ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2014/46
Karar Sayısı : 2014/38
Karar Günü : 21.2.2014
R.G. Tarih-Sayı : Tebliğedildi
İPTAL DAVASINI AÇAN :Türkiye Büyük Millet MeclisiÜyeleri M. Akif HAMZAÇEBİ, Engin ALTAY ve Muharrem İNCE ile birlikte 127milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU :15.2.2014 günlü, 6524 sayılıBazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1., 2., 3., 7., 8., 9.,20., 23., 24., 25., 28., 29., 30., 31., 32., 33., 34., 35., 37., 38., 39. ve40. maddelerinin, Anayasa'nın Başlangıç'ının üçüncü ve dördüncü paragraflarıile 2., 4., 6., 9., 11., 36., 138., 139., 140., 146., 153. ve 159. maddelerineaykırılığı ileri sürülerek yok hükmünde olduklarının tespitine ya da şekil veesas bakımından iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesiistemidir.
I-İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarıncayapılan ilk inceleme toplantısında, dava dilekçesi ve ekleri, Raportör EvrenALTAY tarafından hazırlanan ilk inceleme raporu, yok hükmünde olduğunun tespitiya da iptali istenilen yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunlarıngerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereğigörüşülüp düşünüldü:
Dava dilekçesinde, Anayasa'nın 7. maddesinde yasama yetkisininTBMM'ye ait olduğunun ifade edildiği ve 87. maddesinde de TBMM'nin yetkilerininkapsamının belirlendiği, bir kanunun TBMM Genel Kurulu'nda oylanıp kabuledilmesiyle birlikte yasama sürecinin tamamlanacağı ve o kanunun hukuk âlemindehayatiyet ve varlık kazanacağı, kanunların Cumhurbaşkanınca yayımlanması ya dahalkoyuna sunulmasının kanunların"varlık"koşulu olmadığı,kanunların Resmî Gazete'de yayımlanmakla yürürlüğe girdiği, Anayasa'nın"Davaaçma süresi"başlıklı 151. maddesinde öngörülen altmış günlük sürenin"hakdüşürücüsüre"olduğu ve kanunun Resmî Gazete'de yayımlanma tarihindenitibaren işlemeye başladığı belirtilmekle birlikte Anayasa'nın 151. maddesi ile6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri HakkındaKanun'un 67. maddesinde şekil ya da esas yönünden iptal davası açabilmek içinkanunun mutlaka Resmî Gazete'de yayımlanmasının beklenilmesi gerektiği ve ancakbu tarihten itibaren dava açılabileceği yolunda bir düzenlemenin bulunmadığı,bir yasama tasarrufunun Resmî Gazete'de yayımlanmasının"yürürlük"koşuluolduğu, TBMM Genel Kurulu'nun"kabul"iradesinin tezâhürü ilebirlikte"varlık" kazanan kanunlara karşı Anayasa Mahkemesi'neiptal davası açabilmek ya da aynı zamanda"yokluk"istemindebulunabilmek için"varlık"koşulunun gerçekleşmesinin yeterliolduğu ve"yürürlük"koşulunun gerçekleşmesinin beklenilmesinegerek bulunmadığı,Anayasa Mahkemesi'nin 27.11.2007 günlü, E:2007/99, K:2007/86sayılı kararında da kanunlar arasında yürürlük koşulunu yerine getiren ya dagetirmeyen şeklinde bir ayrım yapılmaksızın kanunların TBMM'nin yasamayetkisinin kapsamında bulunduğunun kabul edildiği ve henüz yürürlüğe girmemişolan 5678 sayılı Anayasa Değişiklikleri Hakkında Kanun'un Anayasa'yauygunluğunun denetlendiği, Anayasamızda ve hukuk düzenimizde kanunlarınyürürlük öncesi yargısal denetimini yasaklayan herhangi bir hükmün bulunmadığı,Anayasa'nın89. maddesinde öngörülen prosedürün tamamlanması ve Cumhurbaşkanıncayayımlanması beklenilmeksizinsakat bir yetkiye ve amaca dayanılarak ihdasolunan bir kanunun"yokluğunun tespiti"nin ya da"iptali"ninistenmesinde herhangi bir usûlsüzlük olmadığı, 6524 sayılı Kanun'un TBMM GenelKurulu'nca kabulünün yeterli görülerek düzenlenen konuların"önemine","hassasiyetine"ve"aciliyetine"binaen Kanun'unResmî Gazete'de yayımlanmasının beklenilmeksizin yargısal denetimininsağlanabilmesi amacıyla dava açıldığı belirtilerek, yargının yürütmeyebağlanması ve demokratik parlamenter rejimin rafa kaldırılması sonucuna yolaçacak şekildeAnayasa'nın 87. maddesi kapsamında TBMM'ye verilmeyen biryetkinin kullanılması veanayasal alanda yetki gaspı yapılması suretiyleçıkarıldığı ve Anayasa'nın Başlangıç'ının üçüncü ve dördüncü paragrafları ile2., 4., 6., 9., 11., 36., 138., 139., 140., 146., 153. ve 159. maddelerineaykırılık taşıdığı ileri sürülen 6524 sayılı Kanun'un dava konusu hükümlerininöncelikle"yok hükmünde olduklarının tespiti"ne ya dayetkiunsuru bakımından yoklukla malûl bulunmaları nedeniyle"şekilbakımından"veAnayasa'nın anılan maddelerine aykırı olmaları nedeniylede"esas bakımından"iptallerine karar verilmesi istenilmiştir.
Anayasa'nın 148. maddesinde,"...Kanunlarınşekil bakımından denetlenmesi, son oylamanın, öngörülen çoğunlukla yapılıpyapılmadığı; Anayasa değişikliklerinde ise, teklif ve oylama çoğunluğuna veivedilikle görüşülemeyeceği şartına uyulup uyulmadığı hususları ilesınırlıdır... Kanunun yayımlandığı tarihten itibaren on gün geçtikten sonra,şekil bozukluğuna dayalı iptal davası açılamaz; def'i yoluyla da ilerisürülemez...", 151. maddesinde ise"Anayasa Mahkemesindedoğrudan doğruya iptal davası açma hakkı, iptali istenen kanun, kanun hükmündekararname veya içtüzüğün Resmi Gazetede yayımlanmasından başlayarak altmış günsonra düşer."kuralına yer verilmiştir.
6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "İptal davası açma süresi"başlıklı 37. maddesinde de,"Anayasa değişiklikleri ile kanunların şekilyönünden Anayasaya aykırılıkları iddiası ile doğrudan doğruya iptal davası açmahakkı, bunların Resmî Gazetede yayımlanmalarından başlayarak on gün; kanunhükmünde kararnamelerle Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün veya bunlarınbelli madde ve hükümlerinin şekil ve esas, kanunların ise sadece esasyönlerinden Anayasaya aykırılıkları iddiasıyla doğrudan doğruya iptal davasıaçma hakkı, bunların Resmî Gazetede yayımlanmalarından başlayarak altmış günsonra düşer."denilmiştir.
Kanun tasarı ve tekliflerinin TBMM'ce kabulüylekanunların varlık kazandıkları kuşkusuz olmakla birlikte,Anayasa'nınve 6216 sayılı Kanun'un anılan maddelerinde iptal davası açma süresi, davakonusu kanun, kanun hükmünde kararname veya içtüzüğün Resmî Gazete'deyayımlandığı tarihten itibaren başlatılmış ve öngörülen sürelerin sonunda davaaçma hakkının düşeceği belirtilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, 6524 sayılı Kanun'un dava konusumaddelerinin yok hükmünde olduklarının tespiti ya da şekil ve esas bakımındaniptalleri istemiyle 19.2.2014 gününde iptal davası açıldığı ve bu tarihitibarıyla iptali istenilen kuralların yer aldığı Kanun'un Resmî Gazete'deyayımlanmadığı anlaşılmıştır.
İptal davasının açıldığı tarihte, Anayasa'da ve 6216 sayılıKanun'da öngörülen iptal davası açma sürelerinin henüz işlemeye başlamadığıaçık olduğundan, süresinden önce açılan iptal davasının incelenebilmesi ve davakonusu kuralların Anayasa'ya uygunluk denetiminin yapılabilmesi olanaklıdeğildir.
Açıklanan nedenlerle, bu aşamada incelenmesi mümkün olmayan iptaldavasının reddi gerekir.
Osman Alifeyyaz PAKSÜT bu görüşe katılmamıştır.
II-SONUÇ
15.2.2014 günlü, 6524 sayılı Bazı Kanunlarda DeğişiklikYapılmasına Dair Kanun'un 1., 2., 3., 7., 8., 9., 20., 23., 24., 25., 28., 29.,30., 31., 32., 33., 34., 35., 37., 38., 39. ve 40. maddelerinin, Anayasa'nınBaşlangıç'ının üçüncü ve dördüncü paragrafları ile 2., 4., 6., 9., 11., 36.,138., 139., 140., 146., 153. ve 159. maddelerine aykırılığını ileri sürerek yokhükmünde olduklarının tespitine ya da şekil ve esas bakımından iptallerine veyürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi istemiyle açılan iptaldavasının, Anayasa'nın 148. ve 151. maddeleri ile 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 37. maddesindeöngörülen dava açma sürelerine uyulmaması ve dava konusu kuralların bu aşamadaAnayasaya uygunluk denetiminin yapılabilmesinin mümkün olmaması nedeniyleincelenmeksizin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,21.2.2014 gününde karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
Zühtü ARSLAN
Üye
M. Emin KUZ
KARŞIOY YAZISI
15/2/2014 tarihli ve 6524 sayılı Bazı Kanunlarda DeğişiklikYapılmasına Dair Kanun'la başta hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu olmaküzere yargının işleyişi ve bağımsızlığı ile ilgili önemli kanunlardadeğişiklikler yapılmış, Ana Muhalefet Partisi tarafından bu Kanun'un çok sayıdamaddesi hakkında Resmî Gazete'de yayımlanması beklenmeksizin "yokluğuntespiti ya da iptali ve yürürlüğünün durdurulması" istemiyle davaaçılmıştır.
Anayasa Mahkemesi,Anayasa'nın 151. maddesindeki"...iptal davası açma hakkı, iptali istenen kanun, kanun hükmünde kararname veyaİçtüzüğün Resmi Gazetede yayımlanmasından başlayarak altmış gün sonradüşer"hükmünü, iptal davası açma hakkının hem başlangıcını hem deson tarihini belirleyen bir hüküm olarak yorumladığından, davanın gereklişartları taşımadan açıldığına ve reddine karar vermiştir.
Anayasa'nın 151. maddesinin hak düşürücü süreyi belirlediğindekuşku yoktur. Ancak hakkın başlangıcını, yani iptal davalarının kanunun ResmîGazete'de yayımlanmasından önce kullanılıp kullanılamayacağı konusunda biraçıklık taşımadığı görülmektedir. Bu nedenle muhterem çoğunluğun görüşünekatılmamaktayım. Şöyle ki:
I- Lafzi Yorum Kuralları Yönünden:
Hukuki bir metnin, özellikle Anayasa'nın Türkçe gramer kurallarınauygun yazılması gerekir ve öyle olduğu varsayılmalıdır. 151. maddede bir hakkınne zaman düşeceğinden söz edilmektedir. Hakkın ne zaman kullanılacağının daaynı cümle içinde düzenlenmesi halinde, hakkın kullanımına son verecek olan"düşer" kelimesinin yanısıra, kullanılabilme olanağının doğduğunubelirtmek için "başlar" veya "doğar" kelimesinin de metindeyer alması gerekir. Yani151. madde iptal davası açma hakkının hembaşlangıcını hem de sona erişini düzenlemek amacıyla kaleme alınmış olsaydı, şuşekilde yazılması gerekirdi: "... iptal davası açma hakkı, iptali istenenkanun, kanun hükmünde kararname veya İçtüzüğün Resmi Gazetede yayımlanması ilebaşlar ve 60 gün sonra düşer".Halbuki mevcut metne göre"başlayarak altmış gün ..." sözcükleri hak düşürücü süreninbaşlangıcını (yayımlanmadan itibaren 60 gündür anlamında) ifade etmekte, ancakhakkın doğduğu tarihi belirtmemektedir. Hakkın Resmi gazetede yayımlanmakladoğmuş olduğunun kabulü, bir yorum meselesidir. Madde bu şekildeyorumlanabileceği gibi aksi yönde de yorumlanabilir.
Hak düşürücü sürenin ne zaman dolduğu ile hakkın ne zamankullanılmaya başlayacağı farklı şeylerdir. Ceza muhakemesinde, temyizitirazlarının gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde Yargıtayasunulacağı sebep gösterilerek, sanığın veya avukatının gerekçeli kararıntebliğinden önce öğrendiği ilk derece mahkemesinin kararına ilişkinitirazlarını içeren dilekçe Yargıtayca incelenmezlik edilemez. İdari yargıda,yükümlünün hak ve menfaatlerini ilgilendiren bir idari işlem tesis edildiğiniyetkili makamlarca yapılacak yazılı bildirim dışında başka yollarla öğrenmişolması üzerine açılan davada, usulüne uygun tebliğ yapılmadıkça dava süresibaşlamayacağından, işlemi öğrenme tarihinden söz edilerek davanın süre aşımıyönünden ret edilmesinde yasal isabet olmadığı, yazılı bildirim olmamasınarağmen işlemin varlığı haricen öğrenilerek açılan davanın incelenmesine engelbulunmadığı, bu durumda vaktinden önce açılan bir davadan söz edilemeyeceği,Danıştay 4. Dairesinin 28.12.1987 tarihli, E:1987/5041, K:1987/4133 sayılıkararında belirtilmiştir. Kamu hukuku alanındaki bir konu olan AnayasaMahkemesinde iptal davası açma hakkının, özel hukuktaki alacağın muacceliyetkesbetmesi veya bir senedin vadesinin gelmesi mantığıyla yorumlanması, kanaatimcedoğru olmamıştır. Maddede dava açma hakkının başlangıcı konusunda boşluk mevcutolduğundan, "hakimin hukuk yaratması" ilkesine uygun olarak,Mahkemece bu hakkın, iptal istemine konu olan kanunun Resmî Gazetedeyayımlanmasından önce de kulllanılabileceğine hükmedilmesine, Anayasa'nın lafzıyönünden bir engel bulunmamaktadır.
II- Amaçsal Yorum Yönünden:
Kanunların yürürlüğe girmeleri ile birlikte hukuk alemindekietkiler ortaya çıkar. Bu etkiler sürekli olabileceği gibi, bir defada ve geridönülmez biçimde hükmünü icra etmek şeklinde de olabilir. Bazı durumlardakanunun açıkça Anayasa'ya aykırı olması halinde dahi, bu sonuçları önlemekmümkün olmayabilir. Çıkarılacak bir kanun hükmüyle tüm memurların ve kamugörevlilerinin görevlerine derhal son verilmesi, ceza kanunundaki bazı suçlarınkısa bir süre için yürürlükten kaldırılıp soruşturulabilir ve kovuşturulabilirolmaktan çıkarılması suretiyle Anayasanın genel ve özel af için öngördüğünitelikli çoğunluk gereğine uyulmaksızın salt çoğunlukla kimi kişilerinaffedilmesi, tüm Belediyelerin kapatılması, kısacası Anayasa'da öngörülmüştemel hakların, kurum veya kurulların bağlı olduğu Anayasal güvencelerin yasaçıkartmak suretiyle bir defada ve geri dönülmez biçimde zedelenmesi, bu vahimsonuçlara birkaç örnek olarak zikredilebilir. Anayasa yargısının varlık nedeni,bu gibi durumları önlemektir.
Anayasa Mahkemesinin "yürürlüğü durdurma" kurumunu hukukalemimize kazandıran tarihi kararında (E:1993/33, K:1993/40-2) şu saptamalarayer verilmiştir:
"Anyasa'nın üstünlüğü, yasama yetkisinin Anayasa kurallarıylasınırlandırılmasını gerektirmiştir. Anayasa yargısı, yasamanın "üstüngücüne" karşı "anayasal denge aracı" olarak getirilmiştir. Budenge işlevinin etkin biçimde yerine getirilmesi, "yargılama kapsamıiçinde gerekli önlemleri alma" yetkisinin kullanılmasına bağlıdır. Tersidurumda Anayasa mahkemesi, anlamsız bir denetim yapma durumuna düşer ki, bu dadenetimin "özü"nde kısıntı anlamına gelir. Oysa, bu uygulamayıdurdurma, yargısal denetimin özünde var olan bir araçtır"
"Temelde, Anayasa Mahkemesine başvurmakla sağlanmak istenensonuç, Anayasa'ya aykırı olan yasaların bir an önce uygulanmasına sonverilmesidir. Bu da ancak yürürlüğün durdurulması ile gerçekleşir. Tersidurumda, yasanın Anayasa'ya aykırılığına karşın yapılacak pekçok işlem hukukaleminde varlığını sürdürecektir"
"Yöntem kurallarının güvence oluşturduğu, söze çok katı bağlıkalınması gerektiği, yasada kural yoksa içtihatla bu yıla gidilemeyeceği ilerisürülebilir. Ne var ki, Anayasa yargısındaki özellik bu yolu açıkbırakmıştır"
"Esasen iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı,yürürlüğü durdurma yetkisinin önemini daha da artırmaktadır. Çünkü, bu kuralyüzünden Anayasa mahkemesi kararları etkinliğini yitirmektedir. Yasa kuralı,gerekçeli iptal kararının yayımlanmasına kadar Anayasa'ya aykırılığına karşınyürürlükte kalmakta, kimi zaman bu sürede yasaya dayalı işlemler yoğunlaşarakartmaktadır. Bu durum, iptalden beklenen sonucun elde edilmesiniengellemektedir. Kararların etkinliğini sağlamak için kimi önlemlergerekmektedir ki, yürürlüğün durdurulması bu önlemlerden biridir. Geçmişuygulamalar bu yetkinin Anayasa Mahkemesi'nce kullanılması gerektiğini çarpıcıbiçimde ortaya koymuştur".
Anayasa Mahkemesi'nin zamanında çok tarışılan ve eleştirilen,ancak bugün isabeti tartışmasız biçimde kanıtlanan bir anayasa yargısı kurumuolarak kabul edilen "yürürlüğü durdurma" kararının gerekçesindebelirtilen, yukarıda bir kısmı aktarılan görüşler, yürürlüğü durdurma kurumununda yetersiz kalacağı anlaşılan durumlarda, yasanın Resmî Gazete'de yayımlanmasıbeklenmeksizin dava açılması ihtiyacı yönünden de evleviyetle, hatta daha dakuvvetle geçerlidir.
Amaçsal yorum bağlamında son olarak Anayasa koyucunun iradesininne yönde olduğuna da bakmak gerekir. 151. maddenin gerekçesinde şöyledenilmiştir:
"Doğrudan doğruya iptal davası açma süresi 1961 Anayasası iledoksan gün olarak kabul edilmişti. Yeni hükümle bu şekilde dava açabileceklerinsayısı azaltılmıştır. Bu hakka sahip olanlar daha erken dava açma imkanına damaliktirler. Anayasaya aykırı görülen bir hükmün uzun süre uygulanmasınıönlemek için doksan günlük süre altmış güne indirilmiştir".
Gerekçeden, Anayasa koyucunun iradesinin, anayasaya aykırı biryasanın mümkün olan en erken tarihte hukuk aleminden çıkartılması yönündeolduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle Anayasa koyucunun, hal ve şartlargerektirdiğinde yasanın Resmî Gazete'de yayımlanmadan Anayasa Mahkemesine davaaçılmasını engelleyici yönde bir iradesi olduğundan söz edilemez.
III- Ön Denetimin Anayasa'da Öngörülmeyişi ve Cumhurbaşkanı'nıngeri gönderme Yetkisi ile Çatışma Doğup Doğmayacağı Yönünden:
Anayasamız, ön denetim yöntemini benimsememiştir. Ancak kanununyayımından önce iptal başvurusu yapılması ön denetim değildir.
Ön denetimde Anayasa yargısı yetkisini kullanan kurum (Mahkeme,Konsey vb.) yasama organı ile yasama sürecini paylaşır. Başka bir ifadeyle buyöntemde anayasaya uygunluk denetimi sonunda varılacak sonuca göre yasamaorganı yeni düzenlemeler yapabilir; yasama organının yasa üzerindeki tasarrufutamamlanmamıştır. Anayasamıza göre ise kanunun TBMM Genel Kurulunda kabuledilmesiyle yasama organı son sözünü söylemiş, kararını vermiş olur.Cumhurbaşkanınca geri gönderilmedikçe TBMM'nin o yasa ile ilgili işlevitamamlanır. Kabul edilen metin kanun halini alır. Bunun denetiminin başlangıç tarihiartık TBMM'yi ilgilendiren bir konu değildir.
Anayasa'nın 89. maddesine göre Cumhurbaşkanının yasayı onbeş güniçinde yayımlamak veya uygun bulmadığı kanunları bir daha görüşülmek üzerekısmen veya tamamen geri göndermek hakkı vardır. Bu süreç Anayasa yargısısürecinden tamamen ayrıdır. Bu onbeş günlük süre içinde, yani kanunyayımlanmadan önce Anayasa mahkemesine bir iptal davası açılması halindeCumhurbaşkanının yasayı TBMM'ye geri gönderme yetkisine halel gelmeyeceğiaçıktır. Çünkü Cumhurbaşkanı Anayasa'ya aykırılık konusunda iptal davasınıaçanlarla aynı düşüncede olabileceği gibi, Anayasa'ya aykırılık konusundafarklı düşünmekle beraber yasanın yerindeliği yönünden itirazları olabilir vetekrar görüşülmesini isteyebilir. TBMM yasada değişiklik yaparsa iptaldavasının konusu kalmadığından Anayasa Mahkemesince de Karar Verilmesine YerOlmadığına karar verilmesi gerekir. Yasa TBMM'ce aynen kabul edilirse AnayasaMahkemesinin yargılamaya devam edeceği ve yürürlüğün durdurulması dahil gereklikararları verebileceği açıktır. Kuşkusuz, Cumhurbaşkanı bu arada yasayıimzalayarak Resmî Gazete'de yayımlanması yoluna da gidebilir. Bu durumda, şayetAnayasa Mahkemesi daha önce yürürlüğün durdurulmasına karar vermişse, esashakkında karar verilinceye kadar yasa yürürlüğe girmeyecek, iptal kararıverilirse yasa hukuk aleminde geçerlilik kazanmayacak, ret kararı verilirse otarihten itibaren yürürlüğe girecektir. Bunun, Resmî Gazetede yayımlanan ancaktamamen veya kısmen daha ileriki bir tarihte yürürlüğe girmesi öngörülen biryasanın Anayasa'ya uygunluk denetiminden bir farkı yoktur. Bu nedenlerle, iptaldavası açılma zamanının bir ön denetime yol açacağı veya Cumhurbaşkanınınyetkileri ile çatışma yaratabileceği şeklindeki itirazlar temelsizdir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT