ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2013/76
Karar Sayısı : 2013/144
Karar Günü : 28.11.2013
R.G. Tarih-Sayı :18.9.2014-29123
İPTAL DAVASINI AÇAN : Türkiye Büyük Millet Meclisiüyeleri M. Akif HAMZAÇEBİ ve Engin ALTAY ile birlikte 122 milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU : 17.4.2013günlü, 6460 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Bazı KanunlardaDeğişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 13. maddesinin Anayasa'nın 2., 5., 11.,42. ve 174. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline ve yürürlüğünündurdurulmasına karar verilmesi istemidir.
II- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen Yasa Kuralı
Kanun'un 13. maddesi şöyledir:
"MADDE 13- 26/9/2004tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 263 üncü maddesi yürürlüktenkaldırılmıştır."
B- İlgili Görülen Yasa Kuralı
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun dava konusu kuralla yürürlüktenkaldırılan 263. maddesi şöyledir:
"Kanuna aykırı eğitim kurumu
MADDE 263- Kanunaaykırı olarak eğitim kurumu açan veya işleten kişi, üç aydan bir yıla kadarhapis veya adli para cezası ile cezalandırılır."
C- Dayanılan Anayasa Kuralları
Dava dilekçesinde, Anayasa'nın 2., 5., 11., 42. ve 174. maddelerine dayanılmıştır.
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Haşim KILIÇ, SerruhKALELİ, Alparslan ALTAN, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT,Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, NuriNECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL,Zühtü ARSLAN ve M. Emin KUZ'un katılımlarıyla 10.7.2013 gününde yapılanilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasınınincelenmesine, yürürlüğü durdurma isteminin ise esas inceleme aşamasında kararabağlanmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve ekleri, Raportör Davut BÜLBÜL tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, iptali istenilen ve ilgili görülen yasakuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasamabelgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava dilekçesinde, kanuna aykırı eğitim kurumlarının açılıpişletilmesinin suç olmaktan çıkarılmasıyla illegal eğitim kurumlarının açılmasıve çalıştırılmasının özendirildiği, Anayasayla teminat altına alınan laiklikilkesini ihlal eden eğitim anlayışının serbest ve yaptırımsız kaldığı, böylebir ceza politikasının Anayasa'nın 2. maddesinde ifade edilen "hukukdevleti" ilkesine aykırı olduğu, söz konusu kurumlarda öğretmenlikyapanların cezadan, kurumların da kapatılmaktan kurtarıldığı, Anayasa'nın 42.maddesinde Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda ve çağdaş bilim ve eğitimesaslarına aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamayacağının açıkçavurgulandığı hâlde iptali istenen kuralın zaman içinde yasal olmayan eğitimkurumları aracılığı ile Anayasa'nın 24. maddesine aykırı biçimde dinin siyasetealet edilmesine zemin hazırlayacağı, düzenlemenin terörist ve bölücü eğitimvermek amacıyla eğitim kurumu açılmasına da imkan sağlayacağı belirtilerekkuralın, Anayasa'nın 2., 5., 11., 42. ve 174. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
Dava konusu kuralla 5237 sayılı Kanun'un, kanuna aykırıeğitim kurumu açma ve işletmenin suç olduğunu belirten 263. maddesi yürürlüktenkaldırılmıştır.
Dava konusu kurala ilişkin gerekçeden, kanun koyucunun, 5237sayılı Kanun'un 263. maddesini çağdaş hukuki düzenleme ve uygulamalar ileAvrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararları ve demokratik hukuk devletlerindekanuna aykırı eğitim kurumu açma ve işletmenin ancak idari yaptırımı gerektirenfiiller olarak görülmesini gözeterek yürürlükten kaldırdığı anlaşılmaktadır.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem veişlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyupgüçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirereksürdüren, hukuk güvenliğini sağlayan, bütün etkinliklerinde hukuka veAnayasa'ya uyan, işlem ve eylemleri bağımsız yargı denetimine bağlı olandevlettir.
Ceza hukuku, toplumların kültür ve uygarlık düzeyi, sosyal veekonomik yaşantısıyla yakından ilgilidir. Devlet, tercih ettiği ceza siyasetineuygun olarak suç ve suçlulukla mücadele amacıyla ceza ve ceza muhakemesialanında sistem tercihinde bulunabilir. Bu bağlamda kanun koyucu, Anayasa'nıntemel ilkelerine ve ceza hukukunun ana kurallarına bağlı kalmak koşuluyla,toplumda hangi eylemlerin suç sayılacağını belirleme konusunda takdir yetkisinesahiptir.
Kanun koyucu, belirlenen suç politikası gereğince kanuna aykırıeğitim kurumu açma ve işletme eylemlerini belli bir yaptırıma bağlayıpbağlamamak veya yaptırım uygulanacaksa bu yaptırımın cezai veya idari nitelikteolup olmamasına karar verme yetkisine sahiptir. Dava konusu kuralile çağdaş hukuki düzenleme ve uygulamaları dikkate alan kanunkoyucu, bu konudaki takdir yetkisini kullanarak kanuna aykırı biçimde eğitimkurumu açma veya işletme eylemlerini suç olmaktan çıkarmıştır.
Diğer taraftan, Anayasa'nın "Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi" başlıklı42. maddesinde eğitim ve öğretimin Atatürk ilkeleri ve inkılâplarıdoğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre Devletin gözetim vedenetimi altında yapılacağı ve bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleriaçılamayacağı düzenlenmiştir.
Türk milli eğitiminin düzenlenmesinde esas olan amaç ve ilkelerinyer aldığı 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun "Genel Amaçlar"başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrasının birinci bendinde, Türk millieğitiminin genel amacının, Türk Milletinin bütün fertlerinin, Atatürk inkılapve ilkelerine ve Anayasa'da ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı;Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerinibenimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daimayüceltmeye çalışan; insan haklarına ve Anayasa'nın Başlangıç'ındaki temelilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan TürkiyeCumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış hâlinegetirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek olduğu belirtilmiştir. Yine anılanKanun'un "Özel Amaçlar" başlıklı 3. maddesinde, Türk eğitim veöğretim sisteminin, bu genel amaçları gerçekleştirecek şekilde düzenleneceği veçeşitli derece ve türdeki eğitim kurumlarının özel amaçlarının, genel amaçlarave Kanun'da sıralanan temel ilkelere uygun olarak tespit edileceği; "Atatürkİnkılap ve İlkeleri ve Atatürk Milliyetçiliği" başlıklı 10. maddesininbirinci fıkrasında ise eğitim sisteminin her derece ve türü ile ilgili dersprogramlarının hazırlanıp uygulanmasında ve her türlü eğitim faaliyetlerindeAtatürk inkılap ve ilkeleri ve Anayasa'da ifadesini bulmuş olan Atatürk milliyetçiliğininesas alınacağı belirtilmiştir.
5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun "Tanımlar" başlıklı2. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde kurumların, okul öncesi eğitim,ilköğretim, ortaöğretim, özel eğitim okulları ile çeşitli kursları, uzaktanöğretim yapan kuruluşları, motorlu taşıt sürücüleri kurslarını, hizmet içieğitim merkezlerini, öğrenci etüt eğitim merkezlerini, özel eğitim verehabilitasyon merkezleri ile benzeri özel öğretim kurumlarını ifade ettiği;anılan Kanun'un 6. maddesinin birinci fıkrasında ise kurumlarda eğitim-öğretimve yönetimin, 1739 sayılı Kanun'da ifade edilen Türk Millî Eğitiminin genelamaç ve temel ilkelerine uygun olarak yürütüleceği öngörülmüştür. Yine aynıKanun'un "Kurum Açma İzninin İptali, Kurumun Kapatılması, Devri veNakli" başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasında, amacı dışındakullanıldığı tespit edilen kurumun, kurum açma izinlerinin iptal edileceği;ikinci fıkrasında, 1739 sayılı Kanun'un genel ve özel amaçlarıyla temel ilkelerineuymayan kurumların sürekli olarak kurum açma izni veren makam tarafındankapatılacağı, beşinci fıkrasında ise kapanan veya kapatılan kurumun,mühürlerini, yönetici, öğretmen ve öğrencilerle ilgili bütün defterlerini,dosyalarını ve diğer evrakını ilgili valiliğe devir ve teslim etmeye mecburolduğu, devir ve teslimden kaçınan veya bu görevi savsaklayan kurucu veyakurucu temsilcisi hakkında 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 32. maddesininuygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
Görüldüğü üzere kanun koyucu, Türk milli eğitiminin esas veilkelerini ve bunlara aykırılığın müeyyidelerini eğitim ve öğretime ilişkinözel kanunlarla belirlemiştir. Dolayısıyla, kanun koyucunun takdir yetkisinedayanarak yaptığı dava konusu düzenlemeyle suç olmaktan çıkarılaneylemlerin yaptırımsız bırakıldığından ve eğitimin anayasal esaslarınınkaldırıldığından söz edilemez. Kaldı ki, Anayasa'da kanuna aykırı olarak eğitimkurumu açan veya işleten kişiye adli ceza verileceğine ilişkin herhangi birhüküm de bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın 2. ve 42.maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 5., 11. ve 174. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT ile ZehraAyla PERKTAŞ bu görüşe katılmamıştır.
V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
17.4.2013 günlü, 6460 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunuile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 13.maddesine yönelik iptal istemi, 28.11.2013 günlü, E.2013/76, K.2013/144sayılı kararla reddedildiğinden, bu maddeye ilişkin yürürlüğün durdurulmasıisteminin REDDİNE, 28.11.2013 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VI- SONUÇ
17.4.2013 günlü, 6460 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunuile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 13.maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, MehmetERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ınkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 28.11.2013 gününde kararverildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
Zühtü ARSLAN
Üye
M. Emin KUZ
KARŞIOY GEREKÇESİ
İptali istenilen kural, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 263.maddesindeki"Kanuna aykırı olarak eğitim kurumu açan veya işletenkişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası ilecezalandırılır." biçimindeki hükmü yürürlükten kaldırmıştır.
Yürürlükten kaldırılan maddenin yasaya aykırı eğitim kurumu açmave bunları işletme eylemlerini suç olarak tanımlamasının amacı, eğitimkurumlarını Devlet'in gözetim ve denetimi altında tutarak, eğitim ve öğretimhakkının kötüye kullanılıp, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına aykırı eğitim veöğretim yerlerinin açılmasını önleyerek, kimi yöntemlerle gençlerin çağdışı,bölücü ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesine aykırı biçimdeeğitilmelerini engellemek olduğu açıktır.
Anayasa'nın 42. maddesinde, eğitim ve öğretimin Atatürk ilke vedevrimleri doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre yapılacağıöngörülmüş ve öngörülen bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleriaçılamayacağı kurala bağlanmıştır. Buna göre, sözü edilen esaslara aykırıeğitim ve öğretim yerleri açılmasını Anayasa açıkça yasaklamıştır. Anayasa'daöngörülen bu yasağın etkinliğinin sağlanabilmesinin ise, ancak, yasak olarakbelirtilen fiillerin caydırıcı bir yaptırıma bağlanması ile mümkün olacağındaduraksama bulunmamaktadır.
Kanunlara aykırılıkların önlenmesi Devlet'in varlık sebebi vegüven içinde bir arada yaşamanın vazgeçilmez koşuludur. Anayasa'nın 42.maddesinde de Devlet'e bu amaçla gerekli olan kanunları yapma göreviverilmiştir.
Yürürlükten kaldırılan kural, eğitim ve öğretim kurumları açılmasıile ilgili kanuna aykırılıkları önlemek için getirilmiş olan ve özgürlüğübağlayıcı nitelikte yaptırım içeren ceza hukukuna ilişkin bir düzenlemedir.Ceza hukukuna ilişkin düzenlemeler de belli eylemlerin suç sayılıp sayılmaması,suç sayıldıkları takdirde hangi çeşit ve ölçülerdeki ceza yaptırımlarıylakarşılanmaları gerektiği konuları yasa koyucunun takdir yetkisi içindebulunmakta ise de bu yetkinin Anayasa'nın temel ilkelerine ve ceza hukukununana kurallarına bağlı kalmak koşuluyla kullanılması gerekir. İptali istenilenkural ile yürürlükten kaldırılan hükmün, Anayasa'nın çağdaş bir eğitim veöğretimin sağlanmasını temin için esaslar öngörmek ve bu esaslara aykırılıklarıyasaklamak suretiyle temel bir ilke olarak belirlediği 42. maddesini,yürürlükten kaldırılan kural yerine başka bir düzenleme de yapmamak suretiyleetkisiz hale getirmektedir. Bu etkisizleştirmenin ise Anayasa'nın 42. maddesiniihlal eder nitelikte olduğunun kabulünde tereddüt bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenle kuralın iptali gerekir.
Üye
Mehmet ERTEN
KARŞIOY GEREKÇESİ
İptal davasına konu 17.4.2013 tarih ve 6460 sayılı Kanun'un13. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Kanuna aykırıeğitim kurumu" başlıklı 263. maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. Anılandüzenlemenin tarihçesine bakıldığında, mülga 765 sayılı Türk CezaKanunu'nun kabulüyle birlikte 1926 tarihinden itibaren 261. madde olarak bir suç şeklinde ihdas edildiği, 3531 ve 1490 sayılı Kanunlarla suçun öngörülencezasında kimi değişiklikler yapıldığı, 5237 sayılı Yeni Türk Ceza Kanunu'nda da bu kez 263. madde olarak sözkonusu suç tipininmuhafaza edildiği ve 5377 sayılı Kanunla suçun öngörülen cezasındadeğişiklik yapıldığı, 6460 sayılı Kanunla sözkonu fiilin suç olmaktançıkarıldığı anlaşılmaktadır. Diğer bir deyişle, "Kanuna aykırı eğitimkurumu" açmak fiili 87 yıl bir suç olarak Türk Ceza Kanunu sistematiğindeyer almış; 6460 sayılı Kanunla artık suç olmaktan çıkarılmıştır.
Anayasa Mahkemesinin 15.10.2009 tarih ve E.2007/16, K.2009/147sayılı kararında belirtildiği üzere, yasaların kamu yararının sağlanmasıamacına yönelik olması, genel, objektif, adil kurallar içermesi ve hakkaniyetölçütlerini gözetmesi hukuk devleti olmanın bir gereğidir. Bu nedenleyasakoyucunun hukuki düzenlemelerde kendisine tanınan takdir yetkisini anayasalsınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini göz önündetutarak kullanması gerekir. Önceki kuralların yeni yasayla değiştirilmesi ya dadava konusunda olduğu gibi tümüyle yürürlükten kaldırılması bir yasamatasarrufu olup, yasakoyucunun takdir yetkisindedir. Ne var ki işaret edilenAnayasa Mahkemesi kararında da vurgulandığı üzere, yürürlükten kaldırılankurallar da yasama tasarrufu olmakla beraber, Yasakoyucu bu yetkisinikullanırken Anayasa'ya bağlı kalmak durumundadır. Nitekim sözkonusu kararda,avukatlık stajı ile ilgili düzenlemenin yürürlükten kaldırılmasıile ilgili yasama tasarrufunun iptali yoluna gidilmiştir. Yine AnayasaMahkemesinin 5.3.2009 tarih ve E.2005/79, K.2009/38 sayılı kararında işaretedildiği üzere, suç oluşturan eylemde ceza miktarı ve yaptırımlar yönünden yenikurallar öngörülmesi, ceza siyasetine uygun olarak yasakoyucunun takdiryetkisinde olup; suça öngörülen cezada azaltma yoluna gidilmesinin yerinde olupolmadığı, bunun zararlı sonuçlara yol açıp açmayacağı hususları Anayasaldenetimin konusu dışındadır. Ancak davanın somutunda bu değerlendirmelerindışına taşıldığı görülmektedir. Gerçekten, Anayasa'nın Başlangıç'ı (3. ve 5.paragraflar), 2, 3, 5, 11, 14 (1. ve 3. paragraflar), 24 (4. ve 5.paragraflar), 27 (2. paragraf), 42 (3., 4., 8. ve 9. paragraflar) ve 174.maddeleri ile korunan müesses nizamın ceza hukuku alanındaki somut yansımasıolan kural (TCK. Md. 263) tamamen yürürlükten kaldırılmak suretiyle sözkonusufiili işleyenler yönünden ceza yaptırımına son verilmiş; böylelikle bu suçunfailleri idari para cezası ya da kimi özel kanunlardaki idari tedbirlerdışında ceza hukukunun ilgi alanı dışına çıkarılmışlardır. Oysa cezahukuku Anayasa'nın öngördüğü hukuk devletinin de gerçekleşmesinde vekorunmasında çok önemli bir işleve sahiptir. Yürürlükten kaldırılan kural da bumahiyeti itibariyle 87 yıldır bu fonksiyonu icra etmekteyken, iptal isteminekonu kuralla yürürlükten kaldırılmış; böylelikle Anayasa'nın işaret edilen ilkeleri,bu yöndeki fiiller bakımından korumasız kalmıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kuralın Anayasa'nın belirtilenhükümlerine aykırı olduğu ve iptali gerektiği kanısına vardığımızdan,çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyoruz.
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜ R
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
KARŞIOY YAZISI
6460 sayılı Kanun'un 13. maddesi ile 5237 sayılı Türk CezaKanunu'nun 263. maddesi yürürlükten kaldırılmış; bu değişiklik sonucunda kanunaaykırı olarak eğitim kurumu açan veya işleten kişiler için öngörülen üç aydanbir yıla kadar hapis veya adli para cezası, mevzuatımızdan çıkarılmıştır.
Yasa koyucunun Anayasal çerçeve içerisinde kalmak koşuluyla kendiceza siyasetine uygun olan yaptırımları belirleme, ceza yaptırımlarınıdeğiştirme veya kaldırma yetkisi olduğu hususunda duraksama yok ise de;
Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 5., 42. ve 174. madde hükümleribirlikte değerlendirildiğinde Türkiye Cumhuriyeti'nin temel ilkelerine, millieğitimin amaçlarına, ulusal birlik ve bütünlüğüne, kamu düzenine aykırı eğitimfaaliyetlerine karşı devletin lakayıt veya tarafsız kalamayacağı açıktır. Bunedenle anılan amaçlara aykırı sonuçlara yol açacak yasa dışı eğitimfaaliyetlerine karşı az veya çok yaptırım öngörülmesi, devletin ihmal edemeyeceğigörevlerindendir. Ceza siyaseti gereği suç ve cezaları ve cezaların tür vemiktarlarını belirleme yetkisi olan yasa koyucunun bu konudaki takdir alanısınırsız değildir. Yaptırımın anlamsız ve şekli değil, gerçekten caydırıcılığasahip olması gerekir.
İptali istenen yasa kuralı, mevcut (ve zaten yetersiz) yaptırımıtamamen ortadan kaldırmakla, devletin bu konuda Anayasal düzeni korumakkonusundaki görevlerini layıkıyla yapamaz hale gelmesi sonucunu doğurduğundan,Anayasa'ya uyarlık taşımamaktadır. Bu nedenle, her ne kadar iptal kararıüzerine eski yaptırım yeniden yürürlüğe girmeyecek ise de durumun tespitibakımından iptal kararı verilmesi gerektiği düşüncesiyle, çoğunluk kararınakatılmıyorum.
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT