ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2014/103
Karar Sayısı : 2014/199
Karar Tarihi : 25.12.2014
R.G. Tarih-Sayı :21.5.2015-29362
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : NevşehirAğır Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 19.10.2005 tarihli ve5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 160. maddesinin;
1- Birinci fıkrasında yer alan ".gibi bankanınuğradığı zararı tazmine mahkûm edilirler." ibaresinin,
2- İkinci fıkrasının ".ancak, adli paracezasının miktarı bankanın uğradığı zararın üç katından az olamaz. Ayrıcameydana gelen zararın ödenmemesi hâlinde mahkemece re'sen ödettirilmesinehükmolunur." bölümünün,
Anayasa'nın 2., 10., 36. ve 37. maddelerine aykırılığıileri sürülerek iptallerine karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
Sanık hakkında, Bankacılık Kanunu'nda yer alan nitelikli zimmetsuçunu işlediği ileri sürülerek açılan kamu davasında, itiraz konusu kurallarınAnayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptalleri için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralları
Kanun'un itiraz konusu kuralların da yer aldığı 160. maddesişöyledir:
"Görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olanveya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu para veya para yerine geçen evrakveya senetleri veya diğer malları kendisinin ya da başkasının zimmetine geçirenbanka yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile diğer mensupları, altı yıldan onikiyıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ilecezalandırılacakları gibi bankanın uğradığı zararı tazmine mahkûmedilirler.
Suçun, zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hilelidavranışlarla işlenmesi hâlinde faile on iki yıldan az olmamak üzere hapis veyirmibin güne kadar adli para cezası verilir; ancak, adli paracezasının miktarı bankanın uğradığı zararın üç katından az olamaz. Ayrıca meydana gelen zararın ödenmemesi hâlindemahkemece re'sen ödettirilmesine hükmolunur.
Faaliyet izni kaldırılan veya Fona devredilen bir bankanın;hukuken veya fiilen yönetim ve denetimini elinde bulundurmuş olan gerçek kişiortaklarının, kredi kuruluşunun kaynaklarını, kredi kuruluşunun emin birşekilde çalışmasını tehlikeye düşürecek şekilde doğrudan veya dolaylı olarakkendilerinin veya başkalarının menfaatlerine kullandırmak suretiyle, kredikuruluşunu her ne suretle olursa olsun zarara uğratmaları zimmet olarak kabuledilir. Bu fiilleri işleyenler hakkında on yıldan yirmi yıla kadar hapis veyirmibin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur; ancak, adlî para cezasınınmiktarı bankanın uğradığı zararın üç katından az olamaz. Ayrıca, meydana gelenzararın müteselsilen ödettirilmesine karar verilir.
Soruşturma başlamadan önce, zimmete geçirilen para veya parayerine geçen evrak veya senetlerin veya diğer malların aynen iade edilmesi veyauğranılan zararın tamamen tazmin edilmesi hâlinde, verilecek cezanın üçte ikisiindirilir.
Kovuşturma başlamadan önce, gönüllü olarak, zimmete geçirilenpara veya para yerine geçen evrak veya senetlerin veya diğer malların ayneniade edilmesi veya uğranılan zararın tamamen tazmin edilmesi hâlinde, verilecekcezanın yarısı indirilir. Bu durumun hükümden önce gerçekleşmesi hâlinde,verilecek cezanın üçte biri indirilir.
Zimmet suçunun konusunu oluşturan para veya para yerine geçenevrak veya senetlerin veya diğer malların değerinin azlığı nedeniyle, verilecekceza üçte birden yarıya kadar indirilir."
B- Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın 2., 10., 36. ve37. maddelerine dayanılmış, Anayasa'nın 142. ve 167. maddeleriise ilgili görülmüştür.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri gereğince Serruh KALELİ,Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ,Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal MümtazAKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, Zühtü ARSLAN, M. Emin KUZ ve Hasan TahsinGÖKCAN'ın katılımlarıyla 28.5.2014 tarihinde yapılan ilk incelemetoplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesineOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Berrak YILMAZ tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralları, dayanılanve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasamabelgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Kanun'un 160. Maddesinin Birinci Fıkrasında Yer Alan ".gibibankanın uğradığı zararı tazmine mahkûm edilirler." İbaresi ileİkinci Fıkrasının "Ayrıca meydana gelen zararın ödenmemesi hâlindemahkemece re'sen ödettirilmesine hükmolunur." Bölümününİncelenmesi
Başvuru kararında, bankanın uğradığı zararın ödenmemesi hâlindebanka zimmeti suçunu işleyenler hakkında karar veren ceza mahkemesinin buzararın tazminine de karar vermesine ilişkin itiraz konusu kuralların, 5237sayılı Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenmiş bulunan zimmet suçunu işleyenlerhakkında öngörülmediği, kuralların, kişilerin iddia ve savunma haklarınıkısıtladığı ve hukuk mahkemesi önünde daha kapsamlı savunma yapılmasınıengellediği, bu nedenlerle Anayasa'nın 2., 10., 36. ve 37. maddelerine aykırıolduğu ileri sürülmüştür.
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 43. maddesi uyarınca, itiraz konusu kurallar ilgisi nedeniyleAnayasa'nın 142. ve 167. maddeleri yönünden de incelenmiştir.
Kanun'un 160. maddesinin itiraz konusu kuralların da yer aldığıbirinci ve ikinci fıkralarında, görevi nedeniyle zilyetliği kendisinedevredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu para veya parayerine geçen evrak veya senetleri veya diğer malları kendisinin ya dabaşkasının zimmetine geçiren banka yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile diğermensupların, altı yıldan oniki yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli paracezası ile cezalandırılacakları gibi bankanın uğradığı zararı tazmine mahkûmedileceği; suçun, zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hilelidavranışlarla işlenmesi hâlinde faile on iki yıldan az olmamak üzere hapis veyirmibin güne kadar adli para cezası verileceği; ancak, adli para cezasınınmiktarının bankanın uğradığı zararın üç katından az olamayacağı, ayrıca meydana gelen zararın ödenmemesi hâlindemahkemece resen ödettirilmesine hükmolunacağı öngörülmektedir. İtirazkonusu kurallarla, banka zimmeti suçunu işleyenler hakkında mahkûmiyetkararı veren ceza mahkemesinin, bankanın uğradığı zararın ödenmemesi hâlinde buzararın tazminine de karar vereceğinin öngörüldüğü anlaşılmaktadır.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilenhukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hakve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurupbunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan,hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olandevlettir. Hukuk devletinde kanunların kamu yararı gözetilerek çıkarılmasızorunludur. Kanun koyucu, Anayasa'ya ve hukukun genel ilkelerine aykırı olmamakkaydıyla her türlü düzenlemeyi yapma konusunda takdir yetkisine sahiptir.
Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, "Herkes,meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." denilerekyargı mercilerine davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucuolarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.
Anayasa'nın 142. maddesinde, "Mahkemelerin kuruluşu,görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir."hükmüneyer verilmiştir.
Anayasa'nın 167. maddesinin birinci fıkrasında ise "Devlet,para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenliişlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alır." denilmiştir.
Devlet, tasarrufları korumak ve biriken tasarrufların milli ekonominingereklerine göre kullanılmalarını sağlamakla görevli olup bu görevini yerinegetirebilmek için para ve kredi piyasalarını düzenleme ve denetleme gereksinimiduyabilir ya da bu sistemi yönlendirebilir. Devletin para, kredi ve sermayepolitikalarının oluşmasında ve saptanmış politikaların uygulanması konusundasahip olduğu ekonomik görevlerini ve amaçlarını gerçekleştirebilmesi için,ulusal ekonominin gereklerine uygun olarak düzenlemeler yapmak, bunlarıdeğiştirmek ve kaldırmak anayasal sınırlar içinde kanun koyucununyetkisindedir.
Bankalar, bir taraftan tasarruf sahiplerinin birikimlerinideğerlendirmekte, bir taraftan da yatırımcılara ve diğer ihtiyaç sahiplerinekredi vererek ekonominin işleyişine katkı sağlamaktadırlar. Bir güven kurumuolan bankaların, mevduat kabul etmek, mevduat sahiplerini yönlendirerekmalvarlığına ilişkin değerleri idare etmek ve finans piyasalarındaki ödemetrafiğini yönetmek gibi ülke ekonomisinde yaygın ve etkinişlevi bulunmaktadır. Bu nedenle, sistemde meydana gelecek biraksaklık veya çöküntü bütün ekonomik sistemietkileyebilmektedir. Dolayısıyla aslında özel girişim olan bankacılıksektörünün Devlet denetimi ve gözetimi altında yürütülmesi ve koruma altınaalınması bir gereklilik olup bu bağlamda bankaların alacaklarının korunması ileilgili olarak özel düzenlemeler yapılabilir.
İtiraz konusu kurallar, banka zimmeti suçundan mahkûmiyet kararıveren ceza mahkemesinin bankanın uğradığı zararın tazminine de karar vermesineilişkin görevli mahkemeyi belirleyen usul hukuku kurallarıdır. Bir bankanınmali bünyesinde oluşan sorunların başta tasarruf sahipleri olmak üzere tümekonomiyi etkilediği dikkate alındığında, finans piyasalarında güven veistikrarın sağlanması, kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışması, tasarrufsahiplerinin hak ve menfaatlerinin korunması ile etkin, sağlıklı ve büyüyen birmali sistemin devam etmesini sağlamaya yönelik olarak bankacılıksektörünün sağlıklı ve düzenli işlemesini amaçlayan kuralların Anayasa'yaaykırı bir yönü bulunmamaktadır.
Öte yandan, düzenlemenin, yargılama sonucunda işin esasına yönelikadil ve hakkaniyete uygun bir karar verilmesini engelleyeceği de söylenemez.Zira ceza mahkemesi de hukuk mahkemesi gibi bankanın uğradığı zarar miktarınıbelirleyip bunun tazminine karar verecektir. Ceza mahkemesinde yapılanyargılamada delil serbestliği ilkesinin geçerli olduğu da dikkate alındığındatarafların tazminata ilişkin savunma yapmalarını veya delil sunmalarınıengelleyen bir durum yoktur. Ayrıca mahkemelere verilen görev ve yetkilerikullanan hâkimlerin tarafsızlığı, bağımsızlığı, Anayasa ve yasalarabağlılıkları açısından ceza mahkemeleri ile hukuk mahkemeleri arasında birfarklılık olduğu söylenemez. Bu bağlamda davanın taraflarının bir yargımercii önünde sahip oldukları anayasal haklarını engellemeyen itirazkonusu kurallarda hak arama özgürlüğüne ve adil yargılanma hakkına aykırıbir yön bulunmamaktadır.
İtiraz konusu kurallarla bankanın uğradığı zararın tazminine kararverecek görevli mahkemenin belirlenmesi Anayasa'nın 142. maddesi kapsamındakanun koyucunun takdir alanı içindedir.
Anayasa'nın 10. maddesinde belirtilen "kanun önündeeşitlik ilkesi" hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Builke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesininamacı, aynı durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlıtutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir.Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallaruygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlâli yasaklanmıştır. Kanun önündeeşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez.Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kurallarıve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksaldurumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'da öngörülen eşitlik ilkesizedelenmez. Para ikrazı işleriyle uğraşan, mevduat kabul eden, sermayeteşekkülüne hizmet eden bankaların, ülke ekonomisinin hassas kesimi olankredi piyasasında faaliyet göstermeleri nedeniyle bunların alacaklarınınkorunması ile ilgili olarak özel düzenlemeler getirilebilir. Bu nedenlebankalar dışındaki diğer alacaklılar ya da borçlular ile aynı konumda bulunmayanbankalar arasında eşitlik karşılaştırması yapılamaz.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kurallarAnayasa'nın 2., 10., 36., 142. ve 167. maddelerine aykırıdeğildir. İptal istemlerinin reddi gerekir.
Kuralların Anayasa'nın 37. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
B- Kanun'un 160. Maddesinin İkinciFıkrasının ".ancak, adli para cezasının miktarı bankanın uğradığızararın üç katından az olamaz." Bölümünün İncelenmesi
Başvuru kararında, ölçülü olmayan ve aynı fiil için 5237 sayılıKanun'a göre daha ağır bir yaptırım öngören itiraz konusu kuralın, Anayasa'nın2. ve 10. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İtiraz konusu kuralla, banka zimmeti suçunun nitelikli hâlindeyirmibin güne kadar olan adli para cezasının miktarının bankanın uğradığızararın üç katından az olamayacağı öngörülmektedir.
Hukuk devletinde, ceza hukukuna ilişkin düzenlemeler bakımındankanun koyucu, Anayasa'nın temel ilkelerine ve ceza hukukunun ana kurallarınabağlı kalmak koşuluyla, toplumda belli eylemlerin suç sayılıp sayılmaması, suçsayıldıkları takdirde hangi çeşit ve ölçüde ceza yaptırımları veya cezayaptırımına seçenek yaptırımlarla karşılanacağı, hangi hâl ve hareketlerinağırlaştırıcı ya da hafifletici öge olarak kabul edileceği gibi konulardatakdir yetkisine sahiptir. Hukukdevletinin önemli ilkelerinden birisi ölçülülük ilkesidir. Buna göre, hak veözgürlüklerin kullanım alanına ilişkin kuralların hakkaniyete uygun, dengeli veölçülü bir şekilde düzenlenmesi gerekmektedir.
Finans piyasalarına ve finans kurumlarına güvenin sağlanması, kamudüzeni ve güvenliğinin temininden ayrı değerlendirilebilecek bir husus olmayıp,bu düzenin ve güvenliğin sağlanmasının önemli bir unsurudur. Bu bağlamda, kanunkoyucu, bir güven kurumu olan bankaların güvenilirliğini sağlamak ve bugüvenilirliği devam ettirmek amacıyla, eylemin toplumda ve ekonomik hayattayaratabileceği etkiler ile işlenme oranında ortaya çıkabilecek artışların kamudüzeni ve güvenliğine etkisini de dikkate alarak, ceza siyasetinin bir gereğiolarak takdir yetkisi kapsamında banka mensupları tarafından işlenen zimmetsuçunu, Türk Ceza Kanunu'nda düzenlemek yerine Bankacılık Kanunu'nda özel birdüzenleme yaparak daha ağır yaptırıma tâbi tutmuştur.
İtiraz konusu kuralla, banka mensupları tarafından işlenennitelikli zimmet suçunda hükmedilecek adli para cezasının bankanın uğradığızararın üç katından az olamayacağı öngörülmek suretiyle söz konusu paracezasına bir alt sınır getirilmiştir. İtiraz konusu kuralın, bankanın uğradığızararı sanığa ödetmeye yönelik zorlayıcı bir yaptırım niteliğinin bulunduğuaçıktır. Nitekim maddenin beşinci fıkrasında yer alan kuralagöre, kovuşturma başlamadan önce, gönüllü olarak, zimmete geçirilen paraveya para yerine geçen evrak veya senetlerin veya diğer malların aynen iadeedilmesi veya uğranılan zararın tamamen tazmin edilmesi hâlinde, verilecekcezanın yarısı indirileceği gibi bu durumun hükümden önce gerçekleşmesihâlinde, verilecek cezanın üçte biri indirilecektir. Bu nedenle kuralın ölçüsüz olduğusöylenemeyeceğinden hukuk devleti ilkesi ile çelişen bir yönübulunmamaktadır.
Kanun koyucu, finans piyasalarına ve finans kurumlarına duyulangüvene verebileceği zararı göz önüne alarak, bir özel girişim olan bankacılıksektöründeki zimmet suçunu Bankacılık Kanunu'nda ayrıca düzenlemiştir.Dolayısıyla zimmet suçunu işleyen banka mensuplarının içinde bulunduklarıhukuksal durum ile diğer kamu görevlilerinin hukuksal durumları farklıdır.Farklı hukuksal durumda bulunanların ayrı kurallara tâbi tutulması iseAnayasa'da güvence altına alınmış olan eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaz.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 2. ve 10.maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
VI- SONUÇ
19.10.2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 160.maddesinin;
A- Birinci fıkrasında yer alan ".gibi bankanınuğradığı zararı tazmine mahkûm edilirler." ibaresinin,
B- İkinci fıkrasının ".ancak, adli para cezasınınmiktarı bankanın uğradığı zararın üç katından az olamaz. Ayrıca meydana gelen zararın ödenmemesi hâlindemahkemece re'sen ödettirilmesine hükmolunur." bölümünün,
Anayasa'ya aykırı olmadıklarına ve itirazın REDDİNE, 25.12.2014tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
Zühtü ARSLAN
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN