ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2014/101
Karar Sayısı : 2017/142
Karar Tarihi : 28.9.2017
R.G. Tarih – Sayı : 27.12.2017 - 30283
İPTAL DAVASINI AÇAN: Türkiye Büyük Millet Meclisiüyeleri M. Akif HAMZAÇEBİ,Engin ALTAY ve Muharrem İNCE ile birlikte 119milletvekili (E.2014/101)
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Marmaris 2. AsliyeCeza Mahkemesi (E.2015/8)
DAVA VE İTİRAZIN KONUSU: 6.10.1983 tarihli ve2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun;
A. 2.3.2014 tarihli ve 6529 sayılı Kanun’un 5. maddesiyledeğiştirilen 6. maddesinin,
B. 6529 sayılı Kanun’un 6. maddesiyledeğiştirilen 7. maddesinin,
C. 3.8.2002 tarihli ve 4771 sayılı Kanun’un 5. maddesiyledeğiştirilen 10. maddesinin,
D. 11. maddesine 6529 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle eklenenikinci fıkranın,
E. 20. maddesinin,
F. 22. maddesinin birinci fıkrasının,
G. 23. maddesinin (a), (c), (d) ve (e) bentlerinin,
Anayasa’nın 2., 5., 10., 11., 12., 13., 26., 34., 68. ve 90.maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine; 6529 sayılı Kanun’un 5.maddesiyle değiştirilen 6. maddesinin ikinci fıkrasının birincicümlesinde yer alan “…ve vatandaşların günlük yaşamınızorlaştırmayacak…”, “...Türkiye Büyük Millet Meclisinde grububulunan...” ve “…mahallin en büyük mülki amiri tarafındanbelirlenir.”ibareleri ile beşinci fıkrasında yer alan “…vevatandaşların günlük yaşamını zorlaştırmayacak…”ibaresi ile 11.maddesine, 6529 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle eklenen ikincifıkranın yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talebidir.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ
İptali istenen kuralların yer aldığı 2911 sayılı Kanun’un;
1. 6529 sayılı Kanun’la değiştirilen 6. maddesi şöyledir:
“Madde 6- (Değişik: 2/3/2014-6529/5 md.)Toplantı ve gösteriyürüyüşleri, tüm il ve ilçe sınırları içerisinde aşağıdaki hükümlere uyulmakşartıyla her yerde yapılabilir.
İl ve ilçelerde toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergâhı,kamu düzenini ve genel asayişi bozmayacak ve vatandaşların günlük yaşamınızorlaştırmayacak şekilde ve 22 nci maddenin birinci fıkrasında sayılansınırlamalara uyulması kaydıyla Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunansiyasi partilerin il ve ilçe temsilcileri ile güzergâhın geçeceği ilçe ve ilbelediye başkanlarının, en çok üyeye sahip üç sendikanın ve kamu kurumuniteliğindeki meslek kuruluşlarının il ve ilçe temsilcilerinin görüşleri alınarakmahallin en büyük mülki amiri tarafından belirlenir. İl ve ilçenin büyüklüğü,gelişmişliği ve yerleşim özellikleri dikkate alınarak birden fazla toplantı vegösteri yürüyüşü yer ve güzergâhı belirlenebilir.
Belirlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergâhı yerelgazeteler ile valilik ve kaymakamlık internet sitelerinden ilan edilerek halkaduyurulur.
Toplantı ve gösteri yürüyüşleri yer ve güzergâhı hakkında sonradanyapılacak değişiklikler de aynı yöntemle yapılır. Bu değişiklikler duyurudan onbeş gün sonra geçerli olur.
Birden fazla toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergâhınınbelirlendiği il ve ilçelerde düzenleme kurulu, kamu düzenini ve genel asayişibozmayacak ve vatandaşların günlük yaşamını zorlaştırmayacak şekilde belirlenenyer ve güzergâhlardan birisini tercih edebilir.”
2. 6529 sayılı Kanun’la değişiklik yapılan 7. maddesi şöyledir:
“Madde 7- Toplantı ve yürüyüşlere ve bu amaçla toplanmalaragüneş doğmadan başlanamaz.
(Değişik ikinci fıkra: 2/3/2014-6529/6 md.) Açık yerlerdekitoplantılar ile yürüyüşler güneş batmadan önce dağılacak şekilde, kapalıyerlerdeki toplantılar ise saat 24.00’e kadar yapılabilir.”
3. 4471 sayılı Kanun’la değiştirilen 10. maddesi şöyledir:
“Madde 10- (Değişik: 3/8/2002-4771/5 md.) Toplantıyapılabilmesi için, düzenleme kurulu üyelerinin tamamının imzalayacakları birbildirim, toplantının yapılmasından en az kırksekiz saat önce ve çalışmasaatleri içinde, toplantının yapılacağı yerin bağlı bulunduğu valilik veyakaymakamlığa verilir.
Bu bildirimde;
a) Toplantının amacı,
b) Toplantının yapılacağı yer, gün, başlayış ve bitiş saatleri,
c) Düzenleme kurulunun başkan ile üyelerinin açık kimlikleri,meslekleri ikametgahları ve varsa çalışma yerleri,
Belirtilir ve bildirime yönetmelikte gösterilecek belgelereklenir.
Bu bildirim karşılığında gün ve saati gösteren alındı belgesiverilmesi zorunludur.
Bu bildirim, valilik veya kaymakamlıkça kabul edilmez veyakarşılığında alındı belgesi verilmez ise keyfiyet bir tutanakla tespit edilir.Bu halde noter vasıtasıyla ihbar yapılır. İhbar saati bildirimin verilme saatisayılır.
Aynı yerde, aynı gün toplantı yapmak üzere ayrı ayrı düzenlemekurullarınca bildirim verilmişse ilk verilen bildirim geçerlidir. Diğerlerinedurum hemen yazılı olarak bildirilir.”
4. 11. maddesi şöyledir:
“Madde 11- Toplantı, 6 ncı madde hükümlerine uymak suretiylebildirimde belirtilen yerde yapılır. Düzenleme kurulu, kendi üyelerinden başkandahil en az yedi kişiyi toplantının yapıldığı yerde bulundurmakla yükümlüdür.(Değişik üçüncü cümle: 2/3/2014-6529/7 md.) Bu yükümlülüğün yerinegetirildiğine dair tutulan tutanak, düzenleme kurulu tarafından hazırlanarakyetkili kolluk amirine teslim edilir.
(Ek fıkra: 2/3/2014-6529/7 md.) Toplantı ve gösteriyürüyüşlerinde katılımcıların ve konuşmacıların ses ve görüntüleri kolluktarafından yapıldığı belli olacak şekilde kaydedilebilir. Elde edilen kayıt vegörüntüler şüphelilerin ve suç delillerinin tespiti dışında başka bir amaçlakullanılamaz.”
5. 20. maddesi şöyledir:
“Madde 20- Gösteri yürüyüşlerinin şekil ve şartları ileertelenmesi veya yasaklanması hakkında da bu Kanunun 3 üncü ve 4 üncübölümlerindeki hükümler uygulanır.
Şehir ve kasaba içindeki genel yollar üzerinde yapılacakyürüyüşlere ait bildirimlerde, 6 ncı madde gereğince ilan olunan yol ve yönlereuyulmak şartıyla, yürüyüşe geçmek için seçilecek toplanma yeri ile izlenecekyol ve dağılma yerinin belirtilmesi zorunludur.”
6. 22. maddesi şöyledir:
“Madde 22- Genel yollar ile parklarda, mabetlerde, kamuhizmeti görülen bina ve tesislerde ve bunların eklentilerinde ve Türkiye BüyükMillet Meclisine bir kilometre uzaklıktaki alan içinde toplantı yapılamaz veşehirlerarası karayollarında gösteri yürüyüşleri düzenlenemez.
Genel meydanlardaki toplantılarda, halkın ve ulaşım araçlarınıngelip geçmesini sağlamak üzere valilik ve kaymakamlıklarca yapılacakdüzenlemelere uyulması zorunludur.”
7. 23. maddesi şöyledir:
“Madde 23- a) 9 ve 10 uncu madde hükümlerine uygun biçimdebildirim verilmeden veya toplantı veya yürüyüş için belirtilen gün ve saattenönce veya sonra;
b) (Değişik: 30/7/1998 - 4378/1 md.) Ateşli silahlar veya havaifişek, molotof ve benzeri el yapımı olanlar dâhil patlayıcı maddeler veya hertürlü kesici, delici aletler veya taş, sopa, demir ve lastik çubuklar, boğmateli veya zincir, demir bilye ve sapan gibi bereleyici ve boğucu araçlar veyayakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı eczalar veya diğer her türlü zehirler veya hertürlü sis, gaz ve benzeri maddeler ile yasadışı örgüt ve topluluklara aitamblem ve işaret taşınarak veya bu işaret ve amblemleri üzerinde bulunduranüniformayı andırır giysiler giyilerek veya kimliklerini gizlemek amacıylayüzlerini tamamen veya kısmen bez ve sair unsurlarla örterek toplantı vegösteri yürüyüşlerine katılma ve kanunların suç saydığı nitelik taşıyan afiş,pankart, döviz, resim, levha, araç ve gereçler taşınarak veya bu niteliktesloganlar söylenerek veya ses cihazları ile yayınlanarak,
c) 7 nci madde hükümleri gözetilmeksizin,
d) 6 ve 10 uncu maddeler gereğince belirtilen yerler dışında,
e) 20 nci maddedeki yöntem ve şartlara ve 22 nci maddedeki yasakve önlemlere uyulmaksızın,
f) 4 üncü madde ile Kanun kapsamı dışında bırakılan konulardakendi amaç, kural ve sınırları dışına çıkılarak,
g) Kanunların suç saydığı maksatlar için,
h) Bildirimde belirtilen amaç dışına çıkılarak,
i) Toplantı ve yürüyüşün 14, 15, 16, 17 ve 19 uncu maddeleredayanılarak yasaklanması veya ertelenmesi halinde tespit edilen erteleme veyayasaklama süresi sona ermeden,
j) (Değişik: 2/3/2014-6529/9 md.) 12 nci madde gereğincetoplantının dağılmasına karar verilmesi hâlinde,
k) 21 inci madde hükmüne aykırı olarak,
l) 3 üncü maddenin 2 nci fıkrası hükmüne uyulmadan,
Yapılan toplantılar veya gösteri yürüyüşleri Kanuna aykırısayılır.”
II. İLK İNCELEME
A. E.2014/101 Sayılı Dava Yönünden
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Serruh KALELİ,Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ,Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal MümtazAKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, Zühtü ARSLAN, M. Emin KUZ ve Hasan TahsinGÖKCAN’ın katılımlarıyla 28.5.2014 tarihinde yapılan ilk incelemetoplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine,yürürlüğü durdurma talebinin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLEkarar verilmiştir.
B. E.2015/8 Sayılı Başvuru Yönünden
2. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN,Alparslan ALTAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, BurhanÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI,Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN ve KadirÖZKAYA’nın katılımlarıyla 18.2.2015 tarihinde yapılan ilk incelemetoplantısında öncelikle başvurunun yöntemine uygun olup olmadığı ve uygulanacakkural sorunları görüşülmüştür.
3. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun’un “Anayasaya aykırılığın mahkemelerce ileri sürülmesi”başlıklı 40. maddesinde Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla yapılacakbaşvurularda izlenecek yöntem belirtilmiştir. Söz konusu maddenin (1) numaralıfıkrasında, bir davaya bakmakta olan mahkemenin bu davada uygulanacak bir kanunveya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi hâlindeveya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğukanısına varması durumunda, bu fıkrada sayılan belgeleri dizi listesinebağlayarak Anayasa Mahkemesine göndereceği belirtilmiş; anılan fıkranın (a)bendinde, “İptali istenen kuralların Anayasanın hangi maddelerineaykırı olduklarını açıklayan gerekçeli başvuru kararının aslı” AnayasaMahkemesine gönderilecek belgeler arasında sayılmak suretiyle başvuru kararınınAnayasa’ya aykırılık gerekçelerini içermesi gerektiği vurgulanmıştır. Anılanmaddenin (4) numaralı fıkrasında ise açık bir şekilde dayanaktan yoksun veyayöntemine uygun olmayan itiraz başvurularının, Anayasa Mahkemesi tarafındanesas incelemeye geçilmeksizin gerekçeleriyle reddedileceği hükme bağlanmıştır.
4. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 46. maddesinin (1) numaralıfıkrasının (a) bendinde de, itiraz yoluna başvuran Mahkemenin gerekçelikararında Anayasa’ya aykırılıkları ileri sürülen hükümlerin her birininAnayasa’nın hangi maddelerine, hangi nedenlerle aykırı olduğunun ayrı ayrı vegerekçeleriyle birlikte açıkça gösterilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
5. Yine İçtüzüğün 49. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b)bendinde, Anayasa Mahkemesince yapılan ilk incelemede başvuruda eksikliklerinbulunduğu tespit edilirse itiraz yoluna ilişkin işlerde esas incelemeyegeçilmeksizin başvurunun reddine karar verileceği; (2) numaralı fıkrasında iseanılan (b) bendi uyarınca verilen kararın itiraz yoluna başvuran mahkemenineksiklikleri tamamlayarak yeniden başvurmasına engel olmadığı belirtilmiştir.
6. Başvuru kararının incelenmesinden, 2911 sayılı Kanun’un 6529sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değiştirilen 6. maddesinin ikinci fıkrasınınbirinci cümlesinde yer alan “…mahallin en büyük mülki amiri tarafından…”ibaresi ile dördüncü fıkrasının birinci cümlesi dışında kalan bölümü ve Kanun’un 10. maddesinin üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarının Anayasa’nın2., 5., 11., 12., 13., 26., 34. ve 90. maddelerine hangi nedenlerle aykırı olduğunun ayrı ayrı ve gerekçeleriyle birlikte açıkça gösterilmediğianlaşılmıştır.
7. Bu nedenle bu hükümlere yönelik başvurunun, 6216 sayılıKanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygunolmadığından esas incelemeye geçilmeksizin reddi gerekir.
8. Öte yandan Anayasa’nın 152. ve 6216sayılı Kanun’un 40. maddelerine göre mahkemeler, bakmakta oldukları davalarda uygulayacakları kanun ya da kanun hükmündekararname kurallarını Anayasa’ya aykırı görürler veya taraflardan birinin ilerisürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırlarsa o hükmün iptaliiçin Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidirler. Ancak bu kurallar uyarıncabir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde yönteminceaçılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması ve iptali istenenkuralların da o davada uygulanacak olması gerekmektedir. Uygulanacak yasakuralları, davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veyadavayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak niteliktebulunan kurallardır.
9. 2911 sayılı Kanun’un 7.maddesi, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin zaman yönünden sınırlarınıdüzenlemektedir. Maddenin birinci fıkrasında, toplantı ve yürüyüşlere vebu amaçla toplanmalara güneş doğmadan başlanamayacağı belirtilmiş; 6529 sayılıKanun’un 6. maddesiyle değiştirilen ikinci fıkrasında, açık yerlerdeki toplantılarile yürüyüşlerin güneş batmadan önce dağılacak şekilde, kapalı yerlerdekitoplantıların ise saat 24.00’e kadar yapılabileceği ifade edilmiştir. İtirazyoluna başvuran Mahkemenin önündeki uyuşmazlık konusu olay, güneş doğmadanbaşlayan veya kapalı yerde yapılan bir “toplantı ve yürüyüş”e ilişkindeğildir. Dolayısıyla 7. maddenin bu hususlara ilişkin olmayan bölümlerininbakılmakta olan davada uygulanma imkânı bulunmamaktadır. Bu nedenle 7. maddeyeilişkin esas incelemenin dava konusu olaya uygulanma imkânı bulunan ve ikincifıkrasında yer alan “…güneş batmadan önce dağılacak şekilde…” ibaresiylesınırlı olarak yapılması gerekmektedir.
10. Kanun’un 20. maddesinin birinci fıkrasında gösteriyürüyüşlerinin şekil ve şartları ile ertelenmesi veya yasaklanması hakkında dabu Kanun’un 3. ve 4. bölümlerindeki hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir.Buna göre düzenleme kurulu, bildirimin şekil ve şartları, toplantınınyapılmasında uygulanacak esaslar ve düzenleme kurulunun toplantı esnasındakigörev ve sorumluluklarına ilişkin olarak Kanun’un 9 ila 12. maddelerinikapsayan üçüncü bölümünde yer alan hükümler ile toplantının ertelenmesi veyasaklanmasına dair Kanun’un 14. ila 19. maddelerini kapsayan dördüncübölümünde yer alan hükümler gösteri yürüyüşleri hakkında da uygulanacaktır.İtiraz yoluna başvuran Mahkemede görülen dava gösteri yürüyüşünün ertelenmesiveya yasaklanmasına ilişkin bulunmadığından Kanun’un 20. maddesinin birincifıkrasına yönelik esas incelemesinin “Gösteri yürüyüşlerinin şekil veşartları…” ibaresi ile sınırlı yapılması gerekmektedir.
11. Kanun’un 22. maddesinde ise toplantı ve gösteri yürüyüşlerininyasaklandığı yerler sayılmıştır. Buna göre genel yollar ile parklarda,mabetlerde, kamu hizmeti görülen bina ve tesislerde ve bunların eklentilerindeve Türkiye Büyük Millet Meclisine (TBMM) bir kilometre uzaklıktaki alan içindetoplantı yapılamaz ve şehirlerarası kara yollarında gösteri yürüyüşleridüzenlenemez. İtiraz yoluna başvuran Mahkemenin önündeki uyuşmazlık konusu olaygenel yol üzerinde gerçekleşmiş olup olayın maddede belirtilen diğer yerlerlebir ilgisi bulunmadığından maddenin “Genel yollar…” ibaresi dışındakalan kısmının davada uygulanma imkânı yoktur. Bu nedenle 22. maddeye ilişkinesas incelemenin dava konusu olaya uygulanma imkânı bulunan ve birincifıkrasında yer alan “Genel yollar…” ibaresiyle sınırlı olarak yapılmasıgerekmektedir.
12. Kanun’un 23. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde deKanun’un 9. ve 10. madde hükümlerine uygun biçimde bildirim verilmeden veyatoplantı ya da yürüyüş için belirtilen gün ve saatten önce veya sonra yapılantoplantılar ya da gösteri yürüyüşlerinin Kanun’a aykırı sayılacağıöngörülmüştür. Kanun’un 9. maddesi, Kanun’a göre yapılacak toplantılardabildirimi yapacak düzenleme kurulunun oluşumuna ve tüzel kişilerin toplantı vegösteri yapabilme esaslarına ilişkin kurallar içermektedir. İtiraz yolunabaşvuran Mahkemenin önündeki uyuşmazlık konusu olayda, bir düzenleme kurulubulunmadığı gibi olayın herhangi bir tüzel kişiyle ilgisi de bulunmamaktadır.Dolayısıyla bakılmakta olan davada 23. maddenin (a) bendinin atıfta bulunduğu9. maddenin uygulanması mümkün değildir. İtiraz yoluna başvuran Mahkemede davakonusu olan uyuşmazlıkta sanıkların bildirimde bulunarak toplantı ve yürüyüşiçin herhangi bir gün belirlemeleri söz konusu olmadığından itiraz konusubendin “veya toplantı veya yürüyüş için belirtilen gün ve saatten önce veyasonra” ibaresinin de davada uygulanma imkânı bulunmamaktadır. Bu nedenleitiraz konusu bende ilişkin esas incelemenin dava konusu olaya uygulanma imkânıbulunan ve bentte yer alan “…10 uncu madde hükümlerine uygun biçimde bildirimverilmeden…” ibaresiyle sınırlı olarak yapılması gerekmektedir.
13. Açıklanan nedenlerle 6.10.1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantıve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun;
A. 1- 2.3.2014 tarihli ve 6529 sayılı Kanun’un 5. maddesiyledeğiştirilen 6. maddesinin;
a- İkinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…mahallin enbüyük mülki âmiri tarafından…” ibaresi,
b- Dördüncü fıkrasının birinci cümlesi,
dışında kalan bölümünün,
2- 10. maddesinin üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarının,
iptallerine karar verilmesi talebiyle yapılan itiraz başvurusunun,6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri HakkındaKanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygunolmadığından esas incelemeye geçilmeksizin REDDİNE,
B. 1- 6529 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değiştirilen 6.maddesinin, ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…mahallin enbüyük mülki amiri tarafından…” ibaresi ile dördüncü fıkrasının birincicümlesinin esasının incelenmesine,
2- 7. maddesinin esasının incelenmesine, esasa ilişkin incelemeninmaddenin ikinci fıkrasında yer alan “…güneş batmadan önce dağılacakşekilde…” ibaresiyle sınırlı olarak yapılmasına,
3- 10. maddesinin 3.8.2002 tarihli ve 4771 sayılı Kanun’un 5.maddesiyle değiştirilen birinci fıkrası ile ikinci fıkrasının esasınınincelenmesine,
4- 20. maddesinin esasının incelenmesine, esasa ilişkinincelemenin maddenin birinci fıkrasında yer alan “Gösteri yürüyüşlerininşekil ve şartları…” ibaresi ve ikinci fıkrasıyla sınırlı olarakyapılmasına,
5- 22. maddesinin birinci fıkrasının esasının incelenmesine, esasailişkin incelemenin “Genel yollar…” ibaresiyle sınırlıolarak yapılmasına,
6- 23. maddesinin;
a- (a) bendinin esasının incelenmesine, esas incelemenin “…10uncu madde hükümlerine uygun biçimde bildirim verilmeden…” ibaresiylesınırlı olarak yapılmasına,
b- (c), (d) ve (e) bentlerinin esasınınincelenmesine,
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. BİRLEŞTİRME KARARI
14. 6.10.1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve GösteriYürüyüşleri Kanunu’nun;
A. 2.3.2014 tarihli ve 6529 sayılı Kanun’un 5. maddesiyledeğiştirilen 6. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…mahallinen büyük mülki âmiri tarafından…” ibaresi ile dördüncü fıkrasının birincicümlesinin,
B. 7. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “…güneş batmadanönce dağılacak şekilde…” ibaresinin,
C. 10. maddesinin, 3.8.2002 tarihli ve 4771 sayılı Kanun’un 5.maddesiyle değiştirilen birinci fıkrası ile ikinci fıkrasının,
D. 20. maddesinin, birinci fıkrasında yer alan “Gösteriyürüyüşlerinin şekil ve şartları…” ibaresi ile ikinci fıkrasının,
E. 22. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “ Genel yollar…” ibaresinin,
F. 23. maddesinin, (a) bendinde yer alan “…10 uncu maddehükümlerine uygun biçimde bildirim verilmeden…” ibaresi ile (c), (d) ve (e)bentlerinin,
iptallerine karar verilmesi talebiyle yapılan itiraz başvurusunun,aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle E.2014/101 sayılı dava ileBİRLEŞTİRİLMESİNE, E.2015/8 sayılı dosyanın esasının kapatılmasına, esasincelemenin E.2014/101 sayılı dosya üzerinden yürütülmesine, 18.2.2015tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
IV. ESASIN İNCELENMESİ
15. Dava dilekçesi ile başvuru kararı ve ekleri, Raportör AyhanKILIÇ tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, dava ve itiraz konusukanun hükümleri, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kurallarıve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonragereği görüşülüp düşünüldü:
A. Kanun’un 6529 Sayılı Kanun’un 5. Maddesiyle Değiştirilen 6.Maddesinin İkinci Fıkrasının Birinci Cümlesinde Yer Alan “…vevatandaşların günlük yaşamını zorlaştırmayacak…”, “...TürkiyeBüyük Millet Meclisinde grubu bulunan...” ve “…mahallin enbüyük mülki amiri tarafından belirlenir.” İbarelerinin, DördüncüFıkrasının Birinci Cümlesinin ve Beşinci Fıkrasında Yer Alan “…vevatandaşların günlük yaşamını zorlaştırmayacak…” İbaresininİncelenmesi
16. 2911 sayılı Kanun; 1. maddesinde ifade edildiği üzere toplantıve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şartve usuller ile gerçek ve tüzelkişilerin düzenleyecekleri toplantı ve gösteriyürüyüşlerinin yerini, zamanını, usul ve şartlarını, düzenleme kurulunun görevve sorumluluklarını, yetkili merciin yasaklama ve erteleme hâllerini, güvenlikkuvvetlerinin görev ve yetkileri ile yasakları ve ceza hükümlerinidüzenlemektedir.
17. Kanun’un 6. maddesi de toplantı ve gösteri yürüyüşününyapılacağı yer ve güzergâhın belirlenmesine ilişkin hükümler içermektedir. Sözkonusu madde 6529 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle tamamen değiştirilmiştir.Kanun’un 6. maddesinin birinci fıkrasında toplantı ve gösteri yürüyüşlerinintüm il ve ilçe sınırları içinde, maddede belirtilen hükümlere uyulmak şartıylaher yerde yapılabileceği ifade edilmiştir. “Toplantı” ve “gösteriyürüyüşü” tanımının yapıldığı Kanun’un 2. maddesinde “toplantı”nın, “belirlikonular üzerinde halkı aydınlatmak ve bir kamuoyu yaratmak suretiyle o konuyubenimsetmek için gerçek ve tüzelkişiler tarafından bu Kanun çerçevesindedüzenlenen açık ve kapalı yer toplantılarını”, “gösteri yürüyüşü”nünise “belirli konular üzerinde halkı aydınlatmak ve bir kamuoyu yaratmaksuretiyle o konuyu benimsetmek için gerçek ve tüzelkişiler tarafından bu Kanunçerçevesinde düzenlenen yürüyüşleri” ifade ettiği belirtilmiştir.
1. 6. Maddenin İkinci Fıkrasının Birinci Cümlesinde YerAlan “…mahallin en büyük mülki amiri tarafından belirlenir.”İbaresi
a. İptal Taleplerinin Gerekçeleri
18. Dava dilekçesinde ve başvuru kararında özetle, il veilçelerde toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergâhının mahallinen büyük mülki amiri tarafından belirlenmesini öngören kuralda, mahallin enbüyük mülki amirinin bu yetkisini kullanırken TBMM’de grubu bulunan siyasipartilerin il ve ilçe temsilcileri ile güzergâhın bulunduğu ilçe ve il belediyebaşkanlarının, en çok üyeye sahip üç sendikanın ve kamu kurumu niteliğindekimeslek kuruluşlarının il ve ilçe temsilcilerinin görüşlerini alacağıdüzenlenmiş ise de bu görüşlerin bağlayıcı olup olmadığı hususunda belirsizlikbulunduğu, toplantı ve gösteri yürüyüşü güzergâhının belirlenmesiyle ilgiliolarak mahallin en büyük mülki amirine geniş takdir yetkisi tanındığı vedüzenlemenin kamunun ve iskân yerlerinin çok uzağında bulunan ıssız yerlerintoplantı ve gösteri yeri olarak gösterilmesine imkân verdiği, anayasal güvencealtında bulunan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının gösterininyapılacağı alanın belirlenmesini de kapsadığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi(AİHM) içtihatlarının da bu yönde olduğu, toplantı ve gösteri yürüyüşü yerve güzergâhının mahallin en büyük mülki amiri tarafından belirlenmesinin hakkınözünü zedelediği, toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılacak yer ve güzergâhınbelirlenmesi yetkisinin mahallin en büyük mülki amirine bırakılmak suretiyletoplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yapılan müdahalenin zorlayıcıbir toplumsal ihtiyaca cevap vermediği ve demokratik toplum düzeni bakımındangerekli olmadığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 5., 11., 12., 13.,26., 34. ve 90. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
b. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
19. Kanun’un 6. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde,il ve ilçelerde toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergâhının kamu düzeninive genel asayişi bozmayacak ve vatandaşların günlük yaşamını zorlaştırmayacakşekilde ve 22. maddenin birinci fıkrasında sayılan sınırlamalara uyulmasıkaydıyla TBMM’de grubu bulunan siyasi partilerin il ve ilçe temsilcileri ilegüzergâhın geçeceği ilçe ve il belediye başkanlarının, en çok üyeye sahip üçsendikanın ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının il ve ilçetemsilcilerinin görüşleri alınarak mahallin en büyük mülki amiri tarafındanbelirleneceği öngörülmektedir. Kanun’un 6.maddesinin ikinci fıkrada yer alan “…mahallin en büyük mülki amiritarafından belirlenir.” ibaresi dava ve itiraz konusu kuralıoluşturmaktadır.
20. Anayasa’nın 26. maddesinin birinci fıkrasında, “Herkes,düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veyatoplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.” denilmek suretiyle temelhak ve özgürlükler arasında yer alan ifade özgürlüğü güvence altınaalınmıştır. Anayasa’da sadece düşünce ve kanaatler değil bunlarıaçıklama ve yayma biçimleri ve araçları da güvenceye bağlanmıştır. Anayasa’nın26. maddesinde düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün kullanımındabaşvurulabilecek araçlar “söz, yazı, resim veya başka yollar” olarakifade edilmiş ve “başka yollar” ifadesiyle her türlü ifade aracınınanayasal koruma altında olduğu gösterilmiştir.
21. Anayasa’nın 34. maddesinin birinci fıkrasında, “Herkes,önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkına sahiptir.” denilmek suretiyle toplantı ve gösteriyürüyüşü düzenleme hakkı güvenceye bağlanmaktadır. Toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkı, bireylerin düşünce açıklamalarında bulunmak amacıyla açık veyakapalı mekânlarda, kamu otoriteleri ile üçüncü kişilerin müdahalesi olmaksızın,geçici olarak bir araya gelebilme serbestisini korumaktadır.
22. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı, düşünceyi ifadebiçimlerinden birini oluşturmaktadır. Bu hak, bireylerin bir fikriaçıklamak, ortak çıkarları savunmak, belli fikir ve kanaatler çerçevesindekamuoyu oluşturmak ve siyasal karar organlarını etkilemek için bir araya gelebilmeleriamacına hizmet etmektedir. Bu nedenle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemehakkı, ifade özgürlüğüyle de yakından ilgili olup ifade özgürlüğü ile birliktedemokratik toplumun temelini oluşturmaktadır. Dolayısıyla demokratik birtoplumda ifade özgürlüğüne gösterilen önem ve hassasiyetin, toplantı ve gösteriyürüyüşü düzenleme hakkı için de sergilenmesi gerekmektedir.
23. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ayrıcamemleket meselelerinin barışçıl yöntemlerle ve uzlaşı yoluyla çözülebilmesineimkân tanımaktadır. Bireyler, bu hak aracığıyla ülkeyi yönetenleri ve bunlarıntayin ettiği politikaları belirli ölçülerde etkileme imkânı elde ettiklerindenbu hak yönetime katılma araçlarından birini oluşturmaktadır. Dolayısıyla birülkenin demokratik ilkelere uygun yönetildiğinden söz edilebilmesi içinbireylerin barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahip olmasıgerekmektedir.
24. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasıbakımından toplantı veya gösteriyi tertip edenlerin savunduğu ve ifade ettiğidüşüncenin içeriğinin bir önemi bulunmamaktadır. Toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkı, ifade özgürlüğünde olduğu gibi sadece toplumun genelitarafından savunulan ve kabul gören düşünce ve fikirleri korumakla yetinmez;bunun haricinde toplumun genelini rahatsız edebilecek, endişelendirecek, hattaşok edecek veya onların belirli düzeyde tepkilerini çekebilecek fikirlerisavunmak amacıyla da toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlenebilir. Bir toplantıveya gösteri yürüyüşünde açıklanan düşünce ve görüşlerin sırf çoğunluk ya dasiyasal iktidar tarafından benimsenmemesi veya onlarda rahatsızlık uyandırmasınedeniyle yasaklanması veyahut sınırlanması mümkün değildir. İfade edilen görüşve eleştiriler ne derece sert ve rahatsız edici olursa olsun şiddet içermediğive barışçıl niteliğini koruduğu müddetçe, yetkili makamların her türlü toplantıve gösteri yürüyüşüne tahammül göstermesi ve hoşgörüyle yaklaşması demokrasininbir gereğidir (benzer yönde değerlendirmeler için bkz. Abdullah Öcalan [GK],B. No: 2013/409, 25/6/2014, § 95; Emin Aydın, B. No: 2013/2602,23/1/2014, § 41; Fatih Taş [GK], B. No: 2013/1461, 12/11/2014,§ 94; Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No: 2015/18567,25/2/2016, § 86).
25. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının amacı vemahiyeti dikkate alındığında bu hakkın, toplantı veya gösteri yürüyüşününyapılacağı mekânı seçme serbestisini de kapsadığı anlaşılmaktadır. Ziratoplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemenin amacı bir fikri açıklamak, ortakçıkarları savunmak, belli fikir ve kanaatler çerçevesinde kamuoyu oluşturmak vesiyasal karar organlarını etkilemek olup gösteri ve toplantı yürüyüşünündüzenlendiği mekân, açıklanan düşüncenin muhataplarına ulaşabilmesi ve tesiroluşturabilmesi bakımından önem taşımaktadır. Bu nedenle toplantı ve gösteriyürüyüşünün yapılacağı mekânın seçiminin kural olarak düzenleyicilerintakdirinde olması gerekmektedir. Bu itibarla bireylerin toplantı ve gösteriyürüyüşü düzenleyecekleri yeri belirleme serbestîsini sınırlayan düzenlemelerbu hakka müdahale niteliği taşır.
26. Dava konusu kuralda, il ve ilçelerde toplantı ve gösteriyürüyüşü yer ve güzergâhının mahallin en büyük amirince belirlenmesi öngörülmekte,toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılabilecek alanlar onun tarafından belirlenenyer ve güzergâhlarla sınırlandırılmaktadır. Kanun’un 2. maddesinde de mahallinen büyük mülki amirinin illerde vali, ilçelerde kaymakam olduğu; bir ile bağlıilçelerin o ilin belediye sınırları içindeki kısımlarına ilişkin olarak buKanun’un uygulanması yönünden mahallin en büyük mülki amirinin ise ilin valisiolduğu belirtilmektedir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılabilecekalanların mahallin en büyük mülki amirince belirlenen yer ve güzergâhlasınırlandırılmasının bireylerin toplantı veya gösteri yürüyüşünün yapılacağımekânı seçme hakkına müdahale teşkil ettiği açıktır.
27. Demokratik toplum bakımından taşıdığı öneme rağmen bu haksınırsız olmayıp Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen güvencelere uygun olmakkoşuluyla birtakım kısıtlamalara tabi tutulabilir. Anayasa’nın 13.maddesinde "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızınyalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak veancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülükilkesine aykırı olamaz." denilmiştir. Buna göre toplantı vegösteri yürüyüşü düzenleme hakkının sınırlandırılmasında göz önündebulundurulacak güvencelerden biri “Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilensebeplere bağlı” kalınması koşuludur.
28. Anayasa’nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında, toplantı vegösteri yürüyüşü düzenleme hakkının millî güvenlik, kamu düzeni, suçişlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlakın veya başkalarının hakve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve kanunla sınırlanabileceği ifadeedilmiştir. Buna göre demokratik toplumda vazgeçilmez bir hak teşkil edentoplantı ve gösteri yürüyüşleri, Anayasa’da belirtilen meşru amaçlardan birinedayanılarak ancak istisnai hâllerde sınırlandırılabilir. Ayrıca anılan maddeninüçüncü fıkrasında, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasındauygulanacak şekil, şart ve usullerin kanunda gösterileceği belirtilmeksuretiyle kanun koyucuya düzenleme yetkisi tanınmıştır.
29. Anayasa’nın 34. maddesinin önceki hâlinde yer alan, “Şehirdüzeninin bozulmasını önlemek amacıyla yetkili idari merci, gösteri yürüyüşününyapılacağı yer ve güzergâhı tespit edebilir.” biçimindeki (ikinci)fıkranın, 3.10.2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanun’un 13. maddesiyle yenidendüzenlenen madde metninde yer almamış olması mülki amire bu şekilde bir yetkininkanunla verilemeyeceği anlamına gelmez. Anılan değişiklikle doğrudan Anayasa’dayer almasının gereksiz olduğu düşünülen bir hüküm 34. madde metnindençıkartılmıştır. Kanun koyucunun diğer tüm temel hak ve özgürlüklerde olduğugibi Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca Anayasa’nın 34. maddesinin ikincifıkrasında belirtilen sebeplere dayanarak toplantı ve gösteri yürüyüşüyapılacak yer ve güzergâhlara yönelik meşru ve ölçülü sınırlamalar getirmesimümkündür.
30. Toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılabilecek alanları belirlemeyetkisinin mahallin en büyük mülki amirine verilmesinin kamu düzenininsağlanması ve başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlarınadayandığı anlaşılmaktadır. Şehrin bazı yerlerinde toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenlenmesinin, trafik düzeninde bozulmalara neden olabileceği, aşırı ses vegürültüye yol açabileceği, bu durumun kamu düzenini olumsuz etkileyebileceği vediğer bireylerin hak ve özgürlüklerini belli ölçüde zedeleyebileceğimuhakkaktır. Anayasa, kanun koyucunun kamu düzeninin korunması amacıylatoplantı ve gösteri yürüyüşü yapılabilecek yerlerin belirlenmesi bakımından sözkonusu hakkın sınırlandırabilmesini mümkün kılmaktadır. Bu nedenle toplantı vegösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yapılan müdahalenin meşru bir amacadayandığı ve Anayasa’nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen özelsınırlama sebeplerine bağlı kalındığı görülmektedir.
31. Bununla birlikte toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemehakkına sınırlama getirilebilmesi için meşru bir amaca dayanılması yeterliolmayıp Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen diğer güvencelere de uyulmasıgerekmektedir. Buna göre toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yöneliksınırlamalar hakkın özüne dokunmamalı, demokratik toplumdüzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmamalıdır.
32. Çağdaş demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en genişölçüde sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir. Temel hak ve özgürlükleribüyük ölçüde kısıtlayan ve kullanılamaz hâle getiren sınırlamalar hakkın özünedokunur. Dava konusu kuralla toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılabilecekalanlar, mahallin en büyük mülki amirince belirlenen yer ve güzergâhlasınırlandırılmak suretiyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkınasınırlama getirilmiş ise de anılan hak tamamen ortadan kaldırılmamaktadır. Zirakural; toplantı ve gösteri yürüyüşünün düzenlenmesini engellememekte, sadecebunların yapılabileceği alanların mahallin en büyük mülki amirincebelirlenmesini öngörmektedir. Bunun da tek başına hakkı anlamsız kılacaknitelikte olmadığı tartışmasızdır. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemeimkânı devam ettiğinden dava konusu kuralın, hakkın özüne dokunduğu söylenemez.
33. Demokratik toplum; çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirliliktemeline dayanmaktadır. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı,demokratik toplumun vazgeçilmez bir unsurudur. Demokratik bir toplumda bu hakkamüdahale edilebilmesi ancak zorlayıcı nedenlerin varlığına bağlıdır. Diğer birifadeyle bu özgürlüklere yapılan müdahalenin demokratik toplum düzenibakımından gerekli olduğundan söz edilebilmesi için zorunlu bir niteliktaşıması gerekmektedir.
34. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı, devlete birtakımpozitif yükümlülükler yüklemektedir. Bu yükümlülükler devletin, toplantı veyagösteriye katılanların bu haktan tam anlamıyla yararlanabilmesi için vekatılımcıların kısmen ya da tamamen şiddete yönelmesi veya toplantı veyahutgösterinin bütünüyle kamu düzenini bozucu bir yöne evirilmesi durumuna karşıihtiyaç duyulan koruyucu tedbirleri almasını gerektirmektedir. Devlete yüklenenpozitif yükümlülüklerin zorunlu kıldığı bu tedbirler toplantı ve gösterininbüyüklüğüne, mahiyetine ve katılımcı sayısının yanında toplantı veya gösterininyapıldığı yer ve mekâna bağlı olarak da değişebilmektedir. Ancak her yer vegüzergâhın bu tür tedbirlerin hakkıyla alınmasına elverişli olmadığı da bilinenbir gerçektir. Mahiyeti, amacı, büyüklüğü ve katılımcı sayısı itibarıyla cidditedbirler alınmasını gerektiren toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin butedbirlerin gereği gibi alınmasını güçleştiren yerlerde yapılmasının kamudüzenini bozucu nitelikleri dikkate alındığında mahallin en büyük amirinetoplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yapılabileceği yer ve güzergâhları belirlemeyetkisi tanınmasının demokratik toplumda gerekli olmadığı sonucuna ulaşılamaz.
35. Toplantı ve gösteri yürüyüşünün sınırlandırılmasındagözetilmesi gereken diğer bir ölçüt de ölçülülük ilkesidir. Ölçülülük, temelhak ve özgürlüklerin sınırlanma amaçları ile sınırlama araçları arasındakiilişkiyi yansıtır. Ölçülülük denetimi, ulaşılmak istenen amaçtan yola çıkılarakbu amaca ulaşılmak için seçilen aracın denetlenmesidir. Bu sebeple kuralınhedeflenen amaca ulaşabilmek için elverişli, gerekli ve orantılı olup olmadığıdeğerlendirilmelidir.
36. Kanun’un 6. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca mahallin enbüyük mülki amiri, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yapılacağı yer vegüzergâhı belirleme yetkisini tek başına kullanmamakta; TBMM’de grubu bulunansiyasi partilerin il ve ilçe temsilcileri ile güzergâhın geçeceği ilçe ve ilbelediye başkanlarının, en çok üyeye sahip üç sendikanın ve kamu kurumuniteliğindeki meslek kuruluşlarının il ve ilçe temsilcilerinin görüşlerinialdıktan sonra karar vermektedir. Bu suretle karar alım sürecine siyasipartiler, sendikalar, meslek kuruluşları ve ilgili belediyelerin de katılmasısağlanmaktadır.
37. Öte yandan düzenlemenin objektif anlamına bakıldığındakişilerin toplantı ve gösteri yürüyüşünün düzenleneceği yer ve güzergâhı seçmeserbestîsinin bütünüyle göz ardı edilmesine imkân tanıdığı da söylenemez. Yerve güzergâhın, toplantı veya gösterinin amacına ulaşabilmesi ve açıklanangörüşlerin muhataplarına ulaşabilmesi için taşıdığı önemin büyüklüğüyadsınamaz. Bu nedenle mülki amirin, bu yetkisini düzenleyicilerin mekân tercihetme serbestîsine saygı gösterecek şekilde kullanması gerekeceği tabiidir. Yerve güzergâh tayininde toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemek isteyenbireylerin mekân seçme serbestîsine sahip olmalarındaki bireysel yarar ile kamudüzeninin ve üçüncü kişilerin haklarının korunmasındaki kamusal yarararasındaki hassas dengenin gözetilmesi ölçülülük ilkesinin bir gereğidir.Kural, mahallin en büyük mülki amirinin toplantı veya gösteri yürüyüşününamacını, büyüklüğünü, mahiyetini ve katılımcı sayısını göz önünde bulundurarakkamu düzeninin ve üçüncü kişilerin haklarının korunması amacı çerçevesinde yerve mekân belirlemesini dışlamamaktadır. Bu kapsamda mülki amirin kamu yararıile bireysel yarar arasında dengeyi sağlamak bağlamında gerekirse toplantınınbüyüklüğüne ve amacına göre farklı yer ve güzergâhlar belirlemesi ve bumekânlar arasında kademelendirme yapması mümkündür.
38. Menfaatler dengesinin sağlanması amacı çerçevesinde nerelerintoplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergâhı olarak belirlenmesi hâlinde dahaetkili sonuçlar doğuracağının takdiri yetkili mülki amire ait olmakla birliktebu yetki mutlak ve sınırsız değildir. Dava ve itiraz konusu kural, mülki amiresınırsız bir yetki vermemektedir. Bu yetki hukuk devleti ve hukuk devletininbir gereği olan ölçülülük ilkesiyle sınırlı olup idari yargı denetiminetabidir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü güzergâhının bireylerin mekân seçmehususundaki tercih hakkını aşırı biçimde kısıtlayacak, toplantı veya gösteriyürüyüşüne katılımı caydırıcı hâle getirecek veya bu hakkın kullanımınızedeleyecek şekilde belirlenmesi durumunda buna dair idari kararın idari yargıyerlerince denetlenerek gerekirse iptal edilebileceği açıktır. Dolayısıylatoplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergâhını belirleme yetkisinin mülkiamire tanınması suretiyle toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına yapılan müdahaleölçüsüz değildir.
39. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 13., 26. ve 34.maddelerine aykırı değildir. İptal taleplerinin reddi gerekir.
40. Engin YILDIRIM ve Hasan Tahsin GÖKCAN bu görüşekatılmamışlardır.
41. Kuralın Anayasa’nın 2., 5., 11., 12. ve 90. maddeleriyleilgisi görülmemiştir.
2. 6. Maddenin İkinci Fıkrasının Birinci Cümlesi ile Beşinci FıkrasındaYer Alan “…ve vatandaşların günlük yaşamını zorlaştırmayacak…” İbareleri
a. İptal Taleplerinin Gerekçesi
42. Dava dilekçesinde özetle, anayasal güvence altında bulunantoplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının toplantı ve gösterinin yapılacağı alanınbelirlenmesini de kapsadığı, “toplantı ve gösteri yürüyüşlerininvatandaşların günlük yaşamını zorlaştırmayacak şekilde yapılması” şartınıntoplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ile ifade özgürlüğününkullanmasını ölçüsüz bir şekilde sınırlandırdığı, toplantı ve gösteriyürüyüşünün vatandaşların günlük yaşamını belli ölçüde etkilemesinin işinmahiyeti gereği olduğu, bu nedenle sınırlamanın “zorlayıcı bir sosyalihtiyaca”cevap vermediği, ayrıca kanun koyucunun toplantı ve gösteriyürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasını bu şekilde sınırlandırıcı hükümlerihdas etmesinin hukuk devleti ilkesi ve Anayasa’nın 5. maddesiyle devleteyüklenen temel ödevlerle bağdaşmadığı belirtilerek itiraz konusu kurallarınAnayasa’nın 2., 5., 26. ve 34. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
b. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
43. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kurallar ilgisinedeniyle Anayasa’nın 13. maddesi yönünden de incelenmiştir.
44. Kanun’un 6. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde,il ve ilçelerde toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergâhının kamu düzeninive genel asayişi bozmayacak ve vatandaşların günlük yaşamını zorlaştırmayacakşekilde ve 22. maddenin birinci fıkrasında sayılan sınırlamalara uyulmasıkaydıyla TBMM’de grubu bulunan siyasi partilerin il ve ilçe temsilcileri ilegüzergâhın geçeceği ilçe ve il belediye başkanlarının, en çok üyeye sahip üçsendikanın ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının il ve ilçetemsilcilerinin görüşleri alınarak mahallin en büyük mülki amiri tarafındanbelirleneceği öngörülmektedir.
45. Kanun’un 6. maddenin beşinci fıkrasında ise birden fazlatoplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergâhının belirlendiği il ve ilçelerdedüzenleme kurulunun kamu düzenini ve genel asayişi bozmayacak ve vatandaşlarıngünlük yaşamını zorlaştırmayacak şekilde belirlenen yer ve güzergâhlardanbirini tercih edebileceği belirtilmektedir. Söz konusu fıkralarda yer alan “…vevatandaşların günlük yaşamını zorlaştırmayacak…” ibareleri dava konusukuralları oluşturmaktadır.
46. Kanun’un 6. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde,il ve ilçelerde toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergâhını belirlemeyetkisi mahalli mülki amire tanınmıştır. Toplantı ve gösteri yürüyüşü yer vegüzergâhı belirlenirken “vatandaşların günlük yaşamını zorlaştırmaması”kriterinin de dikkate alınması gerekmektedir. Kanun’un 6. maddesinin beşincifıkrasında ise mahallin en büyük mülki amiri tarafından birden fazla toplantıve gösteri yürüyüşü yer ve güzergâhının belirlendiği il ve ilçelerde bu tercihidüzenleme kurulunun yapacağı ve tercihini yaparken dikkate alacağı kriterlerdenbirinin de “vatandaşların günlük yaşamını zorlaştırmaması” olduğu belirtilmektedir.Düzenleme kuruluna tanınan yetki, mahallin en büyük mülki amirince belirlenenyer ve güzergâhlardan dilediği birini tercih etme yetkisidir.
47. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlenebilecek yer vegüzergâhın vatandaşların günlük yaşamlarının zorlaştırmayacak şekildebelirlenecek olması, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlenebilecek mekânlarınsınırlandırılmasına yol açacağından bu hakka yönelik bir müdahale niteliğitaşımaktadır.
48. Toplantı ve gösteri yürüyüşleri, kamuya açık alanlardadüzenlenmektedir. Bu alanlarda toplantı ve gösteri yürüyüşünün düzenlenmesinindiğer insanların hak ve özgürlüklerini belli ölçüde sınırlandıracağı açıktır.Bu nedenle kamuya açık alanlarda yapılacak toplantı ve gösteri yürüyüşlerinebelli ölçülerde sınırlama getirilmesi, başkalarının hak ve özgürlüklerininkorunması açısından gerekli olabilir. Dava konusu kurallarla “vatandaşlarıngünlük yaşamını zorlaştırmama” kriteri getirilmek suretiylebaşkalarının hak ve özgürlüklerinin korunmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır.Ancak meşru bir amaca dayanan bu sınırlamanın ayrıca Anayasa’nın 13. maddesiuyarınca demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olmasıgerekir. Ölçülülük ilkesi, yasal önlemin öngörülen amaç için gerekli veamaca ulaşmaya elverişli olmasını, ayrıca amaç ve araç arasında makul birdengenin bulunması gereğini ifade eder.
49. Kamuya açık alanlar, toplantı ve gösteri yürüyüşünündüzenlendiği etkili ve doğal yerlerdir. Bu yerler aynı zamanda, halkındinlenme, seyahat etme ve eğlenme gibi birtakım sosyal ve kültürelihtiyaçlarına da hizmet etmektedir. Dolayısıyla bu alanların farklı amaçlarlakullanımı, farklı özgürlüklerin çatışmasına yol açabilmektedir. Temel hak veözgürlüklerin çatışması durumunda, özgürlükler arasında makul bir dengekurularak her ikisinin de gerektiği ölçüde korunduğu bir yolun benimsenmesigerekmektedir. Bu bağlamda, bir kamusal alanda toplantı ve gösteri yürüyüşünündüzenlenmesinin bu alanı farklı amaçlarla kullanan kişilerin hak veözgürlüklerini kısıtlaması, o alanda toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılmasınınyasaklanmasını gerektirmez. Her iki kesimin de haklarını kullanmalarını teminedecek uygun bir çözümün bulunması gerekmektedir.
50. Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yapılacağı mekân vegüzergâhların belirlenmesinde o mekân ve güzergâhı kullanan diğer bireylerinhak ve özgürlüklerine mutlak bir üstünlük tanınması durumunda, sadece şehirmerkezlerinden uzak yerlerin toplantı ve gösteri yürüyüş yer ve güzergâhıolarak belirlenmesi sonucu ortaya çıkabilmektedir. Oysa yukarıda ifade edildiğiüzere toplantı veya gösteri yürüyüşünün muhataplarını etkileyebilmesibakımından düzenlendiği mekânın büyük bir önemi bulunmaktadır.
51. AİHM kararlarında da vurgulandığı üzere toplantı ve gösteriyürüyüşünün başkalarının günlük yaşamlarını bir miktar zorlaştırmasıkaçınılmazdır. Demokratik toplumun önemli yapı taşlarından olan toplantı vegösteri yürüyüşünün gündelik yaşamı bir miktar zorlaştırmasının hoşgörüylekarşılanması gerekir (DİSK ve KESK/Türkiye, B. No: 38676/08,27/11/2012, § 29; Bukta ve diğerleri/Macaristan, B. No:25691/04, 17.7.2007, § 37; Oya Ataman/Türkiye, §§ 41, 42; Galstyan/Ermenistan, B.No: 26986/03, 15.11.2007, §§ 116, 117). Toplantı veya gösteri yürüyüşününyapılacağı alanlar belirlenirken vatandaşların günlük yaşamlarının zorlaşıpzorlaşmadığının da göz önünde bulundurulması, haklar arasında dengekurulabilmesi bakımından gerekli ise de vatandaşların günlük yaşamlarınızorlaştırmama ölçütüne mutlak bir üstünlük tanınması, toplantı ve gösteriyürüyüşü düzenleme hakkı ile başkalarının hak ve özgürlükleri arasındakidengenin başkalarının hak ve özgürlükleri lehine ölçüsüz bir şekilde bozulmasısonucunu doğuracaktır.
52. Demokratik bir toplumda toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemehakkına ancak zorlayıcı nedenlerin bulunması koşuluyla müdahaledebulunulabilir. Bir yerde toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlenmesininvatandaşın gündelik yaşamını zorlaştırmasının, o yerin toplantı ve gösteriyürüyüşlerine kapatılmasını haklılaştırabilmesi için gündelik yaşamın “aşırıve katlanılamaz derecede” zorlaşması gerekmektedir. Dava konusu kurallardaise gündelik yaşamın etkilenme boyutuna yönelik herhangi bir ölçütgetirilmemiştir. Kural bu hâliyle demokratik toplumda hoşgörüyle karşılanmasıgereken birtakım zorluklar gözetilerek toplantı veya gösteri yürüyüşümekânlarının sınırlandırılmasına da imkân tanımaktadır. Bu ise toplantı vegösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yapılan müdahaleyi demokratik bir toplumdagerekli olmaktan çıkarmakta ve ölçüsüz hâle getirmektedir.
53. Açıklanan nedenlerle kurallar Anayasa’nın 13., 26. ve 34.maddelerine aykırıdır. İptalleri gerekir.
54. Kurallar Anayasa’nın 13., 26. ve 34. maddelerine aykırıgörülerek iptal edildiğinden kuralların Anayasa’nın 2. ve 5. maddeleri yönündenayrıca incelenmesine gerek görülmemiştir.
3. 6. Maddenin İkinci Fıkrasının Birinci Cümlesinde Yer Alan “...TürkiyeBüyük Millet Meclisinde grubu bulunan...” İbaresi
a. İptal Talebinin Gerekçesi
55. Dava dilekçesinde özetle, il ve ilçelerde toplantı ve gösteriyürüyüşü yer ve güzergâhı belirlenirken sadece TBMM’de grubu bulunan siyasipartilerin il ve ilçe temsilcilerinin görüşlerinin alınması öngörülerek diğersiyasi partilerin göz ardı edilmesinin hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmadığıgibi eşitlik ilkesini de zedelediği belirtilerek itiraz konusu kuralın Anayasa’nın2., 10. ve 68. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
b. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
56. Kanun’un 6. maddesinin ikinci fıkrasında, mahallin en büyükmülkî âmirinin il ve ilçelerde toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergâhlarınıbelirlerken TBMM’de grubu bulunan siyasi partilerin il ve ilçe temsilcilerininde görüşlerini alması öngörülmüş olup, “Türkiye Büyük Millet Meclisindegrubu bulunan” ibaresi dava konusu kuralı oluşturmaktadır. Buna göremahallin en büyük mülki amirinin bu yetkisini kullanırken görüşüne başvuracağısiyasi partiler, TBMM’de grubu bulunanlarla sınırlanmış olup TBMM’de üyesibulunup da grup kuramayan siyasi partiler ile TBMM’de üyesi bulunmayan siyasipartilerin görüşlerine başvurulması öngörülmemiştir.
57. Anayasa’nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukukdevleti olduğu belirtilmiştir. Hukuk devleti eylem ve işlemleri hukuka uygunolan, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, heralanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’yaaykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlısayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.
58. Hukuk devletinde kanunların kamu yararı gözetilerekçıkarılması zorunludur. Kanunların kamu yararının sağlanması amacına yönelikolması; genel, objektif, adil kurallar içermesi ve hakkaniyet ölçütlerinigözetmesi hukuk devleti olmanın gereğidir. Bu nedenle kanun koyucunun hukukidüzenlemelerde kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal sınırlar içindeadalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde tutarak kullanmasıgerekir.
59. Dava konusu kuralla, mahallin en büyük mülki amirinin il veilçelerde toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergâhlarını belirlerkenTBMM’de grubu bulunan siyasi partilerin il ve ilçe temsilcilerinin degörüşlerini alması öngörülmüş ise de bildirilen görüşlerin bağlayıcılığıbulunmamakta; bu husustaki nihai yetki mahallin en büyük mülki amirinetanınmaktadır. Anayasa’da toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergâhlarınınbelirlenmesi sürecine siyasi partilerin katılımını zorunlu kılan bir hüküm yeralmamakta, kanun koyucunun takdir yetkisi çerçevesinde TBMM’de grubu bulunansiyasi partilerin görüşüne de başvurulması zorunluluğunun getirildiğianlaşılmaktadır. Ülkemizde yasal olarak kurulmuş ve faaliyette bulunan siyasipartilerin tümünün görüşüne başvurulmasının yaratacağı zorluklar dikkatealındığında görüşüne başvurulacak siyasi partilerin TBMM’de grubu bulunanlarlasınırlandırılması kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamındadır. Bu nedenlekural, hukuk devleti ilkesine aykırı değildir.
60. Anayasa’nın 10. maddesinde öngörülen eşitlik ilkesi, hukuksaldurumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil hukuksaleşitlik öngörülmektedir. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunankişilerin kanunlarca aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve kişilere kanunkarşısında ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle,aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanunkarşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin heryönden ayrı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durum ve konumlarındakiözellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları gereklikılabilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallarabağlı tutulursa Anayasa’nın öngördüğü eşitlik ilkesi ihlal edilmiş olmaz.
61. TBMM’de grubu bulunan partiler ile diğer partilerin demokratiktemsil gücünün aynı olmadığı açıktır. Kanun koyucunun, objektif bir ölçütniteliği taşıyan demokratik temsil gücünü esas alarak TBMM’de grubu bulunansiyasi partileri farklı kurallara tabi kılması eşitlik ilkesini zedelemez. Bubağlamda mahallin en büyük mülki amirinin il ve ilçelerde toplantı ve gösteriyürüyüşü yer ve güzergâhlarını belirlerken TBMM’de grubu bulunan siyasipartilerin il ve ilçe temsilcilerinin görüşlerinin alınmasını öngören davakonusu kuralın eşitlik ilkesine aykırı olduğu söylenemez.
62. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerineaykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
63. Engin YILDIRIM bu görüşe katılmamıştır.
64. Kuralın Anayasa’nın 68. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
4. 6. Maddenin Dördüncü Fıkrasının Birinci Cümlesi
a. İtirazın Gerekçesi
65. Başvuru kararında özetle, toplantı ve gösteri yürüyüşügüzergâhının belirlenmesiyle ilgili olarak mahallin en büyük mülki amirine çokgeniş takdir yetkisi tanındığı ve bu durumun iskân yerlerinin çok uzağındabulunan ıssız yerlerin toplantı ve gösteri yeri olarak gösterilmesini mümkünkıldığı ifade edilerek Anayasa’nın 2., 5., 11., 12., 13., 26., 34. ve 90.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
b. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
66. İtiraz konusu kuralda, toplantı ve gösteri yürüyüşleriyer ve güzergâhı hakkında sonradan yapılacak değişikliklerin de aynı yöntemleyapılacağı kurala bağlanmıştır. Buna göre il ve ilçelerde toplantı ve gösteriyürüyüşü yer ve güzergâhı değişiklikleri, kamu düzenini ve genel asayişibozmayacak şekilde ve 22. maddenin birinci fıkrasında sayılan sınırlamalarauyulması kaydıyla TBMM’de grubu bulunan siyasi partilerin il ve ilçetemsilcileri ile güzergâhın geçeceği ilçe ve il belediye başkanlarının, en çoküyeye sahip üç sendikanın ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ilve ilçe temsilcilerinin görüşleri alınarak mahallin en büyük mülki amiritarafından yapılır. Değiştirilen toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergâhıyerel gazeteler ile valilik ve kaymakamlık internet sitelerinden ilan edilerekhalka duyurulur.
67. Kanun’un, 6529 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değiştirilen 6.maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…mahallin enbüyük mülki amiri tarafından belirlenir.” ibaresinin Anayasa’yauygunluğunun denetimi kısmında belirtilen gerekçeler itiraz konusu kuralyönünden de geçerlidir.
68. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 13., 26. ve 34.maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
69. Engin YILDIRIM ve Hasan Tahsin GÖKCAN bu görüşekatılmamışlardır.
70. Kuralın Anayasa’nın 2., 5., 11., 12. ve 90. maddeleriyleilgilisi görülmemiştir.
B. Kanun’un 7. Maddesinin 6529 sayılı Kanun’un 6. MaddesiyleDeğiştirilen İkinci Fıkrasında Yer Alan “…güneş batmadan önce dağılacakşekilde…” İbaresinin İncelenmesi
1. İtirazın Gerekçesi
71. Başvuru kararında özetle, günümüzün koşulları ve teknolojikimkânları göz önünde bulundurulduğunda gece ile gündüz arasında ayrımyapılmasının bir anlamının kalmadığı, gece gerçekleşen olaylar karşısındakendiliğinden ve ani demokratik tepkilerin ortaya çıkabileceği ve ayrıca gününyirmi dört saati devam eden ve tamamen barışçıl nitelik taşıyan nöbet tutmabiçimindeki eylemlerin de söz konusu olabileceği, itiraz konusu kuralın bu türeylemleri kanuna aykırı hâle getirdiği, toplanma hakkına zaman yönünden meşruolmayan sınırlamalar getirilemeyeceği, konusu ve amacının gerekli kılmasıdurumunda gece saatinde yapılan toplantıların da “barışçıl toplanmaözgürlüğü” kapsamında korunması gerektiği, bu nedenle gece saatlerindetoplantı yapılmasının yasaklanmasının ve bunlara cezai müeyyide uygulanmasınınAnayasa’nın 2., 5., 11., 12., 13., 26., 34. ve 90. maddelerine aykırı olduğuileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
72. Kanun’un 7. maddesinin birinci fıkrasında, toplantı ve yürüyüşlereve bu amaçla toplanmalara güneş doğmadan başlanamayacağı; ikinci fıkrasındaaçık yerlerdeki toplantılar ile yürüyüşlerin güneş batmadan önce dağılacakşekilde, kapalı yerlerdeki toplantıların ise saat 24.00’e kadar yapılabileceğihükme bağlanmıştır. 7. maddenin ikinci fıkrasında yer alan “…güneşbatmadan önce dağılacak şekilde…” ibaresi, itiraz konusu kuralıoluşturmaktadır. İtiraz konusu kuralla açık alanlardaki toplantı veyayürüyüşlerin güneşin batmasından sonra devam etmesi yasaklanmaktadır.
73. Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin açık alanlarda güneşinbatışıyla sınırlandırılmasının, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkınamüdahale niteliği taşıdığı açıktır. Açık alanlardaki toplantı ve gösteriyürüyüşlerinin güneşin batışıyla sınırlandırılması suretiyle toplantı vegösteri yürüyüşü hakkına yapılan müdahalenin kamu düzeninin ve başkalarının hakve özgürlüklerinin korunması amacına dayandığı anlaşılmaktadır. Ancak meşru biramaca dayanan bu sınırlamanın ayrıca Anayasa’nın 13. maddesiuyarınca demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olmasıgerekir.
74. Gece vaktinde toplantı veya gösteri yürüyüşü düzenlenmesi,evlerinde istirahat eden insanların huzur ve sükûnet içinde dinlenmelerine engelteşkil edebilir. Bu risk özellikle gecenin ilerleyen saatlerinde daha daartabilmektedir. Aynı şekilde gece saatlerinde toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkının devlete yüklediği pozitif ödevlerin yerine getirilmesinde vedolayısıyla kamu düzeninin korunması için gereken önlemlerin alınmasındagüçlükler yaşanabilir. Dolayısıyla gerek başkalarının gece vaktinde rahatsızedilmesini önlemek gerekse kamu düzeninin bozulmasını engellemek amacıylatoplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının sınırlanması gerekli hâlegelebilir.
75. Bununla birlikte kamu düzeni bakımından tehdit oluşturmayan vebarışçıl niteliğini koruyan toplantıların sırf güneşin batışından sonrakidöneme sarkmış olması nedeniyle dağılmasının demokratik bir toplumda gerekliolduğu söylenemez. Bu tür toplantılarda da toplantıya katılanların şiddetiçermeyen yöntemlerle düşünce ve kanaatlerini açıklama fırsatı bulmasınındemokratik bir toplumda hoşgörüyle karşılanması gerekir. İtiraz konusu kuralise güneşin batmasından önce başlamış olan toplantıların da iletilmek istenenmesajın verilip verilmediğine bakılmaksızın güneşin batış saati itibarıyladağılmasını zorunlu kılmaktadır.
76. Öte yandan kanun koyucunun başkalarının haklarının ve kamudüzeninin korunması ödeviyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkıarasında makul bir denge kurması ve her iki değeri de gözetmesi gerekmektedir.Bu bağlamda başkalarının haklarının ve kamu düzeninin korunması amacı içintoplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının gereğinden fazla sınırlandırılması,sınırlama için seçilen aracı orantısız kılar.
77. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının mahiyeti vedemokratik toplum bakımından önemi gözetildiğinde havanın kararmasından sonratoplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlenmesinin kategorik olarak yasaklanması,hakkın gereğinden fazla sınırlandırılması sonucunu doğurabilecek niteliktedir.Katılanların sayısı ve yöntemi itibarıyla diğer insanların dinlenmesiniengelleyecek nitelik taşıyan ve özellikle gecenin ilerleyen saatlerine denkgelen toplantıların yasaklanması ölçülü görülebilirse de başkalarını aşırıderecede rahatsız etmeyen ve kamu düzeni yönünden ciddi bir tehlike yaratmayantoplantıların güneşin batmasından sonra devam etmesinin yasaklanması, haklararasında kurulması gereken adil dengenin toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemehakkı aleyhine bozulmasına yol açabilir.
78. İtiraz konusu kuralda, bu yönüyle bir değerlendirmeyapılmasına imkân tanınmaksızın, gün içinde açık alanlarda başlayan toplantı vegösteri yürüyüşlerinin güneşin batmasından sonra devam etmesi mutlak olarakyasaklanmaktadır. Toplantının türü, mahiyeti, kapsamı, amacı, biçimi,katılanların sayısı, yapıldığı zaman dilimi gibi etkenler göz önündebulundurulmak suretiyle toplantının güneş battıktan sonra devam etmesinin kamudüzenini etkileyip etkilemediği, başkalarının hak ve özgürlüklerini zedeleyipzedelemediği değerlendirildikten sonra yasaklama kararı verilmesinin gerekipgerekmediğine ilişkin değerlendirme yapılmasına imkân tanınmadan açıkalanlardaki toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin güneşin batmasından sonra devametmesinin mutlak olarak yasaklanması, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemehakkına yapılan müdahaleyi orantısız kılmaktadır. Bu şekildeki kategorik biryasağın özellikle insanların nispeten günlük aktivitelerine devam ettiği akşamsaatleri bakımından daha da sorunlu hâle geldiği ifade edilmelidir.
79. Bu bağlamda itiraz konusu kuralla toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkına yapılan müdahale demokratik bir toplumda gerekli ve orantılıbulunmamaktadır.
80. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13., 26. ve 34.maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
81. Kural, Anayasa’nın 13., 26. ve 34. maddelerine aykırıgörülerek iptal edildiğinden Anayasa’nın 2., 5., 11., 12. ve 90. maddeleriyönünden ayrıca incelenmesine gerek görülmemiştir.
C. Kanun’un 10. Maddesinin 4771 Sayılı Kanun’un 5. MaddesiyleDeğiştirilen Birinci Fıkrası ile İkinci Fıkrasının İncelenmesi
1. İtirazın Gerekçesi
82. Başvuru kararında özetle, itiraz konusu kurallarda yer alanbildirime ilişkin şekil şartlarının toplantı düzenleme hakkının kullanımınızorlaştırdığı, toplantının yapılmasını zorlaştıran bürokratik zorunluluklarınyanı sıra toplantının kırk sekiz saat önceden idareye bildirilmesi şartınıngetirilmesinin hakkın özünü zedelediği ve bildirim şartını izne dönüştürdüğü,bildirim şartının, ani gelişen ve bildirimde bulunulması imkânı bulunmayanolaylar üzerine düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşlerini kanunsuz hâlegetirdiği, AİHM içtihatları dikkate alındığında, spontane gelişen tepkilerin detoplantı özgürlüğü kapsamında koruma görmesi gerektiği belirtilerek kurallarınAnayasa’nın 2., 5., 11., 12., 13., 26., 34. ve 90. maddelerine aykırı olduğuileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
83. Kanun’un 10. maddesiyle toplantı yapılabilmesi bildirimusulüne tabi kılınmıştır. Maddenin birinci fıkrasında, toplantı yapılabilmesiiçin düzenleme kurulu üyelerinin tamamının imzalayacağı bir bildirimintoplantının yapılmasından en az kırk sekiz saat önce ve çalışma saatleriiçinde, toplantının yapılacağı yerin bağlı bulunduğu valilik veya kaymakamlığaverileceği hükme bağlanmış; ikinci fıkrasında ise bu bildirimde, toplantınınamacının toplantının yapılacağı yer, gün, başlayış ve bitiş saatlerinin,düzenleme kurulunun başkan ile üyelerinin açık kimlikleri, meslekleri,ikametgâhları ve varsa çalışma yerlerinin belirtileceği ve bildirimeyönetmelikte gösterilecek belgelerin ekleneceği ifade edilmiştir. Kanun’un 10.maddesinin birinci ve ikinci fıkraları itiraz konusu kuralları oluşturmaktadır.
84. Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin bildirim şartınabağlanmasının bu hakka müdahale teşkil ettiği açıktır. Bu müdahaleninAnayasa’ya uygun düşebilmesi için Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilenölçütlere aykırı olmaması gerekir. Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilenölçütlerden biri de “Anayasa’nın sözüne aykırı olmama” kriteridir. Anayasa’nınsözü kavramıyla Anayasa’nın lafzının kastedildiği hususunda tereddütbulunmamaktadır. Bu bağlamda Anayasa’nın çeşitli maddelerinde düzenlenen hak veözgürlüklere ilişkin olarak Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilenlere ek olarakgetirilen güvencelerle uyumlu olmayan sınırlamalar Anayasa’nın sözüne aykırıolur.
85. Anayasa’nın 34. maddesinin birinci fıkrasında, “Herkes,önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkına sahiptir.” denilmek suretiyle toplantı ve gösteriyürüyüşü düzenlenmesinin izin alma koşuluna bağlanamayacağı açıkça ifadeedilmiştir. Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin önceden izin alma şartına tabitutulamayacağı hususu bu hakka ilişkin Anayasa’nın 34. maddesiyle getirilen veAnayasa’nın 13. maddesinde belirtilenlere ek bir güvence mahiyeti taşımaktadır.Bununla birlikte buradaki güvencenin toplantı ve gösteri yürüyüşünün izinşartına bağlanamayacağına ilişkin olduğu açıktır.
86. Hukuk sistemlerinde toplantı hürriyetinin kullanımı konusundaizin ve bildirim olmak üzere iki sistem uygulanmaktadır. İzin sisteminde,toplantı ve gösteri yürüyüşünün yapılabilmesi için kanunlarla yetkili kılınanmakamın onayı gerekmektedir. Bildirim sisteminde ise toplantı ve gösteriyürüyüşünün yapılabilmesi için yetkili makama bildirimde bulunulması yeterliolup yetkili makamın onayı aranmamaktadır. Anayasa’da toplantı ve gösteriyürüyüşünün izin şartına bağlı kılınması yasaklanmakla birlikte bildirimşartına tabi kılınamayacağına ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiştir.Anayasa’nın 34. maddesinin üçüncü fıkrasında, toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usullerin kanundagösterileceği belirtildiğinden kanun koyucunun bu hükme dayanarak bildirimşartı öngörmesi mümkündür. Dolayısıyla bildirim şartı getirilmesinin Anayasa’yaaykırı olmadığı anlaşılmaktadır.
87. Bildirimin amacı, toplantı ve gösteri yürüyüşünün kanunaaykırı bir unsur içerip içermediğini tespit etmek ve ayrıca devletin pozitifyükümlülüğünün bir gereği olarak güvenlik dâhil ihtiyaç duyulan tüm tedbirlerinalınabilmesi için yetkili idareye fırsat tanımaktır. Bu amacın kamu düzenininsağlanmasına yönelik olduğu ve dolayısıyla bildirim şartı getirilmekle toplantıve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yapılan müdahalenin Anayasa’nın 34.maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen “kamu düzeninin korunması” sebebinedayandığı anlaşılmaktadır.
88. Ayrıca bildirim şartı getirilmek suretiyle toplantı ve gösteriyürüyüşü düzenleme hakkına yapılan müdahalenin ölçülü olup olmadığı daincelenmelidir. Bildirim şartının zımni bir izne dönüştürülmesi veyatoplantı ve gösteri yürüyüşünün yapılmasını engelleyecek biçimde düzenlenmesiya da bildirime ilişkin olarak getirilen şekil şartlarının bireylere aşırıkülfet yüklemesi hâlinde sınırlamanın ölçülü olmadığı sonucuna ulaşılabilir.
89. İtiraz konusu kurallarda, bildirimin toplantının yapılmasındanen az kırk sekiz saat önce ve çalışma saatleri içinde yetkili makama sunulmasıöngörülmektedir. Bildirim şartı getirilmesindeki amaçlardan birinin devletinpozitif yükümlülüğünün bir gereği olarak güvenlik dâhil ihtiyaç duyulan tümtedbirlerin alınabilmesi için yetkili idareye fırsat tanımak olduğu yukarıdaifade edilmiştir (bkz. § 87). Kamu otoritelerinin durumun gerektirdiği güvenlikönlemlerini alabilmek ve bu çerçevede personel ve araç planlaması yapabilmekiçin belli bir süreye ihtiyaç duyacağı açıktır. Dolayısıyla bildirimin, toplantıveya gösterinin düzenleneceği günden önce yapılması zorunluluğu getirilmesininbir ihtiyaçtan kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Ancak bu sürenin makul olması vebireyler açısından toplantı veya gösteri yürüyüşü düzenlenmesini imkânsız ya daanlamsız kılmayacak şekilde belirlenmesi gereklidir. Diğer bir ifadeylebildirimin verilmesi için öngörülecek sürenin kamu düzeninin korunmasındakikamu yararı ile bireylerin toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkınıkullanabilmelerindeki bireysel menfaat arasında makul bir denge kurularakbelirlenmesi gerekmektedir.
90. Kamu otoritelerinin alması gereken tedbirlerin mahiyeti gözönüne alındığında kırk sekiz saatlik sürenin makul olduğu ve kamu yararı ilebireysel yarar arasındaki dengenin gözetildiği kanaatine varılmaktadır. Ayrıcabildirim şartının, toplantı veya gösteri yürüyüşü düzenlenmesini zımnen iznebağlaması veya ciddi surette güçleştirmesi ya da örtülü bir şekilde toplantı vegösteri yürüyüşlerini yapılamaz hâle getirmesi söz konusu değildir. Zirabildirimde bulunmak, idarenin onayına ihtiyaç duyulmaksızın (idarece yasaklamaveya erteleme kararı verilmedikçe) toplantı veya gösteri yürüyüşününyapılmasını mümkün hâle getirmektedir.
91. Nitekim AİHM içtihatlarına göre toplantıların izne veyabildirim şartına bağlanması tek başına AİHS’in 11. maddesine aykırılık teşkiletmemektedir (Skiba/Polonya, B. No: 10659/03, 7.7.2009). AİHM, toplantıve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının devlete yüklediği pozitif yükümlülüklerinyerine getirilmesini temin etmek amacıyla bu hakkın kullanımının öncedenbildirim veya izin şartına bağlanmasının mümkün olduğunu kabul etmekte (DİSKve KESK/Türkiye kararı, B. No: 38679/08, 27.11.2012, § 28; DjavitAn/Türkiye kararı, B. No: 20652/92, 20.2.2003, §§ 66, 67) ancak bildirim veizin sisteminin toplantının yapılmasını engelleme veya ortadan kaldırmayayönelik gizli bir engel oluşturma amacıyla kullanılamayacağını ifade etmektedir (Skiba/Polonya,B. No: 10659/03, 7.7.2009; Sergey Kuznetsov/Rusya, B. No:10877/04, 23.10.2008, § 42).
92. Öte yandan kırk sekiz saat önceden yetkili idareye verilecekbildirimde, toplantının amacının, toplantının yapılacağı yer, gün, başlayış vebitiş saatlerinin; düzenleme kurulunun başkan ile üyelerinin açık kimlikleri,meslekleri, ikametgâhları ve varsa çalışma yerlerinin belirtilmesi ve bildirimeyönetmelikte gösterilecek belgelerin eklenmesi zorunluluğu getirilmesi yinekamu düzeninin korunması amacına yönelik olup bireylere aşırı ve katlanılamazbir külfet yüklememektedir.
93. Bu bağlamda bildirim şartı getirilmek suretiyle toplantı vegösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yapılan müdahalenin ölçülü olduğuanlaşılmaktadır.
94. Açıklanan nedenlerle kurallar Anayasa’nın 13., 26. ve 34.maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
95. Engin YILDIRIM ve Osman AlifeyyazPAKSÜT Kanun’un 10. maddesinin 4771 sayılı Kanun’un 5. maddesiyledeğiştirilen birinci fıkrası yönünden bu görüşe katılmamışlardır.
96. Kuralın Anayasa’nın 2., 5., 11., 12. ve 90. maddeleriyleilgisi görülmemiştir.
D. Kanun’un 11. Maddesine 6529 Sayılı Kanun’un 7. MaddesiyleEklenen İkinci Fıkranın İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
97. Dava dilekçesinde özetle, toplantı ve gösteri yürüyüşlerindekatılımcıların ve konuşmacıların ses ve görüntülerinin kolluk tarafındanyapıldığı belli olacak şekilde kaydedilmesinin, toplanma ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkının kullanımı bakımından caydırıcı bir etki gösterdiği ve hakkınkullanımını zorlaştırdığı, bunun da toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemehakkına ölçülü olmayan bir müdahale teşkil ettiği belirtilerek kuralın Anayasa’nın2., 5., 26. ve 34. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
98. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural ilgisinedeniyle Anayasa’nın 13. maddesi yönünden de incelenmiştir.
99. Dava konusu kuralla, toplantı ve gösteri yürüyüşlerindekatılımcıların ve konuşmacıların ses ve görüntülerinin kolluk tarafındanyapıldığı belli olacak şekilde kaydedilebileceği ve elde edilen kayıt vegörüntülerin şüphelilerin ve suç delillerinin tespiti dışında bir amaçlakullanılamayacağı düzenlenmiştir.
100. Demokratik toplumun vazgeçilmez unsurlarından birini teşkileden toplantı ve gösteri yürüyüşlerine katılımların sınırlandırılması veyabireylerin bu hakkı kullanmaktan caydırılması sonucunu doğuran düzenlemeler,toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına müdahale teşkileder. Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde katılımcıların vekonuşmacıların ses ve görüntülerinin kolluk tarafından kaydedilmesinin,toplantı veya gösteri yürüyüşlerine katılım bakımından belli ölçüde caydırıcıbir etki göstermesi mümkündür. Bu nedenle toplantı ve gösteriyürüyüşlerinde katılımcıların ve konuşmacıların ses ve görüntülerinin kolluktarafından kaydedilmesinin öngörülmesi, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemehakkına müdahale oluşturmaktadır.
101. Bu müdahalenin suç işlenmesinin önlenmesi amacına dayandığıanlaşılmaktadır. Anayasa’nın 34. maddesinde, suç işlenmesinin önlenmesiamacıyla toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının sınırlanabileceği kabuledildiğinden bu amaçla toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yapılanmüdahalede, Anayasa’da belirtilen sınırlama sebeplerine bağlı kalındığı vedolayısıyla meşru bir amaca dayanıldığı hususunda tereddüt bulunmamaktadır.Ancak meşru bir amaca dayanan bu sınırlamanın ayrıca Anayasa’nın 13.maddesi uyarınca demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülüolması gerekir.
102. Kanuna uygun olarak düzenlenen barışçıl bir toplantınınbaşladıktan sonra kanuna aykırı hâle gelmesi veya bu toplantıda suç teşkil edenbirtakım eylemlerin gerçekleşmesi mümkündür. Toplantı veya gösteriyürüyüşlerinin kalabalık gruplar tarafından gerçekleştirilmesi nedeniyle suçteşkil eden eylemlerin kimler tarafından yapıldığının tespiti bazı durumlardamümkün olamamaktadır. Bu hâllerde suçluların cezasız kalması sonucu ortayaçıkabilmektedir. Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde katılımcıların vekonuşmacıların ses ve görüntülerinin kolluk tarafından kayıt altına alınmasının,bu tür ispat güçlüklerinin aşılmasına yardımcı olacağı ve suçlularıncezalandırılabilmesini sağlayacağı açıktır.
103. Toplantı vegösteri yürüyüşlerinde katılımcıların ve konuşmacıların ses ve görüntülerininkolluk tarafından kayıt altına alınması, toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılımbakımından kimi bireyler üzerinde caydırıcı bir etki gösterse de bu durumoldukça sınırlı kalmakta ve suç delillerinin tespiti ile suçlularıncezalandırılması yönünden elde edilecek yararlardan vazgeçilmesini gerektirecekbir boyuta ulaşmamaktadır. Ses ve görüntü kaydının suç delillerinin tespiti vesuçluların cezalandırılması bakımından sağlayacağı yararlar dikkate alındığındatoplantı ve gösteri yürüyüşüne katılım bakımından bireyler üzerinde yaratacağısınırlı etkinin ihmal edilebilir olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Ayrıcakuralda, elde edilen kayıt ve görüntülerin şüphelilerin ve suç delillerinintespiti dışında bir amaçla kullanılamayacağı açıkça düzenlenmektedir. Bubağlamda, şüphelilerin ve suç delillerinin tespiti amacıyla sınırlı olarakkullanılmak üzere toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde katılımcılarınve konuşmacıların ses ve görüntülerinin kolluk tarafından kayıt altına alınmasıöngörülmek suretiyle toplantı ve gösteri yürüyüşünü düzenleme hakkına yapılanmüdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olmadığı ve orantısız bulunduğusöylenemez.
104. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 13., 26. ve 34.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
105. Kuralın Anayasa’nın 2. ve 5. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
E. Kanun’un 20. Maddesinin Birinci Fıkrasında Yer Alan “Gösteriyürüyüşlerinin şekil ve şartları…” İbaresi ile İkinci Fıkrasınınİncelenmesi
1. İtirazların Gerekçesi
106. Başvuru kararında özetle, toplantı ve gösteri yürüyüşüyapmanın amacının demokratik anlamda birtakım hak taleplerinin kamuoyu ilepaylaşılmasını sağlamak olduğu, toplantı veya gösteri yürüyüşünün halkın ilgilitoplantı veya gösteri yürüyüşünün yapıldığından haberdar olmasının mümkünbulunmadığı yerlerde düzenlenmesi hâlinde anayasal hakkın aslında kullanılmazhâle geleceği, bazı yerlerde toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlenmesininyasaklanmasına imkân tanıyan kuralların Anayasa’nın 2., 5., 11., 12., 13., 26.,34. ve 90. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
a. Maddenin Birinci Fıkrasında Yer Alan “Gösteri yürüyüşlerininşekil ve şartları…” İbaresi
107. Maddenin birinci fıkrasında “gösteri yürüyüşlerinin şekil veşartları” hakkında bu Kanun’un üçüncü bölümündeki hükümlerinuygulanacağı öngörülmüştür. Buna göre düzenleme kurulu, bildirimin şekil veşartları, toplantının yapılmasında uygulanacak esaslar ve düzenleme kurulununtoplantı esnasındaki görev ve sorumluluklarına ilişkin olarak Kanun’un 9 ila12. maddelerini kapsayan üçüncü bölümünde yer alan hükümler gösteri yürüyüşlerihakkında da uygulanacaktır.
108. Gösteri yürüyüşünün şekil ve şartları bakımından toplantıyailişkin hükümlere atıf yapan itiraz konusu kurala münhasır iptal talebiniiçeren bu başlıkta Kanun’un 9 ila 12. maddelerinde düzenlenen şekil veşartların da Anayasa’ya uygunluğunun incelenmesi mümkün değildir. Bu nedenleinceleme sadece gösteri yürüyüşünün şekil ve şartları bakımından toplantıyailişkin hükümlere atıf yapılmış olması hususuyla sınırlı tutulmuştur.
109. Anayasa’nın 34. maddesinin üçüncü fıkrasında, toplantı vegösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart veusullerin kanunda gösterileceği belirtilmek suretiyle bu konularındüzenlenmesinde kanun koyucuya takdir yetkisi tanınmıştır. Toplantının şekil veşartlarına ilişkin hükümlerin gösteri yürüyüşleri hakkında da uygulanmasınınöngörülmesi kanun koyucunun takdirinde olup her ikisinin de aynı şekil veşartlara tabi kılınmasının Anayasa’ya aykırı bir yönü bulunmamaktadır.
110. Açıklanan nedenlerle Kanun’un 20. maddesinin birincifıkrasında yer alan “Gösteri yürüyüşlerinin şekil ve şartları…” ibaresiAnayasa’nın 26. ve 34. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
111. Kuralın Anayasa’nın 2., 5., 11., 12., 13. ve 90. maddeleriyleilgisi görülmemiştir.
b. Maddenin İkinci Fıkrası
112. Maddenin itiraz konusu ikinci fıkrasında, şehir ve kasabaiçindeki genel yollar üzerinde yapılacak yürüyüşlere ait bildirimlerde,yürüyüşe geçmek için seçilecek toplanma yeri ile izlenecek yol ve dağılmayerinin belirtilmesinin ve ayrıca 6. madde gereğince ilan olunan yol ve yönlereuyulmasının zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır.
113. Kanun’un 10. maddesinin 4771 sayılı Kanun’un 5. maddesiyledeğiştirilen birinci fıkrası ile ikinci fıkrasının incelendiği bölümde,bildirim usulünün Anayasa’ya aykırı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Şehir vekasaba içindeki genel yollar üzerinde yapılacak yürüyüşlere ait bildirimlerde,yürüyüşe geçmek için seçilecek toplanma yeri ile izlenecek yol ve dağılmayerinin belirtilmesi zorunluluğu getirilmesi, yetkili makamların gerekliönlemleri alabilmelerini sağlama amacına yönelik bir şekil şartıdır. Yürüyüşegeçmek için seçilecek toplanma yeri ile izlenecek yol ve dağılma yerininbelirtilmesi şartı, düzenleyicilerin arzu ettikleri yerde gösteri yürüyüşüyapılmasını engellemediğinden bireylere katlanılamaz bir yük yüklememekte,toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına demokratik bir toplumda gerekliolmayan ve ölçüsüz bir müdahale niteliği taşımamaktadır.
114. Maddenin ikinci fıkrasında yer alan “…6. maddegereğince ilan olunan yol ve yönlere uyulmak şartıyla,…” ibaresi,gösteri yürüyüşünün Kanun’un 6. maddesi uyarınca belirlenerek önceden ilanedilen yol ve güzergâhlarda düzenlenmesini zorunlu kılmaktadır. YukarıdaKanun’un 6529 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değiştirilen 6. maddesinin ikincifıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…mahallin en büyük mülki amiritarafından belirlenir.” ibaresinin incelendiği bölümde açıklandığı üzereKanun’un 6. maddesinin ikinci fıkrasında, toplantı ve gösteri yürüyüşlerininyapılacağı yer ve güzergâhların mahallin en büyük mülki amirince öncedenbelirlenerek ilan edilmesi öngörülmektedir. Anılan bölümde bazı yerlerin,toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlenebilecek alanların önceden mahallin enbüyük mülki amirince belirlenmesi yoluyla her türlü toplantı ve gösteriyürüyüşüne kapalı hâle getirilmesinin Anayasa’ya aykırı olmadığı belirtilmişolup aynı gerekçeler itiraz konusu kural yönünden de geçerlidir.
115. Açıklanan nedenlerle Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasıAnayasa’nın 13., 26. ve 34. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddigerekir.
116. Kuralın Anayasa’nın 2., 5., 11., 12. ve 90. maddeleriyleilgisi görülmemiştir.
F. Kanun’un 22. Maddesinin Birinci Fıkrasında Yer Alan “Genelyollar…” İbaresinin İncelenmesi
1. İtirazın Gerekçesi
117. Başvuru kararında özetle, toplantı ve gösteri yürüyüşüyapmanın amacının demokratik anlamda birtakım hak taleplerinin kamuoyu ilepaylaşılmasını sağlamak olduğu, toplantı veya gösteri yürüyüşünün halkın ilgilitoplantı veya gösteri yürüyüşünün yapıldığından haberdar olmasının mümkünbulunmadığı yerlerde düzenlenmesi hâlinde anayasal hakkın aslında kullanılmazhâle geleceği, bazı yerlerde toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlenmesininyasaklanmasının Anayasa’nın 2., 5., 11., 12., 13., 26., 34. ve 90. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
118. Kanun’un 22. maddesinin birinci fıkrasında toplantı yapılmasıyasak yerler belirlenmiş olup “genel yollar”ın toplantıyapılamayacak yerler arasında sayılması, itiraz konusu kuralı oluşturmaktadır.
119. Genel yollarda toplantı düzenlenmesi, halkın ulaşım hakkınızedeleyebilir. Nitekim maddenin gerekçesinden, kanun koyucunun genel yollarıntoplantı yeri olarak belirlenmesini yasaklama nedeninin trafik düzenininaksatılmaması olduğu anlaşılmaktadır. Trafik düzeninin aksamasının diğerbireylerin seyahat özgürlüğünü etkileyebileceği açıktır.
120. Genel yolların toplantı yeri olarak belirlenmesinin yasaklanması,toplantı düzenlenebilecek mekânları sınırlandıracağından toplantı ve gösteriyürüyüşü düzenleme hakkına müdahale niteliği taşımaktadır. Genel yollarıntoplantı yeri olarak belirlenmesinin yasaklanması suretiyle hakka yapılanmüdahalenin başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacına dayandığı vemeşru olduğu anlaşılmaktadır. Ancak meşru bir amaca dayanan bu sınırlamanınayrıca Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca demokratik toplum düzeniningereklerine uygun ve ölçülü olması gerekir.
121. Genel yolların farklı amaçlarla kullanımı, farklıözgürlüklerin çatışmasına yol açabilmektedir. Yukarıda ifade edildiği üzeretemel hak ve özgürlüklerin çatışması durumunda, özgürlükler arasında makul birdenge kurularak her ikisinin de korunduğu bir yolun benimsenmesi gerekmektedir.Bu bağlamda genel yollarda toplantı düzenlenmesinin bu yolları kullanankişilerin seyahat özgürlüklerini kısıtlaması, otomatik olarak bu yollardatoplantı yapılmasının yasaklanmasını gerektirmez. Diğer bir ifadeyle trafikakışının bozulması riski, genel yolların toplantılara tamamen kapatılmasınahaklılık kazandırmamaktadır. Daha öncede vurgulandığı üzere toplantı ve gösteriyürüyüşünün başkalarının günlük yaşamlarını bir miktar zorlaştırmasıkaçınılmazdır (bkz. § 51).
122. Toplantının yapılacağı mekânın belirlenmesinde o mekânıkullanacak olan diğer bireylerin hak ve özgürlüklerine mutlak bir üstünlüktanınması durumunda, sadece şehir merkezlerinden uzak yerlerin toplantı yeriolarak belirlenmesi sonucu ortaya çıkabilmektedir. Oysa bazı durumlardatoplantının muhataplarını etkileyebilmesi bakımından düzenlendiği mekânın büyükbir önemi bulunmaktadır. Bu nedenle her iki kesimin de haklarını kullanmalarınıtemin edecek uygun bir çözümün bulunması ve ancak zorlayıcı nedenlerin varlığıdurumunda genel yollarda toplantı düzenlenmesinin yasaklanması yolunun tercihedilmesi gerekmektedir. Toplantının yapılacağı alanlar belirlenirken trafikdüzeninin etkilenip etkilenmeyeceğinin de göz önünde bulundurulması haklararasında denge kurulabilmesi bakımından gerekli ise de tek başına bu ölçütünesas alınması, toplantı düzenleme hakkı ile başkalarının hak ve özgürlükleriarasındaki dengenin başkalarının hak ve özgürlükleri lehine ölçüsüz bir şekildebozulmasına yol açacaktır.
123. Genel yol niteliği taşıyan bir yerde toplantı düzenlenmesinintrafiği aksatacak olmasının, o yerin toplantıya kapatılmasını haklı kılabilmesiiçin gündelik yaşamın “aşırı ve katlanılamaz” düzeyde zorlaşmasıgerekmektedir. İtiraz konusu kuralda ise gündelik yaşamın etkilenme boyutunayönelik herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın genel yollarda toplantıyapılması mutlak olarak yasaklanmaktadır. Bu ise toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkına yapılan müdahaleyi demokratik toplumda gereksiz ve ölçüsüz hâle getirmektedir.
124. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 13., 26. ve 34.maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
125. Rıdvan GÜLEÇ ve Recai AKYEL bu görüşekatılmamışlardır.
126. Kural Anayasa’nın 13., 26. ve 34. maddelerine aykırıgörülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 2., 5., 11., 12. ve 90.maddeleri yönünden incelenmesine gerek görülmemiştir.
G. Kanun’un 23. Maddesinin (a) Bendinde Yer Alan “…10 uncumadde hükümlerine uygun biçimde bildirim verilmeden…” İbaresininİncelenmesi
1. Sınırlama Sorunu
127. Anayasa’nın 152. ve 6216 sayılı Kanun’un 40. maddelerinegöre, Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla yapılacak başvurular itiraz yolunabaşvuran mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulayacağı yasa kuralı ilesınırlıdır.
128. Başvuran Mahkeme, Kanun’un 23. maddesinin (a) bendinintamamının iptalini talep etmiş; Mahkememizce ilk inceleme aşamasında sadecekuralda yer alan “…10 uncu madde hükümlerine uygun biçimde bildirimverilmeden …” ibaresi ile sınırlı olarak inceleme yapılmasına kararverilmiştir.
129. Bununla birlikte “…uncu madde hükümlerine uygunbiçimde bildirim verilmeden …”ibaresi, kuralda yer alan “9 ve…” ibaresiile “…10…” ibaresi yönünden de ortak hüküm olduğundan itiraz konusu“…10 uncu madde hükümlerine uygun biçimde bildirim verilmeden…” ibaresineyönelik esas incelemenin “…10…” ibaresiyle sınırlı olarak yapılmasınakarar verilmiştir.
2. İtirazın Gerekçesi
130. Başvuru kararında özetle, Kanun’un 10. maddesinin 4771 sayılıKanun’un 5. maddesiyle değiştirilen birinci ve ikinci fıkraları için belirtilengerekçelerle kuralın Anayasa’nın 2., 5., 11., 12., 13., 26., 34. ve 90.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
131. Kanun’un 23. maddesinin (a) bendinde yer alan itiraz konusuibareyle, “…10...”madde hükümlerine uygun biçiminde bildirimverilmeden yapılan toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin kanuna aykırı sayılacağıöngörülmektedir.
132. Kanun’un 10. maddesiyle toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkı, bildirim usulüne tabi kılınmıştır. Maddenin birincifıkrasında, toplantı yapılabilmesi için düzenleme kurulu üyelerinin tamamınınimzalayacakları bir bildirimin toplantının yapılmasından en az kırk sekiz saatönce ve çalışma saatleri içinde, toplantının yapılacağı yerin bağlı bulunduğuvalilik veya kaymakamlığa verileceği hükme bağlanmıştır. Maddenin ikincifıkrasında ise bu bildirimde toplantının amacının; toplantının yapılacağı yer,gün, başlayış ve bitiş saatlerinin; düzenleme kurulunun başkan ile üyelerininaçık kimlikleri, meslekleri ikametgâhları ve varsa çalışma yerlerininbelirtileceği ve bildirime yönetmelikte gösterilecek belgelerin ekleneceğiifade edilmiştir.
133. Kanun’un 10. maddesiyle getirilen bildirim şartına uyulmamasıdurumunda kanunda öngörülen şekil şartlarına aykırı davranılmış sayılacağıaçıktır. İtiraz konusu kuralla bildirim şartına aykırı toplantı ve gösteriyürüyüşü yapılmasının kanuna aykırı olduğunun hükme bağlanmış olması bu durumuntespitinden öte bir anlam taşımamaktadır. Bildirim şartının Anayasa’ya aykırıolmadığı, Kanun’un 10. maddesinin 4771 sayılı Kanun’un 5. maddesiyledeğiştirilen birinci ve ikinci fıkralarının incelendiği bölümde saptanmıştır.Aynı gerekçeler bu kural için de geçerlidir.
134. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 13., 26. ve 34.maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
135. Engin YILDIRIM, Osman Alifeyyaz PAKSÜT ve HasanTahsin GÖKCAN bu görüşe katılmamışlardır.
136. Kuralın Anayasa’nın 2., 5., 11., 12. ve 90. maddeleriyleilgisi görülmemiştir.
H. Kanun’un 23. Maddesinin (c) Bendinin İncelenmesi
1. Sınırlama Sorunu
137. Kanun’un 23. maddesinin itiraz konusu (c) bendiyle, 7. maddehükümleri gözetilmeksizin yapılan toplantı veya gösteri yürüyüşlerinin Kanun’aaykırı sayılacağı belirtilmektedir.
138. Kanun’un 7. maddesi, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin zamanyönünden sınırlarını düzenlemektedir. Maddenin birinci fıkrasında,toplantı ve gösteri yürüyüşlerine ve bu amaçla toplanmalara güneş doğmadanbaşlanamayacağı kurala bağlanmak suretiyle toplantı ve gösteri yürüyüşlerisabah güneşin doğuşuyla sınırlanmış, güneşin doğuşundan önceki zamanda isetoplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlenmesi ve bu amaçla toplanmasıyasaklanmıştır. Anılan maddenin ikinci fıkrasında ise açık yerlerdekitoplantılar ile yürüyüşlerin güneş batmadan önce dağılacak şekilde, kapalıyerlerdeki toplantıların ise saat 24.00’e kadar yapılabileceği öngörülmüştür.Bu durumda güneşin batışından sonra açık alanlarda toplantı ve gösteriyürüyüşü, saat 24.00’ten sonra ise kapalı alanlarda toplantı düzenlenmesimümkün değildir. Belirtilen düzenlemelere aykırı şekilde yapılacak toplantı vegösteriler, kanuna aykırı sayılacaktır.
139. Başvuru kararında, Kanun’un 7. maddesinin tamamının iptalitalep edilmiş ancak Mahkememizce ilk inceleme aşamasında, 7. maddenin esasınayönelik esas incelemenin ikinci fıkrasında yer alan “…güneş batmadanönce dağılacak şekilde…” ibaresiyle sınırlı olarak yapılmasına kararverilmiştir. Kanun’un 23. maddesinin (c) bendinde, 7. maddeye atıfta bulunularakKanun’a aykırı sayılan fiillerden biri düzenlendiğinden aynı sınırlamanınKanun’un 23. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi yönünden de yapılmasıgerekmektedir. Bu durumda Kanun’un 23. maddesinin birinci fıkrasının (c)bendine yönelik esas incelemenin Kanun’un 7. maddesinin ikinci fıkrasında yeralan “…güneş batmadan önce dağılacak şekilde…” ibaresiyönünden sınırlı olarak yapılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
2. İtirazın Gerekçesi
140. Başvuru kararında özetle, Kanun’un 7. maddesinin 6529 sayılıKanun’un 6. maddesiyle değiştirilen ikinci fıkrasında yer alan “…güneşbatmadan önce dağılacak şekilde…” ibaresi için belirtilen gerekçelerlekuralın Anayasa’nın 2., 5., 11., 12., 13., 26., 34. ve 90. maddelerine aykırıolduğu ileri sürülmüştür.
3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
141. İtiraz konusu kuralla, güneşin batışından sonra toplantıve gösteri yürüyüşü düzenlenmesinin Kanun’a aykırı sayılması öngörülmektedir.
142. Kanun’un 7. maddesinin 6529 sayılı Kanun’un 6. maddesiyledeğiştirilen ikinci fıkrasında yer alan “…güneş batmadan önce dağılacakşekilde…” ibaresi iptal edildiğinden konusu kalmayan talep hakkındakarar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir.
I. Kanun’un 23. Maddesinin (d) Bendinin İncelenmesi
1. İtirazın Gerekçesi
143. Başvuru kararında özetle, Kanun’un 6529 sayılı Kanun’un 5.maddesiyle değiştirilen 6. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yeralan “…mahallin en büyük mülki amiri tarafından belirlenir...”ibaresi için belirtilen gerekçelerle kuralın Anayasa’nın 2., 5., 11., 12., 13.,26., 34. ve 90. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
144. Kanun’un 23. maddesinin birinci fıkrasının itiraz konusu (d)bendiyle, Kanun’un 6. ve 10. maddeleri gereğince belirlenen yerler dışındayapılan toplantı veya gösteri yürüyüşlerinin Kanun’a aykırı sayılacağıöngörülmektedir.
145. Kanun’un 6. maddesinde, toplantı ve gösteri yürüyüşününyapılacağı yer ve güzergâhın belirlenmesine ilişkin hükümler yer almaktadır.Anılan maddenin ikinci fıkrasıyla il ve ilçelerde toplantı ve gösteri yürüyüşüyer ve güzergâhının belirlenmesi hususunda mahallin en büyük mülki amirineyetki tanınmış, onun bu belirlemeyi yaparken kamu düzeni ve genel asayişinbozulmaması ve 22. maddenin birinci fıkrasında sayılan sınırlamalara uyulmasıkriterlerini dikkate alması ve ayrıca TBMM’de grubu bulunan siyasi partilerin ilve ilçe temsilcileri ile güzergâhın geçeceği ilçe ve il belediye başkanlarının,en çok üyeye sahip üç sendikanın ve kamu kurumu niteliğindeki meslekkuruluşlarının il ve ilçe temsilcilerinin görüşlerine başvurması öngörülmüştür.Kanun’un 10. maddesinde de bildirim şartına yer verilmiş, ikinci fıkrasının (b)bendinde toplantının yapılacağı yer bildirimde bulunması gereken hususlararasında sayılmıştır.
146. Bir toplantı veya gösterinin mahallin en büyük mülki amiritarafından belirlenen yerler dışında düzenlemesi durumunda bunun Kanun’dakidüzenlemelere aykırı olacağı açıktır. İtiraz konusu kuralla Kanun’un 6. ve 10.maddeleri gereğince belirlenen yerler dışında toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenlenmesinin Kanun’a aykırı olduğunun hükme bağlanmış olması, bu durumuntespitinden öte bir anlam taşımamaktadır. Kanun’un, 6529 sayılı Kanun’un 5.maddesiyle değiştirilen 6. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yeralan “…mahallin en büyük mülki amiri tarafından belirlenir.”ibaresinin incelendiği bölümde, toplantı ve gösteri yürüyüşü yer vegüzergâhlarının mahalli en büyük mülki amir tarafından belirlenmesininAnayasa’ya aykırı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anılan gerekçeler bu kuralyönünden de aynen geçerlidir.
147. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 13., 26. ve 34.maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
148. Engin YILDIRIM ve Hasan Tahsin GÖKCAN bu görüşekatılmamışlardır.
149. Kuralın Anayasa’nın 2., 5., 11., 12. ve 90. maddeleriyleilgisi görülmemiştir.
İ. Kanun’un 23. Maddesinin (e) Bendinin İncelenmesi
1. Sınırlama Sorunu
150. Başvuran Mahkeme, Kanun’un 23. maddesinin (e) bendininiptalini talep etmiştir. İtiraz konusu kuralda, 20. maddedeki yöntem ve şartlarile 22. maddedeki yasak ve önlemlere uyulmaksızın yapılan toplantı veya gösteriyürüyüşlerinin Kanun’a aykırı sayılacağı öngörülmektedir.
151. Başvuran Mahkeme, kuralda yer alan Kanun’un 22. maddesininbirinci fıkrasının da iptalini talep etmiş ancak Mahkememizce ilk incelemeaşamasında 22. maddenin birinci fıkrasına ilişkin esas incelemenin “Genelyollar...” ibaresiyle sınırlı olarak yapılmasına karar verilmiştir. Aynısınırlandırmanın, 22. maddedeki yasak ve önlemlere uyulmaksızın düzenlenentoplantı ve gösteri yürüyüşlerinin Kanun’a aykırı sayılmasını öngören itirazkonusu kural yönünden de yapılması gerekmektedir. Bu durumda itiraz konusukuralda yer alan “…ve 22. maddedeki yasak ve önlemlere uyulmaksızın…”ibaresine yönelik esas incelemenin Kanun’un 22. maddesinin birinci fıkrasındayer alan “Genel yollar…” ibaresi yönünden sınırlı olarakyapılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
2. İtirazın Gerekçesi
152. Başvuru kararında özetle, Kanun’un 20. maddesinin birincifıkrasında yer alan “Gösteri yürüyüşlerinin şekil ve şartları…” ibaresiile ikinci fıkrası ve Kanun’un 22. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Genelyollar…” ibaresi için belirtilen gerekçelerle kuralın Anayasa’nın 2.,5., 11., 12., 13., 26., 34. ve 90. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
a. “20 nci maddedeki yöntem ve şartlara ve…” İbaresininİncelenmesi
153. İtiraz konusu kuralla, 20. maddedeki yöntem ve şartlarauyulmaksızın düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin Kanun’a aykırısayılacağı öngörülmektedir.
154. Kanun’un 20. maddesinde, gösteri yürüyüşlerinin şekil veşartları ile ertelenmesi veya yasaklanmasına ilişkin olarak toplantıya dairhükümlere atıfta bulunulmakta; ayrıca gösteri yürüyüşüne ilişkin bildirimlerdebulunması gereken diğer bazı hususlara yer verilmektedir. Kanun’da öngörülenşekil ve şartlar ile ertelenme veya yasaklanmaya ilişkin hükümlere uyulmamasıdurumunda kanuna aykırı davranılmış sayılacağı açıktır. İtiraz konusu kurallaKanun’da öngörülen şekil ve şartlara ya da ertelenme veya yasaklanmaya ilişkinhükümlere aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılmasının kanuna aykırıolduğunun hükme bağlanmış olması bu durumun tespitinden öte bir anlamtaşımamaktadır. Gösteri yürüyüşlerinin bu şekil ve şartlara tabi olarakyapılması mecburiyetinin Anayasa’ya aykırı olmadığı hususu Kanun’un 20.maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Gösteri yürüyüşlerinin şekil veşartları…” ibaresi ile ikinci fıkrasının incelendiği bölümdesaptanmıştır. Aynı gerekçeler bu kural için de geçerlidir.
155. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 13., 26. ve 34.maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
156. Engin YILDIRIM bu görüşe katılmamıştır.
157. Kuralın Anayasa’nın 2., 5., 11., 12. ve 90. maddeleriyleilgisi görülmemiştir.
b. “…22. maddedeki yasak ve önlemlere uyulmaksızın,” İbaresinin “Genelyollar…”İbaresi Yönünden İncelenmesi
158. İtiraz konusu kuralla genel yollarda toplantı yapılmasınınKanun’a aykırı sayılacağı öngörülmektedir.
159. Kanun’un 22. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Genelyollar…” ibaresi iptal edildiğinden konusu kalmayan talep hakkındakarar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir.
V. İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
160. Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, “Kanun,kanun hükmünde kararname ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya dabunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihteyürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğegireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetedeyayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.” denilmekte, 6216 sayılıKanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanarak,Mahkemenin gerekli gördüğü hâllerde, Resmî Gazete’de yayımlandığı gündenbaşlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi bir yılı geçmemek üzereayrıca kararlaştırabileceği belirtilmektedir.
161. 6.10.1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve GösteriYürüyüşleri Kanunu’nun 7. maddesinin, 6529 sayılı Kanun’un 6. maddesiyledeğiştirilen ikinci fıkrasında yer alan “…güneş batmadan önce dağılacakşekilde…” ibaresinin iptal edilmesi nedeniyle doğacak hukuksal boşlukkamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden Anayasa’nın 153. maddesininüçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasıgereğince bu ibareye ilişkin iptal hükmünün kararın Resmî Gazete’deyayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
VI. YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ
162. Dava dilekçesinde özetle, iptali istenen hüküm veibarelerin uygulanması hâlinde hukuk devleti ilkesinin, toplantı ve gösteriyürüyüşü düzenleme hakkının, ifade özgürlüğünün, kişinin temel hak vehürriyetlerinin, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacaksurette sınırlanamayacağı prensibinin ve kanun önünde eşitlik ilkesinin ihlaledilmiş olacağı ve bu anayasal ilke ve güvenceler yönünden telafisi imkânsızzararların doğacağı belirtilerek kuralların yürürlüklerinin durdurulmasıtalep edilmiştir.
6.10.1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri YürüyüşleriKanunu’nun;
A. 2.3.2014 tarihli ve 6529 sayılı Kanun’un 5. maddesiyledeğiştirilen 6. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde ve beşincifıkrasında yer alan “…ve vatandaşların günlük yaşamınızorlaştırmayacak…” ibarelerine yönelik yürürlüğün durdurulmasıtaleplerinin, koşulları oluşmadığından REDDİNE,
B. 1. 6529 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değiştirilen 6.maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “...TürkiyeBüyük Millet Meclisinde grubu bulunan...” ve “…mahallin enbüyük mülki amiri tarafından belirlenir.” ibarelerine,
2. 11. maddesine, 6529 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle eklenenikinci fıkraya,
yönelik iptal talepleri, 28.9.2017 tarihli, E.2014/101, K.2017/142sayılı kararla reddedildiğinden bu fıkra ve ibarelere ilişkin yürürlüğündurdurulması taleplerinin REDDİNE,
28.9.2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VII. HÜKÜM
6.10.1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri YürüyüşleriKanunu’nun;
A. 2.3.2014 tarihli ve 6529 sayılı Kanun’un 5. maddesiyledeğiştirilen 6. maddesinin;
1. İkinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan;
a. “…ve vatandaşların günlük yaşamını zorlaştırmayacak…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,
b. “...Türkiye Büyük Millet Meclisinde grububulunan...” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptaltalebinin REDDİNE, Engin YILDIRIM’ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
c. “…mahallin en büyük mülki amiri tarafından belirlenir.” ibaresinin Anayasa’yaaykırı olmadığına ve iptal taleplerinin REDDİNE, Engin YILDIRIM ile HasanTahsin GÖKCAN’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2. Dördüncü fıkrasının birinci cümlesinin Anayasa’yaaykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Engin YILDIRIM ile Hasan TahsinGÖKCAN’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
3. Beşinci fıkrasında yer alan “…vevatandaşların günlük yaşamını zorlaştırmayacak…” ibaresininAnayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,
B. 7. maddesinin, 6529 sayılı Kanun'un 6. maddesiyle değiştirilenikinci fıkrasında yer alan “…güneş batmadan önce dağılacak şekilde…” ibaresininAnayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, iptal hükmünün, Anayasa’nın153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3)numaralı fıkrası gereğince, KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAKDOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,
C. 10. maddesinin;
a. 3.8.2002 tarihli ve 4771 sayılı Kanun’un 5. maddesiyledeğiştirilen birinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazınREDDİNE, Engin YILDIRIM ile Osman Alifeyyaz PAKSÜT’ün karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA,
b. İkinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına veitirazın REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
D. 11. maddesine, 6529 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle eklenenikinci fıkranın Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE,OYBİRLİĞİYLE,
E. 20. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Gösteriyürüyüşlerinin şekil ve şartları…”ibaresi ile ikincifıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadıklarına ve itirazın REDDİNE,OYBİRLİĞİYLE,
F. 22. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Genelyollar…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, RıdvanGÜLEÇ ile Recai AKYEL’in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
G. 23. maddesinin;
1. (a) bendinde yer alan “…10 uncu madde hükümlerineuygun biçimde bildirim verilmeden…” ibaresine yönelik esas incelemenin“…10…” ibaresiyle sınırlı olarak yapılmasına, OYBİRLİĞİYLE,
2. (a) bendinde yer alan “…10…”ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, EnginYILDIRIM, Osman Alifeyyaz PAKSÜT ile Hasan TahsinGÖKCAN'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
3. (c) bendine yönelik esas incelemenin, Kanun’un7. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “…güneş batmadan öncedağılacak şekilde…” ibaresi yönünden sınırlı olarakyapılmasına, bu yönden inceleme yapılan kural hakkında KARARVERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, OYBİRLİĞİYLE,
4. (d) bendinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazınREDDİNE, Engin YILDIRIM ile Hasan Tahsin GÖKCAN’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
5. (e) bendinin;
a. “20 nci maddedeki yöntem ve şartlara ve...” ibaresinin Anayasa’yaaykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Engin YILDIRIM’ın karşıoyu veOYÇOKLUĞUYLA,
b. “…22 nci maddedeki yasak ve önlemlere uyulmaksızın,”ibaresine yönelik esas incelemenin, Kanun’un 22. maddesinin birinci fıkrasındayer alan “Genel yollar…” ibaresi yönünden sınırlı olarakyapılmasına, bu yönden inceleme yapılan kural hakkında KARAR VERİLMESİNE YEROLMADIĞINA, OYBİRLİĞİYLE,
28.9.2017 tarihinde karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Burhan ÜSTÜN
Başkanvekili
Engin YILDIRIM
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
KARŞIOYGEREKÇESİ
A. “…Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan...” ibaresi yönünden
1. 2911 sayılı Kanun’un 6. maddesinin ikinci fıkrasının birincicümlesinde il ve ilçelerde toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergâhının “…TürkiyeBüyük Millet Meclisinde grubu bulunansiyasi partilerin il ve ilçe temsilcileriile… görüşleri alınarak mahallin en büyük mülki amiritarafından belirlenir” hükmü yer almaktadır. Kural, mahallin enbüyük mülki amirinin bu yetkisini kullanırken Türkiye Büyük Millet Meclisinde(TBMM) grubu bulunan siyasi partilerin il ve ilçe temsilcileri ile güzergâhıngeçeceği ilçe ve il belediye başkanlarının, en çok üyeye sahip üç sendikanın vekamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının il ve ilçe temsilcileriningörüşlerini almasını öngörmektedir.
2. İl ve ilçelerde toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergâhıbelirlenirken görüşlerinin alınacağı ifade edilen siyasi partilerin il ve ilçetemsilcilerinin sadece TBMM’de grubu bulunan siyasi partilerlesınırlandırılması çoğulcu ve katılımcı demokratik hukuk devleti ilkesine uygundüşmemektedir.
3. Anayasa’nın 10. maddesinde, “Herkes, dil, ırk, renk,cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerleayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir”, hükmü yer almaktadır.Buradaki “herkes” kavramının içine Anayasa’nın 68. maddesinde “demokratiksiyasi hayatın vazgeçilmez unsurları” olarak nitelendirilen siyasipartilerin de girdiği kuşkusuzdur. Çoğulcu demokrasinin vazgeçilmezunsurlarından olan siyasi partilerden sadece belli bir güce ulaşmış olanlarlehine getirilen söz konusu kural TBMM’de grubu bulunmayan siyasi partileraleyhine ayrımcılığa sebebiyet vermekte ve 10. maddenin ilk fıkrasındaki kanunönünde eşitlik ilkesiyle de bağdaşmamaktadır.
4. Kanun koyucu, kamuoyunda “tabela partileri” olarak bilinen veaktif olarak herhangi bir siyasi faaliyet içerisinde bulunmayan partilerintemsilcilerinin görüşlerinin alınmasını uygun görmemiş olabilir. Bununlabirlikte ülkemizdeki siyasi partilerden en azından bazılarının çeşitli il veilçelerde örgütlenmiş olduğunu ve bir takım siyasi faaliyetlerde de bulunduğunudüşünürsek, bu partilerin il ve ilçe temsilcilerinin toplantı ve gösteriyürüyüşü yer ve güzergâhının tespitinde görüşlerinin alınmaması anayasanın 68.maddesinin ikinci fıkrasında ifade edilen siyasi partilerin demokratik siyasihayatın vazgeçilmez unsurları olduğu şeklindeki hükme aykırı düşmektedir. Enönemli temel hak ve siyasi faaliyetlerden olan toplantı ve gösteriyürüyüşlerinin düzenlenmesiyle ilgili bir konuda bu partilerin görüşlerininalınmaması demokratik siyasi hayat açısından anayasada vücut bulan ifadenintersine vazgeçilebilir oldukları anlamına gelmektedir.
5. Belirtilen nedenlerle, “…Türkiye Büyük Millet Meclisindegrubu bulunan…” ibaresinin Anayasa’nın 2., 10. ve 68. maddelerineaykırı düştüğü kanaatiyle çoğunluk kararınakatılmıyorum.
B. “…mahallin en büyük mülki amiri tarafından belirlenir” ve “Toplantıve gösteri yürüyüşleri yer ve güzergâhı hakkında sonradan yapılacakdeğişiklikler de aynı yöntemle yapılır” ibareleri yönünden
6. Kurala göre il ve ilçelerde toplantı ve gösteri yürüyüşüyer ve güzergâhı yukarıda sayılan kuruluş temsilcilerinin görüşü alınarakmahallin en büyük mülkî âmiri tarafından belirlenecektir.
7. Anayasa’nın 26. maddesinin birinci fıkrasında, “Herkes,düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veyatoplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.” denilmektedir. Anayasa’nın 26. maddesinde düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün kullanımındabaşvurulabilecek araçlar arasında yer alan “başka yollar” ibaresiyle hertürlü ifade aracının anayasal güvence altında olduğu kabul edilmiştir.
8. Anayasa’nın 34. maddesinin birinci fıkrasında, “Herkes,önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkına sahiptir.” denilmek suretiyle toplantı ve gösteriyürüyüşü düzenleme hakkı anayasal koruma altına alınmıştır.
9. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkıanayasada mutlak bir hak olarak düzenlenmemiş, 34. maddenin ikinci fıkrasında,bu hakkın, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genelsağlığın ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerininkorunması amacıyla ve kanunla sınırlanabileceği ifade edilmiştir. Ayrıcaanılan maddenin üçüncü fıkrasında, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemehakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usullerin kanundagösterileceği belirtilmek suretiyle kanun koyucuya düzenleme yetkisitanınmıştır.
10. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı, ifadeözgürlüğüyle de yakından bağlantılı olup, bu özgürlükle birlikte demokratiktoplum düzeninin en önemli parçalarından birini oluşturmakta ve bireylerinbelli bir konudaki düşüncelerini ifade etmelerine ve bunları kamuoyuylapaylaşıp, karar vericiler üzerinde etki yaratmak için bir araya gelebilmelerineimkân tanımaktadır. Bu hak, tıpkı ifade özgürlüğünde olduğu gibi, toplumun genelitarafından savunulan ve kabul gören düşünce ve fikirlerin yanı sıra toplumungenelini rahatsız edebilecek, endişelendirecek, hatta şok edecek veya onlarınbelirli düzeyde tepkilerini çekebilecek bazı fikirleri savunma amacıyla dakullanılabilir.
11. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de (AİHM) barışçıl toplantı vegösteri yürüyüşü hakkının, tıpkı ifade özgürlüğü gibi, demokratik toplumuntemellerinden birini teşkil ettiğini ve bu sebeple dar bir yoruma tabitutulmaması gerektiğine işaret etmiştir.1
12. AİHM, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının devleteyüklediği pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmesini temin amacıyla bu hakkınkullanımının önceden bildirim veya izin şartına bağlanmasının mümkün olduğunukabul etmekte ve bunun tek başına Sözleşmenin 11. maddesinde güvence altınaalınan barışçıl toplanma özgürlüğüne gizli bir engel oluşturmadığına işaretetmektedir.2
13. Bununla beraber bildirim ve izin sisteminin, toplantınınyapılmasını engelleme amacıyla kullanılamayacağını vurgulayan StrazburgMahkemesi bazı kamusal mekânlar yönünden getirilecek sınırlamanın, Sözleşmedebelirtilen sınırlama nedenlerinden birine dayanması ve meşru bir amacın varolduğunun somut ve inandırıcı gerekçelerle ortaya konulması gerektiğinibelirterek hedeflenen kitlenin görüş ve duyuş alanı içinde olmayan ve bunedenle etkisi zayıf kalacak olan bir toplantı ve gösteriye izin verilmişolmasının Sözleşme’nin 11. maddesine uygun davranıldığı anlamına gelmeyebileceğinede dikkati çekme ihtiyacı duymuştur.3
14. BM İnsan Hakları Komitesi, Barışçıl Toplantı ve ÖrgütlenmeÖzgürlüğü BM Özel Raportörü ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü (AGİT)Toplantı Özgürlüğü Uzmanlar Paneli toplantı ve gösteri yürüyüşünün hedeflenenkitlenin görüş ve duyuş alanı içinde olması gerektiğine işaret etmişlerdir.4 Toplantıve gösteri kamuoyunca hissedilmeli, bildirimde bulunma şartı gereksizbürokratik işlemlere boğulmamalıdır.5 Yetkili otoritelertarafından zaman ve mekân konusunda toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleyicilerinetelkinlerde bulunmak, onlarla bu hususta müzakere etmek hakkın sınırlanmasıanlamına geleceğinden, sınırlamaların BM Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesinin21. maddesindeki gereklilik ve ölçülülük ilkeleriyle uyumlu olmasıgerekmektedir.6
15. Anayasa’nın 34. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin “öncedenizin almadan” bu hakka sahip olduğu belirtilmiştir. Toplantı vegösteri yürüyüşünün yapılabilmesi için önceden izin alınması zorunluluğununbulunmaması, hak sahibinin, toplantı ve gösteri yürüyüşünü istediği yerdeyapabilme imkânına sahip olduğu anlamına gelmektedir.
16. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının amacı vemahiyeti dikkate alındığında, bu hakkın, toplantı veya gösteri yürüyüşününyapılacağı yer ve güzergâhı tespit etme ve seçme hakkını da kapsadığı açıktır.Toplantı ve gösteri yürüyüşünün düzenlendiği yer ve güzergâhın, açıklanandüşüncenin muhataplarına ulaştırılması ve onlar üzerinde yaratacağı etkininbüyüklüğü bakımından önem taşıdığı yadsınamaz bir gerçektir. Bu nedenletoplantı ve gösteri yürüyüşünün yapılacağı yer ve güzergâhın seçiminin kuralolarak, düzenleyicilerin takdirinde olması gerekir.
17. Anayasa’nın 13. maddesinde temel hak ve hürriyetlerin,özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilensebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği ve bu sınırlamaların,Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetingereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir.
18. Toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılabilecek alanların mahallinen büyük mülki amirince belirlenen yer ve güzergâhlarla sınırlandırılmasının,bireylerin toplantı veya gösteri yürüyüşünün yapılacağı mekânı seçme hakkınamüdahale teşkil ettiği ve bu müdahalenin de kanunilik ölçütüne uygun olduğuaçıktır.
19. Toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılabilecek alanların mahallinen büyük mülki amirince belirlenmesinin ve bu nedenle hakkın kullanılmasındasınırlama yapılmasının, kamu düzeninin sağlanması ve başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması gibi Anayasa’nın 34. maddesinin ikinci fıkrasındadüzenlenen meşru amaçlara hizmet ettiği söylenebilir. Diğer taraftan toplantı vegösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sınırlama getirilebilmesi için meşru biramacın varlığı yeterli olmayıp Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen diğergüvencelere de uyulması gerekmektedir.
20. Dava konusu kurallarla, toplantı ve gösteri yürüyüşüyapılabilecek alanlar, mahallin en büyük amirince belirlenen yer vegüzergâhlarla sınırlandırılmak suretiyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemehakkına müdahalede bulunulup, bir sınırlama getirilmişse de anılan hakkın özünedokunulduğunu söylemek mümkün değildir. Bununla beraber, demokratik birtoplumda bu hakka müdahale edilebilmesi, ancak zorlayıcı nedenlerin varlığınabağlıdır.
21. Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yapılacağı alan vegüzergâhların önceden belirlenmesi katılımcılar ve toplum açısından bazıgüvenceler sağlasa da haktan yararlanma üzerinde caydırıcı bir etki yaratabilirçünkü kişiler toplantı ve gösteri yürüyüşünün gerçekleştirileceği mekândandolayı etkisiz olabileceğini düşünebilirler ve toplantı ve gösteri yürüyüşünekatılmaktan vazgeçebilirler. Bu nedenle toplantı yerinin önceden mülki amircebelirlenmesinin hakkın kullanımını, dolayısıyla da etkisini azaltıcı bir işlevgördüğünü söylemek mümkündür. Kaldı ki, bir toplantı ve gösteri yürüyüşü katılımcılariçin belli siyasi ve toplumsal anlamları ve simgesel önemi olan ve toplumsalbellekte yer edinmiş mekânlarda gerçekleştirilmek istenebilir. Bu mekânlardışında hakkın kullanılması hakkın özneleri ve amaçları açısından çok daanlamlı olmayabilir.
22. Toplantı ve gösteri yürüyüşünün türü, mahiyeti, kapsamı,amacı, biçimi, katılanların sayısı gibi unsurlar dikkate alınmak suretiyletoplantının talep edilen yerde yapılmasının kamu düzenini etkileyipetkilemediği veya başkalarının hak ve özgürlüklerini zedeleyip zedelemediğihususu değerlendirildikten sonra yasaklama kararının gerekliliği noktasında birkarar verilmesine imkân tanımadan, toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenlenebilecek alanların önceden mahallin en büyük mülki amirince belirlenmesiyoluyla bazı yerlerin her türlü toplantı ve gösteri yürüyüşüne kapalı halegetirilmesi demokratik toplum düzeni bakımından gerekli değildir ve zorlayıcıacil bir toplumsal ihtiyaca da cevap vermemektedir.
23. Açıklanan nedenlerle, dava konusu kuralların Anayasa’nın 13.,26. ve 34. maddelerine aykırılık taşıdığı düşüncesiyle çoğunluk kararınakatılmak mümkün olmamıştır.
C. “…en az kırksekiz saat önce…”, ve “10 uncu…”ibareleri bakımından
24. Kanun’un 10. maddesiyle, toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkı, bildirim usulüne tabi kılınmıştır. Maddenin birincifıkrasında, toplantı yapılabilmesi için düzenleme kurulu üyelerinin tamamınınimzalayacakları bir bildirimin, toplantının yapılmasından en az kırksekiz saatönce ve çalışma saatleri içinde, toplantının yapılacağı yerin bağlı bulunduğuvalilik veya kaymakamlığa verileceği hükme bağlanmıştır.
25. Kanun’un 23. maddesinin itiraz konusu ibarenin yer aldığı (a)bendinde, 10. madde hükümlerine uygun olarak bildirimde bulunulmadan düzenlenentoplantı ve gösteri yürüyüşlerinin kanuna aykırı sayılacağı öngörülmektedir.
26. Bildirim şartına uyulmadan düzenlenen toplantı ve gösteriyürüyüşünün kanuna aykırı sayılmasının hakka müdahale teşkil ettiği açıktır.Bildirim şartıyla kamu güvenliği ve kamu düzeninin korunması hedeflendiğindenbu şarta uyulmadan düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşünün kanuna aykırısayılmasının meşru bir amaca dayandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla asıltartışılması gereken mesele, bu şarta uyulmadan düzenlenen toplantı ve gösteriyürüyüşünün kanuna aykırı sayılmasının demokratik bir toplumda gerekli olupolmadığı ve ölçülü bir müdahale teşkil edip etmediği hususudur.
27. Toplantı ve gösteri yürüyüşünün kırksekiz saat öncedenbildirilmesi şartına tabi tutulması ani ve hızlı bir şekilde gelişen ve bunedenle kırksekiz saat önceden bildirimde bulunulması mümkün olmayan olaylarüzerine düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşlerini yasa dışı halegetirmektedir. Bildirim şartına uyulmadan gerçekleştirilen bir toplantı vegösteri yürüyüşü yasa dışı bir hale geldiğinde kolluk güçleri tarafından zorkullanma da dâhil olmak üzere dağıtılabilmektedir. Böyle bir bir toplantı veyagösteri yürüyüşünü düzenleyen veya yönetenlerle bunların hareketlerinekatılanların, bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ilecezalandırılacakları Kanunun 28. maddesinin birinci fıkrasındabelirtilmektedir.
28. Ortaya çıkan çok yeni bir duruma bazı kişiler derhal tepkigöstermek ve bu tepkilerini kamuoyuna ve yetkililere toplantı ve gösteriyürüyüşü şeklinde göstermek ve iletmek isteyebilirler. Toplantı ve gösteriyürüyüşü düzenlenmesinin aciliyet taşıdığı bazı hallerde bildirim şartınınaranması, toplantı veya gösteri yürüyüşünün amacına ulaşmasına maniolabilecektir. Bu gibi durumlarda, bildirim şartı yerine getirildikten sonratoplantı veya gösteri yürüyüşü düzenlenmesi, bu toplantı ve gösteri yürüyüşününyapılmasını anlamsızlaştırabilecek ve bu konudaki mesajların sıcağı sıcağınaverilmesine engel teşkil edebilecektir. Bu nedenle, güncel ve somut bir olayaanlık olarak tepki gösterilmesi gereken hâllerde, önceden bildirimde bulunmagerekliliği yerine getirilmeden toplantı veya gösteri yürüyüşü düzenlenebilmesigerekir. AİHM de bu tür durumlarda söz konusu toplantı ve gösterinin (barışçılolmak şartıyla) önceden izin veya haber verme şartı yerine getirilmemiş olsadahi yapılabilmesi gerektiğini kabul etmektedir.7
29. Kırksekiz saatlik süre içinde bildirimde bulunulmasınınanlamsız kalacağı olaylar ile bildirimsiz olsa bile kamu güvenliği ve düzenibakımından tehdit oluşturmayan barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin,toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılanların düşüncelerini ifade etmelerineyetecek derecede müsamaha gösterilmeden dağıtılması sonucunu doğuran kural,toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına demokratik toplum düzeniaçısından zorlayıcı acil bir toplumsal ihtiyacı karşılamayan ve ölçülüolmayan bir sınırlama getirmektedir.
30. Diğer taraftan, itiraz konusu kural, nitelik yönünden herhangibir ayrım yapılmasına imkân vermeksizin bildirimsiz yapılan her türlü toplantıve gösteri yürüyüşünü düzenleyen veya yönetenlerle bunların hareketlerinekatılanların, asgari bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ilecezalandırılmasını hükme bağlamıştır. Kamu güvenliği ve düzeni bakımındantehdit oluşturmayan barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşlerini düzenleyen veyayönetenler ile katılanlara, sırf bildirimde bulunulmamış olmasınedeniyle asgari bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilmesibiçimindeki yaptırımın uygulanması ve bu yaptırımın ani gelişen olaylaratepkinin bir ifadesi olarak düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşlerinekatılanları da kapsaması orantılı değildir.
31. Belirtilen nedenlerle dava konusu kuralların Anayasa’nın13., 26., 34. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle karara muhalifkalınmıştır.
D. “6 ve 10 uncu maddeler gereğince belirtilen yerler dışında” ve“20 nci maddedeki yöntem ve şartlara ve…” ibareleri yönünden
32. Kanun’un 23. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendiyle,Kanun’un 6. ve 10. maddeleri gereğince belirlenen yerler dışında düzenlenentoplantı ve gösteri yürüyüşlerinin kanuna aykırı sayılması öngörülmektedir.Buna göre, mahallin en büyük mülki amirince belirlenen yer ve güzergâhlarındışında toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlenmesi kanuna aykırı sayılmaktadır.
33. Kanun’un, 6529 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değiştirilen 6.maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…mahallin en büyükmülki amiri tarafından belirlenir.” ibaresi yukarıda incelenmiştir.Buradaki gerekçeler, mahallin en büyük mülki amirince belirlenen yerler dışındakalan alanlarda düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşünün kanuna aykırısayılmasını öngören itiraz konusu kural yönünden de geçerlidir. Dolayısıylamahallin en büyük mülki amirince belirlenen yerler dışında kalan alanlardadüzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin dağıtılması vebunu düzenleyen veya yönetenlerle bunların hareketlerinekatılanların cezalandırılması sonucunu doğuran kural, demokratik toplumdüzeni bakımından gerekli bir müdahale niteliği taşımamaktadır.
34. Açıklanan nedenlerle, dava konusu kuralla Anayasa’nın 13., 26.ve 34. maddelerine aykırılık taşıdığı gerekçesiyle karara katılmıyorum.
Başkanvekili
Engin YILDIRIM
KARŞIOYGEREKÇESİ
1. 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun itirazyoluyla iptali istenen 10. maddesinde; toplantı yapılabilmesi için, düzenlemekurulu üyelerinin tamamının imzalayacakları bir bildirimin, toplantınınyapılmasından en az 48 saat önce ve çalışma saatleri içinde, toplantınınyapılacağı yerin bağlı bulunduğu yerin valilik veya kaymakamlığına verileceğiöngörülmektedir.
Kanun’un iptal davasına konu 23. maddesinin (a) bendinde yeralan “… 10 uncu madde hükümlerine uygun biçimde bildirim verilmeden…” yapılan toplantıların, maddenin son cümlesine göre kanuna aykırısayılacağı belirtilmektedir.
Buna göre, en az 48 saat önce bildirimde bulunmaksızın toplantı vegösteri yürüyüşleri kanuna aykırı sayılacak olup, toplantıya ve yürüyüşekatılanların Kanun’un 28. maddesi gereğince bir yıl altı aydan üç yıla kadarhapis cezasıyla cezalandırılacakları anlaşılmaktadır.
2. Toplantı ve gösteri yürüyüşü, aynı zamanda ifade özgürlüğününbir aracı olup, Anayasa’nın 34. maddesinde ayrı bir temel hak olarakdüzenlenmiştir. Bu nedenle, bu hakka yapılacak sınırlamaların, maddenin ikincifıkrasında belirtilen sınırlama nedenlerine dayanması ve Anayasa’nın 13.maddesinde belirlenen güvencelere uygun olması yani, demokratik toplumdüzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaması gerekir. Çoğunlukgerekçesinde de belirtildiği gibi, AİHM içtihatları, bu hakkın demokratiktoplumun temellerinden birini teşkil ettiğini ve bu sebeple dar yoruma tabitutulmaması gerektiğini kabul etmiştir (Ezelin/Fransa, 11800/85).
3. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleyenlerin amacı sadece kendigörüşlerini kendi aralarında dile getirmekten ibaret olmayıp, daha ziyade bellibir konuda bu görüşlerini farklı düşünen veya o konuda fikir sahibi olmayanlaraduyurmak, benimsetmeye çalışmak, sadece yerel değil ülke ve dünya ölçeğinde deyaşanmış veya yaşanabilecek bir olayı, bir olguyu, alınacak bir kararı, siyasiveya idari bir eylem veya işlemi desteklemek veya protesto etmek, bir sonucungerçekleşmesini veya gerçekleşmemesini talep etmek için karar alıcılarındikkatini çekmek, toplumsal bir farkındalık yaratmaya çalışmaktır.
Günümüzde uluslararası veya ülke içi gelişmelerin seyri ve hızı,siyasi ve idari tasarrufların gelişen olaylar karşısında çok süratli birşekilde kararlar alınmasını gerektirmekte; gündemler çok hızlı değişebilmektedir.Bu nedenle, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin etkisini yitirmeden, olaylarıngerisinde kalarak anlamsız hale gelmeden yapılabilmesine ihtiyaç vardır.
4. Bildirimin en az 48 saat önce ve çalışma saatleri içindeyapılması, aksi halde toplantı veya gösteri yürüyüşünün yasaya aykırı halegelmesi sonucunu doğuran kurallar, hazırlık süresi ve resmi tatiller de hesabakatılacak olursa, bazı durumlarda toplantı veya gösteri yürüyüşünün makulolmayan uzun bir süre gecikmesine ve etkisiz kalmasına yol açabilecektir. Öteyandan, bu kadar uzun bir süre, bildirimi yapılmış bir toplantı veya gösteriyürüyüşünün yasal olarak başlamakla birlikte sonradan yasa dışı bir toplantıveya gösteriye dönüşmesini önlemek amacıyla da izah edilemez. Bu nedenle, iptalistemine konu 10. maddeyle öngörülen 48 saat önce bildirimde bulunma koşulunun,Anayasa’nın 34. maddesindeki temel hakka ölçüsüz ve gereksiz bir müdahaleteşkil ettiği görüşündeyim.
5. İptal istemine konu olan Kanun’un 23. maddesindeki “…10uncu madde hükümlerine uygun biçimde bildirim verilmeden veya toplantı veyayürüyüş için belirtilen gün ve saatten önce veya sonra” biçimindeki(a) bendinin incelemesi Mahkememizce sadece “10 uncu madde hükümlerineuygun biçimde bildirim verilmeden” ibaresiyle sınırlı olarak yapılmışise de, 10 uncu maddede 48 saat önce bildirim yükümlülüğü getirildiği getirdiğive buna uyulmaması halinde toplantı veya gösteri yürüyüşünün belirtilen gün vesaatten önce veya sonra yapıldığına bakılmaksızın kendiliğinden yasa dışı halegeleceği öngörüldüğünden, kuraldaki atıf (10 uncu madde), yukarıda açıklananaynı gerekçelerle, Anayasa’ya aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle, çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
KARŞIOYGEREKÇESİ
1. 2911 Sayılı Kanunun 6529 sayılı Kanunla değişik 6. maddesininikinci fıkrasında; toplantı ve gösteri yürüyüşünün yer ve güzergahının, anılanfıkrada belirtilenlerin görüşü alınarak mahallin en büyük mülki amiritarafından belirleneceği belirtilmektedir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma hakkı, küçük ya da büyük birtoplumsal sorunu dile getirmeyi veya siyasi bir fikri savunmayı kapsayan, birgrup insanın ifade özgürlüğünü açıklama biçimini kapsamaktadır. Bir yönüyleörgütlenme özgürlüğünü, diğer yönüyle de ifade özgürlüğünü ilgilendirmeklebirlikte Anayasanın 34. maddesinde bağımsız bir hak olarak düzenlenmiştir.Anayasal bir güvenceye kavuşturulan bu hakkın sosyal sorunları dile getirme,siyasal katılmaya katkısı ve ifade özgürlüğünü gerçekleştirme gibifonksiyonları nedeniyle, demokratik toplumun temelini oluşturduğu kabuledilmektedir.
Anayasanın 34/1. maddesinde “herkes, önceden izin almadan,silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir”denilmektedir. İfade ediliş biçimi ve hakkın özü gereği bu hükümden, toplantıve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının izne tabi tutulamayacağı ve kural olarakhakkı kullanmak isteyenlerin, etkili olacakları yer ve güzergahta icraedebileceklerinin kabul edildiği anlaşılmaktadır. Buna karşın elbette birtakımkamusal zorunluluklar veya başkalarının haklarının korunmasına bağlı nedenlerlehakkın sınırlanabilmesi gerekir. Nitekim 2. fıkrada sınırlama nedenlerigösterilmektedir. Fakat birinci fıkrada belirtilen temel kuraldan, hakkıkullananların yer ve güzergahı belirlemeye de haklarının olduğu sonucunu çıkarmakmümkündür. Nitekim kimi durumda eylemin belirli bir yerde yapılması, (örneğinmahalle yolundaki kazaları protesto edenlerin, eylemlerini bu yerde yapmakistemeleri gibi) etkili olunması bakımından büyük önem taşımaktadır.Belirttiğimiz yorumun dayanağının gerek hakkın anayasal düzenleniş biçiminde,gerekse hakkın özünde mündemiç olduğunu düşünmekteyiz. Diğer taraftan, 2001yılında 4709 sayılı Kanunla yapılan Anayasa değişikliği sırasında (değişiklikgerekçesinde belirtildiği üzere demokratik standartlara ve insan haklarıhukukunun evrensel ilkelerine uygunluğu sağlamak amacıyla), 34. maddede yeralan “…yetkili idari merci gösteri yürüyüşünün yapılacağı yer ve güzergahıtespit edebilir” şeklindeki ikinci fıkranın yürürlükten kaldırılmasıda bu yorumu teyit etmektedir.
İkinci fıkra uyarınca kanunla sınırlama nedenlerine uygun biçimde,bazı yer ve güzergahların bu tür eylemler için uygun olmayabileceğidüzenlenebilir. Örneğin şehir trafiğinin yoğun olarak işlediği yollarda, mabet,hastane, askeri birlik, vb. yerlerin önlerinde geniş katılımlı toplantılaryapılması yasaklanabilir. Başka bir anlatımla Anayasadaki düzenlemede hakkınkullanılamayacağı yerlerin belirlendiği, diğer herhangi bir yerde ise toplantıve gösteri yürüyüşünün yapılabileceğinin kabul edilmiş olduğu sonucuçıkartılmalıdır. Fakat tersinden bir bakışla Anayasa hükmünün, mülki amirtarafından sadece hakkın kullanılabileceği yerlerin sınırlı bir biçimdebelirlenmesini içerdiğinin yorumlanması, hakkın özünü ihlal eder niteliktedir.
Gerçekten de incelenen kanun hükmünde “il ve ilçelerde toplantıve gösteri yürüyüşü yer ve güzergahı … mahallin … mülki amiritarafından belirlenir” biçimindeki ifade ile bir taraftan güzergahıbelirleme yetkisi hakkı kullananlardan alınarak mülki amire verilmekte, diğertaraftan da sadece belirli birkaç yerde hakkın kullanımına izin verilip,şehirdeki diğer tüm alanların kategorik biçimde yasaklanması mümkünkılınmaktadır. Ayrıca, mülki amir tarafından belirlenen yer dışında hakkınkullanılmasının kanun dışı sayılarak aynı kanunda hapis cezası yaptırımı ilekarşılanması da hakkın özüne yönelik bu olumsuz müdahalenin etkisini oldukçaartırmaktadır. Dolayısıyla, incelenen kural hakkın özünü zedeler nitelikteolduğundan, Anayasanın 13 ve 34. maddelerine aykırıdır. Bu nedenle ikincifıkradaki, toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergahının tespitini öngören “mahallinen büyük mülki amiri tarafından belirlenir” ibaresinin iptali gerektiğidüşüncesindeyim.
2. Denetlenen diğer kural; 2911 Sayılı Kanunun değişik 6.maddesinin dördüncü fıkrasıdır. Bu fıkrada, toplantı ve gösteri yürüyüşü yer vegüzergahı hakkında sonradan yapılan değişikliklerin de ikinci fıkradagösterilen yöntemle yapılacağı düzenlenmektedir. İkinci fıkradaki “en büyükmülki amir tarafından belirlenir” ibaresine ilişkin olarak açıkladığımızgerekçe, dördüncü fıkra yönünden de geçerlidir. Güzergah değişikliği aynıyönteme tabi tutulmakla, bu düzenleme de Anayasanın 13 ve 34. maddelerineaykırıdır.
3. 2911 Sayılı Kanunun 23. maddesinin (a) bendinde, “10.madde hükümlerine uygun biçimde bildirim verilmeden …” yapılan toplantı vegösteri yürüyüşleri kanuna aykırı sayılmaktadır. Bu maddede öngörülen kanunaaykırılık başlıbaşına bir müeyyide niteliğinde olmakla birlikte, bu durumdaKanunun ileriki maddelerinde toplantının zorla dağıtılması ve hapis cezası gibimaddi yaptırımlar da öngörülmektedir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşleri çoğu kez önceden belirlenen biramaca uygun olarak düzenlenmektedir. Bu nedenle bu tür eylemler için yer vegüzergah belirlenmesinin istenilmesi, güvenliğin sağlanabilmesi için zorunlugörülebilir. Dolayısıyla bu tür eylemlere ilişkin olarak 10. maddede öngörülendüzenleyici kurala aykırı davranışın kanuna aykırılıkla sonuçlandırılmasındaAnayasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Buna karşın, kimi toplantı veyagösteri yürüyüşleri güncel bir soruna işaret etmek maksadıyla aynı güniçerisinde (sıcağı sıcağına) gerçekleştirilmelidir. Hatta bu tür durumlardatoplantının sonraya bırakılması, eylemin anlamsızlaşmasına veya etkisinin sonderece azalmasına neden olabilmektedir. Bu nedenledir ki AİHM böyle hallerdebarışçıl bir toplantı veya gösterinin izin ya da önceden haber verme şartınauyulmasa dahi yapılabilmesi gerekliliğine işaret etmektedir (AİHM Buktave diğ./Macaristan, 17.7.2017, 25691/04, par. 36-38).
İncelenen kuralda, önceden haber verme imkanı olan eylemler ileniteliği gereği bildirimsiz yapılması gereken eylemler arasında bir ayrımyapılmaksızın, her ikisinin de kanuna aykırı sayılarak, gayrı meşru eylemolarak nitelenip, Kanundaki diğer müeyyidelerin uygulanabilmesi yolununaçılması, toplantı ve gösteri yürüyüşünü yapma hakkının özünü zedelemektedir.Bu nedenle kural, Anayasanın 13 ve 34. maddelerine aykırıdır.
4. 2911 Sayılı Kanunun 23. maddesinin (d) bendinde; “6 ve10. maddeler gereğince belirlenen yerler dışında” yapılan toplantı vegösteri yürüyüşleri kanuna aykırı sayılmaktadır.
Bu kural ile de 6. maddenin 2. fıkrasında belirtilen yöntemle vemahallen en büyük mülki amiri tarafından belirlenen toplantı ve gösteriyürüyüşü yapılacak yerler dışındaki eylemler kanun dışı kabul edilmektedir.Yukarıda 6. maddenin ikinci fıkrası yönünden açıkladığım gerekçelerle, 23.maddenin (d) bendindeki (6) ibaresinin iptali gerektiğini düşünmekteyim.
Açıklanan gerekçelerle, 2911 Sayılı Kanunun 6529 sayılıKanunla değişik 6. maddesinin ikinci fıkrasındaki “mahallin en büyük mülkiamiri tarafından belirlenir” ibaresinin; değişik 6. maddesinin dördüncüfıkrasının; 23. maddesinin (a) bendindeki “10. madde hükümlerine uygunbiçimde bildirim verilmeden …” ibaresinin ve aynımaddenin (d) bendindeki “6 ve 10. maddeler gereğince belirlenenyerler dışında” ibaresinin iptali gerektiği görüşünde olduğumdan, çoğunluğunret yönündeki görüşlerine katılmıyorum.
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN
KARŞIOYGEREKÇESİ
1) 6.10.1983 tarihli, 2911 sayılı Toplantı ve GösteriYürüyüşleri Kanunu’nun; 22. maddesinin birinci fıkrasının Anayasa’nın ilgilimaddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle verilen iptal kararına aşağıda açıklanangerekçelerle katılmamaktayız.
2) Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı mutlak bir hakolmayıp kanun ile sınırlandırılması mümkündür. Bu hak, Anayasa’nın 34.maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen, “başkalarının hak ve özgürlüklerininkorunması” amacıyla sınırlandırılabilir.
3) Dava konusu ibareyle genel yollarda toplantı düzenlenmesiyasaklanmak suretiyle toplantı düzenleme hakkı sınırlandırılmıştır. Çoğunlukgörüşünde de kabul edildiği üzere sınırlama, “başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması”meşru amacına dayanmaktadır. Bu yönüyle çoğunlukkararına katılmakla birlikte söz konusu sınırlamanın ölçülülüğü hususundaçoğunluk görüşünden ayrışmaktayız.
4) Dava konusu kuralda, genel yollarda toplantı yapılamayacağıbelirtilmiştir. Dolayısıyla mahallin en büyük mülki amirince Kanun’un 6.maddesinin ikinci fıkrası uyarınca toplantı alanları belirlenirken genelyolların toplantı alanı olarak gösterilmesi imkansızdır. Yasak, sadecetoplantılara yönelik olup, gösteri yürüyüşlerine ilişkin değildir. Bu nedenlemahallin en büyük mülki idare amirince genel yolların gösteri yürüyüşügüzergahı olarak belirlenmesi mümkündür. Mahiyetleri itibariyle gösteriyürüyüşlerinin genel yollarla yapılması işin doğasından kaynaklanmaktadır.
5) Çoğunluk görüşüne göre, genel yol niteliği taşıyan bir yerdetoplantı düzenlenmesinin trafiği aksatacak olmasının o yerin toplantıyakapatılmasını haklılaştırabilmesi için gündelik yaşamın “aşırı vekatlanılamaz” derecede zorlaşması gerekmekte; gündelik yaşamın etkilenmeboyutuna yönelik herhangi bir değerlendirme yapma imkânı tanımayan itirazkonusu kural toplantı hakkına ölçüsüz müdahale teşkil etmektedir. Bize göreitiraz konusu kuralla toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yapılanmüdahale ölçülülük ilkesine aykırılık oluşturmamaktadır.
6) Genel yolların asıl tahsis amacı yaya ve yolcu sirkülasyonununsağlanması olup, buralarda toplantı düzenlenmesi halkın ulaşım hakkını zedeler.Maddenin gerekçesinden, kanun koyucunun genel yolları toplantı yeri olarakbelirlenmesini yasaklamasının nedeninin trafik düzeninin aksatılmaması olduğuanlaşılmaktadır. Genel yollarda trafik düzeninin aksatılmadan da gösteriyürüyüşü düzenlenmesi mümkün olduğundan kanun koyucu, buraların gösteriyürüyüşü güzergahı olarak belirlenmesine yönelik herhangi bir yasaköngörmemiştir.
7) Genel yolların toplantı yeri olarak belirlenmesininyasaklanması, toplantı düzenlenecek mekanları sınırlandıracağından toplantı vegösteri yürüyüşü düzenleme hakkına müdahale niteliği taşıdığı ilerisürülebilir. Genel yolların toplantı yeri olarak belirlenmesinin yasaklanmasısuretiyle hakka yapılan müdahalenin başkalarının hak ve özgürlüklerininkorunması amacına dayandığı ve meşru olduğu anlaşılmaktadır. Meşru amacadayanan bu sınırlandırma Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca demokratik toplumdüzeninin gereklerine uygun ve ölçülü bulunması da ayrıca gerekmektedir.Sınırlandırma getirilen hakkın özüne dokunmayan ve demokratik toplum düzeniningereklerine uygun ve ölçülü olan genel yollarda gösteri yürüyüşü yapılmasınayasaklama getirmeyen sadece bu yollarda toplantı yapılmasını yasaklayandüzenleme, çoğunluk görüşünde ileri sürülen argümanların aksine Anayasa’ya uygunbulunmaktadır.
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
1Ezelin/Fransa, Başvuru No: 11800/85, Karar Tarihi:.26.4.1991, § 37.
2Oya Ataman/Türkiye Başvuru No: 74552/01,Karar Tarihi: 05.12.2006 § 36; Bukta ve Diğerleri/Macaristan Başvuru No: 25691/04, Karar Tarihi: 17. 7. 2007 §§35-36; Skiba/Polonya, Başvuru No: 10659/03, Karar Tarihi:7.7.2009; DİSK ve KESK/Türkiye Başvuru No: 38679/08, KararTarihi: 27.11.2012, § 28; Djavit An/Türkiye Başvuru No:20652/92, Karar Tarihi: 20.2.2003, §§ 66-67; Balçık vediğerleri/Türkiye, Başvuru No: 25/02, Karar Tarihi: 29.10. 2007.
3DİSK ve KESK/Türkiye, Başvuru No: 38676/08,Karar Tarihi: 27.11.2012, § 27; Galstyan/Ermenistan, BaşvuruNo: 26986/03, Karar Tarihi: 15.11.2007, § 114; Sergey Kuznetsov/Rusya,Başvuru No: 10877/04, Karar Tarihi: 23.10.2008, § 42.
4 UN Human Rights Council, Second Thematic Report of theSpecial Rapporteur on the rights to freedom of peaceful assembly and ofassociation, Maina Kiai, UN Doc. A/HRC/23/39, 24 April 2013, § 60.
5 UN Human Rights Council, Second Thematic Report of theSpecial Rapporteur on the rights to freedom of peaceful assembly and ofassociation, Maina Kiai, UN Doc. A/HRC/23/39, 24 April 2013 § 54; Guidelines on Freedom of Peaceful Assembly prepared by the OSCE/ODIHR (2010)Panel of Experts on The Freedom of Assembly, OSCE Office for DemocraticInstitutions and Human Rights (ODIHR) Warsaw https://www.osce.org/odihr/73405?download=true §§115-117, erişim tarihi 2.11.2017.
6 UN Human Rights Council, Second Thematic Report of theSpecial Rapporteur on the rights to freedom of peaceful assembly and ofassociation, Maina Kiai, UN Doc. A/HRC/23/39, 24 April 2013 § 56.
7 Bukta ve Diğerleri/Macaristan, BaşvuruNo: 25691/04, Karar Tarihi: 17.7.2007, §§ 36-38.