ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2014/62
Karar Sayısı : 2014/125
Karar Günü : 3.7.2014
R.G. Tarih-Sayı :12.12.2014-29203
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Karacabey 1.Sulh Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 5.12.1951 günlü, 5846sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun, 23.1.2008 günlü, 5728 sayılıKanun’un 146. maddesiyle değiştirilen ek 10. maddesinin birinci fıkrasının (1)numaralı bendinin birinci cümlesinin Anayasa’nın 2., 5., 10., 49. ve 90.maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
Davacının, Kanun’un 44. maddesi gereğince alınması zorunlusertifikayı almadan ticari faaliyette bulunduğu gerekçesiyle adına kesilenidari para cezasının iptali istemiyle açtığı davada, itiraz konusu kuralınAnayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali içinbaşvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen Yasa Kuralı
Kanun’un itiraz konusu kuralı da içeren ek 10. maddesi şöyledir:
“Ek Madde 10- (Ek:3/3/2004-5101/26 md.; Değişik: 23/1/2008-5728/146 md.)
Aşağıda belirtilen hâllerde idarî para cezası uygulanır:
1. 44 üncü madde gereğince alınması zorunlu sertifikalarıalmaksızın faaliyet gösteren kişi mahallî mülkî amir tarafından onbin TürkLirasından otuzbin Türk Lirasına kadar idarî para cezasıylacezalandırılır. İlgili tüzel kişi hakkında verilecek idarî paracezasının üst sınırı ellibin Türk Lirasıdır.
2. (Mülga: 22/2/2012-6279/13 md.)
Bu madde hükümlerine göre verilen idarî para cezalarından tahsiledilen miktarın yüzde ellisi Kültür ve Turizm Bakanlığının hesabına aktarılır.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa’nın 2., 5., 10., 49. ve 90. maddelerinedayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Haşim KILIÇ, SerruhKALELİ, Alparslan ALTAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra AylaPERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, HicabiDURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, Zühtü ARSLAN ve M.Emin KUZ’un katılımlarıyla 9.4.2014 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında,dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Fatih ŞAHİN tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılanAnayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, sertifikasız faaliyette bulunma eylemi ile bueylem için itiraz konusu kuralda öngörülen para cezasının orantısız olduğu,kuralın bu haliyle uygulanması durumunda küçük çaplı işletmelerin ekonomikvarlıklarının sona ermesine sebebiyet verebileceği, bu durumun, çalışma hakkıve ödevini düzenleyen Anayasa’nın 49. maddesiyle ve taraf ülkelere çalışmahakkının etkin kullanımını sağlama ödevi yükleyen Avrupa Sosyal Şartı ilebağdaşmadığı, kuralda yer alan “onbin Türk Lirasından otuzbin Türk Lirasınakadar idari para cezasıyla cezalandırılır” ibaresi nedeniyleuygulanacak para cezası bakımından idarenin ve hâkimin takdir yetkisininsınırlandırıldığı, cezanın alt sınırı hususunda kademelendirme yapılmayarak tümişletmeler için onbin Türk Lirasından başlayan para cezası öngörülmesinineşitsizliğe neden olduğu belirtilerek kuralın, Anayasa’nın 2., 5., 10. ve 49.maddeleri ile temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası antlaşmalarakanunlar karşısında üstünlük tanıyan Anayasa’nın 90. maddesine aykırı olduğuileri sürülmüştür.
Kanun’un 44. maddesinin birinci fıkrasında, fikrî mülkiyete konuhakların korunması ve etkin bir şekilde takibinin sağlanması amacıyla, sadecesüreli yayınlar basan yerler dışında, fikir ve sanat eserlerinin tespit edilmesive çoğaltılmasına ilişkin materyalleri üreten ve/veya bu materyallerin dolum,çoğaltım ve satışını yapan veya herhangi bir şekilde yayan ve umumaarz eden yerlerin, Kültür ve Turizm Bakanlığınca ücret karşılığındasertifikalandırılacağı belirtilmektedir. Kanun’un ek 10. maddesinin birincifıkrasının (1) numaralı bendinin itiraz konusu birinci cümlesinde ise Kanun’un44. maddesi gereğince alınması zorunlu sertifikaları almaksızın faaliyetgösteren kişilerin mahalli mülki amir tarafından onbin Türk Lirasından otuzbinTürk Lirasına kadar idari para cezasıyla cezalandırılması öngörülmektedir.
Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insanhaklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem veişlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunugeliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukutüm devlet organlarına egemen kılan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlısayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
Hukuk devletinde ceza hukukuna ilişkin düzenlemelerde olduğu gibiidari yaptırımlar açısından da hangi eylemlerin kabahat sayılacağı, bunlarauygulanacak yaptırımın türü ve ölçüsü, yaptırımın ağırlaştırıcı vehafifleştirici nedenlerinin belirlenmesi gibi konularda kanun koyucu takdiryetkisine sahiptir. Ancak kanun koyucu kendisine tanınan takdir yetkisinianayasal sınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini gözönünde tutarak kullanması gerekir.
Kanun koyucu, fikir ve sanat eserlerinin tespit edilmesi veçoğaltılmasına ilişkin materyalleri üreten veya bu materyallerin dolum,çoğaltım ve satışını yapan veya herhangi bir şekilde yayan ve umumaarz eden yerlerin kayıt altına alınarak fikir ve sanat eserlerinin etkinbir şekilde takibinin sağlanması düşüncesiyle sertifika sistemini getirmiştir.Bu çerçevede, fikir ve sanat eserlerinin tespit edilmesi ve çoğaltılmasınailişkin materyalleri üreten veya bu materyallerin dolum, çoğaltım ve satışınıyapan veya herhangi bir şekilde yayan ve umuma arz eden yerlersertifika almakla yükümlü tutulmuşlardır. İtiraz konusu kuralla da sertifikaalma yükümlülüğünü yerine getirmeyenlerin idari para cezasıyla cezalandırılmalarıöngörülerek, sertifika sisteminin etkin bir şekilde işlemesi ve nihayetindefikri mülkiyet haklarının korunması amaçlanmıştır.
Kanun koyucunun takdir hakkı kapsamında sertifika almayükümlülüğünü yerine getirmeyenler için öngördüğü yaptırımın, kamu yararınısağlamaya yönelik olduğu anlaşılmakla birlikte, bu yaptırımın amacına uygunolarak adil ve hakkaniyete uygun olması gerekmektedir.
İtiraz konusu kuralda, sertifika alma yükümlülüğünü yerinegetirmeyenler için öngörülen para cezasının miktarı bakımından işletmelerinekonomik büyüklüğü ve sınıfına ilişkin herhangi bir kademelendirme yapılmadığıgörülmektedir. Buna göre, fikir ve sanat eserlerinin satışını yapan küçük çaplıbir işletme de sertifikasız faaliyette bulunması durumunda itiraz konusu kuralgereğince asgari onbin Türk Lirasından otuzbin Türk Lirasına kadar paracezasıyla cezalandırılabilecektir.
İtiraz konusu kuralda öngörülen para cezasının, fikir ve sanateserlerinin mevzuata aykırı şekilde çoğaltılması veya umuma arz edilmesininkarşılığını oluşturmayıp, sadece alınması zorunlu sertifikayı almadanfaaliyette bulunmanın karşılığını oluşturduğu göz önünde bulundurulduğunda,idari para cezasının alt sınırı, özellikle sertifika alma yükümlülüğünü yerinegetirmeyen küçük çaplı işletmelerin, adaletli ve hakkaniyete uygun olmayanölçüsüz bir yaptırımla karşı karşıya kalmalarına neden olmaktadır.
Bu itibarla, sertifika almaksızın fikir ve sanat eserlerinin tespitedilmesi ve çoğaltılmasına ilişkin materyalleri üreten veya bu materyallerindolum, çoğaltım ve satışını yapan veya herhangi bir şekilde yayan veumuma arz eden işletmelerin, ekonomik büyüklüğü ve sınıfına göre adil bir dengegözetilmeden, itiraz konusu kuralla ölçülü ve makul olmayan idari para cezasıile cezalandırılmaları, hukuk devletinin gereği olan “adalet” ve “hakkaniyet” ilkeleriylebağdaşmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2. maddesineaykırıdır. İptali gerekir.
M. Emin Kuz bu görüşe katılmamıştır.
Kural, Anayasa’nın 2. maddesine aykırı bulunarak iptaledildiğinden Anayasa’nın 5., 10., 49. ve 90. maddeleri yönünden ayrıca incelemeyapılmasına gerek görülmemiştir.
VI- İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, “Kanun, kanunhükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunlarınhükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlüktenkalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceğitarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığıgünden başlayarak bir yılı geçemez.” denilmekte, 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 66. maddesinin (3)numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanarak, Mahkemenin gerekli gördüğühâllerde, Resmî Gazete’de yayımlandığı günden başlayarak iptal kararınınyürürlüğe gireceği tarihi bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceğibelirtilmektedir.
5.12.1951 günlü, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun,23.1.2008 günlü, 5728 sayılı Kanun’un 146. maddesiyle değiştirilen ek 10.maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin birinci cümlesinin iptaledilmesi nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu düzenini ihlal edici niteliktegörüldüğünden, Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılıKanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince iptal hükmünün, kararınResmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesiuygun görülmüştür.
VII- SONUÇ
A- 5.12.1951 günlü, 5846 sayılı Fikir ve Sanat EserleriKanunu’nun, 23.1.2008 günlü, 5728 sayılı Kanun’un 146. maddesiyle değiştirilenek 10. maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin birinci cümlesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna veİPTALİNE, M. Emin KUZ’un karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
B- İptal hükmünün, Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri HakkındaKanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince, KARARIN RESMÎ GAZETE’DEYAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK ALTI AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,
3.7.2014 gününde karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
Zühtü ARSLAN
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN
KARŞIOY GEREKÇESİ
5846 sayılı Kanunun ek 10. maddesinin birinci fıkrasının (1)numaralı bendinin, 44. madde gereğince alınması zorunlu olan sertifikalarıalmadan faaliyet gösterenlerin onbin Türk Lirasından otuzbin Türk Lirasına kadaridarî para cezasıyla cezalandırılmasını öngören birinci cümlesinin, hukukdevleti ilkesi ile bağdaşmadığı gerekçesiyle Anayasanın 2. maddesine aykırıolduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
5846 sayılı Kanunda fikir ve sanat eserlerinin korunması amacıylaçeşitli yollar öngörülmekte ve bu düzenlemeler bir bütünlük oluşturmaktadır.Bunlar arasında bandrol ve sertifika sistemine ilişkin idarî koruma tedbirleride bulunmaktadır. Kanunun bandrol zorunluluğu ve buna uymayanlara verilecekcezalarla ilgili hükümlerinin etkili bir şekilde uygulanabilmesi de fikir vesanat eserlerinin üretim safhasından başlayarak bütün işlem aşamalarında takipve denetim altına alınmasına, dolayısıyla 44. maddede getirilen sertifikasisteminin hayata geçirilmesine bağlıdır.
“Fikir ve sanat eserlerinin işaretlenmesi” başlıklı 44. maddeninbirinci fıkrasına göre, fikrî mülkiyet haklarının korunması ve etkin birşekilde takibinin sağlanması amacıyla, fikir ve sanat eserlerinin tespitedilmesi ve çoğaltılmasına ilişkin materyalleri üreten, bunların dolum,çoğaltım ve satışını yapan veya herhangi bir şekilde yayan ve umuma arz edenyerlerin Bakanlıkça sertifikalandırılmaları gerekmekte; fıkranın devamında veizleyen fıkralarda da söz konusu hakların korunması amacıyla bir denetimsistemi getirilmektedir. Bu izin ve denetim sistemi ile fikrî mülkiyethaklarının korunması ve etkin bir şekilde takibinin sağlanması için bir veritabanı oluşturulmasının, böylece korsanla mücadelede etkinliğin artırılmasınınamaçlandığı anlaşılmaktadır.
İtiraz konusu kuralda, söz konusu izin sisteminin etkili birşekilde işlemesi için idarî para cezaları öngörülmüştür. Anılan sertifikalarınbasit bir prosedür izlenerek ve düşük bir ücret karşılığında alınabilmesi,kanun koyucunun, bu işleri yapan bütün işletmelerin büyüklüğüne ve sınıfınabakılmadan sertifika almalarını hedeflediğini ve sertifikalandırmanın, kurulandenetim sistemindeki önemini göstermektedir.
Anayasa Mahkemesinin kararlarında da belirtildiği üzere, hukukdevletinde, ülkenin sosyal, kültürel yapısı, etik değerleri ve ekonomik hayatıngerekleri dikkate alınarak ceza siyasetinin belirlenmesi yetkisi kanun koyucuyaaittir. Yasama organı, bu yetkisini kullanırken ceza hukuku alanında olduğugibi, idarî yaptırımlara ilişkin düzenlemelerde de hangi fiillerincezalandırılacağı ve bu cezaların türleri ile ölçüleri konusunda takdiryetkisine sahiptir.
Yasama organının buna uygun olarak, itiraz konusu kuralla, mezkûrsertifikalar alınmadan faaliyet gösterilmesini yasakladığı ve takibinde büyükzorluklarla karşılaşılan korsanla mücadele edilebilmesi için, bu yasağauyulmamasının anılan idarî para cezaları ile cezalandırılmasını öngördüğüanlaşılmaktadır. Kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında söz konusu fiilleriidarî suç olarak belirlemesinin ve bunun karşılığında öngördüğü idarîcezaların, kararda da belirtildiği üzere kamu yararını sağlamaya yönelik olduğuaçıktır.
İtiraz başvurusunda, sertifikasız faaliyette bulunma içinöngörülen cezanın fiille orantılı olmadığı, kuralın idarenin ve hâkimin takdiryetkisini sınırladığı ve özellikle cezanın alt sınırı hususunda adil birkademelendirme yapılmadığı ileri sürülmüştür. İptal kararının gerekçesinde de,yaptırımın, amacına uygun olarak adil ve hakkaniyete uygun olması gerektiğibelirtilerek, anılan cezanın alt sınırının özellikle küçük çaplı işletmelerinadaletli ve hakkaniyete uygun olmayan ölçüsüz bir yaptırımla karşı karşıyakalmalarına neden olduğu, işletmelerin ekonomik büyüklüğü ve sınıfına göre adilve makul bir denge gözetilmeden idarî para cezası ile cezalandırılmalarınınöngörülmesinin, hukuk devletinin gereği olan adalet ve hakkaniyet ilkeleriylebağdaşmadığı ifade edilmektedir.
Oysa iptal edilen hükümde, sertifika almadan faaliyetgösterenlerin onbin liradan otuzbin liraya kadar idarî para cezasıylacezalandırılmaları; izleyen cümlede ise bu fiili işleyenlerin tüzel kişi olmasıhâlinde idarî para cezasının üst sınırının ellibin lira olması öngörülmeksuretiyle, bu cezayı uygulamakla yetkili kılınan mahallî mülkî amire,işletmelerin büyüklüğüne ve sınıfına göre beş katı bulan bir aralıkta cezatayin etme yetkisi verilmiştir. Böylece, idareye geniş bir değerlendirme marjı tanınmışve gerektiğinde hafifletici veya ağırlaştırıcı sebeplerin dikkate alınmasınaimkân sağlanmıştır.
Kuşkusuz, idarenin bu yetkisini kullanırken kanunun belirlediğişartlar ve sınırlar içinde kalması, kamu yararını gözetmesi, eşitlik ilkesineuygun davranması, hizmetin gereklerini gözönünde bulundurması, bu çerçevedefiille yaptırım arasındaki adil dengenin sağlanabilmesi bakımından somut olayaen uygun yaptırımı belirlemesi ve alt sınırın üzerinde bir ceza verdiğindeayrıca bunun haklı ve makul gerekçelerini açıklaması gerekir. İdarenin, sözkonusu yaptırımları idare hukukunun genel ilkelerine uygun olarak kullanıpkullanmadığının yargının denetimine açık olduğu da tartışmasızdır.
Diğer taraftan, mezkûr kuralda öngörülen idarî para cezalarınınalt sınırının yüksek bulunarak adalete ve hakkaniyete uygun olmayan biryaptırım olarak değerlendirilmesine katılmak da mümkün değildir. Suç veyaptırım arasındaki oranın adalete uygun olup olmadığının belirlenmesinde,yaptırım ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin bulunupbulunmadığına bakılması gerekir. Kanun koyucu korsan yayıncılığın toplumüzerindeki tehlikesini, bu suçlardaki artışı ve suçun tespitindeki güçlükleridikkate alarak, ülkenin sosyal ve kültürel yapısı ile ekonomik hayatıngereklerine göre mezkûr yaptırımları belirlemiştir. Korsanla mücadeleamacıyla 5846 sayılı Kanunda yapılan değişiklikler kronolojik olarakincelendiğinde, sadece cezaların artırılmasının yeterli olmadığının görülmesiüzerine son olarak fikir ve sanat eserlerinin üretim safhasından itibaren bütünişlem aşamalarının takip ve denetim altına alınması için idarî tedbirlergetiren mezkûr kanun değişikliklerinin yapıldığı ve bu düzenlemelerdekuralların önleme ve iyileştirme amaçlarına uygun olarak itiraz konusuyaptırımların öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, kanun koyucunun takdiryetkisine dayanarak, fiilin meydana getireceği neticeleri de dikkate alarakdüzenlediği kuralda hukuk devleti ilkesi ile çelişen bir yön bulunmamaktadır.
Kararda, itiraz konusu kuralda öngörülen para cezasının, fikir vesanat eserlerinin mevzuata aykırı şekilde çoğaltılmasının veya umumasunulmasının değil, “sadece alınması zorunlu sertifikayı almadan faaliyettebulunmanın karşılığını oluşturduğu” belirtilerek, bu fiilin esasen önemsizolduğu anlamına gelen bir değerlendirme yapılmaktadır. “Adalet” ve “hakkaniyet”kavramlarına dayanarak yapılan bu tür değerlendirmelerin yerindelik denetimineyol açabileceği düşünüldüğünden, bu gerekçeye ve sonuca katılmak da mümkündeğildir.
Bu sebeplerle, itiraz konusu kuralın Anayasaya aykırı olmadığınıve itirazın reddine karar verilmesi gerektiğini düşündüğümden, iptal yönündekiçoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye
M. Emin KUZ