ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2013/65
Karar Sayısı : 2014/93
Karar Tarihi : 22.5.2014
R.G. Tarih-Sayı :24.6.2015-29396
İPTAL DAVASINI AÇAN : TürkiyeBüyük Millet Meclisi üyeleri M. Akif HAMZAÇEBİ ve Emine Ülker TARHAN ilebirlikte 125 milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU : 14.3.2013 tarihlive 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun;
1- 4. maddesinin (3) numaralı fıkrasının son cümlesinin,
2- 9. maddesinin;
a- (1) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinin,
b- (7) numaralı fıkrasının birinci ve ikinci cümlelerinin,
c- (9) numaralı fıkrasında yer alan ".ile mevcutsayaçların bir program dâhilinde mülkiyetinin devralınması." ibaresinin,
3- 10. maddesinin (3) ve (7) numaralı fıkralarının soncümlelerinin,
4- 11. maddesinin (3) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin,
5- 15. maddesinin (3) numaralı fıkrasının,
6- 16. maddesinin (6) numaralı fıkrasının,
7- 22. maddesinin son cümlesinin,
8- Geçici 8. maddesinin,
9- Geçici 14. maddesinin (1) numaralı fıkrasının,
Anayasa'nın 2., 5., 7., 8., 11., 35., 48., 56., 90., 128., 138.,153. ve 168. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine veyürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi istemidir.
II- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen Yasa Kuralları
Kanun'un dava konusu kuralların da yer aldığı maddelerişöyledir:
"MADDE 4- (1) Piyasada, bu Kanunhükümleri uyarınca lisans almak koşuluyla yürütülebilecek faaliyetlerşunlardır:
a) Üretim faaliyeti
b) İletim faaliyeti
c) Dağıtım faaliyeti
ç) Toptan satış faaliyeti
d) Perakende satış faaliyeti
e) Piyasa işletim faaliyeti
f) İthalat faaliyeti
g) İhracat faaliyeti
(2) Piyasada faaliyet gösterecek tüzel kişilerin faaliyetlerindeuymaları gereken usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.
(3) Piyasada faaliyet gösterecek özel hukuk hükümlerine tabi tüzelkişilerin, ilgili mevzuat hükümlerine göre anonim şirket veya limited şirketolarak kurulması ve anonim şirketlerin sermaye piyasası mevzuatına göre borsadaişlem görenler dışındaki paylarının nama yazılı olması şarttır. Buşirketlerin ana sözleşmelerinde bulunması gereken hususlar yönetmelikledüzenlenir.
MADDE 9- (1) Dağıtım faaliyeti,lisansı kapsamında, dağıtım şirketi tarafından lisansında belirlenen bölgedeyürütülür. Dağıtım şirketi, lisansında belirlenen bölgede sayaçların okunması,bakımı ve işletilmesi hizmetlerinin yerine getirilmesinden sorumludur. Piyasafaaliyeti gösteren tüzel kişiler bir dağıtım şirketine ve dağıtım şirketipiyasa faaliyeti gösteren tüzel kişilere doğrudan ortak olamaz. Dağıtımşirketi, dağıtım faaliyeti dışında bir faaliyetle iştigal edemez. Dağıtımfaaliyetiyle birlikte yürütülmesi verimlilik artışı sağlayacak niteliktekipiyasa dışı bir faaliyetin yürütülmesine ilişkin usul ve esaslar Kurumtarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenir. Genel aydınlatma,dağıtım sistemi teknik ve teknik olmayan kayıplarını karşılamak amacıylakullanılmak üzere elektrik enerjisi satın alınması ile sistem teknik ve teknikolmayan kayıplarını karşılamak için sözleşmeye bağlanan enerjiningerçekleşmeler nedeniyle fazlasının satışı bu hükmün istisnasıdır.
(2) Dağıtım şirketi, lisansında belirtilen bölgedeki dağıtımsistemini elektrik enerjisi üretimi ve satışında rekabet ortamına uygun şekildeişletmek, bu tesisleri yenilemek, kapasite ikame ve artırım yatırımlarınıyapmak, dağıtım sistemine bağlı ve/veya bağlanacak olan tüm dağıtım sistemikullanıcılarına ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda eşit taraflar arasındaayrım gözetmeksizin hizmet sunmakla yükümlüdür.
(3) Dağıtım şirketi, ilgili yönetmelik hükümleri doğrultusunda yanhizmetleri sağlamakla yükümlüdür.
(4) Dağıtım lisansında belirlenen bölgelerde talep tahminlerininhazırlanması ve TEİAŞ'a bildirilmesi görevi dağıtım şirketine aittir. Kurul butalep tahminlerini onaylar ve tahminler TEİAŞ tarafından yayımlanır.
(5) Kurul tarafından onaylanan talep tahminleri doğrultusundayatırım planlarının hazırlanması ve Kurul onayına sunulması, onaylanan yatırımplanı uyarınca yatırım programına alınan dağıtım tesislerinin projelerininhazırlanması ile gerekli iyileştirme ve kapasite artırımı yatırımlarınınyapılması ve/veya yeni dağıtım tesislerinin inşa edilmesi görevi ilgili dağıtımsistemini işleten dağıtım şirketine aittir.
(6) 24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Özelleştirme UygulamalarıHakkında Kanun hükümleri çerçevesinde yapılan özelleştirme sonrası elektrikdağıtım tesislerinin iyileştirilmesi, güçlendirilmesi ve genişletilmesi içinyapılan yatırımların mülkiyeti kamuya aittir. Özelleştirilen elektrik dağıtımtesis ve varlıklarına ilişkin her türlü işletme ile yatırım planlaması veuygulamasında onay ve değişiklik yetkisi Kurula aittir. Dağıtım hizmetinin buKanunda öngörülen nitelikte verilmesini sağlayacak yatırımların yapılmasıesastır. Kurum dağıtım faaliyetlerini yönlendirir, izler ve denetler. Kurultarafından onaylanmış yatırımlar, belirlenen sürede ve niteliktegerçekleştirilmediği takdirde 16 ncı madde hükümleri uygulanır.
(7) Dağıtım sistemi kullanıcılarının elektrik enerjisiölçümlerine ilişkin tesis edilen sayaçların mülkiyeti dağıtım şirketine aittir.Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla mevcut kullanıcılarınmülkiyetinde olan sayaçlar, işletme ve bakım hizmetleri karşılığıkullanıcılardan iz bedelle devralınır. Uygulamaya ilişkin usul veesaslar Kurum tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.
(8) Üretim veya tüketim tesisinin dağıtım sistemine bağlantısının;bir başka üretim veya tüketim tesisine ait şalt sahası üzerinden veya birdağıtım hattına girdi-çıktı şeklinde yapılması hâlinde, müştereken kullanılanveya girdi-çıktı yapılan şalt sahası veya iki ayrı dağıtım tesisine iki ayrıhat ile bağlanan üretim veya tüketim tesisine ait şalt sahası dağıtımsisteminin bir parçasıdır. Ancak, bu fıkra kapsamındaki dağıtım tesislerininişletme ve bakımı, ilgili üretim veya tüketim tesisi sahibi kişilere gördürülebilir.Uygulamaya ilişkin usul ve esaslar Kurum tarafından çıkarılan yönetmelikledüzenlenir.
(9) Dağıtım gerilim seviyesinden bağlı tüketicilerin sayaçlarınınkurulumu, işletilmesi ve bakımı ile mevcut sayaçların bir programdâhilinde mülkiyetinin devralınması dağıtım şirketi tarafındanyapılır. Uygulamaya ilişkin usul ve esaslar Kurum tarafından çıkarılanyönetmelikle düzenlenir.
(10) Dağıtım şebekesi dışında, dağıtım sistemi için geçerlistandartlara uygun olan ve üretim faaliyeti gösteren tüzel kişinin lisansıkapsamındaki üretim tesisi ile müşterileri veya iştirakleri veya serbesttüketiciler arasında, direkt hat tesis edecek tarafların mülkiyetindeki sahaüzerinde özel direkt hat tesisi, dağıtım şirketi ile üretim şirketi arasındayapılacak sistem kontrol anlaşması ile mümkündür. Özel direkt hat tesisedilmesi, serbest tüketicilerin tedarikçilerini seçebilmelerine engel teşkiletmez. Bu fıkrada bahsedilen üretim tesisinin iletim sistemine bağlı olmasıdurumunda, sistem kontrol anlaşması yapılmasına ilişkin usul ve esaslar Kurumtarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.
(11) Dağıtım şirketi, dağıtım bölgesinde, genel aydınlatmadan vebunlara ait gerekli ölçüm sistemlerinin tesis edilmesi ve işletilmesindensorumludur.
(12) Dağıtım şirketi, dağıtım faaliyetlerinde kullanılmak üzere,sorumlu olduğu dağıtım bölgesinde, Kurulca onaylanan yatırım planında ayrıcabelirtilmesi ve TEİAŞ'ın uygun görüşünün alınması kaydıyla 154 kV gerilimseviyesinde tesis kurabilir.
(13) Bir dağıtım bölgesinin onaylı sınırları içerisinde yapılanbağlantı taleplerinin karşılanmasının teknik ve/veya ekonomik olmamasıdurumunda, söz konusu bağlantı taleplerinin başka bir dağıtım bölgesincekarşılanması hususu Kurul tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
MADDE 10- (1) Toptan veperakende satış faaliyetleri, üretim şirketleri ile tedarik lisansı kapsamındakamu ve özel sektör tedarik şirketleri tarafından, bu Kanun ve bu Kanuna göreçıkarılan yönetmelikler uyarınca yürütülür.
(2) Tedarik şirketleri, herhangi bir bölge sınırlaması olmaksızınserbest tüketicilere toptan veya perakende satış faaliyetlerinde bulunabilir.
(3) Tedarik şirketleri, Bakanlığın uygun görüşü doğrultusundauluslararası enterkonneksiyon şartı oluşmuş ülkelerden veya ülkelere, Kurulonayı ile elektrik enerjisi ithalatı ve ihracatı faaliyetleriniyapabilir. Uygulamaya ilişkin usul ve esaslar Kurum tarafındançıkarılan yönetmelikle düzenlenir.
(4) Dağıtım şirketi tarafından yürütülmekte olan perakende satışfaaliyeti, görevli tedarik şirketi tarafından yerine getirilir. Görevli tedarikşirketi, ilgili dağıtım bölgesinde bulunan serbest tüketici olmayantüketicilere Kurul tarafından onaylanan perakende satış tarifeleri üzerindenelektrik enerjisi satışı yapar.
(5) Görevli tedarik şirketi, serbest tüketici niteliğini haizolduğu hâlde, başka bir tedarikçiden elektrik enerjisi temin etmeyentüketicilere, son kaynak tedarikçisi sıfatıyla elektrik enerjisi sağlamaklayükümlüdür. Bu şirketin son kaynak tedarikçisi sıfatıyla faaliyet göstereceğibölge, ilgili dağıtım bölgesidir ve bu husus tedarik lisansına dercedilir. Sonkaynak tedarikçisi sıfatıyla sağlanacak elektrik enerjisi tarifeleri, Kurultarafından belirlenir. Son kaynak tedarik yükümlülüğü bulunan tedarikşirketinin lisansının sona ermesi veya iptali hâlinde, ilgili bölge için sonkaynak tedarik yükümlüsü tedarik şirketi Kurul tarafından yetkilendirilir. Sonkaynak yükümlülüklerine, son kaynak tedarik tarifelerine, tedarik süre, sınırve şartlarının belirlenmesine ve son kaynak tedariği uygulamasına ilişkin usulve esaslar Kurum tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.
(6) Tedarik lisansı sahibi özel sektör tüzel kişilerinin üretim veithalat şirketlerinden satın alacağı elektrik enerjisi miktarı, bir önceki yılülke içerisinde tüketilen elektrik enerjisi miktarının yüzde yirmisini geçemez.Ayrıca, söz konusu özel sektör tüzel kişilerinin nihai tüketiciye satışınıgerçekleştireceği elektrik enerjisi miktarı da bir önceki yıl ülke içerisindetüketilen elektrik enerjisi miktarının yüzde yirmisini geçemez.
(7) Görevli tedarik şirketinin piyasada rekabeti kısıtlayıcı veyaengelleyici etki doğuran davranış veya ilişkilerinin tespiti hâlinde ilgilitedarik şirketi, Kurulca öngörülecek tedbirlere uymakla yükümlüdür. Kurul,bu tedarik şirketinin yönetiminin yeniden yapılandırılması veya dağıtımşirketiyle sahiplik ya da kontrol ilişkisinin belli bir program dâhilindekısıtlandırılmasını ya da sonlandırılmasını da içeren tedbirleri alır.
MADDE 11- (1) Piyasa işletimfaaliyeti, organize toptan elektrik piyasalarının işletilmesi ve bu piyasalardagerçekleştirilen faaliyetlerin mali uzlaştırma işlemleri ile söz konusufaaliyetlere ilişkin diğer mali işlemlerdir.
(2) Bu Kanun ile kuruluş ve tescile ilişkin hükümleri hariç olmaküzere 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve özel hukukhükümlerine tabi, Enerji Piyasaları İşletme Anonim Şirketi ticaret unvanıaltında bir anonim şirket kurulur. EPİAŞ, bu Kanun ve 6102 sayılı Kanunhükümlerine aykırı olmayacak şekilde Kurum tarafından bu Kanunun yürürlüğegirdiği tarihten itibaren altı ay içerisinde hazırlanacak ana sözleşmeninticaret siciline tescil ve ilanı ile faaliyete geçer.
(3) EPİAŞ'ın teşkilat yapısı ile çalışma esasları, buKanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içerisinde Kurum tarafındançıkarılacak yönetmelikle düzenlenir. Borsa İstanbul Anonim Şirketitarafından işletilecek piyasaları ilgilendiren hususlarda Sermaye PiyasasıKurulunun görüşü alınır.
(4) EPİAŞ'taki kamu kuruluşlarının ve kamu sermayeli şirketlerindoğrudan ve dolaylı toplam sermaye payı, Borsa İstanbul Anonim Şirketi hariçyüzde on beşi aşamaz. Bakanlar Kurulu bu oranı iki katına kadar artırmayayetkilidir. EPİAŞ'a hissedar olan kuruluşlar, kamu sermayeli şirketler ve Borsaİstanbul Anonim Şirketi, EPİAŞ'ın yönetiminde temsil edilir.
(5) EPİAŞ, piyasa işletim lisansı kapsamında, Borsa İstanbulAnonim Şirketi ile TEİAŞ tarafından bu Kanun kapsamında işletilen piyasalardışındaki organize toptan elektrik piyasalarının işletim faaliyetini yürütür.EPİAŞ, TEİAŞ tarafından piyasa işletim lisansı kapsamında işletilen organizetoptan elektrik piyasalarının mali uzlaştırma işlemleri ile birlikte gereklidiğer mali işlemleri de yürütür. Kurum ve Sermaye Piyasası Kurulunun görüşleridoğrultusunda EPİAŞ, Sermaye Piyasası Kanununun 65 inci maddesi kapsamındakianlaşmaların tarafı olabilir.
(6) EPİAŞ tarafından lisansı kapsamında işletilmekte olan veyapiyasa faaliyetlerine ilişkin mali uzlaştırma ile mali işlemleri yürütülmekteolan organize toptan elektrik piyasalarında faaliyet gösteren tüzel kişiler,ilgili yönetmelik hükümlerine göre mali uzlaştırma işlemlerinin yürütülebilmesiiçin gerekli verileri TEİAŞ'a ve EPİAŞ'a vermekle yükümlüdür. Sağlananverilerin gizli tutulması ve kamuoyu ile paylaşılmasıyla ilgili usul ve esaslarKurum tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.
(7) EPİAŞ'ın hak ve yükümlülükleri şunlardır:
a) Piyasanın gelişimi doğrultusunda görev alanına giren organizetoptan elektrik piyasalarında yeni piyasalar kurulmasına yönelik çalışmalarıyapmak ve Kuruma sunmak.
b) Bakanlıkça uygun görülmesi hâlinde; görev alanına girenorganize toptan elektrik piyasalarının işletilmesi amacıyla oluşturulan veyaileride oluşturulabilecek uluslararası elektrik piyasalarına taraf olarakkatılmak, bu amaçla kurulan uluslararası elektrik piyasası işletmecisikuruluşlara ortak veya üye olmak.
c) Kurumun belirlediği usul ve esaslar çerçevesinde piyasa işletimtarifelerini belirleyerek Kuruma sunmak.
(8) EPİAŞ'ın piyasa işletim lisansı kapsamı dışında yapacağı diğerenerji piyasası faaliyetlerine ve emisyon ticaretine ilişkin hususlar Bakanlık veSermaye Piyasası Kurulunun görüşü alınarak Kurum tarafından belirlenir.
(9) EPİAŞ tarafından işletilen veya mali uzlaştırma ile diğer maliişlemleri yürütülen organize toptan elektrik piyasalarında faaliyet gösterentüzel kişiler, ilgili yönetmelik uyarınca merkezî uzlaştırma kuruluşutarafından verileceği belirlenen hizmetlerin yerine getirilmesi karşılığında,EPİAŞ tarafından belirlenecek bedelleri merkezî uzlaştırma kuruluşuna öder.
(10) Sermaye piyasası aracı niteliğindeki standardize edilmiş elektriksözleşmelerinin ve dayanağı elektrik enerjisi ve/veya kapasitesi olan türevürünlerin işlem gördüğü piyasaların işleticisi Borsa İstanbul AnonimŞirketidir. Bu piyasalara ilişkin lisanslama ile piyasaların çalışmaesaslarının tespiti, bu piyasalarda işlem görecek sermaye piyasası aracıniteliğindeki elektrik sözleşmeleri ile dayanağı elektrik enerjisi ve/veyakapasitesi olan türev ürünlerin standartlarının belirlenmesi, bu piyasalardakiuzlaştırma işlemleri, işletim tarifeleri, ilgili kişi ve kuruluşlarınyükümlülükleri, gözetim ve denetime ilişkin usul ve esaslar Kurum ve SermayePiyasası Kurulu tarafından müştereken çıkarılan yönetmeliklerle düzenlenir.
(11) Bu Kanun kapsamında organize toptan elektrik piyasalarındayapılan işlemlere ilişkin düzenlenen kâğıtlar damga vergisinden müstesnadır.
(12) EPİAŞ, kurulmasından itibaren altı ay içerisinde Kurumdangerekli piyasa işletim lisansını alarak piyasa işletim faaliyetlerini yürütmeyebaşlar.
(13) EPİAŞ piyasa işletim lisansı alana kadar, ilgili piyasaişletim faaliyetinin TEİAŞ tarafından piyasa işletim lisansı alınmaksızınyürütülmesine devam edilir.
MADDE 15- (1) 11 inci maddeninonuncu fıkrası uyarınca Borsa İstanbul Anonim Şirketi tarafından işletilecekolan piyasalara ilişkin Sermaye Piyasası Kanunu hükümleri saklı olmak üzere,dağıtım şirketleri hariç elektrik piyasası faaliyetleri ile lisanssız faaliyetgösteren kişilerin bu Kanun kapsamındaki inceleme ve denetimi Kurum tarafındanyapılır. Bu Kanun kapsamında tanımlanan elektrik dağıtım şirketlerinin denetimiise Bakanlık tarafından yapılır. Bakanlık, elektrik dağıtım şirketlerinindenetimini, bu konuda ihtisas sahibi olan kamu kurum ve kuruluşlarıyla birlikteyapabilir veya bu kuruluşlara yetki devretmek suretiyle yaptırabilir.Bakanlığın ihtisas sahibi kamu kurum ve kuruluşlarından bu konuya ilişkinolarak yapacağı talepler süresinde karşılanır. Bakanlık tarafından düzenlenenveya karara bağlanan denetim raporları Kuruma bildirilir. Denetim raporusonucuna göre gerekli yaptırım ve işlemler Kurul tarafından karara bağlanır.
(2) Bu Kanun ve su kullanım hakkı anlaşması çerçevesinde elektrikenerjisi üretmek maksadıyla yapılacak olan üretim tesislerinin su yapısıylailgili kısımları ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından yapılacak baraj, göletve regülatör gibi su yapılarının inşasının inceleme ve denetimi DSİ tarafındanyapılır.
(3) Bakanlık, Kurum ve DSİ bu Kanun kapsamındaki denetimyükümlülükleri ile ilgili olarak, sonuçları itibarıyla Bakanlık, Kurum ve DSİ açısındanbağlayıcı olmayacak ve yaptırım içermeyecek şekilde inceleme, tespit veraporlama yapmak üzere yetkilendirecekleri şirketlerden ilgili mevzuatına uygunbir şekilde hizmet satın alabilir. Bu şirketlerin nitelikleri,yetkilendirilmesi ve yetkili şirketlerle denetlenecek şirketlerin hak veyükümlülükleri ile diğer usul ve esaslar ilgisine göre Bakanlık, Kurum ve DSİtarafından çıkarılan yönetmeliklerle düzenlenir.
MADDE 16- (1) Kurul, piyasadafaaliyet gösteren tüzel kişilere aşağıdaki yaptırım ve cezaları uygular:
a) Kurul tarafından bilgi isteme veya yerinde inceleme hâllerinde;istenen bilgilerin yanlış, eksik veya yanıltıcı olarak verildiğinin saptanmasıveya hiç bilgi verilmemesi ya da yerinde inceleme imkânının verilmemesihâllerinde, on beş gün içinde bilgilerin doğru olarak verilmesi veya incelemeimkânının sağlanması ihtar edilir. Yapılan yazılı ihtara rağmen aykırıdurumlarını devam ettirenlere, beş yüz bin Türk Lirası idari para cezasıverilir.
b) Bu Kanun, ikincil mevzuat veya lisans hükümlerine, Kurulkararlarına ve talimatlara aykırı hareket edildiğinin saptanması hâlinde,aykırılığın niteliğine göre aykırılığın otuz gün içinde giderilmesi veyatekrarlanmaması ihtar edilir ve yapılan yazılı ihtara rağmen aykırı durumlarınıdevam ettiren veya tekrar edenlere beş yüz bin Türk Lirası idari para cezasıverilir.
c) Bu Kanun, ikincil mevzuat veya lisans hükümlerine aykırılıkyapılmış olduktan sonra niteliği itibarıyla düzeltme imkânı olmayacak şekildeaykırı davranılması durumunda ihtara gerek kalmaksızın beş yüz bin Türk Lirasıidari para cezası verilir.
ç) Lisans müracaatında veya lisans yürürlüğü sırasında, lisansverilmesinde aranan şartlar konusunda, gerçek dışı belge sunulması veyayanıltıcı bilgi verilmesi veya lisans verilmesini etkileyecek lisansşartlarındaki değişikliklerin Kurula bildirilmemesi hâlinde, sekiz yüz bin TürkLirası idari para cezası verilir. Anılan gerçek dışı belge veya yanıltıcı bilgiveya lisans şartlarındaki değişikliğin düzeltilmesinin mümkün olmaması veyaotuz gün içinde düzeltilmesi için yapılacak yazılı ihtara rağmen aykırı durumlarınıdevam ettirenlerin lisansı iptal edilir.
d) Lisans süresi boyunca iştirak ilişkisi yasağına aykırıdavranışta bulunulması hâlinde, otuz gün içinde iştirak ilişkisinindüzeltilmesi ihtar edilir. Yazılı ihtara rağmen aykırı durumlarını devamettirenlere dokuz yüz bin Türk Lirası idari para cezası verilir.
e) Piyasada lisans kapsamı dışında faaliyet gösterildiğininsaptanması hâlinde, on beş gün içinde kapsam dışı faaliyetin veya aleyhtefaaliyetin durdurulması ihtar edilir. Yapılan yazılı ihtara rağmen aykırıdurumlarını devam ettirenlere bir milyon Türk Lirası idari para cezası verilir.
f) Lisans verilmesine esas olan şartların lisansın yürürlüğüsırasında ortadan kalktığının veya bu şartların baştan mevcut olmadığınınsaptanması hâlinde lisans iptal edilir.
g) Bu Kanuna göre yapılan talep ve işlemlerde kanuna karşı hileveya gerçek dışı beyanda bulunulduğunun tespiti hâlinde lisans iptal edilir.
(2) Yukarıdaki para cezalarını gerektiren fiiller için Kurul,fiilin niteliğine göre ihtar sürelerini farklı uygulayabilir. Söz konusu paracezalarının uygulanmasını takiben para cezasına konu fiilin; verilen ihtarsüresi içerisinde giderilmemesi veya tekrarlanması hâllerinde para cezaları,her defasında bir önceki cezanın iki katı oranında artırılarak uygulanır. Bucezaların verildiği tarihten itibaren iki yıl içinde idari para cezasıverilmesini gerektiren aynı fiil işlenmediği takdirde önceki cezalar tekrardaesas alınmaz. Ancak, aynı fiilin iki yıl içinde tekrar işlenmesi hâlindeartırılarak uygulanacak para cezasının tutarı, cezaya muhatap tüzel kişinin birönceki mali yılına ilişkin bilançosundaki gayrisafi gelirinin yüzde onunuaşamaz. Cezaların bu düzeye ulaşması hâlinde Kurul, lisansı iptal edebilir.
(3) Bir dağıtım bölgesinde lisansı kapsamında faaliyet gösterendağıtım şirketinin, mevzuat ihlallerinin dağıtım faaliyetini Kurum tarafındanhazırlanan yönetmelikte belirlenen usul ve esaslara uygun biçimde yerinegetirmesini kabul edilemeyecek düzeyde aksattığının veya mevzuat ihlallerinindağıtım faaliyetinin niteliğini ya da kalitesini kabul edilemeyecek düzeydedüşürdüğünün veya mevzuata aykırılıkları itiyat edindiğinin veya acze düşmesiya da acze düşeceğinin Kurul kararıyla belirlenmesi durumunda aşağıdakiyaptırımlar ayrı ayrı veya birlikte uygulanabilir:
a) Lisans sahibi tüzel kişinin yönetim kurulu üyelerinin birkısmına veya tamamına görevden el çektirilerek yerlerine Kurul tarafından atamayapılır.
b) Dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi tarafından tarife kapsamındayerine getirilmesi gerekirken getirilmeyen hizmetlerin ve yatırımların malikarşılıkları öncelikle şirketin diğer faaliyetlerinden elde ettiği gelirlerden,yetmemesi hâlinde mevcut ortakların temettü gelirlerinden ve nihayet hisselerinama yazılı ortakların malvarlıklarından temin edilir.
c) Dağıtım sistemini işletme hakkına sahip tüzel kişinin tespitiiçin gereken iş ve işlemler 18 inci maddenin birinci fıkrası çerçevesindegerçekleştirilir.
ç) İlgili dağıtım sistemini işletme hakkını elde ettiğini tevsikeden ve bu Kanun uyarınca öngörülen yükümlülükleri yerine getiren tüzel kişiyeyeni lisans verilir.
d) Kurum tarafından tüketicilerin korunması ve hizmetlerinaksamaması için, lisansı sona erdirilen dağıtım bölgesi için başka bir tüzelkişiye dağıtım lisansı verilene kadar her türlü önlem alınır.
(4) Bir görevli tedarik şirketinin, mevzuat ihlallerinindüzenlemeye tabi faaliyetlerini Kurum tarafından hazırlanan yönetmeliktebelirlenen usul ve esaslara uygun biçimde yerine getirmesini kabul edilemeyecekdüzeyde aksattığının veya mevzuat ihlallerinin düzenlemeye tabi faaliyetlerinniteliğini ya da kalitesini kabul edilemeyecek düzeyde düşürdüğünün veyamevzuata aykırılıkları itiyat edindiğinin veya acze düşmesi ya da aczedüşeceğinin Kurul kararıyla belirlenmesi durumunda aşağıdaki yaptırımlar ayrıayrı veya birlikte uygulanabilir:
a) Lisans sahibi tüzel kişinin yönetim kurulu üyelerinin birkısmına veya tamamına görevden el çektirilerek yerlerine Kurul tarafından atamayapılır.
b) Kurum tarafından tüketicilerin korunması ve hizmetlerinaksamaması için, lisansı sona erdirilen görevli tedarik şirketinin yerine, sonkaynak tedarikçisi olarak başka bir tüzel kişinin belirlenmesine kadar, hertürlü önlem alınır.
c) Kurul tarafından son kaynak tedarikçisi olarak belirlenen tüzelkişiye yeni tedarik lisansı verilir.
(5) Dağıtım lisansı sahibi organize sanayi bölgesinin mevzuatihlallerinin dağıtım faaliyetini öngörülen usul ve esaslara uygun biçimdeyerine getirmesini kabul edilemeyecek düzeyde aksattığının, mevzuatihlallerinin dağıtım faaliyetinin niteliğini ya da kalitesini kabuledilemeyecek düzeyde düşürdüğünün, mevzuata aykırılıkları itiyat edindiğinin,acze düşmesi ya da acze düşeceğinin Kurul kararıyla belirlenmesi durumunda lisansıiptal edilir ve dağıtım faaliyeti ilgili dağıtım şirketince yürütülür.
(6) Kurum dördüncü fıkra kapsamındaki iş ve işlemlerin yapılmasıhususunda diğer kamu kurum ve kuruluşlarıyla iş birliği yapabilir veya gerçekya da özel hukuk tüzel kişilerinden ilgili mevzuat hükümlerine göre hizmetsatın alabilir. Bu hükümlerin uygulamasına ilişkin usul ve esaslar Kurumtarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.
(7) Kurulca dağıtım şirketlerinin yönetim kurullarına atananüyeler aleyhine görevlerinin ifası sebebiyle açılan davalar, atamayı yapanilgili merci olan Kurum aleyhine açılmış sayılır ve bu davalarda husumet Kurumayöneltilir. Yargılama sonucunda Kurum aleyhine karar verilmesi ve kararınkesinleşmesi sebebiyle Kurumun ödeme yapması hâlinde bu meblağ ilgililerinden,kusurlu olduklarına dair mahkeme kararının kesinleşmesi hâlinde, kusurlarıoranında rücu edilir. Dördüncü fıkra kapsamındaki iş ve işlemlerin yapılmasındagörev alan Kurum personeli 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer KamuGörevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanuna tabidir.
(8) Bu maddede düzenlenen tüm idari para cezaları hiçbir şekildeilgili cezayı ödeyen tüzel kişi tarafından hazırlanacak tarifelerde maliyetunsuru olarak yer almaz.
MADDE 22- (1) Lisans sahibitüzel kişiler, lisansları kapsamındaki faaliyetlerle ilgili olarak hizmet alımıyapabilirler. Ancak, bu durum ilgili lisans sahibi tüzel kişinin lisanstankaynaklanan yükümlülüklerinin devri anlamına gelmez. Hangifaaliyetlerin hizmet alımı yoluyla yaptırılabileceği Kurul tarafındanbelirlenir.
GEÇİCİ MADDE 8- (1) EÜAŞveya bağlı ortaklık, iştirak, işletme ve işletme birimleri ile varlıklarına ve4046 sayılı Kanun kapsamında oluşturulacak kamu üretim şirketlerine, bunlarınözelleştirilmeleri hâlinde de geçerli olmak üzere, çevre mevzuatına uyumunayönelik yatırımların gerçekleştirilmesi ve çevre mevzuatı açısından gerekliizinlerin tamamlanması amacıyla 31/12/2018 tarihine kadar süre tanınır. Busürenin üç yıla kadar uzatılmasına Bakanlar Kurulu yetkilidir. Bu süre zarfındave önceki dönemlere ilişkin olarak bu gerekçeyle, EÜAŞ veya bağlı ortaklık,iştirak, işletme ve işletme birimleri ile varlıklarında ve 4046 sayılı Kanunkapsamında oluşturulacak kamu üretim şirketlerinde, bunların özelleştirilmelerihâlinde de geçerli olmak üzere, elektrik üretim faaliyeti durdurulamaz, idaripara cezası uygulanmaz.
GEÇİCİ MADDE 14- (1) Bu Kanununyürürlüğe girdiği tarihten önce geçerli bir üretim lisansına dayalı olaraksantral inşaatına başlamış ancak lisansı herhangi bir sebeple iptal edilmişveya durdurulmuş olan lisans sahiplerine; Bakanlıkça üretim tesisi yatırımınıngeri dönülemez bir noktaya geldiğinin tespit edilmesi ve kamu yararı görülmesişartıyla, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içerisindeKuruma başvurulması hâlinde Kurum tarafından lisans verilir. Bu fıkrahidroelektrik üretim tesislerini kapsamaz.
(2) Başvuru sahipleri, birinci fıkra kapsamında üretim faaliyetiiçin alınması gerekli ruhsat ve izin gibi diğer işlemler, lisans almatarihinden itibaren iki yıl içerisinde tamamlanıncaya kadar, faaliyetlerinedevam ederler. Bu süre içerisinde gerekli izinleri alamayanların faaliyetleri,bu izinler tamamlanıncaya kadar durdurulur.
(3) Bu Kanunun yayımı tarihinden önce birinci fıkra kapsamındakiüretim tesislerinin kullanımı amacıyla tarım dışı amaçlı kullanıma açılmışbulunan arazilerin tarımsal bütünlüğü bozmuyor ise istenilen amaçla kullanımınıteminen bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir yıl içerisinde Gıda, Tarım veHayvancılık Bakanlığına başvurulması, hazırlanacak toprak koruma projesineuyulması ve tarım dışı kullanılan tarım arazilerinin her metrekaresi için yediTürk Lirası ödenmesi şartıyla izin verilir. Tarım arazisi vasfından çıkarılanarazilerin, ilgili kuruluşlarca başvuru sahibinin isteği doğrultusunda vasfıdeğiştirilir.
(4) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Kurumtarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Dava dilekçesinde, Anayasa'nın 2., 5., 7., 8., 11., 35., 48., 56.,90., 128., 138., 153. ve 168. maddelerine dayanılmıştır.
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Haşim KILIÇ, SerruhKALELİ, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra AylaPERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, MuammerTOPAL, Zühtü ARSLAN ve M. Emin KUZ'un katılımlarıyla 11.6.2013 tarihindeyapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasınınincelenmesine, yürürlüğü durdurma isteminin ise esas inceleme aşamasında kararabağlanmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve ekleri, Raportör Mustafa ÇAL tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, dava konusu yasa kuralları, dayanılanAnayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Kanun'un 4. Maddesinin (3) Numaralı Fıkrasının Son Cümlesinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, anonim ve limited şirketlerin anasözleşmelerinde yer alması gereken hususların 6102 sayılı Türk TicaretKanunu'nda gösterilmiş olmasına karşın dava konusu kuralda, elektrikpiyasasında faaliyet gösterecek anonim ve limited şirketlerin anasözleşmelerinde bulunması gereken hususların yönetmelik ile düzenleneceğininbelirtilerek idareye, yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesine aykırı olarakgenel, sınırsız, esasları ve çerçevesi belirsiz bir düzenleme yetkisiverildiği, idareye tanınan bu yetkinin yasama yetkisinin devredilmezliği vehukuk devleti ilkesi ile bağdaşmayacağı belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2.,7., 8. ve 11. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kanun'un 4. maddesinin (3) numaralı fıkrasında, elektrik piyasasındafaaliyet gösterecek özel hukuk hükümlerine tabi tüzel kişilerin, ilgili mevzuathükümlerine göre anonim veya limited şirket olarak kurulması ve anonimşirketlerin sermaye piyasası mevzuatına göre borsada işlem görenler dışındakipaylarının nama yazılı olması gerektiği belirtilmiş; dava konusu kuralda ise buşirketlerin ana sözleşmelerinde bulunması gereken hususlarınyönetmelikle düzenleneceği hükme bağlanmıştır.
Anayasa'nın 7. maddesinde, "Yasama yetkisi Türk Milletiadına Türkiye Büyük Millet Meclisi'nindir. Bu yetki devredilemez."denilmektedir.
Anayasa'nın 7. maddesinegöre, yasama organı anayasal sınırlar içinde kalmak kaydıyla herhangi bir alanıdüzenleme yetkisine sahip bulunmaktadır. Anayasa'da kanunla düzenlenmesiöngörülen konularda, yürütme organına genel, esasları ve sınırları belirsiz birdüzenleme yetkisinin verilmesi olanaklı değildir. Yürütmenin düzenleme yetkisi,sınırlı, tamamlayıcı ve bağımlı bir yetkidir. Bu nedenle Anayasa'da öngörülenayrık durumlar dışında, kanunlarla düzenlenmemiş bir alanda, kanun ileyürütmeye genel nitelikte kural koyma yetkisi verilemez. Ancak ekonomikolayların niteliği, gelişen koşul ve durumlara göre sık sık değişik önlemleralma, bunları kaldırma ve süratli biçimde hareket etme zorunluluğu, yasamaorganının yapısı ve işleyiş biçimi, yasama organının yürütme organınıyetkilendirmesini gerekli kılabilir. Bu gibi durumlarda yasama organı, temelkuralları saptadıktan sonra, uzmanlık ve yönetim tekniğine ilişkin hususları yürütmeorganına bırakabilir. Yürütme organına tanınan yetkinin Anayasa'ya uygunolabilmesi için sınırlı, ilkeleri ve çerçevesi kanun ile belirlenmiş veuzmanlık ve yönetim tekniğine yönelik bir konuya ilişkin bulunmasıgerekmektedir. Bu bağlamda, sık sık değişik önlemler alınmasına veya bunlarınkaldırılmasına gerek görülen ekonomik, teknik veya benzeri alanlarda temelkurallar saptandıktan sonra ayrıntıların düzenlenmesinin idareye verilmesi,yasama yetkisinin devri olarak nitelendirilemez.
Dava konusu kuralla Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (Kurum)tarafından lisanslandırılacak olan elektrik piyasasında faaliyetgösterecek şirketlerin ana sözleşmesinde bulunması gerekenhususların yönetmelikle düzenleneceği kurala bağlanarak,bu şirketlerin elektrik piyasasında sağlıklı ve güvenilir bir hizmetvermesinin temin edilmesi amaçlanmıştır. Dava konusu kurallaelektrik piyasasında faaliyet gösterecek özel hukuk hükümlerine tabi veilgili mevzuat hükümlerine göre anonim veya limited şirket olarak kurulmasıgereken şirketlerin ana sözleşmelerinde bulunması gereken hususlar Anayasagereğince mutlaka kanunla düzenlenmesi gereken konulardan olmadığından kuralınyasama yetkisinin devri anlamı taşımadığı açıktır.
Kaldı ki Kanun'da ilgili şirketlerin anonim veya limited şirketolarak kurulacak olmalarının ifade edilmiş olması yani ilgili şirketlerin 6102sayılı Kanun'a tabi olduklarının açık olması karşısında dava konusu kurallaidareye genel, sınırsız, esasları ve çerçevesi belirsiz bir düzenleme yetkisi verildiğindensöz edilemez. Zira, anonim ve limited şirketlerin ana sözleşmesinde bulunmasıgereken hususların 6102 sayılı Kanun'un 339., 576. ve devamı maddelerdeayrıntılı olarak belirlendiği; dava konusu kural uyarınca da yönetmelikle6102 sayılı Kanun'da belirlenen şartlara ek yeni yükümlülükler getirilemeyeceğiaçık olduğundan kuralda, yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesine aykırılıkbulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın 7. maddesineaykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 2., 8. ve 11. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
B- Kanun'un 9. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının BeşinciCümlesinin, (7) Numaralı Fıkrasının Birinci ve İkinci Cümlelerinin ve (9)Numaralı Fıkrasında Yer Alan ".ile mevcut sayaçların bir programdâhilinde mülkiyetinin devralınması." İbaresinin İncelenmesi
1- (1) Numaralı Fıkranın Beşinci Cümlesi
Dava dilekçesinde, dava konusu kuralla, dağıtım faaliyeti ilebirlikte yürütülmesi verimlilik sağlayacak nitelikte görülen piyasa dışı birfaaliyetin niteliğinin ve bu faaliyetin yürütülmesine ilişkin usul ve esaslarınneler olduğunun Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelik ile belirlenmesininöngörüldüğü, kuralla temel esasları belirlenmeden, sınırları çizilmedenidareye, yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesine aykırı olarak düzenlemeyapma yetkisinin verildiği belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2., 7., 8. ve 11.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kanun'un 9. maddesinde, elektrik piyasası faaliyetlerinden olandağıtım faaliyetinin temel esasları ve dağıtım faaliyetinde bulunacak dağıtımşirketlerinin yükümlülükleri belirtilmiştir. Dava konusu kuralda ise dağıtımfaaliyetiyle birlikte yürütülmesi verimlilik artışı sağlayacak niteliktekipiyasa dışı bir faaliyetin yürütülmesine ilişkin usul ve esasların Kurumtarafından çıkarılan yönetmelikle düzenleneceği öngörülmüştür. Böylece davakonusu kuralla dağıtım şirketlerine verimlilik artışı sağlayacak piyasa dışıfaaliyette bulanabilme imkânı tanınmıştır.
Kuralda yer alan verimlilik artışı sağlayacak niteliktekipiyasa dışı faaliyetten maksadın, madde gerekçesinde de belirtildiğiüzere elektrik sektörü dışında yer alan bazı alanlarda örneğin elektrikhatları üzerinden iletişim ve veri taşınması türünden ortak sinerjiyaratabilecek alanlar yahut tanıtım amaçlı faaliyetler, trafolara reklamalınması gibi faaliyetler olduğu anlaşılmaktadır.
Ekonomik olayların niteliği, gelişen koşul ve durumlara göre sıksık değişik önlemler alma, bunları kaldırma ve süratli biçimde hareket etmezorunluluğu ve yasama organının yapısı ve işleyiş biçimi dikkate alındığında,yasama organının idareyi yetkilendirmesinin gerekli olduğu açıktır. Başka biranlatımla, Anayasa'nın açıkça kanunla düzenlenmesini öngörmediği konularda,yasama organı genel ifadelerle düzenleme yaparak, uzmanlık ve yönetim tekniğineilişkin hususları idareye bırakabilecektir. Bu bağlamda, sık sık değişikönlemler alınmasına veya bunların kaldırılmasına gerek görülen ekonomik, teknikveya benzeri alanlarda kanuni dayanağı olmak kaydıyla ayrıntılarındüzenlenmesinin idareye bırakılması, yasama yetkisinin devri olaraknitelendirilemez.
Bu çerçevede, dava konusu kuralın yer aldığı fıkradaelektrik dağıtım faaliyetine ilişkin temel esasların belirlenmiş ve davakonusu kuralla da ancak verimlilik artışı sağlayabilecek dağıtım faaliyetidışındaki piyasa dışı faaliyetlerin Kurum tarafından çıkartılacak olanyönetmelikle düzenleneceğinin ifade edilmiş olması ve verimlilik artışısağlayabilecek dağıtım faaliyeti dışındaki piyasa dışı faaliyetlerin mutlakakanunla belirlenmesi zorunluluğunun bulunmaması karşısında, yasama yetkisinindevrinden söz edilemez.
Öte yandan, verimlilik artışı sağlayabilecek faaliyetlerin ancakuygulamayla ortaya çıkabileceği ve bu konunun belirlenmesi hususunun daidarenin takdir yetkisi içerisinde kaldığı dikkate alındığında, verimlik artışısağlayacak piyasa dışı faaliyetlerin kanunda ayrıntılı olarak düzenlenmesigerekliliğinden de söz edilemez.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın 7. maddesineaykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 2., 8. ve 11. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
2- (7) Numaralı Fıkranın Birinci ve İkinci Cümleleri
a- Birinci Cümle
Dava dilekçesinde, dağıtım sisteminin bir parçası olarak kabuledilen elektrik sayaçlarının mülkiyetinin kamuya ait olması gerekirken davakonusu kuralla elektrik sayaçlarının da özel şirketlere mülkiyetinin devrininyapıldığı, Anayasa Mahkemesinin daha önce özelleştirmeye ilişkin verdiğikararlarının gerekçelerine aykırıbir düzenleme getirildiği ve Anayasa'nın bir maddesine aykırı olan düzenlemeninAnayasa'nın üstünlüğü ve bağlayıcılığı ve dolayısı ile hukuk devleti ilkesi ilebağdaşmadığı belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2., 11., 153., ve 168.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Dava konusu kural ile dağıtımsistemi kullanıcılarının elektrik enerjisi ölçümlerine ilişkin tesis edilensayaçların mülkiyetinin dağıtım şirketine ait olacağı belirtilmiştir.
Kanun'un 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasının(f) bendinde, dağıtım tesisi, "iletimtesislerinin ve dağıtım gerilim seviyesinden bağlı üretim ve tüketimtesislerine ait şalt sahalarının bittiği noktadan sonraki nihayet direğinden,alçak gerilim seviyesinden bağlı tüketicilerin yapı bina giriş noktalarınakadar, bina giriş ve sayaç arası hariç, elektrik dağıtımı için teçhiz edilmiştesis ve teçhizat ile dağıtım şirketince teçhiz edilen ya da devralınansayaçlar" şeklinde tanımlanmıştır.
Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere, elektriksayaçları dağıtım tesislerinin bir parçası olarak kabul edilmiştir. Bunagöre, 6446 sayılı Kanun'dan önce Elektrik Piyasası Kanunu olarakyürürlükte bulunan 4628 sayılı Kanun'da, özelleştirilen dağıtım tesislerininbitiş noktaları, yani lisanslı özel dağıtım şirketlerinin işletme ve bakımdansorumlu oldukları nihai nokta tam olarak tanımlanmamış iken son yapılan yasaldüzenleme ile bu husus açıklığa kavuşturulmuş ve elektrik sayaçları artıkdağıtım sistemlerinin bir parçası yani bir dağıtım tesisi unsuru hâlinegetirilmiştir.
Anayasa'nın 168. maddesinde, "Tabiiservetler ve kaynaklar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bunlarınaranması ve işletilmesi hakkı Devlete aittir. Devlet bu hakkını belli bir süreiçin, gerçek ve tüzelkişilere devredebilir. Hangi tabiî servet ve kaynağınarama ve işletmesinin, Devletin gerçek ve tüzelkişilerle ortak olarak veyadoğrudan gerçek ve tüzelkişiler eliyle yapılması, kanunun açık iznine bağlıdır.Bu durumda gerçek ve tüzelkişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçeyapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanundagösterilir." denilmiştir.
Dağıtım sisteminin bir parçası hâline getirilenelektrik sayaçlarının sırf bu nedenle tabii kaynak ve servet olarakdeğerlendirilmesi mümkün değildir. Kuralla amaçlanan yukarıda ifade edildiğiüzere sağlıklı bir şekilde işleyen dağıtım faaliyetinin gerçekleştirilmesidir.Tabii servet ve kaynak olarak değerlendirilmesi mümkün olmayan elektriksayaçlarının mülkiyetinin dağıtım şirketlerine ait olmasında bu yönüyleAnayasa'ya aykırılıktan söz edilemez.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın 168. maddesineaykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 2., 11. ve 153. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
b- İkinci Cümle
Dava dilekçesinde, dava konusu ikinci cümleyeilişkin olarak bedeli elektrik abonesi tüketici tarafından ödenerek tesisedilmiş olan bir malın mülkiyetinin (elektrik sayacının) elektrik işletmeciliğiile iştigal eden özel hukuk hükümlerine tabi sermaye şirketlerine bedelsizolarak aktarılmasının Anayasa'nın 2., 11., 35. ve 90. maddelerine aykırı olduğuileri sürülmüştür.
Dava konusu kural, Kanun'unyürürlüğe girdiği tarih itibarıyla mevcut kullanıcıların mülkiyetinde olansayaçların, işletme ve bakım hizmetleri karşılığı kullanıcılardan iz bedelledevralınacağını düzenlemektedir.
Kuralda geçen iz bedel muhasebe kayıtlarında yer verilen en düşüktutar (1 kuruş veya 1 TL) olarak tarif edilmektedir. Görüldüğü üzerekuralda sadece ömrünü tamamlamış sayaçlar yahut kanunen değiştirilmesi zorunlusayaçlar yönünden düzenleme getirilmeyip tüketicilerin mülkiyetinde bulunan tümsayaçları kapsayıcı bir düzenleme öngörülmüştür. Buna göre, tüketicilerinmülkiyetindeki tüm sayaçların mülkiyeti de kural uyarınca sembolik bir bedelleişletme ve bakım hizmetleri karşılığında dağıtım şirketlerine geçecektir.
Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti, insan haklarınadayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukukauygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirereksürdüren, hukuk güvenliğini gerçekleştiren, Anayasa'ya aykırı durum vetutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, yargıdenetimine açık olan devlettir.
Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında, "Herkes,mülkiyet ve miras haklarına sahiptir." denilmek suretiylemülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Mülkiyet hakkı, kişiye başkasınınhakkına zarar vermemek ve kanunların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla,sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma, ürünlerinden yararlanma ve tasarrufolanağı veren bir haktır.
Anayasa'nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hak olarakdüzenlenmemiş, kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlandırılabileceğiöngörülmüştür. Ayrıca, mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırıolamayacağı da belirtilmiştir.
Dava konusu kuralla elektrik sayaçlarının mülkiyetinin devri içintüketicilere herhangi bir nakdi ödeme öngörülmemiş olmakla birlikte tamamenkarşılıksız bir devir durumu da söz konusu değildir. Kuralda belirtildiği üzeresayaçlar bakım ve işletme hizmetleri karşılığı olarak iz bedelledevralınmaktadır. Kuralda herhangi bir süre tahdidi öngörülmediğinden tüketicidava konusu kural uyarınca süresiz olarak ücretsiz bir şekilde sayaç bakım veişletme hizmeti alacaktır.
Bununla birlikte gerek arızalı sayaç değişimi gerekse damga süresidolan sayaçların değişimi işi kapsamında olsun dağıtım şirketleri sınırlarıiçerisinde yapılan tüm sayaç değişiklikleriyle ilgili bedeller Kanun'unyayınlandığı tarihten itibaren dağıtım şirketlerince karşılanacaktır. Bukapsamda hiçbir tüketiciden sayaç bedeli ve sayaç sökme-takma bedeli adıaltında ayrıca bir ücret alınmayacaktır.
Dava konusu kuralda, mülkiyetidevredilecek sayaçlar için tüketicilere sembolik bir ödeme öngörülmüş olmaklabirlikte, sayaçların mülkiyetinin devrine mukabil dağıtım şirketlerince sayaçbakım ve işletme hizmetlerinin tüketiciden herhangi bir bedel talepedilmeksizin gerçekleştirilecek olması, bu yönüyle düzenlemenin hem dağıtımşirketinin daha sağlıklı hizmet vermesiyle tüketicilerin güvenilir ve sorunsuzhizmet almalarına, yani kamu yararına yönelik olduğu hem de tüketicininaleyhine sonuçlar doğurmadığı anlaşıldığından kuralın tüketicilerinmülkiyet hakkına ve hukuk devleti ilkesine aykırılık oluşturmadığı açıktır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın 2. ve 35.maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 11. ve 90. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
3- (9) Numaralı Fıkrada Yer Alan ".ile mevcut sayaçlarınbir program dâhilinde mülkiyetinin devralınması." İbaresi
Dava dilekçesinde, dağıtım sisteminin bir parçası olarak kabuledilen dağıtım gerilim seviyesinden bağlı tüketicilerin mevcut sayaçlarınınmülkiyetinin kamuya ait olması gerekirken dava konusu kuralla dağıtımşirketlerine devrinin yapıldığı, Anayasa Mahkemesinin daha önce özelleştirmeyeilişkin verdiği kararlarının gerekçelerine aykırı bir düzenleme getirildiği veAnayasa'nın bir maddesine aykırı olan düzenlemenin Anayasa'nın üstünlüğü vebağlayıcılığı ve dolayısı ile hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmayacağıbelirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2., 11., 153., ve 168. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Dava konusu kuralla, dağıtım gerilim seviyesinden bağlıtüketicilerin mevcut sayaçlarının mülkiyetini devralma işlemlerinin dağıtımşirketince gerçekleştirileceği hükme bağlanmıştır.
Kuralın, Kanun'un 9. maddesinin (7) numaralı fıkrası ilebirlikte değerlendirilmesi yapıldığında ve anılan fıkraya ilişkin gerekçe dedikkate alındığında kuralda mevcut sayaçların iz bedelle işletme ve bakımhizmetleri karşılığında devralınması işlemlerinin kastedildiği ve bu devralınmaişlemlerinin dağıtım şirketlerince gerçekleştirileceği açıktır.
Dava konusu kural, Kanun'un 9. maddesinin (7) numaralı fıkrasınınbirinci cümlesi ile aynı niteliktedir. Bu nedenle, Kanun'un 9. maddesinin (7)numaralı fıkrasının birinci cümlesinin incelenmesi kapsamında yapılandeğerlendirmeler ve belirtilen gerekçeler ile ulaşılan sonuç, dava konusukural bakımından da geçerli bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın 168. maddesineaykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 2., 11. ve 153. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
C- Kanun'un 10. Maddesinin (3) ve (7) Numaralı Fıkralarının SonCümlelerinin İncelenmesi
1- (3) Numaralı Fıkranın Son Cümlesi
Dava dilekçesinde, tedarik şirketlerinin ithalat ve ihracat faaliyetlerinin uygulanmasına ilişkinolarak Kuruma temel esasları belirlenmeden, sınırları çizilmedenyönetmelik çıkarma yetkisinin verildiği ve böylece yasama yetkisinindevredilmezliği ilkesine aykırılık oluşturulduğu belirtilerek kuralın,Anayasa'nın 2., 7., 8. ve 11. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Dava konusu kuralla, tedarik şirketlerinin toptan ve perakendesatış faaliyeti olarak kabul edilen ithalatve ihracat faaliyetininuygulamasına ilişkin usul ve esasların Kurumtarafından çıkarılan yönetmelikle düzenleneceği kurala bağlanmıştır.
Kanun'un 10. maddesinin (3) numaralı fıkrasında, tedarikşirketlerince elektrik enerjisi ithalatı ve ihracatı faaliyetlerininEnerjive Tabii Kaynaklar Bakanlığının uygun görüşü doğrultusunda uluslararasıenterkonneksiyon şartı oluşmuş ülkelerden veya ülkelere ve ancak EnerjiPiyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) onayı ile gerçekleştirilebileceğinin ifadeedilmiş olması karşısında Kuruma verilen yönetmelikle düzenleme yetkisininithalat ve ihracat faaliyetlerinin teknik veya benzeri ayrıntılara ilişkinolduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan Kanun'un "İthalat ve ihracatfaaliyetleri" başlıklı 12. maddesinde bu faaliyetlerin temel ilkeve esaslarının belirlenmiş olması, aynı zamanda tedarik şirketleriningerçekleştirecekleri ithalat ve ihracat faaliyetlerine ilişkin her teknikayrıntının mutlaka kanunla belirlenmesi gerekliliğinden söz edilemeyecek olmasıda dikkate alındığında, düzenleme yasama yetkisinin devri niteliğitaşımamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın 7. maddesineaykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 2., 8. ve 11. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
2- (7) Numaralı Fıkranın Son Cümlesi
Dava dilekçesinde, dava konusu kuralla, Kurula, görevli tedarikşirketinin yönetiminin yeniden yapılandırılması veya dağıtım şirketiylesahiplik ya da kontrol ilişkisinin belli bir program dâhilindekısıtlandırılmasını ya da sonlandırılmasını da içeren tedbirleri alma yetkisiverilmiş olduğu, tedarik şirketinin yönetiminin yeniden yapılandırılması vedağıtım şirketiyle sahiplik ya da kontrol ilişkisinin kısıtlandırılmasınınçağdaş ölçütlere ve küresel ekonomik gereklere aykırı olarak, Devletin özelteşebbüsleri sınırları ve mahiyeti kanun ile açıkça belirlenmemiş idariişlemlerle sürekli denetim altında tutması anlamını taşıdığının açık olduğu,böyle bir düzenlemenin, Anayasa'nın 48. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan"özel teşebbüslerin milli ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlarauygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacaktedbirleri almak" görevinin sınırlarını demokratik bir toplumdazorunlu olmayan ölçüde aşan, ağır bir müdahale niteliğinde olduğu belirtilerekkuralın, Anayasa'nın 2., 11. ve 48. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
Dava konusu kuralla, görevli tedarik şirketinin piyasadarekabeti kısıtlayıcı veya engelleyici etki doğuran davranış veya ilişkilerinintespiti hâlinde Kurulun, görevli tedarik şirketinin yönetimininyeniden yapılandırılması veya dağıtım şirketiyle sahiplik ya da kontrolilişkisinin belli bir program dâhilinde kısıtlandırılmasını ya dasonlandırılmasını da içeren tedbirleri alacağı kurala bağlanmıştır.
Tedarik şirketleri, herhangi bir bölge sınırlaması olmaksızınserbest tüketicilere toptan veya perakende satış faaliyetlerinde bulunabilmeimkânına sahip olmakla birlikte dağıtım şirketi tarafından yürütülmekte olanperakende olarak elektrik satış faaliyetleri yine bu dağıtım şirketlerincekurulan görevli tedarik şirketi tarafından yerine getirilmektedir. Görevlitedarik şirketleri, ilgili dağıtım bölgesinde bulunan serbest tüketici olmayantüketicilere Kurul tarafından onaylanan perakende satış tarifeleri üzerindenelektrik enerjisi satışı yapmaktadır.
Görevli tedarik şirketi, serbest tüketici niteliğini haiz olduğuhâlde, başka bir tedarikçiden elektrik enerjisi temin etmeyen tüketicilere, sonkaynak tedarikçisi sıfatıyla elektrik enerjisi sağlamakla yükümlü kılınmıştır.Bu şirketin son kaynak tedarikçisi sıfatıyla faaliyet göstereceği bölge, ilgilidağıtım bölgesidir ve bu husus tedarik lisansında belirtilmektedir. Son kaynaktedarikçisi sıfatıyla sağlanacak elektrik enerjisi tarifeleri, Kurul tarafındanbelirlenmektedir. Son kaynak tedarik yükümlülüğü bulunan tedarik şirketininlisansının sona ermesi veya iptali hâlinde, ilgili bölge için son kaynaktedarik yükümlüsü tedarik şirketi Kurul tarafından yetkilendirilecektir.
Dava konusu kuralın gerekçesinden, dağıtım şirketince kendibölgesinde faaliyet göstermesi amacıyla kurulan görevli tedarik şirketininilgili dağıtım bölgesinde tekel oluşturmasının engellenmesi ve böyleliklerekabet ortamı oluşturularak hem tüketicilerin hem de ilgili dağıtım bölgesindefaaliyet göstermek isteyen tedarik şirketlerinin korunmasının amaçlandığıanlaşılmaktadır. Bu bağlamda dava konusu kural uyarınca, herhangi bir bölgesınırlaması olmaksızın serbest tüketicilere toptan veya perakende satışfaaliyetlerinde bulunabilme imkânına sahip tedarik şirketlerinin ilgili dağıtımbölgesinde olan faaliyetlerinin engellenmesinin önüne geçilebilecektir. Başkabir anlatımla ilgili dağıtım bölgesinde dağıtım faaliyetlerini gerçekleştirecekolan dağıtım şirketinin ve onun bünyesinde bulunan görevli tedarik şirketininözel sektör tekeli oluşturmasının önlenmesinin ve dağıtım faaliyeti ileperakende satış faaliyetlerinin ayrıştırılmasının sağlanmasının hedeflenmişolduğu açıktır.
Anayasa'nın 48. maddesinde, "Herkes dilediği alandaçalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmakserbesttir. Devlet, özel teşebbüslerin milli ekonominingereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içindeçalışmasını sağlayacak tedbirleri alır." denilmiştir
Buna göre, çalışma ve sözleşme hürriyeti uyarınca özel teşebbüslerkurmak serbest olmakla birlikte Devlet özel teşebbüslerin millî ekonominingereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içindeçalışmasını sağlayacak tedbirleri almakla yükümlüdür.
Dava konusu kuralla, piyasada rekabet ortamı oluşturularakenerjinin kaliteli, sürekli, kesintisiz, düşük maliyetli ve çevreyleuyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için, istikrarlı veşeffaf bir elektrik enerjisi piyasasının oluşturulması amacıyla hemtüketicilerin hem de piyasada faaliyet gösterecek diğer tedarik şirketlerininkorunmasının sağlanması için getirilen düzenlemenin Anayasa'nın48.maddesinde belirtilen millî ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygunişlemesini sağlayacak önlemler niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Başka biranlatımla kuralın Devlete, Anayasa'nın 48. maddesiyle verilen özelteşebbüslerin millî ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini,güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alaraktüketicilerin korunması görevlerinin yerine getirilmesine yönelik olduğuaçıktır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın 48. maddesineaykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 2. ve 11. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
D- Kanun'un 11. Maddesinin (3) Numaralı Fıkrasının BirinciCümlesinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, kuralla Enerji Piyasaları İşletme AnonimŞirketinin (EPİAŞ) teşkilat yapısı ile çalışma esaslarının Kurum tarafındançıkarılacak yönetmelikle düzenlenmesinin öngörüldüğü, yapılan düzenlemedeEPİAŞ'ın "teşkilat yapısı" ve "çalışmaesasları"ndan sadece kavram olarak söz edildiği, bu konularda temelilkeler konularak çerçevenin çizilmemiş olduğu belirtilerek kuralın,Anayasa'nın 2., 7., 8. ve 11. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Dava konusu kuralla EPİAŞ'ın teşkilat yapısı ile çalışmaesaslarının, Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içerisindeKurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği öngörülmüştür.
Rekabetçi bir enerji piyasası tesis edilerek sağlıklı birfiyat oluşumunu temin etmek amacıyla kurulan EPİAŞ'ın serbest piyasaekonomisinin bir gereği olarak özel hukuk hükümlerine tabi olduğuanlaşılmaktadır. Zira Kanun'un 11. maddesinde, EPİAŞ'ın kuruluş ve tescileilişkin hükümleri hariç olmak üzere 6102 sayılı Kanun ve özel hukuk hükümlerinetabi olacağı ifade edilmiştir. Ayrıca anılan maddenin (4) numaralı fıkrasında,EPİAŞ'taki kamu kuruluşlarının ve kamu sermayeli şirketlerin doğrudan vedolaylı toplam sermaye payının, Borsa İstanbul Anonim Şirketi hariç % 15'iaşamayacağı, Bakanlar Kurulunun bu oranı iki katına kadar artırmaya yetkiliolduğu ifade edilmiş; (7) numaralı fıkrasında ise EPİAŞ'ın hak veyükümlülükleri sıralanmıştır.
Bu çerçevede, Kanun'un 11. maddesi uyarınca kurulmasıöngörülen EPİAŞ'ın kuruluş, tescil, denetleme, sermaye, tasfiye ve işleyişininkanunla düzenlenmesi zorunluluğunun bulunmaması yanında, anılan maddenin(2) numaralı fıkrasında EPİAŞ'ın kuruluş ve tescile ilişkin hükümlerihariç olmak üzere 6102 sayılı Kanun ve özel hukuk hükümlerine tabi olacağınınaçıkça ifade edilmiş olması karşısındaanılan şirketin teşkilat yapısı veçalışma esaslarının belirlenmesinin düzenleyici işlemlerebırakılmasının yasama yetkisinin devri anlamı taşımadığıaçıktır. Zira 6102 sayılı Kanun'da anonim şirketlerin tabi kılındığı genelhükümler, kuruluş, şirketin organları olan yönetim kurulu ve genel kurulunoluşumu, şirketin denetlemesine ve işleyişine ilişkin temel ilkelerbelirlenmiştir. Anayasa'da özel hukuk hükümlerine göre faaliyetlerini sürdürentüzel kişilerin organları ve bunların çalışma esasları konusunda birbelirlemenin bulunmadığı dikkate alındığında, dava konusukurallarda EPİAŞ'ın teşkilat yapısı ile çalışma esaslarının Kanun'daayrıntılı bir biçimde düzenlenmeyerek bu konuda idareye takdir hakkı verilmesiyasama yetkisinin devri olarak değerlendirilemez.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın 7. maddesineaykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 2., 8. ve 11. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
E- Kanun'un 15. Maddesinin (3) Numaralı Fıkrasının İncelenmesi
Dava dilekçesinde, asli ve sürekli görevler kapsamındabulunan denetim görevinin Bakanlık, Kurum ve Devlet Su İşleri (DSİ)tarafından yetkilendirilecek şirketlerden hizmet satın alınması yoluyla yerinegetirilecek olmasının Anayasa'nın 128. maddesiyle bağdaşmadığı ve hiçbir ölçügetirilmeden, çerçeve çizilmeden, kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli vesürekli görevlerden olan denetim görevine ilişkin denetim şirketlerininnitelikleri, yetkilendirilmesi, seçimi, yetkili denetim şirketleri vedenetime tabi şirketlerin hak ve yükümlülüklerine ilişkin usul ve esaslarınBakanlık, Kurum ve DSİ tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenecekolmasının Anayasa'nın 2., 7., 8., 128. maddelerine ve Anayasa Mahkemesi'ninbenzer konuda 5.7.2012 tarihli ve E.2011/27, K.2012/101 sayılı kararındakiiptal gerekçesi bu madde için de geçerli olduğundan 153. maddesine aykırıolduğu ileri sürülmüştür.
Kanun'un 15. maddesinin (1) numaralıfıkrasında, Bakanlık, Kurum ve DSİ tarafından gerçekleştirilecek denetimfaaliyeti ve uygulanacak yaptırımlar düzenlenmiştir. Buna göre, dağıtımşirketleri hariç elektrik piyasası faaliyetleri ile lisanssız faaliyet gösterenkişilerin Kanun kapsamındaki inceleme ve denetimi Kurum tarafındanyapılacaktır. Kanun kapsamında tanımlanan elektrik dağıtım şirketlerinindenetiminin ise Bakanlık tarafından yapılacağı ifade edilmiştir. Bakanlık,elektrik dağıtım şirketlerinin denetimini, bu konuda ihtisas sahibi olan kamukurum ve kuruluşlarıyla birlikte yapabilecek veya bu kuruluşlara yetkidevretmek suretiyle yaptırabilecektir. Bakanlığın ihtisas sahibi kamu kurum vekuruluşlarından bu konuya ilişkin olarak yapacağı talepler süresindekarşılanacaktır. Bakanlık tarafından düzenlenen veya karara bağlanan denetimraporları Kuruma bildirilecek olup denetim raporu sonucuna göre gerekliyaptırım ve işlemler Kurul tarafından karara bağlanacaktır.
Anılan maddenin (2) numaralı fıkrasında ise Kanun ve su kullanımhakkı anlaşması çerçevesinde elektrik enerjisi üretmek maksadıyla yapılacakolan üretim tesislerinin su yapısıyla ilgili kısımları ile gerçek ve tüzelkişiler tarafından yapılacak baraj, gölet ve regülatör gibi su yapılarınıninşasının inceleme ve denetiminin DSİ tarafından yapılacağı ifade edilmiştir.
Kanun'un 15. maddesinin (3) numaralı fıkrasının dava konusu ilkcümlesinde Bakanlık, Kurum ve DSİ'nin, Kanun kapsamındaki denetimyükümlülükleri ile ilgili olarak, sonuçları itibarıyla Bakanlık, Kurum ve DSİaçısından bağlayıcı olmayacak ve yaptırım içermeyecek şekilde inceleme, tespitve raporlama yapmak üzere yetkilendirecekleri şirketlerden ilgili mevzuatınauygun bir şekilde hizmet satın alabileceği hükme bağlanmıştır.
Anayasa'nın 128. maddesinin birinci fıkrasında, "Devletin,kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idareesaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiğiaslî ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür."hükmü yer almaktadır.
Genel olarak kurum ve kuruluşların işlemlerinin ve bu işlemleriyapanların veya iktisadi faaliyet ve olaylarla ilgili olarak ileri sürüleniddiaların önceden belirlenmiş standartlara, ölçütlere ve kurallara uygun olupolmadığını tarafsızca kanıt toplayarak araştıran, değerlendiren ve ilgililereraporlayan sistematik bir süreç olarak tanımlanan denetim faaliyeti, başlıbaşına icrai sonuç doğuran bir işlem veya karar niteliğini haizdeğildir. Denetim sonucu düzenlenen raporlar idari işlem kuramı uyarıncahazırlık işlemi niteliğinde olup bu raporların hazırlanması, denetlenen kişininhukukunda değişiklik yaratmamaktadır. Asıl icrai işlem, denetim sonucundayetkili makamlarca alınan cezai ve idari kararlar ile başvurulan diğer hukukitedbirlerdir. Bu nedenle kural olarak denetim faaliyetinin özel kişilerdenhizmet satın alınması yoluyla yürütülmesi Anayasa'ya aykırı olmaz.
Dava konusu kuralla, Bakanlık, Kurum ve DSİ'nin Kanunkapsamındaki denetim yükümlülükleri ile ilgili olarak, her türlüdenetimini yetkilendireceği denetim şirketlerine, hizmet satın almak suretiyleyaptırmasına olanak tanınmakla birlikte sonuçları itibarıyla anılandenetim raporlarının bağlayıcı olmayacağı ve yaptırım içermeyeceği ifadeedilmiştir. Bu kapsamda düzenlenecek denetim raporlarının bildirilmesiüzerine denetim raporu dikkate alınarak gerekli yaptırım veişlemlerin Bakanlık, Kurum ve DSİ tarafından karara bağlanacağıaçıktır. Denetim sonucu Kanun'da öngörülen hukuki, cezai ve idari tedbirleriuygulama yetkisi Bakanlık, Kurum ve DSİ'de kalmaya devam ettiğinden,teknik destek sağlamaktan ibaret, hazırlık işlemi niteliğinde bir görev olduğuanlaşılan Kanun kapsamındaki denetim yükümlülükleri ile ilgiliolarak denetim görevinin memur ve diğer kamu görevlisi niteliğinde olmayanüçüncü kişilere gördürülmesinde de Anayasa'ya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Kanun'un 15. maddesinin (3) numaralı fıkrasının ikinci cümlesindedenetim şirketlerinin nitelikleri, yetkilendirilmesi, seçimi, yetkili denetimşirketleri ve denetime tabi şirketlerin hak ve yükümlülüklerine ilişkin usul veesasların Bakanlık, Kurum ve DSİ tarafından çıkarılacak yönetmelikledüzenlenmesi öngörülmüştür.
4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 48. maddesinde, denetimfaaliyeti, danışmanlık hizmeti olarak kabul edilmiş ve bu suretle denetimfaaliyetinin danışmanlık hizmeti satın alınması yoluyla üçüncü kişileregördürülmesine olanak tanınmıştır. Bu bağlamda Bakanlığın, Kurumun ve DSİ'nindenetim şirketlerini yetkilendirmesi, 4734 sayılı Kanun çerçevesindegerçekleştirilecektir. Anılan Kanun'un 2. maddesine göre genel bütçekapsamındaki kamu idareleri ve bağımsız bütçeli kuruluşların kullanımındabulunan her türlü kaynaktan karşılanan mal veya hizmet alımları ile yapımişlerinin ihaleleri bu Kanun hükümlerine göre yürütüleceği için Bakanlık, Kurumve DSİ tarafından denetim hizmeti satın alınması da anılan Kanun hükümleriuyarınca yerine getirilecektir. Dolayısıyla denetim şirketlerininniteliklerinin belirlenmesi, seçimi ve yetkilendirilmesinin, 4734 sayılıKanun'da yer alan hükümler çerçevesinde gerçekleştirileceği anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan Bakanlık, Kurum ve DSİ tarafından yetkilendirilecekşirketlerin 6102 sayılı Kanun'a göre kurulmuş şirketler olacaklarında kuşkubulunmamaktadır. Ayrıca Bakanlık, Kurum ve DSİ'nin bu şirketlerden hizmet satınalması bir özel hukuk sözleşmesiyle olacağından, şirketlerin hak veyükümlülükleri ile sözleşmeye aykırılık durumunda uygulanacak yaptırımlar, 6098sayılı Türk Borçlar Kanunu, 4734 sayılı Kanun ve 6102 sayılı Kanun hükümleriuyarınca belirlenecektir.
Konunun genel çerçevesi, 6098 sayılı Kanun, 4734 sayılı Kanun ve6102 sayılı Kanun ile belirlendikten sonra denetim şirketlerinin nitelikleri,yetkilendirilmesi, seçimi, yetkili denetim şirketleri ve denetime tabişirketlerin hak ve yükümlülükleriyle ilgili idari ve teknik ayrıntılara ilişkinusul ve esasların düzenlenmesinin yönetmeliğe bırakılması yasama yetkisinindevri anlamına gelmez.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın 7. ve 128.maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 2., 8. ve 153. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
F- Kanun'un 16. Maddesinin (6) Numaralı Fıkrasının İncelenmesi
Dava dilekçesinde, dava konusu kuralın da yer aldığı Kanun'un 16.maddesinin (4) numaralı fıkrası kapsamındaki iş ve işlemlerin görevli tedarikşirketlerinin denetimine giren iş ve işlemler olduğu, bu fıkrada belirtilenmevzuat ihlallerinin ancak denetim sonucu belirlenebileceğinin çok açık olduğu,mevzuat ihlallerinin denetim esaslarına ilişkin temel ilkeler belirlenmeksizinve çerçevesi çizilmeksizin, yürütme organına söz konusu usul ve esaslarınyönetmelik ile düzenlenmesi konusunda yetki verilmesinin yasama yetkisinindevredilmezliği ilkesi ile bağdaşmayacağı belirtilerek kuralın, Anayasanın 2.,7., 8. ve 11. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kanun'un 16. maddesinin (4) numaralı fıkrasında, "Birgörevli tedarik şirketinin, mevzuat ihlallerinin düzenlemeye tabifaaliyetlerini Kurum tarafından hazırlanan yönetmelikte belirlenen usul veesaslara uygun biçimde yerine getirmesini kabul edilemeyecek düzeydeaksattığının veya mevzuat ihlallerinin düzenlemeye tabi faaliyetlerinniteliğini ya da kalitesini kabul edilemeyecek düzeyde düşürdüğünün veyamevzuata aykırılıkları itiyat edindiğinin veya acze düşmesi ya da aczedüşeceğinin Kurul kararıyla belirlenmesi durumunda aşağıdaki yaptırımlar ayrıayrı veya birlikte uygulanabilir:
a) Lisans sahibi tüzel kişinin yönetim kurulu üyelerinin birkısmına veya tamamına görevden el çektirilerek yerlerine Kurul tarafından atamayapılır.
b) Kurum tarafından tüketicilerin korunması ve hizmetlerinaksamaması için, lisansı sona erdirilen görevli tedarik şirketinin yerine, sonkaynak tedarikçisi olarak başka bir tüzel kişinin belirlenmesine kadar, hertürlü önlem alınır.
c) Kurul tarafından son kaynak tedarikçisi olarak belirlenen tüzelkişiye yeni tedarik lisansı verilir." denilmektedir.
Dava konusu kuralda ise Kurumun, (4) numaralı fıkra kapsamındakiiş ve işlemlerin yapılması hususlarının tespitinde diğer kamu kurumve kuruluşlarıyla iş birliği yapabileceği veya gerçek ya da özel hukuk tüzelkişilerinden ilgili mevzuat hükümlerine göre hizmet satın alabileceği ifadeedilmiş ve bu hükümlerin uygulamasına ilişkin usul ve esasların Kurumtarafından çıkarılan yönetmelikle düzenleneceği ifade edilmiştir.
Görevli tedarik şirketlerinin denetimine ilişkin olarak hizmetsatın alınması ve bunun uygulamasına ilişkin usul ve esaslarınyönetmelikle düzenlenmesi hususu yukarıda incelenen Kanun'un 15. maddesinin (3)numaralı fıkrasıyla benzerlik arz etmektedir. Yukarıda da ifade edildiğiüzere denetim görevinin memur ve diğer kamu görevlisi niteliğinde olmayanüçüncü kişilere gördürülmesinin veya başka bir deyişle bu konuda hizmet satınalınmasının Anayasa'ya aykırı olmadığı açıktır.
Kuralda, atıf yapılan maddenin (4) numaralı fıkrasında hizmetsatın alınabilecek veya diğer kurumlardan yardım alınabilecek hususlar tek teksayılmış ve anılan fıkrada yaptırımların nihai olarak Kurul tarafındanuygulanacağı ifade edilmiştir. Başka bir anlatımla dava konusu kuralın genelçerçevesi ve tespit edilecek mevzuat ihlallerinin temel esasları maddenin (4)numaralı fıkrasında belirlenmiştir. Dava konusu kural ve anılan (4) numaralıfıkra birlikte değerlendirildiğinde görevli tedarik şirketlerinin mevzuatihlallerinin tespitinde yardım alınan veya hizmet satın alınan özel hukuk tüzelkişisinin raporlarının yaptırım içermediği ve Kurul açısından bağlayıcıolmadığı, alınan yardım veya hizmetin teknik destek sağlamaktan ibaret,hazırlık işlemi niteliğinde olduğu, mevzuat eksikliklerinin nihai olaraktespitinin ve yaptırım uygulanmasının Kurulun yetkisi dâhilinde olduğuanlaşılmaktadır.
Diğer taraftan hizmet satın alınabilecek gerçek veya özel hukuktüzel kişilerinin 6098 sayılı Kanun, 4734 sayılı Kanun ve 6102sayılı Kanun ile belirlendikten sonra bu şirketlerin nitelikleri,yetkilendirilmesi, seçimi, yetkili denetim şirketleri ve denetime tabişirketlerin hak ve yükümlülükleriyle ilgili idari ve teknik ayrıntılara ilişkinusul ve esasların düzenlenmesinin yönetmeliğe bırakılması yasama yetkisinindevri anlamına gelmeyeceği de açıktır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın 7. maddesineaykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 2., 8. ve 11. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
G- Kanun'un 22. Maddesinin Son Cümlesinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, lisans sahibi tüzel kişilerin, lisanslarıkapsamındaki faaliyetlerle ilgili olarak hizmet alımı yapabileceklerifaaliyetlerin temel ilkelerinin konulup, çerçevesi çizilmemiş olduğubelirtilerek kuralın, Anayasanın 2., 7., 8. ve 11. maddelerine aykırı olduğuileri sürülmüştür.
Kanun'un 22. maddesi ile elektrik enerjisiüretim, iletim ve dağıtım faaliyeti gösteren tüzel kişilerin,gerekli hâllerde üretim, iletim ve dağıtım tesislerinin işletilmesi ve bakımonarım işlerini hizmet alımı yoluyla yaptırabilmeleri kurala bağlanmış ve budurumun ilgili lisans sahibi tüzel kişinin lisanstan kaynaklananyükümlülüklerinin devri anlamına gelmeyeceği belirtilmiştir. Dava konusukuralla da hangi faaliyetlerin hizmet alımı yoluyla yaptırılabileceğinin Kurultarafından belirleneceği hüküm altına alınmıştır.
Kanun'un "Lisans esasları" başlıklı 5.maddesinde elektrik piyasasında faaliyet gösterecek tüzel kişilerin faaliyetalanlarına ilişkin temel ilkelerin ve tüzel kişilerin asli işlerine ilişkinKuruldan alacakları izinlerin ayrıntılı olarak öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Bukapsamda kuralda belirtilen hizmet alımı yapılacak faaliyetlerin lisanssahiplerinin asli işleri kapsamında olmaması, bu hususun kuralda hizmetalımının lisans sahibi tüzel kişinin lisanstan kaynaklanan yükümlülüklerinindevri anlamına gelmeyeceğinin açıkça ifade edilmiş olması, Kurulun görev veyetkileri ile elektrik piyasasında faaliyet gösterecek tüzel kişilerin ilgilifaaliyet alanına ilişkin lisans esaslarının Kanun'da açıkça gösterilmiş olmasıkarşısında dava konusu kuralla Kurula tanınan yetkinin yasama yetkisinindevri anlamına gelmediği açıktır.
Diğer taraftan serbest piyasa koşullarında ilgili lisans sahibitüzel kişilerin asli işlemleri kapsamında olmayan hizmet alımı yapabileceklerialanların değişkenlik gösterebileceği, bu bağlamda şirketlerin ihtiyaçları veuygulama doğrultusunda şekillenebilecek anılan bu tali faaliyet alanlarının herdefasında kanunla belirlenmesinin mümkün olmadığı dikkate alındığındaKurula, tüketicilere güvenilir, kaliteli, kesintisiz ve düşük maliyetlielektrik enerjisi hizmeti verilmesini teminen böyle bir yetki tanınması kanunkoyucunun takdirindedir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın 2. ve 7.maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 8. ve 11. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
H- Kanun'un Geçici 8. Maddesininİncelenmesi
Dava dilekçesinde, elektrik üretim şirketlerine çevre mevzuatınauyumuna yönelik yatırımların gerçekleştirilmesi ve çevre mevzuatı açısındangerekli izinlerin tamamlanması amacıyla 31.12.2018 tarihine kadar süretanınmasının ve bu süreyi de üç yıla kadar uzatma hakkının verilmesinin,sanayileşmenin getirdiği hava ve su kirlenmesi nedeniyle sağlıklı bir çevredeyaşama hakkını oldukça uzun bir süre ortadan kaldırılması anlamına geldiğibelirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2., 5., 11. ve 56. maddelerine aykırı olduğuileri sürülmüştür.
Dava konusu kuralla, Elektrik Üretim Anonim Şirketi (EÜAŞ) veyabağlı ortaklık, iştirak, işletme ve işletme birimleri ile varlıklarına ve 4046sayılı Kanun kapsamında oluşturulacak kamu üretim şirketlerine, bunlarınözelleştirilmeleri hâlinde de geçerli olmak üzere, çevre mevzuatına uyumuna yönelikyatırımların gerçekleştirilmesi ve çevre mevzuatı açısından gerekli izinlerintamamlanması amacıyla 31.12.2018 tarihine kadar süre tanınacağı hükmebağlanmıştır. Kuralda bu sürenin üç yıla kadar uzatılmasına Bakanlar Kurulununyetkili olduğu ve bu süre zarfında ve önceki dönemlere ilişkin olarak bugerekçeyle, EÜAŞ veya bağlı ortaklık, iştirak, işletme ve işletme birimleri ilevarlıklarında ve 4046 sayılı Kanun kapsamında oluşturulacak kamu üretimşirketlerinde, bunların özelleştirilmeleri hâlinde de geçerli olmak üzere,elektrik üretim faaliyetinin durdurulamayacağı ve idari para cezasıuygulanamayacağı belirtilmiştir.
Kanunların, kamu yararının sağlanması amacına yönelik olması,genel, objektif, adil kurallar içermesi ve hakkaniyet ölçütlerini gözetmesi vekazanılmış hakları ihlâl etmemesi Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukukdevleti olmanın gereğidir. Bu nedenle kanun koyucunun hukuki düzenlemelerdekendisine tanınan takdir yetkisini anayasal sınırlar içinde adalet, hakkaniyetve kamu yararı ölçütlerini göz önünde tutarak kullanması gerekir.
Anayasa'nın 5. maddesinde, "Devletin temel amaç vegörevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkeninbölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumunrefah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini,sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayansiyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevîvarlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır." denilmektedir.
Anayasa'nın "Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması"başlıklı 56. maddesinde de, "Herkes, sağlıklı ve dengeli birçevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumakve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir." hükmüyer almaktadır.
Anayasa'nın 5. maddesiyle kişilerin ve toplumun refah, huzur vemutluluğunu sağlama ve insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi içingerekli şartları hazırlama ödevi Devlete verilirken; 56. maddesiyle de herkesin,sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu belirtilerek buhakkı korumanın yine Devletin ödevi olduğu vurgulanmaktadır.
Devlete verilen bu görevlerin yaşama geçirilmesi bakımından, çevremevzuatıyla getirilen düzenlemeler büyük önem taşımaktadır. Anayasa'nın 5. ve56. maddeleri ile Devlete verilen görevlerin yerine getirilmesi, elektriküretim faaliyetlerinin belli bir plan ve program çerçevesinde yapılması ve bufaaliyetlerin gözetimi ve denetimi ile gerçekleşebilir. Anayasa'da yer alan "sağlıklıve dengeli çevre" kavramına, doğal güzelliklerin korunduğu,kentleşme ve sanayileşmenin getirdiği hava ve su kirlenmesinin önlendiği birçevre kadar, işin niteliğine göre belirli esaslara uygun olarak elektrik üretimfaaliyetlerinin gerçekleştirildiği çevrenin de gireceği kuşkusuzdur.
Çevre mevzuatına ilişkin kurallar esas olarak 2872 sayılı ÇevreKanunu'nda yer almaktadır. 2872 sayılı Kanun'un amacı, Kanun'un 1. maddesinde,bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre vesürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlamak olduğuifade edilmiştir. Anılan Kanun'un 2. maddesinde ise sürdürülebilir çevre "Gelecekkuşakların ihtiyaç duyacağı kaynakların varlığını ve kalitesini tehlikeyeatmadan, hem bugünün hem de gelecek kuşakların çevresini oluşturan tüm çevreseldeğerlerin her alanda (sosyal, ekonomik, fizikî vb.) ıslahı, korunması vegeliştirilmesi sürecini ifade eder."; sürdürülebilir kalkınma ise"Bugünkü ve gelecek kuşakların, sağlıklı bir çevrede yaşamasını güvencealtına alan çevresel, ekonomik ve sosyal hedefler arasında denge kurulmasıesasına dayalı kalkınma ve gelişmeyi ifade eder." biçimindetanımlanmıştır.
Buna göre sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınmailkelerinin içeriği itibarıyla hem bugünün hem de gelecek kuşakların çevresinioluşturan tüm çevresel değerlerin her alanda ıslahı, korunması vegeliştirilmesi ile sağlıklı bir çevrede yaşamasını güvence altına aldığıaçıktır. Bu çerçevede anılan Kanun'un amacının gerçekleşebilmesi vesürdürülebilir çevrenin korunması bu Kanun'da belirtilen hususların yerinegetirilmesi ile mümkün olacaktır. Ayrıca, sağlıklı ve dengeli bir çevreyaratılması, öncelikle yapılacak elektrik üretim faaliyetinin denetlenmesinigerektirir. Bu denetimin etkin araçlarından biri de bu Kanun'da düzenlenenizinlerdir. Başka bir anlatımla elektrik üretim faaliyetlerinde çevreninkorunması, çevreye verilen bu olumsuz etkilerin giderilmesi ve zararın en azaindirgenmesi açısından başta 2872 sayılı Kanun'da ve diğer mevzuatta belirtilençeşitli izinlerin alınmasına ilişkin hükümler büyük önem taşımaktadır.
Dava konusu kuralla, EÜAŞ veya bağlı ortaklık, iştirak,işletme ve işletme birimleri ile varlıklarına ve 4046 sayılı Kanun kapsamındaoluşturulacak kamu üretim şirketlerine, çevre mevzuatına uyumuna yönelikyatırımların gerçekleştirilmesi ve çevre mevzuatı açısından gerekli izinlerintamamlanması amacıyla 31.12.2018 tarihine kadar süre tanınmasının, bu süreninüç yıla kadar uzatılması konusunda Bakanlar Kuruluna yetki verilmesinin veayrıca anılan kamu üretim şirketlerinin elektrik üretim faaliyetinindurdurulamayacağı ve idari para cezası uygulanmayacağı hususunun kuralabağlanmasının belirtilen süre zarfında elektrik üretim faaliyetlerininçevreye uygunluğunun idare tarafından denetimini olanaksız kıldığı, elektriküretim faaliyetleri açısından denetimsiz bir alan oluşturduğu, bunun daDevletin bu konudaki gözetim ve denetim görevini yerine getirmesine engelolduğu anlaşılmaktadır.
Sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı, getirilecek kuralın,ekonomik, bürokratik ve fiili yükümlülüklere yol açacağı ve üretimfaaliyetlerinin etkileneceği gerekçeleriyle uzun süreli olarak vazgeçilecekhaklardan değildir. İnsanın, toplumun ve çevrenin varlık, sağlık ve güvenliğiile bu konuda Anayasa'nın Devlete yüklediği görev göz önünde bulundurulduğunda,dava konusu kuralla belirtilen süre zarfında EÜAŞ'a bağlı santraller ileözelleştirilen santrallerin elektrik üretim faaliyetlerinde çevre mevzuatınatabi olmaması kabul edilemez.
Anayasa'nın 5. ve 56. maddelerinde belirtilen ödevlerin somuttedbirlerle nasıl yerine getirileceği kanun koyucunun takdirinde ise de sözkonusu ödevler yerine getirilirken elektrik üretim faaliyetlerinde çevremevzuatında belirtilen koşulların yerine getirilmesi için tanınan süreninölçülü olması ve sürdürülebilir çevre ilkesiyle uyumlu olması gerekmektedir. Bunedenlerle, dava konusu kuralla EÜAŞ'a bağlı santraller ile özelleştirilensantrallerin 2018 yılının sonuna kadar çevre mevzuatı hükümlerine tâbi olmaktançıkarılması ve bu durumun üç yıl daha uzatılabilmesi ihtimali karşısındatanınan süre ölçülü olmayıp, sürdürülebilir çevre ilkesiyle uyumlu değildir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın 2., 5. ve 56.maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 11. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
I- Kanun'un Geçici 14. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasınınİncelenmesi
Dava dilekçesinde, dava konusu kuralla lisansıherhangi bir sebeple iptal edilmiş veya durdurulmuş olan lisans sahiplerineBakanlıkçaüretim tesisi yatırımının geri dönülemez bir noktaya geldiğinin tespit edilmesive kamu yararı görülmesi şartıyla yeniden lisans verilmesinin öngörüldüğü,üretim lisansının iptal edilme veya durdurulma nedeni, iptal veya durdurmakararını veren mercinin açıklanmadığı, bu durumda yargı kararları ile iptaledilen veya durdurulan lisansların da yeniden verilmesinin önü açıldığı,yapılan bu düzenlemenin belirli bir firmanın ihtiyacını karşılamaya yönelik birdüzenleme niteliğinde olduğu; diğer taraftan, yargı kararıyla durdurulmuşsantrallere yeniden lisans verilmesinin de önünün açıldığı, yasalarıngenelliği ilkesinin, özel, aktüel ve geçici bir durumu gözetmeyen, belli birkişiyi hedef almayan, aynı statüde olan herkesi kapsayan kurallarıngetirilmesini zorunlu kıldığı belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2. ve 138.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kanun'un geçici 14. maddesinin (1) numaralıfıkrasıyla Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce geçerli bir üretimlisansına dayalı olarak santral inşaatına başlamış ancak lisansı herhangi birsebeple iptal edilmiş veya durdurulmuş olan lisans sahiplerine, Bakanlıkçaüretim tesisi yatırımının geri dönülemez bir noktaya geldiğinin tespit edilmesive kamu yararı görülmesi şartıyla, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihtenitibaren bir yıl içerisinde Kuruma başvurulması hâlinde Kurum tarafından lisansverileceği ve bu fıkranın hidroelektrik üretim tesislerini kapsamayacağı kuralabağlanmıştır.
Anayasa'nın 138. maddesinin son fıkrası, "Yasamave yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; buorganlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunlarınyerine getirilmesini geciktiremez." hükmünü içermektedir.
Mahkeme kararlarının değiştirilememesi, yasamanın ve yürütmeninkesinleşmiş yargı kararlarıyla oluşmuş hukuksal durumlara dokunamaması ya daortadan kaldıramaması hukuk devletinin temel ilkelerindendir. Aksi hâlde,yargılama sürecinde taraflara tanınan anayasal güvencelerin varlık nedenlerininkaybedildiğinin kabulü gerekir.
Hukuk güvenliğinin ve hukukun üstünlüğünün sağlanması içinDevletin işlem ve eylemlerine karşı yargı yolunun açık tutulması yeterliolmayıp yargı mercileri tarafından verilen kararların gecikmeksizin uygulanmasıda gerekir. Bir işlemin hukuka aykırı olduğu, yapılan yargısal denetimneticesinde tespit edilmesine rağmen işlemin iptali yönündeki yargısal kararınuygulanmaması, Devletin işlem ve eylemlerine karşı yargı yolunun açıktutulmasını anlamsız hâle getirir. Zira, hukuk güvenliği ve hukukun üstünlüğüsadece hukuka aykırılıkların tespit edilmesiyle değil, bunların tümsonuçlarıyla ortadan kaldırılmasıyla sağlanabilir.
Dava konusu kuralla, üretim lisansına dayalı olarak santralinşaatına başlamış ancak lisansı herhangi bir sebeple iptal edilmiş veyadurdurulmuş olan lisans sahiplerine bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihtenitibaren bir yıl içerisinde Kuruma başvurulması hâlinde Kurum tarafından lisansverileceği öngörülmektedir. Buna göre kuralda geçen "lisansıherhangi bir sebeple iptal edilmiş veya durdurulmuş" ibaresinin Kurumtarafından verilmiş, ancak yargı kararları ile yürütmesi durdurulmuş veya iptaledilmiş lisansları da kapsamına aldığı açıktır. Böylece, dava konusu kurallabir taraftan üretim lisanslarının durdurulmasına veya iptaline ilişkin olarakverilen yargı kararlarının ilgili idarece gecikmeksizin ve derhal yerinegetirilmesinin yolu kapatılmakta, diğer taraftan hakkında lisans iptali veyadurdurulması kararı bulunan üretim santrallerine Kurum tarafından yeni lisansverilmesinin öngörülmesi suretiyle yargı mercilerince verilmiş olan mahkemekararlarının sonuçsuz kalmasının yolu açılmaktadır. Dava konusu kural uyarıncayeni lisans verilmesine ilişkin kararlara karşı yeniden yargı yolunabaşvurulabilmesi de bu sonucu değiştirmeyecektir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın 2. ve 138.maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN ile Zühtü ARSLAN bu görüşekatılmamışlardır.
V- İPTALİN DİĞER KURALLARA ETKİSİ
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrasında, kanunun belirlikurallarının iptali, diğer kurallarının veya tümünün uygulanmaması sonucunudoğuruyorsa, bunların da Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilebileceğiöngörülmektedir.
14.3.2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nungeçici 14. maddesinin (1) numaralı fıkrasının iptali nedeniyle uygulanmaolanağı kalmayan anılan maddenin (2), (3) ve (4) numaralı fıkralarının da 6216sayılı Kanun'un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince iptali gerekir.
VI- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
14.3.2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik PiyasasıKanunu'nun;
A- Geçici 14. maddesinin (1) numaralı fıkrasının yürürlüğünündurdurulması isteminin koşulları oluşmadığından REDDİNE,
B- Geçici 8. maddesine yönelik iptal hükmünün yürürlüğe girmesininertelenmesi nedeniyle bu maddeye ilişkin yürürlüğün durdurulması istemininREDDİNE,
C- 1- 4. maddesinin (3) numaralı fıkrasının soncümlesine,
2- 9. maddesinin;
a- (1) numaralı fıkrasının beşinci cümlesine,
b- (7) numaralı fıkrasının birinci ve ikinci cümlelerine,
c- (9) numaralı fıkrasında yer alan ".ile mevcutsayaçların bir program dâhilinde mülkiyetinin devralınması." ibaresine,
3- 10. maddesinin (3) ve (7) numaralı fıkralarının soncümlelerine,
4- 11. maddesinin (3) numaralı fıkrasının birinci cümlesine,
5- 15. maddesinin (3) numaralı fıkrasına,
6- 16. maddesinin (6) numaralı fıkrasına,
7- 22. maddesinin son cümlesine,
yönelik iptal istemleri, 22.5.2014 tarihli ve E.2013/65,K.2014/93 sayılı kararla reddedildiğinden, bu fıkralara, cümlelere ve ibareyeilişkin yürürlüğün durdurulması istemlerinin REDDİNE,
22.5.2014 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VII- İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, 'Kanun, kanunhükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunlarınhükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlüktenkalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceğitarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmi Gazetede yayımlandığıgünden başlayarak bir yılı geçemez.' denilmekte, 6216 sayılı Kanun'un 66.maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanarak, Mahkemenin gerekli gördüğü hâllerde, Resmî Gazetedeyayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi biryılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceği belirtilmektedir.
14.3.2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nungeçici 8. maddesinin iptaledilmesi nedeniyle doğacakhukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince iptal hükmünün, kararın Resmî Gazete'deyayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesine OYBİRLİĞİYLEkarar verilmiştir.
VIII- SONUÇ
14.3.2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun;
A- 4. maddesinin (3) numaralı fıkrasının soncümlesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE,OYBİRLİĞİYLE,
B- 9. maddesinin;
1- (1) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinin,
2- (7) numaralı fıkrasının birinci ve ikinci cümlelerinin,
3- (9) numaralı fıkrasında yer alan ".ile mevcutsayaçların bir program dâhilinde mülkiyetinin devralınması." ibaresinin,
Anayasa'ya aykırı olmadıklarına ve iptal istemlerinin REDDİNE,OYBİRLİĞİYLE,
C- 10. maddesinin (3) ve (7) numaralı fıkralarının soncümlelerinin Anayasa'ya aykırı olmadıklarına ve iptal istemlerinin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
D- 11. maddesinin (3) numaralı fıkrasının birincicümlesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE,OYBİRLİĞİYLE,
E- 15. maddesinin (3) numaralı fıkrasının Anayasa'yaaykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
F- 16. maddesinin (6) numaralı fıkrasının Anayasa'yaaykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
G- 22. maddesinin son cümlesinin Anayasa'ya aykırıolmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
H- Geçici 8. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna veİPTALİNE, iptal hükmünün, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216sayılı Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince, KARARIN RESMÎGAZETE'DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK ALTI AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE,OYBİRLİĞİYLE,
I- Geçici 14. maddesinin;
1- (1) numaralı fıkrasının Anayasa'ya aykırıolduğuna ve İPTALİNE, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN ile ZühtüARSLAN'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2- (2), (3) ve (4) numaralı fıkralarının, 30.3.2011tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince İPTALLERİNE,OYBİRLİĞİYLE,
22.5.2014 tarihinde karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
Zühtü ARSLAN
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN
KARŞIOY GEREKÇESİ
14.3.2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun,Mahkememiz çoğunluğunca iptaline karar verilen geçici 14. maddesinin (1)numaralı fıkrası şu şekildedir: "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihtenönce geçerli bir üretim lisansına dayalı olarak santral inşaatına başlamışancak lisansı herhangi bir sebeple iptal edilmiş veya durdurulmuş olan lisanssahiplerine; Bakanlıkça üretim tesisi yatırımının geri dönülemez bir noktayageldiğinin tespit edilmesi ve kamu yararı görülmesi şartıyla, bu maddeninyürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde Kuruma başvurulmasıhâlinde Kurum tarafından lisans verilir. Bu fıkra hidroelektrik üretimtesislerini kapsamaz."
Kural hidroelektrik üretim tesisleri dışında, geçerli bir üretimlisansı alarak santral inşaatına başlayan ancak daha sonra lisansı herhangi birnedenle iptal edilmiş veya durdurulmuş olan lisans sahiplerine belli şartlaraltında lisans verilmesini öngörmektedir. Lisans verilebilmesi için, Bakanlıkça(a) üretim tesisi yatırımının geri dönülemez bir noktaya geldiğinin tespitedilmesi ve (b) kamu yararı görülmesi şartlarının birlikte gerçekleşmesigerekir. Bu şartları sağlayanlar, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibarenbir yıl içerisinde Kuruma başvurmaları halinde lisans alabilirler.
Dava konusu kuralın belli bir aşamaya gelmiş üretim tesislerininyeniden ekonomiye kazandırılması amacıyla çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Nitekimmadde gerekçesinde "arz güvenliğimize katkı yapılmasını teminen, üretimlisansı alarak belirli bir aşamaya gelmiş ancak lisansı çeşitli sebeplerleiptal edilmiş tesislerin ekonomimize kazandırılmasına yönelik olarak düzenlemeyapılmıştır" denilmektedir.
Anayasa'nın 138. maddesinin son fıkrası gereğince, yasama veyürütme organları ile idare, "mahkeme kararlarını hiçbir suretledeğiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez". Elbette,yargı kararları değiştirilemez ve yerine getirilmeleri geciktirilemez. Ancak budurum, yargı kararlarından sonra, yasama organının konuya ilişkin yenidüzenleme yapamayacağı anlamına gelmez. Kanun koyucunun, bir şekilde yargıyaintikal etmiş ve yargısal kararlara konu olmuş hususları, kamu yararı amacıylayeniden ele alarak sürekli veya geçici bazı düzenlemeler yapması, Anayasa'nın138. maddesine aykırılık teşkil etmez. Gerçekten de aksi bir yorum, yargınınkarar verdiği alanlarda bu kararlara konu olan işlemleri de etkileyecek şekildehiçbir genel kanuni düzenleme yapılamayacağı anlamına gelir ki, bunun toplumsalve ekonomik hayatın değişkenliği ve dinamizmi karşısında savunulması güçtür.
Anayasa Mahkemesi, iptal edilen kurala benzer bir kuralıincelediği 2007/63 esas sayılı kararında, genel ve objektif nitelikte yapılandüzenlemeleri Anayasa'nın 138. maddesine aykırı görmemiştir. 5625 sayılıKanun'un 1. maddesinde, aynı hidrolik kaynak için yapılmış çoklu başvurulardanEnerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından teklif verme toplantısı gerçekleştirilmişve lisans almış olan tüm şirketlerin maddenin yürürlük tarihinden itibaren üçay içinde başvurmaları halinde lisanslarının yenileneceği ve daha önce verilmişlisans ile bağlantılı olarak yapılmış iş ve işlemlerin de yenilenmiş ve geçerlisayılacağı düzenlenmekteydi.
Mahkeme, bu kuralın yargı kararlarını geçersiz kılmak amacıylagetirildiği, dolayısıyla Anayasa'nın 138. maddesine aykırı olduğu şeklindekiiddiayı şöyle cevaplamıştır: "Anayasa'nın 138. maddesinde öngörülenmahkeme kararlarının bağlayıcılığı ilkesi, yasa koyucunun Anayasa'ya ve hukukungenel ilkelerine uygun olması koşuluyla genel düzenleme yetkisini ortadankaldırmaz... Dava konusu kuralın sadece hakkında yargı kararı bulunan lisanssahiplerine yönelik olmaması ve haklarında dava açılmış olsun veya olmasın dahaönce verilmiş olan tüm lisansları içermesi nedeniyle, genel ve objektif birdüzenleme olduğu görülmektedir. Bu durumda, yargı kararlarına uyulmaması,değiştirilmesi veya yerine getirilmemesi söz konusu olmadığından kural Anayasa'nın138. maddesine aykırı görülmemiştir" (AYM, E.2007/63, K.2009/152, K.T:5.11.2009).
Dava konusu kural da, benzer şekilde, bir defaya mahsus, geçici,en önemlisi genel ve objektif bir düzenleme niteliğindedir. Bunun, yargıtarafından verilen lisans iptali ya da durdurulması kararlarının ilgili idaretarafından yerine getirilmesinin yolunun kapatılması olarak değerlendirilmesiisabetli değildir. Benzer kurallarda olduğu gibi, burada da lisans iptalinesebep olan kararın idari veya yargısal niteliğine bakılmaksızın bir düzenlemeyapılmaktadır. Kanun koyucu, lisans iptaline veya durdurulmasına yönelik bellibir yargı kararını etkisiz kılacak bir düzenleme yapmaktan ziyade, benzerdurumda olan tüm lisans sahipleri için yeni bir imkan tanımaktadır. Kaldı ki,bu düzenlemeden sonra da Kurum tarafından kanuni şartları sağlayanlara yenidenlisans verilmesine yönelik idari işlemin yargısal denetimi yapılmaya devamedecektir.
Açıklanan nedenlerle, kuralın Anayasa'ya aykırı bir yönününolmadığını düşündüğümüzden iptal kararına katılmıyoruz.
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Zühtü ARSLAN