ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:2014/88
Karar Sayısı:2015/68
Karar Tarihi:13.7.2015
R.G. Tarih-Sayı:24.7.2015-29424
İPTAL DAVASINI AÇAN: TürkiyeBüyük Millet Meclisi üyeleri M. Akif HAMZAÇEBİ, Engin ALTAY ve Muharrem İNCEile birlikte 121 milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU: 1.3.2014tarihli ve 6528 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve KanunHükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un;
A- 8. maddesiyle, 29.6.2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye AitTaşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda DeğişiklikYapılması Hakkında Kanun'a eklenen geçici 16. maddenin;
1- Birinci fıkrasının ".Bakanlık aleyhine varsa açılandavalardan tüm yargılama giderleri üstlenilerek kayıtsız ve şartsız feragatedilmesi hâlinde." bölümünün,
2- İkinci fıkrasının,
3- Yedinci fıkrasının,
B- 9. maddesiyle, 8.2.2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel ÖğretimKurumları Kanunu'nun 2. maddesinin birinci fıkrasının;
1- (b) bendinde yer alan "dershaneleri" ibaresininyürürlükten kaldırılmasının,
2- Değiştirilen (c) bendinin "...ile Bakanlıkça dönüşümprogramına alınan kurumlardan 2018-2019 eğitim-öğretim yılının sonuna kadarfaaliyetleri devam eden ortaöğretim..." bölümünün,
3- (f) bendinin yürürlükten kaldırılmasının,
4- Değiştirilen (g) bendinin "Ortaöğretime veyayükseköğretime giriş sınavlarına hazırlık niteliğinde olmamak kaydıyla..."bölümünün,
5- Değiştirilen (j) bendinde yer alan "On iki yaş vealtındaki..." ibaresinin,
C- 12. maddesiyle, 5580 sayılı Kanun'a eklenen ek 1. maddeninbirinci fıkrası ile yedinci fıkrasının birinci cümlesinin,
D- 13. maddesiyle, 5580 sayılı Kanun'a eklenen geçici 5. maddenin,
E- 21. maddesiyle, 25.8.2011 tarihli ve 652 sayılı Millî EğitimBakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 31.maddesine eklenen (3) numaralı fıkranın ".ile Bakanlıkta daire başkanıve üzeri görevlerde fiilen bulunmuş olanların yurt dışı teşkilatında sürekligörevle atanmalarında hizmet süresi ve." bölümünün,
F- 22. maddesiyle, 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 37.maddesinin değiştirilen (8) numaralı fıkrasının,
G- 25. maddesiyle 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenengeçici 10. maddenin;
1- (3) numaralı fıkrasının,
2- (7) numaralı fıkrasının;
a- Birinci cümlesinde yer alan ".Millî EğitimBaşdenetçisi, Millî Eğitim Denetçisi ve ." ibaresi ile ".MillîEğitim Denetçi Yardımcısı ve." ibaresinin,
b- İkinci cümlesinde yer alan ".Millî Eğitim Başdenetçisi,Millî Eğitim Denetçisi,." ibaresi ile ".Millî Eğitim DenetçiYardımcısı ve." ibaresinin,
c- Üçüncü cümlesinde yer alan "(Millî Eğitim DenetçiYardımcılığından Maarif Müfettişliği kadrolarına atananlar dâhil)" ibaresinin,
3- (8) numaralı fıkrasının,
H- 26. maddesinin (d) bendinin,
I- 27. maddesinin;
1- (3) numaralı fıkrasında yer alan "Millî EğitimDenetçileri ve Millî Eğitim Denetçi Yardımcıları ile." ibaresinin,
2- (5) numaralı fıkrasının;
a- (a) bendinin "aynı bentte yer alan 've Millî EğitimDenetçi Yardımcıları' ve 'Millî Eğitim Denetçiliğine' ibareleri maddemetninden çıkarılmıştır." bölümünün,
b- (b) bendinin ".(g) bendinde yer alan 'Millî EğitimDenetçi ve Denetçi Yardımcıları,' ibaresi yürürlükten kaldırılmış ve."bölümünün,
3- (7) numaralı fıkrasının,
Anayasa'nın 2., 5., 7., 10., 13., 17., 35., 36., 40., 42., 48.,49., 70. ve 123. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine veyürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talebidir.
I- İPTALİ İSTENİLEN KANUN HÜKÜMLERİ
İptali istenilen kuralların yer aldığı 6528 sayılı Kanun'un;
1- 8. maddesiyle, 4706 sayılı Kanun'a eklenen geçici 16. maddesişöyledir:
"Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 8/2/2007tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununa göre en az üç yılsüreyle aynı gerçek kişi veya tüzel kişiler için çoğunluk hissesi itibarıylaaynı ortaklar tarafından işletilen ve aynı il sınırları dâhilinde faaliyetinisürdüren ve 5580 sayılı Kanunun geçici 5 inci maddesine göre dönüşüm programınadâhil olmak suretiyle 1/9/2015 tarihine kadar özel okula dönüşüm taahhüdündebulunan dershanelerden Millî Eğitim Bakanlığına müracaat edenler lehine, adıgeçen Kanun maddesinin uygulanmasına ilişkin olarak söz konusu Bakanlık aleyhinevarsa açılan davalardan tüm yargılama giderleri üstlenilerek kayıtsız veşartsız feragat edilmesi hâlinde, Hazine taşınmazları üzerinde eğitimtesisi yapılması amacıyla ilk yıl için yatırım konusu taşınmazın emlakvergisine esas asgari metrekare birim değerinin binde beşi tutarındaki bedelüzerinden, 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 51 incimaddesinin birinci fıkrasının (g) bendine göre pazarlık usulüne göre yirmi beşyıla kadar bağımsız ve sürekli nitelikte irtifak hakkı tesis edilebilir.
Ancak, bunlar tarafından daha sonra herhangi bir şekilde 5580sayılı Kanunun geçici 5 inci maddesinin uygulanmasına ilişkin dava açılmasıhâlinde irtifak hakkı tesisi işlemi iptal edilir. Bu durumda, ilgililertarafından herhangi bir hak veya tazminat talebinde bulunulamaz ve taşınmazınüzerindeki yapı ve tesisler sağlam ve işler vaziyette Hazineye intikal eder.
Birinci fıkrada belirtilen koşulları taşıyan birden fazlaistekli olması hâlinde birinci fıkradaki bedelin dışında bu istekliler arasındabir defaya mahsus alınacak katılım payı üzerinden artırma ihalesi yapılır.İhale sonucunda en yüksek katılım payını teklif eden yatırımcı lehine irtifakhakkı tesis edilebilir.
Bu Kanunun ek 2 nci maddesinde düzenlenen hasılat payı, bu maddekapsamında tesis edilecek irtifak haklarından alınmaz.
Aynı taşınmaz için birden fazla irtifak hakkı tesis talebiolması hâlinde, 5580 sayılı Kanunun geçici 5 inci maddesine göre dönüşüm programınaalınan dershanelerden gelen irtifak hakkı talepleri öncelikle değerlendirilir.
Aynı ilde ve bir başka dershanenin şubesi niteliğinde olmaksızınfaaliyet gösteren birden çok dershanenin kurucusunun bir araya gelerekkurdukları şirket tüzel kişiliklerince aynı taşınmaz için müracaat edilmesidurumunda bunların başvuruları öncelikli olarak değerlendirilir. Bu koşullarıtaşıyan birden fazla talebin gelmesi hâlinde üçüncü fıkra hükümleri uygulanır.
Mülkiyeti Hazineye ait ve Millî Eğitim Bakanlığına tahsislitaşınmazlar üzerindeki okul binalarının tamamı veya bir kısmı ile bu binalarıneklenti ve bütünleyici parçaları, eğitim ve öğretim faaliyetlerinde kullanılmaküzere, ilk yıl için 29/7/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 29uncu ve 31 inci maddelerine istinaden yayımlanan Emlak Vergisine Matrah OlacakVergi Değerlerinin Takdirine İlişkin Tüzük hükümlerine göre hesaplanan emlakvergisine esas asgari metrekare birim değerinin yüzde biri tutarındaki bedelüzerinden 2886 sayılı Kanunun 51 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinegöre, pazarlık usulüyle, on yıla kadar yukarıda belirtilen şartlarda MillîEğitim Bakanlığınca kiraya verilebilir.
Bu madde kapsamındaki Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okul veeğitim kurumlarında bulunan ve ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde kiralanankantin, salon, açık alan ve benzeri yerlere ilişkin kira sözleşmeleri, MillîEğitim Bakanlığınca belirlenen eğitim-öğretim dönemi sonu itibarıyla, fesihtarihinden önceki dönemlere ilişkin bedeller tahsil edilmek suretiyle vetazminat alınmaksızın feshedilir. Bu durumda, okul-aile birliği ve işleticilertarafından herhangi bir hak ve tazminat talebinde bulunulamaz.
Mülkiyeti 10/12/2013 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimive Kontrol Kanununun eki (II) sayılı cetvelde yer alan kamu idareleri ilemahallî idarelere ait olan taşınmazlar da Millî Eğitim Bakanlığının talebiüzerine bu madde kapsamında değerlendirilebilir. Ancak Millî SavunmaBakanlığına tahsisli olarak Akaryakıt İkmal ve NATO POL Tesisleri İşletmesiBaşkanlığınca kullanılan taşınmazlar ile Savunma Sanayii Müsteşarlığımülkiyetindeki taşınmazlar için Millî Savunma Bakanlığının uygun görüşü aranır.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar ile bu maddedeöngörülen irtifak hakkı ve kiralamadan 5580 sayılı Kanunun geçici 5 incimaddesi kapsamındaki hangi kişilerin, hangi şartlarla yararlandırılacağı MillîEğitim Bakanlığı ve Bakanlıkça müştereken hazırlanan yönetmeliklebelirlenir."
2- 9. maddesiyle, 5580 sayılı Kanun'un 2. maddesinin birincifıkrasının;
a- (b) bendinde yer alan "dershaneleri" ibaresiyürürlükten kaldırılmış olup, söz konusu değişiklikten sonra anılan bentşöyledir:
"b) Kurum: Okul öncesi eğitim, ilköğretim, ortaöğretim,özel eğitim okulları ile çeşitli kursları, uzaktan öğretim yapan kuruluşları,(.) motorlu taşıt sürücüleri kursları, hizmet içi eğitim merkezleri, öğrencietüt eğitim merkezleri, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri ile benzeriözel öğretim kurumlarını,"
b- Değiştirilen (c) bendi şöyledir:
"c) Okul: Özel eğitim, okul öncesi, ilkokul, ortaokul veortaöğretim ile Bakanlıkça dönüşüm programına alınan kurumlardan 2018-2019eğitim-öğretim yılının sonuna kadar faaliyetleri devam eden ortaöğretim özelokulları,"
c- (f) bendi yürürlükten kaldırılmış olup, yürürlükten kaldırılanbent şöyledir:
"Dershane: Öğrencileri; bir üst okulun veya yüksek öğretimgiriş sınavlarına hazırlamak, istedikleri derslerde yetiştirmek ve bilgidüzeylerini yükseltmek amacıyla faaliyet gösteren özel öğretimkurumlarını,"
d- Değiştirilen (g) bendi şöyledir:
"g) Çeşitli kurslar: Ortaöğretime veya yükseköğretimegiriş sınavlarına hazırlık niteliğinde olmamak kaydıyla, kişilerin sosyal,sanatsal, sportif, kültürel ve mesleki alanlarda bilgi, beceri, dil, yetenek vedeneyimlerini geliştirmek, isteklerine göre serbest zamanlarını değerlendirmekamacıyla faaliyet gösteren özel öğretim kurumlarını,"
e- Değiştirilen (j) bendi şöyledir:
"j) Öğrenci etüt eğitim merkezi: On iki yaş ve altındakiöğrencilerin, derslerine çalışmalarına, ödev ve projelerini yapmalarınayardımcı olmak; ilgi, istek ve yetenekleri doğrultusunda sosyal, sanatsal,sportif ve kültürel faaliyetler yürütmek üzere kurulan özel öğretimkurumlarını,"
3- 12. maddesiyle, 5580 sayılı Kanuna eklenen ek 1. madde şöyledir:
"Bu maddenin yayımı tarihi itibarıyla, ilgili mevzuatuyarınca faaliyet gösteren dershaneler ile öğrenci etüt eğitim merkezleri işyerlerinde eğitim personeli olarak çalışmakta olan ve herhangi bir sosyalgüvenlik kurumundan emeklilik, yaşlılık veya malullük aylığı almaya hakkazanmamış olanlardan, bu iş yerleri üzerinden sigorta primi ödenmiş çalışmasüresi 1/1/2014 tarihi itibarıyla en az altı yıl olup 14/7/1965 tarihli ve 657sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinde öngörülen genel şartlarile öğretmen kadrosuna atanabilmek için aranan özel şartları taşıyanlar1/7/2015-1/8/2015 tarihleri arasında başvurmaları hâlinde, Kamu Personel SeçmeSınavına girme şartı aranmaksızın Bakanlıkça belirlenecek usul ve esaslarçerçevesinde yapılacak sözlü sınavda başarılı olmaları kaydıyla, kadro veihtiyaçlar dikkate alınmak suretiyle belirlenen hizmet bölge ve hizmet alanlarındaistihdam edilmek ve sağlık özrü hariç dört yıl süreyle başka bir yere atanmamaküzere, öğretmen unvanlı memur kadrolarına atanabilirler. Bu fıkraya göreBakanlıkta istihdam edilenler, ayrıldıkları özel öğretim kurumundan kıdem veihbar tazminatı talep edemez.
Bu Kanun kapsamında örgün eğitim yapan özel ilkokul, özelortaokul ve özel liselerde öğrenim gören Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıöğrenciler için, resmî okullarda öğrenim gören bir öğrencinin okul türüne göreher kademede okulun öğrenim süresini aşmamak üzere, eğitim ve öğretim desteğiverilebilir. Bu fıkra kapsamındaki eğitim ve öğretim desteğinden özel okulöncesi eğitim kurumlarından eğitim alanlar da, 48-66 ay arasında olmak şartıylaen fazla bir eğitim-öğretim yılı süresince yararlandırılabilir.
Eğitim ve öğretim desteği, Bakanlıkça eğitim kademelerine göreher bir derslik için belirlenen asgari öğrenci sayısının üzerinde ve herhâlükârda derslik başına belirlenen azami öğrenci sayısını geçmemek üzereverilebilir. Eğitim ve öğretim desteği verilecek toplam öğrenci sayısı her yılMaliye Bakanlığı ve Bakanlıkça müştereken belirlenir.
Eğitim ve öğretim desteği; yörenin kalkınmada öncelik derecesive gelişmişlik durumu, öğrencinin ailesinin gelir düzeyi, eğitim bölgesininöğrenci sayısı, desteklenen öğrenci ve öğrencinin gideceği okulun başarıseviyeleri ile öncelikli öğrenciler gibi ölçütler ayrı ayrı veya birliktedikkate alınarak verilebilir.
Söz konusu eğitim öğretim hizmetini sunan veya yararlananların,gerçek dışı beyanda bulunmak suretiyle fazladan ödemeye sebebiyet vermeleridurumunda bu tutarların, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren 6183 sayılıKanunun 51 inci maddesine göre hesaplanacak gecikme zammı ile birlikte bir ayiçinde ödenmesi, yapılacak tebligatla sebebiyet verenlerden istenir. Bu süreiçinde ödenmemesi hâlinde bu tutarlar, anılan Kanun hükümlerine göre MaliyeBakanlığına bağlı vergi daireleri tarafından takip ve tahsil edilir. Bufiillerin tekrarı hâlinde, ayrıca kurum açma izinleri iptal edilir.
Dönüşüm programı kapsamındaki kurumları, aynı amaç veniteliklerinin korunması şartıyla devralanlar, bu madde hükümlerindenBakanlığın izni ile yararlandırılabilir.
Dönüşüm sürecinin bitiminde dönüşme talebinde bulundukları örgüneğitim kurumunun haiz olması gereken şartları karşılayamayanların kurum açmaizinleri iptal edilerek faaliyetlerine son verilir. Budurumdaki kurumlardan, teşvik uygulamaları kapsamında yararlandıkları eğitim veöğretim desteği, istisna, muafiyet ve haklar ile diğer teşviklerin parasaltutarının, ilgili teşvikten yararlandırılma tarihinden itibaren 6183 sayılıKanunun 51 inci maddesine göre hesaplanacak gecikme zammı ile birlikte bir ayiçinde ödenmesi yapılacak tebligatla ilgililerden istenir. Bu süre içindeödenmemesi hâlinde bu tutarlar anılan Kanun hükümlerine göre Maliye Bakanlığınabağlı vergi daireleri tarafından takip ve tahsil edilir.
Bu madde kapsamında Bakanlıkta istihdam edileceklerde aranacakşartlar, eğitim ve öğretim desteğinin verilmesine ilişkin ölçütler, desteğinverileceği eğitim kurumu türleri, eğitim kademeleri ve kurumlar itibarıylaverilecek destek tutarları, eğitim ve öğretim desteğinin kontrol ve denetimiile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esaslar Maliye Bakanlığı veBakanlıkça müştereken hazırlanan yönetmelikle belirlenir."
4- 13. maddesiyle, 5580 sayılı Kanun'a eklenen geçici 5. maddeşöyledir:
"Bu maddenin yayımı tarihinde faal olan dershaneler ile buKanunla yapılan düzenlemelere göre gerekli dönüşümü tamamlamayan öğrenci etüteğitim merkezlerinin eğitim öğretim faaliyetleri 1/9/2015 tarihine kadar devamedebilir.
Bakanlık, bunlardan 1/9/2015 tarihine kadar başvuranları,belirlenecek esaslara göre uygun görülmesi hâlinde öğretim kurumlarına dönüşümprogramına alır. Dönüşüm programına alınan kurumların, 2018-2019 eğitim öğretimyılının bitimine kadar mevzuatta öngörülen şartları karşılamaları kaydıyladönüşebilecekleri okul ve diğer kurum türleri ile dönüşüm esas ve usulleriBakanlıkça çıkarılan yönetmelikle düzenlenir."
5- 21. maddesiyle, 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK)'nin31. maddesine eklenen fıkralar şöyledir:
"(1) Bakanlık, 13/12/1983 tarihli ve 189 sayılı Kamu Kurumve Kuruluşlarının Yurtdışı Teşkilatı Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameesaslarına uygun olarak yurtdışı teşkilatı kurmaya yetkilidir.
(2) (Ek: 1/3/2014-6528/21 md.) Yurt dışı teşkilatıkadrolarına sürekli görevle atanabilmek için atanılan tarih itibarıyla en azbir yıldır fiilen Bakanlık merkez veya taşra teşkilatında ya da üniversitelerdeçalışıyor olmak ve görevlendirmenin yapılacağı ülkenin resmî dilini veyaAlmanca, Fransızca ya da İngilizce dillerinden birini bilmek şarttır.
(3) (Ek: 1/3/2014-6528/21 md.) Ancak, ikinci fıkradabelirtilen dillerin resmî dil olarak konuşulduğu ülkelerde, YükseköğretimKurulunca denkliği kabul edilen lisans, yüksek lisans veya doktora eğitiminitamamlayanlar; resmî dili Türkçe ve lehçesi olan ülkelere görevlendirilecekler ileBakanlıkta daire başkanı ve üzeri görevlerde fiilen bulunmuş olanların yurtdışı teşkilatında sürekli görevle atanmalarında hizmet süresi ve yabancıdil şartı aranmaz.
(4) (Ek: 1/3/2014-6528/21 md.) Yurt dışı sürekli görevsüresi üç yıldır. Bu süre hizmetin gerektirdiği hâllerde Bakanın onayıyla birkatına kadar uzatılabilir. Daha önce yurt dışı sürekli göreve atananlar, yurtiçi göreve dönmelerinin üzerinden en az iki yıl geçmeden yeniden atanamazlar.Yurt dışı teşkilatı kadrolarına sürekli görevle atanacaklarda aranacak yabancıdil seviyesi, personelin atanması, eğitimi, yeniden atanması, görevden alınmasıile diğer hususlar Bakanlıkça hazırlanan yönetmelikle düzenlenir.
(5) (Ek: 1/3/2014-6528/21 md.) Türkiye'deki veyaYükseköğretim Kurulu tarafından denkliği kabul edilen yurt dışındakiüniversitelerin eğitim fakültelerinin ilgili bölümlerinden lisans düzeyindeeğitimini başarıyla bitirenlerden ilgili ülke vatandaşlığına sahip olanlarlasüresiz oturma ve çalışma izni bulunanlar, Bakanlıkça mahallînden sözleşmelistatüde öğretmen olarak istihdam edilebilir. Bunlara, ilgili ülkede sürekligörevle bulunan ve 9 uncu derecenin 1 inci kademesinden aylık alan bekâr meslekmemuruna ödenmekte olan yurt dışı aylığının yüzde seksenini geçmemek üzereMaliye Bakanlığı tarafından tespit edilecek tutarda ödeme yapılır. Bu kapsamdaistihdam edilecek personelin sayısı, nitelikleri, seçim usul ve esasları, görevyerleri ve süreleri, izinleri, görevlerinin sona erdirilmesi ve verilecek işsonu tazminatı ile bu fıkranın uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esaslar,Maliye Bakanlığı ve Bakanlıkça müştereken belirlenir.
6- 22. maddesiyle, 652 sayılı KHK'nin 37. maddesinin değiştirilen(8) numaralı fıkrası şöyledir:
"(8) Okul ve Kurum Müdürleri, İl Millî Eğitim Müdürününteklifi üzerine, Müdür Başyardımcısı ve Yardımcıları ise Okul veya KurumMüdürünün inhası ve İl Millî Eğitim Müdürünün teklifi üzerine Vali tarafındandört yıllığına görevlendirilir. Bu görevlendirmelerin süre tamamlanmadansonlandırılması, süresi dolanların yeniden görevlendirilmesi ile bu fıkranınuygulanmasına ilişkin diğer usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir. Bu fıkra kapsamındakigörevlendirmeler özlük hakları, atama ve terfi yönünden kazanılmış hakdoğurmaz."
7- 25. maddesiyle 652 sayılı KHK'ye eklenen geçici 10. maddenin(3), (7) ve (8) numaralı fıkraları şöyledir:
"(3) Millî Eğitim Bakanlığı merkez teşkilatında Talim veTerbiye Kurulu Üyesi, Müsteşar Yardımcısı, Genel Müdür, İnşaat ve Emlak GrupBaşkanı ve Grup Başkanı kadrolarında bulunanlar ile Bakanlık taşra teşkilatındaİl Müdürü, İl Millî Eğitim Müdür Yardımcısı ve İlçe Millî Eğitim Müdürükadrolarında bulunanların görevleri bu maddenin yayımı tarihinde hiçbir işlemegerek kalmaksızın sona erer. Bunlardan Talim ve Terbiye Kurulu Üyesi, MüsteşarYardımcısı ve Genel Müdür kadrolarında bulunanlar ekli (3) sayılı liste ileihdas edilen Bakanlık Müşaviri kadrolarına, Grup Başkanı ve İl Müdürükadrolarında bulunanlar ekli (3) sayılı liste ile ihdas edilen Grup Başkanı veİl Müdürü kadrolarına, diğerleri ile geçici 3 üncü maddeye istinaden şahsabağlı Şube Müdürü kadrolarında bulunanlar ise ekli (3) sayılı liste ile ihdasedilen Eğitim Uzmanı kadrolarına, hâlen bulundukları kadro dereceleriyle hiçbirişleme gerek kalmaksızın atanmış sayılır. Ekli (3) sayılı liste ile ihdasedilen kadroların herhangi bir sebeple boşalması hâlinde bu kadrolar hiçbirişleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılır."
"(7) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte Millî EğitimBaşdenetçisi, Millî Eğitim Denetçisi ve İl Eğitim Denetmeni kadrolarındabulunanlar Maarif Müfettişi, Millî Eğitim Denetçi Yardımcısı ve İlEğitim Denetmen Yardımcısı kadrolarında bulunanlar ise Maarif MüfettişYardımcısı kadrolarına, başka bir işleme gerek kalmaksızın bulundukları kadrodereceleriyle atanmış sayılır. Bunların Millî Eğitim Başdenetçisi, MillîEğitim Denetçisi, İl Eğitim Denetmeni, Millî Eğitim Denetçi Yardımcısıve İl Eğitim Denetmen Yardımcısı olarak geçirdikleri süreler, ilgisine göreMaarif Müfettişi ve Maarif Müfettiş Yardımcısı olarak geçmiş sayılır. Buşekilde Maarif Müfettişi ve Maarif Müfettiş Yardımcısı kadrolarına atanmışsayılanlara, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yürürlükte bulunanmevzuat hükümlerine göre söz konusu kadrolarına bağlı olarak mali haklarkapsamında fiilen yapılan her türlü ödemeler toplamı net tutarının, atanmışsayıldıkları kadro unvanları için öngörülen mali haklar toplamı net tutarındanfazla olması hâlinde, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte anılan kadrounvanlarında bulunanlar hakkında (Millî Eğitim Denetçi YardımcılığındanMaarif Müfettişliği kadrolarına atananlar dâhil), atanmış sayıldıklarıkadroda bulundukları sürece bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceyürürlükte bulunan mevzuat hükümlerinin uygulanmasına devam olunur."
"(8) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla halenOkul ve Kurum Müdürü, Müdür Başyardımcısı ve Yardımcısı olarak görev yapanlardangörev süresi dört yıl ve daha fazla olanların görevi, 2013-2014 ders yılınınbitimi itibarıyla başka bir işleme gerek kalmaksızın sona erer. Görev süreleridört yıldan daha az olanların görevi ise bu sürenin tamamlanmasını takip edenilk ders yılının bitimi itibarıyla başka bir işleme gerek kalmaksızın sonaerer."
8- 26. maddesi şöyledir:
"652 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin;
a) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (d), (e), (f) ve (g)bentleri,
b) 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi,
c) 16 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi,
ç) 30 uncu maddesinin üçüncü fıkrası,
d) 40 ıncı maddesinin başlığında yer alan "ve Denetçi"ibaresi ile birinci fıkrasında yer alan "ile Millî Eğitim Denetçileri veDenetçi Yardımcıları" ibaresi ile maddenin ikinci, üçüncü ve dördüncüfıkraları,
yürürlükten kaldırılmıştır."
9- 27. maddesinin (3), (5) ve (7) numaralı fıkraları şöyledir:
"(3) 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanununun 33üncü maddesinin (b) fıkrasında yer alan "Millî Eğitim Denetçileri veMillî Eğitim Denetçi Yardımcıları ile İl Eğitim Denetmenleri ve İl EğitimDenetmen Yardımcıları" ibaresi "Maarif Müfettişleri ve MaarifMüfettiş Yardımcıları" şeklinde değiştirilmiştir."
"(5) 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet MemurlarıKanununun,
a) 36 ncı maddesinin "ORTAK HÜKÜMLER" bölümünün (A)fıkrasının (11) numaralı bendinde yer alan "İl Eğitim DenetmenYardımcıları" ibaresi "Maarif Müfettiş Yardımcıları" şeklinde ve"İl Eğitim Denetmenliğine" ibaresi "Maarif Müfettişliğine"şeklinde değiştirilmiş, aynı bentte yer alan "ve Millî Eğitim DenetçiYardımcıları" ve "ve Millî Eğitim Denetçiliğine" ibareleri maddemetninden çıkarılmıştır.
b) 152 nci maddesinin "II- Tazminatlar" kısmının"A- ÖZEL HİZMET TAZMİNATI" bölümünün (g) bendinde yer alan"Millî Eğitim Denetçi ve Denetçi Yardımcıları," ibaresi yürürlüktenkaldırılmış ve (h) bendinde yer alan "İl Eğitim Denetmenleri"ibaresi "Maarif Müfettişleri" şeklinde değiştirilmiştir.
c) Eki (I) sayılı Ek Gösterge Cetvelinin "I- GENEL İDAREHİZMETLERİ SINIFI" bölümünün (g) bendinde yer alan "İl EğitimDenetmenleri" ibaresi "Maarif Müfettişleri" şeklindedeğiştirilmiştir."
" (7) 13/12/1983 tarihli ve 190 sayılı Genel Kadro veUsulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin eki cetvellerin Millî EğitimBakanlığına ait bölümünde yer alan "Baş Denetçi", "Denetçi"ve "Denetçi Yardımcısı" unvanlı boş ve dolu kadrolar iptal edilmiş veanılan cetvelden çıkarılmıştır."
II- İLK İNCELEME
A- Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Serruh KALELİ,Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, EnginYILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN,Muammer TOPAL, Zühtü ARSLAN, M. Emin KUZ ve Hasan Tahsin GÖKCAN'ınkatılımlarıyla 14.5.2014 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında;öncelikle iptali istenilen kuralların bazılarına yönelik olarak iptal davasınınaçılmış sayılıp sayılmayacağı sorunu görüşülmüştür.
1. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun'un 38. maddesinin (6) numaralı fıkrasında "İptaldavalarında, Anayasaya aykırılıkları ileri sürülen hükümlerin Anayasa'nın hangimaddelerine aykırı olduğunun ve gerekçelerinin belirtilmiş olmasızorunludur" kuralı yer almış, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 45.maddesinde de "İptali istenen kurallar ve bunların her birininAnayasa'nın hangi maddelerine aykırılık oluşturduğu", "Anayasayaaykırılıkları ileri sürülen hükümlerin her birinin Anayasa'nın hangimaddelerine, hangi nedenlerle aykırı olduğunun ayrı ayrı ve gerekçeleriylebirlikte açıkça gösterilmesi" dava dilekçesinde yer alması gerekenhususlar arasında sayılmıştır.
2. 6216 sayılı Kanun'un 39. maddesinin (1)numaralı fıkrasında, dava dilekçesinin, 38. maddede gösterilen şartları taşıyıptaşımadığının kayıt tarihinden itibaren on gün içinde inceleneceği, başvurudilekçesindeki eksikliklerin varsa kararla saptanarak onbeş günden az olmamaküzere verilecek süre içinde tamamlatılması için ilgililere tebliğ olunacağı,aynı maddenin (3) numaralı fıkrasında ise birinci fıkrada belirtilen süreiçinde eksikliklerin tamamlanmaması hâlinde Genel Kurulca iptal davasınınaçılmamış sayılmasına karar verileceği belirtilmiştir.
3. Dava dilekçesinin incelenmesinden, 6528 sayılı Kanun'un;
a- 12. maddesiyle, 8.2.2007 tarihli ve 5580 sayılı ÖzelÖğretim Kurumları Kanunu'na eklenen ek 1. maddenin birinci fıkrasının ikincicümlesi,
b- 13. maddesiyle 5580 sayılı Kanun'a eklenen geçici 5. maddeninikinci fıkrası,
c- 22. maddesiyle değiştirilen, 25.8.2011 tarihli ve 652 sayılıMillî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun HükmündeKararname'nin 37. maddesinin (8) numaralı fıkrasının son cümlesi,
ile ilgili herhangi bir gerekçeye yer verilmediği saptanmıştır.
4. Açıklanan nedenlerle, 6216 sayılı Kanun'un 39. maddesinin (1)numaralı fıkrası gereğince, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri M. AkifHAMZAÇEBİ, Engin ALTAY ve Muharrem İNCE'ye bildirimde bulunulmasına ve yukarıdabelirtilen gerekçe eksikliğinin giderilmesi için kararın tebliğinden başlayarak15 (onbeş) gün süre verilmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
B- Anayasa Mahkemesi'nin 14.5.2014 tarihli ara kararında belirtileneksikliklerin tamamlanması suretiyle yenilenen 16.5.2014 tarihli dava dilekçesiüzerine, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Haşim KILIÇ, AlparslanALTAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, RecepKÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, CelalMümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, Zühtü ARSLAN, M. Emin KUZ ve HasanTahsin GÖKCAN'ın katılımlarıyla 22.5.2014 tarihinde yapılan ilk incelemetoplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine,yürürlüğü durdurma talebinin ise esas inceleme aşamasında karara bağlanmasınaOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
lll- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ
5. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Serruh KALELİ,Alparslan ALTAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ,Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN,Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, Zühtü ARSLAN, M. Emin KUZ veHasan Tahsin GÖKCAN'ın katılımlarıyla yürürlüğün durdurulması talebinin incelenmesineilişkin olarak 11.6.2014 tarihinde yapılan toplantıda 6528 sayılı Kanun'un;
A- 1- 22. maddesiyle değiştirilen 652 sayılı Kanun HükmündeKararname'nin 37. maddesinin (8) numaralı fıkrasına,
2- 25. maddesiyle 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenengeçici 10. maddenin (8) numaralı fıkrasına,
ilişkin yürürlüğün durdurulması taleplerinin, koşullarıoluşmadığından REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
B- Dava konusu diğer hükümlerine ilişkin yürürlüğün durdurulmasıtaleplerinin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına, OYBİRLİĞİYLE kararverilmiştir.
lV- ESASIN İNCELENMESİ
6. Dava ve ek dava dilekçeleri, Raportör Evren ALTAY tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, iptali istenilen kanun hükümleri,dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğeryasama belgeleri okunup incelendikten sonra 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un43. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca Millî Eğitim Bakanı NabiAVCI, Müsteşar Yusuf TEKİN, İnsan Kaynakları Genel Müdürü Hamza AYDOĞDU, ÖzelÖğretim Kurumları Genel Müdürü Ömer Faruk YELKENCİ, Bakanlık Müşaviri FatihDUT, 1. Hukuk Müşaviri Hayati CANKALOĞLU, Rehberlik ve Denetim Başkanı AtifALA, Hukuk Müşavirliği Hukuk Davaları Daire Başkanı Abdulkerim GÖKLER, ÖzelÖğretim Kurumları Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Fethullah GÜNER, İnsanKaynakları Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Ahmet AYTAÇ, Özel Dershaneler ve ÖzelÖğretim Kurumları Birliği Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Faruk KÖPRÜLÜ ileönceki Yönetim Kurulu Üyesi Nazmi ARIKAN, Güven Eğitim ve Öğretim VerenKurumlar Derneği Başkan Yardımcısı Eyyüp KILCI ile Dernek Vekili Av. AdnanŞEKER, PAK Eğitim İşçileri Sendikası Genel Başkanı Abdullah KAYIŞKIRAN ileDanışmanı Mehmet KASAP, Millî Eğitim Bakanlığı Müfettişleri ve Merkez ÖrgütüYöneticileri Derneği Başkanvekili Hüseyin TOPRAK ile Üyesi Müfettiş YılmazISLAK'ın 8.7.2015 tarihli sözlü açıklamalarıdinlendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- 6528 Sayılı Kanun'un 9. Maddesiyle 5580 Sayılı Kanun'un 2.Maddesinin Birinci Fıkrasının; (b) Bendinde Yer Alan "dershaneleri"İbaresinin Yürürlükten Kaldırılmasının, (f) Bendinin Yürürlükten Kaldırılmasının,Değiştirilen (g) Bendinin "Ortaöğretime veya yükseköğretime girişsınavlarına hazırlık niteliğinde olmamak kaydıyla..." Bölümünün,Değiştirilen (j) Bendinde Yer Alan "On iki yaş ve altındaki..."İbaresinin ve 13. Maddesiyle 5580 Sayılı Kanun'a Eklenen Geçici 5. MaddeninBirinci Fıkrasının İncelenmesi
1- Kuralların Anlam ve Kapsamları
7. Özel öğretim kurumlarına ilişkin düzenlemeler ve bu kapsamdaözel öğretim kurumu açma izni verilmesi, kurumun nakli, devri, personelçalıştırılması, kurumlara yapılacak malî destek ve bu kurumların eğitimöğretim, yönetim, denetim ve gözetimine ilişkin usûl ve esaslar, Özel ÖğretimKurumları Kanunu'nda düzenlenmektedir. Söz konusu düzenlemeler uyarınca, birkurumun özel öğretim kurumu olarak eğitim öğretim faaliyetinde bulunabilmesiiçin öncelikle Kanun'da belirlenen "özel öğretim kurumları" tanımıkapsamında yer alması ve Kanun'da belirtilen koşulları taşıyanlara verilenkurum açma iznine sahip olması gerekmektedir.
8. 5580 sayılı Kanun'un 2. maddesinde yapılan değişiklikler ilegeçici 5. maddesinde yer alan dava konusu kuralların ortak özellikleri, dershanelerinözel öğretim kurumları kapsamından çıkarılmasına ilişkin düzenlemenin birsonucunu oluşturmalarıdır.
9. Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 2. maddesinde,bu Kanunda geçen kavramların tanımı yapılmış ve kapsamları belirlenmiştir. Davakonusu kurallar da, maddede yer alan "kurum", "okul","dershane", "çeşitli kurslar" ve "öğrencietüt eğitim merkezi" tanımları ile ilgili düzenlemelerde yapılandeğişikliklere ilişkindir.
10. Kanun'un 2. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeyapılan değişiklikle, dershaneler "özel öğretim kurumları"tanımı kapsamından çıkarılmıştır. Söz konusu değişiklikten önce, "okulöncesi eğitim, ilköğretim, ortaöğretim, özel eğitim okulları ile çeşitlikursları, uzaktan öğretim yapan kuruluşları, dershaneleri, motorlu taşıt sürücükursları, hizmet içi eğitim merkezleri, öğrenci etüt eğitim merkezleri, özeleğitim ve rehabilitasyon merkezleri ile benzeri öğretim kurumları"nıifade eden "özel öğretim kurumları" kavramı, değişikliksonrasında "okul öncesi eğitim, ilköğretim, ortaöğretim, özel eğitimokulları ile çeşitli kursları, uzaktan öğretim yapan kuruluşları, motorlu taşıtsürücü kursları, hizmet içi eğitim merkezleri, öğrenci etüt eğitim merkezleri,özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri ile benzeri öğretim kurumları" olarakifade edilmiştir. Söz konusu bentte yer alan "dershaneleri,"ibaresinin yürürlükten kaldırılması, dava konusu kuralı oluşturmaktadır.
11. Bu değişiklik doğrultusunda, "Öğrencileri; bir üstokulun veya yüksek öğretime giriş sınavlarına hazırlamak, istedikleri derslerdeyetiştirmek ve bilgi düzeylerini yükseltmek amacıyla faaliyet gösteren özelöğretim kurumlarını" ifade eden "dershane" tanımınınyapıldığı (f) bendi de yürürlükten kaldırılmış olup, söz konusu bendinyürürlükten kaldırılması dava konusu bir diğer kuralı oluşturmaktadır.
12. Maddenin "okul", "çeşitli kurslar"ve "öğrenci etüt eğitim merkezi" tanımlarının yapıldığı (c),(g) ve (j) bentleri de değiştirilmiş olup, bu değişiklik sonrasında;
"Okul: Özel eğitim, okul öncesi, ilkokul, ortaokul veortaöğretim ile Bakanlıkça dönüşüm programına alınan kurumlardan 2018-2019eğitim-öğretim yılının sonuna kadar faaliyetleri devam eden ortaöğretim özelokulları,"
"Çeşitli kurslar: Ortaöğretime veya yükseköğretime girişsınavlarına hazırlık niteliğinde olmamak kaydıyla, kişilerin sosyal,sanatsal, sportif, kültürel ve mesleki alanlarda bilgi, beceri, dil, yetenek vedeneyimlerini geliştirmek, isteklerine göre serbest zamanlarını değerlendirmekamacıyla faaliyet gösteren özel öğretim kurumlarını,"
"Öğrenci etüt eğitim merkezi: On iki yaş ve altındakiöğrencilerin, derslerine çalışmalarına, ödev ve projelerini yapmalarınayardımcı olmak; ilgi, istek ve yetenekleri doğrultusunda sosyal, sanatsal,sportif ve kültürel faaliyetler yürütmek üzere kurulan özel öğretim kurumlarını,"
ifade eder şekilde yeniden tanımlanmıştır.
13. "Çeşitli kurslar" tanımı içinde yer alan,"Ortaöğretime veya yükseköğretime giriş sınavlarına hazırlıkniteliğinde olmamak kaydıyla" ibaresi ve "öğrenci etüt eğitimmerkezi" tanımı içinde yer alan "On iki yaş ve altındaki"ibaresi, dava konusu diğer kurallardır.
14. Bu düzenlemelerin, fıkranın dershanelere ilişkin olarak (b)ve (f) bentlerinde yapılan değişiklikler doğrultusunda getirildiğianlaşılmaktadır. Çeşitli kursların, ortaöğretime veya yükseköğretime girişsınavlarına hazırlık niteliğinde olmamak kaydıyla faaliyet göstereceğininbelirtilmesi ile öğrenci etüt eğitim merkezinin on iki yaş ve altındakiöğrencilere yönelik olacağının öngörülmesinin, bu kurumların dershane olarakçalışmasının önlenmesi amacına yönelik olduğu anlaşılmaktadır.
15. Kanun'un dava konusu geçici 5. maddesinin birinci fıkrasındaise bu maddenin yayımı tarihinde faal olan dershaneler ile bu Kanunla yapılandüzenlemelere göre gerekli dönüşümü tamamlamayan öğrenci etüt eğitimmerkezlerinin eğitim öğretim faaliyetlerinin 1.9.2015 tarihine kadar devamedebilecekleri belirtilmiştir. Bir diğer deyişle, söz konusu kurumların1.9.2015 tarihinden sonra faaliyette bulunmaları yasaklanmaktadır.
2- 5580 Sayılı Kanun'un 2. Maddesinin Birinci Fıkrasının (b)Bendinde Yer Alan "dershaneleri" İbaresinin YürürlüktenKaldırılması ve (f) Bendinin Yürürlükten Kaldırılması ile Geçici 5. MaddesininBirinci Fıkrası
a- İptal Taleplerinin Gerekçeleri
16. Dava dilekçesinde özetle;
Ülkemizde dershanelerin ortaya çıkmasının eğitim sistemimiziniçinde bulunduğu koşulların zorunlu bir sonucu olduğu, orta ve yükseköğretimegeçiş için ölçme, değerlendirme ve merkezi sınav sistemi değiştirilmeden,okullarda eğitimin kalitesi yükseltilmeden ve eşitlenmeden dershaneleri kapatmayoluna gitmenin hâlihazırda sınavlara hazırlanan milyonlarca öğrenciyi ve bualanda eğitim veren kurumları mağdur ettiği, eğitimin sorununun dershanelerdeğil, okullarda öğrencilerin kaliteli, yeterli, düzeyli ve etkin eğitimalamamalarının olduğu, rekabete dayalı eğitim sisteminde öğrencilerineğitimleri ve gelişimleri için okul dışında çözüm aramak zorunda kaldıkları vedershaneler sayesinde bu eksikliklerini kapatmaya çalıştıkları, dershanelerinkapatılmasının getireceği zararın yararından fazla olduğu ve Anayasa'nın 17.maddesinde belirtilen bireylerin maddî ve manevî varlığını geliştirme hakkındanyoksun bırakılmasına neden olacağı,
Öte yandan Anayasa'nın 5. maddesiyle Devlete verilen "insanınmaddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamayaçalışmak" görevi uyarınca eğitim ve öğretim hakkının gerçekleşmesiiçin Devletin gerekli tedbirleri alma yükümlülüğü bulunmasına karşın davakonusu kurallarla tam tersi bir yol izlendiği, üniversiteye hazırlığınönlenmesinin gerçekte üniversite öğrenimini engellediği, bireylerin hedeflediğiöğrenime kavuşabilmesinin yolu olan dershane öğretiminin eğitim ve öğrenimhakkı kapsamında olduğu, dershanelerin kapatılmasının eğitim ve öğrenimdefırsat eşitliği ile öğrenenin ve öğretenin öğrenim hakkını ihlal ettiği, eğitimve öğrenim hakkının Anayasa'da sosyal ve ekonomik haklar ve ödevler kapsamındayer almasının konunun ekonomik boyutunu gösterdiği gibi fırsat eşitliğinigerçekleştirmek için Devlet dışı kurumların desteğinin olanaklı kılınmasıgereğini de gösterdiği, Devletin özel okullar üzerindeki gözetim ve denetimyetkisinin hiçbir şekilde bireylerin bu haktan mahrum bırakılmasına yolaçmaması gerektiği, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine göre eğitim hakkının devlete"etkili bir eğitim sistemi kurma" yönünde pozitif biryükümlülük ile "özel işletmelerce sunulan eğitim hizmetlerine müdahaleyasağı" içeren negatif bir yükümlülük yüklediği, dershanelerinkaldırılması suretiyle eğitim hizmetlerinden bireylerin yararlanamaz hâlegetirildiği, dershanelerin ülkenin eğitim sisteminin bir gereği olarak ortayaçıktığı,
Devletin yarattığı bu ihtiyaca cevap verebilmek için sermayesahiplerinin eğitim alanına yöneldiği, kâr amacı güdülerek oluşturulan bukurumların binlerce vatandaşa iş imkânı sağladığı, eğitim sisteminineksiklikleri giderilmeden dershanelerin kapatılması yönünde adım atılmasınınözel teşebbüs kurma hürriyetinin Devlet eliyle yok edilmesi anlamına geldiği,Anayasa'nın 48. maddesinde çalışma özgürlüğü bakımından herhangi bir sınırlamasebebi öngörülmediği, girişim özgürlüğünün ancak kamu düzeni ve ahlaka aykırıolmama gibi hukukun genel ilkeleri gözetilerek sınırlanabileceği, diğersınırlamaların anayasal dayanağının bulunmadığı, bir kez çalışma izni almış olandershane işletmelerinin kapatılmasının girişim özgürlüğünün ihlaline nedenolacağı, dershanelerin yasal dayanağının yok edilerek yasama çoğunluğu ileiktidarın hedeflerini gerçekleştirmeye yöneldiği ve dershanelerin kapatılmasınailişkin düzenlemede yasama organının işleyişine egemen olan kamu yararıamacının gerçekleşmediği, dershanelerin kapatılmasının yasaklayıcı bakışaçısının sonucu olduğu, dava konusu kuralların da kamu yararı yerine siyasîsaiklerle getirildiği,
Devletin ilgili kuruluşlarının onayı ile dershane faaliyetindebulunma hakkını kazanan özel işletmeler bakımından bu onayın alındığı tarihitibarıyla artık kazanılmış bir hakkın söz konusu olduğu, yürürlükteki mevzuatagöre kazanılan söz konusu hakkın korunacağına dair bir beklentinin ilgili özelkuruluşlarda oluşturulduğu, hukuk güvenliği ilkesinin hukuk normlarınınöngörülebilir olmasını ve yürürlükteki yasalara güvenerek hukuksal durumlarınıdüzenleyenlerin bu güven duygularının zedelenmemesini gerektirdiği, dava konusudüzenlemelerin zorlayıcı bir toplumsal ihtiyaç nedeniyle getirilmediği veeğitim ve öğrenim hakkını, girişim özgürlüğünü, çalışma hakkını içindebarındıran dershane faaliyetinin tümden ortadan kaldırılmasının ölçüsüz ve özedokunur olduğu, Devlet sınırlamadan beklenen kamu yararı ile bireyin hak veözgürlükleri arasında adil dengeyi sağlamakla yükümlü iken dershanecilikfaaliyetinin yasaklanması ile özel teşebbüste bulunma hakkının tümüyle ortadankaldırıldığı,
Dönüşüm programına dahil olmak istemediği için 1.9.2015 tarihinekadar Millî Eğitim Bakanlığına başvurmayan veya başvurmakla birlikte Bakanlıkçauygun görülmeyenlerin özel öğretim kurumları kapsamı dışında bırakılarakkapatılacak olmaları bakımından da eğitim ve öğrenim hakkı ile çalışma vesözleşme hürriyetinin ölçüsüzce ortadan kaldırıldığı, öğretmenliği tercihedenlerin devlet okullarında çalışma zorunluluğunun bulunmadığı, bu yönüyledershane personelinin çalışma hakkının ihlal edildiği,
Dershanecilik faaliyeti yapan özel işletmelerin sahip olduklarımülkiyetleri bu amaçla kullandıkları ve talepte bulunan bireylere hizmetsundukları, dava konusu düzenleme ile özel işletmelerin dershanecilikfaaliyetlerinin belirli bir tarihten sonra tamamen yasaklanarak özelişletmelerce bu hizmetin sunulmasında kullanılan mülkiyet hakkının tamamenkullanılamaz hale getirildiği ve hakkın özüne dokunulduğu, mülkiyet hakkı ileilgili Devletin negatif yükümlülüğünün bir gereği olan "mülkiyethakkından barışçıl yararlanmaya engel olmama" sorumluluğunun ihlaledildiği,
belirtilerek kuralların, Anayasa'nın 2., 5., 13., 17., 35., 42.,48. ve 49. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
b- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
17. Dershanelerin faaliyetleri, faaliyet konuları itibarıylaeğitim ve öğrenim hakkı ile ilgili olup, söz konusu faaliyetlerin özel teşebbüstarafından yürütülmesi bakımından da çalışma ve sözleşme hürriyetine ilişkinbulunmaktadır.
18. Anayasa'nın "Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi"başlıklı 42. maddesi şöyledir:
" Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.
Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir.
Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılâplarıdoğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim vedenetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleriaçılamaz.
Eğitim ve öğretim hürriyeti, Anayasaya sadakat borcunu ortadankaldırmaz.
İlköğretim, kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur veDevlet okullarında parasızdır.
Özel ilk ve orta dereceli okulların bağlı olduğu esaslar, Devletokulları ile erişilmek istenen seviyeye uygun olarak, kanunla düzenlenir.
Devlet, maddî imkânlardan yoksun başarılı öğrencilerin,öğrenimlerini sürdürebilmeleri amacı ile burslar ve başka yollarla gerekliyardımları yapar. Devlet, durumları sebebiyle özel eğitime ihtiyacı olanlarıtopluma yararlı kılacak tedbirleri alır.
Eğitim ve öğretim kurumlarında sadece eğitim, öğretim, araştırmave inceleme ile ilgili faaliyetler yürütülür. Bu faaliyetler her ne suretleolursa olsun engellenemez.
Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türkvatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez. Eğitim ve öğretimkurumlarında okutulacak yabancı diller ile yabancı dille eğitim ve öğretimyapan okulların tâbi olacağı esaslar kanunla düzenlenir. Milletlerarasıandlaşma hükümleri saklıdır."
19. Anayasa'nın 42. maddesinde, kimsenin eğitim ve öğrenimhakkından yoksun bırakılamayacağı ana kuralı konulduktan sonra, öğrenimhakkının kapsamının kanunla tespit edileceği, özel ilk ve orta dereceliokulların bağlı olduğu esasların, Devlet okulları ile erişilmek istenenseviyeye uygun olarak kanunla düzenleneceği belirtilmiştir. Anılan maddede yineeğitim ve öğretimin, Atatürk ilkeleri ve inkılâpları doğrultusunda, çağdaşbilim ve eğitim esaslarına göre Devletin gözetim ve denetimi altında yapılacağıifade edilmiştir.
20. Anayasa'nın "Çalışma ve sözleşme hürriyeti"başlıklı 48. maddesi ise şöyledir:
"Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerinesahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir.
Devlet, özel teşebbüslerin millî ekonominin gereklerine vesosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasınısağlayacak tedbirleri alır."
21. Anayasa'nın 48. maddesinde özel teşebbüsler kurmanın serbestolduğu belirtilmiş, ancak Devlete özel teşebbüslerin millî ekonominingereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini sağlayacak tedbirleri almagörevi verilmiştir. Bu husus madde gerekçesinde, "Devlet, kamu yararıolan hallerde ve millî ekonominin gerekleri ve sosyal amaçlarla özel teşebbüsözgürlüğüne sınırlamalar getirebilir." şeklinde ifade edilmiştir.
22. Demokratik toplumlarda temel hak ve özgürlükler yönündenserbestlik asıl, sınırlama ise istisnadır. Anayasalar temel hak veözgürlüklerin hangi nedenlerle ve ne ölçüde sınırlandırılabileceğinibelirlemektedir. Bu anlamda, Anayasa'nın 13. maddesinde temel hak veözgürlüklerin sınırlanmasına ilişkin kurallara yer verilmiştir.
23. Öte yandan, Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihat hâlinialan kararlarında belirtildiği üzere, her temel hak ve özgürlüğün doğasındankaynaklanan sınırları da bulunmaktadır. Birlikte yaşamanın zorunlu sonucuolarak, hak ve özgürlüklerin başkalarının aynı hak ve özgürlüklerdenfaydalanmasını engelleyici, başkalarına zarar verici mahiyette kullanılmamasıgerekir. Ayrıca, Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan kuralların da birdiğer temel hak ve hürriyetin sınırını oluşturabilmesi mümkündür.
24. Dava konusu kuralların, dershanelerde ve Kanun'da öngörülendönüşümü tamamlamayan öğrenci etüt eğitim merkezlerinde öğrenim görenleryönünden Anayasa'nın 42. maddesi, bu kurumları işletenler yönünden ise 42. ve48. maddeleri kapsamında ele alınması gerekmektedir.
25. Bu anlamda, 48. maddenin gerekçesinde de açıkça belirtildiğiüzere Devletin, özel teşebbüslerin sosyal amaçlara uygun yürümesini sağlayacaktedbirleri alma görevi, söz konusu hürriyet yönünden bir sınırlama sebebiolduğu gibi, 42. maddede öngörülen eğitim ve öğrenim hakkı kapsamındagetirilecek düzenlemelerin de dava konusu kurallar yönünden çalışma ve sözleşmehürriyetinin sınırını oluşturacağı açıktır.
26. Anayasa'nın "Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler"başlıklı bölümünde yer alan eğitim hakkı ile teşebbüs özgürlüğü bakımındanbelirtilmesi gereken ilk husus, eğitim hakkının sosyal haklar arasında yeralmasına rağmen, teşebbüs özgürlüğünün ağırlıklı olarak ekonomik hak niteliğitaşıdığıdır. Sermaye sahiplerinin kazanç amacı güderek dershane açtıklarıkuşkusuz olmakla birlikte söz konusu dershanelerin herhangi bir ticarî işletmeolmadığı ve eğitim öğretim alanında faaliyet gösterdikleri dikkate alındığında,bu alanda özel teşebbüslerin faaliyet gösterebilmesi, söz konusu faaliyetlerinkanun koyucu tarafından getirilen düzenlemelere uygun olmasına bağlıdır. Nitekim,mevcut dershanelerin bugüne kadarki faaliyetlerinin de bu kapsamdagerçekleştiği belirtilmelidir.
27. Demokratik ülkelerde, eğitim politikalarını belirleme ve bupolitikaların hayata geçirilmesine yönelik kurumsal tercihlerde bulunmakonusunda kanun koyucunun geniş takdir yetkisi vardır. Sınavlara hazırlıkeğitimi sunan kurumların eğitim politikasındaki yerini, bu kurumların tabiolacakları hukuku ve sınırlarını belirleme yetkisi de bu kapsamdadır.
28. Temel politikaları ve bunları gerçekleştirme araçlarınıbelirleme yetkisi kanun koyucuya ait olmakla birlikte, kanun koyucunun bukonudaki yetkisi anayasayla sınırlı olup yapılacak düzenlemelerin, anayasalilkeler ile temel hak ve hürriyetleri ihlal etmemesi gerekir. Anayasaldemokrasinin temelinde, herkesin doğuştan ve insan olması nedeniyle sahipolduğu temel hakların çoğunluğun iradesine rağmen korunması, bu hak veözgürlüklerin oylama konusu dahi yapılamaması düşüncesi yatmaktadır. Bu anlamdatemel hak ve özgürlükler, demokratik siyasi iktidarların anayasal sınırlarınıoluşturmaktadır. Kanunla bu sınırlara uyulup uyulmadığını denetleme görev veyetkisi de hiç kuşkusuz Anayasa Mahkemesine aittir.
29. Kanun koyucu tarafından "özel öğretimkurumları" kapsamına alınması nedeniyle faaliyet gösteren dershaneler,aradan geçen süre zarfında dershane faaliyetlerinin eğitim öğretim alanında yolaçtığı olumsuz sonuçlar gerekçe gösterilerek yine kanun koyucu tarafından "özelöğretim kurumları" kapsamından çıkarılmaktadır. Söz konusu olumsuzsonuçlar madde gerekçesinde özetle, dershanelerin toplum tarafından adetaöğrenci seçme sınavları yönünden okullarda yürütülen eğitim ve öğretimfaaliyetine alternatif olarak görülmeye başlandığı, bu durumun zamanla 3 Mart 1924tarihinde Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile son verilen eğitimde ikiliğin birbenzerini ortaya çıkardığı, dershaneye giden veya gitmeyen öğrenciler arasındafırsat eşitsizliğinin ortaya çıkması ve eğitim öğretim politikalarını olumsuzetkilemesi nedeniyle dershanelerin eğitim sistemimizde yarattığı bu ikiliğe sonverilmesi gerektiği, öğrencilerin sınavlardaki başarısının dershanenin başarısıolduğuna inandırılarak toplumun okul ve öğretmenden soğutulduğu, okula ayrılanzamandan kalan vakitlerini dershanelerde geçiren öğrencilerin sosyal becerigelişimini sağlayacak etkinliklerden uzak kaldığı ve hem akademik yöndengelişim sağlamalarının hem de sosyal becerilerini geliştirmelerinin aynı andamümkün olmadığı, kendini ifade etmede zorlanan, sorun çözme becerisi yeterincegelişmemiş, sosyal etkinlik deneyimi olmayan, toplumdan kopuk, ortaöğretimintemel amaçları ile yoğrulmamış bir ortaokul ve lise öğrencisi görüntüsününortaya çıktığı şeklinde ifade edilmiştir.
30. İptali istenen Kanun'un gerekçesinde ayrıntılı olarakbelirtildiği üzere, dershanelerin eğitim sistemindeki konumu ve rolü ile sosyalve kültürel anlamda öğrencilere olumsuz etkilerinin gözetilerek dava konusukuralların kamu yararı amacına yönelik olarak getirildiği anlaşılmaktadır.
31. Anayasa Mahkemesince "kamu yararı"konusunda yapılacak inceleme, kanunun kamu yararı amacıyla yapılıpyapılmadığının araştırılmasıyla sınırlıdır. Anayasa'nın çeşitli hükümlerindeyer alan kamu yararı kavramının Anayasa'da bir tanımı yapılmamıştır. AncakAnayasa Mahkemesinin kararlarında da belirtildiği gibi, kamu yararı, bireysel,özel çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yarardır. Kamu yararıdüşüncesi olmaksızın, yalnız özel çıkarlar için veya yalnız belli kişilerinyararına olarak kanun hükmü konulamaz. Böyle bir durumun açık bir biçimde vekesin olarak saptanması halinde, söz konusu kanun hükmü Anayasa'nın 2.maddesine aykırı düşer. Açıklanan ayrık hâl dışında, bir kanun hükmünün ülkegereksinimlerine uygun olup olmadığı ve hangi araç ve yöntemlerle kamuyararının sağlanabileceği bir siyasî tercih sorunu olarak kanun koyucununtakdirinde olduğundan, bu kapsamda kamu yararı değerlendirmesi yapmak anayasayargısıyla bağdaşmaz.
32. Bununla birlikte, bir düzenlemenin kamu yararına yönelikolarak yapılmış olması, onun Anayasa'ya uygunluğu bakımından tek başına yeterlideğildir. Temel hak ve hürriyetler bakımından meşru amaçla getirilensınırlamalar Anayasa'nın 13. maddesinde ifade edilen kriterlere aykırı olamaz.Bu anlamda dava konusu kurallar yönünden de kanun koyucunun, Anayasa'nın 42.maddesi uyarınca öğrenim hakkının kapsamını tespit etme ve düzenleme yetkisiile Anayasa'nın 48. maddesiyle Devlete verilen, özel teşebbüslerin sosyalamaçlara uygun yürümesini sağlayacak tedbirleri alma görevi kapsamında dershanelerile ilgili getirdiği düzenlemelerin Anayasa'nın 13. maddesine aykırılıktaşımaması gerekir.
33. Temel hak ve özgürlükler özlerine dokunulmaksızın yalnızcaAnayasa'da öngörülen sebeplerle ve ancak kanunla sınırlanabilir.Dokunulamayacak "öz", her temel hak ve özgürlük açısındanfarklılık göstermekle birlikte kanunla getirilen sınırlamanın hakkın özünedokunmadığının kabulü için temel hakların kullanılmasını ciddî surettegüçleştirip, amacına ulaşmasına engel olmaması ve etkisini ortadan kaldırıcıbir nitelik taşımaması gerekir.
34. Temel hak ve özgürlüklerin özlerine dokunulmaksızın yapılansınırlamalar yönünden ise bu sınırlamaların, demokratik toplum düzeniningerekleri ile ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Bir başkadeyişle, öze dokunan sınırlamalar, "demokratik toplum düzeniningerekleri" ve "ölçülülük" ilkelerine evleviyetleaykırı olacağından, temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunan sınırlamalaryönünden "demokratik toplum düzeninin gerekleri" ve "ölçülülük"ilkeleri bakımından ayrıca inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
35. Öze dokunma yasağını ihlal etmeyen müdahaleler yönündengözetilmesi öngörülen "demokratik toplum düzeninin gerekleri"kavramı, öncelikle ilgili hak yönünden getirilen sınırlamaların zorunlu ya daistisnai tedbir niteliğinde olmalarını, başvurulabilecek en son çare ya daalınabilecek en son önlem olarak kendilerini göstermelerini gerektirmektedir."Demokratik toplum düzeninin gerekleri"nden olma, birsınırlamanın demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacınkarşılanması amacına yönelik ve ölçülü olmasını ifade etmektedir.
36. Anayasa'nın 13. maddesinde ifade edilen "ölçülülükilkesi", temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkinbaşvurularda dikkate alınması gereken bir diğer ilkedir. Demokratik toplumdüzeninin gerekleri ve ölçülülük ilkeleri, iki ayrı kriter olarak düzenlenmişolmakla birlikte bu iki kriter arasında sıkı bir ilişki vardır. Temel hak veözgürlüklere yönelik herhangi bir sınırlamanın, demokratik toplum düzeni içingerekli nitelikte, başka bir ifadeyle öngörülen kamu yararı amacınıgerçekleştirmekle birlikte, temel haklara en az müdahaleye olanak veren ölçülübir sınırlama niteliğinde olup olmadığının incelenmesi gerekir.
37. Ölçülülük, temel hak ve özgürlüklerin sınırlanma amaçlarıile sınırlama araçları arasındaki ilişkiyi yansıtır. Ölçülülük denetimi,ulaşılmak istenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmak için seçilen aracındenetlenmesidir. Bu sebeple, kuralın hedeflenen amaca ulaşabilmek için elverişli,gerekli ve orantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir.
38. Belirtilen nitelikleri gereği, Anayasa'nın 13. maddesindeyer alan ve aralarında sıkı bir ilişki bulunan, "temel hak vehürriyetlerin özü", "demokratik toplum düzeninin gerekleri"ve "ölçülülük ilkesi" kavramları, bir bütünün parçaları olup,"demokratik bir hukuk devleti"nin özgürlükler rejimindegözetilmesi gereken temel ölçütleri oluşturmaktadır.
39. Okullarda yürütülen eğitim öğretim faaliyetine alternatifolarak görülmeye başlanan dershanelerin eğitim sisteminde yarattığı ikiliğinortadan kaldırılması başta olmak üzere, madde gerekçesinde ayrıntılı olarakbelirtilen dershane uygulamasının yol açtığı sosyal sorunların çözümü amacıyla,dershanelerin özel öğretim kurumları kapsamından çıkarılmasının ve Kanun'unyayımı tarihinde faal olan dershaneler ile gerekli dönüşümü tamamlamayanöğrenci etüt eğitim merkezlerinin 1.9.2015 tarihinden sonra faaliyetgösteremeyeceklerinin öngörülmesinin, söz konusu amaca ulaşmak için elverişlive gerekli olduğu söylenebilir.
40. Bununla birlikte ölçülülük ilkesi gereğince, getirilendüzenleme ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin bulunmasıgerekmektedir. Orantılılık olarak da ifade edilen ölçülülüğün bu alt ilkesi,amaca ulaşmak için gerekli olan önlemin alınmasına imkân tanımakta, ancak amacaulaşmak için gerekli olmayan önlemlere başvurulmasına ve ilgili hakkın ölçüsüzbir şekilde sınırlanmasına müsaade etmemektedir. Demokratik bir toplumda, temelhak ve özgürlüklere getirilen sınırlamanın, bu sınırlamayla güdülen amacıngerektirdiğinden fazla olmaması gerekir. Orantılılık ilkesi, meşru bir amacaulaşmak için gerekli olan sınırlayıcı araçlardan daha hafif olanı tercihedilebilecekken daha ağır olanına başvurulmasına izin vermez.
41. Demokratik toplum, bireyin özgürce yaşayabildiği, kendinigerçekleştirebildiği, kendisiyle ilgili kararları serbestçe alabildiği ve hertürlü baskı karşısında bireysel özerkliğini koruyabildiği bir düzenigerektirir. Özgürlüğün belki de en önemli göstergesi tercih hakkınınvarlığıdır. Kişilerin farklı seçenekler arasında tercihte bulunabilmeimkânlarının ortadan kaldırıldığı bir yerde özgürlükten bahsedilemez.Demokrasilerde devlete düşen görev, bireyin çoğulcu bir ortamda tercihyapabilme imkânına sahip olmasını sağlamak, özellikle de bu imkânı ortadankaldırmaya yönelik tutumlardan kaçınmak ve bu yönde başkalarından gelecekolumsuz müdahaleleri engellemektir. Tercih hakkı, meşru amaçlarlasınırlandırılabilir ise de bu sınırlamanın kişilerin bu hakkını yok edecek veyakullanılamaz hale getirecek şekilde yapılmaması gerekir.
42. Dershaneler, öğrencileri bir üst okula veya yükseköğretimegiriş sınavlarına hazırlamak, istedikleri derslerde yetiştirmek ve bilgidüzeylerini yükseltmek amacıyla faaliyet göstermekte, öğrencilerin okulmüfredatı programında bulunan konularda bilgi eksikliklerini giderme veyabilgilerini artırma amacına hizmet etmektedirler. Bir başka deyişledershaneler, okul müfredatı konularına ilişkin bilgi edinmeye yönelik birihtiyacı karşılamaktadırlar.
43. Kişilerin bir üst okula veya yükseköğretime girişsınavlarına hazırlık amacıyla özel teşebbüsler tarafından kanuna uygun olarakverilen eğitim öğretim hizmetlerinden yararlanmaları ve bu suretle okul dışıeğitim almaları, Anayasa'nın 42. maddesinde güvence altına alınan eğitim hakkıkapsamındadır.
44. Anayasa'nın 42. maddesindeki eğitim ve öğrenim hakkı, diğerhaklarla birlikte, kişinin maddî ve manevî varlığını koruyup geliştirebilmesineimkân sağlayıcı bir niteliğe sahiptir. Aynı madde gereğince eğitimin gözetim vedenetiminden sorumlu olan Devletin görevi, herkesin eğitim ve öğrenim hakkındanen iyi şekilde faydalanabilmesini sağlamaktır. Eğitim öğretim alanında hizmetsunan özel teşebbüsün faaliyet alanının düzenlenmesi de, Devletin eğitim veöğretimin sağlıklı ve verimli işleyişini sağlama yükümlülüğünün bir gereğidir.
45. Diğer temel haklar gibi, eğitim hakkınında Devlete bazı yükümlülükler yüklediğiaçıktır. Devlet, herkesin eğitim ve öğrenimhakkından yararlanabilmesini sağlamak için gerekli tedbirleri almalıdır. Okuldışı eğitimin alınabileceği kurumları oluşturma bakımından Devletin mutlak biryükümlülüğü bulunmamakla birlikte, zorunlulukbulunmadıkça özel sektörün bu alanda mevzuat çerçevesindesunduğu hizmetlerin tamamen ortadan kaldırılmasına yol açacak düzenlemelerdenkaçınması gerekir. Başka bir ifadeyle, kişilerin eğitim ve öğrenim hakları ile teşebbüs hürriyetini ortadan kaldıracak, kullanılamaz hale getirecek ya da ölçüsüzce sınırlandıracak düzenlemeler getirilemez.
46. Esasen okul dışı eğitim, kişilerinözgürce hareket edebildikleri ve tercihleri doğrultusunda maddîve manevî varlıklarını geliştirebildikleri bir alana işaretetmektedir. Bu alana demokratik toplum düzeni yönünden zorunlu olmadıkçaDevletin müdahale etmemesi gerekir. Bununla birlikte, Anayasa'nın 42. maddesinde eğitim ve öğretimin Devletin gözetimve denetimi altında yapılması öngörüldüğünden, okul dışı eğitim alanınıdüzenleme konusunda kanun koyucunun takdir yetkisi olduğu açıktır. Devletin buyetkisi, söz konusu kurumların adı, şekli, faaliyet alanları ve uyacaklarıkurallar gibi konularda kanun koyucunun düzenleme yapmasına imkân tanımaktadır.
47. Dava konusu kurallarla getirilen düzenleme incelendiğinde,dershanelerin "özel öğretim kurumları" kapsamından çıkarılarakfaaliyetlerine son verilirken, okul dışı öğrenim desteği alma ihtiyacınınkarşılanmasına yönelik alternatif çözüm yollarının öngörülmediğianlaşılmaktadır. Kanun'da "özel öğretim kurumları" arasındasayılan "çeşitli kurslar"ın tanımı yapılırken "ortaöğretimeveya yükseköğretime giriş sınavlarına hazırlık niteliğinde olmamak kaydı"nınkonulması ve "öğrenci etüt eğitim merkezi"nin tanımında bukurumların "on iki yaş ve altındaki" öğrencilere yönelikfaaliyetler yürütmek üzere kurulacaklarının belirtilmesi nedeniyle, söz konusukurumlarda bir üst okula veya yükseköğretime giriş sınavlarınahazırlanılabilmesinin mümkün olmadığı açıktır. Bu kapsamda ilgililere birtercih hakkı tanınmadığı ve yalnızca okullarda verilen dersler ile sınırlı birbilgiye erişim olanağının sunulduğu anlaşılmaktadır. Bir üst okula veyükseköğretime giriş sınavlarına hazırlık ihtiyacını karşılayacak okul dışıalternatif imkânlar sağlanmadan dershanelerin kapatılarak eğitim sistemindençıkarılması, eğitim ve öğrenim hakkına yönelik ölçüsüz bir sınırlamadır.
48. Dava konusu kurallarla, eğitim ve sınavsisteminin yol açtığı, Devletin de yasal statüye kavuşturduğu dershanelerin doğurduğu sakıncaları önleyici tedbirler almak yerine, bu kurumları tamamen yasaklamak suretiyle dershanelerin kapatılmasıyoluna gidilmesi, kişilerin sınavlara hazırlık kapsamında okul dışı özelkurumlardan eğitim desteği alma imkânını ortadan kaldırmakta, bu nedenle deeğitim ve öğrenim hakkını ihlal etmektedir.
49. Diğer yandan, Anayasanın 48. maddesindegüvence altına alınan teşebbüs özgürlüğüher gerçek ve tüzel kişinin dilediği alanda serbestçe ekonomik girişimdebulunma hakkını korumaktadır. Madde gerekçesinde ifade edildiği üzere, buözgürlük "ferde ekonomik huzur ve refahını bizzat sağlamak amacı ilebir ekonomik ve sosyal hak olarak düzenlenmiştir." Yine gerekçedebelirtildiği üzere, 48. madde "hem özel teşebbüse güvence tanımış, hemde getirilebilecek sınırlamaları ikinci fıkrasında göstermiştir." Bunagöre Devlet, kamu yararı olan durumlarda ve millî ekonominin gerekleri ve sosyal amaçlarla özel teşebbüs özgürlüğünesınırlamalar getirebilir.
50. Dershanelerin, eğitim öğretim alanındafaaliyet gösteren teşebbüsler oldukları dikkate alındığında, Devletin bunlarüzerindeki gözetim ve denetiminin çok daha sıkı olması gerektiği açıktır. Buanlamda kanunlara aykırı davranan teşebbüslere idarece yaptırım uygulanabilmesi ve kanunî şartlarıoluştuğunda bu teşebbüslerin çalışma izinlerinin iptal edilebilmesi mümkündür. Ancak kanunî çerçevedefaaliyetini sürdüren bir özel teşebbüsün demokratik toplum düzeni yönündenzorlayıcı bir toplumsal ihtiyaç olmaksızın, arz ve talebe, dolayısıyla bireyin özgür iradesine bağlı serbest piyasaşartlarından kaynaklanmayan nedenlerle tamamen yasaklanması/kapatılması, özel teşebbüs özgürlüğünü korumasız bırakır.
51. Dava konusu kurallar ile okul dışıeğitim alanında özel teşebbüs statüsünde faaliyet gösteren dershanelerkapatılmaktadır. Her ne kadar, bu süreçte dershanelerin özel okullaradönüşmesine yönelik imkânlar sunulmaktaysa da, dönüşüm programına alınmayanveya dönüşümü kabul etmeyen teşebbüslerin faaliyetlerine son verilmektedir. Anayasa'nın 42. maddesi kapsamında yapılan açıklamalardabelirtildiği üzere, kanun koyucu tarafından dershanelere ilişkin düzenlemeyapılırken bireylerin tercihleri doğrultusunda okul dışı eğitim alma ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik farklı çözüm yollarının öngörülmesi gerekmektedir. Belirtilen nitelikte bir düzenleme getirilmeksizin ve demokratik toplum düzeni yönünden zorlayıcı bir neden ortayakonulmaksızın, sınırlama amacını gerçekleştirecek daha azsınırlayıcı araçlara da başvurulmadan tamamen yasaklayıcı bir yöntemle dershanelerin kapatılması, teşebbüs özgürlüğüne demokratik toplum düzeninde gerekli olmayan ölçüsüz birsınırlama niteliğindedir.
52. Açıklanan nedenlerle, dava konusu kurallar Anayasa'nın 13.,42. ve 48. maddelerine aykırıdır. İptalleri gerekir.
53. Kurallar, Anayasa'nın 13., 42. ve 48. maddelerine aykırıbulunarak iptal edildiğinden, 2., 5., 17., 35. ve 49. maddeleri yönünden ayrıcaincelenmesine gerek görülmemiştir.
54. Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Muammer TOPAL, Kadir ÖZKAYAile Rıdvan GÜLEÇ bu görüşe katılmamışlardır.
3- 5580 Sayılı Kanun'un 2. Maddesinin Birinci FıkrasınınDeğiştirilen (g) Bendinin "Ortaöğretime veya yükseköğretime girişsınavlarına hazırlık niteliğinde olmamak kaydıyla..." Bölümü ileDeğiştirilen (j) Bendinde Yer Alan "On iki yaş ve altındaki..."İbaresi
a- İptal Taleplerinin Gerekçeleri
55. Dava dilekçesinde özetle, geriye dönük yükümlülüklergetirilmesi ve hakların sınırlandırılmasının hukuk devleti ilkesiylebağdaşmayacağı, bu nedenle "çeşitli kurslar" tanımınındeğiştirilerek bu kursların ortaöğretime veya yükseköğretime giriş sınavlarınahazırlık niteliğinde olmayacak şekilde sınırlandırılması ile öğrenci etüteğitim merkezlerine, on iki yaş ve altındaki öğrencilere yönelik olarakfaaliyet gösterecek şekilde yaş sınırı getirilmiş olmasının hakkınsınırlandırılması anlamına geldiği ve hukuk devleti ilkesinin ihlali anlamınıtaşıdığı, kurslar ve öğrenci etüt eğitim merkezleri kapsamındaki eğitim veöğrenim hakkının ölçüsüz ve öze dokunur şekilde tamamen ortadan kaldırıldığı,kişinin maddî ve manevî varlığını geliştirme hakkı ile eğitim ve öğrenimhakkına engel olduğu belirtilerek kuralların, Anayasanın 2., 13., 17. ve 42.maddelerine aykırılığı ileri sürülmüştür.
b- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
56. 6216 sayılı Kanun'un 43. maddesi uyarınca, dava konusukurallar Anayasa'nın 48. maddesi yönünden de incelenmiştir.
57. "Çeşitli kurslar", ortaöğretime veyayükseköğretime giriş sınavlarına hazırlık niteliğinde olmamak kaydıyla,kişilerin sosyal, sanatsal, sportif, kültürel ve meslekî alanlarda bilgi,beceri, dil, yetenek ve deneyimlerini geliştirmek, isteklerine göre serbestzamanlarını değerlendirmek amacıyla faaliyet göstermek üzere ve "öğrencietüt eğitim merkezi" on iki yaş ve altındaki öğrencilerin, derslerineçalışmalarına, ödev ve projelerini yapmalarına yardımcı olmak; ilgi, istek veyetenekleri doğrultusunda sosyal, sanatsal, sportif ve kültürel faaliyetleryürütmek üzere kurulan kurumlar olarak tanımlanmıştır.
58. "Çeşitli kurslar" ve "öğrenci etüteğitim merkezi" tanımlarında yapılan ve dava konusu kuralların yeraldığı değişikliklerin, bu kurumların ortaöğretime veya yükseköğretime girişsınavlarına hazırlık niteliğinde faaliyet göstermelerinin engellenmesi amacınayönelik olduğu anlaşılmaktadır. Bu yönüyle, dershanelere ilişkin düzenlemelerindevamı niteliğinde olduklarından, bu kurumların faaliyetleri yönünden getirilensınırlamalar, (2) numaralı başlık altında yapılan değerlendirmeler vebelirtilen gerekçelerle eğitim ve öğrenim hakkı ile teşebbüs hürriyetininölçüsüz şekilde sınırlandırılması niteliğindedir.
59. Açıklanan nedenlerle, dava konusu kurallar Anayasa'nın 13.,42. ve 48. maddelerine aykırıdır. İptalleri gerekir.
60. Kurallar, Anayasa'nın 13., 42. ve 48. maddelerine aykırıbulunarak iptal edildiğinden, 2. ve 17. maddeleri yönünden ayrıca incelenmesinegerek görülmemiştir.
61. Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Muammer TOPAL, Kadir ÖZKAYAile Rıdvan GÜLEÇ bu görüşe katılmamışlardır.
B- Kanun'un 13. Maddesiyle 5580 Sayılı Kanuna Eklenen Geçici 5.Maddenin İkinci Fıkrası ile 9. Maddesiyle 5580 Sayılı Kanun'un 2. MaddesininBirinci Fıkrasının Değiştirilen (c) Bendinin "...ile Bakanlıkça dönüşümprogramına alınan kurumlardan 2018-2019 eğitim-öğretim yılının sonuna kadarfaaliyetleri devam eden ortaöğretim..." Bölümünün İncelenmesi
1- 5580 Sayılı Kanuna Eklenen Geçici 5. Maddenin İkinci Fıkrası
a-İptal Talebinin Gerekçesi
62. Dava dilekçesinde özetle, 1.9.2015 tarihine kadarbaşvuranların belirlenecek esaslara göre uygun görülmesi hâlinde dönüşümprogramına alınacağı belirtilerek bu programa dahil olmakistemeyen veya hiçbir yasal kriter getirilmeden idarece "belirlenecekesaslar" çerçevesinde idare tarafından alınmayanların özel öğretimkurumları kapsamı dışında bırakılarak kapatılacakları, Anayasa'nın 42. maddesigereğince öğrenim hakkının kapsamının kanunla belirlenmesi gerektiği, dönüşümprogramına dahil olmak istemediği için 1.9.2015 tarihine kadar Bakanlığabaşvurmayan veya başvurmakla birlikte Bakanlıkça uygun görülmeyenlerin eğitimve öğrenim hakkı ile çalışma ve sözleşme hürriyetinin Anayasa'nın öngörmediğibiçimde ortadan kaldırıldığı, öğrenim hakkının kapsamının kanunla belirlenmesigerekirken dönüşüm usul ve esaslarının yönetmelikle düzenlenmesinin öngörüldüğübelirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2., 7., 13, 42. ve 48. maddelerine aykırıolduğu ileri sürülmüştür.
b- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
63. Anayasa'nın 7. maddesinde, "Yasama yetkisi TürkMilleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez."denilmektedir.
64. Yasama yetkisinin devredilemezliği ilkesi uyarınca, kanunkoyucunun temel ilkeleri koymadan, çerçeveyi çizmeden yürütmeye yetkivermemesi, sınırsız ve belirsiz bir alanı yürütmenin düzenlemesine bırakmamasıgerekir. Bununla birlikte, yasama organı gerektiğinde sınırlarını belirlemekkoşuluyla bazı konuların düzenlenmesini idareye bırakabilir. Buna göreekonomik, teknik veya benzeri alanlarda temel kurallar belirlendikten sonraayrıntıların düzenlenmesinin idareye bırakılması, yasama yetkisinin devri olaraknitelendirilemez.
65. Anayasa'nın 42. maddesinde yer alan, "Öğrenimhakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir." hükmü de,öğrenim hakkına ilişkin her konunun mutlaka kanunla düzenlenmesi zorunluluğunuiçermemekte, kanunla öğrenim hakkına ilişkin bir düzenleme yapılmaksızın sözkonusu düzenleme yetkisinin tamamen yürütme organına bırakılamayacağını ifadeetmektedir.
66. Dava konusu kuralla, Millî Eğitim Bakanlığı'nın, Kanun'unyürürlüğe girdiği tarihte faal olan dershaneler ve öğrenci etüt eğitimmerkezlerinden 1.9.2015 tarihine kadar başvuranları, belirlenecek esaslara göreuygun görülmesi hâlinde öğretim kurumlarına dönüşüm programına alacağıbelirtilmiş, dönüşüm programına alınan kurumların, 2018-2019 eğitim öğretimyılının sonuna kadar mevzuatta öngörülen şartları taşımaları kaydıyladönüşebilecekleri okul ve diğer kurum türleri ile dönüşüm esas ve usullerininyönetmelikle düzenleneceği öngörülmüştür.
67. "Dönüşüm programı", Millî Eğitim BakanlığıÖzel Öğretim Kurumları Yönetmeliğinde "14.3.2014 tarihi itibarıylaKanun hükümlerine göre dershane veya öğrenci etüt eğitim merkezi olarakfaaliyet göstermekte iken 1.9.2015 tarihine kadar özel eğitim kurumuna dönüşmekisteyenlerin başvuru süreçlerinin, değerlendirme kriterlerinin, kurucularınındönüşmek istedikleri okul ve kurum ile dönüşümü tamamlayacakları süreye ilişkintaahhütlerinin yer aldığı program" olarak tanımlanmıştır.
68. Dava konusu kural, maddenin yayımı tarihinde faal olandershaneler ile bu düzenlemelere göre gerekli dönüşümü tamamlamayan öğrencietüt eğitim merkezlerinden, dönüşüm programına başvuranlara ve programaalınanlara yöneliktir. Bu kurumlar yönünden dava konusu kurallar, geçerliliğinikorumakta ve hukukî etkisini sürdürmektedir. Dönüşüm programına yapılan başvurularilgililerin bu yöndeki iradelerini yansıttığından, dava konusu kuralın hukukdevleti ilkesine, eğitim ve öğrenim hakkı ile teşebbüs hürriyetineaykırılığından söz edilemez.
69. Bu çerçevede yapılan incelemede, dönüşüm programına dahilolmak için kanunen yapılması gereken başvurunun, başvuranlar yönünden birdönüşüm taahhüdü niteliğinde olduğu açıktır. Bunun yanında dershaneler ileöğrenci etüt eğitim merkezlerinin dönüşüm programına başvurabilmeleri içinkanunen yetkili organlarınca bu yönde karar alınması gerektiği ve bubaşvuruların ancak kanunî temsilcileri aracılığıyla yapılabileceğine de kuşkubulunmamaktadır. Dönüşüm için son başvuru tarihi de yine Kanundabelirlenmiştir. Dava konusu kuralla, dönüşüm programına alınmak, idarecebelirlenecek esaslara göre uygun görülme şartına bağlanmakla birlikte, idarecebu esasların belirlenmesinde, kanunda yer alan düzenlemelerin ve kurallarınesas alınacağı tabiî olduğundan, kanunî düzenleme çerçevesinde idareye dönüşümesaslarının belirlenmesi yetkisi verilmesinde, yasama yetkisinindevredilmezliği ilkesine aykırılık olduğu söylenemez.
70. Dönüşüm takvimine ilişkin süreler de Kanun'dabelirlenmiştir. Buna göre, 1.9.2015 tarihine kadar dönüşüm programınabaşvurulması ve 2018-2019 eğitim öğretim yılının sonuna kadar dönüşümüngerçekleşmesi gerekmektedir. Dönüşüm takviminin sonunda, dönüşmek istenilenkurum için mevzuatta aranan koşulların taşınması gerektiği de yine Kanun'daöngörülmüştür. Dönüşülecek kurum olarak faaliyette bulunmak için gereklikoşullar da dönüşülmek istenen her bir kuruma bağlı olarak değişkenlikgösterecek teknik hususlardır. Belirtilen takvim ve bu takvim sonunda taşınmasıgereken koşullar bakımından yeni bir hukukî durum doğurmayan kuralda, dönüşümünteknik nitelik taşıyan ayrıntılarının kanunla düzenlenmesi zorunluluğundanbahsedilemeyeceğinden, belirtilen hususların düzenlenmesinin Bakanlıkçaçıkarılacak yönetmeliğe bırakılması, yasama yetkisinin devri olaraknitelendirilemez. Düzenlemenin çerçevesinin kanunla belirlenmesinden sonra,konuya ilişkin ayrıntılı ve teknik düzenlemelerin yönetmeliğe bırakılmasındaAnayasa'ya aykırılık bulunmamaktadır.
71. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2., 7., 13, 42. ve48. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
2- 5580 Sayılı Kanun'un 2. Maddesinin Birinci FıkrasınınDeğiştirilen (c) Bendinin "...ile Bakanlıkça dönüşüm programına alınankurumlardan 2018-2019 eğitim-öğretim yılının sonuna kadar faaliyetleri devameden ortaöğretim..." Bölümü
a- İptal Talebinin Gerekçesi
72. Dava dilekçesinde özetle, dershanelerin 2018-2019 eğitimöğretim yılının sonuna kadar dönüşümünün tamamlanmasının öngörüldüğü,dershanelerin özel okullara dönüşümünün öngörülmüş olması ve okul tanımı içinealınmasının dershane kapsamındaki eğitim ve öğrenim hakkını ölçüsüz ve özedokunur şekilde tamamen ortadan kaldırdığı, bu durumun kişinin maddî ve manevîvarlığını geliştirme hakkı ile çalışma ve sözleşme hürriyetine aykırı olduğubelirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2., 13., 17., 42. ve 48. maddelerine aykırıolduğu ileri sürülmüştür.
b- Anayasaya Aykırılık Sorunu
73. Kanun'un 2. maddesinde yer alan "okul"tanımında yapılan değişiklik, geçici 5. maddenin ikinci fıkrasındakidüzenlemeyle uyumlu olarak, Bakanlıkça dönüşüm programına alınan kurumlardan2018-2019 eğitim öğretim yılının sonuna kadar faaliyetleri devam edecekortaöğretim özel okullarının, okul tanımı kapsamına alınmasından ibaret olup,dava konusu kuralı oluşturmaktadır.
74. Dönüşüm programında bulunanlar ile dönüşüm programınaalınmak için 1.9.2015 tarihine kadar yapılacak yeni başvurular yönünden, "Bakanlıkçadönüşüm programına alınan kurumlardan 2018-2019 eğitim-öğretim yılının sonunakadar faaliyetleri devam eden ortaöğretim" özel okullarının "okul"tanımı kapsamında yer alması, söz konusu kurumların bu yöndeki tercihlerininbir sonucu olup, kuralın hukuk devleti ilkesine, kişinin maddî ve manevîvarlığını koruma ve geliştirme hakkına, eğitim ve öğrenim hakkı ile teşebbüshürriyetine aykırılığından söz edilemez.
75. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2., 13, 17., 42. ve48. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
C- Kanun'un 12. Maddesiyle 5580 sayılı Kanuna Eklenen Ek 1.Maddenin Birinci Fıkrası İle Yedinci Fıkrasının Birinci Cümlesinin İncelenmesi
1- Birinci Fıkra
a- İptal Talebinin Gerekçesi
76. Dava dilekçesinde özetle, kuralda dershane çalışanlarınınöğretmen olarak istihdam edilebileceklerle sınırlandığı, bu kapsamda bulunmayanoldukça önemli bir çalışan kesimin işsizlikle karşı karşıya kalacağı, DevletinAnayasa'nın amir hükmü gereğince "çalışma hayatını geliştirmek,çalışmayı desteklemek" yerine çalışma ortamını ortadan kaldırdığı,Anayasa'nın 5. maddesinde kişinin temel hak ve özgürlüklerini, sosyal hukuk devletive adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik vesosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi içingerekli şartları hazırlamaya çalışmak, Devletin temel amaç ve görevleriarasında sayılmakta iken dava konusu kuralla Devlet eliyle bireylerinmağduriyete uğradığı, dershanelerdeki eğitim çalışanlarının öğretmen olarakistihdamının sağlanması için yapılacak olan sınavın mülakat olarakbelirlenmesinin kamu kurumlarına alımda objektiflik anlamında bir sıkıntıyıgündeme getirdiği, görevlendirme şekli ve çalışma yeri bakımından tam birbelirsizlik olduğu, ücretlerin önceki yaşam standartlarına erişemeyeceklerimiktarlarda olacağı ve bununla ilgili büyük mağduriyetlerin yaşanacağı, kuraliçeriğinde eşitlik ilkesinin sağlanması yönünde kesin kanunî önlemlerinolmadığı, hukuka güven ve belirlilik ilkelerine aykırılık bulunduğu, işçininkıdem ve ihbar tazminatının İş Kanunu'ndan kaynaklanan kanunî hakkı olduğu,dershaneler ile öğrenci etüt eğitim merkezlerinin Kanun'la kapatılmasınınöngörülmesi nedeniyle hizmet akitleri sona erdirilen bu iş yerlerinde eğitimpersoneli olarak çalışmakta olanların hizmet akitlerinin İş Kanunu'nun 17.maddesinin (II) numaralı bendinde sıralanan "ahlâk ve iyi niyetkurallarına uymayan haller ve benzerleri" kapsamında feshedilmediğiiçin İş Kanunu'nun 14. maddesine göre kıdem tazminatını hak ettikleri, işsözleşmesini bildirim süresi vermeksizin fesheden işverenin ihbar tazminatıödemekle yükümlü olması nedeniyle Kanun'la kapatılması öngörülen dershanelerile öğrenci etüt eğitim merkezlerinde eğitim personeli olarak çalışmaktaolanların ihbar tazminatını da hak ettikleri, Millî Eğitim Bakanlığındaistihdam edilecek olmaları gerekçe gösterilerek kıdem ve ihbar tazminatıhaklarından mahrum bırakılmalarının sosyal hukuk devleti ilkesine veAnayasa'nın 5. ve 49. maddeleriyle Devlete verilen görevlerle bağdaşmadığı, hakarama hürriyetine aykırı olduğu belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2., 5., 36.ve 49. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
b- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
77. Dava konusu kuralla, Kanun'un ek 1. maddesinin yayımı tarihiitibarıyla, ilgili mevzuat uyarınca faaliyet gösteren dershaneler ile öğrencietüt eğitim merkezleri iş yerlerinde eğitim personeli olarak çalışmakta olan veherhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik, yaşlılık veya malullükaylığı almaya hak kazanmamış olanlardan, bu iş yerleri üzerinden sigorta primiödenmiş çalışma süresi 1.1.2014 tarihi itibarıyla en az altı yıl olup 657sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinde öngörülen genel şartlar ileöğretmen kadrosuna atanabilmek için aranan özel şartları taşıyanların1.7.2015-1.8.2015 tarihleri arasında başvurmaları hâlinde, Kamu Personel SeçmeSınavına girme şartı aranmaksızın Millî Eğitim Bakanlığınca belirlenecek usulve esaslar çerçevesinde yapılacak sözlü sınavda başarılı olmaları kaydıyla,kadro ve ihtiyaçlar dikkate alınmak suretiyle belirlenen hizmet bölge ve hizmetalanlarında istihdam edilmek ve sağlık özrü hariç dört yıl süreyle başka bir yereatanmamak üzere, öğretmen unvanlı memur kadrolarına atanabilecekleri hükmebağlanmış, dershane ile öğrenci etüt eğitim merkezlerinde eğitim personeliolarak çalışmakta iken Kanun'un ek 1. maddesinin birinci fıkrası uyarınca MillîEğitim Bakanlığında istihdam edilenlerin, ayrıldıkları özel öğretim kurumundankıdem ve ihbar tazminatı talep edemeyecekleri belirtilmiştir.
78. 6216 sayılı Kanun'un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrasında,kanunun belirli kurallarının iptali, diğer kurallarının veya tümününuygulanmaması sonucunu doğuruyorsa, bunların da Anayasa Mahkemesince iptalinekarar verilebileceği öngörülmektedir.
79. Dava konusu kural, mevcut dershaneler ve gerekli dönüşümütamamlamayan öğrenci etüt eğitim merkezlerinin faaliyetlerinin 1.9.2015tarihinde sona ermesine ilişkin temel düzenlemelerin uzantısı niteliğinde olup,söz konusu kurumların faaliyetlerinin belirtilen tarihte sona erecek olmasınedeniyle bu kurumlarda çalışan eğitim personelinin öğretmen olarak kamudaistihdamını amaçlamaktadır. Kanun'un gerekçesinde kuralın, "bukurumlarda çalışmakta olan öğretmenlerin Bakanlıkta istihdam edilebilmesi"için getirildiği belirtilmiştir. Kural, söz konusu kurumlarınfaaliyetlerinin sona erecek olmasının bir sonucu olarak kanun koyucu tarafındankabul edildiğinden, dershaneler ve öğrenci etüt eğitim merkezlerine ilişkintemel düzenlemenin iptaline bağlı olarak bu düzenlemenin de uygulanma olanağıkalmamıştır. Dava konusu kuralın, bağlı olduğu ana düzenlemeden ayrıincelenebilmesi mümkün değildir.
80. Açıklanan nedenlerle kuralın, 6216 sayılı Kanun'un 43.maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince iptali gerekir.
81. Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Muammer TOPAL, Kadir ÖZKAYAile Rıdvan GÜLEÇ bu görüşe katılmamışlardır.
2- Yedinci Fıkrasının Birinci Cümlesi
a- İptal Talebinin Gerekçesi
82. Dava dilekçesinde, dava konusu kuralla çalışma ve girişimözgürlüğünün geriye dönük olarak, kazanılmış hakları ve hukuk güvenliğiniortadan kaldıracak biçimde sınırlandırıldığı belirtilerek kuralın, Anayasa'nın2. ve 48. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
b- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
83. Dava konusu kuralla, 5580 sayılı Kanun'un geçici 5. maddesiuyarınca dönüşüm programına alınan dershane ve öğrenci etüt eğitimmerkezlerinden, dönüşüm sürecinin bitiminde dönüşme talebinde bulunduklarıörgün eğitim kurumunun haiz olması gereken şartları karşılayamayanların kurumaçma izinlerinin iptal edilerek faaliyetlerine son verileceği ifade edilmiştir.
84. Dava konusu kural, dönüşüm programına alınanlar ve dönüşümprogramına alınmak için 1.9.2015 tarihine kadar yapılacak yeni başvurularyönünden geçerliliğini ve hukuki etkisini sürdüren bir kural niteliğindedir.Özel öğretim kurumu olarak faaliyette bulunulabilmesi, bu konuda Kanun'laöngörülen koşulların taşınması ve faaliyette bulunma izni verilmesine bağlıdır.Geçiş hükmü niteliğindeki dava konusu kural, dönüşümün tamamlanması içinilgililere belirli bir süre verilmesi ve bu sürenin bitiminde mevzuatta aranankoşulların taşınmaması halinde ilgililerin kurum açma izinlerinin iptaliniöngörmektedir.
85. Dönüşüm programına başvuru, dönüşüm için öngörülen süresonunda dönüşmek istenilen kurum için mevzuatta öngörülen koşulların taşınacağıtaahhüdünü içermektedir. Dönüşüm programına alınan kurumların faaliyetgösterebilecekleri azamî süre, 2018-2019 eğitim öğretim yılının bitimitarihidir. Bu kurumlara verilen faaliyet izni bu tarihe kadar geçerli birizindir. Bu tarihte, dönüşme talebinde bulunulan örgün eğitim kurumunun haizolması gereken şartlar taşınsın ya da taşınmasın bu izin son bulmaktadır. Sözkonusu şartların taşınması halinde dönüşüm gerçekleşmiş olacak ve dönüşülenkurum için geçerli olan kurum açma izni verilecektir. Söz konusu şartlarıntaşınmaması hâlinde ise ilgili kurumların faaliyeti kendiliğinden sonbulacaktır. Her ne kadar, dava konusu kuralda kurum açma izninin iptalinden sözedilmekte ise de bu kurumların anılan tarihten sonra faaliyet gösterememeleri,kurum açma izinlerinin ayrıca iptalini dahi gerektirmeyen, belirtilen kanunîdüzenlemenin doğal bir sonucudur.
86. Nitekim 5580 sayılı Kanun'a eklenen geçici 5. maddeninikinci fıkrasında "dönüşüm programına alınan kurumların 2018-2019eğitim öğretim yılının bitimine kadar mevzuatta öngörülen şartlarıkarşılamaları" koşulundan söz edilmiş, Kanun'un 2. maddesindeki"okul" tanımına ise "Bakanlıkça dönüşüm programına alınankurumlardan 2018-2019 eğitim-öğretim yılının sonuna kadar faaliyetleri devameden ortaöğretim özel okulları" ibaresi eklenmiştir. Bu düzenlemegereğince söz konusu kurumlar 2018-2019 eğitim öğretim yılı sonunda okulkapsamından zaten çıkmaktadırlar.
87. Bu yönüyle dava konusu kural, hukuk aleminde yeni bir hukukîsonuç doğurmayan bir durum tespitinden ibaret olup, kuralda hukuk devletiilkesi ile teşebbüs hürriyetine aykırılık bulunmamaktadır.
88. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2. ve 48.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
D- Kanun'un 8. Maddesiyle, 4706 Sayılı Kanun'a Eklenen Geçici 16.Maddenin Birinci Fıkrasının "...Bakanlık aleyhine varsa açılandavalardan tüm yargılama giderleri üstlenilerek kayıtsız ve şartsız feragat edilmesihalinde..." Bölümünün ve Aynı Maddenin İkinci ve Yedinci Fıkralarınınİncelenmesi
1- Geçici 16. Maddenin Birinci Fıkrasının "...Bakanlıkaleyhine varsa açılan davalardan tüm yargılama giderleri üstlenilerek kayıtsızve şartsız feragat edilmesi halinde..." Bölümü
a- İptal Talebinin Gerekçesi
89. Dava dilekçesinde özetle, yargı denetiminin, hukukdevletinin olmazsa olmaz koşulu olduğu, hak arama özgürlüğünün ise kendisi birtemel hak niteliği taşımasının ötesinde, diğer temel hak ve özgürlüklerdengereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkiligüvencelerden birisini oluşturduğu, Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleriihlal edilen herkesin, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânınınsağlanmasını isteme hakkına sahip olduğu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinegöre de mahkeme önünde hak arama yolunun fiilen ya da hukuken, geçici de olsakapatılması ya da kullanımını olanaksız kılan koşullara bağlanmasının adilyargılanma hakkının ihlali anlamına geldiği, dava konusu ".Bakanlıkaleyhine varsa açılan davalardan tüm yargılama giderleri üstlenilerek kayıtsızve şartsız feragat edilmesi hâlinde." ibaresinin yargısal denetimisınırlandırdığı ve bu nedenle de hukuk devleti ilkesini, hak arama özgürlüğünü,adil yargılanma hakkını ve etkili başvuru hakkını ihlal ettiği belirtilerekkuralın, Anayasa'nın 2., 36. ve 40. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
b- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
90. 6216 sayılı Kanun'un 43. maddesi uyarınca, dava konusu kuralAnayasa'nın 13. maddesi yönünden de incelenmiştir.
91. 4706 sayılı Kanun'un geçici 16. maddesinin birincifıkrasında, özel okula dönüşüm taahhüdünde bulunan dershanelerden Millî EğitimBakanlığına müracaat edenler lehine, Hazine taşınmazları üzerinde eğitim tesisiyapılması amacıyla Devlet İhale Kanunu'na göre pazarlık usulüyle yirmi beş yılakadar bağımsız ve sürekli nitelikte irtifak hakkı tesis edilebileceğiöngörülmüştür. İrtifak hakkı tesis edilebilmesi için aranan koşullardan, 5580sayılı Kanun'un geçici 5. maddesinin uygulanmasına ilişkin olarak Millî EğitimBakanlığı aleyhine dava açılmış ise bu davalardan tüm yargılama giderleriüstlenilerek kayıtsız ve şartsız feragat edilmesi koşulu, dava konusu kuralıoluşturmaktadır.
92. Anayasa'nın 2.maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak veözgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, heralanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'yaaykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemenkılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olandevlettir.
93. Anayasa'nın 13. maddesinde, temel hak veözgürlüklerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa'nın ilgilimaddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunlasınırlanabileceği, bu sınırlamaların da Anayasa'nın sözüne ve ruhuna,demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülükilkesine aykırı olamayacağı ifade edilmiştir.
94. Anayasa'nın 36. maddesinin birincifıkrasında, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir." hükmüne yer verilmiştir. Maddeylegüvence altına alınan hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı, kendisi birtemel hak niteliği taşımasının yanında, diğer temel hak ve özgürlüklerdengereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkiligüvencelerden biridir.
95. Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkı tanınması, adilbir yargılamanın ön koşulunu oluşturmakla birlikte, hak arama özgürlüğübakımından tek başına yeterli bulunmamaktadır. Mahkemeye erişimi etkisiz kılacakya da yargı yoluna başvurmayı caydırıcı nitelikteki düzenlemelerin, hak aramaözgürlüğüne uygun olduğundan söz edilemez.
96. Kanun koyucunun özel okula dönüşümtaahhüdüyle dönüşüm programına alınan dershaneler lehine, Hazine arazisiüzerinde eğitim tesisi yapılması amacıyla irtifak hakkı tesis edilebileceğiyolundaki düzenleme kapsamında, 5580 sayılı Kanun'un geçici 5. maddesininuygulanmasına ilişkin dava açmış olanların davalardan feragat etmelerikoşulunun konulması, hak arama özgürlüğünü kullanarak dava açmış olanlarındavalarından vazgeçmemelerine bağlanan sonuçlar nedeniyle kuralın yargıyoluna başvurmayı önemli ölçüde caydırıcı nitelik taşıdığı açıktır. Hak aramahürriyetine getirilen bu sınırlamanın, ulaşılmak istenen amaç ile orantılıolduğu söylenemeyeceğinden kural, hukuk devleti ilkesi ile hak aramaözgürlüğüne aykırıdır.
97. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2., 13. ve 36.maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
98. Kural, Anayasa'nın 2., 13. ve 36. maddelerine aykırıbulunarak iptal edildiğinden, ayrıca Anayasa'nın 40. maddesi yönündenincelenmesine gerek görülmemiştir.
99. Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Muammer TOPAL, Kadir ÖZKAYAile Rıdvan GÜLEÇ bu görüşe katılmamışlardır.
2- Geçici 16. Maddenin İkinci Fıkrası
a- İptal Talebinin Gerekçesi
100. Dava dilekçesinde özetle, birinci fıkradayer alan kural bakımından ileri sürülen Anayasaya aykırılık gerekçeleri, ikincifıkra yönünden de ileri sürülmüştür.
b- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
101. 6216 sayılı Kanun'un 43. maddesi uyarınca, dava konusukural Anayasa'nın 13. maddesi yönünden de incelenmiştir.
102. Dava konusu kural, mevcut bir davanınbulunmaması nedeniyle ilgililer lehine irtifak hakkı tesis edildikten sonradava açılması hâlinde, daha önce tesis edilmiş olan irtifak hakkının iptaledilerek, ilgililer tarafından herhangi bir hak veya tazminat talebindebulunulmaksızın taşınmaz üzerindeki yapı ve tesislerin sağlam ve işlervaziyette Hazineye intikal etmesini öngörmektedir.
103. Mevcut bir davadan feragat edilmemesidurumu ile daha sonra dava açılması durumu için benzer hukukî sonuçlaröngörüldüğünden, bir başka deyişle, mevcut davadan feragat edilmemesi nedeniyleirtifak hakkı tesis edilmemesi durumu ile tesis edilen irtifak hakkının dahasonra dava açıldığı için iptal edilmesi durumu aynı nitelikte olduğundan,birinci fıkra yönünden belirtilen gerekçeler ikinci fıkra yönünden degeçerlidir.
104. Öte yandan, irtifak hakkı tesisininiptalinden sonra taşınmaz üzerindeki yapı ve tesislerin Hazineye intikaletmesinin ve ilgililer tarafından herhangi bir hak veya tazminat talebindebulunulamayacağının öngörülmesi nedeniyle, kural ile ulaşılmak istenen amaçarasında makul bir orantının bulunmadığı hususu çok daha belirgin olarak ortayaçıkmaktadır. Taşınmaz üzerindeki yapı ve tesislerin Hazineye intikal etmemesiiçin ilgililer dava açma haklarını kullanamayacaklarından, hak aramahürriyetinin varlığını anlamsız kılacak bu sınırlama ölçüsüzdür.
105. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2., 13. ve 36. maddelerineaykırıdır. İptali gerekir.
106. Kuralın Anayasa'nın 40. maddesi ile ilgisi görülmemiştir.
107. Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Muammer TOPAL, Kadir ÖZKAYAile Rıdvan GÜLEÇ bu görüşe katılmamışlardır.
3- Geçici 16. Maddenin Yedinci Fıkrası
a- İptal Talebinin Gerekçesi
108. Dava dilekçesinde özetle, kamu hizmeti amacıyla kullanılantaşınmazların Millî Eğitim Bakanlığı üzerinden siyasî iktidarın tasarrufunaverilmesinin amaçlandığı, kiraya verme konusunda Bakanlığa takdir yetkisitanınmış olmasında amacın kamu yararı ve kamu hizmeti olmadığı, kuralınsubjektif kriterlerin öne çıkması sonucunu kaçınılmaz olarak doğuracağı vekazanılmış hakları ortadan kaldıracağı, Kamu Malî Yönetimi ve KontrolKanunu'ndaki genel ilkelerle de çeliştiği belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2.maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
b- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
109. Dava konusu kural, mülkiyeti Hazineye ait ve Millî EğitimBakanlığına tahsisli taşınmazlar üzerindeki okul binalarının tamamı veya birkısmı ile bu binaların eklenti ve bütünleyici parçalarının, eğitim ve öğretimfaaliyetlerinde kullanılmak üzere, ilk yıl için 1319 sayılı Emlak VergisiKanunu'nun 29. ve 31. maddelerine istinaden yayımlanan Emlak Vergisine MatrahOlacak Vergi Değerlerinin Takdirine İlişkin Tüzük hükümlerine göre hesaplananemlak vergisine esas asgarî metrekare birim değerinin yüzde biri tutarındakibedel üzerinden 2886 sayılı Kanun'un 51. maddesinin birinci fıkrasının (g)bendine göre, pazarlık usulüyle, on yıla kadar süreyle Millî EğitimBakanlığınca kiraya verilebileceğini öngörmektedir.
110. "Kamu yararı" konusundaAnayasa Mahkemesi'nin yapacağı inceleme, kuralın kamu yararı amacıyla getirilipgetirilmediği hususu ile sınırlı olup, somut düzenlemenin kamu yararı amacınıetkin bir şekilde gerçekleştirmeye elverişli olup olmadığı yönündeki birdeğerlendirme anayasallık denetiminin kapsamı dışında bulunmaktadır. İptaliistenilen kuralın kamu yararı amacı dışında bir amaç gözetilerek getirildiğitespit edilememiştir.
111. Kiralamanın usul ve esasları, dava konusu kuraldabelirtilmiştir. Buna göre, anılan binalar ile bunların eklenti ve bütünleyiciparçaları ilk yıl için 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu'nun 29. ve 31.maddelerine istinaden yayımlanan Emlak Vergisine Matrah Olacak VergiDeğerlerinin Takdirine İlişkin Tüzük hükümlerine göre hesaplanan emlakvergisine esas asgarî metrekare birim değerinin yüzde biri tutarındaki bedelüzerinden 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 51. maddesinin birinci fıkrasının(g) bendine göre, pazarlık usulüyle kiraya verilebilecektir.
112. Dava dilekçesinde, subjektif kriterlerin öne çıkacağı ilerisürülmüş ise de Devlet İhale Kanunu'na göre pazarlık usulüyle kiraya verilmeşartları belirlenmiş olduğundan, bu esaslara aykırı olarak yapılacak kiralamalarınyargı yoluna başvurmak suretiyle hukuka uygunluklarının denetlenmesi mümkünbulunmaktadır.
113. Dava konusu kuralın, mülkiyeti kamu idaresine aittaşınmazların kamu hizmetine tahsisini düzenleyen 5018 sayılı Kamu MalîYönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 47. maddesindeki genel ilkelerle çeliştiği ifadeedilmiş ise de Anayasa'ya uygunluk denetiminde bir kanunun bir diğer kanunauygunluğunun esas alınabilmesi olanaklı değildir.
114. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2. maddesine aykırıdeğildir. İptal talebinin reddi gerekir.
E- Kanun'un 21. Maddesiyle, 652 Sayılı KHK'nin 31. MaddesineEklenen (3) Numaralı Fıkranın ".ile Bakanlıkta daire başkanı ve üzerigörevlerde fiilen bulunmuş olanların yurt dışı teşkilatında sürekli görevleatanmalarında hizmet süresi ve." Bölümünün İncelenmesi
1- İptal Talebinin Gerekçesi
115. Dava dilekçesinde özetle, Bakanlık merkez veya taşrateşkilatında ya da üniversitelerde en az bir yıl fiilen çalışmamış olanlarınBakanlığın yurt dışı teşkilatına atanabilecek olmasının, memurluğa atanmamışaday memurların Bakanlığın yurt dışı teşkilatının Eğitim Müşaviri, EğitimAtaşesi ve Eğitim Ataşe Yardımcısı kadrolarına atanmaları ve bu görevlerintemel eğitim ile hazırlayıcı eğitim ve staja tâbi tutulmamış kişileregördürülmesi anlamına geleceği, daire başkanı ve üstü görevlerde fiilen bulunmuşolanlarda yabancı dil şartının aranmamasının söz konusu Eğitim Müşavirlikleriile Eğitim Ataşeliklerine kanun ve yönetmeliklerle verilen görevlerin dilbilmeyen Eğitim Müşaviri, Eğitim Ataşesi ve Eğitim Ataşe Yardımcılarına tevdiedilmesi sonucuna yol açacağı, Millî Eğitim Bakanlığı'nın Türkiye CumhuriyetiBüyükelçilik ve Başkonsoloslukları nezdindeki Eğitim Müşavirlikleri ile EğitimAtaşeliklerine bu görevin gerektirdiği nitelikleri taşımayan, yabancı dilbilmeyen kişilere açılarak, Eğitim Müşaviri, Eğitim Ataşesi ve Eğitim AtaşeYardımcısı kadrolarının dağıtıma tâbi ulufe olarak değerlendirilmesinin adalet,hakkaniyet, kamu yararı ve eşitlik ilkelerine aykırı olduğu belirtilerekkuralın, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
116. 652 sayılı KHK'nin 31. maddesinin (1) numaralı fıkrasında,Millî Eğitim Bakanlığının 189 sayılı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının YurtdışıTeşkilatı Hakkında Kanun Hükmünde Kararname esaslarına uygun olarak yurt dışıteşkilatı kurmaya yetkili olduğu ifade edilmiş, (2) numaralı fıkrasında yurtdışı teşkilatı kadrolarına sürekli görevle atanabilmek için aranan koşullarbelirtilmiş, dava konusu ibarenin yer aldığı (3) numaralı fıkrasında da sözkonusu koşullar yönünden getirilen istisnalara yer verilmiştir. Millî EğitimBakanlığında daire başkanı ve üzeri görevlerde fiilen bulunmuş olanların yurtdışı teşkilatında sürekli görevle atanmalarında hizmet süresi şartınınaranmayacağını öngören kural, dava konusu kuraldır.
117. 652 sayılı KHK ile yurt dışı teşkilatı kadrolarına sürekligörevle atanabilme koşulları, atanılan tarih itibarıyla en az bir yıldır fiilenBakanlık merkez veya taşra teşkilatında ya da üniversitelerde çalışıyor olmakve görevlendirmenin yapılacağı ülkenin resmî dilini veya Almanca, Fransızca yada İngilizce dillerinden birini bilmek olarak belirlendikten sonra, belirtilendillerin resmî dil olarak konuşulduğu ülkelerde, Yükseköğretim Kuruluncadenkliği kabul edilen lisans, yüksek lisans veya doktora eğitiminitamamlayanlar, resmî dili Türkçe ve lehçesi olan ülkelere görevlendirileceklerile Bakanlıkta daire başkanı ve üzeri görevlerde fiilen bulunmuş olanların yurtdışı teşkilatında sürekli görevle atanmalarında hizmet süresi ve yabancı dilşartının aranmayacağı belirtilmiştir.
118. Dava dilekçesinde, süre koşuluna getirilen istisnanın sözkonusu görevlere aday memurların atanmasına neden olacağı, daire başkanı veüzeri görevlerde bulunmuş olanlar yönünden yabancı dil şartının aranmamasınınise bu görevlerin niteliği ile bağdaşmadığı ileri sürülerek dava konusu kuralıniptali istenilmiş ise de dava konusu kural, daire başkanı ve üzeri görevlerdebulunmuş olanlar yönünden hizmet süresi koşuluna istisna getirilmesine ilişkinolduğundan, dava dilekçesinde ileri sürülen Anayasaya aykırılık gerekçelerinin,dava konusu kural ile bir ilişkisi bulunmamaktadır. Söz konusu gerekçelerinmaddenin (3) numaralı fıkrasının dava konusu kural dışında kalan kısımlarınayönelik olması nedeniyle, ileri sürülen Anayasa'ya aykırılık iddiaları yönündenkuralın incelenebilmesi mümkün değildir.
119. Daire başkanı ve üzeri görevlerde bulunmuş olanlar yönündenhizmet süresine ilişkin koşulun aranmayacağına ilişkin dava konusu kural isekanun koyucu tarafından söz konusu unvanlı görevlerin niteliğinin gözetilerekanılan görevlerde bulunanlar yönünden hizmet süresi koşulunun aranmasına gerekgörülmemesine ilişkindir. Ayrıca dava konusu fıkrada yer alan "hizmetsüresi" ibaresi, daire başkanı ve üzeri görevlerde bulunanlara özgüolmayıp, fıkranın tamamında sayılanlar yönünden geçerli ortak kuralniteliğindedir. Bu kapsamda, 657 sayılı Kanun'un 68. maddesi uyarınca, 1.dereceli kadrolardan ek göstergesi 5300 ve daha yukarıda olanlar için en az 12yıl, 1. ve 2. dereceli kadrolardan ek göstergesi 5300'den az olanlar için iseen az 10 yıllık hizmet süresi şartı kural olarak bulunduğundan, 1. dereceli ve3600 ek göstergeli bir kadro olan bakanlıklardaki daire başkanı ve üzeri birgörev alabilmek için ilgilinin en az 10 yıllık hizmetinin bulunması gerekmektedir.
120. Belirtilen nedenle, daire başkanı ve üzeri görevlerdebulunabilmek için gerekli olan hizmet süresi dikkate alındığında, bu göreviyürüten kişilerin yurt dışı teşkilatında görev alabilmesi için "en azbir yıldır Bakanlıkta çalışmış olma" şartının aranmamasında adalet vehakkaniyet ile eşitlik ilkelerine aykırılık bulunmamaktadır.
121. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2. ve 10.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
F- Kanun'un 22. Maddesiyle, 652 Sayılı KHK'nin 37. MaddesininDeğiştirilen (8) Numaralı Fıkrasının İncelenmesi
1- Birinci ve İkinci Cümleler
a- İptal Talebinin Gerekçesi
122. Dava dilekçesinde özetle, kuralda hiçbir nesnel kritere yerverilmeyerek söz konusu görevlere atamanın bütünüyle idarenin keyfinebırakıldığı, kamu yararına sonuç doğurmayacak, kamu hizmetinin nitelikleriylebağdaşmayan, bütünüyle keyfî, adalet anlayışına aykırı ve makul olmayan kuralınhukuk devleti ilkesi ile bağdaştırılamayacağı, hiçbir ilke konulmadan veçerçeve çizilmeden okul ve kurum müdürlüğüne görevlendirme yapılması,görevlendirme süresi dolmadan sonlandırılması, süresi dolanların yeniden görevlendirilmesiile diğer hususların düzenlenmesi yetkisinin idareye bırakılması ve bu fıkrakapsamındaki görevlendirmelerin hiçbir hak ve sonuç doğurmayacağı belirtilerekkuralın, Anayasa'nın 2., 7. ve 123. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
b- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
123. 652 sayılı KHK'nin 37. maddesinin dava konusu (8) numaralıfıkrası, Okul ve Kurum Müdürlerinin görevlendirilmelerine ilişkin kurallariçermekte olup, Okul ve Kurum müdürlerinin, İl Millî Eğitim Müdürünün teklifiüzerine; Müdür Başyardımcısı ve Yardımcılarının ise Okul veya Kurum Müdürününinhası ve İl Millî Eğitim Müdürünün teklifi üzerine Vali tarafından dörtyıllığına görevlendirileceklerini, bu görevlendirmelerin süre tamamlanmadansonlandırılması, süresi dolanların yeniden görevlendirilmesi ile bu fıkranınuygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların yönetmelikle düzenleneceğinibelirtmektedir.
124. 6216 sayılı Kanun'un 43. maddesi uyarınca, dava konusukural ilgisi nedeniyle Anayasa'nın 128. maddesi yönünden de incelenmiştir.
125. Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin bir hukukdevleti olduğu belirtilmiştir. Hukuk devleti ilkesinin gereklerinden biri olanbelirlilik ilkesine göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idareyönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net,anlaşılır ve uygulanabilir olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarınakarşı koruyucu önlem içermesi gereklidir. Hukuk güvenliği ilkesi ise normlarınöngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güvenduyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyiciyöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.
126. Anayasa'nın 7. maddesinde yasama yetkisinin Türk Milletiadına Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne ait olduğu ve bu yetkinindevredilemeyeceği kurala bağlanmıştır.
127. Anayasa'nın 128. maddesinde de "Devletin,kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idareesaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiğiaslî ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür.Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev veyetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işlerikanunla düzenlenir..." denilmektedir.
128. Yasama yetkisinin devredilemezliğini öngören Anayasa'nın 7.maddesi, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin, nitelikleri, atanmaları, görevve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlükişlerinin kanunla düzenleneceğini belirten Anayasa'nın 128. maddesi karşısında"genel hüküm" niteliği taşımakta ve kamu görevlilerine ilişkinsöz konusu düzenlemeler yönünden "özel hüküm" niteliği taşıyanAnayasa'nın 128. maddesinin öncelikle uygulanması gerekmektedir.
129. Kanunî düzenleme ilkesi, düzenlenen alanda temel ilkelerinkanunla konulmasını ve çerçevenin kanunla çizilmesini ifade etmektedir. Yürütmenin düzenleme yetkisi, sınırlı, tamamlayıcı vebağımlı bir yetkidir. Bu nedenle Anayasa'da öngörülen ayrık durumlar dışında,kanunlarla düzenlenmemiş bir alanda, kanun ile yürütmeye genel nitelikte kuralkoyma yetkisi verilemez. Bununla birlikte, temel ilkelerin ve çerçeveninkanunla belirlendiği konulara ilişkin ayrıntıların düzenlenmesi konusundayürütme organına yetki verilmesi, kanunî düzenleme ilkesine aykırılıkoluşturmamaktadır.
130. Mevzuatımızda okul ve kurum müdürü, müdür başyardımcısı vemüdür yardımcısı unvanlı kadrolar olmadığından, bu görevlere atanma da sözkonusu değildir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "İkinci görevverilebilecek memurlar ve görevler" başlıklı 88. maddesinde yer alan,öğretmenlere, asıl görevlerinin yanında okul ve enstitü müdürlüğü,başyardımcılığı ve yardımcılığı görevlerinin ikinci görev olarakyaptırılabileceği hükmünden de anlaşıldığı üzere, söz konusu yöneticilikgörevleri, ikinci görev olup öğretmenlerin bu görevlerle görevlendirilmesisuretiyle yerine getirilmektedir.
131. Kuralda, okul ve kurum yöneticiliği görev süresi dört yılolarak öngörülmüştür. Kadrolu bir görev olmayan, ikinci görev niteliği taşıyanokul ve kurum yöneticiliği görevlerinin, belirli bir süre ilesınırlandırılması, "yasamanın genelliği ilkesi" uyarınca kanunkoyucunun bu konudaki takdirini yansıtmakta olup, bu görevlerin sınırsız olarakyapılmasını zorunlu kılan anayasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Aynı şekilde,yöneticilik görevinin ikinci görev olduğu ve asıl görevin öğretmenlik olduğugöz önüne alındığında, öngörülen süre sonunda ilgililerin öğretmenlik görevinedönmelerinin, bir hak kaybı olarak kabulü de mümkün değildir. Kaldı ki, okul vekurum yöneticiliği için öngörülen dört yıllık sürenin sonunda mevcutyöneticilerin yeniden görevlendirilebilme olanağı da bulunmakta, bir kezyöneticilik yapanların bir daha yöneticilik yapmaları engellenmemektedir.
132. Kuralda, Okul ve Kurum Müdürlerinin, İl Millî Eğitim Müdürününteklifi üzerine; Okul ve Kurum Müdür Başyardımcısı ve Yardımcılarının ise Okulveya Kurum Müdürünün inhası ve İl Millî Eğitim Müdürünün teklifi üzerine Valitarafından dört yıllığına görevlendirileceği ifade edilmiştir. Kanundabelirtilen görevlendirme usulünde, yukarıda belirtilen belirlilik veöngörülebilirlik ilkelerine aykırılık bulunmamaktadır.
133. Kuralda, okul ve kurum yöneticiliğinde görevlendirmelerindört yıllık süre tamamlanmadan sonlandırılması, süresi dolanların yenidengörevlendirilmesi ve bu fıkranın uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esaslarınise yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir.
134. Düzenlenmesi yönetmeliğe bırakılan hususlar,görevlendirmenin dört yıllık süre tamamlanmadan sonlandırılması ve süresidolanların yeniden görevlendirilmesi ile sınırlı olmayıp, okul ve kurumyöneticiliği için inha, teklif ve görevlendirmeye ilişkin usul ve esaslar da bukapsamda yer almaktadır. İptali istenilen kuralda, inha ve teklifte bulunmaya,görevlendirme yapmaya yetkili kişiler dışında, görevlendirmeye vegörevlendirmenin sona erdirilmesine ilişkin diğer konularda herhangi bir temelilke konulmamış ve bu konularda kanunî çerçeve çizilmemiş ise de okul ve kurumyöneticiliklerini ikinci görev olarak niteleyen ve bu görevlendirmenin yasaldayanaklarından biri olmaya devam eden 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'ndageçerli olan temel ilkelerin, görevlendirmeye ilişkin konular bakımından dageçerli olduğu ve belirtilen konularda yönetmelikle yapılacak düzenlemelerde"kariyer" ve "liyakat" ilkeleri başta olmaküzere 657 sayılı Kanun'da yazılı ilkelere uygun olarak idare tarafındandüzenleme yapılması gerektiği açıktır. Anayasa'nın 70. maddesinde yer alan,kamu hizmetine alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayrımıngözetilemeyeceğine ilişkin kuralın, kamu hizmetine girdikten sonra yürütülecekgörevler yönünden de geçerli olduğu kuşkusuzdur. Bu çerçevede, kariyer veliyakat ilkeleri ve bu ilkelerin gereklerini oluşturan hizmet süresi,performans ve yeterlilik gibi objektif kriterlerin, okul ve kurumyöneticiliğine yapılacak görevlendirmeler ile bu görevlendirmelerin sonaerdirilmesine ilişkin yönetmelik düzenlemelerinde esas alınması gerektiği ve buhususun söz konusu yönetmeliğin hukuka uygunluk denetimini yapacak yargı yerlerincegözetileceği tabiîdir.
135. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2., 7. ve 128.maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
136. Kuralın, Anayasa'nın 123. maddesi ile ilgisi görülmemiştir.
2- Üçüncü Cümle
a- İptal Talebine İlişkin Gerekçe
137. Dava dilekçesinde özetle, okul ve kurumlarda yapılanyöneticilik görevlerinin bilgi ve deneyim ile liyakatı gerektirmediği veöğretmenlik mesleğiyle aynı olduğunun söylenemeyeceği, mevcut yöneticilerin bugörevlere nesnel sınav sonuçlarına göre liyakatlarını ispat ederekatandıkları/görevlendirildikleri, Anayasa Mahkemesinin K.2013/36 sayılıkararında Sayıştay Kanunu'ndaki bir düzenlemeye ilişkin olarak kadro unvanlıdaire başkanlığı ile görev unvanlı başkan yardımcılığı arasında kadrounvanı-görev unvanı arasında bir fark görmediği, yapılan görevlendirmelerinkanun koyucu tarafından da ilgilileri yönünden kazanılmış hak oluşturduğununkabul edildiği, fakat bu hakkı ortadan kaldırmak için dava konusu kuralıngetirildiği, okul ve kurum müdürlerinin atandıkları/görevlendirildikleristatüden doğan, tahakkuk etmiş, kendileri yönünden kesinleşmiş ve kişiselalacak niteliğine dönüşmüş haklarının "kazanılmış hak"niteliğinde olduğu belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olduğuileri sürülmüştür.
b- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
138. Dava konusu kuralda, bu fıkra kapsamında yapılangörevlendirmelerin, özlük hakları, atama ve terfi yönünden kazanılmış hakdoğurmayacağı belirtilmektedir.
139. Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukukdevleti ilkesinin temel gereklerinden biri kazanılmış haklara saygıgösterilmesidir. Kazanılmış haklara saygı, hukuk güvenliği ilkesinin birsonucudur. Kazanılmış hak, kişinin bulunduğu statüden doğan, tahakkuk etmiş vekendisi yönünden kesinleşmiş ve kişisel alacak niteliğine dönüşmüş haktır.
140. İkinci görev olan yöneticilik görevi sona erdiğinde asılgörevi olan öğretmenlik görevine dönen kişiler yönünden, yöneticilik görevininatama ve terfi yönünden kazanılmış hak oluşturduğu söylenemez. Bu görevlerinkazanılmış hak olarak kabulü, aynı zamanda söz konusu görevlerin belirli süreile sınırlanması kuralı ile de bağdaşmamaktadır.
141. Memuriyet kadro derecesine bağlanan malîhaklar, kişi yönünden tahakkuk etmiş ve kesinleşmiş alacak niteliğinedönüştüğünde kazanılmış hak teşkil eder. Kadro derecesine bağlanan malî haklarunvandan bağımsız olduğundan, unvan değişse bile bunların hukuken korunmasıgerekmektedir. Buna karşılık bir görevin fiilen yapılması karşılığında ödenenmalî haklar, kazanılmış hak oluşturmaz. Bu gibi malî haklar, ilgilinin o görevifiilen yerine getirdiği süreyle sınırlı olarak ödenir.
142. Okul ve kurum yöneticiliği, kadrolu bir görev olmadığındanbu görevler yönünden farklı bir maaş öngörülmemekte, ancak okul ve kurumyöneticilerine fiilen derse girmeseler de belirli bir saat karşılığında ek dersücreti ödenmektedir. Ek ders ücretleri, kural olarak fiilen derse girmeninkarşılığı olduğundan, bu ücretin yöneticilik görevi sona eren kişi bakımındankazanılmış hak olduğu söylenemez.
143. Bu durumda, dava konusu kuralda kişilerinbulunduğu statülerden doğan, tahakkuk etmiş ve kendileri yönünden kesinleşmişve kişisel alacak niteliğine dönüşmüş haklara yönelik bir düzenlemeöngörülmediğinden kazanılmış hakları ihlal eden bir müdahale de söz konusudeğildir.
144. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2. maddesine aykırıdeğildir. İptal talebinin reddi gerekir.
G- Kanun'un 25. Maddesiyle, 652 Sayılı KHK'ye Eklenen Geçici 10.Maddenin (8) Numaralı Fıkrasının İncelenmesi
1- İptal Talebinin Gerekçesi
145. Dava dilekçesinde özetle, 23.9.1998 tarihinden bu yanayaklaşık 16 yıldır Millî Eğitim Bakanlığının her derecedeki örgün ve yaygıneğitim kurumlarının müdür ve müdür yardımcısı görevleri için merkezî sınavlarınaçıldığı ve sınavı kazananların söz konusu görevlere atandıkları, kariyer veliyakat ilkelerine göre atanılan bu görevlerden hukuken ve fiilen geçerliolabilecek hiçbir sebep yokken dava konusu kuralla alınma ve boşalan görevleresınavlara girmeyen ya da girip de kazanamayanların atanma yolunun açıldığı,Anayasa'nın 70. maddesinde kamu hizmetlerine girme hakkı kapsamında eşitlik veliyakat ilkelerinin temellendirildiği, 657 sayılı Kanun'un temelinde de liyakatilkesinin bulunduğu, kişilerin lehine ortaya çıkan hukukî sonuçları ortadankaldıracak şekilde yasama tasarrufunda bulunulmasının hukuk güvenliği ilkesineaykırılık oluşturduğu, yasama yetkisinin genelliği ilkesine dayanılarak hukukdevleti ilkesine aykırı düzenlemelerin yapılamayacağı, mevzuatta öngörülensınavları kazanarak liyakatlarını nesnel olarak ispat ederek atanılangörevlerin ilgilileri yönünden kazanılmış hak oluşturduğu, kişilerin kanunladaha alt göreve atanarak statü kaybına uğratılmalarının hukuk güvenliklerininihlali sonucunu doğurduğu, liyakat ilkesiyle bağdaşmadığı ve hak aramaözgürlüğüne engel olduğu belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2., 36. ve 70.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
146. Dava konusu kuralda, 652 sayılı KHK'nin geçici 10.maddesinin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Okul ve Kurum Müdürü, MüdürBaşyardımcısı ve Yardımcısı olarak görev yapanlardan görev süresi dört yıl vedaha fazla olanların görevinin, 2013-2014 ders yılının bitimi itibarıyla başkabir işleme gerek kalmaksızın sona ereceği, görev süreleri dört yıldan daha azolanların görevinin ise bu sürenin tamamlanmasını takip eden ilk ders yılınınbitimi itibarıyla başka bir işleme gerek kalmaksızın sona ereceğibelirtilmektedir.
147. Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletiningereklerinden olan hukukî güvenlik ilkesi, normların öngörülebilir olmasını,bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin deyasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasınıgerekli kılar.
148. 6528 sayılı Kanun'la, 652 sayılı KHK'nin okul ve kurumyöneticiliklerine yapılacak görevlendirmelere ilişkin ana kuralı olan 37.maddesi değiştirilmiş ve bu görevlendirmeler dört yıllık süre ilesınırlandırılmıştır. Dava konusu kural da, bu ana kuralın mevcut yöneticilereuygulanmasını sağlamakta, geçiş hükmü niteliği taşımaktadır. Düzenleme, statühukuku bakımından soyut ve genel nitelik taşıyan bir kuralın, mevcutyöneticilere uygulanmasını sağlamaktadır.
149. Statü hukukunda, kazanılmış haklarına vehukukî güvenlik ilkesine aykırı olmamak kaydıyla kamu görevlileri ile ilgilikonularda değişiklik yapılabilmesi ve bu değişikliğin mevcut personeleuygulanabilmesi mümkündür.
150. Okul ve kurum yöneticilikleri, mevcutyöneticiler yönünden kazanılmış hak olmadığından, yöneticiliklegörevlendirmenin belirli bir süre ile sınırlanmasını öngören kuralın mevcutyöneticilere uygulanmasında kazanılmış hak ilkesine aykırılık bulunmamaktadır.
151. Hukukî güvenlik ilkesi ise değişen birkuralın kişilere uygulanamazlığını değil, mevcut kurallara güvenerek hareketeden kişinin bu nedenle öngöremediği, olumsuz sonuçlarla karşı karşıyakalmasını önlemeyi amaçlamaktadır. Dava konusu kural, mevcut tüm idarecilerinderhal görevine son verilmesini öngörmemekte, kademeli bir geçiş sürecigetirmektedir. Yöneticilik görevinde henüz dört yılını doldurmayanlar yönünden,fiilen yaptıkları yöneticilik görev sürelerine bağlı olarak bu kuralınkendilerine 1 ila 3 yıl arasında değişen süreler sonrasında uygulanacak olmasınedeniyle, kuralın bu kişiler yönünden hukukî güvenlik ilkesine aykırı bir yönübulunmamaktadır.
152. Bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihte okulve kurum yöneticiliği görevlerinde dört yılını dolduranlar yönünden ise bukişilerin görevlerinin 2013-2014 ders yılı sonunda sona ermesi öngörülmüştür.Kanun'un 14.3.2014 tarihinde yürürlüğe girdiği ve 2013-2014 ders yılının13.6.2014 tarihinde sona ereceği gözetildiğinde, bu kişilerin de üç ayöncesinden görevlerinin sona ereceğinden haberdar olmaları söz konusudur.Kanun'un yürürlüğe girdiği tarih ile 13.6.2014 tarihi arasında yöneticilikgörevinde dört yılı dolduranlar yönünden de söz konusu üç aylık süre geçerlidirve bu kişiler kuraldan üç ay öncesinden haberdardır.
153. 13.6.2014 tarihinden önce okul vekurumların yöneticiliğinde dört yılını tamamlayacak olanların, bu kuraldanhaberdar olma ve ona göre davranma yönünden, kural kapsamındaki diğer kişilerenazaran daha az süreleri bulunmakla birlikte, kuralın değiştirilmesiyleamaçlanan kamu yararı, yöneticilik görevinin ikinci görev ve asıl olanınöğretmenlik mesleği olması hususları gözetildiğinde bu sürelerin mevcutyöneticiler yönünden hukukî güvenlik ilkesinin ihlaline yol açacak nitelikteolduğu söylenemez. Kaldı ki, bu görevleri sona eren kişilerin yeniden yöneticiolarak görevlendirilebilmeleri de mümkündür.
154. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2. maddesine aykırıdeğildir. İptal talebinin reddi gerekir.
155. Kuralın, Anayasa'nın 36. ve 70. maddeleri ile ilgisigörülmemiştir.
H- Kanun'un 25. Maddesiyle, 652 Sayılı KHK'ye Eklenen Geçici 10.Maddenin (3) Numaralı Fıkrasının İncelenmesi
1- İptal Talebinin Gerekçesi
156. Dava dilekçesinde özetle, 652 sayılı Millî EğitimBakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici3. maddesiyle belirli kadrolarda bulunanların görevlerine son verilerek maddedebelirtilen kadrolara atanmış sayılacakları öngörülmüş iken aradan iki buçuk yılgeçmeden dava konusu kuralla yine benzer bir tasarrufta bulunulduğu, 30.4.1999tarihinden bu yana Millî Eğitim Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatında şubemüdürlüğüne atanabilmek için bu amaçla yapılan sınavlarda başarılı olmakoşulunun bulunduğu, daha üst görevlere atanmak için ise nesnel kriterler öngörüldüğü,kariyer ve liyakat ilkelerine göre atananların görevlerinden dava konusukuralla hukuken ve fiilen geçerli bir sebep olmaksızın alındıkları, bu konuyailişkin olarak Anayasa Mahkemesinin son yıllarda vermiş olduğu kararların kamugörevlilerinin kadro/görev unvanlarına ilişkin haklarının ve hukukîgüvenliklerinin bulunmadığı anlamına geldiği, Anayasa'nın 70. maddesinde yeralan ve hizmete alınmada görevin gerektirdiği niteliklerden başka bir ayrımıngözetilemeyeceği hükmü ile liyakat ilkesinin kabul edildiği, daha önce tesisedilmiş bulunan işlemlerle kişiler lehine ortaya çıkan hukukî sonuçlarıngözetilmesinin liyakat ilkesi ile hukuk devleti ilkesinin gerektirdiği birzorunluluk olduğu, bu sonuçları ortadan kaldıracak şekilde yasama tasarrufundabulunulmasının hukukî güvenlik ilkesine aykırılık oluşturacağı, yasamayetkisinin genelliği ilkesinin belirtilen nitelikte bir tasarruf imkânıvermediği, şube müdürü görevine atananların mevzuatın öngördüğü sınavlarıkazanarak ve liyakatlarını nesnel olarak ispat ederek söz konusu görevlereatandıkları, üst yönetim görevlerine atananların da nesnel kriterler bağlamındasöz konusu görevlere atandıkları, bu görevlerin kendileri açısından kazanılmışhak olduğu, liyakat ilkesinin kamu görevlileri yönünden hukukî güvenliğinsağlanmasına ve yönetim açısından istikrara hizmet ettiği, daha alt bir göreveatanarak statü kaybına uğranılmasının hukuk güvenliği ve liyakat ilkesineaykırı olduğu, bu kişilerin yasama tasarrufuna karşı dava açma haklarınınbulunmadığı belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2., 36. ve 70. maddelerine aykırıolduğu ileri sürülmüştür.
2- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
157. Dava konusu kural, Millî Eğitim Bakanlığı merkezteşkilatında Talim ve Terbiye Kurulu Üyesi, Müsteşar Yardımcısı, Genel Müdür,İnşaat ve Emlak Grup Başkanı ve Grup Başkanı kadrolarında bulunanlar ileBakanlık taşra teşkilatında İl Müdürü, İl Millî Eğitim Müdür Yardımcısı ve İlçeMillî Eğitim Müdürü kadrolarında bulunanların görevlerinin bu maddenin yayımıtarihinde hiçbir işleme gerek kalmaksızın sona ereceğini, bunlardan Talim veTerbiye Kurulu Üyesi, Müsteşar Yardımcısı ve Genel Müdür kadrolarında bulunanlarınekli (3) sayılı liste ile ihdas edilen Bakanlık Müşaviri kadrolarına, GrupBaşkanı ve İl Müdürü kadrolarında bulunanların ekli (3) sayılı liste ile ihdasedilen Grup Başkanı ve İl Müdürü kadrolarına, diğerleri ile geçici 3. maddeyeistinaden şahsa bağlı Şube Müdürü kadrolarında bulunanların ise ekli (3) sayılıliste ile ihdas edilen Eğitim Uzmanı kadrolarına, hâlen bulundukları kadrodereceleriyle hiçbir işleme gerek kalmaksızın atanmış sayılacaklarını, ekli (3)sayılı liste ile ihdas edilen kadroların herhangi bir sebeple boşalması hâlindeise bu kadroların hiçbir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılacağınıhükme bağlamaktadır.
158. Hukukî güvenlik ilkesi, hukuk devletinin gereklerindenbiridir. Hak arama hürriyeti de adil yargılamanın ön koşulunu oluşturur.
159. Kamu personeli olarak görev yapan kişilerin bulunduklarıgörevlerden alınmalarını gerektiren haklı bir neden olmadıkça görevlerine sonverilememesi, hukukî güvenlik ilkesinin bir gereğidir. Kamu personelininbulundukları görevden alınma ve başka bir göreve atanmalarının, haklarında buyönde idari işlem tesis edilmesi ile gerçekleşmesi kural olmakla birlikte,hukukî ve fiilî zorunluluk hallerinde bu hususlarda yasal düzenlemeleryapılabileceği de kabul edilmektedir. Söz konusu zorunluluklar nedeniyle getirilenve ilgililerin kazanılmış haklarını ihlal etmeyen düzenlemeler, hukukî güvenlikilkesine aykırılık oluşturmaz.
160. Kanun koyucu Anayasa'yauygun olmak kaydıyla, kamu hizmetinin yürütülmesine ilişkin koşullarıbelirleyerek kadro düzenlemesi yapabilir ve bu kapsamda, kamu hizmetiningerekleri yönünden ve kamu yararı amacıyla yeni kadrolar ihdas edebileceği gibimevcut bazı kadroları da kaldırabilir. Ayrıca, kamu idareleri ile kamugörevlileri arasındaki ilişkiler, kural tasarruflarla düzenlendiğinden, kamugörevlilerinin statülerine ilişkin yeni kurallar koyabilir ya da var olankuralları değiştirebilir.
161. Kamu kurum ve kuruluşlarının yeniden yapılandırılmalarıkapsamında, teşkilat yapısı değiştirilen kurum ve kuruluşların bazıkadrolarında görev yapan kamu görevlilerinin görevlerinin sona erdirilerekbaşka kadrolara atanmalarının öngörülmesi, söz konusu hukukî ve fiilîzorunluluklar nedeniyle getirilen yasal düzenlemelerin bir örneğinioluşturmakta ve hak arama özgürlüğünün ihlaline yol açmamaktadır.
162. Bu durumda, ilgililerin başka kadrolara atanmalarının sebepunsuru, ilgili kurumun ya da kuruluşun yeniden teşkilatlandırılması olup,yürürlükte bulunan kanunlara dayanılarak ve kamu görevlisinin öznel durumudikkate alınarak idarece tesis edilen naklen atama işlemlerinden farklıdır. Sözkonusu hukukî ve fiilî zorunluluklar nedeniyle kazanılmış haklar korunarakbaşka kadrolara atama yapılması, kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamındadır.
163.Öte yandan, dava konusu kuralla tek bir kişi hakkındabireysel nitelikte bir yürütme işlemi tesis edilmeyip, aksine genel ve soyutbir kural getirilmektedir. Soyut bir kuralın gerçekte tek bir kişiyi ya dasınırlı sayıda kişiyi ilgilendiriyor olması onun soyut niteliğini ortadankaldırmaz. Bireysel nitelikte bir işlemden söz edilebilmesi için somut olarakbir kişinin hukukî durumunda değişiklik yapan bir irade açıklamasının bulunmasıgerekir. Dava konusu kuralla doğrudan bazı kişilerin hukukî durumundadeğişiklik yapılmasına yönelik bir irade açıklamasında bulunulmadığındanbireysel işlemin varlığından söz edilemez. Kuralda belirtilen kadrolarda görevyapan kişilerin hukukî durumlarının düzenlemenin sonucundan etkilenmiş olmasıbu neticeyi değiştirmez.
164. Dava konusu kural, Millî Eğitim Bakanlığının merkez vetaşra teşkilatında yer alan bazı kadrolarında bulunanların görevlerinin sonaermesini, bu kişilerin atanacakları kadroları ve atandıkları kadroların şahsabağlı kadrolar olmasını düzenlemektedir.
165. 6528 sayılı Kanun'la Millî Eğitim Bakanlığı teşkilatındayapılan değişiklikler incelendiğinde, Bakanlığın hizmet birimleri kapsamındaiki yeni genel müdürlük (Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri GenelMüdürlüğü ile Yükseköğretim ve Yurt Dışı Eğitim Genel Müdürlüğü) kurulduğu,"Bilgi İşlem Grup Başkanlığı" ile "İnşaat ve EmlakGrup Başkanlığı" adlarının "Bilgi İşlem Daire Başkanlığı"ve "İnşaat ve Emlak Daire Başkanlığı" şeklinde değiştirildiğive Bilgi İşlem Daire Başkanlığının görevlerinin sayıldığı bentlerden birinde de değişiklik yapıldığı anlaşılmıştır.6528 sayılı Kanun'la yapılan bir diğer değişiklik, Talim ve TerbiyeKurulu Başkanlığının, Bakanlığın "karar organı" olmaktançıkarılarak "inceleme organı"na dönüştürülmesidir. Budeğişiklik paralelinde anılan Başkanlığın görevlerinde de değişikliğegidilmiştir. Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı ve üye kaynaklarının belirtildiğifıkrada yapılan değişiklikle ise "eğitim ile ilgili alanlarda öğretimüyeleri" kaynağının yer aldığı bent "öğretim üyeleri" şeklindedeğiştirilerek, bu kişilerin eğitim ile ilgili alanlardan olması koşulukaldırılmıştır.
166. Madde gerekçesinde, "...Bakanlıkta hâlihazırdayürütülmekte olan yeniden yapılanma çalışmalarına paralel olarak, belirlikademelerdeki yönetici kadrolarında bulunanların ihdas edilen kadrolara atanmalarıve malî haklarının korunması öngörülmektedir" denilmekte ise de 6528sayılı Kanun'la 652 sayılı KHK'de yapılan değişiklikler bir bütün olarakincelendiğinde, Bakanlık teşkilatında yapılan ve yukarıda açıklanandeğişiklikler, Talim ve Terbiye Kurulu üyesi, müsteşar yardımcısı, genel müdür,İnşaat ve Emlak Grup Başkanı, il müdürü, il millî eğitim müdür yardımcısı veilçe millî eğitim müdürü kadrosunda bulunanların görevlerinin sona ermesini,şahsa bağlı şube müdürü kadrosunda bulunanların ise bir başka kadroyaatanmalarını gerektiren hukukî ve fiilî zorunluluk olarak değerlendirilemez. Bunedenle dava konusu kural, söz konusu kişiler yönünden hukukî güvenlikilkesinin ihlaline yol açmaktadır.
167. "Grup başkanı" kadroları ise Kanun'laiptal edilmiş ve bu kadroda bulunanlar "şahsa bağlı grup başkanı"kadrosuna atanmışlardır. Bulunduğu kadro iptal edilmiş olan grup başkanlarınıngörevlerine son verilmesi, yapısal değişikliğin bir sonucu olarak ortaya çıkanhukukî ve fiilî zorunluluklar kapsamında bulunduğundan, "şahsa bağlı"ihdas edilen "grup başkanı" kadrolarına atanan ve malî haklarıkorunan bu kişilere ilişkin kısmı yönünden kuralın hukukî güvenlik ilkesineaykırılık oluşturduğu söylenemez.
168. Açıklanan nedenlerle fıkranın;
a- Birinci cümlesinde yer alan "...Talim ve Terbiye KuruluÜyesi, Müsteşar Yardımcısı, Genel Müdür, İnşaat ve Emlak Grup Başkanıve..." ibaresi ile "...bulunanlar ile Bakanlık taşrateşkilatında İl Müdürü, İl Millî Eğitim Müdür Yardımcısı ve İlçe Millî EğitimMüdürü kadrolarında..." ibaresi Anayasa'nın 2. maddesine aykırıdır.İptalleri gerekir.
b- İkinci cümlesinde yer alan "Bunlardan Talim ve TerbiyeKurulu Üyesi, Müsteşar Yardımcısı ve Genel Müdür kadrolarında bulunanlar ekli(3) sayılı liste ile ihdas edilen Bakanlık Müşaviri kadrolarına,...", "...veİl Müdürü..." , "...ve İl Müdürü...." ile "...,diğerleri ile geçici 3 üncü maddeye istinaden şahsa bağlı Şube Müdürükadrolarında bulunanlar ise ekli (3) sayılı liste ile ihdas edilen EğitimUzmanı kadrolarına,..." ibareleri Anayasa'nın 2. maddesine aykırıdır.İptalleri gerekir.
c- Kalan kısım Anayasa'nın 2. ve 36. maddelerine aykırı değildir.İptal talebinin reddi gerekir.
169. Kuralın, Anayasa'nın 70. maddesi ile ilgisi görülmemiştir.
I- Kanun'un; 25. Maddesiyle 652 Sayılı KHK'ye Eklenen Geçici 10.Maddenin (7) Numaralı Fıkrasının; Birinci Cümlesinde Yer Alan ".MillîEğitim Başdenetçisi, Millî Eğitim Denetçisi ve ." ibaresi ile ".MillîEğitim Denetçi Yardımcısı ve." ibaresinin, İkinci Cümlesinde Yer Alan ".MillîEğitim Başdenetçisi, Millî Eğitim Denetçisi,." ibaresi ile ".MillîEğitim Denetçi Yardımcısı ve." ibaresinin, Üçüncü Cümlesinde Yer Alan "(MillîEğitim Denetçi Yardımcılığından Maarif Müfettişliği kadrolarına atananlardâhil)" ibaresinin, 26. Maddesinin (d) Bendinin; 27. Maddesinin; (3)Numaralı Fıkrasında yer alan "Millî Eğitim Denetçileri ve Millî EğitimDenetçi Yardımcıları ile ." İbaresinin; (5) Numaralı Fıkrasının (a)bendinin ". aynı bentte yer alan 've Millî Eğitim Denetçi Yardımcıları've 'Millî Eğitim Denetçiliğine' ibareleri madde metninden çıkarılmıştır."Bölümü ile (b) Bendinin ". (g) bendinde yer alan 'Millî Eğitim Denetçive Denetçi Yardımcıları,' ibaresi yürürlükten kaldırılmış ve ." Bölümününve (7) Numaralı Fıkrasının İncelenmesi
1- İptal Taleplerinin Gerekçeleri
170. Dava dilekçesinde özetle,
Millî Eğitim Bakanlığı merkez denetim elemanları ile taşradenetim elemanlarının "Maarif Müfettişliği" adı altındabütünleştirilmesine gerekçe olarak gösterilen Millî Eğitim Şura kararlarının vekamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanımı gerekçesinin yapılandüzenlemelerle bağdaşmadığı, Millî Eğitim Bakanlığı'nın temel görevinin örgünve yaygın eğitim ve öğretim hizmetini yürütmek ve yönetmek olması ve eğitim veöğretim hizmetlerinin çocukların zihinsel gelişim düzeylerine göre, bütüncülbir yaklaşımla ilkokul, ortaokul ve orta öğretim şeklinde kademelere ayrılmasınedeniyle denetim ve rehberlik hizmetlerinin de bu bütüncül yaklaşım içindekademelere ayrıldığı, denetimin tek çatı altında birleştirilmesi ile eğitim veöğretim kademelerine göre şekillenmiş denetimin bir unvan altındabütünleştirilerek il millî eğitim müdürlüklerine devrinin başka şeyler olduğu,eğitimde bütüncül yaklaşımın Bakanlık merkez teşkilatındaki ana hizmet birimigenel müdürlüklerin görev ve yetkileriyle genel müdür ve sekretaryası dışındakigörevlilerinin il müdürlüklerine devrini gerektirmediği gibi, yönetimin birunsuru olan denetimin görev ve yetkileriyle denetim elemanlarının devrisonucunu da doğurmadığı, Millî Eğitim Bakanlığı ders programında okullara göre150'ye yakın farklı branş dersi bulunması nedeniyle her ilde idari denetimelemanları hariç 150'ye yakın branş dersi denetim elemanı atanmasıgerekliliğinin kadro ve malî imkânlar çerçevesinde imkânsızlığı bir yana,kaynakların etkili ve verimli kullanılması ile de açıklanamayacağı,
"Maarif Müfettişi" unvanı altındabütünleştirilen merkez denetim elemanı Millî Eğitim Denetçileri/BakanlıkMüfettişleri ile taşra denetim elemanı İl Eğitim Denetmenleri/ ilköğretimmüfettişlerinin mesleğe alınma koşulları ile görev ve yetkilerinin aynıolmadığı, Anayasa Mahkemesinin de bir kararında ilköğretim müfettişleri ileBakanlık müfettişlerinin aynı hukukî konumda olmadıklarını kabul ettiği, MillîEğitim Bakanlığınca yürürlükte bulunan kanun ve yönetmeliklere göre açılanMillî Eğitim Bakanlığı Müfettişliği/Denetçi Yardımcılığı yazılı ve sözlüsınavlarında başarılı olanların yardımcı kadrolarına atandıktan sonra üç yılsüreli yetişme eğitiminden sonra yeterlik sınavında başarılı olanlarınMüfettişlik/Denetçilik mesleğine atanmış olmaları nedeniyle bu mesleğeatananlar yönünden kişiselleşmiş ve kazanılmış bir hakkın bulunduğu, halkındevlete olan güveninin korunmasının ancak hukuk güvenliğinin sağlanmasıylamümkün olduğu, kamu görevlileri açısından bulunduklarıkadrolara ait görev güvencelerinin kazanılmış hak olarakdeğerlendirilmese dahi statü hukukuna ve kariyerilkesine dayanan bir personel rejiminde, kanunla daha alt bir görev ile birleştirilip, Millî EğitimBakanlığı merkez denetim elemanlığı görevinden, İl Millî Eğitim Müdürlüğübünyesinde oluşturulan Maarif Müfettişliği görevine atanarakstatü kaybına uğratılmalarının hukuk güvenliklerinin ihlali sonucunu doğurduğu,hukuk devleti ilkesi ve statü hukukunun temelindeki liyakat ilkesiylebağdaşmadığı,
Bakanlık Merkez teşkilatında sadece Rehberlik ve Denetim Başkanıile sekretaryasının tutulması ve merkez teşkilatının (müsteşarlık, müsteşar yardımcılıklarıve genel müdürlüklerin) iş ve işlemleri ile her düzey ve kademedeki kamugörevlilerinin denetim, değerlendirme, inceleme ve soruşturma işlerinin İlMillî Eğitim Müdürlükleri bünyesinde oluşturulan Maarif MüfettişliğiBaşkanlığında görev yapan Maarif Müfettişlerinin Rehberlik ve DenetimBaşkanlığında geçici görevlendirilmesi suretiyle yapılmasının denetim ve teftişgörevinin niteliği ve asgarî gerekleri ile bağdaşmadığı, iptali istenendüzenlemelerin her ilde her branştan denetim elemanı bulundurmayı zorunlukılarak büyük bir kaynak savurganlığına yol açtığı için kamu yararının dabulunmadığı, müfettişliğe giriş koşulları ile müfettişlerin görev ve yetkileribakımından birbirinden farklı olan ilköğretim müfettişleri ile Genel İdareHizmetleri Sınıfında yer alan müfettişlerin "Maarif Müfettişi"unvanı altında birleştirilerek Millî Eğitim Müfettişlerinin statü kaybınauğratılmalarının eşitlik ilkesine de aykırı olduğu, kanunla yapılan budüzenlemelere ilgililerin dava açma haklarının bulunmadığı belirtilerekkuralların, Anayasa'nın 2., 10., 36. ve 70. maddelerine aykırı olduğu,
ileri sürülmüştür.
2- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
171. 6216 sayılı Kanun'un 43. maddesi uyarınca, dava konusukural ilgisi nedeniyle Anayasa'nın 113. ve 123. maddeleri yönünden deincelenmiştir.
172. Dava konusu kurallar, Millî Eğitim Bakanlığında görev yapanMillî Eğitim Denetçi ve Millî Eğitim Denetçi Yardımcılarının, yeni düzenlemeile Maarif Müfettişi ve Maarif Müfettişi Yardımcısı kadrolarına atanmalarına ve"Millî Eğitim Denetçi" ve "Millî Eğitim DenetçiYardımcısı" unvanlarının mevzuattan çıkarılmasına ilişkindir.
173. 652 sayılı KHK'ya eklenen geçici 10. maddenin (7) numaralıfıkrasında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte Millî Eğitim Başdenetçisi,Millî Eğitim Denetçisi ve İl Eğitim Denetmeni kadrosunda bulunanların MaarifMüfettişi, Millî Eğitim Denetçi Yardımcısı ve İl Eğitim Denetmen Yardımcısıkadrosunda bulunanların ise Maarif Müfettiş Yardımcısı kadrolarına, başka birişleme gerek kalmaksızın bulundukları kadro dereceleriyle atanmışsayılacakları, bunların Millî Eğitim Başdenetçisi, Millî Eğitim Denetçisi, İlEğitim Denetmeni, Millî Eğitim Denetçi Yardımcısı ve İl Eğitim DenetmenYardımcısı olarak geçirdikleri sürelerin, ilgisine göre Maarif Müfettişi veMaarif Müfettiş Yardımcısı olarak geçmiş sayılacağı, bu şekilde MaarifMüfettişi ve Maarif Müfettiş Yardımcısı kadrolarına atanmış sayılanlara, bumaddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerinegöre söz konusu kadrolarına bağlı olarak malî haklar kapsamında fiilen yapılanher türlü ödemeler toplamı net tutarının, atanmış sayıldıkları kadro unvanlarıiçin öngörülen malî haklar toplamı net tutarından fazla olması hâlinde, bumaddenin yürürlüğe girdiği tarihte anılan kadro unvanlarında bulunanlarhakkında (Millî Eğitim Denetçi Yardımcılığından Maarif Müfettişliği kadrolarınaatananlar dâhil), atanmış sayıldıkları kadroda bulundukları sürece bu maddeninyürürlüğe girdiği tarihten önce yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerininuygulanmasına devam olunacağı hükme bağlanmıştır. Millî Eğitim Başdenetçileri,Millî Eğitim Denetçilerinin Maarif Müfettişi, Millî Eğitim DenetçiYardımcılarının ise Maarif Müfettiş Yardımcısı kadrolarına atanmalarını öngörenkuralda yer alan "Millî Eğitim Başdenetçisi", "MillîEğitim Denetçisi" ve "Millî Eğitim Denetçi Yardımcısı"ibareleri ile bu düzenlemenin devamı niteliği taşıyan hizmet sürelerine ilişkinikinci cümlede yer alan aynı ibareler ile malî haklarına ilişkin üçüncücümledeki "(Millî Eğitim Denetçi Yardımcılığından Maarif Müfettişliğikadrolarına atananlar dâhil)" ibaresi dava konusu edilmiştir.
174. 6528 sayılı Kanun'un 26. maddesinin dava konusu (d)bendiyle de, 652 sayılı KHK'nin 40. maddesinin başlığında yer alan "...veDenetçi..." ibaresi ile birinci fıkrasında yer alan "...ileMillî Eğitim Denetçileri ve Denetçi Yardımcıları..." ibaresi vemaddenin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları yürürlükten kaldırılmıştır.Yürürlükten kaldırılan ibareler, Bakanlıkta uzman ve denetçi istihdamına ilişkinmadde başlığında ve birinci fıkra düzenlemesinde yer almakta, yürürlüktenkaldırılan fıkralar ise denetçi yardımcılığına atanabilmek için gereklikoşulları, denetçi yardımcılığına atanmış olanlara ilişkin hükümleriiçermektedir. Dava konusu kuraldan sonra 652 sayılı KHK'nin 40. maddesi, "uzmanve uzman yardımcıları"na ilişkin hükümler içeren bir düzenlemeyedönüşmüştür.
175. Harcırah Kanunu'nun yurtiçinde verilecek gündelik miktarınıdüzenleyen 33. maddesinde gündelik verilecek unvanlar arasında sayılan "MillîEğitim Denetçileri ve Millî Eğitim Denetçi Yardımcıları" unvanları da,6528 sayılı Kanun'un 27. maddesiyle yapılan değişiklikle bu kapsamdançıkarılmış olup, fıkrada yer alan "Millî Eğitim Denetçileri ve MillîEğitim Denetçi Yardımcıları ile" ibaresi, dava konusu kuralıoluşturmaktadır.
176. 6528 sayılı Kanun'un 27. maddesinin (5) numaralı fıkrasının(a) bendinde yer alan dava konusu kuralla ise 657 sayılı Devlet MemurlarıKanunu'nun 36. maddesinin "ORTAK HÜKÜMLER" bölümünün (A) fıkrasının, birdefaya mahsus olmak üzere haklarında ayrıca bir derece yükselmesi uygulanacağıbelirtilen ve mesleğe özel yarışma sınavına tabi tutulmak suretiyle alınankadrolar arasında sayılan "Millî Eğitim Denetçi Yardımcıları" ve"Millî Eğitim Denetçiliği" kadroları madde metnindençıkarılmıştır. Anılan fıkranın (b) bendinde yer alan dava konusu kuralla da 657sayılı Kanun'un 152. maddesinin "II- Tazminatlar" kısmının "A-ÖZEL HİZMET TAZMİNATI" bölümünün (g) bendinde yer alan "MillîEğitim Denetçi ve Denetçi Yardımcıları," ibaresi yürürlüktenkaldırılmıştır.
177. 6528 sayılı Kanun'un 27. maddesinin dava konusu (7)numaralı fıkrasıyla da, 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun HükmündeKararnamenin eki cetvellerin Millî Eğitim Bakanlığına ait bölümünde yer alan"Baş Denetçi", "Denetçi" ve "DenetçiYardımcısı" unvanlı boş ve dolu kadrolar iptal edilmiş ve anılancetvelden çıkarılmıştır.
178. Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde yerine getirilenrehberlik ve denetim hizmetlerinin düzenlendiği 652 sayılı KHK'nin 17. ve 41.maddeleri, 6528 sayılı Kanun'la bir bütün olarak değiştirilmiştir. Bu Kanun'layapılan değişiklikten önce Rehberlik ve Denetim Başkanlığının görevleri şuşekilde belirlenmiştir:
a) Bakanlığın görev alanına giren konularda Bakanlıkpersoneline, Bakanlık okul ve kurumlarına, özel öğretim kurumlarına ve gerçekve tüzel kişilere rehberlik etmek,
b) Bakanlığın görev alanına giren konularda faaliyet gösterenkamu kurum ve kuruluşları, gerçek ve tüzel kişiler ile gönüllü kuruluşlara,faaliyetlerinde yol gösterecek plan ve programlar oluşturmak ve rehberliketmek,
c) Bakanlık tarafından veya Bakanlığın denetiminde sunulanhizmetlerin kontrol ve denetimini ilgili birimlerle işbirliği içinde yapmak,süreç ve sonuçlarını mevzuata, önceden belirlenmiş amaç ve hedeflere,performans ölçütlerine ve kalite standartlarına göre analiz etmek,karşılaştırmak ve ölçmek, kanıtlara dayalı olarak değerlendirmek, elde edilensonuçları rapor hâline getirerek ilgili birimlere ve kişilere iletmek,
ç) Bakanlık teşkilatı ile Bakanlığın denetimi altındaki hertürlü kuruluşun faaliyet ve işlemlerine ilişkin olarak, usûlsüzlükleriönleyici, eğitici ve rehberlik yaklaşımını ön plana çıkaran bir anlayışla,Bakanlığın görev ve yetkileri çerçevesinde denetim, inceleme ve soruşturmalaryapmak,
d) Bakanlık teşkilatı ile personelinin idarî, malî ve hukukîişlemleri hakkında denetim, inceleme ve soruşturma yapmak,
e) Bakan tarafından verilen benzeri görevleri yapmak.
179. Bu görevlerin, Millî Eğitim Denetçilerince yerinegetirilmesi öngörülmüştür. KHK'nin 41. maddesinde ise illerdeki her derece vetürdeki örgün ve yaygın eğitim kurumları ile il ve ilçe millî eğitimmüdürlüklerinin rehberlik, işbaşında yetiştirme, denetim, değerlendirme,inceleme, araştırma ve soruşturma hizmetlerini yürütmek üzere, il millî eğitimmüdürlükleri bünyesinde Eğitim Denetmenleri Başkanlıkları oluşturulmasıöngörülmüş ve bu Başkanlıklarda söz konusu görevleri yerine getirmek üzere İlEğitim Denetmenleri ve İl Eğitim Denetmen Yardımcılarının istihdam edileceğibelirtilmiştir.
180. 6528 sayılı Kanun'la 652 sayılı KHK'nin 17. maddesindeyapılan değişiklikle, Rehberlik ve Denetim Başkanlığının görevleri, daha önceEğitim Denetmenleri Başkanlıklarınca yerine getirilen görevleri de içerirşekilde;
a) Bakanlığın görev alanına giren konularda Bakanlıkpersoneline, Bakanlık okul ve kurumlarına, özel öğretim kurumlarına ve gerçekve tüzel kişilere rehberlik etmek,
b) Bakanlığın görev alanına giren konularda faaliyet gösterenkamu kurum ve kuruluşları, gerçek ve tüzel kişiler ile gönüllü kuruluşlara,faaliyetlerinde yol gösterecek plan ve programlar oluşturmak ve rehberliketmek,
c) Bakanlık tarafından veya Bakanlığın denetiminde sunulanhizmetlerin kontrol ve denetimini ilgili birimlerle iş birliği içinde yapmak,süreç ve sonuçlarını mevzuata, önceden belirlenmiş amaç ve hedeflere,performans ölçütlerine ve kalite standartlarına göre analiz etmek,karşılaştırmak ve ölçmek, kanıtlara dayalı olarak değerlendirmek, elde edilensonuçları rapor hâline getirerek ilgili birimlere ve kişilere iletmek,
ç) Bakanlık teşkilatı ve personeli ile Bakanlığın denetimialtındaki her türlü kuruluşun faaliyet ve işlemlerine ilişkin olarak,usulsüzlükleri önleyici, eğitici ve rehberlik yaklaşımını ön plana çıkaran biranlayışla, Bakanlığın görev ve yetkileri çerçevesinde denetim, inceleme vesoruşturma iş ve işlemlerini Maarif Müfettişleri aracılığıyla yapmak,
d) Her derece ve türdeki örgün ve yaygın eğitim kurumları ile ilve ilçe millî eğitim müdürlüklerinin rehberlik, işbaşında yetiştirme, denetim,değerlendirme, inceleme, araştırma ve soruşturma hizmetlerini MaarifMüfettişleri aracılığıyla yürütmek,
e) Bakan tarafından verilen benzeri görevleri yapmak,
olarak değiştirilmiş ve Rehberlik ve Eğitim Başkanlığına verilengörevlerin yerine getirilmesi amacıyla illerde il millî eğitim müdürlükleribünyesinde Maarif Müfettişleri Başkanlıklarının oluşturulması öngörülmüştür.
181. KHK'nin 41. maddesinde yapılan değişiklikle de EğitimDenetmenleri Başkanlıkları yerine il millî eğitim müdürlükleri bünyesindeMaarif Müfettişleri Başkanlıklarının oluşturulması ve bu Başkanlıklarda MaarifMüfettişleri ile Maarif Müfettiş Yardımcılarının istihdam edilmesiöngörülmüştür. İhtiyaç hâlinde Maarif Müfettişlerinin, Rehberlik ve DenetimBaşkanlığında görevlendirilebileceği de belirtilmiştir. KHK'nin geçici 10.maddesinin (6) numaralı fıkrasıyla da 190 sayılı KHK'nin eki (I) sayılıcetvelin Millî Eğitim Bakanlığına ait bölümde yer alan boş ve dolu İl EğitimDenetmeni ve İl Eğitim Denetmen Yardımcısı kadroları unvan sırasıyla MaarifMüfettişi ve Maarif Müfettiş Yardımcısı olarak değiştirilmiştir.
182. Millî Eğitim Bakanlığının rehberlik ve denetim hizmetlerineilişkin 652 sayılı KHK'nin 6528 sayılı Kanun'la değiştirilen 17. ve 41.maddelerinde yer alan temel kurallar ile geçici 10. maddesinin (6) numaralıfıkrası dava konusu edilmemiş olmakla birlikte, bu düzenlemelerin uzantısı yada sonuçları olarak nitelendirilebilecek ve 17. ile 41. maddeler bakımındangeçiş hükmü niteliği taşıyan 652 sayılı KHK'nin geçici 10. maddesinin (7)numaralı fıkrasında yer alan, Millî Eğitim Denetçi ve Millî Eğitim DenetçiYardımcılarının, Maarif Müfettişi ve Maarif Müfettişi Yardımcısı kadrolarınabaşka hiçbir işleme gerek kalmaksızın atanmış sayılmalarına ve bu kişilerinözlük haklarına ilişkin düzenlemeler ile Millî Eğitim Denetçi ve Millî EğitimDenetçi Yardımcısı kadrolarına ilişkin mevzuatta yer alan kuralların yürürlüktenkaldırılmasına ilişkin düzenlemeler dava konusu edilmiştir.
183. Anayasa'nın 123. maddesinde idarenin kuruluş vegörevleriyle bir bütün olduğu ve kanunla düzenleneceği belirtilmiş, 113.maddesinde de bakanlıkların kurulması, kaldırılması, görevleri, yetkileri veteşkilatının kanunla düzenleneceği kural altına alınmıştır. Bu anlamda, birkamu kurumunun görmesi gereken kamu hizmetinin niteliğinin hangi kamugörevlilerince yerine getirileceğine karar verme yetkisi yasama organınaaittir. Yasama organı Anayasa'ya uygun olmak kaydıyla, kamu hizmetininyürütülmesine ilişkin koşulları belirleyerek kadro düzenlemesi yapabilir. Kamuhizmetinin gerekleri yönünden ve kamu yararı amacıyla yeni kadrolar ihdasedebileceği gibi mevcut bazı kadroları birleştirebilir ya da kaldırabilir.Kuruluşların yeniden yapılanması, mevcut bazı görevlerde bulunanlarınkadrolarının iptal edilmesi ve başka kadrolara atanmaları bakımından hukukî vefiilî bir zorunluluk oluşturabilecektir.
184. Kamu görevlisi olarak görev yapan kişilerin bulunduklarıgörevlerden alınmalarını gerektiren haklı bir neden olmadıkça görevlerine sonverilememesi, hukukî güvenlik ilkesinin bir gereğidir. Kamu personelininbulundukları görevden alınma ve başka bir göreve atanmalarının, haklarında buyönde idarî işlem tesis edilmesi ile gerçekleşmesi kural olmakla birlikte,hukukî ve fiilî zorunluluk hallerinde bu hususlarda yasal düzenlemeleryapılabileceği de kabul edilmektedir.
185. Kamu kurum ve kuruluşlarının yeniden yapılandırılmalarıkapsamında, teşkilat yapısı değiştirilen kurum ve kuruluşların bazıkadrolarında görev yapan kamu görevlilerinin görevlerinin sona erdirilerekbaşka kadrolara atanmalarının öngörülmesi, söz konusu hukukî ve fiilîzorunluluklar nedeniyle getirilen yasal düzenlemelerin bir örneğinioluşturmakta ve bu durum hak arama özgürlüğünün ihlaline yol açmamaktadır.
186. 6528 sayılı Kanun'un 17. maddesinin gerekçesinde, "Bilindiğiüzere, Millî Eğitim 14 üncü, 15 inci ve 17 nci Şura Kararlarında, Türkiye BüyükMillet Meclisi Araştırma Komisyonunun 1993 tarihli raporunda ve eğitim bilimialanındaki araştırmalarda denetimde bütüncül yaklaşım önerilmektedir. Ayrıcadenetim birimlerinin tek çatı altında birleştirilmeleri kamu kaynaklarının dahaetkili ve verimli kullanılmasını sağlayacaktır." denilmiş, TBMM MillîEğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonunca da Bakanlık merkez teşkilatındayer alan Millî Eğitim Denetçileri ile taşra teşkilatında görev yapan il eğitimdenetmenlerinin aynı kadroda birleştirilmesiyle maarif geleneğine uygun olarakMaarif Müfettişliğinin oluşturulduğundan söz edilmiştir.
187. Belirtilen gerekçelerle, rehberlik ve denetim hizmetlerindekamu kaynaklarının daha etkin ve verimli kullanılması amacıyla söz konusudüzenlemenin yapıldığı anlaşılmaktadır. "Kamuyararı" konusunda Anayasa Mahkemesi'nin yapacağı inceleme, kuralınkamu yararı amacıyla getirilip getirilmediği hususu ile sınırlı olup, somutdüzenlemenin kamu yararı amacını etkin bir şekilde gerçekleştirmeye elverişliolup olmadığı yönündeki bir değerlendirme anayasallık denetiminin kapsamıdışında bulunmaktadır.
188. Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukukdevleti ilkesinin temel gereklerinden biri kazanılmış haklara saygıgösterilmesidir. Kazanılmış haklara saygı, hukuk güvenliği ilkesinin birsonucudur. Kazanılmış hak, kişinin bulunduğu statüden doğan, tahakkuk etmiş vekendisi yönünden kesinleşmiş ve kişisel alacak niteliğine dönüşmüş haktır.
189. Rehberlik ve denetim hizmetleri yönünden teşkilat yapısıdeğiştirilen Millî Eğitim Bakanlığının Millî Eğitim Denetçisi ve İl EğitimDenetmeni kadrolarında görev yapan kamu görevlilerinin görevlerinin sonaerdirilerek Maarif Müfettişi kadrolarına atanmış sayılmalarının öngörülmesi,yeniden teşkilatlanma sonucu ortaya çıkan hukukî ve fiilî zorunluluklardankaynaklanmaktadır. Buna göre, söz konusu işlemin sebep unsuru, Millî EğitimBakanlığının rehberlik ve denetim hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin olarakyeniden teşkilatlanması olup yürürlükte bulunan kanunlara dayanılarak ve kamugörevlisinin öznel durumu dikkate alınarak idarece tesis edilen naklen atamaişlemlerinden tamamen farklıdır. Söz konusu hukukî ve fiilî zorunluluklarnedeniyle kazanılmış haklar korunarak başka kadrolara atama yapılması, kanunkoyucunun takdir alanı içindedir.
190. Memuriyet kadro derecesine bağlanan malî haklar ise odereceye ulaşan kişi yönünden tahakkuk etmiş ve kesinleşmiş alacak niteliğinedönüştüğünden, kazanılmış hak teşkil eder. Kadro derecesine bağlanan malî haklarunvandan bağımsız olduğundan, unvan değişse bile bunların hukuken korunmasıgerekmektedir. Bir görevin fiilen yapılması karşılığında ödenen malî haklar isekazanılmış hak oluşturmaz. Bu gibi malî haklar, ilgilinin o görevi fiilenyerine getirdiği süreyle sınırlı olarak ödenir.
191. Dava konusu kuralda, Maarif Müfettişi kadrolarına atanmışsayılanlara, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yürürlükte bulunanmevzuat hükümlerine göre söz konusu kadrolarına bağlı olarak malî haklarkapsamında fiilen yapılan her türlü ödemeler toplamı net tutarının, atanmışsayıldıkları kadro unvanları için öngörülen malî haklar toplamı net tutarındanfazla olması hâlinde, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte anılan kadrounvanlarında bulunanlar hakkında, atanmış sayıldıkları kadroda bulunduklarısürece bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yürürlükte bulunan mevzuathükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı belirtilmiştir. Fark tazminatıuygulamasının Mahkememizce kazanılmış hak ilkesine aykırı bulunmadığı dadikkate alındığında, bu kişiler yönünden "fark tazminatı ödenmesi"ninkanun koyucu tarafından tercih edilmeyerek, bu kişilerin malî haklarınınsabitlenmeksizin kamu görevlilerinin maaşlarına yapılacak iyileştirmelerden deyararlanacakları anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bu kişilerin malî haklarıyönünden kazanılmış haklarının ihlal edildiğinden söz etmek mümkün değildir.
192. Anayasa'nın 70. maddesinde her Türk'ün kamu hizmetlerinegirme hakkına sahip olduğu, hizmete alınmada görevin gerektirdiği niteliklerdenbaşka hiçbir ayrım gözetilemeyeceği belirtilmiştir.
193. Belirli düzeyde ve nitelikte öğrenim, belli yaş ve özelgiriş koşulları gerektiren, bir yarışma sınavı ile girilen, içinde kendine özgüilerleme ve yükselme basamaklarının bulunduğu, ilerleme ve yükselmenin ehliyet,kıdem, özel eğitim ve yetişme koşullarına bağlandığı meslek sınıfları, "kariyermeslek" olarak adlandırılmaktadır. Müfettişlik mesleği de bu anlamda "belirlibir öğrenim"e sahip olanların müfettiş yardımcılığı sınavı sonucundagirilebildikleri ve belirli süreli bir "meslek içi eğitim"densonra yapılan "yeterlik sınavı"nda başarı gösterilerekbaşlanılan kariyer bir meslektir. 652 sayılı KHK ile getirilen, MaarifMüfettişi kadrosuna atanabilmek için gerekli koşullar incelendiğinde, maarifmüfettişliğinin de kariyer meslek olduğu anlaşılmakta ve bu yönüyle kariyermeslek yönünden kazanılmış bir hakkın ihlalinden söz edilmesi olanaklıbulunmamaktadır. Maarif müfettişleri arasında bir ayrım gözetilmediği ve maarifbaşmüfettişi kadrosu öngörülmediğinden, millî eğitim başdenetçilerinin maarifmüfettişi olarak atanacaklarının öngörülmesinde de bu kişiler yönündenkazanılmış hak ihlali söz konusu değildir.
194. Anayasa'nın 10. maddesindeki eşitlikilkesi, birbiriyle aynı durumda olanlara ayrı kuralların uygulanmasını veayrıcalıklı kişi veya toplulukların yaratılmasını engellemektedir. Durum vekonumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişikkuralları ve değişik uygulamaları gerekli kılabilir. Aynı durumda olanlar içinayrı düzenleme aykırılık oluşturur. Anayasa'nın amaçladığı eşitlik, eylemlideğil hukuksal eşitliktir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlarayrı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'nın öngördüğü eşitlik ilkesi ihlaledilmiş olmaz.
195. Yukarıda da ifade edildiği üzere, kanun koyucunun kamuhizmetinin yürütülmesine ilişkin koşulları belirleyerek kadro düzenlemesi yapmayetkisi kapsamında, kamu hizmetinin gerekleri yönünden ve kamu yararı amacıylayeni kadrolar ihdas edebilmesi, mevcut kadroları birleştirebilmesi ya dakaldırabilmesi mümkün olduğundan, Millî Eğitim Denetçileri ile İl EğitimDenetmenlerinin "Maarif Müfettişi" kadrosundabirleştirilmesinde Anayasa'nın 10. maddesinde yer alan eşitlik ilkesineaykırılık bulunmamaktadır. Kaldı ki, Bakanlık Denetçisi iken Maarif Müfettişikadrosuna atananların önceki malî haklarını almaya devam edeceklerininbelirtilmesi suretiyle bu kişilerin, İl Eğitim Denetmeni iken Maarif Müfettişikadrosuna geçenler ve ilk defa Maarif Müfettişi kadrosuna atananlardan farklıolarak, bu görevi yürüttükleri sürece daha yüksek ücret almalarının sağlanmasıda, Bakanlık Denetçiliğinden ve İl Eğitim Denetmenliğinden "MaarifMüfettişliği"ne geçenlerin mutlak anlamda aynı konumda kabuledilmediklerini göstermektedir.
196. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa'nın 2., 10., 36.,70., 113. ve 123. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
197. Serdar ÖZGÜLDÜR ile Serruh KALELİ bu görüşekatılmamışlardır.
V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ
198. Dava dilekçesinde özetle, 4706 sayılı Kanun'a eklenengeçici 16. maddede yer alan davalardan feragata ilişkin hükümlerin dava açmaolanağını ortadan kaldırmaya yönelik olduğu için bireylerin hukuk güvenliğini,adil yargılanma hakkını ihlal edeceği, hazine arazisi üzerindeki Millî EğitimBakanlığına ait okullar, okulların ek binalarının on yıla kadar kirayaverilebileceği, dershanelerin kapatılması ve özel okula dönüştürülmesininkamusal kaynakların eğitimin ticarîleştirilmesi ve her geçen gün daha fazlaoranda piyasalaştırılması için özel okullara, dolayısıyla sermayeyeaktarılmasına neden olacağı, kamu kaynaklarının özele aktarılması ile kamusaleğitimin niteliğinin daha da düşeceği, bu uygulamanın beraberinde derin vetelafisi imkânsız sınıfsal ve bölgesel eşitsizlikler doğuracağı, ortaöğretimeve yükseköğretime giriş sınavları varlığını korurken, bu ihtiyaçtan ortayaçıkmış olan dershanelerin kapatılma kararının gerçekçi ve uygulanabilirolmadığı, bu kurumları eğitim sisteminden tasfiye etme amacı taşıyan bu düzenlemeninuygulanması hâlinde sınavlara hazırlanan milyonlarca öğrenci ile birlikte bukurumlarda çalışan veya bu kurumları yöneten eğitimciler ve yöneticilerinmağdur edileceği, dershane çalışanlarının öğretmen olarak istihdamedilebileceklerle sınırlandırıldığı, bu kapsamda olmayan oldukça önemli birçalışan kesimin işsizlikle karşı karşıya kalacağı, "dönüşüm sürecininbitiminde dönüşme talebinde bulundukları örgün eğitim kurumunun haiz olmasıgereken şartları karşılayamayanların kurum açma izinleri iptal edilerekfaaliyetlerine son verilir" hükmünün çalışma ve girişim özgürlüğününgeriye dönük olarak, kazanılmış hakları ve hukuk güvenliğini ortadan kaldıracakmahiyette olduğu, dershanelerle ilgili olarak Kanun'da öngörülen dönüştürmesüresi ve öngörülen yöntemlerin son derece muğlak bırakıldığı, eğitim veöğrenim hakkının devlet eliyle engellenmesi yönündeki hükümlerin üniversiteöğretimine hazırlama yönündeki dershane öğretiminin engellenmesine ve bununsonucunda öğrencinin hedeflediği üniversitede öğrenim görmesinin engellenmesineneden olacağı, geçici 10. maddedeki düzenlemelerle hiyerarşik yapının alt üstedildiği, il seviyesinde eğitimden sorumlu en üst yöneticinin okul kurumyöneticilerinin emri altına verileceği, Cumhuriyet tarihinde ilk kez Millî Eğitimbürokrasisinin tamamının kanunla tasfiye edileceği ve Millî Eğitime bağlıolarak çalışan bütün idari kadronun görevlerinin düşeceği, Bakanlık merkezdenetim elemanı olan Millî Eğitim Müfettişlerinin Maarif Müfettişliğineatanarak illerde görevlendirilmesinin ileride telafisi güç ya da imkânsız maddîve manevî zarar ve ziyanlarına yol açacağı belirtilerek dava konusu kurallarınyürürlüklerinin durdurulması talep edilmiştir.
199. 1.3.2014 tarihli ve 6528 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunuile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına DairKanun'un;
A- 1- 8. maddesiyle, 29.6.2001 tarihli ve 4706 sayılı HazineyeAit Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi KanunundaDeğişiklik Yapılması Hakkında Kanun'a eklenen geçici 16. maddenin;
a- Birinci fıkrasının ".Bakanlık aleyhine varsa açılandavalardan tüm yargılama giderleri üstlenilerek kayıtsız ve şartsız feragatedilmesi hâlinde." bölümüne,
b- İkinci fıkrasına,
2- 9. maddesiyle, 8.2.2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel ÖğretimKurumları Kanunu'nun 2. maddesinin birinci fıkrasının;
a- (b) bendinde yer alan "dershaneleri" ibaresininyürürlükten kaldırılmasına,
b- (f) bendinin yürürlükten kaldırılmasına,
c- Değiştirilen (g) bendinin "Ortaöğretime veyayükseköğretime giriş sınavlarına hazırlık niteliğinde olmamak kaydıyla..."bölümüne,
d- Değiştirilen (j) bendinde yer alan "On iki yaş vealtındaki..." ibaresine,
3- 12. maddesiyle 5580 sayılı Kanun'a eklenen ek 1. maddeninbirinci fıkrasına,
4- 13. maddesiyle 5580 sayılı Kanun'a eklenen geçici 5. maddeninbirinci fıkrasına,
5- 25. maddesiyle, 25.8.2011 tarihli ve 652 sayılı Millî EğitimBakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenengeçici 10. maddenin (3) numaralı fıkrasının;
a- Birinci cümlesinde yer alan ".Talim ve Terbiye KuruluÜyesi, Müsteşar Yardımcısı, Genel Müdür, İnşaat ve Emlak Grup Başkanı ve."ibaresi ile ".bulunanlar ile Bakanlık taşra teşkilatında İl Müdürü,İl Millî Eğitim Müdür Yardımcısı ve İlçe Millî Eğitim Müdürükadrolarında." ibaresine,
b- İkinci cümlesinde yer alan "Bunlardan Talim veTerbiye Kurulu Üyesi, Müsteşar Yardımcısı ve Genel Müdür kadrolarındabulunanlar ekli (3) sayılı liste ile ihdas edilen Bakanlık Müşavirikadrolarına,.", ".ve İl Müdürü.", ".ve İlMüdürü." ile "., diğerleri ile geçici 3 üncü maddeye istinadenşahsa bağlı Şube Müdürü kadrolarında bulunanlar ise ekli (3) sayılı liste ileihdas edilen Eğitim Uzmanı kadrolarına." ibarelerine,
ilişkin yürürlüğün durdurulması taleplerinin, koşullarıoluşmadığından REDDİNE,
B- 1- 8. maddesiyle 4706 sayılı Kanun'a eklenen geçici 16.maddenin yedinci fıkrasına,
2- 9. maddesiyle 5580 sayılı Kanun'un 2. maddesinin birincifıkrasının değiştirilen (c) bendinin "...ile Bakanlıkça dönüşümprogramına alınan kurumlardan 2018-2019 eğitim-öğretim yılının sonuna kadarfaaliyetleri devam eden ortaöğretim..." bölümüne,
3- 12. maddesiyle 5580 sayılı Kanun'a eklenen ek 1. maddeninyedinci fıkrasının birinci cümlesine,
4- 13. maddesiyle 5580 sayılı Kanun'a eklenen geçici 5. maddeninikinci fıkrasına,
5- 21. maddesiyle 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 31.maddesine eklenen (3) numaralı fıkranın ".ile Bakanlıkta daire başkanıve üzeri görevlerde fiilen bulunmuş olanların yurt dışı teşkilatında sürekligörevle atanmalarında hizmet süresi ve." bölümüne,
6- 25. maddesiyle 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenengeçici 10. maddenin;
a- (3) numaralı fıkrasının kalan bölümüne,
b- (7) numaralı fıkrasının;
ba- Birinci cümlesinde yer alan ".Milli EğitimBaşdenetçisi, Milli Eğitim Denetçisi ve.", ".Millî EğitimDenetçi Yardımcısı ve." ibarelerine,
bb- İkinci cümlesinde yer alan ".Milli EğitimBaşdenetçisi, Milli Eğitim Denetçisi,.", ".Millî EğitimDenetçi Yardımcısı ve." ibarelerine,
bc- Üçüncü cümlesinde yer alan "(Milli Eğitim DenetçiYardımcılığından Maarif Müfettişliği kadrolarına atananlar dâhil)" ibaresine,
7- 26. maddesinin (d) bendine,
8- 27. maddesinin;
a- (3) numaralı fıkrasında yer alan "Milli EğitimDenetçileri ve Milli Eğitim Denetçi Yardımcıları ile." ibaresine,
b- (5) numaralı fıkrasının;
ba- (a) bendinin ".aynı bentte yer alan 've Milli EğitimDenetçi Yardımcıları' ve 'Milli Eğitim Denetçiliğine' ibareleri maddemetninden çıkarılmıştır." bölümüne,
bb- (b) bendinin ".(g) bendinde yer alan 'Milli EğitimDenetçi ve Denetçi Yardımcıları,' ibaresi yürürlükten kaldırılmış ve."bölümüne,
c- (7) numaralı fıkrasına,
yönelik iptal talepleri, 13.7.2015 tarihli, E.2014/88, K.2015/68sayılı kararla reddedildiğinden, bu fıkra, bent, cümle, bölüm ve ibarelereilişkin yürürlüğün durdurulması taleplerinin REDDİNE, 13.7.2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VI- İPTALİN DİĞER KURALLARA ETKİSİ
200. 6216 sayılı Kanun'un 43. maddesinin (4) numaralıfıkrasında, kanunun belirli kurallarının iptali, diğer kurallarının veyatümünün uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa, bunların da Anayasa Mahkemesinceiptaline karar verilebileceği öngörülmektedir.
A- 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi veKatma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un geçici 16.maddesinin birinci fıkrasında yer alan "...Bakanlık aleyhine varsaaçılan davalardan tüm yargılama giderleri üstlenilerek kayıtsız ve şartsızferagat edilmesi halinde..." bölümünün iptali nedeniyle uygulanmaolanağı kalmayan bu bölümden önce gelen "..., adı geçen Kanunmaddesinin uygulanmasına ilişkin olarak söz konusu..." ibaresinin de6216 sayılı Kanun'un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince iptaligerekir.
B- 652 sayılı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve GörevleriHakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 10. maddesinin (3) numaralıfıkrasının birinci ve ikinci cümlelerindeki iptal edilen ibareler nedeniyleuygulanma olanağı kalmayan aynı maddenin (5) numaralı fıkrasının birincicümlesinde yer alan "...ve İl Müdürü...", "...ilegeçici 3 üncü maddeye istinaden şahsa bağlı Genel Müdür Yardımcısı, DaireBaşkanı ve İl Müdürü kadrolarına atanmış sayılanlar..." ibareleri ileikinci, üçüncü ve dördüncü cümlelerinin de 6216 sayılı Kanun'un 43. maddesinin(4) numaralı fıkrası gereğince iptali gerekir.
VI- HÜKÜM
1.3.2014 tarihli ve 6528 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu ileBazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına DairKanun'un;
A- 8. maddesiyle, 29.6.2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye AitTaşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda DeğişiklikYapılması Hakkında Kanun'a eklenen geçici 16. maddenin;
1- Birinci fıkrasının;
a- ".Bakanlık aleyhine varsa açılan davalardan tümyargılama giderleri üstlenilerek kayıtsız ve şartsız feragat edilmesihâlinde." bölümünün Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, NuriNECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Muammer TOPAL, Kadir ÖZKAYA ile Rıdvan GÜLEÇ'in karşıoyları ve OY ÇOKLUĞUYLA¸
b- ".Bakanlık aleyhine varsa açılan davalardan tümyargılama giderleri üstlenilerek kayıtsız ve şartsız feragat edilmesihâlinde." bölümünün iptal edilmesi nedeniyle uygulanma olanağıkalmayan bu bölümden önceki "...,adı geçen Kanun maddesininuygulanmasına ilişkin olarak söz konusu." ibaresinin de 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 43.maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince İPTALİNE, OY BİRLİĞİYLE,
2- İkinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, NuriNECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Muammer TOPAL, Kadir ÖZKAYA ile Rıdvan GÜLEÇ'in karşıoyları ve OY ÇOKLUĞUYLA,
3- Yedinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptaltalebinin REDDİNE, OY BİRLİĞİYLE,
B- 9. maddesiyle, 8.2.2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel ÖğretimKurumları Kanunu'nun 2. maddesinin birinci fıkrasının;
1- (b) bendinde yer alan "dershaneleri" ibaresininyürürlükten kaldırılmasının Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, NuriNECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Muammer TOPAL, Kadir ÖZKAYA ile Rıdvan GÜLEÇ'in karşıoyları ve OY ÇOKLUĞUYLA,
2- Değiştirilen (c) bendinin "...ile Bakanlıkça dönüşümprogramına alınan kurumlardan 2018-2019 eğitim-öğretim yılının sonuna kadarfaaliyetleri devam eden ortaöğretim..." bölümünün Anayasa'ya aykırıolmadığına ve iptal talebinin REDDİNE, OY BİRLİĞİYLE,
3- (f) bendinin yürürlükten kaldırılmasının Anayasa'ya aykırıolduğuna ve İPTALİNE, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Muammer TOPAL, KadirÖZKAYA ile Rıdvan GÜLEÇ'in karşı oyları ve OY ÇOKLUĞUYLA,
4- Değiştirilen (g) bendinin "Ortaöğretime veyayükseköğretime giriş sınavlarına hazırlık niteliğinde olmamak kaydıyla..."bölümünün Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Nuri NECİPOĞLU, HicabiDURSUN, Muammer TOPAL, Kadir ÖZKAYA ile Rıdvan GÜLEÇ'in karşı oyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
5- Değiştirilen (j) bendinde yer alan "On iki yaş vealtındaki..." ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, NuriNECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Muammer TOPAL, Kadir ÖZKAYA ile Rıdvan GÜLEÇ'in karşıoyları ve OY ÇOKLUĞUYLA,
C- 12. maddesiyle 5580 sayılı Kanun'a eklenen ek 1. maddenin;
1- Birinci fıkrasının, 5580 sayılı Kanun'un 2. maddesinin birincifıkrasının (b) bendinde yer alan "dershaneleri" ibaresininyürürlükten kaldırılmasının, (f) bendinin yürürlükten kaldırılmasının ve geçici5. maddesinin birinci fıkrasının iptalleri nedeniyle uygulanma olanağıkalmadığından, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince İPTALİNE, NuriNECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Muammer TOPAL, Kadir ÖZKAYA ile Rıdvan GÜLEÇ'in karşıoyları ve OY ÇOKLUĞUYLA,
2- Yedinci fıkrasının birinci cümlesinin Anayasa'ya aykırıolmadığına ve iptal talebinin REDDİNE, OY BİRLİĞİYLE,
D- 13. maddesiyle 5580 sayılı Kanun'a eklenen geçici 5.maddenin;
1- Birinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Muammer TOPAL, Kadir ÖZKAYA ile Rıdvan GÜLEÇ'inkarşı oyları ve OY ÇOKLUĞUYLA,
2- İkinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptaltalebinin REDDİNE, OY BİRLİĞİYLE,
E- 21. maddesiyle, 25.8.2011 tarihli ve 652 sayılı Millî EğitimBakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 31.maddesine eklenen (3) numaralı fıkranın ".ile Bakanlıkta daire başkanıve üzeri görevlerde fiilen bulunmuş olanların yurt dışı teşkilatında sürekligörevle atanmalarında hizmet süresi ve." bölümünün Anayasa'ya aykırıolmadığına ve iptal talebinin REDDİNE, OY BİRLİĞİYLE,
F- 22. maddesiyle değiştirilen 652 sayılı Kanun HükmündeKararname'nin 37. maddesinin (8) numaralı fıkrasının Anayasa'ya aykırıolmadığına ve iptal talebinin REDDİNE, OY BİRLİĞİYLE,
G- 25. maddesiyle 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenengeçici 10. maddenin;
1- (3) numaralı fıkrasının;
a- Birinci cümlesinde yer alan ".Talim ve Terbiye KuruluÜyesi, Müsteşar Yardımcısı, Genel Müdür, İnşaat ve Emlak Grup Başkanı ve."ibaresi ile ".bulunanlar ile Bakanlık taşra teşkilatında İl Müdürü, İlMillî Eğitim Müdür Yardımcısı ve İlçe Millî Eğitim Müdürü kadrolarında." ibaresininİPTALLERİNE, OY BİRLİĞİYLE,
b- İkinci cümlesinde yer alan "Bunlardan Talim veTerbiye Kurulu Üyesi, Müsteşar Yardımcısı ve Genel Müdür kadrolarındabulunanlar ekli (3) sayılı liste ile ihdas edilen Bakanlık Müşavirikadrolarına,.", ".ve İl Müdürü.", ".ve İlMüdürü." ile "., diğerleri ile geçici 3 üncü maddeye istinadenşahsa bağlı Şube Müdürü kadrolarında bulunanlar ise ekli (3) sayılı liste ileihdas edilen Eğitim Uzmanı kadrolarına,." ibarelerinin İPTALLERİNE, OYBİRLİĞİYLE,
c- Kalan bölümünün Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptaltalebinin REDDİNE, OY BİRLİĞİYLE,
2- (3) numaralı fıkrasının birinci ve ikinci cümlelerindekiiptal edilen ibareler nedeniyle uygulanma olanağı kalmayan (5) numaralıfıkranın birinci cümlesinde yer alan ".ve İl Müdürü.", ".ilegeçici 3 üncü maddeye istinaden şahsa bağlı Genel Müdür Yardımcısı, DaireBaşkanı ve İl Müdürü kadrolarına atanmış sayılanlar." ibareleri ileikinci, üçüncü ve dördüncü cümlelerinin de 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 43. maddesinin (4) numaralıfıkrası gereğince İPTALLERİNE, OY BİRLİĞİYLE,
3- (7) numaralı fıkrasının;
a- Birinci cümlesinde yer alan ".Milli EğitimBaşdenetçisi, Milli Eğitim Denetçisi ve.", ".Millî EğitimDenetçi Yardımcısı ve." ibarelerinin Anayasa'ya aykırı olmadıklarınave iptal taleplerinin REDDİNE, Serdar ÖZGÜLDÜR ile Serruh KALELİ'nin karşıoyları ve OY ÇOKLUĞUYLA,
b- İkinci cümlesinde yer alan ".Milli EğitimBaşdenetçisi, Milli Eğitim Denetçisi,.", ".Millî EğitimDenetçi Yardımcısı ve." ibarelerinin Anayasa'ya aykırı olmadıklarınave iptal taleplerinin REDDİNE, Serdar ÖZGÜLDÜR ile Serruh KALELİ'nin karşıoyları ve OY ÇOKLUĞUYLA,
c- Üçüncü cümlesinde yer alan "(Milli Eğitim DenetçiYardımcılığından Maarif Müfettişliği kadrolarına atananlar dâhil)" ibaresininAnayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE, Serdar ÖZGÜLDÜR ileSerruh KALELİ'nin karşı oyları ve OY ÇOKLUĞUYLA,
4- (8) numaralı fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptaltalebinin REDDİNE, OY BİRLİĞİYLE,
H- 26. maddesinin (d) bendinin Anayasa'ya aykırı olmadığına veiptal talebinin REDDİNE, Serdar ÖZGÜLDÜR ile Serruh KALELİ'nin karşı oyları veOY ÇOKLUĞUYLA,
I- 27. maddesinin;
1- (3) numaralı fıkrasında yer alan "Milli EğitimDenetçileri ve Milli Eğitim Denetçi Yardımcıları ile." ibaresinin Anayasa'yaaykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE, Serdar ÖZGÜLDÜR ile SerruhKALELİ'nin karşı oyları ve OY ÇOKLUĞUYLA,
2- (5) numaralı fıkrasının;
a- (a) bendinin ".aynı bentte yer alan 've Milli EğitimDenetçi Yardımcıları' ve 'Milli Eğitim Denetçiliğine' ibareleri maddemetninden çıkarılmıştır." bölümünün Anayasa'ya aykırı olmadığına veiptal talebinin REDDİNE, Serdar ÖZGÜLDÜR ile Serruh KALELİ'nin karşı oyları veOY ÇOKLUĞUYLA,
b- (b) bendinin ".(g) bendinde yer alan 'Milli EğitimDenetçi ve Denetçi Yardımcıları,' ibaresi yürürlükten kaldırılmış ve."bölümünün Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE, SerdarÖZGÜLDÜR ile Serruh KALELİ'nin karşı oyları ve OY ÇOKLUĞUYLA,
3- (7) numaralı fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptaltalebinin REDDİNE, Serdar ÖZGÜLDÜR ileSerruh KALELİ'nin karşı oyları ve OY ÇOKLUĞUYLA,
13.7.2015 tarihinde karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Başkanvekili
Burhan ÜSTÜN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
KARŞI OY GEREKÇESİ VE DEĞİŞİK GEREKÇE
"Milli Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun HükmündeKararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı" Türkiye BüyükMillet Meclisi'nce (TBMM) 1.3.2014 tarih ve 6528 sayılı Kanun olarak kabuledilmiş ve 14.3.2014 tarih ve 28941 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarakyürürlüğe girmiştir.
Bu Kanun'un 12 nci maddesiyle 5580 sayılı Kanun'a eklenen EkMadde 1'in birinci fıkrasının "Bu fıkraya göre Bakanlıkta istihdamedilenler, ayrıldıkları özel öğretim kurumundan kıdem ve ihbar tazminatı talepedemez." şeklindeki ikinci cümlesi ile yine bu Kanun'un 25 inci maddesiyle652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye (KHK) eklenen Geçici Madde 10'un (7)numaralı fıkrasındaki "Maarif Müfettişi" ve "Maarif Müfettiş Yardımcısı"ibarelerinin; Kanun'un 26 ncı maddesinin (d) fıkrasının; Kanun'un 27 ncimaddesinin (3) numaralı fıkrasındaki "Milli Eğitim Denetçileri ve MilliEğitim Denetçi Yardımcıları ile" ibaresinin; Kanun'un 27 nci maddesinin (5)numaralı fıkrasının (a) ve (b) bentlerindeki yürürlükten kaldırılan ibarelerinve nihayet Kanun'un 27 nci maddesinin (7) numaralı fıkrasının "KanunTasarısı"nda yer almadığı ve bunların TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlikve Spor Komisyonu'nca Tasarı metnine eklendiği anlaşılmaktadır.
Anayasa'nın 88. maddesinde "Kanun teklif etmeye BakanlarKurulu ve milletvekilleri yetkilidir.
Kanun tasarı ve tekliflerinin Türkiye Büyük Millet Meclisindegörüşülme usul ve esasları İçtüzükle düzenlenir." denilmektedir.Anayasa'nın 88. maddesinin birinci fıkrasının ihlâli sonucu bir yasalaştırmasöz konusuysa, bu konudaki ihlâl Anayasa'nın 148. maddesi anlamında bir"şekil sakatlığı"na değil, doğrudan 88. maddesine aykırı düşer veyapılacak anayasal denetimin, "şekil bakımından" değil, "esasbakımından" söz konusu olması gerekir. 88. maddenin ikinci fıkrasındaki"Kanun tasarı ve tekliflerinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülmeusul ve esasları İçtüzükle düzenlenir" hükmünün de, bu açıklamaçerçevesinde yorumlanması ve bu düzenlemenin aynı maddenin birinci fıkrasındakianayasal hüküm doğrultusunda anlaşılması ve hüküm ifade etmesi gerekir. Yani,birinci fıkraya aykırı bir durum söz konusu ise artık ortada doğrudan birAnayasa ihlâli söz konusu olacak ve Anayasa'nın bu hükmünün bir tekrarındanibaret olan TBMM İçtüzüğü'nün 35. maddesinin ihlâli nedeniyle, Anayasa'nın 148.maddesinde belirtilen (ve son oylamaya ilişkin olmadığından kanunun iptalinigerektirmeyen) bir şekil sakatlığından ve şekil denetiminden değil; 88.maddenin birinci fıkrasının ihlâli sonucu esası ilgilendiren bir sakatlıktan veesas denetimden söz edilebilecektir.
Davanın somutu ile ilgili olarak düzenleme öngören TBMMİçtüzüğü'nün "Komisyonların yetkisi, toplantı yeri ve zamanı"başlıklı 35. maddesinin ilgili bölümleri şöyledir: "Komisyonlar,kendilerine havale edilen kanun tasarı ve/veya tekliflerini aynen veyadeğiştirerek kabul veya reddedebilirler; birbirleriyle ilgili gördüklerinibirleştirerek görüşebilirler ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığıncakendilerine ayrılan salonlarda toplanırlar.
Ancak, komisyonlar, 92 nci maddedeki özel durum dışında kanunteklif edemezler, kendilerine havale edilenler dışında kalan işlerleuğraşamazlar. Başkanlık Divanının kararı olmaksızın Genel Kurulun toplantısaatlerinde görüşme yapamazlar ve kanun tasarı ve tekliflerini bölerek ayrıayrı metinler halinde Genel Kurula sunamazlar."
İçtüzüğün 35. maddesinin yukarıdaki açık metninden de açıkçaanlaşılacağı üzere, komisyonların kendilerine havale edilen kanun tasarı vetekliflerini görüşme yetkileri sınırlandırılmış olup, komisyonların İçtüzüğün92 nci maddesindeki özel durum dışında (genel veya özel af ilanını içeren kanuntasarı ve teklifleri) kanun teklif etme yetkileri yoktur. Yukarıda belirtilenyasa değişiklikleri Bakanlar Kurulunca önerilen Tasarı metninde olmadığı haldeTBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu tarafından Tasarı metnineilave edilerek kanunlaştırıldığından; bu durum Anayasa'nın 88. maddesininbirinci fıkrasına (dolayısiyle de bu hükmün açıklaması mahiyetinde bulunan TBMMİçtüzüğü'nün 35 inci maddesine) açıkça aykırı düşmektedir.
Anayasa'nın 88. maddesinin birinci fıkrasının açık âmir hükmükarşısında, TBMM İçtüzüğü'nün 87 nci maddesi gerekçe gösterilerek, görüşülmekteolan bir tasarı veya teklifin konusu olmayan "başka" kanunlarda ek vedeğişiklik getiren "yeni bir kanun teklifi mahiyetindeki" değişikliklerin"Genel Kurul" tarafından da yapılamayacağı açıktır.
Anayasa'nın 148. maddesindeki "Kanunların şekil bakımındandenetlenmesi, son oylamanın, öngörülen çoğunlukla yapılıp yapılmadığı.hususları ile sınırlıdır." hükmünün de bu belirlemeye etkisininolamayacağı kuşkusuzdur. Gerçekten, 88 nci maddenin birinci fıkrasına açıkçaaykırı bir yasama faaliyeti sözkonusu olduğundan, Genel Kurulca öngörülençoğunlukla yapılacak bir "son oylama"nın belirtilen Anayasa'yaaykırılığı düzelteceği kabul edilemez. Ancak 88 inci maddenin birinci fıkrasınauygun bir yasama faaliyeti içerisinde 148 inci maddedeki "şekildenetimi" kuralı işletilebilir. Davanın somutunda ise yukarıda açıklandığıüzere, aksi yönde bir yasama faaliyeti bulunduğu görüldüğünden; 148 incimaddenin bu davanın somutunda uygulama kabiliyeti bulunmamaktadır. (Bu konudakibir inceleme için bkz.: Torba Yasalar ve Yasama sürecindeki İçtüzük HükümlerininŞekil Denetimi Sorunu, Hıfzı DEVECİ, TBB Dergisi, 2015 (117) s. 55-90)
Esasen Anayasa Mahkemesinin 25.12.2008 tarih ve E.2008/71,K.2008/183 sayılı kararına (RG 9.4.2009, Sayı:27195) konu iptal davasıbaşvurusunun içeriğinden de, bu şekildeki bir uygulamanın TBMM İçtüzüğü'nün 35.maddesine aykırı düştüğünün TBMM Başkanlığınca saptandığı ve ilgili komisyonakabul edilen tasarı metninin iade edilmesine karşılık, ilgili komisyonca iadeedilen tasarı metninin yeniden bir üst yazı ile Genel Kurulun onayına sunulmaküzere TBMM Başkanlığına geri gönderildiği ve akabinde yasalaştığıanlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, iptaline karar verilen 5580 sayılı Kanun'aeklenen Ek Madde 1'in birinci fıkrasının ikinci cümlesinin Anayasa'nın 88.maddesine aykırı düşmesi nedeniyle iptali gerektiği; yukarıda işaret edilendiğer kuralların da aynı şekilde Anayasa'nın 88. maddesine aykırı olmasınedeniyle iptaline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, iptal istemlerininreddi yolundaki çoğunluk kararına katılmıyoruz.
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
KARŞI OY YAZISI
1.3.2014 tarihli ve 6528 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu ileBazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına DairKanun'un;
A- 8. maddesiyle, 29.6.2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye AitTaşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda DeğişiklikYapılması Hakkında Kanun'a eklenen geçici 16. maddenin Birincifıkrasının ".Bakanlık aleyhine varsa açılan davalardan tüm yargılamagiderleri üstlenilerek kayıtsız ve şartsız feragat edilmesi hâlinde." bölümününve ikinci fıkrasının,
B- 9. maddesiyle, 8.2.2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel ÖğretimKurumları Kanunu'nun 2. maddesinin birinci fıkrasının;
1- (b) bendinde yer alan "dershaneleri" ibaresininyürürlükten kaldırılmasının,
2- (f) bendinin yürürlükten kaldırılmasının,
3- Değiştirilen (g) bendinin "Ortaöğretime veya yükseköğretime giriş sınavlarına hazırlık niteliğinde olmamak kaydıyla..." bölümünün,
4- Değiştirilen (j) bendinde yer alan "On iki yaş vealtındaki..." ibaresinin,
C- 12. maddesiyle 5580 sayılı Kanun'a eklenen ek 1. maddeninbirinci fıkrasının,
D- 13. maddesiyle 5580 sayılı Kanun'a eklenen geçici 5. maddeninbirinci fıkrasının,
İptali yolundaki çoğunluk görüşüne dayalı karara aşağıdaaçıklanan nedenlerle katılmıyoruz.
5580 sayılı Kanunda, dershaneler, öğrencileri, bir üst okulunveya yüksek öğretim kurumlarının giriş sınavlarına hazırlamak, istedikleriderslerde yetiştirmek ve bilgi düzeylerini yükseltmek amacıyla faaliyetgösteren özel öğretim kurumları olarak tanımlanmışlardır. Gerek isim olarakgerekse icra ettikleri faaliyet olarak Anayasada yer almamış olmalarınedeniyle, Anayasa'nın "Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi" başlıklı42. maddesi çerçevesi içinde yürürlüğe konulan özel öğretim kanunlarında"özel öğretim kurumları" arasında sayılmalarına bağlı olarakfaaliyette bulunmuşlardır.
Söz konusu tanım ve ifa ettikleri faaliyet itibarıyladershaneler, kişilerin "öğrenim hakkı" nın içerisinde yer alan"bilgiye erişim hakkı"nın somutlaştırılması araçlarındanbirisi olarak, bir başka söyleyişle öğrenim hakları kapsamında bilgiye erişmekisteyen kişilere, tercihli olarak bilgi arz eden özel işletmeler olaraknitelendirilebilirler.
Bu nitelemeye göre, dershanecilik faaliyetinin, dolayısıylaiptali istenilen kuralların bir "öğretim/bilgiye erişim" boyutu, birde "ticari faaliyet/bilgi sunma" boyutu bulunmaktadır.
Öğretim boyutu nedeniyle devletin temel görevleri arasında yeralan eğitim-öğretim alanına ilişkin bulunduklarından, girişim hak ve özgürlüğübaşta olmak üzere, bir çok bakımdan diğer alanlardaki ticari faaliyetlerdenfarklılık arz etmektedirler. Örneğin bu halleri nedeniyle faaliyetlerini sadecekazanç sağlamak için düzenleyemezler. Bu bakımdan eğitim-öğretim alanındafaaliyet gösterecek özel teşebbüslerin söz konusu faaliyetlerinin eğitimöğretim politikasını belirleme yetkisi olan kanun koyucunun öngöreceğidüzenlemelere uygun olması gerekir.
Anayasa'nın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten ve aynızamanda metnine dahil olan başlangıç kısmında, dünya milletler ailesinin eşithaklara sahip şerefli bir üyesi olarak, Türkiye Cumhuriyetinin ebedi varlığı,refahı, maddî ve manevi mutluluğu ile çağdaş medeniyet düzeyine ulaşma azmiyönünde sürekli çaba harcanacağı vurgulanırken, "Devletin temel amaç vegörevleri" başlığını taşıyan 5. maddesi de, Devlete, bu amacıngerçekleşebilmesi için gerekli şartları hazırlama görevini vermişbulunmaktadır. Başka bir anlatımla Anayasa, milletimizi çağdaş uygarlıkdüzeyine eriştirecek teknik, ekonomik, kültürel ve sosyal gelişme alanlarındaiyi eleman yetiştirilmesini Devletin görevleri arasında saymış, milli eğitim hizmetlerine"anayasal kamu hizmeti" seviyesinde özel bir önem atfetmişbulunmaktadır. Buna göre, eğitim ve öğretim hizmetlerine, devletçe, öteki kamuhizmetlerine göre daha bir ağırlık verilmesi zorunluluğu vardır. Bu bağlamda,eğitim ve öğretim koşullarının çağdaş uygarlığın gerektirdiği düzeyeulaştırılması için etkin önlemlerin alınması, Devletin erteleyemeyeceğigörevlerindendir.
Anayasa'nın "Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi"başlıklı 42. maddesinin ilk fıkrasında, "Kimse, eğitim ve öğrenimhaklarından yoksun bırakılamaz" denilerek eğitim ve öğretim hakkınıngenelliği ilkesi benimsenmiş, ikinci fıkrasında öğrenim hakkının kapsamınınyasayla saptanacağı ve düzenleneceği belirtilmiştir. Eğitim esaslarınınbelirlendiği üçüncü fıkrada, "Eğitim ve öğretim Atatürk ilkeleri veinkılâpları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre Devletingözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretimyerleri açılamaz" kuralına yer verilmiştir. Dördüncü fıkrada, eğitim veöğretim hürriyetinin Anayasa'ya sadakat borcunu ortadan kaldırmayacağıvurgulandıktan sonra, beşinci fıkradaki, "İlköğretim, kız ve erkek bütünvatandaşlar için zorunludur ve devlet okullarında parasızdır" kuralıylailköğretimin zorunluluğu esası getirilmiştir. Maddenin diğer fıkralarında da,özel ilk ve orta dereceli okulların bağlı olduğu esaslara, maddî olanaktanyoksun öğrencilere verilecek burs ve yardımlara, eğitim ve öğretimkurumlarındaki faaliyetlerin niteliğine ve eğitim diline ilişkin düzenlemelereyer verilmiştir.
Maddenin gerekçesinde de, öğrenim hakkının genel ve sosyal birhak olarak nitelendirildiği, bu hakkın temel gerçekleşme yerinin ilköğretimolması nedeniyle zorunlu kılındığı, öğrenim ve öğretimin, fert bakımından hakolarak tanınırken Devlet bakımından başta gelen ödevlerden sayıldığı, Devletineğitim ve öğretimin yapılmasını sağlarken muhtevasını da denetleyeceği, budenetimin çerçevesinin eğitim ve öğretime katılanların tümünün Anayasa'yasadakatini temin etmek olduğu, eğitim ve öğretim özgürlüğünün hiçbir şekildeAnayasa'nın temel felsefesine ve ilkesine aykırı davranmanın bahanesiolamayacağı, Devletin bu özgürlüğün kullanılmasında Atatürk ilkelerine, çağdaşbilim ve eğitim esaslarına uyulmasını gözeteceği ifade edilmiştir.
Belirtilen duruma göre, bireyler bakımından bir hak olarakortaya çıkarken, devlet bakımından başta gelen bir ödev olarak ortaya çıkaneğitim ve öğretime ilişkin politikaları belirleme ve bu politikaların hayatageçirilmesine yönelik kurumsal tercihlerde bulunma konusunda kanun koyucunungeniş bir taktir yetkisi bulunmaktadır. Yine sözü edilen kurallara göre,öğrenim hakkının kapsamının kanunla tespit edilip, kanunla düzenlenmesi veöğretimin mutlaka devletin gözetim ve denetiminde yapılması gerekmektedir. Bubağlamda sınavlara hazırlık hizmeti sunan dershanelerin eğitim-öğretimpolitikasındaki yerini, tabi olacakları hukuku belirleme ve bunun sınırlarınıçizme yetkisi de kanun koyucuya ait bulunmaktadır.
Anayasa Mahkemesince önceki yıllarda, özel okullar hakkındayapılan bir düzenleme ile ilgili olarak verilen bir kararda, Anayasa'nın 42.maddesiyle, milli eğitim hizmetlerinin kamu gücünün etkin bir düzeydekullanılmasını gerektiren işlerden olduğu, kamusal niteliğinin korunmasıgerektiği, özel öğrenim kurumlarının ancak, kamu yararına ters düşmeyecekleriölçüde serbest bırakılabileceği ve bunlara ancak bu çerçevede izinverilebileceği belirtilmiştir.
Öte yandan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de, devletlerin,eğitim-öğretimde müfredatın içeriğini belirlemekte ve okul düzenini kurmadailkesel olarak serbest olduklarını, eğitim kurumlarının belirlenmesinindevletlerin takdirinde bulunduğunu kabul etmekte, ancak var olan bir eğitimhakkından herkesin yararlanmasının Devletin yükümlülüğünde olduğunu belirtmektedir.
Kanun koyucuya göre, dershaneler tarafından ifa edilenfaaliyetler ve dershaneciliğin geldiği fiili durum, Devletin bizzat kendisitarafından veya izin verdiği özel eğitim ve öğretim kurumları tarafındanverilen eğitim ve öğretim hizmetlerini olumsuz olarak etkilemeye başlamış,aksatır hale gelmiştir. Bu durum önemli kamusal zararlara yol açmıştır veaçmaya devam etmektedir. Bu nedenle, dershaneleri, önceki dönemlerdeeğitim-öğretim faaliyetleri yönünden kamuya yararlı gören ve bu nedenle"özel öğretim kurumları" kapsamına alan kanun koyucu, aradan geçensüre zarfında dershane faaliyetlerinin eğitim-öğretim alanında yol açtığıolumsuz sonuçları ortadan kaldırmak amacıyla dershaneleri "özel öğretimkurumları" kapsamından çıkarmıştır.
Dolayısıyla, kanun koyucu, kamusal yarar açısından,dershanecilik faaliyetinin yeni belirlediği milli eğitim politikasına uyumluyürütülmesi gerektiği kanaatine varmış, eğitim - öğretim sisteminin birbölümünü Anayasanın verdiği yetkiye dayanarak iptali istenilen kurallardaöngörüldüğü gibi belirlemiştir. Bir başka söyleyişle kanun koyucuya göre davakonusu kurallar dershanelerin eğitim sistemindeki konumu ve rolü ile sosyal vekültürel anlamda öğrenciler üzerinde meydana getirdiği olumsuz etkilergözetilerek kamu yararı amacıyla getirilmiş bulunmaktadır.
Yasama yetkisinin genelliği ilkesi uyarınca kanun koyucununAnayasa'ya aykırı olmamak kaydıyla her konuyu kanunla düzenleyebileceğikuşkusuzdur. Yukarıda da belirtildiği üzere, kanun koyucu, dershanelerin eğitimsistemindeki yerini ve dershane faaliyetlerinin eğitim sistemine etkilerinigözeterek dava konusu kuralları getirmiştir.
Bilindiği üzere, özel yarar gözetilerek veya belirli kişilerinlehine getirildiği saptanmadıkça, bir yasal düzenlemenin kamu yararını gerçekleştirmeyeelverişli olup olmadığını değerlendirmek anayasallık denetiminin kapsamıdışında kalmaktadır.
Öte yandan, demokratik hukuk devletinde kamu yararının takdirive bu amaca ulaşmak için değişik ölçütlerin seçimi ilke olarak kanun koyucununtasarrufundadır. Kanun koyucu halkın çıkarlarını en iyi şekildebelirleyebilecek organ konumuyla, hangi araç ve yöntemlerle kamu yararınınsağlanabileceği konusunda takdir yetkisine sahiptir.
Dava konusu kuralların eğitim sisteminde ortaya çıkan bazıolumsuzlukları gidermek amacıyla getirildiği belirtilmekte ve özel yarargözetilerek veya belirli kişilerin lehine getirildiği saptanamamaktadır.
Dolayısıyla, mevcut eğitim - öğretim sistemi gözetildiğinde birihtiyaç olduğu yolundaki değerlendirmelerin gerçeği yansıtıp yansıtmadığıtartışılabilir ise de, bu husus yerindelik denetimine girdiğinden anayasallıkdenetiminde gözetilmesi gereken hususlardan değildir.
Bununla birlikte, çoğunluk kararında da belirtildiği üzere birdüzenlemenin kamu yararına yönelik olarak yapılmış olması, onun Anayasayauygunluğu bakımından tek başına yeterli değildir. Temel hak ve hürriyetlerbakımından meşru amaçla getirilen sınırlamaların Anayasa'nın 13. maddesineaykırı olmaması gerekir. Bu anlamda dava konusu kurallar yönünden de kanunkoyucunun, Anayasa'nın 42. maddesi uyarınca sahip olduğu öğrenim hakkınınkapsamını tespit etme ve düzenleme yetkisi ile Anayasa'nın 48. maddesiyleDevlete verilen, özel teşebbüslerin sosyal amaçlara uygun yürümesini sağlayacaktedbirleri alma görevi çerçevesinde dershaneler ile ilgili getirdiğidüzenlemelerin Anayasa'nın 13. maddesine aykırılık taşımaması gerekir.
Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması"başlıklı 13. maddesi uyarınca, sınırlamaların temel hak ve özgürlüklerin özünedokunmaması, demokratik toplum düzeninin gerekli kıldığından fazla olmaması veulaşılmak istenen amacı aşmaması, bir başka anlatımla ölçülülük ilkesiyleuyumlu olması gerekmektedir. Temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunup tümüylekullanılamaz hale getiren sınırlamalar, demokratik toplum düzeni gerekleriyleuyum içinde sayılamaz.
Ölçülülük ilkesinin alt ilkelerini oluşturan,"elverişlilik ilkesi", başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç içinelverişli olmasını, "gereklilik ilkesi" başvurulan önlemin ulaşılmakistenen amaç bakımından gerekli olmasını ve "orantılılık ilkesi" isebaşvurulan önlem ve ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken dengeyiifade etmektedir. Orantılılık ilkesi, amaca ulaşmak için gerekli olan önleminalınmasına imkan tanımakta, ancak amaca ulaşmak için gerekli olmayan önlemlerebaşvurulmasına, bu suretle ilgili hakkın ölçüsüz bir şekilde sınırlanmasınamüsaade etmemektedir. Dolayısıyla demokratik bir toplumda, temel hak veözgürlüklere getirilen sınırlamanın, bu sınırlamayla güdülen amacı aşacakboyutta olmaması gerekmektedir.
Çoğunluk kararında yer verildiği üzere dava konusu düzenleme ileokullarda yürütülen eğitim öğretim faaliyetine alternatif olarak görülmeyebaşlayan dershanelerin eğitim sisteminde meydana getirdiği ikiliğin ortadankaldırılması başta olmak üzere, dershane uygulamasının yol açtığı belirtilensorunların çözümünün amaçlandığı anlaşılmaktadır. Bu sorunlar göz önünealındığında dershanelerin özel öğretim kurumları kapsamından çıkarılmasının,söz konusu amaca ulaşmak için elverişli ve gerekli olmadığının söylenebilmesiolanaklı değildir.
Yukarıda da belirtildiği üzere dershaneler, öğrencileri bir üstokulun veya yüksek öğretim giriş sınavlarına hazırlamak, istedikleri derslerdeyetiştirmek ve bilgi düzeylerini yükseltmek amacıyla faaliyet göstermekte,öğrencilerin okul müfredatında bulunan konularda bilgi eksikliklerini gidermeveya mevcut bilgilerini arttırma amacına hizmet etmektedirler. Bir başkadeyişle dershaneler, okul müfredatı konularına ilişkin bilgi edinmeye yönelikbir aracılık faaliyeti üstlenmektedirler.
Buna göre, genel ve sosyal bir hak olan öğrenim hakkının birparçası olan "bilgiye erişme hakkının" somut olarak kullanılmasınaimkan sağlanmasının bir zorunluluk olduğu söylenebilir ise de, bilgiye erişiminmutlaka mevcut statüdeki dershaneler aracılığıyla sağlanması gerektiğinin,bunun bir anayasal zorunluluk olduğunun söylenmesi mümkün değildir. Aksininsöylenilebilmesi, dershanelerin anayasal birer kuruluş olduğunun kabulünü vekanun koyucuya "eğitim sistemini düzenlerken sistem içerisinde mutlakadershanelere de yer vereceksin" denilmesini gerektirir ki, anayasalaçıdan bunun söylenmesi mümkün değildir. Devletlerin, kendi temelpolitikalarından biri olan eğitim politikasının belirlenmesi kapsamında, eğitimsisteminde yer alan kurumları belirleme hakkının bulunduğu tartışmasızdır. Halböyle olunca, özel öğretim kurumlarına ilişkin düzenleme yapma yetkisinin (aynızamanda görevinin) TBMM'ne ait olduğu ve eğitim ve öğretim hizmetinin niteliğidikkate alındığında özel ilk ve orta dereceli okullarla birlikte özel öğretimkurumu olarak kabul edilen dershanelerin "Türk Milli Eğitim Sistemi"içerisinde, "bilgi arz eden" kuruluşlar olarak yer alıpalamayacaklarını tespit etme ve yer alacaklarsa hangi statü içerisinde nasılfaaliyet göstereceklerini belirleme konusunda kanun koyucunun geniş bir takdiryetkisinin bulunduğu açıktır.
Kanun koyucu söz konusu takdir yetkisi kapsamında dershanecilikfaaliyeti ile sunulan hizmeti yeniden tanımlamış ve bu faaliyet aracılığıylasomutlaşan bilgiye erişim hakkının, var olan diğer yöntemlerin yanında yasadaöngörülen yeni yöntemler aracılığıyla kullanılmasını öngörmüştür.
6528 sayılı Kanun'la getirilen düzenlemeler ile öğrencileri birüst okulun veya yüksek öğretim giriş sınavlarına hazırlamak amacıyla faaliyetgösteren dershanelerin faaliyetlerine son verilmekle birlikte, ifade edildiğiüzere bu durum öğrencilerin ihtiyaç duydukları takviye eğitimin hiçbir şekildeverilemeyeceği anlamına gelmemektedir. Nitekim Bakanlık yetkililerinceöğrencilere okullarda, mezunlara Halk Eğitim Merkezlerinde takviye kurslarıdüzenleneceği ifade edildiği gibi, 5580 sayılı Kanun'un 2. maddesinin birincifıkrasının değiştirilen (g) bendinde de ortaöğretime veya yükseköğretime girişsınavlarına hazırlık niteliğinde olmamak kaydıyla, kişilerin sosyal, sanatsal,sportif, kültürel ve mesleki alanlarda bilgi, beceri, dil, yetenek vedeneyimlerini geliştirmek, isteklerine göre serbest zamanlarını değerlendirmekamacıyla "çeşitli kurslar"ın faaliyet gösterebileceği kabuledildiğinden, bu kapsamda takviye kurslarının açılabilmesi de mümkünbulunmaktadır.
Öte yandan hem belirtilen durum, hem de dershanelerde halenöğrenim gören ya da ileride görme olasılığı bulunan kişilerin, sınavlara özgüverilen bu eğitimden yoksun kalacak olmaları nedeniyle görecekleri kişiselzarar ile eğitim sisteminden dershanelerin kaldırılmasıyla ulaşılmak istenilenkamu yararı karşılaştırıldığında, eğitim sisteminde gelinen noktadadershanelerin yol açtığı belirtilen ve dava konusu kuralların getirilmesinegerekçe olarak gösterilen eğitimle ilgili sorunların mutlaka dershanelerin mevcutstatülerini sona erdirmeden alternatif çözümler üreterek ortadan kaldırmasıgerektiği söylenemeyeceğinden kural ile ulaşılmak istenen amaç arasında birorantısızlık bulunduğundan da söz edilemez.
Ayrıca eğitim politikasının, bir ülkenin geleceğini belirleyiciniteliği ve bu konuda kanun koyucunun toplum adına ulaşılmak istenen hedefibelirleme yetkisinin bulunduğu dikkate alındığında, bu hedefe ulaşmak içingetirilen düzenlemenin, toplumsal ihtiyacı karşılamadığı ya da başvurulabileceken son çare niteliğinde olmadığı söylenemeyeceğinden, demokratik toplumdüzeninin gereklerine aykırı olarak da nitelendirilemez.
Belirtilen nedenlerle, dershanelerin özel öğretim kurumlarıkapsamından çıkarılmasına ve faaliyetlerinin belirli bir süre sonra sona ermesiniöngören düzenleme, eğitim ve öğrenim hakkı bakımından ölçülülük ilkesine aykırıdeğildir.
Konunun çalışma ve sözleşme hürriyeti (ticari faaliyet) yönündenincelenmesine gelince:
Dershanecilik faaliyeti, eğitim ve öğretim boyutu nedeniyledevletin temel görevleri arasında yer alan eğitim - öğretim alanına ilişkinbulunduklarından, girişim hak ve özgürlüğü başta olmak üzere, bir çok bakımdandiğer alanlardaki ticari faaliyetlerden farklılık arz etmektedirler.
Anayasa'nın 48. maddesinde yer alan, herkesin dilediği alandaçalışma ve sözleşme hürriyetine sahip olduğu ve özel teşebbüsler kurmanınserbest olduğu hükmünün, dava konusu kurallar yönünden Anayasa'nın 42. maddesiile birlikte ele alınması zorunludur. Çalışma ve sözleşme hürriyetinin ilişkinolduğu alanın "eğitim ve öğretim alanı" olması, yapılacakdüzenlemede 42. maddenin öncelikle esas alınmasını gerekli kılmaktadır.
Anayasa Mahkemesi de, Anayasa'nın 48. maddesinde çalışma vesözleşme hürriyeti bakımından bir sınırlama nedeni öngörülmemiş ise de konuyailişkin Anayasanın bir başka maddesinin gözetilerek çalışma ve sözleşmehürriyeti alanında sınırlama getirilebileceğini kabul etmektedir. Mahkemeyegöre, kimi zaman zorunlu olarak birlikte uygulanan iki Anayasa kuralından biridiğerinin sınırını oluşturabilecektir.
Çalışma ve sözleşme hürriyeti uyarınca herkesin istediği alandaçalışma hürriyetinin bulunduğu ve buna aykırı düzenlemelerin Anayasa'nın 48.maddesine aykırılık oluşturacağının kabulü halinde, konuya ilişkin Anayasa'nındiğer maddelerinin ve dava konusu kurallar anlamında 42. maddede öngörülen veyukarıda belirtilen düzenlemelerin bir anlamı kalmayacaktır. Oysa eğitimöğretim faaliyetlerine ilişkin olarak ticari teşebbüslerde 42. madde hükmününgöz ardı edilebilmesi mümkün değildir.
Dava dilekçesinde, dava konusu kuralın zorlayıcı bir toplumsalihtiyaç nedeniyle getirilmediği ve eğitim ve öğretim hakkını, girişimözgürlüğünü, çalışma hakkını içinde barındıran dershane faaliyetinin tümdenortadan kaldırılmasının ölçüsüz ve öze dokunur olduğu, Devletin sınırlamadanbeklenen kamu yararı ile bireyin hak ve özgürlükleri arasında adil dengeyisağlamakla yükümlü iken dershanecilik faaliyetinin yasaklanması ile özelteşebbüste bulunma hakkının tümüyle ortadan kaldırıldığı ileri sürülmüştür.
Dava dilekçesinde ifade edildiği üzere sermaye sahiplerinin karamacı güderek dershane açtıkları kuşkusuz olmakla birlikte, söz konusudershanelerin herhangi bir ticari işletme olmadığı, eğitim öğretim alanında faaliyetgösterdiği, eğitim ve öğretim alanında faaliyet gösteren işletmelerin veişletmecilik anlayışının da diğer faaliyet alanlarından farklı olduğu ve kanunkoyucunun bu alandaki faaliyetler için farklı ilkeler belirleyebileceği hususudikkate alındığında, ülkenin eğitim öğretim politikasını belirleme yetkisi olankanun koyucunun bu konuda yaptığı ve yapacağı düzenlemelerden söz konusu özelteşebbüslerin olumlu ya da olumsuz etkilenmesi kaçınılmazdır. Bu nedenle,eğitim ve öğretim alanında özel teşebbüslerin kurulması, Anayasa'nın 42.maddesine uygun olarak bu konuda kanun koyucu tarafından getirilendüzenlemelerin buna imkan tanıması ve bu düzenlemelerin gereklerinin yerinegetirilmesine bağlı bulunmaktadır. Anayasa'nın 48. maddesi ile Devlete verilen,özel teşebbüslerin sosyal amaçlara uygun yürümesini sağlayacak tedbirleri almagörevinin de bu konuda yapılan ve yapılacak düzenlemelerin anayasaldayanaklarından biri olduğu da belirtilmelidir. Dolaysıyla, eğitim ve öğretimalanında mutlaka dershanelerin de bulunması gerektiğini, bu nedenledershanelerin faaliyetlerini tamamen kaldıracak ölçüde sınırlama getirendüzenlemenin bu bağlamda Anayasa'ya aykırı olduğunu söylemek mümküngözükmemektedir.
Öte yandan, gerek anayasa mahkemesi kararlarında yapılmış kazanılmışhak tanımı gerekse eğitim ve öğretim hakkı konusunda Anayasa'da yer alankuralın anlam ve kapsamı gözetildiğinde, genelde mevcut düzenlemelerin özeldeise eğitim sistemine ilişkin düzenlemelerin değiştirilemezliği sonucunu ortayaçıkaracağından, kimi gerçek ve tüzel kişiler tarafından, devletin ilgilikurumlarından, ilgili dönemde yürürlükte olan hukuk kurallarına dayanılarakalınan izinlerin kazanılmış hak olduğu da söylenemez.
Ticari bir alanda verilen çalışma izninin,ilgililere bu alanda çalışma hakkı verdiği kuşkusuz olmakla birlikte, kişileryönünden somut nitelik arz eden bu iznin geçerliliği, öncelikle söz konusuticari alanda faaliyette bulunulabilmesine imkân tanıyan genel düzenlemeleringeçerliliklerini sürdürmelerine bağlıdır. Bir faaliyet alanının kanunenyasaklanması halinde, daha önce bu alanda verilmiş olan çalışma izni,ilgililerine yasaklanan alanda faaliyette bulunmaya devam etme hakkı vermez.Bir başka deyişle söz konusu çalışma izni, bu kişiler yönünden kazanılmış hakoluşturmaz ve yasaklanan faaliyet alanında bu kişilerin çalışmalarına devametmelerinin hukuk devleti ilkesinin bir gereği olduğu söylenemez. Yani, ruhsatalma ya da faaliyette bulunma koşullarında değişiklik yapılması halinde kanunkoyucu bu kişilerden, belirli bir süre tanıyarak bu süre sonunda kanunlagetirilen yeni koşulların taşınmasını isteyebilir. Dolayısıylakurallarla kazanılmış hakların ihlal edildiğini söylemek mümkün değildir.
Öte yandan, Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinintemel ilkelerinden olan hukuk güvenliği ilkesi, normların öngörülebilirolmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini,devletin de yasal düzenlemeler de bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerdenkaçınmasını gerekli kılar.
Dava konusu kurallarda, dershanelerin, kanunun yürürlüğegirmesiyle birlikte kapatılması öngörülmemiş, düzenlemeler 14 Mart 2014tarihinde yürürlüğe girmiş olmasına karşın, dershanelere 1 Eylül 2015 tarihinekadar süre verilmiş, bir yandan bu süre içinde faaliyetlerine devam etmeleriöngörülmüş, bir yandan da ilgililere izleyecekleri yolu belirleme vekendilerine tanınan seçenekleri tercih edip etmeme konusunda değerlendirmeyapabilmeleri için makul bir süre verilmiştir. Dolayısıyla dava konusudüzenlemeler ile hukuki güvenlik ilkesinin ihlal edildiği de söylenemez.
Dershanecilik, özel teşebbüsün eğitim öğretim alanında yürüttüğüticari bir faaliyettir. Dava konusu düzenleme, dershanelerin eğitim öğretimalanında yol açtığı sorunları giderme amacını taşımakta ve bu anlamdadershaneleri "özel öğretim kurumları" kapsamındançıkarmaktadır. Dava konusu düzenleme, özel teşebbüslerin mutlak olarak eğitimöğretim alanında faaliyette bulunmalarını engellemek amacını taşımamakta,eğitim öğretim faaliyetinde bulunmalarını tamamen yasaklamamaktadır. Davakonusu geçici 5. madde kapsamında, dershaneler ile öğrenci etüt eğitimmerkezlerinin, öğretim kurumlarına dönüşmek için başvurmaları ve koşullarıtaşımaları halinde, eğitim öğretim alanında faaliyet göstermeye devamedebilecekleri görülmektedir. Öğretim kurumuna dönüşmek için başvurma süresiolarak 1 Eylül 2015 tarihinin öngörülmesi de bu süre zarfında gerekli koşullarısağlayabilmeleri yönünden ilgililer lehine getirilen bir düzenlemedir.
Dershanelerin özel okullara dönüşümleri için ihtiyaç duyduklarıarsa ve binanın karşılanması amacıyla getirilen, 4706 sayılı Hazineye AitTaşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda DeğişiklikYapılması Hakkında Kanun'a eklenen ek 16. maddesi de özel teşebbüsün eğitim öğretimalanında faaliyet göstermesinin engellenmek istenmediğini göstermektedir. Bunedenle, dava konusu düzenleme ile özel teşebbüs kurma hürriyetinin devleteliyle yok edilmesinden söz edilemeyecektir.
Dershanelerin "özel öğretim kurumları" kapsamından çıkarılmasınarağmen, faaliyetlerine yaklaşık bir buçuk yıl daha devam edebilmesine izinverilmesi de, gerek öğrencilerin, gerekse özel teşebbüslerin bu süre zarfındamağdur edilmemelerini sağlamakta, özel teşebbüslere bu süre sonundafaaliyetlerine ne şekilde devam edeceklerine karar vermeleri anlamında makulbir süre tanımış olmaktadır.
Belirtilen nedenlerle, dershanelerin özel öğretim kurumlarıkapsamından çıkarılmasına ve faaliyetlerinin belirli bir süre sonra sonaermesini öngören düzenleme, çalışma ve sözleşme hürriyeti bakımından ölçülülükilkesine aykırı değildir.
Açıklanan nedenlerle, dershanelerin özel öğretim kurumlarıkapsamından çıkarılmasını ve faaliyetlerinin belirli bir süre sonra sonaermesini öngören düzenleme Anayasa'nın 2., 5., 17., 42., 48. ve 13. maddelerineaykırı değildir.
Dava dilekçesinde, dershanelerde öğretmen olarak çalışanların,dershanelerin kapatılması suretiyle devlet okullarında çalışmayazorlanamayacakları, bu yönüyle dershane personelinin çalışma hakkının ihlaledildiği de ileri sürülmüştür.
Mevcut yasal düzenlemelere göre öğretmenlerin devlet okullarındaçalışmaları zorunlu olmayıp, özel ilköğretim ve ortaöğretim okullarındaçalışabilmeleri de mümkündür. Dava konusu kurallarla dershane öğretmenlerinindevlette çalışmaları zorunlu kılınmamıştır. Bu kişilerin özel okullardaçalışabilme hakları her zaman mevcuttur.
Dava konusu kural, dershane ve öğrenci etüt eğitim merkezlerindeçalışan öğretmenlere, istemeleri halinde Devlet okullarında çalışabilme olanağısunmaktadır. Bir başka söyleyişle, kuralla, başvuranlardan belirlenenkriterlere göre durumu uygun görülenlerin devlet okullarında görevlendirilmesiimkanı getirilmiştir. Bu nedenle, söz konusu kişilerden Devlet okullarındaçalışmak istemeyenlerin çalışma zorunluluğu bulunmadığı gibi, her başvuranındevlet okullarına alınması da söz konusu değildir.
Açıklanan nedenlerle, dershanelerin özel öğretim kurumlarıkapsamından çıkarılmasını ve faaliyetlerinin belirli bir süre sonra sonaermesini öngören düzenleme Anayasa'nın 49. maddesine aykırı değildir.
Dava dilekçesinde, düzenlemelerle, mülkiyet hakkının tamamenkullanılamaz hale getirildiği ve hakkın özüne dokunulduğu, mülkiyet hakkı ileilgili Devletin negatif yükümlülüğünün bir gereği olan "mülkiyet hakkındanbarışçıl yararlanmaya engel olmama" sorumluluğunu ihlal ettiği ilerisürülmüştür.
Mülkiyet hakkının konusunu, maddi ve gayrîmaddi mallaroluşturmaktadır. Taşınır ve taşınmaz mallar, maddi mallar kapsamında iken,fikri ve sınaî mülkiyet hakları gayrîmaddi mallar kapsamında yer almaktadır.
Dershaneler ve öğrenci etüt eğitim merkezlerinin "özelöğretim kurumları" kapsamından çıkarılmasının bu faaliyetleri yürütenlerinmülkiyet haklarını ihlal eden bir yönü bulunmamaktadır.
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ