ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2014/75
Karar Sayısı : 2014/102
Karar Günü : 4.6.2014
R.G. Tarih-Sayı :12.09.2014-29117
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Bursa4. Sulh Hukuk Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 17.4.2013günlü, 6460 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Bazı KanunlardaDeğişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un;
1- 3. maddesiyle, 19.3.1969 günlü, 1136 sayılı AvukatlıkKanunu'nun 43. maddesinin birinci fıkrasına eklenen üçüncü ve dördüncücümlelerin,
2- 9. maddesiyle, 1.6.1989 günlü, 3568 sayılı Serbest MuhasebeciMali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu'nun 45. maddesine eklenenaltıncı fıkranın,
Anayasa'nın 10., 12., 17., 20., 35. ve 41. maddelerineaykırılığıileri sürülerek iptallerine karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
Konut niteliğinde olan bağımsız bölümlerde faaliyet gösterendavalılara ait işyerlerinin eski hâline getirilmesi, eski hâle getirilmemesidurumunda cebri icra marifetiyle tahliye edilerek konut durumuna dönüştürülmesiistemiyle açılan davada, itiraz konusu kuralların Anayasa'ya aykırı olduğuiddiasını ciddi bulan Mahkeme, iptalleri için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralları
1- 1136 sayılı Kanun'un itiraz konusu kuralı da içeren 43. maddesişöyledir:
"Büro edinme zorunluluğu:
Madde 43- Her avukat, levhayayazıldığı tarihten itibaren üç ay içinde baro bölgesinde bir büro kurmakzorundadır. Büronun niteliklerini barolar belirtir. (Ek iki cümle: 30/4/2013 -6460/3 md.) 23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununa göreanagayrimenkulün mesken olarak gösterilen bağımsız bölümlerinde katmaliklerinin izni ve benzeri şartlar aranmaksızın avukatlık büroları faaliyetgösterebilir. Bu konuda, yönetim planındaki aksine hükümler uygulanmaz.
Bir avukatın birden fazla bürosu olamaz. Birlikte çalışanavukatlar ayrı büro edinemezler. (Ek iki cümle : 2/5/2001 - 4667/29 md.)Avukatlık ortaklığı yurt içinde şube açamaz. Milletvekilleri, milletvekilliğisüresince avukatlık yapamazlar.
Bürosunu veya konutunu değiştiren avukat yenilerinin adreslerinibir hafta içinde baroya bildirmek zorundadır."
2- 3568 sayılı Kanun'un itiraz konusu kuralı da içeren 45.maddesi şöyledir:
"Yasaklar
Madde 45- (.) serbest muhasebecimali müşavirler bu unvanlarla, yeminli mali müşavirler ise bu unvan ve tasdikyetkisiyle; 2 nci maddede yazılı işlerin yürütülmesi amacıyla gerçek vetüzelkişilere tabi ve onların işyerlerine bağlı olarak hizmet akdi ileçalışamazlar, ticari faaliyette bulunamazlar, meslekle ve meslek onuru ilebağdaşmayan işlerle uğraşamazlar.
Yeminli mali müşavirler, eşi (boşanmış dahi olsa) usul vefüruundan biri ve 3 üncü dereceye kadar (bu derece dahil) kan ve sıhrihısımlarının veya bunların ortak oldukları firmaların işlerine bakamazlar,yukarıda sayılan yakınlıktaki akrabaları olan (.) serbest muhasebeci malimüşavirlerin baktığı işleri tasdik edemezler.
(Değişik üçüncü fıkra: 23/7/2010-6009/47 md.) Hayri ve ilmikuruluşlar, 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun HükmündeKararname kapsamındaki iktisadi devlet teşekkülleri, kamu iktisadi kuruluşlarıve bunların müesseseleri, bağlı ortaklıkları ve iştirakleri, kamu idarelerinindoğrudan ya da dolaylı hissedarı olduğu kurumlar ile Tasarruf Mevduatı SigortaFonunun yönetimindeki kurumların bu Kanun kapsamındaki faaliyetleriniyürütmemeleri şartıyla, bu kurum ve kuruluşların yönetim kurulu başkanlığı,üyeliği, denetçiliği görevleri ile bilirkişilik ve tasfiye memurluğu mesleklebağdaşmayan işler sayılmaz.
Birden çok meslek mensubu çalışmalarını; (.) serbest muhasebecimali müşavirlik veya yeminli mali müşavirlik ortaklık bürosu veya şirketşeklinde birleştirebilirler. Bu bürolarda yapılan faaliyetler ticari faaliyetsayılmaz. Şirket şeklinde çalışılması halinde, yapılan işlerden doğacak cezaisorumluluk işi yapan meslek mensubuna aittir.
(Ek fıkra: 10/7/2008-5786/18 md.) Meslek mensupları, iş elde etmekiçin reklâm sayılabilecek faaliyetlerde bulunamazlar. Tabela veya basılıkağıtlarında ruhsatname ile belirlenen mesleki unvanları dışında başka sıfatkullanamazlar.
(Ek fıkra: 30/4/2013-6460/9 md.) 23/6/1965tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununa göre anagayrimenkulün meskenolarak gösterilen bağımsız bölümlerinde kat maliklerinin izni ve benzerişartlar aranmaksızın serbest muhasebeci mali müşavirlik veya yeminli malimüşavirlik faaliyetlerinde bulunulabilir. Bu konuda, yönetim planındaki aksinehükümler uygulanmaz."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın 10., 12., 17., 20., 35. ve 41.maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Serruh KALELİ,Alparslan ALTAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ,Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN,Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, Zühtü ARSLAN ve M. EminKUZ'un katılımlarıyla 22.4.2014 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında,dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Erhan TUTAL tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralları, dayanılanAnayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, her türlü ticarethane ve işletmeler yönündenmesken nitelikli taşınmazda faaliyet gösterme yasağı söz konusu iken itirazkonusu kurallarla faaliyet gösterme yasağına getirilen istisnaların eşitlikilkesine aykırı olduğu, huzurlu ve güvenli bir ortamda yaşama hakkının tümbireylere tanınmasına ve bu hakkın niteliği itibariyle dokunulmaz haklararasında yer almasına rağmen itiraz konusu kurallarla bu hakkın ihlal edildiği,avukatlık bürolarına çeşitli suçlarla ilgili kişilerin girip çıkmalarının aileve toplum için tehlike oluşturacağı, bu durumun ise kişinin maddi ve manevivarlığı için risk oluşturacağı ve kişinin maddi ve manevi varlığını koruma vegeliştirme hakkına aykırı olduğu belirtilerek kuralların, Anayasa'nın 10., 12.,17., 20., 35. ve 41. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İtiraz konusu kurallar ile anagayrimenkulün mesken olarakgösterilen bağımsız bölümlerinde kat maliklerinin izni ve benzeri şartlara tabiolmaksızın avukatlık büroları açılabileceği ve serbest muhasebeci malimüşavirlik veya yeminli mali müşavirlik faaliyetlerinde bulunulabileceği, bukonuda yönetim planındaki aksine hükümlerin uygulanmayacağı düzenlenmiştir.
Anayasa'nın 10. maddesinde öngörülen "Kanun önündeeşitlik ilkesi" hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Builke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesininamacı, aynı durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlıtutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir.Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallaruygulanarak kanun karşısında eşitlik ilkesi ihlal edilmiş olmaz. Kanun önündeeşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez.Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişikkuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrıhukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'da öngörülen eşitlikilkesi zedelenmez.
1136 sayılı Kanun'un 1. maddesinde avukatlık hizmetinin, 3568sayılı Kanun'un 11. maddesinde de yeminli mali müşavirlik mesleğinin kamuhizmeti olduğu belirtilmiştir. Her ne kadar bu faaliyetleri yürütenler kamugörevlisi olmasa da anılan hükümler uyarınca gerek avukatlık bürolarındagerekse mali müşavirlik bürolarında yürütülen faaliyetlerin kamu hizmeti olduğukabul edilmektedir.
Nitekim, itiraz konusu kurallara ilişkin yasama belgelerinde, sözkonusu büroların ticarethane olmayıp doktor muayenehanelerindeki gibi mesaisaatleri içerisinde sınırlı sayıdaki ziyaretçiye açık bürolar olduğu, bubüroların da tıpkı doktor muayenehaneleri gibi mesken olarak sayılmasının işinniteliğine uygun olduğu, büyükşehirlerimizde hiç konut olmayan, tamamı büroolarak kullanılan binaların bile tapuda mesken olarak düzenlendikleri,Kanun'daki mevcut düzenlemenin günümüz koşullarına uygun olmadığı, toplum vemeslek telakkilerinde yaşanan gelişme ve kimi meslekler bakımından gerçekleşenaynı doğrultudaki uygulamanın gözetildiği, her iki meslek grubunun fikri emekkarakteri taşımaları ve entelektüel özellikleri, tabii yapısında katmülkiyetinin temsil ettiği menfaatle de çatışmadığı belirtilmektedir. Bunedenlerle kanun koyucu tarafından, anılan büroların meskenlerde faaliyetgöstermelerine olanak sağlayan ancak iki yıllık uygulama süresi dolan yasaldüzenlemenin kalıcı hâle getirildiği anlaşılmaktadır.
İtiraz konusu kurallara ilişkin gerekçelerde de belirtildiğiüzere, söz konusu meslek gruplarının fikri emek karakterleri de göz önünealınarak farklı değerlendirmeye tabi tutulması kanun koyucunun takdirindedir.
Kanun koyucu, itiraz konusu kurallarla avukatlık büroları veserbest muhasebeci mali müşavirlik veya yeminli mali müşavirlik bürolarınınkendine özgü birtakım farklılıklarını gözeterek kat mülkiyetine tabi bağımsızbölümlerde açılabilmesine izin vermiş, söz konusu büroları diğer iş veyaticaret yerlerinden ayırarak farklı nitelikte değerlendirmiştir. Dolayısıylakanun koyucunun, söz konusu büroları farklı nitelikte değerlendirerek farklıhukuki düzenlemelere tabi kılmasında eşitlik ilkesine aykırı bir yönbulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kurallar Anayasa'nın 10.maddesine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
Hasan Tahsin GÖKCAN bu görüşe katılmamıştır.
Kuralların, Anayasa'nın 12., 17., 20., 35. ve 41. maddeleriyleilgisi görülmemiştir.
VI- SONUÇ
17.4.2013 günlü, 6460 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ileBazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un;
A- 3. maddesiyle, 19.3.1969 günlü, 1136 sayılı AvukatlıkKanunu'nun 43. maddesinin birinci fıkrasına eklenen üçüncü ve dördüncücümlelerin,
B-9. maddesiyle, 1.6.1989 günlü, 3568 sayılı SerbestMuhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu'nun 45. maddesineeklenen altıncı fıkranın,
Anayasa'ya aykırı olmadıklarına ve itirazın REDDİNE, Hasan TahsinGÖKCAN'ınkarşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA, 4.6.2014 gününde karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Zühtü ARSLAN
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN
KARŞI OY GEREKÇESİ
Anayasa'nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı güvence altına alınmış,fakat bu hakkın kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmiştir.Anayasal Anayasaya uygunluk denetimi bakımından, incelemeye konu kuralla mülkiyethakkına getirilen sınırlamanın, 'kamu yararı' ölçütüne ve ölçülülük ilkesineuygun olup olmadığı incelenmelidir. Ancak öncelikle mülkiyet hakkının kapsamıve incelemeye kuralın mülkiyet hakkını sınırlayıcı etkisinin olup olmadığıhususları üzerinde durulması gerekmektedir.
Anayasa'da mülkiyet hakkının kapsamı, diğer bazı maddelerde yeralan hükümlerle çerçevelenmiştir. Bu bağlamda kıyılara ilişkin 43., toprakmülkiyetine ilişkin 44., kamulaştırmayı düzenleyen 46., tarih, kültür ve tabiatvarlıklarının korunmasına ilişkin 63., tabii servet ve kaynaklara ilişkin 168.,ormanlara ilişkin 169. ve 170. maddelerde Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenenmülkiyet hakkı güvencesinin çerçevesini belirleyen kurallar yer almaktadır.
Mülkiyet hakkı, bireyin doğal 'sahiplenme' duygusuna dayanır ki,bu hak bireyin kişiliğini oluşturma ve geliştirme hakkının bir yansıması olarakda görülebilir. Önemi dolayısıyla Anayasa'da ve AİHS Ek 1 numaralı Protokolün1. maddesi ile ayrıca güvence altına alınmıştır. Ekonomik değeri olan her türlühak ve alacaklar veya gayrimenkul mülkiyet hakkı kapsamına girmektedir.
Mülkiyet hakkı, kişi özgürlüğü ile yakından ilgilidir. Nitekimmülkiyet hakkı Anayasa'da ekonomik haklar arasında değil, "Kişinin Haklarıve Ödevleri" başlığını taşıyan ikinci bölümü içerisinde yer almıştır. Buanlamda mülkiyet hakkı, Anayasa'da güvence altına alınan kişinin maddi vemanevi varlığını koruma ve geliştirme, özel hayatın gizliliğinin korunması,konut edinme, yerleşme ve aile kurma haklarıyla (Anayasa m. 17/1, 20, 21, 23,41) da ilgilidir. Gerçekten, kişiler bir apartman dairesini konut olarakkullanmak üzere satın alıp oturduğunda, özel hayatlarını özgürce yaşamak, ailekurmak ve özel hayatı ve/veya aile hayatını bu çevrede geçirmekistemektedirler. Diğer bir anlatımla mülk sahibi, konutunun, belirtilen anlamdakişi özgürlüğüne uygun bir ortamda bulunmasını ve öngörebildiği bu şartlariçerisinde kullanabileceği inancıyla hareket etmektedir. Bu hususlar,zikredilen Anayasal hakların kullanılmasıyla doğrudan ilgilidir. NitekimAnayasa Mahkemesi de kimi kararlarında mülkiyet hakkının 'birey özgürlüğü iledoğrudan ilgili" bir hak olduğunu ifade etmiştir (Bkz.; AnayasaMahkemesinin, 2011/18 - 2012/53, 11.4.2012 tarihli kararı).
Anayasa'nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı elbette sınırsız birhak olarak düzenlenmemiş, kamu yararı amacıyla ve kanunlasınırlandırılabileceğiöngörülmüştür. Ayrıca mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırıolamayacağı belirtilmiştir. Ancak, kişi haklarına kanunla getirilensınırlamanın, 35/2. madde özelinde Anayasal güvence teşkil eden 'kamu yararı'ölçütüne ve sınırlamaya ilişkin genel ilkelere (Anayasa m. 13) uygun bulunmasıda gerekmektedir.
Anayasal denetime konu kural mülkiyet hakkını sınırlayıcı işlevgörmektedir. Mülkiyet edinmek isteyen kişi, edineceği mülkün ekonomik değerini,temel kişilik hakları kapsamında güvenli ve huzurlu bir ortamda yaşamayıöngörmek suretiyle hareket etmektedir. Yerleştikten bir süre sonra, konutuylaaynı sosyal ve fiziki ortamı paylaşan, aynı ortak alanlardan yararlanma hakkıbulunan işyeri ile komşu olmak zorunda kalan çoğu konut sahibinin tepkisi,başka bir yere taşınmak şeklinde olmaktadır. Yine, taşınmasa dahi, özel hayatıve aile hayatı tasavvurunu kısıtlamak suretiyle konutu kullanma zorunluluğuiçerisinde bırakılmaktadır. Bu durumun mülkiyet hakkının kullanımınısınırlayacağı açıktır. Bu nedenle, kişiler konuta yerleşirken, huzurlu vegüvenli bir ortamda yaşamaya ilişkin öngörü yapabilme hakkına sahipolmalıdırlar.
Anayasa Mahkemesi de bazı kararlarında; "kişi özgürlüğü iledoğrudan ilgili olan mülkiyet hakkı bireye emeğinin karşılığına sahip olma vegeleceğe yönelik planlar yapma olanağı tanıyan temel bir haktır."ifadesiyle, mülkiyet hakkının belirtilen yönünü açıkça ortaya koymuştur (Bkz.;Anayasa Mahkemesinin, 2011/18 - 2012/53, 11.4.2012 tarihli kararı).
Diğer taraftan incelemeye konu kural, kişilerin geleceğe yönelikolarak huzur ve güven içerisinde konut edinmelerine ilişkin tasavvurlarını,öngörülerini de yok etmektedir. Çünkü, edineceği bir konutun, kanunun verdiğiizin dolayısıyla işyeri ortamının bir parçası haline dönüşmesi ve 'konuttasavvurundaki' özelliklerini yitirmesi riski her zaman kişileri huzursuzedecektir. Belirtilen husus, herhangi bir komşu konut sahibinin de huzursuz birortama yol açabileceğine ilişkin, hayatın doğal tecrübelerinden doğanörneklerden oldukça farklıdır. Açıklanan yönüyle de incelemeye konu kural,mülkiyet hakkının kullanımını sınırlayacak, en azından örseleyecektir. Ayrıcabu yönüyle incelemeye konu kural, Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan vehukuk devletinin temel ilkelerinden birisi olan 'belirlilik' vedolayısıyla 'hukuki güvenlik' ilkelerini de ihlal etmektedir.
Anayasa'ya uygunluk denetimi bakımından, incelemeye konu kuralınmülkiyet hakkını sınırladığı anlaşılmakla birlikte, bu sınırlamanın Anayasailkelerine uygun olup olmadığının da denetlenmesi gerekmektedir. Anayasa'nın35/2. maddesinde mülkiyet hakkının "ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabileceği" ifade edilmiştir. Anayasa, kanun koyucuya, kanunla vekamu yararı amacıyla mülkiyet hakkını sınırlama imkanı getirmiştir. Ayrıca,sınırlamanın gerekli, amaca uygun ve ölçülü olması da gerekmektedir. Nitekim,Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 24. maddesinde, tüm kat maliklerinin oybirliği ileverecekleri kararla, konut vasıflı taşınmazı işyeri olarak kullanılmasınısağlayabilecekleri düzenlenmiştir. Bu hüküm, maliklerinin iradeleriyle apartmanbağımsız bölümlerinin kullanım şeklini değiştirmelerine ilişkin olarakgetirdiği düzenlemeyle, mülkiyet hakkına ilişkin ölçülü bir sınırlamaya örnekteşkil etmektedir. Ancak, 6460 sayılı Kanun'un 3. ve 9. maddeleriyle getirilenkural, mülkiyet hakkını ölçüsüz olarak sınırladığı gibi, avukatlık ve malimüşavirlik meslekleri bakımından getirilen bu ayrıcalıklı hükümlerin hangiaçıdan gerekli ve kamu yararına dayandığı da anlaşılamamaktadır. Daha açıkçası,sözü edilen düzenlemelerde bir kamu yararı bulunmadığı gibi, yukarıda açıklananAnayasal ilkelere, temel haklara ve genel kamu yararına da aykırıbulunmaktadır. Dolayısıyla, incelenen kurallar, Anayasa'ya uygunluk denetimibakımından zorunlu olan, sınırlamanın sınırlarıyla ilgili Anayasa kuralına daaykırılık teşkil etmekte ve iptali gerekmektedir.
İzah ettiğim nedenlerle, sayın çoğunluğun, kuralın Anayasa'yaaykırı bulunmadığı ve iptal isteminin reddi gerektiği yönündeki görüş vekararına iştirak edememekteyim.
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN