ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2014/142
Karar Sayısı : 2014/182
Karar Günü : 4.12.2014
R.G. Tarih-Sayı :13.3.2015-29294
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Çankırı1. Asliye Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 4.12.2004 günlü, 5271sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun;
1- 271. maddesinin (4) numaralı fıkrasında yer alan "Merciin, itiraz üzerine verdiği kararları kesindir;." ibaresinin,
2- 309. maddesinin (5) numaralı fıkrasının,
Anayasa'nın 2., 10., 11., 13., 36. ve 138. maddelerine aykırılığıileri sürülerek iptallerine karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
Kesinleşen iddianamenin iadesi kararına karşı kanun yararına bozmayoluna gidilmiş ve Yargıtay 9. Ceza Dairesince bu karar bozulmuştur. İtirazabakan Ağır Ceza Mahkemesi, bozma kararını gözeterek, Cumhuriyet savcılığıncayapılan itirazın kabulüne ve iddianamenin iadesine ilişkin kararınkaldırılmasına karar vermiştir. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme de itiraz konusukuralların Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına vararak, iptalleri içinbaşvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralları
Kanun'un itiraz konusu fıkra ve ibarelerin de yer aldığı 271. ve309. maddeleri şöyledir:
"Karar
Madde 271- (1) Kanunda yazılıolan hâller saklı kalmak üzere, itiraz hakkında duruşma yapılmaksızın kararverilir.
Ancak, gerekli görüldüğünde Cumhuriyet savcısı ve sonra müdafiveya vekil dinlenir.
(2) İtiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusuhakkında da karar verir.
(3) Karar mümkün olan en kısa sürede verilir.
(4) Merciin, itiraz üzerine verdiği kararları kesindir; ancakilk defa merci tarafından verilen tutuklama kararlarına karşı itiraz yolunagidilebilir.
Kanun yararına bozma
Madde 309- (1) Hâkim veya mahkemetarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşenkarar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, okarar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterekYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.
(2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarakkarar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili cezadairesine verir.
(3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerindegörürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar.
(4) Bozma nedenleri:
a) 223 üncü maddede tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen birkarara ilişkin ise, kararı veren hâkim veya mahkeme, gerekli inceleme vearaştırma sonucunda yeniden karar verir.
b) Mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüneveya savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerineilişkin ise, kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılamasonucuna göre gereken hüküm verilir. Bu hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olancezadan daha ağır olamaz.
c) Davanın esasını çözüp de mahkûmiyet dışındaki hükümlere ilişkinise, aleyhte sonuç doğurmaz ve yeniden yargılamayı gerektirmez.
d) Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanınkaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafifcezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.
(5) Bu madde uyarınca verilen bozma kararına karşıdirenilemez."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın 2., 10., 11., 13., 36. ve 138.maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Haşim KILIÇ, SerruhKALELİ, Alparslan ALTAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra AylaPERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, HicabiDURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, Zühtü ARSLAN, M. EminKUZ ve Hasan Tahsin GÖKCAN'ın katılımlarıyla 25.9.2014 gününde yapılan ilkinceleme toplantısında öncelikle uygulanacak kural sorunu görüşülmüştür
Anayasa'nın 152. ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 40. maddesine göre, mahkeme, bakmaktaolduğu davada uygulayacağı kanun ya da kanun hükmünde kararname kurallarınıAnayasa'ya aykırı görür veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılıkiddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, o hükmün iptali için AnayasaMahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak, bu kurallar uyarınca bir mahkemeninAnayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve mahkemeningörevine giren bir davanın bulunması ve iptali istenen kuralların da o davadauygulanacak olması gerekmektedir. Uygulanacak kanun kuralları, davanın değişikevrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmadaolumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunan kurallardır.
Kanun'un 309. maddesinde kanun yararına bozma kanun yoludüzenlenmiş olup (5) numaralı fıkrasında, "Bu madde uyarıncaverilen bozma kararına karşı direnilemez." denilmiştir. İtirazyoluna başvuran Mahkemedeki bakılmakta olan davada, iddianamenin iadesineilişkin itiraz yoluna başvuran Mahkemenin kararına karşı Cumhuriyetsavcılığınca Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde itiraz edilmiş ve bu itirazreddedilmiştir. İtirazın reddine ilişkin olarak Ağır Ceza Mahkemesince verilenbu karara karşı Cumhuriyet savcılığı tarafından Kanun'un 309. maddesi uyarıncakanun yararına bozma kanun yoluna gidilmiş ve Yargıtay 9. Ceza Dairesitarafından Ağır Ceza Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.Kanun'un 309. maddesinin (5) numaralı fıkrası uyarınca kanun yararınabozma kararlarına karşı direnilemeyeceğinden dolayı Ağır Ceza Mahkemesibozma kararına uyarak bu karar doğrultusunda Cumhuriyet savcılığının itirazınınkabulü ile itiraz yoluna başvuran Mahkemenin iddianamenin iadesine ilişkinkararının kaldırılmasına karar vermiştir. Dolayısıyla, kanun yararına bozmayakonu edilen karar, itiraz yoluna başvuran Mahkemenin iddianamenin iadesineilişkin kararı değil, bu karara karşı Cumhuriyet savcılığınca yapılan itirazüzerine Ağır Ceza Mahkemesinin itirazın reddine ilişkin verdiği karardır. Bunagöre, itiraz yoluna başvuran Mahkemenin verdiği karar, kanun yararına bozmayakonu edilmemiş olduğundan Kanun'un 309. maddenin (5) numaralı fıkrasının itirazyoluna başvuran bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağıbulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, 4.12.2004 günlü, 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu'nun;
A- 309. maddesinin (5) numaralı fıkrasının, itiraz başvurusundabulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bufıkraya ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
B- 271. maddesinin (4) numaralı fıkrasında yer alan "Merciin,itiraz üzerine verdiği kararları kesindir;." ibaresinin ESASININİNCELENMESİNE,
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Fatma BABAYİĞİT tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılanAnayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, merci tarafından verilen karara karşı, kararıdenetlenen mahkemeye söz hakkı tanınmamasının hukuk devleti ilkesine aykırıolduğu, mercii tarafından ilk kez verilen tutuklama kararına karşı itiraz hakkıtanınırken, diğer özgürlüğü kısıtlayıcı kararlara karşı bu hakkıntanınmamasının eşitlik ilkesine aykırılık teşkil ettiği gibi yapılan busınırlamanın hakkın özüne dokunduğu ve adil yargılanma ilkesiyle bağdaşmadığıbelirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2., 10., 11., 13., 36. ve 138. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kanun'un 271. maddesinin itiraz konusu kuralın da yer aldığı (4)numaralı fıkrasında, merciin, itiraz üzerine verdiği kararların kesin olduğu;ancak ilk defa merci tarafından verilen tutuklama kararlarına karşı itirazyoluna gidilebileceği öngörülmüştür. Buna göre, itiraz konusu kural uyarınca,merci tarafından itiraz başvurusu üzerine verilen kararlar kesin olduğundan,artık mahkemece yeni bir değerlendirme yapılmadan aynı kararın verilmesi sözkonusu olamayacaktır.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insanhaklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem veişlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunugeliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukutüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlara kendini bağlı sayan,yargı denetimine açık olan devlettir.
Anayasa'nın hak arama hürriyetini düzenleyen 36. maddesininbirinci fıkrasında, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir." hükmüne yer verilmiştir. Maddeylegüvence altına alınan hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı, kendisi birtemel hak niteliği taşımasının yanında, diğer temel hak ve özgürlüklerdengereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkiligüvencelerden biridir. Anayasa Mahkemesinin daha önceki kimi kararlarında dabelirtildiği üzere, kanun yoluna başvurma hakkı da, hak arama hürriyeti ve adilyargılanma hakkı kapsamındadır.
Kanun yolu, bir yargı yeri tarafından verilen ve hukuka aykırıolduğu ileri sürülen bir kararın, kural olarak başka bir yargı yeri tarafındanincelenmesini sağlayan hukuki yoldur. Kanun yolunun amacı, yargı yerleritarafından verilen kararların, kural olarak başka bir yargı yeri tarafındandenetlenmesine imkân tanınmak suretiyle daha güvenceli bir yargı hizmetisunmaktır. Bunun nasıl yapılacağı ise usul hükümleri ile gösterilir.
Anayasa'nın 142. maddesinde, "yargılamausullerinin" kanunla düzenleneceği öngörülmüştür. Kanun yoluusulü de yargılama usulü kapsamındadır. Buna göre, kanun yolu usulünün vemerciinin belirlenmesi hususu kanun koyucunun takdirine bırakılmıştır. Ancak,kanun koyucu bu takdir yetkisini kullanırken hukukun genel ilkelerine veAnayasa'daki kurallara, özellikle de hukuk devleti ilkesine ve adil yargılanmahakkına uygun hareket etmelidir. Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında korunankanun yoluna başvurma hakkının etkili bir şekilde sağlanabilmesi için kanunyolu merciinin, incelenen kararı gerektiğinde değiştirme yetkisine de sahipolması gerekir. Kanun yoluna başvurma hakkının birden fazla tanınmasına ilişkinAnayasa'da bir hüküm bulunmamaktadır. Yargı denetiminde sonsuzluk söz konusuolamayacağından, bunun bir yerde kesilmesi gerekir. Bu nedenle kanun koyucukanun yollarını davaların özelliklerine göre düzenlemekte ve kimi kararlarınkesin olduğunu belirtmektedir.
İtiraz konusu kuralda itiraz incelemesi sonucu verilen kararlarınkesin olduğu hüküm altına alınarak kanun yoluna başvurma hakkı, iki derece ilesınırlandırılmıştır. Dolayısıyla kuralla getirilen itiraz konusu düzenleme,kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında olup hukuk devleti ilkesi ve adilyargılanma hakkını zedelememektedir.
Diğer taraftan, Anayasa'nın 10. maddesinde belirtilen "kanunönünde eşitlik ilkesi" hukuksal durumları aynı olanlar için sözkonusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlikilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işlemebağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasınıönlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrıkurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlâli yasaklanmıştır. Kanunönünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamınagelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişikkuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrıhukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'da öngörülen eşitlikilkesi zedelenmez.
İtiraz konusu kural uyarınca merciin itiraz üzerine verdiğikararlar kesin olmakla birlikte, Kanun'un 271. maddesinin itiraz konusu kuralında yer aldığı (4) numaralı fıkrasında buna bir istisna getirilmiş ve merciitarafından ilk defa verilen tutuklama kararlarına karşı itiraz yolunagidilebileceği hususu düzenlenmiştir. Başvuru gerekçesinde, mercii tarafındanilk kez verilen tutuklama kararına karşı itiraz hakkı tanınırken, diğerözgürlüğü kısıtlayıcı kararlara karşı bu hakkın tanınmamasının Anayasa'nın 10.maddesine aykırılık teşkil ettiği iddia edilmiş ise de, merciin ilk kez verdiğitutuklama kararı ile özgürlüğü kısıtlanan sanığa bu kararı bir başka yargıorganı önüne taşıma olanağı tanıyan kural ile merci tarafından itiraz başvurusuüzerine verilen kararların kesin olduğunu düzenleyen itiraz konusu kuraldafarklı hukuksal durumlar düzenlenmekte olup bu iki kuralın Anayasa'nın eşitlikilkesi yönünden karşılaştırılması mümkün değildir. Bu nedenlerle, itiraz konusukuralın eşitlik ilkesiyle çelişen bir yönü bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 2.,10. ve 36. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Osman Alifeyyaz PAKSÜT bu görüşe katılmamıştır.
Kuralın Anayasa'nın 11., 13. ve 138. maddeleriyleilgisi görülmemiştir.
VI- SONUÇ
4.12.2004 günlü, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 271.maddesinin (4) numaralı fıkrasında yer alan "Merciin, itirazüzerine verdiği kararları kesindir;." ibaresinin Anayasa'yaaykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoyu veOYÇOKLUĞUYLA, 4.12.2014 gününde karar verildi.
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN
KARŞIOY GEREKÇESİ
İtirazda bulunan Mahkeme, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun271. maddesinin (4) numaralı fıkrasında yer alan "Merciin, itirazüzerine verdiği kararlar kesindir" ibaresinin Anayasa'nın 2.,10., 11., 13., 36. ve 138. maddelerine aykırılığı savıyla iptalini istemiştir.
Mahkemenin başvuru gerekçesinde, kuralın bütününde her ne kadarilk defa verilen tutuklama kararlarına karşı itirazı mümkün kılan bir düzenlemebulunmakta ise de kişi hakkındaki iddianamenin kabulü ile kişinin sanıkyapılmasına veya tutukluluk dışındaki tedbirlere ilişkin merci kararlarınınkesin olmasının, kişi hak ve özgürlükleri ve adil yargılanma hakkı noktasındanağır sonuçlar doğurduğuna işaret edilmiştir. Bu nedenle ibarenin adilyargılanma hakkı yönünden incelenmesi gerekmektedir.
Kuralda Anayasa'ya aykırılık bulunmadığı yolundaki çoğunlukgörüşünde, itirazın bir kanun yolu olduğuna, kanun yollarına ilişkin usulkurallarının yasa koyucunun takdir yetkisi dahilinde bulunduğuna, bir kanunyolu olan itirazın iki derece ile sınırlandırılmasının adil yargılanma hakkınaaykırılık içermediğine değinilmiştir.
Hukuk devletinin kişilere sağladığı temel güvencelerin biri de "masumiyetkarinesi" dir. Anayasa'nın 38. maddesinde yer alan bu ilkeye göresuçluluğu hükmen sabit olmadıkça kimse suçlu sayılamaz. İnsan onurunu haksız vemücerret suçlamalara karşı korumayı da içeren bu ilkenin aynı zamanda, yeterlidelil bulunmadıkça kişinin sanık konumuna getirilmemesini ve kovuşturmabaşladıktan sonra da gereksiz tedbirlere konu yapılmamasını da içerdiğikuşkusuzdur. Masumiyet karinesini sadece kesin hüküm olmadan infazabaşlanmaması veya suçun karşılığı olan cezanın sanık üzerindeki hukukisonuçlarının veya toplumsal etkilerinin, hükmün kesinleşmesine kadar ötelenmesibiçiminde, dar bir şekilde yorumlamak günümüz insan hakları anlayışıylabağdaşmaz. Nitekim kişi hakkında sadece dava açılmış olmasının, kişinin çalışmahayatını, aile ve özel hayatını son derece olumsuz etkileyebildiği, gerçekhayattaki pek çok örnekleriyle görülebilmektedir. Bu nedenle, kişihakkında yeterli neden olmadan dava açılmasına veya koruma tedbirlerine kararverilmesine karşı yeterli güvencelerin, bu bağlamda itiraz olanaklarının usulkanunlarında azami düzeyde sağlanması gerekir. İtiraz yoluyla iptali istenenkural, bu temel ilkeyle uyumlu değildir.
Masumiyet karinesine anlam kazandıran, Anayasa'nın 36. maddesindeyer alan adil yargılanma hakkıdır. Adil yargılanma, yargılanan lehine azamiusul güvencelerinin uygulanmasını gerektirir. Tutuklama kadar ağır olmasa bilebelli ölçülerde özgürlük kısıtlaması getiren hakim veya mahkeme kararlarınakarşı itiraz imkanının sınırlı tutulması, Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratikbir hukuk devleti olduğuna dair Anayasa'nın 2. maddesi ile adil yargılanmahakkına ilişkin 36. maddesine aykırıdır.
Yukarıdaki nedenlerle çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT