ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2014/100
Karar Sayısı : 2015/6
Karar Tarihi : 14.1.2015
R.G. Tarih-Sayı :7.4.2015-29319
İPTAL DAVASINI AÇAN : TürkiyeBüyük Millet Meclisi üyeleri M. Akif HAMZAÇEBİ, Engin ALTAY, Muharrem İNCE ilebirlikte 121 milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU : 1.3.2014tarihli ve 6528 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve KanunHükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 7. maddesiyledeğiştirilen, 4.11.1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 53.maddesinin (b) fıkrasının Anayasa'nın 2., 7., 25., 26., 27., 38., 90. ve 130.maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline ve yürürlüğünün durdurulmasınakarar verilmesi istemidir.
II- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen Yasa Kuralı
Kanun'un 53. maddesinin iptali istenilen (b) fıkrası şöyledir:
"(Değişik: 1/3/2014 - 6528/7 md.) Öğretimelemanları, memur ve diğer personele uygulanabilecek disiplin cezaları uyarma,kınama, yönetim görevinden ayırma, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinindurdurulması, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarmacezalarıdır. Hangi fiillere hangi disiplin cezasının uygulanacağı, bu benttesayılan kişilerin disiplin işlemleri ve disiplin amirlerinin yetkileri, Devletmemurlarına uygulanan usul ve esaslar da göz önüne alınmak suretiyleYükseköğretim Kurulunca düzenlenir."
B- Dayanılan ve ilgili Görülen Anayasa Kuralları
Dava dilekçesinde, Anayasa'nın 2., 7., 25., 26., 27., 38., 90. ve130. maddelerine dayanılmış, Anayasa'nın 128. maddesi ise ilgili görülmüştür.
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Serruh KALELİ,Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ,Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal MümtazAKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, Zühtü ARSLAN, M. Emin KUZ ve Hasan TahsinGÖKCAN'ın katılımlarıyla 28.5.2014 tarihinde yapılan ilk incelemetoplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine,yürürlüğü durdurma isteminin ise esas inceleme aşamasında karara bağlanmasınaOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve ekleri, Raportör Ömer DURAN tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, iptali istenilen yasa kuralı, dayanılanve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasamabelgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Fıkranın Birinci Cümlesinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, suçta ve cezada kanunilik ilkesinin uygulamaalanına disiplin suçlarının da dâhil olduğu, buna bağlı olarak disiplin ve cezaişlerinin kanunla düzenlenmesi gerektiği, yükseköğretim kurumlarında 657 sayılıDevlet Memurları Kanunu'na tabi olarak çalışan memurlar için disiplin suç vecezalarının anılan Kanun'da belirlenmiş olmasına rağmen dava konusu kuralın dakapsamına alınarak hangi kanunun uygulanması gerektiği konusunda hukukibelirsizliğe sebep olunduğu belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2. ve 38.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Dava konusu kural, yükseköğretim kurumlarında görevli olan öğretimelemanları, memurlar ve diğer personele uygulanabilecek disiplin cezalarınıuyarma, kınama, yönetim görevinden ayırma, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinindurdurulması, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarmacezası olarak sayma yoluyla belirlemektedir.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem veişlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyupgüçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren,Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıylakendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temelilkelerinden biri "belirlilik"tir. Belirlilik ilkesi, yalnızcayasal belirliliği değil, daha geniş anlamda hukuki belirliliği de ifadeetmektedir. Yasal düzenlemeye dayanarak erişilebilir, bilinebilir veöngörülebilir gibi niteliksel gereklilikleri karşılaması koşuluyla, mahkemeiçtihatları ve yürütmenin düzenleyici işlemleri ile de hukuki belirliliksağlanabilir. Aslolan muhtemel muhataplarının mevcut şartlar altında belirlibir işlemin ne tür sonuçlar doğurabileceğini öngörmelerini mümkün kılacak bir normunvarlığıdır.
Anayasa'nın 38. maddesinin ilk fıkrasında, "Kimse, kanununsuç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz"; üçüncü fıkrasındada "Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunlakonulur." denilerek "suç ve cezanın kanuniliği"ilkesi getirilmiştir. Kişilerin yasak eylemleri önceden bilmeleri düşüncesinedayanan bu ilkeyle temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmasıamaçlanmaktadır. Anayasa'nın 38. maddesinde idari ve adli cezalar arasında birayrım yapılmadığından disiplin cezaları da bu maddede öngörülen ilkeleretâbidir.
Disiplin cezaları, kamu görevlilerinin görev, yetki vesorumlulukları kapsamında kamu hizmetlerinin yürütülmesi ve kamu yararınındevamlılığının sağlanması amacıyla yasal olarak düzenlenmiş yaptırımlardır.
Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin, Devlet ile olan ilişkileristatü hukuku içerisinde yürütülmektedir. Devlet, hukuki statüleri kanunlarlaoluşturulan ve bu statü kurallarına göre mesleğe alınan memurlara; atama,yükselme, aylık, ödül, disiplin, sınav vb. hak veya yükümlülükler getirebilir.
Hukuk devletinde ceza hukukuna ilişkin düzenlemelerde olduğu gibidisiplin hukuku açısından da Anayasa'ya ve ceza hukukunun temel ilkelerinebağlı kalmak koşuluyla hangi eylemlerin suç sayılacağı, bunlara uygulanacakyaptırımın türü ve ölçüsü, cezayı ağırlaştırıcı ve hafifleştirici nedenlerinbelirlenmesi gibi konularda kanun koyucunun takdir yetkisi bulunmaktadır.
Kanun koyucu, kural ile yükseköğretim kurumlarında görevli öğretimelemanları, memurlar ve diğer personele uygulanabilecek disiplin cezalarınısayma yoluyla belirleyerek düzenlemiştir. Dolayısıyla, dava konusu kuralınuygulanması açısından kapsama dâhil personel için herhangi bir belirsizlikbulunmadığı gibi hukuk devleti ilkesi ile kanunla düzenleme esasını öngörensuçta ve cezada kanunilik ilkesine de aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın 2. ve 38.maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
B- Fıkranın İkinci Cümlesinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, suçta ve cezada kanunilik ilkesinin uygulamaalanına disiplin suçlarının da dâhil olduğu, buna bağlı olarak disiplin ve cezaişlerinin kanunla düzenlenmesi gerektiği, hangi fiillere hangi disiplincezasının uygulanacağının ve bu kişilerin disiplin işlemleri ve disiplinamirlerinin yetkilerinin Yükseköğretim Kurulunca düzenlenmesinin hukukibelirlilik ile suçta ve cezada kanunilik ilkesiyle bağdaşmadığı, yasamayetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olduğu ve bu yetkinindevredilemeyeceği, bazı branşlarda görevli öğretim elemanlarınınfaaliyetlerinin akademik gereklilikler nedeniyle düşünce, düşünceyi açıklama veyayma hürriyeti ile bilim ve sanat hürriyetine aykırı kabul edilerek disiplinyaptırımına tabi tutulabileceği belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2., 7., 25.,26., 27., 38., 90. ve 130. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 43. maddesine göre, ilgisi nedeniyle dava konusu kuralAnayasa'nın 128. maddesi yönünden de incelenmiştir.
Dava konusu kural, hangi fiillere hangi disiplin cezasınınuygulanacağını, yükseköğretim kurumlarında görevli öğretim elemanları, memurlarve diğer personelin disiplin işlemleri ve disiplin amirlerinin yetkilerinin,Devlet memurlarına uygulanan usul ve esaslar da göz önüne alınmak suretiyleYükseköğretim Kurulunca düzenleneceğini belirlemiştir.
Kamu hizmetlerini yürüten kamu görevlilerinin görev anlayışları,yetki ve sorumlulukları kamu hizmeti ve hizmet gerekleri ile sınırlandırılmış,bu sınırlar dışına çıkanların ise disiplin cezaları ile cezalandırılmalarıöngörülmüştür.
Anayasanın 38. maddesinde suç ve cezaların kanuniliği ilkesidüzenlenmiştir. Ceza yaptırımına bağlanan fiilin kanunun "açıkça"suç sayması şartına bağlanmış olmasıyla, suç ve cezalara ilişkin düzenlemelerinşekli bakımdan kanun biçiminde çıkarılması yeterli olmayıp bunların içerikbakımından da belirli amacı gerçekleştirmeye elverişli olmaları gerekir. Buaçıdan kanunun metni, bireylerin hangi somut fiil ve olguya hangi hukuksalyaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikteöngörebilmelerine imkân verecek düzeyde kaleme alınmış olmalıdır. Bu nedenle,belirli bir kesinlik içinde kanunda hangi fiile hangi hukuksal yaptırımınbağlandığının bireyler tarafından bilinmesi ve eylemlerin sonuçlarınınöngörülebilmesi gerekir.
Anayasa'nın 128. maddesinin ikinci fıkrasında, "Memurlarınve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri,hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunladüzenlenir." denilmiş; 130. maddesinin dokuzuncu fıkrasında iseöğretim elemanlarının disiplin ve ceza işlerinin kanunla düzenleneceği kuralaltına alınmıştır.
Dava konusu kural ile düzenlenmesi öngörülen hususlar, hangifiillerin hangi disiplin cezalarını gerektireceği, bentte sayılan kişilerin disiplinişlemleri ve disiplin amirlerinin yetkileri gibi konuları içermektedir. Kamugörevlileri olarak memurların ve öğretim elemanlarının disiplin işlemlerikonusunda kuralla getirilmiş bir kanuni güvence bulunmamaktadır. Söz konusudisiplin işlemleri, Anayasa'nın yukarıda yer alan hükümleri gereğince kanunladüzenlenmesi öngörülen hususlardır. Bu hâliyle öğretim elemanları, memurlar vediğer personel için getirilmiş herhangi bir kanuni güvence bulunmadığı gibiyasal olarak belirlilik de sağlanmamıştır. Kural, sadece Devlet memurlarınauygulanan usul ve esasların göz önüne alınmasını düzenlemiş ancak bunun dışındaherhangi bir kanuni düzenlemeye yer vermemiştir.
Dava konusu kural bu hâliyle disiplin uygulamaları ile ilgiliolarak genel ilkeleri ortaya koymamakta, disiplin cezalarını gerektiren hâl vedurumları belirlememektedir. Ayrıca kuralda, disiplin cezası vermeye yetkiliamir ve kurullar, disiplin cezalarının verilmesinde zamanaşımı ve karar vermesüreleri, yüksek disiplin kurulunun çalışma usul ve yöntemleri, kurulkararlarına itiraz ve savunma hakkı başta olmak üzere kamu görevlilerininhakları, cezaların tatbik edilme şekli ve disiplin cezalarının hangi hâllerdeözlük dosyasından silinebileceği gibi konuların hiçbiri ile ilgili kanunidüzenleme bulunmamaktadır. Dolayısıyla kapsama dâhil personelin disiplinişlemlerine dair usul ve esasların kanunda gösterilmeyerek, tüm bu işlemlerinYükseköğretim Kurulunca düzenlenmesini öngören dava konusu kural,Anayasa'nın 38., 128. ve 130. maddeleriyle bağdaşmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın 38.,128. ve 130. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
M. Emin KUZ bu görüşe katılmamıştır.
Kural Anayasa'nın 38., 128. ve 130. maddelerine aykırı bulunarakiptal edildiğinden, ayrıca Anayasa'nın 2. ve 7. maddeleri yönünden incelenmesinegerek görülmemiştir.
Kuralın Anayasa'nın 25., 26., 27. ve 90. maddeleriyle ilgisigörülmemiştir.
V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
1.3.2014 tarihli ve 6528 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu ile BazıKanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 7.maddesiyle değiştirilen, 4.11.1981 tarihli ve 2547 sayılı YükseköğretimKanunu'nun 53. maddesinin (b) fıkrasının;
A- Birinci cümlesine yönelik iptal istemi, 14.1.2015 günlü,E.2014/100, K.2015/6 sayılı kararla reddedildiğinden, bu cümleye ilişkinyürürlüğün durdurulması isteminin REDDİNE,
B- İkinci cümlesine ilişkin iptal hükmünün yürürlüğe girmesininertelenmesi nedeniyle bu cümleye yönelik yürürlüğün durdurulması istemininREDDİNE,
14.1.2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VI- İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Kanun,kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya dabunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihteyürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğegireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetedeyayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez." denilmekte, 6216sayılı Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kuraltekrarlanarak, Mahkemenin gerekli gördüğü hâllerde, Resmî Gazete'deyayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi biryılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceği belirtilmektedir.
1.3.2014 tarihli ve 6528 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu ile BazıKanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 7.maddesiyle değiştirilen, 4.11.1981 tarihli ve 2547 sayılıYükseköğretim Kanunu'nun 53. maddesinin (b) fıkrasının ikinci cümlesinin iptaledilmesi nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu düzenini ihlal edici niteliktegörüldüğünden, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılıKanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince iptal hükmünün, kararınResmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesiuygun görülmüştür.
VII- SONUÇ
1.3.2014 tarihli ve 6528 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu ile BazıKanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 7.maddesiyle değiştirilen, 4.11.1981 tarihli ve 2547 sayılı YükseköğretimKanunu'nun 53. maddesinin (b) fıkrasının;
A- Birinci cümlesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalisteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
B- İkinci cümlesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, M.Emin KUZ'un karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA, iptal hükmünün, Anayasa'nın 153.maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralıfıkrası gereğince, KARARIN RESMÎ GAZETE'DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AYSONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,
14.1.2015 tarihinde karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
Zühtü ARSLAN
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN
KARŞIOY GEREKÇESİ
2547 sayılı Kanunun 53. maddesinin (b) fıkrasının ikincicümlesinin Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Kararıngerekçesinde, dava konusu kuralın disiplin cezalarını gerektiren hâl vedurumları belirlemediği; ayrıca kuralda disiplin cezası vermeye yetkili amir vekurullar, disiplin cezalarının verilmesinde zamanaşımı ve karar verme süreleri,yüksek disiplin kurulunun çalışma usul ve yöntemleri gibi konularla ilgilikanunî düzenleme bulunmadığı, dolayısıyla disiplin cezalarını gerektirenfiiller ile kapsama dahil personelin disiplin işlemlerine dair usul veesasların Yükseköğretim Kurulunca düzenlenmesini öngören dava konusu kuralınAnayasanın 38., 128. ve 130. maddeleriyle bağdaşmadığı belirtilmektedir.
Anayasada kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda, düzenlenmesiamaçlanan her hususun kanunla belirlenmesi zorunlu olmadığı gibi idareye genelve sınırları belirsiz bir düzenleme yetkisinin verilmesi de mümkün değildir.
Anayasa Mahkemesi kararlarında da belirtildiği üzere, kanunladüzenleme ilkesi, düzenlenen konuda temel ilkelerin kanunla konulmasını veçerçevenin kanunla çizilmesini ifade etmekte ve bu ilkeye göre, sınırsız vebelirsiz bir alanın idarenin düzenlemesine bırakılmaması gerekmektedir.
Anayasanın 38. maddesinde suç ve cezalara ilişkin esaslarbelirlenmekte ve bunların başında suçların ve cezaların kanuniliği ilkelerigelmektedir. Ancak, bu maddenin birinci fıkrasında suç ve cezalar için birlikteyapılan düzenlemenin, üçüncü fıkrada cezalar ve ceza yerine geçen güvenliktedbirleri için ayrıca vurgulanarak bunların ancak kanunla konulacağınınbelirtilmesi, cezası önceden kanunda gösterilmiş olmak kaydıyla, kanunun açıkizni ile ve kanunla çizilen çerçeve içinde suç teşkil eden fiillerin idarece debelirlenebileceğini ve bunun, suçların kanuniliği ilkesine aykırı olmayacağınıgöstermektedir.
Anayasanın 38. maddesinde öngörülen ceza hukuku ilkelerinin,disiplin suç ve cezaları için de geçerli olduğu kabul edilse bile, disiplincezası verilecek fiillerin somut olarak idarî düzenlemelerle belirlenmesikonusundaki esneklik ceza hukukuna göre çok daha fazladır (Ali D. Ulusoy, İdariYaptırımlar, İstanbul 2013, s.26-27, 48-49 ve 85-86).
Bu çerçevede, "ne tür disiplin cezaları verilebileceğininkanunla belirlenmesi yeterli olup, bu cezaların verilmesine neden olacakfiillerin somut olarak tüzük ve yönetmelikler gibi idari düzenlemelerlebelirlenmesi hukuka aykırı görülmemektedir" (Ulusoy, age., s.27).
Bu ilkelere uygun olarak, Kabahatler Kanununun 4. maddesinde dekabahat oluşturan fiillerin kanunda açıkça tanımlanabileceği gibi kanunlabelirlenen çerçevenin içeriğinin idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle dedoldurulabileceği, cezaların ise ancak kanunla belirleneceği hükmebağlanmaktadır.
Kuşkusuz, kanunda hiçbir esas getirilmeden ve çerçeve çizilmeden,disiplin suçu oluşturan fiillerin belirlenmesinin idareye bırakılması, hukukdevleti ilkesi açısından da, suçların ve idarenin kanuniliği ilkeleri açısındanda kabul edilemez.
Anayasanın 2. maddesinde öngörülen hukuk devletinin gereklerindenolan "belirlilik ilkesi", itiraz konusu kuralın Anayasanın 2. ve 38.maddelerine aykırı bulunmayan birinci cümlesine ilişkin red gerekçesinde debelirtildiği gibi, sadece kanunî belirliliği değil, daha geniş anlamda hukukîbelirliliği ifade etmekte; kanunî düzenlemeye dayanmak ve erişilebilir,bilinebilir ve öngörülebilir olmak şartıyla mahkeme içtihatları ve yürütmenindüzenleyici işlemleri ile de belirliliğin sağlanabileceği kabul edilmektedir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin ve Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi içtihatlarının "belirlilik ilkesi" ile ilgili yaklaşımı daaynı yöndedir. Esasen bu ilke, kuralın açık ve gereğinde hukukî yardım almaksuretiyle anlaşılabilir olmasını ifade etmektedir. Hükmün, gerektiğinde hukukîyardım alarak anlaşılabilir olması, bütün ayrıntıların düzenleme içinde yeralması zorunluluğunu kaldırarak kanunî düzenlemedeki muhtemel belirsizlikleriniçtihat yoluyla anlaşılmasına da imkân vermektedir.
İptal edilen kuralla atıf yapılan Devlet memurlarına uygulananusul ve esaslar, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 124 ilâ 135.maddelerinde ayrıntılı olarak düzenlenmekte; 125. maddede disiplin suçuoluşturan fiiller ve bunların karşılığında öngörülen disiplin cezaları çok ayrıntılıve açık olarak belirlendikten sonra, 126. ve izleyen maddelerde de disiplincezası vermeye yetkili âmir ve kurullar, zamanaşımı ve karar verme süreleri,yüksek disiplin kurullarının karar usulü, savunma hakkı, disiplin cezalarınıntatbiki, özlük dosyasından silinmesi ve itiraz konularına yer verilmektedir.Kararın gerekçesinde, iptali istenen kuralda bu konularla ilgili kanunîdüzenleme bulunmadığı belirtilmekte ise de, Yükseköğretim Kurulu tarafındanyapılacak düzenlemede bu usul ve esasların gözönüne alınması öngörüldüğünden,yönetmelikle yapılacak düzenlemenin çerçevesi kanunla belirlenmişbulunmaktadır. Kuralla yapılan açık atıf sebebiyle, mezkûr usul ve esaslarınbaşka bir kanunla belirlenmiş olmasının da bir sakıncası bulunmamaktadır.
Böylece, kuralın açık atfı sebebiyle Yükseköğretim Kuruluncayönetmelikle yapılacak düzenlemenin çerçevesi çizildiğinden, yasama organıtarafından ortaya konulan bu iradeye aykırı bir düzenlemenin yönetmeliklegetirilmesine imkân bulunmamaktadır. Başka bir ifadeyle, dava konusu kuralherhangi bir belirsizliğe yol açmadığı gibi kanunilik ilkesini dezedelememektedir.
Tekrar belirtmek gerekirse, iptal edilen kuralla YükseköğretimKuruluna sınırsız ve keyfî olarak düzenleme yapabileceği bir alanbırakılmamaktadır. Yönetmeliğin kapsamındaki konulara ilişkin temel ilkeler 657sayılı Kanunla düzenlenmiş bulunmaktadır. Kuralın kapsamındaki öğretimelemanları ve memurlarla diğer personelin görevleri ve sorumlulukları ileçalışma esasları da 2547 sayılı Kanunda ve (bu Kanunda hüküm olmayan hâllerde)657 sayılı Kanunda düzenlenmektedir. Dolayısıyla kapsamdaki personel buKanunlarla belirlenen kurallara göre görev yapacağından, disiplinyönetmeliğiyle yapılacak düzenleme anılan kurallarla belirlenen çerçeve içindekalacaktır. Bu itibarla, dava konusu kuralda Anayasanın 38. maddesine aykırılıkolmadığı gibi, memurların ve diğer kamu görevlilerinin özlük işlerinin kanunladüzenlenmesini öngören 128. maddesine ve öğretim elamanlarının disiplin ve cezaişlerinin kanunla düzenleneceğini hükme bağlayan 130. maddesine de aykırılıkbulunmamaktadır.
Ayrıca, idarenin bu yetkiyi kullanırken yönetmelikle yapacağıdüzenleme ve vereceği disiplin cezaları yargı denetimine tâbi olduğundan,yargısal içtihatlarla da hukukî belirlilik sağlanacaktır. Bu itibarla,ilgililerin hukukî güvenliğini ortadan kaldıracak bir belirsizlik söz konusudeğildir.
Bu sebeplerle, iptal talebinin reddine karar verilmesi gerektiğidüşüncesiyle, iptal yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye
M. Emin KUZ