ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2014/52
Karar Sayısı : 2014/139
Karar Tarihi : 11.9.2014
R.G. Tarih-Sayı :9.4.2015-29321
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURANLAR :
1- İstanbul 8. İdare Mahkemesi(E.2014/52)
2- İstanbul 3. İdare Mahkemesi (E.2014/80)
İTİRAZLARIN KONUSU : 13.10.1983 tarihli ve2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun ek 2. maddesine, 31.5.2012 tarihli ve6321 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle eklenen üçüncü fıkranın Anayasa'nın 2., 5.,10., 13., 38. ve 49. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesiistemidir.
I- OLAY
Davacılar tarafından haklarında uygulanan idari para cezası vealtmış gün süre ile trafikten men cezasının iptali istemiyle açılan davalarıngörülmesi sırasında, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısınavaran mahkemeler, iptali için başvurmuşlardır.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
Kanun'un itiraz konusu kuralı da içeren ek 2. maddesi şöyledir:
"Araçlarıntescil edildikleri amacın dışında kullanılması:
Ek Madde 2- (Ek:17/10/1996 - 4199/43 md. Değişik: 21/5/1997 - 4262/4 md.)
Araçlarını motorluaraç tescil ve trafik belgesinde gösterilen maksadın dışında kullananlar ilesürülmesine izin veren araç sahipleri 14 400 000 lira para cezası ilecezalandırırlar.
Ayrıca, araç onbeşgün süre ile trafikten men edilir.
(Ek fıkra: 31/5/2012-6321/3 md.) İlgili belediyeden izin veyaruhsat almaksızın, belediye sınırları dâhilinde ticari amaçlı yolcu taşıyankişiye, araç sahibine, bağlı bulunduğu durak, işyeri ve işletmelerinsorumlularına birinci fıkrada gösterilen idari para cezası üç kat olarak,fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde tekerrürü halinde ise beş katolarak uygulanır. Ayrıca, araç her defasında altmış gün süre ile trafikten menedilir.
(Ek fıkra: 31/5/2012-6321/3 md.) Ayırıcıişareti bulunmayan üçüncü fıkra kapsamındaki araçlardan taşımacılık hizmetialanlara da birinci fıkrada belirtilen cezanın üçte biri oranında idari paracezası uygulanır."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın 2., 5., 10., 13., 38. ve 49.maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
A- E.2014/52 Sayılı Başvuru Yönünden
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Serruh KALELİ,Alparslan ALTAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ,Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, HicabiDURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, Zühtü ARSLAN ve M.Emin KUZ'un katılımlarıyla 13.3.2014 tarihinde yapılan ilk incelemetoplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesineOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
B- E.2014/80 Sayılı Başvuru Yönünden
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Serruh KALELİ,Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, ErdalTERCAN, Muammer TOPAL, Zühtü ARSLAN, M. Emin KUZ ve Hasan Tahsin GÖKCAN'ınkatılımlarıyla 14.5.2014 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, sınırlama sorununun iseesas inceleme aşamasında ele alınmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- BİRLEŞTİRME KARARI
13.10.1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun ek2. maddesine, 31.5.2012 tarihli ve 6321 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle eklenenüçüncü fıkrasının iptaline karar verilmesi istemiyle yapılan itiraz başvurusunailişkin davanın, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle E.2014/52 sayılı davaile BİRLEŞTİRİLMESİNE, E.2014/80 sayılı dosyanın esasının kapatılmasına, esasincelemenin E.2014/52 sayılı dosya üzerinden yürütülmesine 14.5.2014 tarihindeOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VI- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararları ve ekleri, Raportör Fatma BABAYİĞİT tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılanAnayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Sınırlama Sorunu
Anayasa'nın 152. ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 40. maddesine göre, Anayasa Mahkemesineitiraz yoluyla yapılacak başvurular itiraz yoluna başvuran mahkemenin bakmaktaolduğu davada uygulayacağı yasa kuralı ile sınırlıdır.
İtiraz konusu kuralda, ilgili belediyeden izin veya ruhsatalmaksızın, belediye sınırları dâhilinde ticari amaçlı yolcu taşıyan kişiye,araç sahibine, bağlı bulunduğu durak, işyeri ve işletmelerin sorumlularınamaddenin birinci fıkrasında gösterilen idari para cezasının üç kat olarak,fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde tekerrürü hâlinde ise beş katolarak uygulanacağı; ayrıca, aracın her defasında altmış gün süre ile trafiktenmen edileceği belirtilmiştir.
İtiraz yoluna başvuran mahkemelerdeki bakılmakta olan davalarda,itiraz konusu kural uyarınca "araç sahibine" ve"araç sürücüsüne (yolcu taşıyan kişiye)" uygulanan biridari para cezası söz konusu olup bu cezanın iptali istenilmektedir.Dolayısıyla, itiraz yoluna başvuran mahkemelerdeki bakılmakta olan davalarda,"bağlı bulunduğu durak, işyeri ve işletmelerin sorumlularına" uygulanmışidari para cezası ile yasaklanan bu eylemlerin tekerrürü nedeniyle uygulanmışbir idari ceza söz konusu olmadığı gibi doğal olarak bu cezaların iptali içinaçılmış bir dava da bulunmamaktadır. Bu nedenlerle, Kanun'un ek 2. maddesininüçüncü fıkrasının birinci cümlesine ilişkin esas incelemenin, cümlede yeralan ".yolcu taşıyan kişiye ..." ve "araçsahibine" ibareleri ile sınırlı olarak yapılmasına kararverilmiştir.
B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
1- Anayasa'nın 2. ve 10. Maddeleri Yönünden İnceleme
Başvuru kararlarında, itiraz konusu kuralda izin belgesiz yolcutaşımacılığı yapanların, aynı maddenin birinci fıkrasında belirtilen araçlarınıtescil ve trafik belgesinde gösterilen amacın dışında kullananlar hakkındauygulanandan daha ağır yaptırımlara tabi tutulduğu, bu durumun adalet vehakkaniyet kuralları ile hukuk devleti ilkesine aykırı bir sonuç doğurduğu gibieşitlik ilkesine de aykırı olduğu, ilgili belediyeden alınması gereken izinbelgesinin kanunda tanımlanmadığı, izin belgesi olarak bulundurulması gerekenbelgelerin idari düzenlemeler ile belirlenmesi, bunlara yenilerinineklenmesinin mümkün olması ve bu belgelerden birinin bulunmaması hâlinde ticariaraçların izinsiz faaliyet gösterme fiilinin kapsamına alınması nedeniyleitiraz konusu kuralın kesinlik, öngörülebilirlik koşullarına sahip olmadığı,sınırı ve sayısı belirsiz belgelerin alınmaması hâlinde izinsiz faaliyettebulunma sonucunu doğuracak şekilde yaptırım uygulanmasının kişinin temelhaklarını sınırladığı belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti, insanhaklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem veişlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunugeliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukutüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan,yargı denetimine açık olan devlettir.
Hukuk devletinde ceza hukukuna ilişkin düzenlemelerde olduğugibi idari yaptırımlar açısından da Anayasa'ya ve ceza hukukunun temelilkelerine bağlı kalmak koşuluyla hangi eylemlerin kabahat sayılacağı, bunlarauygulanacak yaptırımın türü ve ölçüsü gibi konularda kanun koyucu takdiryetkisine sahip olmakla birlikte, bu yetkisini kullanırken kabahat ve yaptırımarasındaki adil dengenin korunmasını da dikkate almak zorundadır. Ancak sadecekabahatin konusunu esas alarak ve benzer eylemler için öngörülen yaptırımmiktarlarını kıyaslayarak haksızlık ve yaptırım arasında adil denge bulunupbulunmadığı konusunda bir karar vermek sorunu tek yönlü ya da eksik olarak elealmak anlamına gelir. Haksızlığa konu eylem ile yaptırım arasında adalete uygunbir oranın bulunup bulunmadığının saptanmasında benzer bir fiil için konulmuşyaptırım ile yapılacak bir kıyaslamanın değil, o fiilin yarattığı etkinin vesonuçlarının dikkate alınması gerekir. Kanun koyucu, benzer eylemler içindeğişik cezalar yanında, daha hafif bir eylem için daha ağır bir cezayı dauygun görebilir.
Anayasa'nın 2. maddesindeki "hukuk devleti"ilkesi gereğince, yasama işlemlerinin kişisel yararları değil kamu yararınıgerçekleştirmek amacıyla yapılması zorunludur. Bir kuralın Anayasa'ya aykırılıksorunu çözümlenirken "kamu yararı" konusunda AnayasaMahkemesinin yapacağı inceleme yalnızca kanunun kamu yararı amacıyla yapılıpyapılmadığı ile sınırlıdır. Kanun ile kamu yararının gerçekleşipgerçekleşmeyeceğini denetlemenin anayasa yargısıyla bağdaşmayacağı, bunun kanunkoyucunun takdirinde olduğu açıktır.
İtiraz konusu kural, korsan tabir edilen yasa dışı taşımacılıklamücadele amacını taşımaktadır. Dolayısıyla, gerekli izin ve ruhsatlarıalmaksızın ticari amaçlı yolcu taşımacılığı yapılması eylemini yasaklamanın vebu eylemin hangi tür ceza ile yaptırıma bağlanacağı hususunun kanun koyucununtakdir yetkisi kapsamında kaldığı açıktır. Bu nedenle, ilgili belediyeden izinveya ruhsat almaksızın, belediye sınırları dâhilinde ticari amaçlı yolcutaşıyan kişiye ve araç sahibine idari para cezası verilip verilmeyeceğinibelirleme yetkisi kanun koyucunun takdir alanındadır.
Kanun koyucunun, özellikle büyük şehirlerde sayıları çok büyükboyutlara ulaşan, önemli şekilde vergi kaybına yol açan ve hizmet alan insanlariçin de sıkıntı oluşturan yasa dışı taşımacılığın yol açtığı mağduriyetin önünegeçmek için kamu yararı amacıyla, takdir yetkisine dayanarak düzenlediğikuralda hukuk devleti ilkesiyle çelişen bir yön bulunmamaktadır.
Hukuk devletinin temel ilkelerinden biri de "belirlilik"tir.Bu ilkeye göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangibir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır veuygulanabilir olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşıkoruyucu önlem içermesi de gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenliklebağlantılı olup, bu ilke gereği birey hangi somut eylem ve olguya hangihukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların hangi müdahaleyetkisini doğurduğunu bilmelidir. Birey ancak bu durumda kendisine düşenyükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını belirler. Hukuk güvenliği,normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devletegüven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunuzedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.
İtiraz konusu kuralda, ilgili belediyeden izin veya ruhsatalmaksızın, belediye sınırları dâhilinde ticari amaçlı yolcu taşıma eyleminincezası açık, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olarak belirlenmiştir. İlgilibelediyeden alınması gereken izin veya ruhsatların tümünün önceden öngörülmesive kanun koyucu tarafından önceden tek tek belirlenerek kanun metninde ifadeedilmesinin olanaksız olduğu ve bu belgelerin taşımacılığın türüne göredeğişebileceği düşünüldüğünde kuralda belirlilik ilkesine aykırılıkbulunmamaktadır.
Diğer taraftan Anayasa'nın 10. maddesinde öngörülen "kanunönünde eşitlik" ilkesi, hukuksal durumları aynı olanlar için sözkonusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlikilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işlemebağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasınıönlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrıkurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır.Kanun önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamınagelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişikkuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrıhukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'da öngörülen eşitlikilkesi zedelenmez.
Kanun'un ek 2. maddesinin birinci fıkrasında, aracın tesciledildiği amacın dışında kullanılması yasaklanmış; itiraz konusu kuralda iseilgili belediyeden izin veya ruhsat almaksızın, belediye sınırları dâhilindeticari amaçlı yolcu taşımak yasaklanmıştır. Birinci ve ikinci fıkradayasaklanan eylemler birlikte incelendiğinde, korunan hukuki yarar ve unsurlarıtümüyle farklı olup haklarında yaptırım uygulanan kimselerin aynı konumdaoldukları kabul edilemeyeceğinden aralarında eşitlik karşılaştırmasıyapılmasına olanak bulunmamaktadır. Bu nedenlerle, farklı suçlara farklı cezave yaptırımlar belirlemek kanun koyucunun takdirinde olup eşitlik ilkesineaykırılık oluşturmaz.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerineaykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
2- Anayasa'nın 38. Maddesi Yönünden İnceleme
Başvuru kararında, itiraz konusu kural uyarınca, bir kimsenin icraiveya ihmali herhangi bir hareketi olmasa veya tespit edilmese dahi sadece araçsahibi olmasından dolayı başkasının bir fiili nedeniyle cezalandırılabileceği,bu durumun cezaların şahsiliği ilkesine aykırı olduğu belirtilerek kuralın,Anayasa'nın 38. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Anayasa'nın 38. maddesinin ilk fıkrasında, "Kimse,işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayıcezalandırılamaz", üçüncü fıkrasında da, "ceza ve cezayerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur" denilereksuçun ve cezanın kanuniliği esası benimsenmiş, yedinci fıkrasında ise cezasorumluluğunun şahsi olduğu belirtilerek, herkesin kendi eyleminden sorumlututulacağı, başkalarının suç oluşturan eylemlerinden dolayıcezalandırılamayacağı kabul edilmiştir.
Ceza sorumluluğunun şahsiliği ceza hukukunun evrenselilkelerindendir. Cezaların şahsiliğinden amaç, bir kimsenin işlemediği birfiilden dolayı cezalandırılmamasıdır. Diğer bir anlatımla, bir kimseninbaşkasının fiilinden sorumlu tutulmamasıdır. Dolayısıyla bu ilke kusursuz suçve ceza olmaz ilkesini de kapsamaktadır. Anayasa'nın 38. maddesinin yedincifıkrası ile ilgili gerekçede de, ''.fıkra, ceza sorumluluğunun 'şahsî'olduğu; yani failden gayri kişilerin bir suç sebebiyle cezalandırılamayacağıhükmünü getirmektedir. Bu ilke dahi ceza hukukuna yerleşmiş ve 'kusura dayananceza sorumluluğu' ilkesine dahil, terki mümkün olmayan bir temelkuraldır." denilmektedir. Anayasa'nın 38. maddesinde idari veadli cezalar arasında bir ayrım yapılmadığından idari para cezaları da bumaddede öngörülen ilkelere tâbidir.
İtiraz konusu kuralda yaptırım uygulanacak kişiler araç sürücüsü(yolcu taşıyan kişi) ve araç sahibidir. Kuralda araç sürücüsü açısından sorumluluk,kendi kusurlu fiilinden kaynaklanmakta olup bu kişiler ticari amaçlı yolcutaşımacılığı yapılan araçta yasal izin ve ruhsatlarının bulunup bulunmadığınıbilebilecek ve kontrol edebilecek durumdadır. Bu nedenle yolcu taşıyan kişi(araç sürücüsü) açısından Anayasa'nın 38. maddesine bir aykırılıkbulunmamaktadır.
Ancak itiraz konusu kuralda araç sahibi açısından sorumluluk,objektif sorumluluk esası benimsenerek düzenlenmiştir. Kuralda, ilgilibelediyeden alınması gereken izin veya ruhsatı olmaksızın ticari amaçlı yolcutaşımacılığı yapıldığının tespit edildiği durumlarda araç sürücüsü, aynızamanda araç sahibi değilse, araç sahibine de aynı miktar için ceza tutanağıdüzenleneceği belirtilmekte, araç sahibi olan kişinin, kusurunun bulunupbulunmadığı, belgesiz olarak ticari amaçlı yolcu taşımacılığı yapılmasına izinverip vermediği değerlendirilmeden idare tarafından yaptırım uygulanmaktadır.Bu durum ise işlemediği bir fiilden dolayı araç sahibine yaptırım uygulanmasınaneden olabilecek niteliktedir. Dolayısıyla, alınması gereken izin veya ruhsatıolmaksızın ticari amaçlı yolcu taşımacılığı yapılması ve sürücünün araç sahibiolmaması hâlinde tescil plakası sahiplerine sadece ruhsat sahibi olmalarınedeniyle yaptırım uygulanması cezaların şahsiliği ilkesine aykırılıkoluşturmaktadır.
Öte yandan, Anayasa ve ceza hukukunun temel kuralları uyarınca,kişilere ceza verilebilmesi için aranan koşullardan biri hukuka aykırı eyleminkanunda belirtilmiş olmasını, diğeri de bu eylemin o kişi tarafındangerçekleştirilmiş olduğunun kanıtlanmasını gerektirir. İtiraz konusukuralda araç sahiplerinin hangi eylemleri suç sayıldığı için başkasınıneyleminden sorumlu tutulduğu açık bir şekilde gösterilmediği gibi araç sahibiolma ile suç arasındaki illiyet bağının da ne suretle oluştuğubelirtilmemiştir. Kural bu yönleriyle açık ve belirgin değildir. Bu nedenlerleitiraz konusu kuralın birinci cümlesinde yer alan ". araçsahibine." ibaresi ile ikinci cümlesindeki "araçsahibine" ibaresi yönünden cezaların şahsiliği ilkesineaykırıdır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kuralın birinci cümlesinde yeralan ".araç sahibine." ibaresi ile ikincicümlesinin "araç sahibine" yönünden Anayasa'nın 38.maddesine aykırıdır. İptali gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 5., 13. ve 49. maddesiyle ilgisigörülmemiştir.
VII- SONUÇ
13.10.1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun ek2. maddesine, 31.5.2012 tarihli ve 6321 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle eklenenüçüncü fıkranın;
A- Birinci cümlesine ilişkin esas incelemenin, cümlede yer alan ".yolcutaşıyan kişiye..." ve "...araçsahibine." ibareleri ile sınırlı olarak yapılmasına,
B- Birinci cümlesinde yer alan ".araçsahibine." ibaresi ile ikinci cümlesinin "araçsahibine" yönünden Anayasa'ya aykırı olduklarına ve İPTALLERİNE,
C- Birinci cümlesinde yer alan ".yolcu taşıyankişiye." ibaresinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazınREDDİNE,
11.9.2014 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
Zühtü ARSLAN
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN