ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2013/64
Karar Sayısı: 2013/142
Karar Günü: 28.11.2013
R.G. Tarih-Sayı:27.3.2014-28954
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : SöğütAsliye Hukuk Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 8.3.2012 günlü, 6284sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un;
1- 9. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan “…tedbirkararlarına…” ibaresinin,
2- 10. maddenin (5) numaralı fıkrasının,
3- 13. maddenin (3) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin,
Anayasa'nın 2., 12., 13., 17., 19., 36. ve 40. maddelerineaykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
Kanun uyarınca verilen tedbir kararına aykırı davranılmasınedeniyle Kanun'un 13. maddesinde düzenlenen “zorlama hapsine” kararverilmesi için açılan davada, itiraz konusu kuralların Anayasa'ya aykırıolduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralları
6284 sayılı Kanun'un itiraz konusu ibare, cümle ve fıkranın dayer aldığı 9., 10. ve 13. maddeleri şöyledir:
“İtiraz
MADDE 9- (1) Bu Kanunhükümlerine göre verilen kararlara karşı tefhim veya tebliğ tarihinden itibareniki hafta içinde ilgililer tarafından aile mahkemesine itiraz edilebilir.
(2) Hâkim tarafından verilen tedbir kararlarına itirazüzerine dosya, o yerde aile mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunmasıhâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire içinbirinci daireye, o yerde aile mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde asliyehukuk mahkemesine, aile mahkemesi hâkimi ile asliye hukuk mahkemesi hâkimininaynı hâkim olması hâlinde ise en yakın asliye hukuk mahkemesine gecikmeksizingönderilir.
(3) İtiraz mercii kararını bir hafta içinde verir. İtiraz üzerineverilen kararlar kesindir.
Tedbir kararlarınınbildirimi ve uygulanması
MADDE 10- (1) Bu Kanunhükümlerine göre alınan tedbir kararları, Bakanlığın ilgili il ve ilçemüdürlükleri ile verilen kararın niteliğine göre Cumhuriyet başsavcılığına veyakolluğa en seri vasıtalarla bildirilir.
(2) Bu Kanun kapsamında ilgili mercilere yapılan başvurular ilebu başvuruların kabul ya da reddine ilişkin kararlar, başvuru yapılan mercitarafından Bakanlığın ilgili il ve ilçe müdürlüklerine derhâl bildirilir.
(3) Korunan kişinin geçici koruma altına alınmasına ilişkinkoruyucu tedbir kararı ile şiddet uygulayan hakkında verilen önleyici tedbirkararlarının yerine getirilmesinden, hakkında koruyucu veya önleyici tedbirkararı verilen kişilerin yerleşim yeri veya bulunduğu ya da tedbirinuygulanacağı yer kolluk birimi görevli ve yetkilidir.
(4) Tedbir kararının, kolluk amirince verilip uygulandığı veyakorunan kişinin kollukta bulunduğu hâllerde, kolluk birimleri tarafından kişi,Bakanlığın ilgili il veya ilçe müdürlüklerine ivedilikle ulaştırılır; bununmümkün olmaması hâlinde giderleri Bakanlık bütçesinin ilgili tertibindenkarşılanmak üzere kendisine ve beraberindekilere geçici olarak barınma imkânısağlanır.
(5) Tedbir kararının ilgililere tefhim veya tebliğ edilmemesi,kararın uygulanmasına engel teşkil etmez.
(6) Hakkında barınma yeri sağlanmasına karar verilen kişiler,Bakanlığa ait veya Bakanlığın gözetim ve denetimi altında bulunan yerlereyerleştirilir. Barınma yerlerinin yetersiz kaldığı hâllerde korunan kişiler;mülkî amirin, acele hâllerde kolluğun veya Bakanlığın talebi üzerine kamu kurumve kuruluşlarına ait sosyal tesis, yurt veya benzeri yerlerde geçici olarakbarındırılabilir.
(7) İşyerinin değiştirilmesi yönündeki tedbir kararı, kişinintabi olduğu ilgili mevzuat hükümlerine göre yetkili merci veya kişi tarafındanyerine getirilir.
Tedbir kararlarına aykırılık
MADDE 13- (1) Bu Kanunhükümlerine göre hakkında tedbir kararı verilen şiddet uygulayan, bu kararıngereklerine aykırı hareket etmesi hâlinde, fiili bir suç oluştursa bile ihlaledilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre hâkim kararıyla üçgünden on güne kadar zorlama hapsine tabi tutulur.
(2) Tedbir kararının gereklerine aykırılığın her tekrarında,ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre zorlamahapsinin süresi onbeş günden otuz güne kadardır. Ancak zorlama hapsinin toplamsüresi altı ayı geçemez.
(3) Zorlama hapsine ilişkin kararlar, Cumhuriyet başsavcılığıncayerine getirilir. Bu kararlar Bakanlığın ilgili ilve ilçe müdürlüklerine bildirilir.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın 2., 12., 13., 17., 19., 36. ve 40.maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Haşim KILIÇ, SerruhKALELİ, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra AylaPERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU,Muammer TOPAL, Zühtü ARSLAN ve M. Emin KUZ'un katılımlarıyla 11.6.2013 günündeyapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle uygulanacak kural sorunugörüşülmüştür
Anayasa'nın 152. ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 40. maddesinegöre, mahkemeler, bakmakta oldukları davalarda uygulayacakları kanun ya dakanun hükmünde kararname kurallarını Anayasa'ya aykırı görürler veyataraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısınavarırlarsa, o hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidirler.Ancak, bu kurallar uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesiiçin elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanınbulunması ve iptali istenen kuralların da o davada uygulanacak olmasıgerekmektedir. Uygulanacak yasa kuralları, davanın değişik evrelerinde ortayaçıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuzyönde etki yapacak nitelikte bulunan kurallardır.
Başvuru kararında Kanun'un 13. maddesinin (3) numaralı fıkrasınınbirinci cümlesinin iptali istenilmektedir. Bakılmakta olan dava, tedbirkararına aykırı davranılması üzerine zorlama hapsine karar verilmesineilişkindir. Kanun'un 13. maddesinin (3) numaralı fıkrasının birinci cümlesizorlama hapsine ilişkin kararların, Cumhuriyet başsavcılığınca yerinegetirileceğini yani kim tarafından infaz edileceğini düzenlemektedir. Dolayısıyla,Kanun'un 13. maddesinin (3) numaralı fıkrasının birinci cümlesi zorlama hapsikararı verilmesinden sonraki aşamaya yani zorlama hapsi kararının infazıaşamasına ilişkin olup davada uygulanacak kural niteliğinde değildir.
Bu nedenlerle, 8.3.2012 günlü, 6284 sayılı Ailenin Korunması veKadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un;
A- 13. maddesinin (3) numaralı fıkrasının birincicümlesinin, itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davadauygulanma olanağı bulunmadığından, bu cümleye ilişkin başvurunun Mahkemeninyetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
B- 1- 9. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan “...tedbirkararlarına...” ibaresinin,
2- 10. maddesinin (5) numaralı fıkrasının,
esasının incelenmesine,
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Fatma BABAYİĞİT tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralları, dayanılanAnayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Kanun'un 9. Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasında YerAlan “...tedbir kararlarına...” İbaresinin İncelenmesi
Başvuru kararında, Kanun'un 9. maddesinin (1) numaralı fıkrasındabu Kanun uyarınca verilen tüm kararlara karşı itiraz yolunun öngörüldüğü, ancakaynı maddenin (2) numaralı fıkrasında itiraz başvurusuna bakacak mahkemeyigösterirken yalnızca hâkim tarafından verilen tedbir kararlarına itiraz merciinindüzenlendiği, gerek aynı Kanun'un 3. maddesindeki mülki amir tarafından verilentedbir kararlarına gerekse hâkim tarafından verilmesi öngörülen aynı Kanun'un13. maddesindeki zorlama hapsi kararlarına karşı itiraz merciinindüzenlenmediği, bu hususta yasal boşluk bulunduğu, bu durumun ise hukukigüvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırılık teşkil ettiği belirtilerek kuralın,Anayasa'nın 2., 36. ve 40. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kanun'un 9. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, Kanun hükümlerinegöre verilen tüm kararlara karşı tefhim veya tebliğden itibaren iki haftaiçinde aile mahkemesine itiraz edilebileceği belirtilmiştir. Türkiye'nin heryerinde aile mahkemesi olmadığından, bazı yerlerde de birden fazla ailemahkemesi bulunduğundan, maddenin itiraz konusu ibarenin de yer aldığı (2)numaralı fıkrasında, hâkim tarafından verilen tedbir kararlarına yapılanitiraza hangi mahkemede bakılacağı hususu düzenlenmiştir. Buna göre, itirazüzerine dosya, o yerde aile mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunmasıhâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire içinbirinci daireye, o yerde aile mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde asliyehukuk mahkemesine, aile mahkemesi hâkimi ile asliye hukuk mahkemesi hâkimininaynı hâkim olması hâlinde ise en yakın asliye hukuk mahkemesine gecikmeksizingönderilecektir.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem veişlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyupgüçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirereksürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukunüstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
Hukuki güvenlik ile belirlilik ilkeleri, hukuk devletininönkoşullarındandır. Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukukigüvenlik ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylemve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerindebu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.Belirlilik ilkesi ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönündenherhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılırve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarınakarşı koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir.
Anayasa'nın hak arama hürriyetini düzenleyen 36. maddesininbirinci fıkrasında, “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.” denilerek yargı mercilerine davacıve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak da iddia, savunma veadil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır. Maddeyle korunan hak aramaözgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde, Anayasa'nın 40.maddesi uyarınca diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasınıve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir.
Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrası, "Devlet,işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağınıve sürelerini belirtmek zorundadır." şeklindedir. Bu maddeningerekçesinde ise bireylerin, yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadarhaklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkân sağlanmasının amaçlandığı, sonderece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, merci ve sürelerinbelirtilmesinin hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunlulukhâline geldiği belirtilmektedir.
Kanun'un “İtiraz” başlıklı 9. maddesinin (1) numaralıfıkrası uyarınca, bu Kanun hükümlerine göre verilen tüm kararlara tefhim veyatebliğden itibaren iki hafta içinde aile mahkemesine itiraz edilebilecektir.Maddenin (2) numaralı fıkrasında itiraz edilen kararların hangi mahkemelercekarara bağlanacağına ilişkin itiraz usulü düzenlenirken, “hâkimtarafından verilen tedbir kararlarına” ifadesi kullanılmıştır. Ancakmaddenin bütünü göz önüne alındığında, (1) ve (2) numaralı fıkralarınbirbirini tamamlayan hükümler olduğu, (2) numaralı fıkradaitiraz usulünün düzenlendiği, Kanun'un 3., 4. ve 5. maddelerine göreverilen bütün tedbir kararları ile zorlama hapsi kararları için aile mahkemesinezdinde itiraz hakkı tanınmış olduğu açıkça görülmektedir.
Diğer taraftan, belirlilik ilkesi, yalnızca yasal belirliliğideğil, daha geniş anlamda hukuki belirliliği ifade etmektedir. Erişilebilir,bilinebilir ve öngörülebilir gibi niteliksel gereklilikleri karşılamasıkoşuluyla kanunlar, mahkeme içtihatları ve yürütmenin düzenleyici işlemleri ilede hukuki belirlilik sağlanabilir. Aslolan muhtemel muhataplarının mevcutşartlar altında belirli bir işlemin ne tür sonuçlar doğurabileceğiniöngörmelerini mümkün kılacak bir normun varlığıdır. Bu çerçevede, “6284Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunaİlişkin Uygulama Yönetmeliği”nin 33. ve 34. maddelerinde bu husus açığakavuşturulmuş olup mülki amir tarafından verilen tedbir kararları ile hâkimtarafından verilen zorlama hapsi kararlarına yapılacak itirazı inceleyecekmerciin hangi aile mahkemesi olacağı açıkça belirtilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 2., 36. ve40. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
B- Kanun'un 10. Maddesinin (5) NumaralıFıkrasının İncelenmesi
Başvuru kararında, Kanun'un 10. maddesinin (5) numaralıfıkrası uyarınca tedbir kararlarının ilgililere tebliğ veya tefhimedilmemesinin kararın uygulanmasına engel teşkil etmeyeceği ancak bu durumdakişi hakkında karar tebliğ edilmediği hâlde tedbire aykırılıktan zorlama hapsicezası uygulanmasının söz konusu olabildiği belirtilerek kuralın, Anayasa'nın2., 12., 13., 17., 19., 36. ve 40. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
İtiraz konusu kuralda, tedbir kararlarının uygulanması içinilgililere tefhim veya tebliğ edilmesinin gerekmediği belirtilmiştir.
Kanunla ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesi içinetkili ve süratli bir yöntem izlenmesi, şiddete maruz kalanın gecikmeksizinkorunması amaçlandığından, Kanun uyarınca verilen tedbir kararlarınınuygulanması için ilgililere tebliğ edilmesini beklemek, Kanun'un amacı ilebağdaşmayacaktır. Ancak, tefhim veya tebliğ edilme şartı, verilen tedbirkararına itiraz ve tedbir kararına uymama durumunda Kanun gereğince zorlamahapsi verilebilmesi için gereklidir. Zira, ilgili kişiye karar tefhim veyatebliğ edilmemiş ise iki haftalık itiraz süresi başlamayacak ve tedbire aykırıdavranılması durumunda zorlama hapsi kararı verilemeyecektir. Nitekim,Kanun'un “Tedbir kararının verilmesi, tebliği ve gizlilik” başlıklı 8.maddesinin (4) numaralı fıkrasında, tedbir kararının, korunankişiye ve şiddet uygulayana tefhim veya tebliğ edileceği ifadeedilmiş; (5) numaralı fıkrasında da tedbir kararının tefhim vetebliğ işlemlerinde, tedbir kararına aykırılık hâlinde şiddet uygulayanhakkında zorlama hapsinin uygulanacağı ihtarının yapılacağı açıkçadüzenlenmiştir. Dolayısıyla, başvuru kararında ileri sürüldüğü gibihakkında verilen tedbir kararından haberdar olmayan kişinin zorlama hapsi ilekarşı karşıya kalması söz konusu değildir.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 2., 36. ve40. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın, Anayasa'nın 12., 13., 17. ve 19. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
VI- SONUÇ
8.3.2012 günlü, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve KadınaKarşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un;
1- 9. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan “...tedbirkararlarına...” ibaresinin,
2- 10. maddesinin (5) numaralı fıkrasının,
Anayasa'ya aykırı olmadıklarına ve itirazın REDDİNE, 28.11.2013gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
Zühtü ARSLAN
Üye
M. Emin KUZ