ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2013/41
Karar Sayısı : 2013/124
Karar Günü : 31.10.2013
R.G. Tarih-Sayı :28.12.2013-28865
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : DanıştayDokuzuncu Daire
İTİRAZIN KONUSU : 3.6.2007 günlü, 5686sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu'nun 10. maddesinin(1) numaralı fıkrasının (e) bendinin Anayasa'nın 2., 10. ve 73.maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesiistemidir.
I- OLAY
Otel işletmeciliği yapan şirket adına 5686 sayılı Kanun'un 10.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi uyarınca 2007 yılı için tahakkukettirilen idare payının iptali istemiyle açılan davada, itiraz konusu kuralınAnayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
5686 sayılı Kanun'un itiraz konusu kuralı da içeren 10. maddesişöyledir:
'Devir, sicil, ihale, harç, teminat ve idare payı
MADDE 10- (1)Devir, sicil, ihale, harç, teminat ve idare payına ilişkin esaslar aşağıdakişekildedir:
a) Devir: Arama ve işletme ruhsatları devredilebilir.
b) Sicil: İdare, kaynağa ilişkin hakların devir, haciz, rehin veipotek veya sona erme hususlarını içeren bir sicil tutmakla yükümlüdür.Ruhsatın sınırları, kuyuların koordinatları, akışkanın parametreleri, devir,ihtiyati haciz, rehin, ihtiyati tedbir, ipoteğe ilişkin bilgiler ve akışkanınkullanımına ilişkin kira ve benzeri sözleşmeler ile hakların sona ermesi sicileişlenir. Haklar, ancak sicile işlendiği takdirde hüküm ve sonuç doğurur.İlgililer, sicil kayıtlarının idarenin sicil memurlarından biri huzurundagösterilmesini isteyebilir. Sicil alenidir ve kaynak sicilindeki kayıtlarınbilinmediği iddia edilemez. Haklara ilişkin olarak yapılan sözleşmeler, idarecesicile işlenmedikçe üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.
c) İhale: Herhangi bir sebeple hükümden düşmüş, terk edilmiş veyataksir edilmiş ruhsatlar, İdarece ihale yoluyla aramalara ve işletmeye açılır.İhale ilanı Resmî Gazete'de yayımlanır. İhale süresi içinde müracaat olmamasıhalinde ruhsat alanları başka bir işleme gerek kalmaksızın idare tarafındanMİGEM'e bildirilerek arama ve işletme müracaatlarına açık hale gelir.
ç) Harç: Jeotermal kaynaklar için 1000 Türk Lirası, doğalmineralli sular için 500 Türk Lirası arama ruhsat harcı alınır. İşletmeruhsatları için bu harç miktarları dört kat olarak uygulanır.
d) Teminat: Ruhsat aşamasına bağlı olarak, hektar başına, ruhsatharcının % 1'i tutarında ruhsat teminatı alınır. Bu oranı, % 50 oranındaartırmaya veya eksiltmeye Bakanlar Kurulu yetkilidir. Ancak teminat 15.000 TürkLirasından az olamaz. Teminatın asgarî miktarı ve harçlar, her yıl MaliyeBakanlığınca belirlenen yeniden değerleme oranlarına göre artırılır. Bu maddeuyarınca önceden alınan işletme ruhsatı teminatları, beş yılda bir MaliyeBakanlığınca belirlenen yeniden değerleme oranlarına göre artırılarakgüncelleştirilir. Bu Kanuna göre tamamlanması veya yenilenmesi gerekenteminatlar güncel teminat üzerinden alınır.
e) İdare payı: Akışkanın doğrudan ve/veya dolaylı kullanıldığıtesislerin gayrisafi hasılatının % 1'i tutarında idare payı, her yıl Haziranayı sonuna kadar idareye ödenir. Tahsil edilen tutarın beşte biri, idaretarafından, kaynağın bulunduğu belediye veya köy tüzel kişiliğine bir ayiçerisinde ödenir.
(2) Hak sahibi, başvurunun kabul edildiğinin kendisine bildirildiğitarihten itibaren 15 gün içerisinde harç ve teminatı yatırmadığı takdirde,talebinden vazgeçmiş sayılır.'
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın 2., 10. ve73. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Serruh KALELİ,Alparslan ALTAN, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Zehra Ayla PERKTAŞ, RecepKÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, CelalMümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, Zühtü ARSLAN ve M. Emin KUZ'unkatılımlarıyla 2.5.2013 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Ayhan KILIÇ tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılanAnayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, itiraz konusu kuralla, jeotermal kaynaklardanelde edilen akışkanın doğrudan ve/veya dolaylı olarak kullanıldığı tesislerden,akışkanın kullanım miktarına ve amacına bakılmaksızın yıllık gayrisafihasılatları üzerinden aynı oranda idare payı alınmasının öngörüldüğü, anılanişletmelerin elde ettiği hasılatın bir bölümünün akışkan kullanımıyla ilgisininbulunmadığı göz önünde bulundurulduğunda, kullanılan akışkan miktarı dikkatealınmaksızın tüm işletmelerden tek oran üzerinden idare payı alınmasınınmükellefler yönünden haksızlığa ve eşitsizliğe yol açtığı belirtilerek kuralın,Anayasa'nın 2., 10. ve 73. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İtiraz konusu kural ile jeotermal kaynaklardan elde edilen su, gazve buharı doğrudan ve/veya dolaylı olarak kullanan tesislerden, her yılınHaziran ayı sonuna kadar ödenmek üzere gayrisafi hâsılatının % 1'i tutarındaidare payı alınması öngörülmektedir. Tahsil edilen idare payının beşte dördü ilözel idaresi bütçesine, beşte biri ise kaynağın bulunduğu belediye veya köytüzel kişiliği bütçesine aktarılmaktadır.
Kanun'un 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (33) numaralıbendinde, gayrisafi hâsılatın, işletmenin toplam yıllık cirosu olup,işletmelere ait tahakkuk eden her türlü mal ve hizmet satış bedelleri, faizlerile yapılan kiralamaların dâhil olduğu miktarı ifade ettiği belirtilmektedir.
İtiraz konusu kuralın anayasal denetiminin yapılabilmesi içinöncelikle bu madde ile alınması öngörülen idare payının hukuksal niteliğininsaptanması gerekmektedir.
Vergi; kamu giderlerini karşılamak amacıyla kanunlarla gerçek vetüzelkişilere mali güçlerine göre getirilen bir yükümlülüktür. Belirli birhizmetten doğrudan yararlanma karşılığı olmayan vergi tüm kamu hizmetleri içinyapılan giderlere ortak katılma payıdır.
Harç; kimi kamu hizmetlerinden yararlanmanın karşılığı olaraktahsil edilen kamu gelirleridir. Ödenen vergiler bakımından, vergimükelleflerinin bireysel bir hizmet ya da karşılık talep etme haklarınınbulunmamasına karşın, harçlar belirli bir kamu hizmetinden yararlanmanın (tapu,pasaport gibi) karşılığıdır.
Resim; bir iş ya da faaliyetin yapılmasına yetkili kuruluşlartarafından izin verilmesi dolayısıyla yapılan bir ödeme şeklinde tanımlandığıgibi harca benzer biçimde kamu kuruluşlarında görülen hizmetin ve yapılangiderlerin karşılığı olarak yalnız o işle ilgili gerçek ve tüzelkişilerdensağlanan gelirler şeklinde de açıklanmaktadır.
Vergi, resim, harç benzeri mali yükümlülük ise kişilerden, yapılankamu hizmetleri karşılığında ya da bir hizmet karşılığı olmaksızın kamu gücünedayanılarak alınan paralardır. Benzeri mali yükümlülük kimi zaman vergi, harçve resmin özelliğini ayrı ayrı yansıtırken kimi zaman da verginin harç veresmin ortak öğelerini taşıyabilir.
Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin ortaközellikleri, kanunla konulmaları ve kamu gücüne dayanılarak gerektiğinde zorlaalınmalarıdır.
Vergiler dışındaki mali yükümlülüklerde kısmen de olsa karşılık veyararlanma ilkesi geçerli olur. Çünkü bu yükümlülüklere konu olan hizmetlerdenkişilerin yararlandırılması, bu bağlamda mali bir karşılığa dayandırılabilmesiolanağı vardır.
İtiraz konusu kuralda düzenlenen idare payının, ilgililerin, ilözel idaresince verilen izne istinaden Devletin hüküm ve tasarrufu altındabulunan jeotermal kaynaklardan elde edilen akışkanı (su, gaz ve buharı)kullanmak suretiyle yürüttükleri ticari faaliyet kapsamında alındığıanlaşılmaktadır. İdare payı, idarece verilen ruhsat (izin) çerçevesindeyürütülen bir faaliyet kapsamında alınan mali bir yükümlülük olması itibarıylaresme benzemektedir. Buna karşılık idare payının, faaliyetin sonucunda eldeedilen yıllık gayrisafi hâsılat üzerinden alınması yönüyle de vergiye benzediğiifade edilebilir. Dolayısıyla, kamu gücüne dayalı olarak, tek taraflı biriradeyle ve gereğinde zorla alınan söz konusu pay, belirtilenözellikleriyle 'benzeri malî yükümlülük' kavramı içindedeğerlendirilebilecek bir kamu geliri niteliği taşımaktadır.
Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan sosyal hukuk devleti, insanhaklarına dayanan, kişilerin huzur, refah ve mutluluk içinde yaşamalarınıgüvence altına alan, kişi hak ve özgürlükleriyle kamu yararı arasında adil birdenge kurabilen, milli gelirin adalete uygun biçimde dağıtılması için gerekenönlemleri alan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirereksürdüren, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak sosyal adaleti ve toplumsaldengeleri gözeten devlettir.
Anayasa'nın 10. maddesinde yer verilen 'eşitlik ilkesi' ileeylemli değil hukuksal eşitlik öngörülmektedir. Eşitlik ilkesinin amacı, aynıdurumda bulunan kişilerin kanunla aynı işleme bağlı tutulmalarınısağlamak ve kişilere kanunlar karşısında ayırım yapılmasını ve ayrıcalıktanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi vetopluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlâliyasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik ilkesi herkesin her yönden aynıkurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durum ve konumlardakiözellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları gereklikılabilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallarabağlı tutulursa Anayasa'nın öngördüğü eşitlik ilkesi ihlâl edilmiş olmaz.
Anayasa'nın 73. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında, 'Herkes,kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.
Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasınınsosyal amacıdır.' denilmiştir.
Verginin mali güce göre alınması ve genelliği ilkeleriylevergilendirmede eşitlik ve adaletin gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır. Ekonomive vergi hukuku alanında mali güce ilişkin göstergelerin gelir, servet veharcamalar olduğu kabul edilmektedir. Mali güç, ödeme gücünün kaynağı,dayanağı, nedeni ve varlık koşuludur. Kanun koyucunun vergilendirmede,kişilerin sahip olduğu ekonomik değer ile mali güçlerini göz önündebulundurması gerekir. Vergide genellik ilkesi, herhangi bir ayırımyapılmaksızın mali gücü olan herkesin vergi yüküne katılmasını ve vergiödemesini ifade eder. Mali güce göre vergilendirme, verginin, yükümlülerinekonomik ve kişisel durumlarına göre alınmasıdır. Bu ilke, aynı zamanda vergideeşitlik ilkesinin uygulama aracı olup mali gücü fazla olanın mali gücü az olanagöre daha fazla vergi ödemesini gerektirir. Vergide eşitlik ilkesi ise maligücü aynı olanlardan aynı, farklı olanlardan ise farklı oranda vergi alınmasıesasına dayanır.
Anayasa'nın 73. maddesinin ikinci fıkrasında ise vergi yükününadaletli ve dengeli bir biçimde dağılımı öngörülmüştür. Vergilendirilecekalanların seçimi ve vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı içinyükümlülerin kişisel durumlarının kanunlarda gözetilmesi gerekir. Sermayeiratlarının ücretlere göre farklı vergilendirilmesi, en az geçim indirimi,artan oranlı vergilendirme, çeşitli istisna ve muafiyet uygulamaları, vergiyükünün adalete uygun dağılımı ile mali güce göre vergilendirmenin araçlarıdır.
Jeotermal kaynaklar, Devletin hüküm ve tasarrufunda olup tümtoplumun ortak malı niteliğindedir. Kanun koyucu, jeotermal kaynaklarınınişletilmesini il özel idarelerinin sorumluluğuna bırakmış ve bunların, il özelidaresinden alınacak ruhsat karşılığında özel kişilerce işletilmesine imkântanımıştır. Özel kişilere verilen işletme hakkı karşılığında, bunlardan idarepayı adı altında mali yükümlülük alınması öngörülerek, topluma ait olanjeotermal kaynakları işletme ayrıcalığına kavuşan kişilerin, bufaaliyetlerinden elde ettikleri kişisel yararın, vergilendirme yoluyla toplumapay edilmesinin sağlanması amaçlanmıştır.
Jeotermal kaynakları işletme hakkını elde edenler, kaynaktansağladıkları akışkanın kullanımıyla ilgili herhangi bir sınırlamaya tabideğillerdir. Bu konuda bütün işletenlerin aynı imkân ve fırsata sahip olduklarıaçıktır. Bir işletmede ne kadar akışkan kullanılacağı, idarenin herhangi birkısıtlamasına ve müdahalesine bağlı olmaksızın, işletmenin büyüklüğü dikkatealınarak işletme sahibinin tasarrufundadır.
Kanun koyucu, sektörün bu niteliğini dikkate alarak, kullanılanakışkanın miktarına göre değil, akışkan kullanılmak suretiyle yürütülenfaaliyet sonucu elde edilen hâsılata göre bir mali yükümlülük öngörmüştür. Busuretle idare payı, mali güç esasına dayanan mali yükümlülüklereyaklaştırılmıştır. Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan jeotermalkaynakları, idarece verilen izne istinaden işleten kişinin mali yükümlülükolarak idareye ödeyeceği karşılığın, akışkanın kullanım oranına görebelirlenmesi anayasal bir zorunluluk değildir. Ruhsata tabi olan faaliyetkarşılığında, faaliyette bulunandan alınması gereken mali yükümlülüğün vergiyeyaklaştırılarak, mali güç esasına göre belirlenmesinin öngörülmesi kanunkoyucunun takdirindedir.
Kullanılan akışkan miktarı ile elde edilen hâsılat arasında doğrubir orantının bulunduğu ve istisnai durumlar dışında işletmenin büyüklüğüneparalel olarak kullanılan akışkan miktarı arttıkça, gayrisafi hâsılatın da aynıoranda artacağı tabiidir. İstisnaen, bazı işletmelerce kullanılan akışkanmiktarı az olmasına rağmen, uygulanan satış ve pazarlama politikasına bağlıolarak elde edilen hâsılatın diğer işletmelere nazaran fazla olması mümkündür.Ancak bu durumda dahi, elde edilen hâsılatın fazla olmasının, kullanılanakışkan miktarından tamamen bağımsız olduğu düşünülemez. İşletmenin elde ettiğihâsılatın bütününde, akışkan kullanımının oluşturduğu ticari avantajınetkisinin bulunduğu gözardı edilmemelidir. Kaldı ki, itiraz konusu kuralda,idare payı matrahının tespitinde, akışkanın fiilen kullanıldığı tesiste eldeedilen hâsılatın esas alınması öngörülmüş olup mükellefin diğer işletmelerindeelde edilen hâsılatın dikkate alınması söz konusu değildir. Bu durumda, idarepayının, faaliyetin sonucunda elde edilen hâsılat üzerinden alınmasınınöngörülmesinde, sosyal devlet ve vergilendirmede eşitlik ve adalet ilkelerineaykırı bir yön bulunmamaktadır.
Öte yandan, Anayasa Mahkemesinin 1.4.2004 günlü, E.2003/9,K.2004/47 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, üretilen ve/veya piyasaya arzedilen mal ve hizmetlerin türü, iç ve dış rekabet ortamı, teknolojidüzeylerindeki farklılıklar, üretimde kullanılan girdilerin çeşitliliği, bazımal ve hizmetlerin yasal veya fiili tekelini elinde bulunduran firmalarınvarlığı gibi sebeplerle 'gayrisafi hâsılat'kavramının yükümlülerinmali güçlerini tam olarak yansıtmadığı söylenebilirse de mali gücün önemli birgöstergesi olduğu da yadsınamaz. Kaldı ki, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun40. maddesinde, işletme ile ilgili olmak şartıyla ödenmiş olan vergi, resim veharçların o yılki safi kazancın tespit edilmesinde gider olarak indirilmesiöngörülmüş olduğundan mali gücün gözetilmediği söylenemez.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 2., 10. ve73. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
VI- SONUÇ
3.6.2007 günlü, 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal MineralliSular Kanunu'nun 10. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendinin Anayasa'yaaykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 31.10.2013 gününde OYBİRLİĞİYLE kararverildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
Zühtü ARSLAN
Üye
M. Emin KUZ