ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2013/158
Karar Sayısı: 2014/68
Karar Günü: 27.3.2014
R.G. Tarih-Sayı:09.04.2014-28967
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Ankara9. İdare Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 7.7.2010 günlü, 6004sayılı Dışişleri Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un 20.maddesinin (4) numaralı fıkrasının “İzin almadan evlenen memurlar istifaetmiş sayılır.” biçimindeki son cümlesinin Anayasa'nın 2. maddesineaykırılığı ileri sürülerek iptaline ve yürürlüğünün durdurulmasına kararverilmesi istemidir.
I- OLAY
Dışişleri Bakanlığında bilgisayar işletmeni olarak görev yapandavacının yaptığı izin başvurusunun sonucunu beklemeden evlendiğinin saptanmasınedeniyle istifa etmiş sayıldığını bildiren işlemin iptali istemiyle açılandavada, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanaatine varan Mahkeme,iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
6004 sayılı Kanun'un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 20.maddesinin (4) numaralı fıkrası şöyledir:
“(4) Bakanlık, kendi yapacağı yarışma sınavları ile alacağımemurlar başta olmak üzere, yurtiçi ve yurtdışı teşkilatında istihdam edeceğipersonel ve eşleri için güvenlik soruşturması yaptırabilir. Güvenliklebağlantılı gerekçelerle, Bakanlık memurları evlenmeden önce Bakanlığın izninialmakla yükümlüdür. İzin almadan evlenen memurlar istifa etmişsayılır.”
B- Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın 2. maddesine dayanılmış,Anayasa'nın 41. maddesi ise ilgili görülmüştür.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Haşim KILIÇ, SerruhKALELİ, Alparslan ALTAN, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Zehra Ayla PERKTAŞ,Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN,Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, Zühtü ARSLAN ve M. EminKUZ'un katılımlarıyla 2.1.2014 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında,dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
7.7.2010 günlü, 6004 sayılı Dışişleri Bakanlığının Kuruluş veGörevleri Hakkında Kanun' un 20. maddesinin (4) numaralı fıkrasının “İzinalmadan evlenen memurlar istifa etmiş sayılır.” biçimindeki soncümlesinin yürürlüğünün durdurulması isteminin yöntemine uygun olmadığındanREDDİNE, 2.1.2014 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VI- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Yunus Emre YILMAZOĞLUtarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı,dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğeryasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, kanun koyucunun hukuk devleti ilkesinin birgereği olarak ölçülülük ilkesiyle bağlı olduğu ve kanunla öngörülen biryaptırım ile ulaşılmak istenen amaç arasında söz konusu ilke gereğince makulbir dengenin bulunmasının zorunlu olduğu, Dışişleri Bakanlığı memurlarınınyaptığı görevin niteliği dikkate alındığında, devletin güvenliğini sağlamakamacıyla düzenlemeler yapılması gerekli olmakla birlikte, bu amacıgerçekleştirmeye yönelik tedbirlerin de hukuka, adalete uygun ve makul olmasıgerektiği, bu kapsamda Bakanlık memurlarının evlenmeden önce Bakanlığıniznini almakla yükümlü kılındıkları, ancak izin almadan evlenmeleridurumunda Devlet memurluğundan istifa etmiş sayılmasını öngören itiraza konukuralın ölçülü olduğundan söz edilemeyeceği belirtilerek kuralın, Anayasa'nın2. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 43. maddesine göre, ilgisi nedeniyleitiraz konusu kural Anayasa'nın 41. maddesi yönünden de incelenmiştir.
Kanun'un 20. maddesinin (4) numaralı fıkrasında, Bakanlığın,kendi yapacağı yarışma sınavları ile alacağı memurlar başta olmak üzere,yurtiçi ve yurtdışı teşkilatında istihdam edeceği personel ve eşleri içingüvenlik soruşturması yaptırabileceği ve güvenlikle bağlantılı gerekçelerle,Bakanlık memurlarının evlenmeden önce Bakanlığın iznini almakla yükümlüoldukları öngörülmektedir. İtiraz konusu kuralda ise bu yükümlülüğe aykırıdavranılması durumunda memurun istifa etmiş sayılacağı düzenlenmektedir.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insanhaklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem veişlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunugeliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukutüm devlet organlarına egemen kılan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlısayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
Kanunların kamu yararının sağlanması amacına yönelik olması,genel, objektif, adil kurallar içermesi ve hakkaniyet ölçütlerini gözetmesihukuk devleti olmanın gereğidir. Bu nedenle kanun koyucunun hukukidüzenlemelerde kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal sınırlar içindeadalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde tutarak kullanmasıgerekir.
Anayasa'nın 41. maddesinde, “Aile, Türktoplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzurve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasınınöğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır,teşkilâtıkurar.” denilmiştir. Aileyi Türk toplumunun temeli olarak tanımlayanAnayasa'nın 41. maddesinde, ailenin birey ve toplum hayatındaki önemine işaretedilmiş; Devlete, ailenin korunması için gerekli düzenlemeleri yapması veteşkilatı kurması konusunda ödevler yüklenmiştir. Böyleceaile kurumuna anayasal koruma sağlanmıştır. Bu düzenlemeyle eşler veçocuklardan oluşan ailenin birlik ve bütünlüğünün korunması amaçlanmaktadır.Nitekim uluslararası hukukun temelbelgelerinden olan İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 16. ve Ekonomik,Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme'nin 10. maddelerindede ailenin, toplumun doğal ve temel unsuru olduğu ve devlet tarafındankorunmasının gerektiği belirtilmiş; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8.maddesinde de herkesin, aile hayatına saygı gösterilmesi hakkına sahip olduğukabul edilmiştir.
Anayasa'nın 41. maddesiyle Devlete yüklenen pozitif ödevlerin birgereği olarak, Devlet, kurulan aile birliğinin huzur ve refahını bozacaknitelikte ölçüsüz müdahalelerden kaçınmak durumundadır.
Dışişleri Bakanlığı, Türkiye Cumhuriyetinin dışpolitikasının tespiti için hazırlık yapma, Hükümet tarafından tayin ve tespitedilen hedef ve esaslara göre dış politikayı uygulama ve koordine etme, TürkiyeCumhuriyetini ve Hükümetini yabancı devletler ve uluslararası kuruluşlarnezdinde yetkili makam olarak temsil etme, yabancı devletler ve uluslararasıkuruluşlarla temas ve müzakereleri yürütme ve ülkenin çıkarlarını koruma gibiülke menfaatleri açısından oldukça önemli görevler üstlenmiştir. Bakanlık bugörevleri istihdam ettiği kamu görevlileri eliyle yerine getirmektedir.
Dışişleri Bakanlığının, yürüttüğü görevlerin ülkenin çıkarlarınayönelik hassas konumu nedeniyle istihdam ettiği memurların kendisi, eşleri veeş adayları hakkında güvenlik açısından sakınca doğurabilecek bir hâlinbulunup bulunmadığının tespiti amacıyla düzenlemeyapılması, bu kapsamda personele bazı yükümlülükler öngörülmesi ve buyükümlülüğe aykırı davranışın da yaptırıma bağlanması hususu kanun koyucununtakdir yetkisi içinde kalmaktadır. Ancak, hukuk devletinde bir yükümlülüğeaykırılığın yaptırımı belirlenirken, bireylerin hak ve hürriyetleriningözetilmesi ve yaptırımın hakkaniyete uygun nitelikte olması gerektiği açıktır.
Kanun koyucu, düzenlemeler yaparken hukuk devleti ilkesinin birgereği olan ölçülülük ilkesiyle bağlıdır. Bu ilke ise “elverişlilik”,“gereklilik” ve “orantılılık” olmak üzere üç alt ilkedenoluşmaktadır. “Elverişlilik”, başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaçiçin elverişli olmasını, “gereklilik” başvurulan önlemin ulaşılmakistenen amaç bakımından gerekli olmasını ve “orantılılık” ise başvurulanönlem ve ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken ölçüyü ifadeetmektedir. Bir kurala uyulmaması nedeniyle kanun koyucu tarafından öngörülenyaptırım ile ulaşılmak istenen amaç arasında da “ölçülülük ilkesi”gereğince makul bir dengenin bulunması zorunludur.
Devletin dış politikasının güven içinde yürütülebilmesi için,Dışişleri Bakanlığı memurlarına evlenmeden önce izin alma yükümlülüğüöngörülmesinde kamu yararı bulunduğu yadsınamaz. Ancak, evlenilen kişi hakkındadış politika hizmetlerinin gerektirdiği güvenlik esasları yönünden herhangi birolumsuz tespitin bulunup bulunmadığına bakılmaksızın, salt evlilik öncesi izin almamasındandolayı, kişinin belli bir süre kamu hizmetine girmesine engel olan memuriyettenistifa etmiş sayılma yaptırımının öngörülmesinin, ulaşılmak istenen amaçkarşısında orantılı bir tedbir olduğu söylenemez. Bu durum, hukuk devletininbir gereği olan ölçülülük ilkesine aykırı düştüğü gibi Devletin, aileninbirliği ve refahını koruma hususundaki pozitif yükümlülüğünün de ihlalisonucunu doğurur.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 2. ve 41.maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
VII- SONUÇ
7.7.2010 günlü, 6004 sayılı Dışişleri Bakanlığının Kuruluş veGörevleri Hakkında Kanun'un 20. maddesinin (4) numaralı fıkrasının “İzinalmadan evlenen memurlar istifa etmiş sayılır.” biçimindeki soncümlesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Serdar ÖZGÜLDÜR'ün karşıoyuve OYÇOKLUĞUYLA, 27.3.2014 gününde karar verildi.
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
KARŞIOY GEREKÇESİ
İtiraz istemine konu 7.7.2010 tarih ve 6004 sayılı “DışişleriBakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun”un 20. maddesinin (4)numaralı fıkrasının “İzin almadan evlenen memurlar istifaetmiş sayılır.” şeklindeki son cümlesi, çoğunluk tarafından,Anayasa'nın 2. ve 41. maddelerine aykırı görülerek iptal edilmiştir. İptaledilen son cümle (4) numaralı fıkranın ilk iki cümlesiyle öngörülendüzenlemenin yaptırımı mahiyetine olup; ulusal güvenlik ve kamu düzenibakımından Dışişleri Bakanlığı gibi bir teşkilatta görev alacak meslekmemurları ile diğer idari personelin kendileri ile evlenmek istedikleri kişileriçin idarece güvenlik soruşturması yaptırılması yapılan işin mahiyetine uygunbulunduğundan, bu lazımeye riayet etmeyenler bakımından bir yaptırımınöngörülmesi doğaldır.
Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslararası platformda temsili gibi çokönemli bir görev ifa edecek kamu görevlilerinin kendilerinin yanı sıraeşlerinde de belli nitelikleri taşıma şartı öngörülmesinde Anayasaya aykırı biryön olmadığı gibi; “izin” koşulunun yerine getirilmemesidurumunda eşin temsil niteliğini haiz olmadığının yapılacak güvenliksoruşturmasıyla saptanması olasılığı ve bunun yol açacağı kamu güvenliğizaafiyeti düşünülerek öngörülen itiraz konusu yaptırımın bu nedenle ölçüsüz vehukuk devleti ilkesine aykırı düştüğü söylenemez. Ayrıca, kanunun Anayasa'nın41. maddesi ile doğrudan bir ilgisi de bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, kuralın Anayasaya aykırı bir yönünügörmediğimden, aksi yöndeki çoğunluk kararına katılamıyorum.
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR