ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2013/54
Karar Sayısı : 2013/161
Karar Günü : 26.12.2013
R.G. Tarih-Sayı :29.05.2014-29014
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Çankırıİnfaz Hâkimliği
İTİRAZIN KONUSU : 13.12.2004günlü, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 68.maddesinin Anayasa’nın 2., 12., 13., 17., 20., 22., 25., 26. ve 38. maddelerineaykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
Ceza infaz kurumu mektup okumakomisyonunun “hükümlünün yazmış olduğu mektubun yerinegönderilmemesine” ilişkin verdiği karara karşı yapılan itirazınincelenmesi sırasında, itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısınavaran Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
Kanun’un “Hükümlünün mektup, faks ve telgrafları alma vegönderme hakkı” başlıklı 68. maddesi şöyledir:
“Madde 68- (1) Hükümlü, bu maddedebelirlenen kısıtlamalar dışında, kendisine gönderilen mektup, faks vetelgrafları alma ve ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, göndermehakkına sahiptir.
(2) Hükümlü tarafından gönderilen ve kendisine gelen mektup, faksve telgraflar; mektup okuma komisyonu bulunan kurumlarda bu komisyon,olmayanlarda kurumun en üst amirince denetlenir.
(3) Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlilerihedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütlerimensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğeyöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks vetelgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmez.
(4) Hükümlü tarafından resmî makamlara veya savunması içinavukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbi değildir.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa’nın 2., 12., 13., 17., 20., 22.,25., 26. ve 38. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Serruh KALELİ,Alparslan ALTAN, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, ZehraAyla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Hicabi DURSUN, CelalMümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, Zühtü ARSLAN ve M. Emin KUZ’un katılımlarıyla28.5.2013 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, öncelikle uygulanacakkural sorunu görüşülmüştür.
Anayasa’nın 152. ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddesine göre, bir davayabakmakta olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasa’yaaykırı görürse veyataraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısınavarırsa o hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak,bu kurallar uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi içinelinde yöntemince açılmış ve görevine giren bir davanın bulunması ve iptaliistenen kuralın da o davada uygulanacak olması gerekmektedir. Uygulanacak kanunkuralları, davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde vedavayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak niteliktebulunan kurallardır.
Başvuru kararında, Kanun’un 68. maddesinin tamamının iptaliistenilmektedir. Anılan maddenin (1) numaralı fıkrasında, hükümlünün bumaddede belirlenen kısıtlamalar dışında, kendisine gönderilen mektup, faks vetelgrafları alma ve ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, göndermehakkına sahip olduğu; (2) numaralı fıkrasında, hükümlü tarafından gönderilen vekendisine gelen mektup, faks ve telgrafların; mektup okuma komisyonu bulunankurumlarda bu komisyon, olmayanlarda kurumun en üst amirince denetleneceği; (3)numaralı fıkrasında, kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren,görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğersuç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşlarıpaniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup,faks ve telgrafların hükümlüye verilmeyeceği ve hükümlü tarafından yazılmış isegönderilmeyeceği; (4) numaralı fıkrasında ise, hükümlü tarafından resmîmakamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflarındenetime tâbi olmadığı kurala bağlanmıştır.
Bakılmakta olan davada, hükümlünün yazmış olduğu mektup, cezaevimektup okuma komisyonu tarafından Kanun’un 68. maddesinin (2) numaralı fıkrasıuyarınca denetime tabi tutulmuş ve (3) numaralı fıkrası gereğince de bumektubun yerine gönderilmemesine karar verilmiştir.
Buna göre, Mahkeme, hükümlünün itirazını incelerken Kanun’un 68.maddesinin (2) ve (3) numaralı fıkralarını dikkate alarak itirazısonuçlandıracaktır. Dolayısıyla, hükümlünün mektup gönderme hakkı ile bu hakkındenetim dışı tutulmasına ilişkin hususların düzenlendiği maddenin (1) ve (4) numaralıfıkralarının davada uygulanması söz konusu değildir.
Açıklanan nedenlerle;
13.12.2004 günlü, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerininİnfazı Hakkında Kanun’un 68. maddesinin;
1- (1) ve (4) numaralı fıkralarının itiraz başvurusundabulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bufıkralara ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
2- (2) ve (3) numaralı fıkralarının esasının incelenmesine,
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, RaportörMustafa ÇAL tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor,itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleriile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, yazılı haberleşme hakkının hem Anayasa hemde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alındığı ve bu hakkıncezaevinde bulunan tutuklu ve hükümlüler için de geçerli olduğu, oysa itirazkonusu kuralla belirli bir yakınlık derecesi olsun veya olmasın yine mensubuolsun veya olmasın tüm gerçek ve tüzel kişi ve kurumlarla hükümlülerin yapacağıyazılı iletişimlerin denetime tabi tutulmasının öngörüldüğü, bu durumun temelhakların dokunulmaz, devredilmez ve vazgeçilmez niteliği ve haberleşmenin gizliliğiilkesi ile bağdaşmadığı, ayrıca hükümlü de olsa hakkında haberleşmeninkısıtlanması yolunda alınmış hâkim kararı olmadıkça haberleşmenin gizliliğiesas olduğundan haberleşmenin denetlenemeyeceği ve kısıtlanamayacağıbelirtilerek kuralın, Anayasa’nın 2., 12., 13., 17., 20., 22., 25., 26.ve 38. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kanun’un 68. maddesinin itiraz konusu (2) numaralıfıkrasında, hükümlü tarafından gönderilen ve kendisine gelen mektup, faks vetelgrafların, mektup okuma komisyonu bulunan kurumlarda bu komisyon,olmayanlarda kurumun en üst amirince denetleneceği; (3) numaralı fıkrasında isekurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren,terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarınınhaberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan veyanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflarınhükümlüye verilmeyeceği ve hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmeyeceğikurala bağlanmıştır.
Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti eylem veişlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyupgüçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirereksürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukunüstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
Anayasa’nın 13. maddesinde, temel hak ve özgürlüklerin, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların daAnayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetingereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı; “Haberleşme hürriyeti”başlıklı 22. maddesinin birinci fıkrasında herkesin, haberleşmehürriyetine sahip olduğu ve haberleşmenin gizliliğinin esas olduğubelirtilmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında ise haberleşme hürriyetine, ancakmilli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genelahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunmasısebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak, usulüne göre verilmiş hâkimkararı ile ya da gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde yine bu sebeplere bağlıolarak kanunla yetkili kılınmış mercinin yazılı emri ile müdahaledebulunulabileceği; kararın yetkili merci tarafından verilmesi hâlinde yirmidörtsaat içinde görevli hâkimin onayına sunulması ve hâkimin de kararını kırksekizsaat içinde açıklaması gerektiği; aksi hâlde verilen kararın kendiliğindenkalkacağı hükme bağlanmıştır. Maddenin son fıkrasında da istisnalarınuygulanacağı kamu kurum ve kuruluşlarının kanunda belirtileceği öngörülmüştür.
Haberleşme özgürlüğünün kullanılması demokratik bir toplumda,zorunlu tedbirler niteliğinde ve Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilennedenlere bağlı olarak, kanunla, belli koşullara, sınırlamalara bağlanabilir.Ancak, getirilen bu sınırlamalar hakların özüne dokunamaz, Anayasa’nın sözüneve ruhuna, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırıolamaz.
Anayasal açıdan dokunulamayacak özün, her temel hak ve özgürlükaçısından farklılık göstermekle birlikte kanunla getirilen sınırlamanın hakkınözüne dokunmadığının kabulü için temel hakların kullanılmasını ciddi surettegüçleştirip, amacına ulaşmasına engel olmaması ve etkisini ortadan kaldırıcıbir nitelik taşımaması gerekir.
Anayasa’nın 13. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi, amaç ve araçarasında hakkaniyete uygun bir dengenin bulunması gereğini ifade eder.Ölçülülük, aynı zamanda yasal önlemin sınırlama amacına ulaşmaya elverişliolmasını, amaç ve aracın ölçülü bir oranı kapsamasını ve sınırlayıcı önlemindemokratik toplum düzeni bakımından zorunluluk taşımasını da içeren birilkedir.
Ceza infaz kurumlarının, özgürlüğü mahkeme kararıyla kısıtlananhükümlülerin tutulduğu Devletin kontrolü altındaki özel alanlar olması vedolayısıyla Devletin hem bu kurumda bulunanların güvenliklerinin korunması hemde düzen ve disiplini tesis etme yükümlülüğünün bulunmasının doğal sonucuolarak hükümlülerin sosyal ilişkilerinin ve dış dünya ile iletişimlerininsınırlandırılması kaçınılmazdır. Bu bağlamda, itiraz konusukuralla ceza infaz kurumunda düzenin, güvenliğin ve disiplinin sağlanmasıve suç işlenmesinin önüne geçilmesi açısından hükümlülerin yazılıhaberleşmelerinin denetim altına alındığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, itirazkonusu kuralla kamu düzenin sağlanması amacıyla hükümlülerin haberleşmeözgürlüğüne bir sınırlandırma getirildiği, sınırlamanın kanunla ve Anayasa’nın22. maddesinde belirtilen özel sınırlandırma nedenine bağlı kalınarak yapıldığıaçıktır.
Diğer taraftan itiraz konusu kural uyarınca hükümlülerin her türlüyazılı haberleşmesinin ötesinde, bu kişilerin, asayiş ve güvenliği tehlikeyedüşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütüveya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veyakuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakaretiçeren mektup, faks ve telgrafları engellenecektir. Kurala konusınırlandırmanın hükümlülerin haberleşme özgürlüğünün kullanımını ciddi surettegüçleştirip, kişinin amacına ulaşmasına engel olmadığı ve haberleşmeözgürlüğünü ortadan kaldırıcı bir nitelik taşımadığı, dolayısıyla hakkın özünezarar vermediği açıktır. Zira kuralda belirtilen bu sınırlamalar dışında hükümlülerinyazılı haberleşmelerinin engellenmesi gibi bir durum söz konusudeğildir.
Ayrıca itiraz konusu kuralla, cezanın infaz hukukunun amacınauygun olarak infaz edilebilmesi, başka bir anlatımla hükümlünün yenidensuç işlemesini engelleyici etkenlerin güçlendirilmesi, toplumun suça karşıkorunması, hükümlünün, yeniden sosyalleşmesinin teşvik edilmesi, kurallarasaygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumununkolaylaştırılması amacıyla haberleşme özgürlüğüne bir sınırlamagetirilmekte olup bu sınırlama, kamu düzeninin sağlanması amacıyla demokratiktoplum düzeni bakımından alınması gereken tedbirler kapsamındakalmaktadır. Bu şekilde, hükümlülerin haberleşme özgürlüğüsınırlandırılırken, Kanun’da sınırlandırma aracının sınırlandırma amacına uygunve orantılı şekilde kullanılmasını sağlayacak yasal güvencelere yerverilmiş, böylece kamu yararı ile kişilerin haberleşme özgürlüğü arasındamakul denge de kurulmuştur.
Bu bağlamda, Kanun’un 68. maddesinin itiraz konusu (2) numaralıfıkrasında ceza infaz kurumlarında gerçekleştirilecek olan yazılıhaberleşme denetimini gerektiren yasalamaçlar sıralanmış, başka bir anlatımla cezainfaz kurumu idaresinin hükümlülerin yazılı haberleşmelerini denetlemesindekiyetkisinin yasal sınırları açık ve anlaşılır bir şekilde belirlenmiştir. Öteyandan, anılan maddenin (4) numaralı fıkrasıyla da hükümlü tarafından resmîmakamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflarındenetime tâbi olmadığı belirtilerek hükümlülerin yazılı haberleşme özgürlüğüyanında adil yargılanma hakkı da güvence altına alınmıştır. Buyönüyle kuralda öngörülen denetim ile Kanun’da hükümlülere tanınan diğeriletişim imkânları da (avukat ve noterle görüşme, süreli veya süresizyayınlardan yararlanma, telefon ile haberleşme, radyo, televizyon yayınları ileinternet olanaklarından yararlanma) dikkate alındığında, hükümlülerinyazılı haberleşme özgürlüğü ile kuralla getirilen sınırlama arasında bulunmasızorunlu adil denge korunmuştur.
Başvuru kararında, ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yazılıhaberleşmesinin hâkim kararı olmaksızın denetlenemeyeceği ileri sürülmüşse de Anayasa’nın22. maddesinin son fıkrasında haberleşme hürriyeti ve gizliliğinin istisnaiolarak kısıtlanabileceği kamu kurum ve kuruluşlarının kanunla belirtileceğininöngörülmüş olması, aynı zamanda Kanun’da kurala konu uygulamalara karşı yargıyolu da açık tutularak idarenin sınırlandırma aracını sınırlandırma amacına veKanun’a aykırı şekilde kullanmasının önüne geçecek güvencenin de sağlanmışolması karşısında Anayasa’ya aykırılıktan söz etmek mümkün değildir.
Bu itibarla, kuralla tutuklu ve hükümlülerin haberleşmeözgürlüğüne getirilen sınırlandırmanın, hakkın özünü zedelediğinden sözedilemeyeceği gibi demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülükilkesine aykırı düştüğü de söylenemez.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2., 13. ve22. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 12., 17., 20., 25., 26. ve 38. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
VI- SONUÇ
13.12.2004 günlü, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerininİnfazı Hakkında Kanun’un 68. maddesinin (2) ve (3) numaralı fıkralarınınAnayasa’ya aykırı olmadıklarına ve itirazın REDDİNE, 26.12.2013 günündeOYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
Zühtü ARSLAN
Üye
M. Emin KUZ