ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2014/9
Karar Sayısı : 2014/121
Karar Günü : 3.7.2014
R.G. Tarih-Sayı :12.12.2014-29203
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : PazarcıkAsliye Hukuk Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 29.6.2001günlü, 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve KatmaDeğer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 5. maddesininonbirinci fıkrasının Anayasa’nın 2., 10., 13., 35. ve 40. maddelerineaykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
Davacı Hazine vekilinin dava konusu taşınmazın tapusunun iptaliile Hazine adına tescilini ve mahkeme kararı kesinleşinceye kadar taşınmazüzerine tedbir konulmasını talep ederek açtığı davada, davalı vekilinin itirazkonusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu iddiasını ciddi bulan Mahkeme, iptaliiçin başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
Kanun’un itiraz konusu kuralı da içeren 5. maddesi şöyledir:
“Taksitle ödeme, satış bedelinden pay verilmesi, belediyeleredevir
Madde 5- (Değişik:3/7/2003-4916/4 md.)
Hazineye ait taşınmazların satış bedeli taksitle de ödenebilir.Taksitle ödeme halinde, satış bedelinin en az dörtte biri peşin, kalanı enfazla iki yılda ve taksitlerle kanunî faizi ile birlikte ödenir.
Taksitli satışlarda taksit tutarını ve kanunî faizlerinikarşılayacak miktarda kesin ve süresiz banka teminat mektubu verilmesi veyasatışı yapılan taşınmazın üzerinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümleriuyarınca Hazine lehine kanunî ipotek tesis edilmesi halinde, taşınmaz alıcısıadına devredilir. (Ek cümle: 16/7/2004-5228/52 md.) Alıcısı adına mülkiyetdevri yapılmayan taşınmazlara ilişkin taksitli satışlarda, alıcı tarafındanyükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda, tahsil edilen tutarlardan ihalesırasında alınan geçici teminata isabet eden tutar Hazineye irat kaydedilerekkalanı alıcıya aynen iade edilir.
Taksitlendirme dışında bırakılacak bedel ile taksit süresi vesayısını köy sınırları veya belediye ve mücavir alan sınırları itibarıylabelirlemeye Bakanlık yetkilidir.
16.2.1995 tarihli ve 4070 sayılı Kanuna göre yapılan satışlardabedelin taksitle ödenmesi halinde, taksitle ödenecek kısma faiz uygulanmaz.
Belediye ve mücavir alan sınırları içindeki Hazineye aittaşınmazların satış bedellerinin tahsil edilen kısmından öncelikle yerindemuhafaza edilemeyen yapıların tasfiyesinde kullanılmak şartıyla % 10’u, ilgilibelediyelerin 20.7.1966 tarihli ve 775 sayılı Kanun hükümlerine göreoluşturulan fon hesabına aktarılır. Kalan kısmından ise ilgili belediyeye % 30,varsa büyükşehir belediyesine % 10 oranında pay verilir. Belediye mücavir alansınırları dışındaki köylerde bulunan Hazine taşınmazlarının satış bedellerinintahsil edilen kısmından, % 25 oranında; dörtte biri ilgili köy tüzel kişiliğineödenmek ve kalanı diğer köylere götürülecek hizmetlerde kullanılmak üzere, ilözel idarelerine pay verilir. Bu paylar tahsilini takip eden ayın yirmisinekadar ilgili idarelerin hesaplarına aktarılır. Belediyelere veya köy tüzelkişiliklerine yapılan satış ve devirlerden elde edilen gelirler ile özel ödenekkaydedilen satış gelirlerinden pay verilmez.(Ek cümle: 23/7/2010-6009/33 md.)Köy sınırları içerisinde yer alan Hazinenin özel mülkiyetinde veya Devletinhüküm ve tasarrufu altında bulunan tarım arazilerinin kiracılarından tahsiledilen kira gelirlerinin yüzde onu, 442 sayılı Köy Kanununda belirlenengörevlerde kullanılmak kaydıyla, tahsilatı izleyen ay içinde bu gelirlerin eldeedildiği köy tüzelkişiliği hesabına aktarılmak üzere emanet nitelikli hesaplarakaydedilir. Maliye Bakanlığı bu oranı iki katına kadar artırmaya yetkilidir.
Belediye ve mücavir alan sınırları içinde olup, Bakanlıkça tespitedilen, Hazineye ait taşınmazlardan, 31.12.2000 tarihinden önce üzerindeyapılanma olanlar; Hazine adına tescil tarihine bakılmaksızın öncelikle yapısahipleri ile bunların kanunî veya akdi haleflerine satılmak ya da genelhükümlere göre değerlendirilmek üzere ilgili belediyelere bedelsiz olarakdevredilir. Bu şekilde devredilen taşınmazlar, haczedilemez ve üzerinde üçüncükişiler lehine herhangi bir sınırlı ayni hak tesis edilemez. Bu taşınmazlar belediyelerceöncelikle talepleri üzerine yapı sahipleri ile bunların kanunî veya akdihaleflerine, rayiç bedel üzerinden doğrudan satılır. Bu suretle yapılacaksatışlarda satış bedeli, en az yüzde onu peşin ödenmek üzere beş yıla kadartaksitlendirilebilir. Taksit tutarlarına kanunî faiz oranının yarısı uygulanır.Taksitle satışa esas bedel ile taksit süresi ve sayısını belirlemeyebelediyeler yetkilidir.
Bu taşınmazlardan gerekli olanlar için öncelikle imar planlarıveya imar uygulaması yapılır. Belediyelerce imar planı ve/veya imar uygulamasıyapılmadan kadastral parsel üzerinden yapılan satışlarda, düzenleme ortaklıkpaylarına ilave olarak, satışı yapılan arazinin düzenlemeden öncekiyüzölçümünün % 20’sinin, satış bedelinden aynı oranda düşülmek kaydıyla eğitimve sağlık tesisleri ile diğer resmî tesis alanları için ayrılabileceğine ve buamaçla ayrılan alanların bedelsiz ve müstakil parsel şeklinde Hazine adınaresen tescil edileceğine dair tapu kütüğüne şerh konulur.
Yapılacak yazılı tebligat tarihinden itibaren bir yıl içinde satınalınma talebinde bulunulmayan veya üzerinde yapılanma olmayan ve bu maddekapsamında devredilen taşınmazlar genel hükümlere göre belediyece satılabilir.Devir tarihinden itibaren üç yıl içinde belediyece satılamayan taşınmazlar,belediyelerin muvafakatine ve hükme gerek olmaksızın Hazine adına resen tesciledilir. (Ek cümle: 23/7/2010-6009/33 md.) Bu süre Bakanlık tarafından 5 yılakadar uzatılabilir.
Belediyece satılan taşınmazların satış bedelleri, alıcılarıtarafından Bakanlıkça belirlenecek saymanlık hesabına yatırılır. Bu bedellerhiçbir şekilde haczedilemez. Tahsil edilen bedellerden beşinci fıkraya göre payayrılır.
(Ek fıkra: 23/7/2010-6009/33 md.) Bu maddenin altıncı fıkrasıuyarınca ilgili belediyelere bedelsiz olarak devredilen taşınmazların yapısahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerine doğrudan satılması halinde,ilgili belediyelerin devre ilişkin taleplerinin defterdarlık veya malmüdürlüğüneintikal tarihinden itibaren ecrimisil alınmaz. Ancak taşınmazların genelhükümlere göre değerlendirilmesi halinde ecrimisil alınır.
Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra Hazineye aittaşınmazlar üzerinde yapılan her türlü yapı ve tesisler, başka bir işleme gerekkalmaksızın Hazineye intikal eder. Yapı ve tesisleri yapanlar herhangi bir hakve tazminat talep edemezler.”
B- Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa’nın 2., 10. 13., 35. ve 40. maddelerinedayanılmış, Anayasa’nın 36. maddesi ise ilgili görülmüştür.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Haşim KILIÇ, SerruhKALELİ, Alparslan ALTAN, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, RecepKÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, ErdalTERCAN, Muammer TOPAL, Zühtü ARSLAN ve M. Emin KUZ’un katılımlarıyla 29.1.2014gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığındanişin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Hakan ATASOY tarafındanhazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan veilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasamabelgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Kanun’un 5. Maddesinin Onbirinci Fıkrasının Birinci Cümlesininİncelenmesi
Başvuru kararında, itiraz konusu kural nedeniyle Kanun’unyürürlüğe girdiği tarihten sonra Hazineye ait taşınmazlar üzerinde yapılacakher türlü yapının Hazineye intikal edecek olmasının ve kişilerin söz konusuyapı ve tesisteki ekonomik değeri haiz parçaları dahi alma haklarınınengellenmesinin, Anayasa’nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesine,35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkına ve 13. maddesinde düzenlenenölçülülük ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İtiraz konusu kuralın birinci cümlesinde, Kanun’un 5. maddesininyürürlüğe girdiği 19.7.2003 tarihinden sonra Hazineye ait taşınmazlar üzerindeyapılan her türlü yapı ve tesislerin, başka bir işleme gerek kalmaksızınHazineye intikal edeceği hükme bağlanmıştır.
Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem veişlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyupgüçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirereksürdüren, hukuk güvenliğini sağlayan, bütün etkinliklerinde hukuka veAnayasa’ya uyan, işlem ve eylemleri bağımsız yargı denetimine bağlı olandevlettir.
Kanunların kamu yararının sağlanması amacına yönelik olması,genel, objektif, adil kurallar içermesi ve hakkaniyet ölçütlerini gözetmesihukuk devleti olmanın gereğidir. Bu nedenle kanun koyucunun hukukidüzenlemelerde kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal sınırlar içindeadalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde tutarak kullanmasıgerekir.
Anayasa’nın 35. maddesinde, herkesin, mülkiyet ve miras haklarınasahip olduğu; bu hakların ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabileceği; mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırıolamayacağı ifade edilmiştir. Mülkiyet hakkı, kişiye başkasının hakkına zararvermemek ve kanunların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla, sahibi olduğuşeyi dilediği gibi kullanma, ürünlerinden yararlanma ve tasarruf olanağı verenbir haktır.
Anayasa’nın 13. maddesinde, temel hak ve özgürlüklerin, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların daAnayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetingereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı ifade edilmiştir.
İtiraz konusu kuralın birinci cümlesinin, 19.7.2003 tarihindensonra Hazineye ait taşınmazlar üzerinde her türlü yapı ve tesis yapanlarınmülkiyet haklarının sınırlanması sonucunu doğurduğu açıktır. Bu sınırlamanınAnayasa’ya uygun olabilmesi için Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen temelhakların sınırlandırılmasına ilişkin ilkelere uygun olması ve bu bağlamda kamuyararı ile malikin bireysel yararı arasında makul bir denge gözetmesi gerekir.
Kanun gerekçesinde itiraz konusu kuralın, Kanun’un yürürlüktarihinden sonra Hazine taşınmazları üzerinde kaçak yapılaşmanın önlenmesiamacıyla kabul edildiği belirtilmiştir. Bu nedenle, kuralın mülkiyet hakkınıkamu yararı amacıyla sınırlandırdığında kuşku bulunmamaktadır.
Hazineye ait taşınmazlar üzerinde yapı ve tesis yapılması, kamuyaait mülkiyet hakkını ihlal etmektedir. Hazinenin söz konusu yapı ya datesislerin yapılmasına izni ya da muvafakati bulunmadığından, bu hakkındanvazgeçmesi ya da kişiler lehine fedakârlıkta bulunması beklenemez. Ayrıca,itiraz konusu kuralda, söz konusu sınırlamanın kuralın yer aldığı 5. maddeninyürürlüğe girdiği tarihten sonrası için geçerli olduğu belirtilerek, geçmişeetkili uygulamanın yol açabileceği hak kayıplarının önüne geçildiğigörülmektedir. Bu yönüyle değerlendirildiğinde kuralın, birey hakları ile kamuyararı arasında açık bir dengesizlik yarattığı söylenemez.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kuralın birinci cümlesiAnayasa’nın 2., 13. ve 35. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddigerekir.
B- Kanun’un 5. Maddesinin Onbirinci Fıkrasının İkinci Cümlesininİncelenmesi
Başvuru kararında, kişilerin Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihtensonra Hazineye ait taşınmazlar üzerinde yaptıkları yapıların, itiraz konusukural nedeniyle Hazineye intikal etmesi karşısında, taleplerinde haklı olupolmadıklarının tespiti amacıyla mahkemelere ya da idari mercilere başvuruimkânlarından yoksun bırakılmasının Anayasa’nın 2. maddesinde düzenlenen hukukdevleti ilkesi ile Anayasa’nın 40. maddesine, ayrıca, 4721 sayılı Türk MedeniKanunu’nun 723. maddesine göre, başkasının taşınmazı üzerinde kendimalzemesiyle yapı yapan kişinin taşınmaz sahibinden tazminat talep etme hakkıbulunurken, aynı hakkın Hazineye ait taşınmazlar üzerinde yapı ya da tesisyapan kişilere tanınmamasının ise Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlikilkesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun’un 43. maddesine göre, itiraz konusu kural ilgisi nedeniyleAnayasa’nın 36. maddesi yönünden de incelenmiştir.
İtiraz konusu kuralın ikinci cümlesinde, birinci cümledebelirtilen yapı ve tesisleri yapanların herhangi bir hak ve tazminat talepedemeyecekleri hükme bağlanmıştır.
Anayasa’nın 36. maddesinde “Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisiiçindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.” denilmektedir. Maddeyle güvencealtına alınan dava yoluyla hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliğitaşımasının ötesinde diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekildeyararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerdenbirini oluşturmaktadır. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karşıkendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işlemekarşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin, zararını giderebilmesinin enetkili ve güvenceli yolu, yargı mercileri önünde dava hakkınıkullanabilmesidir. Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkı tanınması adilyargılamanın ön koşulunu oluşturur.
İtiraz konusu kuralın ikinci cümlesi ile maddenin yürürlüğegirdiği 19.7.2003 tarihinden sonra Hazineye ait taşınmazlar üzerinde yapı vetesis yapanların, söz konusu yapı ve tesislerin başka bir işleme gerekkalmaksızın Hazineye intikal etmesi nedeniyle herhangi bir hak ve tazminattalep edemeyecekleri hüküm altına alınmıştır. Bu kural, Hazineye aittaşınmazlar üzerinde yapı ya da tesis yapan kişilerin haklılıklarını ilerisürüp kanıtlayabilmelerine ve zararlarını giderebilmelerine engel olmakta,böylece hak arama özgürlüğünü ortadan kaldırmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kuralınikinci cümlesi Anayasa’nın 36. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.
İtiraz konusu kuralın ikinci cümlesi,Anayasa’nın 36. maddesine aykırı bulunarak iptal edildiğinden Anayasa’nın 2.,10. ve 40. maddeleri yönünden ayrıca inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
VI- SONUÇ
29.6.2001 günlü, 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz MallarınDeğerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik YapılmasıHakkında Kanun’un 5. maddesinin onbirinci fıkrasının;
A- Birinci cümlesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazınREDDİNE,
B- İkinci cümlesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,
3.7.2014 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
Zühtü ARSLAN
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN