ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2013/137
Karar Sayısı : 2014/94
Karar Günü : 22.5.2014
R.G. Tarih-Sayı :12.09.2014-29117
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : İstanbulAnadolu 1. İnfaz Hakimliği
İTİRAZIN KONUSU : 13.12.2004günlü, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 44.maddesinin (1) numaralı fıkrasının Anayasa'nın 17. maddesine aykırılığı ilerisürülerek iptaline karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
Hükümlü hakkında "Disiplin Kurulu Başkanlığınca"verilen hücreye koyma disiplin cezasının onaylanması talebinin incelenmesisırasında, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varanMahkeme, iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
Kanun'un itiraz konusu kuralı da içeren "Hücreye koyma" başlıklı44. maddesi şöyledir:
"Madde 44- (1) Hücreyekoyma cezası, hükümlünün eylemlerinin nitelik ve ağırlığına göre bir gündenyirmi güne kadar, açık havaya çıkma hakkı saklı kalmak üzere, geceli vegündüzlü bir hücrede tek başına tutulması ve her türlü temastan yoksunbırakılmasıdır.
(2) Bir günden on güne kadar hücreye koyma cezasını gerektireneylemler şunlardır:
a) Kurum tesislerine, araç ve gereçlerine zarar vermek.
b) Tünel kazmaya teşebbüs etmek.
c) Firara teşebbüs etmek.
d) Hükümlü ve tutukluları idareye karşı kışkırtmak veyaisyana kalkışmak.
e) Hükümlü ve tutukluları daha az cezayı gerektiren şekilde kastenyaralamak.
f) Hükümlü ve tutuklular üzerinde baskı kurarak çıkar sağlamak,özel işleriyle başka işlerde kullanmak, bunlara kalkışmak veya bu amaçlarıgerçekleştirmek için oluşturulan gruplara katılmak veya bunlarladayanışma içinde olmak.
g) Üçüncü fıkranın (g) bendinde belirtilenler dışında kalıp daKanuna uygun olarak yasaklanmış bulunan her türlü eşya, araç, gereç veyamalzemeyi ceza infaz kurumlarına sokmak, bulundurmak, kullanmak.
h) Sayım ve aramalar ile 43 üncü maddenin (e) bendindebelirtilen faaliyetlere şiddet kullanarak engel olmak veya bunakalkışmak.
ı) Kurum görevlileri ile dış güvenlik görevlilerine rüşvetteklif etmek veya vermeye kalkışmak.
j) Kurum görevlilerine hakaret veya tehditte bulunmak.
k) Kuruma, kurum görevlilerine veya hükümlü ve tutuklulara aitşeyleri çalmak veya bunlara kasten zarar vermek.
l) İzin süresini özürsüz olarak en fazla iki gün geçirmek.
m) Hükümlü ve tutukluların beslenmelerini engellemek, açlıkgrevine ve ölüm orucuna teşvik veya ikna etmek, bu yolda talimat vermek.
(3) Onbir günden yirmi güne kadar hücreye koyma cezasınıgerektiren eylemler şunlardır:
a) İsyan çıkartmak.
b) Kuruma ağır zarar vermek.
c) Kasten yangın çıkarmak.
d) Adam öldürmek veya öldürmeye kalkışmak.
e) Hükümlü ve tutukluları kasten veya neticesi sebebiyleağırlaşmış yaralamak ile görevlileri her türlü kasten yaralamak.
f) Cinsel saldırıda veya çocuklara karşı cinsel istismardabulunmak, bu suçlara kalkışmak veya cinsel tacizde bulunmak.
g) Her türlü ateşli silâh, mermi, patlayıcı madde, kesici, delici,yaralayıcı, bereleyici alet, yakıcı, aşındırıcı, boğucu, bayıltıcı, kör edicigaz ve ecza, her türlü zehir ve uyuşturucu ilâç ve madde, cep telefonu, telsizve sair elektronik haberleşme aracını kuruma sokmak, bulundurmak, kullanmak.
h) Görevlileri veya hükümlü ve tutukluları rehin almak.
ı) Firar etmek veya tünel kazmak.
j) Hükümlü ve tutuklular üzerinde baskı kurarak çıkar sağlamak,özel işleriyle başka işlerde kullanmak, bunlara kalkışmak veya bu amaçlarıgerçekleştirmek için nüfuz kullanarak grup oluşturmak.
k) Suç örgütlerine ait her türlü yayın, bez afiş, pankart, resim,sembol, işaret ve benzeri eşyayı kurumların herhangi bir yerine asmak veyateşhir etmek.
l) Suç örgütlerinin eğitim ve propaganda faaliyetlerini yapmakveya yaptırmak.
m) Kurum görevlileri ile dış güvenlik görevlilerine rüşvet vermek.
(4) Hücre, yaşamsal gereksinmeleri karşılayacak biçimdedüzenlenir.
(5) Hücreye konulan hükümlünün, resmî ve yetkili merciler veavukat ile görüşmesine engel olunmaz."
B- Dayanılan ve İlgili Görülen AnayasaKuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın 17. maddesine dayanılmış,Anayasa'nın 2. maddesi ise ilgili görülmüştür.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca, Haşim KILIÇ,Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman AlifeyyazPAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, NuriNECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL,Zühtü ARSLAN ve M.Emin KUZ'un katılımlarıyla 11.12.2013 gününde yapılan ilkinceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasınınincelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, RaportörMustafa ÇAL tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itirazkonusu yasa kuralı, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunlarıngerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereğigörüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, hücre cezasının infazı sırasında veinfazından sonra hükümlü ve tutukluların terk edilmişlik, dışlanmışlık veyalnızlık düşüncelerine itildiği, ruh hâllerinin olumsuz etkilenerekpsikolojilerinin negatif yönde geliştiği, bu hâliyle hücre cezasının, ceza infazkurumlarında cezaların çektirilmesinin yanı sıra infaz rejiminin asıl amacıolan hükümlü ve tutukluların ıslah edilerek dışarı ile uyum içinde suçtan uzakkalarak yaşayabilmelerinin sağlanması amacına aykırılık teşkil ettiği, infazsonrası ruh sağlığını yitirmiş kişinin toplum için daha zararlı hâle geldiği,bu açıdan hücre cezasının işkence olarak değerlendirilebileceği, insan onurunayaraşmayan ve ruh sağlığını bozan sonuçları da bulunan hücre cezasının ölçülüolarak düzenlenmediği belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 17. maddesineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 43. maddesine göre, ilgisi nedeniyle itiraz konusu kuralAnayasa'nın 2. maddesi yönünden de incelenmiştir.
İnfaz hukukuna ilişkin disiplin suç ve cezaları, Kanun'unsekizinci bölümünde düzenlenmiş, bu çerçevede Kanun'un 44. maddesindehücreye koyma cezasına yer verilmiştir. Anılan maddenin itiraz konusu (1)numaralı fıkrasında hücreye koyma cezası, hükümlünün eylemlerinin nitelik veağırlığına göre bir günden yirmi güne kadar, açık havaya çıkma hakkı saklıkalmak üzere, geceli ve gündüzlü bir hücrede tek başına tutulması ve her türlütemastan yoksun bırakılması olarak tanımlanmış; (2) ve (3) numaralıfıkralarında ise hücre cezası gerektiren fiiller, eylemin nitelik ve ağırlığınagöre bir günden on güne kadar ve on bir günden yirmi güne kadar hücre cezasınıgerektirenler olmak üzere ikiye ayrılarak düzenlenmiş ve hücre cezasıgerektiren eylemlerin neler olduğu tek tek sayılmak suretiyle belirlenmiştir.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti eylem veişlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyupgüçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirereksürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukunüstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
Anayasa'nın "Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevîvarlığı" başlıklı 17. maddesinde ise "Herkes,yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir"denilmektedir. Buna göre kişinin yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma hakkıbirbirleriyle sıkı bağlantıları olan, devredilmez, vazgeçilmez temelhaklardandır. Bu haklara karşı her türlü engelin ortadan kaldırılması daDevlete görev olarak verilmiştir. Bu itibarla kişilerin yaşayışlarına ilişkinyasal düzenlemeler "maddî ve manevî varlığını koruma hakları"nıönemli ölçüde zedeleyecek veya ortadan kaldıracak kuralları içeremez.Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında "Kimse insan haysiyetiylebağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz" denilerek,bireyin başkalarının ya da kendisinin gözünde küçük düşüren, insan haysiyetiylebağdaşmayan veya onur kırıcı ceza ya da muameleye tabi tutulamayacağıöngörülmüş ve Anayasa Mahkemesi kararlarında, insan haysiyeti kavramı dainsanın hangi durum ve şartlar altında bulunursa bulunsun sırf insan olmasınedeniyle sahip olduğu değerin tanınması ve sayılması olarak ifade edilmiştir.Bu bağlamda, işlediği bir suç nedeniyle bireyin dayak, teşhir, aleni infaz vb.bedensel ceza ya da muameleye maruz kalmasının insan onuruyla bağdaşmayacağıbelirtilmiştir.
Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasına paralelolarak 5275 sayılı Kanun'un "İnfazda temel ilke" başlıklı2. maddesinin (2) numaralı fıkrasında "Ceza ve güvenlik tedbirlerinininfazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlardabulunulamaz." denilmiş; yine Kanun'un 6. maddesinin (1) numaralıfıkrasının (b) bendinde "Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığıhürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî vemanevî koşullar altında çektirilir." hükmüne yerverilmiştir. Böylelikle, ceza infaz kurumlarında tutulan hükümlülerin cezalarıinfaz edilirken, infazın hükümlü üzerinde zalimane, aşağılayıcı ve insanlıkdışı etki yapmasının engellenmesi ve cezanın insan onuruna yakışır bir biçimdeyerine getirilmesi ve infazda gerekli özenin gösterilmesi yükümlülüğü ifadeedilmiştir.
Kanun koyucu, kamu düzeninin korunması amacıyla ceza hukukualanında düzenleme yaparken Anayasa'ya ve ceza hukukunun temel ilkelerine bağlıkalmak koşuluyla toplumda hangi eylemlerin suç sayılacağı ve suç sayılan bueylemlerin hangi tür ve ölçüde cezai yaptırıma bağlanacağı konusunda anayasalsınırlar içinde takdir yetkisine sahiptir. Bu yetki, ceza infaz kurumlarındauygulanan disiplin hukuku bakımından da geçerlidir. Dolayısıyla hukukdevletinde, ceza hukuku alanında olduğu gibi disiplin hukukuna ilişkindüzenlemelerde de kanun koyucu hangi eylemlerin disiplin suçu sayılacağı ve bueylemlerin hangi disiplin cezasıyla cezalandırılacağı konusunda takdiryetkisine sahiptir. Bununla birlikte disiplin hukukuna ilişkin kuralların,önleme ve iyileştirme amaçlarına uygun olarak ölçülü, adil ve orantılı olmasıgerekir. Bu nedenle, itiraz konusu kural da bu kapsamda değerlendirilmelidir.
Ceza infaz kurumlarının, özgürlüğü mahkeme kararıyla kısıtlanantutuklu ve hükümlülerin tutulduğu Devletin kontrolü altındaki özel alanlarolması ve dolayısıyla Devletin hem bu kurumda bulunanların güvenliklerininkorunması hem de düzen ve disiplini tesis etme yükümlülüğünün bulunmasınındoğal sonucu olarak tutuklu ve hükümlüler için disiplin kurallarınınöngörülmesi kaçınılmazdır. Bu yönüyle, itiraz konusu kuralla cezainfaz kurumunda düzenli bir yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması,suç işlenmesinin önüne geçilmesi ve şiddet eğilimi yüksek hükümlülerindisipline edilmesi adına hücreye koyma cezasının öngörüldüğüanlaşılmaktadır.Dolayısıyla kanun koyucunun disiplin kurallarınınbelirlenmesine ilişkin takdir yetkisine dayanarak ceza infaz kurumlarındagüvenliği ve disiplini bozucu ağır ihlaller için etkin ve caydırıcı biryaptırım olarak hücreye koyma cezasını öngörmüş olmasının hukuk devletiilkesiyle çelişen bir yönü yoktur.
Bununla birlikte kanun koyucu tarafından takdir yetkisinedayanılarak bir taraftan cezanın, infaz hukukunun amacına uygun olarakinfaz edilebilmesi, disiplin ve düzenin sağlanması ve hükümlülerin haklarınıkullanabilmesi amacıyla hücreye koyma cezasıyla hükümlülerin hürriyetlerisınırlandırılırken, diğer yandan Kanun'da bu sınırlandırmanın amacına uygun veorantılı şekilde kullanılmasını sağlayacak yasal güvencelere yer verilmiş vehücre cezasının hükümlü üzerinde doğuracağı olumsuz etkiler en aza indirilmeyeçalışılmıştır. Böylece cezaevi düzeninin, güvenliğinin ve disiplinininsağlanması şeklindeki kamu yararı ile kişilerin özgürlüğü arasında makul dengede kurulmuştur.
Bu çerçevede, itiraz konusu kuralda süre bakımından hem birsınırlandırma hem de bir kademelendirilme yapılarak hücre cezasını gerektireneylemin ağırlığı ile yaptırım arasında olması gereken adil denge korunmuş ve bucezanın infaz edilebilmesi için kesinleşmeyle birlikte Kanun'un 48. maddesinin(3) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca infaz hâkiminin onayının bulunmasıda aranmıştır. Böylelikle yeni bir hürriyet sınırlaması sonucu doğuran hücreyekoyma cezasının infazı mutlak olarak hâkim denetiminden geçme şartına tabitutulmuştur. Bununla birlikte Kanun'un 44. maddesinin (4) numaralı fıkrasında,hücrenin yaşamsal gereksinmeleri karşılayacak biçimde düzenleneceği; (5)numaralı fıkrasında ise hücreye konulan hükümlünün, resmî ve yetkili mercilerve avukat ile görüşmesine engel olunmayacağı öngörülmüştür.
Öte yandan, Kanun'un 48. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (c)bendinde hükümlünün, hücreye koyma cezasına ilişkin disiplin cezalarınıninfazından önce ve infazı sırasında hekim tarafından muayene edileceği veilgilinin bu cezaya katlanamayacağının anlaşılması hâlinde cezanın infazınınsonraya bırakılacağı veya hekimin belirleyeceği aralıklarla infaz edileceğihükme bağlanmıştır. Anılan bendin devamında ise koşullu salıverilme tarihinekadar hükümlünün iyileşemeyeceğinin tam teşekküllü Devlet veya üniversitehastanesi sağlık kurulu raporu ile saptanması hâlinde hücreye koyma cezasınıninfaz edilmeyeceği, bu ceza yerine ziyaretçi kabulünden yoksun bırakmacezasının iki katı süreyle uygulanacağı öngörülmüştür. Bu açıdan hükümlülerinsağlık koşullarının hem infaz öncesinde hem de infaz sırasında sürekli olarak izleneceğive sağlığı hücre cezasını kaldırmayacak olan hükümlüler açısından bu cezanınuygulanmayacağı belirtilerek hücreye koyma cezasının infazında hükümlülerinsağlık koşullarının dikkate alındığı anlaşılmaktadır.
Buna göre Kanun'da hücreye koyma cezasının uygulanmasına, süresineve infazına ilişkin olarak getirilen yasal güvenceler dikkatealındığında kuralın, Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasındabelirtilen "Kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veyamuameleye tabi tutulamaz" ilkesine aykırılık oluşturmadığı daaçıktır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 2. ve17. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
VI- SONUÇ
13.12.2004 günlü, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerininİnfazı Hakkında Kanun'un 44. maddesinin (1) numaralı fıkrasının Anayasa'yaaykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 22.5.2014 gününde OYBİRLİĞİYLE kararverildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
Zühtü ARSLAN
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN