanarak netice suça iki ayrı hapiscezasının öngörülmesi Türk Ceza Kanunu fikri içtima kuralının uygulanabilirliğinide ortadan kaldırır niteliktedir. Somut olayda eşine hakaret eylemindenyargılanan sanık netice fiili ile ortaya çıkan cezaya müstelsim eylemikarşısında tek bir fiili ile adeta “evde hakaret” suçuyla birden fazla ceza ilekarşı karşıya bırakılmaktadır.
Mahkememizin E. 2006/71 – K. 2008/69 sayılı kararında, malbeyanında bulunmama eylemini, İcra İflas Kanunu'nun 76. maddesince özgürlüğübağlayıcı ceza yanında, 337. maddesi ile de tazyik hapsi ile cezalandıran kuralınhukuk devletinde aynı kişinin birden fazla cezalandırılamayacağı gerekçesiyleoybirliği ile iptal ettiği düşünüldüğünde, Anayasa'nın 2. maddesinde yer alanhukuk devleti ilkesine aykırı bu kurala karşı çoğunluğun red görüşünekatılınmamıştır.
Başkanvekili
Serruh KALELİ
KARŞIOY GEREKÇESİ
6284 sayılı Kanun'un “Tedbir kararına aykırılık” başlıklı13. maddesinin itiraz davasına konu olan (1) numaralı fıkrasında;
“Bu Kanun hükümlerine göre hakkında tedbir kararı verilen şiddetuygulayan, bu kararın gereklerine aykırı hareket etmesi hâlinde, fiili bir suçoluştursa bile ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına görehâkim kararıyla üç günden on güne kadar zorlama hapsine tabi tutulur.”denilmektedir.
İtiraz edilen kuralda, tedbir kararının gereklerine aykırı hareketedilmesi hâlinde, fiil bir suç oluştursa bile tedbir kararına uymayanın hâkimkararıyla zorlama hapsine tabi tutulacağı öngörülmektedir. Buna göre, tek birfiille meydana gelen her iki sonuçtan da kişi cezalandırılacaktır.
Anayasa Mahkemesinin 28.2.2008 günlü, E.2006/71, K.2008/69 sayılıResmî Gazete'nin 26849 sayı ve 16.4.2008 günlü nüshasında yayımlanan kararının,ESASIN İNCELENMESİ başlıklı bölümünün 2- numaralı kısmında açıklanangerekçeyle itiraza konu kural Anayasa'ya aykırıdır. İptali gerekir.
Açıklanan nedenle çoğunluğun redde ilişkin görüşüne katılmadık.
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ