ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı: 2013/93
Karar Sayısı : 2013/101
Karar Günü : 25.9.2013
R.G. Tarih-Sayı: Tebliğedildi.
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN :Büyükçekmece 2. Asliye HukukMahkemesi
İTİRAZIN KONUSU :4.11.1983 günlü, 2942 sayılıKamulaştırma Kanunu'nun, 24.5.2013 günlü, 6487 sayılı Bazı Kanunlar ile 375Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 21.maddesiyle değiştirilen geçici 6. maddesinin yedinci, onbirinci ve onüçüncüfıkralarının Anayasa'nın 10. ve 38. maddelerine aykırılığı ileri sürülerekiptallerine karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
Davacının'dere mutlak koruma alanı'sınırları içerisindekalan taşınmazı üzerindeki tasarruf yetkisinin kısıtlanmış olması nedeniyleaçılan tazminat davasında, davacı vekilinin itiraz konusu kuralların Anayasa'yaaykırı olduğu iddiasını ciddi bulan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
II- İTİRAZ KONUSU YASA KURALI
2942 sayılı Kanun'un, 6487 sayılı Kanun'un 21. maddesiyledeğiştirilen ve dava konusu kuralları da içeren geçici 6. maddesi şöyledir:
'Kamulaştırılmaksızın kamu hizmetine ayrılan taşınmazlarınbedel tespiti
GEÇİCİ MADDE 6-Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamışveya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 tarihi ile4/11/1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararınailişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veyakaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiylemalikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, mülkiyethakkından doğan talepler, bedel talep edilmesi hâlinde bedel tespiti ve diğerişlemler bu madde hükümlerine göre yapılır. Bu maddeye göre yapılacakişlemlerde öncelikle uzlaşma usulünün uygulanması dava şartıdır.
İdarenin daveti veya malikin müracaatı üzerine, fiilen el konulantaşınmazın veya üzerinde tesis edilen irtifak hakkının idarenin daveti veyamalikin müracaat ettiği tarihteki tahmini değeri; bu Kanunun 8 inci maddesininikinci fıkrasına göre teşkil edilen kıymet takdir komisyonu marifetiyle,taşınmazın el koyma tarihindeki nitelikleri esas alınmak ve bu Kanunun 11 incive 12 nci maddelerine göre hesaplanmak suretiyle tespit edilir. Tespittensonra, bu Kanunun 8 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre teşkil olunan uzlaşmakomisyonunca, idarenin daveti veya malikin müracaat tarihinden itibaren en geçaltı ay içinde 7201 sayılı Kanun hükümlerine göre tebliğ edilen bir yazı ile,tahmini değer bildirilmeksizin, talep sahibi uzlaşma görüşmelerine davetedilir.
Uzlaşma; idareye ait taşınmazın trampası, idareye ait taşınmazüzerinde sınırlı ayni hak tanınması veya imar mevzuatı çerçevesinde başka biryerde imar hakkı kullandırılması suretiyle veya bunların mümkün olmamasıhâlinde nakdi bedel üzerinden yapılabilir.
Uzlaşma görüşmeleri, hukuki veya fiili engel bulunmadığı takdirdedavete icabet tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırılır veuzlaşmaya varılıp varılmadığı, malik veya temsilcisi ile komisyon üyeleritarafından imzalanan bir tutanağa bağlanır. Bu tutanak ile uzlaşmagörüşmelerine ilişkin bilgi ve belgeler, açılacak davalarda taraflar aleyhinedelil teşkil etmez. Uzlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde uzlaşılan hakkıntürünü, tanınma şart ve usullerini, nakdi ödemede bulunulacak ise miktarını veödeme şartları ile taşınmazların tesciline veya terkinine dair muvafakati deihtiva eden bir sözleşme akdedilerek bu sözleşme çerçevesinde işlem yapılır veuzlaşma konusu taşınmazlar resen tapuya tescil veya terkin edilir.
Uzlaşılan bedel, bütçe imkanları dâhilinde sonraki yıllara sâriolacak şekilde taksitli olarak da ödenebilir. Taksitli ödeme süresince,4/12/1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunagöre ayrıca kanuni faiz ödenir.
İdare ve malik arasında uzlaşma sağlanamadığı takdirde,uzlaşmazlık tutanağının tanzim edildiği tarihten itibaren üç ay içinde malikveya idare tarafından bedel tespiti davası açılabilir. Dava açılması hâlinde,fiilen el konulan taşınmazın veya üzerinde tesis edilen irtifak hakkının davatarihindeki değeri, ikinci fıkranın birinci cümlesindeki esaslara göremahkemece bu Kanunun 15 inci maddesine göre bilirkişi incelemesi yapılmaksuretiyle tespit ve taşınmazın veya hakkın idare adına tesciline veya terkininehükmedilir. Tespit edilen bedel, bu maddenin sekizinci fıkrasına göre idareceödenir. Tescile veya terkine ilişkin hüküm kesin olup tarafların hükmedilenbedele ilişkin temyiz hakkı saklıdır.
Bu madde kapsamında açılan davalarda mahkeme ve icra harçları ileher türlü vekalet ücretleri bedel tespiti davalarında öngörülen şekilde maktuolarak belirlenir.
Kesinleşen mahkeme kararlarına istinaden bu madde uyarıncaödemelerde kullanılmak üzere, ihtiyaç olması hâlinde, merkezi yönetim bütçesinedâhil idarelerin yılı bütçelerinde sermaye giderleri için öngörülenödeneklerinin (Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve SahilGüvenlik Komutanlığı bütçelerinin güvenlik ve savunmaya yönelik mal ve hizmetalımları ile yapım giderleri için ayrılan ödeneklerin) yüzde ikisi, belediye veil özel idareleri ile bağlı idareleri için en son kesinleşmiş bütçe gelirleritoplamının, diğer idareler için en son kesinleşmiş bütçe giderleri toplamınınen az yüzde ikisi oranında yılı bütçelerinde pay ayrılır. Kesinleşenalacakların toplam tutarının ayrılan ödeneğin toplam tutarını aşması hâlinde,ödemeler, sonraki yıllara sâri olacak şekilde, garameten ve taksitlerlegerçekleştirilir. Taksitlendirmede, bütçe imkanları ile alacakların tutarlarıdikkate alınır. Taksitli ödeme süresince, 3095 sayılı Kanuna göre ayrıca kanunifaiz ödenir. İdare tarafından, mahkeme kararı gereğince nakdi ödeme yerine,üçüncü fıkrada belirtilen diğer uzlaşma yolları da teklif edilebilir ve bumaddenin uzlaşmaya ilişkin hükümlerine göre işlem yapılabilir.
Bu maddenin bedele ilişkin hükümleri, vuku bulduğu tarih itibarıile bu maddenin kapsamında olan kamulaştırmasız el koymadan dolayı açtıklarıtazminat davası süre bakımından dava hakkının düştüğü gerekçesiyle reddedilmişolanlar hakkında da uygulanır. Evvelce açtıkları davalar sonunda tazminatalmaya hak kazanmış veya süre dışındaki sebeplerden dolayı davaları reddedilmişolanlar hakkında bu madde hükümleri uygulanmaz. Ancak, gerek iç hukuka vegerekse milletlerarası hukuka göre evvelce açtıkları davalar sonunda hakkazanmış oldukları tazminat henüz ödenmemiş olanlara, idare tarafından nakdiödeme yerine, üçüncü fıkrada belirtilen diğer uzlaşma yolları teklif edilebilirve bu maddenin uzlaşmaya ilişkin hükümlerine göre işlem yapılabilir.
Vuku bulduğu tarih itibarı ile bu maddenin kapsamında olankamulaştırmasız el koymadan dolayı bu maddenin yürürlüğe girmesinden öncetazmin talebiyle dava açmış olanlar; bu madde hükümlerine göre uzlaşma yolunagitmeyi isteyip istemediklerini bu maddenin yürürlüğe girmesinden itibaren üçay içinde idareye ve mahkemeye verecekleri dilekçeler ile bildirebilirler.Uzlaşma talebi üzerine, uzlaşma görüşmelerinin neticesine kadar davabekletilir; uzlaşılamaması hâlinde, uzlaşmazlık tutanağının mahkemeye sunulmasındansonra davaya devam edilir. Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmîkurumlara ayrılmak suretiyle veya ilgili kanunların uygulamasıyla tasarrufukısıtlanan taşınmazlar hakkında, 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunundaöngörülen idari başvuru ve işlemler tamamlandıktan sonra idari yargıda davaaçılabilir. Bu madde hükümleri karara bağlanmamış veya kararı kesinleşmemiş tümdavalara uygulanır. Kararı kesinleşen davalara ise, bu maddenin yalnızcasekizinci fıkra hükümleri uygulanır.
Bu madde uyarınca ödenecek olan bedelin tahsili sebebiyleidarelerin mal, hak ve alacakları haczedilemez.
24/2/1984 tarihli ve 2981 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılanimar uygulamalarından doğan ve ipotekle teminat altına alınanlar da dâhil olmaküzere her türlü alacak ve bedeller, borçlu idarelerce, ipotek veya uygulamatarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunda belirtilen kanuni faiz oranı uygulanmaksuretiyle güncellenerek ilgililerine ödenir. Bu hüküm devam eden davalarda dauygulanır. Bu fıkra uyarınca yapılacak ödemeler hakkında da bu madde hükümleriuygulanır.
4/11/1983 tarihinden bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihe kadarkamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamışolmasına rağmen fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin birihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazların idare tarafındankamulaştırılması hâlinde kamulaştırma bedeli ve mahkemelerce malikleri lehinehükmedilen tazminat ile bu davalara ilişkin mahkeme ve icra vekalet ücretleride, idarelerce bu maddenin sekizinci fıkrasına göre bütçelerden ayrılacakpaydan ve aynı fıkrada belirtilen usule göre ödenir ve işlem yapılır. Bualacaklar için de bu maddenin on birinci fıkrası, bu fıkra kapsamında kalantaşınmazlar hakkında açılan her türlü davalarda ise yedinci fıkra hükümleriuygulanır. Bu fıkra hükmü, bu fıkra kapsamında kalan taşınmazlar hakkındaaçılan ve kesinleşmeyen davalarda da uygulanır.'
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca yapılan ilk incelemetoplantısında, başvuru kararı ve ekleri, Raportör Ayhan KILIÇ tarafındanhazırlanan ilk inceleme raporu, itiraz konusu yasa kuralları ve dayanılanAnayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve diğer yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Anayasa'nın 152. ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 40. maddesine göre, bir davaya bakmaktaolan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya kanun hükmündekararnamenin hükümlerini Anayasa'ya aykırıgörmesi hâlindeveya taraflardanbirinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varmasıdurumunda, bu hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir.Ancak, bu kurallar uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesiiçin, elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanınbulunması, iptali istenen kuralın da o davada uygulanacak olması gerekir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin (1)numaralı fıkrasının (b) bendinde,'İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişiselhakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları'nınidari yargıda görüleceği hükme bağlanmıştır. Buna göre, özel kanunlarda adliyargının görevli olduğu belirtilmedikçe, idari işlem ve eylemlerden kaynaklanantazminat davalarının görüm ve çözümü idari yargının görev alanına girmektedir.
Bununla birlikte, Türk Hukukunda, Fransız uygulamasının etkisiyleidarenin, hiçbir hukuki temeli bulunmayan bazı eylemlerinden doğan zararlarıntazmininin idari yargıda değil, adli yargıda görülmesi gerektiği doktrin veyargısal içtihatlarda kabul edilmektedir. Bu eylemler, şeklen idareden sadırolmalarına rağmen eylemlerdeki ağır hukuksuzluk, bunların fonksiyonel açıdanidari eylem olma niteliğini ortadan kaldırmakta ve fiili yola dönüştürmektedir.Bu derece ağır hukuksuzluklar içeren fiiller, öteden beri idari eylem olarakdeğil haksız fiil olarak yorumlamakta ve uygulanmaktadır.
Türk hukukunda'fiili yol'un en karakteristik örneği,'kamulaştırmasızel atma'lardır. Kamulaştırmasız el atma, idarenin, bir kişiye ait taşınmazıbilerek veya bilmeyerek kamulaştırmaya ilişkin usul ve kurallarına uymaksızınve bir bedel ödemeksizin işgal ederek kamu hizmetine tahsis etmesi şeklindetanımlanmaktadır. Buna göre, kamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi için,kişiye ait gayrimenkulün idarece (kamu hizmetinde kullanılmak amacıyla) işgaledilmiş olması ve bu işgalin kanunda öngörülen usul ve esaslara uyularak tesisedilmiş bir kamulaştırma işlemine dayanmadan gerçekleştirilmiş olmasıgerekmektedir. Bu şekilde, idarenin hukuk dışı eyleminden kaynaklanan fiili elatmaların, özel kişilerin haksız fiil teşkil eden eylemlerinden hiçbir farkınınbulunmadığı, bu nedenle bu tip eylemlerden doğan zararların da özel kişilerinhaksız fiilinden doğan zararlarda olduğu gibi adli yargıda dava konusu edilmesigerektiği kabul edilmektedir.
Başvuran Mahkemede görülen davaya konu olayda, davacıya aittaşınmaz, imar planlarıyla'dere mutlak koruma alanı'sınırları içinealınmış ve bu nedenle davacının taşınmaz üzerindeki tasarruf yetkisikısıtlanmıştır. Davacının tasarruf yetkisinin kısıtlanmasının, davacının mamelekindeazalma meydana getirebileceği tartışmasızdır. Ancak, davacının mülkü üzerindetasarruf etme hakkının kısıtlanması, idarenin bir eyleminden değil, idari birişlem niteliğinde olduğu tartışmasız olan imar planından kaynaklanmaktadır.Olayda, idarenin fiili el koyma niteliği taşıyan bir eylemi henüz bulunmamakta,aksine kanunen yapması gereken kamulaştırma işlemlerini yapmamak biçimindetezahür eden bir eylemsizliği söz konusudur.
Öte yandan, kamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi için taşınmazzilyetliğinin idareye geçmesi ve taşınmazın fiilen kamu hizmetine tahsisedilmiş olması gerekmektedir. Oysa, Mahkemede görülen davaya konu olayda olduğugibi'imar kısıtlamaları'nda taşınmaz zilyetliği malikte kalmaya devametmekte olup yalnızca malikin tasarruf yetkisinin, ilgili mevzuattankaynaklanan bazı kısıtlamalara maruz kalması söz konusu olmaktadır.
Sonuç olarak, davacının taşınmazının imar planlarında'deremutlak koruma alanı'nda bırakılması nedeniyle tasarruf hakkınınkısıtlanmasının kamulaştırmasız el atma olarak nitelendirilemeyeceği, bunun,idari bir işlem olan imar planlarının zorunlu bir sonucu olduğu ve tasarrufhakkının kısıtlanması sebebiyle doğan zararın ancak idari yargıda açılacak birtam yargı davasına konu edilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır. Dolayısıylabakılmaktaolan dava,itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin görev alanına girmemektedir.
Nitekim, Anayasa'nın 158. maddesiyle, adlî, idarî ve askerî yargımercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeyeyetkili kılınan Uyuşmazlık Mahkemesinin istikrar bulmuş içtihatları da buyöndedir (Örneğin; 4.2.2013 günlü, E.201/107, K.2013/230 sayılı kararı).
Kaldı ki, dava konusu kuralları da içeren geçici 6. maddeninonuncu fıkrasının üçüncü cümlesinde de,'Uygulama imar planlarında umumihizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle veya ilgili kanunlarınuygulamasıyla tasarrufu kısıtlanan taşınmazlar hakkında, 3/5/1985 tarihli ve3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemler tamamlandıktansonra idari yargıda dava açılabilir.'hükmüne yer verilerek'imarkısıtlamaları'ndan kaynaklanan tazminat davalarının idari yargıda açılacağıteyit edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle başvurunun, Mahkemenin yetkisizliği nedeniylereddi gerekir.
IV- SONUÇ
24.5.2013 günlü, 6487 sayılı Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı KanunHükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 21. maddesiyle,4.11.1983 günlü, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun başlığıyla birliktedeğiştirilen geçici 6. maddesinin yedinci, onbirinci ve onüçüncü fıkralarınayönelik itiraz başvurusunun başvuran Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,25.9.2013 gününde OYBİRLİĞİYLEkarar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
Zühtü ARSLAN