ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2014/85
Karar Sayısı : 2014/103
Karar Günü : 4.6.2014
R.G. Tarih-Sayı :12.09.2014-29117
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : İzmir 3. AsliyeTicaret Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 19.10.2005 günlü, 5411sayılı Bankacılık Kanunu'nun geçici 16. maddesinin Anayasa'nın 2., 10. ve 11.maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
Murislerinin müşterek ve müteselsil kefili bulunduğu ve TasarrufMevduatı ve Sigorta Fonuna devredilen kredi borçlarını ödeyen davacılartarafından diğer müşterek ve müteselsil kefillere rücû amacıyla başlatılan icratakibinin, borcun zamanaşımına uğradığı iddiasının öne sürülmesi nedeniyledurması üzerine açılan itirazın iptali davasında, itiraz konusu kuralınAnayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
Kanun'un itiraz konusu geçici 16. maddesi şöyledir:
"Geçici Madde 16- BuKanun ile Fon alacağının tahsili bakımından yarar görülerek zamanaşımı ve diğerkonularda Fon lehine getirilen hükümler makable şamildir."
B- İlgili Yasa Kuralları
Kanun'un ilgili görülen 141. maddesi şöyledir:
"Madde 141- Bu Kanundankaynaklanan Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi yirmiyıldır."
Kanun'un 168. maddesiyle yürürlükten kaldırılan 18.6.1999 günlü,4389 sayılı Bankalar Kanunu'na, 12.12.2003 günlü, 5020 sayılı Kanun'un 27.maddesiyle eklenen ve ilgili görülen ek 3. madde şöyledir:
"EK MADDE 3- Bu Kanundan kaynaklanan Fonalacaklarına ve bu Kanuna göre Hazine alacağı sayılan alacaklara ilişkin davave takiplerde zamanaşımı süresi yirmi yıldır. Fon alacakları ve bu Kanuna göreHazine alacağı sayılan alacaklar bakımından bu sürenin başlangıcı Fontarafından ödeme yapılmasına veya yapılacak olmasına sebebiyet veren kişilerinfiillerinin gerçekleştiği tarihten itibaren başlar."
C- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın 2., 10. ve 11. maddelerinedayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Serruh KALELİ,Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, EnginYILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN,Muammer TOPAL, Zühtü ARSLAN, M. Emin KUZ ve Hasan Tahsin GÖKCAN'ınkatılımlarıyla 14.5.2014 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Ayhan KILIÇ tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu ve ilgili görülen yasakuralları, dayanılan Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve diğer yasamabelgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Sınırlama Sorunu
Anayasa'nın 152. ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 40. maddesine göre, Anayasa Mahkemesineitiraz yoluyla yapılacak başvurular itiraz yoluna başvuran mahkemenin bakmaktaolduğu davada uygulayacağı yasa kuralı ile sınırlıdır.
Kanun'un geçici 16. maddesinde, zamanaşımına ilişkin hükümlerinyanında, Kanunla Fon alacaklarının tahsili bakımından yarar görülerek TasarrufMevduatı ve Sigorta Fonu (Fon) lehine getirilen diğer hükümlerin de geçmişeetkili olması öngörülmektedir. Kanun'un Fon alacaklarının takip ve tahsiliusulünü düzenleyen 132 ila 143. maddelerinde Fon lehine, diğer alacaklılardabulunmayan çeşitli imtiyazlar getirilmektedir. Mahkemede bakılmakta olan davadaihtilaf konusu olan hükümler ise zamanaşımına ilişkin olanlardır. Zamanaşımınailişkin hükümlerin geçmişe etkili olması, itiraz konusu kuralda yer alan ".zamanaşımı." sözcüğündenkaynaklanmaktadır.
Bu itibarla, Kanun'un geçici 16. maddesine ilişkin esasincelemenin, maddede yer alan ".zamanaşımı." sözcüğüylesınırlı olarak yapılmasına karar vermek gerekmiştir.
B- Anlam ve Kapsam
1.7.2012 tarihinden önce yürürlükte bulunan 818 sayılı TürkBorçlar Kanunu'nun 125. maddesinde, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça heralacağın on yıllık zamanaşımına tabi olduğu belirtilmektedir. Aynı hüküm,1.7.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk BorçlarKanunu'nun 146. maddesinde de yer almaktadır. Buna göre, olağan zamanaşımısüresi on yıl olup kanunlarda aksine hüküm bulunmadıkça tüm borç ilişkilerindezamanaşımı süresi on yıl olarak uygulanmaktadır.
Kanun'un 168. maddesiyle yürürlükten kaldırılan 18.6.1999 günlü,4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun ilk hâlinde ayrıksı bir hüküm öngörülmediğindenanılan Kanun'dan kaynaklanan Fon alacaklarında da zamanaşımı süresi on yılolarak uygulanmıştır. Ancak 12.12.2003 günlü, 5020 sayılı Kanun'un 27.maddesiyle 4389 sayılı Kanun'a eklenen ek 3. maddeyle, söz konusu Kanun'dankaynaklanan Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi yirmiyıl olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla, 4389 sayılı Kanun'dan kaynaklanan Fonalacaklarına ilişkin dava ve takiplerde on yıl olan zamanaşımı süresi, 4389sayılı Kanun'a eklenen ek 3. maddenin yürürlüğe girdiği 26.12.2003 tarihindenitibaren yirmi yıl olmuştur.
1.11.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Kanun'un 141.maddesinde de mülga 4389 sayılı Kanun'un ek 3. maddesine benzer bir hükme yerverilmektedir. Buna göre, 5411 sayılı Kanun'dan kaynaklanan Fon alacaklarınailişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresinin yirmi yıl olması kuralabağlanmaktadır.
Öte yandan, 5411 sayılı Kanun'un itiraz konusu geçici 16.maddesinde, "Bu Kanun ile Fon alacağının tahsili bakımından yarargörülerek zamanaşımı ve diğer konularda Fon lehine getirilen hükümler makableşamildir." hükmü getirilerek 141. maddede öngörülen yirmi yıllıkzamanaşımı süresinin geçmişe etkili olması sağlanmaktadır. Zamanaşımına ilişkinhükmün geçmişe etkili olması gerçek geriye yürümeyi ifade etmektedir.Dolayısıyla itiraz konusu kural, kuralın yürürlük tarihinden önce dolmuş olanzamanaşımı sürelerini canlandırmaktadır.
İtiraz konusu geçici 16. maddenin yürürlüğe girdiği tarihtezamanaşımının dolup dolmadığı tespit edilirken mülga 4389 sayılı Kanun'aeklenen ek 3. maddenin de göz önünde tutulması zorunludur. Zira Fonalacaklarında zamanaşımı süresinin yirmi yıl olduğu kuralı, ilk kez 1.11.2005tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Kanun'un 141. maddesiyle değil, mülga4389 sayılı Kanun'a eklenen ve 26.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren ek 3.maddeyle getirilmiştir. Söz konusu maddenin yürürlüğe girdiği 26.12.2003tarihinde henüz on yılını doldurmamış tüm Fon alacaklarına ilişkinzamanaşımı süresi yirmi yıla uzadığından, bu alacaklar yönünden zamanaşımısüresinin bitmiş olduğundan söz edilemez. Bu durumda itiraz konusu kuralın,26.12.2003 tarihinden önce on yılını dolduran alacaklara ilişkin zamanaşımısüresini yeniden canlandırarak yirmi yıla uzattığı söylenebilir.
Diğer taraftan itiraz konusu kuralın zamanaşımını uzatabilmesiiçin, kuralın yürürlüğe girdiği 1.11.2005 tarihi itibarıyla ihtilaf konusu Fonalacağının henüz yirmi yılını doldurmamış olması gerektiği de açıktır. Zira Fonalacaklarına ilişkin zamanaşımı süresi yirmi yıl olarak belirlenmiş olup şayetgeçici 16. maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yirmi yıl dolmuş isezamanaşımının uzamasından söz edilemeyecektir.
Şu hâlde itiraz konusu kural nedeniyle yirmi yıla uzayanzamanaşımı, 26.12.2003 tarihinden önce on yılını doldurup, 1.11.2005 tarihindeise henüz yirmi yılını doldurmayan alacaklara ilişkin olanlardır. Diğer birifadeyle, itiraz konusu kural gereğince, 26.12.2003 tarihinden önce on yılınıdoldurup, 1.11.2005 tarihinde ise henüz yirmi yılını doldurmayan alacaklarailişkin zamanaşımı süreleri yirmi yıla uzamaktadır.
C- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
Başvuru kararında, Kanun'dan kaynaklanan Fon alacaklarındazamanaşımı süresini yirmi yıl olarak belirleyen hükmün geçmişe etkili olmasınıöngören itiraz konusu kuralın, borçluların durumunu ağırlaştırdığı vekazanılmış haklarını ihlal ettiği, kuralla, Fon alacaklarının tahsil imkanınınartırılması amaçlanmakta ise de zamanaşımına uğramış alacakların yenidencanlandırılmasının hukuk güvenliği ilkesiyle bağdaşmadığı, nitekim AnayasaMahkemesinin 26.1.2012 günlü, E.2011/74, K.2012/15 sayılı kararının da bu yöndeolduğu belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2., 10. ve 11. maddelerine aykırıolduğu ileri sürülmüştür.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem veişlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyupgüçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren,Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendinibağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
Hukuk devleti ilkesinin önkoşullarından biri kişilerin hukukigüvenliğinin sağlanmasıdır. Hukuk devletinin sağlamakla yükümlü olduğu hukukgüvenliği ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tümeylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasaldüzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gereklikılan ortak değerdir. Kural olarak hukuk güvenliği kanunların geriyeyürütülmemesini zorunlu kılar. "Kanunların geriyeyürümezliği" olarak adlandırılan bu ilke uyarınca, kanunlar kamu yararı ve kamu düzeniningerektirdiği, kazanılmış hakların korunması, mali haklarda iyileştirme gibikimi ayrıksı durumlar dışında ilke olarak yürürlük tarihinden sonraki olay,işlem ve eylemlere uygulanmak üzere çıkarılır. Geçmiş, yeni çıkarılan birkanunun etki alanı dışında kalır. Bu nedenle, sonradan yürürlüğe girenkanunların geçmişe ve kesin nitelik kazanmış hukuksal durumlara etkili olmamasıhukukun genel ilkelerindendir.
Kanun'un geçici 16. maddesinde yer alan ".zamanaşımı." sözcüğüyle141. maddede öngörülen yirmi yıllık zamanaşımı süresinin geçmişe etkili olmasısağlanmıştır. Yukarıda, 4389 sayılı Kanun'un ek 3. maddesi de dikkate alınarakdetaylı olarak açıklandığı üzere itiraz konusu kural, 26.12.2003 tarihindenönce on yılını doldurup, 1.11.2005 tarihinde ise henüz yirmi yılını doldurmayanalacaklara ilişkin zamanaşımı sürelerinin yirmi yıla uzaması sonucunudoğurmaktadır.
Zamanaşımı süresinin geçmiş bulunması, alacağı kendiliğinden sonaerdirmemekte, sadece borçluya bir def'i hakkı vermektedir. Borçlunun zamanaşımıdef'ini öne sürmesi durumunda borç sona ermeyip eksik borç hâlinedönüşmektedir. Zamanaşımı def'inin ileri sürülmesi, zamanaşımına uğramış borcunborçlusuna, borcu ifadan kaçınma hakkı tanımaktadır. Borçlunun zamanaşımıdef'ini ileri sürmesi durumunda hâkim davayı reddetmek zorunda kalmakta, alacakvarlığını sürdürse de takip edilebilir olmaktan çıkmaktadır.
İtiraz konusu kuralın yürürlüğe girdiği tarihten önce borçlualeyhine açılacak dava veya yapılacak takiplerde, borçlunun zamanaşımı def'iniileri sürerek borcu ifadan kaçınması ve davayı veya takibi sonuçsuz bırakmasımümkün iken, itiraz konusu kuralla zamanaşımı süresinin yirmi yıla uzamasınedeniyle bu imkân borçlunun elinden alınmıştır. Diğer bir ifadeyle itirazkonusu kuralla, Fon alacaklarında zamanaşımı süresinin yirmi yıl olmasınıöngören hükmün geçmişe etkili olduğu kurala bağlanmak suretiyle borçlununönceki kanun hükmü uyarınca sahip olduğu zamanaşımı def'ini ileri sürme hakkıortadan kaldırılmıştır.
Kuralın gerekçesinden amacın, Fon alacaklarınıntahsili imkânının artırılması suretiyle kamu menfaatlerinin korunması olduğuanlaşılmaktadır. Kamu alacaklarının takip ve tahsili için hukuki düzenlemelerve ayrıcalıklı yetkilerle kolaylık ve hızlılık sağlanmasının doğal olduğu kabuledilmekle birlikte bu konuda bireylerin haklarının ve hukukun genel ilkelerininde göz önünde bulundurulması hukuk devletinin bir gereğidir.
Kuralla, Fon alacaklarının daha yüksek oranda tahsilininsağlanması amaçlanmakta ise de borçlunun, zamanaşımına uğramış alacaklarınınyeniden canlandırılması ve bu suretle yürürlükte bulunan hukuk kurallarına göredoğmuş ve tahakkuk etmiş olan zamanaşımı def'ini ileri sürme hakkının geçmişeyönelik olarak elinden alınması hukuka olan güven duygusunu zedelemekte vehukuk güvenliği ilkesini ihlal etmektedir.
Açıklanan nedenlerle, Kanun'un geçici 16. maddesinde yer alanitiraz konusu ".zamanaşımı." sözcüğü Anayasa'nın 2. maddesineaykırıdır. İptali gerekir.
Kuralın, Anayasa'nın 10. ve 11. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
VI- İPTALİN DİĞER KURALLARA ETKİSİ
6216 sayılı Kanun'un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrasında,kanunun belirli kurallarının iptali, diğer kurallarının veya tümününuygulanmaması sonucunu doğuruyorsa, bunların da Anayasa Mahkemesince iptalinekarar verilebileceği öngörülmektedir.
Kanun'un geçici 16. maddesinde yer alan itiraz konusu ".zamanaşımı."sözcüğünün iptali nedeniyle uygulanma olanağı kalmayan ".ve." sözcüğününde 6216 sayılı Kanun'un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince iptaligerekir.
VII- SONUÇ
19.10.2005 günlü, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun;
A- Geçici 16. maddesine ilişkin esas incelemenin, ".zamanaşımı." sözcüğüile sınırlı olarak yapılmasına,
B- Geçici 16. maddesinde yer alan ".zamanaşımı." sözcüğününAnayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,
C- Geçici 16. maddesinde yer alan ".zamanaşımı." sözcüğününiptali nedeniyle uygulanma olanağı kalmayan ".ve." sözcüğünün de,30.3.2011 günlü, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun'un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğinceİPTALİNE,
4.6.2014 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Zühtü ARSLAN
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN