ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2014/65
Karar Sayısı : 2014/150
Karar Günü : 2.10.2014
R.G. Tarih-Sayı :12.12.2014-29203
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURANLAR :
1- İstanbul 3. İdare Mahkemesi (E.2014/65)
2- Ankara 15. İdare Mahkemesi (E.2014/91)
3- İzmir 4. İdare Mahkemesi (E.2014/119)
İTİRAZLARIN KONUSU : 13.10.1983günlü, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 24.5.2013 günlü 6487 sayılıKanun’un 19. maddesiyle değiştirilen 48. maddesinin dokuzuncu fıkrasınınAnayasa’nın 2., 10. ve 13. maddelerine aykırılığı ileri sürülerekiptaline karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
Davacılar tarafından haklarında uygulanan idari para cezası vesürücü belgesinin 2 yıl süreyle geri alınması işleminin iptali istemiyle açılandavaların görülmesi sırasında itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğukanısına varan Mahkemeler, iptali için başvurmuşlardır.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
Kanun’un itiraz konusukuralı da içeren “Alkol, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin etkisi altındaaraç sürme yasağı” başlıklı 48. maddesi şöyledir:
“Madde 48- (Değişik: 24/5/2013 - 6487/19 md.)
Uyuşturucu veyauyarıcı maddeleri almış olan sürücüler ile alkollü olan sürücülerin karayolundaaraç sürmeleri yasaktır.
Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılıp kullanılmadığı ya daalkolün kandaki miktarını tespit amacıyla, kollukça teknik cihazlar kullanılır.
Kişinin yaralanmalı veya ölümlü ya da kollukça müdahil olunanmaddi hasarlı trafik kazasına karışması hâlinde, ikinci fıkrada belirtilenmuayeneye tabi tutulması zorunludur. Teknik cihaz ile yapılan ölçüme itirazeden veya bu cihaz ile ölçüm yapılmasına müsaade etmeyen bu sürücüler, en yakınadli tıp kurumuna veya adli tabipliğe veya Sağlık Bakanlığına bağlı sağlıkkuruluşlarına götürülerek uyuşturucu veya uyarıcı madde ya da alkol tespitindekullanılmak üzere vücutlarından kan, tükürük veya idrar gibi örnekler alınır.Bu işlem bakımından 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun75 inci maddesi hükümleri, beşinci fıkrası hariç olmak üzere uygulanır.
Trafik kazası sonucunda kişinin ölmesi veya teknik cihazaüfleyemeyecek kadar yaralanmış olması hâlinde, üçüncü fıkra hükümlerine göre bukişilerden kan, tükürük veya idrar gibi örnekler alınır.
Yapılan tespit sonucunda, 0.50 promilin üzerinde alkollü olarakaraç kullandığı tespit edilen sürücüler hakkında, fiili bir suç oluştursa bile,700 Türk Lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgesi altı ay süreylegeri alınır. Hususi otomobil dışındaki araçları alkollü olarak kullanansürücüler bakımından promil alt sınırı 0.21 olarak uygulanır. Alkollü olarakaraç kullanma nedeniyle sürücü belgesi geri alınan kişiye, son ihlalingerçekleştiği tarihten itibaren geriye doğru beş yıl içinde; ikinci defasında877 Türk Lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgeleri iki yıl süreyle,üç veya üçten fazlasında ise, 1.407 Türk Lirası idari para cezası verilir vesürücü belgeleri her seferinde beşer yıl süreyle geri alınır. Sürücübelgelerinin herhangi bir nedenle geçici olarak geri alınmış olması hâlindebelirtilen süreler, geçici alma süresinin bitiminde başlar.
Yapılan tespit sonucunda, 1.00 promilin üzerinde alkollü olduğutespit edilen sürücüler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanununun 179 uncu maddesininüçüncü fıkrası hükümleri uygulanır.
Hususi otomobil sürücüleri bakımından 0.50 promilin, diğer araçsürücüleri bakımından 0.20 promilin üzerinde alkollü olan sürücülerin trafikkazasına sebebiyet vermesi hâlinde, ayrıca Türk Ceza Kanununun ilgili hükümleriuygulanır.
Uyuşturucu veya uyarıcı madde aldığı tespit edilen sürücülere3.600 Türk Lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgesi beş yıl süreylegeri alınır. Bu kişiler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanunu hükümleri uygulanır.
Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılıp kullanılmadığı ya daalkolün kandaki miktarını tespit amacıyla, kollukça teknik cihazlarkullanılmasını kabul etmeyen sürücülere 2000 Türk Lirası idari para cezasıverilir ve sürücü belgesi iki yıl süreyle geri alınır.
Sürücünün uyuşturucu veya uyarıcı madde kullandığından şüpheedilmesi hâlinde 5271 sayılı Kanunun adli kolluğa ilişkin hükümleri uygulanır.
Alkollü olarak araç kullanması nedeniyle son ihlalin gerçekleştiğitarihten itibaren geriye doğru beş yıl içinde sürücü belgeleri ikinci defa gerialınan sürücüler Sağlık Bakanlığınca, usul ve esasları İçişleri, Millî Eğitimve Sağlık bakanlıklarınca çıkarılacak yönetmelikte gösterilen sürücüdavranışlarını geliştirme eğitimine; üç veya üçten fazla geri alınan sürücülerise psiko-teknik değerlendirmeye ve psikiyatri uzmanının muayenesine tabitutulurlar.
Sürücü belgelerinin geçici geri alma işlemleri bu Kanunun 6 ncımaddesinde sayılan görevliler tarafından yapılır.
Bu madde hükümlerine göre geri alınan sürücü belgesinin iadeedilebilmesi için; ilgili kişi hakkında trafik kurallarına aykırılıkdolayısıyla bu Kanun hükümlerine göre verilmiş olan idari para cezalarınıntamamının tahsil edilmiş olması; uyuşturucu veya uyarıcı madde alması nedeniylesürücü belgesi geri alınanların ayrıca sürücü olmasında sakınca bulunmadığınadair resmi sağlık kurumlarından alınmış sağlık kurulu raporunun ibraz edilmesişarttır.
Alkol, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin tespiti içinkullanılacak teknik cihazların sahip olacağı asgari koşullar ile diğer usul veesaslar yönetmelikte gösterilir.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararlarında, Anayasa’nın 2., 10. ve 13. maddelerinedayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
A- E.2014/65 Sayılı Başvuru Yönünden
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Haşim KILIÇ, SerruhKALELİ, Alparslan ALTAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra AylaPERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, HicabiDURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, Zühtü ARSLAN ve M.Emin KUZ’un katılımlarıyla 9.4.2014 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında,dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
B- E.2014/91 Sayılı Başvuru Yönünden
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Serruh KALELİ,Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN,Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, ErdalTERCAN, Muammer TOPAL, Zühtü ARSLAN, M. Emin KUZ ve Hasan Tahsin GÖKCAN’ınkatılımlarıyla 14.5.2014 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
C- E.2014/119 Sayılı Başvuru Yönünden
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Haşim KILIÇ, SerruhKALELİ, Alparslan ALTAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, ZehraAyla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU,Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, Zühtü ARSLAN,M. Emin KUZ ve Hasan Tahsin GÖKCAN’ın katılımlarıyla 3.7.2014 gününde yapılanilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasınınincelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- BİRLEŞTİRME KARARLARI
13.10.1983 günlü, 2918 sayılı Karayolları TrafikKanunu’nun, 24.5.2013 günlü 6487 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle değiştirilen48. maddesinin dokuzuncu fıkrasında yer alan “… 2000 Türk Lirası idaripara cezası verilir ve sürücü belgesi iki yıl süreyle geri alınır.” ibaresininiptaline karar verilmesi istemiyle yapılan E.2014/91 sayılı itiraz başvurusunun14.5.2014 gününde, E.2014/119 sayılı itiraz başvurusunun ise 3.7.2014 gününde,aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle E.2014/65 sayılı dava ile birleştirilmesine,esaslarının kapatılmasına, esas incelemenin E.2014/65 sayılı dosya üzerindenyürütülmesine, OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VI- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararları ve ekleri, Raportör Mustafa ÇAL tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılanAnayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararlarında, kanun koyucunun uyuşturucu veya uyarıcımaddelerin kullanılıp kullanılmadığı ya da alkolün kandaki miktarını tespitamacıyla, kollukça teknik cihazlar kullanılmasını kabul etmeme eylemininyaptırımını düzenlerken ceza hukukunun temel prensiplerinden olan ölçülülükilkesiyle bağlı olduğu, kuralda öngörülen yaptırım ile alkollü araç kullanımıeylemi için öngörülen yaptırımlar arasında adil ve hakkaniyete uygun birorantının bulunmadığı, bu hâliyle seyahat özgürlüğünün özüne dokunan ölçüsüzbir tedbir niteliğinde olan düzenlemenin eşitlik ve adalet ilkeleriylebağdaşmadığı belirtilerek Anayasa’nın 2., 10. ve 13. maddelerine aykırı olduğuileri sürülmüştür.
Kanun’un 1. maddesinde,Kanun’un amacı karayollarında can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenininsağlaması ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemlerinbelirlenmesi olarak ifade edilmiştir. Bu bağlamda trafik düzeni ve güvenliğininsağlanması amacıyla Kanun’un 48. maddesinin ikinci fıkrasında uyuşturucu veyauyarıcı maddelerin kullanılıp kullanılmadığı ya da alkolün kandaki miktarınıtespit amacıyla, kollukça teknik cihazlar kullanılacağı belirtildikten sonraitiraz konusu dokuzuncu fıkrasında ise anılan denetimi kabul etmeyen sürücülere2000 Türk Lirası idari para cezası verileceği ve sürücü belgesinin iki yılsüreyle geri alınacağı hükme bağlanmıştır.
Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem veişlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyupgüçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirereksürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukunüstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
Hukuk devletinde ceza hukukuna ilişkin düzenlemelerde olduğu gibiidari yaptırımlar açısından da Anayasa’ya ve ceza hukukunun temel ilkelerinebağlı kalmak koşuluyla hangi eylemlerin kabahat sayılacağı, bunlara uygulanacakyaptırımın türü ve ölçüsü gibi konularda kanun koyucu takdir yetkisine sahipolmakla birlikte, bu yetkisini kullanırken kabahat ve yaptırım arasındaki adildengenin korunmasını da dikkate almak zorundadır. Ancak sadece kabahatinkonusunu esas alarak ve benzer eylemler için öngörülen yaptırım miktarlarınıkıyaslayarak haksızlık ve yaptırım arasında adil denge bulunup bulunmadığıkonusunda bir karar vermek sorunu tek yönlü ya da eksik olarak ele almakanlamına gelir. Haksızlığa konu eylem ile yaptırım arasında adalete uygun biroranın bulunup bulunmadığının saptanmasında benzer bir fiil için konulmuşyaptırım ile yapılacak bir kıyaslamanın değil, o fiilin yarattığı etkinin vesonuçlarının dikkate alınması gerekir. Kanun koyucu, benzer eylemler içindeğişik cezalar yanında, daha hafif bir eylem için daha ağır bir cezayı dauygun görebilir.
İtiraz konusu kuralın trafikte etkin bir şekilde alkol veuyuşturucu madde denetimi yapılması suretiyle toplum sağlığını ve düzeninitehdit eden trafik kazalarının önlenmesini sağlamak dolayısıyla kişilerin canve mal güvenliğini ve kamu düzenini korumak amacıyla öngörüldüğüanlaşılmaktadır. Bu düzenlemenin anayasal sınırlar içinde kanun koyucununtakdirinde olduğu açıktır. Bu bağlamda kanun koyucu, trafikte uyuşturucu veyauyarıcı maddelerin kullanılıp kullanılmadığı ya da alkolün kandaki miktarınıtespit amacıyla, kollukça teknik cihazlar kullanılmasını kabul etmeme eyleminintrafik düzeni ve denetimi üzerinde meydana getireceği neticeleri dikkate alarakcaydırıcı bir şekilde cezalandırılmasını benimsemiştir. Dolayısıyla kanunkoyucunun, takdir yetkisine dayanarak ve eylemin meydana getireceği neticeleride dikkate alarak düzenlediği itiraz konusu kuralda hukuk devleti ilkesi ileçelişen bir yön bulunmamaktadır.
Başvuru kararlarında, alkollü araç kullanımı için öngörülenyaptırımlar ile kuralda öngörülen yaptırım karşılaştırılarak aralarındaorantısızlık bulunduğu belirtilmişse de kuralda yaptırıma bağlanmış olandenetime uyulmaması eyleminin alkollü araç kullanımı eyleminden bağımsız vefarklı bir eylem olması, kuralın alkol denetimini kabul etmeyen sürücüleryanında uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin denetimini kabul etmeyen sürücüleriçin de geçerli olan ortak bir hüküm niteliğinde olması ve uyuşturucu veyauyarıcı madde aldığı tespit edilen sürücüler için de 3.600 TürkLirası idari para cezası ve sürücü belgesinin beş yıl süreyle geri alınmasıyaptırımının öngörülmüş olması birlikte değerlendirildiğinde düzenlemenin kendiiçinde tutarlı ve ölçülü olduğu da açıktır.
Öte yandan, Anayasa'nın 10. maddesinde yer verilen eşitlik ilkesihukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil,hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunankişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrımyapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumdabulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun karşısındaeşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin her yönden aynıkurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimikişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamalarıgerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklıkurallara bağlı tutulursa Anayasa'da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.
İtiraz konusu kuralda etkili bir trafik denetiminin yapılması vekamu otoritesinin sağlanması için öngörülen yaptırım ile alkollü araç kullanımıeylemi için öngörülen yaptırımın getiriliş amacının başka bir ifadeyleyaptırıma bağlanan anılan eylemlerin koruduğu hukuki değerlerin farklılığıdikkate alındığında bu eylemlerin faillerinin aynı konumda bulunmadıkları vetümüyle aynı kurallara tabi tutulmalarının gerekmediği açıktır. Dolayısıyla,trafikte alkollü araç kullanan sürücüler ile trafikte yapılan alkol denetimeuymayan sürücüler hukuksal anlamda aynı konumda bulunmadıklarından, bu kişilereuygulanacak olan yaptırımlardaki farklılıklar eşitlik ilkesine aykırılık teşkiletmez.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2. ve 10.maddelerine aykırı değildir. İtiraz isteminin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 13. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
Hasan Tahsin GÖKCAN bu görüşe katılmamıştır.
VII- SONUÇ
13.10.1983 günlü, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun,24.5.2013 günlü, 6487 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle değiştirilen 48. maddesinindokuzuncu fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, HasanTahsin GÖKCAN’ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA, 2.10.2014 gününde karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
Zühtü ARSLAN
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN
KARŞIOY GEREKÇESİ
2918 sayılı KTK’nın 6487 sayılı Kanunun 19. maddesiyle değişik 48.maddesinin 9. fıkrasında düzenlenen kuralda; sürücülerin, uyuşturucu veyauyarıcı madde veya alkol kullanıp kullanmadığını tespit amacıyla kollukçateknik cihaz kullanılması için yapılan uygulamayı kabul etmeme eylemleri 2000TL idari para cezası ve iki yıl süreyle sürücü belgesinin geri alınmasıyaptırımlarıyla cezalandırılmaktadır.
Kanun koyucu, Karayolları Trafik Kanununda motorlu kara taşıtlarıtrafiğine ilişkin kamu düzenini temin ve suçu önleme amacıyla çeşitlidüzenlemeler yapmıştır. Uyuşturucu madde tesiri altında veya alkollü halde araçkullanılmasının neden olduğu tehlikelere karşı aynı kanunun 48. maddesinin 5, 6ve 8. fıkralarında adli ve idari suçlar öngörülmüştür. Sözü edilen fıkralarda,alkollü veya uyuşturucu madde tesiri altında araç kullanma eylemleri suç veyakabahat olarak kabul edilmiş ve yaptırıma bağlanmıştır. Ancak, 2918 sayılıKanunun değişik 48. maddesinin 9. fıkrası ile her ne kadar kolluğun denetimimkanları kolaylaştırılmak istenilmiş ise de, bu düzenleme suçun faili ve suçunsurları yönünden diğerlerinden farklı olup, düşüncemize göre kural iki yöndenAnayasaya aykırı düşmektedir.
1- Ceza yargılamasının temel kurallarından bulunan nemotenetur (Nemo Tenetur Se İpsum Accusare) ilkesi gereği,kişiler kendileri ve yakınları aleyhine delil vermeye zorlanamazlar (Bu konudabkz; İtişgen, Rezzan, Kişinin Kendini Suçlamaya Zorlanamaması (NemoTenetur)İlkesi ve Susma Hakkı, İstanbul 2013, s. 4 vd.). Aksi yöndeki tutum vekurallar, kişiyi iradeye sahip özerk bir birey olmaktan çıkarmakta ve objeleştirmektedir.Bu nedenledir ki ‘kendini suçlama yasağı’, uluslararası insan hakları hukukununen geniş uygulamasını oluşturan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6.maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı içerisinde görülmektedir (Bkz.;AİHM Saunders v. U.K. 17.12.1996, prg. 68, 69; J.Murray v. U.K. 8.2.1996, prg.45; İnceoğlu, Sibel, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında AdilYargılanma Hakkı, 3.B. İstanbul 2008, s. 272).
Kendi aleyhine delil sunmaya zorlanmama hakkı, Anayasamızın 38.maddesinin 5. fıkrasında; “hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilenyakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeyezorlanamaz.” cümlesiyle yer bulmuştur. Bu kural uyarınca şüpheli aleyhinedelil toplanabilecek ve bu amaçla beden muayenesi, kan testi, vb. işlemleryapılabilecek, bu amaçla koruma tedbirleri uygulanabilecek (CMK m. 75), fakat,şüphelinin delili gizlemesi veya kaçması dolayısıyla aleyhine bir hukuki sonuçdoğurulamayacaktır.
Devletin trafik güvenliğini sağlamak amacıyla sürücüler üzerindedenetim yapması elbette hukuka uygun sayılmalıdır. 2918 sayılı KTK hükümlerindebu amaca yönelik çok sayıda hüküm bulunmaktadır. Nitekim 48. maddede alkol veuyuşturucu denetiminin belirlenen araçlarla veya kan ve tükrük tahlili vb.yöntemlerle yapılacağı belirtilmektedir. Bu denetimler sonunda, alkol veyauyuşturucu madde tesiri altında araç kullandığı tespit edilen sürücülere idarive adli yaptırımlar da uygulanmaktadır. Belirtmek gerekir ki, kan, idrar,tükrük gibi örnekler sanığın iradesinden bağımsız olarak kanıtlayıcı delilolarak kabul edilebilmekte ve AİHM bunlara sanığın iradesi hilafınabaşvurulmasını adil yargılanma hakkını ihlal etmeyeceğini kabul etmektedir(AİHM Saunders v. UK. Ap. no 19187/91, 17.12.1996, prg. 69; İnceoğlu, Sibel,İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi ve Anayasa, Ankara 2013, s. 246). Cezayargılamasında bu tür delillerin elde edilmesi dolayısıyla şüpheli veya sanığın katlanma yükümlülüğündensöz edilmektedir. Buna karşılık, nemo tenetur ilkesi gereği kişilerinsoruşturma/kovuşturma organlarıyla işbirliği yapma yükümlülüğü getirilemez. Builke, işbirliği yapıp yapmama konusunda kişilerin serbest bırakılmasınıgerektirmektedir (Öztürk, Bahri -Editör- Nazari ve Uygulamalı Ceza MuhakemesiHukuku, 7.B. Ankara 2014, s. 155). Alman hukukunda da ilke uyarınca, kişininölçüm cihazına üflemeye 'zorlanamayacağı', fakat alkol ölçümü için vücuttan kanalınması işlemine katlanmakla yükümlü bulunduğu kabul edilmektedir (Ünver,Yener/Hakeri, Hakan, Ceza Muhakemesi Hukuku, 3.B. Ankara 2010, s. 75). Bubakımdan, denetim sonucunda suç işlemiş olduğu ortaya çıkması muhtemel olan birkişinin, kendisi aleyhine delil elde edilmesine iradi olarak katılmayükümlülüğü bulunmamaktadır. Kanun ile böyle bir yükümlülük konulması veyayükümlülüğe uymayan kişinin idari veya adli bir yaptırımla cezalandırılması dakendi aleyhine delil sunmaya zorlanmama hakkına aykırılık teşkil edecektir.
Nitekim konuyla ilgili AİHM kararlarında bu ilkeyle ilgili olarakaşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır:
a) Güvenlik ve kamu düzeni ile ilgili olsa da, susma ve kendinisuçlamama hakkının özüne zarar verilemeyeceği ( AİHM Heaney ve Mcc Guinnes v.İreland, Ap. no 34720/97, 21.12.2000, prg. 55-58).
b) Susma ve kendini suçlamama hakkı, suç isnat edilmesibeklentisi olması kaydıyla (Weh kararı) hem dava öncesi, soruşturma evresini(Funke kararı), hem de sonrasını (Saunders kararı) kapsar.
c) Sözleşmedeki susma ve kendini suçlamama hakkı, belge ve ticarikayıtları vermeyi reddetme hakkını da içerecek biçimde geniş bir içeriğesahiptir (Funke kararı; İnceoğlu, AİHS ve Anayasa, s. 246).
İncelenen 48/9. maddedeki kural da tam anlamıyla, kendilerialeyhine delil üretmeye katkıda bulunmayan kişilerin cezalandırılmasınıöngörmektedir. Düşüncemize göre böyle bir düzenleme Anayasanın 38/5.maddesine aykırı bulunmaktadır.
2- Diğer taraftan, sözü edilen 9. fıkradaki yaptırım, aynımaddenin üçüncü fıkrasında belirtilen, trafik kazası yaptığı haldealkol/uyuşturucu denetimini kabul etmeyen sürücüler hakkında dauygulanmaktadır. Halbuki, 48. maddenin üçüncü fıkrasında, teknik cihazla ölçümyapılmasına izin vermeyen sürücülerin kolluk tarafından 5271 sayılı CMKhükümleri uyarınca en yakın adli tıp kurumu veya sağlık kuruluşuna götürülerek,kan, tükrük, idrar gibi örnekler alınmak suretiyle tespit yaptırılacağı amirhükmü yer almaktadır. Yani, olay yerinde cihazla denetimi kabul etmeyensürücüler üzerinde zor kullanılarak denetim yapma yetkisi verilmektedir. Başkabir anlatımla, ölümlü, yaralamalı veya maddi hasarlı bir kazaya neden olan vecihazla alkol testini kabul etmeyen sürücü, hem 9. fıkra gereği idari paracezası ve iki yıl süreyle sürücü belgesinin alınması yaptırımına tabitutulacak, hem de kazaya bağlı adli soruşturmanın gereği olarak en yakın sağlıkkuruluşuna götürülerek gereken tahlil yaptırılacaktır. Suçun takibi amacıyla daolsa bütün bu işlemler kişi özgürlüklerini sınırladığından, konunun Anayasanın13. maddesi yönünden incelenmesi gerekmektedir. Anayasanın 13. maddesinde temelhak ve hürriyetlerin ancak Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak sınırlanabileceği; bu sınırlamanın da Anayasanın sözüne, ruhuna,demokratik toplum düzeni ile ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağıbelirtilmiştir.
Görüldüğü gibi, mevcut düzenlemelere göre sürücü, alkol testi içinhürriyeti kısıtlanıp sağlık kuruluşuna götürülmek ve rızası aranmadan tıbbimüdahalede bulunulmak gibi kişi özgürlüğünü kısıtlayıcı muamelelere tabitutulacaktır. Hatta bu işlemlerin yapılması kolluğun görevi mahiyetindedir.Buna karşın, 9. fıkra hükmü ile bu da yeterli görülmeyerek, aynı kişi hakkındabir de cezai işlem uygulanması kabul edilmektedir. 48. maddenin 3. fıkrasındakidüzenlemenin, suçların önlenmesi ve takibi bakımından kişi hak ve özgürlükleriüzerinde yeterli ve ölçülü bir sınırlama getirdiği ileri sürülebilir. Ancak,kolluğun adli görevi kapsamında yerine getirilecek işlemlerden ayrıca, 9. fıkraile ilave bir yaptırım uygulanması, hakkın özünü zedeleyici olması nedeniylesınırlamanın ölçüsüzlüğü sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle kuralın, hukukdevleti ilkesi yönünden Anayasanın 2. ve sınırlamada ölçülülük ilkesibakımından da 13. maddelerine aykırı olduğu düşüncesindeyim.
Açıkladığım hukuki gerekçeler neticesinde, kuralın Anayasanın38/5, 2. ve 13. maddelerine aykırı olması dolayısıyla iptali gerektiğigörüşünde olduğumdan, çoğunluk oy ve görüşlerine iştirakedememekteyim.
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN