ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2014/131
Karar Sayısı : 2015/11
Karar Tarihi : 14.1.2015
R.G. Tarih-Sayı :7.4.2015-29319
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : KarapınarAsliye Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 26.9.2004 tarihli ve 5237sayılı Türk Ceza Kanunu'nun, 25.2.2009 tarihli ve 5841 sayılı Kanun'un 1.maddesiyle değiştirilen 154. maddesinin Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerineaykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
Sanık hakkında, mera vasıflı taşınmaza hububat ekmek suretiyletecavüzde bulunduğu iddiasıyla açılan kamu davasında, itiraz konusu kuralınAnayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
Kanun'un itiraz konusu olan 154. maddesi şöyledir:
"Hakkı olmayan yere tecavüz
Madde 154- (1) (Değişik: 25/2/2009-5841/1 md.) Bir hakkadayanmaksızın başkasına ait taşınmaz mal veya eklentilerini malikmiş gibitamamen veya kısmen işgal eden veya sınırlarını değiştiren veya bozan veya haksahibinin bunlardan kısmen de olsa yararlanmasına engel olan kimseye, suçtanzarar görenin şikâyeti üzerine altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadaradlî para cezası verilir.
(2) Köy tüzel kişiliğine ait olduğunu veya öteden beri köylününortak yararlanmasına terk edilmiş bulunduğunu bilerek mera, harman yeri, yol vesulak gibi taşınmaz malları kısmen veya tamamen zapt eden, bunlar üzerindetasarrufta bulunan veya sürüp eken kimse hakkında birinci fıkrada yazılıcezalar uygulanır.
(3) Kamuya veya özel kişilere ait suların mecrasını değiştirenkimse hakkında birinci fıkrada yazılı cezalar uygulanır."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerinedayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Serruh KALELİ,Alparslan ALTAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ,Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN,Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, Zühtü ARSLAN, M. Emin KUZ veHasan Tahsin GÖKCAN'ın katılımlarıyla 16.7.2014 tarihinde yapılan ilk incelemetoplantısında öncelikle uygulanacak kural sorunu görüşülmüştür.
Anayasa'nın 152. ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 40. maddesine göre, bir davaya bakmaktaolan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya kanun hükmündekararnamenin hükümlerini Anayasa'ya aykırı görmesi hâlinde veya taraflardanbirinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varmasıdurumunda, bu hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir.Ancak, bu kurallar uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesiiçin, elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanınbulunması, iptali istenen kuralın da o davada uygulanacak olması gerekir.
Kanun'un "hakkı olmayan yere tecavüz" başlıklı154. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, bir hakka dayanmaksızın başkasına aittaşınmaz mal veya eklentilerini malikmiş gibi tamamen veya kısmen işgal edenveya sınırlarını değiştiren veya bozan veya hak sahibinin bunlardan kısmen deolsa yararlanmasına engel olan kimseye, suçtan zarar görenin şikâyeti üzerinealtı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası verileceği;(2) numaralı fıkrasında, köy tüzel kişiliğine ait olduğunu veya öteden beriköylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş bulunduğunu bilerek mera, harmanyeri, yol ve sulak gibi taşınmaz malları kısmen veya tamamen zapt eden, bunlarüzerinde tasarrufta bulunan veya sürüp eken kimse hakkında (1) numaralı fıkradayazılı cezaların uygulanacağı; (3) numaralı fıkrasında da, kamuya veya özelkişilere ait suların mecrasını değiştiren kimse hakkında birinci fıkrada yazılıcezaların uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
İtiraz yoluna başvuran Mahkemede bakılmakta olan davada, sanıkhakkında, köyde bulunan 134 ada, 1 parsel numaralı mera vasıflı taşınmazahububat ekmek suretiyle tecavüzde bulunduğu iddiasıyla kamu davası açılmıştır.
Dolayısıyla davada uygulanacak kural, Kanun'un itiraz konusu 154.maddesinin tamamı değil, "meraya tecavüz" suçunudüzenleyen (2) numaralı fıkrası olup, anılan (1) ve (3) numaralı fıkralarınınbakılmakta olan davada uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Bu fıkralara yönelikbaşvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
Açıklanan nedenlerle, 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk CezaKanunu'nun, 25.2.2009 tarihli ve 5841 sayılı Kanun'un 1. maddesiyledeğiştirilen 154. maddesinin;
A- (1) ve (3) numaralı fıkralarının, itiraz başvurusunda bulunanMahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bufıkralara ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
B- (2) numaralı fıkrasının ESASININ İNCELENMESİNE,
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Fatih ŞAHİN tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılanAnayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, itiraz konusu kuralla, sadece köy tüzelkişiliğine ait olan veya öteden beri köylünün ortak yararlanmasına terk edilenmera, harman yeri, yol ve sulak gibi taşınmaz mallara yapılan tecavüzlerincezalandırıldığı, belediye sınırları içinde yer alan aynı niteliktekitaşınmazlara yapılan tecavüzlerin ise 3091 sayılı Kanun'un 15. maddesigereğince ancak ikinci kez tecavüz hâlinde cezalandırılabildiği, bu durumunhukuk devletinin bir gereği olan suç ve cezaların orantılılığı ilkesi ileeşitlik ilkesine aykırı olduğu belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2. ve 10.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kanun'un 154. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, bir hakkadayanmaksızın başkasına ait taşınmaz mal veya eklentilerini malikmiş gibitamamen veya kısmen işgal eden veya sınırlarını değiştiren veya bozan veya haksahibinin bunlardan kısmen de olsa yararlanmasına engel olan kimseye, suçtanzarar görenin şikâyeti üzerine altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadaradlî para cezası verileceği; itiraz konusu (2) numaralı fıkrasında ise köytüzel kişiliğine ait olduğunu veya öteden beri köylünün ortak yararlanmasınaterk edildiğini bilerek mera, harman yeri, yol ve sulak gibi taşınmaz mallarıkısmen veya tamamen zapteden, bunlar üzerinde tasarrufta bulunan veya sürüpeken kimse hakkında, maddenin (1) numaralı fıkrasında yazılı cezalarınuygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre itiraz konusu kuraldabelirtilen fiilleri işleyenler, altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin günekadar adli para cezası ile cezalandırılacaklardır.
İtiraz konusu kuralda, sadece köy tüzel kişiliğine ait veya ötedenberi köylünün ortak yararlanmasına terk edilen mera, harman yeri, yol ve sulakgibi taşınmaz malları kısmen veya tamamen zaptedenlerin cezalandırılacağı belirtildiğindenanılan taşınmazlarla aynı nitelikte olup da belediye sınırları içerisindekalanlara yapılan tecavüzler itiraz konusu kural uyarıncacezalandırılmamaktadır. Belediye sınırları içerisinde kalan aynı niteliktekitaşınmazlara yapılan tecavüzler şartları oluşmuşsa 3091 sayılı Taşınmaz MalZilyetliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkındaki Kanun'un 15. maddesiuyarınca cezalandırılmaktadır.
3091 sayılı Kanun'un 15. maddesinde, tecavüzün önlenmesine dairidare tarafından verilmiş ve infaz edilmiş bir karar varken, aynı taşınmazlailgili aynı kişi veya onun yararına üçüncü kişiler tarafından yapılan ikincitecavüz suç olarak düzenlenmektedir. Maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde,ikinci kez tecavüzde bulunulan taşınmazın kamu kurum veya kuruluşlarına aitveya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan sahipsiz veya umumunmenfaatine ait yerlerden olması durumunda mütecavizin altı aydan iki yıla kadarhapis cezası ile cezalandırılacağı öngörülmüştür.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insanhaklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem veişlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunugeliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukutüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan,yargı denetimine açık olan devlettir.
Hukuk devletinde, ceza ve ceza yargılamasına ilişkin kurallar,ceza hukukunun ana ilkeleri ile Anayasa'nın konuya ilişkin kuralları baştaolmak üzere, ülkenin sosyal, kültürel yapısı, etik değerleri ve ekonomikhayatın gereksinimleri göz önüne alınarak saptanacak ceza siyasetine görebelirlenir. Kanun koyucu, cezalandırma yetkisini kullanırken toplumda hangieylemlerin suç sayılacağı, bunun hangi tür ve ölçüdeki ceza yaptırımı ilekarşılanacağı, ne şekilde soruşturulacağı, nelerin ağırlaştırıcı veyahafifletici sebep olarak kabul edilebileceği konularında takdir yetkisinesahiptir.
Köylerdeki sosyal yaşam ve ekonomik faaliyetler, mera, harmanyeri, yol ve sulak gibi taşınmazların köy halkı tarafından ortaklaşakullanımını zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle, anılan taşınmazlara bireyselkullanım amacıyla yapılacak tecavüzler köylerde huzursuzluğa ve büyükçatışmaların çıkmasına neden olabilmektedir. Kanun koyucunun da köylerinsosyo-ekonomik yapısını dikkate alarak köy tüzel kişiliğine ait olan veyaöteden beri köylünün ortak yararlanmasına terk edilen mera, harman yeri, yol vesulak gibi taşınmaz mallara yapılan tecavüzleri itiraz konusu kuralla cezai yaptırımabağladığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, kanun koyucunun, korunmak istenen hukuki yararı,suçun niteliğini ve meydana gelen neticeyi dikkate alarak sadece köy tüzelkişiliğine ait olan veya öteden beri köylünün ortak yararlanmasına terk edilenmera, harman yeri, yol ve sulak gibi taşınmazlara yapılan tecavüzü itirazkonusu kuralla cezai yaptırıma bağlaması takdir yetkisi kapsamında olupkuralda, hukuk devleti ilkesine aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, Anayasa'nın 10. maddesinde öngörülen "kanunönünde eşitlik" ilkesinin ceza yargılaması alanında uygulanması, aynısuçu işleyenlerin kimi özellikleri göz ardı edilip her yönden aynı kurallarabağlı tutularak yargılanmaları anlamına gelmez. Eşitlik ilkesi, birbiriyle aynıdurumda olanlara ayrı kuralların uygulanmasını, ayrıcalıklı kişi vetoplulukların yaratılmasını engellemektedir. Aynı durumda olanlar için farklıdüzenleme eşitliğe aykırılık oluşturur. Anayasa'nın amaçladığı eşitlik mutlak veeylemli eşitlik değil, hukuksal eşitliktir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrıhukuksal durumlar ayrı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'nın öngördüğü eşitlikilkesi ihlal edilmiş olmaz. Mağdurun veya failin durumlarındaki farklılıklarbunlara değişik kurallar uygulanmasını gerektirebilir.
İtiraz konusu kuralda öngörülen suçun koruduğu hukuki değer ile3091 sayılı Kanun'un 15. maddesinde düzenlenen suçun koruduğu hukuki değerbirbirinden farklıdır. İtiraz konusu kuralda düzenlenen suçun amacı, köy tüzelkişiliğine ait olan veya öteden beri köylünün ortak yararlanmasına terk edilenmera, harman yeri, yol ve sulak gibi taşınmazları, bireysel kullanım amacıylayapılacak müdahalelere karşı korumaktır. 3091 sayılı Kanun'un 15.maddesinde ise bir yandan idari makamlar tarafından verilen karara aykırıdavranış cezalandırılırken, bir yandan da zilyetliğe yapılan ikinci tecavüzcezai yaptırıma bağlanarak kamu düzeninin korunmasıamaçlanmaktadır. Dolayısıyla, itiraz konusu kuralda düzenlenen suçuişleyenler ile 3091 sayılı Kanun'un 15. maddesinde düzenlenen suçu işleyenleraynı hukuksal konumda bulunmadıklarından aralarında eşitlik karşılaştırmasıyapılamaz.
Kaldı ki, kural olarak suç ve ceza arasında adalete uygun biroranın bulunup bulunmadığının saptanmasında, benzer bir suç için öngörülen cezaile yapılacak kıyaslamanın değil, o suçun yarattığı etkinin ve sonuçlarınındikkate alınması gerekmektedir. Bu nedenle bir suç için öngörülen cezanın başkabir suç için öngörülen cezayla karşılaştırılması suretiyle yapılan değerlendirme,anayasal denetime esas oluşturmaz.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 2. ve 10.maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
VI- SONUÇ
26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun, 25.2.2009tarihli ve 5841 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle değiştirilen 154. maddesinin (2)numaralı fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 14.1.2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
Zühtü ARSLAN
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN