ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2014/38
Karar Sayısı : 2014/80
Karar Günü : 9.4.2014
R.G. Tarih-Sayı :23.05.2014-29008
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Muş AğırCeza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 26.9.2004 günlü 5237sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 250. maddesine, 2.7.2012 günlü, 6352 sayılıKanun'un 86. maddesiyle eklenen (4) numaralı fıkrada yer alan “…ve mağdurunekonomik durumu…” ibaresinin Anayasa'nın 2., 10. ve 38. maddelerineaykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
İl Özel İdaresinde kamu görevlisi olarak çalışan sanıkların işyeri açma ruhsatı almak için başvuran kişilerden haksız menfaat elde ettiklerigerekçesiyle icbar suretiyle irtikâp ve irtikâba teşebbüs suçlarınıişlediklerinden bahisle Kanun'un 250. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğincecezalandırılmaları istemiyle açılan kamu davasında, itiraz konusu kuralınAnayasa'ya aykırı olduğu iddiasını ciddi bulan Mahkeme, iptali içinbaşvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
Kanun'un itiraz konusu ibareyi de içeren 250. maddesi şöyledir:
“Madde 250- (1) (Değişik fıkra: 02/07/2012-6352S.K./86.md.) Görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle kendisineveya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına birkimseyi icbar eden kamu görevlisi, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ilecezalandırılır. Kamu görevlisinin haksız tutum ve davranışları karşısında,kişinin haklı bir işinin gereği gibi, hiç veya en azından vaktindegörülmeyeceği endişesiyle, kendisini mecbur hissederek, kamu görevlisine veyayönlendireceği kişiye menfaat temin etmiş olması halinde, icbarın varlığı kabuledilir.
(2) Görevinin sağladığı güveni kötüye kullanmak suretiylegerçekleştirdiği hileli davranışlarla, kendisine veya başkasına yararsağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi ikna eden kamugörevlisi, üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) İkinci fıkrada tanımlanan suçun kişinin hatasındanyararlanarak işlenmiş olması hâlinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasınahükmolunur.
(4) (Ek fıkra: 02/07/2012-6352 S.K./86.md.) İrtikap edilenmenfaatin değeri ve mağdurun ekonomik durumu göz önündebulundurularak, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarısına kadarindirilebilir.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın 2., 10. ve 38. maddelerinedayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Haşim KILIÇ, SerruhKALELİ, Alparslan ALTAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra AylaPERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, HicabiDURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, Zühtü ARSLAN ve M.Emin KUZ'un katılımlarıyla 18.2.2014 gününde yapılan ilk incelemetoplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesineOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Başraportör Mustafa ÇAĞATAY tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılanAnayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve diğer yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, kuralda yer alan menfaatin değeri kriterininobjektif ve hakkaniyete uygun bir kavram olmasına karşılık mağdurun ekonomikdurumu kriterinin objektif olmadığı, kuralla yapılacak cezai indiriminmağdurun ekonomik durumunun iyi olması hâlinde mi yoksa kötü olması hâlinde miyapılacağı hususunun belli olmadığı gibi ekonomik durumun kime ve neye göreuygulanacağı hususunun da açık olmadığı, kuraldaki düzenlemenin kamugörevlilerinin mağdurların ekonomik durumlarını dikkate alarak hareketetmelerine neden olacağı ve mağdurların da işlemlerinin daha hızlı yapılacağıdüşüncesiyle suçun işlenmesine katkıda bulunacakları, ayrıca irtikâp suçununsabit olması durumunda, itiraz konusu kural uyarınca, mağdurların ekonomik durumlarıdikkate alınarak sanıklara farklı cezaların verilmesi olasılığının ortayaçıkacağı, bu durumun ise eşitlik ilkesine aykırı olduğu belirtilerek kuralın,Anayasa'nın 2., 10. ve 38. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kanun'un 250. maddesinin itiraz konusu ibareyi de içine alan (4)numaralı fıkrasında, maddenin ilk üç fıkrasında düzenlenen irtikâp suçlarınıntümü için geçerli olan cezayı hafifletici hâl düzenlenmektedir. Buna göre,irtikâp edilen “menfaatin değeri ve mağdurun ekonomik durumu” gözönünde bulundurularak, suç nedeniyle verilecek ceza yarısına kadarindirilebilecektir. Kuralda “ve” bağlacına yer verilmiş olmasınedeniyle hâkim, ceza indiriminin uygulanmasına gerek olup olmadığını takdirederken hem “menfaatin değerini” hem de “mağdurunekonomik durumunu” birlikte değerlendirerek bir sonuca varacaktır. Birbaşka ifadeyle hâkim, tek başına “menfaatin değerini” yada “mağdurun ekonomik durumunu” bir birinden bağımsız olarak dikkatealarak bir karar veremeyecektir. Kural, hâkime, bu gibi durumlarda mutlakacezadan indirim yapılması gerektiğini de buyurmamaktadır. Hâkim önüne gelen hersomut olayda suçun işleniş şeklini, suçla ortaya çıkan sonuçları, taraflarailişkin birçok hususu dikkate alarak bu konudaki takdir hakkınıgerekçelendirmek suretiyle kullanabilecektir.
Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti, insanhaklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem veişlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunugeliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukutüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan,yargı denetimine açık olan devlettir.
Kanun koyucunun, Anayasa'nın ve ceza hukukunun genel ilkelerinebağlı kalmak koşuluyla, cezalandırmada güdülen amacı, suç ve suçlularınözelliklerini de gözeterek hangi eylemlerin suç sayılacağını, bunlara verilecekcezanın türünü, miktarını, artırım ve indirim nedenlerini, bunların oranlarıile suçun takibine ilişkin yöntemleri belirleme konusunda takdir yetkisibulunmakta ise de bu yetki kullanılırken suç ile ceza arasındaki adil dengeninkorunması ve öngörülen cezanın, cezalandırmada güdülen amacı gerçekleştirmeyeelverişli olması gibi hususların da dikkate alınması zorunludur.
İrtikâp suçunda korunan hukuki değer, kamu idaresiningüvenilirliği ve saygınlığına karşı inancın korunması yanında, kamugörevlilerinin yetkilerini kötüye kullanarak vatandaşlara zarar vermelerininengellenmesi düşüncesidir. Bir başka ifadeyle suçun mağdurunun uğradığı zararında suçla korunmak istenen yarar kapsamında bulunduğu dikkate alındığında, kanunkoyucunun söz konusu suçla korunan hukuki menfaati esas alarak, irtikâp suçundacezai hafifletici neden olarak “menfaatin değeri” yanında “mağdurunekonomik durumunu” da kabul etmesinin takdir yetkisi kapsamındakaldığı açıktır.
Anayasa'nın 38. maddesinin birinci fıkrasında, “Kimse,...kanununsuç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz.” denilerek “suçunkanuniliği”, üçüncü fıkrasında da “Ceza ve ceza yerine geçengüvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur.” denilerek “cezanınkanuniliği” ilkesi getirilmiştir. Anayasa'da öngörülen suçta ve cezadakanunilik ilkesi, insan hak ve özgürlüklerini esas alan bir anlayışın öneçıktığı günümüzde, ceza hukukunun da temel ilkelerinden birini oluşturmaktadır.Suçta ve cezada kanunilik ilkesi uyarınca, hangi fiillerin yasaklandığının vebu yasak fiillere verilecek cezaların hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak birşekilde kanunda gösterilmesi, kuralın açık, anlaşılır ve sınırlarının belliolması gerekmektedir. Kişilerin yasak fiilleri önceden bilmeleri düşüncesinedayanan, hukuk devletinin temel aldığı, uluslararası hukukta ve insan haklarıbelgelerinde de özel bir yere ve öneme sahip bulunan bu ilkeyle temel hak veözgürlüklerin güvence altına alınması amaçlanmaktadır. Kanunilik ilkesi,özgürlüğün sınırlarının önceden bilinerek, insanın davranışlarını bu çerçevededüzenlemesini temin için getirilmiştir.
İtiraz konusu kuralda öngörülen ekonomik durum kavramı, kişininişi veya mesleği ve mali durumunu ifade eden bir kavramdır. Kanun'un 50.maddesinin (1) numaralı fıkrasında, 52. maddesinin (4) numaralı fıkrasında, 92.maddesinin (1) numaralı fıkrasında ve 109. maddesinin (4) numaralı fıkrasındada bu kavramın kullanıldığı görülmektedir.
İtiraz konusu kural uyarınca, hâkim, suçtan elde edilen menfaatindeğeri ile mağdurun ekonomik durumunu birlikte dikkate alarak, sanığıncezasından indirim yapılıp yapılmayacağına karar verecektir. Bu bağlamda,itiraz konusu ibarenin hâkime, sanığa vereceği cezayı kişiselleştirirken keyfihareket etmesinin önüne geçmek ve böylece ortaya çıkabilecek belirsizliğiönlemek amacıyla getirilmiş bir kriter olduğu açıktır. Söz konusu kriter, soyutbir kavram olmakla birlikte, her bir olayın mağduruna göre bu kavramın içeriğicezanın kişiselleştirilmesi ve belirlenmesi yoluyla somutlaştırılacaktır.
Diğer taraftan hangi meblağın az veya çok olduğu konusunda kanunlaönceden bir belirlemede bulunmanın mümkün olmadığı, her bir mağdurun ekonomikdurumu ve buna bağlı olarak da elde edilen menfaatin her somut olayda hâkimtarafından değerlendirilmesinin, bir başka ifadeyle bu konuda hâkime bir takdiryetkisi tanınmasının zorunlu olduğu dikkate alındığında kuralda, belirsiz birdurumun varlığından söz edilemez.
Ceza muhakemesinde, cezaların miktarının saptanmasının, hiçbirölçüt getirilmeden tamamen hâkimin takdirine bırakılması takdirin genişliğineparalel olarak, hataları çoğaltacağı gibi kişisel takdirler sonucu aynı suçiçin çelişkili sonuçlar doğurabilecektir. Buna karşılık, aynı suçu işleyenleriçin aynı cezaların öngörülmesi suçun işleniş şekil ve şartlarını, suçlununkişiliğini, onu suça iten etkenleri göz önüne alma olanağı vermeyeceğinden vehâkimi sadece maddede yazılı cezayı bildiren bir konuma sokarak cezanınkişiselleştirilmesi olanağını önleyecektir. Ceza hukukunda kanun önündeeşitlik ilkesinin uygulanması da kuşkusuz, aynı suçu işleyen tüm suçlularınkimi özellikleri göz ardı edilerek her yönden aynı cezayla cezalandırılmalarınıgerektirmemektedir.
Kanun koyucunun suçla korunan hukuki menfaatten hareketle,mağdurun ekonomik durumunu esas alarak sanığın cezasından indirim yapılmasınıöngörmesinde eşitlik ilkesine aykırı bir yön bulunmamaktadır. Esasen,mağdurların ekonomik ya da kişisel durumları dikkate alınarak sanıklar hakkındafarklı cezalar verilmesi, cezaların bireyselleştirilmesinin doğal ve zorunlusonucu olup bu tür kişiye özgü sonuçlardan yola çıkarak bir kuralın eşitlikilkesine aykırı olduğundan söz edilemez.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 2., 10. ve38. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
VI- SONUÇ
26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 250. maddesine,2.7.2012 günlü, 6352 sayılı Kanun'un 86. maddesiyle eklenen (4) numaralıfıkrada yer alan “…ve mağdurun ekonomik durumu…” ibaresininAnayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 9.4.2014 gününde OYBİRLİĞİYLEkarar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
Zühtü ARSLAN
Üye
M. Emin KUZ