ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2014/133
Karar Sayısı : 2014/165
Karar Günü : 30.10.2014
R.G. Tarih-Sayı :10.1.2015-29232
İPTAL DAVASINI AÇAN : Türkiye Büyük Millet Meclisiüyeleri M. Akif HAMZAÇEBİ, Engin ALTAY ve Muharrem İNCE ilebirlikte 123 milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU : 30.4.2014 günlü, 6537sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda Değişiklik Yapılması HakkındaKanun'un 5. maddesiyle, 3.7.2005 günlü, 5403 sayılı Toprak Koruma ve AraziKullanımı Kanunu'na eklenen;
1- 8/A maddesinin beşinci cümlesinde yer alan ".Bakanlığın izni ile." ibaresinin,
2- 8/İ maddesinin ikinci fıkrasının,
Anayasa'nın 7., 13., 35. ve 90. maddelerine aykırılığı ilerisürülerek iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesiistemidir.
II- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenen Yasa Kuralları
5403 sayılı Kanun'un dava konusu kuralları da içeren 8/A ve 8/İmaddeleri şöyledir:
"Yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğü
MADDE 8/A- İl ve ilçelerin yetergelirli tarımsal arazi büyüklükleri bölge farklılıkları göz önündebulundurularak bu Kanuna ekli (1) sayılı listede belirlenmiştir. Tarımsalaraziler bu Kanuna ekli (1) sayılı listede belirlenen yeter gelirli tarımsalarazi büyüklüklerinin altında ifraz edilemez, bölünemez. Tarımsal arazilerin buniteliği şerh konulmak üzere Bakanlık tarafından ilgili tapu müdürlüğünebildirilir. Yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin hesaplanmasında, aynıkişiye ait ve Bakanlıkça aralarında ekonomik bütünlük bulunduğu tespit edilentarım arazileri birlikte değerlendirilir. Yeter gelirli tarımsal arazilerinekonomik bütünlüğe sahip olmayan kısımları Bakanlığın izni ile satılabilir.Bilimsel gelişmeler ve günün koşullarına göre bu Kanuna ekli (1) sayılı listedeBakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu kararı ile değişiklik yapılabilir.
Önalım hakkı
MADDE 8/İ- 8/C maddesinin birincifıkrasının (b) bendi uyarınca aile malları ortaklığı veya kazanç paylı ailemalları ortaklığı kurulduğu takdirde, ortaklardan birinin payını üçüncü birkişiye satması hâlinde, diğer ortaklar önalım hakkına sahiptir.
Tarımsal arazilerin satılması hâlinde sınırdaş tarımsal arazimalikleri de önalım hakkına sahiptir. Tarımsal arazi, sınırdaş maliklerdenbirine satıldığı takdirde, diğer sınırdaş malikler önalım haklarını kullanamaz.Önalım hakkına sahip birden fazla sınırdaş tarımsal arazi malikinin bulunmasıhâlinde hâkim, tarımsal bütünlük arz eden sınırdaş arazi malikine önalıma konutarımsal arazinin mülkiyetinin devrine karar verir.
Önalım hakkının kullanılmasında Türk Medenî Kanunu hükümleriuygulanır."
B- Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralları
Dava dilekçesinde, Anayasa'nın 7., 13., 35. ve 90.maddelerine dayanılmış, Anayasa'nın 44. maddesi ise ilgili görülmüştür.
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri gereğince Serruh KALELİ,Alparslan ALTAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ,Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN,Cemal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, Zühtü ARSLAN, M. Emin KUZ veHasan Tahsin GÖKCAN'ın katılımlarıyla 16.7.2014 gününde yapılan ilk incelemetoplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine,yürürlüğü durdurma isteminin ise esas inceleme aşamasında karara bağlanmasınaOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve ekleri, Raportör Ayhan KILIÇ tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, dava konusu yasa kuralları, dayanılan veilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasamabelgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Kanun'un 5. Maddesiyle 5403 Sayılı Kanun'a Eklenen 8/AMaddesinin Beşinci Cümlesinde Yer Alan ".Bakanlığın izniile." İbaresinin İncelenmesi
1- Anlam ve Kapsam
Tarım arazilerinin parçalanmasını önlenmeye ve ekonomik birşekilde işletilebilmesini sağlamaya yönelik olarak 5403 sayılı Kanunçıkarılmıştır. Bu çerçevede 5403 sayılı Kanun'un 8. maddesiyle, Gıda, Tarım veHayvancılık Bakanlığına (Bakanlık), anılan Kanun'da belirtilen ölçülerden aşağıolmamak üzere bölge ve yörelerin toplumsal, ekonomik, ekolojik ve tekniközellikleri gözetilerek asgari tarımsal arazi büyüklüğü belirleme yetkisiverilmiştir. Maddeyle, tarım arazilerinin Bakanlıkça belirlenen büyüklüklerinaltında ifraz edilmesi ve hisselendirilmesi yasaklanmıştır.
Tarımsal üretimi artırabilmek için parsellerin belli birbüyüklüğün altında olmamasının yanında tarımsal işletmelerin de yeterlibüyüklükte bulunması gerekir.
Kanunla yapılan değişikliklerden önce Türk Medeni Kanunu'nda (TMK)tarımsal işletmelerin parçalanmasını engellemeye yönelik çeşitli hükümlere yerverilmiş, bu bağlamda, tarımsal işletmeler yönünden mirasın paylaşımındageçerli olan aynen taksim ve eşitlik prensibinden sapılmış ve tarımişletmesinin sadece mirasçılardan birine tahsisi öngörülmüştür. Ancak buhükümlerin emredici nitelikte olmaması ve rızai taksime karşı herhangi birönlem öngörülmemesi nedeniyle istenen sonuç elde edilememiştir. Bu nedenle5403 sayılı Kanunla TMK'nın miras hukukuna ilişkin hükümlerinde değişiklikleryapılması ihtiyacı doğmuştur.
Bu kapsamda, yeter gelirli tarımsal işletmelerin bir mirasçıyatahsis sisteminden vazgeçilerek tek bir mirasçıya devri sistemine geçilmesibenimsenmiş, bu suretle, tarımsal işletmelerin parçalanmasınınönlenmesinin yanında bir çiftçinin geçimini idame edecek büyüklükte olması datemin edilmeye çalışılmıştır.
5403 sayılı Kanun'un dava konusu kuralı da içeren 8/A maddesinde,yeter gelirli tarımsal arazi büyüklükleri düzenlenmektedir. Anılan Kanun'untanımlar başlıklı 3. maddesinde, yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğü, "bölgefarklılıkları göz önünde bulundurularak il ve ilçelerin ekli (1) sayılı listedebelirlenen yeter gelirli tarımsal arazi büyüklükleri" biçimindetanımlanmaktadır. Kuralda her ne kadar "tarımsal arazi"kavramı kullanılmış ise de bundan kastedilenin tarımsal işletme olduğuanlaşılmaktadır.
İl ve ilçelerin yeter gelirli tarımsal arazi büyüklükleri bölgefarklılıkları göz önünde bulundurularak 5403 sayılı Kanun'a ekli (1) sayılılistede gösterilmektedir. Kanun'un 8. maddesinin ikinci cümlesiyle, tarımsalarazilerin (1) sayılı listede belirlenen yeter gelirli tarımsal arazi (işletme)büyüklüklerinin altında ifraz edilmesi ve bölünmesi yasaklanmaktadır. Maddenindördüncü cümlesiyle, bu Kanun'a ekli (1) sayılı listede belirtilenbüyüklüklerden daha küçük olmamak kaydıyla, yeter gelirli tarımsal arazi(işletme) büyüklüklerini tespit etme yetkisi Bakanlığa verilmekte, Bakanlığın,yeter gelirli tarımsal arazi (işletme) büyüklüklerini hesaplarken, aynı kişiyeait ve aralarında ekonomik bütünlük bulunduğu tespit edilen tarım arazilerini(parsellerini) birlikte değerlendirmesi öngörülmektedir.
5403 sayılı Kanun'un 8/A maddesinin dava konusu ibareyi de içerenbeşinci cümlesiyle, yeter gelirli tarımsal arazilerin (işletmelerin)bölünemeyeceği ve ifraz edilemeyeceği kuralına bir istisna getirilerek, yetergelirli tarımsal arazilerin (işletmelerin) ekonomik bütünlüğe sahip olmayankısımlarının satışı mümkün hâle getirilmiştir. Ancak dava konusu ibareylebunların satışı, Bakanlığın iznine bağlı kılınmıştır.
Tarımsal işletmenin ekonomik bütünlüğe sahip olması, işletmeyioluşturan taşınır ve taşınmaz mallar arasında fonksiyonel bir birlik vebağlılığın bulunmasını gerektirmektedir. Ekonomik bütünlük, tarım parselleriarasında fiziki bütünlük bulunmasını zorunlu kılmamaktadır. Bu itibarla birişletmenin birbirinden kopuk birden fazla araziden oluşması da mümkündür.İşletmeyi oluşturan arazi, bina ve diğer yapılar ile alet ve makineler aynıkişi tarafından ortak bir merkezden yönetilebildiği takdirde bu mallarınekonomik bütünlük arz ettiği kabul edilir.
2- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
Dava dilekçesinde, Bakanlığa tanınan, yeter gelirli tarımsalarazilerin ekonomik bütünlük arz etmeyen kısımlarının satışına izin vermeyetkisinin sınırlarının Kanun'da belirlenmediği, Bakanlığın bu yetkisini hangikoşullarda kullanacağının genel çerçevesinin kanunla belirlenmemesinin yasamayetkisinin devri anlamına geldiği, sınırları belli olmayan takdir yetkisiyletaşınmaz satışının izne bağlanmasının mülkiyet hakkına ölçüsüz müdahaleniteliği taşıdığı belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 7., 13. ve 35. maddelerine aykırıolduğu ileri sürülmüştür.
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 43. maddesine göre, ilgisi nedeniyle dava konusu kuralAnayasa'nın 44. maddesi yönünden de incelenmiştir.
a- Anayasa'nın 7. Maddesi Yönünden İnceleme
Anayasa'nın 7. maddesinde, "Yasama yetkisi Türk Milletiadına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez." denilmektedir.Yasama yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olması ve bu yetkinindevredilememesi, kuvvetler ayrılığı ilkesinin bir gereğidir. Bu hükme yer verenAnayasa'nın 7. maddesinin gerekçesinde yasama yetkisinin parlamentoya aitolması "demokrasi rejimini benimseyen siyasi rejimlerde kaçınılmazbir durum" olarak nitelendirilmiştir.
Madde gerekçesinden de anlaşılacağı üzere, yasama yetkisinindevredilemezliği esasen kanun koyma yetkisinin TBMM dışında başka bir organcakullanılamaması anlamına gelmektedir. Anayasa'nın 7. maddesi ile yasaklanan,kanun yapma yetkisinin devredilmesi olup bu madde, yürütme organına hiçbirşekilde düzenleme yapma yetkisi verilemeyeceği anlamına gelmemektedir. Kanunkoyucu, yasama yetkisinin genelliği ilkesi uyarınca, bir konuyu doğrudankanunla düzenleyebileceği gibi bu hususta düzenleme yapma yetkisini yürütmeorganına da bırakabilir.
Yürütme organının bir konuda düzenleme yapabilmesi için yasamaorganınca yetkilendirilmesi gerekmektedir. Kural olarak, kanun koyucunun genelifadelerle yürütme organını yetkilendirmesi yeterli olmakla birlikte,Anayasa'da kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda genel ifadelerle yürütmeorganına düzenleme yapma yetkisi verilmesi, yasama yetkisinin devredilmezliğiilkesine aykırılık oluşturabilmektedir. Zira aksi takdirde, Anayasa'da, bazıhususların kanunla düzenleneceğinin açıkça zikredilmiş olmasının bir anlamıkalmamaktadır. Bu nedenle, Anayasa'da temel hak ve özgürlüklerinsınırlandırılması, vergi ve benzeri mali yükümlülüklerin konması ve memurlarınatanmaları, özlük hakları gibi münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülenkonularda, kanunun temel esasları, ilkeleri ve çerçeveyi belirlemiş olmasıgerekmektedir. Anayasa koyucunun açıkça kanunla düzenlemesini öngördüğükonularda, yasama organının temel kuralları saptadıktan sonra, uzmanlık veidare tekniğine ilişkin hususları yürütmeye bırakması, yasama yetkisinin devriolarak yorumlanamaz.
Tarım arazilerinin satışının Bakanlık iznine bağlanmasınınmülkiyet hakkına ilişkin olduğu açıktır. Mülkiyet hakkı, Anayasa'nın 35.maddesinde düzenlenen kişi haklarındandır. Temel hak ve özgürlüklere ilişkindüzenlemelerin (sınırlamaların) kanunla yapılması gerektiği Anayasa'nın 13.maddesinde belirtildiği gibi 35. maddesinde de mülkiyet hakkının kamu yararıamacıyla kanunla sınırlanabileceği ifade edilmiştir. Dolayısıyla yukarıdayapılan anlatımlar uyarınca, mülkiyet hakkına ilişkin olarak idareye yetkitanınması durumunda, Anayasa'da kanunla düzenleneceği belirtilmeyen hususlardanfarklı olarak, sadece genel hatlarıyla idarenin yetkili olduğundan söz edilmesiyeterli olmayıp, idarenin yetkisinin sınırlarının ve genel çerçevesinin kanunladüzenlenmesi gerekmektedir.
Yeter gelirli tarımsal arazinin neyi ifade ettiği, 5403 sayılıKanun'un 3. maddesinde tanımlanmak suretiyle açıklanmış ve bunlarınbüyüklükleri bölge farklılıkları göz önünde bulundurularak il ve ilçelerbazında bu Kanun'a ekli (1) sayılı listede açıkça gösterilmiştir. 8/Amaddesinin dördüncü cümlesiyle de Kanun'a ekli (1) sayılı listede belirtilenbüyüklüklerden daha küçük olmamak kaydıyla, yeter gelirli tarımsal arazi(işletme) büyüklüklerini tespit etme yetkisi Bakanlığa verilmiş, Bakanlığın,yeter gelirli tarımsal arazi (işletme) büyüklüklerini hesaplarken, aynı kişiyeait ve aralarında ekonomik bütünlük bulunduğu tespit edilen tarım arazilerini(parsellerini) birlikte değerlendirmesi öngörülmüştür.
Bakanlığın yeter gelirli tarımsal arazi (işletme) büyüklüğünü neşekilde tespit edeceğinin genel çerçevesi kanunla belirlendiği açıktır. Butespit yapılırken gözönünde tutulacak unsurlardan biri de tarımsal araziler(parseller) arasında ekonomik bütünlük bulunup bulunmadığıdır. Dava konusukuralda da, bu şekilde tarımsal işletmeyle ekonomik bütünlük oluşturmayanarazilerin Bakanlık izniyle satılmasına imkân tanınmaktadır. Tarımsal arazilerarasında ekonomik bütünlük bulunup bulunmadığı tamamen tarım tekniğine ilişkinbir husus olup her somut olayın koşullarına göre gerekli önlemleri alabilmesiiçin idareye takdir yetkisi tanınması yasama yetkisinin devri olarak görülemez.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın 7. maddesineaykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
b- Anayasa'nın 13., 35. ve 44. Maddeleri Yönünden İnceleme
Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında, "Herkes,mülkiyet ve miras haklarına sahiptir." denilmek suretiylemülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Mülkiyet hakkı, kişiye başkasınınhakkına zarar vermemek ve kanunların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla,sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma, ürünlerinden yararlanma ve tasarrufolanağı veren bir haktır.
Anayasa'nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hak olarakdüzenlenmemiş, kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlandırılabileceğiöngörülmüştür. Ayrıca, mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırıolamayacağı da belirtilmiştir.
Anayasa'nın 44. maddesinin birinci fıkrasında, "Devlet,toprağın verimli olarak işletilmesini korumak ve geliştirmek, erozyonlakaybedilmesini önlemek . amacıyla gerekli tedbirleri alır. Kanun, bu amaçla,değişik tarım bölgeleri ve çeşitlerine göre toprağın genişliğini tespitedebilir." denilmektedir. Anayasa'nın bu hükmüyle Devlete, tarımtopraklarının korunması ve geliştirilmesi ödevi yüklenmiş ve bu amaçla, tarımarazilerini gruplandırma ve bunların büyüklüğünü belirleme yetkisi tanınmıştır.Anayasa'nın 44. maddesiyle Devlete yüklenen ödev kapsamında, tarımtopraklarının iyileştirilmesi ve korunması amacıyla mülkiyet hakkına müdahaledebulunulması mümkündür.
Kanun koyucu, tarım arazilerinin korunması ve geliştirilmesinisağlamak amacıyla 5403 sayılı Kanun'u kabul etmiştir. Anılan Kanun'da ve TMK'dayer alan hükümlerin tarım topraklarının miras ve satış yoluyla parçalanmasınıengellemede yetersiz kalması nedeniyle 6537 sayılı Kanun'la gerek TMK'dagerekse 5403 sayılı Kanun'da çeşitli değişiklikler yapılmıştır. Bu kapsamda,tarımsal işletmelerin yeter gelirli olması öngörülerek bunların bir çiftçiningeçimini idame edecek büyüklükte olması temin edilmeye çalışılmıştır. Yetergelirli tarımsal arazi (işletme) büyüklüğünü belirleme yetkisi, 5403 sayılıKanun'a ekli (1) sayılı listede belirtilen ölçülerden aşağı olmamak üzereBakanlığa verilmiş ve bunların bölünmesi ya da ifrazı yasaklanmıştır.
5403 sayılı Kanun'un 8/A maddesinin dava konusu ibareyi de içerenbeşinci cümlesiyle, yeter gelirli tarımsal arazilerin (işletmelerin)bölünemeyeceği ve ifraz edilemeyeceği kuralına bir istisna getirilerek, yetergelirli tarımsal arazilerin (işletmelerin) ekonomik bütünlüğe sahip olmayankısımlarının (parsellerinin) satışı mümkün hale getirilmiş, ancak bunlarınsatışı, itiraz konusu ibareyle Bakanlığın iznine bağlı kılınmıştır.
Tarım arazileri için asgari büyüklükler belirlenmesinin ve tarımarazilerinin belirlenen asgari büyüklükler altında ifrazının ve bölünmesininyasaklanmasının mülkiyet hakkına müdahale niteliği taşıdığı açıktır. Bumüdahalenin, Anayasa'nın 44. maddesiyle Devlete yüklenen tarım arazilerininkorunması ve geliştirilmesi amacına dayandığı anlaşılmaktadır.
Bununla birlikte Anayasa'nın 44. maddesiyle Devlete yüklenenödevin yerine getirilmesi amacıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahaleler(sınırlamalar), Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca, demokratik toplum düzeniningereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz. Anayasa'nın 13. maddesinde yeralan ölçülülük ilkesi, amaç ve araç arasında hakkaniyete uygun bir dengeninbulunması gereğini ifade eder. Ölçülülük, aynı zamanda yasal önlemin sınırlamaamacına ulaşmaya elverişli olmasını, amaç ve aracın ölçülü bir oranıkapsamasını ve sınırlayıcı önlemin demokratik toplum düzeni bakımındanzorunluluk taşımasını da içeren bir ilkedir.
Kanun koyucu, tarım arazilerinin bölünmesini engellemek amacıylaçiftçinin taşınmaz mülkiyetinden doğan tasarruf hakkı arasında denge gözeterek,tarım arazilerinin (işletmelerinin) ekonomik bütünlük oluşturmayan kısımlarınınsatışını mümkün kılmıştır. Bu durum, kamu yararıyla bireysel yarar arasındadenge kurma çabasının bir sonucudur.
Kuralda, tarım arazilerinin (işletmelerinin) satılmak istenenkısımlarının ekonomik bütünlük oluşturup oluşturmadığının tespiti amacıyla,bunların satışı Bakanlık iznine bağlı kılınmıştır. Bakanlığın yetkisi, satılmakistenen kısımların tarımsal işletmeyle ekonomik bütünlük oluşturupoluşturmadığını tespit etmekle sınırlı olup Bakanlık, ekonomik bütünlükoluşturmayan arazi parçalarının satışına izin vermekle yükümlüdür. Bakanlığınizin işlemine karşı yargı yolu açık olup keyfi bir biçimde yetkisini kötüyekullanması durumunda işlemin idari yargı yerlerince iptal edilebileceğitabiidir. Bu nedenle mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçüsüz olduğundansöz edilemez.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın 13., 35. ve44. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
B- Kanun'un 5. Maddesiyle 5403 Sayılı Kanun'a Eklenen 8/İMaddesinin İkinci Fıkrasının İncelenmesi
Dava dilekçesinde, TMK'da yer alan önalım hakkının arayayabancıların girmesini engellemek amacıyla sadece müşterek maliklere tanınmışolduğu, dava konusu kuralda ise sınırdaş arazi maliklerine de önalım hakkıtanınarak paydaş sayısının azaltılması yerine artırılmasına imkan tanındığı, budurumun önalım hakkının varlık amacıyla bağdaşmadığı, ayrıca kuralın, küçükçiftçileri, mülklerini büyük çiftçilere devretmek mecburiyetinde bıraktığı, budurumun mülkiyet hakkına ölçüsüz müdahale niteliği taşıdığı, tarımsal arazininsınırdaş maliklerden birine satılması durumunda diğer sınırdaş maliklerinönalım hakkından mahrum bırakılmasının kamu yararı amacıyla bağdaşmadığı gibidemokratik toplum gereklerine de uygun düşmediği, önalım hakkının birdenfazla sınırdaş malik tarafından kullanılması durumunda arazi mülkiyetinin davakonusu kural uyarınca hakim tarafından tarımsal bütünlük arz eden sınırdaşmalike devredilmesi imkanının tanınmasının mülk sahibi ile diğer sınırdaşmalikler aleyhine sonuç doğuracağı belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 13., 35.ve 90. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
5403 sayılı Kanun'un 8/İ maddesinin dava konusu ikinci fıkrasıylatarımsal arazilerin satılması hâlinde sınırdaş tarımsal arazi maliklerineönalım hakkı tanınmaktadır. Kuralda, tarımsal arazinin satılmasından sözedilmiş olup hissenin satılması ifadesine yer verilmediğinden, önalım hakkınınsadece arazinin (parselin) bütünüyle satılması hâlinde mevcut olduğu, tarımparselinin hissesinin bir bölümünün satılması durumunda geçerli olmadığısonucuna ulaşılmaktadır.
Önalım hakkı, malikin malını bir üçüncü kişiye satması halinde haksahibine, tek taraflı bir beyanla o malın alıcısı olma yetkisini veren yenilikdoğuran bir haktır. TMK hükümlerine göre, müşterek mülkiyette, paydaşlardanbirinin hissesini diğer paydaşlar dışındaki üçüncü bir kişiye satması durumunda,diğer paydaşların, kanunda öngörülen sürede dava açmak ve hâkimin belirlediğisüre içinde satış bedeli ile alıcıya düşen tapu giderini ödemek suretiylesatılan hisseyi devralma hakları bulunmaktadır.
Müşterek maliklere önalım hakkı tanınmasının amacı, paylı mülkiyetberaberliğine yabancıların girmesini engellemek, paydaşlar arasında işletmebakımından devamlı anlaşmazlık yaratması nedeniyle kullanışlı olmayan paylımülkiyet ilişkisinin belirli bir müddet sonra ortadan kalkmasını sağlamak vearazinin küçülmesini önlemektir.
Önalım hakkının, müşterek malikin hissesini dilediği kişiyesatmasını engellemesi nedeniyle bir mülkiyet kısıtlaması niteliğinde olduğuaçıktır. Ancak yukarıda belirtilen ve kamu yararına dönük olduğu açık olanamaçlarla, birçok ülkede müşterek maliklere önalım hakkı tanınmaktadır.
Dava konusu kuralda, müşterek malik konumunda bulunmayan sınırdaştarımsal arazi malikine de önalım hakkı tanınmaktadır. Maddenin gerekçesinden,amacın, tarımsal arazilerin (işletmelerin) büyümesini sağlamak olduğuanlaşılmaktadır.
Anayasa'da önalım hakkını müşterek mülkiyete münhasır kılanherhangi bir hüküm bulunmadığından kanun koyucu, meşru bir amaç gözetmek veAnayasa'nın 13. maddesinde belirtilen ilkelere uymak kaydıyla, başka hukuksalilişki biçimlerinde de taraflara önalım hakkı tanıyabilir.
Anayasa'nın 44. maddesiyle Devlete, tarım topraklarının korunmasıve geliştirilmesi ödevi yüklenmiş ve bu amaçla, tarımsal arazileri gruplandırmave bunların büyüklüğünü belirleme yetkisi tanınmıştır.
Tarımsal açıdan gelişmiş ülkelerde yıllara göre tarımsalişletmelerin sayısı azalıp büyüklükleri artarken, ülkemizdeki süreç bunun tamtersi bir şekilde işlemekte, tarımsal işletme sayısı artarken büyüklükleriazalmaktadır. Modern ülkelerde olduğu üzere tarımsal işletmelerin büyümesininsağlanması yolunda düzenleme yapılmasının kamu yararına aykırı bir yönüolmadığı gibi Anayasa'nın 44. maddesiyle Devlete yüklenen ödevle de uyumludur.Bu itibarla, tarımsal arazilerin satışında, sınırdaş tarımsal arazi maliklerilehine önalım hakkı getirilmek suretiyle mülkiyet hakkına yapılan müdahaleninmeşru bir amaca dayandığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan dava konusu kuralı içeren 8/A maddesinin son fıkrasıylaatıf yapılan TMK hükümleri uyarınca, önalım hakkını kullanan sınırdaş parselmaliki, satışın tarafları arasında akdedilen sözleşmede (resmi satış senedinde)gösterilen bedeli satıcıya ödemek zorundadır. Dolayısıyla taşınmaz, malikinamaçladığı kişinin dışındaki birine satılmakta ise de malikin maddi yöndenherhangi bir kaybı söz konusu olmadığından menfaatinin gözetilmediği vedolayısıyla mülkiyet hakkına ölçüsüz bir şekilde müdahalede bulunulduğusöylenemez.
Malikin, mülkünü dilediği kişiye satabilmesi, Anayasa'nın 35.maddesinde güvenceye bağlanan mülkiyet hakkının bir gereğidir. Dava konusukural, tarım arazilerinin büyütülmesini sağlamak amacıyla malikin buserbestîsini, sınırdaş parsel maliklerine önalım hakkı tanımak suretiylesınırlamıştır. Buna karşılık, kanun koyucu, taşınmazın sınırdaş maliklerdenbirine satılması durumunda, satış yapılacak sınırdaşı seçmesi hususunda malikitamamen serbest bırakmak suretiyle kamu yararı ile malikin kişisel yararıarasında makul bir denge kurmaya çalışmıştır. Kanun koyucu bir yandan, malikinmülkünü dilediği kişiye satma yetkisini sınırlarken diğer taraftan bukısıtlamayı, taşınmazın sınırdaş malikler dışındakilere satılması durumunamünhasır kılarak orantı kurmuştur.
Kanun koyucu, önalım hakkının birden fazla sınırdaş maliktarafından kullanılması durumunda arazinin mülkiyetinin kime devredileceğinibelirleme yetkisini hâkime bırakmakla birlikte, bu konuda hâkimi tamamenserbest bırakmamış, taşınmazın tarımsal bütünlük arz eden sınırdaş taşınmazmalikine devrine karar vermekle yükümlü kılmıştır. Dolayısıyla bu davadahâkimin yapacağı inceleme, taşınmazın hangi sınırdaş araziyle ekonomik bütünlükoluşturduğunun tespitinden ibarettir. Hâkimin, taşınmazı, ekonomik bütünlükoluşturan sınırdaş taşınmaz malikine devrine karar vermesinin mülk sahibialeyhine sonuç doğuracağı söylenemez.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın 13. ve 35.maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 90. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
30.4.2014 günlü, 6537 sayılı Toprak Koruma ve Arazi KullanımıKanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 5. maddesiyle, 3.7.2005 günlü,5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'na eklenen;
A- 8/A maddesinin beşinci cümlesinde yer alan "...Bakanlığınizni ile..." ibaresine,
B- 8/İ maddesinin ikinci fıkrasına,
yönelik iptal istemleri, 30.10.2014 günlü, E.2014/133, K.2014/165sayılı kararla reddedildiğinden, bu fıkra ve ibareye ilişkin yürürlüğündurdurulması istemlerinin REDDİNE, 30.10.2014 gününde OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
VI- SONUÇ
30.4.2014 günlü, 6537 sayılı Toprak Koruma ve Arazi KullanımıKanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 5. maddesiyle, 3.7.2005 günlü,5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'na eklenen;
A- 8/A maddesinin beşinci cümlesinde yer alan "...Bakanlığınizni ile..." ibaresinin,
B- 8/İ maddesinin ikinci fıkrasının,
Anayasa'ya aykırı olmadıklarına ve iptal istemlerinin REDDİNE,30.10.2014 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
Zühtü ARSLAN
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN