ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2014/116
Karar Sayısı : 2015/4
Karar Tarihi : 14.1.2015
R.G. Tarih-Sayı :29.4.2015-29341
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : ErcişAsliye Ceza Mahkemesi (Çocuk Mahkemesi Sıfatıyla)
İTİRAZIN KONUSU : 26.9.2004tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 272. maddesinin (6) numaralıfıkrasının ".süreli hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, mahkûmolunan cezanın üçte ikisi kadar hapis cezasına hükmolunur." bölümününAnayasa'nın 2. ve 38. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline kararverilmesi istemidir.
I- OLAY
Sanıklar hakkında yalan tanıklık suçundan açılan kamu davasında,itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptaliiçin başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
Kanun'un itiraz konusu kuralı da içeren "Yalantanıklık" başlıklı 272. maddesi şöyledir:
"Madde 272- (1)Hukuka aykırı bir fiil nedeniyle başlatılan bir soruşturma kapsamında tanıkdinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapankimseye, dört aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Mahkeme huzurunda ya da yemin ettirerek tanık dinlemeyekanunen yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapankimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
(3) Üç yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçun soruşturmaveya kovuşturması kapsamında yalan tanıklık yapan kişi hakkında iki yıldan dörtyıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(4) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi ile ilgili olarak gözaltınaalma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yüklenen fiiliişlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığınadair karar verilmiş olması koşuluyla, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezayarı oranında artırılır.
(5) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişinin gözaltına alınması veyatutuklanması halinde; yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraatkararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması koşuluyla;yalan tanıklık yapan kişi, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunailişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur.
(6) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin ağırlaştırılmış müebbethapis veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, yirmi yıldan otuz yılakadar hapis cezasına; süreli hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, mahkûmolunan cezanın üçte ikisi kadar hapis cezasına hükmolunur.
(7) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin mahkûm olduğu hapiscezasının infazına başlanmış ise, altıncı fıkraya göre verilecek ceza yarısıkadar artırılır.
(8) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi hakkında hapis cezasıdışında adlî veya idari bir yaptırım uygulanmışsa; yalan tanıklıkta bulunankişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın 2. ve 38.maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Haşim KILIÇ, SerruhKALELİ,Alparslan ALTAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra AylaPERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, HicabiDURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, Zühtü ARSLAN, M. EminKUZ ve Hasan Tahsin GÖKCAN'ın katılımlarıyla 25.6.2014 tarihinde yapılan ilkinceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasınınincelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, RaportörMustafa ÇAL tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor,itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleriile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüpdüşünüldü:
A- Sınırlama Sorunu
Anayasa'nın 152. ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 40. maddesinegöre, Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla yapılacak başvurular itiraz yolunabaşvuran mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulayacağı yasa kuralı ilesınırlıdır.
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme tarafından 5237 sayılıKanun'un 272. maddesinin (6) numaralı fıkrasının ". süreli hapiscezasına mahkûmiyeti halinde, mahkûm olunan cezanın üçte ikisi kadar hapis cezasınahükmolunur." bölümünün tamamının iptali istenilmiş olmaklabirlikte anılan bölümde yer alan ".hükmolunur." sözcüğü272. maddenin (6) numaralı fıkrasının tamamı için geçerli olan ortak bir hükümniteliğindedir. Bu nedenle esasa ilişkin incelemenin ".sürelihapis cezasına mahkûmiyeti halinde, mahkûm olunan cezanın üçte ikisi kadarhapis cezasına." ibaresi ile sınırlı olarak yapılması gerekir.
B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
Başvuru kararında, yalan tanıklık yapan kişinin bu eylemigerçekleştirdiği sırada aleyhine tanıklık yaptığı kişi hakkında yargılamanındevam etmekte olduğu ve bu kişinin ne kadar ceza alacağının bilinmediği, bubağlamda yalan tanıklık suçunun failinin bu suçu işlerken alacağı cezayıöngöremediği, ayrıca kural uyarınca kişinin kendi işlediği fiilin ağırlığınagöre değil, bir başkasının işlediği fiilin ağırlığına göre cezalandırılmaktaolduğu, ceza miktarının yargılama süreci ve yargı merciinin takdir veuygulamasına göre belirlendiği, örnek olarak yalan tanıklık neticesinde 6 ay hapiscezası alan sanık aleyhine tanıklık yapan failin itiraz konusu kural uyarınca 4ay hapis cezası ile cezalandırılması gerekecek iken, yargılama sürecindealeyhine tanıklık yapılan sanığın iyi hâlli olması durumunda hükmedilen 6 aylıkhapis cezasının paraya çevrilmesi hâlinde aleyhe tanıklık yapan failin Kanun'un272. maddesinin (8) numaralı fıkrası uyarınca 3 yıldan 7 yıla kadar hapiscezası ile cezalandırılmasının söz konusu olacağı, bu hâliyle düzenlemeninöngörülebilir ve belirli olmadığı belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2. ve 38.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kanun'un yalan tanıklık suçunun düzenlendiği 272. maddesinin(2)numaralı fıkrasında, mahkeme huzurunda ya da yemin ettirerek tanık dinlemeyekanunen yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapankimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verileceği öngörülmüşken, suçun nitelikli hâllerinden olan aleyhinetanıklıkta bulunulan kimsenin yalantanıklık neticesinde hapis cezasıyla cezalandırılmasının düzenlendiği (6)numaralı fıkrasında, aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin süreli hapis cezasına mahkûmiyeti hâlinde,sanığın mahkûm olunan cezanın üçte ikisi kadar hapis cezasıylacezalandırılacağı hükme bağlanmıştır.
Kanun'un 49. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, süreli hapiscezasının kanunda aksi belirtilmeyen hâllerde bir aydan az, yirmi yıldan fazlaolamayacağı belirtilmiş;(2) numaralı fıkrasında ise hükmedilen bir yıl veyadaha az süreli hapis cezası, kısa süreli hapis cezası olarak ifade edilmiştir.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insanhaklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem veişlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunugeliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukutüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan,yargı denetimine açık olan devlettir.
Hukuk devletinde, ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirlerineilişkin kurallar, ceza hukukunun ana ilkeleri ile Anayasa'nın konuya ilişkinkuralları başta olmak üzere, ülkenin sosyal, kültürel yapısı, etik değerleri veekonomik hayatın gereksinmeleri göz önüne alınarak saptanacak ceza siyasetinegöre belirlenir. Kanun koyucu, cezalandırma yetkisini kullanırken toplumdahangi eylemlerin suç sayılacağı, bunun hangi tür ve ölçüdeki ceza yaptırımı ilekarşılanacağı, nelerin ağırlaştırıcı veya hafifletici sebep olarak kabuledilebileceği konularında takdir yetkisine sahip olmakla birlikte, bu yetkisinikullanırken suç ve ceza arasındaki adil dengenin korunmasını ve öngörülencezanın, cezalandırmada güdülen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını dadikkate almak zorundadır. Suç ve ceza arasında adalete uygun bir oranın bulunupbulunmadığının saptanmasında o suçun toplumda yarattığı infial ve etki, kişilerüzerinde oluşturduğu tehlike, zarar görenin kişiliği ile ona verilen zararınazlığı veya çokluğu, işlenme oranındaki azalma veya artış gibi faktörlerin dedikkate alınması gerekir.
Kanun koyucu, yalan tanıklık suçunun temel şekli ile niteliklihâllerini düzenlerken yalan tanıklık sonucunda mağdurun uğradığı zararınağırlığını ve mağdur hakkında uygulanan yaptırım miktarını ve türünü dikkatealabilir. Nitekim 272. maddenin (3) ila (8) numaralı fıkralarında, fiilin temelbiçimlerini oluşturan ilk iki fıkraya nazaran cezanın ağırlaştırılmasınıgerektiren nitelikli hâlleri düzenlenmiştir. Buna karşın, itiraz konusu kuralınyer aldığı (6) numaralı fıkrada, aleyhine yalan tanıklık yapılan kişinin sürelihapis cezasına mahkûmiyeti hâlinde sanık için öngörülen cezalandırma yöntemihakkaniyete aykırı sonuçlara yol açmaktadır. Yalan tanıklık suçunun temel şekliolarak, 272. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, mahkeme huzurunda ya da yeminettirerek tanık dinlemeye kanunen yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırıolarak tanıklık yapan kimsenin bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ilecezalandırılması öngörülmüş iken, suçun nitelikli hâllerinden birinindüzenlendiği maddenin (6) numaralı fıkrasında, aleyhine tanıklıkta bulunulankimsenin yargılanıp süreli hapis cezasına mahkûmiyeti hâlinde, yalantanıklık failinin söz konusu cezanın üçte ikisi kadar hapis cezası ilecezalandırılması öngörülmüştür. Bu durum ise suçun nitelikli hâlinin, aleyhinetanıklıkta bulunulan kimsenin mahkûm olduğu hapis cezasının süresine bağlıolarak, suçun temel şekline oranla daha hafif bir şekilde cezalandırılmasınayol açmaktadır. Aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin kısa süreli hapiscezasına mahkûmiyeti hâlinde daha belirgin olarak ortaya çıkan bu durum, cezaadaletinin sağlanması bakımından adil olmayan sonuçlara sebep olmakta ve buyönüyle kuralda, kanun koyucunun ceza siyasetini belirleme konusunda sahipolduğu takdir yetkisini kullanırken göz önünde tutması gereken adalet vehakkaniyet ilkelerine uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 2. maddesineaykırıdır. İptali gerekir.
Nuri NECİPOĞLU bu görüşe katılmamıştır.
Kuralın, Anayasa'nın 2. maddesine aykırı görülerek iptal edilmesinedeniyle Anayasa'nın 38. maddesi yönünden ayrıca incelenmesine gerekgörülmemiştir.
VI- İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Kanun,kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya dabunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihteyürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptalhükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih,kararın Resmi Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez."denilmekte, 6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bukural tekrarlanmaktadır.
26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 272.maddesinin (6) numaralı fıkrasında yer alan ". süreli hapiscezasına mahkûmiyeti halinde, mahkûm olunan cezanın üçte ikisi kadar hapiscezasına.." ibaresinin iptal edilmesi nedeniyle doğacak hukuksalboşluk kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden, Anayasa'nın 153.maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralıfıkrası gereğince bu ibareye ilişkin iptal hükmünün kararın ResmîGazete'de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesi uygungörülmüştür.
VII- SONUÇ
26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 272.maddesinin (6) numaralı fıkrasında yer alan;
A- ".süreli hapis cezasına mahkûmiyeti halinde,mahkûm olunan cezanın üçte ikisi kadar hapis cezasına hükmolunur."bölümüne ilişkinesas incelemenin, ".süreli hapis cezasına mahkûmiyeti halinde,mahkûm olunan cezanın üçte ikisi kadar hapis cezasına." ibaresiile sınırlı olarak yapılmasına, OYBİRLİĞİYLE,
B- ".süreli hapis cezasına mahkûmiyeti halinde,mahkûm olunan cezanın üçte ikisi kadar hapis cezasına." ibaresininAnayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Nuri NECİPOĞLU'nun karşıoyu veOYÇOKLUĞUYLA, iptal hükmünün, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince, KARARINRESMÎ GAZETE'DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK ALTI AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE,OYBİRLİĞİYLE,
14.1.2015 tarihinde karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
Zühtü ARSLAN
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN
MUHALEFET ŞERHİ
5237 sayılı TCK'nın 272. maddesi,gerekçesinde belirtildiği gibi yalan tanıklık suçunu tanımlamaktadır. Birincifıkraya göre hukuka aykırı bir fiil nedeniyle başlatılan bir soruşturmakapsamında tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olaraktanıklık yapılması, bu suçun temel şeklini oluşturmaktadır. Suçun temel şekliaçısından tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurulun yemin verdirmeye yetkisibulunmamaktadır. İkinci fıkraya göre ise, yalan tanıklık suçunun mahkemehuzurunda ya da yemin ettirerek tanık dinlemeye kanunen yetkili kişi veya kurulönünde işlemesi halinde cezalandırma öngörülmektedir. Maddenin dört ilasekizinci fıkralarında yalan tanıklık sonucu meydana gelen neticelere göre fiilhakkındaki cezanın ne surette tertip edileceği gösterilmektedir.
Suçun maddi unsuru yalan söyleyerek veyatanıklığın konusunu oluşturan hususlar hakkındaki bilgiyi bilerek, kısmen veyatamamen saklamak, gerçeği inkar etmektir. Tanık, tanıklığı ile ilgili olarakbilgisini veya gördüğünü tam olarak açıklamakla yükümlüdür.
Kanun koyucu, madde ile yalan tanıklıksuçunun temel şekli ve nitelikli halleri ile failin cezalandırılmasında esasalınan özellikleri düzenlerken yalan tanıklık sonucunda mağdurun uğradığızararın ağırlığını ve mağdur hakkında uygulanan yaptırım miktarını ve türünü dedikkate almaktadır. Maddenin altıncı fıkrası, aleyhine tanıklıkta bulunmadandolayı bir kimsenin süreli hapis cezasına mahkumiyeti halinde mahkumolunan cezanın üçte ikisi kadar (üçte ikisine kadar değil) hapis cezasıylacezalandırılması sağlanmaktadır.
Maddenin ikinci fıkrası ise henüz ortadabir mahkumiyet hükmünün
olmaması halinde yalan tanıklıkta bulunan fail cezalandırılmaktadır.Dolayısıyla altıncı fıkra ile karşılaştırılması mümkün değildir.
İtiraz konusu kuralda, suç ile ceza arasındabir denge mevcut olup, adalet duygularını zedeleyen bir durumun ortayaçıkmasına neden olmamaktadır. Yalan tanıklık suçunun mahkeme huzurunda ya dayemin ettirerek tanık dinlemeye kanunen yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğeaykırı olarak tanıklık yapan kimseye öngörülen ceza miktarı ile suçun niteliklihali olan aleyhine tanıklıkta bulunan kimsenin süreli hapis cezası ilemahkumiyeti
halinde öngörülen ceza miktarı arasında kanun koyucunun takdirinde olan birorantının bulunduğu anlaşılmaktadır. İtiraz konusu kuralın hukuk devletindeolması gereken adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaştığı düşüncesindeolduğumdan Anayasa'nın 2. maddesine aykırı değildir. Bu nedenlerle çoğunluğunkararına katılamadım.
Üye
Nuri NECİPOĞLU